All language subtitles for Fall.2.Deadpoint.2026.720p.WEBRip.x264.AAC-[YTS.GG - YTS.BZ].tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese Download
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy Download
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu çok tehlikeli!

Yürümeye devam et!

Geçiş yolu burası.

Hadi!

Daha ileri gidemem.

Yürü!

Deprem!

Merhaba arkadaşlar! "Danger D" burada.

Internet FallGirl hakkında konuşmayı bırakamıyor.

Popüler fenomen Shiloh Hunter,

ve arkadaşı Becky tek başlarına,

bir kuleye tırmanmaya karar verdiler ve bu,

bir trajediyle sonuçlandı.

Hiçliğin ortasında bir kulenin

üzerinde 2000 feet yükseklikte.

- Başardık! - Vay!

Şu anda viral olan videoyu gördünüz mü?

Danger D!

Şu düşüşün klibi mi?

Aman Tanrım!

Hunter, iyi misin?

Beni yukarı çekmen lazım!

- Bunu yayınlanmamalı.. - Kalbim durdu.

Aşağı inmenin ve yardım istemenin, yolu yok.

Hunter'ın hikayesinin burada

biteceğini düşünürdünüz.

Ve Shiloh'un trajedisini görmek bir trend oldu..

İnternette her şey var.

Hatta hayranları, kendilerini onun 'düşücüleri' olarak adlandırıyor.

Shiloh'un paslı Bronco'su eBay'de ortaya çıktı.

Bu Hunter'ın meşhur Bronco'su!

Bu insanların yaptıkları şey biraz saygısızlık gibi.

- Bakın FallGirl'ün kız kardeşi! - Hayır! Fotoğraf istemiyorum.

Yaptığı onca çılgın, çılgın numaranın arasında,

bence söylediklerinde gerçek bir güzellik var.

Yaşadığını hissettirecek bir şeyler yapmalısın.

Bu muhteşemdi.

Ama endişelenme, düşersen yine ünlü olursun.

Kız kardeşim senden çok bahsetti.

Seni ailesi olarak görüyordu.

Hiç tanışmadığımıza şaşırdım doğrusu.

Şey... polis birkaç,

hafta önce bunu kurtardı.

Çok teklif aldım ama...

Teşekkür ederim.

Onu o çılgın fanatik hayranlardan birine satmayacağım.

Anlayabiliyorum.

Tanrım.

Bu tanıdık bir şey.

Ohooo hoo..

Siktir.

Ah.

Bu ne?

Kardeşinin hiçbir gönderisini izlemedin mi?

Sanki... onun yapılacaklar listesi.

Planladığı her çılgın

macera ve çılgın gösteri burada.

Her şeyin üstesinden gelmeye çalışıyordu ama...

yarısına zar zor ulaştı...

Bu sayfaların birkaç fotoğrafını çekmemin sakıncası var mı?

Hayır, elbette.

Shi, fikrimi değiştirdim.

Hadi ama. Küçük orospu olma.

Yan çizmene izin vermiyorum.

Biliyor musun? Onu alabilirsin.

Al yani. Hepsini al.

Sen... aslında, bana iyilik yapmış olursun.

- Emin misin? - Hmm hmm.

Yani bu... bunların hepsi Shiloh.

Evet lütfen al...

Mutfakta bir ton işim var ve yapm...

Ben... istemiyorum.

Tamam, sorun değil.

- Üzgünüm. - Hayır, özür dileme.

Bunu son görüşüm, onu da ​​son görüşümdü.

Ben... Söylememem gereken bir,

şey söyledim ve bu beni öldürüyor.

Ve...

Düşünemiyorum, yemek yiyemiyorum,

uyuyamıyorum ya da...

Selam.

Tamam, sorun değil.

Bunu ilaç olarak düşün.

Belki de buna ihtiyacın vardı.

Shiloh'un başlattığı şeyi bitirmek için.

Ne demek istiyorsun?

İlerle. İhtiyacın olan kapanışı yap.

Listesini bitirebilirsin.

Her seferinde bir sayfa.

Hatta onun kamerasıyla bile çekebiliriz.

Gerçek 'Danger D' stili.

Neden bana yardım etmek istiyorsun ki?

Beni tanımıyorsun bile.

Kız kardeşinle tanıştığımda...

Ben... kendi gölgemden bile korkuyorum.

Ama onun ruhunda bana gerçekten karanlık,

şeylerle yüzleşme gücü veren bir şey vardı.

Hmmm.

Bir sonraki durağı Tayland olacaktı.

Kwan Dağı'nın kalas yolu.

Ne?

Bu Shi'nin son gönderilerinden birindeydi.

Yürüyüş, deniz seviyesinden

4.000 feet yüksekteki Şeytanın Dirseği'nin etrafında kıvrılarak

yerel halkın manevi bir heykel olarak adlandırdığı,

manevi bir heykelle son buluyor. 'Deth Ejderhası'.

