Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
[jenerik müziği]
[gök gürültüsü]
-[duygusal müzik] -Bence gayet güzel ya, ha?
Yani.
Biraz küçük sadece galiba.
Evet, biraz ufak gelmiş olabilir ama derli toplu bir teknedir.
-İyidir yani. -Merhaba. Asil, Asil Yıldırım.
Lider ben. Hoş geldiniz.
Kıvılcım Hanım'dı, değil mi?
Evet.
Siz tanışıyor musunuz?
Yani, gıyabında diyebiliriz.
Tanışmak bugüne kısmetmiş.
Lider Alper ben.
Ben komşunuzum.
[duygusal müzik yükselir]
Nasıl yani?
Komşu? Komşu.
E, hayat böyle ilginç tesadüflere gebe.
Madem tanıştık,
o zaman şöyle bir şey yapalım.
Size bir teklifim var.
Bu tekne birazdan Boğaz turu için çıkacak.
Şöyle bir denemek istiyorum.
Arzu ederseniz kahvemizi teknede içelim.
Kahve mi içecektik?
İçebiliriz, neden olmasın?
Kahve?
Olur gibi kahve.
E, madem siz de bu kadar isteklisiniz,
o zaman buyurun.
Başak Hanım, Başak Hanım, kendine gel.
-Başak Hanım. -[gerilim müziği]
Kendine geldi biraz. Kızım, iyi misin?
-İyi misin kızım? Hadi, kalk biraz. -Hıh.
Hadi kalk biraz. Ay, ay, ay, ay.
Fatih'i aramadınız, değil mi? Sakın aramayın.
E, sen de kalk ki aramayalım yani.
Elif Hanım...
Ani bir şey oldu. Şey, tansiyonum düştü herhalde benim.
Kalk, seni odana götüreyim, yatırayım.
Hayır, hayır. Şey, öyle hasta gibi yatmak istemiyorum.
Tamam, salonda uzan bari.
-Hadi kızım. -Olur.
Hadi, tutun bana kızım.
Tutun bana. Hadi kalk.
[gerilim müziği devam eder]
[Başak inler]
Ay, buna da oda beğendiremiyoruz ya.
Bir tuzlu ayran iç, bir şey yap. Başımıza kalacaksın.
-[Elif] İyi misin? -Ya Elif, bir sus ya.
-[Hayat] Sakin. -Ay, narin.
Hay Allah'ım.
-Sıkı tutun bana. -Dikkat et.
-Ay, ne oldu ya? -Yavaş. Yavaş.
İyiyim, iyiyim. Tamam, iyiyim.
[Asil] Vallahi beklenmedik ama çok güzel bir tesadüf oldu.
Kahve için çok sağ olun, var olun. Hem ben hem Kıvılcım çok eğlendik.
Rica ederim, ne demek?
Kıvılcım Hanım'dan bir özür dilemem gerekiyordu.
E, kahve ısmarlamadan da olmazdı.
Hem siz de tekne bakıyordunuz. Böylece bir deneme turu yapmış olduk.
-Hizmette sınır yok diyorsunuz yani. -[Lider güler]
Yani, hizmetlerimde bazı sınırlar olabilir ama
mevzubahis özür dilemek olunca orada sınırlar ortadan kalkar.
[duygusal müzik]
Yani, sizi uyarmak için kapınıza geldiğimde karşıma çıkmış olsaydınız
daha iyi olurdu tabii.
Böyle denizin ortasına gelmek zorunda kalmazdık.
Ben sizi biraz fazla kızdırmışım galiba. Sizin şikayetiniz neydi?
Gürültü.
Yani, orası bir aile sitesi takdir edersiniz ki.
Sizin gümbür gümbür müziğinizi sabahtan akşama kadar
orada hiç kimse dinlemek zorunda değil.
Müzik sevmez misiniz?
Yani, mesele sizce müzik sevip sevmeme meselesi mi? Tabii ki severim.
Ayrıca müzik zevkleriniz birbirinden biraz farklı.
-Yani klasik olsa, dingin bir şey olsa... -Kıvılcım...
Kıvılcım annesini kaybetti.
Altı ay kadar önce, üzerine boşandı.
Yetmezmiş gibi bir de şimdi kızı onda yaşamaya başladı.
-[duygusal müzik biter] -Ve sınava hazırlanıyor.
Yani, dolayısıyla hani sizin müzik zevkinizden ziyade
sanki biraz böyle Kıvılcım,
zamanlaması talihsiz olmuş gibi bir durum var sanki.
Ben öyle düşünüyorum yani.
Ben bunu bilmiyordum.
Özür dilerim.
Gerçekten kendimi kötü hissettim.
Kapınıza geldiğimde
karşıma çıkma zahmetinde bulunsaydınız öğrenirdiniz.
Ben kapıya geldiğinizi bilmiyorum ki.
Yani, ben ayrı, kızım ayrı, yardımcım ayrı...
Yani, kapıdaki yardımcınız şikayete geldiğimizi,
yüksek ses müzikten rahatsız olduğumuzu söylemedi mi?
Benim gerçekten böyle bir şeyden haberim yok.
Ben öyle saygısız bir insan değilim ama burada sorumlu kimse
emin olun hanımefendiciğim, onun işine son vereceğim.
Hayır canım, yok, olur mu öyle şey?
Yani, hiç kimse benim yüzümden işimden olsun istemem.
Olmaz öyle şey.
Olur, olur, gayet iyi olur.
[duygusal müzik biter]
Evet Asil Bey.
-Teknelerle alakalısınız galiba. -Evet, evet, bayağı.
Geçen yıl aslında ben de bir tekne aldım
-ama değiştirmek istiyorum. -[duygusal müzik]
Bu yeni nesil, bu bizim müşteriler falan böyle şatafatlı şeyleri seviyorlar.
-Evet, öyledir. -Ya evet.
Biz de Boat Show'a Kıvılcım'la beraber
kafa dağıtalım, tekne bakalım diye geldik.
İyi ki de geldik Kıvılcım.
Çok iyi yapmışsınız. Bizim kaderimizde tanışmak varmış sizinle.
Medya sektöründeydiniz, değil mi?
Yani, iş kollarından biri sadece aslında. Bu başka yerlerde de varız.
Şöyle bir şey yapabiliriz isterseniz.
Sizin bu tekne meselenizi bizim programlara entegre edersek eğer,
bir iş birliği olur, reklam olur.
Ben çok tercih etmiyorum.
Benim reklamım reklamsızlığım aslında. Müşteriler bizi buluyorlar.
Ama müşteriyi ben seçiyorum, onlar değil.
O şekilde.
Doğru söyleyin, Fatih'i arayıp haber vermediniz, değil mi?
Yani, yok yere telaş yapsın istemiyorum. Önemli işleri var çünkü. İyiyim zaten.
A, tamam. Arama dedin, aramadık işte.
Çocuklar Selvi'nin yanında. Ben size bir ayran yapayım mı?
Olur.
Gebelikte olur böyle şeyler.
Sağ olun Hayat Hanım.
İyisin, iyi. Maşallah, maşallah. Çok iyisin.
Ay anne, neredesin sen ya? Neler yaşandı?
[neşeli müzik]
Neler yaşandı?
Neler yaşandı?
Ne gibi bir şeyler? Ne oldu?
Bir şey oldu. Başak, sen iyi misin yavrum? Ne oldu?
İyiyim Salkım Hanım. Bir şey yok. Tansiyonum düşmüş biraz.
Ben sana hemen bir ayran köpürtüvereyim. Dur.
Anneciğim, Hayat köpürtüyor.
Hayat köpürtüyor. Başak da gayet iyi zaten. Maşallah.
Aratmadı da kocasını. Çok iyi.
-Ya... -Ben... Anne, anne.
Benim sana çok bomba bir haberim var.
Kızım, bak, ben yedi tane türbe gezdim.
Huşu içindeyim.
Benim huşumu bozma, tamam mı? Ne söyleyeceksen çabuk söyle, hadi.
Buğra aradı. Benimle görüşmek istiyor.
[neşeli müzik devam eder]
[Salkım boğazını temizler]
Buyurun Başak Hanım.
-Sağ olun Hayat Hanım. -[neşeli müzik biter]
Salkım Hanım da gelmiş. Ben çocukların yanına çıkayım.
Siz bakın işinize. İyiyim ben.
Tamam.
Anne. Anneciğim, duymadın galiba beni.
[neşeli müzik]
Ya Sübbüh.
Koyun can derdinde, kasap et.
Tamam, git. Ne yapıyorsan yap. Kimle görüşeceksen görüş. Tamam.
Ama bak...
Bak, yine aklını çelip de bir fenalık yaparsan
geri dönülecek bir ana evin yok Elif. Bunu bil, tamam?
Anne, ben salak mıyım?
Salaksın.
[neşeli müzik devam eder]
Tamam? Hayır, duymak istiyorsan diye söylüyorum.
Salaksın yavrum. Süzme salak.
Tamam anne.
Ben hazırlanmaya gidiyorum o zaman. Sen de ilgilen gelininle.
Onu seviyorsun artık.
Bu da...
Çenesinin ipliği çözülüyor öyle arada.
Böyle olmaz. Böyle iki seksen yatmakla olmaz Başak.
Bak, kalk, gidelim. Hastaneye gidelim. Doktora gidelim.
İçimiz rahat etsin.
İyiyim ben Salkım Hanım.
Doktor randevum var zaten bugün.
Bir duş alıp, kendime gelip gideceğim.
Tamam. Ben de geleyim seninle o zaman.
Kendim giderim.
Tamam. Peki.
Nasıl istersen o zaman öyle olsun.
Ayranını iç. Ayranını içmedin.
Her şey yarım.
Bu evde her şey yarım.
Eskiden... Yani, bir sene öncesinde tekneye binemeyen ben...
Ee, canımın içi zaman ilaç.
Korkuyor musunuz tekneden?
Biraz.
[duygusal müzik]
Şu yalı ne kadar güzel görünüyor.
Nihansu Hanım Yalısı.
Sadece teknelere değil, yalılara da bir ilgi var galiba.
Boğazdaki bütün yalıları bilirim.
Tamam.
Nasıl yani?
Hani demişler ya,
ev alma, komşu al. Komşularımı tanımak isterim.
Bu arada o beğendiğiniz yalının çok trajik bir hikayesi var.
[Asil güler]
Ama vallahi bana da bu dertlerden lazım. Yemin ediyorum, gerçekten ya.
Yalıda oturuyorum ama karanlık bir hikaye.
Hay Allah ya. Böyle dert olur mu Allah aşkına?
Bu yalılarda da...
-Yani... -Tabii, haklısınız.
"Yalıda yaşıyorum, çok dertliyim" hikayeleri var ama
bunlarınki biraz daha farklı.
Ben merak ettim şimdi hikayeyi.
Hanımefendiciğim, sizin o beğendiğiniz yalının hikayesi şöyle...
Bir Osmanlı sefiri olan Hekim Bey Paşa'yla karısı Nihansu Hanım'ın
trajik hikayeleriyle dolu.
Sefarethanede çıkan bir dedikodudan kaynaklı
Sefir Bey'in işine son veriyorlar, görevden alıyorlar.
Nihansu Hanım da çok ağrına gidiyor. Yaşadığı ülkede
kendi canına kıyıyor maalesef.
Ondan sonra da peşi sıra bir sürü ölüm geliyor.
Ve orası lanetli bir yalı olarak anılır o zamandan beri.
[duygusal müzik biter]
-Bizim Ünallar gibi desenize. -[neşeli müzik]
Kıvılcım...
Ay, çok pardon, siz devam edin lütfen.
Elbette.
Nihansu Hanım'ın ölümünden sonra
Sefir Bey ve kızı burada yaşamaya devam etmişler yas içinde.
Kızları Kaniye Hanım da
yalının boş odalarında dolaşmaktan bir zaman sonra aklını yitirmiş.
Ondan sonra da bu evi kim aldıysa mutsuzluk ve uğursuzluk
peşini bırakmamış, öyle derler.
Siz bayağı bilgilisiniz bu yalılar konusunda gerçekten.
Bizim programa alsak sizi, orada anlatsak?
Bir şekilde sizinle iş birliği yapmamız lazım.
Yani, ben de sizinle bir iş birliği yapmayı çok isterim ama
program konusunda beni mazur görün lütfen.
En azından bir süreliğine.
Ama bu konuda ehil bir arkadaşım var.
Sizi onunla tanıştırayım. Bu tip bilgileri ondan alırım.
Çok seviniriz, olur.
Pekala. Madem denizin ortasındayız,
madem böyle keyifli de bir gün geçirdik sanıyorum,
acaba merak ediyorum sevgili Kıvılcım Hanımcığım
benim özrümü kabul ettiler mi?
Yani, kabul etmezsem karaya dönemezmişiz gibi geliyor.
[neşeli müzik devam eder]
Bu iyi bir fikir. Bunu düşüneceğim.
Kabul ediyorum. Dönebilir miyiz artık lütfen?
Elbette.
Ay anne, kapıyı çalmıyorsun ya?
[gerilim müziği]
-Ne yapıyorsun sen? -Hazırlanıyorum anneciğim.
Ne yapıyor gibi gözüküyorum acaba?
Şey yapsana...
Şu geçen gün baktığın gelinliklerden birini giy de öyle git.
Yavrum, bu ne hal?
Bu ne hal ya?
Ardına bir de çan tak istersen.
-Sil şu suratını. Gebertmeyeyim seni. -Anne, ne istiyorsun benden ya?
Bu evden gitmemi istemiyor musun? Tamam.
Buğra evlenmek istiyor benimle işte. Ne olacaksa olsun artık. Bakalım.
Ne yapacaksın acaba? Ne yapacaksın?
Yani, kişiliğinle etkileyemediğini dişiliğinle etkileyeceğini mi sanıyorsun?
Ne sanıyorsun?
Sil şu suratını dedim. Sil!
Üstüne doğru düzgün bir şey giymezsen bu evden çıkamazsın, tamam mı?
Hoşuna mı gidiyor bana eziyet etmek?
Senin ettiğin eziyetlerin yanında benimki ne ki?
Giy doğru düzgün üstüne bir şey.
Ondan sonra gidiyor musun, gitmiyor musun, ne yapıyorsan yap.
Hadi.
Hadi!
[gerilim müziği devam eder]
Allah kahretsin ya.
Ama senden kurtulmama çok az kaldı.
Saadetçiğim, canım arkadaşım benim.
-Ben türbelerdeydim, dışarlardaydım. -[gerilim müziği biter]
Sonra eve geldim. Ev zaten terelelli, o sırada aramışsın sen beni.
Söyle canım benim.
[neşeli müzik]
Allah aşkına!
Allah aşkına! Kız, buldun mu?
Kız, Emir'e kız mı buldun?
Ay, senin ağzın, bal yesin ağzın senin.
Tamam, şimdi... Tamam.
Tut kızı. Hemen kolundan tut, getir buraya.
Hadi, göreyim seni. Hadi, görüşürüz arkadaşım. Hadi.
Ay, çok iyi oldu bu. Ha, bu çok iyi oldu.
Ay, Elif de yok evde. Mis gibi. Vallahi çok güzel oldu. Hadi.
Lider Bey, hem nazik davetiniz için, hem kahve için,
hem yalılar hakkındaki bilginiz için çok ama çok teşekkür ederiz.
Rica ederim efendim. Asıl ben teşekkür ederim.
Teşekkürler.
Rica ederim. Yalnız bu böyle, yani bu özür
bu kadar basit bir tekne gezisiyle kalmasın lütfen.
Sizi yemeğe davet etmek isterim.
-[duygusal müzik] -Hem komşuyuz.
Her zaman birbirimizin yüzüne bakacağız.
Yemeğe hiç gerek yok. Teşekkürler.
Çok teşekkür ederiz gerçekten ama ben konuk koordinasyonu için arayacağım sizi.
Ama ben aynı zamanda tanıştırmak istediğim arkadaşımı da getiririm
ve bu konuda da ısrarcıyım.
Hatta o kadar ısrarcıyım ki yarın öğlen saat iki diyorum.
Yani, madem ısrar ettiniz bu kadar, olur, tamam.
Yarın görüşüyoruz o zaman.
-Hoşça kalın. -Hoşça kal.
Çok memnun oldum.
Görüşmek üzere.
Baba, neredesin Allah aşkına ya?
Bugün atman gereken çok önemli imzalar var.
Vallahi hiç gelmeyecektim de zar, zar, zar susmayınca telefon geleyim dedim.
Baba, nasıl gelmeyeceksin?
Vallahi bak, aklım almıyor artık.
Ulu orta çemkirme bana. Geç, odaya geç, hadi.
-[gerilim müziği] -Yusuf, bir şey mi diyecektin?
Yok efendim.
