Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Çok sevdin mi burayı?
Oy güzelim benim.
Kötü bir haber mi aldınız?
Yok.
İşle ilgili, önemsiz bir konu.
Allah kahretsin.
Sevdin mi burayı?
Hoşuna gitti mi?
Yıldız artık senin atın.
Unutma.
Tamam?
Zamanı gelince
birlikte koşacaksınız.
Saçlarını savurarak.
Canın ne zaman burada olmak isterse
Elif annene söyle
yeter.
Tamam?
Artık gidelim mi Güneş'çiğim?
Belki sonra gelmek istersen yine geliriz.
Ben bırakayım sizi.
Hadi bakalım.
Aptal, aptal, aptal, aptal. Aptal!
Ne var Alper ne var?
Sude.
Ne oluyor ya?
Yok bir şey.
Ne demek yok?
Bir dakika bir dakika ağlıyor musun sen?
Ağlamıyorum ben.
Ne oldu Sude iyi misin? Bir şey mi oldu?
İyiyim ben iyiyim.
Tamam neredesin sen? Ben hemen yanına geliyorum.
Ne yapacağız?
Devam mı?
Devam tabii.
Madem beni hastaneye kapatmaya kalktı
kim kimi kapatıyormuş göreceğiz şimdi.
Bana bak.
Annen uyanırsa bu numaralara sana bir şey yapmasın?
Yapacağını yaptı zaten.
Bana daha fazla ne yapabilir ki?
Artık sıra bende.
Hadi sen de çok gözükme evin buralarda.
Haberleşiriz sonra tamam mı?
Harbiden deli bu kız ya.
Nasıl böyle bir şey yaparım ben nasıl?
Ümran Hanım.
Ne bu?
Dila bu ilaçları içtiği zaman ona iyi geliyor ya. Belki--
Hadsiz.
Çık dışarı.
Ben bel--
Çık dışarı.
Tamam.
Tamam.
Mehveş.
Ne oldu sana? Sen iyi misin?
Annem değil mi?
Kötü mü oldu?
Ne yaptı?
Kafayı mı yedi?
Yok.
İçeride şey oldu, su döküldü de.
Ben.
Benim
gitmem lazım çünkü işim var.
Anne.
İyi misin?
Senin için endişeleniyorum.
Bunu unutma lütfen.
Seni seviyorum.
Gel bakalım.
Gel hadi.
E ben bıraksaydım sizi eve.
Biz kırtasiyeye uğrayacağız.
Bir resim defterine ihtiyacımız var.
Birkaç tane de renkli renkli boyaya, değil mi Güneş'çiğim?
Biz okula başladık da artıkı.
Ben bile heyecanlandım vallahi.
Bir gün birlikte boya yapar mıyız? Olur mu?
Bugün çok eğlendik.
Tekrar teşekkür ederiz.
Rica ederim.
Ben teşekkür ederim, istediğiniz zaman gelin.
Ne de olsa Güneş'in artık bir atı var.
Onunla ilgiienmesi lazım. Değil mi Güneş?
Bence de öyle.
Hadi o zaman.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Gel bakalım.
Sude.
İyi misin?
"İyiyim." dedim ya.
Öyle sinirlerim bozuldu benim bir anda.
Burada ne işin var o zaman?
Çiftliğe mi gelmiştin?
Fırat değil mi yine?
Bu sefer ne yaptı sana?
Kovdu mu seni?
Görmezden mi geldi?
Hı?
Yoksa bir başkasıyla mı gördün?
Bu, bu daha nereye kadar böyle sürecek Sude?
Hı?
Nereye kadar olmayacak bir hayalin peşinden böyle koşturup duracaksın?
Ya yok işte, olmuyor.
Görmüyor musun? Anlamıyor musun? Ne yaparsan yap olmuyor.
Ya sen hayatını,
bütün kariyerini
bu adam için heba ettin ya. Değer miydi böyle bir şeye?
Üniversiteden mezun olduktan sonra dünyanın her yerine gidebilirdin.
İstediğin her işte çalışabilirdin.
Sude.
Yeter artık.
Yeter.
O gözlerini biraz olsun Fırat'tan çevir.
Biraz olsun dünyaya, etrafına bak.
Lütfen.
Sen aşk ne demek biliyor musun?
O zaman bu kadar kolay vazgeçmeyeceğimi de bilirsin.
Değil mi?
Çünkü sen de benden vazgeçmiyorsun Alper.
İşte ikimizin ortak noktası bu.
Abi.
Ne yapıyorsun annemin odasında?
Ben sadece iyi mi diye bakmak istemiştim.
Yürü.
Yürü konuşacağız.
Abi ne yapıyorsun? Kolumu acıtıyorsun.
Otur şuraya.
Abi ne oluyor? Ne yapıyorsun ya?
Bana
abine
her koşulda sana destek olan insana yalan söyledin ha Dila?
Neden bahsediyorsun?
Ben en başından beri biliyordum ya.
En başından beri beynimin içindeki o küçük kurt beni yiyip bitirdi.
Ama ben inanmak istemedim.
Dedim ki "Abisini salak yerine koymaz."
Abi korkutuyorsun beni.
Peki o küçük çocuk. Hı?
Küçücük çocuğu hiç tanımadığı bir kadınla baş başa bıraktın.
Hiç mi korkmadı o çocuk? Hiç mü düşünmedin?
Hangi çocuk?
Dila bana sakın bir daha yalan söylemeye kalkma.
Güneş'in senin kızın olduğunu biliyorum.
Abi.
Ama biz konuştuk ya seninle. Ben sana anlattım.
"Benim çocuğum yok." dedim.
Kanıt istiyorsun değil mi?
İlla kendini rezil edeceksin. Bekle.
Kanıt istiyorsun demek.
DNA sonuçlarını aldın mı?
Eve getir bana haber et.
Sen
DNA testi mi yaptırdın?
Abi ben...
Artık oyun bitti Dila.
Anlıyor musun? Oyun bitti.
Kafanı kaldır yüzüme bak.
Bana bir daha sakın yalan söyleme.
Sakın.
Abi.
Abi anneme söylemezsin değil mi?
Dila, bırak dedim.
Alo?
Süreyya Hanım merhaba efendim.
Ne mesajı?
Hayır ben size mesaj falan yollamadım hiç.
Süreyya Hanım?
Abi bana istediğin her şeyi yap ama anneme söyleme.
Ne olursun, yalvarıyorum sana.
Dila bırak.
-Abi ne olursun anneme söyleme. -Dila bırak, Dila.
Abi ne olursun.
Dila bırak, yeter.
Abi beni bir dinle, bir dinle beni abi.
Dila bırak.
-Abi ne olursun anneme bir şey söyleme. -Bırak.
Ne olur, abi bak istediğin her şeyi yaparım.
Dila, bırak dedim.
Yalvarırım abi. Abi, abi yalvarıyorum sana.
Ne olur anneme bir şey söyleme, lütfen.
Lütfen.
Annem haklıymış.
Sen çok büyük bir hayal kırıklığısın.
Abi.
Ya anlatacağım her şeyi.
Daha neyi anlatacaksın? Her şey ortada zaten.
Nedir ortada olan?
Dila'nın sana söyleyecekleri var anne.
Neymiş bana söyleyeceklerin?
Dila konuş.
Dila.
Dila.
-Dila. -Dila.
-Dila iyi misin? -Kuzum.
-Dila. -Dila.
Mehveş kolonya falan bir şey getir.
Tamam tut.
Dila.
Pamuk şekerlerini ben de çok severdim küçükken.
Annemle mutlaka alırdık.
Hatta biliyor musun?
Pamuk şekerlerin buluttan yapılmadığını öğrendiğimde çok üzülmüştüm.
Şöyle oturalım mı? İster misin?
Hadi gel.
Geç bakalım.
Güneş.
Seninle bir oyun oynayalım mı?
Birbirimizi tanıma oyunu.
Sen bana en çok sevdiğin bir şeyi söyleyeceksin.
Ben de sana en çok sevdiğim bir şeyi söyleyeceğim.
Hı?
Tamam.
Ben başlıyorum o zaman.
Denizi çok severim ben.
Sesini, kokusunu, her şeyini.
Sıra sende.
Resim defterini mi istiyorsun?
Ver bakayım bana onu.
Bu bir ağaç.
Ağaçları çok mu seversin?
Çok güzel bir ağaçmış.
Tamam.
Vapurları severim.
Kuş.
Ben de çok severim kuşları.
Hatta biliyor musun çok akıllı oluyorlar.
Köpekleri de çok severim.
Hep bir köpeğim olsun istemiştim.
İnek.
O zaman bu bir
su aygırı.
Ne bu?
Yıldız.
Bu bir at. Senin atın.
Yıldız öyle mi?
E-e acıkmadık mı bakalım?
Bakayım, <i>göbüş</i> ne diyor?
<i>Göbüş</i> bana acıktığını söylüyor.
O zaman eve gidelim, yemek yapalım, karnımızı doyuralım.
Olur mu? Belki oyunumuza evde devam ederiz hı?
O zaman tut bakalım sen bunları.
Evet ver bana onları, ben toplayayım.
Güneş.
Sen hiç ıspanak yedin mi?
A-a ıspanak yenmez mi hiç?
Ben de çok güzel yaparım ıspanağı. Parmaklarını yiyeceksin.
Hayır.
Gerçekten parmaklarını yemeyeceksin.
