All language subtitles for Ask Mantik Intikam (10)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Aa! Ozan, vallahi gerek yok.

Ben şuradan bir taksi çağırır, biner giderim.

Hâlâ taksiye biner giderim diyor. Esra görmüyor musun?

Deli gibi yağmur yağıyor. Ben bırakırım seni.

Gerçekten gerek yok. Şuradan bir taksi geçer zaten.

Esra! (Telefon çalıyor)

Çınar arıyor. Ozan bir ses çıkarma, sus.

Olur.

Ozan, ne yapıyorsun ya?

Parçaladın telefonumu!

Ozan ya, kırılmış işte! Ne yapıyorsun, delirdin mi?

-Delirdim! Evet Esra, delirdim! -Ya ne demek delirdim?

Delirttin beni!

Ne yapayım ya, ne yapayım? Ne söylememi istiyorsun? Evet!

Deli gibi kıskanıyorum seni! Bunu mu duymak istiyorsun?

Evet, bütün bunlar, bütün bu şirket senin için yapıldı!

Belki bir gün gelir de beni görürsün diye!

(Esra) Hani ben güzel şeyleri hak etmiyordum?

Bunu mu söylememi istiyorsun?

Hani unutmuştun beni?

Hani sevmiyordun beni?

Hani istemiyordun artık? Ne oldu, ne değişti?

Esra, ben seni unutmadım.

Tamam mı?

Ben sana deli gibi âşıktım, sen beni bırakıp gittin.

Ben aylarca bir sebep aradım buna.

Ben hep seni suçladım Esra.

Unutamadım seni ama artık hiçbir önemi yok.

Hiçbir önemi yok, hepsi geride kaldı.

Benim tek istediğim sensin. Biliyorum sen de beni istiyorsun.

Ozan, sus!

Esra, inkâr etme.

Biliyorum sen de beni istiyorsun.

Sen de benim sana baktığım gibi bakıyorsun bana Esra.

Sen de âşık oldun.

-Hayır, ben gitmek istiyorum! -Esra!

(Gök gürlüyor)

Bu sefer gitme.

Gitme.

("Soner Avcu - Yeniden" çalıyor) "İlk görüşte bilemedim"

"Sonrasında güzelleştin"

"Seninle güzeldi hayaller"

Ozan, ben gideyim.

Olmaz. Gidemezsin, bırakmam seni artık.

Yok, eve gideyim.

Gidemezsin Esra, şu hâlimize bak, sırılsıklam olduk.

Gel, yukarı çıkalım. Kurutalım seni, hasta olma.

-Öyle mi diyorsun? -Hadi.

"Anlat yeniden"

"Nasıl severdim ki seni ben?"

"Bakma küs değilim ben"

"Belki yolumuz bir gün kesişir"

"Yeniden"

Al.

Sağ ol. Kurutma makinesi.

Biliyorsun sen.

Yeri bende, ben o zaman kullanayım.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Çağla?

Çağla, dur. Ne oldu sana?

Bir şey yok Çınar, benim biraz uykum var da uyuyacağım.

Çağla, nasıl bir şey yok. Şu yüzünün hâline bak. Ne oldu? Anlat.

Bir şey yok dedim Çınar, sen işine bak.

Ozan mı bir şey dedi?

Bir şey söyledi sana?

Yok. Ben Ozan'ı görmedim bile. Yani evinde yoktu.

Çınar, benim biraz uykum var da ben uyuyacağım, tamam mı?

(Duygusal müzik)

Saçlarım kurudu.

Kıyafetim de kurudu.

Burada da ikinci kez elbisem ıslanıyor.

Bir yanda da nasıl yağmur yağdı, değil mi Ozan?

Yağmurlar yağdı, şimşekler çaktı ama bitti.

Yaz yağmuruydu herhâlde geldi geçti. Bir şey anlamadık.

-Esra. -Efendim Ozan.

Çay yaptım ikimize.

Sıcak bir şey içmek iyi gelir.

Yok , ben içmeyeyim, gideyim ben.

Annemle babam ne yaptılar hiç bilmiyorum.

Arasalar beni ulaşamazlar.

Sen telefonu attın ya telefon kırıldı. Hayır, sorun diye söylemiyorum.

Gitme.

Burada kal.

Yok.

Ben gitsem mi yani, gerçekten gideyim ben.

Esra, biz böyle hiçbir şey olmamış gibi mi davranacağız?

Biz az önce bir şey yaşadık, farkında mısın sen?

Farkındayım.

Farkındayım.

Çok mutluyum da.

Heyecanlıyım azıcık.

Benim için bayağı ani oldu.

Ben birazcık düşünsem?

Düşünecek bir şey yok. Her şey ortada işte.

Yok.

Ben hiç böyle bir şey beklemiyordum.

Ozan.

Biraz çekiniyorum.

Ben gitsem, bu gece düşünsem...

...yarın görüşsek, olur mu?

Nasıl istersen.

(Duygusal müzik)

Yani o kadar bekledim...

...bir gece daha beklerim seni.

(Kapı vuruluyor)

-Merhaba Yalçın. -Merhaba Menekşe.

Bak, hakaret etmeye geldiysen eğer hakaret kaldıracak yanım kalmadı artık.

Tamam mı? Sen bana iadeli taahhütlü bir mektup yaz, gönder postayla.

Ben gelince okurum, hadi.

Yok Yalçın, öyle bir şey için gelmedim.

Böyle dernek kapılarında mı konuşacağız?

Derneği diyorsun.

Hiç merak etme Menekşe Hanım...

...ben derneğini en kısa zamanda size teslim edeceğim.

Başımı sokacak bir yer bulayım, bırakırım sana.

Yalçın, ben öyle bir şey demedim. Ben dedim ki hani...

...sıcacık yuvamız, evimiz varken niye burada konuşuyoruz dedim.

Hadi evimize gidelim, gel.

Efendim?

Ne diyorsun sen Menekşe, ne dediğinin farkında mısın?

Yalçın, ben mevzuyu tamamen yanlış anlamışım.

O hanımefendi geldi, bana her şeyi anlattı.

Ben bir halt yemişim, çok özür diliyorum senden.

Bir de şey...

...parfümün adını Menekşe koymuşsun.

Evet, parfümün adını Menekşe koydum.

Sen de beni kapının önüne koydun.

Yalçın, karı koca arasında olur öyle ufak tefek tartışmalar.

Evliliğin tuzu biberidir canım onlar.

Aa, ufak tefek tartışmalar. Bütün mahalleliye rezil ettin sen beni.

Paçalı donuma kadar herkes gördü.

Aman, Allah'ın bildiğini kuldan mı saklayacağız Yalçın?

Herkes paçalı don giyiyor. Ne var bunda?

Hadi, inat etme, dönelim evimize.

Sen benim mikroskobumu kırdın Menekşe.

Bir daha ömürbillah alamam. Çok incindim Menekşe, çok incindim. Hadi.

Yalçın. Yalçın.

Yalçın bak, o mikroskop eskimişti zaten.

Yeni sürüm mikropları göstermiyordu. Yenisini alırız.

Yalçın.

Biraz uğraşacağız galiba. Off!

Naz yapıyor tabii.

Hakkı. Haklı adam, haklı.

Hepsini de benim için yapmış.

Bir gün gelirim de şirkete görürüm diyeymiş.

Baştan söylesen ya şapşal.

Hayır, yemediğim laf kalmadı benim.

Bilsem, ciddiye almazdım seni.

Kız, neyi ciddiye almazdın sen?

Niye ağzın kulaklarında senin öyle?

Annem, değil. Yani öyle.

Ama normal.

Her şey gayet yerinde, standart bir gün.

Hiç değişik bir şey olmadı yani akşam akşam.

İyi, tamam. Sen beni bir kokla bakayım.

Anne, bu ne? Gel bir daha koklayayım.

Kız, bu ne kokusu böyle?

-Aşk. -Aşk mı?

Evet, baban benim için parfüm icat etmiş.

Adını da Menekşe koymuş, meğer gizli gizli...

...bunun peşindeymiş, o kadınla bu yüzden buluşuyormuş.

Aldatmıyormuş Esra beni.

Ah annem ya!

Söyledik sana elli kere anneciğim, babam öyle şey yapmaz dedik.

Durup dururken boşu boşuna aşk acısı çektin ama.

Evet.

Ben çok özür dilerim Esra senden.

Anneciğim, niye benden özür diliyorsun? Git babamdan özür dile.

Ona affettir kendini.

Yok, öyle... Gel, oturalım ana kız, biraz dertleşelim.

Esra.

Ben seni çok sert yetiştirdim galiba annem.

Evet.

Yani kalbini dinleme, mantığınla hareket et dedim falan.

Güçlü bir kız oldun, çok da iyi oldu aslında ama.

O duyguları yaşamak da çok güzel annem.

Yani böyle insan aşka düşünce...

...yaşadığını hissediyor.

Tamam, mantık seni hayatta tutuyor ama...

...aşk da seni yaşatıyor.

Yani öyledir de.

Aşk iki kişilik yaşanınca güzel değil mi?

Ya babam seni affetmezse anne?

Yok, öyle bir şey yok.

Tamam, baban şimdi benimle konuşmuyor ama...

...nazlanıyor, haklı.

Nazlanıyor ama onun nazını çekmek bile çok güzel.

Sen benim söylediklerimi unut annem.

Boz ezberini.

Ver elini.

Burayı hisset, olur mu?

Buranın attığını hisset annem.

Öyle mi diyorsun?

Ben demiyorum.

Aşk diyor.

Beş...

...altı, yedi...

Eko, hayırdır, doğuruyor musun annem?

...sekiz...

...dokuz...

-Bu evin hâli ne ya? -Anne, ne yapıyor bu yine?

11, spor yapıyorum, ne karışıyorsunuz?

Nasıl? Bak bakayım, bak. Var değil mi gelişme?

Yalnız dikkat et, parmakların kırılmasın.

Eko, saçma sapan konuşma. Toplu iğne batırsam söner onlar.

Ayrıca ne oldu, sen geçen haftalarda kitap falan okuyordun.

Birdenbire başka bir şeyler mi denemeye başladın?

Evet, tavır değiştirdim. Çünkü neden, mahalleye böyle dökme demir gibi...

...kaslı bir çocuk geldi. Ben de Elif'in ona bakışlarını hiç beğenmedim.

Benim derhâl o bakışları kendime doğru çekmem lazım.

Benim dikkatimi dağıtmayın, gidin. İşiniz gücünüz yok mu sizin?

Baban da mı vücutçuydu kardeşim!

Baban da vücutçuydu, baban da.

Onları alma, ben spor yapıyorum onlarla anne.

-Altları pis. -Ben sildim onu.

Abi, bir şey diyeceğim. Senin öyle geceden sabaha kasın çıkmaz.

Yani Elif de öyle bir kız değil ki. Gerçekten değil.

Şimdi sen kaslısın diye sana mı bakacak ya da o çocuk kaslı diye ona mı bakacak?

Vallahi yapacak bir şey yok. Ben işimi riske atamam.

Ayrıca ben Elif için Toplum Sözleşmesi'ni bile yalamış yutmuş bir insanım.

Bunlar bana hava civa. Ben sabahtan akşama kadar çalışır yaparım, sen merak etme.

Git hadi.

Biraz da şurada çalışayım. Hadi bakalım amino asit perileri, neredesiniz?

Abiciğim olmaz, böyle olmaz gerçekten. Sana bu işi bilen bir yardım etsin.

(Ekrem) Üç...

Kaslı...

Sana Ozan yardım etsin.

Ozan'ın böyle böyle kasları var ya.

Ne zamandan beri?

Esra, hayırdır, sen Ozan'ın kaslarını nereden biliyorsun annem?

Ben nereden bileceğim, tişörtün üstünden belli oluyor...

...buralardan böyle kas gibi, kemik gibi de duruyor aslında.

Kemikli de olabilir, tam emin değilim.

Utanıp kaçmalar.

Herhâlde kemikti.

-Var bu kızda bir hâller, dur bakalım. -Bu aralar tuhaf.

Bir gece ya.

-Ne? -Musa, bir gece dedi.

Yani bir gece dediğine göre durum çok da vahim olamaz, değil mi?

Yani.

Haklı tabii, kız haklı.

Sonuçta onun da zamana ihtiyacı var.

Her şey çok ani oldu.

Haklı.

Evet, zaten kötü bir durum olsa çat diye suratına söyler.

-(Ozan) Değil mi? -Evet. Esra yani bu sonuçta.

Musa, ben kaç kere dedim sana şuna Esra deme diye?

Anlamadım.

Yenge diyeceksin Musa, yenge.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Çınar) Çağla.

Çağla.

Çağla, ne yapıyorsun?

Bırakır mısın? Lütfen.

Çınar, rahat uyuyabileyim diye, uykumu rahat geçirsin diye içeceğim sadece.

Oturur musun? Senin artık bunlara ihtiyacın yok.

Bu kadar yok katettik başa mı döneceksin Çağla?

Sen bana anlat, söyle. Ne oldu?

Çınar, ben çok mu çirkinim?

Canım benim, nereden çıkartıyorsun onu? Ne çirkini Çağla?

O zaman niye beni hiç fark etmiyor Ozan?

Niye görünmezim ben Ozan için?

O kadar çabalıyorum, gözlerinin içine bakıyorum beni fark etsin.

Hiçbir işe yaramıyor. Neden?

