Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bay Stavro, çıkıyor musun? Evet, makin. Eleni'yle buluşacağız.
Bay Stavro!
Bay Stavro!
Ticaret odasına döndüler. Yarın akşam... Doktor, o. Ödül töreni var, biliyorum.
Patronun lafı tutmayalım. Eleni iyi yetişecek.
Hadi, hadi, yürü.
Hadi, Pahmet.
Fal mıydı, neydi?
Lan Sedat, bir tek senin kafan basıyor şu edebiyata. Vallahi beni de o
kurtardı. Ne? Sedat mı?
Sen nasıl bana duvar? Kızım bana.
Hocanın önünde etten duvar oldum resmen be.
Arkadaşlar, çınar altında çay. Hah, müsaadenizle ben adaya gidiyorum.
E kal be Eleni, akşam birlikte döneriz.
Olmaz, babam bekliyor.
Hayatım kaçır bapuru. Ne yani, akşama kadar bekleyecek değil ya baba.
Bay Stavro. Yok, hayatta. Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Bay Stavro, değil
akşama. Ahirete kadar bekler. Anıtını dikerler. Anıtını. Ya dalga geçmeyin.
İzmir Hanım.
İyi günler.
Bak söz 10 dakika peşinin altındayız.
Sedat, baban.
Görecekler. Allah Allah.
Görürlerse görsünler. Ne var bunda?
Ya seni istemeyecek miyiz?
Konuş babanla.
Tamam. Bak yoksa alır gelirim benimkine.
Sakın. Ne sakın?
Tamam. Konuşacağım.
Sen ne yapacaksın?
Ne yapayım? Sen adaya dönüyorsan ben de döneceğim.
Tamam.
Akşamı geç kalmıyor mu?
Kalmam. Eleni.
Seda. Ne Seda?
Ne oluyor?
Önüne bak önüne.
Kusura bakma geciktim.
Yetiştin ya.
Eleni mi bu?
Sen yalnız mı geldin?
Evet. Ne oldu ki?
İç.
Delikanlı, bize iki çay. Küçük hanımınki de limonlu. Hemen efendim.
İmtihan nasıl geçti?
Sağ ol.
İmtihan. İyi baba, iyi geçti.
Limonlu çayınız.
Afiyet olsun. Sağ ol.
Akşama kulüpte yemek var.
Arifler de evi açmış. Fulalar da gelecek.
Belki sen de. Valla.
Bir şey soracağım.
Sor Kutlan.
Benim imtihan uzasa.
Geç kalsam mesela ya da vapuru kaçırsam.
Eee?
Adaya bensiz geçer miydin?
Beklerdim tabii.
Ako eleni.
Eğer benim kızım geleceğim derse gelir.
Gelmezse mutlak bir müşkil vardır.
Ben de kızımı hiçbir müşkilde yalnız bırakmam. En laksı.
Ne seni?
Ya düşersin!
Ulan Dimitri, vallahi zar tutuyorsun. Hadi bre.
Bilek denir buna, bilek.
Kalispera saz.
Kalispera. El astavro. Ahmet'e dersini veriyorum ha. Ya bırak Allah aşkına ya.
Hadi oyna oyna. Sor bakalım tavlayı kimden öğrendi? Kim? Hadi bre, uydurma.
Nasılsınız hoca efendi? Çok şükür. Şu maçın neticesini merak ediyorum.
Durmanın galibi burada.
Boz size Maria.
Kala İftalya.
Midye dolma yaptım, çay da demledim. Bir tabak alıp geliyorum. İftalya.
Konuşacağını getirsene dolmayı. Ya verme verme eve gidiyoruz.
Evdeki dolmayla kurtaramazsın.
Geçen tavladan bana meyhane borcun var.
Otur ye buradan da gideriz içmeye.
Alacağım olsun hadi. İşte dolmalar da geldi.
Hadi hadi.
Bilirim sever elini.
Yerim valla.
Nasıl gidiyor okul? İyi iyi nasıl olsun.
Güzel. Bekliyoruz unutma görüşürüz. Tamam.
Hadi cümleten iyi akşamlar. İyi akşamlar. Hadi oyna oyna.
Mustafa değil mi?
Mustafa yavaş yavaş. İki serin patlayacak. Yeni alındı.
Yarasın da eyler.
Buyurun buyurun.
Sağolun başka bir zaman inşallah.
Afiyet olsun.
İyi günler. Oğlum.
Öğretmen olacak.
İnşallah. Sınav ne oldu?
Sınav gayet iyi geçti.
Helal olsun Halim. Tek başına büyüttün şu çocuğu yani. Helal olsun.
Alttan kesme la Cumali. Kornundan kes. Küser bir daha çıkmaz.
Ya Haymi. Kırk yıldır geçiyorum. Kırk yıldır konuşuyorum. Kırk kırk alttan
kır. Elini korkak alıştırmayacaksın.
La havle. La havle.
Hoş bulduk Hayriye. Eleni nasıl kızım iyi geçti mi imtihanım? Senin dualar işe
yaramış Hayriye. Hayriye ablan kaç şahsın okudu senin için haberin var mı?
Hayriye valla darılacağım. Eleni'ye koca bir Yasin bizi besmeleyle geçtiriyorsun.
Sizi okumam mı İstanbul Bey? Ağzına sağlık Hayriye ablam. Haydi haydi içeri
geçin. Kız buzdolabında soğuk soğuk limonata var. İçeri geçme lazım. İçeriz
içeriz.
Türkiye sakin davranırsa Yunanistan buna uyar.
Uymak zorundadır.
Bilemiyorum patron.
İnönü'nün işi zor.
Kıbrıs'ta çatışma, Maus'a da ambargo.
Neşriyat da gerginliği tırmandırıyor.
Öyle haberler çıkıyor ki... ...ne kadar Rum dostu olursanız olun... ...Türk
olarak ister istemez etkileniyorsunuz. Arif. Bence Arif haklı. Küçük bir
kıvılcım. Bir bakmışsın... ...ortalık yangın yerine dönmüş.
Kötü düşünmenin kimseye bir faydası yok.
Ben aklı selim davranacağına inanıyorum.
İnşallah.
Aksi takdirde fatura hepimize çıkacak.
Zira savaş yıkım demektir.
Hop gençler.
Nedir vaziyet? Gel Toma gel.
Var mı bir eksiğimiz?
Aşk olsun burada eksik olur mu Toma? Arkadaşlar her türlü iddiaya varım.
Mehtap dünyada en güzel büyük adada doğuyor.
Baksana Aliki bile adadan gitmek bilmedi. Kim?
Annen. Annen kaderim o.
Kayseri'den gelmiş.
Onu diyor. Senin de dünyadan haberin yok be oğlum. Ne ya?
Aliki buyurttular ki.
Yunan film artisti.
Adada film çekiyor duymadınız mı?
Sen nereden biliyorsun?
Ben?
Fotoğrafını imzaladı.
Şaka şaka.
Benim ne işim olur Aliki'yle? Benim film artistim sensin.
Sana deli kaldı mı?
Tabii canım.
Sotiri mi?
Büyük muhabbetle. O zaman Sotiri.
Hadi Aliki'ye.
Aliki'ye.
Hey Eleni.
Eleni bozulmadın değil mi?
Bozulmadın değil mi? Bana şaka yaptım sadece Eleni. Hey Eleni.
Eleni büyütme sana şaka yaptım sadece Eleni.
Benim gönlüm sarhoştur yıldızların altında.
