All language subtitles for Alıkara 1. Bölüm

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Hepimiz kaybı tanırız.

Ama onunla nasıl yaşayacağımızı kimse gerçekten öğretmez.

Klinikte buna "yas süreci" diyoruz.

Beş evre.

İnkâr, öfke, pazarlık,

depresyon ve kabullenme.

İyi ki doğdun Işık.

Güzel. Temiz.

Ama hayat, kabadır.

Sabah inkâr edersin.

Öğlene doğru kabullenir gibi olursun.

Akşam yine başa dönersin.

Ve mesele kabullenmek de değil.

Mesele, eksik yaşamayı öğrenmektir.

Çünkü biri gittiğinde sadece onu kaybetmezsin.

Onun yanında kim olduğunu da kaybedersin.

Sevildiğin, anlaşıldığın halini...

Sonra hayat sana tek bir şey söyler: "Devam et."

Ama nasıl?

İnsan kendini yeniden kurmak zorunda kalır.

Kırık dökük,

eksik gedik.

İyileşmekten çok kaybolursun...

Ve zaten iyileşmek her zaman yolu bulmak değil...

Bazen de kaybolduğunu kabul etmek

ve yeni bir yol aramaktır.

Bak Işık Hanım, şu elimi tut,

şuradan in, ayıptır ya!

Ya senin bu yaptığını var ya,

ya çocuklar yapar ya da deliler.

Dünyanın tüm çilesini çektikleri halde

delilerin ve çocukların hala çok umutlu olmaları

çok garip değil mi Deniz amir?

Hayırdır devrem bu saatte?

Devrem, Levent And bulunmuş,

dosya sende, açık adresi şimdi attım.

Savcı beyi uyandırdın mı?

Ya sen bir bak da.

Boşa azar işitmeyelim şimdi dedim.

Ee, tamam. Mehmet ile Elif'e de ulaşsana, olay yerine gelsinler.

İnceleme yapıp raporlasınlar.

Deniz'im... Çocukları tamam çağırayım da,

Aysu başkomisere ulaşmaya çalıştım, dosya bizim bürodaydı ya.

Ben ulaşırım ona bir şekilde.

Ne şekilde acaba?

Ya sabah neşen hayrolsun kardeşim,

hadi görüşürüz birazdan.

Hayrola,

ne olmuş bu saatte?

Şu, sizdeki Levent And dosyası var ya!

Ee?

Bize geçmiş.

Ölmüş mü?

Benim dirilerle aram pek hoş değil, biliyorsun.

Gerçekten mi bitti? Bu kadar mı?

Aysu. Ayrılmak isteyen sen değil miydin?

Ortalıklarda görünmemiz pek hoş olmaz.

Eski kocam çocuğun velayeti için bunu kullanır, demedin mi?

, ben ne yapayım şimdi?

Senin çocuğunla görüşmene engel mi olayım?

Sen ne istiyorsun?

Sanki ayrılmak için mazeret arıyor gibisin de...

Aysu... Sonra konuşsak,

biliyorsun mevta beni bekler.

Unutmuşum pardon... Ölülerle aran daha iyiydi, değil mi?

Senin aradığın diri adam, benden çıkmaz.

Bunu sen de çok iyi biliyorsun.

Ben sana olmadığım biri gibi davranmadım ki.

Görüşürüz. Özgür'ü geri ara.

Tabii amirim. Başka bir emriniz var mıydı?

Çıkarken kapıyı kapatırsın. Sağlıcakla!

Ondört on-yirmi iki sıfır sekiz.

Belgrad ormanında ellili yaşlarda

bir erkek ceset bulundu arkadaşlar.

Tekrar ediyorum ellili yaşlarda erkek ceset.

Cüzdanından doktor kimliği çıkmış!

Günaydın devrem.

Bize gün aymadı be devrem.

Malum kayıp büro amirimiz ortada yok.

Günlerdir köşe bucak aradığımız doktor, mevta.

