All language subtitles for [DB]Kusuriya no Hitorigoto 2nd Season_-_19_(Dual Audio_10bit_BD1080p_x265).tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu hikaye kurgusal bir eserdir. Tüm karakterlerin, organizasyonların ve benzerlerinin isimleri hayali olup gerçek hayattaki hiçbir olayla bağlantısı yoktur.

Böcek sesleri gibi geliyor.

Maomao, senin de tilki maskesi takman gerekiyor. Az önce boyadığını kullan.

Bölüm 43: Festival

Bölüm 43: Festival

Bölüm 43: Festival

Tamam.

İnsanlar genellikle göz kenarlarını kırmızıya boyar. Yeşil tuhaf bir seçim gibi geldi.

Biraz tanukiye benziyorsun sanki.

Ne? E sen de kediye benziyorsun, Maomao.

Saçım engel oluyor.

Tekrar toplamama izin ver. Otur.

Hmm.

Bir şeyler eksik gibi.

Sadece iple biraz yarım kalıyor, sence de öyle değil mi?

Benim için sorun değil.

Saç tokalarımdan birini ödünç alabilirsin.

Örümcek ağı şeklinde! Çok şirin.

Oh.

Aslında bir saç tokam var. Bunu kullan.

Vay canına, Maomao. Bu gerçekten çok güzelmiş.

Bir hediyeydi.

Hey,

Sorsaydım, bana verir miydin?

Hayır.

Tüh.

Bundan hiç bahsetmeyebilirdim ama

Üstat Jinshi yüz ifadelerini okuma konusunda ürkütücü derecede iyi.

Bununla birlikte, başkente geri dönüp dönemeyeceğimi bile bilmiyorum.

İşte, hepsi bitti.

Teşekkür ederim.

Festival köyün dışındaki bir tapınakta gerçekleşecek.

Hadi gidelim.

Meşale ışığından dolayı olsa gerek, gerçek bir tilki sürüsü gibi görünüyorlar.

Sanki başka bir dünyadaymışız gibi, değil mi?

Evet.

Ürkütücü, değil mi?

Öyle denilebilir.

Yanımda yeşil bir rakun köpeği geziyor olsa da.

Gözlerinin çevresinde yeşil kullanan, Shisui gibi başkaları da var.

Çoğunlukla erkekler. Acaba bir anlamı mı var?

Bu yıl çok fazla çekirge var gibi görünüyor.

Sanırım bu yüzden bu yılki festivali büyük kutlamamız gerekiyor.

Anlıyorum.

Kötü ruhları uzaklaştırmak için sanırım.

Fener çiçeği meyvelerinin tadı güzel değildir.

Biliyorum.

Zehirlidir onlar. Eğlence bölgesinde, fahişeler—

Biliyorum.

İğrenç.

Pardon!

Tapınak bu merdivenlerin yukarısında.

Burada kutsanan tanrının neden bir tilki olduğunu ve neden bereket tanrısı sayıldığını biliyor musun?

Hayır.

Bu bölgede eskiden belirli bir grup insan yaşarmış.

Sonra batıdan, başka bir ulustan farklı bir grup gelmiş.

Köylerin çoğu bu yeni gelenleri kovmuş ama küçük bir kısmı onları kabul

etmiş.

Batılıların değerli bilgileri varmış.

Tarlaları nasıl zenginleştireceklerine dair.

Haşerelerden nasıl kurtulacaklarına dair.

Sanırım bazı köylüler bunun değerini anlamış.

Ancak sonrasında başkaları istila etti, bereketli tarım arazilerini çalmaya çalıştılar.

Bu süreç tekrarlandıkça, köylerini ormanın derinliklerine taşımaya başladılar.

Sessizce, sanki gizlice uzaklaşıyorlarmış gibi.

Peki ya bu tilki tanrısı?

Tilki,

bilgi getiren batılıları temsil eder ve bu köyün atalarıdır.

Buradaki tilkilerin beyaz olduğunu duymuştum.

Maskeler başta beyazdı, değil mi?

Maskelerin renklerle boyanması, yeni

gelenlerin nasıl yerleştiğini ve bölgenin renklerini benimsediğini temsil ediyor.