Çağla, sen Ozan'ın senin için doğru kişi olduğuna emin misin?

Eminim.

O kadar eminim ki iliklerime kadar hissediyorum.

Ben sadece üzülmeni istemiyorum, o yüzden.

Çınar, ben çok yoruldum geride bırakılan, unutulan olmaktan.

Çok yoruldum cici kız gibi davranmaktan, artık bıktım.

Tamam, git konuş o zaman Çağla.

Çık karşısına açık açık anlat, ne kaybedersin?

Belki de çoktan kaybetmişimdir.

Ne kaybetmesi Çağla?

Savaşmadan kaybedemezsin. Sen Ozan için hiç savaştın mı?

Hayır.

O zaman kalk savaş.

Seni görmüyorsa göster kendini.

Bak, ben neyi öğrendim biliyor musun?

Kimse sen iyisin, tatlısın diye madalya takmıyor sana.

(Müzik)

(Geçiş sesi)

Bu sefer gitme.

Gitme. (Geçiş sesi)

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

-Efendim anneciğim? -Oğluşum, nasılsın?

İyiyim, iyiyim. Keyfim yerinde.

Yalnız acelesi var, bu çiçekleri biraz daha çabuk yollarsanız çok sevinirim.

Tabii.

(Zümrüt ses) Ne? Çiçek mi alıyorsun?

Kime alıyorsun? Ne gerek var?

Oğluşum, ya bana alıyorsun ya Çağla'ya, değil mi?

(Ozan ses) Anneciğim, sen dün ben aradın ama ben dönemedim sana.

Meşguldüm çok.

Olsun, olsun. Oğluşum, ben şey diye aradım.

Sen bu sevimsizi yine işe mi aldın?

Oğluşum, ben sana defaten söyledim.

Aynı derede iki kere yıkanılmaz.

Eşek bile düştüğü çukura bir kere düşer, iki kere düşmez.

Yolla gitsin onu, dehle sevimsizi gitsin.

Anneciğim, Esra'ya sevimsiz demeyi bıraksan mı artık?

Tabii, sıkıldın değil mi aynı sıfattan?

Şey diyeyim, mendebur.

Meymenetsiz ya da. Nemrut da olur bak.

Nemrut derim, yakışır ağzıma. Ne diyeyim?

Hiçbiri anneciğim.

Oğlum, sevimsize sevimsiz denir. Başka ne diyeceğim?

Sen yolla şirketten onu, yolla.

Anneciğim, işle ilgili aldığım kararları da ana danışmayayım istersen.

Neyse, zaten benim işim var. Hadi, kapatıyorum ben.

Öptüm, kapattım.

Bir dakika. Oğluşum, yollayacağım annem de.

Annem yollayacağım de, içim soğusun.

Yollayacağım de, bir kere de, duyayım. Yollayacağım de.

Kurban olduğum oğluşum, yollayacağım de.

Oğluşum, alo?

Aman!

Bu da iyice huy edindi insanın suratına telefon kapatmayı.

Abla, sıkboğaz etmesene, onun şirketi, onun kararı.

Hayır Reyhan, kırmızı alarm.

Bu sevimsizle ilgili bir şeyler dönüyor ortalıkta, ben hissediyorum.

Vay, vay, vay!

Şu dağ gibi kıza bak, bir de dünkü enkaz gibi kıza bak. Aynı kişi mi?

Küçücük bir deprem bizi yıkamaz Çınarcığım, çünkü temelimiz sağlam.

Ben senin dün söylediklerini düşündüm de haklısın.

Yani böyle oturup bir şeylerin olmasını beklemem hata.

Ne umuyordum ki acaba?

Ama aklım başıma geldi.

Ozan için mücadele edeceğim ve kaybetmeye hiç niyetim yok.

(Reyhan) Abla, abla.

-Nasılsın? -İyiyim.

-İyi misin? -Evet.

-İyim dedi, not al. -(Reyhan) Tamam, alıyorum.

Bir de gülüyor böyle, yüzünde alık bir ifade var.

Onu da not al. Böyle ayak üstüdüşmüş gibi.

Şey o zaman ben izninizle işe gideyim. Sonuçta işimi çok seviyorum.

İzin vermiyorum. Gidemezsin.

Laf soksana bana. İzin vermiyorum, gitmeyeceksin.

Hayır, hayır.

İzin vermiyorum diyorum.

Laf sok bana, kötü davran. Bak sana kötü davranıyorum.

Yok, şey yapamam, büyüğümsünüz sonuçta.

Büyüğün müyüm?

-Büyüğümsün yaz. -Duydum abla, not alıyorum.

Yok, yok. Not alma sen Reyhan ablacığım.

Yani sonuçta olur böyle hayatta bazen iyi şeyler.

Ben sağımdan kalktım, iyiyim. İyi uyandım.

Keyfim yerinde, ondan böyleyim yani.

Keyfin mi yerinde?

Aynı oğluşum gibi dedi keyfim yerinde.

Aa! Oğluşun da mı dedi? Ne dedi? Onun da mı keyfi yerindeymiş?

Sana ne?

Sana ne? Seni ne alakadar eder? Benim ailemden uzak dur.

Baki sana kötü davranıyorum, bana kötü davran, bir şey de.

-Hayır. -Hayır mı?

Ben şimdi o zaman işe gidiyorum.

İyi günler. Görüşürüz.

Zümrüt...

Neyse.

Beni sevdi.

Ne güzel işte.

Allah hepinizin...

Abla, benim de mi? Ay, yapma!

Abla.

(Ozan) Geldim sayılır Pınar.

Halletmem gereken bir iş vardı, onu yapmaya gittim.

(Pınar ses) Tamam Ozan Bey, randevularınızı ayarlıyorum o hâlde?

(Gerilim müziği)

Ne yapıyorsun? Yavaş, kaza yapıyorduk.

Tamam sakin ol, yapmadık.

Ne oldu, yerini kaptım diye mi üzüldün?

Otopark görevlisiyle konuş, sana bir yer ayarlasınlar Çınar.

Bütün otopark benim Ozan.

Kimseyle konuşmuyorum, istediğim yere park ederim.

Sen yavaş yavaş öğreneceksin haddini aşmamayı.

Bu havayla, bu tavırla mı tavlayacaksın Esra'yı?

Esra öyle bir kadın değil Çınar.

Yok, sadece bunlarla değil.

Senden daha dürüst olduğum için seçecek Esra beni.

Onu hiç üzmediğim için seçecek.

Kötü bir anımız olmadığı için seçecek.

-Bana bak. -(Çınar) Söyle.

İkimiz de biliyoruz, Esra senin için sadece geçici bir heves.

Senin karşında çocuk yok Ozan. Ben hislerimden eminim.

Esra'nın kalbini kazanmak için de elimden gelen her şeyi yapacağım.

Esra olmaz. Çınar, etrafında bir sürü kadın var, vazgeç.

Varsa var! Esra farklı.

Ayrıca hangi kadınla görüşeceğimi sana soracak değilim.

Esra’dan uzak dur, anladın mı?

Anlamadım, ne yapacaksın?

Anlatacağım.

Anlatsana lan!

Abi ne yapıyorsunuz, ne yapıyorsunuz? Bir sakin ya!

Şirketteyiz bir gören olacak.

Musa, anahtarı al arabamı yerine park et.

Arabanın yeri dolu Musa, başka yer bul.

Aa aa! Erken gelme rekoru kırdım galiba.

Çiçek!

(Esra) Günaydın.

Çikolata.

(Duygusal müzik)

-Günaydın. -Ne yapıyorsun?

-Biri görecek şimdi. -Vallahi umurumda bile değil.

-Erken gelmişsin? -Erken geldim.

-Beğendin mi çiçeklerini? -Evet, bayıldım.

Hatta çikolatalar da çok güzelmiş. Sen de ister misin?

Sabah sabah ağzım tatlandı.

Çikolata mı?

-Günaydın. -Günaydın Çınar.

Çınar Bey.

Çikolatalar güzel mi?

İş teklifimi düşünürken daha pozitif olursun diye düşündüm.

-Esra'nın bir işi var zaten Çınar. -Staj bir iş değil Ozan.

Stajyerlikten bahsetmiyorum. Esra bir projenin başına geçecek.

İkinize de çok teşekkür ederim, çok düşüncelisiniz.

Ama ben kendi kararlarımı kendim verebilirim.

Şimdi çalışmam lazım, kolay gelsin.

(Neşeli müzik)

(Duygusal müzik)

Ee, gece bitti. Bol bol düşünecek de vaktin olmuştur.

-Evet düşündüm. -Ne yapıyoruz?

Yani Ozan kapı açılacak şimdi.

Açılmaz.

-Ozan ne yapıyorsun? -Bilmiyorum ki ne yaptığımı.

Esra, bana bir cevap ver artık.

Ben o zaman hallederim Ozan Bey. Dediğinizi not aldım...

...onu şey yaparım ben. -Tamam.

O zaman bakın siz konuya Esra Hanım ama çok uzamasın.

Uf!

Kurtardım sizi Ozan Bey, asansör durmuştu ama ben hemen müdahale ettim.

Aferin Koray, aferin. Çok iyisin.

-Bravo. -Ne demek efendim, her zaman.

Her zaman Koray, bravo.

Ay çok heyecanlıyım. Kalbim yerinden çıkacak gibi.

Of!

-Esra! -Buyurun Çağla Hanım.

-(Çağla) Nasılsın? -İyiyim teşekkürler, siz nasılsınız?

İyiyim ben de. Şimdi bir toplantım var.

Daha sonrasında kız kıza oturup odamda bir kahve içelim diyorum, ne dersin?

-Olur, olur tabii ki. -Tamam o zaman ben sana haber veririm.

-Tamam. -Görüşürüz, kolay gelsin.

Bu karnıyarığı var ya, en lüks restoranda bile yiyemezsin.

Evet doğru anneciğim. O yüzden o karnıyarığın...

...kıymalı kısımlarından ayırsana, benim proteine ihtiyacım var.

Eko senin akla ihtiyacın var o da yemekle olmuyor.

Ayrıca benim karnıyarıklarıma salça olma, bunları baban için yaptım.

Onun midesinden kalbine bir güzergah çizeceğim, affedecek beni.

Aman ne güzel, ne hoş anne. Beni hep örseleyin...

...hep eskitin, hep yıpratın beni bu evde.

İkinci el Ekrem, hadi ben gittim.

Hah geldi. Ne oldu Zümrüt, ne istiyorsun?

Sorularımın cevabını.

-Dün gece Esra kaçta eve geldi? -Ne münasebet, sana ne canım?

Ne demek bana ne? Burada soruları ben sorarım!

-Aa aa! -Önemli diyorum, cevapla!

Esra dün gece eve kaçta geldi, keyfi nasıldı? Söyle çabuk.

-Zümrüt, sen niye bu kadar telaşlandın? -Ya Menekşe...

...Zeus'um, oğluşum bugün senin sevimsiz kızından çok iyi bahsetti.

Menekşe!

Bir Esra sevimsiz değil çok tatlı bir kızdır.

Ozan da tabii iyi bahsedecek ondan ama sen şeyi merak ediyorsan...

...Esra'nın hâlini, vallahi çok keyifliydi.

Çok mu?

Puanla! Puanla, birle on arası kaç, çabuk!

Birle on arası. Bir mi, iki mi, söyle çabuk!

11!

11! 11 dedi.

11 olmaz, 11 demesin. 11 çok mutlu demek, olmaz 11!

Zümrüt çirkinleşme. Çirkinleşme!

Abla, ablacığım gidelim.

Abla abla!

(Zümrüt) 11'miş, 11 ne ya?

Ruh hastası.

Ruh hastası!

Hakikaten, Esra niye o kadar keyifliydi dün?

Lan bu nasıl coin ya? Üç aydır bekliyoruz hâlâ yükselecek.

Aa Elif. Elif Elif Elif!

-Elif ne haber, ne yapıyorsun? -İyi.

Pek kollarım kalkmıyor kastan da o yüzden.

-Ya, kas? -Evet.

Evet, biraz böyle çok yoğun spor yapıyorum bu ara ben de.

Aslında ben de çok sevmem kaslı erkek vücudunu ama...

...insan bir kasa tutulunca, bir spora tutulunca...

...demek ki oraya doğru gidiyor vücut.

Herhâlde öyledir, ben pek anlamam kas yapma işlerinden, pek sevmem de.

Aa öyle mi? Ben de.

Ben de birisi beni kovalamadığı sürece hiç koşma taraftarı değilim.

Sen nereye bakıyorsun ya?

Timur bugün ilk dersini verecek atölyede.

-O gelmiş mi diye bakıyorum. -Öyle mi?

Ne kadar mutlu, sevinçli, neşeli bir haber.

Hayatım boyunca bu kadar iyi bir haber almamış olabilirim.

İyi o zaman, sen de gel derse, ne dersin?

Sanat ve heykel dersi verecek. Ben heykele bayılırım biliyor musun?

Ya tabii, ben de. Heykel ve sanat benim için de çok önemli.

Biri olmadan öbürü olmaz, öbürü olmadan diğeri yok.

-(Elif) İyi gel o zaman, gel girelim. -Tabii geleyim, ben de geleyim.

Toplantıda yine şovunuzu yaptınız Ozan Korfalı.

Önemli değil canım, birkaç tane fikir sadece.

Çınar da senin yüzünden gidiyor belli ki.