Aysu komiser kim bilir nerede?

Emniyete geçmiştir.

Aynen ben de öyle düşündüm, emniyete geçti herhalde.

- Benimkiler nerede? - Arkadalar!

Bana bak, dayım beni çağırdı, dedi. Sakın bana kızma!

Konuşacağız seninle sonra.

Amirim!

- Günaydın Deniz n'aber? - Günaydın doktor.

Bizim memlekette bir laf var.

Derdin varsa anlat, anlatıyım sana, sabaha kadar.

- Sen Mardinliydin değil mi? - Ben Mardin'in ta kendisiyim!

Evet! Saat, cüzdan, kimlik!

Hepsi Levent And'a ait. Peki ya sıfat?

Surata yakın mesafe yüksek kalibre kurşunlu silah,

sıfat tanınmaz halde.

Ama?

Amasına işte, kendin bak...

Yani, yine.

Ölen Kim oynuyoruz ha?

Mehmet, Elif. Gelin buraya.

Çabuk, çabuk, çabuk, hadi.

Neşe?

Neşe?

Neşe.

Evet, hoş geldiniz çocuklar!

Anlatın bakalım, neler görüyorsunuz?

Surat paramparça amirim!

Helal lan sana!

Elif?

Kurşun yukardan aşağı ateşlenmiş.

Gelişme var bunda ha!

Neşe! Neşe!

Neşe.

Amirim, ııı! Elleri...

Bana bak,

sakın, olay mahalli burası.

- İyiyim, iyiyim. - Yeter size bu kadar,

defolun, yallah, yallah.

O zaman bana müsaade devrem,

artık beni kayıplar bekler, gideyim onlara bakayım.

Hayat buna güzel ha, yemin ediyorum.

Hadi size kolay gelsin.

Eyvallah.

Başlatıyorum saati?

Başlat canına yandığım, başlat...

Bu Levent And değil doktor.

Emniyet bir süre onu aramayı bıraksın, meşgul olsun diye,

evsiz birini getirip buraya atmışlar.

Sonra da geldikleri gibi, gitmişler.

Bana soracak olursan, seçimleri çok profesyonel.

Amirim peki yani, saat, cüzdan falan,

Levent And'a ait değil mi, diyorsun?

Bak! Saat, cüzdan,

ceket, kemer, pantolon, kimlik!

Hepsi Levent And'a ait.

Ama dişlerini gördün mü doktor?

Sence Levent And gibi birine göre dişleri birazcık sarı değil mi?

Boynunda gereksiz bir eğrilik var.

Elleri çok nasırlı!

Parmakları paramparça.

Bu adam cerrah doktor!

Cerrahlar için en önemli şey elleridir, yanlış mıyım?

Hayır, ben sana niye anlatıyorsam?

Bence, burada gördüğün her şey ama her şey, kolpa!

Bana soracak olursan, Levent And hala yaşıyor.

Amirim, bir önceki olaydan dört dakika daha hızlısınız,

tebrikler,

şu, kim öldürmüş onu da söyleyin de gidip evimizde uyuyalım ya.

Öldüreni bulmam için öldürüldüğü yere gitmem lazım

ama bak, gel benimle.

Bak doktor, görüyor musun?

Teker izleri! Hala taze!

Olay yeri incelesin.

- Merhaba kolay gelsin. - Merhaba.

Eğer o pikabı bulursak

cinayet mahalline de erişirsin.

Benim adım Işık.

Babam kayıp Levent And.

Benim, o yüzden o cesede bakmam lazım.

Burası cinayet mahalli, terk eder misiniz?

Anlamıyor musunuz kardeşim, babam diyorum ya, babam.

Yine bir faili meçhul daha.

İlk değil, sonuncu da olmayacak.

Yazık, Allah rahmet eylesin.

- Al bak, çantama bak, çantama bak. - Amirim.

- Ben de bıçak yok, bomba yok. - O kim ya?