Abdullah Bey gelmezse ben evrakları götürecektim de
geldiğini görünce şaşırdım. Öyle bakakaldım.
Kusura bakmayın.
Baba, bak, şirketin çalışanları bile gelmene şaşırıyor artık.
La havle. Çekil, hadi.
Yusuf, bize iki çay yolla.
Göreceksin sen iki çayı Fatih Efendi.
Çaycı belledi beni.
Baba, Asude Hanım barut gibi.
-Bence git, bir çayını iç, gönlünü al. -[gerilim müziği biter]
Ne yapmışım ben onun gönlünü alacak, ne yapmışım?
Baba, sen benim hiçbir uyarımı dikkate almıyorsun
ama ben insanların telefonlarını açamaz oldum.
Fatih, sen de beni anlamıyorsun
-ama ben dünya malını bıraktım artık. -[gerilim müziği]
Bak, bugün karımla çıktım, türbe türbe gezdim.
Oh, ben artık bunları yapmak istiyorum.
Tamam baba, düze çıkalım.
Sen yetkilerini bana devret, emekliye çekil.
Kimse sana bir şey demiyor ki.
Ben sana bir şey söyleyeceğim.
Diyelim ki ben Abdullah Ünal olmasaydım da
herhangi bir işte, herhangi bir maaşla çalışan bir adam olsaydım
bana aynı saygıyı duyacak mıydın?
O ne demek şimdi baba?
Şu demek, ben artık biliyorum.
Bana param yüzünden saygı gösteriliyor.
Ve bir şey daha biliyorum, kefenin cebi yok.
Onu da gidenlerden biliyorum.
Baba, bak, biz tamam, biliyorum, biz çok zor günler geçirdik.
Geçirmeye de devam ediyoruz.
Ama benim bir kızım var, bir evladım da yolda.
Benim onlara bir gelecek borcum var.
O yüzden işime dört elle sarılmak zorundayım.
Ya sarıl.
Sarılma diyen mi var?
Sen Abdullah Ünal gitti, battı falan diyenlere de kulak asma.
Ben onların hepsini cebimden çıkartırım.
[kapı vurulur]
Gel.
Şöyle koy.
Afiyet olsun.
-Ver abi, ver bana. -[gerilim müziği biter]
-Buyurun. -Sağ ol, eline sağlık.
Baba, şunlar da imzalaman gereken belgeler.
Ya benim kafamı kurcalayan bir şey var baba.
-[gerilim müziği] -Söyle.
Ya sanki böyle yaptığımız stratejiler,
yaptığımız bütün planlar dışarı sızıyor gibi geliyor bana.
Nasıl olacak o?
Ya ne bileyim, böyle
rakiplerimiz sanki bütün hamlelerimizi biliyormuş gibi geliyor.
Oğlum, iyice paranoyak oldun ha.
Al karını yanına, onunla meşgul ol. Çık, gez biraz.
İzne mi çıkacaksın, ne yapacaksın. Baban burada, merak etme. Al.
Umarım yine sen haklı çıkarsın baba.
Hiç şüphen olmasın.
Peki, söylediğim şeylere dikkat edelim, olur mu?
Hadi, herkes işinin başına.
[duygusal müzik]
Oo, ne güzel sürpriz.
Hoş geldin.
Hoş bulduk.
Buyurun efendim, çiçekler size.
-Bana, çiçek? -Hı hı.
Çok naziksin.
-Şunları vazoya koyalım. -Tabii efendim.
Uzun zamandır aklımdaydı sana sürpriz yapmak ama işlerin çok yoğundu,
biraz oturmasını bekledim.
İyi yaptın. Ne ısmarlayayım sana, ne içersin?
Hiçbir şey bir tanem. Dersim var zaten, ona yetişeceğim.
Madem öyle, oteli gezdireyim sana.
-Hı? -Olur.
Hayatım, biz ne zaman burada kalacağız?
Ne zaman istersen, kral dairesi hazır.
Gel, yukarıdan başlayalım.
Olur.
Biz bu adamla yemek yemeyi niye kabul ettik, ben onu anlamadım.
-Ketenpereye getirdi bizi adam vallahi. -[neşeli müzik]
Karizmasıyla aldı, yalan yok.
Ay, vallahi beni hiç almadı, aksine itti. Ukala şey.
Bak, ben sana bir şey söyleyeyim mi? Adam kendine aşık, biraz beğeniyor.
Onu anlıyorum ben, böyle bakışlar falan.
Onu nerede görsem tanırım ama bak, abarttığın kadar yok.
Şimdi şey yapma sen de yani, bence gayet şeker biri.
Hı hı. Küp şeker, köşeli yani.
-Narsistik şeker. -Ay!
Hayır, yemek iyi oldu bence. Ben sana söyleyeyim yani.
Biraz güzel vakit geçireceğiz günün sonunda.
Hayat böyle böyle normale dönecek Kıvılcım işte.
Belki de sen doğru söylüyorsundur Asil, bilmiyorum ki.
Ben sana bir şey söyleyeyim mi?
Biz içeriden manevi olarak çökmüş, tükenmiş, yıpranmış insanlarız
ama insanlar bize dışarıdan baktığı zaman "Bunlar da ne hayatlar yaşıyor" diyor.
Durum bu. Biz o insanlarız yani.
Evet, tam olarak öyle.
[neşeli müzik devam eder]
Biz bu adamla iş yapacağız.
Bak gör, Asil demişti dersin.
Hadi bakalım.
[kapı vurulur]
-Merhaba Perihan Hanım. -Ah, hoş geldin Başakçığım.
Buyur, gel, otur.
Ben de tahlillerine bakıyordum.
He. Bir sorun yok, değil mi? Her şey yolunda mı?
-[duygusal müzik] -İstersen önce bir bebişimizi görelim, he?
Olur, çok özledim onu zaten.
Ama lütfen cinsiyetini ağzınızdan kaçırmayın.
-Söz. -Tamam.
Gel Başakçığım. Geç, şöyle uzan.
[duygusal müzik devam eder]
Hadi bakalım.
[kalp atış sesi]
Ben her seferinde bu sese kalbimi veriyorum ya.
Tamam canım, toparlanabilirsin.
[duygusal müzik devam eder]
Bir sorun mu var?
Son günlerde kendini nasıl hissediyorsun Başak?
[duygusal müzik biter]
Hamileliğimin eski günlerine dönmüş gibiyim sanki.
Kusmalarım biraz şiddetlendi. Bir de...
Bir şey mi oldu?
Çok önemli bir şey değil de...
Bak, bugün söyleyeceğin herhangi bir detay benim için çok önemli.
-[gerilim müziği] -Tabii, tabii.
Bugün tansiyonum düştü.
Böyle ufak bir baygınlık yaşadım ama öyle ciddi yanılacak bir şey değil bence.
Hemen hızlıca toparladım kendimi.
Buraya da tek başıma geldim. Gayet iyiyim aslında.
Araç kullanıyor musun?
Evet.
Bak, senden ricam bundan sonra araç kullanmayı tamamen bırakman.
Neden?
Tekrar bayılırım diyeyse...
Başak, konuşmamız gereken konu çok daha ciddi.
Tahlillerini inceledim.
Hatta bir hekim arkadaşımdan görüş de aldım.
Rutin kan testlerinde rastlamadığımız anormal lökosit sayıları
ve trombosit düşüklüğü tespit ettik.
Yani, bunlar tam olarak ne oluyor?
Bunu söylemenin kolay bir yolu yok.
[gerilim müziği devam eder]
Kan kanseri teşhisiyle gebeliğinin risk altında olduğunu bildirmem gerekiyor.
[duygusal müzik]
Bir yudum iç canım.
Kanser miyim ben?
Bak, aldığın haberin ağırlığının farkındayım.
Sakin olman gerekiyor.
Öncelikle kendin için, sonra da bebeğin için.
-Bebeğime geçecek bir şey mi peki bu? -Hayır.
Eğer doğum yapmayı tercih edersen...
Tercih falan yok, tabii ki doğuracağım.
Üç ayım kaldı benim.
Acilen kemoterapiye başlamam gerekiyor.
Hatta ilik nakli bile gerekebilir.
Bu durumda gebeliği sonlandırmamız elzem olur.
I ıh.
Asla.
Ölürüm de bebeğimden vazgeçmem.
Bu durumda doğru karar veremeyeceğinin farkındayım.
Biraz hazmetmen gerekiyor.
Benim de diğer testler için zamana ihtiyacım var.
Tamam.
Yapalım ne gerekiyorsa.
Eşinle de bir konuş.
Hayır, hayır. Yok. Eşimle falan konuşmayacağız.
Nasıl?
Eşimin bilmesini istemiyorum şu anda bunu.
Doktor hasta mahremiyetine saygı göstereceğinizi düşünüyorum.
Ben eşimle konuşana kadar lütfen eşime bu süreci hiçbir şekilde söylemiyorsunuz.
Hadi bakalım. Sağ olasın.
-Sağ ol. -Ee, Abdullah Bey.
-Oo, Ulvi Bey. -Selamünaleyküm.
Aleykümselam.
Nasılsınız?
Hamdolsun.
-Ben de hanımı ziyarete gelmiştim. -[neşeli müzik]
Lokmacıyı kapattıktan sonra uzun zamandır lokma yemiyordu.
Ben de yolda görünce hoşluk olsun diye alayım dedim.
-Size de vereyim mi bir tane? -Yok, sağ olun. Ben almayayım.
-Allah razı olsun. -Ölümü gör.
Ben şekeri kestim.
Az şekerli bu ama.
İyi madem.
Güzel vallahi.
Beğendiniz mi?
Helal, helal, helal, helal.
Boğulmazsam... Beğendim.
Fakat tabii, sizinki gibi değil. O bambaşkaydı.
Tabii, tabii.
Neyse, hanım beni bekler. Ben sizi tutmayayım.
-Tabii. -Selametle.
Ulvi Bey, şu köşe. Öbür taraftan.
Sağ olun.
[kapı vurulur]
Gel.
Aa, Ulvi, öğleni geçtik mi? Hiç farkında değilim.
-Geç, otur canım. -İşlerin yoğunsa bekleyebilirim.
Ya da ucundan tutacağım bir iş varsa yardımcı olabilirim.
Yok, yok. Ben hallederim. Merak etme.
O ne elindeki?
-Sana lokma getirdim. -[neşeli müzik]
Özlemişsindir diye.
-Lokmayı nereden buldun Ulvi? -Yol kenarında bir çocuk satıyordu.
Rahmetli oğlumun hayrına aldım.
Gelirken koridorda Abdullah Bey'le rastlaştım.
Ona bir parça verdim. Ha, sana selamları var.
Zıkkım yesin.
Niye lokma veriyorsun ona?
Göz hakkı diye bir şey var hanım.
Artık Abdullah Bey'in hiçbir şeye hakkı yok.
Ulvi, lütfen, sen de arana mesafe koyarsan çok sevinirim.
Bir problem mi var? Bilmem gereken bir şey mi var?
İşlerle ilgili şeyler.
Sen kafanı yorma.
Hadi çıkalım. Mağazada randevumuz var.
Mağazanın da mı randevusu oluyormuş?
Evet, bu randevulu mağazalardan.
Hadi gidelim hayatım.
Şey, lokmalar ne olacak?
Merak etme. Yarın her kafam attığında bir tane yerim.
Hiçbir şey kalmaz.
İyi, yiyeceksin madem. Çıkalım.
Dur, ben açayım.
Allah'ım, bana yardım et.
[duygusal müzik]
Bebeğimi sağlıkla kucağıma almamı nasip et.
[kadın] Sağ ol, Allah razı olsun.
Gözyaşı akandan para almam ben.
Al bakalım bunu.
Gebelikte hiç ağlamadan olur mu?
Daha karnına düştüğü anda gözünün ucunda birikir damlalar.
Sen de bakayım.
Neden ağlıyorsun?
Ablacığım, çok teşekkür ederim
ama gerçekten konuşabilecek durumda değilim şu an.
Çok kötü bir haber aldım. Biraz onu hazmetmem lazım.
Kusura bakmayın, olur mu?
O zaman sana bir kocakarı nasihati edeyim.
Öyle gideyim ben.
Bağışla beni.
Birinden duymuştum fi tarihinde.
"Eğer siz bir şeyler olmadan
düşünür üzülürseniz, dertlenirseniz
Allah size yapabileceğiniz kadarını nasip eder
ama siz gemileri havadan uçurmayı düşünürseniz
o zaman karadan yürütmeyi başarabilirsiniz."
Benim gemim karaya saplandı ama.
Tüm gücümle itsem de artık çıkaramam onu oradan.
Her zorlukta bir kolaylık vardır.
Allah senin güzel gönlüne göre versin.
Güzel kızım, bebeğini sağlıkla kucağına al inşallah.
Teyze, bir dakika.
Lütfen bana dua et.
Gemim bir gün karaya saplanırsa
evladım kendini çıkarıp kurtarsın.
Bütün dualarım seninle güzel kızım.
Allah yardımcın olsun yavrum.
[gerilim müziği]
Bir şey düştü de.
Şey...
Bir şeyler...
Ay, bunları da yapıyorlar böyle.
Şunu da aldım. Hıh.
Bitti, topladım.
-Selam. -Selam.
Sorun değil.
Gel.
[Elif boğazını temizler]
Ee?
N'aber?
İyiyim.
Şaşkınım tabii biraz.
Buraya gelmeyeli epey zaman oldu.
Evet, ben de bir süredir yoktum. Yeni döndüm.
-Evet, ulaşamadık sana. -Arayan bir şekilde ulaşıyor be Elif.
Hı?
Şaka yapıyorum ya.
-Ne içersin? -[gerilim müziği biter]
Sen ne içersen aynısından içerim ben de.
Peki.
İki americano.
Elif, ben düşündüm.
-[gerilim müziği] -Bir hata ettiğimi fark ettim.
Bu hatadan hızlıca dönmek istiyorum.
Yani, seni yarı yolda bırakmayacağım.
Yani, fikrini ne değiştirdi çok merak ediyorum.
Sen benim üstüme çok gelince ben panik oldum.
Yoksa seni ilk gördüğüm zamandan beri ne kadar beğendiğimi biliyorsun.
Yani, doğru söylüyorsun.
Ben sana biraz baskı yaptım tabii.
Haklısın.
Olsun.
Geçmişi bırakalım, değil mi? Önümüze bakalım istiyorum artık.
Yani?
Evlenecek miyiz?
Hı hı.
En kısa zamanda.
-Ben abini de aradım. -Aa.
Bugün. Sağ olsun, açtı telefonumu.
Davet ettim onu da.
Önce bir biz böyle önden konuşalım istedim ama abin de gelecek.
Ciddi misin?
Ciddi olmasam karşında ne işim var Elif?
Tamam. Konuşalım o zaman.
Abin gelsin,
bu işin adını koyarız.
Nasıl bir yol izleyeceğimizi konuşuruz.
Hadi bakalım, konuşalım.
Başak?
İyi misin? Ne bu halin?
Değilim arkadaşım.
Hiç iyi değilim.
Ne oluyor güzelim? Korkutma beni.
-Doktordan geliyorum. -[duygusal müzik]
Sen gel, otur bakayım şöyle.
Bir yudum bir su iç.
Anlat bakayım şimdi, ne oldu? Fatih'le falan mı kavga ettin?
Bebekle alakalı kötü bir durum yok de bana.
[Perihan] Bunu söylemenin kolay bir yolu yok.
Kan kanseri teşhisiyle gebeliğinin risk altında olduğunu bildirmem gerekiyor.
Billur, ben hasta olduğumu öğrendim bugün.
Hastaymışım ben.
Kan değerlerimde gebeliğimi sürdürebilmeme engel sonuçlar çıktı.
Doktor "Ya sen ya bebeğin" diyor bana.
Ne?
Kızım, saçmalama, ne diyorsun sen?
Başıma bunun gelmiş olmasına inanamıyorum.
[duygusal müzik devam eder]
Doğum yaparsam ya bebeğim ya...
Ya da ben ölürmüşüm.
Benden bir seçim yapmamı bekliyorlar.
İnanabiliyor musun?
Ben nasıl seçim yapayım böyle bir konuda?
Sen Fatih'e söyledin mi bu durumu?
Konuşmadım, konuşmam da.
Fatih benden vazgeçmez.
Ben de bebeğimden vazgeçmem.
Dur bir tanem, önce bir düşünelim.
Bir araştıralım.
Bak, eminim ki bir çıkış yolu vardır.
Umarım.
-Hoş geldin anneciğim. -Hoş bulduk.
Ne yaptın bakayım? Sıkıldın mı tek başına evde?
Yok, zaten ders çalışıyorum.
Şimdi birazcık ara verdim, öyle matcha'mı yudumluyordum.
Senin nasıl geçti günün?
Ben şok, anlatacağım.