Yeni organizasyon şirketiyle yapacağımız projeyi hemen üstlendi.

Şu Esra'nın ilgilendiği projeler değil mi?

Evet. Zaten bütün işi birlikte yaptılar.

Beraber uyumlu da çalışıyorlar. Çok da tatlılar.

Ya, çok çok!

Ozan, hani geçen gün beraber balık ekmek yemeye gitmiştik ya...

...oraya bir daha gider miyiz? Çok eğlenmiştik çünkü.

Olur tabii, gideriz bir gün.

Esracığım, gelsene.

Biz de Esra'yla kız kıza kahve içip, laflayalım diyorduk.

O zaman ben odamdayım.

-(Çağla) Görüşürüz Ozancığım. -Görüşürüz.

Hadi gel kahve içelim.

Keşke bölmeseydim ben sizi Çağla Hanım. Kahvemizi daha sonra da içerdik.

Yok önemli değil, otursana.

Biz de geçen gün Ozan'ın çok sevdiği bir yerde...

...balık ekmek yemeye gitmiştik de onu konuşuyorduk.

Bütün gün liseliler gibi gezdik o gün.

(Çağla) Böyle dolmuşa bindik, kitapçıları gezdik.

Çok keyif aldığım bir gün oldu.

Belki de bu kadar keyif aldığım için yediğim balık çok lezzetli geldi bana.

Bir daha yemeye kararlıyım.

-Şimdiden afiyet olsun Çağla Hanım. -Sağ ol.

Alo, odama iki sade Türk kahvesi alabilir miyim?

Teşekkürler.

Nasıl içersin diye sormadım ama acı kahve iyidir.

(Çağla) Ağızda kalıcı bir tat bırakır.

Ee Esra? Çınar'la ilgili gerçekleri öğrendiğine göre artık...

...birbirimizi daha iyi tanımalıyız diye düşündüm.

Ne de olsa Çınar'la yakın arkadaşsınız.

Evet, Çınar'la iyi bir iş arkadaşıyız biz.

Bu arada sana teşekkür etmem lazım.

Anlamıyorum Çağla Hanım, neden?

Bana saat seçiminde yardım ettin ya, onun için.

Sayende Ozan saati hiç kolundan çıkartmıyor.

Ben de Ozan'ın bana aldığı kolyeyi hiç boynumdan çıkartmıyorum.

Yani çıkartamıyorum.

Çünkü Ozan boynumda görmezse çok kırılır, hep takacağıma söz verdim.

Öyle mi?

Bu arada sen bilmiyor musun? Ozan'la benim aramdaki şeyi.

Ben biliyorsun diye düşündüm. Herkes konuşuyor ya şirkette.

Ozan'la benim eninde sonunda evleneceğimizi düşünüyorlar.

Aslında haklılar da. Şirketteki konumumuz olsun...

...hayat tarzımız olsun, birbirine o kadar uyumlu ki.

Ama ben yine de emin adımlarla ilerlemek istiyorum.

Sonuçta bir sürü evlilik bitiyor.

Sen daha iyi bilirsin.

(Kapı vuruluyor)

-Çağla Hanım kahveleriniz. -Teşekkürler.

-Benimkini buraya bırakabilirsin. -Tabii ki.

-Afiyet olsun. -Sağ ol.

Evet doğru. Ama hayatta öğrendiğim bir şey var.

O da hiçbir şeyin planlandığı gibi gitmediği.

Dikkatli olmakta fayda var.

Evet haklısın.

Dikkatli olmak gerekiyor, ne güzel söyledin.

İnsan en mutlu olduğu anda bile tetikte olmalı.

Çünkü her şey bir anda tepetaklak olabiliyor, değil mi Esracığım?

Ee, hep ben konuştum.

Biraz da sen anlat.

Hayatında birisi var mı?

Hayatımda birisi var.

Öyle mi?

Kim peki? Özel değilse paylaşmak ister misin?

Bence yakında öğrenirsiniz.

Çağla Hanım, kalıp sizinle sohbet etmeyi gerçekten çok isterdim ama...

...Çınar Bey'le toplantım var, o yüzden benim çıkmam gerekiyor.

-Afiyet olsun. -Kahveni içmedin.

Tabii ben kabalık etmek istemedim ama acı kahve sevmem.

Ağızda bıraktığı tadı da sevmem.

(Duygusal müzik)

Ah Ozan ah, yaktım seni.

Gel!

Bak şurası.

Oo! Çık Musa çık çık çık!

(Musa) Kaçtım, yok oldum. Görüşürüz.

Esra?

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

-Saatin de çok güzelmiş. -Evet ben de çok beğenerek--

-Sana bu saati kim aldı? -Çağla. Çağla hediye etti.

O yüzden mi hiç çıkartmıyorsun kolundan?

Yok, beğenerek takıyorum. Tam benim tarzım olan güzel--

Tam senin tarzın olan bir saat. Seni en iyi kim tanıyor?

Ben.

Sana bu saati kim seçti? Ben.

Ne? Sen mi seçtin?

Evet. Çağla Hanım fikrimi sormuştu ben de söyledim.

Ben şimdi anladım bu saati neden kolumdan çıkarmadığımı da...

...sorun ne Esra? -Sen de ona kolye almışsın.

O da kolyeyi çıkartamıyor kırılırsın diye.

Niye kırılayım canım ben? Alt tarafı aceleyle aldığım bir şey.

Siz bence evlenin ya. Gerçekten siz gidin evlenin.

Ne bileyim öyle simgesel olarak saatti kolyeydi uğraşmanıza gerek kalmaz.

Gider kendinize alyans alırsınız, takarsınız parmağınıza...

...sonsuza kadar mutlu mesut yaşarsınız.

Ne alyansı Esra ne saçmalıyorsun? Çağla benim arkadaşım.

Ne saçmalaması? Gayet de yakışıyorsunuz birbirinize.

Hakikat, gidin evlenin.

Bu mu dert, bu mu? Ha, bu mu dert?

Al, çıkardım attım. Bir daha da takmam.

-Oldu mu? -Oldu.

Oldu mu?

Oldu.

Ne saati ne kolyesi Esra ya?

Benim tek derdim seni görebilmek.

Seninle vakit geçirmek. Senin dert ettiğin şeylere bak.

(Kapı vuruluyor)

Ozan Bey...

-Anladınız değil mi Esra Hanım? -Evet anladım.

Yakındakiler uygulaması için mahalle portföyü burası.

Tamam o zaman ben onu hallediyorum, hallettikten sonra giderim...

...sen de bana şey yaparsın. -Tabii, yalnız geç kalmasın.

Sabrım kalmadı fazla.

Ben istediğiniz dosyayı getirmiştim ama onu...

...böyle bırakayım, kolay gelsin.

Hayır ben bunun aynısını yazın Kilyos'da kumdan yapıyorum.

Yaparım, bir şey yok yani bunda.

İşte, bu kadar.

Nasıl bu kadar ya? Bu mu? Yani kesin olarak bu kadar mı tam?

Bu kadar mı ya?

Zencefille çaydanlık karışımı bir şey yaptı, bu olamaz, heykel mi bu ya?

-Sus ya duyacak şimdi. -Tamam.

Timur Bey çok yeteneklisiniz. Gerçekten göz kamaştırıyorsunuz.

Bu heykel üzerindeki yaratım sürecini bizimle paylaşmak ister misiniz?

Ben yaratmıyorum hanımefendiciğim. Ben yaratım sürecine aracılık ediyorum.

Pardon, anlayamadım. Biraz daha açar mısınız?

Ya işte uyduruyorum diyor.

Elbette elbette, şöyle açıklayayım. Heykel zaten o taşın içinde duruyor.

Ben sadece biraz fazlalıkları alıyorum.

-Bravo Timur, bu çok güzel bir metafor. -(Timur) Teşekkür ederim.

Ne metaforu ya?

Ben biliyorum bu cümleyi, bu cümle başka birinin cümlesi inanmayın.

-Nereden? -Bu Raffael değil, Donettelli...

Tanıyorum, cümleyi biliyorum. Bire bir başka birinin cümlesi bu.

Bence inanmayın.

Dostum benzerini duymuş olabilirsin. Sonuçta sözcük sayısı belli.

Dönüp dönüp o sözcüklerle aynı cümleleri kullanıyoruz değil mi?

Hayır be kardeşim, biliyorum diyorum. Okudum, bire bir bildiğim bir cümleyi...

...şu anda aldın sen insanlara yutturmaya çalışıyorsun.

-Ne olur sus ya. -Tamam, senin için susuyorum.

-Elifciğim bir gelir misin? -Gelemez.

-Gelirim gelirim. -Geleme...

Şimdi şu güzelliğe bir bakın.

Bu güzelliği yaratmak sadece Tanrı'ya mahsus bir durum.

Evet, biliyoruz oralarını.

Ama onu taşa kazımak, resmetmek, biz sanatçıların işi.

İşte bizim yaratım sürecimizin kısa bir özeti.

Umarım anlatabilmişimdir.

Bir de ayakta mı alkışlıyorsunuz ya? Yuh, vallahi yuh!

Onun elini tutuyor, Allah'ım!

Bu mu yani sanat eseri bu mu? Zencefil mi, çaydanlık mı?

Ne olduğu da belli değil ya!

Buldum! Buldum Michelangelo. Evet, o laf Michelangelo'nundu.

Arkadaş Michelangelo'dan da çalmazsın, yuh artık ya!

Eko ama çocuk en başından söylemedi mi?

Aynı sözcüklerle aynı cümleleri kuruyoruz demedi mi?

Yani bu çalmak sayılmaz.

Ayrıca biz sanatçılar arada bir esinleniriz, normal.

Ya saçmalama ya. Adam...

Adam replikası yaptı demiyorum, bire bir orijinal çaldı ve kullandı.

Oradaki herkes de yedi bunu.

Sana da aşk olsun yani.

Aynı şeyi ben yapsam, uf Eko, saçmalama falan der, gidersin.

Timur yapınca oh, hemen yüzümüzde güller açtı maşallah.

Bir dakika, sen böyle maço, kompleksli erkek gibi davranıyorsun şu anda.

Evet. Yetenekli diye kıskanıyorsun Timur'u.

Ben o küreğin neyini kıskanacağım Allah aşkına ya!

Allah Allah! Adam belli oranda...

...gözle görülür bir biçimde kas kütlesine sahip ama kafa boş.

Kafadakiler hep o vücudu yapacağım diye uçup gitmiş.

Hiç de bile. Timur gayet zeki bir çocuk.

-Ama sen bunu görmeyi tercih etmedin. -Ben tercih etmiyorum?

Ayrıca bu herif sana (***) gibi yazıyor. Yazıyor bu herif sana.

Saçmalama ya olabilir mi öyle bir şey? Abarttın.

O ağzımızı toplasak mı biraz?

Sen var ya, aklın hep böyle kötülüğe, fesatlığa falan çalışıyor.

Evet, sanattan da hiç anlamıyorsun. Sen kime benzedin biliyor musun?

-Kim? -(Elif) Annem.

-Annen? -(Elif) Evet.

Bence o yüzden davranışlarına çekidüzen ver tamam mı?

Annenle benim ne alakam var Allah aşkına ya?

Adam yazıyor işte sana, (***) gibi triplerde.

Gördük hep bunları, inkâr edemezsin.

Görüşme çok iyi geçmedi mi? Vallahi bu kadar iyi geçeceğini hiç zannetmiyordum.

Evet güzel geçti ama çok daha güzel şeyler başaracağız biz seninle.

Uf, umarım.

Bu arada girişimcilerle uzlaşamadığımız noktalar var.

Bence onların üzerinden bir daha geçelim, her şeyi netleştirelim...

...sonra da ben raporumu yazayım.

Olur, süper olur.

Bu arada Nevan Restoran’a çok yakınız. Yemek yiyip şu detayları konuşalım mı?

Ya...

...biz direkt şirkete gidip orada yemek yesek?

Zaten çok yorulduk.

Esra ben şirkete gidene kadar açlıktan ölürüm.

(Çınar) Ayrıca geçen sefer ektin beni, gözümden kaçtı sanma.

Teklifin tam detaylarını konuşacağız birdenbire ortadan kayboldun.

Gel oturalım konuşalım şunu.

İyi tamam, gidelim tabii ki.

(Telefon çalıyor)

-Efendim Çınarcığım. -Alo Çağla.

Biz şimdi çıktık toplantıdan. Çok güzel geçti.

Nevan'da bir yemek yiyip geliyoruz şirkete.

Öyle mi? Süpersiniz.

Size iyi eğlenceler.

Görüşürüz.

Esra'yla Çınar toplantıdan çıkmışlar. Çok da iyi geçmiş.

İyi sevindim.

Ozan biliyor musun, Esra Çınar'ın kim olduğunu öğrendiğinden beri...

...ona karşı davranışları değişti.

Öyle mi, ne gibi?

Ne bileyim, sabah konuştuk mesela, ondan bahsedişi bile farklı.

(Çağla) Bakışlarından söz etmiyorum bile.

Ama doğal tabii.

Kızlar etkileniyor bu para pul işlerinden.

Benim anlayabileceğim bir şey değil.

Bence Esra öyle bir kız değil Çağla, sana öyle gelmiş.

Bana öyle gelmiş olsaydı şu anda Çınar'la beraber...

...Nevan'da yemek yiyor olmazlardı değil mi Ozan?

