Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bravo!
Bilita mpash.
Ne?
Biliyordum.
Bu seferki zor.
Bilita mpash mı?
Kökenini biliyorum.
Orta Afrika?
Dil grubu... Nijer-Kongo?
Bantu.
En ufak fikrin yok yani.
Sen kazandın.
Evet!
Sonunda başardım.
Enfes görünüyor. Çok teşekkürler.
Pardon, iki kahve getirir misiniz?
-Tabii efendim. -Teşekkürler.
"Bilita mpash" demek için mi beni ısrarla yemeğe çıkardın?
Bir de flamenkoyla aklını almak için.
Bir de sana çok yakışan o elbiseyi vermek için.
Antonia, bu yemeği planlamak bir buçuk ayımı aldı.
Birkaç kez de millî kütüphaneye gittim.
Tek bir şeyi anla diye yaptım bunları.
Neymiş o?
Hiçbir şey.
Çünkü hiçbir şey anlamaz
ama her şeyi hissedersen
benim için nesin, anlarsın.
-Affedersiniz. -Sorun değil.
Bir şey yok.
Tuvalette hemen yıkarım, çabucak kurur.
Erkekler tuvaleti boş. En fazla üç dakikanız var.
-Ne istiyorsunuz? -Sizi uyarmak.
Sizi ve organizasyonunuzu.
Göstereceğiniz şeyi çıkarın cebinizden.
Nedir bu?
-Londra'daki bir kamera görüntüsü mü? -Aynen öyle.
İki gün önce Londra'daymış ama hızla dünyayı dolaşıyor.
Kendine Beyaz Adam diyor.
Kim o? Benimle ne ilgisi var?
Dünyanın en zeki adamı.
O yüzden senin de baş düşmanın Antonia Scott.
-Ona ne yaptım ki? -Hiçbir şey.
Hem de çok şey.
Sen Kızıl Kraliçe'sin.
Bunları bilmeniz yasak.
Valencia'da olanlar gizli değildi.
Bence Madrid'de.
Hedefi sizsiniz. Yani ilk benim peşime düşecek.
Kızıl Kraliçe'yi yok etmek istiyor.
Lütfen dinleyin beni. Bunun için sizi öldürmeye kalkacak.
Sevdiklerinizi de.
-Vaktim azalıyor. -Kurtarın bizi. İkimizi de.
Kim olduğunuzu söyleyin de kurtarayım.
Celladınızım.
Kalkmışsın.
İyi misin?
Evet ama seninle eve gitmeyi yeğlerim.
Gidelim o zaman.
KIZIL KRALİÇE
İSPANYOL OMLETİ
Aman be Antonia. Şükürler olsun. Neredesin?
Henüz bilmiyorum.
Dün gece hastaneye gitmemişsin, ne oldu?
-Bilita mpash. -Ne?
Bantuca.
-"Mutluluk hayalleri" demek. -Mutluluk hayalleri mi?
Potruak! Baskça "hadi oradan" demek! Neredesin, söylesene!
KONUM PAYLAŞ
Navalquejigo mu?
Ne halt etmeye gittin oraya? Alışverişe değildir eminim.
Dedim ya, uyuyordum.
Ezequiel beni kaçırdı.
-Ezequiel... -Bana ilaç verdi.
-Ezequiel seni mi kaçırdı? -Bana temiz giysi getir.
Kapıyı şimdi nasıl açacaksın, görelim.
Lütfen!
Lavapiés.
Finca. Retiro Parkı.
Hipodrom.
İspanya Meydanı.
Antonia!
XORA MODA 3.000 İŞÇİYİ KOVDU
TAHLİYEYE SON! KREDİLER HAİN!
YASA DIŞI TAHLİYE SEBEBİYLE ALTAMIRA'YA TARİHÎ CEZA
Nasıl...
Bir daha suratıma kapatma. Merak ettim.
Böyle şeylere vaktimiz yok. Gidelim.
Böyle şeyler mi?
O piç iz bırakmış diye bakmadan hiçbir yere gitmem.
İçeride delil bıraktı ama burada yok.
Tek taksinin izi var
ama inceletmeye gerek yok. Plakasını aldım.
Gidelim mi?