Sevişmem ah ne hoştur yıldızların altında.
Konuşabildin mi babanla?
E?
Babanla diyorum.
Geleceğimizi söylediğinde ne söyledi merak ettim.
Peki benden bahsettin mi?
Yani... Benden de bahsettin.
Ne zaman Eleni? Ne zaman?
Konuşacaktım ama müsait değildi. Ya ne zaman müsait olacak?
Sedat!
İstemiyor musun?
Bilmiyor musun?
Bilmiyorum.
İstiyor musun?
Ne oldu?
Saat kaç?
Neden ne oldu?
İyi akşamlar Halil Efendi.
Hayırlı akşamlar Bay Estağfur. Eve gidiyoruz.
Başüstüne efendim.
İyi.
İyi.
Sedat çabuk.
Annem yine biri var demiştin.
Var daha yarım abdize gideceğiz. On bir de evde olacak.
Yandım ben yandım. Dur gelmeyin.
Sedat dur.
Koşma korkuyorum.
Tamam hayatım hadi. Şuraya geçtik. Bir iki dakika dikkat et.
Hayriye hayırdır? Ne oldu?
Yetiş Bey'im nabralara kadar gelmiş namussuz. Kim?
Hırkız. Yine mi?
Hayriye bu kaçıncı oluyor?
Bu namussuz bizi mi kolluyor ne?
Yakalayacağım beyim. Bu sefer kesin yakalayacağım. Nabuk azmayla küreği
alacağım. Yakalayacağım namussuzu. Tamam Hayriye tamam. Anlaşıldı.
Zayiat yok.
Yok. İyi. İyi o zaman.
Sen iyi misin?
İyiyim ben.
Eleni? Eleni uyuyor. Mışıl mışıl. Yukarıda hiçbir şey duymadı o.
Neyse.
İyi geceler Hayriye. İyi geceler hanımım.
Hayriye ablam sağ olsun.
Bak unutma. Söz verdin. Tamam.
Konuşacağım. Çok seviyorum seni be.
Ben de.
İyi geceler Helen'im.
İyi geceler.
Oğlum olur mu öyle şey?
Ne demek niye?
Koskoca istavro sucu olur. Baba.
Akşam evine fartonla götüren adam... ...öbür gün gidip kızını isteyecek öyle
mi? Ne var bunda?
Oğlum bu meseleyi unut. Kimseye de bir şey söyleme.
Bu yaştan sonra beni ele güne karşı maskara etme.
Baba.
Eleni beni seviyor. Ben de onu seviyorum. Kimmiş neymiş onunla değil.
Oğlum. Yarın babasıyla konuşacak. Sonra da gidip isteyeceğiz. Biz kararımızı
verdik. Ya bu işi sizin rızanızla yapacağız. Ya da alıp başımızı
kaçacağız.
Sevdat.
Biraz konuşabilir miyiz?
Yolda konuşsak? İki dakika.
Baba, benim şeyle... Ee?
Hani geçen gün mezun olduğunda ne yapacaksın diye sormuştun ya.
Evet.
Ben bir karar verdim. En taksi, hadi söyle.
Birkaç senedir.
Yani aslında çocukluğumdan beri ama...
Özellikle bu sene söz ver kızmak yok. Sonuna kadar dinleyeceğim.
Baba bir dakika.
Katera. Hani dinleyecektin?
Yunanistan'ın protesto ekmek üzere hakkımız yok.
Bugün ders falan yapılmaz.
Yapılmaz.
E haydi adaya, haydi.
Siz gidin, ben gelmeyeceğim.
Eleni bir ekleyeceğim orada.
O nerede?
Kilisede. Tören varmış. E tamam işte, daha iyi. Haydi, haydi.
Amin.
Sen neden bunu planlıyorsun Vakoş?
Sen bu kızla evlenmeyecek misin?
Evleneceğim. E tamam.
İlla ki gireceksin İngilizce'ye.
Hadi korkmayın kimse yemez sizi.
Ya korktuğumdan değil de işte.
Hadi hadi hadi.
Tövbe tövbe tövbe tövbe.
Ulan soteri ulan soteri.
Oğlum kazık gibi dikilmesene sorun.
Elini öpeceksin sakin.
yaşayacaklar moruk.
Öbürü de hoca efendinin oğlu. Baba.
Elenin. Burası fakülte değil. Kilise kilise.
Affedersin.
Ağabeyim o.
İmtihan zamanı. Çocuklar ders çalışacak.
Vaftiz bitsin çalışırlar.
Herkes beni bekliyor.
Bir daha olmaz söz veriyorum.
Bırak.
Daha büyük rezillik olacak.
Hadi Şerefe, hadi.
Sotili peynirli dokunursun.
Yavaş bitirdin, bitirdin.
Acıkmışım, ne yapayım?
O şeyden o.
Kiliseye acıktırır bir an.
Sen tövbe etmekten bir hal oldun ya kardeşim. Tabii tövbe edeceğim, tabii
tövbe edeceğim. Ne yapacaktım? Sizi de göreceğiz öbür taraftan ıpsın. Hesap
vereceksiniz. Babamın yüreğine inecekti.
Ne söyledi? Hiç sinirden konuşamadı bile. Burası fakülte değil, kilise,
kilise.
Kilisede değil.
Sedat beni istemeye gelecek deyince ne söyledi?
Sabah konuşmaya çalıştım.
Yemin ederim.
Ee?
Tam o sırada Kıbrıs'a anons ettiler.
Beni dinlemedi bile.
Sedat.
Bıktım artık Eren'e.
Koca adam oldum hala yolumu değiştiriyorum babanı gördüğümde.
İstemiyorsan söyleme. Olur mu öyle şey?
Olur. Olur işte bak.
Unutalım gitsin boşver.
Sedat.
Konuşmaya çalıştım yemin ederim. Ama dinlemedi bile.
Ya Eren'i babanı tanımıyor musun? Senin et etmesen.
Ne zaman?
Boşver.
Yarın istemeye gelin. Bak elini. Tamam diyorum.
Halledeceğim. Söz.
Abi böyle düşeş.
İki.
Daha iyi ki.
Mehmet efendi. Bu eli de alırsam nereye götürüyorsun beni? Nereye istersen
patron. Adanın bütün çayırı çimeni bizim.
Örtüyü sereriz. Hanım da ciğer tavayı yaptı mı.
Ucuza kaçıyor patron.
O ciğer tabanın yanında midye dolma da isterim. Taberneye gidiyorsun,
taberneye.
Elhamdülillah.
Elhamdülillah.
Elhamdülillah. Elhamdülillah.
Elhamdülillah.
Sen böyle pat diye ne diyeceğiz babana? Doğruyu.
Nasıl açıklayacağız ona?
Aynen olduğu gibi.
Gelip isteyecekler de.
Mama. Eleni.
Başka çare yok.
Biz karar verdik.
Evleneceğiz. Yeter.
Ben artık korkmaktan yoruldum.
Sedat'a söz verdim.
Ya gelmesine izin verirsiniz.
Ya da... Ya da kaçarım.
Ölürüm de kaçarım ama.
Bir daha da yüzümü göremezsiniz.
Oğlum. Hadi gittik diyelim.
Ne diyeceğiz?
Baba ne demek ne diyeceğiz?
Karşımızdaki koskoca ıslan robey.
Hadi kızı verdi diyelim.
Olmaz ya.
Farz-ı mahal.