Hayır sakin olamam. Olamam gireceğim içeri ya.

Hanımefendi elinizde bıçak var demedik.

Beyefendi çıkar mısınız önümden? Hayır lütfen bırakır mısınız beni?

Ben girip bakacağım sadece, bir şey yok bunda.

Çağır o zaman amirini ya, çağır bırak

- hayır, bırakın beni. - Hanımefendi!

Burası cinayet mahalli. Terk eder misiniz?

Edemem beyefendi,

anonsta cesetten doktor kimliği çıktığı söylendi.

Hangi anonsta?

Polis telsizinde.

He, siz polis misiniz?

Hayır.

E, tamam, o zaman anons size gelmemiş demek ki.

Ee bakın, benim babam kayıp,

ben günlerdir babamı arıyorum,

benim babam da doktor,

o yüzden, lütfen müsaade edin ben cesede bakıyım.

Hanımefendi bakın.

Kayıp Şube eminim babanızla ilgileniyordur.

Ama burası cinayet mahalli. Buraya her elini kolunu sallayanı alamayız.

Yalvarıyorum... memur bey, lütfen.

Amirim!

Amir, albay her kimsen işte, müsaade et bir dakika bakayım,

baban değilse çıkıp gideceğim zaten.

- Bak bayan. - Bayan mı?

Benimle öyle konuşamazsınız.

Bayan, kadın, abla, teyze, her neyse.

Bu yaptığınız şeyi yapmaya hakkınız yok. Terk edin burayı.

Amirim, benim de vatandaş olarak haklarım var,

bana böyle davranamazsınız.

Ooo, duydunuz mu arkadaşlar?

E, bizim de polis olarak hakkımız var, yok mu?

Bak, 160164 da diyor ki!

Eğer diyor, bir vatandaş dışardan gelir de diyor, polisin işine engel olursa

onu kulağından tutup kodese atabilirsiniz, diyor.

Arkadaşlar, durun.

Biraz üstüne gittik hanımefendinin galiba.

Kusura bakmayın,

gördüğünüz gibi biz de birazcık gerginiz.

Ben, ee, birazcık üstünüze geldim galiba.

Önemli değil.

Ee, o zaman şöyle yapalım, ben şimdi ee, arkadaşlarımla konuşayım.

Sizin işinizi kolaylaştıralım.

Lütfen.

Arkadaşlar, bayanı dışarı atın.

Hanımefedi hadi, zorluk çıkarmayın,

Kalpsiz misiniz siz ya?

Babam diyorum ya, babam diyorum,

ne kadar kalpsizsiniz be siz,

babam diyorum,

ne olurdu bir kere baksaydım.

- Hanımefedi hadi, lütfen. - Bana bak bana, bana bak,

eğer o yatan benim babamsa

bunun hesabını soracağım memur efendi?

Duydun mu?

Tövbe ya Rabb'im ya.

Tamam bırak, bırak ben kendim giderim.

Normali bizi bulmuyor ki!

Terbiyesizler.

Ne olurdu bir dakika baksaydım.

Mehmet! Sen iki kilometre içinde silah bulmaya çalış, tamam mı?

Bu kuklaları kim tutmuş?

Efendime söyleyeyim, kim bu cesedin Levent And gibi görünmesini istemiş,

bizim için çok önemli.

- Tamam. - Hadi.

Elif... Sen de ne bulursak hemen Özgür'le Aysu'ya söylüyorsun,

belki bir işlerine yararız.

- Tamam amirim. - Tamam, hadi.

- Doktor, eyvallah. - Görüşürüz Deniz.

Delirdin mi kızım sen?

Ne işin var senin burada?

Ne olursun gözünü seviyim,

bir kızmadan dinler misin beni, ne olur?

Yav Neşe, nöbetin bitmedi mi senin?

Evde olman gerekiyordu. Hiç mi uykun gelmiyor kızım senin?

