All language subtitles for Hekimoğlu - 24

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Sihir dünyasına hoş geldiniz.

Siz gerçek nedir, biliyor musunuz?

Peki, büyü nedir?

Ben bu muhteşem numaraları yaparken siz bunları düşünün.

Bakın, elimde hiçbir şey yok, bu da eski, boş bir şapka.

Şapkanın üzerine üç kez vuracağım ve sihirli kelimeleri söyleyeceğim.

Ve...

...sihirli kelimelerin gücü adına!

Çok kötü yırtılmış elbisem.

Tamam anneciğim, ben onu halledeceğim, sen merak etme.

-Ama sıramız geliyor. -Tamam. Halledeceğim.

Berrakcığım, sana ne oldu? Niye suratını asıyorsun?

Şarkınız çok güzel olacak, merak etmeyin.

Şarkıdan değil.

Naz bizimle dalga geçecek.

Naz mı? Aa! Naz Üstünel mi?

Niye?

Annesi onun elbisesini çok pahalı bir dükkândan alıyormuş da o yüzden.

Sizin anneniz asla o kadar güzel elbise dikemez dedi.

-Ya. -Kesin yarışmayı kaybedeceğiz.

Diyorsunuz?

Kızlar, siz kimin şarkısını söylüyorsunuz bakalım?

- Candan Erçetin. - Evet.

Peki, Candan Erçetin acaba küçükken çok mu zengindi?

-Bilmiyorum. -Bilmiyorsunuz.

Çünkü bunun hiçbir önemi yok.

Candan Erçetin, Türkiye'nin en iyi şarkıcılarından biri. Öyle değil mi?

Ayrıca...

...eğer Naz sizi bir daha üzerse...

...babasının yeni aldığı spor araba her an çizilebilir.

Yani çizilebilir anlamında.

Oh, hadi bakalım, şimdi oraya çıkın ve ortalığı tozu dumana çevirin, tamam mı?

Hadi bakalım. Yavaş.

"Ak güvercin olaydım, pencerene konaydım"

"Penceren çok yüksekte, yâr dizine konayım"

"Ay ramo, ramo ramo sevgilim"

"Ramo ramo güzelim, yâr dizine konayım"

"Ay ramo, ramo ramo sevgilim"

"Ramo ramo güzelim, yâr dizine konayım"

"Birine âşık oldum, düştüm peşine"

"Hayat çok güzel göründü birden gözüme"

"Annem sakın yapma dedi, güldüm yüzüne"

"Çok seviyorum anne dedim, karışma bize"

"Vay vay vay, vay benim hâlime"

"Dinlemedim anneciğimi, düştüm zalime"

-Selin. -Günaydın, nasılsın?

Eh işte.

Ateş ve Emre'yle bu disiplin oturumu için konuştun mu?

Saçlan vakası? Daha iki hafta var ona.

Hayır, işte o yarına alındı.

Ne?

Şimdi niye öne çekildi falan diye sorma, bir sürü saçmalık.

Yapman gereken, bu oturumun öne çekilmesiyle ilgili...

...bizimkilerin onayını alman lazım, bir.

İkincisi, hukuki olarak tavsiye vermen gerekiyor.

Üç, hiç vaktimiz yok.

-Başka birinden isteyebilir misin? -Hayır, isteyemem, senin yapman lazım.

Bak, ben tıbbi detaylar konusunda sana yardımcı olacağım zaten.

Emre'yle de vakanın üzerinden geçeriz, olur.

Buyurun.

Bak, Emre olur. Emre'yle ben ilgileneyim, Ateş için başka birini bulsan?

Selin, Ateş geçen aylar boyunca benim beynimi yedi.

Yani Selin bana âşık ve bu yüzden benimle birlikte çalışamıyor diye.

Harika, hatta muhteşem.

Ona olan hislerimin aşkla hiçbir ilgisi yok şu anda, belki nefret.

İkisi de aynı kapıya çıkıyor o zaman. Düşünsene, yani...

...her iki durumda da Ateş'le çalışamıyorsun demektir.

Tamam, peki. Biz kavga ettik ve tuhaf bir durumdayız.

Altı aydır ben onu görmemek için kafeteryada yemek bile yemiyorum.

Sence ona nasıl yardımcı olabilirim?

Cidden Ateş için başka birini bulamaz mısın?

Tamam, sana şöyle anlatayım Selin...

...geçen sene boyunca hastaneye açılan davaların yüzde 40'ı Ateş'le ilgili.

Yani Ateş'le çalışamıyorsan...

Bu hastanede çalışamam.

Görüşürüz.

Azıcık abartıyor bence.

Neyi abartıyor?

Sen kadının terapistinin odasına gir, okunmaması gereken şeyleri oku...

...neyi abartıyor?

Bir avukata soralım, kanunda cezası vardır bunun.

Mesela Selin'e sorabiliriz, o avukat.

Yine espriyi patlattın doktor.

Yeniliyorsun diye mi acaba?

Oyna bakalım.

O dosyayı okumasaydım...

...Selin bana içini dökemezdi.

Yani iyi bir şey oldu, rahatladım.

Yakalanmasak iyiydi tabii.

Emre nerede?

Emre mesai bitimine kadar benimle ama istersen...

...ben sana bir iki dakikamı ayırabilirim.

Oo, birazdan köpüreceksin galiba.

Köpürmeden, öfkelenmeden önce kendisi ufak ufak fokurdamaya başlar.

Bu, disiplin oturumunun yarına alındığına onay verdiğini gösteren belge.

Bu da seni kanuni hakların konusunda bilgilendirdiğimi söyleyen belge.

-Haklarım var mı? -Yok.

-Bir tavsiye? -O hiç yok.

Bir de beraber çalışmamızın garip olacağını söylüyordun.

Evet.

Zeynep Hanım geç gelecekmiş.

Kendisi geçen hafta da bir gün geç geldi.

Zeynep'i yakından takip ediyorsun bakıyorum.

Sadece Zeynep'i değil...

...ikinizi yakından takip ediyorum.

-Hayırdır, ne oluyor yine? -Olmak değil de...

...olmamak üzerine dönüyor sizin konu. Hani aylar öncesinde de...

...olmayan birtakım şeyler vardı.

Olmadı çünkü biz Zeynep'le arkadaşız, aramızda da bir şey yok.

Ne demek arkadaşlık mesela, ne yapıyorsunuz?

-Tavla atıyor musunuz mesela? -Hayır ama geçen akşam sinemaya gittik.