(Çağla) Herhangi bir yerden bahsetmiyoruz...

...Nevan'ı sen de biliyorsun.

Ne kadar romantik bir yer olduğu malum.

Biliyorum. Çağla biliyorum.

Neyse, ben odamdayım. Görüşürüz.

Görüşürüz.

-Buyurun, böyle alalım sizi. -Teşekkürler.

Hatırladın mı bu masayı?

Hatırladım tabii, hatırlamaz olur muyum?

Müdüre posta koymuştun. Ben de diyorum bir tuhaflık var şu anda.

Nasıl böyle bir şey yapıyor, ne diyor?

Ayağa kalktın gidiyorsun, ben burada kaldım.

Meğer neden rahat olduğun belliymiş de ben bilmiyormuşum.

Bir dakika ya! Çınar bir dakika ya!

O zaman burayı sen bağladın.

O kadar laftan sonra nasıl kabul ettiler, bizim uygulamamıza...

...nasıl girdiler diyorum ben de.

-Belki ufak bir katkım olmuş olabilir. -Ufak?

Çünkü mekân arkadaşımın.

Sana yine borçlandım desene.

Eğer iş teklifimi kabul edersen ödeşmiş oluruz.

Çınar dedim ya, biraz düşünmeye ihtiyacım var.

Tamam, sorun yok. Ben beklerim.

-Buyurun. -Teşekkürler.

Teşekkür ederiz.

-Bu ne ya? Bu ne? Kalk, kalk. Gidiyoruz. -Esra bir dakika, dur.

Nasıl dur ya? Bu nasıl fiyatlar?

Çınar bakar mısın!

236 lira, 80 lira. Cheesecake 80 lira olabilir mi?

Gel, şurada bir büfe var. Oradan bir şeyler atıştırırız, sonra gideriz.

Esra lütfen izin ver, iki gün kendim olayım.

Yemeklerin siparişini ben vereceğim. Söz veriyorum, tamam mı?

Tamam.

Çek şu menüyü gözümün önünden. Moralim bozuluyor.

Sen siparişleri ver, ben lavaboya gidip geliyorum.

-Onu masada görmeyeceğim. -Anlaştık.

(Sessizlik)

(Telefon çalıyor)

Efendim, Ozan? Söyle, ne oldu?

Çınar bu telefonu sen neden açıyorsun? Bana hemen Esra'yı ver.

Demek ki Esra müsait değil. O yüzden ben açıyorum.

Hadi, rahatsız etme. Biz birazdan yemek yiyeceğiz.

Zırt pırt arayıp durma.

Çınar...

Çınar sen ne yapıyorsun?

(Telefon çalıyor)

Yok...

-Abi hayırdır? Her şey yolunda mı? -Musa hiçbir şey yolunda değil.

Nereye?

Ne yaptın? Siparişi verdin mi?

Verdim. Şimdi çok güzel bir ziyafet çekeceğiz.

Sen o sırada...

...bunu incele. -Bu ne?

Hani sana konuşmamız gereken detaylar var demiştim ya...

...iş teklifiyle ilgili.

İstersen oyalanmadan imzalayabilirsin.

Çınar sen benim proje koordinatörü olmamı mı istiyorsun?

Hem de bu maaşla?

Aynen öyle.

Esra ben bu staj döneminde şunu gördüm.

Sen gerçekten çok dürüst, çalışkan, tuttuğunu koparan...

...çok düzgün bir insansın.

Bence bir proje koordinatörünün sahip olması gereken...

...tüm özelliklere sahipsin.

Benim de tam böyle birine ihtiyacım var. Eğer kabul edersen çok mutlu olurum.

Böyle düşündüğün için gerçekten çok teşekkür ederim.

Ama bu benim için çok önemli bir karar.

Demiştim ya, biraz daha zamana ihtiyacım var.

Öyle bir şey olursa detayları konuşuruz.

Olur, ben beklerim. Sen yeter ki sonunda tamam, de.

(Bisiklet zili sesi)

-Merhaba, Yalçın. -Merhaba, Menekşe.

-Ben de seni arayacaktım. -Niye ki?

Mis gibi karnıyarık yaptım. Akşam gel, baş başa beraber yiyelim diyecektim.

Karnıyarık diyorsun!

Peki yanında semizotlu cacık da var mı?

Aa, olmaz olur mu! Cacık da var. Şehriyeli pilav da yaptım.

Ne dersin?

Aslında olabilir.

Olabilir mi, olur mu Yalçın? Bana net cevap ver.

Menekşe tamam, gelirim. Merak etme. Akşama görüşürüz.

Görüşürüz tabii. Niye görüşmeyelim? Görüşürüz.

Şey... Geç kalma.

-Yok, kalmam. -Kalma.

Aa! Bak, burada Ozan.

-Yanında da biri var. -Ben. Ben miyim?

Oğluşumun yanında ben. Tabii, anası.

-Asil bir duruşu varsa o benimdir. -Kız sen iyice kafayı yedin.

Seninle ne ilgisi var! Tövbe estağfurullah!

Kız, aşklı meşkli bir şeyler.

Haa! Ben de asil duruşu varsa o benimdir diye...

-Allah seni kahretmeye! -Neriman...

-Kız hoş geldin. -Hoş bulduk.

Neriman bana bir manikür yapsana. Akşama kocamla randevum var.

(Neriman) Aa! Kız barıştınız mı?

Adam masummuş. Ben boş yere günahını almışım.

Herhâlde! Kız, Yalçın abi bu; bilmiyor musun?

Şu kadarcık boyuyla...

Şaka yaptım kız.

Sana olan düşkünlüğünü biliyorum, o anlamda.

Pınar, ablana bir çay getir.

Şu fal bitsin, geliyorum. Çok heyecanlı.

Hayır yani, mevzuyu çözen kim?

Onun adı niye hiç geçmiyor? Ben...

-Neyse, sen devam et. -Bak böyle uzun boylu...

...kumral saçlı, badem gözlü, mermer gibi cildi var. Maşallah kız!

-Bu bana birini hatırlattı ama! -Sen sus.

Bana da tanıdık geldi. Şey mi?

-Sarı saçlı böyle. Sarı saçlı. -Kumral.

Kumral... Onların çeşitleri var. Araya iki tane meç yapıyorlar...

...sarıya dönük oluyor. Peki gözleri?

Gözleri yeşil. Çağla yeşili mi, zümrüt yeşili mi?

-Kahverengi. -Kahverengi olmaz.

-Sen de şuna dikkatli bak. -Aa! Algılarımı yönetme!

Bildiğin kahverengi.

Kahverengi göz, kahverengi uzun saç, mermer ten...

...size de tanıdık gelmiyor mu? Esra, de; olsun bitsin hadi.

Yok artık! Kız isim bilsem burada işim ne!

Ama doruklardalar. Öpüşük kokuşuk, öpüşük kokuşuk...

...nasıl mutlular, maşallah! -Yok, mutlu falan olamazlar.

-Mutlu falan olamazlar. -Aa! Kız ne yapıyorsun?

-Bir nevi falın fallanması. -Aa!

Kız ne yaptın! O, kahvecinin fincanı.

Ne var canım! Ben kahveciye iki üç takım alırım.

Yeter ki falın çıkmasın.

(Neriman gülüyor) Kız ne oldu buna?

-Ben ne bileyim? -Bana bak...

...Esra'yla Ozan birlikte, sen bana mı söylemiyorsun?

Birlikteler mi? Söyle, vallahi kimseye söylemeyeceğim.

Biliyorsun, ben sır küpüyüm. Allah'ını seversen söyle. Birlikteler mi?

Küpsün, biliyorum da Esra'yla Ozan arasında...

...bir barışma olayı var mı onu bilmiyorum.

Ben, Zümrüt'ü sinir etmek için öyle söyledim.

Kız benim içim sıkıldı. Dağlar, doruklar falan dedim ya...

...arkası karanlıktı.

Falı iyi ki bozdu. Boş versene, iyi oldu.

Öyle mi?

Beni daralttı.

Aman! Şimdi fallara mı inanacağız! Sen yap şimdi benim manikürümü.

Afiyet olsun. Çok sağ ol, teşekkür ederiz.

Yemekler nasıldı? Beğendin mi?

Beğenmek ne kelime! Bayıldım.

Bundan sonra yemekleri sen seçersin artık.

Seve seve.

Merhaba.

Aa! Ozan?

Ozan Bey siz burada ne yapıyorsunuz?

İçeride bir görüşmem vardı, tesadüfen sizi gördüm.

Yaa! Dünya küçük, değil mi? Şansa bak!

Şans. Toplantı nasıl geçti?

Vallahi çok güzel geçti.

Biz de detayları konuşmak için yemek yiyelim dedik.

Detayları konuşuyorduk.

Ne güzel.

Ne güzel.

Çınar Bey yemekler için teşekkürler. Ben de kalkayım artık.

Zaten eve gideceğim. Teşekkürler, Çınar. Görüşürüz.

-Ben de gideceğim. Seni bırakırım. -Yoo, yoo. Rahatsız olma, ben bırakırım.

Çınar bence sen burada geceye devam edersin.

Malum, sen takılmayı seviyorsun.

-Yok, ben artık takılmayı sevmiyorum. -Evime gideceğim.

Ben kendim giderim, sağ olun. Görüşürüz.

Ben seni bırakırım.

Çınar'la restoranda yemek yemeni filan istemiyorum. Esra madem işin bitti, dön.

Pardon?

Ozan ben ne yapıp yapmayacağımı sana mı soracağım?

İyi fikir. Bana sor.

Sen ne diyorsun ya?

Saçma sapan konuşmaya başladın! Arabayı kenara çeker misin?

-Ben ineyim, eve kendim gideyim. -Esra saçmalama.

Ne saçmalama! Arabayı kenara çeker misin Ozan?

-Çekmiyorum. Ne diyeceksen burada söyle. -Ozan ben senin ne yaptığını...

...şu anda anlıyorum.

Ben yanlış bir şey yapmadım ve sen bana...

...yanlış bir şey yapmışım gibi davranamazsın.

Çınar'la görüşmeni istemediğimi biliyorsun.

Bir de gidip herifle yemek yiyorsun ya! Benden ne yapmamı bekliyorsun?

Bana güvenmeni bekliyorum.

Sen hâlâ bana güvenmiyorsun, farkında mısın?

Seninle alakası yok. Benim derdim Çınar'la.

Çınar birine âşıkmış. Bana daha geçen gün söyledi.

O benim arkadaşım. Çınar benim sadece arkadaşım.

-Bunu sana hâlâ anlatamadım mı? -Öyle mi dedi?

-Kesin öyledir! Kesin öyle demiştir! -Ayrıca ben sana niye açıklama yapıyorum?

Senin bir derdin varsa git, Çınar'la çöz. Beni karıştırma.

Çınar'dan uzak durmak ne kadar zor olabilir?

İstemiyorum dersin, gelmiyorum dersin; olur biter.

-Ne kadar zor ya? -Ozan yeter!

Yeter! Ben bu saçmalığı daha fazla dinlemek istemiyorum.

İstediğin zaman beni sevip istediğin zaman azarlayamazsın.

Ben böyle biri değilim. Beni hayatında böyle bir yere konumlandıramazsın.

Hoşlanmıyorum diyorum.

Esra neyini anlamıyorsun? Hoşlanmıyorum.

Bak, gördün mü? Biz buyuz işte.

Biz beş dakika kavga etmeden, tartışmadan duramıyoruz.

Nasıl olacak böyle?

Böyle olacak işte.

Biz de böyle bir çift olacağız.

Kavga edeceğiz, birbirimizi yiyeceğiz ama sonra sarılıp barışacağız.

Böyle olacak.

Ozan birbirimizi yiyip bitiriyoruz.

-Bunu mu istiyorsun? -Esra tam olarak bunu istiyorum.

Böyle olsun.

Kavga edelim, birbirimizi yiyelim ama sonunda sarılıp barışalım.

Annelerimizi idare edelim.

Ekrem bizim başımıza türlü belalar açsın, ondan kurtulalım.

Ben babanın projelerine para yatırayım, sonra hep birlikte batalım.

Ben bunların hepsine varım.

Yeter ki sen benim yanımda ol.

Esra ne yapayım?

(Ozan) Seni kıskanıyorum.

Paylaşmak istemiyorum, ne yapayım?

Ozan sen zaten beni paylaşmayacaksın ki.

Ben bir tek seni seviyorum. Seni istiyorum.

Biliyorum, Esra'm biliyorum.

Ben seni dünyadaki her şeyden daha çok seviyorum.

O kadar çok seviyorum ki...

(Duygusal müzik)

Ruhum ellerine sağlık. Her şey çok güzel olmuş.

Afiyet olsun. Bir tane daha karnıyarık koyayım mı?

Yok, bu kadar yeter.

Bu kadar yeter. Tatlıya da yer kalsın.

-(Yalçın) Yaklaş bakayım sen bana. -Kurlaşmalara bak ya!

Menekşe'm çok güzel kokuyorsun. Bu parfüm sana çok yakışmış.

Tabii, yapan kişi işini iyi bildiği için...

...bana yakışanın da ne olduğunu biliyor.

Ben bu parfümden artık her gün sıkarım.

Sık ruhum. Tabii ki sık.

Parfüm de kime nasıl yakışacağını çok iyi biliyor.

Ya Yalçın...