Biz ona "deyim" deriz.
Bir yemeğin çok güzel olduğunu anlatmak için böyle yaparız biz.
Çok güzel olmuş.
Hadi bakalım.
Ver bakalım.
Hadi gel.
Peki en sevdiğin renk ne?
Mavi mi?
Ben de çok severim maviyi.
O zaman sırada...
En sevdiğin çiçek.
Papatya.
Papatya çok güzel bir çiçektir.
Ben de lilyumları çok severim.
Belki yemekten sonra, sana çizmeye çalışırım. Olur mu?
Hadi gel yemek vakti.
Gel, gel, gel, gel.
Yaklaşalım.
Ver bakalım tabağını.
Mis gibi koktu.
Yoğurt da ister misin?
Bak bu çok güzel olur yoğurtla.
Beğendin mi?
Afiyet olsun.
Ah kuzum benim.
Ah güzel Diloş'um benim ya.
Nedir bu başımıza gelen, he?
Bitmedi şu çilemiz, bitmedi, bitmedi.
Ne oldu evde? Ne anlatacaktı bana?
Ben hayatımda seni bu kadar sinirli görmedim.
Ne yaptı da bu kadar sinirlendin?
Anne sırası değil şimdi.
Sırası.
Ben biliyorum ne yaptığını.
Biliyor musun?
Biliyorum.
Hep yaptığı şeyi yapıyor.
Benim damarıma basmak için beni delirtmek için her şeyi yapıyor.
Hep bunu yaptı.
Sonra konuşabilir miyiz anne?
Şimdi konuşacağız.
Ben çok sıkıldım artık beni yok saymanızdan.
Hiçbir şey yokmuş gibi yapmanızdan.
Bana şimdi ne olduğunu anlatacaksın.
Anne.
Lütfen sonra konuşalım.
Bak Dila'nın başına benim yüzümden bir şey gelirse ben kendimi affetmem.
Başka şeyler var.
Bir şeyler var, biliyorum ben.
O Allah'ın cezası altı yıl boyunca
kaybolmasıyla ilgili değil mi?
Ne yaptı anlat bana.
Dila kendine gelsin.
O anlatacak sana her şeyi, ben değil.
Birileri yoğurtlu ıspanağı çok sevdi anlaşılan.
Hı?
Öyle mi?
Afiyet olsun.
Güneş.
Annen de güzel yemek yapar mıydı?
Özür dilerim güzelim.
Öyle söylemek istemedim.
Güneş.
Ne yapıyorum ben ya?
Dila Ayaz'ın yakınları siz misiniz?_
Biziz doktor bey, buyurun. Durumu nasıl?
Odaya aldık. Test sonuçları gayet iyi.
Yaşamsal fonksiyonları da iyi.
Fiziksel olarak da herhangi bir problem görünmüyor.
Oh, şükürler olsun.
Ama hala...
Ama hala ne doktor bey?
Kendinde değil.
Çünkü yapılan bazı testlerin sonuçlarının gelmesi biraz zaman alacak.
Tomografide de herhangi bir kanama göremedik
ama onun da detaylı raporunu almamız için biraz zamana ihtiyacımız var.
Peki doktor bey Dila neden bayılmış?
Yani niye hala uyanmıyor?
Onu yarın sabah size net söyleyebilirim.
Şu an beklemekten başka yapılabilecek pek bir şey yok.
Ama daha çok psikolojik bir durum gibi görünüyor.
Çünkü insan beyni çok zorlandığında,
herhangi bir travma falan yaşadığında kendin kapatabiliyor.
Peki doktor bey madem odaya aldınız
ben gidip Diloş'umu görebilir miyim?
Tabii, bir kişi refakatçi olarak kalabilir. Ama sadece bir kişi.
Sağ olun doktor bey, teşekkürler.
İyi akşamlar.
Mehveş sen Dila'nın yanına git bak.
Gece ben kalırım onunla.
Tamam.
Ben de
kalabilirim.
Ben kalırım anne.
Senin için süt getirdim. Yatmadan önce içersin diye.
Bak burada birkaç tane de kurabiye var.
Kurabiyelerden yiyelim mi?
Güneş, ben çok özür dilerim.
Gerçekten öyle söylemek istemedim.
Ben merak ediyorum. Seni tanımak için.
Ya da kendim için, bilmiyorum.
Bütün bu olanlar
senin için olduğu kadar benim için de yeni.
Ben de bazen ne yapacağımı bilmiyorum ki.
Seni üzdüysem, korkuttuysam çok özür dilerim güzelim.
İyi geceler.
Bir yemeğin çok güzel olduğunu anlatmak için böyle yaparız biz.
Çok güzel olmuş.
Dila ben gerçekten çok üzgünüm.
Daha sakin kalmalı,
senin üstüne bu kadar gitmemeliydim.
Ama sen de...
Anneme hiçbir şey söylemeyeceğim.
Sen iyileşene kadar bu konu hakkında kimseye ağzımı açmayacağım.
Söz.
Sen iyileştikten sonra
biz üstesinden birlikte geliriz.
Sen yeter ki iyileş bir tanem.
Böyle öne alalım saçlarımızı.
Güneş.
Aramızın böyle bozuk olması beni çok üzüyor.
Barışmadık mı hala?
Akşam geç kalmayacağım.
Hem belki parka gideriz.
Ya da sen ne yapmak istersen onu yaparız.
Olur mu?
Ne oldu koluna?
Daha yeni değiştirmedim mi üstünü başını senin?
Ne yapacağım ben seninle?
Bak doğru düzgün dur tamam mı? Beni delirtme.
Korkma.
Bir sorun yok ben buradayım.
Bir daha böyle yaparsan sonu çok kötü olur. Biliyorsun değil mi?
Çok iyi biliyorsun.
Hadi.
Yürü okula.
Bir şey mi oldu?
Hadi Güneş'çiğim sen de arkadaşlarının yanına git.
Fulya, geç kaldım canım.
Bir on dakikaya yanındayım. Şirketin önünde buluşalım.
Tamam.
Günaydın Mehveş.
Günaydın çocuğum.
Yoksa sen hiç uyumadın mı?
Biraz içim geçmiş.
Benim vicdanlı oğlum.
Güzel oğlum.
Hadi git biraz dinlen ha?
Ben kalırım onunla.
Annem gelmedi mi?
Ben çıkarken o daha uyuyordu.
Fırat'çığım onun için de kolay değil. Ne yapsın?
Günaydın.
Günaydın doktor bey.
Bütün test sonuçlarını ve MR raporlarını aldık.
Tahmin ettiğimiz gibi olumsuz herhangi bir durum yok.
Kardeşiniz gayet iyi durumda.
Şükürler olsun.
Çok şükür.
Peki doktor bey bu durum.
Dila Hanım'ın tıbbi geçmişini arkadaşlarla değerlendirdik.
Tamamen psikolojik olduğunu düşünüyoruz.
Bir travma ya da başka bir durum tetiklemiş olabilir.
Size tavsiyem
eğer bugün de uyanmazsa
psikiyatri alanında daha kapsamlı bir kliniğe ya da
hastaneye sevk etmek.
Teşekkür ederiz doktor bey.
Rica ederim geçmiş olsun.
Uyanır o.
Ben bilmez miyim kızımı?
Hadi Fırat'çığım sen bir eve git bir duş al.
Bir kendine gel, hı?
Bir şey olursa ben sana haber veririm.
Hadi ama hadi.
Sen de niye çocuğa annesini sorup duruyorsun anlamıyorum ki.
Ne yapayım Fulya ya?
Kafamda yüzü olmayan bir kadınla yaşıyorum ben.
Tutamadım çenemi.
Ben olsam
ben de seninle konuşmazdım Elif.
Yani kız kendini
belki de emanet gibi hissediyordur.
Hani böyle
annesini bulunca sanki kucağına bırakacakmışsın gibi.
Çocuğun da kafasını iyice karıştırdım.
Çünkü senin kafan da karışık.
Canım benim.
Bir karar vermen lazım.
Bu çocuğu kabullenecek misin?
Yoksa sadece misafir gibi iyi mi davranacaksın?
Ona da yazık.
Kim bilir kafasında neler dönüyordur yavrucağın.
Psikoloğunu aradım.
Bir müsaitlik ayarlarlarsa
beni araya sıkıştıracaklar. Konuşacağım bugün onu.
Canım benim.
Bak.
Düşme, düşürme kendini.
Bak yeni işimizin ilk günü.
Beraberiz.
Her şeyi birlikte aşabiliriz.
Tamam mı?
Tamam.
Vallahi yolumu bayağı bir uzattım ama bak sana ne aldım.
En sevdiğin kruvasan ve tam kıvamında bir latte.
Alper.
İnanılmazsın, çok düşüncelisin.
Var ya şu anda bu
40 saat meditasyon yapmışım gibi iyi geldi bana.
Yani daha iyisin o zaman.
Hı, bomba gibiyim.
Ne oldu ki?
Süper.
E-e o zaman işin yoksa akşam birlikte bir şeyler yem--
Geldi sonunda hanımefendi.
Elif Hanım.
Merhaba.
Siz?
Fulya, şeyde tanışmıştık bizim etkinlikte.
Fırat Bey bugün biraz gecikecek. Sizinle ben ilgileneceğim.
Lütfen beni takip edin, buyurun.
Gel.
Fırat'çığım.
Günaydın.
Günaydın.