-Hoş geldiniz Kıvılcım Hanım. -Hoş bulduk Sevilaycığım.
-Kemal uyuyor mu? -Yemeğini yedi, uyudu.
Ay, maşallah, aşkımın var ya gıkı çıkmadı sen gittiğinden beri anne.
Kıvılcım Hanım, Ömer Bey aradı. İş çıkışı Kemal'i alacakmış.
Eşyalarını hazırlamamı istedi.
Tamam Sevilaycığım, haberim var. Hazırla sen.
Tamam. Siz bir şey içer misiniz?
Çay, kahve, matcha?
Çimen sayesinde çok güzel hazırlıyorum.
-Size de yapayım bir tane. -Yok, sağ ol. İstemem şimdi bir şey.
Peki.
Ömer abi neden seni aramıyor da böyle güvercinlerle iletişim kuruyor, hı?
Çimenciğim, şu an ben böyle iyiyim.
Onunla iletişim kurmak bana çok iyi gelmiyor.
-[duygusal müzik] -Anne...
Hayır bak, ne olur, sakın Ömer abiye hâlâ aşığım falan deme sakın.
Yok canım, yok.
-Yani, öyle bir şey yok da... -Oradaki da çok önemli bir detay ama.
Ne bileyim Çimen, ya çok tuhaf, rahatsız edici bir tipe dönüştü.
Benimle böyle yakın arkadaş olmak istiyor
ama bizim dinamiğimizde bu biraz sakil kalıyor.
Onun manitası olmasaydı görürdüm ben onu ama.
[duygusal müzik biter]
Yani, şimdi böyle bunlar hayatlarına birisi girince
modernitenin son kalesi gibi davranıyorlar
ama senin hayatına birisi girsin, ilk insana döner.
Neandertal takılır o.
Aman, aman, gerek yok.
Ben hayatımda hiç kimseyi istemiyorum.
Ay, iptal, iptal, iptal, kimse falan deme anne, iptal.
-Aşk var, aşk. -[neşeli müzik]
O astrolog kadının sana dediğini hatırlamıyor musun?
Biz bir şeyler biliyoruz da konuşuyoruz.
Çimenciğim, hayatımıza giren erkeklerin durumu ortada.
Ama biz böyle dediğimiz için kendimize bunları çekiyoruz zaten anne.
Yani, söz büyüdür.
Biz söylediklerimizle kaderimizi şekillendiriyoruz.
Evet, inan buna.
Yani, ideal olanı söylersek onu kendimize çekeriz zaten.
Mesela bu yan tarafa taşınan ikiz yalılı beyefendi gibi.
Asıl sana onu anlatacaktım, unuttum.
-Bugün Boat Show'a gittik ya. -Hı?
O Boat Show'u organize eden kişi meğer yan komşumuzmuş.
-Hatta yarın iş yemeği yiyeceğiz. -Aa.
Tesadüfe bak ya.
Sen hiç etkilenmedin mi yani
-bu tesadüften? -Yok.
Ay anne, ben olsam adamın soyadının yanına kendi adımı koymuş,
şu an ismimizin numeroloji uyumuna bakıyordum yani.
Çimenciğim, o hikaye hiç senin öyle hayal ettiğin gibi bir hikaye değil.
Adam böyle gereksiz bir şekilde kendine hayran.
Aşık yani resmen.
Ya ama adamın adını Lider koymuşlar. Taşıyordur yani birazcık. Ne yapsın?
Ben sevdim vallahi bu olayı.
Çimenciğim, benim şu anda hayatıma adam sokacak halim mi var?
Yapma bak şunu. Kızıyorum.
Yapma, ne olur. Görüyorum ben senin aklından geçenleri.
Lütfen Çimen.
Aman anne, sana da hiç sataşılmıyor ya. Ben odama gidiyorum.
Kolay gelsin.
Buraya gelmeseydim ilk gördüğüm kişiye gardımı düşürecektim.
-İyi ki varsın canım. -[duygusal müzik]
Seni de işinden ettim.
İş falan önemli değil canım.
Sen eve gidebilecek durumda mısın peki?
Ben bırakayım mı seni?
Yok, yok, giderim. İyiyim.
Doktor öyle dememiş ama.
Billur lütfen.
Yani, gerçekten bu yaşadığım şeyi hazmetmeye ihtiyacım var.
Yalnız kalsam daha iyi.
Geç de kaldım zaten, beni merak etmişlerdir. Gideyim ben.
İyi, tamam, sen geç eve ama yarın görüşelim yine.
Ben müsait olursam seni ararım.
Seni de kendi dertlerimle yordum. Kusura bakma canım ya.
Başak, ya saçmalama. Sen benim en yakın arkadaşımsın.
Bak, neye ihtiyacın olursa her zaman yanındayım, biliyorsun, değil mi?
Biliyorum.
İyi ki varsın arkadaşım. Sağ ol.
Bana haber ver ama, tamam?
Merak etme.
-Hadi görüşürüz. -Görüşürüz.
[neşeli müzik]
[konuşulanlar duyulmaz]
[neşeli müzik devam eder]
Oh, Asude Hanım.
Bütün mağazayı denedim. Yoruldum vallahi.
Daha giyecek miyim?
Yok, yok, bu kadar yeter.
-Sen şimdi kendi kıyafetlerini giy. -[neşeli müzik]
Hay yaşa.
Ne zor şeymiş bu ya.
Asude Hanım, sizi memnun etmişizdir umarım.
Tüm tarif ettiğiniz ürünleri çıkardım.
Ben zaten memnun olacağımızdan emindim.
Şimdi eşim yoruldu.
Diğer kıyafetleri paketleyip eve gönderin. Orada denesin.
Tabii efendim.
-Bir kahve daha alır mıydınız? -Yok, yok.
-Sağ olun. -Afiyet olsun.
Çok masraf yaptık ya. Neyime benim bu kadar kıyafet?
Aa, biz bunları evlenmeden önce konuşmadık mı Ulvi?
Bunlarda denk olmazsak evliliğimiz su alır.
Bırak canım. Hayatını yaşa.
Çok mahcup hissediyorum kendimi ama.
Aşk olsun.
Biz yol arkadaşıyız.
Ne mahcubiyeti?
O zaman yemeğe gidiyoruz. Ben ısmarlıyorum.
Hı.
Ya tamam. Korkmana gerek yok. Bu defa esnaf lokantasına götürmeyeceğim.
Aşk olsun. İyi bakalım. Hadi bu sefer ne yiyeceğiz?
Buyurun.
[neşeli müzik devam eder]
-Ee, Asude Hanım, elbiseler ne olacak? -Onlar arkadan gelecek.
-Ay aşkım, ne oldu size ya? -[çocuklar ağlar]
Ne oldu kızım? Ne oldu oğlum size ya? Nazar mı oldunuz, ne oldu?
Anne!
Anne!
[telefon çalar]
-Efendim Hayat abla? -Fatih Bey, Başak Hanım dönmedi.
-Ulaşamadım ona. -[çocuk ağlar]
-Bir şey mi oldu? Kim ağlıyor? -Abdullah ağlıyor.
Ne yaptımsa susturamadım.
Vallahi içim parçalanıyor. Bu çocuk annesini özlüyor.
Ne diyorsun Hayat abla ya?
Ya bu çocuk nasıl toparlayacak?
Vallahi bilmiyorum. O ağlıyor. Hepsi birlikte ağlıyor.
Ben bugün baş edemiyorum bunlarla. Salkım Hanım'ın misafirleri var.
Elif Hanım dışarı çıkmış.
Başak Hanım da hastaneden dönmedi. Vallahi imdat demek için sizi aradım.
Hay Allah. Yani, şirkette işler o kadar yoğun ki...
-Ne yapsak bilemedim. -Fatih Bey, Çimen'den rica etsek?
İki saatliğine uğramaz mı bana?
Ha. Bak, iyi akıl ettin.
Cemre'yle Alev'i de zaten soruyordu.
Tamam. Emir evde yoksa ben arar rica ederim ondan.
-Seve seve gelir. -Hay Allah sizden razı olsun.
Sağ ol.
[duygusal müzik devam eder]
Alo?
Çimen, nasılsın?
Ya senden bir şey rica edecektim ama...
[duygusal müzik yükselir]
[telefon çalar]
-Canım? -[duygusal müzik biter]
Hayatım, nasılsın?
İşler çok yoğundu. Arayamadım. Kusura bakma. Her şey yolunda mı?
Hastaneden çıktım. Yoldayım şimdi. Billur'la buluştuk da oturduk biraz.
Gidiyorum eve.
Ne dedi doktor?
[duygusal müzik]
Alo? Başak?
Ee, şey,
her şey yolundaymış. Yani, normal her şey. Endişeleneceğimiz bir şey yok.
Oh. Çok şükür.
Çok şükür.
Biz de öyle Billur'la lafladık biraz.
Ya hayatım, sen her gün her gün dışarıdasın.
Yorma kendini.
Yani, Billur'u ara. Eve gelsin, evde oturun. Ya senin dinlenmen gerek.
Haklısın canım.
Başak, Hayat abla aradı beni. Abdullah avaz avaz ağlıyormuş.
Kızlarla da baş edememiş.
Benden rica etti. Ben de Çimen'i aradım.
Sen eve yetiş de Salkım Hanım kızı yemesin.
Hı hı. Ama benim biraz yolum var Fatih. Yani, elimden geleni yaparım.
Yoldayım şimdi.
Başak, sen iyi olduğuna emin misin?
Sesin bir tuhaf geliyor.
[duygusal müzik devam eder]
Şey, ya hava çok bunaltıcı. Klimayı da açamıyorum ya, biliyorsun.
O yüzden şey yaptım, sıcakladım biraz.
Tamam hayatım. Evde görüşürüz.
Görüşürüz.
Allah'ım, ben bunu nasıl söyleyeceğim Fatih'e?
[telefon çalar]
Of.
[kadın videodan konuşur] Kişiliği ve ilişki tarzı.
Yani, işimiz bayağı karışık desenize.
O zaman ben size...
-Anneciğim. -Efendim canım?
Fatih aradı.
İki saatliğine Cemre'yle Alev'e bakabilir misin dedi.
Tamam dedim ben de.
Niye ki? Hayat izinde miymiş?
Ya yok, izinde değil de Apo çok ağlıyormuş.
-Onunla ilgileniyor. -[duygusal müzik]
Başak da hastaneye gitmiş.
Salkım cadısının da misafirleri mi ne varmış.
Ay Çimenciğim,
yani, o eve gitmeni hiç içim almıyor ama yapacak bir şey yok.
Çocuklar bizim çocuklarımız. Mecbur gideceksin.
Anne, ben de çok özledim ikisini de zaten ya.
Bana da iyi gelir.
İyi, tamam ama ne olur yüz göz olma kimseyle o evde bak.
Yok. Onların yüzünü şeytan görsün zaten. Ne bakacağım onların yüzüne?
Tamam. Benim için de öp bebeklerimizi.
-Tamam. Hadi çıkıyorum ben o zaman. -Tamam canım, dikkat et.
Evlendikten sonra senin evinde mi yaşarız?
Hı hı. Senin için de bir sakıncası yoksa.
-Yok canım. Ne sakıncası olacak? -[gerilim müziği]
Abiciğim.
-Merhaba Emir. -Merhaba.
Abiciğim, Buğra bugün beni aradı.
Seninle buluşmak istediğini söyledi. Ben de müsaade ettim.
Abi, biz Buğra'yla uzun uzun konuştuk.
-Çok pişman. -Hadi ya.
-Özürler diliyor. -Öyle mi?
Öyle tabii.
Şş, şu bizim Buğra'nın oturdukları kim?
Müstakbel karısı ve onun abisi.
Çok iyi yere kapak attı Buğra Efendi. Hayatı kurtuldu.
Hı. Nasıl yani?
Kızım, şu salak kızın abisi Emir Sertkaya. Cici babası da Abdullah Ünal.
Ünal Holding'in sahibi.
-Bizim Buğra ne alaka? -Biz bu kızdan neler çektik.
Uzun hikaye. Anlatırım. Ben bir Sertkaya'nın siparişini alayım.
[gerilim müziği devam eder]
-Ne alırdınız efendim? -Ben bir şey almayacağım.
Kardeşimi alacağım, çıkacağım.
-Bir kahve ikram etseydim. -Başka bir zaman. Sağ olun.
[Emir] İyi o zaman. Konuyu bağlayacak olursak...
Annen, baban İstanbul'da mı?
-Bursa'da yaşıyorlar. -[gerilim müziği biter]
İyi, güzel. Yakın.
-Yarın gelin, isteyin. -[neşeli müzik]
Yarın olmaz.
-Hazırlıklar? -Hazırlıklar tamam.
Geç bile kaldık Elif. Allah Allah.
Duydun mu Buğra?
Duydum. Benim için uygundur. Bir an önce olsun, bitsin.
O zaman şimdiden hayırlı olsun diyelim.
Deriz. Onu da deriz. Zamanı geldiği zaman ben sana söyleyeceğim.
Ne zaman hayırlı olsun diyeceğimizi.
Hadi bakalım.
O zaman görüşürüz.
Görüşürüz. Hadi sağ ol, sağ ol.
Görüşürüz.
[neşeli müzik devam eder]
Ya bakma, aslında fena çocuk da değil işte.
Kendi halinde gariban bir şey herhalde.
-Ay! Ay! -[neşeli müzik]
Ay, şey...
-Özür dilerim ya. Çok pardon. Ben öyle... -Yok, ben özür dilerim.
Biraz sakarlık ettim ben. Kusura bakmayın.
-Yok, hiç... İyisiniz, değil mi? -İyiyim, iyiyim.
Buyurun.
-Kolay gelsin. -Teşekkür ederim.
-Kız ağzının içine düştü. -Ya saçmalama Elif ya. Allah Allah.
Herkes sen mi? Boş boş konuşma. Bin şu arabaya, hadi.
[neşeli müzik devam eder]
Ay, ay, ay.
Sen yine neler döktürmüşsün böyle Salkım.
Aşk olsun.
Misafirlerim geliyor, yapacağım tabii. Afiyet olsun.
Bak, Fatma benim kırk yıllık dostumdur.
Sebile kızımız da elimizde doğdu.
Tüh, tüh! Maşallah sana.
[neşeli müzik]
Kız lisesinde okudu.
Şimdi de ana sınıfı öğretmenliği okuyor.
Aa, ne güzel.
Ne güzel bir meslek seçmişsin kendine kızım.
-Maşallah. -Teşekkür ederim.
İleride çocuklarıma daha iyi bir annelik yapabilmek için seçtim bu mesleği.
Maşallah sana.
Kurban olurum.
Ay vallahi ağzımın suları şey oldu.
Fatma, ne kadar da şanslısın ya.
Vallahi böyle kız kalmadı şimdi. Hiç yok.
Aa, olur mu öyle? Ben de Elif'e çok gıpta ederim.
Maşallah, sübhanallah.
Annesinin eteğinin dibinde, namuslu, güzel bir genç kız.
Öyle tabii.
Öyle.
Sahi, ben Elif kızımızı da görürüm diyordum ama o nerede?
-Abisiyle o, dışarıda. -Hı.
İşleri vardı çok.
Abisinin de canı sıkkın bu ara. Hiç kıyamaz Elif, abiciğine.
Kıyamıyor. Ona yarenlik etmeye gitti.
Maşallah. Ne kadar da şanslılar.
Ben de hep bir abim olsun isterdim.
Allah aşkına.
Ama zaten koca dediğin abi.
Eş aynı zamanda. Baba. Hepsi.
Allah hidayet versin.
Hepsini böyle bir erkekte bulursun inşallah.
İnşallah.
Aa, ha, bak, bak.
İyi insan lafın üstüne gelir oldu.
Öyle oldu gibi sanki.
Aa, Çimen Hanım, hoş geldiniz.
-Hoş bulduk Selvi. Nasılsın? -[neşeli müzik biter]
Şey, iyiyim efendim. Siz?
İyiyim ben de.
Hayat abla biraz sıkışmış da
ben de öyle Cemre'yle Alev'e bakmaya geldim.
Tabii, tabii. Siz buyurun, hemen yukarı.
-[neşeli müzik] -Hemen yukarı?
Yani, şey...
İçeride kim var?
Salkım Hanım'ın eşi, dostu işte. Siz buyurun yukarı.
Olsun. Ben bir selam vereyim. Şimdi gözükmezsem ayıp olur.
[Salkım] Kim, kim geldi? Yavrum, kim geldi? Selvi!
Merhabalar Salkım Hanımcığım.
Ne işin var senin burada ya?
Cemre'yle Alev'e bakmaya geldim. Hayat abla biraz sıkışmış da.
-Hoş geldiniz. Merhaba. -Hoş bulduk.
Hoş bulduk.
