Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ne yapıyorsunuz siz burada?
Bu ne rezillik?
Sokağın ortasında olacak iş mi bu?
Yakışıyor mu size?
Bakın ben buraya iki medeni insan gibi konuşmaya geldim ama benim gördüğüm
tek... Şişt! Hap hap!
Yasemin.
Ben burada karşında iki medeni insan göremiyorum.
Medeniyetmiş.
Şimdi çık git buradan.
Beni medeniyet dışına çıkarma. Hadi.
Peki.
Bir daha karşınıza çıkmamak üzere gidiyoruz.
Git. Git de bir daha dönme.
Ukala.
Yasemin.
Kızım.
Yakışık alıyor mu?
Bütün konuyu konuşmaya rezil oldun.
Ayıp.
Sokağın ortasında bir delikanlıya tokat atmak ne demek? Sana yakışır mı?
Yakış.
Yasemin.
Bak kızım ortada bir densizlik var. Farkındayım.
Ama niye haklıyken haksız duruma düşesin bir tanem?
Gel buraya.
Tamam.
Hadi gel eve gidelim.
Eve gidelim konuşalım. Hadi kızım benim. Gel.
Seni ben döndükten sonra evlenme kararı verdiyen öyle mi? Çok mu sevindin?
Gideceksin.
Karını da alıp buradan gideceksin.
Yoksa Zeynep senin yüzünden ömrü boyunca yaşayacağı bir hata yapacak.
Ben böyle bir şeye müsaade etmem.
Sen kendini ne sanıyorsun be?
İki hayat mı yaşayacaksın sen?
Bir hayatında evli mutlu çocuklu, diğerinde Zeynep.
Hala?
Ne oluyor orada?
Ay yok bir şey canım. Geliyorum hemen.
Geliyorum canım.
Bak işte.
Bu kız her gün böyle seni görecek.
Senin karını ve çocuğunu.
Geldim canım.
Ne konuşuyordun onunla? Aa konuşmadım.
Azarladım.
Bana arkamdan seslendi bu. Benim de boşluğuma denk geldi. Beylerle bakmış
bulundum. İşte Saadet abla nasılsın falan diyecek oldu. Yok ablam falan
senin. Sen artık el adamısın dedim.
Öyle işte.
Bana niye gülümsedi o zaman?
Ha işte arsızsa demek.
Hala.
Ya Allah Allah.
Ali Rıza'nın annesinin yaptıklarını öğrenmiştir etraftan.
Keyif almıştır beyefendi.
Erkekler kendilerinden sonra kadınların her perişan olmasını isterler ya.
Hala. Ne hala hala?
Bilmiyorum sana neden güldü. Ama ben bunu azarlayınca... Zaten ben gideceğim
buralardan. Karınla çocuğum alışamadı falan dedi.
Başka da bir şey bilmiyorum.
Tamam.
Tamam canım neyse ne.
Ne hali varsa görsün zaten konumuz o değil. Değil.
Sen gitmedin mi?
İyi misin?
Zeynep bunca yıl beni beklemiş be.
Biz geldikten sonra evlenmeye karar vermiş biliyor musun?
Bana olan öfkesinden.
Ben hata yaptım.
Seninle buraya geldim hata yaptım.
Sen en güvenli yer dedin. Burada bir şey olmayacak dedin. Olmayacak.
Ben size bir söz verdim merak etme. Size bir şey olmayacak.
Zeynep burada.
Senin aklını karıştırıyor.
Sen sözünü tutmayacaksın Murat.
Vera, bana güven. Size bir şey olmayacak.
Hah, böyle durabiliriz.
Burada mı evin? Biraz ileride de babamla karşılaşmayalım diye.
Babam, gerçekten yüz bin nikah kıydı mı? Evet, rekortman.
Sen kaç evliliğe kıydın? Senin rekorun kaç?
Nikah birkaç saatlik iş.
Boşanmaysa aylar seneler sürüyor. Evlilikten daha ciddi iştir yani.
İyi ki babamla tanışmıyorsun.
Kızım ne yapıyorsun burada?
Eve geldim baba.
İyi. Kim o arabadaki?
Hiç. Şoför. Şirketin şoförü. İyi oyalanma. Hadi eve gel.
Vay. Şoför ha? Ne yapayım?
Yakalanıyorduk.
Hadi git sen.
Yasemin öldürecek beni.
Ah canım ellerine sağlık.
Afiyet olsun.
Sağ ol.
Yasemin kızım bekle.
Yasemin.
Yasemin. Kimse peşimden gelmesin. Yasemin kızım.
Abi ne oluyor böyle?
Durumlar kötü.
Sinan'la ayrıldılar.
Ne?
Duydun mu benden de bir ne?
Ne var ne?
Niye şaşırdınız bu kadar? Ben asıl ona şaşırıyorum.
Olmaz da o oğlanın ailesiyle.
Olmamış da işte.
Sabit olmuş.
Abiciğim, emin misin?
Onlar nasıl ayrılabilirler ya?
Medeni bir şekilde.
Sinan öyle dedi.
Ama Yasemin pek medeni değildi.
Tamam, tamam. Herkes sakin olsun.
Ben onu nasıl kendine getireceğimi biliyorum. Nasıl kendine getireceksin?
Görmüyor musun? Kendini odaya kapattı yine.
Bak.
Eyvah eyvah.
Şimdi izleyin bakalım odadan çıkıp nasıl beni oda oda kovalıyor.
Yasemin.
Yasemin benim sana bir şey söylemem lazım.
Elbisen yırtıldı.
Hangi elbise?
Mavi olan.
Beyaz yakalı hani.
Ama çok büyük bir şey değil yani.
İçeriden bir, bilemedin iki dikişle toparlar.
Aa! Yasemin ne yapıyorsun? Kızım, ablanın üstünde paraladığın elbiseyi.
Zilem almıştı bana bu elbiseyi.
Birinci yıl dönümü hediyesi.
Onunla geçen yıllarım baksın.
Eyvah! Yasemin ne yapıyorsun? Dur! Ya imdat!
Tek içeriği yoksa üstünde paralayacağım. İçeri geç! Eyvah eyvah! Abi ne
yapacağız? Hiç karışmayın. Sakın ha!
Karışmayın. Ya tabii ben karışmam.
İmdat!
Ay abi, elbiseyi mi yırtıyor, kızın saçlarını mı yolluyor sence? Ne bileyim
be Saadet? Ne bileyim?
Bir şey yapmak lazım.
Ne yapıyorsunuz?
Hey dostum. Biraz sakin ol ya. Ben mi sakin olacağım?
Ya siz kendi halinizi görmüyor musunuz? Sesiniz asansörden geliyor. Gelir tabii
ya. Bunu bir AVM'de gördüm aldım. Bayağı kesiyor ha.
İnsan havaya falan sokuyor.
Tövbe tövbe ya. Ben boğuluyorum ya.
Annem sen gerginsin epey.
İstediğiniz oldu.
Yasemin'le ayrıldık.
Hadi canım.
Yalan.
Size ben bu konu hakkında yalan söyleyebilecek biri miyim?
Ne haliniz varsa görün tamam mı? Tam istediğiniz ortama düştünüz.
Parti tayin. Böyle böyle çal.
Çal. Devam et.
Koydum sevinçlerimi.
Önüme baktım hepsi sensin
Yazdığım şiirlerin her hecesi
Üzüldüm tüm filmler
Yıpranmamış hayatlar Büyük hüzünler
bekler Her işte bir hayır
Bu işte hepsi sensin Şimdi senden vaz mı
geçmeli?
Masal olup yola devam mı etmeli?
Ben kalpten sorumlu, aşka sorun duydum
Anladım her şey sensin
Şimdi senden vaz mı geçmeli?
Masal olup yola devam mı etmeli?
Ben kalpten sorumlu, aşka sorumluydum.
Anladım her şey sensin.
Anladım her şey sensin.
Tamam mı?
İnanır mısınız?
Bakmayın öyle.
Merak etmeyin.
İyi. Güçlü.
Hayatıyla barışık biri var karşınızda.
Hıh.
İyiyim.
Ne oluyor?
Vaz mı geçtin?
Yapma Murat. Ben bütün gelecek planlarımı bunun üstüne yaptım ama. Ben
seni daha yeni aradım. Ne ara ne plan yaptın? O sırada yaptım işte planları.
Buradan gelen 400 bin lirayla maliyeye olan borcumu ödeyeceğim. Üstüne de bir
şeyler kalır sevdim. Üstüme başıma bir şey... Satmıyorum da kiralamıyorum da.
Doğru. Benim ama başka para kazanabileceğim bir mecra yok. Ben bu
işe bir sürü yatırım yaptım. Ne yatırım yaptın? Bak mesela buna para harcadım.
50 lira bu.
Ha bak tanesi geldi. Ne kadar diyor bu? 50 lira diyor.
Bir şey ne gösteriyorsun? Bin lira da geç. Keşke bin lira deseydin.
Tam bir şeye yükseliyorum. Anında tokat gibi cevap geliyor ya.
Gel babaannem.
Bahar.
Babam gelmedi daha sofraya kızım dur.
Babaannem oturdu.
Teknik olarak evimin en büyüğü burada.
Evet.
Herkes nerede?
İki freyle herkes burada babacığım. Nergis ablam yoldaymış.
Yasemin de yemeğe inmeyecekmiş.
Zeynep, kızım sen annenin yemeğini koy hadi beklemesin.
Biz de Nergis'i bekleriz.
Koy koy.
İlaç içeceğim ben. Abla bana da koysana ya. Ben odamda yiyeceğim.
Var.
Kızım yemek hep birlikte yenir. Benimki depresyondan değil babacığım.
Derskolik bir çocuk yüzünden odama çıkıp projeye çalışmalıyım. Yani zamanında
bana daha iyi bir bilgisayar alınmış olsaydı... ...buna gerek kalmayacaktı.
Okulda da bana rakip gelmeyecekti. Sen tercihini zamanında telefondan yana
değil de... ...bilgisayardan yana kullansaydın... ...daha iyi bir
bilgisayarın olurdu.
Doğru.
Tercihi sen yaptın. İşte böylelikle de hayatın içindeki tercihler... ...ne
kadar önemli şeymiş onu öğrenmiş ol.
Zeynep ablam gibi mi mesela?
Yuh!
Konuşturulmuyorum ben.
Resmen özgürlüğüm kısıtlanıyor.
Dört yanlışın bir doğru mu değil, bir yanlışın dört doğru mu götürüyor bu
evde? Baba, şuna bir telefon ver de susun. Ya da halacığım, sen kendi evinin
anahtarını ver de... ...bir süre sende kalsın bu, ha? Bu fikre çok açığım.
Dört yanlış bir doğruyu ancak sınavlarda götürür Bahar'cığım.
Ama bazen hayatta yaptığımız küçücük bir yanlış... ...tüm doğruları siler atar.
Halan doğru söylüyor.
Zeynep ablandan özür dilerim.
Dile.
Murat abi hakkında söylediklerim için özür dilerim abla.
Sen kendini ne sanıyorsun be?
İki hayat mı yaşayacaksın sen? Bir hayatında evli mutlu çocuklu, diğerinde
Zeynep.
Hayırlı akşamlar. Hayırlı akşamlar kızım.
Kusura bakma ya sofrayı da beklettim hakkınızı helal edin.
Helal olsun.
Helal olsun.
E hadi ne bekliyoruz başlayalım.
Alayım da.
Al kızım.
Alayım ben onu.
Hayırdır Nergis?
Bir şey mi oldu? Ya baba, dükkana bir vergi memuru geldi.
Adam hiç göz açtırmıyor.
Sağ ol kızım.
Anlaşıldı şimdi.
Ben de kaç kez aradım seni merak etmiştim.
Demek sebep buymuş ha? Adam dışarı çıksın diye apar topar kapattım baba
dükkanı. İşte telefonum da dükkanda kalmış. E olur kızım. Normal.
Memur bu işini yapacak elbette.
Sen kendinden emin olduktan sonra.
Değil mi?
Hadi memuru sonra konuşuruz.
Yemeğe başlayalım. Bismillah.
Bismillah.
Bir çiçek değdi gönlümün kıyısına Kokun karıştı gecenin sessizliğine
Kokun karıştı Gecenin
sessizliğine
Kuru yaprak.
Karşınıza durmadan zorluk çıkaran insanların önüne bir çiçek koymağı.
Bazen... ...insanın önündeki çiçeği görebilmesi için...
...önce dilindeki dikenleri susturması gerekir.
Rabbim soframıza bereket, ayrımıza huzur, mutluluk ihsan eylesin. Amin.