Nasıl Dila?
Aynı.
Doktor psikolojik olduğunu düşünüyor.
Eğer bugün de kendine gelmezse
daha kapsamlı bir psikiyatri hastanesine yatırılmasını
tavsiye etti.
Doğru teşhis.
Ben de aynısını söyledim zaten.
Anne yeter.
Bak.
Kızın orada yatıyor.
Ne olacağı belli değil.
Sen hala laf sokma peşindesin.
Sen burada güzel güzel uyurken
sabahın kör şafağında Mehveş geldi hastaneye ya.
Ben Mehveş'e söyledim hastaneye gitmesini.
Sen işlerini rahat rahat yapabil diye.
Anne.
Dila'yla neyin savaşını veriyorsunuz bilmiyorum. Umurumda da değil.
Ama durun.
En azından Dila iyileşip bu eve gelene kadar.
O zaman herkesin konuşacak çok şeyi olacak.
Kavganıza ondan sonra devam edersiniz.
Aramıza böyle aniden katılınca
bizim de hazırlık yapmak için çok vaktimiz olmadı.
E-e?
Nasıl? Beğendiniz mi odanızı?
Bir şey soracağım.
Daha küçüğü yok muydu?
Ya çok tatlısın.
Esprilisin.
Beraber çok güzel vakit geçireceğiz anlaşılan.
E-e ne diyelim o zaman?
"Hayırlı olsun." diyelim mi?
Sude Hanım.
Hı.
Geçmiş organizasyonların raporlarına ihtiyacımız olacak.
A, tabii tabii.
Ben gerekli olan her şeyi göndereceğim size.
Kolay gelsin.
Elif.
Bu ne ya?
Bu nasıl oda ya? Ya biz burada mı çalışacağız Elif?
Dur, bir sakin.
Fulya sakin.
Bugün daha ilk günümüz. Biraz zaman geçsin.
Hallederiz.
Ay hayır sanki onlar bizi istemedi de biz zorla kafamızı soktuk buraya.
Diyojen de bir fıçının içinde yaşıyordu değil mi?
Parlak fikirler için nerede olduğumuzun bir önemi yok bence.
Hadi.
Hadi Fulya. Durma öyle yardım et bana.
Tut, tut, tut. Dikkat.
Gel şuraya koyalım.
Ya bu ne?
Tamam sus halledeceğiz.
Evet.
Her şeyi halledeceğiz.
-Çöp var ya çöp var. -Ben biraz temizlik malzemeleri alıp...
Ben temizlik malzemesi alıp geliyorum.
Tamam.
Günaydın.
Nasılsın?
Günaydın Sude, sağ ol. Sen?
İyi.
Elif Hanım'la arkadaşını ofisine yerleştirdim az önce.
Güzel. Ne ihtiyacı varsa karşılayın.
E-e dün çiftlik nasıldı?
Dinlenebildin mi biraz?
Sen benim çiftlikte olduğumu nereden öğrendin?
Dün Dila'yla konuştum ben. O söyledi.
Bir sorun mu var Fırat?
Yani bu ne tavır şimdi?
Bir şeye mi gerildin sen?
Dila'yı hastaneye kaldırdık dün.
Ne?
Nesi varmış? Ne diyor doktorlar?
Henüz bilmiyoruz.
Ya birden düştü bayıldı.
Biz tartışıyorduk.
Hay Allah çok üzüldüm. Konu neydi?
Yani benim yapabileceğim bir şey var mı?
Sude sağ ol.
Aile meselesi.
Aşk olsun Fırat.
Ben aileden değil miyim?
Bak.
Sorunları tek başına çözmek zorunda değilsin.
Biliyorsun değil mi? Ben, her zaman senin yanındayım.
İmzalamam gereken bir şey var mı Sude?
Varsa gönder imzalayayım. Yoksa hemen hastaneye gitmek istiyorum.
Tamam ben kontrol edeyim. Odana getiririm.
Sağ ol.
Bence çok güzel oldu.
Çok şirin.
Hallettik işte.
Elif'çiğim ya şey diyorum.
Acaba akşam temizliğe de mi kalsak?
Senin Fırat Bey'in odasını falan da hallederiz, hı?
Ya bozma enerjimizi Fulya lütfen bozma.
Ya eminim ki Fırat Bey'in haberi yoktur. Olsaydı zaten temizletirdi.
Bak, bak, bak.
Fırat Bey'ine de laf ettirmiyor.
Başlama yine.
Bunlar ne bunlar?
Ya biz daha yeni toparladık burayı.
Depo mu burası ya?
Eski organizasyonların raporları, bütçeleri ve dosyaları var.
Sude Hanım buraya getirmemizi söyledi.
Dosya mı?
Ya böyle dosya mı kaldı?
Bilgisayar icat edildi hiç haberiniz yok mu sizin ya?
Bunlar ne?
Fulya tamam.
Çok teşekkür ederiz. Bundan sonrasını biz hallederiz.
Bak.
Niye bilmiyorum ama
o sarı çıyan yaptırıyor bunları.
Kim?
Sude.
Ya bilmiyorum. Kadın ama bizi sevmiyor. O kadar belli ki.
Fulya'cığım biraz sakin. Biraz sakin.
Alo?
Hemen mi?
Tamam.
Tamam ben hemen geliyorum. Çok sağ olun.
Teşekkürler.
Canım pedagogdan aradılar.
Bir randevuları iptal olmuş. Beni hemen araya alacaklar.
Gitmem lazım.
Tamam canım. Benim de zaten kutu kutu işlerim var.
Onların hepsini ben hallederim hiç merak etme.
-Tamam mı? -Ben çok
geç kalmayacağım geleceğim hemen.
Tamam tamam.
Ya yuh be. Taşa yazsaydınız bari. Bunlar ne ya?
Kızım neredesin sen ya?
Dila'yı arıyorsan hastanede.
Hastane mi?
Ne hastanesi ne olmuş?
Onu da sen öğreneceksin.
Fırat "Aile meselesi." dedi.
Yılmaz.
Gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi bakacağına bir şey yap. Harekete geç.
İşe yara ya.
Elif Hanım. Hiç şu açıdan baktınız mı?
Yani Güneş'in üzerinden anlattığınız bu kaygılar
aslında kendi kaygılarınız olabilir mi?
Benim kaygılarım mı?
Evet.
Bence siz ona bağlanmaktan korkuyorsunuz.
Çünkü bilinçaltınızda bir yerde
eğer annesi ortaya çıkarsa
onu sizden alacağını düşünüyorsunuz.
Ama benim ne hissettiğim
ne düşündüğümün bir önemi yok ki.
Önemli olan Güneş'in iyiliği.
Güneş'in şu anda asıl ihtiyacı olan şey
kendini güvende hissedeceği bir ortam.
Siz ona annesini her sorduğunuzda
her an onu terk edecekmişsiniz,
hayatı yeniden değişecekmiş gibi hissediyor.
Güneş'in şu anda ihtiyacı olan tek şey
kendini oraya ait hissedeceği,
güvende olduğunu düşündüğü bir yuva.
Ben ona bunu nasıl verebilirim,
nasıl gösterebilirim bilmiyorum ki.
Eminim siz bir yolunu bulursunuz ama
mesela
şu an nerede kalıyor Güneş?
Yani bir odası var mı?
Yok.
Misafir odasında kalıyor.
Alo?
Yok yok. Ben hastanedeyim hala Dila'nın yanında.
Dila.
Dila benim, Yılmaz.
Korkma korkma gel.
Ne yapıyorsun sen ya?
Aklımı aldın.
İyi misin?
İyiyim iyiyim.
Mehveş nerede?
Koridorda telefonla konuşuyor.
İki saattir kapının önünde bekliyorum. Dışarı çıksın da ben gireyim diye.
Sana ne oldu?
Bir şeyim yok.
Dünden beri numara yapıyorum.
Numara mı?
Niye ki?
O an abimin elinden kurtulmanın tek yolu buydu da ondan.
Güneş'in benim kızım olduğunu öğrenmiş.
Ne diyorsun sen ya?
E ne yapacağız şimdi?
Bilmiyorum.
Düşüneceğim bir şey.
Nedir peki son durum?
Vallahi ne diyeyim? Yani.
Öylece yatıyor yavrucak.
Doktor "Psikolojik olabilir." dedi.
Tamam.
Madem psikolojik dedi bir an önce
sevkini yapsınlar.
Nedir ne değildir anlayalım.
Onun iyiliği için söylüyorum.
Madem uyuyor sen de bırak onu gel eve.
A-a yok.
Olmaz öyle şey.
Ben hayatta onu bırakmam böyle hastane köşelerinde yapayalnız.
Hem...
-Ümran Hanım. -Mehveş.
Şarjım bitiyor galiba. Ben sizi sonra ararım.
Dön gelmiş. Gelmeyeceğim işte.
İşgüzar.
Sen Sude'ye bir şey söyleme ama tamam mı?
Bir de o öğrenirse hepten yanarız zaten.
Aynen.
Ne için yatmış hastaneye diyeyim?
Ne bileyim ben Yılmaz?
Uydur bir şey işte.
Sen kimsin evladım?
Çok geçmiş olsun hanımefendi.
Ben...
Yani biz.
Arkan Holding çalışanları olarak
çok üzüldük haberi duyunca.
Şey, bu da arkadaşlardan.
Selamlarını ve geçmiş olsun dileklerini iletmemi istediler.