Salkım Hanım, bu güzel kız kim?
-Eski gelini. -[Salkım] Eski ama.
Eski sonuçta.
Anne, biz geldik.
-Çimen? -Aa, bu ne yapıyor ya burada?
Hasretine dayanamadım, bir yüzünü göresim geldi, biliyor musun?
Allah Allah.
Kızım, hoş geldiniz.
Hoş geldiniz. Bak, Saadet teyzen geldi. Fatma teyzen burada.
Sebile'yi de getirmişler.
Hoş geldiniz.
-Abime kız bakıyoruz da. -[neşeli müzik biter]
Aa, harika bir haber bu.
-Kolaylıklar dilerim. Epey zor çünkü. -[neşeli müzik]
Sağ ol. İnşallah.
Çimen...
Çimen!
Emir! Emir, oğlum!
Yakasından düşmüyor bir türlü.
Biz kapıdan kovuyoruz, o bacadan giriyor. Biz kapıdan kovuyoruz, o bacadan giriyor.
Yok artık. Yani, bunun ayağını bir tek benim Emir'i evlendirmem kesecek.
Anlaşıldı. Anlaşıldı.
Ama Emir de gelip bir selam vermedi. Hemen kızın peşinden koştu.
Ha, yok. O yaka paça atmak için onu.
-Yaka paça. -Evet, çok nefret ediyor ondan.
-Nefret! -Yoksa siz hiç merak etmeyin yani.
Aynen. Aynen. Öyle bir nefret ediyor ki...
-O tiksiniyor yani. -Çok.
-Hayırlısı. -Hayırlısı mı?
Çık, şu musibeti kovala. Kovala, kovala.
Anne, tamam, sakin ol. Merak etme. Onlar şimdi kavga eder. Gider sonra.
-Amin. -Çimen, bir dursana.
Ya Çimen, arkanda koşmaktan nefes nefese kaldım.
-Bir dur Allah aşkına ya. -[duygusal müzik]
Sen ne hakla bana dokunuyorsun ya, hı?
Tamam. Dokunmuyorum ya ben sana.
Tamam. Özür dilerim. Hıh.
Benden de kaçmana gerek yok yani bence.
Ben mi senden kaçıyorum? Ben senden kaçıyormuşum öyle mi?
Bak Çimen, aşağıdakilerin geleceğinden benim haberim yoktu, tamam mı?
Annem işte. Biliyorsun, annemin işleri yani.
O zaman hoşuna gidiyor olması lazım.
Çünkü sen değil miydin sosyal medyada sayfa sayfa anne övücülüğü yapan, hı?
-Ben sen ne diyorsun anlamıyorum. -Ya ben bir şey demiyorum Çimen.
Allah Allah, neyi anlamıyorsun ya?
Aşağıdakilerin geleceğinden haberim yoktu diyorum. Bu kadar yani.
Bitti mi?
Senin bitirdiğin gün bitti.
Bana sakın bu manipülasyonları yapma.
Sen benim senin anneni balkondan ittiğimi düşündün be!
I ıh, öyle bir şey düşünmedim ben.
-Düşündün. Söyledin. -Demedim. Söylemedim öyle bir şey.
-Allah Allah. -Ya ne Allah Allah?
Allah Allah. Kafam karışıktı benim ayrıca o ara.
Hani kadın da kendi kendine atlamadı ya Çimen aşağıya.
Bizim bu noktaya geleceğimizi bilseydi onu da seve seve yapardı, merak etme.
Şimdi kına yaksın. Git, annenin bulduğu kızla evlen.
Benim de yakamı bırakırsın artık.
Ya ben senin yakanı bıraktım ya zaten, Allah Allah.
Sen de çık, istediğin gibi gez istediğin gecelerde.
Sana ne oluyor be? Sana ne ki? Sen utanmadan beni mi stalk'luyorsun hâlâ?
Neye stalk'layacağım seni ya?
-İşim olmaz kızım seninle benim. -Hıh.
İyi.
Git, bu dertlerini de annene anlat anneciğinin kuzusu.
Ona anlat. Onunla dertleş. Onun bulduğu kızla evlen.
Belki mutlu olursun. Onu da eve kapatırsınız. Aile saadeti.
-Hı? Aferin. -Lafa bak. Lafa bak ama.
Anne ya! Ah anne ya!
Ya ben haklıyken haksız duruma düştüm ama.
Ömer Bey iki dakikaya gelir Kıvılcım Hanım.
-İçeri girmez umarım. -Sanmam. Hep bir acelesi var.
Hep bir telaşlı zaten.
Aman. Acelesini sevsinler onun.
-[kapı çalar] -Hah, geldi.
Gel bakalım, gel. Baba geldi.
-Alsana. -Hop bakalım.
Hadi bakalım, gel.
Of.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Aslanım benim. Aslanım benim.
[duygusal müzik]
Buyurun.
-Ömer. -Nasılsın?
-İyiyim. Sağ ol. Sen nasılsın? -İyiyim ben de. Ne olsun?
Seni içeride görünce bir selam vereyim dedim.
İyi yaptın.
Yani, ben genelde evdeyim. Acelesi olan hep sensin.
Evet Kıvılcım, bu ara biraz yoğunluk var. Ben şirketten ayrıldım.
Bu devrolan otellerin biraz tadilat işleri var da onlarla uğraşıyorum.
-Ne güzel. Kolay gelsin. -Sağ ol.
O otellerin hepsi benim bu aslan oğluma miras kalacak.
Bizim oğlumuza bırakacağımız en büyük miras eğitim.
Muhakkak.
Muhakkak. İşte öyle. Bir göreyim dedim seni.
Malum Çimen'i de göremedim annenden sonra.
Çok düşüncelisin. Sağ ol. İyiyiz hepimiz.
Sen de sağ ol.
İyi, ben sana daha fazla rahatsızlık vermeyeyim Kıvılcım.
Malum şimdi eve gidiyoruz Kemal'le.
Hilal de bir ton hazırlık yapmıştır. Bekletmeyeyim onu.
Afiyet olsun size.
Trafik de var. Sağ ol.
Ben sizi geçireyim. Buyurun.
[duygusal müzik devam eder]
Ne yapıyor benim aslan oğlum?
Hı? Özledin mi babayı? Sağ ol Sevilay.
-Hadi selametle. -Güle güle.
Of!
Ay Kıvılcım Hanım, vallahi çocuk gibi davranıyor.
-Ne olur siz sinirinizi bozmayın. -Vallahi benim hiç umurumda değil Sevilay.
Diyetisyeniyle fit bir hayat yaşasın. Benden de uzak dursun.
Amin, amin.
-Bu arada yan komşu müziği kesti. -Ay, evet, farkındayım.
Şu an şu sessizliğin tadını çıkarıp kitap okumak istiyorum ben.
Tabii, tabii. Ben size bir bitki çayı yapayım.
Vallahi olur Sevilay.
Çık, şu abine bir bak.
Gitti kızın peşinden, inemedi bir türlü aşağıya.
Ayaküstü gözünü boyamasın oğlanın.
Anneciğim, abim salak mı gözü boyansın?
Haklısın.
Haklısın.
O salaklığı bu evde bir tek sen yaparsın çünkü.
[ayak sesleri]
Ah ama anneciğim ya!
-Ah ama annem ya! -[neşeli müzik]
-Anne, sen ne yaptığını sanıyorsun ya? -Ne yapmışım ya?
Ne yapmışım ben?
O iblis senin aklını çeldi gene, değil mi? Ne oldu? Yalanlarıyla aklını çeldi.
Ne aklını çelmesi anne? Konuşamadık bir şey biz.
-Biz konuşamadık ki. -Aman, iyi.
Allah Allah ya.
Neydi o manzara ayrıca anne öyle?
Toplamışsın ya. Sülalede kim varsa gelmiş anneciğim ya.
Ya anne, ben sana kaç kere söyleyeceğim. Ben evlenmeyi düşünmüyorum anneciğim.
Vallahi de düşünmüyorum anne ya. Düşünmüyorum ya.
Ay üstüme iyilik sağlık ayol, aa.
Eve artık arkadaşlarımı çağırırken sizden icazet alacağım.
Ya arkadaşım kızıyla gelmiş. Ne var bunda? Ne yapayım yani?
Bak anneciğim, bunu yapma.
Anne, bunu yapma. Anne, salak mıyım ben?
Salağa mı benziyorum? Yapma bunu anneciğim.
Bana yapma bari bunu ya.
Bütün gün Elif'in mevzularıyla uğraşıyorum ben.
Arkamdan iş çeviriyorsun ama anneciğim, yapma gözünü seveyim ya.
Ay oğlum, vallahi de billahi de öylesine geldiler.
Ama çok güzel kız, değil mi?
Sen de gördün gözünle.
Bir de şey, anaokulu öğretmen olacakmış.
Tabii. Annemin en düşkün olduğu meslek.
Sen benim söylediğim bölümü okusaydın bugün bunlar gelmezdi başına.
Konu ne ara bana geldi ya? Ne güzel birbirinizi yiyordunuz şurada.
Elif, sus abiciğim.
Tamam, misafirleri boş verin şimdi. Sen söyle bakayım, ne yaptın?
Görüşebildiniz mi çocukla? Alacak mı bunu?
Görüştüm, görüştüm.
Elif'le evlenmek istediğini söyledi. "İyi" dedim. "Yarın gel iste."
Ay anne, bir görsen, çocuk benim aşkımdan ölüyor.
[neşeli müzik devam eder]
-Sana aşkından ölüyor mu? -Hı.
İnşallah tek başına gitmez, seni de götürür yanında.
Tövbe ya Rabb'im ya Resulallah.
Götür şunu. Ağzımı bozduruyorsun benim şimdi.
Tamam işte.
Yarın geliyorlar, isteyecekler beni. Kurtuluyorsun benden.
Çok şükür.
Önce Allah'ıma, sonra oğluma bin şükür.
-Abim ne alaka ya? -Kuş beyinli.
Kuş beyinli.
Abin olmasa sen evlenebilecek misin acaba? İzin vermese sen evlenir misin?
Doğru. Ay, canım abim. Ne güzel konuştu, biliyor musun?
Allah'ım, sonunda bitiyor bu iş. Hem de en güzel şekilde bitiyor.
Oh, çok şükür.
Oksijenle ilgili bir sıkıntısı var bunun. Gitmiyor herhalde.
Allah'ım ya Rabb'im.
-Of. -[neşeli müzik biter]
Aa, Çimen, gidiyor musun canım?
Ben de sana yetişmeye çalıştım ama çok trafik vardı.
Canımı kurtardım. Kaçıyorum diyelim.
Oy.
Kocaman olmuş, inanmıyorum.
Ben son gördüğümde bu ne zaman çıkacak diye konuşuyorduk aramızda.
Hatırlıyor musun? Geçti mi o kadar ya?
-Geçti. Geçiyor. -[duygusal müzik]
Ne oldu? Sen ağladın mı yoksa? Gözlerin bir şişmiş.
Bir şey mi oldu sana?
Hamilelik hormonları işte. Arada geliyorlar.
Ne zor, değil mi kadın olmak?
Yani, lohusalığı ayrı, böyle doğum öncesi, sonrası...
Çok zor gerçekten.
Zor.
Neyse, bir an evvel doğumunu yap da sağlıkla alalım kucağımıza.
[duygusal müzik yükselir]
İnşallah.
Bana bak, bu evdekilerin senin canını sıkmasına asla izin vermiyorsun, tamam mı?
Bak, işte o zor.
Başak, yanlış anlama beni ama hayır, çıksanıza artık kendi evinize.
Çocuğa yansıyacak diye korkuyorum.
Kim bilir burada her gün neler yaşıyorsunuzdur.
İnşallah bir gün o da olacak.
Benim şu an tek istediğim,
bebeğimin sağlıklı dünyaya gelmesi.
Pozitif düşünmeye devam, tamam mı?
Öyle yapıyorum.
Sen tam bir hamiş olmuşsun, doldu yine gözler ya.
O zaman ben hemen konuyu değiştireyim.
Bu Salkım Hanım var ya, şimdiden yeni gelin adayı çağırmış eve.
Yok artık.
Ya var artık.
Salkım zaten, ben bekliyordum böyle bir şey olacağını.
-Şaşırmadım yani. -[korna çalar]
Neyse, ben seni daha ayakta tutmayayım, sen geç, dinlen.
Taksim geldi. Biz bir ara buluşur, dedikodumuzu yaparız yine, tamam?
-Tamam canım. -Kendine çok dikkat ediyorsun.
[duygusal müzik devam eder]
Umarım.
Allah'ım, sen bana yardım et.
[neşeli müzik]
Ben de seni kudurtmazsam.
Alo? Büşbüş, nasılsın, ne yapıyorsun?
İyi ben de bildiğin gibi, öyle sınava hazırlanıyorum.
Şey diyecektim ben sana, akşam bizim kızları bir toparlasana.
Artık kim müsaitse, tamam?
Öpüyorum çok o zaman, haberleşiriz.
Yaz bana.
Bye bye.
Ben ona mutlu oluruz demedim ki.
Ben ona cenneti vadetmedim. Psikoloğa da gidelim dedim Ayşe.
[neşeli müzik]
Ama yok, olmadı. Olduramadık yani.
Neyse, zamanı geldiğinde sünger çekmesini biliriz geçmişe, evelallah.
Hı.
Zaten bize kaçıngan değil, yapışkan bağlanan lazım.
O ne?
Duygularını belli edemeyen, daha kapalı kutu yani.
Git gelli, toksik bir birey.
-Hı. -Hı.
Yalnız o değil de, nasıl hamımız el el baş başta kaldık, he?
Bir tek Asude ablam erdi muradına, bize de kerevetine çıkmak kaldı.
-Çok şükür. -Ulvi Bey çok iyi biri.
Ulvi Bey? Evet.
Adı gibi ulvi bir insan
ama işte, gel gör ki Ayşe, yani,
bizim gibi kaos bağımlılarının arasında, he, ne yapacak bu adam?
Allah vere de çok yıpranmasın. Onun için korkuyorum.
Yıpranmaz canım. Ablamı çok seviyor, çok sayıyor.
Tabii, sevgi, saygı...
Fakat biz sevgi ve saygının olmadığı ortamlara bağımlı olduğumuz için
ben bir şey diyemiyorum.
Bizim hayatımız, ömrümüz nasıl, biliyor musun?
En çok tutan dizinin beşinci sezonunda gibiyiz. Bak, öyle.
Nasıl?
Boş ver.
Ne o, çorba mı?
-Evet. -Ellerine sağlık, sen devam et.
Beni dinleme, ben iç hesaplaşmalarımda kaybolan bir bireyim bu ara.
[duygusal müzik]
[kapı vurulur ve açılır]
-Başak Hanım? -Efendim?
Hasta mısınız?
Yok, biraz şey yaptım, dinlenmek için uzandım.
Sofra hazır da...
Tamam, geliyorum.
[duygusal müzik devam eder]
Güçlü olmam lazım.
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.
İyi akşamlar. Nerede kaldın kızım?
Uyuyakalmışım, kusura bakmayın.
Kusura bakmayın, geç kaldım.
Afiyet olsun.
Nerede kaldın hayatım, geciktin.
Malum, şirkette işler yoğun.
Tek başına olunca ancak bu kadarını yapabiliyorum.
Yani Fatih, ne desen haklısın.
Yani, benim mücbir bir sebebim olmasa seni yalnız bırakmazdım da...
-[gerilim müziği] -Emir, durumları biliyorsun.
Ya benim karım bugün tek başına hastaneye gitti.
Ya senin bundan daha önemli ne işin olabilir?
Şöyle, Elif evlenecek. Yarın istemeye gelecekler.
-Evleneceği adamla konuşmam gerekti. -Ah, büyük gün geldi, çattı.
Salkım Hanım?
Hiç bahsetmedin.
Ben işte, masada hep beraber konuşuruz dedim ama zaten
çok da bahsedilecek bir şey değil yani.
Telli duvaklı gelin çıkarmıyoruz öyle.
Utançtan işte.
Hayırlı olsun Elif.
Hayırlı olsun.
[Elif boğazını temizler]
Sağ olun.
Başak, sen nasıl oldun?
Bir şey mi oldu?
-Bugün bayılmış. -Ne?
He, vallahi ben geldiğimde kötüydü. Sonra doktora gitti.
Ne bayılması Başak?
Tansiyonum düştü sadece. Ufak bir baygınlık.
-Ya bana niye söylemiyorsun? -[gerilim müziği biter]
Böyle bir tepki vereceğin için olabilir mi hayatım?
Oğlum, olur öyle hamilelikte. Ayılır, bayılır, gelir kendine, geçer gider.
Ne dedi doktor? Kötü bir şey yok, değil mi?