Dayı Allah aşkına,

ben bir daha böyle bir vakayı nereden bulacaktım,

hemen duyar duymaz kendimi burada buldum işte.

Ne olur, ne olur bak,

izin ver en azından ben bugün Elif'le takılayım.

Hayır! Kado'yu da arayacağım,

uyuyana kadar başında bekleyecek senin.

Valla başladık gene ya,

hayır ben senden öğrenmek için tayinimi buraya aldırdım.

Kado'yla evde dolma sararak mı öğreneceğim ya ben polisliği?

Söyler misin?

Hayır madem evde oturtturacaktın,

niye beni de polis yaptın?

Dayı! Hiç mi görmüyorsun beni?

Valla bak, öyle bir köşede dururum ben.

He desen.

Yav tamam, in hadi başımın belası,

ne halin varsa gör ya.

Aslan dayım benim be.

Bak, internete dayı yazıyorum, sen çıkıyorsun,

öptüm bir tanem.

Oo! Kadın parfümü mü bu? Pahalı bir kadın parfümü!

- İn dedim, in! - Tamam.

- Bir konum daha vardı! - Defol.

O ne kız?

Kore kalbi... Seni seviyorum gibisinden...

Vay be! Allah Allah!

Neler çıkmış ya.

Bizim ebeveynler olarak

ilk keşfetmemiz gereken şey, şefkat, şefkat.

Bir çocuğun en temel ve en büyük ihtiyacı, öyle değil mi?

Yani çocuk bakımını etkinliklerde, süslü süslü aktivitelerde...

Heh, süslenin püslenin, sadece konuşun.

Millet ne olsa aya bakar gibi bakıyor suratınıza.

Çocuklarımızın şefkate doyduğunu görmeliyiz.

Bir siz biliyorsunuz çocuk sevmeyi, gütmeyi sanki.

Ama böylece onların yaşama karışmasına engel oluyorlar.

Bırakın çocuklar kendileri keşfetsinler.

Denesinler, yanılsınlar, kendileri bulsunlar,

yaşamı ciğerlerine çeksinler, yaşamı hissetsinler, özlerini keşfetsinler.

Baba geldi mi? Nasıl yapacağız?

Tut, tut, tut. Tut şunu, tut şunu.

Çevirsene baba, çek çek çek.

Nakil hazır olunca haber ver.

Teşhis için adamın kızı gelmiş abi.

Kimmiş?

- Adı neymiş? - Işık.

- Peki sana bir sorum var. - Sor.

Beni ne kadar çok seviyosun?

Çok.

Bu yanakları var ya, bu yanakları çok seviyorum.

Bak, tontiş tontiş bayılıyorum onlara.

Işık Hanım! O adam baban değil.

Bana güvenin.

Hanımefendi.

- Çekil. - Mehmet, bırak.

Görmeden inanmayacak, bırak.

Hanımefendi, buraya böyle giremezsiniz,

yasak.

Babam.

Babanız?

Babam. Doktor Levent And.

Ormanda bulundu.

Ben... O, o saati ben almıştım ona...

Ceset Levent And'a ait değil hanımefendi.

Kimmiş peki?

Kimlik tespit işlemleri devam ediyor.

Ama saati, kimliği!

Yani evet, cesedin üzerinden babanıza ait eşyalar çıktı.

Ama dediğim gibi ceset Levent And'a ait değil.

Anladım. Anladım.

Levent And hocamdı. Hacettepe'den.

Cesedin ona ait olmaması inanın beni de çok rahatlattı.

Ama merak etmeyin, hocamı en kısa sürede bulacağız.

Teşekkür ederim.

Teşekkür ederim. Görmeden...

Görmeden inanmayacaktınız.

Yalnız bu içerdeki küçük sır yasal değil, haberiniz olsun.

Orada yatan adam kim peki?

Bilmiyorum. Araştıracağız.

Ya ölmeden önce babamı gördü.

Ya da babamı kaçıranların adamı.