Sinemaya?

Beni niye çağırmadınız?

-Çünkü senin o gece işin vardı. -Haber de vermediniz.

Haber vermedik çünkü şu an yaptığını yapıyorsun Mehmet Ali.

Acaba bir şey oluyor mu diye gözlüyorsun sürekli.

-Ama olmuyor. -Olmuyor.

-Ve bu seni üzmüyor. -Üzmüyor.

Peki.

Arada böyle sen...

...dalıp gidiyorsun ya, böyle mahzun...

...kalıyorsun ya mesela, o anlarda Zeynep'i mi düşünüyorsun acaba?

-Hayır. -Allah Allah.

İlginç.

Selin Hanım, buyurun.

Emre'nin telefonu şarjda.

Kütüphaneye gelebilir mi? Gelebilir herhâlde 15 dakikaya.

Ha.

Disiplin kuruluyla alakalı, tamam.

Acile uğrayacağım, ondan sonra geleceğim.

Acile uğrayıp gelecekmiş.

-Ben gideyim, görüşürüz. -Görüşürüz.

Disiplin oturumuna var daha, niye şimdi çağırıyor ki?

Üf. Bu işin sonu ne olacak?

Valla bilmiyorum ama kadının sesi bayağı...

...ciddi geliyordu.

Bakıyorum çok meşgulsün.

Orhan'a beş lira kaybettim, antrenman yapmam lazım. Ver.

Selin gelip seninle soruşturma hakkında konuştu mu?

Konuşmaz mı, zaten o yüzden kaybettim. Vır vır vır...

Ateş, bu konu çok önemli.

Önemli, evet, beş lira, beş lira, beş lira...

Böyle kaybetmeye devam edersem ay sonunu getiremem.

O yüzden sıkı hazırlanmam lazım. Aç bakalım, böyle kale yapıyorsun.

-Bu da kaleci. -Sana bir şey söyleyeceğim.

Şimdi bu disiplin oturumunda eğer ceza alırsan...

...ay sonu, ay başı gibi dertlerin olmayacak çünkü işsiz kalacaksın Ateş.

O zaman bol bol oynarız, nasıl, böyle mi yapılıyor?

Bayılıyorsun. Her şeyi dramatikleştirmeye bayılıyorsun.

Hayır, bayılmıyorum. Ama bu konu beni gerçekten geriyor.

Sen de biraz önemser misin lütfen?

Kendin için değilse de en azından Emre için.

Ha, sen onun için?

Yakışıklı giderse balolara kiminle gideceksin, kiminle halay çekeceksin?

Ateş, böyle olaylar ve kayıplar hastanede her gün yaşanmıyor.

Yani ikiniz de ciddi sonuçlarla karşılaşabilirsiniz, anlasana.

Bana bak, sen onca işinin arasında...

...benim için endişeleniyor musun yoksa?

Kıyamam.

Ben...

...departman için endişeleniyorum.

Yani bu kadar işimin arasında yeni bir departman kurmakla uğraşamam.

O yüzden.

Yani ben şimdi bu belgeyi imzalamazsam yarınki soruşturma oturumu olmaz.

Aynen öyle.

Ama oturum tarihini onlar değiştirdiği için...

...senin de uygun değilim deme hakkın var.

Geç kalmadım, değil mi?

Hatta sana tavsiyem, imzalama.

Böylelikle oturumu biraz ertelemiş oluruz.

Taraflar sakinleşir, ayrıntılar unutulur.

Yarın hakkımda bir karara varacaklar ve bu iş bitmiş olacak, öyle mi?

Evet, genellikle tek oturumluk bir kurul olur.

-O zaman yapalım, bitsin. -Emre...

...sen daha önce böyle bir oturuma katıldın mı?

Hayır ama ne olduğunu biliyorum.

Tarafsız bir doktorlar kurulu beni ve Saçlan vakasını değerlendirecek.

Öyle değil mi?

Şimdi o doktorlar tarafsız olabilir ama aynı zamanda senin patronların.

Emre, iki ihtimal var. Birincisi, biraz para kaybın olur...

...aynı zamanda da ayrıcalıklarının bazılarını kaybedersin.

-Para derken? -Yani...

...uzaklaştırılırsın, böylelikle maaşını da alamazsın.

Peki.

-İkinci ihtimal? -O birinci kadar iyi değil.

Otur istersen.

Bu iş, kariyerini mahvedebilir.

Peki.

O zaman yapabileceğim tek şey, gerçekleri anlatmak.

Gerçekleri.

Evet, ortada tartışılmaz bir gerçek olabilir.

Ama onlar hiçbir zaman gerçeği senin bildiğin gibi bilemezler.

Onlar ancak kafalarında canlandırabilirler.

Kafalarında canlandıracakları senin ne anlattığına bağlı.

Aslında daha da önemlisi nasıl anlattığına bağlı.

Evet, başlayalım.

11 Mayıs.

-Hastanın polikliniğe geldiği tarih. -Hastanın adı ne?

-Dosyada yazıyor. -Sen bilmiyor musun?

O zaman adını kullan.

Kurul her türlü insani ayrıntıya çok dikkat eder.

Peki.

Derya polikliniğe ilk geldiğinde...

...eklem ağrıları ve karın ağrısı olduğunu söylemişti.

Nöroloji konsültasyonu için Mehmet Ali çağrılmıştı.

Bu ne şimdi? Ne yapıyorsunuz?

Kardeşinizin genel koordinasyonunu değerlendiriyorum.

Kardeşimin sorunu bacağında ve karnında.

Biz boşuna mı altı saat poliklinikte bekledik?

Acile gitseydiniz, bu kadar rahatsız olduysanız.

Sen mi gelip bakacaktın kardeşimin çocuklarına?

Tamam, anlaşıldı. Hasta yakını sevimsiz biri.

Ayrıntı anlatmak iyidir.

Ama yine de anlatırken tıbbi konulardan çok uzaklaşma, tamam mı?

Tamam.

O zaman şöyle anlatayım.

Ne oldu? Gözünde bir şey mi var?

Hafif üveit bulguları vardı.

Yani göz bebeğiyle ilgili bir şey mi?

Gözlerinin renkli kısmı iltihaplıydı.

Yani?

Yanisi şu, körlüğe gidebilecek kadar ciddi bir durum.

Ama iyi tarafı, Hekimoğlu'nun ilgisini çekebilecek kadar da tuhaf bir durum.