-Allah korusun. -[duygusal müzik]
[Salkım] Bebek iyi mi? İyi, değil mi?
İyi. Bebek de iyi, ben de iyiyim.
Ya hayatım, yani, ben şirketin derdine düştüm diye seni ihmal etmek istemiyorum.
Bana böyle durumlarda haber ver, lütfen.
Merak etme, iyiyim.
İyiyiz.
Ay, bir de ağla istersen.
Aslında onun aslı bir de bayıl istersendir ama kız bayıldı zaten.
[duygusal müzik biter]
Aslında komik ama gülmeyince siz şey oldu.
Sağ ol.
Hayatım senden o kadar çok bahsettim ki abim tanışmak için can atıyor.
-Bayağı bir heyecanlısın bakıyorum, ha? -Hı hı, hem de çok.
Sen yarına okay'sin, değil mi? Biraz böyle son dakika gibi oldu ama.
Yok, yok, bir sorun yok.
Bu arada Kemal'le çok ilgilendin. Sağ ol.
[duygusal müzik]
Ne demek hayatım, ben çok keyif alıyorum.
Vallahi bu kadar kısa sürede
Kemal'le nasıl böyle bir bağ kurdun inanamıyorum.
Seni görünce hiç yadırgamıyor.
Ben de sanki
çok uzun zamandır tanıyormuşum gibi hissediyorum, biliyor musun?
Ne güzel.
Çocuklarla aran böyle iyi mi hep?
Yani, aslında bu sorunun cevabını bilecek kadar bile aram yok.
Özellikle bebek sevebileceğimi hiç bilmiyordum.
[duygusal müzik devam eder]
-Abinin çocuğu vardı, değil mi? -Hı hı, Lidya'mız var.
Ama o bebekken de ben başka alemlerdeydim.
Yani, hiç öyle elimde büyüdü muhabbetimiz olmadı.
Beraber büyüdük diyebilirim.
-Yarın o da geliyor mu? -Yok, o Amerika'da okuyor.
Tatilden tatile görüyoruz hanımefendiyi.
O da hani Çeşme'den, Bodrum'dan sıra bize gelirse.
Ne yapsın, gençler gezecek tabii.
Ömer, şaka maka ben yarın için bayağı heyecanlıyım.
Bizim aile tanışmamız tam bir fiyaskoydu.
Ama eminim, seninki benimkinden çok daha iyi olacak.
Ay, hatırlatma, ne olur.
Hâlâ etkisinden kurtulamıyorum.
Allah da bir daha yaşatmasın.
Amin.
[Kemal ağlar]
Oo, ağladı kuzum.
Ben bir bakayım.
Bak bakalım hadi.
Çimenciğim, çok güzel olmuşsun.
Ya, çok teşekkür ederim.
Öyle kızlarla bir şeyler içecektik, hazırlanayım dedim ben de.
İyi yaptın.
Abdullah Beylerden sonra bir konuşamadık seninle, odaya kapattın kendini.
-[duygusal müzik] -Anlatılacak bir şey yok ki anne.
Bir şey olmadı.
Hiç gözlerin öyle demiyor Çimenciğim.
Salkım Hanım falan mı sıktı senin canını?
O benim canımı sıkamaz. Bana bundan sonra hiçbir şey yapamaz.
Ben bugün bir kez daha iyi ki boşandım dedim anne, biliyor musun?
Oğluşuna kız bulmuş, onları ağırlıyordu şimdiden.
Ay, yok artık, pes yani.
Neymiş acelesi?
Siz bu insanları çok hafife alıyorsunuz.
Salkım Hanım'ın sağlık sorunu olmasaydı çoktan başlamıştı çöpçatanlığa.
Bunlar boş duramazlar, hemen evlenirler.
Aman Sevilay abla, boş ver. Annem haklı.
Ne halleri varsa görsünler bundan sonra.
Yemeğimiz hazır Çimenciğim, sen yemeyecek misin?
Yok ben dışarıda atıştırırım ama size afiyet olsun.
Telefonun açık olsun, merak ettirme beni.
-Hadi iyi eğlenceler. -Merak etme anneciğim.
-Canım benim. -Hadi görüşürüz.
-Güle güle. -Görüşürüz.
Sevilay, ben de hiçbir şey yemeyeceğim bu akşam.
Hafif geçireyim bugün.
Nasıl isterseniz.
Sağ ol.
[duygusal müzik devam eder]
Canım benim.
Keşke şimdi burada olsaydın.
[duygusal müzik]
Bu kez beğendin sanırım.
Vallahi gayet güzel.
Köftelere bayıldım, salatalar da çok lezzetli.
Beğeneceğini biliyordum.
Tarihi bir yer burası.
Böyle babadan oğula, oğuldan toruna nesillerdir süren, devam eden bir işletme.
Sana bir şey itiraf edeyim mi?
Ben burayı biliyorum.
Gelmişliğim var.
-Buraya mı? -Hı hı.
Ben kalitenin kokusunu yüz metreden alırım ve kaliteli bir şey için her yere giderim.
Şaşırdım ben doğrusu Asude.
Yani, desene hayat bizi başka bir zamanda bu dükkanda karşılaştırabilirmiş.
Öyle tabii.
[duygusal müzik devam eder]
Asil'le Abidin'e haber vermedik ama.
Onlar hasret gideriyordur şimdi.
-Asil yaverine kavuştu ya. -Doğru.
-Afiyet olsun. -Teşekkür ederim.
[hareketli ortam müziği]
Vallahi çok özlemişim seni, biliyor musun?
İyi ki geldin canım kardeşim benim. İyi ki geldin.
Hoş bulmuşum abim.
Vallahi aşk peşinde dağıldık ama toplamasını da biliriz evelallah.
Bana aşk deme be Abidin.
Abim, bak, hiç olaylardan beri konuşmadık. Ağzını bıçak açmadı ya.
Abidin konuşamadık. Konuşmayacağız. Konuşmak istemiyorum.
Benim... Benim ne kelimelerim yetiyor, ne içim alıyor, ne konuşacak...
Biz başka şeyler konuşalım. İş konuşalım oğlum biz. İş konuşalım, iş.
-Tabii, bizi anca iş paklar. -Aynen.
Hah!
Abim, siz ortalığı yakmaya niyetlenmişsiniz. Orasını anladım.
-Anladım da... -Da'sı ne Allah aşkına?
Sen ne buldun gene ya?
Geç bile kaldık Abidin. Biz buraya niye geldik ya Bakü'den kalkıp?
Abi, da'sı şu,
biz bu Yusuf'a hakikaten güvenebilecek miyiz, ha?
-Belki satış koyacak bize. -Hiçbir şey koyamaz.
Hem de hiçbir şey koy-- Onun ipini öyle bir bağladım ki hiçbir şey koyamaz.
Bakma öyle oğlum. Sen rahatına bak. Rahat ol.
Yok. Olamam.
Sebep?
Abi, kıskanıyorum ya. Allah Allah.
Ne? Bu Yusuf yeni Abidin mi oldu? Bir bıyıkla oluyor mu bu iş?
Oğlum ya. Ya Abidin, Allah senin belanı. Ben de ne diyor diyorum ya.
Oğlum, benim hayatımda bir tane Abidin var.
O da bana artıyor bile. Anladın mı?
-Eyvallah. -Kıskanç.
Var. Kıskançlık var biraz.
Abidin...
[duygusal müzik]
[telefon çalar]
Efendim Tuncay abi?
Güzel kızım.
Seni merak ettim.
Neden telefonlarıma dönmüyorsun? Korktum.
Korkulacak bir şey yok. Ben seni aramayı unuttum. Kusura bakma.
Doktora gidecektin bugün. Gittin mi? Nasıl geçti?
İyi geçti. Her şey yolunda.
Senin sesin niye öyle geliyor?
Nasıl geliyor?
Başak, endişeleniyorum ama bak.
Niye ağlamaklı konuşuyorsun kızım? Canını sıkan bir şey mi oldu orada?
Herkes üstüme geliyor Tuncay abi. Yani, bir şey yok. Merak etme.
Duygusalım sadece.
Tamam öyle diyorsan.
Ama yarın bir göreyim ben seni.
İçim rahat etmez böyle.
Tamam. Nasıl istersen. Gel tabii.
İyi, tamam.
Öpüyorum seni. Torunumu da.
Biz de seni öpüyoruz.
[duygusal müzik devam eder]
Kim o?
Tuncay abim. Merak etmiş.
-Başak... -[duygusal müzik biter]
...bugün için senden çok özür dilerim.
Ya şirkette resmen var ya bir tarafımda ayı bağırıyor.
Biliyorsun, yoksa seni ihmal etmezdim.
-Canım. -[duygusal müzik]
Durumunun farkındayım.
Sorun yok. Merak etme.
Keyifsizliğin de gözümden kaçmıyor değil.
Normal diyorsun. Bak, üstelemiyorum.
Üsteleme.
En azından sen üsteleme.
Tamam hayatım.
Ben duşa giriyorum.
[duygusal müzik yükselir]
Seni çok seviyorum.
Ben de seni.
Hadi, git duşuna.
[duygusal müzik devam eder]
[duygusal müzik]
[klasik müzik çalar]
Bu nereden çıktı şimdi?
Klasik ve dinlendirici.
Anladım. Teşekkürler.
Kıvılcım Hanım, bir şey ister misiniz diye soracaktım ama...
Ama?
Müsait değilseniz eğer...
Müsaidim ve bir şeye ihtiyacım yok Sevilaycığım.
Sen yatabilirsin.
Gürültücü komşumuz bu heykel gibi adam mı?
Sevilaycığım, bakıyor. Hadi, yapma.
[duygusal müzik devam eder]
Ay, bir göründü, bir kayboldu. Bu ne böyle?
Doğadaki dört yapraklı yonca gibi.
Sevilay, çenen düştü ama.
Rezil olacağız adama. Hadi, yapma.
Klasik müziği de o mu koydu?
Ay, resmen serenat yapıyor adam.
Konuyu değiştirebilir miyiz Sevilay? Hadi sen yatmıyor muydun?
Tamam, tamam. Yattım ben. Size iyi geceler.
Sana da.
Bunun da kafa gitti.
Bir şey de diyemiyorum. Hay Allah'ım ya.
[hareketli ortam müziği]
Her şeyi kafada planladım.
Tabii.
Aa. Abi, Çimen değil mi o?
Aa, Çimen?
Kızlar, siz geçin. Ben geliyorum.
Ne yapıyorsunuz burada?
Sen ne yapıyorsun küçük hanım? Buralar bizim mekan.
Abidin, dönmüşsün.
He aybalam. Kürkçü dükkanı misali dönmüşem.
-Hoş geldin. -Hoş bulmuşam.
Ne yapalım, öyle kızlarla bir şeyler içelim diye çıktık.
Hayırdır? Kutlama falan mı var?
Boşanmamdan daha büyük kutlanabilecek bir şey mi var?
Neyse, ayıp olmasın kızlara. Ben çağırdım.
Konuşuruz yine. Öpüyorum çok.
-İyi eğlenceler Çimen. -Size de
Ağzınızla için.
Hadi bakalım.
Afiyet olsun.
Size de.
Yani, yazık.
Gül gibi kızı harcadılar o evde.
Kıvılcım da bununla beraber perişan oldu Abidin vallahi.
Sınavlara hazırlanıyormuş şimdi.
Bakalım. İnşallah sonu iyi olur. Ne diyeyim?
Hamımız için abi. İnşallah iyi olsun ya.
Öyle.
Ay...
[kapı açılır]
Heh. Gel anneciğim.
Bana anneciğim deme.
Tamam. Demem.
-[gerilim müziği] -Ay, ama çok heyecanlıyım.
Onu desem oluyor mu mesela?
Elif, bak,
yarın senin hayatının dönüm noktası.
Bu evliliğin bir an evvel gerçekleşmesi lazım.
Seni bu evden gelinlikle çıkaracağım ama eğer tekrar geri gelmek istersen
ancak kefenle girebilirsin, haberin olsun.
Anneciğim, zaten ben bir evleneyim,
bu eve döneceğime kefen giyerim daha iyi yani.
İyi, tamam.
Anlat bakayım.
Detaylı anlat. Ne dedi çocuk şimdi sana?
Ay!
Eski günlerdeki gibi, değil mi?
Uzatma Elif, anlat hadi.
Ay anne, bir görsen!
Nasıl pişman, nasıl pişman! Köpek olmuş, köpek.
E tabii, ben şimdi biraz bunun üstüne gittim ya hani.
O yüzden bu da strese girmiş, korkmuş, uzaklaşmış ama
uzaklaşınca benim değerimi anlamış.
Allah'ından bulasıca!
Beddua etmesek? Etmesek mi acaba artık?
Pişman oldu sonuçta. Bak, hatasını anladı.
Hem bak, ailesi de Bursa'dan gelecekmiş.
Hm?
-Bursalılar. İyi bari. -Evet.
Ee, evlenince de Buğra'nın evinde yaşayacağız.
Aman nerede yaşarsanız yaşayın. Seni alsın da bir an evvel.
Şu ayıp bir temizlensin.
Anneciğim, sen hiç merak etme. Bütün ayıplar temizlenecek.
Bütün yanlış anlaşılmalar da düzelecek.
-Değil mi annem? -[duygusal müzik]
O kadar uzun boylu değil.
İyi hadi, yat artık. Yarın büyük gün.
Yüzün gözün bir şeye benzesin.
Ondan sonra ölü gelin kakaladılar bize demesinler.
Sana da iyi geceler anneciğim.
Bu gece bu evdeki en mutlu gecem.
Kurtuluyorum be hepinizden.
[eğlenceli müzik]
Allah'ım ya Rabb'im!
-Yine atmış kendini sokaklara ya, uf! -[neşeli müzik]
Ya bu ne gezme meraklısıymış be arkadaş ya!
Ya bir oturmadı evinde! Kuduz musun mübarek?
Otur bir çayını demle, çorbanı iç, bir şey yap!
Kitap oku! Film izle ya! Film izle!
[bildirim sesi]
Bu ne ya?
İyi akşamlar.
Sanırım bugün bizim kafede cüzdanınızı düşürmüşsünüz.
Kafedeki kız değil mi ya bu?
Allah Allah.
Allah Allah.
[neşeli müzik devam eder]
Allah Allah.
Evet, orada düşürmüşüm sahiden.
Ulaştığınız için teşekkürler. Ben yarın gelir alırım.
Allah'ım ya!
Belki de hayat bizi bugün bir kez daha karşılaştırmak istemiştir.
Uf!
Geliyorum.
Geliyorum.
-[neşeli müzik biter] -Anneciğim, sen yatmadın mı hâlâ?
Şöyle bir ortalığı kolaçan ettim, Elif'i haşladım.
Bir de sana bakayım öyle yatayım dedim ama...
Ne oldu, sen ayaklanmışsın?
Ya ben bir dışarı çıkacağım işim var da.
-Bu saatte? -[neşeli müzik]
Anneciğim, ne var bu saatte ya? Ne var bu saatte ya?
Ben tek başıma ilk defa dışarı çıkmıyorum herhalde bu saatte dışarı. Gece.
Allah Allah ya.
-Lütfen boğazımdan ellerini çek anne. -Tövbe tövbe!
Bana bak, o Çimen fikfik paylaşımlar yaptı, seni de çağırdı,
sen de koynuna gidiyorsan vallahi Allah beni sabaha çıkartmasın!
Anne, tövbe de anneciğim gözünü seveyim, tövbe de ya.
Allah Allah!
Gitmiyorum Çimen'in yanına falan.
-Yemin iç. -Yemin nasıl içiliyor?
Ben bilmiyorum. Yemin nasıl içiliyor?
Ölümü öp.
[kekeler] Ne?
Anne! Anne, boğma beni ya.
Vallahi şey oldum ya... Dışarı çıkıyorum anneciğim sadece.
Gideceğim, geleceğim. Bu.
Hadi.
[neşeli müzik devam eder]
Hay Allah'ım ya Rabb'im ya!
Bunun en son böyle gece fırlamaları benim ömrüme mal oluyordu.
Tövbe tövbe! Tövbe tövbe! Ben gideyim dua edeyim de.
Tövbe tövbe!
[mekanda müzik çalar]
Çimen, sen bayağı bir hızlı gittin bu gece.
-Nedir bu? -Su.
Ben eğlenmiyorum, biliyor musun? Atıyorum içimden duyguları.
-Abartma Çimen. -Hiç, hiç abartmıyorum ya.
Kontrolüm elimde benim, biliyor musun?
Ben hiçbir zaman kontrolümü elinden bırakan da bir kadın değilimdir.
Bunu söyleyeyim size.
Kontrolün gözlerimizi kamaştırdı Çimen.
-Abim. -Hı?
Vallahi bizim Çimen pilot oldu.
Birazdan masayı pist zannedip uçacak he.