Saati! Kimliği! Nasıl o adamın eline geçti?

Biz Kings College'da tam da böyle bir çapraz cinayet case study'si yapmıştık.

- Böyle... - Bakın

nerede, ne yaptınız ben bilmiyorum

ama biz bu olayın peşindeyiz ve hepsini öğreneceğiz,

merak etmeyin.

Hayatta mı sence babam?

Umuyorum Işık Hanım.

Kayıpların bulunmasında ilk 48 saat çok önemli.

Eğer bulunmazsa umut kesilir.

Babam da kaybolalı nerdeyse o kadar olacak.

Bunları nerden görüyorsunuz, o izlediğiniz polisiye dizilerden mi?

Hayır. Adli psikoloji doktoram var.

Bak! O kadar okumuşsun,

study mtudy yapmışsın.

En iyi senin bilmen lazım,

kesin bir şey söylemek zor.

Babamı sen ara.

O bürodakiler bir milim ilerleyemedi,

sanki bilerek bulmuyorlar babamı

ama biliyorum sen bulursun.

Babanı benim bulmamı istemezsin,

ben cinayet bürodanım.

Gerçekten.

Babam, şimdilik hayatta olabilir

ama bu bize verilmiş bir gözdağı da olabilir.

Eğer bir an önce bulunmazsa

belki de gerçekten cesedini teşhise geleceğim.

Biliyorum, sen babamı bulursun,

o yüzden lütfen sen ara.

Lütfen.

Amirim. Savcı bey bir baksın demişti.

Tekrar geçmiş olsun Işık Hanım.

- Kolay gelsin hasan. - Sağ olun amirim.

Hay Allah'ım ya. Doğru eve, hayalet gibisin.

Dayı Allah'ına kurban ya.

Ha, bir dinlesen, bir şöyle bir çay tost yapsak.

Şöyle çift kaşarlı, ha apoletsiz ama dümdüz,

dayı-yeğen olarak, ne diyorsun?

Yaptık o işi?

40 saatten fazladır görevdesin.

Sana sürekli gelme diyorum,

bir şekilde vicdanımı tekmeliyorsun,

sınırını aşıyorsun.

Sağlığın bozulacak,

dikkatsizlikten başına bir b... k gelecek,

ondan sonra el ele vereceğiz, delireceğiz!

Halledebilirim dayı. Valla bak merak etme.

Neşe... Bana boş yapma.

Yav sana bi şey olursa Kado ne yapar,

ben ne yap...

Geç hadi geç.

Aslan dayım benim be.

Sana, seni çok sevdiğimi daha önce söylemiş miydim?

Geç.

Harbiden Leven Ant mıymış?

İşin gücün istihbarat değil mi?

Ulan var ya, ben sana niye sürekli kanıyorum?

Ya ne yapalım be dayı,

işimizi de sevmeyelim mi?

Peşine düşmeyelim mi? Sorgulamayalım mı ya?

Buyurun hanımefendi.

Pasaport başvurusu için gelmiştim.

Asansörle 2. Kata çıkabilirsiniz.

Teşekkürler, sağ olun.

O zaman haftaya görüşüyoruz.

Tabii ki, çok teşekkür ederim Piraye Hanım.

Rica ederim Ali Bey.

Işık'tan ses var mı Buse?

Yok Piraye Hanım,

sabahtan beri arıyorum açmıyor Işık hanım.

Allah Allah nerde bu kız ya?

Efendim.

Ne?

Daha fazla dayımdan saklayamam.

Bir şekilde anlatmak zorundayım

haberin olsun.

Al bakalım, alo...

Dayı. Bana mı seslendin?

Haydi Neşe haydi, yemeğini ye.

Evet, dökül bakalım.

Neyi?

E, günlerdir anlatamadığın

karın ağrın neyse onu.

Bir şey yok dayıcığım.

Yok he, yav şu hareketlerine bak,

daha gözümün içine bile bakamıyorsun,

ya bir şeyin varsa anlat kurtul Neşe'm, rahatla.