Amin. Hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara eda nasip eylesin. Amin.
Aşı olmayanlara aşk, işi olmayanlara iş, eşi olmayanlara hayırlı eşler nasip
eylesin. Amin.
Bizlere de helalinden verdiğin nimetler için şükürler olsun.
Amin. Amin.
Canım kızlarım.
Benim bugün sizden bir... ...helallik almam lazım.
Yine bir şey olmuş.
Bir günde olaysız dağlamıyoruz ya.
Hepsi benim yüzümden.
Onların edepsizliği ayol. Kendini suçlamayı bırak.
Ya gerçekten ne oluyor ama?
Dayım adamlara borçlanmıştı ya.
Borcu ödemek için Ali Rıza'dan almış parayı. Ali Rıza'nın o Nemrut anası
da... ...herkesin içinde Zeynep'e... ...daha evlenmeden oğlumu yolmaya
çalışıyorsunuz demiş.
Ben de ağızlarını kapatmak için anne... ...tek başıma bir karar aldım.
Annenizden kalan broşu...
...borca karşılık
onlara verdim.
Babacığım. Sen doğru olanı yapmışsın.
Benden yanına bir hak yoktur. Ama varsa da helal olsun.
Yani hem iyi tarafından bakarsak... ...yani bu şekilde Ali Rıza mensu da
kapanmış oldu, değil mi ablacığım?
Yani.
Ben masayı toplayayım. Tamam, biz de sana yardım edelim.
Ah kara talihim.
Şu delikanlının mutluluğu bir tam gün bile sürmeyecek mi yani?
Allah'ım.
Sen annesi ortalık karıştıranların meraklısın.
Bana bir yol göster.
Ali Rıza'm.
Buyur.
Annem baksana en sevdiğim biber dolmasından getirdim.
Dükkanda işi uzamıştır dedim kendim getirmek istedim.
Annem biliyorum bana kızgınsın ama bir anneye bu yapılır mı? Bak ben askerden
geldiğinden beri ilk defa tek başıma yemek yedim çocuğum.
Anne bundan sonra asla tek başına yemek yemeyeceksin asla.
You will never eat alone.
Bir İngiliz takımı tezahüratıdır.
Hatta eve gidince yemek masasının sandalyelerini sadece ikiye düşüreceğim.
Sen ve ben.
O benim için boş tuttuğumuz ev vardı ya. Onu da artık sevabına mutlu bir çifte
veririz. Tabii tabii şey deriz.
Sevip de kavuşamayanlardan gelin ve damada üç artı bir.
Güzel bir daire.
Kabarık sülalesi de burada sona ermiştir.
Soyumuzu değerli katkılarınla...
Kuruttun anneciğim.
Deme deme öyle şey çocuğum söz vücut bulur derler Allah korusun. Sen ver onu
bana ben her şeyi düzelteceğim.
Gideceğim Mesut Bey'den de özrümü dileyeceğim olur mu?
Gerçekten mi? E tamam al.
Tamam.
Hemen gidelim o zaman. Çocuğum bu saatte gidilir mi? Adam pijamasını pijamasını
giymiştir. Namazı kalkıyor ya sabahleyin.
O da doğru.
Sen annene güven çocuğum. Ben sabah erkenden bu durumu düzelteceğim.
Senin mutluluğun benim gururumdan çok daha kıymetli annem.
Ver bakayım dolmanı.
Hemen.
Bakalım. Senin dolman da iyidir.
Nerman Hanım.
Afiyet olsun annem. Şunu yapıyorsun ha.
Koyuyorum buraya yiyeceksin.
Anne bak gideceksin ha.
Numara yapmayayım değil mi? Söz ver.
Aldım. Çantamı da attım.
Tamam.
Halledeceğim çocuğumu, hiç merak etme.
Ne yapacağız be Emine'm?
İşler gittikçe zorlaşıyor.
Yasemin'le Sinan da ayrıldı.
Sen şimdi onlar ayrılamaz Mesut diyorsun ama... ...ayrıldılar işte.
Vallahi bundan sonrasında nasıl toparlar onu bilemem.
Çok uzak bir şehirde Beklendiğini bilerek
Gün gelir, için yanar Elin gider
mektuplara Gün gelir, beni ararsın
Gözün dalar uzaklara Yaz gelir
Sıcak olur akşam sahil yollarında Her
adımda beni anarsın Gözün dalar ufuklara
Rüzgar aşkımı kucağına alsa
Dağları tepeleri aşsa Saçlarına
ulaşsa
Saçlarına ulaşsa.
Hayda ne kadar koşacağız ya? Kaç kilometredir koşuyoruz. Ayrıca koşarak
konuşmak zorunda mıyız?
Bak canım.
Sinan o kızdan ayrılmış olabilir.
Ama ben malımı çok iyi bilirim. Şimdi o kızı ki mık mık yapsa bizimki hemen
yelkenleri suya indirir. O zaman açık konuşuyorum.
Senin görevin Melek'ciğim Sinan'ı Yasemin'den soğutman.
Biz ikimiz de seni çok sevdik.
Ama şu an için önemli kişi Sino.
Ama bakın baştan söyleyeyim benim Sinan'dan hiçbir beklentim yok.
Biz öyle şakalaşıyoruz falan filan ama aramızda bir şey olduğu anlamına gelmez.
İyi de Sinan Yasemin'le evlenirse ne kadar mutsuz olacağını da görüyoruz.
Ya doğru. İşte sırf o yüzden bir tanesi üzülmesin diye ben bu anlaşmaya evet
diyorum. Ama net söyleyeyim. Sakın bana kaynana kayınpeder tripleri falan
yapmayın. Çünkü hiç çekebileceğim tipler değilsiniz.
Bir tanesi. Hiçbir zaman aksiyon için aceleci davranmam. Ben bu hayatımda
öylesine neticeyi etkileyecek döngüler yaşadım ki. Mesela Aycan bana siz derdi.
Ben ona siz demeyin. Lazım olur derdim. Sonuç? Lazım oldum.
Hoppa hoppa.
Herkese günaydın. Günaydın abi.
Günaydın baba, günaydın.
Yasemin nasıl oldu, iyi mi?
Bütün gece aklım ondaydı. Yasemin odada yok baba.
Yani dün gece tek uyusun diye ben salonda yattım. Ama şimdi baktım odada
yok. Yani burada da yok.
Orada da yok. Yani kısacası Yasemin yok.
Nerede ki bu kız?
Odadan çıktığını da hiç duymadık.
Bu ne ya? Sabahtan beri pencereden bir kızartma kokusu gelip duruyor.
Ha?
Yoksa... Ne oluyor ya?
Hadi kızım, in aşağı hadi.
Durma, bekleme hiç.
Eyvahlar olsun.
Günaydın.
Günaydın herkese. Günaydın kızım.
Günaydın, günaydın. Hadi, geçsenize oturun. Çok güzel şeyler hazırladım.
Geçelim tabii.
Hadi kızlar.
Ellerine sağlık. Afiyet olsun babacığım.
Çok güzel.
Nergis'i de babaannenizle bekleyelim. Öyle başlayalım olur mu?
Şey, Nergis ablanın vergi dairesine gitti babam. Memur'u şikayete.
Allah'ını seversen.
Tamam o zaman. Biz de babaannenizi bekleriz. Öyle değil mi güzel kızım?
İyi. Benim bir sürprizim daha var. Onu da getireyim o zaman.
Depresyon mol bir.
Duygularını bastırıyor. Bu hiç iyi değil.
Tamam, anlaşıldı.
Ben daireyi arıyorum.
Mesut Bey.
Ay acaba ismini Rekortmen Bey diye değiştirsem mi? Ama yok görürse çok
utanıyorum.
Buyurun Rekortmen Bey.
Ayşe Hanım.
Çok özür dilerim. Dilim süçtü.
Yok, estağfurullah. Rica ederim.
Öncelikle hayırlı sabahlar.
Ben bir saat kadar geç kalacağım.
Beni idare ederseniz sevinirim.
Evde farklı sıkıntım çıktı.
Hayırlı sabahlar. Tabii ki ilgilenirim.
Ama dün de apar topar çıktınız. Ciddi bir durum yok inşallah.
Yok, yok. Her şey yolunda.
Düzelir. Düzelcek inşallah.
İnşallah. Ve benim yapabileceğim bir şey olursa...
Her zaman yanınızdayım biliyorsunuz.
Biliyorum.
Teşekkür ederim Ayşem.
Sabah şerefleriniz hayır olsun.
Günaydın Safiş'im. Gel babaannem gel.
Gel anneciğim, buyur otur gel. Sağ olasın, gel otur.
Sağ ol amacım. Sağ ol amacım.
Yasemin.
Kızım hadi seni bekliyoruz.
Enişte.
İyiyim. Sanki hiç sorunumuz yokmuş gibi.
Aman. Eniştem.
Biraz.
Anneciğim, kapımız var. Daha medeni, daha basit. Onu kullanmayı düşünür müsün
ha? Açılıyor, kapanıyor falan.
Aslı'cığım, acil durumlarda prosedür uygulanmaz.
Neymiş o acil durum Servet?
Şöyle ki enişteciğim, sabaha kadar hatalarımı düşündüm. Daha sonra hatasız
kul olmaz düşüncesinden yola çıkarak... ...kendimi affettim ve size de...
Nasıl affettireceğimi buldum. Ee, sonra?
Sen niye sürekli buradasın ya? Senin home office'in yok mu?
Lafı karıştırma Servet. Sana nasıl çözeceğini sordum.
Anlat. Şöyle ki enişte, yapay zekaya sordum. Ey ay dedim. Böyle böyle
durumlar içerisindeyim, ne yapabilirim? O da bana dedi ki... ...Servet, kendini
sıkıntılı ve sıkışmış hissediyorsun.
Anlıyorum dedi.
Servet. Dedi.
Şöyleymiş, benim durumu avukat çözebilirmiş. Bir avukat lazımmış bana.
Önce bu ceza olayını, Yaman'ın ceza olayını avukatla çözeceğim. Daha sonra
Ali Rıza'ya olan borcumu halledip... ...broş meselesine geldiğimizde ise...
Ayşen.
Evet, biraz fazla uzattım. Tamam, bana avukat lazım. Durumu o çözebilirmiş şu
an. Yani benim tanıdığım bir avukat var aslında ama... Aslı.
Vallahi mi?
Dayısının canı.
Dayısının canının içidir çünkü Aslı. En çok seni sevdiğimi söylemiş miydim daha
önce Aslı? İnsan içinde. İnsan içinde söylemedim.
Aslı, sen avukat arkadaşını devreye sokma.
Bu onun da başını belaya sokar.
Yani babacığım avukat diye kendini koruyabilir diye düşünüyorum ama... Ben
bilmem. Diyeceğimi dedim.
Sonrasında demedi, demeyi yeniyordu.
Enişteciğim uyarısını yaptı. Tamam, gayet güzel. Avukat kendini koruyabilir
enişte. İyi, güzel. O zaman çözdük bu işi. Canım benim. Bu ne ya, bu masa?
Ha? Zeynepgül'üm, döktürmüşsün yine.
İnanmazsın ama bu defa ben değil, Yasemin.
Vallahi mi?
Ve nerede bu kız?
Onu otur ve ver kesene.
Lütfem lazım.
Yaman'a haber vereyim. Lütfem lazım bir an önce. Al götür, hepsini götür. Dünya
kadar var. Kim yiyecek bunları?
Vallahi mi?
Tamam. Haydi bakalım.
Afiyet var olsun canımın içi ailem benim.
Yasemin kızım, işe geç kalıyorum.
Of of.
Evlat hatırına düştüğümüz günlere bak yarabbim ya Resulallah.
Ne oluyor? Bırak, bıraksana.
İmdat.
Çantamı çalıyorlar. Bırak.
Çandamı çaldılar!
Komşular! İmdat!
Polis! Polis yok mu?
Nerman abla?
Nerman abla iyi misin?
İyiyim canım.
Nerman Hanım iyi misiniz? Nerman Hanım.
Kızım tut. Tut kızım beni.
Çaldılar. Çandamı çaldılar Mesut Bey. Gitti çandam.
Kızım. Broş da o çantanın içindeydi. Broş da gitti.
Ne? Gitti broş.
Sana özür dilemek için geliyordum kızım.
Affınızı dileyecektim ama broş da gitti çantayla. Neriman Hanım, broş dünyamı
alır. Siz iyi misiniz?
Hastaneye götürelim. Ben getiriyorum arabayı. Yok canım, istemem.
