Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Emin olmak için birkaç tane daha yapsan diyorum.
Evet. Yok, biliyorum.
Ama bazen bu testlerde...
Ne bileyim, yalancı pozitif falan çıkabiliyor, değil mi?
O yüzden yani... Panik yapmadan önce...
Yok, hayır.
Panik yapıyorsun demiyorum.
Bak, tek dediğim,
paniklemeden önce tamamen emin olalım.
Panikliyorsun demiyorum tabii.
Tanrım...
Yok, bir şey değil.
Kusura bakma bebeğim, adrese yeni geldim, kapatmam lazım
ama 20 dakikaya evdeyim, halledeceğiz tamam mı?
Tamam. Seni seviyorum.
Siktir.
Elimde B-7 var, nereye gideceğimi biliyor musunuz?
Dostum, elimde B-7 var, bunu nereye götüreceğimi biliyor musun?
Bilmiyor musun? Tamamdır.
Pardon. Elimde... Aman Tanrım!
Tanrım.
Pardon.
Dostum, elimde B-7 var, nereye götüreceğimi...
Kahretsin.
Elimde bir B-7 var.
Millet, elimde bir B-7 var!
Böbrek, karaciğer falan sipariş eden var mı? Bu her neyse artık.
Kimse yok mu? Önemli bir şeye benziyor.
Sen! Bu senin mi?
Bunun bir saat önce burada olması gerekiyordu, nerede kaldın?
Doğrudan buraya geldim dostum.
Evrak işlerini ellerine yüzlerine bulaştırdılar.
Dostum, şunu imzalaman lazım!
Teslimat makbuzunu imzalayamam çünkü teslimatı alan kişi ben değilim.
Kesinlikle. Biliyorum ama teslimatı alan doktor çekip gitti.
Ne yapmam gerekiyor bilmiyorum.
Ona imzalat.
Ama içeride, verdiğim şey her neyse artık kime lazımsa ona takıyor.
Ameliyathaneye dalıp eline kalem tutuşturmamı mı istiyorsun yani?
O zaman çıkana kadar bekleyeceksin.
Nakil ameliyatının ne kadar sürdüğünü biliyor musun?
Evet, biliyorum. Saatler sürer.
Herhangi biri imzalayabilir. İlla onun imzalaması gerekmiyor.
O zaman sen niye imzalamıyorsun?
Onu ne zaman demiş?
İyi akşamlar.
Sana da iyi akşamlar.
- "Andrea..." "Vasquez." - Kurye!
- Şey ben... - Bir teslimata daha vaktin var mı?
Yok, bu gecelik işimi bitirdim.
- Ciddi misin? - Evet.
Bölge dışı, iki katı ödeme alacaksın.
Buna varım işte.
A Sınıfı teslimat, yani birinci öncelikli. Durmak yok. Anlaşıldı mı?
A Sınıfı mı? Tamam. Olur.
Nereye gidiyor?
Raccoon City Genel Hastanesine.
Hay aksi. Pekala, tamam.
Biraz uzak.
Dağlık bölgede, o yüzden senden ricam... Dikkat et ona!
Burada pizza taşımıyoruz.
Tamam, tamam. Pardon. Anlaşıldı.
Sormayı unuttum. Kış koşullarına hazırlıklı mısın?
Tabii. Minnesota'da anneanneme arabayla gidip gelerek büyüdüm, o yüzden...
Onu sormuyorum.
Aracında zincir ve dört çeker yoksa... Başka bir kurye bulmam gerekecek.
Sıkıntı yok, bende o iş.
Kahretsin. Yollar fena buz tutmuş. Siktir.
Ne dedin?
Pardon, kendi kendime konuşuyordum.
Benimle konuşur musun lütfen? Sana bir soru sordum.
Biliyorum, biliyorum. Düşünüyorum işte.
Bence... Bence senin bedenin, senin kararın.
Cevabım bu.
Alo?
Bu bir cevap değil.
Nasıl cevap değil?
Verebileceğim en iyi cevap bu.
Alo?
- Bryan? - Michelle. Michelle?