Ejderhaya ulaştığında

tüm korkularını yer derler.

Benimle gel.

Hayır. Üzgünüm.

Tamam.

Ben kız kardeşim gibi değilim. Cesur değilim.

Şey...

Bir işim var.

Ve...

bir hayatım.

Var mı?

Bu senin özgürlük zamanın.

Sakla onu.

Bir düşün, Jax.

Belki de şimdi yapmazsan,

bir daha asla yapamayacağın o andasındır.

Shi, bana bak!

Shi, başardım!

Shi!

Vay!

Vay!

Hunter bir forumda High Spirits,

adlı bir barda bizi zirveye,

çıkaracak bir rehber bulabileceğimizi okumuştu.

Ne düşünüyorsun "Kayaların üzerindeki Icarus" ne demek?

Hiçbir fikrim yok.

Tamam, o halde turist yürüyüşünden ayrılıp Deth Dragon

rotasını kullanarak batı zirvesine çıkmamız gerekecek.

Hunter'ın notları buranın onlarca yıldır kapalı olduğunu söylüyor.

Halk için çok tehlikeli.

Polis, büyük miktarda fentanil,

eroin ve kokain sevkiyatını Myanmar

sınırına taşıyan kaçakçıları durdurdu.

Kwan Dağı Milli Parkı'nda kurulan polis kontrol

noktalarının...

Kwan Dağı yolunun girişinde,

polis kontrol noktaları var.

Esir almıyorlar, bu kesin.

Kapalı güzergâh üzerinden Myanmar,

sınırına uyuşturucu kaçırmaya çalışan,

uyuşturucu kaçakçılarını arıyorlar.

Aman Tanrım.

Biz sadece eğlenmeye çalışan turistleriz.

Endişelenme.

Jax, bak!

Dostum! Bu çok iğrenç!

Ah..ahbap, bu çok güzel görünüyor!

Biraz taşkın! Evet!

Üzgünüm.

Git dolaş!

Hıh!

Şey...

Size nasıl yardımcı olabilirim?

Ah...

Plank yürüyüşü için rehber,

isteyebileceğimiz yerin burası olduğu söylendi.

Evet, Temmuz olmasaydı olurdu.

Ah...

Üzgünüm.

Bize Deth Dragon Yolu hakkında bilgi almamız söylendi.

'Deth' D-E-T-H olarak yazılıyor.

Bunun İngilizce'de aynı anlama gelmediğini varsayarsak.

Evet, öyle. Ama bu yol kapalı.

Depremler burayı güvensiz hale getirdi.

Doğu Turist Zirvesi. Orası açık.

Ama yine de yanlış mevsim.

Ve yılın bu zamanı sadece deneyimli,

dağcılar için açıktır.

İçkiye ne dersiniz?

Peki ya... "Kayaların Üstündeki Icarus"?

Emin misiniz?

Evet, eminiz.

Şu kamerayı kapat.

Onunla konuşun.

Tamam. Teşekkürler.

"Kayaların Üzerindeki Icarus" için gelmiştik.

Oturun.

- Ben Luce, Bu da Jax. - Selam.

Jon.

Ne sorduğunuzu biliyor musunuz?

Bir rehber arıyoruz Jon.

Hayır.

Birinin sizi Tayland'ın en tehlikeli parkurunda yasa dışı bir,

tırmanışa yönlendirmesini istiyorsunuz.

Bu bir sorun mu?

Hmm.

Yalnızca banka hesabınız için.

Yani...

Belki 3.000 dolara kadar çıkabiliriz.

Ama bunun yanına bile yaklaşamaz.

Hm.

Şu ağaçların ötesine bakın.

O koca orospu çocuğunun Godzilla'nın ağabeyini,

kızdırması gibi bize baktığını görüyor musunuz?

Orası Kwan Dağı.

Ve sorduğunuz patika 30 yılı,

aşkın bir süredir halka kapalı.

Polisler sizi yakalarsa artık Kansas'ta,

olmadığınızı çok çabuk anlarsınız.

Kaybolursanız, acil servislerin

ya dilinizi konuşmadığını,

ya da umursamadığını göreceksiniz.

Ve yılın bu zamanı, yağışlı mevsimde, eğer yağmur yağarsa,

o tahtalar buz pateni pisti kadar kaygan olacak.

Kelimelerle aranın iyi olduğunu söyleyen oldu mu?

Tamam.

Bu yol olabildiğince tehlikeli.

Gün batımından önce sizi,

ejderhaya götürüp Myanmar'ın

diğer tarafına geri getirebilirim.

Peçetenin üzerindeki rakam çok uygun..

Ve pazarlık edilemez.

Güzel bir akşam geçirmenizi dilerim hanımlar.

Bekle. Bekle.

- Ödeyeceğiz. - Luce.

- Bunu karşılayamam. - Bana bırak..

Shiloh için.

Yükseklik ayarlandı. Atlamaya hazırlanın.

Haydi, Jax!