Selim kızım, tut kolumu.
Hadi Moral, hadi. Biz kendi meselemizi kendimiz çözeriz. Hadi.
Yardım edin kızlar hadi.
Neriman Hanım.
İçeri geçelim dizinize bakalım hadi. Buyurun.
Buyurun buyurun. İçeri geçelim buyurun. Buyurun buyurun. Hadi çocuklar hadi. Tut
kızım bırakma.
Dikkat edin.
Yavaş yavaş.
Şöyle alalım sizi buyurun.
Biraz rahatlayın siz şöyle.
Teşekkür ederim.
Bağır kızım.
Aşağıya bir buz getir.
Yasemin ablana da bak. Hadi çabuk.
Günümüz epey hareketli başladı gerçekten.
Babacığım beni işten beklerler.
Akşam görüşürüz. Size de tekrardan geçmiş olsun.
Sağ ol kızım. Hoşça kal canım.
Buyurun Bayan Scooter.
Müsait misin?
Ses tonuna bakılırsa başın yine dertte. Yok. Bu sefer benim değil, dayımın. Ya
dayımın vergi cezası ile başı dertte. Avukata ihtiyacı varmış. Benim de aklıma
sen geldin. Gerçi sen boşanma avukatısın ama... ...yani belki birine
yönlendirirsin ya da sen yardımcı olursun diye... ...bir sana danışmak
istedim. Bizim parka gel.
Bizim park mı? Bizim ikimizin bir yeri mi var?
Bana sevgilim olur musun dediğin fark.
Kızım sardırdın beni buraya.
Hem güzel burası. Esiyor.
Birkaç duruşmam var.
Ofiste olmayı sevmem duruşma önceleri.
Tamam. Hemen geliyorum.
Scooter'la kaç dakika sürüyor oradan burası bayan Scooter? Yakın bay acı
kahve. Bir kahve içim kadar uzaktayım. Tamam. Yavaş içiyorum o zaman. Acele
etme. Hızlı gelip de birine daha çarpma.
Ay esprilerin de kahven kadar soğuk.
Mesut Bey, size karşı da çok mahcubum. Ne olur özrümü kabul edin. Neriman
Hanım, aşağıda da söyledim ya broş dünya malı. Ama burada kalbi kıran Zeynep.
Asıl özrü o hak ediyor.
Kızım, kalbini kırdığım için özür dilerim. Ne olur beni affet.
Ben buraya sadece senden özür dilemek için gelmiştim.
Estağfurullah.
Bir hadisedir geldi geçti diyelim.
İnan bana Ali Rıza'm benden daha çok üzüldü.
Yani şimdi bir de broşun çalındığını duyunca kim bilir bana neler söyleyecek.
Beraber gitsek ha, beraber haber versek. Hem bak yürüyemiyorum da koluma girersin
he kızım.
Benim daireye gitmem lazım. Neriman Hanım size emanet.
Hayırlı işler bana.
Hayırlı günler abiciğim. Hayırlı günler.
Yasemin nerede kızım?
Vallahi ablam aşağıdaki mutfağa bomba atmış kaçmış.
Duvarlar, un, yerler ya. Düştüm kalkamadım bir türlü.
Evet burası. Burada inebilirim.
Biraz bekleteceğim sizi ama. Olur mu?
Efendim babacığım.
Yasemin kızım neredesin sen?
Sinan'la son bir işim kaldı onu halletmeye geldim.
Kızım niye haber vermiyorsun deliye döndük burada.
Düşünemedim baba özür dilerim.
Kızım söyledim ya sana haklıyken niye haksız duruma düşüyorsun bir tanem.
Ben de sana artık eski Yasemin yok dedim.
Yani bu ne demek artık?
Hayatımda hataya yer yok.
Seni çok seviyorum.
Sinan.
Yasemin.
Ne işin var senin burada?
Sence?
Ben de kalanlarını getirelim.
İyi yapmışsın.
Ben de seninkileri hazırladım.
Ama çok yoğunum biliyor musun? Şirkete gitmem gerekiyor.
Belki bir ara getiririm ya da ne bileyim kargoya falan veririm.
İstersen çöpe de atabilirsin.
Ben sana vereyim de sen çöpe mi atıyorsun, yakıyor musun?
Ne yapıyorsan yapabilirsin. Keyfimdir.
Bismillah. Şarjım bitmiş.
Vay benim sadeciğim.
Bence iyi yaptım ya. Vallahi çok iyi yaptım.
Değil mi?
Yani sonuçta kimsenin de ekmeğiyle oynamamak lazım değil mi?
İşinden de olabilir de.
Hem içim böyle daha rahat.
Bu idare mahkemesine başvuruyla çözülecek bir iş. Duruşmalı bile değil.
Hallederiz.
Avukatlık ücreti falan?
Prensip olarak tanıdıklardan para almıyorum. Olmaz öyle şey.
Para almadan baktığım çok dava var. Ama sen gelir sahibi olduğun için kahve
ısmarlarsın, olur biter.
Kaç sene ısmarlayacağım kahve? Çünkü bu vekalet ücreti ne kadar tutar
bilmiyorum. Biraz çıkar herhalde maliyeti diye.
Gerçekte ödemem değil.
Dilekçe vereceğim sadece, duruşması yok, bir şey yok.
Üç beş kere falan ısmarlarsan ödeşiriz. Üç mü beş mi?
On.
Tamam. Bu arada teşekkür ederim.
Yani son günlerde seni...
Hiç ilgin olmayan meselelerin içine soktun. Önemli değil.
Eğlenmeye bile başladım.
Senin işin hiç eğlenceli değil galiba.
Yani.
Birkaç saat sonra gireceğim dava. 6 senedir süren çekişmeli boşanma. 6 sene
mi?
Yarın da 2 senelik var.
Ben genelde kız tarafıyımdır.
Bu adam zorlu çıktı.
Terk edilmeyi gururuna yediremiyor. Boşanmak istemiyor. Belki hala
seviyordur. Sevgi başka, inat başka.
İkisinin ayrımını nasıl yapabiliyorsun?
Çünkü bunları her gün görüyorum.
Vazgeçemiyorlar. Aşk yüzünden değil. Gururları yüzünden.
Peki sen duruşma öncesi neden ofisinde değilsin?
Yani boşanma öncesi vicdanın mı sızlıyor acaba?
Sence vicdanım sızlamalı mı?
İnsanların evliliğini bitiriyorsun sonuçta.
Ben bitirmiyorum. Ben mahkemeye gelen bitmiş evlilikten resmi işlemlerini
yapıyorum.
Yani sen de romantizm gerçekten sıfır.
Gerçi bende de sıfırın altında eksi olduğu için seni çok yargılayamıyorum.
Beni boşanan çiftler ilgilendirmiyor.
Onların hatasının bedelini ödemek zorunda olan çocukları ilgilendiriyor.
Aynı evin içinde birbirini sevmeyen ama...
Gururları yüzünden ayrılmayan anne babaları izleyerek büyümemeli.
Çocuklar.
O yüzden 6 yıllık inatlaşmayı bugün bitireceğim. Onları boşayacağım.
Bugün kaç nikahımız var Ayşen?
Bakayım.
16 Mesut Bey.
16 mi?
Çok azmış ya.
E sanki 25 tane olsa fazla mı para veriyorlar şefim? Tövbe estağfurullah.
Hayır nikahlardan gelen bahşişleri de almıyoruz.
Hep hayır işlerine gidiyor. Yani bahşişler az düşüyor deseniz anlayacağım
da o da değil.
Sayın meslektaşım ben ne diyorum siz ne diyorsunuz? Ben insanlar evlenmiyor
diyorum.
Ona üzülüyorum.
Evet maalesef insanlar birbirlerine güvenmiyorlar, inanmıyorlar.
Bir olmaktan korkuyorlar.
Oysa kaçmamaları lazım evlilikten.
Kolay vazgeçiyorlar birbirlerinden.
Çok haklısınız. Ama biz de evlendirdik bitti gitti bizden çıktı diye
düşünmemeliyiz. Evet.
Mesut Bey. Buyurun.
Bu akşamki aile buluşmaları etkinliğinde gördüğüm kadarıyla bu konuya
değineceksiniz.
Söyleşiler de başladı artık.
Artık sizi nikah masalarından çok konferans kürsülerinde görürüz.
Vallahi konferans kürsülerinde çok daha fazla görelim zaten inşallah.
Gelin bakalım gençler. Gel gel gel gel gel gel. Gel kokuya gel gel.
Evden getirdim gel.
Güzel yavaş yavaş.
İki tane yedin daha koymadım tepsiye.
Daha bir tanesini öyle al. Bu ne açlık ya? Servet! Ha? Ne yapıyorsun ulan?
Fişi getirdim evden.
Kardeşim. Bırak! Ne yapıyorsun? Ulan şimdi maliyeci gelecek ceza kesecek.
Gıda işi yaptın. Gidin karşıda yiyin ya.
Kendini manyak gibi etti bu. Maliyeci seni çok korkuttu.
Aha da geldi memur bey.
Fişler.
İkram yaptığınızı düşünüyorum.
Yoksa bunun içinde tutmak tutmam gerekecek. Memur bey.
Kulağına evliliğe çarpsın. Şuradan şuraya gitmek nasip olmasın gibi.
Vallahi bir şey satmıyorum ya.
Türkçesi de zayıf. Meranını anlatamıyor.
Memur Bey, buyurmaz mısınız? Evde yaptık. Mesai saatleri için ikram kabul
etmiyorum. Suistimal ediliyor. Alın bir tane. Mesai'den sonra yersiniz.
Hayırlı işler.
Robot gibi bir adam.
He.
Basri Bey.
Bu adama da zarar var ha.
Ne zaman adını söylesek geliyor ya.
Evet. 350 bin cezaya ödeyeceğiz, bir de yeni ceza yazacak.
Yazamaz. 350'yi de ödemeyeceğiz.
Vallahi Söğüt, biz de bu akıl varsa biz öderiz. Öyle senin de bu akıl varken
kesin öderiz. Ben de değil mi?
Ea'ya sordum.
Cezada usulsüzlük varsa avukat çözebiliyormuş. Aslında avukat arkadaşı
var. Onunla görüşeceğiz, halledeceğiz bir şekilde.
Değil mi ha? He.
Söğüt. He. Kız güzel mi bari?
Ne yapacaksın kız güzel mi?
Ne yapacaksın?
Sana mı bakacak aslında arkadaşım? Hadi bana çay getir. Hemen geçiyorum
kardeşim. Çay getir.
Bazen insanın önündeki çiçeği görebilmesi için... ...önce dilindeki
dikenleri susturması gerekir.
Ne güzel bir yorum ya.
Çok ince ruhlu.
Başkutus konusunda da aslında haklıydı. Yani sonuçta insanın nefsi var.
Bu işlerin böyle hemen hallolması gerek.
Yani sonuçta nefsi insanı sınayabilir.
Merhaba. Hoş geldiniz. Kusura bakmayın görmedim. Siz buyurun.
Şikayetlere alışığım. Ama sizinkine çok şaşırdım. Benim usulsüz hiçbir işlemim
olamaz. Olduğu gün istifa ederim.
Görev bilincim böyledir.
Size şikâyet etmedim zaten.
Vicdanım beni durdurdu.
Bunun için size teşekkür edecek değilim. Haklı olduğum her konuda bana verilen
yetkiyi kullanırım.
Mevzuatta esnetilebilecek bir yer varsa da esnetirim.
Ama onun dışında kimse eğiltmez, geçmem.
Bir duruyor musunuz beş dakika?
...benim de size kendimi açıklamama izin veriyorum şu an.
Peki.
Ama sadece beş dakika.
Ah, kusacaksınız. Seni çok yedim ha. Şirin, he, kuru kuru gitme saçın. Oy,
amanım sağ ol. Ha, Servet.
Servet, gelsene. Ha Murat, gelsene.
Bak, evden getirdim.
Yasemin yaptı, Zeynep değil, sana dokunmaz.
Şaka. Şaka yaptım ya. Şaka ya. Ne oldu, eniştem mi gönderdi seni?
Servete eşşek sudan gelinceye kadar döv, seni öyle affederim mi dedi? Ya bir sus,
bir sus.
Şu broş meselesi nedir?
Dost babay Rıza'ya vermiş, bir anlat bakayım ona. Ha bu işte bize ceza
kesilince üç yüz elli bin, yamanda yatırılan kaporaları geri vermem dedi.
Bildiğim yerleri geç.