- Alo? - Beni duyuyor musun?
Siktir. Bebeğim?
Hayatım, kusura bakma, burada telefon bok gibi çekiyor. Beni duyuyor musun?
Hayatım, şimdi duyuyor musun?
Eve gelecek kadar bile önemsememen kalbimi kırıyor.
Ciddi misin? Çalışıyorum.
Burada pizza dağıtmadığımı biliyorsun, değil mi?
A Öncelikli bir kargo bu.
Sekiz yaşında bir çocuğun kalbi olabilir...
ya da birinin annesinin beyni falan.
Şu an resmen can taşıyorum.
Sanırım bir süre Katie'de kalacağım.
Michelle, lütfen beni dinler misin?
Sakın o lanet Katie'de kalmaya kalkma.
İstemiyorum demiyorum, tamam mı?
Sadece iyice düşünmemiz gerektiğini söylüyorum...
Biliyorum, her büyük değişim korkutucu ya da kötü olmak zorunda değil
ama bence hayatımız şu an harika.
Alo? Bryan?
Siktir! Michelle, beni duyabiliyor musun?
Duyamıyorum.
Özür dilerim hayatım, şimdi duyuyor musun?
- Hattın çekince beni ara. - Hayatım? Bekle, şeye geçiyorum...
Kimse var mı?
Kimse var mı?
Kimse var mı?
Seni içeri alacağım, tamam mı?
İyi misin? Hah, şöyle. Aferin.
Evet, seni aşağı indireceğim. Tamam. Hah, şöyle. Girdin.
Tamam. Bacaklarını çek, hah şöyle. Tamam, tamamen...
Tamam. Aferin. Tamam. Tamam.
Tamam. Siktir.
Tamam. Tamam.
Siktir, çok özür dilerim.
Seni hastaneye yetiştireceğim, tamam mı?
Kahretsin, bu durum fena halde boka sarmış.
Tanrım! Aman Tanrım, pardon.
Önümü görmem lazım. Görmem lazım. İyisin. Bir şeyin yok.
Birkaç kilometre kaldı, tamam mı? Dayan.
Siktir.
Kahretsin.
Tamam. Pekala. Hah, bir bu eksikti.
Merhaba, memur bey.
İyi akşamlar.
Sizi durdurdum çünkü demin yolda yalpaladığınızı fark ettim.
Zinciriniz olmadan kesinlikle yola çıkmamalıydınız, ayrıca...
Memur Bey, sözünüzü kestiğim için kusura bakmayın...
Ama burada biraz acil bir durum var.
Yüce İsa, nesi var?
Efendim, yolda gidiyordum ve bir anda önüme fırladı...
Direksiyonu kıramadan çarptım. Kahretsin.
Kusura bakmayın, deminden beri böyle yapıyor.
Bu kadına arabanızla mı çarptınız?
Çarptım, evet.
- Lütfen araçtan inin, bayım. - Tabii, hemen.
Asıl soru, bu dağ başında ne işi olduğu...
Buzlu yolda arabaların önüne atlıyor.
Memur bey, bana kalırsa intihar etmeye çalışıyordu ve...
- İkinci sesi duyana kadar üfleyin. - Bekleyin.
Burası 72. Kod 10-18, tıbbi destek talep ediyorum. Anlaşıldı.
Bu hava bütün gün telsizi felç etti.
Bakın, demek istediğim, o soğutucuyu bir saat içinde
hastaneye yetiştiremezsem
bir adamın hayatı tehlikeye girebilir ya da bir çocuğun...
Artık içindeki her neyse onu bekleyen her kimse işte.
Anlatabiliyor muyum?
Tamam, şöyle yapalım.
Hastaneye kadar size eşlik edeceğim.
Kadına tıbbi yardım buluruz, sen de paketini teslim edersin...
Sonra da seninle bu konuşmaya devam ederiz.
Çok sağ olun efendim. Gerçekten minnettarım.
- Tamam. Hadi gidelim. - Sağ olun.
Senin arabana binse olur mu?
Bilemiyorum ya. Ya nöbet falan geçirirse? Bunun eğitimini almadım ben.
