Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ben...
Böyle bitmesini istemezdim.
Baba...
Anne.
Lütfen.
Merhaba.
Kimsin?
Adım Jorge.
Çocuksun sen.
Korkuyorum.
Sen niye ağlıyorsun?
KIZIL KRALİÇE
KILIK DEĞİŞTİRME
... St. Barbara British School'da kimliği belirsiz bir kadın
silahlı saldırıda bulundu.
Adli Birim, kurban sayısını henüz bildirmedi...
SHAREFIND SİLAHLI ÇATIŞMA
Lanet olsun...
Hadi.
Katille ilgili ne biliyoruz?
Beyaz giyinmiş, koyu saçlı bir kadın.
Bir öğretmenle iki meslektaşını öldürmüş.
Kurbanlar arasında çocuk var mı?
Çok şükür ki yok, çocuklar iyi.
Kaçırılan bir çocuk hariç.
İngiliz Büyükelçisi'nin torunu.
Baba?
Nerede o?
Seni üç yıldan beri görmedim.
Sevgi mi bekliyordum, bilmem ama bir şey bekliyordum işte.
Sevgi mi?
Sevgi mi bekliyordun sahiden?
Jorge'ye bir şey mi oldu?
Jorge'den mi bahsediyorsun?
Durumu daha da zorlaştırma.
Aşağıda üç adamım bekliyor.
Benimle geleceksin.
Cinayet ve insan kaçırmadan tutuklusun.
-Çabuk! -Acil destek arabası.
-Marcos Lorente'nin odası! -Arabayı getir!
Kaçıyor!
Hop! Dur!
SOYUNMA ODASI
Şu işte!
-Kıpırdama, polis! -Dur orada!
Ah be Antonia.
Aman be.
Tanrım...
Ne olur zarar görmesinler.
Kıpırdama!
Artık Kızıl Kraliçe değilsin demek.
Ambulans çağırın lütfen!
Hey!
Hey!
Antonia!
Yaklaş.
Git, Jorge'yi bul.
Ezequiel ve Carla yer altında olmalı. Bul onları.
Çabuk ol!
Polis!
Dur!
İyi misiniz?
-Engeli kaldırmışsın. -Uzun sürmez.
Telefonun takip ediliyor.
Kapatamam.
-Beni arayacak. - Ezequiel mi?
Bana biraz zaman kazandır.
Bunu Marcos'la yaşadım. Bir de oğlumla yaşamak istemiyorum.
On beş dakika. Daha fazla olmaz.
Eski günlerin hatırına yapıyorum. Bir de çocuğu sevdiğim için.
Ama beni de yakamazsın.
On beş, Antonia.
Ondan önce arar.
Teşekkürler.
İşte orada!
Hadi!
-İyiler mi? -Kim?
Arabadaki meslektaşlarım.
-Evet. -Başı belada olan sensin.
-Tutuklusun. -Aman ne büyük haber.
Merkez, finans bölgesinde görülmüş.
Ekip gönderin.
Yürüyün!
DELİ OLDUĞUMDAN DEĞİL BURAMA KADAR GELDİ
-Merhaba Antonia. - Ezequiel.
Oyunun kuralları böyle değildi. Oğlumu serbest bırak.
Yanılıyorsun. Oyun başından beri böyleydi.
Ebeveynlerinin günahını çocukları öder.
Kızınla konuşmak istiyorum.
Kimden bahsettiğini bilmiyorum.
Evet, biliyorsun.
Onunla konuşmak istiyorum.
Başından beri fail oydu.
Sandra?
Adımı biliyorsun! Çok zekisin.
Fajardo'nun kızısın.
Aynen öyle Antonia.
-Sürpriz! İşte buradayım. -Sürpriz falan değil.
Hiç ölmedin.
Belki de öldüm.
Bu hikâye, ölen çocuklar ve yeniden doğan anne babalarla ilgili.
Oğlum ölemez. Onu bana ver.
Şuraya bak. Ben de şu yöne gideyim.
Zavallı Antonia.
Güvensizlik hissini biliyorsun artık.
Çok basit.
Ölmesini istemiyorsan
öteki aileler gibi sen de seçim yapacaksın.
Ne seçimi yapacağım?
Ya oğlunun hayatı
ya da Carla Ortiz'in.
-Onu kurtarmak istemiyor muydun? -Ya seçmezsem?
O zaman Jorge'nin yaşamak için 30 saati kalır.
Carla'nın da öyle.
Her zaman çok dakiksin Antonia Scott. Çok dakik.
Evet ama güvende değilim, polis de peşimde.