Aman Tanrım, bunu yapamam.

Yapabilirsin! Sadece inan ve sıçra.

Hayır, yapamam!

Tamam, derin bir nefes al,

gözlerini kapat.

Ve 10'a kadar say. - Seni tanıyorum! 7'de falan atlayacaksın!

Hadi!

Eğer ablana güvenemezsen kime güvenebilirsin?

Tamam mı? Hazır mısın?

- Bir... - Bir...

İki, üç...

- Selam. - Selam.

Hunter'a pek benzemiyorsun.

Ben o değilim.

Doğru.

Tamam. Hadi hanımları hazırlayalım.

Bu koşum sana... bu da sana...

Oksijen tüpleri.

Bunlar ucuz değil, o yüzden kaybetmeyin.

Bunlara neden ihtiyacımız var?

Dağ kıvrımları.

Yükseklik hastalığı.

Yüksekler, insanlarla dalga geçebilirler.

Baş ağrısı, halüsinasyonlar, mide bulantısı.

Daha kötüleri.

Sen almıyor musun?

Ben alışığım. Gerek yok.

Test, test...

Acil durumlara karşı.

Ayrılmamalıyız ama ayrılırsak,

benimle iletişime geçebilirsiniz.

Tamam. Hazırız..

Bizimle gelmeyen her şeyi dolaplarınıza atın,

o zaman hazırız.

Kız kardeşin eğlenceli birine benziyormuş.

Sizinle gurur duyardı çocuklar.

Peki senin hikayen ne?

Şeyy... yaklaşık 8 yıl önce,

buraya seyahat için gelmiştim.

Tek başına mı?

Nişanlımla.

- O nerede? - Ohio.

Hadi.

Hadi.

Burası gerçekten,

işlerin ilginçleşmeye başladığı yer.

Şimdi yakın durun. Neredeyse merdivenlere geldik.

Önce bayanlar.

Kaldır kıçını da gel buraya.

Yani bu merdiven bizi 4000 feet yukarıya çıkaracak.

Antik kalas yoluna doğru.

Bu, dağ zirvesinin tamamını sarıyor.

Tamam.

Siz kızlar bir dağa tırmanmak istiyordunuz.

İşte burada.

Üzgünüm arkadaşlar.

Bana göre olduğunu sanmıyorum.

Göründüğü kadar korkutucu değil.

Bak, kendine inanmayabileceğini biliyorum.

Ama Shiloh inandı.

Ve ben sana inanıyorum.

Aynı zamanda, yakışıklı bir tırmanıcımız var.

Kıçımızı koruyacak.

Bu iş bizde...

Birlikte.

Yani, öncelikle neden burada olduğunu unutma.

Tamam kızlar.

İkinize de çift kanca sistemi kuracağım.

İşte. Sağlamlığını kontrol edin.

Ve işte.

Şimdi, bu güvenlik halatlarının ikisini de,

emniyet kemerinize takın...

ve işte.

Süper.

Şimdi merdivenlere geldiğimizde şu,

güvenlik zincirlerini takmanızı istiyorum.

Daha sonra bu bağlantı noktalarından birini

gördüğünüzde klipsleri çözün ve diğerine takın.

Çıkarın, takın.

Her zaman en az bir klipsin takılı olduğundan emin olun.

Hayat kurtarır.

Anladık mı?

Hay hay Kaptan.

Yukarıda görüşürüz.

Kendi kurallarına uymayacak mısın?

Dediğimi yapın, yaptığımı yapmayın.

Peki, ben önden.

Tamam. Dikkatli ol.

O kadar da kötü değil.

Hadi.

Türkçe'ye çeviren ; ufukbaba

Jon! Ne kadar yüksekteyiz?

Deniz seviyesinden neredeyse 4000 feet!

Lanet olsun!

İyi misin?

Jon?

Jon?

Jon!

Şimdi bulutların arasından geçeceksiniz!

- Tırmanmaya devam edin. - Hiçbir şey göremiyorum.

Her seferinde bir adım!

Jax? Elimi tut!

Şimdi klipsini aç!

- İyi misin? - Evet.

Teşekkürler.

İyi misin?

Hanımlar.

Kalas yürüyüşüne hoş geldiniz.

Tamam, tıpkı merdiven gibi,

çift kilit takacaksınız.

Şimdi bu sefer şu güvenlik zincirine geçelim.

Her zaman birinin bağlı olduğundan emin olmanız lazım.

Şimdi, önlem olarak...

Seni birlikte...

klipsleyeceğim.

Tamam. Yani...

Hazır olduğunuzda...

Derin bir nefes alın...

ve...

Takın...

çıkarın.

Bir ayak diğerinin önünde.

Öyle.

Takın, çıkarın...

İşte. Sizde hanımlar.

Ne yapıyoruz ya biz?

Sorun yok. Eğlenceli olacak.

Evet. Sadece... ne dediyse onu?

Bir ayak diğerinin önünde.