Genç, kadın hasta. Eklem ağrıları var, bel soğukluğu olabilir.

Hastanın birden çok ekleminde tutulum var.

Romatoid artrit olabilir.

Romatoid artrit genelde küçük eklemleri tutar, hastanın diz eklemi tutulmuş.

Takayasu?

Vaskülit ve sedim belirteçlerini isteyin.

Açılsana be! Niye şunlara çocuk kilidi yaparlar ki?

Kaç tane çocuk febradolor içmek ister?

Ben alayım kendisini, açayım.

Sana verirsem geri alamam Dolapdere.

Nişantaşı.

Febradolor kısmıyla ilgilenmiyoruz.

Hastalık sadece arterleri değil, venleri de tutmuş olabilir.

Venöz tutulum varsa Behçet hastalığı olabilir.

Behçet, toplardamarları sever. Karın ağrısı ve vaskülit bulguları yapar.

Behçet hastalığının ana bulgularından biri oral aftlardır.

-Hastanın ağzında aft yok. -Başka yerlerde de aft yapar Behçet.

Gidip iyice bir muayene edin bakalım, genital ülser ya da izi var mı.

Hastayı konsültasyonda Mehmet Ali gördü dedin.

Genital muayeneyi niye sen yaptın?

Çünkü...

Açılsana be! Niye şunlara çocuk kilidi yaparlar ki?

Kaç tane çocuk febradolor içmek ister?

Ben alayım kendisini, açayım.

Sana verirsem geri alamam Dolapdere.

Nişantaşı.

Behçet hastalığının ana bulgularından biri oral aftlardır.

-Hastanın ağzında aft yok. -Başka yerlerde de aft yapar Behçet.

Gidip iyice bir muayene edin bakalım, aktif genital ülser ya da izi var mı.

Dolapdere, dur.

Senin yerine Nişantaşı Hoca'm gitsin.

Bak, o en sıkıcı işleri bile ne kadar eğlenceli hâle getirebiliyor.

Ağrı var mı?

Şiddetli bir ağrı mı?

Benimle konuşursanız çok daha sağlıklı olur yalnız.

Ayy.

Kusura bakmayın lütfen.

Hastanelerden nefret ediyorum.

Gayet iyi anlıyorum.

Ben 12 yaşındayken bademciklerimi aldılar.

Bol bol dondurma yedim, okula gitmedim.

Ve bu ne harika bir şeymiş deyip doktor olmaya karar verdim.

Annem ben 8 yaşındayken öldü.

Benim de hayatım aylarca hastanede geçti.

Deliryum tremens yüzünden mi kaybettiniz annenizi?

Evet.

Her yere saklanmış içki şişeleri...

...evin içinde bir an deli gibi öfkeli, bir an aşırı neşeli biri.

Siz nereden biliyorsunuz?

Annem.

Babam bizi terk ettiğinde annem kendini içkiye vurdu.

Tam da üniversite sınavına hazırlandığım sırada.

Peki, şimdi babanızla aranız iyi mi?

Hayır.

Emre, bir şey soracağım. Konunun babanla bir bağlantısı var mı?

Hayır, sadece--

Tamam, sadece hastayla aranızda bir bağ kuruldu, anladım.

Bu yüzden de sana dava açılmadı.

İkimiz de biliyoruz.

Doktorunu seven hastalar asla dava açmazlar.

Ama hikâyeni kısa tut.

Hikâyeni anlatırken kurulu yönlendirebilirsin.

-Ama bunu hissettirmeden yap. -Tamam.

Muayenede küçük çaplı genital ülserleri vardı.

Behçet tanısını doğruluyordu yani?

Kortizon ve bir de mide koruyucu verdim.

Koluna paterji testi için pikür yaptım, yani...

...sonucun çıkması için 24 saat geçmesi gereken bir test.

Sonuca da herhangi bir doktorun bakabileceğini söyledim.

Kontrol için randevu vermedin o zaman.

Hayır.

Kendisi çıkıp geldi.

Evet, tamam.

-Doktor Bey, merhaba. -Merhaba. Kolunuza bakalım.

Bu küçük püstüller paterji testinin pozitif olduğu anlamına geliyor.

Hemşire hanımla konuşun, romatoloji polikliniğine yönlendirsin sizi.

Tamam.

Behçet hastalığı, tedavisi olan bir hastalıktır.

-Merak etmeyin, iyi olacaksınız. -Tamam.

Çok teşekkür ederim Doktor Bey, sağ olun.

Yani sen telefonla konuşurken hasta yanına geldi, öyle mi?

Evet, öyle oldu.

Randevu almadığı için muayene etmedin.

Evet, koluna bakıp paterji testinin sonucunu söyledim sadece.

Yani zaten ters bir şey olduğunu anlayamazdım mı diyorsun?

Evet.

Emre bak...

...ben avukatın olarak senin yalan söylemene engel olamam.

Hatta sen ifade verirken yanında da olamam.

Ama eğer seni daha iyi yalan söylemeye hazırlamazsam...

...ihmalkârlık yapmış olurum.

Bakın Selin Hanım, benim yalan söylediğim falan yok. Her şeyi birebir--

Bu, hastana yazdığın reçete.

Poliklinik defterinde kayıtlıydı, yani sen hastayı muayene etmişsin.

Şimdi söyleyecek misin, o gün gerçekte ne oldu?

Peki.

Telefondaydım. Tam o sırada...

...Derya geldi.

Doktor Bey.

Ben Derya.

Koluma yaptığınız testin sonucu için gelmiştim ama.

Evet.

Sonuç pozitif. Hemşireye söyleyin, romatolojiye yönlendirsin.

Doktor Bey.

Bana verdiğiniz ilaçları kullanıyorum ama karnımın ağrısı hâlâ geçmedi.

Behçet hastalığı düşündüğümüzden daha fazla organı tutmuş olabilir.

Ya da kortizona bağlı reflü oluşmuş olabilir.

Daha kuvvetli bir mide koruyucu yazıyorum size.

- Buyurun. - Doktor Bey.

Bir şey yok. Çok teşekkür ederim, sağ olun.

Karın ağrısıyla ilgili hastaya hiçbir şey sormadın mı?

Bakın İpek Hanım, sadece ufak bir hata yaptım. Tek bir hata.

Emre, bu ufak denemeyecek kadar büyük bir hata!

Eh be hocam, bu da mı faul değil?

Bodoslama dalıp duruyorlar bize.

-Yok bir şey, ağlama. Hadi devam. -Devam tabii.