Böyle olmaz Antonia. Böyle olmaz.
Almaya geldiğin için sağ ol.
Bana bir daha bunu yaparsan o maharetli beynini yer,
dâhi fikirlerini de meze yaparım.
Anlaşıldı mı canım?
"Anlaşıldı mı?" dedim.
İyi.
-Nereye gidiyoruz? -La Finca'ya.
Beni korkutuyorsun.
Bana yalan söyledin.
Özür dilerim.
Beni affet.
Aslında burada değilsin.
Değilim.
Ne istiyorsun?
Bir şey söylemek.
Hak etmiyorsun ama olsun.
O canavar bana
tecavüz ederken...
Hayır.
Hayır. Yapma, lütfen.
Hayır!
Cebinde bir sürü anahtar vardı.
Bu kapıların anahtarları.
Bekle!
Sandra.
Ne yapıyorsun?
Bu fayanslardan biri çıkıyor.
Seni buradan çıkaracağım.
Ama bir şartla.
Onu öldürmeme yardım edeceksin.
Yardım edeceğini söyle.
Şimdi susuyor musun?
Konuşmuyorsun.
Niye konuşmuyorsun?
Anlamadığım şeyler var.
Kelimeler de öyle.
Bazen anlamıyorum ama anlamını araştırıyorum.
Seni korkuttum.
Niyetim bu değildi.
Geldik sayılır.
Niye La Finca'ya dönüyoruz?
O gece Álvaro Trueba'yı getiren Ezequiel'in taksisi mi diye bakmaya.
Ezequiel beni o eve resim göstermeye götürdü.
İlk gün söyledim, hepsi mesaj.
-Resimde mesaj mı var? -Evet.
Plakalı bir taksi var.
Devam et.
Neden beni öldürmedi?
Peki, Ezequiel...
-Sana ne söylüyor? -Taksiyi takip etmemi.
Plakası EGJ0105 canım.
Plakanın ne olduğu umurumda değil.
Daha önce de söyledik, size bilgi veremeyiz.
Seni tutuklatabilirdim, bunu biliyorsun, değil mi?
Evet de susmak için para alıyorum.
Konuşmayacak. Gidelim.
HEIRES GÜVENLİK
Sessiz kalıp kalmamak bir yaşam tercihi canım.
Susmak, gamsız olmak için para alıyorum diyorsun
ama bu doğru değil.
Sokak köpeği görünce bile üzülen tiplerdensin.
Tüketici haklarına şikâyette bulunursun.
Beden eğitimi öğretmeni olmak istiyorsun.
Baban veya süper tatlı kız arkadaşın üzülmesin diye de
heteroseksüel rolü yapıyorsun.
Kız birkaç yıla çocuk yapmak istiyor...
Ama geysin.
Hiçbir şey söylememek de
en doğru karar diye düşünebilirsin ama işin aslı korkuyorsun.
Demem o ki eğer sandığım gibi biriysen
burada olanları umursuyorsundur.
Susmak için de yeterince para almıyorsun
yakışıklı.
Hop! Ne yapıyorsun?
Tamam, plaka neydi?
EGJ0105.
O akşam yoğundu. Parti vardı.
Parti mi?
-Bilmiyorduk. -Diğer polislere söyledim.
-Hangi polisler? -Bilmem, diğerleri işte.
Davanızla alakası olmadığı için bahsetme dediler.
Tomás, ver şu defteri. Bunu yapma yetkimiz yok.
Kimin partisiydi? Bir futbolcunun mu?
Hayır.
Diğerlerinin.
Hangi diğerleri be?
Tamam, burada işte. EGJ0105 mi dediniz? Tamam.
ARAÇ PLAKASI
-Sabah 3.17. -O gizli bir bilgi.
Adam polis, seni tutuklarım dedi.
-Kamera kayıtlarını görebilir miyiz? -Hayır.
-Arama emriniz var mı? -Burada bir işe yaramaz.
Tamam o zaman.
İkileyin.
Ne yapacağımı biliyorum. Sür.
20A - VALLADOLID CADDESİ PINTOR ROSALES PLAZA
Sağdan git.
Sence kim onlar? Diğerleri yani.