Siktir.
Seni kaldırıyoruz. Kafana dikkat et. Tamam.
- Tamam. - Hoppa. Güzel.
- Koltuk altından gir şuradan. - Güzel.
Aynen. Aferin sana. Bak, yürüyorsun işte.
Aferin kızıma. Yürüyorsun.
Tamamdır, hadi bakalım.
Üstünü başını temizleriz...
hiçbir şeyin kalmaz. Seni hastaneye yetiştireceğiz.
Tamam mı? Sadece biraz şoktasın, hepsi bu. Geçecek.
Hayır, hayır, hayır. Onunla gideceksin, tamam mı?
Onunla git.
Peşimi sakın bırakma.
Dikiz aynasına baktığımda arkamda yoksan kaçtığını varsayarım,
sana suçlu muamelesi yapıp paketlerim.
Anlaşıldı mı?
Tamam, anlaşıldı.
Güzel.
"Sana suçlu muamelesi yapıp paketlerim."
Paketlermişsin, nah paketlersin orospu çocuğu.
Siktir!
Hassiktir!
Tanrım.
Siktir!
Tamam.
Siktiğimin polisi... Bok herif...
Siktiğimin buzlu yollarından nefret ediyorum, hiçbir sikim görünmüyor.
Ön camımın amına koydu, kafadan bin dolara patlar herhalde.
Siktiğimin saçmalığı. Siktimin karlı dağı.
Senin aptal doğanı sikeyim emi...
Yetti artık be.
Gecenin bir köründe dağın başına çıkıyoruz.
Dostum? İyi misin?
Siktir.
Bayım?
Memur bey?
Memur bey.
Siktir.
Birim 1-7, 6 numaralı otoyolda başıboş hayvanlar...
Alo?
Ben polis değilim, ne denir bilmem
ama acil bir durum var. Duyuyor musunuz?
Alo?
Siktir! Hiçbir sikim duyulmuyor.
Bunun siktiğimin ses düğmesi nerede?
Alo? Alo?
Alo? Beni duyuyor musunuz?
Tüm birimlerin dikkatine, görüş mesafesi...
Bayan. Bayan, durur musun?
Bayan! Kahretsin.
Sikeyim, sikeyim.
Ciddiyim!
Ne yapıyorsun?
Nereye gidiyorsun? Ne yapıyorsun?
Bayan, hayır. Geri bas.
Kahretsin! Bayan...
Siktir git!
Kahretsin!
Bayan, dur! Seni vurmak istemiyorum!
Hayır!
Bırak! Çekil üstümden!
Sikeyim!
Lütfen! Beni rahat bırak!
Kes şunu! Dur!
Siktir!
Siktimin emniyeti, kahretsin!
Bu da ne böyle?
Kahretsin! Defol git! Siktir!
Sana ne oldu böyle?
Kahretsin.
Tamam.
Hadi.
Sinyal Yok
Siktir.
Tamam.
Tamam, birini çağıracağım.
Geri geleceğim.
Lanet olsun!
Kim sıktı lan benim... Sen...
Siktir!
Sikeyim böyle işi.
Hadi bakalım.
nÇeviri v2.1
Özel Mülk - Girilmez
Elektrikli Çit
Siktir.
Tamam.
Hadi.
Tamam.
Siktir.
Siktiğimin elektriği.
Siktir ya.
Kahretsin!
Siktir!
Tırmanmayı öğren de gel, sürtük!
Tamam.
O başparmaksız halinle şunu aç da görelim.
İşte böyle.
Siktir git.
Siktir git.
Haydi bakalım.
Al bakalım şunu!
Al sana merdiven!
Kahretsin.
Merdiven! Siktir!
Siktir!
Siktiğimin... Siktir ya.
Tamam.
Ne kadar kabasın ya?
Biliyor musun?
Siktir oradan.
Hayır!
Siktir!
Kahretsin, kahretsin!
Siktiğimin belası!
Bu da ne sikimdi böyle?
Gerçek değildi.
Gerçek değildi.
Gerçek değildi.
Bundan nefret ediyorum.