Karşı takımın ısmarladığı tostu yemekle meşgulsün çünkü.

Hişt, 10 numara! Duyuyorum, çok konuşuyorsun 10 numara!

Yalan mı hocam? Rüşvet almadınız mı bunlardan?

İkinci sarıda atarım, çok konuşuyorsun.

Hadi abi, devam.

Ne oluyor be?

Çok güzel, harika.

İşten atılmak üzeresin, keyfin yerinde. Senin için çok sevindim.

Nereye atıyorlar doktor? Kimi atıyorlar? Sıkar biraz.

Ayrıca beni işten atarlarsa...

...İpek de Selin'i işten atar, yani planım işlemiş olur.

Sen öyle san.

Selin, Emre'ye danışmanlık yapıyor. İpek de destek atıyor.

Bak, sana söylüyorum, kurul faturayı sana çıkartacak, demedi deme.

Üç saniye. -Ne üç saniyesi hocam?

Daha topu yeni aldım.

İkinci sarı, söylemiştim. Çok konuşuyorsun, dışarı.

Hadi.

Bak, şu boş çay bardağını görüyor musun? Kap bakalım onu.

Doğru kantine. Az açık. Hocana bir çay, hadi!

Kardeşim, kendinize başka hakem bulamadınız mı?

Benden vazgeçemezler doktor. Kurul da vazgeçemez.

-Neden? -Çünkü hastayı hiç görmedim.

Sen ne zaman hasta gördün ki?

Ayrıca kötü hasta ilişkilerin seni kurtarmaz. Hemen ipe götürür.

Dosyada baş doktor sensin. Emre'nin hatası aslında senin hatan demek.

Yani Selin, Emre'yi korumuş olursa beni de korumuş olur.

Ayrıca İpek yanlarındaysa tamam. Bana bir artı puan daha.

Taktik diye bir şey var bu hayatta.

Selin, Emre'ye seni satmasını söyleyebilir.

Emre de kurulun karşısına çıkar...

..."Valla hocalarım, çok özür dilerim ama Hekimoğlu Hoca'mız...

...keşke biraz hastasıyla ilgilenseydi, bir kere bile görmedi ki hastayı." der.

-Steps! -Ne stepsi hocam?

-Boy stepsi. -Hocam, boy stepsi kalktı.

Kalkmadı, ben kaldırmadım. Devam.

Al ya.

Bir kere Emre'nin sesi tam olarak öyle değil, birazcık daha bariton.

Bir dahaki sefere taklit yaparken öyle düşüneceksin.

-Ayrıca Emre beni sever. -Zeynep seni sever.

-Emre işini sever. -Selin?

Ne olmuş Selin'e?

Sence benden bu kadar çok nefret ediyor mu?

Biri senin psikiyatri dosyanı gizlice okusa sen ne hissedersin?

Doktor, benim psikiyatri dosyalarım yok. Hiçbir zaman da olmayacak.

Hepsi burada. Bunun içinde. Gizli, kilitli.

Ay, eksik olma 9 numara. Aslansın be!

Galiba en büyük sorunumuz da bu zaten.

Koçum 9 numara be! Aslansın! Az açık, eyvallah.

Kırmızı, sana söylemiştim. Çok konuşuyorsun.

Afiyet olsun hocam. Artık biz kazanırız, değil mi?

O kadar emin olma.

Emin olduğum bir şey var ki kurul, kararını...

...hastayla yaptığın bu görüşme üstünden verecek.

Yani bu konuda seni sıkıştıracaklar Emre.

Aynen öyle. Dikkatin mi dağınık? Senin problemin.

Uykusuz musun? Senin problemin.

Çok mu çalıştın? Hastanenin problemi. Tembellik--

Bakın, karın ağrısının...

...Behçet hastalığıyla ilişkili olabileceğini düşündüm.

Hangi doktor olsa böyle düşünürdü.

O zaman niye Derya'yı poliklinikten çıktıktan bir saat sonra aradın?

Bankodaki hemşire, Derya'yı hastaneye çağırdığını söyledi.

Çünkü Derya, ben odadan çıkarken tereddütlüydü.

Aklında bir son dakika sorusu olabileceğini düşündüm.

O ne demek?

O şu demek, hasta muayeneye gelir, burnunun aktığından şikâyet eder...

...on dakika muayene edersin, nesi olduğunu anlamaya çalışırsın...

...muayene biter. Tam kapıdan çıkacakken, "Aa, Doktor Bey...

...bir de kasıklarımda kırmızı noktalar var." der.

Selinciğim, kısacası, hastalar ne kadar önemli olursa olsun...

...utandıkları soruları son dakikaya saklar, bu.

Peki, tamam. Yani sen hastanın sana soracağı önemli bir soru olduğunu...

...hissettiğin hâlde gittin, öyle mi? -Hayır, sonradan aklıma geldi.

-Ne değişti? -Hiçbir şey.

Kötü bir cevap.

Başta sağlıklı düşünemiyordum Selin Hanım.

Bu daha da kötü bir cevap.

Emre, hastanın soramadığı o soru sence neyle ilgili olabilir?

Yani Derya söylemeye çekindiğine göre...

...dışkılamayla ilgili olabileceğini düşündüm.

Kanamalı bir dışkılama olduysa kanayan bir ülseri de olabilir demektir.

-Durumu nedir? -35 yaşında kadın.

Ciddi miktarda kanamalı kusması olmuş.

İş yerinde şuurunu kaybetmiş. Tansiyonu düşük. 80'e 20

Nabzı taşikardi, dakikada 140

-Ne kadar sıvı verdiniz? -3000 cc.

Şu anda da bolus dozda izotonik gidiyor.

Yalnız iş arkadaşları şeker yer gibi ibuprofen aldı dediler.

Sanırım ülseri falan kanadı.

Çabuk, çabuk, çabuk!

Behçet hastalığı var sanıyordum.

Midedeyim ama çok kan var.

-Mide çeperini tam göremiyorum. -Arteri mi yırtılmış?

Hayır, orada işte. Kanayan sevimsiz bir ülser.

Koterize ediyorum.

Ben göremiyorum. Biraz da izotonikle yıkasana.

Bir dakika.

Tamam.

Oldu. İyi görünüyor.

Kanamalı bir ülser. Hallettik. İki saat önce bir şeyi yoktu.

Sistolik basıncı 70'e düştü.

Nerede ülser?

Şu anda kahverengi gözüküyor çünkü az önce koterize ettim.