Anlıyorum.

Beyaz tilki soluk teni mi temsil ediyor?

Ve evlilikler yoluyla renkler değişiyor...

Hmm?

Bunu daha önce nerede duymuştum?

Buradaki erkeklerin çoğu renkleri ayırt etmekte zorlanıyor.

Hı?

Kadınlarda daha nadir görülür.

Demek bu yüzden göz çevresini kırmızı yerine yeşile boyuyorlar.

Shisui de öyle.

Şehre gelen Kraliyet Anası.

Ormanın derinliklerinde gizli bir köy kuran beyaz tilki halkı.

İkisi de batıdan gelen aynı insan grubundan olmalı...

Maomao, maskeni burada bırakabilirsin.

Bu maskelere ne oluyor?

Bir yıl boyunca türbede tutuluyorlar, sonra da yakıyoruz.

Bu taraftan, hadi!

Gelin yemek yiyin!

Yemek tezgahları da mı var?

Pekala, teşekkürler!

Evet. Bir şeyler yemek ister misin?

Eğer sen ısmarlıyorsan, olur.

O zaman et şişe ne dersin?

Kurbağalar ve çekirgeler...

Hangisini istersin, Maomao?

Ben çekirge alayım!

Yılın bu zamanında çekirgeler çok dolgun ve lezzetli oluyor!

Ben tavuk alayım.

Kurbağa değil mi?

Bir süre kurbağa görmek istemiyorum...

Çabuk!

Daha önce hiç böcek yemedin mi?

Eğlence bölgesindeki yemek tezgahlarında görmemiştim.

Dediğim gibi, bu iğrenç.

Iyy, o bir çekirgeydi!

Bana hepsi aynı görünüyor.

Tamamen farklılar!

Bunlar lezzetli.

Ben aradaki farkı anlayamıyorum...

Bak, türbenin içine!

Bir çocuk mu?

O Kyou-u olmalı.

Her yıl bir çocuk, böyle tanrı rolünü oynar.

Anladım.

Aklına gelmişken, o velet gerçekten çok güzel bir maske boyamıştı.

Bu kadar hareketsiz oturabilmesi etkileyici ama.

Gece boyunca sırayla yapıyorlar bunu. Herkes gönüllü olmak istiyor.

Güzel bir anı oluyor sonuçta.

Sanırım artık nöbeti değiştirme vakitleri geldi.

Onun için arka tarafta bekleyelim.

Şuna bir bak!

Bu da ne?

Ne oldu?

Ah.

Bu başak boş çıktı. Köy muhtarının bize verdiği.

O tarladan asla iyi ürün alınmaz.

Muhtar da bize hep o tarlanın pirincini verir. Ne kadar cimri.

Hayret bir şey.

Eh, artık seneye şansımıza.

Bu daha iyi olur mu?

Ne? Emin misin?

Yaşasın, teşekkürler!

Haksızlık bu!

Çok iyi birisin, Maomao.

Aslında değilim. Elimde tutmamın bir anlamı yoktu.

Abla!

Nasıl yaptım?

Harikaydın!

Keşke annem de görebilseydi.

Annesiyle yaşamıyor mu?

Hadi, geçen senenin maskelerini yakmalarını izlemeye gidelim.

Hey, ne diledin?

Dilek mi?

Maskeye yazdığın dileğin, maske

yanarken gerçekleştiğine ve dileğinin göklere yükseldiğine inanırlar.

Bir tane yazmadın mı?

Daha yeni öğrendim.

Senin böyle batıl inançlara inandığını düşünmemiştim, Maomao.

Bu batıl inanç değil! Dilekler gerçekten gerçekleşiyor!

Bu yüzden maskemi boyamak ve dileğimi yazmak için çok zaman ve emek harcadım.

Ne yazdın?

Asla söylemem!

Her neyse.

Bak, geliyorlar!

Kyou-u, o rolü oynamak istemiyor muydun?

Ben küçük bir çocuk değilim, o yüzden başkalarının yapmasına izin vereceğim!

Ne kadar olgunsun.

Gerçekten çok çabalıyor.

Masken orada mıydı, Kyou-u?

Anlayamıyorum.

