Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Arçil, ne yaptın, bitirdin mi?
Yok İpek Hanım, bitmedi de ben şimdi gitsem.
- Yarın ilk iş bitiririm. - Nasıl yani?
Arçil!
Ne oldu? Yine Dinamo Tbilisi-Trabzon maçı mı var?
Yok, astımım bugün biraz kötü, ondan.
Altı yıldır benim için çalışıyorsun...
...ve ne zaman yalan söylesen şıp diye anlıyorum.
Yalan söylemiyorum.
Arçil bak, bu akşam benim yemeğim var.
Sabah ilk iş bitireceğim.
Hayır, bu akşam yemeğim var diyorum.
Şimdi misafirler gelecek, çatıdan su akacak.
Ondan sonra ne yapacağım masanın üstüne akınca?
-Altına kova mı koyacağım? -Ama hiç bulut yok ki.
Yağmaz bence.
İyi, tamam, peki. Hadi git.
Ama o kadehlerin içine şarap yerine...
...yağmur suyu dolarsa ben karışmam.
Tamam o zaman, şimdi bitireceğim.
Teşekkür ederim.
Bir sorun yok İpek Hanım.
Tamam.
Aa!
Omurilik zarar görmemiş.
- Derin nefes al. - Acıyor.
Bir daha dene.
Solunum sesleri iki tarafta normal.
Pnömotoraks yok bence.
-Astım yüzünden. -Evet, biliyorum.
Büyük ihtimalle de bir kaburgan kırık.
Şimdi en çok nereye bastırınca acıyor, söyle bana.
Arçil, parmaklarından iki tanesi daha koyu.
Acayip bir his var orada, iğne batıyor gibi.
Tamam. Ne zamandan beri böyle?
Hatırlamıyorum.
Benim öyle değildi parmaklarım.
Kötü bir şey mi?
Görüntüsüne bakılırsa...
...elini kesmek gerekebilir.
Damdan düştü diye mi parmakları bu hâle geldi?
Vertebra ve kostası yerinden oynayınca...
...brakial pleksusu sıkışmıştır.
Pardon, dikkatim dağıldı.
Reklamlarda söyledikleri doğruymuş.
Gerçekten nemi emiyormuş.
- Ne diyorduk? - Yani...
...sinir sıkışınca damar da sıkışmıştır.
Ya da şey olabilir...
Dissemine intravasküler koagülopati, DIC.
Yani yaygın damar içi pıhtılaşma bozukluğu hocam.
Latinceyi unutmuşsundur sen şimdi.
DIC? Ee, yani...
...bir insan damdan düşünce tabii ilk akla gelen...
...kanın pıhtılaşması olur.
Travma, pıhtılaşma enzimlerini harekete geçirmiş olabilir.
Yani çocuk...
...elinden daha fazlasını kaybedebilir, ne yazık ki hocam.
Bu çocuk benim için uzun zamandır çalışıyor.
Bu yüzden çok teşekkür ederim.
Umurumdaymış gibi yaparsam, maaşıma zam gelecek mi?
Ateş, sana inanamıyorum.
Ne yapayım Allah Allah, hayat pahalı.
Servikal spinal MR.
DIC için kan parametrelerini istiyorum.
Bir de heparin füzyonal.
- Kime? - Hastaya.
İlla adını mı bilmek istiyorsun? Orada yazıyor.
İpek Hoca'na sorabilirsin. Hasta, kendisinin kankası oluyor.
Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor.
-Ben kan testine başlıyorum. -Hayır, başlamıyorsun.
Sen doktorluk yapmayalı on sene oldu Sayın Dekan'ım.
Şimdi damar bulayım derken...
...maazallah çarşafları mahvedersin.
-Ben hallederim. -Senin bugün polikliniğin var.
Ayrıca ben mesleğimi yapmayı unutmadım.
Aha!
Damarına bastık galiba! Damar!
İpucu. Damarın içinden geçen şey, üç harf?
Baş harfi K. Kan!
Kan, kan! Kan istiyorum, hadi.
Bol bol kan istiyorum, çabuk!
Aman be hocam, boş ver ya.
Ayak işlerine mi bakacaksın? Bırak onlar halletsin.
Ha? Hem onlar bak, duş almışlar, kokmuyorlar.
Ama yine de hastayı bayıltmak gerekirse...
...seni çağıracağım, tamam mı? Şöyle bir yaparsın.
Bayağı fıkra gibi. Bir tane doktorla avukat arkadaşım...
...gidiyorlar bir yerde sohbet etmeye.
Kahve içiyorlar falan. Doktorun telefonu çalıyor.
Bir tane hastası arıyor, bir şey danışmak için.
Rahatsızlığını anlatıyor.
Adam da dinliyor, ilaç tavsiye ediyor. Kapatıyor telefonu.
Sonra dönüyor, avukat arkadaşına diyor ki...
..."Sence şimdi ben bir muayene ücretini...
...hak ettim mi hak etmedim mi?"
Tabii, avukat hemen diyor ki...
..."Bu sorulacak soru mu? Tabii ki hak ettin.
Teşhis koydun, ilaç verdin. Daha ne olsun?"
Doktor güzel, gönlü rahat evine gidiyor.
Mailini yazıyor, 300 TL'lik...
...doktorluk muayene ücreti faturası.
Sonra ertesi gün bizim doktor bir mail alıyor.
Bu sefer avukat arkadaşından.
600 TL'lik avukat danışmanlık ücreti faturası diye.
Çok teşekkür ederim, eline sağlık.
Afiyet olsun.
Yani sen ne demek istiyorsun? Böyle çat kapı gelirseniz...
...bedelini ödersiniz mi demek istiyorsun?
Yok canım, yani aslında işin aslı...
...arkadaşlarım gelip bana kendi özel işleri için...
...bir şey danıştığı zaman...
...çıkarıyorum, avukat arkadaşlarımın kartvizitini veriyorum.
Ama seninle İpek başka.
Sizin için her zaman, neye ihtiyacınız olursa...
...yardıma hazırım. -Peki, teşekkür ederiz.
-Çok güzel bu arada. -Dediğim kadar var, değil mi?
Evet.
Acaba sen ve İpek'ten de kahve ücreti mi alsam?
-Ateş? -Ateş ve kahve, mümkün değil.
Bahse girerim, onun damarlarında...
...demli çay dolaşıyordur.
O, bu kapıdan girerse, kartviziti veririm diyorsun.
İyi, güzel. İlişkiniz normale dönmüş.
Bu çok iyi haber.
Yalnız İpek'in bu konuda yardıma ihtiyacı olabilir...
...hem de hemen. -Ne oldu?
Bir hastası var, damdan düşmüş. Durumu da acil.
Ve düştüğü dam da İpek'in damı.
Hoca bence çok üzerine gitti İpek Hanım'ın.
Yani yok onu yapamazsın, yok kan alamazsın.
Sert çıktı ama haklı olabilir.
Nasıl haklı olabilir ya?
İpek Hanım kötü bir doktor mu sizce?
Yani kötü bir doktor olsa, koskoca hastane...
...onu o koltuğun başına getirmez herhâlde.
Hemen öyle bir birbirinizi doldurmayın, ne olur.
Coştun yine Zeynep.
Ne alakası var? Benim söylemeye çalıştığım şey şu.
İpek Hanım aktif doktorluk yapıyor mu? Yapmıyor.
Aktif hasta da görmüyor. Anlatabiliyor muyum?
Bizim elimiz daha yatkın olabilir sahiden.
Belki de tam tersidir.
Yani bizim gibi her dakika, her saniye hasta görmediği için...
...daha dinç, daha özenli yaklaşıyor olabilir hastalara.
Umuyorum bu düşüncenizin altında...
...cinsiyetçi bir yaklaşım yoktur.
Hocam, Aysel Hemşire bugün işe gelmemiş.
Aha!
İstiyorlar mı acaba kızı yine?
Aman hocam, ağzınızdan yel alsın.
Niye gelmemiş olabilir acaba? Hasta mı?
Yoksa başına bir kaza, bela mı geldi?
Öyle olsa bizim hastaneye gelirdi herhâlde, değil mi?
Rakip hastaneye gidecek hâli yok.
Bence kesin yine istiyorlar kızı Muzo, söyleyeyim sana.
Yapmayın ya hocam.
İstiyorlar mı?
Sence haklı olabilir mi?
-Kim? -Zeynep.
Yani gerçekten bizim kafamız böyle...
...erkek doktor, kadın doktor ayrımı olabilir mi?
Sanmıyorum ama DNA'mıza işlemiş olabilir.
Biliyorsun ki DNA'mıza işleyen şeyleri...
...bilinç düzeyimize çıkartamıyoruz.
Tamam, farz edelim ki, diyelim ki...
...çok önemli bir ameliyata gireceksin, çok kritik.
Doktorun, yani cerrahın kadın olsun ister misin?
Fark etmez, benim için tecrübesi önemli. Sence?
-Durdun! -Durmadım.
Ama durdun.
-Durmadım, düşünüyordum. -Ama durdun.
-Ne demek düşünüyorum yani? -Allah Allah, durmadım yahu!
Tamam, diyelim ki ameliyata gireceksin, kalpten.
Zeynep giriyor, ister misin?
-İstemem. -İstersin.
-İstemem. -İstersin.
-İstemem abi. -Oğlum istemem, yan cebime koy gibi. Ha?
Yan cebime de koymuyorum abi.
-Koyarsın, vallahi koyarsın. -Koymuyorum.
Ama sen böyle her şeyi başka yere çekiyorsun.
Oo!
Girişte hemen sağda diyorsun.
Evet.
Tatlişko odan.
Ama benimki daha büyük. Senin de masan daha büyük.
Evet, yana yakıla beni arıyormuşsun.
Hayırdır, hastalık falan yoktur inşallah?
Ateş Hekimoğlu nihayet odama teşrif etti.
Bu muydu?
Evet. Geldim, gördüm, gidiyorum.
Ateş...
...İpek'in başına gelenleri biliyorum.
İpek'in başına bir şey gelmedi.
Çatısından bir adam düştü de onun başına düşmedi.
Yoksa öyle mi? Bak, bunu sormayı unutmuştum.
Olabilir, biliyor musun? Belki de onun başına düşmüştür.
Çünkü yönetici gibi davranmayı bıraktı...
...doktormuş gibi davranıyor.
Onun bu tedaviye girmesini engellemelisin.
-Niye? -Çünkü seni biliyorum.
Şimdi kadının bütün kararlarını burnundan getireceksin tek tek.
Güzelce, usulünce söylersen çekilir bu vakadan.
Hırpalama onu.
Doğru.
Hırpalamaya birazcık yatkınlığım var.
Ama İpek'in hırpalanacağını nereden çıkardın...
...onu anlamadım.
Tanıyorum onu.
Yani hangi yönden tanıdığına bağlı.
Mesela bence İpek'in...
...senin tarafından korunmaya ihtiyacı yok.
Onun hiç bilmediğin bir yönünü, ben biliyor olabilir miyim acaba?
Güzel tablo.
Bir şey mi istedin Arçil?
Telefonumun şarjı doluyor mu diye baktım.
Bakayım ben.
- Doluyor. - Sesi açık mı peki?
Artık açık.
Sen birinden telefon bekliyorsun galiba ha?
Haber gelince çok korktuk.
Annem, abim öldü sandı.
Sen annene söyle, korkulacak bir şey yok.
Abin emin ellerde. Hadi.
Durumlar nasıl?
İyi değil.
Benim yüzümden çatıdan düştü. Hem de benim yanımda.
Senin yüzünden değil İpek. Evet, senin evinde oldu.
Ama senin yüzünden değil.
Eli kesilirse, iş bulmakta zorlanacak.
Haklısın, üzüntünü anlıyorum.
Ama ne olur biraz sakin ol.
Ateş ve ekibi elinden ne geliyorsa yapacak.
-Sen bunu biliyorsun. -Biliyorum.
Görüşürüz.