Sağ olsunlar, çok teşekkür ederiz.
Hasta ziyaretinin de kısası makbulmüş derler.
İyi günler.
İyi günler.
Hoş geldin.
Organizasyon dosyalarını yerleştirdim.
Gerçekleştikleri tarihe göre de yazdım.
Oldu bitti.
Senin nasıl geçti?
Zor.
Biraz sarsıldım açıkçası.
Kafam iyice karıştı.
Anlatmak ister misin canım?
Şu an bana iyi gelecek tek şey
çalışmak.
Sonra anlatsam olur mu?
Tabii ki olur.
E-e dosyalarda işimize yarayan bir şeyler çıktı mı?
Maalesef, yani.
Hiçbir şey çıkmadı.
Ama şu dosyaları birazcık kurcalarsak
bir şeyler çıkabilir.
Zaten hiçbir şirket, bütçe detayının dışında
sağlıklı hiçbir geri dönüş yapmamış.
Buranın da bir organizasyon departmanı olmadığı için
bunlardan da bir geri dönüş olmuş mu onu da bilmiyoruz.
Yani anlayacağın durum bu.
Tamam o zaman oradan başlayalım.
Organizasyon öncesi pazar payıyla sonrasını karşılaştıralım.
Sonra da sosyal medyada ne kadar yer almış
Şirkete ne kadar katkı sağlamış onlara bakarız.
O zaman ben bilgisayarımı alıyorum ve geliyorum.
Tamam.
Ben bugüne kadar kime gülücüklü mesaj atmışım acaba?
Hayatım uydurmuyorum ya.
Mesaj çekince "Kahvaltıya gel." diye
ben de dedim ki herhalde dünkü başarısını paylaşmak için çağırdı.
Mesaj mı?
Evet.
Ah Ümran.
Nasıl böyle bir oyuna kandın sen?
Annem için çok endişeleniyorum baba.
Son günlerde çok unutkan oldu.
Arkadaşını kahvaltıya davet etmiş mesela, unutmuş.
Sonra sürekli eşyalarını sağda solda unutuyor.
Hatta geçen
çiçeklerini koparmış.
Bilirsin çiçeklerine ne kadar kıymet verdiğini.
Bir dokunsan kıyameti kopartır.
Geldi bizi suçladı.
Ah Dila.
Ama dün gece onu öyle görünce
delirmiş gibi kazıyordu baba toprağı.
Delirmiş gibi.
Sonra çantayı
kazdığı çukura gömdü.
Yıllar önce İstanbul'a gelirken
"Etrafıma öyle bir duvar öreceğim ki
kimse beni yıkamayacak." demiştim.
Evet.
Bir şeyi tahmin edememişim ama.
O duvarın içeriden de yıkılabileceğini.
Bak.
Bu, şirketin geçen seneki yıldönümü etkinliği.
Bir sürü aksilik yaşanmış.
Astarı yüzünden de pahalıya patlamış.
Ben bunu nasıl görmemişim ya?
A, bir dakika. Ben bu şirketi biliyorum.
Bu bizim Sezen'in şirketi.
İnanamıyorum ya.
Nasıl olmuş da vermişler ona?
Ya o kadar baştan savma yapar ki her şeyi.
Tamam.
Biz daha iyisini yapmalıyız.
Aksiliklerden sorumlu tedarikçileri de not alalım, unutmayalım.
Alayım.
Ya Elif.
Görüyor musun?
Her şey geliyor güvene dayanıyor.
Ya bir daha kimse...
Güneş'in şu anda asıl ihtiyacı olan şey
kendini güvende hissedeceği bir ortam.
Elif, sen beni dinliyor musun?
Ben bir kahve alacağım.
Ben, ben getiririm canım sen yoruldun.
Hayır hayır. Kendim alırım biraz da nefes almış olurum.
Tamam.
Sen de ister misin?
Yok canım sağ ol. Afiyet olsun.
Mehmet nasılsın iyi misin?
Her şey yolunda Fırat Bey. Teşekkürler, siz nasılsınız?
İyiyim sağ ol.
Bir sıkıntın olursa geliyorsun bana, biliyorsun.
Tamam teşekkürler.
Görüşürüz.
Görüşürüz kolay gelsin.
Sana kahve getirmiyorlar mı?
Arada böyle iyi oluyor.
Çalışanlarla konuşma fırsatı buluyorum.
Dertlerini tasalarını dinliyorum. Elimden bir şey gelirse de...
Oturalım mı şöyle?
Olur.
E-e odana yerleşmişsin. Her şey yolunda mı?
Her şey yolunda hiçbir sorun yok.
Güzel.
Güneş nasıl peki?
İşte orası biraz karışık.
Sağlığı yerinde ama değil mi?
Evet.
Ben,
ben dün annesiyle ilgili bir şeyler sordum ona.
Bir şey anlattı mı?
Küstü bana.
Neyse. Senin de canını sıkmayayım.
Yok yok.
Lütfen.
Gerçekten çok merak ediyorum, anlat.
Ne zaman annesiyle ilgili bir konuşma geçse
aksileşiyor, geriliyor.
Yani bu,
bu nasıl söylenir bilmiyorum ama
Güneş annesini istemiyor.
Bugün Güneş'le ilgili Bahar Hanım'la konuşmaya gittim.
Annesiyle ilgili ona nasıl davranmam gerektiğini,
nasıl yaklaşmam gerektiğini sordum.
O ne söyledi peki?
Bu sorunun cevabının bende olduğunu,
annesinden korkanın
aslında benim olduğumu söyledi.
Bence sen korkacak bir kadına benzemiyorsun.
Ya bir gün annesi ortaya çıkarsa?
Ya Güneş'i geri almak isterse?
Ne olur o zaman?
Yani Güneş'in annesinin kim olduğunu öğrendiğinde sen
ne yaparsın?
Bilmiyorum.
Ama Güneş için ne doğruysa onu yaparım.
Hiçbir şey onun mutluluğundan önemli değil ki.
Doğru olan da bu değil mi?
Pardon.
Mehveş.
Fırat.
Oğlum Dila uyandı.
Nasıl peki iyi mi?
İyi.
İyi de şey
sen bir gelsen iyi olacak.
Tamam, tamam Mehveş ben geliyorum.
Tamam oğlum.
Mehveş.
Benim karnım acıktı.
Kötü bir şey mi var?
Hiç kötü bir şey yok ama kusura bakma benim çıkmam lazım.
Tabii sorun değil.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Ya birinin finansal kayıtlarına nasıl bakılır?
Bakamazsın.
Hakan'ın şirketten neden borç para aldığını,
banka kayıtları, kredi kartı ekstreleri falan.
Bulamaz mıyız onları?
Bulamazsın.
Ya yapma Alper Allah aşkına. Finansçısın sen.
Milyon tane tanıdığın var.
Birincisi Sude
bu dediğin bir suçtur.
Yani insanların mali kayıtlarına öyle kafamıza göre bakamayız.
Ya dur, dur, dur.
Sen hiç merak etmiyor musun?
Hakan o kadar parayı ne yaptı?
İçeriden neden onca parayı çekti?
Hakan'ın karısının onun tazminatına ihtiyacı varsa
şirketini kapattıysa burada çalışmaya başladıysa.
Hı?
Hiç mi merak etmiyorsun?
İkincisi Sude.
Artık sadece işin düştüğünde bana iyi davranmana
İşin düştüğünde bana arkadaşmışız gibi yapmana
asla izin vermeyeceğim
Şu ağzını sil.
Dila.
Abi hoş geldin.
Çok acıkmıştım da Mehveş tost aldı bana.
Mehveş ne oldu?
Biraz önce doktor buradaydı.
Dila aniden uyanıverdi.
Ama...
Ama ne?
Hiçbir şey hatırlamıyor.
Ne demek hatırlamıyor?
Dila.
Abiciğim sen hiçbir şey hatırlamıyor musun şimdi?
Yani biz tartıştık seninle.
Sen bayıldın.
Hatırlamıyor musun?
Yani en son odamdaydım.
Sonra tansiyonum düştü herhalde.
Biz niye tartıştık ki seninle?
Gel bir tanem.
Dikkat et.
Hadi siz geçin.
Geç.
Şarjın varmış.
Ben daha sonradan şarj ettim zaten.
Ne oldu ki?
Hı hı.
Mehveş.
Geldim çocuğum geldim.
Çatlak patlak yusyuvarlak.
Kremalı börek sütlü çörek.
Çek dostum çek.
Elini yoldan çek.
Çek, ay şaşırdım.
Hadi pizzalarımız geldi soğutmadan yiyelim. Sonra da çalışmaya başlayalım.
O zaman ben tabakları getiriyorum.
Pizza sever misin?
Bütün çocuklar pizzayı sever.
Eğer pizza sevmezsen ve yemezsen
İşte bu sefer gerçekten parmaklarını yemek zorunda kalabilirsin.
İyi ve mutlu ol istiyorum.
Seni üzecek, mutsuz edecek bir şeyi isteyerek yapmam.
Sen benim için çok önemlisin.
Güzelim benim.
Tabaklar gel--
Hadi soğutmadan yiyelim.
Gel bakalım.
Ver bakalım ablası.
Hiçbir şey hatırlamıyor.
Ne tartıştığımızı ne bayıldığını. Hiçbir şey.
Ve sen de buna inanıyorsun.
Doktorla da konuştum.