Bak vallahi billahi kızmayacağım sana.

Dökül.

Dayı!

Neşe, hadisene!

Deniz amirim! Gelmeniz lazım.

Elif, ne oluyor, ne bu hal?

Emniyetin çatısına bir kadın çıkmış.

Deniz amir gelene kadar inmem diyor.

Atlıycakmış!

Ne?

Hasbinallah.

Gel buraya gel.

Bana bak. Şimdi doğruca eve gidiyorsun, tamam mı?

- Dinleniyorsun. - Tamam.

Ben akşam geliyorum.

Ne varsa anlatıyorsun bana.

- Tamam. - Çözüyoruz.

- Söz ver. - Tamam, tamam.

Dayı! Sadece şu kadarcık, birazcık, azıcık,

ben çatıya bakıyım,

öyle gideceğim, valla ya.

- Allah'ım bana sabır ver. - Valla bak.

- Yav tamam. - Allah'ına kurban ya.

Dayı, eee ben vazgeçtim ya,

çok da yorgunum zaten eve geçeyim.

Işık Hanım saçmalamayın bakın

lütfen, inin aşağıya.

Biz gece gündüz babanızı arıyoruz zaten,

bir sürü de ize rastladık. Hadi.

Dosyada hiçbir şey yok,

bomboş bir dosya.

Ne iz buldunuz ya siz?!

Işık Hanım.

Kaybolmadan önce iki tane hastasıyla görüşmüş, ilaçlarını yazmış.

Eee? Bu mu iz?

Ee, Işık Hanım bakın...

Nerede ya benim babam,

benim babam nerede?

Ben, ben...

Bakın ben, kayıp şubeden Özgür komiser...

Bana Deniz Baran Dağ'ı çağır, hemen!

Sağır mısınız ya,

iki saattir aynı şeyi anlatıyorum,

bana hikaye anlatıp duruyorsunuz. Çağır şimdi hemen.

Eeehh yeter, bu da şımarıklık artık ya.

Aysu sakin ol.

Sabahtan beri psikolojisini anlamaya çalışıyoruz,

in aşağı.

Çağırıyor musunuz, çağırmıyor musunuz?

Tabii çağırıyoruz. Çağıracağız, tamam mı?

Şimdi çağıracağız.

Hah nihayet! Hoş geldin. Al, buyur.

Tamam ya, siz gidin bu bende.

Emin misin?

- Eminim Aysu... - İyi al.

- Oğlum bu deli. - Biz de deliyiz.

Doğru, ben gidiyorum o zaman.

- Tamam. - Hadi.

Babanın dosyasını almayacağım.

Bunun içinse bunca tiyatro... Atla!

Kimse beni anlamıyor

ama sen, sen beni anladın,

bu sabah koridorda korkumu gördün,

kimseye anlatamıyorum,

benim babam kayıp, burada hiç kimse kılını kıpırdatmıyor...

Bak, bak bak,

bak kaç tane polis var orada aşağıda,

herkes babanı aramayı bıraktı.

Özgür komiser bile, niye?

El alemin deli kızı, kendini çatıdan atmasın diye.

Deli mi?

Sen hiç çaresiz kalmadın mı?

Benim babam evinden öylece çıkıp gitmez.

Günlerdir sesini duymadım, yüzünü görmedim.

Hiç mi sevdiğin birini kaybetmedin sen?

Benim babam kim bilir şu anda nerede.

Belki bana ihtiyacı var,

belki yaralı. Belki de ölmek üzere.

Senin ulu dikkatini çekmesi için babamın illa morgda mı olması gerek?

Bakın Işık Hanım. Bize dosyalarımızı müdürümüz dağıtır. Siz değil.

Yani tamam paran var,

tamam çok ünlü bi ailenin çocuğusun tamam.

Ama şurada ekmek parasını kazanmaya çalışan insanları meşgul etme.