-Bir kahve falan göndereyim? -Yok be oğlum.
Müdahale edersek şimdi bir sıkıntı olur. Zoruna gider kızın. Boş ver.
-Biz buradayız. Problem olursa hallederiz. -Doğru dedin.
Ama zaten bir şey olmasına gerek kalmayacak.
Çimen birazdan özü özüne olay çıkaracak gibi.
Öyle mi dersin Nostradamus? Yine başladın.
-Dedi dersin. -O zaman yeni hayatıma...
-Yeni hayatında ne var? -Hiç.
-Hiçbir şey yok. -Hiç.
Bak, erkek yok. Huzur var, huzur var.
Ah bir de... Ya ben buradan şunu açıklamak istiyorum.
Bütün erkeklerin...
-Hop, sus. -Yok, onu yarın ayıkken söylersin.
Şimdi delil bırakma.
Allah.
Oho.
Ama benlik yine bir şey.
Ben iyiyim aslında da biliyor musun?
Buranın işletmecisi kim ya?
Buranın mimarisinde... Bura... Yer dönüyor.
Abi, mimariyi suçlamaya başladı. Ben kahveyi gönderirem.
Yolla.
Sadeli mi olsun?
Barista mısın be oğlum? Bir kahve yollayacaksın. Yolla be.
Aslında beton da yollasak işlemez diyorsun.
Garson, bak az.
Bu şarkı benden
yanlış adamı doğru duygularla seven tüm kadınlara gelsin.
Evet.
[duygusal müzik]
Amma ağladın ya, sil şu gözyaşını artık.
Ben Kemal'i yatırıp geliyorum.
Ben hüzünden değil, saadetten ağlıyorum.
Bismillah.
[duygusal müzik]
Vallahi uzun zamandır geçirdiğim en huzurlu geceydi.
Aşkım, yalnız ben bu Türk filmlerini izleye izleye
Yeşilçamca konuşmaya başladım, haberin olsun.
Ben de saadet maadet, ne diyor bu dedim.
Keşke Kemal hep bizimle kalsa, hiç ayrılmasak.
Ömer, aklımdan geçirirken bile kendimi hadsiz bulup kızdım ama...
[duygusal müzik biter]
...ben de hiç ayrılmak istemiyorum, biliyor musun?
Kim bilir,
belki bir gün bizim de bir bebeğimiz olur.
-[duygusal müzik] -Nasıl?
Biz seninle hiç böyle bir şey konuşmadık ama
sen yeniden baba olmak ister misin ki?
Neden olmaz?
Aşkım, umarım abimle çok iyi anlaşırsınız.
Ne alaka ya?
Abinle anlaşamazsak bebeğimiz olmaz mı, izin vermez mi diyorsun?
Abim istemezse hiçbir şey yapamayız.
-Allah Allah. -Yani, ben yapamam.
Şaka değil.
Ama zaten seni görünce aklında herhangi bir soru işareti olmayacağına eminim.
Hadi yatalım.
Geç oldu çünkü sabahın köründe spor hocam başıma dikilecek, biliyorum.
Hiç şikayet etme, vücudunun gelişiminin sen de farkındasın.
Niye, daha önce kötü müydüm?
Hayır, eskiden de iyiydi de
şimdi
Nirvana'sı.
-Allah Allah. -Hı hı.
-Çalışmalar işe yaramış yani. -Yani, zaten.
[hareketli ortam müziği]
Selam.
Gelmeyeceksin sandım.
Ya son dakika planlarına ben pek alışık biri değilim de.
Buyurun.
Ben bunu nasıl düşürdüm ya?
Bilmem.
Belki biri seni yeniden görebilmek için yankesicilik yapmıştır.
İşte bakalım. Zamanla belli olur abiciğim. Sıkıntı yok.
Ay, ay şey...
Özür dilerim ya, çok pardon, ben öyle...
Yok ben özür dilerim.
Ne?
Ya yok artık, daha neler, inandın hemen.
Yok canım, inanmadım ya.
İnanmadım yani.
İnanmadım canım.
Sen beni nasıl buldun ya?
E, bizim kafede herkes birbirini tanır.
E, Buğra'ya verseydin o zaman cüzdanı.
Evet, verebilirdim.
Ama demek ki birinin seni yeniden görmek istediği doğru.
Ha, anladım.
Peki.
-Oturabilir miyim? -Tabii ki.
Aynısından alayım bir tane.
Sen şimdi kafede mi çalışıyorsun?
Ortağıyım.
-Aa, şahaneymiş. -Hı hı.
Ya herkesin hayali vardır yani. Kafe açmak gibi.
-Evet. -Sen başarmışsın vallahi. Tebrikler.
Teşekkür ederim.
Üniversiteyi bitirdikten sonra birazcık dünyayı gezdim.
Kahve çekirdeklerine çok ilgim vardı. Onlarla ilgili eğitimler aldım.
Önce baristalıkla başladım. Sonra işte olay buralara kadar geldi.
İyiymiş.
Sen?
Ya...
Ben iş konuşmak için çok yorgun bir haftadan çıktım.
-He. -Hı.
Tamam.
-O zaman seni dinlendiriyoruz bugün. -Süper.
-Kasmak yok. -Yok.
-Anlaştık. -Anlaştık.
-Hesabı alabilir miyiz? -Sizin hesap ödendi.
-Ne alaka ya? Kim? -Asil Bey halletti.
O kim ya? Ne münasebet?
Yok, bizim tanıdık.
Hanımlar, afiyet olsun.
Hadi kalkalım. Geç oldu zaten.
Siz gidin kızlar.
Ben bir kahve daha içip öyle şey yapacağım.
Emin misin?
Hı, eminim. Hadi kaçın.
Bak, sakın Emir'i aramak yok.
Seni bu gece hırpalamak istemiyorum ama doğruyu bilsen daha iyi olacak.
Emir *** bir barda bir kızla bayağı samimiymiş.
Ne?
Bravo İdil.
E, bilsin.
Bak Çimen, sal artık şu çocuğu. Ya bırak, ne hali varsa görsün.
Erkekler böyle işte. Hemen birini buluyorlar.
Ben saldım onu adliyede ya.
Vallahi, umurumda değil.
Hadi iyi geceler.
-İyi geceler. -İyi geceler kuzum.
Dikkat et.
İyi akşamlar.
Bundan sonrası bende.
Evet küçük hanım.
Bir gecenin daha sonuna geldik, he? Bu kadar yeter. Yavaş yavaş gidelim mi?
Yok, ben daha ı ıh.
Bence yetmedi. Ben bir tane daha içeceğim ya.
İşte o bir taneyi daha içmemen gerekiyor, biliyor musun?
Bence limit yani.
Hadi kalk, eve bırakayım seni.
Nasıl yapacağız ki? Sen... Sen de içmedin mi?
-Nasıl kullanacaksın? -Yavrum, ben zenginim ya.
Öyle mi sarhoş oldun? Kapıda şoför bekliyor.
Kalk bakalım.
Efendim, buyurunuz.
-Sağ ol. -Çantanızı alıyorum.
-Onu unuttum ha. -Ya, hadi.
Çimen Hanım'ı Kıvılcım'a bırakacağız. Evi biliyorsun, değil mi?
-Tabii efendim. -İyi.
[neşeli müzik]
Bu hâlin ne Allah aşkına Çimen ya?
Sen niye bu kadar dağıttın?
Dağıtmadım.
Hatta ben toparlandım.
Hay maşallah.
Bu senin toparlanmış hâlin mi?
Dağınık hâlini düşünmek bile istemiyorum gerçekten.
Düşünme zaten.
Ben düşündüm, bak, ne hale geldim.
Of, saçımın bile dengesi bozulmuş ya.
Kötü bir gün mü geçirdin?
I ıh.
Hatta bugün benim hayatımın en güzel günüydü, biliyor musun?
Peki o zaman şöyle söyleyeyim.
Bu hayatın en güzel günü hakkında biraz konuşmak ister misin?
Dikenlerimden kurtuldum ya.
Zehrimi attım.
Annesinin evlatlarını geride bıraktım.
Annesi... Annesinin evlatları ne demek? O kim ya? Onlar kim?
Boş ver. Şimdi kim olduklarını söy-- İsim vermeyeyim.
Bu geceyi çirkinleştirmeye hiç gerek yok.
Ben zaten artık olgun bir kadınım.
Evet, evet katılıyorum. Aynen.
Ah!
-Cam bana çarptı. -Gördüm, biliyor musun?
Yani, cam geldi, bayağı kafana çarptı şu an.
Gördüm yani.
Sen benimle alay mı ediyorsun?
Aa, üstüme iyilik sağlık. Hiç ala-- Gördüm diyorum ya.
Gördüm yani.
Ama yok, sana... Sana izin veriyorum. Sen alay edebilirsin.
-Öyle mi? -Hı. Çünkü sen zehirli değilsin.
Sen gazlısın.
-Gazlı mı? -Hı.
-O ne be? -Bilmiyorum.
Gazlı.
İnşallah iltifattır.
-Gazlı. -Yok. İlti--
Bu saatte anca bu kadar olabiliyor ama bayağı da büyük iltifattı bence yani.
[neşeli müzik biter]
Sen bütün bunları geride bıraktığına emin misin?
-Evet, bayağı eminim. -Bayağı.
Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Bence o kadar da emin olma.
[duygusal müzik]
-Hı. -Niye, biliyor musun?
Çünkü insan bir şeyi gerçekten geride bıraktığı zaman artık onu konuşmaz.
Birini, bir kişiyi, bir durumu.
Konuşmaz yani. Sen konuşuyorsun hâlâ.
I ıh. Sende öyle olabilir.
Ama bende öyle değilim. Kadınlar her zaman anlatır.
Yok.
Doğrudur.
[Salkım - "Evreşe Yolları Dar" söyler]
♪ Evreşe yolları dar, dar ♪
♪ Bana bakma, benim yarim var ♪
♪ Hey! Hey! ♪
♪ Evreşe yolları dar ♪
-Oyna, oyna. -Salkım Hanım, günaydın.
Neşeniz daim olsun.
Sizi uzun zamandır böyle görmemiştim.
Ay, bugün benim en mutlu günüm Selvi.
Vallahi billahi bak, akşam görücümüz var.
Sofrayı 40 çeşit donatalım.
Hayırlısı inşallah.
Buzluğumuz zaten dolu. Ne eklemek isterseniz ben yaparım.
Şimdi önce bir kahvaltıyı halledelim de.
Sen kahvaltıyı Kayseri'den yeni gelen şarküterilerle böyle bir donat.
Kahvaltı bitsin, sonra iki koldan bir saldırırız,
akşamı hallederiz evelallah.
Peki efendim, nasıl isterseniz.
Kaç kişi gelecekler?
Bir 10 kişi düşün yani.
Elimizi bol tutalım bence.
Sonuçta görücü dediğin öyle bir başına çıkıp gelmiyor.
Bunun görümcesi var, teyzesi var.
Kendini aile büyüğü sanan emanet komşusu var. Tabii.
Bak, onu çağırmazsın.
Kız almaya diye kapıdan bir çıkarsın hazır kapıda.
Bekler. Gel diyeceksin artık, ne diyeceksin?
Yol boyunca da elimde nasıl büyüdü, elimde nasıl büyüdü diye anlatır.
O da doğru ya.
Menüde ne olsun?
Vallahi çorbadan tatlıya ne ararsan olsun.
-[neşeli müzik] -Mantı olsun zaten. Allah'ın emri.
Yağlama.
Sarma da saralım.
Şeyi unutma. Pastırmalı börek.
Salım Hanım, bunların hepsi akşama kadar yetişir mi?
Yuva kuruyorsan yetişir yavrum. Tabii yetişir. Sen hiç merak etme.
Hallediveririz hemencecik.
Ha, aklıma gelmişken tatlı olarak nevzine yapalım.
Baklava da yapalım.
Ay, sütlü bir tatlı da yapalım.
Şimdi şerbet sevmeyen olursa aç kalmasın.
40 çeşit derken laf gelimi sanmıştım.
Selvi, artık beni tanı. Tanımıyor musun yavrum?
Ben sofra konusunda laf gelimi konuşmuyorum.
Üç tane tabak koyarsın. "Ne kadar gönlü dar" derler.
40 tane tabak koyarsın.
"Ay, ne kadar gösterişçi ama eli açık" derler.
İki, her zaman ikinci ol.
Eli açık desinler, bırak, gösterişçi olalım.
Kızımı alsınlar da.
Masa örtüsünü değiştireyim mi?
Bu soruyu bana sormamış olarak kabul ediyorum ben.
Çünkü yani, buna ben bir gün
"Yok, değiştirme" falan dersem bana bir şey olmuştur.
Kesin, öyle düşün yani.
Tabii değiştireceksin yavrum. Allah Allah.
Dantelli olanı koy.
Gümüş takımı da çıkar ama çok parlatma, tamam mı?
Öyle yepyeni gibi durmasın yani.
Bizim kökümüzün ne kadar eski olduğu belli olsun.
Hadi Allah tamamına erdirsin.
[neşeli müzik devam eder]
Erdirmezse işimiz var zaten.
-Nasıl? -Amin, amin.
Hadi, başla sen.
Kolay gelsin. Başla sen, ben geleceğim.
-E-- -[neşeli müzik]
Emir. Emir, burada mısın?
Yok.
Nerede bu çocuk? Bu saat oldu, nerede ya?
Gitti.
Gitti bu. Gitti, o Çimen'e gitti. deccale gitti o.
Tövbe ya Rabb'im ya.
Hay Allah korusun.
-Günaydın anneciğim. -Aymadı gün falan, aymadı Elif.
Çok fena. Bittik biz.
Bittik.
Anne, ikimiz birlikte mi bittik?
Ya yeniden seninle ben mi olduk yani biz?
Dur şimdi. Seninle uğraşamayacağım Elif. Zaten derdim başımdan aşkın. Abin yok.
-Nasıl yok? -Yok işte. Basbayağı yok.
Akşam çıkmıştı.
[neşeli müzik biter]
Anne, dün gece Çimen şinanay minanay videolar atmış.
Kesin bu abim onun koynuna gitti.
[neşeli müzik]
Anneciğim, bunlar dün burada birbirlerini gördüler ya, yandı buralar.
Yanmaz.
Yanamaz. Yanamaz. Bak, ben o yangını söndürürüm.
Telefonum mutfakta kaldı. Koş. Koş, alalım da arayalım abini. Hadi.
Salkım Hanım, hayırdır sabah sabah? Bu ne telaş?
Dur şimdi Abdullah. Yangın var.
-Ne yangını? -Yangın yangını.
Şey, abim gelmemiş de eve dün. Annemin de etekleri tutuştu.
Yandı buralar. Ondan yandı.
Ee...
La havle.
[telefon çalar]
[neşeli müzik devam eder]
-[meşgule düşer] -[neşeli müzik biter]
Ee?
Ee, ne?
Ne oldu? Meşgule düştün.
[neşeli müzik]
Konuşmak istemiyorsa demek ki.
Ne demek konuşmak istemiyorsa ya?
Benim merak ettiğimi bilmiyormuş gibi. Aa.
[operatör] Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Hasbinallah. Hasbinallah.
-Ne oldu? -Elinin körü oldu.
Ne oldu? Ne oldu? Ne oldu? Başımda sorgu meleği gibi.
Anneciğim, ben destek olmak açısından yani.
Kapalı çıkıyor.
Kesin Çimen'le.
Kesin.
Çık! Çık git buradan!
Kalk şuradan. Sinirlerimi oynatma benim. Yürü git!
-Ya tamam. Of! -Yürü git!
Laflar bir de. Pabuç gibi dil!
Destek... Böyle destek oluyormuş bir de.
Destek, nasıl destek bu? Terliğimi getir!
Günaydın Sevilay.
Günaydın Kıvılcım Hanım.
O neymiş öyle?
Bunu yan evin çalışanı getirdi. Lider Bey göndermiş.
Özür mahiyetinde.
[duygusal müzik]
Aa. Yani, sabah sabah.
Nereden çıktı *** göndermek?
Değerli bir şeye benziyor.
Biraz öyle Sevilaycığım.
Yani, nereden baksan orta sınıf bir ev parası bu.
-Ya... -Yani, ne gereksiz bir hareket.
Kıvılcım Hanım, hani siz dün gece tek başınıza *** içiyordunuz ya.
Ee?
"Gel, beraber içelim" diyor olabilir mi?
Sevilaycığım, kaldır şunu gözümün önünden ne olur.
Çimen'i de kaldır, gelsin, bir anlatsın bakayım akşam neler oldu.
Çimen'i dün gece sabaha karşı Asil Bey getirdi eve.
Mekanda karşılaşmışlar. Onu öylece bırakmak istememiş.
Ay, canım Asil'im benim ya.