Kimse var mı?
Yolda ufak bir sorun yaşadım da.
Telefonunuzu kullanabilir miyim acaba?
Sesimi duyan var mı?
Kimse yok mu?
Bir dakikalığına içeri giriyorum, dışarısı biraz soğuk da, tamam mı?
Kimse var mı?
Bir, iki, üç, dört.
Kahretsin.
Tamam.
İşte bu.
Ağır.
Mermi.
Merhaba, Michelle'e ulaştınız. Mesaj bırakın.
Bak...
Demin hat kesildiği için çok üzgünüm...
Ama bir şeyler oldu ve gerçekten...
Durum şu an çok fena boka sardı.
Polise de ulaşamıyorum...
Adresi bile bilmiyorum.
Özür dilerim.
Lütfen beni bu numaradan geri ara.
Durum çok acil.
Tamam.
Seni seviyorum.
Yukarı çıkıyorum.
Kahretsin.
Şu siktiğimin fişeklerini nereye koydun be adam?
Tanrım. İşte bu be!
Bu da ne sikim böyle?
Siktir.
Kahretsin.
Merhaba, Darryl ve Kathy Fenner'ın evini aradınız.
Şu an telefona bakamıyoruz, mesaj bırakırsanız size geri döneriz.
Merhaba. Ben Michelle.
Bu numaradan bir arama aldım...
erkek arkadaşım Bryan'dan...
açacağını söylemesine rağmen telefonu açmıyor.
Yani doğru numarayı arıyorsam...
ve bir yabancının telesekreterine konuşup kendimi rezil etmiyorsam...
Bryan, lütfen aç.
Tamam Bryan, acil bir durum varmış gibi konuştun...
Hala beklememin tek sebebi de bu zaten.
Lütfen.
Bıraktığın mesaj gerçekten çok korkutucuydu.
Başın beladaymış gibi konuşuyordun.
Beni duyabiliyorsan...
Eve dön. Tamam mı?
Sadece eve dön.
Aman Tanrım.
İlginç.
Kahretsin.
Evet.
Hadi ama, hayır.
Hayır.
Tamam, buradan bir an önce siktir olup gitmem lazım. Tamam.
Kahretsin.
Siktir.
Şu siktiğimin şeyinden başlayayım.
Siktimin anahtarı. Siktir. Hadi ama.
Tamam.
Güle güle.
Tanrım.
Tamam seni küçük pislik.
Lanet olsun.
Sikeyim böyle işi.
Dayan, dostum.
İyi olacaksın.
Siktir!
Siktir.
Burada ne işim var?
Bu işin iyice boku çıktı.
Kadın çok haklı. Evde olmalıydım.
Michelle'in yanında, evimde olmalıydım.
Bense burada karda götüm donarak koşturup
kafayı yemiş ucubelerden kaçıyorum.
Çoraplarım sırılsıklam oldu.
Psikopat köpekler...
Siktir!
Tanrım.
Şunun etrafından dolanabilir miyim?
Hayır.
Hayır.
Kimse var mı?
Kimse var mı?
Kahretsin.
Çıkış
Hey...
Sakin ol... Sana zarar vermeyeceğim.
İyi misin?
Tatlım.
Geçti...
Sorun yok.
Yardım et.
Hassiktir!
Lütfen.
Korkuyorum.
Korkma, iyi olacaksın.
Annem ayağımı ısırdı, ben de buraya saklandım...
Ama nereye gitti bilmiyorum.
Tamam. Onu buluruz...
Ayağım acıyor.
Öyle mi? Bak...
Seni buradan çıkaracağız, tamam mı?
Kahretsin.
Tamam. Haydi bakalım.
Bu da ne?
- Bacağıma ne oluyor? - Dur!
Yardım et!
Buna inanamıyorum.
Küçük bir kızı yüzünden vurmadım.
Çocukları severim.
Sikeyim, kolum çok fena.
Siktir.
Kız beni fena hakladı.
Hey! Yardım edin!
Buradayım!
Kahretsin.
Tanrım, çok şükür.
Enfekte mi? Bence onu vur.