Ben de gittim Ali Rıza'dan aldım. Sonra da adamların parasını oradan ödedim. Da
gitmiş Neriman Zeynep'e sonra bık bıklanmış. İşte evlenmeden oğlumu
yolluyorlar falan filan diye.
Bu da eniştemin kulağına gidiyor. Eniştem de gururlu insan ya. Gurur
yapıyor. Gidiyor rahmetli ablamın broşülü veriyor. Kafaya bak. Yüzyıllık
broş. Antika değeri var onun.
Ben hep üstlerini tamamladım. Yani her hafta açtım baktım misal ne kadar
toplanmış. 375 ile mesela 400'e tamamladım. Şöyle 500'e tamamladım.
Zaten dekontlara da bakarsanız hep net rakamlar.
Bana bunları niye gösteriyorsunuz? Sizin denetime geldiğiniz gün 600'e
tamamlamıştım. Ama siz o kadar çok iş yüklediniz ki bana. Yani insanlık hali.
Ben hesaplarına yatırmayı unuttum. Yoksa değil hayır parasını kullanmak. Yani
yolda bir lira görsem ben sahibini ararım.
Ben sizin dürüstlüğünüzden hiç şüphe etmedim zaten.
Ama lütfen siz de benimkinden etmeyin. Kurallar insanları korumak için vardır.
Onların iyilik yapmalarına engel olmak için değil.
Peki siz yani kimseye güvenmez misiniz?
Ya güvenip de yanılırsam?
Gereğinden fazla münasebet insanda zafiyet yaratır.
Size hayırlı günler dilerim.
İyi günler.
Zeynep, hoş geldin. Hoş mu geldim Ali Rıza?
Kadın haline bak.
Anne ne oldu sana böyle?
Geç, geç, geç.
Anne ne oldu?
Kapkaca uğramış. Çantasını çalmışlar.
Kapkaca mı uğramış? Ah annem, ah annem. Ver çantanı gitsin ya.
Yani nedir anne?
Canına geleceğine, malına gelsin bir şey olmaz. Allah korusun sana bir şey olsa
ben ne yapacağım? Ver çantayı.
Emine Hanım'ın broşü de çantanın içindeydi. Ne?
Niye verdin o zaman çantayı?
Çantayı vermeseydin o zaman.
Tamam canım Ali Rıza.
Olmuş bitmiş.
Tekrar geçmiş olsun.
Benim eve gitmem lazım.
Güzel kızım.
Şu kapka çoğurulmuş yaşlı kadına bir yarım saatinden lütfeder misin?
Ali Rıza'nın bizi beş dakika arabayla götürür götürür. Güzel kızım.
Nereye? Onu da yoldan atarım. Güzel kızım.
Kırma beni.
Ya nerede kaldın Sinan?
Önemli bir toplantı var biliyorsun. Yasin, Emin Beyler gelecek birazdan.
Gece hiç uyumadım.
Yasemin yüzünden değil mi?
Yok.
Bütün gece çalıştım. Ya bu, dün yaptığım çizimler falan benim hiç hoşuma gitmedi.
Bu toplantıyı erteleyemez miyiz? Hayır olmaz.
Yasin, Emin Bey yurt dışına çıkacakmış.
Hatta ben söyledim. Aziz Bey yok, toplantıyı erteleyelim dedim.
Ama o Sinan var. Bir Sinan bize yeter dedi.
Bu adam sana çok güveniyor haberin olsun.
Düne kadar ben de kendime güveniyordum da.
Bugün başka.
Bak itiraf ettin işte.
Yasemin yüzünden böylesin.
Yok. Bu eskizler ruhsuz.
Müşteriyi ikna edip istediğimiz parayı alamayız.
Aslında en iyisine çizdirdik Selda Hanım. Selda Hanım haklı. Bence birkaç
foto model bulup demo çekimi yapalım. Müşteri onaylarsa gerçek Kaslı buluruz.
Aslı'ya katılıyorum.
Çizimle değil, çekimle sunum yapacağız.
Aslı, sen canı çağır bu gece için.
Can niye geliyor?
Çünkü bu hikayenin hissini en iyi siz biliyorsunuz.
Geçenki sunum.
Can'la birlikte çok samimi bir tondaydı.
Demo çekimlerini de sizinle yapacağım.
Ama bu kadar da değil Selda Hanım.
O kadar canım.
Sen Can'a söyle, o beni kırmaz. Zaten sadece müşterinin göreceği şeyler.
Ayrıca harddiski kendi kasağımda tutacağım. Söz. Selda Hanım, Can çok
gerçek bir insan.
Boşanma avukatı.
Hem de çok inatçı bir boşanma avukatı. Yani asla yapmaz böyle bir şey. E daha
iyi işte.
Evlilikten korkan bir adamın böyle pozlar vermesi ezber bozar.
Erkek arkadaşını ikna et. Harika.
Özel hayatımı kas çalışmasına çevirmiş durumdayız şu an.
Ben yine de alternatif manken ve oyuncularla yedek bir demo çekim hazır
edeyim Selda Hanım. Tamam. Sen yedek bir çalışma daha hazırla. Aslı da canlı
çekimini yapsın.
Kim haklı görelim bakalım.
Ayşe Hanım bunlar ne?
Tayfun Bey'in kıyacağı nikahlardan beri. Dışarıda açık havada kıyılacak.
Ben de film falan çekiyorlar zannettim.
Sormayın Mesut Bey.
Bunlar var ya saatlerdir burada.
Dışarıdan konvoyla gelişlerini, içeri girişlerini, koridorda yürümelerini,
aklınıza neresi geliyorsa, dairede ne kadar yer varsa hepsini çekebilirler.
İnternetin üstü bunlar.
Influencer deniyor şimdi.
Niye ki?
Harikasınız, harikasınız. Bir adım geri, biraz bir çiçeği gösterelim biraz daha
böyle. Evet, çok iyi, çok güzel.
Abi, abi girişi bir daha alın. Daha enerjik olsun ama.
Böyle işte.
Geliyorlar.
Ay.
Ayşe Hanım.
Ne demiştiniz siz bunlara?
İnfluencer.
Önemli değil. Biz kendi nikahımızı kıyalım.
Allah Tayfun Bey'e sabır versin. Buyurun.
Amin.
Galip abi.
Murat.
Aslanım.
Vay kerata.
Demek döndün ha?
Döndüm dedim Galip abimin bir elini öpeyim bakayım ne yapıyor iyi mi? Ne
yapacağım adamı hasret bekliyoruz burada işte.
Çek bir sandalye.
Ee?
Temel mi döndün?
Öyle gibi gözüküyor galiba abi, bakalım.
Neredesin oğlum sen?
Mesut, anadan babadan kalma mallara sahip çıkmaya Gürcistan'a gitti dedi.
Hatta merak edip arkandan oralara kadar bile geldi.
Ama eli boş döndü.
Ben bilmiyordum bunu.
Seni bulamayınca çimento Mesut'un üstüne beton dökülmüş gibi oldu.
Adamı günlerce kendine getiremedik.
Ee?
Ne oldu da sırra kadem bastın? Anlat bakalım.
Ana tarafından kalan arazileri satmak için Gürcistan'a gittim. Galiba be.
Orada bir arazim afyası musallat oldu bana.
Benim arazileri zorla elimden almak istediler.
Ben de vermedim tabii.
Sonra beni tehdit ettiler.
Satmak için anlaştığım kişiyi de tehdit ettiler.
Aramızda bir arba da çıktı.
Anlaştığım kişiyi öldürdüler.
Cinayeti de benim üstüme yıktılar.
Ben de hapse düştüm işte.
İçerideyken de beni öldürmeye çalıştılar hatta.
Vay be.
İyi ki postu derdirmemiş.
İçeride bir adam vardı.
Bana sahip çıktı sağ olsun. Korudu, kolladı.
Onun sayesinde hayatta kaldım.
Anlayacağın... ...ona bir can borçlandım işte.
Hâlâ borçlu musun?
Benden kızıyla torunu için bir şey istedi.
Ben de tamam dedim.
Yavaş yavaş ödüyoruz işte.
Ee, kaçıp gittik diye çay da mı söylemeyeceksin ya? Galiba be. Ne çayı
lan?
Çağ değil, hokkalı bir kahve için.
E tamam, sen nasıl dersen. Alo.
Antikacı gali be, iki hokkalı kahve.
Sade.
Sen kapat.
Niye geldik buraya?
Hadi hadi durma içeri girelim bakalım.
Annemin bir bildiği vardır Zeynep. Biraz akışına bırakalım ya şu hayatı.
Ali Rıza'm çok haklı. Hadi yürü kızım.
Galiba ben.
Benim senin yardımına ihtiyacım var.
Mesut Baba'nın rahmetli hanımının bir broşu vardı.
Antika bir şey.
Onu birine vermişler. Onlar da çaldırmışlar.
E çalanlar da mutlaka satmak isteyecektir.
E senin kulağın deliktir. Tanımadığın adam yok.
Bir haber salsan da sağa sola. Broştan bir haber çıkarsa bana haber etsen.
O iş kolay.
Makarayı da biliriz.
Makarayı da.
Ben piyasaya haber ederim hemen.
Sen telefonun değiştiyse şuraya yazıver bakayım.
Oğlum... ...madem artık buradasın... ...inat etme de... ...baba
mesleğine dön.
Antika mobilya tamir ettirecek adam arıyoruz.
Kimse kalmadı.
Ustaların hepsi öbür tarafa gitti.
Bak, yığınla mal birikti elimde.
Eğer sen bu işi yaparsan... ...sen de kazanırsın, biz de.
Tam galiba abi. Ben bir düşüneyim bunu.
Sen de broştan bir iz bulursan... ...beni ara.
Bu arada... ...Mesut Baba sana geldiğini bilmezse...
İyi olur galiba abi.
Tamam aslanım.
Hallederiz.
Hadi kesene bereket. Ben kaçtım o zaman.
Kaçma. Allah'ın izniyle git.
Ama sık sık uğra.
Antikacı galibi. İhmal etme.
Eyvallah. Hayırlı işler.
Bak bakalım güzel kızım annenin broşüne en çok benzeyen hangisi?
Zeynep istersen başka bir şey de alabilirsin. Bilezik, burma, gerdanlık,
altın kemer.
Yok Neriman Hanım ben böyle bir şey kabul edemem.
Zaten bu durumu babama da izah edemem. Özür hediyesi olarak kabul et çocuğum.
Vallahi içim rahat etmeyecek. Kabul edemem diyorum.
Lütfen ısrar etmeyin.
Tamam. O zaman sen beğen ben kendim alayım.
Lütfen derim anne. Zaten eve gitmem lazım.
Dur, dur, dur. Güzel kızım dur.
Ali Rıza.
Sen bir tane beğen. Yarın öbür gün ben gelinime tatarım. Hadi. Tamam.
Altın kemeriniz var mı?
Tabii efendim.
Müstakbeleşimi altına boğmak isterim açıkçası.
Çocuğum. Sen şimdi broşü al.
Kemeri sonra alırız.
Şunu alalım.
Peki efendim?
Kuyumcu kesesi. Hani anahtarlık falan.
Hediyelerinizden. Ver. Ver onlardan da.
Sanki şu da olabilir miydi Zeynep?
İstemiyorum diyorum alırsam.
Tamam olsun.
Buyurun.
Teşekkür ederiz.
Ah be Zeynep'im.
Neler olduğunu bilmeden bana kızıp kendini yakıyorsun.
Bu nikâh bitmedi mi hâlâ Ayşem? Öyle görünüyor.
Şefim beni kurtar şefim.
Nikâha niye kıymadınız Tayfun Bey?
Şefim bunlar normal insan değil. Şimdi her şeyi baştan yapmak istiyorlar video
çekiyorlar diye.
E siz de otoritenizi koyun meslektaşım.
Şefim sürekli canlı yayındalar.
Şimdi maazallah bir hata falan yaparız. İnternette durduk yere linç yiyemeyelim
yani. Hem şimdi bunlar internet fenomeni ya şefim. Siz de tanıyorlarmış. Tabii.
Diyorlar ki bizim nikahımızı çimento beye kıysın. Başka da bir şey
demiyorlar. İkna edemedim yani.
Ne yapıyorum?
Tayfun Bey sizi nikahınıza okuyorsun dedi. Nikah memuru siz mi?
Bilmiyorduk burada böyle rekor sahibi memur olduğunu. Çok sevindik Yacız'ım.
Arkadaşlar sürpriz gelişme.
Rekortmen memur Cimento Bahtiyar Mesut.
Birazdan bizim nikahımızı kıyacak.
Evet. Blogda like butonuna abanıyoruz.