Neden tüplü dalışa gitmedik?

Köpekbalıklarına mı?

Yüce Tanrım.

Tamam. Bu iş bende. Sorun yok.

Yaklaşık 4000 feet.

Ne oluyor lan böyle?

Neşeli gerçeklik.

Rahipler bu

kalasları ilk kez 13.

Yüzyılda göklere ulaşmak için inşa etmişler.

Bazı parçalar değiştirilmiş. Bazıları... değişmemiş.

Biri gitti..

300 tane daha kaldı.

Tamam. Devam edelim.

Şimdi, Khao Sok Phee Sat' a, diğer adıyla,

Şeytanın Dirseği'ne yaklaşıyoruz.

Manzaranın tadını çıkarın.

Vayy anasını.

Manzara muhteşem.

Jax, şu manzaraya bir bakmalısın.

Vay.

Tamam.

Jax Hunter, neden evdekilere bu manzaranın,

ne kadar muhteşem olduğunu anlatmıyorsun?

İçimden çığlık atmasaydım,

daha çok keyif alırdım sanki.

Suratsız.

Merhaba arkadaşlar?

Keyfini çıkarın dedim biliyorum,

bunu ilerlerken yapmaya ne dersiniz?

- Kaldır şunu. - Hiç eğlenceli değilsin.

Bu hiç iyi değil.

Orada neye takmamız gerekiyor?

Bu yürüyüşün normal bir parçası mı dostum?

Bak, sadece birkaç zincir eksik.

Bir dakika. Güvenlik halatları olmadan gitmemizi mi öneriyorsun?

Evet, sadece düz bir çizgide yürüyüş.

Aman Tanrım.

Bu delilik.

- Tamam, bununla ilgileniyorum. - Ne yapıyorsun?

Tut şunu, Jaxy.

Lanet olsun, Luce!

- Son isteğin var mı? - Korkak!

Sen delisin!

Jax?

Jax?

Jax!

Shi?!

Shi?!

Shi!

Shi! Shi, ne oluyor?

Bana bak!

Jax!

Hey, hey, hey. Bana bak, bana bak.

Jax. Bana bak.

İyisin.

Tanrım, kendinde değildin.

- İyi mi? - Evet, öyle sanırım.

Yükseklikten sadece.

İşte. Tamam?

Biraz buna ihtiyacın var.

Derin nefes.

Bir daha.

Tamam mı?

- Daha iyi misin? - Hmm.hmm...

Yaklaştık. İyi olacaksın.

Şimdi, eğer yine birazcık bile olsa,

miden bulanırsa, bir daha al.

Bir seferde birazcık sonra iyi olursun.

Tamam. Teşekkürler.

- Sana bir ip atacağım! - Tamam.

Tamam, şimdi onu zincire klipsle!

- Bendesin. - Teşekkürler.

İyi misin?

Evet. Bir an kendimi kaybettim.

- Vay! - Sorun değil.

- Bir anlığına. - Sorun değil.

Jon, yağmur bayağı şiddetli yağıyor.

- Ne yapmalıyız? - İlerlemek en güvenlisi.

Varmak üzereyiz.

Klipsinizi açıp, geri dönün! Hemen!

Deprem!

Yürü! Yürü! Yürü!

Nerede... o nerede?

Jon!

- Jon! - Jon!

Jon!

Ne yapıyoruz?

Geri dönmeliyiz.

Yapamayız! Kendi başımıza olmaz.

Burada kalamayız Jax.

Ya bir deprem daha olursa?

Tamam.

Sadece yavaştan alacağız.

Birbirimize göz kulak olacağız.

Tak, çıkar.

Hadi gidelim.

Lanet olsun, Luce. İpimiz yok!

Öne ben geçeceğim.

Yapamam.

Başka seçeneğimiz yok.

Bir kere yapmıştın. Tekrar yapabilirsin.

Tamam. Geçiyorum.

- Vay! - Üzerine basma.

Yavaş.

Tamam mı?

Haydi, Jax.

Tanrım.

Yaparsın.

Hazır mısın?

Bana tutun. Yaparsın Sadece 10 metre.

Harika gidiyorsun, Jax! Neredeyse vardın!

Taktım! Taktım!

Bendesin!

Neredeyse geldin.

Haydi, Jax! Elimi tut.

Aman Tanrım!

Tamam. Artık güvendesin.

Merhaba Şeytan Dirseği.

Tamam. Neredeyse vardık.

Görüyorum. Merdiven orada.

Ah, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır!

Hayır! Hayır!

Klipsi çıkaramıyorum!

Aman Tanrım!

Kalaslar gitmiş.

Kalaslar gitmiş.

Aman Tanrım! Üstelik emniyet kemerim bile yok!

Tamam. Peki. Benimkini aldım. Seni korurum.

Bendesin..Bendesin..

- Tamam mı? - Tamam.

Tamam, harika.

Peki.

Dikkatli ol.