Hayır, hayır, hayır! İyiyim!
- Vurmayın, vurmayın! - Çanta onda.
Ver onu bana.
Bunu mu?
- Hayır. - Rica etmiyorum!
Ver şu soğutucuyu, yoksa Maxine'e arabayı kenara çektirip seni vurdururum.
Maxine, vur şunu.
Adamı vurmayacağım.
Niye ikide kadına beni vurmasını söylüyorsun?
Elinde ne tuttuğun hakkında hiçbir fikrin yok, değil mi?
Olmaz mı? Ya bir çocuğun kalbi ya da ayyaşın tekinin karaciğeri.
Hayır, ayyaş karaciğeri falan değil!
Ne yapıyorsun?
Yapma şunu!
Umbrella Corporation için çalışıyorum. Ne olduğunu biliyor musun?
Hükümetle sözleşmeli çalışıyorduk.
Bir sürü gerekçe, sebep vardı... Ama hepsi gizli bilgi. Neyse.
Herhangi bir organizmayı neredeyse anında...
kendi aşırı evrimleşmiş haline dönüştürebilen bir madde ürettik.
Bir saniye, dur, dur.
Yani bu soğutucudaki şeyin...
dönen bütün bu bokun sebebi olduğunu mu söylüyorsun?
Hayır. Sebebi o değil.
Bu bokun sebebi laboratuvarda kontrolden çıkan başka bir şey.
Sendeki şey nötralize edici bir baz...
panzehri tamamlamamızı sağlayacak.
İhtiyacımız olan her şey elimizdeydi.
Tedavi için eksik kalan son yapboz parçası oydu.
Bu siktiğimin bokunu niye ben taşıyorum o zaman?
Tedaviyi getirsin diye kurye mi tuttun yani?
Ciddi soruyorum, salak mısın amına koyayım?
Seni aradığımızda ortada acil bir durum yoktu!
Elimizde vardı!
Seni sadece tamamen tedbir amaçlı devreye sokmuştuk.
Sonra ne oldu?
Sonra... Teknisyenin biri eldeki stoğu mahvetti. İnsan hatası işte.
- Ne yaptı ki? - Ne yaptığının bir önemi yok.
- Düşürdü falan mı yoksa? - Düşürmüş olmasının bir önemi yok.
Kaza işte. Herkesin başına gelebilirdi.
Laboratuvar zemini kaygan olur bir kere.
- Sendin, değil mi? - Asıl önemli olan şu!
Bu kasabanın başına gelen onca pislik...
Bu gece gördüğün her şey...
Hepsi birkaç saat içinde oldu.
Bu meret bu kadar hızlı etki ediyor işte.
Bir de tüm dünyaya yayıldığında neler olacağını düşün.
İşte bu yüzden bunu tam şuradaki laboratuvara götürmek zorundayız.
Bak. Raccoon City Genel Hastanesi'nin en üst katında,
güvenli ve izole bir tesiste koca bir ekibim var.
Sırf bunu bekliyorlar.
Böylece tedaviyi bitirip
Ulusal Muhafızlar geldiğinde hazır edebilecekler.
- Ulusal Muhafızlar mı geliyor? - Aynen öyle.
Desteği çağırdık.
Maxine, sür.
Kapa şu siktiğimin çenesini.
Merakımdan soruyorum...
Diyelim bir arkadaşım falan bunlardan biri tarafından ısırıldı...
Başına kötü şeyler gelmeye başlamadan önce ne kadar vakti kalmış olur?
Yardım edin! İmdat!
Ne... Dışarı inme!
Bekle. Nereye gidiyor bu?
Bu işte harbiden çok iyi.
Aynen, fena havalıydı amına koyayım.
Ama nereye... Şimdi n'oluyor?
Nerede bu...
Cehennemin dibine mi gitti? Niye öyle yaptı ki?
Bilmiyorum... Buhar oldu sanki.
Bizi öylece siktir edip gitti mi yani?
Eminim iyidir. O heriflerin hepsini nasıl indirdiğini gördün.
Bu işlerde acayip iyi.
Gidelim.