Abanıyoruz.
Çok yavaş.
Tayfun Bey.
Kendinizi kurtarmak için beni yaktınız, öyle değil mi? Şimdi şefim...
...birazdan selfie de çekerler şefim. Şöyle yüzünüz asık çıkmasın. Yani neden
siz de olsa gülümselim.
Çünkü like'lara abanıyorlar.
Kusura bakma, geciktim. Neredesin? Bir saattir seni bekliyorum.
Ya bilmiyorum İstanbul, ne yapayım?
Hoca geliyor.
Siz daha başlamadınız mı?
Hocam, başlayacağız inşallah.
Yani arkadaş hazır olursa... Hocam kusura bakmayın. Ancak gelebildim. Benim
yüzümden başlayamadım. Konum atmıştım oysa ki.
Bakın çocuklar, ikinize de söylüyorum. Bu binanın restorasyonu başlayacak.
Ortak projelerinizden biri de bu.
Biz şimdi hocalarınızla iç mekanın basar ve bozulma analizlerini yapacağız.
Siz de binanın dışının fotoğrafik belgelemelerini yapın. Sonra da
relevelerini hazırlayın tamam mı çocuklar?
Yani hocam siz bunları bana söyleseydiniz ben zaten arkadaşa
iletirdim. Siz niye tekrar zahmet ettiniz ki?
Bahar'cığım sen doğma büyüme İstanbullu'ydun öyle değil mi?
Evet hocam. Yedi göbek.
O zaman arkadaşınla eğleneceğine onunla biraz ilgilen.
Buyurun hocam.
Çünkü seni epey bir kolluyor da. Torpille işim olmaz benim.
Tamam ya.
Yani Yasemin, ben senin için bütün gün randevularımı iptal ettim. Sen ortada
yoksun. Niye benim içime bir şey yaptın ki?
Sinan'ı konuşmak için olabilir mi acaba?
Ha, yok.
Konuşacak bir şey yok.
Yok, kendisini... Hatta kendisini de ben engelliyorum şimdi.
Evet.
Aynen.
İyiyim ben, harikayım.
Hayatımda hiç denemediğim şeyleri denedim ve yaptım mesela.
Neymiş o kuzum?
Börekler, pişiler.
Kekler. Bir de neyi düşünüyordum biliyor musunuz?
Evlensem mutfakta da harikalar yaratırmışım ama... ...silahım bunu
kaçırdı. Gördük, harikalar yaratmışsın zaten mutfakta. Şimdi ben ineceğim...
...iki saat o mutfağı temizleyeceğim.
Hay Allah'ım.
Yusuf.
Şoka yaptım ya.
Sen merak etme.
O benim işim, ben iki dakikada hallederim.
Susun kızlar, dayınız arıyor. Bakalım ne yumurtlayacak.
Kendi konusunun uzmanı, ilişki profesörü... ...yeğenlerimin halası
Saadet Hanım'la mı görüşüyorum acaba?
Ha Servet ha, çabuk söyle, ne istiyorsun? Bak hemen nasıl halden
anladın? Çok anlayışlısın, insanlardan anlıyorsun.
Ya şu Aslı'nın ayarladığı şeye gideceğim... ...Hafat'ın yanına da araba
lazım, arabayı versene.
Bence birine günlük kiralık araba lazım oldu. Sen de ben de kiralık var dedin.
Yalanım varsa eniştemin gazabına uğrayayım. Araba lazım oldu diyorum.
Gerçek. Ver ya arabayı. Benden kıymetli mi?
Tartışılır. Neyse.
Sen de gel. Beraber gideriz.
Yasemin'i de alırız.
Biz de dolaşmaya çıkacağız zaten. Vallahi.
Ne güzel denk geldi.
Seve seve. Tamam o zaman ben benzin koyacaktım. Benzin de koymam. Tamam ben
on dakikaya damlarım.
Evet. Tamam, güzel.
Bir usta bulsana.
Benim dükkana tadilat yaptıracağız.
Boy atacağız falan.
Allah Murat, yine vazgeçeceksen hiç şey yapmayalım.
Oğlum bak zaten sinirliyim.
Ben de sinirliyim.
Cebime iki kuruş para girecekti. Ne valisi bu lan? Maliyeci mi geldi yine?
Ya yok, seninle ne maliyeti? Yaman ya.
Fobi oldu sende de. E oldu tabii.
Cezaları ben ödüyorum.
Ödemeyeceksin, tamam.
Yarım saate atacağım konumda ol. Avukatla görüşmeye gideceğiz.
İyi, tamam.
Ben bakarım yine şey yaparım onu.
Bana uyuzluk yapmasan arabayla beraber giderdik. Şimdi arkamdan topu taşımayla
gel.
Ben geldim.
Aa yiyecek bu musun?
O ne öyle?
Bukta koy o parayı cebine.
Bizde ortamda erkek varsa hesabı öder. Sen de bakiye sağlam herhalde. Babadan
gelen bir zenginlik falan. Şimdilik böyle olsun. Hadi yiyelim. Bir dahakine
paylaşırsak sevinirim yalnız.
Hadi yiyelim. Vallahi kurk gibi aç.
Malzeme seçimlerinde uzun ömürlülük, bakım kolaylığı ve estetik yapıya
uygunluk esas alındı Yasin Emin Bey.
Şey...
Şu anda gördüğünüz uygulamaya esas alınacak nihai proje budur. Tabii yapım
aşamasında teknik zorunluluklar olması halinde... ...projenin ana fikrine sadık
kalarak çözümleyebileceğiz.
Ben girişi tamamen Cem olarak istemiştim. Sen profil yapmışsın Sinan.
Yanlış olmuş.
Çok çok özür dilerim Yasemin Bey. Yasemin.
Şey Yasin Emin Beyciğim, Sinan Bey dün zor bir gün geçirdi de o yüzden biraz
yorgun kusura bakmayın. Ben de Sinan gibi bir mimarın neden böyle yaptığını
anlamaya çalışıyordum. O zaman başka bir gün toplanalım. Yasin Emin Bey gerçekten
bakın çok özür dilerim. Ben karşınıza böyle çıkmak istemezdim. Önemli değil
Sinan. Biz senin ne yapabileceğini çok iyi biliyoruz.
Buyurun ben size eşlik edeyim.
Görüşmek üzere. Kusura bakmayın.
Görüşmek üzere.
Görüşmek üzere, sağ olun.
İyi çalışmalar, teşekkürler. Sağ olun.
Ya bir insanın telefonu sürekli meşgul olamaz ya.
Efendim. Merhaba Sinan ben.
Yasemin beni daha önce bu numaradan aramıştı. Ben de kaydetmiştim.
Ya ben Yasemin'i arıyorum da sürekli meşgul çalıyor. Acaba sizin bir bilginiz
var mı?
Yanımda canım şu an. Seni duyuyor.
Yasemin. Sinan.
Numaranı engelledim de. O yüzden meşgul tonundasın.
Bir şekilde de aramanın yolunu buluyorsun hala.
Bende kalan eşyalarını sana geri vermek için aradım Yasemin.
Biz bir kafeye gidiyoruz. Oraya gel. Orada verirsin.
Biz sana konum atarız.
Tamam. İyi olur siz bana konum atın ben hemen geliyorum.
Görüşmek üzere.
Ay niye çağırıyorsun ya?
Allah Allah niye çağırmayayım ki?
Gelsin orada versin bakalım.
Yoksa onu görmeye gücün mü yok?
Gelsin gör bakalım var mı gücüm yok mu?
Biliyorum da ben yapabilir miyim? Hayır.
İyi.
Kokmuyorlar sanki.
Elime burnuma.
Konuşuyorlar.
Belki de şarkı söylüyorlardır.
Kim bu ya?
Yükselmiyorum.
Oğlum niye erken geldin? Bir problem mi var yine?
Siz hiç rahatsız olmayın. Ben Yasemin'den kalan eşyaları toplamaya
geldim. Çıkacağım şimdi.
Bu iş gerçekten bitti mi?
Yoksa fırtınadan önceki son sessizlik mi? Ah bir bilsem.
Gel canım gel.
Ah hemen şurada var hadi yürüyün.
Merhabalar efendim.
Aslı'cığım.
Aslı. Yuh cümbür cemaat.
Babamla babaannemi de getirseydiniz. Merhaba. Can ben. Canım.
Saadet ben de halasıyım. Memnun oldum. Merhaba Yasemin. Memnun oldum.
Dayısı Servet.
Aslı'cığım.
Nerede avukat?
Dayı.
Ha.
Genelde Aslı'nın arkadaşları kız olduğu için. O yüzden ben avukatı da kız
bekledim. Dayı yeter gerçekten.
Tamam.
Şirketten arıyorlar. Benim buna bakmam lazım. Geliyorum hemen. Ona bak iş
kolit. Tamam.
İşi gücü iş.
Öyle.
Servet.
Servet. Evet.
İki dakika gelsene benimle.
Şimdi mi? Burada ama avukatımla bir ön görüşme gerçekleştiriyorum ya. Şimdi
hayatım, şimdi. Bu çok daha önemli, hadi gel. Biz geliyoruz çocuklar. Tamam. Gel.
İzninizle.
Tamam, geliyorum. Gel.
Yasemin de değil mi? Hı hı, evet.
Aslı'nın kardeşi.
Kardeşiz, bilmiyorum sana.
Kaç kardeşiniz?
Yasemin?
Sinan?
Kim bu arkadaş?
Ne oluyor?
Sana ne? Sana ne mi?
Ne demek sana ne Yasemin? Ne oluyor?
Bir dakika ya.
Sen nasıl oluyor da bir kadınla böyle konuşabiliyorsun? Sen karışma. Senin
meselen değil. Ne oluyor dedim.
Masama gelip artistlik yapıyorsan... ...mesele benim.
Bir dakika, bir dakika.
Ne oluyor?
Nasıl oluyormuş?
Ben Melek'i kıskanırken benimle dalga geçiyordun. Modern Bey.
Tanıştırayım. Can.
Aslı'nın avukatı.
Ben bunu vermek için gelmiştim.
Birisi bana bu arkadaşla ilgili kısa bir özet geçebilir mi?
Gayet güzel bir test oldu Yasemin'ciğim.
Bu çocuk sana hâlâ deliler gibi âşık. Hah, şimdi oldu.
Hala, bunu bilinçle tezgâhlamadığını söyle.
Aynen. Tesadüfler birbirini buldu diyelim.
Hayırlı günler. Hoş geldin. Gelin.
Ben avukatı seçemedim Servet. Aybaş'a sarıyoruz.
Selvi sen bana kiz demiştin. Kiz değil bu. Ben sana kiz demedim. Otur şuraya
Yaman'cığım.
Ya hadi herkesin işi gücü var. Oturun da konuşalım.
Sizleri karı koca ilan... Ama bir saniye, bir saniye ya. Ben o açıdan kötü
çıkıyorum. Biraz da ortalasana.
Şöyle gel, şöyle.
Karı koca ilan ediyorum. Ben tekrar alalım mı?
Bilmiyorum.
Sizleri karı koşa ilerleyin. Pardon.
Hafızası doldu. Kartı değiştiriyor.
Memur Bey.
Biraz daha geriden alabilir miyiz?
Daha sıcak bir gülümseme yapacağım diğeri pek içime sinmedi de.
Ne sıcak bir gülümseme?
İyi madem.
Türk Medeni Kanunu'nun bana vermiş olduğu yetkiye de... Durun.
Yakın plan alalım gülümseme mi?
Allah'ım nasıl haberim?
Tamam şimdi başlayabiliriz.
Ee... Ee...
Ee...
Türk Medeni Kanunu bana vermiş oldu yetkiye dayanarak. Ama bir saniye defter
gözükmüyor. Defteri birazcık resme alır mısın lütfen?
Şöyle ben tutayım mı? Evet.
Şimdi de Çimento Mesut'un meşhur nikah konuşmasını alıyoruz arkadaşlar.
Allah sizin Mesut Bahtiyar etsin.
Ve de ıslah eylesin.
Bismillahirrahmanirrahim. Bu neymiş yavrum?
Ama konuşmadı.
Açık alanda ben konuşuyorum çünkü. Öyle mi? Olur.
Öf! Vallahi bir yaşıma daha girdim. Tövbe estağfurullah.
Mutluluk fotoğraf karelerinde ve videolarda değildir. Asıl mutluluk
beraber yaşanan anların içindedir.
Dilerim ve inşallah ileride hatırlayacağınız şey çektiğiniz videolar
değil yaşadığınız güzel günler olur.
Buyurun.