- Biraz acıtabilir. - Yo.
Bu, kanını sulandırıp...
...pıhtıların oluşmasını engelleyecek bir ilaç.
Nerede oldu bu yara izleri? Bayağı kötü görünüyorlar.
İnşaatlarda çalışıyorum, o yüzden.
Ne zaman çıkarım hastaneden?
Daha bir şey söylemek için çok erken.
İlk önce neyin olduğunu bulmalıyız.
Ama benim işe dönmem lazım. Yoksa atarlar.
İpek Hanım'ın seni işten atmayacağına eminim.
-Rahat ol. -İpek Hanım değil.
Haftanın altı gecesi temizlik işi yapıyorum ben.
-Annemin kazandığı yetmiyor. -Ben çalışabilirim.
-Hayır! -Bana göre işler de var ama.
Hayır Şota, konuştuk biz bunu!
Üniversiteyi bitirmeden hiçbir işe girmeyeceksin!
Niye? Sen hiç üniversiteye gitmedin ki.
Çünkü benim kapa çeneni, lafımı dinle diyen...
...bir abim yoktu! -Tamam Arçil, tamam, söz.
Seni elimizden geldiğince hızlı çıkartacağız, tamam mı?
Ben zaten kendimi daha iyi hissediyorum, eve gidebilirim.
Arçil bak, eğer bu bizim düşündüğümüz gibi...
...pıhtılaşma sorunuysa, sonuçları çok ciddi olabilir.
-Tamam mı? -Ama beni burada zorla tutamazsınız!
-Zorla tutmuyoruz. -Benim işe dönmem lazım.
- Eve gitmem lazım. - Arçil.
- İpek Hanım nerede? - Lütfen sakin ol.
Buradayım Arçil, ne oldu?
Merhaba, ben Doktor İpek. Annen galiba?
Annem, beni hastaneye getirdiğin için teşekkür ediyor.
Ne demek, tabii ki getireceğim.
Birazdan da tedaviye başlayacağız zaten.
Başlayabilirsek.
Ben kendimi daha iyi hissediyorum zaten.
Çıkarabilirsiniz beni buradan İpek Hanım.
Arçil, elini bir uzatır mısın?
- Lütfen beni çıkarın. - Arçil, elini uzatır mısın lütfen?
Üçüncü parmağın da rengi dönüyor.
PTT süresi uzun, fibrin yıkım ürünleri biraz yüksek.
Hafif bir DIC vakası gibi.
O zaman o kadar da hafif değil durum.
Bu gidişle elini kaybedecek gibi gözüküyor.
Elini verirse kolunu alamaz, kolu da giderse...
Bütün bunlar benim çatımdan düştüğü için mi şimdi?
Aslında tepe üstü düşseydi...
...bu acayip semptomların hiçbiri olmazdı.
Heparinden daha güçlü bir şeye ihtiyacımız var.
Recombinant aktive protein C vereceğiz.
- Efendim? - Evet.
Hanımefendiyi tanıyanınız var mı acaba, doktor mu kendisi?
Aa, gerçi topuklular falan...
...İpek Hanım'ı andırıyor ama.
Protein C, ağır sepsiste verilir.
Peki, ağır sepsisi nasıl tanımlayacağız acaba?
Yani Arçil'in ağır sayılması için diğer elinin ve ayaklarının da...
...kararmasını mı bekleyeceğiz yani?
Tehlikeli bir ilaçtır bu. Sen de biliyorsun bunu.
Hematoloji rotasyonundan hatırlıyorsundur diye...
...ümit ediyorum. İç kanamaya neden olabilir.
Felç geçirir ve ölür.
-Damdan düşmüş gibi olur yani. -Ama kurtulabilir de.
Yani şunu ben söylesem...
...kuyruğuna basılmış kedi gibi viyak viyak viyaklarsın.
Saçlarını savura savura karşı çıkarsın bana.
Gerçi o hâller de yakışıyor sana aslında ama.
Dediğimi yapın, hastaya protein C verin.
Protein C, doktor, olacak iş değil. Çok riskli.
Diğer risksiz seçenekler de işe yaramıyor.
Yani tam senin tarzında davrandı İpek.
Evet, üzüm üzüme.
Yani yüksek riskli bir tedavi.
Tam Ateş'in yapacağı bir hareket.
Evet, biliyorum ama bunu bana yapma dedi. Yani...
...belki de beni korumaya çalışıyordu.
Yok, bu onun tarzı değil.
Ben de yetkimi kullandım ve dediğini yapmadım.
Yani şu hastanedeki en iyi tıbbi tanı uzmanını...
...dinlemedim Selin. -Dediğini yapmadın İpekciğim.
Çünkü hasta senin tanıdığın, senin önemsediğin biri.
Dolayısıyla Ateş'inkiler değil, senin kararların daha önemli. Nokta.
Bu arada unutuyordum.
Ateş Bey uzun zamandır gerçek anlamda...
...doktorluk yapmadığımı da söyledi.
Tam onun söyleyeceği bir şey işte.
Dalga mı geçtin yani İpek'le?
Doktor, bu vaka İpek'i çok sarstı.
Mizah duygusu falan kalmadı kadında.
-Şakadan falan anlamıyor. -Ya nasıl sarsılmasın?
Az kalsın birisinin ölümüne sebep olacaktı kadın.
Bunun şakası mı olur?
Aslında olur.
-Yapayım mı? -Yap.
Acaba İpek mi çekti merdiveni adamın ayağının altından?
Oldu mu?
Aa, senin polikliniğin yok mu bugün?
Gideceğim birazdan.
-Hastaya protein C verdiniz mi? -Evet, verdik.
Cesur bir karar değil mi sizce de?
Yani. Tam Ateş Hoca'ya göre değil mi?
Doğru. Ama karşı çıktı İpek Hanım'a.
Diyorsun? Öyle mi acaba gerçekten?
-Kahve? -Bence bilerek yapmıştır.
Yani İpek Hoca bunu söylemese bile...
...hastaya protein C verecekti bence.
Niye söylemedi o zaman?
Çünkü İpek Hanım erken davrandı.
O da kendini göstermek istiyor olamaz mı?
Doktor olarak yani.
Doktor olarak?
O ne demek şimdi?
İpek Hanım'ı korumak istemiş olamaz mı Ateş Hoca?
Ateş Hoca ve birini korumak?
Evet, Ateş Hoca şahane bir doktor olabilir ama...
...hepimiz biliyoruz ki bir baş belası.
İpek Hanım da esse de gürlese de...
...her zaman Ateş Hoca'nın arkasında duruyor.
Neden? Çünkü eski arkadaşlar.
Evet, yani ben de İpek Hanım'ı bazen aşırı sabırlı buluyorum...
...Hekimoğlu'na karşı.
Sizce aralarında bir şey olmuş...
...olamaz mı?
Yani aslında birçok semptomu açıklar.
Yani İpek Hanım'ın çelik gibi sabrı, siniri...
...ona karşı toleransı, ha?
Geçmiş bir hikâye mi yani?
Geçmiştir mi diyorsun?
Hâlâ devam ediyor olamaz herhâlde.
Yani bir potansiyel var sanki.
Yani öyle bir enerji alıyorum onlardan.
Neyse, bu sadece bir ihtimal sonuçta, değil mi?
-Hadi kapatalım bu konuyu. -Henüz bir ihtimal.
Gerisini zaman gösterecek.
Ne dedikoduya karşı zaafın var, beni tutuyorsunuz ya!
Geç kaldım. Hadi görüşürüz.
Benim işim fazla uzun değil...
Bir ağrı kesici iğne yapın da gideyim.
Doktor muayene ettikten sonra uygun görürse...
...kendisi yapar zaten. -Ağrım var diyorum!
Arzu.
Mali.
Sen misin cidden?
Burada ağrı var mı?
Hayır.
Nasıl bir tesadüf bu ya!
Doktor çıkacağını biliyordum da...
...böyle gelip de sana muayene olmak, ne bileyim.
-Burası ağrıyor mu? -Hayır.
- Bastırınca? - Biraz.
Ben de güzellik uzmanı oldum, biliyor musun?
Sevindim.
Bir arkadaşımla ortak bir salonumuz var.
Yani salon dediysem de...
...geliştiriyoruz henüz.
Evet, duruyor hâlâ.
Sen, sen sildirdin galiba?
Ah, işte orası çok fena!
Safra kesen, ameliyata almamız gerek seni.
Arçil'in ateşi ölçüldü mü?
Evet hocam, az önce kontrolleri de yaptım.
Tamam.
-Odasında yok. -Nasıl olur hocam?
Az önce buradaydı.
Sen benimle gel. Hemen söyle, bu katı arasınlar.
Arçil!
Arçil!
Sakin ol, tamam mı? Yok bir şey.
Sema, hasta bakıcıya haber ver.
Vitallerini al. Diazepam ver, sakinleşsin.
Bırakın gideyim İpek Hanım.
Benim çıkmam lazım.
Ne oldu hocam?
Kaçmaya çalıştı.
İşe gitmem lazım.
Arçil, bunları çıkar kafandan, tamam mı?
İyileşmeden seni bir yere göndermem. Paranı ben vereceğim sana.
Hayır, hayır. Sizin paranızı alamam.
Yapmadığım işin parasını alamam.
Ol... Olmaz.
Harika kurtarışmış, bravo.
Sen niye hâlâ buradasın? Saat beş.
Bir tebrik edeyim dedim.
Ama çok acıklı.
Gencecik çocuk.
Onu hastaneden firar etmekten caydıran doktorun kollarında.
Yapılacak işlerim var.
Hayır, hastanede yatarken dışarıda acayip işler kaçıracağını falan mı...
...zannediyor bu çocuk? Tedavisi bitsin, iyileşsin...
...gider işini de bulur, parasını da kazanır.
Dışarıda inşaattan bol ne var zaten.
Belki de tek düşündüğü şey para değildir.
Yani işin içinde başka bir şey de olabilir.
Ne gibi?
Zeynep...
...ne haber? -İyilik, sen?
İyi. Akşam yemeğe gideceğiz, bir arkadaşın doğum günü. Gelir misiniz?
Yok ya, ben eve gidip hemen uyuyacağım.
Yaa! Çok büyük bir program değil ama.
Zaten hepimiz yorgunuz. Bir şeyler yer, dağılırız.
Vallahi hiç gelmeyeyim.
Nöbet var Alyacığım. Nöbet.
Ateş Hoca'nın kürek mahkûmları, öyle mi? Vah size, vahlar size.
Belki sen?
Ben bilemedim ya. Şimdi öyle kalabalık falan.
Geçen gün görüp beğendiğin kız da geliyor ama.
Ben beğendiğimi söylemedim ama siz öyle takdir ettiniz.
İyi, tamam. Seni ararım, istersen takılırsın. Tamam, görüşürüz.
Ben galiba bu gece kalacağım.
Aa! Nöbetimi mi devralacaksın? Sen aslansın, biliyor musun?
İşim olmaz.
Bir arkadaşım ameliyatta.
Senelerdir görmediğim bir kız. Postopu beklemeli miyim?
Ben olsam, ameliyattan sonra kalıp beklerdim.
Bak, ben olsam, ben de beklerdim.
Hatta sıkılmamak için bizdeki hastayı da takip ederdim.
Ve böylece meslektaşımın nöbet tutmasına gerek kalmaz...
...ve onu eve gönderirdim. -Çok beklersin.
Canın sağ olsun.
Zeynep...
...bunların aralarında bir şey var. Bu kızla.
Eski arkadaşım dedi ya.
Dedi, dedi de eski bir aşktı bence.
Hayır, değil.
Öyle olsaydı bekleyeyim mi, beklemeyeyim mi diye bize sormazdı.
Beklerdi.
İnsan âşık olduğu ya da eskiden âşık olduğu biri için...
...tavsiye istemez.
Zeynep, acaba herkes aşkı senin bildiğin gibi yaşamıyor olabilir mi?