"Tartışma anındaki konu neyse bir travmayı tetiklemiş olabilir." dedi.
Ne hakkında tartıştınız peki? Mevzu nedir?
Hani iyileşince bana söyleyecekti.
Hafızası yavaş yavaş yerine gelecekmiş.
Seni gerçekten daha akıllı bir adam zannederdim.
Anne dur.
Bak.
Ya doğruysa?
Ya gerçekten hatırlamıyorsa ya oyun değilse?
Ya ona inanmadığımız için kalıcı bir hasar verirsek?
Hiç mi vicdanın sızlamayacak?
Bu benim yüzümden oldu, diye. Hı?
Anne.
O senin kızın ya.
Dokuz ay karnında taşıdığın kızın.
Dila için değilse de benim için dur.
Lütfen.
Bak.
Bu doğruysa
Dila'ya benim yüzümden bir şey olursa ben kendimi asla affetmem.
Bir süre sırf senin için susacağım.
Teşekkür ederim.
Kandırdım abimi.
İnandı hiçbir şey hatırlamadığıma. Yırttık gibi.
Annen?
Odaya kapadım kendimi abim ona bir şey söylemesin yeter.
Sonra hallederim nasılsa.
Nasıl?
Bilmiyorum. Halledeceğim işte.
Abini kandırabilirsin.
Ama beni asla.
Ne haltlar çevirdiğini biliyorum.
Sırf abin için.
Kurtuldun sanıyorsan yanılıyorsun.
Senle hesaplaşacağız.
Bana bak Caner.
Biri beni sorarsa tanımıyorsun tamam mı?
Pardon bakar mısın?
Hemen bir saniye.
Seni fark etmeden kırdıysam özür dilerim.
Hoş geldiniz. Ne alırdınız?
Birazdan söyleyeceğim.
Belki inanmayacaksın artık bana ama önemlisin sen benim için.
Yarın beraber bir kahve içelim mi?
Olur.
Ay belim koptu.
Bu nasıl bir iş bilmezliktir ya?
Sistemleri yok da ondan.
Yavaş yavaş kuracağız işte.
Seni işe almakla en doğru şeyi yapmışlar biliyor musun?
İnşallah o sarı çıyan da senin kıymetini bilir de...
Neyse.
Güzelim.
Bitirdin mi sütünü?
O zaman artık uyuyabiliriz.
Yatmak ister misin?
Hadi ama.
Bana da bir iyi geceler öpücüğü verir misin?
İyi geceler canım.
Güneş.
Güneş ne yapıyorsun?
Güzelim niye attın onu?
Tamam.
Bakmayacağım.
Almayacağım onu oradan merak etme.
Sen attın onu o orada artık.
Sakin.
Korkma yanındayım ben senin.
Gel, sakin.
Güneş.
Güzelim.
Şimdi yatıp uyuyalım.
Yarın arkadaşlarınla oynayabilmen için uyuman lazım yoksa yorgun düşersin.
Tamam mı?
Güneş'çiğim, bu gece seni ben yatırabilir miyim canım?
Hadi gel.
Hadi.
Hadi bakalım dişlerini fırçala önce.
Elif ne oluyor? Ne var o fotoğrafta?
Fulya o kadın burada.
Güneş'in annesi bu kadınlardan biri.
Etkinliğe gelenlerin bir listesi vardı ama bulamıyorum.
Eğer onu bulursak fotoğraftaki kişileri de bulabiliriz.
Sonra ne olacak?
Laptopumda vardı, dur bir dakika.
Şirkette unuttum.
Hadi diyelim kadınların kim olduklarını bulduk.
Karşılarına geçip "Kocamla ilişkiniz oldu mu?" diye mi soracaksın Elif?
Evet soracağım Fulya.
Daha bir sürü şey soracağım.
Hayatıma her nasıl devam edeceksem o cevaplara ihtiyacım var benim.
Yoksa bir yanım hep eksik kalacak.
İşte Güneş'imiz uyanmış.
Günaydın canım.
Güzelim.
Günaydın.
Güzel uyudun mu?
O zaman yüzümüzü yıkayalım çünkü seni nefis bir kahvaltı bekliyor.
Karnın acıkmış bakıyorum, hadi.
Hadi bakalım.
Dila nerede? Kalkmadı mı daha?
Yok. Canı istemiyormuş.
Kaçıyor çünkü.
Kendisini odasına kapıyor.
Sanki unutacakmışız gibi her şeyi.
Anne bırak.
Kız nasıl istiyorsa öyle yapsın.
Bu ne kadar daha böyle sürecek Fırat?
Ne ne kadar sürecek anne?
Bu oyuna kanmış gibi davranmamız.
Ben senin için susuyorum.
Ama daha fazla devam edemeyebilirim.
Benim bir karar vermem lazım.
Hepimizi gerçekten ilgilendiren bir karar.
Merak etme çok uzun sürmez.
Bana bak.
Sakın kirletme üstünü başını tamam mı?
Ben sana her gün yeni kıyafeti nereden bulayım? Sakın diyorum.
Yoksa ne olacağını çok iyi biliyorsun.
Hadi yürü okula.
Bugün çok eğlen olur mu?
Akşam görüşürüz.
Oh.
Hadi bakalım.
E beni unuttu.
Bak, bak, bak. Arkadaş da yapmış.
Hadi başlayalım.
Hey Allah'ım sen arkadaşıma akıl fikir ver ya.
Elif, biz dedektif miyiz Elif? Ne yapıyoruz ya?
O-o Yılmaz. Ne haber ya?
İyilik. Senden?
İyi ben de.
Dün gece fazla kaçırmadın değil mi?
Anlamadım.
Bırak şimdi ya. Gördüm seni ben de aynı mekandaydım.
Nerede olduğunu bilmiyorum ama
yanlış görmüşsün.
Ben evdeydim.
Öyle mi diyorsun?
Evet.
Bir yere gitmiş olsam neden söylemeyeyim ki?
Gittiysem "Gittim." derim.
Başka bir şey yoksa
biraz işim var.
Yok yok. Kolay gelsin.
Alo?
Alo?
Neredesin?
Odama giriyorum bekle biraz.
Ne oldu bir şey mi oldu?
Annem biliyor olabilir.
Nereden çıktı şimdi o ya?
Dün odama geldi.
"Yaptığın her halttan haberim var, hesaplaşacağız." falan dedi.
Ne diyorsun sen?
Şu Alper de bana taktı kafayı.
Dün gece benim bara geldi. Beni görmüş.
Az önce sorduğunda inkar ettim ama yedi mi yemedi mi bilmiyorum.
Vallahi uyduk Sude'nin aklına ama sonumuz ne olacak meçhul.
Bizim acil bir kaçış planı yapmamız lazım.
Eğer annem yaptıklarımın bile biliyorsa
çoktan hazırlamıştır hastanede yerimi.
Ne hastanesi ya?
Akıl hastanesi.
Petek adında biri yok.
Belki de takma adıydı Petek.
Evli bir adamla beraberdi sonuçta değil mi?
Kimliğini gizlemek istemiş olabilir.
Elif neden yapıyorsun bunu?
Ya durma öyle yardım et. Bakalım şu internete.
Ya son zamanlarda artık herkes sosyal medya kullanıyor.
Bu fotoğraflarla eşleşen birileri vardır mutlaka.
Ya Elif.
Ne?
Neden yapıyorsun bunu kendine?
Neden yaraların tam kabuk bağlayacakken kaşıyıp kanatıyorsun?
Çünkü bu yara bir gün iyileşse de izi kalacak Fulya.
Hayatım boyunca bu yarayla
bu izle yaşayacaksam nedenini bilmek istiyorum.
Lütfen.
Tamam ver fotoğrafı.
İsim isim aratmamıza gerek yok.
Fotoğrafla da arayabiliyoruz.
Fotoğraftan aratabiliyor muyuz?
Evet.
Fotoğraflar için de arama motoru var.
Eşleşen görselleri buluyor.
Paylaşılan haber sitelerinde ya da
senin de dediğin gibi sosyal medyada.
Al işte.
Üç kadının ismi de burada var.
Adresleri de senin listende davetiye bölümünde vardır.
Bu kadar kolay mıydı?
O zaman niye dünden beri Fulya?
Çünkü senin daha fazla kendini üzmeni istemiyorum hırpalamanı istemiyorum Elif.
Bir de
o kadını gerçekten bulabilme ihtimalimizden korktum.
Ne yapıyoruz?
O kadını buluyoruz.
Hadi.
Dur bir çantamı alayım.
İnsan bir kapıyı çalar ya.
Ne yaptın gittin mi hastaneye? Dila'nın nesi varmış?
Üşütmüş.
Mide bulantısı.
Ateş.
Öyle işte. Yalan mı söylüyorum?
Bence evet.
Bak sana şöyle özetleyeyim.
Birinci ihtimal Dila seni kandırmış.
İkinci ihtimalse Dila'yla bir olup
bana yalan söylüyorsun.
Umarım birinci ihtimaldir.
Eğer ikinciyse senin adına çok üzülürüm.
Üşütmüş işte salgın varmış Allah Allah.
İyi, öyle olsun bakalım.
Şimdilik.
-Yakalandık. -Elif Hanım.
Çıkıyordunuz galiba.
Biz, şey.
Tedarikçilere gidelim dedik Fırat Bey.
Elimizde ne var ne yok görmek istedik de.