Dikkatli ol. Tamam.

- Telefonlar! Telefonları dene! - Tamam. Peki.

Aman Tanrım...

Ah! Çekmiyor...

tercüman yok demek!

Tamam, bir diş geldi!

Tayland'da 911'in numarası ne?

1-9-1.

Çalıyor.

Merhaba. Merhaba. Kwan Dağı'ndayız.

Şeytan Dirseği'nin kalaslarına sıkışıp kaldık.

Yardıma ihtiyacımız var! Anlıyor musunuz?

Üzgünüm, Tayca konuşamıyorum.

Üzgünüm. Taycam yok.

- Annemi deneyeceğim. - Bekle.

Umarım uluslararası kapsama alanı vardır.

- Çekmiyor! - Kahretsin!

İmdatt!

- İmdat! - İmdat!

Bize yardım edin!

Dur bekle.

Peki.

Tahtalar her iki tarafta 50 feet gibi yıkıldı gitti.

Geriye kalanlar rastgele destekler ve kalaslar....

ama buradan kıçımızı çıkaracak hiçbir şey yok.

Dostum. Telsizin..

Sırt çantanda.

Ben...

20 metre kadar uzakta mı?

Ay'da olsa da fark etmezdi.

- İyi misin? - Hmm..hmm.

Birisi bizi bulacak, Jax.

Bak göreceksin.

Mümkün değil.

- Bekle. - Ne?

Bak.

- Bu...? - Dostum, burası bar.

- Gibi. - Orası bizim bar!

İşte bu!

Belki onların dikkatini falan çekebiliriz.

Evet. Nasıl?

Lazer var bende.

Jon'dan almıştım.

Ah, evet! O kadar ileri gidecek mi?

Yani dün gece bize dağı işaret etti.

Ben görmüyorum. Belki çok güçsüzdür.

Belki sadece karanlıkta işe yarıyor.

O zamana kadar beklememiz gerekecek.

Burada olmamamız lazımdı.

Shi'nin o kuleye çıkmaması gerekirdi.

Ne demek istiyorsun?

Orada olmaması gerekiyordu.

Birlikte takılmamız gerekiyordu.

Ama Becky'nin ona ihtiyacı vardı.

Ve Shi koşarak gitti.

Her zaman Becky'yi bana tercih etti.

Durumun gerçekte böyle olmadığından eminim.

Shiloh seni gerçekten sevmişti.

O yara izi mi?

Çılgınca, değil mi?

Lanet olsun.

Bu hiçbir şey değil.

Luce? Jax? Konuşun!

Aman Tanrım!

- Jon! - Yaşıyor!

Beni duyan var mı? Herhangi biri?

O yaşıyor!

Beni duyabiliyorsanız lütfen cevap verin.

Kayanın kayması beni bayılttı.

Myanmar rotasını tamamen boşa çıkardı.

Bu şekilde aşağıya inemem. Sanki bir savaş bölgesi gibi.

Bakın, eğer beni duyabiliyorsanız, lütfen cevap verin.

Telsiz tam burada dostum!

Çocuklar, beni duyabiliyor musunuz?

kahretsin. Nasıl yapabiliriz...?

Belki tahtanın bir kısmını alıp çubuk,

olarak kullanabiliriz.

İp. Onu kemente bağlayabiliriz.

Ulaşabildi mi?

Bunu öğrenmenin tek yolu var.

Kızlar lütfen orada mısınız?

Tamam.

Şunu yakala.

Hadi.

Dostum, yeterince uzun süreceğini sanmıyorum.

Ah... fikir, fikir, fikir! Tut, tut, tut.

Üzerinde çalışabileceğimiz kadarını verebilir.

Peki. Evet.

Tamam, bu kenarda.

Bu yeterli alan sağlamalı.

- İşe yaramalı. - Harika.

Şu...

Tamam.

Tamam. Dikkatli ol.

Tamam. Tekrar dene.

Biraz daha yakınlaşayım.

Sadece biraz daha yaklaşmak lazım.

- Luce... - Çok yakın.

- İşte, bana tutun. - Ne?

Kemerimi iyice tut.

Vay, vay, vay, vay! Vay, bekle.

- Beni tuttun mu? - Evet.

Adım atmaya çalışacağım.

Gerçekten mi?

Vay! Luce! Hayır! Hayır, hayır, hayır! Kötü fikir.

- Yaslanacağım, tamam mı? - Ha? Hayır.

Yaslanacağım. Bana tutun.

Sadece birkaç santim. Tamam mı?

Bana tutun. Yapabilirim.

Aman tanrım.

Ooo... hayır, hayır, hayır. Bunu sevmedim.

- Beni bırakma, Tamam mı? - Bırakmam. Bırakmam. Acele et.

- Tamam. - Ahh!

Tamam.

Lütfen çabuk ol Luce.

Ben... Seni uzun süre tutabileceğimi sanmıyorum .

Ahhh!

Tamam,yakaladım! Tamam!