Evet, olabilir. Mesela sen.
Aşkı benim bildiğim gibi yaşamıyorsundur.
Ama yaşadığın aşk mı, bence orası şüpheli.
Sana daha önce hayır diyen biri oldu mu?
Yakışıklısın, zenginsin, paran var. Saygın bir mesleğin var.
Kızlar etrafında dört dönüyordur.
Sen görünmek için falan çaba harcadın mı? Gerçekten çok merak ediyorum.
Ki hiç zannetmiyorum, orası ayrı mesele.
Her şey önüne hop, hazır geliyordur.
Ama o hazır gelen şey aşk değil işte, sen öyle zannediyorsun.
Ne düşünüyorsun?
Şeyi düşünüyorum ya, hesabı kimin ödeyeceğini düşünüyorum.
Şimdi bir düşünelim bakalım.
Aşkı bilen sensin...
...zengin olan da ben. Yani bu durumda--
Sen ödüyorsun zaten.
Ben ödeyeceğim, evet.
Afiyet olsun. Akşam yemeğin herhâlde.
Ben akşam yemeği yemiyorum.
Var ya o bilmem ne diyeti, ondan yapıyorum.
Fındık ne alaka?
O, kuşlar için.
Bu arada İpek'i bu vakadan geri çekme meselesini bir daha bir düşün istersen.
Çünkü duygusal davranıp bir hata yaparsa...
...çok ciddi bir tazminat ödemek durumunda kalabilir.
Ayrıca...
...İpek'in doktorluğunun böyle bir vakayla sınanması hiç de adil değil.
Aman canım, doktorluğu falan umurumda değil. Hata yaparsa da yapar.
Hangimiz hata yapmıyoruz ki?
Hatasız kul olmaz.
Bana söylesene, Ateş bunun altından nasıl kalkabiliyor?
Umursamayarak.
Yani...
...Titanik neredeyse sulara gömülmek üzere...
...umursamayarak hayatta kalıyor mu diyorsun?
Bak, şimdi söyleyeceğim şey kulağa biraz kötü gelebilir ama...
...İpek, bencil olmakta fayda var.
Sürekli kendini hastanın yerine koymaktan vazgeç.
Sen bir doktorsun ve yerini koru.
İnsan olmaktan vazgeç diyorsun?
Senin hastanın bir doktora ihtiyacı var.
Kendisi için sürekli karalar bağlayan birine değil.
Evet, vazgeç diyorum.
Bak Ateş'e, nasıl yapıyor.
Gerçi o pislik herifin teki ama.
Emin misin?
İyi geceler.
İyi geceler.
1781'deki hastanın durumu ne?
Postopu az önce çıktı hocam.
Takip ediyoruz.
-Her şey normal. -Refakatçisi var mı?
Sanmıyorum. Biz kimseyi görmedik.
Merhaba.
Evet, öğreniyor ben Türk.
Aferin.
Nasılsın?
-İyi... İyiyim. -Sen neredesin?
-Orada... Orası sizin ev? -Ee... Evet. Yataktayım.
Ben de seviyor seni çok.
Arçil, ben gelecek oraya. Aldı bilet.
İza...
Ben... Ee...
Arçil?
-Ağrın mı var? Ne oldu? -Yok.
Bunları da bir daha çıkarma lütfen.
Eğer bir şey varsa...
...bana güvenebilirsin.
Memlekette sözlüm var benim.
Buraya benim yanıma geliyormuş.
Benim bir an önce buradan çıkmam lazım.
Bensiz yapamaz.
Yapamazlar.
Taksiyi paylaşalım mı?
Alya seni yemeğe davet etmişti, gitmeyecek misin?
Hayır.
Seninkinin canı sıkkın gibi.
Allah Allah!
Vardır bir sebebi Zeynep.
İpek-Ateş mevzusu ne oldu?
Vallahi ben o işle hiç ilgilenmiyorum.
Ama bir ipucu yakalanacaksa onu bu gece nöbette anca Emre yakalar.
Hastamız bu gece başarıyla kaçış gerçekleştirmezse tabii.
- Çocuk kaçmak için can atıyor. - Bence sen ne yap, biliyor musun?
Televizyonu aç, o ardı arkası kesilmeyen yapı reklamlarını seyrettir ona.
Çıkınca iş bulabileceğini anlasın, içi bir rahat etsin.
Kaçması için bir sebep daha var diyordun, o ne oldu? Bulabildin mi?
Buldum. Buldum Zeynepciğim.
Bir gönül meselesi var. O yüzden de vınlamak istiyor.
Bu da başımıza aşk doktoru kesildi!
Ben taksiden vazgeçtim. Hadi görüşürüz.
Dolap tam takır.
Maden suyu.
Vay be doktor!
Vallahi bravo!
Sen artık bayağı taşınmışsın.
Koliler gitmiş.
Gitarlar asılmış.
Soda var.
Kutluyoruz.
Oğlum, kendine doğru düzgün bir televizyon al. Bu ne böyle tüplü!
Televizyon bu doktor. Diğerleri televizyon değil.
Bana bak, sen iyi misin?
Doktor olan sensin.
Sen söyle. İyi miyim?
Ne bileyim. Ben...
Hastaneden çıkarken İpek'i yokla dedin de bana....
...ben de dedim herhâlde kafasına taş düştü.
Üzüm üzüme doktor.
Seninle takıla takıla belki iyi biri olmayan başlıyorum ha?
Ya bırak şimdi! Ben ciddiyim.
Bana bak, söyle bana. Hadi itiraf et.
Sen bu İpek'e karşı bir şeyler mi hissediyorsun?
Söyle ya. Oğlum, ben senin dostunum. Bana anlatabilirsin.
Doktor, ergen muhabbeti için saat biraz geç.
Ayrıca senin yaşın da biraz geç.
Bırak şimdi, kaçma!
Bir şey hissediyorsan söyle. Ne demekmiş yani...
...hastaneden çıkmadan İpek'i bir yoklasana?
Sen kendini yokla ya. Hadi doktor, söyle bana.
Seviyorsan konuş. Kapısına git, bağır, çağır, itiraf et.
Cevabını sadece benim bildiğim...
...problemlere insanların kafa yormaları çok hoşuma gidiyor doktor.
Konu gene ben olayım da ne olursa olsun diyorsun, öyle mi?
Benim de beslemek zorunda olduğum bir egom var doktor.
Biraz büyükçe.
Hop!
Evet, birazcık büyük gerçekten.
Evet!
İşte ergen muhabbeti.
Doktor gel bakayım, bir ifadeni alayım. Tut bakayım şunun ucundan.
Hemşire!
Hemşire! Birisi yardım etsin!
Yardım edin!
-Ne oldu? -Kolum... Kolumu oynatamıyorum.
Tamam, sakin ol.
Protein C’nin yan etkileri başladı.
-Kanama nerede? -Beyninde. Sağ tarafı felç olmuş durumda.
Tedaviyi durdurup beyin cerrahisini çağırdım.
Kolumu artık oynatabiliyorum.
Yakında eve giderim herhâlde, değil mi?
Ameliyat iyi geçtiği ve beynindeki kanamayı boşalttığımız için...
...kolunu oynatabiliyorsun ama tedavin henüz devam ediyor.
Sana verdiğimiz ilacın yan etkilerini ortadan kaldırdık sadece.
Annem çok genç göründüğünü söylüyor. Ne yaptığını biliyor mu diyor.
Evet, ona uzman doktor olduğumu söyle.
Ayrıca ekibimizde beş doktor daha var. Onlar benden daha yaşlı.
Biliyorum. Yani İpek Hanım'ı tanıyoruz.
Günaydın. Durum nasıl?
İyiyim, İpek Hanım. Kolumu oynatabiliyorum.
Yakında çıkar...
Bu öksürük kulağa iyi gelmiyor.
Bir yudum içmeye çalış.
Solunumu çok sıkıntılı. İnfiltrasyon var sanırım.
Ateşi de yüksek. Hemen bir akciğer filmi alın.
Tamam.
-Bilirubin seviyesi düşüyor mu? -Sabahki değerleri düşmüştü ama...
...hâlâ normale dönmedi hocam.
Ameliyat iyi geçti.
Sorunsuz geçti.
Ağrın var mı?
Biraz.
Merhaba.
-Bahsettiğin arkadaşın mı? -Evet, evet.
Arzu, Emre benim doktor arkadaşım.
-Memnun oldum. -Mali bahsetti demek.
Ben de mahalleden arkadaşıyım. Eski mahalleden.
-Haa! Dolapdere'den. -Evet.
Ben hemşireyi çağırayım, sana ağrı kesici verelim.
Yok, ben hallederim. Çıkarken hemşireye söylerim.
Tekrardan geçmiş...
...olsun.
Evet, Mali yazıyor. Onda da Arzu yazıyordu ama sildirmiş.
Çocukluk zamanları.
Bence sarhoştuk.
Aynen. Sarhoş olduğumuz bir gece...
...birbirimizi damgalamıştık.
Güzelmiş. Yani iyi anılar bunlar, değil mi?
Evet, ben...
...o zaman tekrardan tanıştığımıza memnun oldum.
-Ben çıkarken hallediyorum. -Ben de öyle.
-Umarım seni utandırmadım. -Yok canım, niye utandırasın.
Ama...
...ben eski Mali değilim artık.
Ben de artık eski Arzu değilim.
Hayat olduğu gibi durmuyor.
Hemşire de gelemedi.
Bu arada ben evlendim.
Yani bizimkiler öyle istedi.
Maddi durumu da bayağı iyiydi.
Ben de rahat bir hayat sürdürürüm sandım...
...ama evlilik yürümedi tabii.
Ben de başladığım yere tekrardan geri döndüm.
Ama bu sefer başka bir Arzu olarak.
Neden bir şey söylemeden gittin?
Eğer tekrar karşına çıksaydım...
...senden gidemezdim.
Seni bırakamazdım.
Bilgisayarda hâlâ görüntüleyemedim. Ne zaman eklersiniz?
Evet, acil olduğunu söylemiştim.
Yok, rapor için beklemeyelim. Sadece filmimi iletin yeter.
Evet, evet.
Tamam, şöyle yapalım. Ben oraya gelip alayım.
Tamam, tamam. Yok, hayır.
Aman ya!
Bir insana bir şey anlatana kadar kendin yap daha kolay.
-Radyoloji mi? -Evet.
Bu aralar çok yoğunlar. Biraz bekle istersen.
Yok, beklemek istemiyorum. İpek Hanım'ı bekletmek hiç istemiyorum.
Fark etmedin mi? Arçil'in dosyasıyla saniye saniye ilgileniyor.
Evet.
-Sence de biraz fazla değil mi? -Ne o fazla olan?
Yani zaten iki büyük kurumun başında, onları yönetiyor...
...hem de çok başarılı bir şekilde.
Ayrıca oturduğu koltuğa göre de yaşı bayağı genç.
Ee?
Ee'si, bu vakaya o bakmamalıydı. Bu bizim işimiz.
Onun işi bize iş vermek.
Farkında mısın bilmiyorum ama İpek Hanım'ın isminin başında...
...Doçent Doktor yazıyor. Yani hasta bakabilir.
Hele ki o hasta evinin çatısından düştüyse, hayli hayli bakabilir.
Zeynep, mesele de bu zaten. Bu kadar profesyonel birinin...
...profesyonellikten bu kadar uzak davranması. Yani...
...ya bunu vicdan azabından yapıyor ya da kendini kanıtlama ihtiyacından.
Bilmiyorum ama fark etmez.
Çok fark eder çünkü kendini kanıtlamasına gerek yok.
Seninle aynı fikirde değiliz ama bu da fark etmez.
Yani benim söylemek istediğim şey burada profesyonelce bir tavır yok.
Aldığı dosya kapanabilir. Baktığı hasta ölebilir...
...veya davalık olabilir. Bu da siciline işler.
Kariyerinde bir leke olarak kalır.