Başka bir tane daha olmalı.

-Orada. -İkinci bir ülser mi?

-Perfore olmuş. -Ameliyathaneyi hazırlayın çabuk!

Çabuk, çabuk!

Cerrahlar perforasyonu onarabildiler ama hastanın, yani...

...Derya'nın mide içeriği karnına ve tüm vücuduna yayıldı.

Hasta sepsise girdi.

Enfeksiyona bağlı kan basıncı düştü.

Bir ara 50'lere kadar indi.

Hipotansiyondan karaciğer ve böbrekler hasar gördü.

Bakın, durumun kötü gözüktüğünü biliyorum.

Belli ki ben yanlış bir tanı koymuşum.

Ama her şeyi kitabına göre yaptım. Ne olacağını bilmemin bir imkânı yoktu.

Benim kalkmam lazım. Muhasebeyle bir toplantım var...

...ama fırsat bulur bulmaz geleceğim, tamam mı?

Benim de kahve saatim geldi. İçmediğim zaman huysuzlaşıyorum.

Sen bir şey ister misin?

Yok, teşekkürler.

Emre neden hata yaptı sence?

Emre yalnızca bir soru sormayı unutmuş.

İlla bir nedeni olması mı gerekiyor?

Birincisi, sormayı unuttuğu soru önemsiz bir soru değil.

İkincisi, evet, eğer yaptığı hatanın nedenini bilirsek kurulun karşısında...

...ona yardımcı olabiliriz.

Emre yalnızca küçük bir hata yapmış. Olur böyle şeyler.

Seni ilgilendiren bir tarafı var mı bu olup bitenlerin?

Ne gibi? Tarafsız olmadığımı falan mı düşünüyorsunuz?

Aynı ekiptesiniz. Bir süredir birlikte çalışıyorsunuz. Bir de...

...herkes sizin birlikte olduğunuzu söylüyor.

Kim söylüyor?

Doğru cevap; ilişkimiz yok, taraflı değilim olacaktı.

Emre'yle ilişkimiz yok. Neden hata yaptığını da hiç bilmiyorum.

Hekimoğlu'yla daha uzun süredir birlikte çalışıyorlar. İsterseniz bir ona sorun.

Tabii, benim nasıl aklıma gelmedi? Hekimoğlu.

Emre neden hata yaptı sence?

Çünkü hastaları umursamıyor.

Nasıl yani? Hasta dosyalarına baktım.

Hastalar hep olumlu şeyler söylüyor hakkında.

Söylerler tabii. Bütün tatlılığını takınıp...

...o meşhur bademcik hikâyesini anlattığı için hastalara.

Güzel hikâye ama kabul et.

Ama gerçek değil.

Emre'nin bademcikleri hâlâ duruyor.

Yani hastalarıyla ilişki kurmak için...

...beyaz bir yalan söylemesi çok da kötü bir şey değil bence.

Kötü demedim zaten. Gerçek değil dedim.

Emre hastalarını umursamıyor.

Ben sizin iyi arkadaş olduğunuzu düşünüyordum.

Öyleyiz zaten ama iş başka, arkadaşlık başka.

Bence Emre...

...hastalarını ne kadar umursamazsa...

...o kadar Hekimoğlu'na benzeyeceğini düşünüyor.

Yani sanki bu iyi bir şeymiş gibi.

Benim ifade vermem gerekecek mi?

Bilmiyorum ama bana sorarlarsa senin ismini vermeyeceğim kesin.

Hele ki bu son söylediğinden sonra.

Ben kötü bir şey söylemedim.

Ayrıca ben Emre'nin kötü bir doktor olduğunu da düşünmüyorum.

Tabii canım. Sadece hastalarını umursamadığını düşünüyorsun.

Hoca ne söyledi?

-İki aydır var bu öksürük. -Ancak gelebildin.

Vakit olmadı herhâlde.

Tahmin ettiğim gibi, acilden giriş yapmışsın.

Genel sağlık sigortan yok.

- Hayır. - Var.

Ödeyemedin, bloke edildi.

Hemen kesiyorlar sigortayı doktor.

Yani ben kadın kuaförüyüm.

Malum, biliyorsun, işler daraldı.

Birkaç prim ödeyemeyince de dondurmuşlar sigortayı.

Vallahi hiç affetmiyorlar.

Hiç. Evet. Çok zorba ve gaddarlar. Aman, aman, aman!

Bir sürü masraf var ama yapacak. Ne yapacaksın?

Kuaför olunca...

...mesela son model bir telefonun olması gerekiyor, değil mi? Şart.

Nereden bakacaksın son modellere?

Saç modellerine.

Değil mi?

Konuşmamız lazım.

Kapıdan mı konuşacağız?

Hayır. Baş başa konuşacağız.

Dedikodu. Bayılırım dedikoduya.

Şimdi...

...Veli... -Ali.

Ali, Veli, fark etmez. Al bakalım, tak şunu kulağına.

Tut bakalım bunu göğsüne. Hışır hışır bir ses gelecek. Dinle onu.

Tamam mı? Değişirse bana haber ver.

Değişirse bana haber ver!

İpek yok mu? Emre'yi dövüşe ikiniz hazırlıyormuşsunuz diye duydum.

İpek, Emre'yi takip etmek istediği için odada.

Şimdi sana iki sorum var.

Bir, Emre neden hata yaptı?

İki, ne kadar büyük hata yaptı?

Emre hata yapmadı.

Kendisi yaptığını söylüyor.

Harika taktik.

Avukat değilim ama...

...kimin aklına geldiyse müthiş. Kurulun karşısında acayip işe yarar.

Kurul, Emre'nin yerinde herhangi bir başka doktor olsa...

...böyle bir durumda ne yapması gerektiğini bilmek isteyecektir.

Emre herhangi bir doktor değil. Öyle olsaydı işe almazdım.

Bravo. Hayranım size. İkiniz de birer dâhisiniz.

Böyle devam edin. Her şeyi reddedin.

Size yardım etmek isteyen avukatı kandırın.

Ama yarın kurulu kandıramayacaksınız. Çünkü onlar da doktor.

Selin...

Midedeyim ama çok kan var.

-Mide çeperini tam göremiyorum. -Arteri mi yırtılmış?

Hayır, orada işte. Kanayan sevimsiz bir ülser.

Koterize ediyorum.

Ben göremiyorum. Biraz da izotonikle yıkasana.

Bir dakika.

Oldu. İyi görünüyor.