Dur, ben gidip bir bakayım, o şimdi çok içtiği için utancından gelemez buraya.
-Oo, uyanmışsın akşamcı. -[duygusal müzik biter]
Ölüyorum anne.
Neden sen kendine bu kadar eziyet edecek kadar içtin ki?
[neşeli müzik]
Aslında normal başladı da bir noktadan sonrasını hatırlamıyorum.
O noktadan sonrasını Asil anlatır bana.
-Ne Asil'i? -Asil bırakmış ya kızım seni.
Bir şey, bir şey dedi mi?
Hayır. Çimenciğim, Sevilay söyledi onun bıraktığını.
Onunla şimdi biz bir yemeğe gideceğiz, almaya gelecek birazdan beni.
Anne ya...
Sabah sabah azar kaymasan olur mu? Çok kötüyüm, midem ağzımda.
Kahvaltı da etmeyeceğim, siz şey yaparsınız.
Ben... Beni ellemeyin, ben odadan da çıkmayacağım bugün.
Ben sana bir şeyler hazırlatayım o zaman. Sen dinlen biraz.
Yani, bu kadar kendini kaybedecek kadar içmenin ne anlamı var?
Nefret ederim sarhoş insandan.
Ben de kendimden nefret ediyorum zaten şu an.
Et.
Lütfen bir daha bu tekrarlanmasın.
Lütfen bir daha tekrarlanmasın bence de.
Hadi dinlen biraz, ben sana bir şeyler yollatırım şimdi.
[duygusal müzik]
Abi.
Ya sen hayırdır sabahtan beri, he? Far tutulmuş tavşan gibisin.
Ne diyorsun oğlum sen ya? Ben mi? Ne alaka? Yok.
Vallahi ben bilmirem. Sen bilirsen.
Sanki böyle bir hadiseye şaşırmış da onun etkisinde kalmış gibisin.
Öyle mi dersin Nostradamus? Öyle mi dersin Freud?
Bildim, değil mi?
Yani, var. Birtakım şeyler var.
Ne oldu abim ya?
Çimen.
Üzüldüm ya.
Hem üzüldüm hem de kızdım.
Ya abim, o gençtir, toydur ya. Sen onu dert eylemesene.
Öyle. Öyle, öyle. Öyle deyip devam edeceğiz.
Bu badireyi de böyle atlatacağız. Yapacak bir şey yok.
İnşallah abim. Yani, neler atlatmadık ki biz?
Ben sana bir şey söyleyeyim mi Abidin?
Elin, kolun, bacağın da olsa kangrense kesip atacaksın.
Olmuyorsa atacaksın.
Doğru.
[gerilim müziği]
Allah Allah.
Bunun bu saatte Asude Hanım'ın odasında ne işi var?
Asude Hanım, müsait miydiniz?
Müsaidim. Gel Yusuf.
[gerilim müziği devam eder]
Ne oldu? Niye bu kadar tedirginsin sen?
Asil Bey beni gönderdi.
Demek içerideki adam sendin.
Asil Bey artık her şeyi bilmeniz gerektiğini söyledi.
Aylarca koridorlarda karşılaştık.
Yüzüme bakarken bile hiçbir şey belli etmedin.
Başka türlü size de zarar verirdim.
Fatih Bey'in en ufak bir şüphede
beni bütün dosyalardan uzaklaştıracağını biliyordum.
[gerilim müziği devam eder]
Buyurun, şirketin gerçek mali tablosu bu.
Fatih Bey'in yatırımcılara göstereceği dosya değil.
[gerilim müziği yükselir]
Aralarında ne fark var?
Onların dosyasında şirketin mal varlığı anlatılıyor.
Buradaysa o malların kaçının ipotekli olduğunu yazıyor.
Yani, tamamı.
Ömer Bey'in aldığı oteller bizim en güçlü teminatımızdı.
Onlar şirketten çıkınca banka yeni kredi vermeyi kesti.
Hastane satışından kalan para da ana borcun yalnız bir kısmını kapattı.
Öyle mi?
Eğer o ödeme yapılmazsa banka sadece o krediyi değil,
aynı sözleşmeye bağlanan diğer kredileri de geri çağırabilecek.
Yani, bir taş çekilirse bütün duvar yıkılacak.
Aynen öyle.
Siz kazandınız Asude Hanım. Bugün dananın kuyruğu kopacak.
Peki Asil'in bunlardan haberi var, değil mi?
Tabii efendim.
Çok erken vakitte kendileriyle buluştuk. Şimdi bir iş yemeğine gidiyor.
Bütün bunları bizzat size aktarmamı söyledi.
Çok iyi iş çıkardın Yusuf.
Ben Abdullah Ünal'a benzemem.
Mükafatın çok büyük olacak.
Size çalışmak benim için yeterli mükafat efendim.
Teşekkür ederim.
Çıkabilirsin.
Müsaadenizle.
Ee, Abdullah Bey...
[gerilim müziği]
...yolun sonuna geldin.
Ne demişler?
Keser döner, sap döner.
Gün gelir, hesap döner.
Ay, Kıvılcım Hanım, ne kadar hoş olmuşsunuz.
Teşekkür ederim Sevilaycığım. Öyle hazırlandım işte.
-[kapı vurulur] -Asil gelmiş, kapıda.
[duygusal müzik]
Aşkım gelmiş.
Gel.
-Hayırlı günler. -Sana da. Hayırdır, nereden böyle?
Oğlumla biraz spor yaptık boğazda.
Yani, bu rüzgarda terlerse çok hasta olabilir.
Tamam oğlum. Geleceğim yine.
Merak etme sen. Hilal tişörtünü değiştirdi birkaç kere.
-Şimdi koşuya gideceğiz. Görüşürüz. -Ben alayım Kemal'imi.
Kıvılcım Hanım da tam çıkıyordu.
-Çıkalım beraber. -Olur.
Sevilaycığım, görüşürüz.
-Görüşürüz Sevilay. -Güle güle.
Vallahi rahmetli ablam az bile gömüyormuş Ömer Bey'i.
Ay, nefret ettirdi kendinden ya.
Bedava ya. O anca koşsun.
Kemal'im! Hop!
[duygusal müzik biter]
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
[gerilim müziği]
Bu nasıl sabah ya? Dallas dizisi gibi.
Ömer Bey'in de senin evinden çıkarken yeni sevgilisi onu kapıda mı bekliyor?
Kemal'i bıraktı. Benim de sinirlerimi oynatmayı başardı.
-Ne yaparak? -Rahatlığıyla.
Sürekli Hilal'den bahsetmesiyle, Hilal'i övmesiyle.
Ben onun hayatında birisinin olmasına saygı gösteriyorum.
Bu benim için bir sorun değil ki ama tam tersini düşünelim.
Benim hayatımda şu an birisi olsa benim gibi medeni davranabilir mi acaba?
Tabii ki hayır. Allah aşkına, soru mu bu?
Asil, biz bu yemeğe de niye gidiyoruz? Vallahi ben anlamadım ya.
Ya bu ne huysuzluk sabah sabah? Allah aşkına.
Sen sola sinirlendin, sağa vuruyorsun ya.
Bir alt tarafı yemek yiyeceğiz. Bir saat iş görüşmesi.
Bu kadar, gideceğiz sonra.
Tamam, hadi, sür ne olur. Şunları geçelim. Ben görmek istemiyorum.
-Hadi ne olur. -Tamam.
Vallahi çok adaletsiz ya.
Bir erkek bir ilişkiye başlayınca, bitirince falan
yani, herkes hayatına devam ediyor. Öyle düşünüyor
ama kadın başlayınca, bitirince kırk gün kırk gece konuşuluyor ya.
-[duygusal müzik] -Yani, konuşulması umurumda değil de
aynı şeyi ben yaşatıyor olsam Ömer'e,
Ömer bu kadar anlayışlı olur muydu, hiç sanmıyorum.
Kesinlikle hayır.
Erkekler zaten teoride böyle yani daha modern gibi de
pratikte asla değiller.
Kadınlar da tam tersi. İçleri yansa da medeni olmak zorundalar.
Zaten o yüzden ilişkide en çok kadın yoruluyor ya.
Hem olgun durmak zorundasın hem üzülüyorsun, bir sürü şey yani.
Benim de sinirlerimi bozan bu Asil zaten. Yani, hep benden anlayış beklenmesi.
Vallahi ben sana bir şey söyleyeyim mi Kıvılcım?
Kimseye anlayış göstermek zorunda değilsin bu saatten sonra.
Bugün de işte yemeğe gideceğiz. Bir yemek yiyeceğiz bir saat, o kadar.
-Bitti, gitti. -Umarım.
Bu arada bizim kız dün gece başına bela almış.
Asil, vallahi çok teşekkür ederim, eve bırakmışsın.
Yani, artık dün gece ne yaşandıysa utançtan sabah yataktan çıkamıyordu hâlâ.
Olur öyle ya arada.
Hepimiz sarhoş olmadık mı? Hepimizin başına geldi.
Vallahi benim hiç başıma gelmiyor.
Yani, bu kadar kendini rezil edecek kadar içmek... Ne anlamı var hiç bilmiyorum.
[gerilim müziği]
[kapı vurulur]
Gel.
Abi, kusura bakma. Telefonum kapanmış.
Yani, geç kaldım ama uyanır uyanmaz geldim.
Sen nereden geliyorsun bu halde?
Uzun hikaye ya. Anlatırım.
Ama yolda gelirken kahvemi içtim, kendime geldim.
Şimdi tamamıyla sendeyim abi.
Emir, darbe yiyoruz.
Hatta yedik bile.
Babama bir türlü anlatamadım. Anlamıyor.
Bugün anlasa bile çok geç olacakmış gibi geliyor.
Ne oluyor ya?
Biri bizi satmış.
Bütün planlarımızı, bütün stratejimizi, her şeyi Asil'le Asude Hanım'a ötmüş.
Ya hisseler bugün elden gitti, gidecek.
Bu gemi buradan dönmez artık.
Ee, ne yapacağız peki?
Abi, bak, Allah belamı versin ki ben şirket sırlarını kimseyle paylaşmadım abi.
Ya ben senden şüphelenmiyorum zaten.
Eyvallah.
Birinden şüpheleniyorsun ama galiba.
Yani, aklıma biri geliyor ama konduramıyorum da.
Kim?
[Yusuf] Efendim, aslında ben de onun için geldim.
Epey bir çalışma yaptım.
Kalan hisseleri satışa çıkarmadan düze çıkmak pek mümkün görünmüyor.
[Abdullah] Bu şirket bana babamdan miras.
Siz diyorsunuz ki "Babanın mirasını parça parça sat."
[Yusuf] Tam tersine efendim.
Ben o mirasın parçalanmasını engellemeye çalışıyorum.
Bazen bütünü kurtarmak için küçük bir parçayı gözden çıkarmak gerekir.
Yoksa banka geldiğinde hatır sormaz.
Oteli de alır, arsayı da, hatta şirketi de.
Ulu orta çemkirme bana. Geç, odaya geç, hadi.
Yusuf!
Bir şey mi diyecektin?
[gerilim müziği devam eder]
Yok efendim.
Abdullah Bey gelmezse ben evrakları götürecektim de
geldiğini görünce şaşırdım. Öyle bakakaldım.
Kusura bakmayın.
Ben kim olduğunu biliyorum.
Yusuf.
Abi, fevri davranma bak. Önce bir tartıp biçelim Fatih.
Ben onu biçeceğim.
[gerilim müziği devam eder]
Fatih!
Fatih!
Yusuf!
Neredesin lan sen ***?
-Gel lan buraya! -Fatih, dur.
Yusuf abi böyle bir şey yapmaz.
Senin, senin Allah belanı versin lan.
-Allah belanı versin. -Fatih! Dur.
-Fatih! -Dur.
-Fatih! -Öldüreceğim lan seni.
-Öldüreceğim oğlum seni. -Fatih yeter!
Ne oluyor? Ne bu tantana?
-Ne oluyor? -Sen yemek yediği kaba pisleyen ***.
-Oğlum, ne oluyor? -Fatih, dur!
-Bırak! -Yeter!
-Kalk lan ayağa. -[Asude] Bırak!
-Kalk lan ayağa! -Tamam!
İtiraf et lan!
İtiraf et!
Yıllardır ekmeğini yediğin adamı nasıl sattığını itiraf et ***!
Fatih, tamam, sakin ol.
Kes lan sesini sünepe!
Bak, ağzını topla ha!
Dur ya, dur, geç!
Abidin, gel buraya. Onların şimdi acısı var.
Ne acısı ya?
Siz neyden bahsediyorsunuz?
Baba, bu bizden aldığı tüm bilgileri tüm piyasaya ve Asude Hanım'a satmış.
Yusuf abi, yapmadım desene şöyle bir şey, hadi.
Yusuf?
Ben yanlış bir şey yapmadım.
Şirketi batırmaktan kurtardım.
-Allah belanı versin! -Yeter! Yeter dedim!
İşinizin başında olsaydınız böyle olmazdı!
Abdullah Bey, ben sizi çok uyardım.
Yusuf...
Sana hakkımı helal etmiyorum.
Ben yanlış bir şey yapmadım. Şirketi batırmaktan kurtardım.
-Geberteceğim lan seni! -Dur!
Geberteceğim ***!
Tamam, hadi. Abdullah Bey, odaya geçelim. Fatih, hadi abi.
-Öldüreceğim oğlum seni. -Tamam abi, hadi.
-[Fatih] Öldüreceğim seni. -[Emir] Tamam. Fatih, hadi.
-Hainsin lan sen! -Tamam!
Hainsin oğlum!
Geç, bağırma.
[gerilim müziği devam eder]
Benim abimi aramam lazım.
Çok güzelmiş ya burası gerçekten. Ben ilk defa geldim Kıvılcım.
Evet, ben de.
Biz burayı yeni aldık.
Teknelere gidip gelmek için bir durak olsun istedik.
Hı.
E, güzel.
Güzel.
Bana ne zaman tekne satacaksınız?
-Şöyle bir şey yapalım mı? -[telefon çalar]
-Ben size hiç tekne satmayayım. -[gerilim müziği]
İş birliği yapalım. Sponsorluk gibi düşünebilirsiniz.
Ama siz reklam da istemiyorsunuz.
Yani, sizin sponsorluğunuz karşılığında biz ne yapacağız?
-[gerilim müziği biter] -Kıvılcım Hanım, ben programınızı izledim.
Size konuk olmak benim bütün bu reklamsızlığımı altüst edebilir.
Benim programımda zaten ilişkiler konuşuluyor.
İş değil.
Beni ilişki konuşulamaz gibi mi görüyorsun?
[duygusal müzik]
Bir şeyler içelim mi?
Kıvılcım Hanım için en iyisini seçtim.
Bu arada teşekkür etme fırsatım olmadı. Eve göndermişsiniz. Hiç gerek yoktu.
Rica ederim. Çok gürültü yaptık. Küçük bir özür olsun istedim.
[duygusal müzik biter]
Müziğe devam etmediğiniz için de ayrıca teşekkürler.
Kıvılcım Hanımcığım, şu aramızdaki sizli bizli konuşmayı kaldıralım mı?
Lider ben. Yan komşun.
[duygusal müzik]
Anlaştık.
Yeni taşınan komşumla yeniden tanıştığım için memnun oldum.
Vallahi ben rahatladım siz şey yapınca.
Rahatladım yani.
Yalnız o gürültülü müziği dinleyen adamın dünkü klasik müziği sevmesi
bana biraz garip geldi.
Yani, o gürültülü müziği ben dinlemiyorum. Ekip dinliyor.
Onlar eğleniyorlar.
Aa, ne şanslı ekip vallahi.
Yani, nasıl? Bütün site dinledi.
-Sen nasıl dinlemezsin? -Ben pek evde olmuyorum.
Ha, bu arada yıllarla ilgili bilgi sahibi arkadaşımı aradım.
Programına konuk olacak.
Öyle mi? Teşekkür ederiz.
O zaman ilk iş birliğimize diyelim mi?
[duygusal müzik devam eder]
Başak.
Efendim Salkım Hanım?
N'aber, nasılsın?
Hiç çıkmadın odadan da merak ettim.
Hâlsizim, dinleniyorum.
Ha.
İşte ben de Elif'in istenmesiydi,
Emir geldi mi, gitti mi, onlarla uğraşırken bakamadım sana bir türlü.
Yani, tabii, böyle hâlsiz olmak normal de...
Yani, bu kadarı normal değil.
Sende var bir hâller.
Salkım Hanım, Allah aşkına beni düşünüyormuşsunuz gibi davranmayın ya.
-Ne kendinizi yorun ne de beni. -Aşk olsun kızım.
İnsanlık öldü mü? Hayır, biz didişiriz, o ayrı.
Ha, ben laf ederim ama kimseye de laf ettirmem.