Yeni kurallarına göre oynamamı istiyorsan bana başka bir şey vermelisin.
Güçlü olmalısın Antonia.
Bunu unutma. Benim gibi güçlü ol.
"Ben suyun üstüne kuruldum.
"Duvarlarım ateşten."
Hey! Kıpırdama!
Bir çocuğa zarar vermenin manası ne?
Carla veya Álvaro Trueba'ya zarar vermekle aynı.
Sen de hep dersin ya, görevin bu.
Aileleri durdurmalıyız
ve bunu da ancak çocukları aracılığıyla yapabiliriz.
Jorge Scott da o kadının çocuğu.
İstemiyorum, duydun mu? İstemiyorum!
İstemiyorum.
-O çocuğa zarar vermem, duydun mu? -Baba!
Tabii ki.
Beni koruduğun gibi onu korumak istiyorsun.
O kadın beni tehdit ediyor.
Koru beni.
Lütfen.
Siz avukatların elinde değil, biliyorum ama böyle sinsice gelmen hoşuma gitmiyor.
Söylesene...
Doğru mu?
Teyit edildi.
Ama polis gizlemeye çalışıyor.
Öldürülmüşler.
Kaçırmayla Mücadele Biriminin çoğu ölü ya da ağır yaralı.
-Parra da mı? -Bacağını kaybetmiş. Yoğun bakımda.
Peki yaveri?
Ramón,
bir karar vermeliyiz.
Biz mi? Kararı ben vereceğim.
Her zamanki gibi ben vereceğim.
İmzalamam gereken bir evrak varsa masama bırak.
Şimdi yalnız kalmak istiyorum.
Antonia nerede?
Siz kimsiniz?
Babasıyım.
Benim babam yok.
Söylemişlerdi, tuhaflıklarınızdan biri de komik olmayan espriler yapmakmış.
Bay Gutiérrez, anladığınızı hiç sanmıyorum
ama durum çok ciddi.
Bana şu kumandayı verir misiniz?
Niye onu koruyorsunuz?
Siz niye korumuyorsunuz?
Jorge kaçırıldı.
Antonia'yla alakalı olduğundan eminim.
Kendini dizginlemek için yıllardır ilaç kullanıyor.
Kendini kontrol edemiyor. Onu önemsediğinizi biliyorum.
Yardım edin.
Onu bulmama yardım ederseniz herhangi bir suçlama olmadan sizi salarım.
Kendi taktığınız kadar havalı bir de kravat verir misiniz?
Aptal olmayın.
Dostunuz değil o.
Onun dostu yoktur, siz de biliyorsunuz.
Kendini hepimizden üstün sanıyor.
Şu zavallı sakata bir acıyın da bana kumandayı verin lütfen.
Antonia neye dokunsa mahvoluyor.
Annesi öldü. Kocası komada.
Jorge de nerede, Tanrı bilir.
Sizin de işiniz bitti.
Sör Peter...
Kızınızın kim olduğuna dair en ufak fikriniz yok.
Çıkarken kapıyı da kapatıverin.
Jorge!
Orada mısın?
Evet.
İyi misin?
Bileklerim acıyor.
Beni bağladılar.
Başka bir şey yaptılar mı sana?
Hayır. Başka bir şey yapmadılar.
Karanlıktan korkuyor musun?
Hücrem karanlık değil.
Sahi mi?
İçerisi aydınlık mı Jorge?
Nesi var oyunu oynayalım mı, ne dersin?
Kafamızı dağıtırız biraz. İster misin?
Küçükken oynardım.
Annemle.
Ne oyunlar oynardınız?
Nesi var,
kelime zinciri,
körebe... En sevdiğim körebeydi.
Ben de oğlumla oynamayı seviyorum.
Gerçi daha sık oynayabilsek keşke.
Hadi, sen başla.
Ben başlayamam çünkü burada ışık yok.
Tamam. Gördüğüm şeyin...
Nesi var?
Bir şeyi var...
Ne peki?
Baş harfi P olan bir şey.
Baş harfi P...
P ile başlayan bir şey bilmiyorum.
Başka türlü yapalım.
Ben bir şey diyeyim, sen de yaklaştım mı, söyle.
Olur.
Masa var mı?
Etrafı ampullerle çevrili bir aynası olan masa gibi bir şey var.
Makyaj masası.
Saç fırçası var mı?
Evet, makyaj malzemesi de var.
Makyaj fırçası. Bir sürü takma kirpik. İğrenç.
Üstünde de kıyafetler var, hepsi darmadağın.
Başka ne var?
Askıda asılı daha başka giysiler var.