Koskoca köşkten kızı alıp nerede yaşatacağız biz? Baba biz öğretmenlik
yapacağız.
Tayinimiz nereye çıkarsa İstanbul'da, Anadolu'da.
Adam da bırakacak.
Bir evin bir kızı Anadolu'da öğretmenlik yapacak.
Baba sen rahmetli annemi nasıl aldın?
Sedat. O da reis kızı değil miydi?
Reis de ama balıkçıydı.
Müslümandı. Fakirdi.
Baba ister Rum ister Karun olsun umurumda değil. Ben senin oğlunum. Benim
kimseden korkum yok.
Bu ciddi endişelerimiz gibi bir akşam var.
Sayın vekilim. İyi akşamlar Bay Stavrum. İyi akşamlar.
İyi akşamlar hanımefendi. İyi akşamlar. İyi akşamlar efendim.
Tebrik ederim Stavrum. Senin gibi arkadaşım olduğu için gurur duydum. Çok
teşekkür ederim Pali Bey.
Tebrik ediyoruz efendim.
Vergide İstanbul sekilimiz. Çok teşekkür ederim.
Tebrikler. Sağ olun. Teşekkür ederim. İyi akşamlar.
Eee?
Bir şey yok usta ama ha?
Dalgın görünüyorsun.
Bilakis kocamla gurur duyuyorum. İyi bir pek var.
Keşke elin ile gelseydi.
Sayın misafirlerimiz ticaret... odasının kıymetli üyeleri. Şimdi Sayın Sinayi
Bakanımız Muammer Ertin'i ödülümüzü vermek üzere sahneye davet ediyorum.
Sayın misafirler, malumunuz memleketi en büyük hizmetlerden biri her mükellefin
vergisini zamanında eksiksiz bir şekilde ödemesidir. Bu görevi senelerdir.
En ön sıralarda yerine getiren Sayın Stavros Ucuoğlu'na teşekkür ediyor.
Ödülünü takdim ediyorum.
Sayın Vekilim, Sayın Valim ve çok değerli misafirler.
Benim için bir şereftir.
Bu şerefe layık olabilmek ve memleketin kalkınmasına daha fazla yarar
sağlayabilmek için ben ve arkadaşlarım bundan böyle çok daha fazla çalışacağız.
Çok teşekkür ederim.
Tebrik ederim.
Başstavro, gitmem lazım.
Hayırdır sayın vekilim? Pek hayır değil.
Kıbrıs torunlar taarruza geçmiş. Bizim tarafta ölenler var.
Acilen Ankara'ya gidiyorum.
Mustafa. Nasıl oldu çocuk?
Sayende daha iyi oldu beyim. Doktor ilaç yazdı.
Aman ilaçları ihmal etme olur mu?
Tamam. Patron.
İki dakikanız var mı?
Tabii ki.
Ziya Bey'in siparişleri iptal.
Necati Bey de bekletin dedi.
Bu sabah Taksim'den yürüyorum.
İki serseri peşime takıldılar.
Biri diyor ki suyunuz ısındı. Yakında gidiyorsunuz.
Nereye? Daha önce nereye yolladılarsa oraya.
Bizim burada dünya kadar arkadaşımız, eşimiz, dostumuz var.
Üç beş tane serserin lafıyla mı?
Ben adada doğdum.
Adada büyüdüm.
Babam da babamın babası da.
Buradan gideceksiniz diyen o her geri ne kadar buralıysa ben de o kadar
buralıyım.
Hiçbir yere gitmiyorum.
Katalemez.
Ensem sertleşti, tansiyon vurdu kesin. Maria'cığım hadi gel şöyle otur canım.
Hadi canım hadi.
Azıcık nefes al. Hadi şöyle güzelce otur.
Şöyle yaslan.
Yaslansam ne olacak?
Bittim ben.
Kayka kayka.
Ella Maria abartma.
Canım sen de kızı istemeye geleceklermiş demezsin.
Babası rica etmiş. Bir kahve içmek istiyorlarmış dersin.
Yani bir kahve içip gidecek. Ne dersin başımızdan savunacak halimiz yok ya.
Yani idare et durumu.
Misafire gelme demek olmaz.
Her gelene de kız vermeyeceğimize göre.
Aferin be şampiyon.
Ulan bağırmaktan ses kalmadı yaşa.
Şampiyon benim de sana bir tepizim var.
Anneme söyledim.
Tamam bekliyorlar.
Gel buraya gel buraya.
Sebebi ziyaretimiz malum.
Gençler birbirini sevmiş.
Birbirini münasip bulmuşlar.
Biz... ...Elen'i kızımızı... ...oğlumuz Sedat'a istemeye geldik.
Bitti mi efendim?
Bu kadar?
Bitti.
Sotili, bu herif şişe. Oğlum sakin, sakin.
Sakin, sakin.
Bir şey soracağım. Bu herif evden çıksın, elini bana verdiler desin. Eve
kadar omzunda taşımazsam şerefsizim. Hadi sakin, tamam sakin. Tamam biz de o
ben diyoruz.
Halil Efendi.
Gençler görüşmüşler.
Münasip bulmuşlar.
Doğru.
Lakin... ...akıl var, izan var.
Sen yaşlı başlı bir adamsın.
Allah aşkına söyle, bunun neresi münasip?
Stavro.
Gönül bu, Stavro Bey. Ferman dinlemez.
Ne demek dinlemez?
Bir kere sizin inancınız ayrı, bizim inancımız ayrı.
Biz bunu aşacağımızı düşünüyoruz efendim.
Hem benim sizin inancınıza saygım büyük.
Demek kilisede evleneceksiniz, öyle mi?
Yok. Yani öyle değil de... Niye?
Hani bizim inancımıza saygılıydın?
Sözümü kesme delikanlı.
Hadi evliliği geçtin.
Çocuklarınız ne olacak?
Çocuklar Eleni'ye anne mi diyecek, mama mı diyecek?
Sünnet mi olacaklar, vaftiz mi?
Okulu, terbiyesi, dili, dini ne olacak?
Saygıyla maygıyla olmuyor bu işler delikanlı.
Stavro Bey.
Eğer gönlünüz yoksa.
Yok.
Yok Halil Efendi.
Benim bu izdivaçta ne gönlüm var ne de rızam var.
Stavro. Abi.
Biz niye geldik?
İşte hanımefendi soruyor. Niye geldiniz?
İnsan önce bir kendine bakar.
Ondan sonra da etrafına bakar.
Elinin yaşadığı hayat bu.
Evi, odası, dadısı.
Sen verebilecek misin bu hayatı benim kızıma? Başstavru. Sözümü kesme
delikanlı. Eğer veremeyeceksen burada ne işin var?
Sedat kalk oğlum.
Nereye?
Kendimi... Bana bak.
Kızımla doğru konuş.
Stavru Bey. Sen de oğlumla doğru konuş.
Sen kiminle muhatap olduğunu zannediyorsun ha? Hadi oğlum. Hadi
gidelim.
Sedat bir dakika dinle.
Eleni buraya gel.
Eleni. Sedat.
Eleni.
Sedat.
Oğlum ne oldu? Ne bu surat?
Halil amca.
Yazıklar olsun.
Niye?
Gülten sana da mahcup olduk ha?
Yok abi olur mu öyle şey?
Sedat. Ya oğlum bir dur. Ne oluyor ya?
Bitti bu iş.
Babası mı araza çıkardı? Babasının ne mal olduğunu biliyorduk da Eleni.