Bunu da bil yani.
Öyle hamile kadına sırtımızı dönecek kadar da gaddar değiliz.
Anlarım ben.
Var sende bir hâller.
Dökül bakayım bana, anneler anlar. Söyle bakayım, ne oldu?
[duygusal müzik]
Ne oldu?
Ne dedim?
Ne oldu? Bir şey demedim ya.
Vallahi bak, bana bak, anneliğine falan laf etmedim ha.
Ben ona ağlamıyorum şu an.
E, ne oldu peki şimdi?
Bak, bak şimdi, bak, bak, bak, boncuklar da dökülüyor.
Toplayalım boncukları. Ne oldu?
Siz anneler anlar dediniz ya.
İnsan en çok anne olmaya hazırlanırken annesini özlüyormuş.
[duygusal müzik devam eder]
Ben şu aralar o kadar çok hissediyorum ki eksikliğini.
Bak, Elif gelin gidiyor.
Benim de başka kızım yok.
Gel, biz didişmeyi bırakalım, ana kız olup geçinelim.
Benden sana beyaz bayrak.
Şaşırtıyorsunuz beni.
Ben kötü bir kadın değilim.
Ben sadece...
...gördüğü kötülüklerle baş ederken çileden çıkmış bir kadınım.
Tamam, hadi, ağlama.
Bak, ben, dayanamıyor kalbim benim ağlayanlara. Hadi, tamam.
Hem bu çocuk hisseder.
Bak, bebek hisseder. Annenin duygusunu alır ama.
Yapma böyle.
Hadi.
Ben size bir şey söyleyeceğim.
He, söyle.
-Eğer doğumda bana... -Aa, gelmiş.
Tamam, ben anladım. Şimdi bu kadar gözyaşının nedeni ortaya çıktı işte bak.
Korku gelmiş sana. Tabii.
Korku. Çık oradan. Çık. Oradan çık.
Hemen çık. Hepimize gelmişti o korku.
Tabii. Hepimize geldi.
Ama sen hiçbir şey... Bak, hiçbir şey olmayacak.
Sen pıt diye doğuracaksın, fıt diye odaya çıkacaksın.
Hiçbir şey olmayacak sana doğumda. Gerçekten bak.
Sen zaten bir de bütün geçmişten gelen derslerini de aldın.
Hepsinden ders çıkardın.
Artık analık yapacaksın çocuğuna. Öyle bırakıp gitmek yok.
[duygusal müzik biter]
Bir an gerçekten değiştiğinizi sanmıştım.
[neşeli müzik]
Ama benim içim dışım bir yani.
Şimdi sen güzelce dinlen. O kaygılar maygılar yok.
Unut onları.
Dinlen güzelce, akşama da aşağıya in.
Öyle odalara kendini kapatmak yok. Görücüler geliyor çünkü, tamam? Hadi.
Ne zaman istersen yanındayım.
Hadi.
Dengesiz.
Ya aç abim, aç ya.
[telefon çalar]
Efendim Abidin? Efendim ya?
İki dakika bırakmadın, bir yemek yiyeyim insanlarla beraber ya.
Allah Allah, car car arıyorsun.
Kıvılcım'ı daha yeni bıraktım. Söyle, ne oldu?
Ya abi, neler olmadı ki ya.
Şirket birbirine girdi. Yusuf balonu patladı.
-[gerilim müziği] -Ne diyorsun oğlum sen ya?
Ya bu Fatih şeytanı çakozlamış durumu, Yusuf'un ağzını yüzünü dağıttı.
Bizim darbe de tabii ortaya çıktı.
Vallahi bak, bugün dananın kuyruğu koptu kopacak ha.
Tamam, panik yok.
Sadece mevzuyu hızlandırıyoruz, o kadar.
Ne yapacağız?
Ben ne yapacağımı çok iyi biliyorum oğlum. Siz hiç merak etmeyin. Panik yapmayın.
Ünal Ailesi var ya, ben bu aileyi topyekun tozlu raflara kaldıracağım.
Siz merak etmeyin.
Abim nece olacak o?
Ablamı alıyorsun, hemen eve geçiyorsun. Olağanüstü hâl ilan ediyoruz.
Yusuf'u şirketten çıkartıyorsun ama, tamam mı?
Ben de eve geliyorum. Hadi bakalım.
-Hemen, hızlı! -Tamam. Sen ne dersen o.
Sen bu Yusuf'un bilgi sızdırdığını nasıl öğrendin?
-Bir tuhaflık olduğu ortadaydı. -[gerilim müziği]
Ben sana dedim baba. Biri bizi satıyor dedim.
Ama kimseye konduramadım ki.
Yani, burası öyle bir aile şirketi ki ben bile kendimden şüphelendim.
Bu sabah şirkete ben erken geldim.
O Yusuf sinsice Asude Hanım'ın odasına giriyordu.
Sonra geçtim, odaya düşündüm.
Taşlar yerine oturmaya başladı.
O Yusuf'un kuytu köşeden bizi izlemeleri,
böyle bizi yönlendirmeleri, sorduğu sorular...
Allah'ın cezası ya.
Amcanın haberi var mı kaybımızdan?
Allah'ım ya. Cık.
Baba,
yarın bütün piyasa bilecek zaten.
Şu an konu amcam mı?
Amcanın bizi satmasıyla açıldı önce o gedik.
Hayır yani, amcamla ne ilgisi var?
Adam bizi defalarca uyardı.
Baktı, olmayacak, aldı otelleri, uzadı, gitti.
Ya tamam Fatih. Şu an kavga etmenin sırası değil.
-Birlik olmanın sırası. -Ya sen ne birliğinden bahsediyorsun Emir?
Ha? Ne birliği?
Biz birbirimizin hayatını yiyerek mahvettik zaten.
Ya benim çocuğum olacak ya.
Tamam. Bu kadar karartma enseyi. Fatih, anlıyorum ben seni.
Benim de akşam kardeşimi istemeye gelecekler.
Tamam, uzatmayın.
Şimdi üç erkek kalkacağız, evimize gideceğiz.
Ailelerimize karşı vazifelerimizi yapacağız.
Yarın ola hayrola.
Ya baba,
senin bir planın mı var?
Bildiğin bir şey mi var?
Ne olur bana da söyle.
Vallahi bak, geceleri uyuyamıyorum artık.
Evladım, Allah planların en iyisini yapandır.
Ben daha ölmedim. Düşün önüme.
[gerilim müziği devam eder]
Haydi!
Şimdi masayı havuzun kenarına taşıyacağız ama öncesinde her şey tertemiz olsun.
Sandalyenin minderleriyle masa örtüsünün rengi uyum içinde olsun, tamam?
-Tamam Songül Hanım. -Hadi, çabuk, çabuk temizleyin.
Hadi, hadi, hadi. Çok tozlu bunlar.
Merhaba.
Merhaba.
Hoş geldiniz.
Daha önce karşılaşmadık.
-Siz Lider Bey'in annesi misiniz? -[neşeli müzik]
Ben bu evin kahyasıyım.
He. Ben de bu evin kahyasıyım.
Sizin evin kahyaya ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.
Niyeymiş o?
Kahya, evdeki çalışanları organize eder.
İş yapmaz.
E, tamam işte. O benim.
Sizin evde kaç personel var?
Oho, çok.
-Pardon, isminiz neydi? -Sevilay. Sizin?
Songül. Sevilaycığım, biz buraya İkiz Yalı'dan geldik.
Birkaç ay sonra tadilat bitince döneceğiz.
Sizin ev çok küçük.
İlahi Songülcüğüm, güleyim de boşa gitmesin bari.
Biz çocuk için buradayız.
İstesek üçüz yalı alır otururuz.
Ama Kıvılcım Hanım çok mütevazı olduğundan
böyle gösterişten hiç hoşlanmaz.
Sevilaycığım, seninle sohbet etmeyi çok isterdim ama ben akşam yemeği için
hazırlık yapacağım.
Çalışanlarımı organize edeceğim.
Sen yine buraya böyle temizliğe çıktığında bizim bahçıvanla tanışırsın.
Kolay gelsin canım.
[neşeli müzik devam eder]
Aa.
Bu bana bir de laf mı soktu şimdi?
Bak, bak, bak, havalara bak sen.
Ben sana taktım Songül.
Hem de İlber Ortaylı Hoca'nın öğrencisine taktığı gibi taktım.
Nurlarda uyusun.
Sınıfta kalacaksın Songül.
Abdullah, nerede kaldınız? Bak görücüler gelecek şimdi.
-Geldik hanım işte, geldik. -Hadi.
-N'aber anneciğim? -Sen dur bakayım böyle bir.
Ne oldu yine ya? Yine ne oldu anneciğim?
Asıl sen söyleyeceksin ne olduğunu.
Niye açmıyorsun sen benim telefonlarımı?
He, anneciğim, vallahi şirkette işler hiç bildiğin gibi değil.
Yani, hiç kimsenin telefonunu açamadım bugün.
Allah Allah, ben hiç kimse miyim?
Akşam eve gelmemişsin.
-Nerede kaldın? -[neşeli müzik]
Yok ya, sen dedektifsin anne.
Emir, bak, o kızın koynuna gittiysen sana, sana sütümü helal etmem bak.
Allah'ım ya Rabb'im. Anneciğim, ne saçmalıyorsun ya?
Ya anne, ne saçmalıyorsun? Sen ne istediysen oldu, ben kaldım evde.
Tek başıma kaldım, yanındayım ya.
Ayrıldı Çimen benden. Daha ne istiyorsun anlamıyorum ki yani.
Seni terk etmiş kız için anana niye bağırıyorsun ya?
Ya üzerime geliyorsun ama bağırtana kadar anneciğim.
Yani, Allah Allah, gitmedim ya ben Çimen'in yanına falan.
-Allah aşkına. -Rahatladın mı?
Çok, çok rahatladım.
Vallahi ödüm patlamıştı, iyi oldu. Tamam.
Anneciğim, bak, çok yorgunum.
Ben bir gideyim.
Bir dinleneyim odada, bir üzerimi başımı değişeyim, tamam mı?
-Bir rahat bırak beni. -Tamam.
-Tamam? -Tamam.
Yani, bir kafamı şey yapayım ya.
Gideyim odaya, şey yaparım ondan sonra, tamam? Hadi.
Tamam. Tamam, tamam.
Tamam ya, tamam.
Manyak mıdır nedir?
Elif de odasına zaten, gelecek şimdi.
Sen de dinlen.
Gel ama sonra, çabuk gel.
Sen hâlâ kendine gelemedin herhalde. Ağzını bıçak açmıyor.
Yeni yeni kendime geliyorum da, öyle anlatılacak bir şey yok ki.
Sen anlatsana, yemeğiniz nasıl geçti?
Gayet güzeldi.
Komşumuzla ilgili biraz ön yargılı davranmışım.
[duygusal müzik]
-Sevdin yani adamı? -Ya canım, böyle sevilecek bir durum yok.
Sadece şikayetimden sonra müzik olayı son buldu. Bu da bir şey.
Peki, eve servet değerinde *** yollamasına ne demeli?
Sevilay'a bak ya. Hemen yetiştirdi mi sana?
Yok, ben kendim gördüm.
Aa, bu nereden geldi böyle diye konuşurken kendi kendime
o dedi bana komşumuzu yolladı diye.
Yani, bu durum için özür dilemek istedi. O kadar.
Adamın zenginliğinin boyutunu ben artık hayal dahi edemiyorum.
Size harika bir kek yaptım.
Hıh, Sevilaycığım, bana bundan biraz ayırır mısın?
Bir teşekkür etmiş olalım, yan eve götüreyim.
Çok iyi düşündün anne.
Yani, müzik yok.
Bundan daha büyük bir nezaket olamaz.
-Daha çok bunun için teşekkür aslında. -Tamam.
-Biraz soğusun, ben hazırlarım. -Tamam Sevilaycığım.
[kapı açılır]
[neşeli müzik]
Nasıl olmuşum?
Şahtın şahbaz olmuşsun.
Hadi, hadi, insanlar gelecekler. Herkes kendi odasında.
Ben anlamadım bu nasıl kız isteme.
Hadi.
Tamam. Hazırım ben. Hadi inelim.
Abim geldi mi?
Geldi, geldi.
Ay, Allah'tan Çimen'le birlikte değilmiş. Çok şükür.
Aa.
-Kiminleymiş? -Ne demek kiminleymiş?
Kiminle? Arkada-- Arkadaşlarıyladır herhalde işte. Ne olacak?
Anneciğim, inşallah gelen gideni aratmaz.
Çünkü artık yanında ben de yokum, biliyorsun.
Ama ben hiç abimin geceyi erkek arkadaşlarıyla geçirdiğini düşünmüyorum.
[neşeli müzik devam eder]
Elif, senin dilini ensenden söker alırım bak.
Nasıl bir şey? Ne demek o ya? Ne biçim... Ne saçma sapan konuşuyorsun sen?
Bir şey mi biliyorsun? Bir şey biliyorsun. Bir şey biliyorsun.
Ne biliyorsun? Bir şey biliyorsun. Söyle.
Hayır, bilmiyorum. Bir şey falan bilmiyorum.
Hissel yani. Hisler.
Ay anne, birileri gelecek. Hadi. Misafirler gelecek.
Gidebilir miyiz lütfen? Hadi.
Aa!
[neşeli müzik devam eder]
Ay... Allah'ım ya.
Bir an evvel "Verdim, gitti" kısmına gelsek oluyor mu ya?
Lütfen ben hemen, çok çabuk çünkü ben bunu vermek istiyorum.
Yok yani. Olmayacak.
[telefon çalar]
-Efendim Çimen? -[duygusal müzik]
Alo? Asil ya, benim ne olur lafımı bölme. Ben böyle tek nefeste dileyeyim özrümü.
Tamam mı? Zaten çok mahcubum.
Ben dün saçma sapan şeyler söylemişim. Uyanınca hatırladım anca.
Çok sarhoştum. Anneme de hiçbir şey söylememişsin.
Çok teşekkür ederim. Çok sağ ol gerçekten Asil.
Çimen, Çimen, Çimen.
Çok sarhoştun, tamam mı?
Gayet normal bunlar. Sen hırpalama kendini, yeter.
Allah aşkına, lütfen, rica ediyorum ya.
Yani, hayır, ben anlamıyorum ki nasıl böyle saçmaladım ben.
Neden böyle saçma sapan şeyler söyledim? Özür dilerim tekrardan.
Çok, çok özür dilerim.
Çimen, gerçekten sorun yok.
Gerçekten sorun yok.
Sonra konuşalım, olur mu? Çalışmam lazım şimdi benim.
Tamam, kusura bakma. Kolay gelsin. İyi akşamlar.
Yani, şey, tamam.
İyi geceler.
İlk kez abime yemeğe giderken bu kadar heyecanlıyım.
[duygusal müzik]
Niye heyecanlanıyorsun canım? Altı üstü bir yemek yiyeceğiz.
Bak, sen böyle yapınca ben de heyecanlanıyorum.
Çok güzel bir akşam olacak aşkım.
Abim benim adıma çok mutlu olacak, eminim.
Çünkü ilk defa, onun bana layık gördüğü bir adam gibi bir adamla beraberim.
Hilalciğim, benden öncesinin hiçbir önemi yok benim için.
Senden sonra ben gayet huzurluyum.
Benim için önemli olan şu an.
Ve bu huzurun bozulmaması için elimden ne geliyorsa yapacağım.
[duygusal müzik devam eder]
Konumu girdin mi canım? Kaç dakika veriyor?
He, az önce girmiştim de açılmadı. Bir daha deneyeceğim.
Hıh.
Şimdi oldu.
[Ömer] Burası Kıvılcım'ın evinin yanı.
Kıvılcım Hanım, kek soğudu, hazır. Ben götüreyim mi?
Yok Sevilaycığım, ben kendim bizzat teşekkür etmek istiyorum.
Tamam.
Bence de daha şık olur böyle.
[duygusal müzik]
Bu tabak boş dönmez geleneği buradan bir aşk doğururmuş, ne dersin?
Çimen, sen çok fenasın ha.
Üf, yok be Sevilay abla, öyle canım sıkılıyor. Takılıyorum işte.
-Sıkı can iyidir, kolay çıkmaz. -Of Sevilay abla ya.
[duygusal gerilim müziği]
[duygusal gerilim müziği devam eder]
Kıvılcım.
Aa, bu ne güzel sürpriz.
Hanımefendiciğim, zarafetinizle bahçemi şenlendirdiniz.
Oturmaz mısınız?
[duygusal gerilim müziği devam eder]
Ha bu arada, şu ikili ev alma komşu al diye
beni ikna etmeye çalışıyorlardı ama onlara son sözüm şu,
en şahane komşu benim.
[kapanış müziği]
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.