Kariyerindeki bir leke, bir insanı kaybetmenin yanında hiç kalır bence.
Onun oturduğu koltuktan bakınca öyle değil ama.
Neyse, o da aldığı riskin farkındadır zaten.
Zeynep Hoca'm, kusura bakmayın, aşağıda çok yoğunduk.
Bilgisayardaki sıkıntıyı onarmaya çalışıyoruz.
Sizi de bekletmek istemedik.
Çok teşekkür ederim. Refik Hoca'ya çok selam söyle.
Söylerim.
Ve risk giderek büyüyor.
Ah be Aysel'im! Nerede kaldın?
-Günaydın Aysel Hemşire. -Günaydın.
Ne kadar güzel, hoş bir karşılaşma oldu.
-Nasılsın? -Teşekkür ederim, sen nasılsın?
-İyiyim. -Dün ben seni göremedim. Galiba gelmedin.
Dün ben... Pardon Muzaffer, bir dakika. Hocam, günaydın.
Günaydın.
-Neli o? -Domates, peynir. İster misiniz?
Hocam, ben dün bir iş görüşmesine gittim.
Eyvah! Kaçıyor musun yoksa?
Kabul edilirsem gitmek istiyorum, evet.
Seni nasıl kandırdılar?
Yeni açılmış bir hastane, temiz. Yakın bir arkadaşım orada işe başladı.
Çalışma koşulları, maaşı falan bayağı iyi.
- Önemli tabii maaş. - Öyle gerçekten.
Sizi CV'me referans yazmıştım ya...
...bugün yarın arayabilirler. Bilginiz olsun.
Tamam, o iş bende.
-Öyle işte Muzo. Sen iyi misin? -Öyle demek?
Neyse. Benim artık gitmem lazım. Geç kaldım.
Sen dua et de olsun şu iş, tamam mı?
Parmaklarının rengi daha da koyulaştı.
Ateşi 38.9 ve yükselmeye devam ediyor.
Ayrıca akciğer filminde infiltrasyon var.
Akciğer infiltrasyonu.
İyi tarafından bakalım. En azından nefes alamazsa…
…elini kesmemizi umursamaz.
Düşmeye bağlı travma…
…akut solunum sıkıntısı sendromuna yol açmış olabilir.
Ah, ah, senin o çatın yok mu, her şeyin suçlusu o.
Akciğerlerdeki infiltrasyonun, parmaklardaki siyanozun ve…
…büyük ihtimalle ateşin sebebi de bu.
Neden?
-Neden? -Ne neden?
Ah ulan, neden, neden İpek Hoca’nız…
…tamamen suçluluk duygusundan kaynaklanan bir tanı koymaya çalışıyor?
Belki de dünya İpek Hoca’nızın o meşhur çatısının etrafında dönmüyordur.
Belki de hastamız, yerçekimi denen olguyla bir anlaşmazlık yaşayıp...
...yere çakılmadan önce de hastaydı…
…ama bunu fark etmemişti. Olamaz mı?
Olabilir, olabilir. Zatürre DIC’e, DIC de siyanoza sebep olur.
Yok, olmaz. Zatürre bu kadar hızlı yapmaz bunları.
Doğru.
Ancak yere çuval gibi çakılırsan olur bunlar.
Zatürre değil.
Parmaklarının morarmasını hadi fark etmedi, nefes alamamak…
Evet, saksı zamanı. Çalışsın bakalım saksılar.
İpek Hoca’m hadi, buyurun, siz de çalıştırın saksıyı.
Evet, zatürre.
Arçil iyi hissetmediğini söyledi.
Astımının kötü olduğunu söyledi ve gitmek istedi.
Ama ben, beni oyaladığını düşündüğüm için izin vermedim.
Yani onu çatıya çıkmaya zorladım.
Akşama misafirim var dedim.
Bir de çekip vursaydın.
Çünkü ciddi bir sorun olduğunu düşünmemiştim.
Sadece astımı olduğunu düşünmüştüm.
Bize de söyleseydin doktor. İyi olmaz mıydı?
Burada senin suçluluk içinde kıvranmanı izleyeceğimize…
…bir kan kültürü alıp laboratuvara yollardık.
Sıradan bakteriyel bir zatürreyse sorun yok, iyileşir zaten.
Tabii canım, sıradan bir levofloksasin veririz...
...bir de sıradan EKO çekeriz.
Bir de gidin çocuğun evine bakın.
Kan kültürü zaten ne tip bir zatürre olduğunu bize gösterecek.
Evine niye gidiyoruz, ne gerek var?
Ya oje kokluyorsa?
Ya papağanının kanatlarını yoluyorsa?
Gidin evine bakın, ne tip bir zatürreymiş, bir an önce anlayalım.
Tamam mı? Çocuk da ölüyordur şimdi meraktan.
-Birlikte gidin evine. -Ben giderim.
Anahtarı alıp eve girmeyi becerebiliyorum, kendi başıma.
Vallahi çok da emin değilim doktor.
Koş, koş, koş.
Puh!
Hocam…
Oh!
…iş yerinde iletişim üzerine bir kitap yazmayı düşünür müsünüz?
Yani. Ama dikkat dağıtmak üzerine bir 'workshop' verebilirim.
İlgilenir misiniz?
İpek’e...
...sizin de onun evine gireceğinizi söyleseydim ne yapardı acaba?
Herhâlde burada savaş çıkardı.
Çok pardon hocam. Biz derken?
Ah! Vallahi koptuk gidiyoruz yani.
Ben ve o, İpek Hanım, hastane müdürünün evine gideceğiz, öyle mi?
Yok artık.
Olay yeri inceleme. Evet.
Son üç haftadır her gün orada çalışıyormuş.
Oradan bir şey kapmış olması o kadar da imkânsız değil.
Hocam bakın, şu zamana kadar...
...bütün dediklerinizi harfiyen yerine getirdim ama…
…kusura bakmayın, ben patronumun evine girmem.
Hişt!
Senin patronun benim koçum.
Sizin patronunuz da o. Hem sizden daha korkutucu.
Vay be!
Hey gidi Dolapdere.
Koskoca Dolapdere, kürdan gibi bir kadından korkuyor.
Senin mahalleye gitsem, şu hâlini anlatsam, ne yapar acaba ha?
Senin kankalar ne yapar acaba?
Hadi, hadi, gevşeyin biraz. O kadar korkmayın.
Ben de sizinle beraber geleceğim. Yolda da tantuni ısmarlarım.
Of!
Niye tartışıyorsunuz ki?
Çalışmama izin versen İza abla da gelebilir...
…annem de bu kadar endişelenmez.
Hayır, sen çalışmayacaksın.
İyi. Ama sen söylemezsen annem İza’ya, geri dön, sana bakamayız diye söyleyecek.
Bir şey mi oldu Arçil?
-Abimin memleketten sözlüsü-- -Yok bir şey İpek Hanım.
Tamam, peki.
Arçil, şimdi sizin evinize gitmemiz gerekiyor.
Seni neyin hasta ettiğine dair araştırma yapmamız lazım.
Nasıl yani?
Görmeden bir şey söylemek zor. Belki bir boya, deterjan…
…ya da başka bir şey seni hasta etmiş olabilir.
Annem ev çok dağınıktı, ayıp olur diye üzülüyor.
İnanın, bunun hiçbir önemi yok. Önemli olan tek şey Arçil’in sağlığı.
‘Spasiba’.
Aa! Ateş’e bak, ekibini öğle yemeğine mi götürüyor artık?
Mümkün değil.
-Nereye gidiyorlar o zaman? -Bilmem. Hiçbir fikrim yok.
Neden öğle yemeğine gidiyorlar fikrini hemen reddettin o zaman?
-Hayatım, beni sorguya mı çekiyorsun? -Yok canım, ne münasebet.
Ben sadece şunu söylemek istedim.
Ateş’in ekibiyle yemeğe çıkma gibi bir âdeti yoktur.
Evet, farkındayım, sen de ilk bunu söyledin.
Ayrıca ben onun yüzündeki o gülümsemeyi tanıyorum.
O böyle bir şeye çok heyecanlandığı zaman, sevindiği zaman öyle kibirli kibirli güler.
Ben fark etmedim.
Yapma Orhan, tabii ki fark ettin. Şu an yalan atıyorsun.
Bir şey onu öyle gülümsettiyse, kesin seninle paylaşmıştır.
-İpek’e gidiyorlar. -Ne?
-İpek’in bundan haberi yok ama. -Neden?
Neden? Tıbbi bir sebep diyebilir miyim?
Ateş, İpek’i neden bu kadar merak ediyor?
Sen bunu neden bu kadar merak ediyorsun?
Sen bana neden bu soruyu soruyorsun?
Çünkü sen Ateş’i terk ettin ve evlisin. İpek ve Ateş’in böyle bir durumu yok.
Ayrıca bekârlar ama böyle bir durumları…
-Merak ediyorum. Ne var, suç mu yani? -Hayır, suç değil…
…ama masum da değil.
Sizce içeride ne bulacağız?
Bence siyah, askılı bir gecelik. Dantelli.
İçeride ne bulacağımızdan çok, içeriye nasıl gireceğiz, asıl sorumuz bu.
20 saniyede içerideyiz.
Ha? Hadi iddiaya girelim mi? 100’er liranızı alırım.
-Hocam… -Hadi, hadi.
Ben varım.
Kolay para. Her zaman varım.
Buyurun.
Mobilya cilası yok, tiner yok.
Bu evde koklamaya değer hiçbir şey yok.
Burada da hiçbir şey yok. Yalnızca birkaç hamam böceği.
Birilerinin de Arçil’in çatısını tamir etmesi gerekiyor.
Bir şey soracağım, Ateş Hoca’yı neden bu zamana kadar kovmadınız?
Yani neredeyse sürekli tartışıyorsunuz.
Bazen ondan nefret ettiğinizi düşünüyorum.
Ben Ateş’ten nefret etmiyorum.
Neden?
Tamam, harika bir doktor...
…ama başka bir yönetici olsaydı, onu çoktan kovardı.
Dört tanesi kovdu zaten.
Ama asıl soru, ben onu niye işe aldım?
Hocam, anahtarın yerini nereden bildiniz?
İpek gibi takıntılı, kendine güveni olmayan birisi…
…kapısının etrafına en az üç tane yedek anahtar saklar.
Takıntılı olmak iyi bir şey değil o zaman, öyle mi?
Böcek ilacı organik, sabun hipoalerjenik.
Bu İpek hepimizi gömer.
Yatak odası bende.
Olay yeri.
Ateş Hoca da siz de Hacettepe’ye gittiniz. Oradayken tanışıyor muydunuz?
Ben öğrenciydim, o da asistan. O zaman bile efsaneydi.
Efsane olduğu için mi tanıyordunuz onu yani, öyle uzaktan?
Zeynepciğim…
Yani merakını hiç çaktırmıyorsun. Gerçekten sana bravo.
Senin dilinin altında bir şeyler var ama hadi bakalım.
-Ay! -Yine mi hamam böceği?
Daha kötü.
Hi! Aman Allah’ım! Bu evde yok yok.
O anahtarın yerini tahmin etmiş olmanıza imkân yok hocam.
Yani?
Yani siz bu eve daha önce girdiniz.
Sence bu siyah sayılır mı?
Bir de kapıyı 20 saniyede açarım falan diye bizi keklediniz.
Yani?
Yani o anahtarın yerini zaten biliyordunuz.
Bu ne be?
Yok artık, iğrenç!
-Burada senin fotoğrafların var. -Ne?
Hadi canım! Sadece senin fotoğrafların.
Ne yapıyor bu kadın? Muska mı, büyü mü, nedir bu be?
-Dalga geçiyorsunuz. -Evet.
Bu ne?
Günlük kullanım için.
Her şeyi de bilir.
Her şeyi de bilir.
İpek Hanım ve siz çok dalaşıyorsunuz hocam.