Eleni mi?
Eleni'nin de babasından farkı yokmuş.
Hayda.
Eleni.
Eleni.
Her şeyi mahvetti.
Ah yavrum. Ah kuklamum.
Hiç affetmeyeceğim mama.
Söyleme böyle şeyler Eleni.
Gideceğim buralardan.
Sakın.
Sakın babanın yüreğine iner.
Ben ne olacağım?
Sedat ne olacak?
Bizi hiç düşündünüz mü?
Eleni. Bu daha işin başı.
Sen babanı tanımıyor musun?
Sen onun biricik kızı.
Prenses her şeyi. O kadar sevse yapar mı bunları?
Rezil etti benim ama.
Halledeceğiz. Bak bir adım onlar atacak. Bir adım da biz.
Sedat çok gururludur. Hayatta kabul etmez.
Nerede sizinkiler? Damat mamat deme bana.
Ben o herifin damadı falan değilim.
Eleni nerede?
Çıktı. Maria.
Dün akşam kafi miktarda üzüldü.
Yeter Stavro. Gitme kızın üstüne.
Fula'dan bir şey duydum.
Yunan pasaportlu vatandaşlar sınır dışıya girecekmiş diyor.
Maria.
Doğru mu?
Az tafta.
Sen böyle saçma sapan şeylerle ilgileneceğine... ...bence kızınla
ilgilensen daha iyi olacak.
Onun durumu daha vahim.
Dün akşam için özür dilerim.
Tamam, babam sinirlidir.
Ama öyle davranacağını tahmin etmedim.
Gerçekten. Oldu artık kızım.
Ben bir de Sedat'la konuşsam.
Sedat yok kızım.
Nasıldı?
Yok artık, gitti.
Nereye?
Bak bu ilk sevdan bir hissetse, bahtiyar
kızın. Sevgi bu, neresinde
suç? Aşk ki bu, kalbimin lütuf.
Sesimi duysa, bir dinlese.
Kızım bu masalda hep...
Stavro Sucuoğlu.
Evet, benim.
Bizimle dördüncü şubeye geliyorsunuz.
Dördüncü şube mi?
Ne işin var dördüncü şubede?
Karakolda bilgi verilecek. Neyle ilgili? Hiç değilse onu söyleyin.
Gidelim. Bırak beni.
Ben kendim gelirim.
Bay Stavro.
Ben sana haber bekliyorum.
Bırak, bırak, bırak. Tamam değil mi? Yanlış kişi gösteriyorsunuz.
Meclis karar aldı. Bugünden itibaren Yunan tebaalı vatandaşlar sınır dışı
edilecek.
Yasaları ihlal ettiğimi, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine siyasi
faaliyetlerde bulunduğumu, Türkiye'yi kendi hür irademle terk ettiğimi kabul
ediyorum.
Siz benimle alay mı ediyorsunuz?
Hadi kardeşim, hadi. Bak sırada dünya kadar insan bekliyor.
Benim adım Stavros Ucuoğlu.
Ben bu memleketin çalışan, vergisini ödeyen namuslu bir vatandaşıyım.
Hiçbir yere gitmiyorum.
Orada ne yazıyor?
Benim bununla bir alakam yok ki. Ben Türkiye Cumhuriyeti aleyhine faaliyette
maliyette bulunmadım.
Bunu bana söyleme.
Pekala. Öyleyse vali beyi arayın.
Kendisi benim hakkımda size malumat versin. Kardeşim.
Lütfen memur bey.
Komiserim, ben mi Türkiye aleyhinde paylayıp da bulunmuşum? Vatana ifade
etmedim ben. Bizim elimizden gelen bir şey yok. Biz de talimatları uyguluyoruz.
Vali Bey, Stavro Sucoğlu telefonda. Acilen sizinle görüşmek istiyorlar.
Ne zaman gelecek?
Lütfen gelince beni arayın. Hanımefendi, durumun aciliyeti var.
Siz de biliyorsunuz. Vali Bey beni şahsen tanırlar.
Teşekkür ederim. Bekliyorum.
Müdürünüz nerede?
Nereye gideriz biz bu saatten sonra?
Nerede yaşayabiliriz ki?
Allah belasını versin. Bu kıbıs işini başımıza saranlar.
Pekala. Müdür Bey'e durumun aciletini söyler misiniz lütfen?
Teşekkür ederim.
Teşekkür ederim.
Müdür Bey müsait olunca arayacak.
Bakın, Yunan tebaalılar sınır dışı edilecek diyorsunuz.
Ama benim karım ve kızım Türk tebaalıdır.
Türk tebaalıysa kalır.
Kalır mı?
Komiser Bey, ben ailemi burada bırakıp gidecek miyim yani?
Bay Stavro, siz yabancı değilsiniz. Bir akrabam yanınızda çalışıyor. Sizi
tanıyorum.
Keşke geçseydiniz Türk tabasına.
Bana bu hakkı Osmanlı verdi.
Ben Yunanlı değil, Bizanslıyım, Rumum.
Bugüne kadar kimse benden böyle bir pasaport istemedi ki vereyim.
Bunun için mi cezalandırıyorsunuz bizi? O zaman boşuna bekleme.
Vali de yerinde, emniyet müdürü de.
Kimse aranmadı daha, aranmayacaklar.
Ne kadar vaktiniz var?
48 saat.
48 saat sonra hareket.
Ey güzel İstanbul Benim sevgili
yarim Ah güzel İstanbul Benim
sevgili yarim Bu fabrikayı böyle apar topar
satmak hiç içime sinmiyor.
Önce Yunan tebalılar, arkadan Türk tebalılar.
Bir de bakmışız, hepimiz sürülmüşüz.
Stavro... ...bunca yıllık avukatınım.
İlk defa söylüyorum, sat.
İyi de nasıl olacak?
Kırk sekiz saat içerisinde bu ülkeyi terk etmem lazım.
İşlemler, imzalar falan filan. Laksi, Maria ile hallederiz biz.
Maria ile mi?
Hisselerin büyük çoğunluğu karınla kızının üstüne.
Giderken bir de vekaletname bırakırsın.
Bir de şirkete dokunamazlar.
Giderken mi?
Karımı ve çocuğumu burada bırakıp yalnız mı gideceğim?
Staro biz neciyiz?
Demetri.
Bırakmıyorsun. Sadece onlardan bir iki ay daha önce gidiyorsun.
Onlar burada kalsın ki yaşayacak paranız olsun.
Bak Stavro, 22 dolardan 5 kuruş fazla götüremezsin Yunanistan'a, bunu bil.
Devlet buradaki mallara el koyacak.
Evin, barkın, üstünde adın olan ne varsa.
Okul bitince gelirler, merak etme.
Hele patron, başka şansın yok.
Ailenin istikbalini düşün.
Elenimo. Ben gidiyorum.
Aklımıza bile getiremeyeceğimiz bir şey oldu.
Kötü bir şey.
Ne demek gidiyorum?
Öyle.
Nereye?
Yunanistan.
Niye?
Sürgün. Niye?
Kovuldum.
Kendi yurdumdan.
Baba.
Eleni.
Neler oluyor söyler misin?
Eleni.
Canım kızım benim.
Baba doğru mu bu söylediklerin?
Biz bugüne kadar hiç ayrılmadık estağfurullah.
Bundan sonra da ayrılacağız.
Üzülme aşkım.
Biz bir aileyiz. Bunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmez.
Sedat'tan haber var mı?