Futbolcu değilse ya sanatçı ya da siyasetçidir.
Siyasetçi olmalı.
-Hangi siyasetçi burada yaşar ki? -Çoğu ama siyasetçi değil.
242 konuştu.
Söylemeyeceksin, değil mi?
Alt tarafı yaverinim çünkü...
Futbolcu, sanatçı veya siyasetçi değilse ne o zaman kraliçem?
Hayır...
Dalga geçiyorsun herhâlde.
Güvenlik görevlisi hakkında o şeyleri nasıl bildin?
"Gey radarı"nı bilir misin?
Hepsini iç güdülerinle mi sezdin?
İçgüdülerim
ve Grindr sayesinde.
1111.
Geçen gün buradayken eşleşmiştik.
Onu biraz stalk'ladım, resimlerine falan baktım.
Tam ona bakarak otuzbir çekecektim ki sevgilisi olduğunu gördüm
ve keyfim kaçtı.
Ne izliyorsun?
Video.
Deme ya?
-Ne videosu? -Blackjack oynamayı anlatıyor.
Niye öğrenmek istiyorsun ki?
GRAN KUMARHANE
Zırdelinin önde gideni ama onu seviyorum.
Burada kal. On dakikaya dönerim.
"Emredersiniz Bayan Kırmızı."
Sikerler.
GRAN KUMARHANE
On dakika bile gerekmedi.
O ne?
Blackjack'ten kazandığım 10.000 avro.
O nasıl oldu ya?
Videodaki gibi kâğıt saydım.
Ne için yaptın peki bunu Antonia?
Buluşuyor muyuz yakışıklı?
Başımı belaya sokacaksın.
Belaya ihtiyacın var.
Anlaşma yapalım.
Rüşvet mi?
Ekstra motivasyon.
Asla rüşvet yok.
Yeter artık! Sinirime dokunmaya başladınız!
Bu yapmak istediğim son şey.
Ne istiyorsunuz?
Parti akşamının kamera kayıtlarına bakmak.
İyi akşamlar. Partiye mi geldiniz?
Evet, partiye geldik.
İsimleriniz lütfen?
-Ahmed. -Mohamed.
Sabah 3.05.
İki herif. Devam et.
Sabah 3.12, konsomatrisler.
Dur, 3.17 yok.
-Taksi 3.17'de gelmiş dedin. -Evet.
Göster.
Kesinti var.
-Ne? -Saat 3:17:15'te kesinti var.
Gördünüz mü?
3:17:14 ve 3:17:15 arasındaki farka bak, çok belli.
-Kesinti var. -Kesinti var tabii ki.
Bir şekilde kamerayla oynamış olmalılar.
Kontrol etmeliyiz.
Olmaz. Güvenlik kulübesinden çıkmak yok.
Dinle güzel çocuk,
bir kesinti var diyor.
Kesintiden kastettiği ne, bilmiyorum ama 10 bin kâğıt ne demek, biliyorum.
O yüzden kaldır kıçını, yürü hadi.
Hayır... Ben... Oraya çıkmak istediğimi sanmıyorum.
Fikrini soran oldu mu?
-Çık oraya dedim. -Hayır.
O adamlar buraya her hafta gelir. Bizi biliyorlar.
Ben yaparım.
Ben yaparım.
-Bu işe karışmak istemiyorum. -Peki.
O gece ne oldu?
Biri öldürüldü.
Önemli birinin oğlu.
Bir çocuk. Korkunç bir şekilde öldürüldü.
Taksi, cesedi getirmek için muhtemelen partiyi fırsat bildi.
Size görmezden gelin dendiğini katil biliyordu.
-Bu ara kameralara bakıldı mı? -Evet.
-Her hafta bakılıyor. -Parti haftası da mı?
Evet. İki, üç gün öncesinde.
Böcek var.
Sitede 76 kamera, çevreye bakan iki güvenlik devriyesi
ve UV hareket sensörleri var, siz bana bu çöpü mü getiriyorsunuz?
Çöp değil.
Kesinti.
Aracın içindekini görmek mümkün mü?
Arabanın içi görünmez de kulübeye yansımış olabilir.
Görebildiğim tek şey önde iki kişinin oturduğu.
Çok bir ipucu sayılmaz.