-Ne tür giysiler? -Bilmem, her tür var.
Her tür.
Masada cımbız veya makas var mı?
Hayır, öyle bir şey yok.
Sadece peruk var. P de peruğun P'si.
Gitmeden önce her şeye baktı.
Bir şeyler alıp çantaya attı.
Bir de beni tokatladı.
Hiç tokat yememiştim.
Yavaşça yapmanı istiyorum.
Görmek istiyorum.
Kan kaybından öleceğini bilmesi lazım.
Dediğin gibi yaparım.
Yalnız hissetsin.
Bu ısrarının sebebi ne peki?
Çünkü mağazasından aldığım son pantolon
popomu düz gösterdi. Benim popomu! Mümkün değil bu.
Sorun nedir?
Senden daha mı kötüyüm sence?
-Hayır, o değil de... -Biliyorum.
Bazen beni tanımıyorsun.
Bana yaptıklarından sonra ne bekliyordun baba?
Mutlu olarak dönmemi mi?
Normal biri olmamı mı?
Üzgünüm.
Bu boktan görevi ben üstlendim.
Bana teşekkür etmelisin.
Güzel. Sence de öyle değil mi?
Yine mi gidiyorsun?
Nereye?
İyi bir fikir değil.
Olabilecek en iyi fikir.
Gerçekten de çaresizsin.
Bak.
Kapat şunu. Geriliyorum.
Talimatlara uy. Güzel görünmesi şart değil.
Kanamayı durdursun yeter. O yüzden sıkı dikiş at lütfen.
Tamam, dövme bu. Dövme. Alt tarafı bir çizim. Peki.
Yap hadi.
Lanet olsun. Olmaz.
...yüzeysel düzlem ilk seferde kapatıldı.
3-0'lık tek lif iplikle soğurmayan bir dikiş...
-Al, bağırmanı istemiyorum -Hiç psikoaktif madde kullanmam.
-Neredeyse. -Kapıma geliyorsun.
Her gün yapıyormuşum gibi seni dikmemi istiyorsun.
Acıtırım diye korkuyorum.
-İğneyle çalışıyorsun. -Müşterilerim 50 kilo değil.
-Anestezisiz yapmam, o kadar. -Yan etkileri ne olacak?
Ben takıntılıyım.
Ajite olabilirim, paranoyaklaşabilir, bayılabilirim.
Rahatlamayı, ha ha diye gülmeyi düşün.
Yaratıcı düşün...
Cidden, bu acıyı uyuşturur, güven bana.
Aferin sana. Pekâlâ.
Ve...
Bu işte bayağı iyiyim aslında ya.
Ne dedi peki?
-Jorge. -Söylemek istemiyorum.
Jorge, sen benim kulağımsın.
Ona ne dedi, bana söylemen gerek.
Acı çekmeni istiyormuş, öyle dedi.
Sonra adam da ona niye böyle davrandığını sordu.
Kadın da dedi ki
"Bana yaptıklarından sonra ne bekliyordun?"
Adam yüzünden artık iyi biri olamazmış.
Başka?
Gitti sonra.
Adam ona gitme dedi ama dinlemedi.
Kadın ona "Baba, baba, baba..." dedi.
Adam ağladı da ağladı.
Bak ne diyeceğim Jorge.
Sanırım aklıma bir fikir geldi.
Baba!
Baba!
Baba!
Baba!
Baba!
Baba!
Kes bağırmayı!
Kime sesleniyorsun? Söyle, kime?
Rahat bırak onu!
Kime sesleniyor olabilir? Babasına! Korkuyor çünkü, görmüyor musun?
Bırak gitsin!
Bana da mı tecavüz edeceksin? Doğru ya, hepsi şov.
Beni kandırmak için bir şov.
Bu kadar işkence yetmezmiş gibi.
Babam beni kurtarmak için kılını bile oynatmadı.
Beni öldüreceğini biliyorum.
Kabullendim bunu.
Ama oğlan olmaz.
Ne diye oğlanın canını yakasın ki?
Onunla nasıl konuştuğunu duydum.
Öylesine bir çaresizlikle.
Bir çocuğun feryadını duymak korkunçtur.
O sesin kafana kazınmasını istemezsin, değil mi?
Bırak onu.
İyi birisin, biliyorum.
Sadece sana söyleneni yapıyorsun.
-Kızın... -Kapa çeneni!
Kızım hakkında bir şey bilmiyorsun.
Cigara iyi geldi, değil mi?
Evin burası mı?
Evet.
Babamın felcinden sonra iki kira ağır geldi.
Merdiven çıkmaktan kurtulmuş oldum.