Size haber veremedik tabii biz.
Gerek de yok.
Burayı kendi ofisiniz olarak kullanmanız konusunda anlaştık zaten.
Canınız ne zaman isterse çıkarsınız.
Biz o zaman--
Aslında benim size sormak istediğim bir şey var.
O zaman şöyle yapalım ben dışarıda bekleyeyim seni Elif'çiğim.
İyi günler Fırat Bey.
İyi günler.
Biz tedarikçiye falan gitmiyoruz. Benim kişisel bir işim var onun için gidiyoruz.
Güneş iyi değil mi?
İyi.
Bu sadece benimle ilgili.
Elif aslında ben,
Güneş'e ufak bir şey yaptırdım.
Bunu ona vermek istiyorum.
Bu çok güzel.
Ben akşam veririm ona şimdi kreşte.
Aslında ben kendim gidip versem senin için bir sorun olur mu?
Olmaz, yani.
Güneş seni görünce mutlu oluyor.
Bunu sen vermelisin ona.
Ben mesaj atarım sana kreşin adresini.
Teşekkürler.
Görüşürüz.
Neden yalan söyleyemiyorum ben.
Ay "Her şeyi açık açık anlattım." deme ne olur.
Hayır anlatmadım. Kişisel bir şey dedim.
Ay Elif vallahi ben olsam kovardım bizi yani.
Ay hadi yürü, yürü.
Iced raspberry white mocha lütfen.
Ben bir tane Americano.
Ay Americano mu kaldı? Yok yok.
Durun, ropsolo olsun.
Tamamdır.
Americano seviyorsan bir de bunu dene bakalım.
Deneyelim bakalım.
İyi oldu böyle ya şirketten çıkmak. Havamız değişti ha?
Yani ben zaten sana hep söylüyordum ama
sen istemiyordun Sude.
Aşk olsun Alper. Ya istemedim değil.
Vakit bulamadım ben.
Buyurun kahveniz hazır.
Teşekkürler.
Teşekkürler afiyet olsun.
Şöyle oturalım mı?
Olur.
Vallahi hata yapmışım ya.
Bunu sık sık tekrarlayalım ha?
Ciddiydin yani dün yazdıklarında.
Tabii ciddiydim.
Sana ne zaman yalan söyledim ben?
Ha sen Elif hikayesinden dolayı öyle yazdığımı düşünüyorsun.
Yani, değil mi?
Tabii ki değil.
Hatırlıyor musun?
Üniversiteden ilk mezun olduğumuz zaman.
Fırat ilk büyük işine imza atacaktı ama sen
karşıdaki adama bir türlü güvenmiyordun.
Yani Fırat ne kadar ısrar etse de
sen hep karşı çıktın.
Ve bir süre sonra adamın dolandırıcı olduğunu öğrendik.
Yani sen Fırat'ı ekonomik olarak koruyorsun
ben de duygusal olarak.
O kadın bir dolandırıcı Alper.
Biz her zaman çok yakın arkadaşlar olduk.
Birbirimizin arkasını kolladık.
Bu karışık işleri yoluna koyduktan sonra yemek de yiyelim ha? İyi olmaz mı?
Olur.
Mehveş.
Hı.
Ne yapıyorsun?
Bir tanem sana yemekler yapıyorum.
Bak patlıcan oturtma.
Ezogelin çorbamız kaynıyor.
Burada da biber dolması.
Oh, mis gibi de kokuyor vallahi.
Da kim yiyecek bu kadar yemeği Mehveş?
Yersin yersin.
Ben gider gelir bütün gün yediririm seni.
Hem senin iyi beslenmen lazım gücünü toplaman için.
Sana bir şey soracağım.
Sor bir tanem.
Ben bayıldıktan sonra ne oldu?
Sen bayıldıktan sonra abin seni kucakladığı gibi attı arabaya
ondan sonra düştük yola.
Annem?
O sonradan geldi.
Abim anneme bir şey söylemedi demek ki.
Ne söyleyecekti ki?
Bilmem. Sordum öylesine.
Onlar bekleme salonunda biraz didiştiler.
Sonra annen gitti abin de sabaha kadar senin başındaydı.
Orasını biliyorum.
Nereden biliyorsun?
Abim söyledi.
İşte "Sabaha kadar başında bekledim." dedi.
Çok güzel kokuyor.
Mis gibi kokuyor. Ellerine sağlık.
84
86
88
-Hadi. -Burası.
Soyadı aynı işte.
Zile basalım mı?
Ne diyeceğiz ki?
Bilmiyorum.
Orası sende.
İyi hadi bakalım.
Anne altı yaşıma girdim. Söz vermiştin köpek alacağına.
Oğlum dur şimdi. Baban istemiyor hem.
Köpek istiyorum köpek, köpek.
Aynı anda doğurmadı ya bu kadın.
Bu değil.
Sıradaki.
Belki de burada çalışıyordur.
Biz arabayı park ediyorduk da.
Arkadaşımızı bıraktık, Çiğdem.
Buraya girdi az önce.
Çiğdem Hanım doktor hanımın yanına geçti.
İsterseniz buyurun istirahat edin birazdan çıkar.
Biz dışarıda bekleriz. Teşekkürler, sağ olun.
Yok bir şey Meltem.
Olur öyle. Yıkanınca geçer.
Annem yine bana çok kızacak.
Ağlama kuzucuğum.
Altı üstü bir leke. Göz yaşına değmez.
Diğerlerini elediğimize göre o zaman
bu kadın Güneş'in annesi.
Tipinde meymenet yok zaten. Surata bak.
Büşra Aksu.
Buraya yakın bir modaevi var Elif.
Sonunda karşılaşacağım onunla.
Güneş.
Nasılsın iyi misin?
Ben seni çok özledim.
Yanına gelip seni görmek istedim.
Güneş.
Güneş'çiğim gel kuzum yanıma.
Merhabalar, kusura bakmayın ne olur. Önce size gelmeliydim.
Ben Fırat Ayaz.
Elif Hanım'ın arkadaşıyım. Kendisinin bilgisi var.
Ben Güneş'i görmek için geldim.
Güneş.
Tanıyor musun bu abiyi?
Tamam ama lütfen kısa sürsün.
Okul saatleri içerisinde veli dışında ziyaretçi kabul etmiyoruz normalde.
Tabii, teşekkür ederim.
Ben yapamayacağım galiba.
Bunu istemiyor muydun yüzleşmeyi?
Bulduk işte kadını.
Ben sanki hata bendeymiş gibi hissediyorum.
Sanki o kadının yaptığı bir şeyi yapmamışım da
Hakan bu yüzden onu tercih etmiş gibi hissediyorum.
Canım.
Sen yanlış bir şey yapmadın.
Sen o kocanın elde edebileceği en mükemmel en kıymetli şeydin.
O senin kıymetini bilemedi.
Kreşten arıyorlar.
Alo?
Alo Elif Hanım merhaba.
Güneş'i ziyaret etmeye Fırat Bey geldi, sizin haberiniz varmış.
Evet haberim var.
Tamamdır.
Normalde bu tip ziyaretlere izin vermiyoruz.
O yüzden teyit etmek istedim.
Kusura bakmayın ben haber vermedim size.
Sağ olun.
Ne oldu?
Fırat Güneş'i ziyarete gitmişti. Onu haber veriyorlar.
Ne alaka ya?
Boş ver şimdi.
Hadi o zaman.
Benim sana küçük bir hediyem var.
Dur bakalım beğenecek misin?
Bak.
Yıldız.
Senin atın.
Al bu senin.
Bizim evi hatırlıyor musun?
Çiftliği.
Sevdin mi orayı?
Seni oraya götürmemi ister misin?
Bizimle yaşamak ister misin?
İstersen büyük evde yaşarsın.
İstersen çiftlikte. Yıldız'la birlikte.
İster misin?
İşte orada.
Ya ben,
Fulya ben yapamayacağım.
Neden?
Güneş.
Güneş ne olacak?
Hiçbir şey olmayacak.
Çocuğu senin üstüne yapmamışlar mı?
Senin resmi çocuğun değil mi?
Hiçbir şey olmayacak merak etme.
Fulya dur.
Bunu bana bırak Elif.
Buyurun.
Sen nasıl aşağılık bir yaratıksın ya?
Ne diyorsunuz hanımefendi? Kendinize gelin.
Sizi tanımıyorum bile.
Tanımazsın tabii.
Ama ben seni ve senin gibileri çok iyi tanıyorum Büşra'cığım.
Sen milletin kocaarıyla yatan
aşağılık bir kadınsın.
Ben senin kocanı tanımıyorum.
Durduk yere iftira atmaya utanmıyor musun?
Peki sen evli bir kadının kocasıyla aşk yaşamaya utanmıyor musun?
Hı?
Her şey var elimizde.
Telefon kayıtlarınız.
Birlikte çekilmiş fotoğraflarınız, hepsi var.
Ne olur dur.
Bilmiyordum.
Evli olduğunu söylemedi bana.
Bilseydim yanına bile yaklaşmazdım.
Affet beni ne olur.
Büşra.
Ahmet.
Ahmet ben--
Senin Allah belanı versin be.
Yazıklar olsun sana.
Mehmet'çiğim Güneş'i gördün mü?
Güneş.
Güneş.
Bunca yıldan sonra bana bunu da mı yapacaktın ha?
Ne olur yapma Ahmet bak her şeyi anlatacağım ben sana.