Tamam, içeri çek.

Biraz incelik gerektirecek.

Hadi Luce. Lütfen.

Lütfen hızlı ol.

Ah! Lütfen hızlı yap!

Ahhh!

Ahhhh! Ah, ha, ha!

Hadi, seni orospu çocuğu!

Lanet olsun! Tamam, aldım!

- Bağlandı! - Evet!

- Getir..Getir... - Tamam.

Lütfen acele et.

Kıpırdamıyor!

Hadi! Lütfen!

Hadi, seni orospu çocuğu.

Ah!

Ah! Lütfen, lütfen, lütfen!

Kahretsin!

Çok yakındık!

Ahhhh!

Tamam. Başka bir şey deneyebiliriz.

Neyle?

Artık ipimiz de kalmadı!

Üzgünüm.

- A planına geri dönelim. - Tamam.

Bu ne lan böyle?

Hadi lütfen. Lütfen lütfen biri görsün.

Orada tut. Evet güzel.

Birisi şu lanet perdeyi indirsin.

Vuruş yapmaya çalışıyorum.

Kapatın artık!

Aman Tanrım! Birisi geliyor!

Tamam, ışığı aç.

Işığı aç. Tamam.

Hadi, hadi, hadi.

- Lanet olsun! Bu herif barmen. - Evet, evet.

Tamam, Tamam.

Bakıyor mu? Bilemiyorum. Hadi, hadi, hadi! Lütfen!

Birisi panjurları kapatsın!

Vuruş yapmak üzereyim.

Bekle, ne? Perdeyi kapattı.

Hayır, hayır, hayır, hayır!

Hayır!

Lanet olsun!

Jon'un dediği gibi. Hiç umursamıyorlar!

Ahhhh!

Başka bir şey olmalı.

Düşünmem lazım.

Başka bir şey olmalı.

Olmalı... olması gerekiyor.

Shi, bana bak!

Luce, hadi!

Ah dostum, beni neden uyandırmadın?

Her birimize ikişer saat diye düşünmüştüm.

Hey.

N'aber?

Ne diyeceğimi bilmiyorum.

İyi misin?

Biraz Oksijen mi lazım?

Ne?

Sen kimsin?

Ve bu?

Bu Luce.

Kimsin lan sen?

Ah...

Lanet olsun.

Özür dilerim, Jax.

Bu kadar ileri gitmesini istememiştim.

Bana yalan söyledin.

Lütfen beni dinle. Tamam mı?

- Her şeyi açıklayabilirim. - Tamam.

Jax, özür dilerim.

Ben... Onun Bronco'sunu sattığını gördüm..

ve bunun ona bir şekilde,

yakın olabilmemin bir yolu olduğunu düşündüm.

Onu satın alıp,

tekerlekler düşene kadar sürecektim.

Ama sana mesaj attım ve sen de,

bir hayranına satmayacağını söyledin.

Hunter'ın sosyal medyasında bir,

üniversite arkadaşı olduğunu gördüm.

Luce.

Bu yüzden şansımı denedim.

Kamyonu aldın. Neden gitmedin?

Çünkü acı çektiğini gördüm.

Sadece yardım etmek istedim.

Benim bir çeşit psikopat falan olduğumu,

düşünmen gerekir ama...

Kız kardeşinin gerçekten karanlıktan çıkmamla ilgili bana,

yardım ettiğini söylediğimde yalan söylemiyordum.

Hayatımı kurtardı.

Videoları bana dışarı çıkıp yaşamam,

ve bir şeyler yapmam için ilham verdi.

Sonumuzun burada olacağını düşünmemiştim.

- Jax, özür dilerim. - Bana dokunma.

Lütfen. Sadece bana bir bak.

Üzgünüm!

Bunu istemedim...

Lütfen.

Çocuklar, beni duyabiliyor musunuz?

Eğer beni duyabiliyorsanız lütfen cevap verin.

Jax, Luce.

Peki. Yeter artık.

Sanırım braketlerin üzerinden geçip

telsizi yukarı çekebilirim.

Belki...

Hayır. Bu çılgınlık.

Bak, ne kadar beklersek, o kadar güçsüzleşiriz.

O telsiz bizim tek şansımız.

Sonrasında, onu alacak kadar güçlü olmayacağım.

- Başka bir yol olmalı. - Ama yok.

Tamam. Bunu güvende tut.

Tıpkı basamak taşları gibiler.

Bunu yapabilirim.

Bekle, bunu yapmana gerek yok.

Evet var.

Burada olmamız benim hatam.

İşte. Şunu tut.

Beni duyabiliyorsanız cevap verin

Jax!

Jax? Luce?

Lütfen beni duyabildiğinizi söyleyin.

Luce.

Vay!

Yaparsın. Devam et.

Geliyorum, geliyorum!

Geliyorum! Geliyorum! Geliyorum!

Devam et! Devam et!

Vay be!

Tamam. Beni dinle! İpi yakala!