Yani anca çok yakın olmuş insanlar birbirlerine bu kadar çok dalaşırlar.
Kibarcık.
Senin miden kibarlıktan ağrımıyor mu?
“Yakın olmuş insanlar”.
Beraber olmak desene. Ha? Beraber olmak. Daha iyi bir kalıp.
Hem daha anlaşılır hem de kibar.
Ayrıca ben beraber olmadığım insanlarla da dalaşırım. Tamam mı?
Benim için bir nevi tutku.
Ben bir şey bulamadım.
Bir de ufak ufak kaçsak mı?
Yoksa İpek Hanım’la karşılaşmak gibi fantastik bir fikriniz var mı?
Aha!
Siyah, tüylü…
…canlı.
Bakın, bakın, bakın.
Aa! Rastlantıya bak.
Evet, hastanın akciğeri kötüleşiyor, Levofloksasin işe yaramıyor.
Belli ki bu sıradan bir zatürre değil.
İşte bu.
Hastanın ölümü yaklaşıyor ve sükûnetini koruyorsun.
Bravo, oldun.
Tahmin et bakalım ne bulduk?
Ha bir de tahmin oyunu?
Baksanıza, hastanın ölümü yaklaşıyor, hocamız tahmin oyunu oynuyor.
Vallahi kendini aştı.
Evinde fareler var.
-Hah. Yani elindeki ısırıklar. -Evet, fare ısırığı.
Yani evinde fare olduğu konusunda yalan söylüyor.
Gidiyorum inşaatlarda çalışıyorum diyor. Ne demişler? Gurur öldürür.
Tipik bir streptobasil enfeksiyonu işte.
-Fare ısırığı humması. -Diyorsun?
İyi. Kızlar takımına bakın be! Ne kadar motive.
Arçil’in bulgularıyla tamamen örtüşüyor.
Evet, ihtimallerden biri bu olabilir.
Bir de tabii şu lavabonun altında bulduğumuz…
…aspergillus mantarına ne demeli?
Ha, ne lavabosu?
Senin gibi cici bir hanımefendinin banyosu daha temiz olmalıydı.
İtiraf ediyorum, biraz ayıpladık.
Ne?
Siz benim evime mi girdiniz, hırsız gibi?
Ha?
Hırsızlar anahtarla girmezler. Biz anahtarla girdik.
Özel hayatıma burnunu sokmaya hakkın yok.
Tıbbi olarak zaten gereksiz bir hareket.
Ahlaki olarak hiçbir şekilde konuşmuyorum, kabul edilemez.
Ve yine haklısın.
Akciğerlerdeki fokal konsolidasyon mantar zatürresiyle örtüşüyor.
Üzülme. Üzülme.
Bak, sen de haklısın.
Sen de haklı olduğun konusunda haklısın.
Ayrıca suçluluk duyman gitgide mantıklı bir hâle geliyor.
Çatı senin çatın, mantar senin mantarın.
Aspergillus tedavisi için amfoterisin vermek lazım.
Ama çok tehlikeli.
Yani ne demeye çalışıyorsun?
Yani tehlikeli ve saldırgan tedavimiz ilkinde işe yaramadı…
…bu sefer işe yaraması gerekiyor.
Hadi gidin başlayın şu amfo berbat ilaca.
Ben az önce doğru mu anladım…
…yoksa Ateş Hoca’da İpek Hanım’ın anahtarı mı var?
Yok, yok. Yedek anahtarın yerini buldu.
Hem de nerede buldu, biliyor musun? Saksının altında.
Bir de bize bahis yaptırdı 20 saniyede açarım açamam diye.
-Açtı tabii ki. -Anahtarın yerini biliyor ya.
Ateş Hoca bence o eve daha önce girdi ve anahtarın yerini zaten biliyordu.
Ve bence aralarında kesinlikle--
Bence aralarında bir şey olduğu anlamına gelmez.
Yani sonuçta bazen arkadaşlarımız bize gelirler ve...
...yedek anahtarın yerini bilirler.
Zeynep, Allah aşkına yapma!
Tamam, size bir soru.
Evinizin yedek anahtarının yerini bilen kaç arkadaşınız var?
Ya da bilen hiçbir arkadaşınız oldu mu?
-Yok canım, niye olsun? -Evet, benim de yok işte.
Benim var.
Yani belki tamam, haklısın ama yine de aralarında net bir şey var diyemeyiz.
Peki. Ama aralarında net bir şey yok da diyemeyiz bence.
Bence o gözle bir bakalım.
Muzo, baksana bir.
Senin bir derdin mi var? Pek keyfin yok gibi sanki.
Yok, hiç yok.
Yani alakası yok. Her şeyim yerli yerinde benim.
Evet, Aysel Hemşire yolla gelsin. Kaç numara?
Birinci oda hocam.
-Hocam, sizi arayan oldu mu? -Niye?
Başvurduğum iş yerinden. Referans için arayacaklar demiştim ya.
Bilmem. Olmadı galiba. Olmuş da olabilir.
Biliyorsun, bana ulaşmak kolay değil, Aysel Hemşire.
Neyse. CV’imde adınızın yazması bile yeter aslında.
Efendim?
Bana bak Muzo, bu kızı kaçırma. Azla yetinmeyi biliyor.
Kaçıyor işte hocam, kaçıyor. Başka bir yerde çalışacağım diyor.
Niye? Kollarını açıp gitme Aysel’im diyemiyor musun?
Ah, ah, diyemedim hocam.
Diyemedim ki.
-Hocam, telefonunuz çalıyor. -Çalsın.
-Hocam, kimin aradığına bir bakalım mı? -Niye?
Numara kayıtlı değil.
Kesin Aysel için arıyorlardır, işe almak için.
Hocam, ne olur açın telefonu, lütfen.
Kötü deyin hocam. Çalışmıyor deyin, tembel deyin hocam.
-Almasınlar Aysel’i işe. -Bırak!
-Pardon hocam. -Al.
Aç. Konuş.
Alo?
Ben Ateş Hekimoğlu. Buyurun.
Hangi konferans?
Yok, maalesef yoğunum ben, gelemiyorum. Başka sefere inşallah.
Allah’a emanet olun. Sağ olun.
Hocam, onlar değilmiş.
Ne konferansıymış?
Hocam, heyecandan anlayamadım hangisini dediğini.
Muzo, bak aklıma ne geldi. Senin telefon zeki mi…
…akıllı mı, IQ seviyesi nedir?
Akıllı, hocam. Çok akıllı.
-İyi. Dizi izlenebiliyor mu? -İzleniyor hocam.
Hadi gel, telefonları değiş tokuş edelim. Ha? 'Capito'?
Bunu alıyorsun, beni arayanlara sen cevap veriyorsun.
Bilmem anlatabildim mi?
Hocam, siz var ya siz… Size kurban olurum.
Sizin hakkınızı nasıl öderim, bilemiyorum hocam.
Hocam, arayanları da tek tek not ederim. Hiç merak etmeyin siz.
Hadi kolay gelsin.
Alo. Ben Ateş Hekimoğlu.
Merhabalar. Ben Nurten Öğretmen.
-Evet Hoca Hanım, geçmiş olsun. -Teşekkürler.
Şikâyet nedir?
Dermatit. Boyun dermatiti.
Evet. Stres kaynaklı dediler.
Deri kaşıntısı bizim meslekte çok sık rastlanıyormuş. Öğretmenim ya.
Birkaç aydır bunun sıkıntısını çekiyorum. Hâlsizliğim var.
Gün içerisinde uyku basıyor. Yani dikkat dağınıklığım falan var.
Böyle kulaklarım falan çınlıyor. Odaklanamıyorum.
Yani antidepresan verdi doktor, kullandım ama hiçbir işe yaramadı.
Mesela kulak sorunları…
...telefonunuzun yüksek volümü yüzünden olmasın?
Sizin telefonunuzdan dolayı olmasın?
Ha?
Ulan Muzo.
Evet. Başka ne yapıyoruz? Buyurun.
Teşekkürler.
Okul aile birliğinde görevli öğretmenim.
Bir de üst sınıflara rehber öğretmenliği yapıyorum.
Evet, öğretmenlik dışında?
Başka bir şey yapmıyorum. Öğretmenlik.
-Okuldan sonra? -Yine öğretmenlik.
Birkaç tane öğrencim var, onları çalıştırıyorum.
Özel öğretmenlik. Maaşlar malum diyorsunuz.
Yok, para almıyorum. Birkaç tane sorunlu öğrencim var…
…sınıf arkadaşlarının seviyesine gelsinler istiyorum.
Yani bütün sınıf zımba gibi olsun istiyorsunuz.
Onları da adam edene kadar size uyku yok.
Öyle söylemeyin.
Aslında çok tatlı ve çok zeki çocuklar.
Sadece biraz ilgi ve alakaya ihtiyaçları var, hepsi bu.
Bir tane Ali var mesela, okul kaçkını.
Ama iki senelik müfredatı altı ayda kaptı. Cingöz.
Bunları yaptırıp geliyorsunuz.
Bir ay önce bu tahlillerin hepsini yaptırdım.
Sonuçlar da yanımda. İsterseniz verebilirim.
Hoca Hanım, işinize karışmak gibi olmasın ama…
…1071 Malazgirt Zaferi, biliyorsunuz, değil mi?
İşliyorsunuzdur derslerde.
Sizin o testler, Malazgirt Zaferi’yle aşağı yukarı eş zamanlı.
O dönemin savaş teknikleri biliyorsunuz, at üzerinde hücum…
…teke tek dövüş, ok vesaire.
Şimdi insansız hava araçları ortalıkta vızır vızır etrafı bombalıyorlar.
-Anlatabildim mi? -Tamam.
-Buyurun lütfen. -Teşekkürler.
Nasıl açılıyorsun sen bakalım?
Evet, şuradan bir daha.
Şey, İpek Hanım, sizinle bir şey konuşabilir miyim?
Tabii ki konuşabilirsin.
Gel. Hadi otur.
Abin nasıl?
Doktor abla var ya, genç…
…ona şimdi iğne yapıyordu.
Abin iyi olacak, tamam mı? Merak etme.
Şey, abim şu anda işe gidemiyor ya, para konusunda çok korkuyor.
Ama ben sizin yanınızda çalışabilirim.
Peki.
Kaç yaşındasın Şota?
15
Bana pek öyleymişsin gibi gelmedi. Sanki 11-12 gibisin, ha?
Güçlüyüm ama. Boya yaparım, çim biçerim…
…yaprakları süpürürüm. Hatta isterseniz bugün de başlarım.
Ama abin çalışmanı istemiyor. Biliyorsun, okula gitmeni istiyor.
Hem sen daha çok küçüksün.
Çalışsan bile iki tane yetişkini geçindiremezsin. Çok zor.
-İki değil, üç. -Üç?
Abimin sözlüsü İza da var. O da geliyor.
Anladım.
Buyurun.
Ateş düşmüş. Kan değerleri normal. Sizi artık taburcu edebiliriz.
Ama hayır, olamaz!
Hem siz kimsiniz? Benim kendi doktorum nerede?
O ne biçim laf!
Siz yattığınız yerden doktor mu seçiyorsunuz?
Ben bu hastanenin müdürüyüm.
Günaydın Mine Hanım.
Günaydın sevgili meslektaşım.
Bu hastamız artık eskisi kadar hasta görünmüyor.
Neden hâlâ taburcu etmiyoruz?
Ben son bir kez…
Hastam var.
Bankodaki kayıtlara göre yok ama.
-Anlıyorum. Dizi zamanı. -Bravo, bildin.
Görüşürüz.
Aşkım, nereye bakıyorsun sen öyle?
Hem hani benden başka kadın görmüyordu gözlerin?
Reklamlar!
Ne buluyorsun Allah aşkına bu saçma sapan dizide?
Bu hastanede bulamadığım her şeyi.
Fıstık gibi hastalar, entrika, aşk.
İpek nasıl?
Çok iyi.