Kanamalı bir ülser. Hallettik. İki saat önce bir şeyi yoktu.

İyi derken her tarafından oluk oluk kan akmasını kastediyorsan, evet.

Bunlar da herhâlde zil takıp oynayalım diye çalıyor.

Sistolik basıncı 70’e düştü.

Nerede ülser?

Şu anda kahverengi gözüküyor çünkü az önce koterize ettim.

Geri git, bana tüm mideyi göster.

Dur.

İkinci bir ülser mi?

-Perfore olmuş. -Ameliyathaneyi hazırlayın çabuk!

Çabuk, çabuk!

Hemşire Hanım!

İki saat önce iyi falan değildi.

Karın ağrısı olduğunu söylemiş miydi?

Evet. Ben de daha kuvvetli mide koruyucu verdim.

Muayene etmedin yani onu?

Sadece paterji testini göstermek için kontrole gelmişti.

Karnını oskülte ettin mi? Vitallerine baktın mı?

İbuprofen aldığını ya da rektal kanaması olduğunu söyleseydi--

Bir de senin gibi tıp fakültesine gitseydi.

Diyare ve gaitada kan. Sorulması basit, rutin sorular.

O yüzden de doktorlar bazen bu soruları sormazlar hocam.

Küçük bir hata yaptım. Sonucun böyle olacağını nereden bileyim?

Yok öyle bir şey! Küçük bir hata diye bir şey yok.

Hatalar da neden oldukları sonuçlar kadar ciddidir.

Sırf basit bir soruyu soramayacak kadar tembel olduğun için o kadın ölebilir.

Hayır, ölebilir çünkü o gün Allah'ın cezası ilaç kutunuzu...

...ben açmaya kalktığımda ben döktüm.

Daha neler neler söyledim. Neredeyse ağlayacaktı.

Ama bunları anlatamam çünkü bu konuda ifade vermeyeceğim.

Tabii sen Emre'yi beni satması için ikna etmezsen.

Pardon, hangi konuda ifade vereceksiniz?

Berberler meraklı olur derler, doğruymuş.

Veli, şimdi bizim bu...

...ibretlik canavar doktor hikâyesini bir yana bırakalım.

Ben sana başka bir hikâye anlatayım, yine tıp konusuyla alakalı.

Kısa bir hikâye. Adı, Veli.

Şimdi bizim bu Veli'nin oksijen satürasyonu düşmüş.

Akciğerinden gelen sesler kabalaşmış.

Kışır kışır sesler başlamış nefes alırken.

Benim gibi mi?

Veli...

Veli'nin hastalığı idiopatik akciğer fibrozisi.

Akciğer dokuları yavaş yavaş taşa dönüyor.

Nefes almakta zorlanıyor.

Yavaş yavaş boğuluyor Veli. Tedavisi yok.

Doktor, sen benden mi bahsediyorsun?

Akciğer nakli 700 bin lira.

Bizim bu gariban Veli'nin de ne parası var ne sağlık sigortası.

Şimdi yaptırmaya kalksa bile çok geç olabilir...

...ama ben yine de avukatıma danışayım.

O da onaylıyor beni.

Keşke teşhis konmadan önce sağlık sigortasını yaptırsaymış diyor.

Neyse, biz muayenemize geri dönelim. Gel bakalım şöyle.

Adama ölmek üzere olduğunu böyle mi söylüyorsun?

Öldüğü falan yok. Grip.

Parasını çarçur edeceğine sigorta primlerini yatırırsa...

...genel sağlık sigortası tekrar işlemeye başlar.

Tam bir kahramansın, değil mi?

Hataları düzeltirsin, hayatları kurtarırsın.

Bu arada kimi manipüle etmişsin, kiminle oynamışsın, hiç önemi yok tabii.

Veli'yle bu kadar yakın arkadaş olduğunuzu bilmiyordum.

Saçını Veli'ye mi yaptırıyorsun yoksa?

Şimdi gurur da duyuyorsun sen kendinle...

...adama sigortanın önemini öğrettim, muhtemelen hayatını kurtardım diye ama...

...haberin olsun, bu yaptığının etik hiçbir tarafı yok.

Etik, evet, ahlak.

Aslında benim sana yaptığım şeyden konuşuyoruz şu an.

Benim seninle konuşacak hiçbir şeyim yok artık.

Öyle diyorsun ama takip ediyorsun beni, ne haber!

Al tarafı psikiyatrının notlarından birkaç sayfa okudum.

Emre eğer gerçekten böyle bir hata yaptıysa--

Üzgünüm, özür dilerim, hatalıydım.

Emre gerçekten böyle bir hata yaptıysa onu neden kovmadın?

Çünkü çok yakışıklı.

Ateş, ne saklıyorsun?

İyi bir aileden geliyor.

Ayrıca dinlemedim ama kesin çok güzel piyano da çalıyordur.

Hastanenin imajı açısından önemli şeyler bunlar.

Bak, İpek bile baloya Emre'yi götürüyor.

Ne haber? Nasıl gidiyor?

Sence?

Ne diyorsun davayla ilgili? Umut veren bir noktada mıyız?

Yani Ateş yırtar mı?

Emre aklanırsa o da aklanır.

İyi. Ateş de böyle öngörüyor.

Benim biraz şüphelerim vardı ama...

Sen bir şey mi biliyorsun?

Yok, hayır. Sen ne biliyorsan ben de onu biliyorum.

O zaman şöyle söyleyeyim...

...Ateş eğer başını belaya sokacak bir şey saklamıyorsa aklanır.

Hocam, çayı bahçeye götüreyim, değil mi?

En kuytu köşeye Muzo, tamam mı?

Senden başka kimsenin bulamayacağı bir köşeye.

Aman diyeyim hocam, buldular bile. Ben gittim.

Ateş, nasıl gidiyor? Disiplin kurulu toplantısına hazır mısın?

-Ben ve disiplin. -Evet.

Yan yana gelmesi sakıncalı iki kelime.

Bence sen beni bırak da Emre'yi kurtarmaya bak.

Selin elinden geleni yapıyor zaten. Şimdi onun yanından geliyorum. Ancak...

...Emre'nin bir şeyler sakladığını düşünüyor.

Çocuk işte, ne yaparsın.

Devamlı bir şeyleri bir yerlere saklarlar, sonra da bulamazlar.

Hayır, alıp, dizime yatırıp dövsem...

...sonra gidip anasına şikâyet edecek. En iyisi ben hiç karışmayayım.