Ben bunların kurlaşmasını bir tur gördüm, ikinciyi kaldıramam.

Ebeveynlerim ben gidiyorum.

Siz de bu muhabbeti burada fazla uzatmayın. Evinize gidin.

Hadi evinize. Hadi görüşürüz.

-Bu olmadı ya. -Menekşe bu ne zaman adam olacak?

Olmayacak.

-Seni gebertirim lan! -Ekrem... Ekrem...

-Sen ne diyorsun oğlum? -Ekrem sakin ol.

-Lafını geri al. -Sakin ol ya.

Lafını geri al. Lafını geri al.

Vurma, ne yapıyorsun? Yüzüme vurma bari be!

-Eko! -Lafını geri al.

-Geri al lafını. -Eko!

Ben bir şey yapmadım, saçma sapan şeyler söyledi.

-Eko sus! İyi misin? -Birden bulaştı. Ben sana ne yaptım abi?

Yolda yürüyordum, bulaştı.

Ozan buraya neden geldik?

Gel.

Şöyle etrafa iyice bak bakalım.

Tamam, kabul ediyorum ev şu an yaşamıyor ama...

...sen dokununca her şey farklı olacak biliyorum.

Ozan yani çok hızlı gitmiyor muyuz?

Yoo.

Neden bekleyelim ki? Yeterince zaman kaybetmedik mi zaten?

-Ben korkuyorum. -Hişt, korkma.

Ben buradayım artık. Asla kötü bir şey olmasına izin vermeyeceğim.

-İnanayım mı? -Söz.

Bu sefer her şey farklı olacak.

Gel.

(Müzik)

Ne?

Esra bu senin.

Bu ne?

Evin yedek anahtarı, sende de dursun.

Ne?

Ozan hani sen bu evi âşık olacağın, seveceğin kadın için almıştın?

Güvenebileceğin bir kadın için. Onunla senin yuvanız olacaktı burası, ne oldu?

-Öyle dedim değil mi? -Evet.

O kadın hep sendin ki Esra.

Hep sen oldun. Benim aklımdan başkası geçmedi bile.

Sen bana neler dedin burada, neler söyledin!

Tamam, biliyorum ama hepsini telafi edeceğim, söz. Söz.

Yani göreceğiz. Gel bir de bahçeye bakalım.

Gel, tut elimi.

-Ozan... -Efendim?

Bahçe de çok güzel. Mobilyaları falan çok güzel seçmişsin.

(Esra) Peyzaj harika.

Yalnız havuzun yanına bir çit mi yapsak?

En azından çocuklar büyüyene kadar.

-Ozan... -Tamam.

Çok hızlı gidiyorsun diyeceksin...

...sen ne zaman hazır olursan o zaman konuşalım bu konuyu.

Bir şey diyeceğim. Yukarıdaki odaları da görmek ister misin?

-Ozan? -Yani mobilyalar da var yukarıda.

Onlara da el atmak istersin diye. (Telefon çalıyor)

Telefon. Telefonum çalıyor.

Tamam.

-Efendim anne. -Selam söy...

Esra, baban eve döndü anneciğim.

Benim güzel kızım nerede diye soruyor. Neredesin anneciğim?

Babam eve mi döndü? Annem çok sevindim.

Ben şeydeyim... Evdeyim. Eve geliyorum.

Yarım saat sonra eve geliyorum annem, hadi öptüm.

Ozan ne yapıyorsun? Diyemem işte. Hadi yürü, gel.

Tamam, söyle işte buradayım de, bir şey yok.

Allah Allah! Ne olmuş, baban mı gelmiş?

Ben çok özür dilerim Timur. Gerçekten çok üzgünüm.

Eko adına da çok özür dilerim.

-Sen de çok üzgünsün değil mi Eko? -Ben ne üzgün olacağım?

Saçma sapan şeyler söyledi seninle ilgili. Ben susup bekleyecek miydim yani?

-Nasıl? Ne dedin? -Dostum saçmalama lütfen.

Elifciğim sen ona inanma. Ben sadece senin ne kadar güzel olduğunu...

...âdeta bir Yunan tanrıçasına benzediğini ve sana çok saygı duyduğumu anlattım.

-Çok iyi ya. -Ama herifin içindeki ilkel benliği...

...âdeta bir canavar gibi ortaya çıktı. Çok şaşkınım doğrusu.

Hiç alışık değilim böyle primitif dürtüleri...

...anlamakta çok zorlanıyorum.

-Oğlum sen ne pişkin bir şeysin! -Bak hâlâ ya!

-İnanmıyorum, vallahi delireceğim! -Asıl ben sana inanamıyorum Eko.

-Sen böyle bir şeyi nasıl yaparsın? -Sen bu herifin söylediklerini duysan...

...bunu tokat manyağı yaparsın. -Bari hatanı kabul et, bir özür dile...

...ama yok! Yok!

-Kalk Timur, gidiyoruz. -Gidelim Elifciğim.

Yine ben suçlu oldum. Delireceğim, vallahi delireceğim.

Bu ne böyle karanlık karanlık. Sanki fakir evi!

Sanki viranede yaşıyoruz.

Şöyle açın. İçimiz, gönlümüz, gözümüz açılsın.

Zaten yanıyor ortalık, off!

Oh!

Oğluşum!

Oğluşum! Oğluşumu rehin almışlar.

Benim canım sevgilim ya. Bu bana bayağı âşık galiba.

Babamın projelerini biz bile dinlemiyoruz.

(Anlaşılmayan konuşmalar)

Oğluşum!

Oğluşum rehin mi aldılar seni?

Fidye mi istiyorlar senden? Söyle bana.

Çaktırmadan göz kırp, ben anlarım. Fidye istiyorlar değil mi?

İsterler, bunlardan her türlü bela gelir.

Canım oğluşum benim.

Sen kimsin acaba?

Hangi sıfatla oğluşumla aynı masada oturuyorsun?

-Anne... -Sıfat...

-Anne... -Sıfatın ne?

-Anne günaydın. -Günaydın.

-Ne yapıyorsun burada? -Kimsenin beni rehin aldığı falan yok.

Tamam, sen gel ben seni eve götüreyim.

Kimsin ki? Sen kimsin acaba?

-Ben iş görüşmesi yapıyorum. -Patates haşla.

Yürü. Sen de bakma arkamızdan. Hep nazara geliyoruz.

Ana oğul nazara geliyoruz. Bakma, babana bak.

Hadi.

(Zümrüt) Fakir fakir. Hep nazar, hep nazar.

Timur bak bir.

Dostum özür dilemeye geldiysen hiç sorun değil, ben unuttum bile.

Timurcuğum, ben özür dilemeye falan gelmedim.

Ayrıca söylediklerini de unutmadım. Bak güzel kardeşim, kaslı kardeşim...

...bu mahalle de Elif de sana gelecek şeyler değil.

O yüzden sen bu mahalleden yavaştan voltanı al.

Hiç öyle bir niyetim yok vallahi. Sayende Elif'le dün bir yakınlaştık.

İşleri hızlandırdın anlayacağın. Ekmeğime yağ sürdün.

Elif'le daha da yakınlaşmamız an meselesi.

Timur sana buradan bir yaklaşırım.

Bir yaklaşırım bir daha bizi kimse uzaklaştıramaz lan!

-Bak şimdi ne yapıyorum. -Günaydın.

Günaydın Elifciğim.

Günaydın Elifciğim. Tam zamanında geldin, gelsene.

Senin bir resmini yapıp şu güzelliğini ölümsüzleştirmek istiyorum.

Yo, biz Elif'in çoğalmasını istemiyoruz. Yapmayalım bence öyle bir şey değil mi?

-Otur lütfen. -Hayır, oturmasın. Oturma gidelim.

Aa! Ben çok isterim ama ben sana uğrayayım dedim.

Benim dersim var şimdi.

O zaman akşam burada buluşalım, ne dersin?

-Baş başa rahatça çalışırız. -Olur.

-Olmaz. -Olur olur, çok güzel olur.

-Akşam görüşürüz. -Görüşürüz.

Senin var ya! Elif!

Elif! Elif! Elif!

Olmaz öyle şey! O herifle baş başa falan kalamazsın.

-Ben izin vermiyorum böyle bir şeye. -Pardon. İzin mi vermiyorsun?

Benim şimdi senden icazet mi almam gerekiyor resmimin yapılması için?

Sen resme mi takıldın?

Tamam, ben mahallenin girişine senin bire bir resmini...

...yaptırırım, sen takılma onlara. Ben danışman bir insanım sonuçta.

Ama olmaz, bu herifle baş başa falan kalamazsın.

Saçmalama artık. Dağ başı mı burası!

Bunun şeyle ne ilgisi var? Ya of!

İnanmıyorum, bu kadar saf olmana inanmıyorum.

Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.

Saf çok saf, böyle olmaz.

Şöyle bir bakıyorum da sana kısa sürede adam oldun vallahi.

Bana iş hayatımdaki ilk yıllarımı hatırlatıyorsun.

Ee, şirket nasıl gidiyor?

Çok iyi gidiyor baba. Şimdilik ayaklarımı suya alıştırıyorum.

Bir sonraki adım okyanus.

-O da olur evladım. -Olacak.

Neyse ki başınızda çok sağlam, çok başarılı bir gemi kaptanı var.

Kaptan vereceğini verdi baba.

Yani bu şirketin CEO'su sonsuza kadar Ozan olmayacak değil mi?

Yanılıyor muyum? Haksızsam söyle.

Bence yeni bir açılımın vakti geldi.

Seninle gurur duyuyorum Çınarcığım. Bu kadar hırslı olman güzel.

Ama ben azimli olmanı tercih ederim.

Hırs ve azim iki kardeş gibidirler.

Hırs öfkeyle var olur...

...azmin öfkesi yoktur.

Yani?

Yani neden Ozan'a bu kadar öfkelisin Çınar?

Yakın bir arkadaşını bir kalemde harcaman beni şaşırtıyor.

Pek senlik bir hareket değil.

Benim kimseyi harcadığım yok baba.

Ozan'ın bu kadar başına buyruk davranması beni rahatsız ediyor, doğru gelmiyor.

Ne geçti sizin Ozan'la aranızda?

Belli bir şeyler olmuş da...

...sen değil misin İngiltere'den döner dönmez benden önce ona giden?

Abi kardeş gibiydiniz.

Neyi paylaşamıyorsunuz şimdi Allah aşkına?

Bir şey yok.

Ben Ozan'ı sandığım kadar iyi tanımamışım. Onu fark ettim.

Ozan işinde çok başarılı Çınarcığım.

Benim için de insan olarak çok değerli.

Kendisi dümenden ayrılıncaya kadar da kaptan o.

Meseleniz her neyse aranızda çözün.

Baba, senin bir tane oğlun var.

O da benim. Hatırlatayım sana.

(Esra) Ozan!

Ozan, beni şu köşede indirseydin, niye döndün?

-(Ozan) Bir şey olmaz. -(Esra) Nasıl bir şey olmaz?

Biri görecek şimdi. Bak, birileri var orada.

Esra, orada kimse yok.

Nasıl kimse yok ya? Oradalar işte, gördüm.

Esra, ne yapıyorsun? Çocuk muyuz biz?

-Nasıl çocuk muyuz ya? -(Ozan) Çocuk muyuz biz ya?

-Olmaz. Yanlış anlayacaklar. -(Ozan) Olur.

-(Esra) Tabii senin tuzun kuru. -(Ozan) Tamam, yok işte kimse.

Kaldır şu kafanı, gitti işte herkes.

Nasıl gitti? Bak!

Gittiler Esra.

Ozan, dikkatli olmamız lazım.

CEO'yla sevgili oldu, terfi aldı diyecekler.

Esra, kapatsan mı artık şu konuyu?

Senin Çınar'la çalışmanı istemiyorum.

Ozan, ben işimi seviyorum. Ayrıca başarılıyım.

Daha da başarılı olacağıma inanıyorum. Çınar'la da iyi anlaşıyoruz.

Ben sana gel projenin başına geç diyorum.

Sen tutturmuş Çınar'ın asistanı olacağım diyorsun.

Asistan değil, proje koordinatörü olacağım.

İstemiyorum! Esra, istemiyorum! Nokta, tamam bitti.

Ne demek bitti, ne demek istemiyorum?

Ozan, sen benimle böyle konuşamazsın.

Benim fikirlerime saygı duymak zorundasın.

Ayrıca ne oluyor?

Git Çınar'la ne problemin varsa kendin hallet, beni karıştırmayın.

(Ozan) Yavaş!

İki dakika önce şurada kafanı saklıyordun, şu hâline bak!

Yavaş!

Ah Esra!

Bir çay daha ver, Allah kahretsin, ver!

Üf!

Delireceğim ya! Elim kolum bağlı oturuyorum burada, delireceğim!

Bana bak, yavaş iç çarpmasın.

-Ya Zeyno... -(Zeynep) Afiyet olsun.

Elif akşam o herifle baş başa kalacak, baş başa kalacaklar.

Elif koskoca kız ne yapacağını kendi bilir.

Yahu...

...Elif bilir onda problem yok da bu lavuk bilmiyor.

Bilmiyor işte, kandırmış sevdiceğimi.

Kandırmış akşam resmini yapacaklar.

Kız kimi isterse onu seçer, kimse de bir şey diyemez.

Yavrucuğum ben onu mu diyorum? Tabii ki Elif kimi isterse onu seçer.