- Jax, yapamam! - Evet yapabilirsin!

Üç, iki, bir!

Jax!

Tamam. Tekrar atacağım, Tamam mı?

Yapamam, Jax!

Beni burada yalnız bırakamazsın, tamam mı?

Üç, iki, bir!

Evet, evet, evet! Kemerine tak!

Hayır!

Ahhhh!

Ahhhh!

Ahhhh!

- Tanrım. - Ahhhh!

Kanamayı durdurmamız lazım.

Ahhhh!

- Argghhh! - Tamam. Tamam.

Özür dilerim, özür dilerim

- Ahhhh! Kahretsin! Acıtıyor! - Biliyorum, biliyorum, biliyorum.

Acıtabilir.

Ahhhh!

Tamam, yavaşça nefes al.

Yavaşça.

Ve dışarı.

Yalan söylediğim için üzgünüm.

Ben...

- Ölmek istemiyorum. - Ölmeyeceksin.

- Ölüyorum - Hayır...

Dinlemiyorsun Jax!

Kanserim ben.

Yara izi aslında oydu.

Tanrım...

- Telefonumu alabilir misin? - Hmmm.

Aramalarını görmezden geliyordum.

Zavallı annem.

Tedaviyi bıraktığımı ona söyleyemeye cesaretim yok.

Çok endişeli olduğunu da biliyorum.

Bir mesaj yazdım ama...

Gönderemedim bir türlü.

Şimdi asla bilemeyecek.

Tamam, dinle beni.

Bunu başaracağız.

Ve bunu ona bizzat kendin söyleyeceksin.

Tamam mı?

Buradan canlı çıkmayı başaracağız.

Mmm.

Shi! Shi!

Uyan! Shi*

Shi, uyan!

Shi, uyan!

Shi, uyan artık!

Uyan lütfen!

İndir beni hemen!

İyisin.

Ne oluyor be?! Sen bir pisliksin!

Öleceğim sandım!

Jax! Jax, hadi dostum!

Bekle! Sadece sana yardım etmeye çalışıyordum!

Beni korkutmanın ne faydası var?

Korkunun kontrol edebileceğin bir,

şey olduğunu sana göstermek istedim!

Beni değiştirmeye çalışmayı bırak! Tamam mı?

Takipçilerinden biri değilim. Kurtarılmaya ihtiyacım yok!

Seni seviyorum.

Tamam, herkesin seni ezmesine,

izin vermeni istemiyorum.

Ne? Senin gibi mi?

Hayır.

Hayır, üzgünüm.

Tamam? Sadece kendin için nasıl ayağa kalkacağını öğrenmeni istiyorum.

Tamam. Bu nasıl, Shi?

Geber!

Hey.

Hey.

Uyan.

Uyan. Uyan. Lütfen uyan.

Uyan lütfen.

Lütfen uyan. Lütfen uyan.

Lütfen.

Uyan!

Hey.

Nasıl hissediyorsun?

Sanki binlerce kamyon bana çarpmış gibi.

Mmm.

Bu saçla kız kardeşine benziyorsun.

telsizi alıp bizi buradan,

- çıkaracağım. - Ne?

Nasıl?

Bunu yapabilirim.

Yapabilirim.

Tamam, alabileceğin kadar ipe ihtiyacın olacak.

Al şunu.

Hey.

Gerçek adın nedir?

Billie.

Tanıştığımıza memnun oldum Billie.

Dikkatli ol Jax.

- Lütfen. - Evet.

Yavaş. Yavaş.

Shi! Shi, bana bak!

Shi, bak!

Shi!

Ah!

Yürü be, Jax.

Yaparsın, Jaxy!

Ah!

Kahretsin!

Ah, hayır! İp yeterince uzun değil!

Jax, burası çok uzak. Sen geri dön!

Geri dön! Çok uzak!

Jax!

Jax! Ne yapıyorsun?!

Aah!

Ahh!

Aman Tanrım, Seni öpebilirim!

Yavaş. Yavaş.

Jon, beni duyabiliyor musun?

Jon?

Jon!

Jax? Sen misin?

Aman Tanrım!

Allah kahretsin, iyi misin?

Evet, iyiyim.

Luce yaralı.

Dağda mahsur kaldık.

Neredesiniz?

- Şeytan Dirseğinin neresinde. - Ne?

Sizi öyle aramaya çalıştım ama,

tamamen yıkılmış görünüyordu.

Evet, hemen hemen öyle.

- Neredesin? - Zirvedeyim.

Aşağıya doğru inen Myanmar,

Rotası depremden dolayı tamamen harap oldu.

Lütfen bana birinizin çalışan bir telefonu olduğunu söyleyin.

- Benimki öldü. - Evet, var. Bir diş çekiyor.

Tamam. Tamam, size ulaşmanın bir yolunu bulacağım.

Gelip kendim arayacağım.

Bakın, dayanın. Her şey düzelecek.