Sen o odada yatarsın, ben de koltukta, tamam mı?
Ama çok yayılma, hayatımı geri istiyorum.
Anladım.
Ne yaptın peki?
Oğlum kaçırıldı, suçu da bana atıyorlar.
Siktir, sen...
Hiç boş durmamışsın.
Niye peki?
Bu işle bir alakan var mı yani?
Yok.
Aslında var.
Dur, dur. İyi misin?
Cigara fena çarptı, değil mi?
Eminim günün de kötü geçmiştir.
Uyuman lazım.
Hayır.
Uyuyamam, 24 saatim kaldı.
Ama dinlenmezsen çocuğunu bulamazsın.
-Antonia? -Haklısın.
Haklısın.
Eve girme.
Neden?
On dakika önce gelmemiz gerekirdi.
Ekstrasını öderiz.
-Ne tutarsa öderiz. -Hayır!
Olamaz. Yatmadı mı hâlâ?
Onu biliyorsun Antonia. Uyumak istemedi.
-Uyumayı sevmez. -Babacığım!
-Gel buraya şampiyon. -Babana git.
Neler yaptınız?
Çok bir şey yapmadık. Beni kart oyununda yendi.
-Al. -Teşekkürler.
-Seni öpeceğim. -Peki.
Tamam!
-Güle güle. -Görüşürüz.
-Hoşça kalın. -Güle güle Cristina. Sağ ol.
-Selam! Bak. -Peki.
Şimdi de baban.
-Kazağını unuttu. -Ah.
Ben bakarım. Sen de onu yatırmaya çalış.
-Gel! -Hadi bakalım.
Uyumayacağım.
Antonia!
Jorge! Tatlım, bana bak!
İyi misin? Jorge, bana bak!
Yok bir şey tatlım. Kıpırdama.
Marcos!
Marcos!
Marcos!
Marcos!
Marcos!
Jorge!
Hayır! Lütfen!
Lütfen!
Hayır, lütfen!
Lütfen!
Jorge! Odana git!
Ağlamaya devam et Antonia.
Bunu yapabilirsin.
Anne, lütfen bana yardım et.
Etrafına bak Antonia.
Karanlıkta kalamazsın.
Beni takip et.
Sana saldırmaya çalışmıyorlar.
Uyarmaya çalışıyorlar.
-Kim? -Takip et onları.
BEN SUYUN ÜSTÜNE KURULDUM DUVARLARIM ATEŞTEN.
Ben suyun üstüne kuruldum.
Duvarlarım ateşten.
Baba, aslında ben de ona diyordum ki
"Uyuman lazım, yoksa çocuğunu bulamazsın."
Ama aslında kastettiğim şey
kimsenin inanmadığı "Her şey düzelecek" konuşmasıydı.
O inanmış ama.
Uyudu. Bunu iyice bir düşünür gibi oldu
ve uyudu.
Yeşil köpek kadar tuhaf biri.
Yeşil köpek aslında Gran Canaria'ya özgü.
Adanın adı da oradan geliyor.
-Gran Canaria'lı değilim. -Pardon.
-Günaydın. -Günaydın.
Kahvaltı etmek ister misin? Ne seversin?
Orada sağlıksız ne varsa olur.
Sen de bendensin.
-Kola var mı? -Yok.
Al, bu kek seni neşelendirir.
Fark edilmemek için kılık değiştirmen lazım.
Ben hiç fark edilmem ki.
Madrid'de her poliste fotoğrafın varsa fark edilebilirsin. Söyleyeyim de.
Dinliyorum.
Bir polisin seni fark etmemesi için
tipin, aradıkları şeyin tam tersi olmalı.
Dikkat çekmemelisin.
Mesela?
Mesela kareli gömlek seviyorsan
deri korse giyersin.
Bu hiç şaşmaz çünkü memelerine bakarlar.
Bak. Bu...
O
Bir de...
ÇOK
...streç pantolon var.
RÜKÜŞ
Zebra desenli pantolon, metalci tarzı... Deri ceket.
Ya da kapüşonlu. Kafanı kaparsın.
-Bilmem, senin beğendiğin var mı? -Bilmem.
-Ama haklı. -Başka şeylerim de var. Acayipsin.
Sana uyar o yüzden. Bir de bu var.
Bu daha hanım hanımcık. Bu botlar... Bak, bu tişörtle süper olur.
Veya... Bir bakayım. Bu da olur...
Pembe bir şey! Hiç pembe giymezsin.
ÖLDÜR BENİ
LÜTFEN
Bir de şu var... Bak!
Bu da var! Evde alışveriş yapar gibi!