Ateş, dikkat et, Emre'nin sakladığı şeyler senin de başını yakmasın.

İhtimaller, sırlar, cezalar.

Gelen sorguya çekiyor, giden gözdağı veriyor.

Hastane değil, karakol mübarek.

Siz beni istifa ettirmeye falan mı çalışıyorsunuz tazminat istemeyeyim diye?

Bilemedin. Her ikimiz de senin paçanı kurtarmaya çalışıyoruz.

Takdir zaten beklemiyoruz ama bu şekilde fırça yemeseydik iyi olurdu.

Bu arada istifa etmene gerek yok. Yarın burada son günün olabilir.

İyi misin?

İyiyim. Ara verdik biraz.

Biliyorum.

Selin Hanım pek ara vermiş gibi değildi gerçi ama...

Ufak bir yoklama çekti bana. Neden hata yaptığını falan sordu.

Sana neden soruyor ki? Sorunun benden başka muhatabı olamaz.

Bilmiyorum dedim ben de.

Tarafsız davranıp davranmadığımı sorguluyor aslında.

Bu kadın, beni tanıyan herkesin beni koruduğunu falan mı düşünüyor?

Benim seni koruduğumu düşünüyor.

Hastanedeki herkes ilişkimiz olduğunu düşünüyormuş.

İlişkimiz yok dedim ama ne kadar inandığını bilmiyorum tabii.

Zaten sonra topu Ateş Hoca'ya attım.

Niye?

Çünkü acilde sizi tartışırken gördüm.

İyi misin?

Ateş Hoca'yla niye tartıştınız?

Benim ameliyata girmem lazım.

Az önce acilde ne oldu, haberin var mı senin?

Emre'nin hastasını getirdiler midesi perfore olan.

Behçet hastalığı olandan mı söz ediyorsun?

Ameliyata aldılar.

Sonra?

Vallahi sonrası, umarım hâlâ ameliyattadır.

Durumu pek parlak gözükmüyordu.

Ben merak ettim. Bir gidip bakacağım.

Dur ben de geleyim.

Şimdilik her şey iyi gidiyor ama net bir şey söylemek için çok erken.

Ameliyatı bekleyeceğiz.

Annelerine bir şey olursa biz ne yaparız...

...hiç bilmiyorum.

Merhaba.

Hangisinde?

Bunda.

Şeker! Pembe benim, yeşil de Berrak'ın.

Teşekkür ederim. Annem şeker yememizi istemiyor.

Aa! Ben yanlış bir şey yaptım o zaman.

Bence bir tane şekerden bir şey olmaz.

Yani bence de ama sen bilirsin yine.

Biz yine de bunu anneme söylemeyelim. Üzülebilir.

Tamam. Ben hiçbir şey söylemem zaten.

-Duru. -Söylemem, tamam.

Dedi ama söyleyecek.

Anneme her gün her şeyi anlatır, duramaz.

Çünkü biz bir aileyiz. Birbirimize destek olmalıyız.

Bunun için de...

Birbirimizden hiçbir şey saklamamalıyız.

Doğru.

Hadi afiyet olsun. Götürün bakalım mamaları.

Veteriner olmak vardı şu hayatta.

Onlar anlatmıyor.

Sen sormuyorsun. Teşhis, tedavi, geçmiş olsun, baybay.

Onlar mutlu, sen mutlu.

Şu an yaptığınız şey de pek farklı değil aslında.

Hastalarla yüz yüze gelmediğiniz için.

Veteriner olsaydım yüz yüze gelmekte bir sakınca görmezdim.

İyi anlaşıyorum ben hayvanlarla.

Emre'yle acilde tartıştığınızı gördüm.

Neden?

Çünkü Emre bir insan...

...ve insan hata yapar.

Şu an ameliyattaki hastayla ilgili bir hata olduğunu düşünüyorum.

Bir değil, iki. Duble hata.

Sorması gereken basit iki soruyu sormamış. Diyare ve gaitada kan.

Hasta bu yüzden mi ameliyatta yani?

Emre böyle bir hataya düşmez aslında.

Normal şartlarda düşmez.

Demek ki şartlar anormal.

Anormal olan ne acaba?

Emre'ye sormak lazım.

Allah kahretsin!

-Emre! -Yok bir şey, tamam, iyiyim.

Çok gerginsin.

Normal değil mi?

Bir hata yaptım ve o da canımı sıkıyor.

İşte sen normalde hata yapmazsın.

Niye hata yaptığını merak ediyorum.

Yani kafana takılan bir şey varsa eğer--

Sana olan hislerime karşılık alamadım diye biraz dağıldım...

...seni düşünmekten kafamı toparlayamıyorum...

...falan diyeceğimi düşünüyorsan yok öyle bir şey, korkma.

Bu herkesin başına gelebilecek bir şey.

Altında illa bir sebep aramaya gerek yok.

Bir anlık dikkatsizliğin seni getirdiği yere bak. İnanamıyorum.

Hayat işte Zeynep.

Bazen böyle olmadık yerlere sürüklüyor insanı.

Hastayla ilgilenen ben de olabilirdim.

Benim de başıma gelmiş olabilirdi.

Hiç sanmıyorum.

Sen böyle bir hata yapmazdın.

Neden?

Biz de Emre'yi yalnız zannediyorduk. Kusura bakma.

Ben çıkıyordum zaten şimdi. Kolay gelsin.

Teşekkür ederim.

Nerede kalmıştık?

İki soru.

Diyare var mı? Gaitada kanama var mı?

Sadece bu iki soruyu sormuş olsaydın şu an burada olmayacaktık Emre.

Ve sen bu iki basit soruyu sormayı unuttun. Neden?

Sorunuzdan ve tavrınızdan anladığım kadarıyla...

...Hekimoğlu'nu görmeye gitmişsiniz.

Ayrıca biz bunları konuştuk.

Sorunuzun cevabı, bilmiyorum.

O iki soruyu neden sormadığımı bilmiyorum.

İyi doktorlar böyle hatalar yapmazlar.

İyi doktorlar soru sormayı unutmazlar diyorsunuz yani.

Peki o zaman. Sorunuzun cevabı verildi zaten.

Demek ki ben iyi bir doktor değilim. Kusura bakmayın.

Bunu demek istemediğimi biliyorsun.

Ayrıca bilgin olsun...

...bu tip soruşturmalarda kendine acımak iyi bir strateji değildir.

Emre'nin kurulla görüşmesi nasıl sonuçlanacak sizce?