İpek gibi davranmıyor, harika.
Bence o biraz zor durumda. Tabii sorumlu da hissediyor kendini.
Narsisizm.
Kendisini, kendi gözünde o kadar çok büyütüyor ki...
...bütün hataları da ancak kendim yapmış olabilirim diye düşünüyor.
Desene İpek çok fena durumda.
Mesela ben, her şeyi düzeltebilirim diye düşünmüyorum.
O yüzden geceleri de uykum kaçmıyor.
Tabii, senin uykularını kaçıran şeyler bambaşka.
İpek hakkında konuşmuyor muyduk?
İpek insanları önemsiyor.
İpek kendini suçlu hissetmekten zevk alıyor.
Hayır. İpek insanları önemsiyor.
Bu da seni deli ediyor. Çünkü İpek hastalarını...
...çözülmesi gereken birer bulmaca gibi görmüyor.
Onların insan olduğunu biliyor ve duygularını önemsiyor.
Evet.
Reklamlar bitmiştir herhâlde.
Senin de İpek reklamın bittiyse ben dizime döneyim.
Aman, tamam! Hiçbir şey kaçırma, hepsini izle.
Aman be, kaçırmışım sonunu!
Gördün mü? Tüh! Çok üzüldüm.
Merhabalar. Ben Nurten Öğretmen. Yine.
Siz de Doktor Ateş Hekimoğlu'sunuz, öğrendim.
Burada.
Evet Hoca Hanım.
Buyurun. Sonuç kâğıdı bir öncekiyle aynı.
Hiçbir değişiklik yok.
Aynı mı?
Buyurun.
Hoca Hanım...
...biraz öğretmeye ara vereceğiz, tamam mı?
Ne yapacağız?
Hayatın tadını çıkarmaya çalışacağız. Gençliğimizin tadına varacağız.
Okuldan uzak duracağız, üstümüzdekileri yakacağız...
...saçımızı açacağız, dağıtacağız.
Evet, saçımızı açacağız. Açalım saçımızı.
İşte şöyle.
Dağıtalım saçımızı.
Değil mi? Hayatımızı yaşayalım.
Bir de kendimize soracağız.
Neden ben bu çocuklar tarafından sevilmek zorunda hissediyorum kendimi?
Neden ben bu çocuklar tarafından...
...kabul edilmek zorunda hissediyorum kendimi?
Siz öğrencilerimizi adam edeyim derken...
...öğrencileriniz sizi hasta etmişler.
Başınızın etini yemişler.
Evet, biraz haylazlar ama...
Onlar değil, en az on bin yıldır bizimle beraber yaşayan haylazlar.
Pedikülozis kapitis, yani bitler. 'Capito'?
Onların başından sizin başınıza geçen bitler.
-Şu an sizin başınızdalar. -Ne?
Neydi adı?
Ali... Vardı ya cingöz olan.
Okuldan kaçan. Kesin banyodan da kaçıyordur o.
Evet ama ben sürekli yıkanırım. Saçlarımı tararım.
Öyle sabunla falan olmaz.
İstersen deterjanla çitile, bitlere hiçbir şey olmaz.
Şimdi...
...başınızdaki kaşıntı bitlerden.
Ensedeki kızarıklık bit ısırığı ve kaşımaktan.
Uykusuzluk, kaşınmaktan dolayı uyuyamamaktan.
Dikkat eksikliği ve hâlsizlik uykusuzluktan.
Şimdi şampuanımızı değiştireceğiz.
Şimdi ben size bir şampuan yazıyorum. İçinden bir de tarak çıkıyor.
Prospektüsünü okuyacaksınız, yıkadıktan sonra...
...tarakla Tımarlı Sipahi. Malazgirt.
Evdekilere de aynısından vereceksiniz.
Onlar da bu şampuanla saçını yıkacaklar.
Buyurun. Bir de...
...size on gün iş göremez raporu yazıyorum.
Okuldan uzakta on gün...
...yatış.
Hoca Hanım, bu iyiliğimi de unutmayın. Buyurun bakalım.
Tamam, teşekkürler.
Hayatımızı yaşayalım.
Saçlarımızı dağıtacağız.
Hocam, buyurun. Sizi arayanların hepsini not ettim.
Al, şarjı bitti.
Sende kalsın o. Tamamdır.
İşte!
Aramışlar.
-Evet hocam, aradılar. -Aramışlar ve Aysel'den vazgeçmişler.
Evet, vazgeçtiler galiba hocam.
Ah ulan aşk!
Ulan aşk sen yok musun sen! Sen nelere kadirsin.
-Estağfurullah hocam. -Tüh lan sana!
Kızı elinde tutacaksın diye gidip millete kötüledin mi?
Estağfurullah hocam. Ben kötülemem iki gözümün çiçeğini.
O bir tanedir dedim. Onu kaybetmemek için...
...sizin vereceğiniz maaşın iki katını vereceğiz dedim.
İyi demiş miyim hocam?
-Sen bana bir çay ayarla. -Hemen hocam.
İşte şu gelen de dün gece bizi pas geçen arkadaş.
Nasıl geçti maskeli balo?
Ben gidiyorum. Onlar biliyor nasıl geçtiğini, anlatsınlar sana.
-Anlatayım mı gerçekten? -Anlat.
Tamam.
Bir şeyler olmuş.
Evet?
Otopark, karakol, ev.
-Ne diyorsun? -Yapabildikleri bu kadar, zoru başarmışlar.
Mekâna gidemeden daha otoparkta kavga çıkıyor.
-Polis falan gelip hepsini görüyor. -Allah Allah!
Ciddi kavga, yaralananlar falan olmuş.
Hadi ya! Çok üzüldüm.
Gördün mü? İyi ki gitmemişsin.
Zeynep ya.
Zeynep, adam dalga geçiyor.
Uff!
Karnım gurulduyor.
Bir şeyler almam lazım benim.
Bir şey istiyor musunuz?
Hadi ben gittim o zaman.
Senin safra kesesi ameliyatı olan arkadaşın ne oldu?
Şimdi yazmış.
Taburcu olmuş.
Vallahi bir süre daha tavsiye isteyen mesajlara katlanacaksın.
Bence bizim mesleğin en zor kısmı bu zaten.
Sürekli arkadaşlarına doktorluk yapman gerekiyor.
En sonra tavsiye isteyeceği adam benim herhâlde.
Niye?
Emre anlatmadı mı?
O kız benim arkadaşım değil. Yani değildi.
Benim ilk aşkımdı.
Böyle seni kanatlandırıp uçuran...
...sonra da...
...kanatlarını kırıp yere çakan var ya.
İşte o.
Galiba ilaç işe yarıyor, değil mi?
Parmaklarımın rengi normale dönüyor.
Bana pek öyle gelmedi Arçil.
Karıncalanma devam ediyor mu?
Evet ama az. Rahatsız etmiyor artık.
Öbürünü de söyle.
Dünden beri çişini yapmadı.
-Dün geceden beri mi? -Hayır. Dün öğleden beri.
Önemli değil. Çok fazla su içmiyorum zaten.
Galiba bu ilaca biraz ara vermemiz gerekecek.
Annem, hani verdikleri ilaç seni tedavi edecekti diye soruyor.
Ufak bir ayarlama yapmamız gerekiyor.
İzninizle.
İdrar çıkışı yok. Amfoterisin vererek böbrekleri mahvettik.
Sanırım ölüyor.
Ölüyor mu?
Kötü yakalandık.
Azıcık Türkçe anlıyormuş galiba.
Verdiğimiz ilacın proksimal tüp epiteli üzerindeki...
...direkt toksisitesi nedeniyle böbrekleri iflas ediyor.
Dâhiyane amfoterisin verme fikrimin onu öldürdüğü ortaya çıkmış oldu.
Boş ver, takma o kadar.
Tamamen zaman kaybı değil.
En azından lavabonun altını temizlemene gerek kalmadı.
Aspergillus mantarı değilmiş.
Kültür sonuçlarına göre fare ısırığı humması yok.
Olsun.
Bir de elimizde bir sürü havalı zatürre ihtimali var.
Moraxella, nocardia, kriptokok, hepsinin sonuçları negatif.
Düşük titrede klamidya antikorları pozitif.
Olamaz. Akciğer filmiyle klamidya pünomonisi uyumlu değil.
Ama antikor varlığı?
Geçen sene cinsel yolla bulaşan bir hastalık geçirmiş.
Bu da antikorları açıklar. Ayrıca sodyum değerleri düşük.
Belki lejyonelladır.
Hayır, olamaz. Antijen negatif.
İşler sarpa sardı.
Belki en başta haklıydık.
Belki de sorunlarının hepsi...
...benim çatımdan düştükten sonra ortaya çıkan DIC yüzünden.
O da olmaz. DIC bu kadar yüksek ateşe sebep olmaz.
Bak, benim çırak da benimle aynı fikirde. Ne kadar yüksek?
Yaklaşık iki saat önce 39.4 dereceydi.
Hem de asetaminofen vermeme rağmen.
-Peki, Kabotaj Bayramı’nda kaçtı? -Ne?
Benim merak ettiğim şu anki ateşi, Nişantaşı!
Ayy!
Allah'ım hay aksi!
Buyurun.
Evet, ben Selin'in odasında olacağım. Buraya getir, tamam mı?
Teşekkür ederim Çağlacığım.
-Kötü bir gün mü? -Evet.
Bundan daha kötülerini de görmüştüm diyeceğim ama...
...galiba görmedim. Bunu listenin başına koyuyorum şu anda.
-Sana içecek bir şey söyleyeyim mi? -Yok, içmem. Sağ ol.
Selin, kusura bakma.
Senin de işine engel oluyorum belki ama en yakın oda burasıydı.
-Kendimi buraya attım. -Olur mu hiç! Çok mutluyum.
İyi ki geldin. Tabii ki geleceksin.
Neyse.
Bu vakaya hiç burnumu sokmasaydım dediğin oluyor mu?
Olmuyor Selin çünkü hastaya ilk müdahale eden doktor benim.
Her şey benimle birlikte başladı. Sorumluluğu almazsam eğer...
...diplomama ihanet etmiş olurum.
Onu güvendiğin doktorlara emanet etmek, ihanet etmek olmuyor mu?
Olmaz. Düşünsene, bir insan kendini sana emanet ediyor.
Sana teslim ediyor, güveniyor.
Böyle bir durumda ben onu başkasına teslim edemem.
Ben de bundan bahsettim, biliyor musun Ateş'e.
Sen hastalarını kan tablosundaki rakamların toplamı olarak değil...
...insan olarak görüyorsun.
Ateş dedin, şu an ona ne kadar kızgın olduğum aklıma geldi.
Çok kızgınım. Bugün ne yaptıklarını biliyor musun?
İki doktorunu da yanına almış, benim evime girmişler.
Duydum. Orhan söyledi.
İzinsiz evime girmek!
-Anahtarı nasıl bulmuş? -Yedek anahtar.
Tabii bildiği bir eve incelemeye girmesi tuhaf.
Selinciğim, nereden bilsin benim evimin içini?
Hayatım, sen dedin ya yedek anahtarla girmiş diye.
Hayır, adam dedektif gibi. Tanımıyor musun Ateş'i?
Gidip eliyle koymuş gibi bulmuş.
Evde bulduğu küf için de tedavi uygulayalım dedik...
...orada da çuvalladık.
Gel.
Gel Çağlacığım.
-Buyurun İpek Hanım. -Teşekkür ederim. Ben bunları...
...giyeyim, sen de bu terlikleri al, odama bırak tekrar.
Ateş'in evimin içini bilmesi için herhangi bir sebep yok.
Olmayacak da.
-Çok teşekkür ederim. -Bir şey yapmadım ki.
-Kolay gelsin. -Sağ ol.
Saçma sapan bir mesaj gönderdim sana. Bir anlık boşluğuma geldi.
Affedersin.
Yoo.
Sorun değil.
Ya...
Bir anlık duygu patlamasıydı o.