Ayrıca ben kayıp şubeden bile değilim,

cinayettenim ben.

Ki bu ülkede tek canı yanan,

tek sevdiğini kaybeden siz değilsiniz,

anladın mı?

Ben buraya ünlü psikiyatrist Piraye And'ın kızı olarak değil,

Halk Sağlığı Hekimi babamın kızı olarak çıktım!

Atla,

gerçekten atla.

İyi misin?

Bulacak mısın babamı, kabul mü?

Hı, cevap versene.

Şey ee, belinin üstüne sert düştü Işık Hanım.

Bir sağlıkçı görsün,

dilekçe falan gönderecek olursan da, imzalarım,

şikayetçi değilim.

Çağırın yakınını gelsin, teslim alsın.

Aç şunu.

- Kelepçe. - Gözünü seveyim, ne olur.

Buyurun Işık Hanım.

Işık Hanım.

- Işık Hanım. - Buyurun.

Hallederiz.

Sami, çekilin oradan. Buyurun.

- Açalım. - Açacağım ben.

Televizyonculardan haber var mı Buse'ciğim?

Hıhı, beklediler gittiler.

Yarın sabah yine erken geliriz, dediler.

Ona göre bir organizasyon yaptık.

Bir daha böyle durumlarda bana sormadan

hareket etmezsen sevinirim Buse'ciğim.

Şimdi arayıp belirsiz bir tarihe ertelemeni rica ediyorum.

Çekimini benim yüzümden erteleme anne. İyiyim ben.

İyi misin gerçekten?

İyiyim anne. Gerçekten.

Işık'çığım, sen de bilirsin ki

iyi olanlar kendilerini böyle çatılardan filan atmaya kalkmazlar.

Kendimi atmak için çıkmadım anne çatıya.

Sesimi duyurmak için çıktım.

Yani o amir olmasa, o Deniz denen amir.

Ay Işık! Ya düşünebiliyor musun ya,

aklın alıyor mu,

sen olmasan, sana bir şey olsa,

ben ne yaparım?

Benim için endişelenme anne. Tamam mı? Babam için endişelen!

Şey, Piraye Hanım? Hastanız Buse Hanım gelecek aramıştı da.

Son seans. Haber vermedim sanırım.

Tamam.

Pardon. İyi misiniz?

Evet, evet iyiyim, teşekkür ederim, sağ olun.

Hoş geldiniz Buse Hanım'cığım.

Hoş bulduk.

Kusura bakmayın, son dakika haber verebildim.

Araya alabilecek misiniz?

- Tabii. - Ev nöbeti yazmışlar.

Bir arkadaş hastalandı kesin. Hemen çağırabilirler.

Pardon!

Devrem.

Ara müsait bir zamanda şu Levent And dosyasını bana bir versene,

ben de bir bakayım ya, belki bir işinize yararım.

Ooo, kız seni etkilemiş yani!

Lan, yok oğlum. Seha rica etti,

üniversiteden eski hocasıymış.

Seha mı? Seha niye bakıyor ya dosyaya,

kayıp şube ilgileniyor zaten.

Kardeşim siz bize niye güvenmiyorsunuz,

he cinli değiliz diye mi?

Oğlum bana şöyle Kado ağızlarıyla konuşma ya.

Bak valla sinir oluyorum devrem ya.

Bak hele o kız yok mu?

Bak, o çatıya çıkan...

Ulan, zenginim diye kafasına eseni yapmak

bu memlekete mahsus yemin ederim he.

Oğlum kız da kendince sesini duyurmaya çalışmış yani,

hemen çizme üstünü.

Aynen, sen de hemen duydun zaten değil mi devrem?

Ben işimi yaptım oğlum.

Tabii canım, sen işini yaptın,

zaten Cinayet büro amirinin işi,

deli ve güzel kızları çatılardan toplamaktır.

Lan oğlum ben oraya çıkmasam, o kız kendini oradan aşağı atacaktı,

manyak o kız.