Hayır.
Gordion düğümü.
Öyle açım ki asıl Gordion düğümü burada.
Beni korkuttun. Kahvaltı etmeden çıkmam gerekti.
Sabahtan beri koşturuyoruz ve bıktım usandım artık.
Tanrı şahidim olsun,
seninki bugün pijamasıyla uyku maratonu yapacak.
Üzgünüm hanımlar ama açlık içimdeki canavarı ortaya çıkarıyor.
Tek kelime etme!
Sen de Bayan CSI, bize bir ipucu bulsan iyi olur.
Öptüm!
Lütfen. Her zamanki kafeteryada yiyelim.
Lütfen. O boktan kafeteryaya döneceğime
bin kez Aserejé eşliğinde dans ederim.
Rica ediyorum.
Selam güzelim.
Sen Antonia olmalısın.
Seni çok merak ettik hayatım.
Peki o deli sana bir şey yapmadıysa
seni niye kaçırdı?
Bir mesaj vermek için.
Ne mesajı?
Henüz bilmiyoruz ama bize bir ipucu gösterdi.
Kadının kaçırıldığı taksi.
Cesedi Trueba'nın evine götürmek için o taksiyi kullanmışlar
ve partiden istifade güvenlikten geçmişler.
Beleşçi numarası.
Hepsini sen mi çözdün canım?
Benim yardımımla anne. Yardımımla.
Dedektiflik sahiden de heyecanlı bir işe benziyor.
Ne partisiymiş?
"Ne?" değil.
"Kimin?"
-Ona biraz su ver. -Al, iç.
Boğulma evladım.
Teşekkürler.
Pekâlâ, çıkar baklayı. Kimin partisiymiş?
Toñi memnuniyetle anlatır sana.
Ama önce patatesli omlet yiyelim.
Denemeye can atıyor.
Sahi mi? Bunu duyduğuma çok sevindim.
Antonia patatesli omlet konusunda uzman.
Daha doğrusu patatesli omlet pintxo'sunda.
Eyvah, stres oldum şimdi.
Yarışmada gibiyim.
Al bakalım canım. Afiyet olsun.
Al oğlum.
Sağ ol anne.
Ramé.
Ne?
O ne demek?
Bayağı lezzetli demek anne.
Bayağı lezzetli.
Kariyerimizin en mühim davası olduğunu Rodríguez'e söyledin mi?
-Buna vaktimiz olmadığını? -Söyledim.
-Dinlemedi. -Hiç dinlemez ki.
Gırtlağımıza kadar battık. Ofiste uyudum.
Mısır gevreği alayım diye çocuğum mesaj bırakmış.
-Dinlemedim bile. -Aferin, çok şekerliler zaten.
Kahrolası patronum da rapor istiyor. Günlerden ne, biliyor musun?
-Biliyorum. -Ya? Biliyor musun?
Sürpriz!
İyi ki doğdun canım.
Her şeyi duyduk.
Nice yıllara Parra.
-Patron. -Zor günler, biliyorum.
Bak kim geldi.
Hepiniz sağ olun.
Oğlum!
Şükür kavuşturana!
-Nasılsın? -İyiyim.
-Alo? -Gelişme var mı?
Maalesef yok.
Ben Memur Sanjuán.
Veya vardır belki.
Gençlik neşesi! Nasıl eğleniyorlar, baksana.
Programlarda hep kavga ediyorlar.
Ama aslında şakalaşıyorlar.
Yahu şov yapıyorlar işte.
Merak etme, kanalı değiştirebiliriz.
Jon için izliyorum.
Jon uyuyor.
Çok çalışıyor.
-Örümcek maymun deniyor. -Buna ne dersin?
Maymunları sevmem.
Benimki hariç.
Jon'la iyi anlaşıyorsunuz.
O benim, ben de onun her şeyiyim.
Gerçi keşke öyle olmasaydı.
Madrid'de geçirdiği onca yıl hiç arkadaşı olmadı, inanır mısın?
-Onu seninle görmek güzel. -Öyle mi?
Niçin?
Çünkü ona ilgileneceği biri lazım.
Bana dokunulmasından hoşlanmam, Jon söyledi mi?