Orada bir problem yok ama herif kendini gizliyor.

Elif zaten bilse nasıl bir kişiliği olduğunu uzaklaşır.

Böyle bir sanatçı triplerinde ah, ah falan bir hareketler.

Hâlbuki adam orijinalde bildiğin bizim mahalle takımının kalecisi Orhan.

-Aynılar. -Aa! Şu bizim Orhan!

-Evet. -Gelene geçene yazılan Orhan.

-Tutkal Orhan. Iy içim kalktı. -Evet.

Elif'in arkasından neler söyledi ya. Sinirimden ağlayacağım artık.

Ama işte Elif bana inanmıyor.

Akşam da o herifle baş başa kalacaklar. İnanmıyorum.

Ekocuğum, sence biz o resmi yaptırır mıyız?

-Yaptırmayız değil mi? -Yaptırmayız.

Bir şekilde bir yolunu bulacağız ve yaptırmayacağız Ekocuğum.

-Doğru. -Sen düşün, şimdi düşün.

Sabotajcı kimliğini tam olarak ortaya çıkarma vakti şu an, düşün.

Doğru, sabote etmek lazım.

-Trafo olmaz, trafo çalışmadı. -Eskidi o.

O olmaz. Aa! Buldum! Vallahi buldum!

Tamam, ben bu sabotajı gerçekleştirecek müthiş bir sabotajcı lider tanıyorum.

-Harika, süper. -Aha!

Çok iyi, tamam, çözdüm bu işi.

Şimdi Zümrüt teyzeciğim, biz bu mahallede kim kimdir...

...kim kimin nesidir, kimin anası babası ne iş yapar...

...bunları hep biliriz, farkındayız. -Biliriz.

Misal senin faydasız olduğunu bildiğimiz gibi.

Evet Zümrüt teyzeciğim, ben tam bir faydasızım.

Ama ben açık, sarih, net bir biçimde böyle faydasız faydasız duruyorum.

-İçim dışım bir. -Doğru, senin rengin belli.

-Hemen belli edersin rengini. -Evet. Peki ya sinsiler?

Peki ya 'sinsirekler' Zümrüt teyze?

-Onları deme. -Ya.

-Onları deme, 'sinsirekler' var bir de. -Evet.

(Zümrüt) Var.

Yeni bir 'sinsireğimiz' var Zümrüt teyze artık.

-Kim? -Hemen örnek veriyorum. Timur.

Timur, Elif'in arkadaşı.

Elif'in arkadaşı gelmiş bu bizim sanat atölyesinde ders verecek.

-Ne dersi? -Heykel.

-Heykel mi? -Evet, heykel.

-O ne öyle ya? -Saçma sapan bir şey.

Dünyanın en saçma şeyi.

Taşla toprakla uğraşıyor.

-Aynen öyle. -Çanak, çömlek.

Yani çocuğu da bir görseniz böyle boş beleş saçma sapan...

...kartondan bir çocuk ya. Anlamadım gitti.

Sürekli Elif'in dibinde.

Ama burada biraz da size dargınlığımı belirteceğim Zümrüt teyzeciğim.

-Ne yaptım? -Yani ben bu evdeyken Elif'le...

...böyle bir iki göz kontağı kurayım diye 40 takla attım.

Şimdi maşallah heykeltraşçılar kızının etrafında fink atıyor.

Hiç konuyla ilgilenmiyorsunuz. Bence konuya bir ağırlık verip...

...biraz bu konuya ağırlığınızı koymanız gerekiyor.

Doğru söylüyorsun.

Bak, yiğidi öldür hakkını yeme demişler eskiler.

Yani 40 yılın 40'ı doğru bir cümle kurdun Eko.

Evet.

Yani benim bu kıza biraz göz kulak olmam lazım.

-Bu aralar başını boş bıraktım, doğru. -Evet.

Ya senin gibi faydasıza gidecek ya da heykelciye...

...çanak çömlekçiye gidecek ya.

Onu ben hallederim sen merak etme.

Yani o yüzden biz ne yapalım? Şıkları daha aza indirmek adına...

...ben diyorum ki Elif bu ara evinden çıkmasın.

Biraz böyle evde annesiyle teyzesiyle otursun...

...iki sohbet etsin, bir şeyler yapsın. Özellikle bu gece.

-Bu gece? -Bu gece aşırı mühim.

-Ne oldu? -Bu gece katiyen çıkmaması lazım.

-Çünkü bu gece Merkür gerilemiş. -Tamamen geri?

Merkür geri gitmiş.

Ay da hiç durmamış o da ileri gitmiş.

Böyle evrende saçma sapan şeyler olmuş Zümrüt teyzeciğim.

O yüzden çok tehlike bu gece.

Bu gece evimizde sakin sükûn oturalım.

-Eko! -Kendisi de geldi.

Hainsin Eko, hain!

Tamam, o zaman ben gidiyorum. İyi günler.

-Seninle görüşeceğiz. -Tamam.

Ben de gideyim biraz ders çalışayım. Ne zamandır hiçbir şey çalmıyordum.

-Biraz bir şeyler çalayım. -(Zümrüt) Çalma gel.

-(Elif) Çalayım sınıfta kalırım. -(Zümrüt) Gel buraya dedim.

Şuraya otur.

Bak, canımı sıkma benim Merkür geriliyor...

...Ay onun üstüne doğru gidiyor. Kimmiş bu Timur?

-Arkadaşım. -Ne arkadaşı?

Heykelciden arkadaş mı olur?

Taşla toprakla uğraşıyor pis fakir!

(Zümrüt) Pis pis!

Onu onunla yoğur, onu onunla şey yap.

-Daha fakirini bulamadın mı kızım? -Eko çok hainsin.

(Ozan) Kendi yolunda yürü Çınar.

Benim yoluma çıkma.

Yoluma çıkan sensin Ozan.

Baksana, dün Esra’yı gelip yanımdan alıp götürdün.

Ne sanıyorsun?

Her buluşmamıza mâni olabileceğini mi sanıyorsun?

İş teklifimi kabul edip, imzayı atınca ne yapacaksın?

Ben bir şey yapmayacağım.

Esra zaten senin teklifini kabul etmeyecek.

Onu göreceğiz.

(Müzik)

(Kapı vuruluyor) (Kapı açıldı)

Ozan.

Az önce arkandan seslendim beni bile duymadın.

Neden bu kadar sinirlisin?

Yok bir şey Çağla ya, sinirli değilim. Sen otursana.

Ben oturmayacağım.

Akşam beraber yemek yiyelim mi? Seninle bir şey konuşmak istiyorum.

-Konuşuyoruz ya işte. -Yok öyle değil.

Yani özel bir şey konuşmamız gerekiyor.

Böyle ayaküstü konuşulacak bir şey değil.

-Tamam da özel bir şey derken... -Ozan, lütfen hayır deme.

Çünkü daha fazla bekleyemem.

Tamam.

Sen nasıl istersen Çağlacığım, akşam yemekte görüşürüz.

Tamam. Ben yeri ve saati sana mesaj olarak atarım.

(Müzik)

(Çınar boğazını temizledi)

Bir şey söyleyeceğim inanmayacaksın.

Bu koltuk benim odamdakinden daha rahat.

Çok beğendiysen al götür.

O zaman senin yanında oturmak için bahanem kalmaz.

Ee, nasıl gidiyor çalışmalar?

Vallahi güzel gidiyor. Tam da bitirmek üzereydim.

Sonra zaten sana getirecektim.

Aynı işi yapıp stajyer kalmak da ne bileyim ya.

Dün teklifimi düşüneceğim demiştin. Ne yaptın, düşünebildin mi?

Müstakbel proje koordinatörüm.

Düşüneceğim ama birazcık daha zamana ihtiyacım var.

Allah Allah. Dün Ozan falan mı bir şey dedi?

-Senin kafanı çeldi böyle? -Yok.

Konunun Ozan'la ne alakası var? Yok öyle bir şey.

Ne bileyim belki dedim hani dönerken yolda, arabada bir şey dedi...

...kafanı karıştırdı.

Çünkü yani kabul etmemek için bir sebebin yok bence.

Tamam. Ben kalkıyorum.

Sen bir ara cevap verirsin artık bana, bekleyeceğim ben.

Çınar.

Teşekkür ederim beklediğin için.

Ne demek, her zaman.

-Kolay gelsin. -Teşekkürler Çınar Bey.

-Sağ olun Çınar Bey. -Teşekkürler.

(Müzik)

Menekşe, konuşmamız lazım.

Çok mu özledin beni? İşim gücüm var. Ben seninle ne konuşacağım ya?

Ben senin işini hızlandırırım.

Zümrüt! Zümrüt, dokunma!

Dokunma! Lime lime ettin bamyalarımı, yapma ya, bırak!

Bak, dernek için eğer para istiyorsan kusura bakma ben fakirim fakir.

Param pulum yok benim. Çok istiyorsan iki tane bileziğini satarsın...

...yaparsın bağışını, şanın yürür canım.

Bana ne dernekten? Sana dernek diyen mi var?

(Zümrüt) Hayati bir mesele.

-Ya bırak! -(Zümrüt) Var ya hanedanlığımla alakalı.

-Mesele neymiş? -Ya.

Menekşe, çok kötü şeyler oluyor.

Bunların galiba araları düzeliyor. Yani bütün işaretler bunu gösteriyor.

Sen magazine mi düştün, dizi mi anlatıyorsun, ne anlatıyorsun sen bana?

Esra, Ozan diyorum! 'Eszan'!

(Menekşe) Vallahi mi, gerçekten mi Zümrüt?

Tabii ben kendi derdime düştüm hiç fark edemedim. Hadi inşallah.

Menekşe, bunların araları iyi olmamalı. Derhâl bozmalıyız sevgili düşmanım.

-Lütfen, ne olur. -Yok, benim hiç öyle bir niyetim yok.

Su akar yolunu bulur Zümrüt.

-Su akmaz yolunu falan bulamaz. -Bulur.

Sabah gördüm oğluşumda zaten bir tuhaflık vardı.

Böyle bir kalbi yumuşamış gibi, böyle bir yumuşama sinyalleri falan.

Hayır, ben böyle bir şeyi kabul edemem. Olmayacak öyle bir şey.

Menekşe, sen benimle eskisi gibi dünür mü olacaksın?

Bu utancı hayatın boyunca taşıyabilecek misin?

Ahirette bile taşırım dünürüm.

Azıcık aşka saygın olsun ya.

Pes! Herkes bana karşı.

Bak, hareketlere bak! Uyuz!

Kusura bakmayın.

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -(Ozan ses) Esra?

Buyurun Ozan Bey.

Bey demesek sen benim odama gelsen de burada konuşsak?

Gelemem. Departman toplantısı var.

Allah Allah.

-(Ozan) Allah Allah. -Ne oldu abi?

Trip yiyorum Musa, olan bu.

Abi, ne güzel işte. Normal bir ilişkide olması gerektiği gibi.

Her şey yolunda demektir bu.

Tamam da en azından bir iki gün iyi olsaydık. Bu ne?

Çok merak ettim ama özelse söyleme.

Sen niye trip yiyorsun abi, ne yaptın yine yengeye?

Öyle diyorsun.

Sen yaptın diyorsun.

İlla ben yapmışımdır yani öyle mi?

Senin bu yengen hiçbir şey yapmamıştır.

Abi.

İşine karıştım Musa.

-(Musa) Ne? -İşine karıştım, işine!

Sevmez abi Esra böyle şeyleri.

Tamam, bu sefer biraz ileri gitmiş olabilirim evet.

Peki ne yapacaksın abi bu durumda?

Bana böyle davranmasına izin vermeyeceğim Zeyno, yeter artık ya.

Bunca kız arasında o zaman beni seçmeseydi.

Bana aşkı olmasaydı. Ne yapayım?

Bugüne kadar üstüme geldi sesimi çıkartmadım.

Ama artık yeter, ipleri elime alacağım.

Bu defa ipleri onun eline bırakmayacağım Musa.

Ben o hatayı bir kere yaptım, sonuç ortada.

Şimdi her şey daha farklı olacak.

Bu defa farklı olacak.

İçimde kalıp dert olacağına dilimden çıksın mert olsun.

Kol kırılır yel içinde kalır günleri bitti artık Zeyno.

Ne diyorum ben ya?

İyice Zümrüt teyze gibi oldum.

Yani atasözleri gidiyor deyimler geliyor. Ne diyorum ben?

Kankacığım, sen ne yaparsan yap Zümrüt gibi olamazsın.

Ama bir şey diyeyim mi? Diğer söylediğin her şeyi destekliyorum.

Kesinlikle sen bu yoldan devam, tamam mı?

Sapmak yok kardeşim, bundan devam.

Tamam. Hadi öptüm kanka 'bye bye'.

Vallahi burada ilk defa toplantı yapacağım.

-Kahve falan mı alsaydık? Almadan geldik. -Süper olur.

-Ben alıp geliyorum o zaman. -Tamam, ben de şunları koyayım.

Yerleşeyim.

Ya Eren, sen cansın ya.

Bu çocuk tam bir melek çıktı.

Ara Sokaklar projesi beklediğimizden de iyi sonuçlar verdi arkadaşlar.

-Süper. -Çok iyi.

Uygulamamızla tanışan küçük esnaf skalasını genişletmek için...

...çalıştığımız sahayı da büyütmeyi planlıyoruz.

(Ozan) Kolay gelsin.