Sonsuza kadar elveda falan.
Mali...
...bence arkadaş kalalım.
Eğer sen de istersen.
Olur mu?
Eski sevgiliden...
...arkadaş olmaz.
Bazen insan...
...geride bıraktım, bitti, gitti dediği şeyleri...
...tam anlamıyla geride bırakamıyormuş demek ki.
Hastanede kaldığım sürece bunu çok düşündüm...
...tekrar olabilir miyiz...
...bizim için bir ihtimal daha var mı.
Hani...
...tesadüflere inanmak ister ya insan bazen.
Bizim de böyle karşılaşmamız...
Ne bileyim, işte ipin ucu kaçtı. İplerin ucu kaçtı zihnimde.
Durum böyle olunca da kördüğümün içinden çıktı o mesaj.
Tekrardan affedersin.
Affedecek bir şey yok.
Çok...
...enteresan bir...
...tesadüf oldu.
Tamam o zaman.
Ben artık gideyim.
Ama senin adına çok mutlu oldum Mali.
Hedefine ulaşmış olduğunu görmek...
...beni gerçekten çok mutlu etti.
Ne de olsa bizim mahallenin çocuğusun sen.
Büyük bir başarı. Tebrik ederim.
Hocam!
-Muzo, termometre ver bakalım bana. -Buyurun hocam.
Eski usul, analog. Ağza sokmalılardan.
Hocam, çok kötü bir şey oldu.
-Aysel Hemşire her şeyi öğrendi. -Her şeyi?
Hocam, bu yeni iş yerinden aradılar ya...
...rezidans için. -Rezidans?
-Referans mı? -Evet hocam.
Orada Aysel Hemşire'nin çalışan bir arkadaşı varmış.
Her şeyi anlatmış, ona iki katı maaş vereceğinizi söylemiş.
Siz...
-Senin? -Hocam, o sırada...
...ben sizdim ya.
İşte geldi. Hesap soracak kesin.
-Hadi sen, ben olmaya devam et. -Hocam...
Muzo sana her şeyi anlatacak Aysel Hemşire, tamam mı?
Açıklayayım...
İşe almasınlar diye engel olmuş resmen.
Olmadık şeyler söylemiş insanlara.
-Sanki maaşımı o ödüyormuş gibi. -Evet, söylemiş.
Söyledim dedi o da. Çünkü...
Çünkü senin gitmeni istemedim.
Yani Ateş Hoca istemedi.
Senin gibi güzel...
...çalışan bir hemşire bulmak kolay mı?
Değil tabii ki.
-Gerçekten mi? -Gerçekten.
Ateş Hoca dedi ki o giderse elimiz ayağımız birbirine dolaşır.
Burada işler yürümez, tadımız tuzumuz kalmaz, dedi.
Yaa?
Ateş Hoca'm ya.
Ben de bana garezi var falan zannettim.
Yok. Hep seviyor o.
Aslında ben de gitmek konusunda kararsızdım, biliyor musun?
-Niye? -Maaşım daha az, evet.
Ama ben burayı seviyorum. Hocalarımı, arkadaşlarımı.
-Belki de böylesi daha hayırlı oldu. -Oldu, kesin oldu.
Bence de daha hayırlısı oldu.
İyi ki buradasın.
O zaman ben gideyim, işimin başına döneyim.
Sağ ol Muzo.
Aç bakalım ağzını.
Aç bakalım ağzını.
Tamam.
Hadi al bakalım şunu, ağzında tut.
Solak mısın, niye sol elinle aldın? Sağ elin acıyor mu?
Hayır. Kendimi iyi hissediyorum.
Gerçekten acımıyor mu yoksa...
...hayır dersen hastaneden daha çabuk çıkacağını mı düşünüyorsun, hangisi?
Acımıyor. Kendimi iyi hissediyorum.
Bu koku ne böyle? Niye böyle kötü kokuyor?
Aa!
Çürümeye başlamış.
Evet, neden buradayız, niye toplandık?
Bir çocuğun elini kesmekten bahsediyoruz Ateş.
Evet, kesmekten bahsediyoruz.
Varisler arasında bölüştürüp dağıtmaktan bahsetmiyoruz.
Hukuki bir mesele değil bu.
Evet, neden buradayız?
Bilerek mi aptal gibi davranıyorsun?
Ne?
-Bu el kesme kararı çok erken bence. -Tamam o zaman, bu durumda--
Oh ne güzel be!
Ağzından bir kelime çıktı, hemen onun yanındasın.
Bekleseydin bir, tıbbi gerekçe sunsaydı.
Yok, sırf bana gıcıklık olsun diye yaptığını düşünmeye başlayacağım.
İstediğin gibi düşünmekte serbestsin.
Ama mesele şu ki hastanenin avukatı olarak...
...olası bir dava durumunda ikinizi de ben temsil edeceğim.
Dolayısıyla eğer...
...tıbbi açıdan ortak bir karar alamazsanız, hiçbir şey yapamam.
O yüzden arkadaşlar, bu konuşmaya yarım saat sonra devam edelim.
Olur mu?
Arçil'in bütün semptomları altta yatan sorundan...
...ve bizim verdiğimiz ilaçtan kaynaklanıyor.
Altta yatan sorun, öyle mi? Neymiş o sorun, var mı bir fikrin?
-Tıbbi tanı uzmanı sensin. -İyi, bütün suçu üzerime alıyorum.
-Bütün suç benim, rahatladın mı? -Ateş...
...Arçil'in elinden hâlâ nabız alınıyor. Çocuğun eli foseptik çukuruna dönmüş.
Sızdırıyor foseptik, pislik her yere yayılıyor.
Ateş, sana inanamıyorum. Gencecik bir çocuktan bahsediyoruz.
Hayatı mahvolacak. Neden bu kadar ısrarcı ve özensiz davranıyorsun?
Çünkü çocuğun hayatını kurtarmaya çalışıyorum.
O bizim gibi değil Ateş, anlasana. Elini kaybederse işsiz kalır.
Sakat kalırsa çalışamaz, öyle mi diyorsun?
Başkalarının öteki diye baktığı, burada barınabilmek için...
...bizden bin kat daha fazla çalışan birinden bahsediyoruz.
İşini kaybederse karnını doyuramaz, kirasını ödeyemez...
...kardeşi okuldan ayrılmak zorunda kalır.
İyi, yazdın Türk filmini.
Hadi bakalım, ağla ağla gözlerimiz kan çanağına döndü.
Ama ne yazık ki içinde tek bir tıbbi argüman bile yok.
Olaylara sağlıklı bakamıyorsun, doktor gibi bakamıyorsun.
Sanki birisini bile isteye çatıdan aşağı itmiş gibi davranıyorsun.
Ben burada bir şeyleri düzeltmeye çalışıyorum.
O zaman iyi dinle beni.
Boşuna uğraşma, her şeyi düzeltemezsin.
Bir şeyler her zaman yamuk kalır.
Anlaştınız mı yani?
Anlaşmak ne kelime.
Bugün söz, yarın nişan...
...yüzüklerimizi de senin takmanı istiyoruz. Senin için uygunsa.
Hadi bakalım. Harekete geçme vakti.
-Doğru mu bu? -Yok, yalan söylüyorum.
Ama İpek odadayken saçma olurdu değil mi yalan söylemek?
-Bu büyük bir karar. -Biz o kararı verdik.
Tamam.
-Etik kurulu toplayalım. -Maşallah, bravo size. Harika.
İpek Hoca'm tıbbi kararlarını aman ileride pişman olmayayım diye veriyor.
Sen de hukuki kararlarını inşallah Ateş yanılmıştır diye veriyorsun.
Ateş, senin bu gibi durumlarda ne kadar saldırgan olduğunu hepimiz biliyoruz.
Sen değil miydin kavga etmeyin karşımda, gidin anlaşın diyen?
İşte gittik, anlaştık, geldik karşına. Kimsenin başı yanmayacak.
Hadi. Gidip yapabilir miyim şu ameliyatımı lütfen?
İpek, sen ne düşünüyorsun, emin misin?
Arçil'in ailesiyle ben konuşmalıyım.
-Sana bir şey sorabilir miyim? -Tabii.
Hiç eli kesik biriyle birlikte olur muydun?
Ben...
Ben senin yerinde olsam böyle şeyler düşünmezdim. Çünkü...
Arçil, konuşmamız lazım. Önemli bir konu.
Elimi kesmeniz gerekiyor, değil mi?
Evet.
Çünkü...
...elin yavaş yavaş ölüyor.
Bakteriler onu yiyerek çürütüyorlar.
Orada yiyecek bir şey kalmayınca...
...vücudunun başka bir yerini çürütmeye başlayacaklar.
Peki, elimi kestiğinizde iyileşecek miyim?
Ne yazık ki hayır Arçil. Çünkü biz hâlâ seni hasta eden şeyi bulamadık.
Ama biz bunu araştırırken sen kangrenden ölmeyeceksin.
12 yaşında...
...iş bulmak, aileme yardım etmek için ben okulu bıraktım, İpek Hanım.
Hiçbir zaman iyi bir iş bulamayacağımı, para kazanamayacağımı...
...ev sahibi olamayacağımı biliyordum ama Şota...
...çok zeki bir çocuk. Sınıfın en iyisi.
Ben çalışmazsam, okulu bırakır diye çok korkuyorum.
Belki de Şota okulu bırakmak zorunda kalmayacak, belki de--
Elimi kesmek zorunda olduğunuza emin misiniz?
Ne yazık ki evet.
Tamam.
Kesin o zaman.
İyi misin?
Doğru kararı verip vermediğini düşünüyorsun.
Çocukluğumdan beri doktor olmak istedim ben.
Ben de altı yaşımda avukat olmaya karar verdim.
Hukuk fakültesine girdiğimin ikinci haftası çok pişman oldum.
24 yaşında tıp fakültesinden mezun oldum.
Dönem ikincisi oldum diye çok üzüldüm.
O kadar çalışkandım yani.
TUS'ta dereceyle dâhiliyeye girdim.
Ardından endokrin yaptım.
34 yaşımda ana bilim dalı başkanı oldum.
Ardından dekan oldum.
Yani Türkiye'nin en genç ikinci dekanıyım.
Ve...
Çok başarısız bir öykün var, desene.
Eğer Arçil'e doğru düzgün doktorluk edebilseydim...
Ettin zaten.
Protein C konusunda ısrar ettim.
Çocuğun beynini açmak zorunda kaldık.
Amfoterisin konusunda ısrar ettim, böbrekleri iflas etti.
Zatürre konusunda hiç konuşmuyorum zaten. Tamamen unutmuş durumdayım.
Bir şeyler bulabilmek için evine gittim, araştırma yaptım.
Ama kendi evimi araştırmak aklımın ucundan bile geçmedi.
Hastamın elini kurtarmaya çalışırken ölümünü seyreder oldum.
Ateş olmasaydı ne yapardım bilmiyorum şu an.
Ateş kadar iyi bir doktor olmadığını mı düşünüyorsun?
Ateş'in haklı olduğunu söylüyorum sadece.
O kadar kastım ki kendimi göstereceğim diye.
Arçil'i tedavi edeceğim diye.
Oysa ben uzun zamandır doktorluk yapmıyorum.
İpek Hanım...
...Arçil'in serçe parmağı koyulaşmış.
Tamam, o yüzden operasyon yapıyoruz zaten.
Diğer elinden bahsediyorum.
Daha kesmediğimiz elinden.
Oksijen saturasyonu 88'e düştü.
Akciğerleri iflas etmek üzere.
Acilen solunum cihazına ihtiyacı var.
Ve diyalize.
Çoklu organ yetmezliği sizin dikkatinizi dağıtıyor.
Bizim derdimiz serçe parmağı.
Hastanın, kesmediğimiz elinde ölü bir serçe var şu anda.
Ama parmağı yüzünden değil, çoklu organ yetmezliğinden ölecek.
Organ yetmezliği.