Bilmiyor değil mi?
Ben akşam senden sonra eve uğradım ama ev kapı duvardı.
Bilse zaten durmaz ki.
Durmaz, durmaz Kadir bu da.
İş işten geçmesin.
Ah ya Sedat. Ya adam, sen benimle havai mi ediyorsun ha? Patron biraz sakin
olun. Sakin olayım, makin. Herifin dediğini duymuyor musun bana?
Daha bir ay önce iki katı fiyat biçtiler. Acil diye 400 bin dolar dedik.
Vallahi bu zamanda 50 bin kalos parası. Ulan bana bak, bu fabrikayı bari bari
işçilere bedava bırakırım da... ...yine de sana vermem, anladın mı?
Ezik serisi.
Hem para diyorsun, hem acil diyorsun.
İkisi birden olmuyor Stavro.
ulan namussuz, ulan şerefsiz hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi
hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi hadi
Ulan adam satıcı bulmuş.
Hâlâ diretiyor. Çık dışarı.
Demitri.
Ben bu adada doğdum.
Yürümeyi bu sokaklarda öğrendim.
Karıma dil burnunda aşık oldum.
Kızımı burada elime aldım.
Burası benim ömrüm.
Burayı çıkar benim hatıralarımdan.
Geriye ne kalır?
Tipoda.
Dimitri zar tutar mesela elinde değil.
He Dimitri?
Hadi bre.
Şeyda sakızlı kurabiye yemeden biskeleye inmez.
Eftalya'nın mide dolması üzerine mide dolma yenmez.
Akbe istavru.
İstediğin dolma olsun. Söz sana her hafta gönderirim.
Ben bunları bilirim.
Bilirim de bir gün doğduğum toprakları rüyamda göreceğimi hiç aklıma
getirmemiştim.
Tine kapisi.
Hasretlik zor.
Sevdiklerinden...
...dostlarından, komşularından ayrı kalmak çok zor.
Artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin.
Tanrı kimseyi rakısız, karısız, parasız ve ille de
gurbete düşürmesin.
Remak, postapaz.
Kalak yırsız davranma.
Her şeyi emrettiğiniz gibi.
Kolay gelsin arkadaşlar.
Bu fabrikayı hep birlikte kurduk.
Bugünlere getirdik.
Belki de bu son görüşümüzdür arkadaşlar birbirimizi.
Bundan böyle yanınızda olamayacağım.
Hakkınızı helal edin.
Helal olsun.
Asıl, asıl sen helal et Bey'im.
Helal olsun.
Allah'a emanet olun.
Bay Stavro gidiyor.
Ulan duydun mu beni?
Bay Stavro gidiyor.
Siktirsin gitsin.
Cehennemin dibine kadar yolu var Bay Stavro'nun.
Ulan sen ne kalın kapalı herifsin bre.
İş babasının gitmesiyle bitmiyor.
Ama... Eleni de gidiyor.
Duydun mu beni?
Eğlenin.
Yahu Dimitri, bütün adayı buraya toplamışsın.
Toplarım tabii. Var mı bir itirazın? Yazak değil ya.
Can dostumuzu uğurlamaya geldik.
Sağ olasınız.
Bana bak, orada güzel bir meyhane var.
Bir dahaki sefere hepimiz Atina'dayız.
Hadi bre.
Onlarınkine de meyhane mi denir?
İstanbul, al şu rakıyı.
Yok Dimitri, alamam. Yazak.
Çaktırmadan sok valizini bir tarafına.
Alamam. Valizi didik dik arıyorlar.
Bre, başlarım yasağına.
Rakı mı be silah değil ya.
Demitri, Demitri gel şuraya. Ver şunu bana.
Adamın başını belaya sokacaksın.
Vereceksen bunu ver bari. Estağfurullah bu senin.
Ellerimle yap.
Estağfurullah.
Bu muska da duvar var.
Eksik ol Meryem.
Sağ olasın.
Gazadan beladan konuş.
Cemal Usta, siz de mi geldiniz?
Biz beraber büyüdük. İsteyen istediğini desin.
Kalbimiz bir.
Bizi kimse ayıramaz.
Sağ ol Cemal Usta.
Benim aile resmi mi? Çerçeveyi soruyorum.
Değerli eşyaların sınır çıkartılmasının yasak olduğunu bilmiyor musun?
Benim karım ve kızım.
Fikir Stavron, valiziniz hazır efendim.
Şunu çalma!
Allah'a
ısmarladık. Güle
güle başsızlar. Allah yardımcınız olsun.
Kalbi anlattı.
Kalbi anlattı.
Rüzgarlar hazin eser, kuşlar küser. Hiç
görmemişler böyle bir keder.
Kalbimde kalan acı, öfkar bugün.
Elimden, yurdumdan, kalbimden oldun sürgün.
Kira Maria.
Yemek hazır.
Sabah da bir şey yemedim. Sıcak bir şey.
Hiç değişmemiş.
Aynı çocukluğumdan hatırladığım gibi.
Aslı saklandırdık hatırlıyor musun?
Adada kimse bulamazdı bizi.
Sen hep adayı hatırlıyorsun Eren'im.
Hep geçmişi.
Benimse hiç hatıram yok.
Ben senden başka hiçbir şey hatırlamıyorum.
Halimiz malum.
Mariyalar gelir gelmez ben sana bunu ödemeyeceğim. Neden mi kriyes tavrı? Ben
yabancı mıyım?
Sağ ol.
Böyle zamanda birbirimize yardımcı olmasak?
Kaç yıl oldu sen geleli? Kriye.
Ben kendim geldim.
Fakat o da bir nevi... ...mezburiyet.
İlk geldiğimde sudan çıkmış balığa döndüm.
Kendinize alıştırın. Buranın insanı başkadır. İstanbul'a. Hele
alanın insanına benzemez.
Evet Doktor.
Zaten anlayacaksınız. Türkiye'de gavurduk. Burada Türk doğumu
olduk.
Adresim telefonum var.
Eğer bir yardımım olursa.
Sağolur İstanbul.
Sağ ol.
Sen de.
Alo. Stavro.
Maria.
Nasılsınız?
Biz iyiyiz, iyiyiz. Sen nasılsın?
İyiymiş, iyiymiş kızım. Hiç merak etme. Sesi aynı, aslanlar gibi.
Neredesin? Nerede kalacaksın?
Şehre yakın bir otel ayarladım, Atina'da.
Sağ olsun, Risto da bana yardımcı oldu.
Maria. Ne, Stavro mu?
Burada ne olacağımız belli değil.
Mor çarşıda bir yere kadar.
Fabrikaya bir müşteri çıkar çıkmaz bana haber ver.
İndeksi. Parayı kaçak getiren bankerler var.
Neyse parası verin.
Maki halleder o işleri.
Ama ne olur dikkatli olun. Bir hata yapmayın yoksa mahvoluruz.
Katalepes.
Anladım.
Eleni. Nasılsın kızım?
İyiyim. İyiyiz. Bizi hiç merak etme.
Diplomum aldır almaz yanındayız.
İzlediğiniz için teşekkür ederim. Çamların altında kaldın bu seyir
Ablam
bize yardım et Allah'ım bize yardım et Teşekkür ettin mi?
Ettim Dedim ki
Çocukluğumda Meryem senden hep aynı şeyi diledi.
Şimdi artık dünyanın en mutlu insanıyım.
Cemal Bey, eski ustabaşımız İmalettan.