- "Gidelim" mi? - Evet, gidelim.
Bir sorumluluğum var. Bunu hastaneye ulaştırmam gerek.
Sonsuza kadar onu bekleyemeyiz. Belki de hiç dönmeyecek.
Devam etmek zorundayız. O da böyle isterdi.
"O da böyle isterdi" mi? Sanki ölmüş gibi konuşuyorsun.
Şey, o... Nerede ulan bu kadın?
Bilmiyorum ama şuracıkta, on metre ötede bile olabilir.
Biraz sabretsene.
- Haklısın galiba, gitmemiz lazım. - O da böyle isterdi.
Aynen. Bizden bunu yapmamızı isterdi.
- Doğru. Evet. Aynen. - Arabalar yanıyor.
Ama tam bir kahraman. Madalya falan takarlar artık.
Anahtarlar nerede?
Burada yok...
Kahretsin. Anahtarları yanına almış.
Bize güvenmiyor mu yani?
Pislik kadın.
Güneşliğin oralara baksana bir.
Tanrım.
Birimizin oraya gitmesi gerekecek.
Oraya mı?
O cehenneme mi? Ciddi misin?
Burada öylece oturamayız. Anahtarlar lazım.
Neden... Başka bir Maxine'i çağıramıyor musun?
Hayır, başka Maxine yok!
Tek Maxine o.
Tek oydu işte!
Siktir.
Ellerim... Kahretsin.
Silah.
Burada koca bir silah var.
Ne bekliyorsun? Git.
Ben silahtan falan anlamam!
Ben de anlamıyorum.
Lanet olsun.
Ne yapıyorsun?
Bu boku çözmeye çalışıyorum.
- Evet. - Bence o değil.
Diğeridir bence. Diğeri mi?
- Bu mu? - Üstteki... Aynen.
Hayır... Ters çevir.
Hayır, döndürme. Ters çevir. Şöyle...
Böyle mi? Aynen. Duydun mu?
Evet, duydum. Evet.
Çalışıyor demek ki. Hazırız.
Hazırız.
Şimdi ne yapıyoruz? Emniyeti arıyorum. Hepsinde de farklı bir yerde oluyor.
Silahları sadece video oyunlarında kullandım, gerçekte kafa karıştırıcı.
Tabii ya. Video oyunları.
Dur, buldum.
- Evet. - Tamam, artık biliyorsun.
Siktir!
Dalga mı geçiyorsun sen?
Bizi vuracaktın seni gerizekalı piç!
- Arabada silah mı sıkılır! - İsteyerek yapmadım.
Silahlardan anlamıyorum. Silah adamı değilim.
Bunu yeterince açık söylemedim mi?
Arabada silah sıkılmaz. Motor bloğunu vurabilirdin!
Sik kafalı herif.
Sen ciddi misin lan? Ne?
Tamam, anladım.
Çalma şu sıçtığımın kornasını!
Maxine!
Siktir.
Tamam.
Hadi.
Hadi.
Tamam.
Kahretsin. Gidiyorum amına koyayım.
Siktir.
Siktir et.
Kızdan iz yok, dostum.
Geliyorum, kahretsin.
- Siktir. Kahretsin. - Yardım et! Yardım edin!
Kahretsin! Tamam! Geldim, geldim.
Köpek bu amına koyayım! Vur şunu!
Kahretsin!
Siktir! Bir tane daha mı?
Kahretsin!
Siktir!
Kahretsin!
Tamam.
Siktir.
Bu da ne böyle?
Kimse var mı?
Bayım...
İyi misiniz?
Yok, yok, olamaz.
Tamam.
Tamam.
Bu bok da ne şimdi?
Tanrım!
Tanrım!
O ne sikimdi öyle?
Tanrım!
Kahretsin!
Lanet olsun!
Gelmiyorsanız
geberin gidin.
Tamam.
Acil
Bu siktiğimin asma kilitleri de neyin nesi?
Hadi be.
Lanet olsun, silah işinde bok gibiyim!
Az kaldı.
Az kaldı. Az kaldı.
Çok şükür.