Adı bile sıkıcı.
Serçe parmağı.
Daha enteresan, değil mi?
Ne diyor?
Bu minik serçe ne diyor acaba?
Diğer serçeyi kesmeden önce ne söylüyorsa o.
Semptomları aynı.
Ama şimdi öttü.
Diğer elle aynı zamanda değil. Şimdi.
Neden şimdi?
Hastanın kan tahlilleri hafif DIC olduğunu göstermişti.
Ne kadar hafif?
Şimdi denize girdiğin zaman mayonun üzerinde...
...su damlaları kalır, öyle değil mi?
Bu su damlaları deniz seviyesini düşürür. Teknik olarak.
Yani teknik olarak doğru...
...ama o kadar önemli bir şey olmayabilir bu DIC.
Evet, hiçbir şeyi açıklamıyor olsaydı...
...DIC olmaması her şeyi açıklardı.
Endokardit.
Hı? Endokardit!
Hastanın kalbi enfekte olmuş.
Bakteri topakları, kalp kapakçıklarına asılmış bekliyorlar.
Bazen bazıları tutunamayıp düşüyor.
Kan dolaşımına katılıyor ve başka yerlere gidiyor.
Mesela sağ ele.
Siyah parmaklar, kangren.
Sonra bir kısmı daha tutunamayıp düşüyor.
Onlar da mesela böbreklere gidiyorlar.
Sonuncuların nereye gittiğini söylememe gerek yok herhâlde.
Sol ele.
Endokardit, ateşi de açıklıyor.
Evet, mükemmel.
Ama biz zaten endokardit için kan kültürü aldık ve sonuç negatif çıktı.
O zaman...
...negatif. Ya gerçekten negatif...
Peki, bir soru.
Hangi enfeksiyon...
...aynı zamanda zatürreye ve kültürde üreme olmadan endokardite sebep olur?
Saksı zamanı.
Çalıştırın bakalım saksıları. Süreniz başladı.
Yalnız bu arada her verdiğim ipucu...
...ödül miktarını biraz azaltıyor.
Hadi bakalım, dinleyelim şu minik serçeyi.
Ötüyor da ötüyor. Ne diyor acaba? Ha?
Nasıl yani hocam?
Psittakoz olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Ama Arçil'in evcil papağanı falan yok.
Ötmeyi bırak, hemen doksisiklin başla.
Ateş, hayır. Bu pıhtılaşma sorununu daha da arttırır.
Ay, hadi bir çılgınlık yapalım, acayip acayip ilaçlar deneyelim...
...dediğin zaman daha çok seviyorum seni, biliyor musun?
Eğer hemen doksisiklin başlarsak...
...belki hastanın serçe parmağını kurtarabiliriz.
En azından küçük kardeşine beşe kadar saymayı öğretebilir.
Yanılıyorsanız hem elini hem de ayaklarını kaybeder ama bu kez.
Yanılıyorsanız ölür demenin daha kibarca yolu galiba bu. Öyle mi?
Geceleri nerede çalışıyor bu çocuk?
Lokantada temizlik yapıyor.
Ama ne bileyim, tavuk kanadından, yemekten falan kapacak hâli yok.
Ne zamandan beri 12 yaşında çocukların...
...lokantada yerleri paspaslamalarına izin veriyorlar?
Arçil 20 yaşında.
Hadi be?
Ha, çok genç gösteriyor.
'Privet'.
Bu gece ne yapacaktın? Cumartesi geceleri nerede çalışıyorsun?
-Ateş, sen ne yapıyorsun? -Uyandırmaya çalışıyorum.
Delirdin herhâlde. Yeni kestik çocuğun elini.
Hayır, yapamazsın böyle bir şey. Verir misin?
Tamam, ben de o konuda konuşacaktım zaten.
Bir anda çıkıverdi ağzımdan. Vallahi ben de bilmiyorum ne dedim.
Sen Rusça mı konuşuyorsun? Niye başından beri söylemiyorsun bana?
O zaman benimle konuşmak isterdi.
Biliyorsun, hasta yakınlarıyla konuşmak prensiplerime aykırı.
Yani onun gibi bir şey.
Cumartesi geceleri oğlunun çalışmadığını söylüyor.
Külahıma anlat sen.
Ver bakalım şu konuşturma suyunu. Ver, ver, ver.
Ateş, senin kafandaki iddiaya uymaması...
...kadının yalan söylediği anlamına gelmiyor.
Annesi odada değilken küçük kardeşi, abisine...
...bu gece senin yerine bakayım abi, dedi.
Beyefendi cumartesi geceleri kâğıt oynuyormuş.
Ya yalan söylüyor ya da kuşlarla kâğıt oynuyor.
Şeytan diyor, şu konuşturma iğnesini anneye yap.
Ateş, yeter artık gerçekten.
Kadıncağız demek ki şu anda neden bahsettiğini bilmiyor.
Büyük ihtimalle...
...evinin yakınlarında bir yere gidiyor bu çocuk.
Akşamları...
...böyle eski depo, fabrika...
...sanayi gibi bir yer. Terk edilmiş bir yer.
Kuşlar öyle söyledi.
Ekibi topla, dağılıp arayın.
Neyi arayacağız?
Sağlam pabuca benzemeyen birini. Öyle birini görürseniz...
..."Buralarda bahis oynayabileceğimiz bir yer var mı baba?"...
...diyeceksiniz. Tamam?
'Sayanora'.
Hadi oğlum! Hadi oğlum!
-Hadi! Hadi! -Vur be!
Doktor, okullar tatil.
Birazcık bekleyeceksin sen.
-Evet. -İpek arıyor.
Evet, buyurun İpek Hoca'm.
-Allah Allah! -Dubara!
Oho, çoktan başladık psittakoz tedavisine.
Sen hastaneden çıkar çıkmaz.
Evet.
Bir şey değil.
Bir... Evet...
Böyle yaptık...
Birazcık daha bekleteceğim seni.
Bunu da şöyle alalım.
Azıcık daha bekleyeceksin.
Doktor...
...tek elle de tavla oynanabiliyor, öyle değil mi?
Bak, zarımızı atıyoruz tek elle.
Sen zaten hiçbir elini kullanmıyorsun şu anda.
Bir minik daha bekleteceğim. Çay falan söyleyeyim mi sana beklerken?
Güzel bir çay söyleyeyim sana.
Ama ben her zaman ellerimi yıkarım.
Eğer kuş enfekte olduysa ellerini yıkaman yetmez Arçil.
Yani sadece hayvanın tozunu solumak bile...
...psittakoz olmana sebep olur.
O zaman neden sadece ben hasta oldum?
Astımın yüzünden.
Astım olduğun için vücudun bu tarz şeylere karşı daha savunmasız.
Onun için.
Ama artık daha iyi olacaksın.
Hayatımı kurtardığınız için.
Bana teşekkür etti.
Aferin.
Etmeliydi zaten.
Çocuğun elini kestik Selin.
Eğer daha erken bulabilseydik--
Daha geç bulsaydınız, ölmüş olacaktı.
Ben hiçbir şey bulamadım zaten.
Merhabalar.
-Hanımlar. -Ne istiyorsun Ateş?
Ne o, kendinden nefret edip karalar bağlıyorsun, değil mi?
Hadi, sana güzel bir haberim var. Avukat Hanım.
Dava etmişler bizi. İkimizi.
Aa!
Nasıl yani?
Siz onun hayatını kurtardınız. Operasyona da onay verdi.
Ne alaka şimdi?
Arçil ne istiyorsa vereceğiz. Tartışmaya açık değil.
Çocuğun sağ elinin yerinde şu anda kör bir sopa var Selin.
Bu hastanenin de bizim gibi iyi doktorlara ihtiyacı var.
Bunun için de bize ayrılmış bir bütçe var.
Sonuç her ne olursa olsun...
...ister mahkemeye çıkalım, isterse avukatıyla bir anlaşma yapalım...
...Arçil'e istediği para verilecek. Nokta.
Bütün vakayı Türk filmine çevirdiğini söylemiştim sana, değil mi?
Al sana mutlu son.
Evet. Peki.
Bir şey daha söyleyebilir miyim? İki saniyeni alacağım.
Senin bu bitmek bilmeyen suçluluk duygun var ya...
...manasız.
Seni berbat bir doktor yapıyor.
Ama bu yaptığın işte de iyi olmanı sağlıyor.
Şimdi doğru mu anladım?
Yani benim manasız suçluluk duygum beni iyi bir patron mu yapıyor?
Bunu mu diyorsun?
Yani.
Gel, hadi bir düşünelim.
Bir beyin fırtınası yapalım. İki saniye.
- Buyur. - İnsanlar suçluluk hissetmese...
...dünya daha iyi bir yer olur muydu?
Çılgınca bir yer olacağı kesin.
Benim çok hoşuma giderdi mesela. Bayılırdım.
Senin bu vakada dalgalanmanın nedeni...
...çocuğun senin çatından düşmüş olması falan değil.
Sen böyle birisin.
Dünyayı ya olduğu gibi görüyorsun...
...ya da olması gerektiği gibi.
Ama ikisinin arasında devasa bir uçurum var.
Bunu herkes görüyor.
Ama sen göremiyorsun.
Ateş, ben o kadar da naif biri değilim.
-Ben bunu biliyorum. -Bilseydin...
Bilseydin, bil bakalım ne olurdu? Beni işe almazdın.
Senin mutlu olman için illa her şeyin doğru düzgün olması gerekiyor.
Bunun da iki anlamı var.
Hep iyi bir patron olacaksın.
Ama hiçbir zaman mutlu olamayacaksın.
Bu arada bir şey daha...
...herkes bizim birlikte olduğumuzu düşünüyor.
Ne mutlu bize, değil mi?
İza?
İza!
Arçil, nerede o? Nasıl?
Abim ameliyat oldu.
Eli...
12 dakika mı? Dört dakika diyordu.
Nerede bu ya?
Taksinin gelmesine 12 dakika mı varmış?
İki dakikasını bana ayırır mısın?
Yağmur üstümüze boşalmasın? Evet.
Sen niye taksi bekliyorsun? Araban nerede?
Servise verdim.
Ha...
Şey diyecektim...
...seni şu aşk doktorluğu...
Yani evet...
...Arçil'in tek derdi para değilmiş.
Bir gönül meselesi de varmış.
Bizim Mehmet Ali'nin de eski bir arkadaş değil...
...eski bir aşk acısıymış.
Yani evet.
Haklıymışsın.
Gök gürledi galiba, ben lafının sonunu duyamadım.
Bir daha tekrar eder misin?
Haklıymışsın dedim.
Hmm.
Fakirlerin aşkı hesapsız olur, zenginler aşkta hazır yerler demiştin ama.
Ben öyle bir şey demedim, hayır.
Paran varsa aşkta hazıra konarsın, çaba sarf etmezsin.
Tamam, belki buna benzer...
...gibi gibi bir şeyler demiş olabilirim.
Zenginler aşktan anlamaz.
Ya, yeter.
Aşk, zengine de fakire de aynı hızla çarpar deyip kapatalım mı?
Anlaştık.
Başladı.
Koş!
Koş, koş, koş!
Çıkış işlemleri bitmek üzere.
Hastaneden bir araç sizi evinize bırakacak.
Sağ olun.
Doğumu da burada yapacağız Arçil, tamam mı?
Ama biz burayı ödeyemeyiz.
Siz zaten bir şey ödemeyeceksiniz. Bütün masrafları ben karşılayacağım.
Sen de itiraz etmeyeceksin.
Anlaştık mı?
Peki, İpek Hanım.
Teşekkür ederim.
Teşekkür ederiz.
İpek psittakoz teşhisini daha önce koyamadığı için mi...
...kendisini suçlu hissediyordur?
Daha önce koyamazdı.
Yağmur yağıyor.
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gülay Yılmaz - Ece Naz Batmaz...
...Fatih Kolivar - Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz
İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri
Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.