-Söyledi. -Öyleyse niye dokunup duruyorsunuz?
İhtiyacın var da ondan canım.
Garip.
Bilmiyorum...
Çok...
İkna edicisiniz.
Anlamadığım şeyler yapıyorsunuz.
Anlayacak ne var ki?
İspanyol Sherlock olarak görmediğin şeyler var.
Dul değilsiniz. Bekâr bir annesiniz.
Jon'un babası yıllar önce gitmiş, o yüzden fotoğrafı yok.
Küçük bir Bask kasabasındansınız.
Ama okumuşsunuz. Sizin nesil için sıra dışı.
Ama ona bakabilmek için okumuşsunuz.
Eczacısınız.
Sakinleştirici ve kas gevşeticileri dizme şeklinizden anladım.
Uyku için alıyorsunuz ama nafile.
O yüzden onu uyurken izliyorsunuz.
Keşke ben de öyle uyusam diyorsunuz.
Gerçi iki dakika 20 saniye önce uyandı,
bizi dinliyor.
Müthiş biri değil mi anne?
Aguado.
-Bir şey bulduk. -Bekle.
-Kahve lazım. -Hayır.
Elbisen kurumuştur. Almayacak mısın?
-Evet, alacağım. -Peki.
ULUSAL POLİS
-Arama saati? -Akşamüstü 15.55, 25 dakika önce.
-Polis ne zaman geldi? -16.10'da, on dakika önce.
Aman be Sanjuán.
Davadaki tek güvenilir ipucu için on dakika geç mi geldiniz?
Arayan kadının yeri belli mi?
Hayır.
-Taksi kamera kayıtlarında var mı? -Bakıyorlar.
Marka ayakkabı mı?
Carla Ortiz'in numarasıyla aynı. Çim örneğini inceletiyoruz.
Taksi bir hafta önce çalınmış.
Her şey temizlenmiş ama parmak izi çıkar belki.
Arayan kadın, suçluyu tanıyor olabilir.
Sürpriz parti senin fikrin miydi?
Teşekkürler.
-SELAM FISTIK. KAFAM ÇOK İYİ. -DEME YA!
YÜZÜM İÇİN DÖVME FİKRİM VAR.
YÜZÜNE DÖVME YAPMAM. PİŞMAN OLURSUN.
Bakın, o hatuna söyledim...
-Aguado. -Evet.
Tek bildiğim burada yaptırdığı.
Madem zar zor görünüyor, nasıl emin olabiliyorsun?
Babamın yılanı da ondan, orası kesin.
Sanırım bu.
Evet, bu.
Müşterilerin kaydı var mı?
Babam genelde çok düzenlidir ama elimde tek bu var.
Sadece bu resim.
Konuşabilir miyiz? Bir şey hatırlıyordur belki.
Altı ay önce felç geçirdi.
Konuşamıyor.
İşi ben devraldım ama eskisi gibi değil.
O bir numaradır.
Adı ne?
Daniel.
Daniel.
Şahsi kullanım için. Çayı babama iyi geliyor.
Müthiş kokuyor.
Ona çok iyi geliyordur kesin.
Evet. Maytap mı geçiyorsun, belli değil.
Geçmiyorum.
Şu dövmesi olan adamı arıyoruz.
Yardımın lazım.
Başka bir şey var mı?
Maalesef. Babam şey olmadan önce olmuş...
Ben de hür olmak istiyorum.
-Durun... -Ne oluyor?
Işık görmesi lazım.
Ara sıra da sandalyesini oynat.
Odak noktasını değiştirmesi mühim. Yoksa ona işkence yapmış olursun.
Daniel.
Bu dövmeleri kime yaptınız, hatırlıyor musunuz?
N.
B.
Q.
NBQ.
Yeraltı polisi.
Hücre burası.
Boyutları yaklaşık 10'a 10 metre.
Kurbanların kanını kolay temizlemek için
her yer beyaz fayansla kaplanmış.
Görünüşe göre kurbanlar burada asılıyor.
Benim gibi kurbanlar.
Kanları daha iyi aksın diye.
Buradan çıkmam gerek baba.
Çıkıp da ne yapacaksın?
Her şeyi düzeltmemi mi bekleyeceksin?