Bir kez dinlesen.
Neyi anlatacaksın?
Bitti kızım bitti.
Boşanıyorum senden.
Hayır, hayır, hayır. Bana bunu yapamazsın.
Seni seviyorum.
Seni seviyorum ben.
Kocanın adını söyle.
Hakan.
Hakan mı?
İyi de onun adı Hakan değil ki.
Siz, yani sen...
Hadi ya o zaman sizin çocuğunuz da yoktur.
Ne çocuğu canım? Ben, senin kocanı bir kez gördüm.
Ne oluyor lan burada?
Ne yaşıyorsunuz kızım siz?
Büşra.
Ya ne yapıyoruz biz Fulya?
Ne yapıyoruz?
Ya bu nasıl bir dünya?
Kimse mi birbirini sevmiyor?
Ama neyse Güneş'in annesi en azından bu değilmiş. Onu anladık yani.
Ya bir yuvayı daha yıkmış olduk ama.
Allah aşkına Elif ya.
Konuşur anlaşır onlar. Hem düğünde olanları hatırlasana.
Bu da değilse
Ne?
Yok canım.
Olur mu öyle şey?
Cemiyetin önde gelen ailelerinden Ayazların
altı senedir yurt dışında eğitim gören kızı Dila Ayaz geri döndü.
Dila Ayaz'ın yurt dışından geri dönmesi
aile içinde ve cemiyette mutlulukla karşılandı.
Altı senedir yurt dışında yaşıyormuş kız.
İyice paranoyaklaştım ben ya.
Alo?
Ne?
Hemen geliyorum.
Ne oldu ya?
Güneş, Güneş kaybolmuş.
Ne oldu?
Lütfen "Bulduk." deyin lütfen.
Yabancı biri falan dikkatinizi çekti mi? Biliyorsunuz ortalık sapık dolu.
Ya Fulya ne diyorsun sen?
Fırat Bey gelmişti, aramıştım sizi.
Onunla konuşuyorlardı sonra bir baktım ikisi de yok.
Fırat, evet Fırat.
Efendim?
Alo.
Fırat Güneş nerede?
Ne demek nerede? Kreşte değil mi?
En son sen görmeye gelmiştin.
Evet.
Sen bizim evi hatırlıyor musun?
Çiftliği.
Seni oraya götürmemi ister misin?
Bizimle yaşamak ister misin?
İstersen büyük evde yaşarsın.
İstersen çiftlikte Yıldız'la birlikte.
ister misin?
Güneş.
Korkma bir tanem korkma tamam mı?
Tamam bak ben öyle bir şey söylemek istemedim affedersin.
Sen istemezsen ben, seni hiçbir yere götürmem.
Bana inanıyor musun?
Sen şimdi arkadaşlarına git.
Güzelce oyna. Ben tekrar geleceğim.
Oldu mu?
Hadi bakalım.
Güneş yok.
Ne?
Güneş kaybolmuş Fırat.
Elif.
Bak ben Yıldız'ın bir fotoğrafını götürdüm hoşuna gider diye.
Biraz sohbet ettikten sonra da arkadaşlarının yanına döndü.
Ben nerede bulacağımı bilmiyorum şu anda onu.
Bu çocuk nereye gider? Nerede?
Ne yapacağım ben şu an?
Tamam bak sen sakin ol kreşte bekle.
Ben senin yanına geliyorum tamam mı? Hemen geliyorum bekle orada.
Fulya ben onu kaybedemem.
Vallahi bu sefer kaybedemem ben onu.
Allah'ım lütfen.
Lütfen.
Bak bu merdivenlere sakın unutma.
Ben seni yalnız bırakmam ama olur da kayboldun Allah göstermesin
bu merdivenlerden aşağı doğru gideceksin tamam mı?
Aferin sana.
Hadi gel.
Fırat.
Elif.
Fulya hiç vakit kaybetmeyelim. Sen okulun arka tarafına ve bu tarafa bak.
Biz de böyle bakacağız tamam mı?
-Tamam. -Hadi kızlar.
Şu karşıdaki sokağı görüyor musun?
İşte orası evimize giden yol.
Eve gitmek için o sokaktan içeri gireceksin, tamam mı?
Ha en önemlisi yeşil ışık yanmadan sakın karşıya geçmiyorsun.
Anlaştık mı?
Yeşil yandı. Aynen bu şekilde yeşil yanınca karşıya geçebiliriz.
Elif gel bundan sonra yürüyerek devam edelim.
Sokaklara bakalım.
Elif, tanıdığı başka biri var mı? Biliyor musun?
Bilmiyorum.
Ben onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum.
Onu, onu bir kez daha kaybedemem ben.
Elif sakin ol. Bulacağız onu mutlaka. Merak etme.
Güneş.
Güneş.
Ben çok özür dilerim seni korkutmak istemedim.
Hanımefendi kusurumuza bakmayın lütfen.
Rica ederim.
Elif gel.
Bak.
Belki de eve gitmiştir ha? Senin evine.
Olamaz mı?
Olabilir.
Ben,
ben ona eve nasıl gideceğini öğretmiştim, evet.
Belki de eve gitmiştir.
Tamam oraya bakalım hadi.
Ne yapıyorsunuz siz burada?
Elif Hanım gelmedi mi daha eve?
Anlaşıldı.
Ama böyle merdivenlerde oturulmaz, üşütürsünüz mazallah.
Hadi gelin.
Hadi yürüsenize.
Evde çok güzel kurabiyeler var.
Hadi.
Gelin bakalım.
Canım her yere baktım hiçbir yerde yok.
Fırat eve gitmiş olabileceğini düşünüyor.
En yakın orası. Eve geçiyoruz biz şimdi.
Tamam canım ben de geliyorum.
Tamam sen de etrafa bakarak gel ama.
Yok işte yok, burada da yok.
Aklımı kaybedeceğim. Ben artık ne yapacağım bilmiyorum.
Ben bu çocuğu sürekli kaybediyorum. Ya bulamazsam?
Hiç gitmemem gerekiyordu o kadının peşinden.
Hangi kadın?
Hiç. Saçmalıyorum sadece.
Elif.
Elif evin içinde olamaz mı? Anahtarı falan yok muydu?
Hayır böyle bir şey hiç aklıma gelmedi ki benim.
Olmayacak böyle.
Ben,
ben polise gidiyorum böyle olmayacak.
Elif Hanım geldiniz mi sonunda?
Çocuklar bende.
Gel.
Güneş.
Alayım ben hanımefendi çantaları.
Çok korktum ben yine çok korktum.
Seni kaybettim diye.
Sakın bir daha böyle bir şey yapma.
Sakın beni bırakma tamam mı?
Çok şükür.
Çok şükür.
Çocuklara kavuştuğunuza göre artık bana müsaade.
Teşekkür ederiz sağ olun.
Rica ederim.
Bu iyiliğinizi hiç unutmayacağım. Çok teşekkür ederim.
Rica ederim.
E-e küçük hanım, sen kimsin?
Meltem.
Meltem.
Bak doğru düzgün dur tamam mı?
Beni delirtme.
Bir daha böyle yaparsan sonu çok kötü olur. Biliyorsun değil mi?
Çok iyi biliyorsun.
Evet eve gelmişler.
Arkadaşı Meltem de yanında.
İsterseniz ailesine haber verin daha fazla telaşlanmasınlar.
Tamam, görüşmek üzere.
Neden böyle bir şey yaptınız?
Annem yine bana çok kızacaktı.
Üstümü kirlettim.
Güneş beni buraya getirdi.
Sizde kalabilir miyim?
Meltem.
O söylediğin olmaz.
Ama eğer istersen
Elif ablan hem annenle
hem de okulunla konuşur.
Değil mi Elif ablası?
Tabii konuşurum.
Ama annen de seni merak etmiştir şimdi.
Ben onunla konuşurum ara sıra seni getirir buraya.
Sen de ister misin Güneş'çiğim?
Hadi bakalım o zaman seni kreşe bırakalım olur mu?
Olur.
Hadi bakalım.
Fırat ben telefonda o korkuyla biraz sana sert çıktım galiba.
Lütfen kusura bakma.
Sana güvenmediğim düşünme sakın.
Hiç öyle düşünmedim ki.
Sen gereğini yaptın.
Ay saatlerdir park yeri arıyordum.
Nasıl herkes iyi değil mi? İyisiniz.
İyiyiz merak etme.
Tamam, oh.
Sonra hep beraber evlerine geri dönmüşler.
Küçük porsuk eve girer girmez heyecanla odasına koşturmuş.
Her şey yerli yerindeymiş.
Oyuncakları, pofuduk yatağı, sallanan sandalyesi.
Kitapları.
Güneş.
Burası senin evin.
Bizim evimiz.
Burası da senin odan olsun ister misin?
Gü, Güneş'in
e-e-evi.
Evet.
Güneş'in evi.
Güneş'in evi, Güneş'in odası.
Canım benim.
Ama odana senin için eşyalar almamız lazım.
Belki bir çalışma masası,
birkaç oyuncak alırız sana.
Hatta
odanın duvarlarını en sevdiğin renge, maviye boyayalım ister misin?
Tamam, tamam mavi olsun.
Odanın duvarlarını maviye boyayalım.
Yemeği kaçırdın.
Biraz işim vardı.
Dila nasıl iyi mi?
Bilmem.