Tabii tabii atacaktı, kesin atıyordu.

Sen ne yaptın ama

kelepçeyi taktın kızın koluna, ondan sonra döndürdün aldın kollarına,

romantik film sahnesi gibi, he?

Ya Allah sana akıl fikir versin, zevzek p... venk! Al.

Bana bak, aşık olmayan erkek, erken ölür.

E, desene biz şansa yaşıyoruz o zaman.

Aynen öyle.

Devrem, madem Kado'ya uğrayacaksın. Neşe'nin de zilini çalsana bir.

Dayın seninle yürüyüşe çıkacakmış de,

- anlar o. - Ne oldu yine bir mesele mi var?

Yani günlerdir bir şey söyleyecek gibi

ama söyleyemiyor,

anlatsın ben de rahatlayayım, bari gideyim, uyuyayım.

Ya, sen de gelsene Kado da sevinir.

Tabii tabii çok sevinir ya.

Dün gece yazdım ona geleyim mi diye,

gelme yazmış.

Ulan sizin şu inadınız,

dağ-tavşan misali yemin ederim he.

Vay vay vay, Kadriye sultan.

Gel hele gel, gel.

Dayısı Neşe'yi soruyor değil?

He, Neşe'yi soruyor.

Ben de senin oğluna diyordum ki Kado benim anamdır.

Sen benim yemmasın değil, he?

Biz seninle gideceğiz Mezopotamya'ya.

Oğlum birinizi karnımdan, birinizi kalbimden doğurmuşum.

Kalbimden doğurduğum hayırlıdır.

Fakat karnımdan doğurduğumun

ne hayrını görmüşüm?

Ama bak, öz oğlunun hakkını yiyemem

bu alışveriş o yaptı,

o da torbaları yukarı çıkaracak değil.

Neşe yukarıda mı?

Evet, yukardadır.

Nevra ablana yumak bıraktım geldim.

Uyuyacağım ben yemeğe kaldırmayın dedi.

Neşe!

Neşe!

Neşe!

Özgür sen de zile bassana.

Oğlum bastım ya.

Oğlum onunki tilki uykusu lan.

Özgür kimse yukarıya gelmesin!

Neşe!

Neşe!

Neşe açsana kapıyı.

Neşe...

Neşe aç şu kapıyı.

Neşe.

Neşe.

Neşe açsana şu s... tiğimin kapısını.

Neşe.

Neşe.

Neşe.

Neşe.

Neşe dayıcığım duyuyor musun beni?

Neşe...

Emniyet teşkilatı bu akşam genç bir

polis memurunun ölümüyle sarsıldı.

Cinayet Büro'da görev yapan 24 yaşındaki Neşe Öndül,

evinde ölü bulundu.

İlk değerlendirmeler olayın intihar olduğu yönünde.

Başarılarıyla dikkat çeken ve terfi bekleyen Öndül'ün,

Cinayet Şube Amirlerinden.

Deniz Baran Dağ'ın yeğeni olduğu öğrenildi.

Genç polisin naaşı otopsi için.

Adli Tıp Kurumu'na gönderilecek.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

İyi misiniz?

Neşe!

Neşe!

Neşe dayıcığım! Neşe!

Neşe!

Neşe!

Neşe, dur ne olur Neşe!

Bir, iki, üç, dört, beş...

Neşe...

Neşe, dayıcığım hadi neşe.

Dokunmasın kimse.

Kimse dokunmasın.

Deniz bırak arkadaşlar işini yapsın ya.

Oy Neşe'm.

Oy Neşe'm.

Oy Neşe'm.

Oy Neşe'm.

Ay gitme.

Ay gitme.

Ay gitme.

Deniz, git buradan.

Gelme.

Deniz, git buradan.

- Nur? - Gelme.

Hepimiz kaybı tanırız,

ama onunla nasıl yaşayacağımızı kimse gerçekten öğretmez.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.