Umarım düzgünce yanar.

Kabul olmayan dilekler bir sonraki hasadı beslemek için dibe çöker.

Böcekler kışı asla çıkaramaz. Sadece arkalarında yavrularını bırakırlar.

Eve geldim!

Döndün demek. Akşam yemeği ister misin?

Evet!

Festival nasıldı?

Şey, oraya vardığımızda, Kyou-u içerideydi ve...

Ne?

Bana bir söz vermiştin.

Diriliş iksiri.

Evet.

Şu anki durumunun farkında mısın?

Teknik olarak bir rehineyim, ama hiçbir kısıtlamam yok.

Kaçmaya çalışmamı beyhude mi görüyorlar? Yoksa başka bir sebep mi var?

Şu ikisinin davranışları aklımda pek çok soru işareti yaratıyor.

Ama şu an daha endişe verici olan şey...

Pekala.

Şeytan elması ve balon balığı mı?! Hangi oranda?!

Başka bir şey var mı?!

Doğru miktar ne?!

Ayrıca, hayata döndükten sonra vücudun nasıldı?!

Kendine gelmen ne kadar sürdü? Hemen hareket edebildin mi?!

Şeytan elmesine gerek olduğunu sanmıyorum.

Öyle mi?

Yabancı tarifte yer alıyordu ama o, ölümcül durumu uzatmak için.

Muhtemelen insanları bayıltıp köleleştirmeyi kolaylaştırmak için eklemişler.

Asıl amacı oydu zaten.

Ben sadece bununla kurtulabildim ama başarısız olursan hafızanı kaybedersin.

Bunu insanlar üzerinde denemeden önce geliştirilmesi gereken çok şey var—

Lütfen beni kullan!

Seni denek olarak kullanmayacağım.

Nedenmiş?! Hadi durma, kullan işte!

Sen bir rehinesin...

İyi anlaşmanıza sevindim.

İkinizin de pek arkadaşı yok.

Kapa çeneni.

Sessizlik.

Sen ve Shisui yakınsınız.

Öyle mi görünüyor?

Evet.

Shisui'ye soracak çok sorum var...

Beni neden buraya getirdi? Tüm bunların nihai amacı ne?

Ve... bu ikisi gerçekte kim?

B-Bunların hepsi şifalı bitkilerle ilgili mi...?!

Evet. Bir süreliğine yokum.

Dışarıda muhafızlar var. Kaçmayı aklından bile geçirme.

Deneyeceğini sanmıyorum!

Neden seni izliyorlar? Ne yaptın ki?

Maomao, kahvaltın soğuyor.

Daha sonra yerim.

Hadi ama!

Gel, üstünü değiştirelim. Yardım edeyim.

Vay canına, ne kadar tembel. Nasıl bu kadar burnu havada olabiliyor?

Lady Shenmei'ye benziyor.

Shenmei mi?

İşte, bitti!

Kyou-u, sen de bulaşıkları topla.

Ne?!

Zengin bir aileden gelmiyor muydu o?

Zenginlik elbet tükenir. Öyle kalıp kalamayacağını kim bilebilir?

Sanırım haklısın.

Maomao, dünkü saç tokası nerede?

Yatağımın yanında.

Ona çok dikkatsiz davranıyorsun.

Bu gerçekten çok güzel bir saç tokası. Daha dikkatli olmalısın, yoksa çalınır.

Sence iyi bir fiyata gider mi?

Belki öyle, ama...

Karmaşık desenleri ve diğer her şeyi onu gerçekten çok zarif gösteriyor.

Sanırım dikkatli bakan biri onu görüp kime sipariş edildiğini anlayabilir.

Desene, o zaman onu satamam.

O adamın ne kadar takıntılı olduğunu düşünürsek, doğruca geri gelebilir.

Onu tekrar eritip metal haline getirmen gerekir.

Bu israf olur gibi.

Biraz daha fazlasına ihtiyacı var.

İşte, bu iyi oldu.

Bu işte iyisin.

Evet. Çok yavaş olursam dayak yerim.

Dayak mı?

İyi masaj da yapmam gerekiyor, yoksa üzerime sıcak su döküyorlar.

Bu yüzden çok çabuk öğrendim.