"Biraz uzak dur." dedin, ben de öyle yapıyorum.
Teşekkür ederim.
Seni dinliyorum, dinleyeceğim. Sana güveniyorum.
Ama Dila'ya güvenmiyorum.
Ben bu aileyi ve seni korumak için o kadar çok şeyden feragat ettim ki.
O kadar çok diyet ödedim ki.
Oysa o bu aileye zarar veriyor Fırat'çığım.
Bu kalenin duvarlarındaki taşları eksiltiyor.
Bunu söylemek istemiyorum ama senin ona
senin ona olan sevgini kullanıyor.
Anne.
Sen merak etme ben her şeyin farkındayım.
Hep oyun oynuyor bizle.
Hep oyun oynuyor.
Hatırlıyor musun? Daha önceleri de böyle yapardı.
Başı sıkıştığı zaman
kaçardı, saklanırdı.
Hep bunu yapıyor zarar veriyor bize.
Ben bir Dila'ya bakayım.
Sen Fırat'ı ekonomik olarak koruyorsun ben de duygusal olarak.
O kadın bir dolandırıcı Alper.
Biz her zaman çok yakın arkadaşları olduk.
Birbirimizin arkasını kolladık.
Ne haber?
Sana bir işim düştü.
Bana birinin mali kayıtları lazım.
Eski çalışanlarımızdan biri.
Hakan Kara.
Dila.
Abiciğim.
Nasılsın?
İyiyim galiba.
Bazen başım dönüyor. Biraz da yorgunum.
Ama iyiyim.
Annem beni kandırdığını düşünüyor.
Sana olan sevgimi kullandığını.
Yaptıklarının bir oyun olduğunu söylüyor.
Öyle mi gerçekten?
Abi yapma Allah aşkına.
Sanki hiç annemi tanımıyormuşsun gibi.
Hem niye yapayım ki böyle bir şey?
Sana bir hikaye anlatmak istiyorum.
Küçük bir kızın hikayesi.
Küçük bir kız varmış.
Beş, altı yaşlarında.
Kreşe başlamış bir gün.
Öğretmenleri, arkadaşları.
Mutluymuş işte.
Ne bu şimdi?
Masal mı anlatıyorsun bana?
Küçük kız bugün aniden kayboluvermiş.
Herkes onu bulmak için seferber olmuş.
Arkadaşları, öğretmenleri, akrabaları.
Kimse kıza ne olduğunu nerede olduğunu başına ne geldiğini bilmiyormuş.
Bulmuşlar mı peki?
Bulmuşlar.
Nerede biliyor musun?
Kreşte başka bir çocuğa annesinin kötü davrandığını görmüş.
Sonra onu
güvende hissedebileceği bir yere götürmek istemiş.
Nereye götürmüş?
Evine.
Dila.
Kendisini en güvende hissettiği yere.
İyi.
Başlarına bir şey gelmemiş neyse ki.
Evimiz.
Ailemiz.
Bizi korur Dila.
Güvenebileceğimiz,
sığınabileceğimiz tek yer
ailemizdir.
Dila.
Ben seni çok seviyorum.
Seni seven biri sana inanır.
Onu kandırmak çok kolaydır.
Annem haklı mı?
Beni kandırıyor musun?
Abi.
Niye böyle konuşup üzüyorsun beni?
Ben seni hiç kandırır mıyım?
Hazır mısın bugün odanı yapmaya hı?
Güzel.
Diyorum ki
odanı beraber mi boyasak? Ne dersin?
Ne yapıyorsun?
Çok güzelmiş.
Ne yapmak istiyorsun bununla?
Onu duvara mı asmak istiyorsun? Daha büyüğünü mü istiyorsun bakayım?
Peki resim olarak mı istiyorsun fotoğraf olarak mı?
Nasıl yapacağız ki biz bunu?
Kimi arayalım?
Fulya ablanı mı arayayım?
Ama Yıldız'ı arayamayız ki.
Hayır hayır olmaz.
Fırat'ı arayamayız. Pazar bugün. Rahatsız ederiz şimdi
Olur mu acaba?
Efendim?
Uyandırdık değil mi?
Kesin uyandırdık pazar pazar.
Hayır ben uyanıktım, ayaktaydım yani.
Bir şey ol, bir şey olmadı değil mi Elif kötü bir şey?
Hayır hayır iyiyiz biz.
Biz Güneş'le senden bir şey rica edecektik.
Tabii müsaitsen.
Yani müsaitim tabii canım ben.
Sabahın körü müsait oluyorum genelde.
Ben müsaitim dinliyorum Elif.
Çok güzel oldu Güneş.
Her şey harika.
Diyorum ki belki perdeleri de değiştiririz.
Şuraya da güzel bir çalışma masası alırız sana, küçük. Resimlerini yaparsın.
Elif.
Hatta küçük değil büyük bir çalışma masası yaparız.
Seneye okula başlayacaksın ödevlerin olacak.
Elif.
Efendim?
Güzelim benim.
Fırat pike var şurada verir misin?
Tamam, burada mı?
Evet.
Alper.
Hakan'ın banka kayıtları elimde.
İlginç bir şey var mıymış?
İlginç bir şey yok.
Sude Hakan'ın...
Hakan'ın başka bir hayatı var.
Böyle bırakayım.
Teşekkür ederim.
Asıl biz teşekkür ederiz.
Sen olmasaydın bu kadar şeyi bitiremezdik gerçekten.
Ben çok eğlendim.
Güneş de öyle.
Hatta ben de.
Gördüğüm kadarıyla
Güneş senin yanındayken çok mutlu.
Aslında bana sorarsan
ben de öyle.
Sanki
Bütün hayatımı bu zamanlar için yaşamışım gibi geliyor bazen.
Bütün olanlar, kaza.
Her şey çok önceden bizim için planlanmış gibi.
O zaman Güneş'in annesi hakkında...
Endişelenmiyorum artık.
Bizi yan yana getiren her neyse
doğrusunu da o biliyor.
O,
hayatımın en karanlık anında doğan
küçük gün ışığım benim.
İyice sulugöz oldum ben.
Ben kalkayım artık geç oluyor.
Peki.
Eline sağlık.
Afiyet olsun.
Çok teşekkürler tekrar her şey için.
Ne demek?
Ya senin için yapmadım sonuçta, küçük arkadaşım için yaptım.
Peki.
A-a şey.
Ney?
Şey boya kalmış.
Öyle mi nerede?
Dur.
Al.
Şey şurada.
Yok yok diğer tarafta şurada, şuranda.
Gitti mi?
Bakayım.
Yok duruyor hala.
Ayna var mı?
Ben yapayım istersen.
Olur.
Geçti.
Tamam.
Ben gideyim o zaman.
Tamam.
İyi günler.
İyi günler.
Fırat bir şey unuttu herhalde.
Merhaba, Elif Kara.
Evet.
Buyurun bu size.
Bir de imza alacağım.
Şuraya.
Teşekkürler iyi günler.
Nasıl?
Evimizi mi satıyorlar?
Sonunda odandan çıkabilmişsin.
Merak ediyorum abini daha ne kadar kandıracaksın.
Ben kimseyi kandırmıyorum.
Koymuşsun kafana bir şey, bozuk plak gibi söyleyip duruyorsun.
Sen Süreyya Hanım diye birini tanıyor musun?
Şahsen tanımıyorum.
İsmini duymuştum.
Eski bakan yardımcısı, cemiyette inanılmaz önemli bir kadın.
Bir sözü her şeyi değiştirebilir.
Ona geçen bir mesaj atmışım.
Ne mesajı?
Ağza alınmayacak küfürler içeren bir mesaj.
Artık telefonlarıma çıkmıyor.
Gerçekten mi?
Gerçekten.
Lamia'ya attığım mesajı hatırlamadığım gibi
o toprağa gömdüğüm çantayı da hiç hatırlamıyorum.
Çocuklar annelerine benzermiş biliyor musun?
Sen de deliliğini benden mi aldın acaba?
Senin ne yaptığını çok iyi biliyorum ben.
Ne haltlar karıştırdığını çok iyi biliyorum.
Sen beni küçücük beyninle delirtmeye mi çalışıyorsun?
Senin yerin akıl hastanesi.
Delisin sen.
Yeter.
Evet ben yaptım.
Fark etmeseydin daha da çok yapacaktım.
Çünkü bu evde hastaneye kapatılması gereken tek bir kişi var.
O da sensin.
Yeter.
Evet ben yaptım. Fark etmeseydin daha da çok yapacaktım.
Çünkü bu evde hastaneye kapatılması gereken tek bir kişi var.
O da sensin.
Sen ne yaptın?
Artık abini kandıramayacaksın.
Ver şu telefonu bana.
Ver şu telefonu bana dedim.
Ver şu telefonu bana dedim.
Delirtmek mi istiyorsun? Ver şu telefonu bana.
-Hoş geldin oğlum. -Mehveş.
Hoş bulduk. Hayırdır?
Budama zamanı mı geldi?
Ya.
Bana kalsa hepsini fırlatıp atacağım da
,annen bunlara çok değer veriyor, biliyorsun.
Çok.
Kolay gelsin.
Sağ ol oğlum.
Teşekkür ederim.
Rica ederim.
Anne.
Ne oluyor?
Fırat kendi kızım beni bıçakladı.
Anne.
Abi.
Abi ben yapmadım.
Ben yapmadım abi yemin ederim ben yapmadım.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.