Teşekkürler. Bir
daha
böyle bir nikah olursa... ...ben yıllık izne ayrılıyorum.
Nedir bu ya?
Daha takım merasimi bitince çiftin nikah sonrası soru cevap bölümü varmış.
İstemem. Yıllık izni ayrıldı deyin. Emekli oldu deyin. Vay be.
Sonunda bu lafı da duyduk şefim.
Şaka.
Soru cevap bölümü ciddiydi ama Tayfun Bey.
Merak etmeyin sizi arka kapıdan kaçırırım Mesut Bey.
Teşekkürler çok mersi. Aslı'cığım kesene bereket.
Afiyet olsun.
Canım dayım.
Bu inceleme sırasında siz mal sahibi olarak dükkanda değildiniz yani.
Anladığım o. He, ben dışarıdaydım.
Ha ben vardım. Tutanak imzalanırken geldi hemen.
Ne olacak peki şimdi?
Ben buradan bir açık yakalayabilirim sanırım. Aslında memnunaki husussuz bir
durum değil. Ama dilekçede ben onu çok güzel kullanır, kararlıyımca döndürürüm.
Avukat böyle olur işte.
Bayıldım. Gel buraya.
Kırılsın kral. Tamam.
Kırılsın. Tamam.
Kırılsın. Dayı, dayı. Tamam. Neden kurtarıyor beni bilgisayar? Dayı.
Kırılsın. Gelsin. Dayı. Dayı.
Ailemizin avukatı bundan sonra. Dayı. Çok sevdim. Dayım birden ısındı. Dayı.
Allah. Dayım boğdum. Tamam. Tamam. Önce davayı kazanalım.
Sonra teşekkür edersiniz.
Kazanmasak da kalır mısın be?
Tamam. Bana noterden bir dilekçe vermeniz gerek. Bugün halledersek iyi
olur. Mal sahibi verecek ama. Ben hallediyorum. Hemen çıkalım.
Biz de çıkalım. Beraber geldik çünkü.
Hadi Yasemin.
Yasemin, halacığım.
Hadi canım. Kalkalım. Gidiyor muyuz?
Gidelim. Çok memnun oldum canım.
Çok çok memnun oldum. Memnun oldum çok. Çok teşekkür ederim avukat bey. Allah
rızası olsun.
Can'cığım.
Çok memnun oldum. Numaramı iletişim masasından al. Tamam. Ne zaman istersen.
Ara beni. Tamam mısın? Hayır. Tamam.
Tamam. Tamam. Hadi ben çıkıyorum o zaman. Hadi. Dur. Şunu içerim yolda ya.
Çok renkli bir hayatın olduğu kesin. Ya. Hiç sıkılmıyorum. Bak hesap bana kaldı.
Neden? Çünkü işin içinde dayım var.
Halledip geleyim.
Broş bu mu aslanım? Bize bir fotoğrafı geldi.
Balık Erol diye Hacı Batmaz ile bitirir mana değerleri.
Yalnız gitme ama. Adamlar tekin değil.
İhtiyaç duyarsan biz buradayız.
Akşamki demo çekimi için bir şey demedin.
Aslı ben baroya bağlı bir avukatım. Foto model değilim.
Birbirimize yardım ediyorduk hani.
Ben de baby shower'a geldim. Dans, mans.
O senin bana olan borcundu. Ben öyle dedim.
Tamam, haklısın.
Senden daha fazla bir şey rica etmeyeceğim.
Şimdi gider Selda Hanım'a, Can Bey kendini hukuk dünyasına adamış. Sanat da
sepet tepet işi yokmuş.
Zaten Hilal yedek birisine bakacaktı.
Kaçta burada olacağımı söylersin.
Hem... Ne giyinmem lazım falan atarsın bilgileri.
Gönderdin bile.
Hayır demeyeceğimden emin değil yani.
Gibi. Ama bir ara beni ürkütmedin değil.
Neyse vaktin de burada ol.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Evrakları al, doğru notere koş.
Tamam Servet.
Tamam.
Vay. Ne yapıyorsun?
Ne yapayım?
Malinin yazdığı cezadan yırtıp senin borcunu ödemeye çalışıyoruz.
İyi yapıyorsun.
Servet. Dükkana bakarsın.
Broş bu mu?
Ha bu.
Sen bu fotoğrafı nereden buldun?
Yoksa her şey senin oyunun muydu?
Hani çalın namadan mı oldu mesela?
Oğlum bak sana yukarıdan aşağıya bir aşk ederim.
Aklın gider ha.
Galip diye antikacı bir abim var tanıdığım. Ona sordurmuştum ben de. Bu
fotoğraf geldi şimdi.
Adamlar satmaya çalışıyormuş.
Hemen gidelim çökelim.
Hadi kapı hadi. Tamam.
Gidelim, gidelim. Hemen gidelim. Sana ne oluyor be kabarık? Bak soyadımla dalga
geçme Murat. Bu broşem şu an teknik olarak benim sayılır.
Broşü çalarken annemi parçalamışlar. Ben burada mayalanmış hamur gibi durur muyum
sence? Ya seni orada adamlar un ufak ederler ya. Ufak at ya. Hiç öyle bir şey
yok tamam mı? Mesele benim meselem. Mevzu kapanmıştır. Gidelim. Tamam bıdı
bıdı bıdı bıdı bıdı. Gidelim. Hadi senin arabayla intikal edelim.
Olur.
Hoş geldin.
Gel, gel. Gel.
Canım benim.
Üzüm yer misin?
Sana da mı yasakladılar?
Allah'ın nimetine de yasak mı konulmuş hiç?
Aşk olsun babaannem ya.
Şekerin yükselecek yine var.
Amcam. Anne versene.
Bak çocuk bile gülüyor halimize ver hadi. Aman al.
Zaten ben yemiyordum ki.
Küçük adama yedirecektim.
Yer misin Hücum?
Gel gel yersin yersin gel.
Ver bakalım topu.
Ot.
David.
David seni arıyorum ben.
Buldun işte.
Bırak da üzümünü yesin çocuk.
Bağını mı sordu sanki?
Yok ben ilgilenirim David'le.
İlgilenememişsin ama.
Baksana kaç yaşında çocuk konuşamıyor. Kaç yaşında bu?
Altı geçti.
Altıyı mı geçti?
Evet, altı geçti. Yedi yaşına girdi David.
Altıyı geçti kötü çocuk.
Altı yaşından büyük yani.
Ben varken bu kadın varmış.
Beni sadece terk etmemiş, aldatmış.
Gitmeden önce de varmış yani bu kadın.
Arabayı çok güzel yere park ettim. Birazdan gölgede.
Siz niye böyle güneş tercih ettiniz ya?
Allah'ım.
Ne oldu?
Beş altı kişi varlar.
Langır langır gidip de kendimizi harcatmayalım ha. Lafımdan çıkmayın.
Yok yok zaten önce bir broşu onlarda mı değil mi onu bir anlayalım.
Lan oğlum nasıl anlayacaksın?
Vitrineye mi koyacak, cama mı koyacaklar bunlar broşu? Ben anlarım.
Lan! Şşş! Oğlum! Sen dur!
Şşş! Nereye gidiyorsun?
Girdim artık.
Şimdi söyledim lafından çıkmayın diye. Düz beyni düz bunu.
Kıvrımsız.
Kolay gelsin.
Bu kim lan?
Buyur birader.
Hayırlı işler.
Bol güneşli, zaman zaman muhtedil yağışlı günler dilerim.
Bizi antikacı Galip yolladı. Onun selamıyla geldik biz. Hocam. Biz derken?
Siz kaç kişiniz birader?
Biz. Siz?
Ortaklarım da var benim.
Ortaklarımla birlikte üç kişiyiz biz.
Ne oldu abi? Haa üç kişiyiz.
Bu sizde bir broş varmıştı hocam onu görebilir miyiz ya?
İyi gör bakalım.
Ağalar da böyle bir gün açık bir gün kapalı.
Dengemizi bozdu. Tam hasta olma zamanları. Mahallenin yarısı hasta.
Valla. Tedbirli olmak lan.
Elle biliyor muyuz hocam?
İyi.
Elle bakalım.
Eyvallah.
Şu ışıktaki kırılımına bakıyorum yanlış anlamayın. Neler duyuyoruz çünkü yani
orijinal mi diye.
Kırılıyor şu an.
Lan al şunu al. Hoca bir dakika.
Alın şu çakalı alın. Çekin arkaya.
Göbertene kadar döv. Ha belliydi ya.
Lan! Bir şey de değil ya. Bir dakika hocam. Konuşabiliriz ya lütfen. Gelin
lütfen usta. Lan!
Sen kimsin lan? Oğlum siz kiminle uğraşıyorsunuz lan?
Oğlum soru sordum ya.
Gel gel.
Bir dakika.
Hocam bir dinleseniz.
Kardeş yavaş. Git lan.
Gel buraya gel.
Ne oluyor ya? Korkmayın.
Güzel.
Gel lan buraya.
Neredeyiz?
İyi misin?
Neredeydik? Hadi hadi. Hadi gidelim hadi.
Servet nerede?
Servet! Buradayım.
Nasıl plan? Nasıl plan yapmışım? Hadi hadi. Hadi gidelim. Gördünüz mü lan Ali
Rıza'yı?
Hah. Yay takti yay.
Ah. Vücudum heyecan doldu. Lan sen niye laf dinlemiyorsun?
Mahalle kedisi gibi atlıyorsun her şeye. Ama ne oldu? Sonuç olarak broşe aldık
mı? Aldık.
Sonuç olarak bu oldu bu. Ben tek başıma adamlarla mücadele ediyorum.
Dövüşüyorum. Yırttınız.
Ya hadi hadi.
Broşe alabilir miyim yalnız Murat ya? Çakallık yapma.
Ah. Benim iş kullanacak halim kalmadı. Al şunu kullan.
Pili var değil mi bunun? Bitmesin adamlar yakalarsa paramparça eder bizi.
Var var yüzde seksen sekiz. İyi.
Madem Özgür bunu sana emanet etti, sen de.
Ben sorduğunda beni karıştırmayın, tamam?
Eyvallah birader, sağ ol.
Broşü buna vereceğini bilsem ben hiç gelmezdim o zaman ya. Böyle iş mi olur?
Dırdır etme Servet.
Konuşmayacaksın yol boyu.
Sıcak hava dalgası. İyi hesaplamışsın gölgeyi yalnız ha.
Şöyle gelmeliydi aslında ama. Baya serin adamlar. Adamları da ne dövdüm ya bak
kıpırdayamadılar.
Çok iyi dövüştün be. Güzeldi ama gerçekten.
Murat istersen evine kadar bıraksaydık seni ya.
Ha?
Ya bırakırız ya hiç şey yapma yani.
Ay ne oldu çocuğum? Murat mı dövdü yoksa? Yok anne Murat dövmedi.
Broşü çalan adamlarla savaşa girdik.
Ama dövdüm onları. Hepsini dövdüm. Broşü de aldım. Biraz maliyetli oldu ama
olsun.
Aslan oğlum benim aslan çocuğum. Anne vurma zaten acıyor her tarafımız.
Ben broşü direkt alayım. Ali Rıza senden istersen direkt enişteme ileteyim. Size
de zahmet olmasın.
Versene şunu.
Yok çocuğum yok. Biz Mesut Bey ile konuştuk şimdilik istemiyor.
Hiç şaşırmadım. Gurur yaptıysa demek ki. Peki.
Görüşürüz o halde. Hadi.
Hadi görüşürüz.
Annem, annem.
Acıyor mu çocuğum, canım?
Anne acıyor da hiç önemli değil. Zeynep'im için ne acılar çekmişim var
ya. Bu acılar hiçbir şey değil yani.
Bunlar olsun, tırı pırı.
Ah canım benim ah.
Nasıl da içiniz yanmış.
Keşke benim de içimin yangını böyle sonsu.
Çok şanslısınız çok.
Allah'ım benim içime de bir ferahlık ver.
Zeynep.
Benim adımı bir daha ağzına almayacaksın.
Duydun mu beni?
Tamam. Neyin var senin?
Neyin mi var?
Boşa geçen yıllarım var.
Aptallıklarım var.
Bir sahtekara güvenmişliğim var. Adam sanmışlığım var. Daha neyin mi var?
Nasıl yaparsın bunu bana? Tamam Zeynep, ben de bunları konuşmak istiyorum
senden. Neyi konuşmak istiyorsun ya? Beni nasıl aldattığını mı anlatacaksın?
O çocuk altı yaşında.
Altı.