Tamam.
Hadi!
Siktir!
Siktir!
Siktir!
Siktir!
Sinyal Yok
Bu Michelle için.
Bir daha konuşamayabiliriz gibi...
Bu akşamki yarım kalan konuşmamızı bitiremeyeceğiz yani...
Ama...
Verdiğim cevaptan nefret ediyorum.
İlk tepkimin sırf korkudan ibaret olması canımı sıkıyor...
Değişimden...
ve büyümekten korkmamdan...
Bebek fikri, istesem de istemesem de tüm bunların kapıya dayanması demek.
Ama istiyorum.
Seninle gerçekten bir çocuğumuz olsun istiyorum.
Bunu hemen söylemem gerekirdi ama...
Sırf duymak istiyorsun diye değil, gerçek bu olduğu için.
Ne karar verirsen ver, bu gece ne olursa olsun...
Harika bir anne olacağını düşünüyorum.
Baksana?
Beni duyabiliyor musun? Sana diyorum.
Evet, sen. Ağlayan tip.
Kim o?
Seni duyamıyorum.
Kimsin?
Hayır, ayağa kalkıp diyafonu kullanman gerek.
Duyamıyorum seni.
Hah şöyle. Selam. Lister.
O garaja nasıl girdin hiçbir fikrim yok ama hayatta olman bir mucize.
Dostum, tahmin bile edemezsin.
Ben kuryeyim... Yanımda bir paket var.
İşinize yarayacağını söylediler, ben de geldim.
Tanrım! Siktiğimin şeyi onda! Tam orada, görüyorum.
Bir dakika, ne? Ne?
Millet, beni iyi dinleyin.
O şeyi şu an elinde tutuyor.
Dostum, ne dediğin hiç anlaşılmıyor.
Tamam, tamam. Yok, hayır! Pardon, kusura bakma.
Dinle. Beni dinle. Dinle beni.
Onu hemen yukarı, yanımıza getirmen gerek. Derhal!
Biliyorum, tamam. Ben de onu diyorum
ama yukarı nasıl çıkacağımı bilmiyorum, asansör açılmıyor.
Tamam, sokaktan gördün mü bilmiyorum ama...
Gördüm dostum. Yukarıda durum fena boka sarmış gibi.
Dinle, bina çok ağır hasar aldı.
Yani asansöre binmek hiç akıl karı değil.
İşi sağlama alıp merdivenleri kullansan iyi edersin, anladın mı?
Asansörü değil, merdivenleri.
Hangi kattasın?
En üst katta.
Tamam da kaçıncı kat oluyor orası?
28. Yok, dur.
Bak şimdi, merdivenlerden 24. kata çıkman lazım...
Oradan bağlantı köprüsüyle B Kulesi'ne geçip
kalan merdivenlerden 28. kata çıkacaksın.
Ta 28. kata kadar merdivenle çıkmamı istiyorsun yani?
Evet.
Aynen öyle dostum, hemen siktir olup gitmen lazım...
Çünkü o numuneye ihtiyacımız var.
Biliyorum oğlum, geliyorum.
Bunu kimse yapamaz.
Geberip gideceğim amına koyayım.
Kahretsin.
Bunu dört kat önce yapmalıydım.
Siktir.
Gel bakalım.
Boşa gitmesin.
Siktir!
Kahretsin!
Siktir.
Kahretsin!
Ne oldu oğlum? Nereye gidiyorsun?
Ne oldu?
Üstüme mi kustun lan sen?
Gel buraya, seni iğrenç pislik!
Beni rahat bırakın amına koyayım!
Aynen öyle! Siktir git!
Sen de siktir git!
Siktiğimin... aptal canavarları.
Ne oluyor... Yok artık!
Pekala...
Son bir tane kaldı.
Tamam. Tek mermi. Tamam.
"Bağlantı köprüsü." Tamam.
Buradayım.
"Doğumhane."
Tamam.
Yeni Doğan Bölümü
Hadi bakalım.
Kahretsin.
Siktir.
Hayır, şunu yapma lütfen. Lütfen yapma.
Ne oluyor amına koyayım?