(Feraye) Hoş geldiniz Ozan Bey.

Sakıncası yoksa katılabilir miyim?

(Feraye) Tabii ki Ozan Bey, buyurun. Çok mutlu oluruz.

Evet. Arkadaşlar, sahadaki izlenimlerimiz...

...esnafın uygulamayı yeteri kadar tanımamasından dolayı...

-Selam. -Merhaba.

...bir ön yargısının olduğu yönünde.

(Feraye) Bize düşen de bu ön yargıları kırmak.

Bunun için de yarından itibaren ikişerli ekipler kurup...

...tekrar mahalleleri gezmeyi planlıyoruz.

Esnafa tek tek projeyi çok doğru bir şekilde anlatmayı planlıyoruz.

-Ozan, ne yapıyorsun? -Bir şey yapmıyorum.

(Feraye) Tamam mı arkadaşlar?

Teknolojik entegrasyon konusunda destek olacağız...

...ve onlara yardımcı olacağız arkadaşlar.

Bunları not al sen.

Evet arkadaşlar.

-Ne var ya? -(Feraye) Bu esnada...

...kendimizi en iyi şekilde ifade ederek uygulamamıza daha fazla işletme katacağız.

Ozan Bey, siz rahat edemediniz burada ben aşağıya ineyim.

Sizi hiç rahatsız etmeden şöyle minik minik.

(Feraye) Ama kendimizi en iyi şekilde ifade ederek.

Burası çok önemli arkadaşlar.

Evet, burası çok önemli ve de ne demiştik?

Projelerdi de ben sana söyleyeceğim zaten onlara gideceksin.

Daha önceki gittiğiniz yerlerde o işletmelere bakacağız.

Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda Ozan Bey?

Ha.

Hangi konuda?

Ara Sokaklar projesinde çalıştığımız sahayı genişletmeyi planlıyoruz da...

...onu sormuştum.

Çok güzel, harika bir proje. Sonuna kadar da destekliyorum.

(Feraye) Harika, çok teşekkür ederiz Ozan Bey.

Çok mutlu olduk bize katıldığınız için.

O zaman toplantı bitmiştir arkadaşlar, herkese çok teşekkür ederim.

Teşekkürler.

Ozan Bey, sizinle çok kısa bir şey konuşabilir miyim?

Bizim konseptle ilgili harika bir planımız var da.

-Eren... -Şimdi bakın.

-Şu konseptteki tasarım... -Eren, hızlı.

Şimdi bakın, şöyle düşünüyorum ben. Bu renkleri...

Eren, çabuk, çabuk, çabuk.

Ama çok heyecanlandım siz böyle yapınca. Şimdi bakın, şu renk...

Esra!

-Ne yapıyorsun Esra? -Ne demek ne yapıyorsun?

-İyi günler Ozan Bey. -İyi günler.

(Müzik)

-Esra. -Ozan, ne yapıyorsun?

-Dinle, ne olur uzatma artık. -Neyi uzatma ya?

Yeter.

(Müzik)

-İyi günler. -İyi günler.

Esra!

Gelsen sen benimle.

-Esra, ne yapıyorsun? -İyi Ozan, sen ne yapıyorsun?

Sevgilim, biz iki dakika kaçmadan, kovalamadan, kavga etmeden...

...duramayacak mıyız?

Sevgilim mi?

Ayrıca kavga etmemizin benimle ne alakası var?

Senin söylediklerin yüzünden kavga ediyoruz biz.

Tamam da benim bunları yapmamın bir nedeni var.

Neymiş bunları yapmanın nedeni, söyle ben de bileyim.

Tamam, sen haklısın.

Tamam mı?

Ben senin üstüne çok geldim.

Esra'm bak, ben sana da senin aldığın kararlara da sonuna kadar güveniyorum.

Tamam mı, oldu mu?

Oldu. Bak, o kadar zor değilmiş değil mi?

Ayrıca dün ben sana dedim.

Bak kavga etmeden iki dakika duramıyoruz dedim.

Sen de önemli değil, olur böyle şeyler dedin.

Biz anlaşmanın bir yolunu buluruz dedin.

-Evet. -Ne oldu, ne değişti bir günde?

Çok şey.

Mesela ben dünden beri daha çok seviyorum seni.

(Ayak sesi duydular)

Ses! Birileri geliyor. Ben gidiyorum. Sen arkadan çık, tamam mı?

Ben bu durumdan çok sıkıldım.

Rahat rahat iki dakika konuşamıyoruz.

Bravo Ozan sen de çok güzel aldın eline ipleri, bravo Ozan.

Bravo.

Hah, Musa.

Musa, sana bir şey diyeceğim. Müsait misin?

Tabii.

Ozan'ın bu akşam bir planı var mı, biliyor musun?

Yani bildiğim kadarıyla yok.

İyi, tamam. Ona sürpriz yapacağım da ondan soruyorum.

Bak, sakın Ozan'a söyleyeyim deme, tamam mı?

-Yine mi ya? -Yine mi değil.

Bu sefer iyi bir sebep için.

Sus, sessizlik, hiçbir şey söyleme.

Sağ ol.

Çağla, çıkıyor musun?

Evet. Ozan'la konuştuk. Bu akşam yemeğe çıkıyoruz.

-Çağla... -Çınar.

Bu akşam Ozan'a her şeyi anlatacağım.

İçimdeki bütün hisleri söyleyeceğim. Hiçbir şey bırakmayacağım.

Hepsini anlatacağım.

Benim sana bir şey söylemem gerekiyor.

Ne söyleyeceğini biliyorum ama duymak istemiyorum.

Çağla bak, önemli bir konu.

Çınar, oradan nasıl gözüküyor farkındayım.

Ama ben Ozan'ı istiyorum.

Ve onu kazanmak için elimden gelen her şeyi yapacağım.

Hiçbir şey umurumda değil.

Bak güzelim, ben senin incinmeni istemiyorum.

Çınar, bu zamana kadar incinmekten korktuğum için hiçbir şey yaşayamadım.

Yani daha sonra neden söylemedim hislerimi demektense incinmeye hazırım.

Tamam.

-İyi geçer umarım. -Umarım.

-Dikkat et, tamam mı? -Tamam, konuşuruz.

Mis gibi kokuyorsun. Nasıl da yakıştı bu parfüm sana.

Teşekkür ederim.

-(Menekşe) Ama tenime yakıştı bence. -Evet.

Arkadaş biz daha birinci baharımızı yaşayamadık.

Ebeveynler ikiye geçti ya.

Afiyet olsun.

Hişt! Eko!

Gel.

Ne yaptın Zümrüt teyze planını?

İyi, iyi. Plan gayet başarılı, her şey yolunda.

Elif bir ufaktan sinir yaptı ama alışırız zamanla önemli değil.

Zaten küsemiyor bana.

İyi. Hadi yine kurtuldun kaslı Timur'dan.

Vallahi bugünlük kurtulduk ama ilerisine bakacağız artık.

-Hallederiz ya. -Ederiz.

-Sen şu boşları al. -Tamam. Yardım edecek bir şey var mı?

-Yok, hallettim. -Tamam.

Kızım, taşla toprakla oynayan adamdan fayda gelir mi?

Hayır madem öyle...

...bul Kapalı Çarşı'dan bir kuyumcu...

...zenginliğimize yakışır bir damat olsun.

Anne, ne damadı ya? Çocuk benim okuldan arkadaşım.

Elif, şekeri getirir misin?

Ben anlamam arkadaş falan.

Bu gece de dışarı çıkmak yok.

Herkes evde olacak.

Merkürler geri diyor. Bir şeyler oluyor, ortalık karışık.

Zaten abinin ne haltlar çevirdiği belli değil.

Enformasyon akışında bir zayıflık var.

(Zümrüt) Safları sıkı tutmamız lazım.

Esra'nın eve giriş çıkışlarını kayıt altına almamız lazım.

Bir sürü işimiz var.

Anne, ben şimdi seni de böyle duyunca bir kere daha anladım ki...

...benim bu hayatta tavsiye alacağım son insan sen olabilirsin.

Doğru.

Ya, o ne biçim laf öyle?

Peki o zaman, sana bir soru.

Sence hangimiz yetişkinlere uygun kararlar alabiliyoruz?

-Bence Elif. -Bence de Elif.

Oldu o zaman, ben kendimi iki tane Elif'le uğurluyorum.

-Hadi size kolay gelsin. -Benim de aslında hükmüm geçen bir...

Boşluğuma geldi.

Eyvallah Âdem abi. Aa! Çıkmış! Elif!

(Ekrem) Elif, nereye ya?

Hayırdır Ekrem, huzurumu bozmak için başka planların da mı var yoksa?

Sen nereye gidiyorsun ya, fırına falan mı?

Yani başka türlü Zümrüt teyzenin izin vermemesi gerekiyordu.

Yok, atölyeye gidiyorum.

-Atöl... -Görüşürüz.

-Atölyeye nasıl gidiyorsun ya? -(Elif) Görüşürüz.

Gitti. Göz göre göre gitti kız ya.

(Esra) Evet.

Son biberiye dokunuşları.

Bolca yağlıyoruz.

Böylelikle tavuklarımız kızarıyor.

Fırını öğrendik ve tavuklar bu sefer sizi yakmıyorum.

Gel bakalım.

Fırını da çözdüğüme göre sırada Ozan var.

(Telefon çalıyor)

Efendim sevgilim?

Ozan, hâlâ şirkette misin?

Evet, birazdan çıkacağım.

Tamam. Sen bana hani evle ilgili değiştirmek istediğin bir şey olursa...

...söyle demiştin ya, ben eve geldim.

Eğer sen de buraya gelirsen beraber karar veririz.

(Esra ses) Ne dersin?

Olur. Olur tabii, birazdan çıkarım.

(Esra ses) O zaman gelince görüşürüz.

Görüşürüz.

Bakalım Ozan yemeklerimi beğenecek mi.

En son salatamız kaldı, sonra bitti.

(Müzik)

-Hoş geldiniz Çağla Hanım. -Merhaba.

-Masanız burada, buyurun. -Teşekkürler.

(Müzik)

Sipariş verecek misiniz efendim?

Şimdilik hayır. Bir arkadaşımı bekliyorum.

(Erkek) Tabii.

(Müzik)

Evet, her şey hazır.

Yemekler burada, salata...

Şunu da bir son kez kontrol edeyim.

Ay, bitti!

-Ozan! -Sen bana yemek mi hazırladın?

Korktum. Sen nereden çıktın ya? Erken geldin.

Ben sana sürpriz yapacaktım ama asıl sürprizi sen bana yapmışsın.

Hani evle ilgili konuşacaktık? Beni kandırmaya utanmıyor musun?

Ben seni kandırmak istemedim ki. Sürpriz yapacaktım...

...buraya getirmem gerekiyordu, ben de evi kullandım.

Villada değiştirilecek hiçbir şey yok. Her şey çok güzel zaten.

Tamam. Sen öyle diyorsan öyle. Sen içinde ol da...

Hadi gel, gel. Otur, otur.

Yemekleri getiriyorum, ondan sonra başlıyoruz.

-(Ozan) Bir dakika. -Ne oldu?

(Ozan) Esra, bu senin.

Bunu almak için biraz geç kaldım.

Telefonunu kırdığım için özür dilerim.

Önemli değil.

-Teşekkür ederim. -Güle güle kullan.

(Müzik)

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

-Yenilememi ister misiniz efendim? -Evet, lütfen.

Sipariş için daha bekleyecek miyiz?

Bekleyeceğim.

Esra, uzun zamandır yediğim en güzel yemekti ya.

Ellerine sağlık.

Afiyet olsun.

Ozan ben sana bir şey söyleyeceğim.

Ben düşündüm. Çınar'ın iş teklifini kabul etmeyeceğim.

Yanlış olduğu için değil ama böylesi daha iyi olacağı için.

Biliyorsun ben çalışmayı çok seviyorum, şirkette de çok mutluyum.

Tamam. Ben de öyle olsun istiyorum zaten.

Ama sevgilin olduğum için hak etmediğim bir konuma geçmek istemiyorum.

Stajdan sonra nereden başlanıyorsa, nasıl devam ediliyorsa...

...öyle devam etmek istiyorum, anlaştık mı?

Kabul.

Sen nasıl istiyorsan, nasıl mutlu oluyorsan öyle olsun sevgilim.

Sevgilim. Ay...

Biz seninle bu sevgililik olayını hiç yaşayamamıştık.

Hemen evlenmeye karar verince tabii...

Ozan ben hâlâ inanamıyorum.

Biz beraberiz, buradayız.

Ah neler söyledin bana neler dedin var ya.

O kadar canımı yaktın ki.

Biliyorum.

Biliyorum, sana bir sürü şey söyledim, bir sürü şey yaptım.

Esra ben hepsi için özür dilerim, gerçekten.

Ama sen de beni anla. Ben sana çok öfkeliydim.

Hiç güvenmiyordum. Hele şirkete geldiğin ilk gün...

...amacını tamamen başka zannettim.

Aslında en çok da bunun için özür dilerim senden.

Ozan sana bir şey söylemem lazım. (Telefon çalıyor)

Biliyorsun, ben sana çok kızgındım.

-O yüzden şirkete geldiğim ilk gün... -Pardon.

-Çok pardon Esra. -Bir şey söylesem.

-Ben Çağla'yı unuttum. -Ne?

-Nasıl? -Pardon.