Tamam. Lütfen acele edin.

Aman Tanrım!

Eve gidiyoruz!

Yani siz bütün gün orada pinekliyor musunuz?

Yoksa bu dağdan inecek miyiz?

Jon! Aman Tanrım!

Nihayet.

Lanet olsun!

Sizi görmek güzel çocuklar.

Kolunu ver, tamam mı?

Ah!

Ah, başardın.

Türkçe altyazı ; ufukbaba

Tamam. Tamam Yüzbaşı.

Helikopter gönderiyorlar.

İşte alın. Zirvede bizimle buluşacaklar.

O yüzden oraya gidip beklememiz gerekiyor.

Tamam mı?

Hadi gidelim.

Takıp çıkarmayı unutmayın.

Tamam.

Ah.

Vay be.

Bilirsin, ejderhaya ulaştığında derler ki...

Korkularını mı yiyormuş?

Seni seviyorum Shi.

Son geçiş.

Fazla ağırlık kaldıramayacağımız,

için teker teker gitmemiz gerekiyor.

İlk ben gideceğim.

Tanrım, Jon!

Sadece bir arada tutun, Tamam mı Luce?

Hasar görmüş olabilir ama sadece 40 feet ve sonra özgürlük.

- Bu çılgınlık. - Evet. Yavaş git.

Evet. İyisin.

Haydi, Jax!

Bu çılgınlık.

Yaparsın!

Ahh!

Vay, vay, vay!

- Jax! - Ah!

Jax!

- Aşağı geliyor! - Jax, hadi!

- Jax! - Koş!

- Teşekkürler. - Rica ederim.

Tamam, neredeyse geldik.

Bir saniye dinlenebilir miyiz?

- Evet. - Elbette.

Ah...

Ah. Biraz Oksijen alacağım.

Bu şeyin içinde ne var?

Ah, evet, Sanırım bu... boş.

Bu ne?

Bu nedir Jon?

Fentanil.

Şaka yapıyor olmalısın.

Neden?

Neden bizi uyuşturucu kuryesi olarak kullanıyorsun?

Kişisel değildi.

Turistler beni buluyor unutulmaz bir yolculuk istiyorlar.

Ben de onlara bunu veriyorum.

Bana koruma sağlıyorlar.

Tek başıma olup şüpheli görünmüyorum.

Asla öğrenemezler.

Ve evlerine güvenli ve mutlu bir şekilde dönerler.

Kimse incinmez.

Sana koruma sağlamıyorlar.

Sen alıyorsun.

Ayrıca yakalanırsak hayatımızın geri

kalanını bir Tayland hapishanesinde geçiririz.

Hadi ama.

Riskleri biliyordunuz.

Yasadışı bir yürüyüştesiniz.

Kanunları çiğnemeye hazırdınız.

Aynı şey değil.

- Bunu yapmayı biz seçtik. - Kesinlikle.

Sorumluluk bile alamıyorsunuz.

Sen zavallı bir korkaksın.

Korkak mı?

Hayatlarınızı ben kurtardım.

Aslında sizinkini kurtarmak için kendiminkini riske attım.

Bu yüzden bana teşekkür etmelisiniz.

Delirmiş.

Bizi kurtarmak için hayatını riske atmadın.

Bu bok için riske attın.

Bunu istiyorsan, o zaman bana teşekkür edeceksin.

Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır! Hayır!

Bittin.

Tanrım.

Bunu neden yaptı? Bunu yapmak zorunda değildi.

Ne yaptın sen?

O tüplerin içinde ne olduğunu görmemesi gerekiyordu.

Yani, Burada hapse giremem Jax.

Cezaevindeki insanlara ne yaptıklarını bilmiyorsun.

- Psikopatsın sen. - Hayır. Hayır.

Hayır, düştü.

Demek istediğim, bu dağlarda kazalar her,

zaman oluyor, yani...

Ahhhh!

- Hayır! Hayır! - Jax, yapma!

Orada kal, yoksa bırakırım, yemin ederim!

Acil servis gelene kadar orada kal.

Gelmiyorlar değil mi?

Bir helikopter geliyor.

Ama acil servis değil.

Ve bu yolculuğun maliyeti o tankın içindeki kadar.

Bu yüzden aptal olma.

Bak, ilk birkaç kez teslimatta başarısız olursan...

bir parmağını kaybedersin.

Üçüncü kez, kafanı keserler.

Ben de herkes gibi hayatta kalmaya çalışıyorum.

Yani kutuyu yere koy.

Hayır.

Sen kahrolası bir korkaksın.

Senden korkmuyorum.

Ahhhh!

Ahhhh!

Ahhhh!

Ahhhh!

Bana bunu sen yaptırdın.

Bu kadar zor olmasına gerek yoktu.

Ahhhh!

Ahhhh!

Ahhhh! Ahhhh!

Tak...

çıkar.

Aargghhh!

İki viski.

Sek.

Teşekkürler Billie.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.