Bir de şu var...
Bakayım...
SANA YALVARIYORUM
Bu iç gösteriyor biraz.
YAPAMAM
Bak.
Konuşuyor musunuz?
Gel.
Gel, dene.
Oldu mu?
"Baba."
"Öp beni."
Seni seviyorum baba.
Hiç merak etme. Artık yalnız değilsin.
Bizi hiçbir şey ayıramaz.
Çok şükür sana kavuştum. Bir daha sakın gitme.
Şehrin yer altının boş olduğunu kimse bilmiyor.
Yüzeydeki Madrid'in altında başka bir Madrid var.
KANALİZASYON SİSTEMİ
Canımız istese Kraliyet Sarayı'na bile girebiliriz.
Orada çalışmayı sever miydiniz?
Neye göre?
Sonlara doğru NBQ adını değiştirip
bizim birimi TEDAX'la birleştirdiklerinde
bazımız daha iyi adapte oldu.
Nasıl yani?
Adi teröristler yer altına bayılırdı.
Önce uyuşturucu kaçakçıları.
Seri katiller. Onlardan Madrid'de de vardı.
"Madrid ne eğlenceli" derdik. "Hayat dolu bir şehir."
Aşağıdakileri görmüyorlar. Sıçanlar, hayaletler, kötü adamlar.
Hassas bir denge var. Çok hassas.
Onları yakalamak için gitgide onlar gibi oluyorsun.
Burada kör oldum.
-Bomba mı? -Asit.
Haritanın fotoğrafını çekebilir miyim?
-Olur. -Telefonumu açınca
polis buraya gelecek.
Sorun değil.
Misafir severim, hiç gelmiyorlar.
Haritaları kaldırın.
Benim için bunu yapmak zorunda değilsiniz
ama buraya ne için geldiğimi polise söylemeyin.
Teşekkürler.
Fajardo arkadaşınız mıydı?
Evet.
Sizce niye kendini öldü gösterdi?
Dediğim gibi, sanırım bunu birileri inansın diye yaptı.
Aptallar.
Onun gibi olanlarımız
öyle bir patlamada bile bir cesedin yok olmayacağını bilirdi.
Hep o kızla kaçtığını düşünmüştüm.
Hangi kız?
-Tımarhanede tanıştığı. -Orada kimseyle tanışmadı.
Fajardo'nun kızı o.
Bu imkânsız.
Hadi, çabuk olun!
-Hemen kapıyı aç! -Hadi!
4 YIL ÖNCE
Geliyor musun?
Baba.
Ben ölmedim.
Carla...
Carla.
Jorge!
Ne oldu Jorge?
Sabah oldu ve ben daha kahvaltı etmedim.
Sabah oldu mu ya?
Nereden biliyorsun?
Acıktım çünkü.
Acıktın.
Peki...
Ne yemek istersin?
Söyle, sana hazırlayayım.
Çok iyi bir aşçıyımdır.
Bir aşçılık oyunu oynayalım, olur mu?
-Söyle. -Bir...
Jambonlu kaşarlı sandviç.
Başka?
Domuz pastırması, iyi pişmiş.
Portakal suyu da olsun.
Bir de çikolata.
Dedem kahvaltıda hiç yedirmiyor.
O zaman şanslısın ki ben de bir anneyim.
Hayır!
Annem yok! O asla yanımda olmaz benim!
Öyleme deme Jorge.
Eminim annen senin için canını verir.
Ben dedemle yaşıyorum. Dedem benim için canını verir.
Ne yaptın?
Birkaç araştırma yaptım.
Haberlerim var.
Peki ya sen?
Maritxu, benim, Antonia. Yok bir şey.
-Polis gelmedi, değil mi? -Gir içeri, çabuk!
Beni korkuttun be kızım!
Pardon. Saklanıyorum ve kapıyı çalmak istemedim.
Beni korkutan tipin aslında.
İyice beter olmuşsun.
İyi misin?
Jon beni kurtardı.
Biliyorum.
Ona kalamar götüreceğim. Tutuklu.
Onu da biliyorum.
O yüzden geldim. Sana güvenebileceğimi söylemiştin.
-Ben sana güvenebilir miyim? -Ne için?
Jon'u kurtarman için.
Elbette.
Yeniden yürümek istiyorsan sür bunu.
Antibiyotik.
Teşekkürler.
Bana teşekkür etme.
Ölüm tarihini öne çektik.
"KIZIL KRALİÇE" DEN UYARLAMA
Alt yazı çevirmeni: Zeynep Tangun
Proje Kontrol Sorumlusu: Şengül Usta
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.