Ben de zannediyorum ki gittin... ...orada başka bir kadını sevdin, âşık
oldun... ...sevdin, evlendin, çocuğun oldun.
Bu bile yeterince canımı acıtırken... Zeynep ama bilmediğin şeyler var. Ya ne
var bilmediğim şeyler?
Ben her şeyi biliyorum.
Her şeyi öğrendim.
Beni aldatmışsın.
Beni aldatmışsın!
Çok sağ olun. Afiyet olsun.
Kolay gelsin. Sağ ol.
Bekleyin, hala yok.
Seni her yerde arıyorlar.
Kaçtığın adamın kim olduğunu bulmak üzereler.
Dikkatli ol. Kendini koru.
Hoş geldiniz. Hoş bulduk.
Mesut Bey, eşinize ve size masaya kadar eşlik edeyim efendim.
Buyurun lütfen.
Buyurun Ayşem.
Merhaba. Hoş bulduk. Merhabalar. Hoş bulduk.
İyi akşamlar. Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.
İyi akşamlar.
Teşekkürler. Rica ederim.
İyi akşamlar. Afiyet olsun.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.
Bize esnaf etti.
Bizim halkımız iki kişiyi yan yana görünce hemen nikahı kıyar Ayşen.
Sizde nasıl nikah kıyanlar da varmış demek.
Mevcutmuş efendim.
Sizi zor durumda bıraktıysam kusura bakmayın.
Olur böyle şey.
Ben istedim böyle özel bir günde yanınızda olmayı.
Ayrıca konuşmanızı dinlemek için de sabırsızlanıyorum.
Teşekkür ederim.
Arkadaşlar yarım adım.
Kendi solunuza bir adım daha kameraya doğru gelir misiniz lütfen?
Gözler her zaman objektifte. Teşekkür ederim.
Boy fotoğraf çekiyorum arkadaşlar.
Çocuklar birbirinize yaklaşın.
Ne yapıyorsun?
Sen beni buna da sokar mısın?
Kaptan o zaman. Benim fikrim değildi. Selda'yı suçla.
Selda'ya sarılamayacağım gönül.
Şimdi birbirinize aşkla bakın.
O kadar profesyonel değiliz.
Erkek arkadaşın o. Yabancı mı? Haydi.
Hüler bakıyor. Huylandı.
O zaman sen de bana bak.
Aşıkla nasıl bakılır bilmiyorum ki. Ben de.
Mükemmel. İşte aradığım enerji bu.
Aşkınızı görüyorum.
Güzel oğlum, yemeğe gidelim mi? Tekrar yerli anlamak istiyorsan boğazda yemek
yiyelim. Baba ya, doğru.
Boğaz dalgalı olur, Poyraz çok.
Caddede caz müziği yapan bir yer var. Eski grup arkadaşlarım çalıyor. Belki
ben de sahneye çıkar birkaç parça eşlik ederim.
Kafamız dağılır ya.
Benim iş salonum lütfen ya.
Nereye bebeğim?
Ofiste sabahlayacağım.
Hayatımda ilk defa bir müşterinin karşısında yetersiz kaldım.
Gidip biraz çalışayım.
Hadi görüşürüz.
Ha Melek'ciğim, yemek iptal.
Sinan ofise geçti.
Sabahlayacakmış. Sen de geç hemen oraya.
Tatlısı, hemen tekneden iniyorum. Öptüm. Ben de öptüm.
Yani bana kalırsa bu baktığımız binaların üst tarafındaki mimari
yapıyla... ...bizim restore edeceğimiz şeyin aynı olması lazım.
Yani yüksekliğine de bak değil mi?
Ay yatın artık, sabah devam edersiniz. Bak yazık gözlerinize.
Ya bizim yüzümüzden ablan rahatsız oldu, hakkını helal etsin.
Ben de saatin bu kadar geç olduğunu fark etmemiştim.
Neyse, yarın görüşürüz. İyi geceler.
İyi geceler.
Bir baksana şuna. Kim bu?
Ver bakayım stoklayayım.
Bunu yazan kesin bir erkek.
Nereden biliyor?
Basit. Çiçek yollayanların yüzde sekseni erkek. Bunu en iyi senin bilmen
gerekiyor. Aferin kız. Doğru söyledin.
Ama yanılıyor da olabiliriz.
Belli ki duygusal biri.
Şairane de.
Baksana hep öyle sayfaları takip ediyor.
Yok.
Vazgeçtim. Kadın bu. O duygusallıkta erkek zor.
Vallahi eklemiş.
Vallahi takip etmiş.
El ele tutuşup yakınlaşın biraz.
Yani şöyle ellerinizi çenenizin altında gibi birleştirin.
Selda Hanım askersiz bakmıyorlar birbirlerine.
Metrobüs sırasında gibi oluyor.
Aslı, yine aşk vibe'ı alamıyorum.
Yoruldum belki aşktan.
Çıkışta dondurma ısmarlayacağım. Haydi.
Dondurma ısmarlayacağım diyorum.
Neli olsun seninki?
Kahveli moka. Çocuk kandırıyor sanki.
İlk defa olan bir şey değil. Boş ver.
Acaba Aslı ayağını biraz arkaya mı atsa?
Aslı. Bir ayağını hafif arkaya atar mısın?
Şöyle mi?
Can'ın değil, kendi arkana.
Böyle mi?
Hiçbir şey bilmiyorsun gerçekten ya.
Bence, Can Bey yanağını Aslı'nın yanağına koysun.
Fotoğrafçı vitrinlerindeki gibi. Nasıl olur?
Can, yanağını Aslı'nın yanağına değdir.
Ya yanak yanağı oğlum.
Ya yok artık ama.
Ben mi kreatifim, Elif mi kreatif? İki dakikada bir fikir verip duruyor.
Hadi Aslı, çok iyi gidiyorsunuz. Az kaldı.
Aslı, hadi uzatma. Çekelim gidelim, bitsin.
Getir yanağını.
Ben çok yaklaşmam.
Araya kağıt koysunlar mı?
Harika. Can.
Şimdi diz çakıyorsun aslının önüne... ...elini tutuyorsun, ilanı aşk eder
gibi.
Evet beyefendi, diz çökmenizi bekliyorum, hadi. Hadi bitiyor, bu son.
Hadi bitiyor son.
Doğum bedeli ağır olacak, biliyorsun değil mi?
Dediğin altına kırlent koysunlar mı?
Evet.
Bu açıdan çok komik gözüküyorsun.
En azından senin gibi her açıdan komik değilim.
Tamam
oğlum
artık. Yeter.
Bizi bulacaklar.
Bulacaklar Murat.
Kendim için korkmuyorum ben.
Çocuğumu benden alırlarsa.
Güçürüp güçürürler seni.
Bu yüzündeki yaralar buldular mı seni yoksa?
Onlarla mı kavga ettin sen? Ben buradayken size bir şey olmaz.
Olmayacak. Sen hep mi yanımdasın ki?
Bizi bulacaklar burada. Ama sürekli aynı şeyi söylüyorsun.
Yeter.
Eğer biz hata yapmazsak kimse bizi bulmayacak.
Ama sen beni dinlemiyorsun ki.
Gittin Zeynep'le konuştun değil mi?
Tevhid'in yaşını söyledin.
Yanlış mı yaptım?
Sen öyle öğrettin bana.
Öyle diyeceksin sürerlerse dedin. Ben başımız belaya girerse dedim.
Eğer onların eline düşersem böyle söyle diye söyledim ben sana.
Git de Zeynep'e söyle diye değil.
Anladım ben.
Sen bizden vazgeçtin.
Bizi buraya getirdin, söz verdin ama yine onların yüzünden kavga ediyorsun.
Ya onlar benim ailem sayılır Vera.
Peki biz?
Bugün sana bir şey olsa ne yapacaktık biz? Şişt! Sessiz olun, duyacaklar.
Kim koruyacaktı bizi?
Bilmiyorum ben Türkiye'yi, kimseyi tanımıyorum.
Sensiz ne yapacaktım?
Sen hep burada oturup Zeynep'e bakıyorsun.
Sen sözünü tutmayacaksın Murat.
Türkiye'ye gelip...
Nikah kıyacaktık, evlenecektik. İsim su isim değişecektin.
Nerede nikah?
Sen beni suçlama.
Bunları düşün.
Eğer vazgeçtiysen söyle.
Ben oğlumu alıp giderim.
Efendim, iyi akşamlar. Hoş geldiniz.
Şimdi Türkiye'nin en tecrübeli nikah memurlarından, rekortmen, evlendirme
memurumuz, Sayın Mesut Bahtiyar'ı alkışlarının sahneye davet ediyorum.
İyi akşamlar.
Siz, iyi akşamlar.
Görevliye Mesut Bahtiyar'ın kız kardeşiyim dedim.
Eşiyle birlikte orada oturuyorlar deyip sizi gösterdiler.
Estağfurullah. Görevli yanlış anlamış.
Siz de düzeltme ihtiyacı görmediniz.
Fırsat olmak değil.
Size bir tavsiyede bulunayım mı?
Hangi konuda?
Uyumsuzluklar hakkında.
Hanımefendiler, beyefendiler.
Hoş geldiniz.
Burada her sene düzenlenen aile buluşmaları etkinliğinde konuşma yapma
mutluluğunu bana sağladığınız için hepinize çok teşekkür ederim.
Abimi ilk defa kağıttan okurken görüyorum.
Konuşmayı ben hazırladım.
Eskiden insanlar evlenmek için gün sayardı.
Şimdi ise evlenmekten kaçıyorlar.
Üstelik sadece mesele azalan evlilikler değil, var olan evlilikleri de
koruyamıyoruz. İnsanlar artık ilk zorlukta vazgeçmeyi daha kolay
görüyorlar.
Halbuki aile kurulunca güçlenecekler, büyüyecekler, yeni nesiller
büyütecekler.
Sen burada mısın?
Vallahi ben de bu saatte buraya geleceğini hiç düşünmezdim de. Güneş
gözlüklerimi unutmuşum, onları almaya geldim. Umarım ilk uçuşta Amerika'ya
gidiyorsundur. Çünkü o güneş gözlüğünü bir tek şu an orada kullanabilirsin.
Ben bize bir yeşil çay yapayım bence.
Karşılıklı içelim bir tanesi, ne dersin?
Sağ ol.
Bunlara sakın dokunmuyorsun, tamam mı?
Sakın.
Şirketten çıktı. Oraya geliyor olabilir.
Son olarak şunu belirtmek isterim ki, aile toplumun temelidir.
Aile güçlü olursa, toplum da güçlü olur.
Bravo. Bravo abisi.
Bravo.
Siz abimle kaç yıldır çalışıyorsunuz? Yedi yıldır.
Yedi yıl.
Aynı odada, aynı işin içinde.
İnsan birbirini ya çok sever ya da... Esade.
Hoş geldin. Beklemiyordum.
Meslek grubundan mesaj geldi abi. Ben de senin konuşmacı olduğunu duyunca...
...sürpriz yapayım dedim ama... ...bana sürpriz oldu.
Ne sürprizi?
Seni ilk defa kağıttan okurken gördüm abi.
Ya evet öyle oldu Saadet.
Biz Ayşen Hanım'la bir akış belirledik.
O kağıda dikte etti. Ben de sunumunu yaptım. Çok teşekkür ederim Ayşen Hanım.
Beni bir dertten kurtardınız.
Ben nikah salonlarında masada konuşmayı becerebiliyorum da... ...toplum arasında
çok beceriksizim bu konudan.
Estağfurullah, ben yedi yıldır dinlediklerimden harmanladım.
Affedersin oğlum, bir su rica... Ben getiririm.
Zahmet etmeseydiniz Ayşe Hanım.
Demek ki zahmet etmek istiyor abiciğim.
Gel biz oturalım.
Gel abiciğim. Olur.
Ben alırım, Ayşe Hanım'a veririm abiciğim. Sen şey yapma.
Ama güzel konuşmaydı. Gerçekten gurur duydum. Teşekkür ederim Selvi.
Dalga geçmeye geldik, sen hiç boşuna uğraşma.
Kalk bakayım başına.
Sen iyi misin?
Hayır.
Ya bileyim, normalde dalga geçmen lazım.
Bir erkek için ağlanır mı falan?
Kardeşimsin diye sarılıyorum.
Yoksa aşk için ağlamak hâlâ çok saçma geliyor bana.
Yok.
Yok, sana da bir şey var. Ne var ya?
Ne bileyim ya?
Daha sinir bozucusun sanki.
İstersen hemen sinirlerini bozabilirim yine.
Ay yok yok.