Bu korkutucu. Berbat bir ustan varmış.

Usta değil. Annemdi.

Başının derde girmesini istemiyorum, Maomao, bu yüzden yerinden kıpırdama, tamam mı?

Bugün yine bir süreliğine gitmem gerekiyor.

Yaklaşık altı saat oldu mu?

Etkileyici. Köyün dışını boydan boya görebiliyorum.

Sadece o kısımdaki çeltikler hasat edilmemiş.

Hatta, hâlâ yeşil mi?

O, yanındaki pirinç deposu mu?

Aklıma gelmişken...

O tarla bir türlü verim vermiyor.

Bahsettiği tarla o mu acaba?

Üstelik dört dörtlük bir kare şeklinde.

Yoksa...

Hey, Abla!

Ne yapıyorsun?

Kapıları biraz daha sessiz aç.

Ah, ah!

Her neyse, ablam nerede?

Bilmiyorum.

Hey, şu binanın ne olduğunu biliyor musun?

Hı? Oh, orası köy ihtiyarının eski deposu.

Farelerden uzak tutmak için yerden yüksek

yeni bir tane yaptılar, o yüzden eskisini kullandıklarını sanmam.

Anladım.

Oraya gitmek mümkün mü?

Ama seni izliyorlar, değil mi?

Yani, sanırım mümkün ama...

Gerçekten mi?! Nasıl?

Off, peki tamam. Göstereceğim.

Ders çalışmaktan kaytarmak için kullandığım gizli geçidim!

Gerçekten tam bir sümsük.

Ne yapıyorsun?

Bir şeyi kontrol etmem lazım.

Bu kısım yeterince besin alamıyor mu?

Öyle olduğunu sanmıyorum.

Nereden biliyorsun?

Bu pencerenin genişliği ile şu körpe pirinçlerin olduğu kısmın genişliği hemen hemen aynı.

Bu kısım, o pencereden gelen ışığı gece boyunca alıyor.

Işık büyümeyi engeller mi?

Genelde bitkilerin iyi güneş ışığında daha iyi büyüdüğünü söylerler.

Ama bitkiler sürekli

parlak ışığa maruz kaldığında, bazen gelişimleri bozulur.

Anlıyorum.

Ortamı değiştirerek

çiçeklerin mevsimi dışında açmasını sağlayabilmem gibi.

Burada fareler olduğunu söylemiştin, değil mi?

Evet. Bir sürü tuzak kurmanın bile işe yaramadığını duymuştum.

Yani, sonsuz bir fare tedariki.

Suirei, ilacın insanlar üzerinde test edilmeden önce geliştirilmesi gerektiğini söylemişti.

Demek ki yakalaması kolay olan küçük hayvanlar üzerinde test etmiş.

Ne baş belası bir velet.

Sence içinde ne var?

Hmm. Birkaç tahminim var.

Iyy, fareler.

Düşündüğüm gibi, deneylerini burada yapmış olmalı.

Ah, keşke bunların hepsini yanıma alabilseydim!

Hayır, şimdi sırası değil!

Bu da ne?

Metal borular mı? Hem de bir ton tane.

Bunun burada ne işi var?

Bunu hiç tahmin etmemiştim.

Tüh. Bu tıpkı...

Tam teşekküllü bir feifa atölyesi.

Suikastçıların Jinshi Efendi üzerinde kullandıklarının aynısı...

Oh? Kapı neden kilitsizdi acaba.

Birisi kilitlemeyi mi unuttu?

Hayır, bu imkansız.

Ama yine de kilitsizdi. Kilitlemekten kim sorumluydu?

Olamaz, bu Shenmei Hanım...

Ne kadar tuhaf.

Bir sorun mu var?

O zamanki özel elçi bu.

Hiçbir şey yok, Ayla Hanım. Önemli değil.

Sadece benim hayal gücüm.

Gerçi bir çift pis fare içeri sızmış gibi görünüyor.

S-Shenmei Hanım...

Demek bu...

Shenmei.

Gelecek Bölüm

Gelecek Bölüm

44. Bölüm: Kale

44. Bölüm: Kale

Gelecek bölüm: "Kale."

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.