Sirkeci de görmüştüm galiba sizi Stavro giderken.
Evet efendim, uğurlamaya gelmiştim.
Eksik olmayın.
Buyurun ayakta kalmayın.
Patron nasıl? Bir haber var mı?
Kala yine.
Yani iyi olmaya çalışıyor.
Çok teraktı burada bayan Maria. Çok emek harcadık.
Ekmek yedik.
Ben iki çocuğumu... ...bura sayesinde büyüttüm.
Cemal usta.
Bütün malını mülkünü sattı savdı ama asla pazarlık yapmadı.
Sağ olsun.
Efendim fabrikanın değeri sizin istediğinizden daha fazla ama siz 400
bin istemişsiniz.
Buyurun parayı.
Bunun güne surat gören de mezuniyette değil, cenazedesini zannedecek.
Öyle zaten Kadir.
Mezuniyet demek, eğlenim gidiyor demek.
Fabrikayı Cemal Usta'ya sattık. Parayı Banker Eskenazi'ye verdik.
Eleni çok mutlu.
Diplomayı aldı. Peri gibi oldu.
Arkadaşlar.
Bizim size iyi bir haberimiz var. Biz mi?
Zaten tek başına çekil diyordun. Ne ara iki oldun? Kadir. Ya Kadir. Allah aşkına
bir sus, bir sus. İki dakika konuşsun, bir müsaade et. Tamam, tamam.
Biz yarın akşam...
Nazlı ile sözleniyoruz.
Ne?
Babamla konuştum. Önce biraz mırın kırını ettim. Peder?
Tamam dedi.
Öyle işte.
Yarın gidip isteyeceğiz.
Ne mutlu size Nazlı mu?
Sağ ol evini.
Ulan soteri. İşte buna içilir abi.
İşte buna içilir soteri.
Merak ettim. Acil bir şey mi var?
Bu da son paket.
Böylelikle hepsini iade etmiş oluyorum. Bir sayın isterseniz.
Bay Eskenazi, iade almak yerine bu paranın Atina'da Bay Stavro'ya teslim
edildiğini duymak isterdim. Söz verdiğiniz gibi.
Kusura bakmayın Bay Maki.
Şartlar çok değişti.
Artık bu transferi yapmam mümkün değil. Türk parasını koruma kanununa göre bu
işin cezası 20 yıldan başlıyor. Bunu göze alamam.
Beni affedin.
gitmek zorundayız.
Tamam tamam.
Niye Atina'da kalamıyoruz?
Sen gitme.
Burada kal.
Bak. Eleni.
Ben Atina'ya geleyim.
Evlenelim. Oraya yerleşelim.
Atina nasıl bir yer bilmiyoruz ki. Ne yaparız? Nerede yaşarız?
Eleni. Elenim.
Elenim.
Bizden vaz mı geçiyorsun?
Geçmiyorum.
Babamı ikna edip döneceğim sana.
Eleni neredesin sen kızım?
Sedat sana hoşça kal demek için geldi.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar. Hoş geldin oğlum.
Otursana Sedat.
Yok Elenim ben gideyim.
Ne oldu?
Yok bir şey.
Elenim.
Ben gideyim.
Otur lütfen.
Sedat yabancı değil.
Ne bu mama?
Fabrikanın parası.
Bankaya vermeyecek miydik?
Verecektik. Bu ara işi biraz sıkı tutuyorlar.
E adam korkmuş.
Son anda vazgeçti yani.
Başka biri yok mu?
Yok. Tek yol bu.
Bütün bankerler sırra kadem bastı.
Kanunende geçiremeyiz.
Ne yapacağız?
Ben bir yol biliyorum.
E?
Parayı diyorum.
Çıkarmanın yolunu biliyorum.
Nasıl?
Size yardım edeceğim.
Nasıl edeceksin oğlum?
Biz bu kadar insan çare bulamıyoruz.
Bana güvenin.
Bu para karşı tarafa geçecek.
Söz veriyorum.
Sedat.
Yardım edin.
Elen iyi.
Sedat sana emanet.
Merak etme.
Bu iyiliğini hiç unutmayacağız oğlum.
Dikkatli ol he.
Güle güle Bayan Maria.
Hadi bakalım.
Patron kapıdadır. Bekletmeyelim.
Eleni.
Baba.
Eleni.
Hoş geldiniz.
İyisiniz? İyiyiz baba.
Sınırdan kolay geçtiniz.
İstanbul'u zayıfladın mı sen?
Aman Maria, bunun sırası mı şimdi?
Sen yaparsın güzel yemekler.
Şişmanlatırsın bu kocanı.
Hadi Pame, hadi.
Kukla mı?
Camanı aldın.
Aldım. Benim kızım artık üniversite mezunu.
Göstersene. Şimdi mi?
Aman Maria sırası mı şimdi?
Para işini hallettiniz. Bir mesele yok değil mi?
Hangi banker?
Banker değil.
Ne?
Maria separa calo.
Sedat. Parayı Sedat getiriyor.
Sedat mı?
Sedat'a mı verdiniz parayı?
Stadialo. Stadialo.
Nasıl yaparsınız Maria?
Burada devreye çok oluyormuş.
Havanın kararmasını bekleyelim.
Dikkat çekmeyelim.
Al bakalım.
Emanet burada.
Patronun bütün parası.
Bakın. Eğer bana güvenmiyorsanız... Amerikanlı, güvenmesem burada işim ne?
Sen bu nehri daha önce geçtin mi?
Hayır.
Niye geçeyim ki?
Ne bileyim ben öyle yüzüyorum falan deyince... Babamın bir arkadaşı
anlatmıştı. Yakın bir arkadaşı.
Balıkçı. Bir mahkûmun karşıya geçmesine yardımcı olmuş.
Tekneyle tabii.
Ama ben de yüzücüyüm.
Senin yaptığını hiç kimse yapmaz.
Biliyorsun değil mi?
Ben artık gideyim.
Aydınlık olmadan dönmem lazım.
Ben aynı yerde bekleyeceğim.
Şu halinize bakın.
Samanlıkta iğne arıyoruz.
Bir başka şansımız olsaydı mı? Şans mı var? Oğlan aldı parayı gitti Maria.
Stavro. Orada.
Sedat gördüm. Orada.
Sedat.
Geliyor Sedat.
Sedat. Sedat buradayım.
Sedat.
Sedat. Sedat.
Açılın!
Hadi gidelim. Hiçbir şey yok.
Haklısın gel oğlum gel.
Hadi.
Bizim için hayatını tehlikeye at.
Sağ ol.
Allah'a ısmarladık. Güle güle.
Sağ ol.
Hemen gidiyor musun?
Sedat biraz dinlenseydin ya oğlum.
Hava aydınlamadan dönmem lazım.
Devreye çok fazla.
İzin verirseniz.
Eleniyle vedalaşabilir miyim?
Eleni.
Sen otur.
Döneceğim.
Ve bir daha hiç ayrılmayacağız.
Güveniyor. İyi misin?
Hadi seni dinliyorum.
Bakın yanlış anlıyorsunuz beni.
Ben Türk'üm. Adım Sedat.
Sedat. Evet.
Sedat kardeşim.
Sen şimdi Türksün.
Bizdensin yani.
Evet.
Çok güzel.
Peki kardeşim.
Madem bizdensin.
Ne işin vardı karşıda?
Hı? Casus musun ulan sen?
Ne? Rumlalar mı çalışıyorsun ulan?