Hayır!
Siktir! Siktir!
Siktir!
Hassiktir!
Lanet olsun.
Özür dilerim, tamam mı?
Arabayla çarptığım için özür dilerim!
Lütfen siktir git!
Lütfen.
İşte bu!
Video oyunları!
İşte bu!
Lanet olsun.
Tamam.
Tamam. Tamam.
Tamam.
- Gelebildin! - Aynen.
Silahı bırak lütfen.
Tamam. Siktir et.
Numune sağlam mı?
Sağlam kardeşim, sağlam. Kapıyı aç lütfen.
Kalemim yok ama birinizin bu boka imza atması gerekecek.
Her şeyimiz hazır. Acele et lütfen.
Tamam, geliyorum.
Normalde laboratuvara yetkisiz personeli almayız, o yüzden...
Ne olmuş yani?
Bayağı zorlu bir gün geçirdik.
Şurayı bir... Hassiktir!
Numuneyi alayım lütfen.
Numune mi? Ha, evet.
Teşekkürler.
Şehrin öbür ucundan gelmek ne kadar sürer ki?
- Gelebildi sonunda. - Hasar görmüş mü?
- Sağlam. - Geldi.
Tamam millet, Ulusal Muhafızlara yetiştirmek için
bunu beş dakikada işleyip çatıya çıkarmalıyız. Kıpırdayın!
- Sorun var mı? - Birincil mührü açıyorum.
Millet, bunun burada ne işi var?
Bağlayıcı ajan eksi 80 derecede.
Haberler geldiğinde umarım annem izliyordur, kadının aklı uçar valla.
Bu işin başladığı yer burası, değil mi?
Bunu yapan sizler değil misiniz...
Cidden millet, bu herifin hala burada ne işi var? Hadi ama!
- İyi misin? - İyiyim.
Evet, evet, evet. Yoğun bir gündü işte. Çok fazla merdiven.
O şeyin tedaviye dönüşmesi ne kadar sürer peki?
Tamam, baz bende hazır. Birdie, durum ne?
Yüzde 85. Az kaldı.
Stanley, bağlayıcı madde hazır mı?
Bağlayıcı madde hazır.
Şimdi.
Güzel iş Stanley.
Tamam, aktarıyorum.
Sakın düşürme. Düşürme. Dikkatli ol.
Hadi, hadi, hadi.
- Wade, durum ne? - Tamam. Tamamdır.
Sorun yok.
- Hazır mı? - Şu an çoğalıyor.
- Aldın mı? - Dave, çıkıyoruz.
Anlaşıldı. Çıkıyorum.
- Tanrım. - Şu şeyden birazcık alabilir miyim?
Tanrım! Uzak dur!
Siktiğimin herifi enfekte olmuş!
Hala iyiyim.
Çok merdiven vardı.
Yine de şu şeyden biraz almayı çok isterdim.
Beyefendi, derhal laboratuvarı terk edin!
- Kimseye zarar vermeyeceğim. Sadece... - Dave, acele et!
- Uzak dur! - Kahretsin. Alamıyorum.
Git buradan!
Aldım.
Bırak onu!
- Hayır! - Siktir!
Wade. Wade. Şırıngayı al.
- Ne? - Git şırıngayı al!
Aldım!
Birdie! Birdie!
Yardım et!
Birdie! Birdie! Birdie!
Yardım edin, lütfen.
Birdie! Birdie!
Birdie!
- Tanrım. - Git al şunu.
Git. Git, Stanley. Git. Git.
Gidip bulman gerekecek.
Tek yapman gereken onu alıp vücudunda herhangi bir yere saplamak...
ve bütün bu lanet şey...
Dave!
Tam buradaydı!
Hayır!
Al onu! Al onu!
İğneyi kap.
Hayır!
Lütfen! Bana sapla!
Dur. Bekle!
Lütfen bana yardım et.
Geri dön!
Siktir!
Bekle! Dur!
Hayır, hayır, hayır!
İğne.
Bana sapla.
Yap şunu.
nÇeviri v2.1 nutuzar@gmail.com
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.