Her zamanki gibi.
Tabii ki hayır.
Bir planım var.
Sandra.
-Sandra! -Beni rahat bırak.
-Bana cevap vermedin. -Beni dinle.
Karar verdim, yapacağım.
Ne yapacaksın?
Onu öldüreceğim.
Emin misin?
O fayansı boynuna, yüzüne, gözlerine saplayabilir misin?
Kaç kez gerekiyorsa saplarım.
Cuatro Vientos'ta kime gidiyoruz?
Hâlâ yaşayan tek kişiye. Şanslı çıktık.
Dövmenin yapıldığı 1997 senesi ilk sınıf mezun olmuş.
Sınavı sadece dört kişi geçmiş.
İkisi ölmüş. Biri bir patlamada, öteki de kanserden.
Üçüncüsü Almanya'da yaşıyor
ama cinayet gecesi TV programına çıkmış,
o yüzden onu eliyoruz.
Ne programı?
Yarışma. Alakasız sorular sorma.
Geriye tek bu kalıyor.
Memnun oldum Ezequiel.
-Burada kalacaksın. -Ben amirinim.
Ben de yaverinim. Burada kalacaksın.
Jon!
-Jon, dur! -Nerede, söyle!
-Nerede o? -Jon, dur!
Ezequiel değil o.
Sürücü o değil.
Takside bir parmak izi vardı.
NBQ polisi mi?
Bu şu anki adresi. İşte bu da arama emrimiz.
Onu yakaladık. Kaybedecek vakit yok.
Gidelim! Onu yakaladık!
O NBQ dövmesini yaptırmış başka biri daha var mı?
Başka sınıftan da olabilir.
Sanmam.
O dövmeler yüzünden çok yaygara koptu.
Birimin resmî amblemi bile değildi.
Niye yaygara koptu?
Casus okulunda size öğretmiyorlar mı?
Casus değiliz biz.
Porno dergilerimi çekmeceye geri koyar mısınız?
Evet...
O işaret bir tek sizde, Álvarez, Quiroga ve Fajardo'da var.
Álvarez olamaz, kanserden öldü o.
Quiroga da meğer ibneymiş, Almanya'ya taşındı.
Tek derdi kendi kuir işleriymiş.
Kahrolası ibneler. Salgın gibiler, ağzına sıçayım.
Fajardo da mı öldü?
O aslında
ortadan kayboldu.
Ne demek kayboldu?
Kızının kazasından sonra onu uzunca bir süre
akıl hastanesine kapattılar.
Ölümünü asla atlatamadı.
Hastaneden çıktığında iyileşti dediler
ama iyileşmedi.
En tehlikeli görevleri aldı,
sonunda da o tünel patlamasında havaya uçtu.
O adi yetkililer intihar ettiğini söyledi
ama tuhaf bir şey oldu.
Cesedi hiç bulunamadı.
Yok oldu.
Parra.
Yine ne oldu Scott?
-Nicolás Fajardo. -Hakkında ne biliyorsun?
NBQ polisi.
Madrid tünelindeki intiharından sonra cesedi bulunmamış.
-Ezequiel o olabilir. -Bilmediğim bir şey söylesene.
Boş bir arazide, EGJ0105 plakalı bir taksi bulduk,
araçta Fajardo'nun parmak izleri çıktı.
Evini biliyoruz. Onu tutuklayacağız.
Sakın oraya gideyim demeyin.
Ne dedi?
Adresini bulmuşlar, tutuklayacaklarmış.
Biz ne bok yemeye duruyoruz peki?
Beni öldürmedi. Bilmecelerle oynuyor.
Dinliyorum.
O adam durduk yere taksiyi boş bir arazide bırakır mı?
Nereye gidiyoruz?
Akıl hastanesine.
Kahrolası piçler. Fajardo'yu öğrenmeleri iyi olmadı.
-Ne kadar uzaktayız? -Bir saat.
Gidelim.
O orospu çocuğunu yakalayalım!
O piçi yakalayalım!
"KIZIL KRALİÇE"DEN UYARLAMA
Alt yazı çevirmeni: Zeynep Tangun
Proje Kontrol Sorumlusu Şengül Usta
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.