Casus falan değilim ben.
Keyif için nehir mi geçirir ulan o saatte?
Çocuk mu kandırıyorsun ulan?
Casus falan değilim. Kilise çalıştım yok benim.
Götürün bunu.
Hayır. Hayır bakın yanlış anlıyorsunuz memur bey. Beni mi dinleyin? Evet.
Bir şey mi diyeceksin?
Söyle kardeşim söyle.
Bak biz bizdeyiz yabancı yok. Hadi yavrum seni dinliyorum.
Atın içeri.
Karakolda söyledim. Ben casus değilim. Haa.
Casus değilsin. Değilim.
Birini görmeye gittim.
Yunanistan'a? Evet.
Kimi?
Bir kızı.
Adı ne adı?
Sınırlı şey değil için göremiyordum.
Onu görmeye gittim.
Onu görmeye gittin.
İyi. Bak benim vaktim yok.
Ya bana doğruyu söylersin.
Ya da... ...pok yoluna gidersin.
Yok Yunanistan'a gitmiş. Kıza bakmış gelmiş.
Dalga mı geçiyorsun benimle?
Bak. Sana son kez soruyorum.
Bana... Adam gibi cevap ver.
Kimin için çalışıyorsun?
Kim tuttu seni?
Kimse.
Niye sattınız vatanı?
Ee, ne diyorsunuz?
Güzel.
Adadaki eski evimiz gibi değil tabii ki.
Ama idare edecek.
Paramızı biraz idareli kullanırız.
Ve daha sonra... ...ihtiyacımız olan şeyleri zamanla alırız. Ela, sen git
bize çantaları getir hadi.
Ziyaretim var.
Ada Tunalı.
Mahkeme avukatınız olarak beni atadı.
Beni buradan çıkartacak mısın?
Elimden geleni yapacağım. Ama sizin de yardım etmeniz gerek.
Lütfen, buyurun oturun.
Alo, Nazlı haber var mı?
Yok, hiçbir şey yok.
Babasına sormadınız mı?
Sorduk, herkese sorduk.
Ama iki gündür kimse haber almamış.
Kiryos makis.
O da bilmiyor.
Dur bakalım.
Çıkacak bir yerden.
Belki sen yoksun diye basıp gitti.
Sedat bu bir şey olmaz ama.
Nazlı.
Çıkacak dedim.
Sedat Bey casuslukla suçlanıyorsunuz.
Anlatamayacağım galiba derdimi. Benim casuslukla alakam yok.
Bakın yardım etmeye çalışıyorum. Et o zaman.
Kaç kere söyleyeceğim. Ben casus değilim.
Sabaha karşı canınızı tehlikeye atıp koca nehri geçtiniz.
Sırf sevgilinize sarılmak için, öyle mi?
Evet.
Gene olsa gene geçerim. Ne var burada?
Yat kızım. Cereyi düşünüldü.
Devletin emniyeti.
Dahili veya beynelmiler siyati menfaatleri icabından olarak gizli
kalması lazım gelen malumatı siyati veya adli icat tuttuk maktadıyla istisal
ettiğinden Sedat Yaman'ın eylemine uyan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133.
maddesi hükmü gereğince takviye ve teşkil eden 20 sene ağır hapis cezası
ile cezalandırılmakta tanık ile ve gelinin iç ağında oy birliği ile karar
verilmiştir.
20 sene.
Sedat.
Baba. Bırakın oğlumu. Nereye götürüyorsunuz?
Oğlumu bir suçluyor. Bırakın onu.
Halil amca.
Buradayım. Merak etme.
Şuraya koy.
Eleni.
Eleni.
Yani, sizin iyiliğinizle ilgili hiçbir sorun görmüyorum.
Biliyorum. Ama siz benim annemi bilmiyordunuz. Sağlıklı ve iyiydi,
seyahat ediyordum. Onun için yoruldum.
Benimle ilgili bir ilişki var mı?
Sonunda analizlerimi görelim ve tekrar görüşürüz.
Alın.
Teşekkürler.
Peki, yaşayacak mıyım?
Sıfır bir anı görüyorum. Ama bu kadar ciddi bir şey değil.
Diğerlerine göre, sizin durumunuzda kesinlikle normal.
Benim durumum?
Bilmiyorsunuz değil mi?
Ne?
Biliyorsun baban öyle kolay beğenmez.
Mama.
Hemen evlen demiyorum ki elenim o. Ama hiç değilse bir görüş, bir
sohbeti belki sen de eğer. Ben hamileyim.
Alo. Ne oldu? Haber var mı?
Duymadın mı?
Neyi? Sedat.
Evet. Nehri geçerken yakalamışlar.
Casusluktan 20 yıl hapse mahkum etmişler.
Haberler nasıl?
Aynı.
Yalnız nakil kararı alındı.
Nakil mi?
Bugün Eskişehir cezaevine gidiyorsun.
Senden bir şey rica edebilir miyim? Tabii.
Saatin üstünde adı yazıyor.
Yunanistan'da. Eğer adresini bulabilirsen... O mu?
Uğruna karşıya geçtin.
Postalarım, merak etme.
Bakın, ta Atina'dan geldim. Bırakın göreyim.
Olmaz hanım, ısrar etme.
Niye? Kimsin, nesin, akrabası mısın?
Hayır, ama... Adam Yunan casusu. Sen Yunanistan'dan gelmişsin. Ben sana ne
sıfatla görüştüreceğim?
Müdür bey, ben Türk'üm. Benim Türk pasaportum var. Bakın.
Eleni sucu oğlu. Evet.
İstanbul. Büyükada'dan. Lütfen.
Sadece beş dakika bile görsem yeter.
Saatlerdir yoldayım.
Yalvarırım beni geri çevirmeyin.
Burada kanun var, nizam var.
Öyle her önüne geleni görüştüremem.
Müdür Bey. Hadi kardeşim, hadi bakalım. Makamı meşgul etmeyelim.
Hiç değilse bunu verir misiniz?
İyi misin?
Ay bembeyaz kesilmişsin sen.
Yürüyor muyuz senin canın var?
Evlendiniz.
Düğün? Yok bura Eren'i.
Biz bize gidip imza attık işte ama.
Asıl düğün Atina'da.
Atina mı?
Sen ne yapacaksın?
Döneceksin mi Atina'ya?
Bilmiyorum.
Nazlı. Ya canım.
Mektup bıraktım.
Verirler değil mi?
Verirler.
Verirler merak etme.
Halil abi gel güzel çay var.
Halil abi.
Halil abi.
Halil abi.
Halil abi.
Halil abi.
Benim karnımdan öldü. Bak teselli olacaksa hiç acı çekmemiş. Kalp krizi
olduğunu tahmin ediyorlar.
Sedat! Benim yüzümden.
Böyle düşünmenin bir faydası yok.
Sorumlusu benim öyle değil mi? Tamam gel otur şöyle gel.
Son görevimi bile yapamadım.
Cenazede gereken her şeyi ben yaptım. En azından içi rahat olsun.
Sedat, şimdi sırası değil ama bunu bilmek zorundasın.
Atilla ile temasa geçmeye çalışıyorum.
Ama Türkiye-Yunanistan ilişkileri tamamen kesilmiş durumda.
Telefonla bile görüşmek mümkün olmuyor.
Mektuplar desen zaten sansüre giriyor.
Ondan sonra da ulaşıp ulaşmadığını kimse bilmiyor.
Çok üzgünüm.