Çağla çok özür dilerim, hemen geliyorum.

Ozan, geleceksin diye iki saattir seni bekliyorum. Neredesin?

Tamam ben şimdi hemen yola çıkıyorum. Sen bekle, tamam mı?

Tamam, bekliyorum.

Esra benim gitmem lazım. Ben Çağla'ya bu akşam yemek yiyeceğiz diye...

...söz verdim ama aklımdan tamamen çıkmış. Çok ayıp oldu.

Nasıl yani, iş yemeği mi vardı?

İş yemeği değil. Özel bir şey konuşacağım dedi ama...

Ozan nasıl ya?

Sen oturdun, Çağla'yla baş başa yemek yemek için plan mı yaptın?

Öyle değil. Özel dediysem de...

...Çınar'la ilgili bir şey konuşacak herhâlde, bilmiyorum.

Bir de beni biliyorsun, ben söz verdiysem tutmam lazım.

Onu iki saattir orada bekletiyorum. Çok mahcup oldum.

Gideyim hemen konuşayım. Seni hemen arayacağım, olur mu?

Tamam, bakma bana öyle.

Seni çıkar çıkmaz arayacağım, zaten çok kalmam.

Hadi ben seni çıkınca ararım. Tamam mı?

(Duygusal müzik)

-Aha, işte oradalar! -Tipe bak Allah aşkına.

Çocuğun da maşallah kolları da kaslı kaslı...

-Kızım bir sus ya! -Evet, neyse işimize dönelim.

-Ara, ara. -Tamam, arıyorum.

-Ara şey de... -Ne?

-İdareden arıyorum de. -Müdüriyet daha iyi sanki.

-Uzatma, idare de. -Tamam.

Bak, şovu izle.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Kim arıyor bu saatte ya?

Elifciğim rica etsem bakar mısın? Konsantrasyonum bozulmasın.

-O açmadı! -Elif!

Alo?

Alo, iyi akşamlar. Ben bina idaresinden arıyorum.

Binayı hemen boşaltmanız lazım.

Öyle mi? Neden peki?

Neden derken? Neden tam olarak?

-Binayı yıkacaklarmış, o yüzden. -(Elif ses) Alo, hanımefendi?

(Zeynep ses) Eko saçmalama bu saatte bina mı yıkılır?

(Ekrem ses) Bir şeyler söyle.

Elektrik tesisatıyla ilgili bir sorun var.

O yüzden hemen çıkmanız gerekiyor. Hemen çıkar mısınız?

Hanımefendi siz orada kiminle fısır fısır konuşuyorsunuz?

-Müdürümle. -Ne?

Hmm, ben bir müdürünüzle görüşebilir miyim?

Müdürüm.

Müdür.

Alo, ben müdürüm.

Eko, sen şu an tam olarak neredesin?

Atölyenin önünde.

Bekle, geliyorum.

(Ekrem) Geliyor, vallahi geliyor.

-Arayan kimmiş? -Önemli bir şey değil.

Benim şimdi çıkmam gerekiyor. Sonra devam ederiz, olur mu?

-Olur bir tanem. -(Ekrem) İkinci kez kaldıramam.

(Ekrem) Yine öptü!

Bu çocuk her fırsatta öpüyor. Allah'ım delireceğim.

-Yine öptü o seni, değil mi? -Eko!

-Ne oldu? -Sen haddini çok fazlasıyla aştın.

-Beni rahat bırak ya! -Ama anlamıyorsun ki bu herif yalan...

Herif, herif, herif!

Timur artık benim sevgilim.

Ve farkında mısın bilmiyorum ama ben senin hiçbir şeyin değilim.

Farkındayım.

Tamam. O zaman bundan sonra ona göre davranırsın.

Tamam mı?

(Duygusal müzik)

En azından planımız işe yaradı, değil mi? Onu biliyoruz. Çak!

Eko.

(Zeynep) Eko.

Sağ ol canım.

Of! Eko.

(Duygusal müzik)

Çağla çok, çok özür dilerim.

Tamamen aklımdan çıkmış, ne olur kusura bakma.

Aklından mı çıkmış?

Ben burada saatlerdir oturmuş seni beklerken...

...senin benimle yemek yemek aklından mı çıkmış? Öyle mi?

Çağla tamam, affet ama beni biliyorsun ben...

Tamam geldim işte. Senin konuşacakların vardı, onları konuşalım.

Bu arada sen yemek yememişsin. Sana yemek söyleyelim mi?

Bir dakika.

Sen bir de buraya yemek yiyerek mi geldin?

Gerçekten mi?

Yok, ben daha fazla dayanamayacağım.

Çağla.

Çağla.

-Bana bir taksi çağırır mısınız lütfen? -Tabii efendim.

Çağla! Çağla!

Nereye gidiyorsun? Bir dakika.

Tamam, ben bir hata yaptım ama bu kadar üzülmeye değer mi? Ne oluyor?

Ozan nasıl bu kadar kör olabiliyorsun?

Karşında beni gör diye resmen çırpınıyorum.

Elimden geleni yapıyorum ama beni görmüyorsun.

O kadar umurunda değilim ki benimle buluşacağını bile unuttun.

Çağla ne umuru? Sen benim için çok değerlisin.

Ama arkadaş olarak.

Ben daha fazlasını istiyorum.

Ozan ben seni istiyorum.

Ben sana âşığım.

Çağla...

Her anında yanında oldum. İyi anında, kötü anında yanında oldum.

Sabırla bekledim belki bir gün beni fark edersin diye.

Ama ben senin hayatında bir hayaletim.

Bana gün geçtikçe uzaklaşıyorsun, yakın olman gereken yerde.

-Ben artık dayanamıyorum. -Çağla, tamam.

Tamam.

Ben çok üzgünüm.

İnan fark etmedim.

İşte sorun bu Ozan.

Ben o kadar umurunda değilim ki beni asla fark etmiyorsun.

O kadar umurunda değilim.

-Çağla... -Çağla, Çağla, Çağla! Yeter!

Bana acımana ihtiyacım yok.

Bana merhamet göstermene de ihtiyacım yok.

Tamam mı?

Bu gece yeteri kadar rezil oldum.

(Kapı açıldı)

(Duygusal müzik)

Resmen benim yanımdan kalkıp Çağla'nın yanına gitti. İnanabiliyor musun?

Esra, bu çocuk, "Gözüm senden başkasını görmüyor." demedi mi?

Vallahi delireceğim şimdi. Kızım arkadaş bunlar, arkadaş!

Zeyno, Ozan böyle şeyleri fark etmez.

Anlamaz bile ya, biliyorsun.

Çağla'nın niyeti ne? Belli. Ozan'ı istiyor.

Ozan onu istemedikten sonra ne yaparsa yapsın, boşa. Nokta!

(Ozan) Öyle yani Musa.

Benim aklımın ucundan geçmezdi.

Bayağı gözyaşları içinde, ağlaya ağlaya bana olan aşkını itiraf etti.

Ben de ne yapacağımı bilemeden karşısında öylece durdum.

Abi yapma ya, çok fenaymış.

Sorma Musa, sorma.

Hayır yani benim yüzümden üzülmesini isteyeceğim son insan Çağla.

Kendimi çok kötü hissettim, çok.

İyi de abi sen ne yapabilirdin ki sonuçta?

Esra'ya olan duygularımı saklamayabilirdim mesela.

Her şeyi çoktan söylemeliydim. O zaman Çınar'la da böyle kötü olmazdık.

Hata yaptım Musa ya.

Ama artık en başta yapmam gerekeni yapacağım. Yarın Esra'yı...

...kolundan tutacağım, şirkete götüreceğim, oraya beraber gireceğiz.

İster istemiyorum desin, ister sonra desin, umurumda değil.

Onu dinlemeyeceğim.

Artık herkes her şeyi bilsin bundan sonra. Yeter.

En doğrusunu yaparsın abi.

Neyse Musa, ben şimdi mahalleye, Esra'nın yanına geldim.

-Sonra konuşuruz. -(Musa ses) Tamam abi.

Yemin ediyorum şimdi delireceğim.

Arkadaşım sen daha ne kadar yüzünü asacaksın?

Zeyno korkuyorum, ne yapayım?

Ozan'ı o kadar çok seviyorum ki...

...bütün mutluluğum, mutsuzluğum onun elindeymiş gibi hissediyorum.

Ah arkadaşım ya, aşk işte bu.

-Korkacak bir şey yok. -Nasıl korkacak bir şey yok Zeyno?

Tek bir lafıyla benim hayatımı altüst edebilen bir adamdan bahsediyoruz.

Şirkete ilk girdiğim zamanları hatırla.

Evet, hoş olmayan şeyler söyledi, evet kalbini de kırdı.

Ama kızım, o zaman ikiniz de çok kızgındınız.

Hem sen kendi söylediklerini unutuyorsun galiba Esra.

(Zeynep) Ozan'ı tekrar kendime âşık edeceğim...

...hatta eskisinden daha çok âşık olacak bana demedin mi?

-Dedim evet, aynen öyle dedim. -Sen şirkete bu yüzden girmedin mi?

(Zeynep) Onu mahvedeceğim, ayaklarıma kapanacak...

...bu hikâye böyle bitecek demedin mi? -(Esra) Evet aynen öyle söyledim.

Bana tekrar âşık olsun diye uğraştım.

Bana tekrar âşık olsun ki bana yaşattıklarını ödetebileyim.

(Menekşe) Esra!

Efendim anne?

Kızım, hadi geç oldu, kalkın artık.

-Tamam şurayı toparlayıp geliyoruz. -(Menekşe) İyi, hadi.

Evet Zeyno bütün o lafları ettim, ona haddini bildirmek istedim.

Çünkü çok sinirliydim, gururum kırılmıştı.

Peki benim sinirim kaç gün sürdü?

İki-üç gün falan.

-Peki Ozan ne kadar çektirdi bana? -Çok.

İşte bu yüzden korkuyorum ondan.

Ozan'ın siniri, benimki gibi kolay geçmez.

Canını yakar insanın.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Neyse. Biz bu ilişkiyi kavga dövüş bir şekilde yürüteceğiz.

Birlikte olmanın yolunu bulduk, bunun da bulacağız.

-Zeyno. -Efendim?

Ben artık Ozansız yapamam.

Onu o kadar çok seviyorum ki...

...onsuz kalmaya dayanamam.

O yanımda olmayınca kendimi eksik hissediyorum.

Birazcık ayrı kalsam hemen özlüyorum. Kalbim sıkışıyor, kalbim pır pır ediyor.

O yüzden biz onunla mutlu olmanın yolunu bir şekilde buluruz.

Oh be, oh! İşte beklediğim motivasyon bu!

Ah ya.

Hadi gel, şunları toplayalım.

Mutlu oldum, rahatladım gibi oldum.

(Duygusal müzik)

(Arama tonu)

-(Musa ses) Alo Esra. -Alo Musa, merhaba.

Rahatsız ediyorum kusura bakma da ben dün geceden beri Ozan'a ulaşamıyorum.

Arıyorum, telefonlarımı da açmıyor. Sen konuştun mu acaba?

(Esra ses) Nerede, ne yapıyor bir fikrin var mı?

Ben en son dün gece konuştum, senin yanına geleceğini söyledi.

Nasıl ya? Benim yanıma gelmedi ama.

Yani evine gittim, evde yoktu. Şirkete geldim, burada da yok.

(Musa ses) Benim de aramalarımı açmıyor şu an.

Musa, Ozan'ı çok merak ediyorum.

-Eğer ulaşırsan bana haber verir misin? -Tamam, sen de beni ara.

(Gerilim müziği)

(Kapı zili çalıyor)

(Gerilim müziği)

Ozan!

Ozan!

Ozan!

Ozan neredesin?

Ne oluyor ya?

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Çağla.

Ozan.

Ozan eğer bana acıdığın için geldiysen tamam sen haklısın.

Dün aşırı ileri gittim, çok özür dilerim.

Biz unutalım olur mu? Unutalım gitsin. Ben çok saçmaladım.

-Çok özür dilerim. -Çağla, evlen benimle.

(Duygusal müzik)

-Nasıl? -Evlen benimle Çağla.

("Pınar Çubukçu - Aşk, Mantık, İntikam" çalıyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.com

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Ece Naz Batmaz...

...Büşra Koçak - Nuray Ünal - Özgür Türk

Editör: Ela Korgan

"Bir hikâye, iki yabancı"

"Biri çok inatçı, biri de âşık"

"Ne birlikte ne de tam ayrı"

"Barışmaz artık aşk ve mantık"

"Bu masal bitti, oldular düşman"

"Peki ya kalpler? Deli gibi pişman"

"Ateşle barut gibi tehlikeli"

"Kaçsa da yakalıyor aşk"

"Kalırım aşk, mantık, intikam arasında"

"Ayrılık olunca aşklar bitmez"

"Anılar öyle kolay silinmez"

"Her zaman hayat ikinci şansı vermez"

"Yaz bunu bir yere aşkım, imkânsızım"

"Bu aşk bitemez"

"Bitemez"

"Ayrılık var diye aşklar bitmez, bitemez"

"Unutmayınca anılar ölmez"

"Her zaman evren bu şansı vermez"

"Yaz bunu bir yere, bu aşk bitemez"

"Kalırım aşk, mantık, intikam arasında"

("Pınar Çubukçu - Aşk, Mantık, İntikam" çalıyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.