Yok hiç uğraşamam.
Böyle daha iyisin.
Aslı. Hı?
Biliyor musun ben her şeyi geri verdim.
Her şeyi mi? Her şeyi.
Saati.
Kulaklığım.
Fotoğraflarımızı.
Hepsini.
Bana geri göndermiş.
Ama bir şey hariç.
Neymiş o?
Ay boşver ya.
Boşver ya değmez.
Acaba... Bu yüzükler mi?
Neredesin? Şirketten de çıkmışsın. Otele mi gidiyorsun?
Demek otele de gitsem... ...bütün otelleri arayıp... ...kayıtlardan bulup
yanıma geleceksiniz.
Çok bunaldım ya.
En
iyisi böyle.
Murat.
Çok mu üzdüm seni dün gece?
Niye öyle dedin şimdi?
Kahvaltı etmeden gidiyorsun. Kaçar gibi.
Ben hayatta hiçbir şeyden kaçmadım Meral.
Nereye gidiyorsun peki?
Bir çıkar yol bulmaya.
Daha doğrusu... ...en doğru yol diyelim.
Neymiş o?
Gel.
Hayırlı sabahlar.
Hayırdır Neriman Hanım? Ay lütfen lütfen zahmet etmeyin oturun.
Hayır Rıza oğlum.
Kazar falan mı yaptın sen?
Yok yok birazdan arz edeceğim.
Ben işe geç kalıyorum babacığım. Ben de dükkanı açacağım. Benim de projem vardı.
Babacığım. Hadi bakalım. Hoşça kal.
Güzellerim.
Buyursanıza lütfen.
Sağ ol. Kızım tabak getirir misin?
Ay yok yok hiç zahmet etme güzel kızım. Biz o işi hallettik.
Size güzel bir haberimiz var. Onu vermeye geldik.
Vallahi dün gece heyecandan gözüme uyku girmedi Mesut baba.
Hayırlı olsun.
Hayır.
Çok hayır çok.
Şöyle takdim edeyim.
Annemin broşu.
Nasıl oldu bu iş? Dövüşerek bilek gücüyle.
Sol kuruşa, sağ kuruşa derken. Benim de solum biraz kuvvetli yani.
Hırsızları bulduk. Dün gittik, gittik.
Ben,
Servet, bir de şey... Neydi o çocuğun adı ya?
Murat, Murat. Ama en fazla ben dövüştüm tabii ki.
Servet daha dakika bir kaçtı. Ben sonuna kadar mücadele ettim. Aparkatlarım,
aparkatlar. Artık elimden ne geliyorsa yapıştırdım gitti.
Tabii biz de biraz daha yat aldık yani.
Hafif bedel ödendi. Ama olsun.
Feda olsun.
Böylece bir yanlış anlaşılmayı da halletmiş oluyoruz çok şükür.
Biz bunu kabul edemeyiz.
Size olan borcunuz bitinceye kadar bu broş sizde kalacak.
Ama Mesut Bey, dün geç kaldım.
Bugün de geç kalmak istemiyorum. İzninizle.
Ben de seni geçireyim.
Hayırlı işler babam. Teşekkür ederim kızım.
Hadi iyi bakın kendinize.
Enişte!
Eniştem!
Hoppa eniştem.
Ne yaptın?
Broşü Ali Rıza ile gönderdim aldın mı?
Broşü gönderdin öyle mi?
Ali Rıza öyle demiyor ama.
Üstelik kavgadan da kaçmışsın. Kavgadan kaçmışım ben.
İlk darbeyi kim yemiş acaba enişte? Şu bölgesine.
Darbeyi yedim. Daha sonra da stratejik olarak geri çekildim.
Enişteciğim artık borç işini hallettiğime göre... ...barışalım mı?
Affettin mi beni? Bir sallalım sokağına. Sallama.
İstemiyorum.
Borç işi de hallolmadı.
O borç kapanana kadar borç onlarda kalacak. Anladın mı? Sallet.
Gurur da altmışıncı yıl. Tamam. Gurur yapıyoruz. Evet enişteciğim.
İşte tam da bu sebepten dolayı senin artık bir işe girme vaktin geldi.
Enişteciğim artık ekmek aslanın midesinde. Benim gibi kalifiye bir
elemana iş çok zor. Ben buldum.
Senin gibi kalifiye elemana.
Dergisinin yanında işe başlıyorsun.
Otokulü olarak.
Serbet. Güzel değil mi? Çok güzel düşünülmüş. Hadi sana selam etti. Tamam
enişteciğim. Nereye gidiyorsun?
Oradan gidiyorsun şuradan çıktın böyle gidiyordun. Enişte diye durdurdum ya
seni. Kafası karışıyor.
Babaanne.
Neriman Hanım geldi.
Babam da işe gitti. Gel seni aşağı indireyim de başımızda bir büyük olsun.
Bırak şimdi Neriman'ı. Gel şuraya bak gel. Gel.
Ne oldu?
Kızım bunlar ayrı ayrı yaşıyor.
Bu nasıl bir evlilik böyle?
Murat müştemilatta kalıyor. Eve, kadının çocuğunun yanına bile gitmiyor.
Murat müştemilattan çıkıyor, kadın içeri giriyor. Temizlik yapıyor, çarşaf
değiştiriyor. Bu nasıl evlilik böyle?
Tamam canım, bize ne, neyse ne. Ne demek neyse ne?
Eğer ben bunca yıllık Safiye'ysem... Bunlar karı koca değil. Bu işin içinde
bir iş var.
Böyle evlilik mi olurmuş?
İyi sabahlar.
İyi sabahlar Mesut Bey.
Hoş geldiniz.
Ben sizi bir yerlerden hatırlıyor gibiyim.
Beş sene önce kızlarının nikâhını kıymıştık.
Ha, şimdi oldu bakın.
Hatta damadın şahit arkadaşı fenalaşmıştı da... ...bizim gelin
kızımız evlenemeyeceğim diye hüngür hüngür ağlamıştı. İşte o gün
evlenemeyeceğim diye hüngür hüngür ağlayan o kız... ...bugün boşanıyormuş.
Olmaz. Oldu.
Olmaz canım, olmaz öyle şey.
Oldu. Her evlilikte olan.
İncir çekirdeğine doldurmayacak şeyler.
Dört yaşında da evlatları var.
Daha çok küçük.
Aslında kızlarını boşanmaması yönünde ikna etmişler. Ama kızlarının bir
avukatı varmış. O da tam tersi yönde boşanması konusunda ikna etmiş.
Olur mu canım öyle saçma sapan şey? Çok fena avukat.
Tuttuğunu koparıyor. Öyle mi?
İyi madem.
Neredeymiş bu avukat?
Gidelim görelim kendisini.
Kolaydı öyle dört yaşındaki çocuğun hayatıyla oynamak.
Ayrıca... ...bizim çimento lakabımız nerede kaldı Ayşe Hanım?
Çok haklısınız Mesut Bey.
Ama sanırım acele etmemiz lazım çünkü duruşma bugünmüş.
Olur. Kalkalım o zaman hadi buyur.
Tayfun Bey.
Buyurun şefim. Benim nikahlarımı bugün siz kıyar mısınız?
Ama nasıl yetişirim?
Yetişeceksiniz meslektaşım. Biz daha dün iyi yetişeceğiz. Hadi bakalım buyurun.
Buyurun efendim.
Kolay gelsin.
Beklemeyi hiç sevmiyorum ya.
Can, ne oldu? Halloldu mu?
Daha bir şey olduğu yok.
Karar hemen çıkmaz. Ama uzun da sürmez.
Can bak sen bu işi kopar, senin inanılmaz reklamını yapacağım. Kapının
böyle müşteriyle de olacak. Para para demeyeceksin.
Benim şimdi diğer duruşuma yetişmem gerekiyor. Kal istersen. Merak
ediyordum. İsterdim ama ajansa geçmem lazım. Görsel değerlendirme toplantısı
var.
Kolay gelsin sana.
Sağ ol. Bu arada çok teşekkür ederim her şey için. Rica ediyorum.
Çekil bakayım.
Ben de çok teşekkür ederim avukat bey.
Dükkana da beklerim. Çay, kola, kivi, bütün meşrubatlar ne istersen var. Yaman
'cığım işim var dedi ya Can Bey.
Biz o zaman kaçalım. Gidelim şey yapmayalım şimdi sizde şey olmasın.
Can inanılmaz kanım ısındı sana.
Çok ısındı.
Güle güle.
Görüşürüz. Görüşürüz.
Merhaba. Hoş geldiniz.
Öykücüğüm, prenses, ne haber?
İşte orada uzun boylu olan.
Merhabalar avukat bey, kolay gelsin.
Merhaba, buyurun.
Şimdi nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama bu insanlar çok üzgün.
Yani belli ki zor bir süreçten geçiyorlar.
Son bir kez konuşulsa bir yol bulunsa olmaz mı?
Anneciğim ben size karışmayın demedim mi? Ya ben acı çekiyorum görmüyor
musunuz benim halimi?
Demek ki konuşulacak bir şey kalmamış.
Avukat Bey, böyle zamanlarda insanlar öfkeleriyle hareket eder.
Gururla yenik düşer.
Biraz zaman tanısak. Öyle anlarda son konuşmalar çok işe yarar.
Bakın beyefendi, siz bu ailenin ne yaşadığını bilmiyorsunuz.
Evet, bilmiyorum.
Ama şunu çok iyi biliyorum.
Bir yuva kolay kurulmuyor. Bir yuvanın içinde huzur kalmadıysa... ...sırf
dağılmasın diye insanları aynı çatı altında tutmanın... ...kimseye faydası
yok.
Bence bu yuva... ...bir şansı daha hak
edeceğim.
Üstelik ortada bir çocuk varsa.
Bu evlilik bir sene daha sürse ne olacak sanıyorsunuz?
Ben söyleyeyim. Bu insanlar daha çok yıpranacak.
En çok da çocukları.
Gözlerinin önünde geçinemeyen ebeveynlerini onlar üzerinde yarattığı
ve bir ömür peşlerini bırakmayacak travmaların ne olacak?
Siz buna çözüm mü diyorsunuz?
Kimsiniz bilmiyorum ama lütfen.
İşime karışmayın.
Yasemin! Sinan!
Güzelim ben sensiz yapamıyorum. Affet beni. Sus.
Sus. Susmam.
Olmuyor Yasemin. Ben sensiz yaşayamıyorum.
Bak. Sana döndüm.
Lütfen sen de dön bana.
Yasemin.
Yasemin sen bana evet diyene kadar ben hiçbir yere gitmiyorum. Duyuyor musun
beni? Bak bağırırım.
Yasemin.
Yasemin.
Sinan. Seni çok seviyorum.
Ben de seni çok seviyorum.
Çok özlemişim seni.
Ben de.
Benimle evlenir misin?
Ne?
Babama ne diyeceğiz?
Ben ne diyeceğimizi biliyorum.
Evlilik güzeldir diyeceğiz.
Karar. Davalı iş evliliğin devamı konusunda irade beyan etmiş olsa da
yapılan yargılama, dinlenen tanıklar ve dosya kapsamındaki deliller birlikte
değerlendirildiğinde tarafların Türk Medeni Kanunu'nun bana verdiği yetkiyle
sizleri karı koca ilan ediyorum.
166. maddesi uyarınca boşanmalarına.
Tarafların müşterek çocuğu henüz 4 yaşında olup, yaşı, bakımı ve gelişim
ihtiyaçları ile üstün yarar gözününe alınarak velayetinin anneye verilmesine
karar vermiştir.
Nasıl bir sonuç alabildiniz mi bari? Hayır çok sinirli sakın üstüne gitme.
İzin verir misiniz lütfen?
Tabii.
Niye geldin?
Mesut Baba.
Biraz konuşabilir miyiz?
Söyleyeceklerim önemli.
Sana çay kahve ikram etmek isterdim.
Ama ne benim seni o kadar dinlemeye vaktim... ...ne de senin uzun uzun
konuşmana gerek var.
Mesut baba.
Bana kızgınsın.
Biliyorum.
Evet.
Kızgındım.
Geçti.
Geçmişte kaldı.
Tıpkı senin gibi.
Mesut baba.
Birinin beni dinlemesi lazım.
Zeynep beni dinlemiyor.
Zeynep de geçmişte kaldı.
Sana kaç kere söyleyeceğim.
Ailenden uzak dur.
Peki Mesut baba.
Madem öyle... ...ben daha fazla uzatmayacağım.
Vera ile bizim... ...nikahımızı kıyar mısın?
Ne?
Vera ile mi?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.