Daksinaz limonu geldim, tamam.
Haydi, haydi, haydi.
Ah kriya maria.
Atina'da küfretmeyen adam kalmadı. Trafiği birbirine kattık. Aman
beklesinler. Benim arkadaşım doğum yatmış.
Canım nasılsın?
Gözümüz aydın. Lokum bu lokum.
Ege.
Ege koyacağım mama.
Adı Ege olsun.
İstediğin şeylerin hepsini getirdim. Biraz da yiyecek aldım. İdareye
bıraktım. Sana verecekler.
Sedat. Affedersin dalmışım.
O kadar mektup yazdım.
Bir tane bile cevap alamadım.
Ben de sordum soruşturdum.
Atina'daki tanıdıklar vasıtasıyla epey bir araştırdım. Ama bir sonuca
ulaşamadım maalesef.
Üzgünüm.
Babam. Torununu görmeye gelmeyecek mi?
Ne yazıyorsun sen?
Ben Sedat'a yazıyorum.
Ses çıkmıyor ama.
Yollatmıyorlardır canım.
Yoksa niye yazmasın? Döşenir sana o.
Ben de sordum soruşturdum ama... ...yerini yorduğunu bilen yok.
Belki eline geçer. Okur.
Yolundan haberi olur.
Sedat Yama!
Mektupların var!
Mektup?
Bunlar benim yazdığım mektuplar. He, adrese bulunmamış. Kime yazdın sen? İade
olmuş.
Eleni'ye yazdığın onlarca mektup adresinde bulunamadı diye geri iade
edildi.
Sedat'tan hiç haber alamıyordum.
Edirne cezaevinden Anadolu'ya nakledildiğini öğrendim.
Mektuplarım yerine bir türlü ulaşmıyor, tekrar bana dönüyordu.
Ben kendimi kitap yazarak avutmaya gayret ettim. Belki bu kitaplarla Eleni
'ye ulaşabilirdim.
Sedat'tan yadigar kalan biricik oğlum Ege ile bu hasrete karşı durmaya gayret
ediyorum. Artık Ege benim her şeyim oldu.
Bütün teselliyi ve gücü onda buluyordum.
Doğumundan beri torununa bir kere bile sarılmayan babam sanki olanların
intikamını Ege'den alıyordu.
Avukatıma da her işime koşuyor, beni hiç yalnız bırakmıyordu.
Benim elim ayağım olmuştu sanki.
Küçük Ege beş yaşına girmişti.
Ara sıra benim babam nerede?
Dedem beni sevmiyor mu diye soruyor.
Verecek cevap bulamıyordum.
Küçük Ege on yaşına girmiş. Daha çok bilinçlenmişti.
Ona başımızdan geçen olayları.
Savaşın kötülüğünü anlattım.
Baban Türkiye'de bir gün buluşacağız diyordum.
Günler ayları, aylar yılları kovaladı. Ben bu süre içinde dört kitap yazdım.
Mektuplarla Elen'e ulaşamayınca, Büyükada'daki dostluklarımızı,
üniversite yıllarımızı, Elen ile olan büyük aşkımızı, ayrılığımızı ve başımdan
geçen bütün olayları dile getiren Sürgün adlı bir kitap yazdım.
Bu esnada avukatım sevinçli bir haber verdi.
Ecevit, genel af teklifini meclise sunmuştu.
Bu benim hürriyetime kavuşmam demekti.
Sedat'ın yazdığı sürgün adlı kitaptan İstanbul'daki fabrikanın müdürü Makis
bir adet babama gönderdi.
Beni yazmış.
Hep beni yazmış.
Kızım kimi yazacak diye başka?
Kim sevdi birbirini sizin kadar ha?
Tamam ağlama.
Ağlama umudunu kaybetme ne olur.
Madem kitabı bulduk. Sezat'ı da bulacağız.
Tamam mı?
Türkos poros ti tabii.
Ti?
Türk tohumu ne demek?
Nereden çıktı o söz?
Okulda hem piç tohumu hem de Türk tohumu diye diyorlar.
Bırak o akılsızların lafını.
Senin soyun da deli de sopun da.
Sen büyük adanın tohumusun. Anladın mı?
İstanbullusun sen, İstanbullu.
Tamam?
Ya ya, topu öyle kurdum ki akizi geçti direk kaleye.
Geçmiş olsun.
Sağ ol.
Bana değil Ecevit'e teşekkür et. Affol çıkardın.
Meşhur yazar. Ne yapacaksın?
Bilmem. Hiçbir planım yok.
Hadi gidelim.
Ve gol!
Bravo Ecevit!
Aslanım benim.
Çok güzeldi.
Kimin torunusun bakayım?
Ege! Ege!
Pol!
Dede gördün mü?
Dede! Dede!
Dede! Dede! Dede!
Dede!
Eleni mi o?
Buradayım baba.
İyi misin?
Kala. Uyandın mı?
Uyandım Ege'm.
Ben doktor cariyim.
Ayrıca lüzum yok.
Eleni ile bizi yalnız bırakır mısınız?
Büyük bir hata.
Tanrı biliyor ya ne yaptıysam seni sevdiğim için yaptım.
Hele baba.
Şimdi sırası değil.
Belki ben buradan çıkamam.
Doğduğun topraklardan uzak.
Sürgünüm.
Ama sen git.
Git onu bul.
Ve ona de ki hakkını helal etsin.
Ben de beni affettim.
İyi günler.
Ben Sedat Yaman'a ulaşmak istiyorum.
Telefonu, adres eğer... Hanımefendi, maalesef bu bilgileri dışarıya
veremiyoruz. Yok.
Yanlış anladınız. Ben yabancı değilim. Tanıyorum Sedat'ı. Biz oğlumla da
Atina'dan geldik. Sedat Bey'in nesi oluyorsunuz?
Arkadaşı. Yakın bir arkadaşı.
Yalnız Sedat Bey'in kesin talimatı var. Kimseye numara veremiyoruz.
Bakın.
Biz okuyucu falan değiliz.
İsterseniz siz arayın.
Sedat Bey'i arayıp bizim burada olduğumuzu söyleyin.
Maalesef hanımefendi.
Hanımefendi.
Giremezsiniz hanımefendi.
Neşe, ne oluyor kızım?
Cevdet Bey, hanımefendi Atina'dan gelmiş. Sedat Bey'in okuyucusu. Okuyucu
değilim ben.
Eleniyim, Eleni.
Eleni? Evet.
Bakın, ta Atina'dan geldik. Sizden rica ediyorum.
Sedat'ın Eleni.
Evet.
Tamam Yeşil, gidebilirsin.
Buyurun.
Ne yapıyormuş babam ayvalıkta?
Bilmiyorum. Cevdet Bey söylemedi. Sadece adresi verdi.
Heyecanlı mısın?
13 yıl Egemo.
Bu kadar çok hayal ettim ki bir an bile ümidimi kaybetmedim.
Az kaldı.
Mama? Doğru geldi.
Merhaba. Adım Ege.
Elin'in oğluyum. Siz benim babamsınız.
Annem sizinle tanışmamı istedi.
Elin'in mi?
Annen nerede?
Hatırla ey peri, o mesut geceyi,
çamların altında ağladım
bu seni.
Hatırla ey peri, o mesut
geceyi, çamların altında ağladım bu seni.
Allah'tan bulasın.
Beni mecnun ettin ah sen de
olasın.
Aşkımı inkar edersen Allah'tan
bulasın.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.