Kurul işleri sakat.

Yani?

Yani madalya vermeyecekler Emre'ye.

Büyük ihtimalle hatasını bulup gözünün içine sokacaklar.

Sonrasında da biz Emre Hoca'yı Nişantaşı'na gerisin geri uğurlayacağız.

İyi ama bu çok ağır bir ceza.

Ne yapalım? Bize insanları yaşatalım diye maaş veriyorlar.

Sonuçta biz de insanız. Biz de hata yapabiliriz ama değil mi?

Yani yapmasak daha iyi olur.

Hani derler ya işin ucunda ölüm mü var diye.

Var. Bizim işin ucunda ölüm var.

Sen dua et de daha kötüsü olmasın.

Ne gibi daha kötü?

Şaka şaka.

Bu dediklerimin hiçbiri olmayacak, merak etme.

Nereden biliyorsunuz bir şey olmayacağını ve bu kadar eminsiniz?

Zeyno Hoca'm, ayıp ediyorsun. Ben bilirim.

İnşallah başka bir şey saklamıyordur.

Bize söylemen gereken önemli bir şey varsa şu anda tam zamanı.

Yok.

Ben neden senin bizden bir şeyler gizlediğini hissediyorum?

O konuda da yapabileceğim bir şey yok Selin Hanım.

Emre, biliyor musun, bazen biz avukatlar da...

...siz doktorlarınkine benzer durumlarla karşılaşabiliyoruz.

Müvekkillerimiz bize durumları anlatırken...

...bazı konuları önemsiz ve gereksiz buluyorlar.

Ama oysaki o anlatmadıkları noktalar, genelde en önemli noktalar oluyor...

...ve sonra mahkemede hâkim soru sorunca bir anda ağzından dökülüveriyor o...

...önemsiz buldukları noktalar ve davanın bütün seyri değişiyor...

...müvekkilin aleyhine.

O zaman sizin müvekkilleriniz böyle şeyler yaşamıyordur. Çünkü siz...

...basit soruları sormayı atlamayan iyi bir avukatsınız.

İzninizle. Ben şimdi geliyorum.

Ameliyattan sonra ne oldu?

Zeynep'le beraber Derya'nın kardeşi Ömer'le konuşmaya gittik.

Tansiyon düşüklüğü, böbreklerinde hasara sebep oldu.

Ciddi bir şey değil. Yalnız karaciğeri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Kardeşiniz şu an karaciğer yetmezliğinde.

Ama karaciğer yetmezliği varsa karaciğer nakli de yapılabilir, değil mi?

Listeye alabiliriz.

Beklemek istemiyorum.

Ben karaciğerimin bir parçasını veririm kardeşime.

Donör bulmak ne yazık ki tek başına yeterli değil...

...operasyonu hızlandırmak için.

Cerrahlar operasyonu yapmadan önce...

...donörün emin olması için bir süre beklemesini istiyorlar.

Daha sonra yapıyorlar ameliyatı.

Bu işlerin karaborsası da var.

Organlar için mi? Yani biz böyle bir şeyi asla--

Hemşire Hanım!

- Neren ağrıyor? - Karnım!

- Sürekli mi ağrıyor? - Evet!

-Saplanan bir ağrı mı, künt bir ağrı mı? -Bilmiyorum!

Akut bir kötüleşme.

Ne oluyor?

Karnınızda asit var.

Hayır! Pıhtı bu!

Embolektomi için ameliyathaneyi hazırlayın.

Tam kan sayımı, PT süresi ve karaciğer enzimleri için hemen kan yollayın, çabuk!

Yardım edin ne olur!

Çabuk Hemşire Hanım!

Sepsis, tansiyon düşüklüğü yaptığı için karaciğerinde pıhtı oluştu...

...ve hepatik arteri tıkandı.

Karaciğer iflas etti yani.

Ve İpek nakil listesine aldı hastayı.

Bütün problemlerine rağmen olur dedi.

Hayatta olmaz!

Bu kadar hasta bir kadına karaciğer nakli yapamayız.

Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?

Bu kadar hasta bir kadına karaciğer nakli yapamayız. Kime yaparız o zaman?

Hasta olmayan, sağlıklı, yanaklarından kan damlayan...

...birine mi karaciğer nakli yaparız?

Vasküliti olan birine karaciğer nakli yapmanın bir manası yok Ateş.

Bunu sen de biliyorsun.

Tedavi edilebilir bir vaskülit.

Böbrekleri de hasar görmüş.

Böbrek sorunu düzeliyor.

Onu öldüren şey ne aslında, biliyor musun?

Emre, karın ağrısı şikâyeti olan birisine...

...sorması gereken basit bir soruyu sormayı unuttu.

Doğru tanıyı koyamadı.

Kadının midesi perfore oldu, sepsise girdi...

...tansiyonu çakıldı, pıhtı gelişti ve karaciğeri iflas etti.

Karaciğer önemlidir. Karaciğerin olmadan yaşayamazsın.

Mahkemeyi düşünebiliyor musun? Bir tarafta Emre...

...diğer tarafta Derya ve yanında iki tane yavrucağı, Eda'yla Seda.

Duru ve Berrak.

Anladım. Ne yapmaya çalıştığını anladım.

Bir yandan Emre'yi korkutmaya çalışıyorsun...

...bir yandan da bu konudan hastanenin sorumlu olduğunu söylemeye çalışıyorsun.

Hiç aklıma gelmezdi. Bravo!

Yine de hastayı nakil listesine alabilmem için...

...tıbbi bir nedene ihtiyacım var. -Tıbbi neden bu işte!

Eğer dava açar ve kazanırlarsa bu hastane yıkılır...

...yerine gökdelen yapılır.

Gökdelenin dışında insanlar tıbbi yardım beklerken...

...ölürler.

Allah korusun, zincirleme bir trafik kazası falan olmazsa...

...hastanın işi çok zor.

Zira şu günlerde karaciğer bolluğu pek yaşamıyoruz.

Sen yine de ifadeni verirken...

...Ateş'in İpek'i nasıl ikna ettiğiyle ilgili kısımları atla.

Hastalar nakil listesinde...

...isimlerinin neden aşağıya düştüklerini bilmesinler.

Hekimoğlu'nun söylediği şeyler zaten bir şeyi değiştirmedi.

Peki, sırada Derya mı var listede?

Evet.

Fakat kan grubu AB negatif. Çok zor bulunur.

Peki, ne kadar dayanabilir bu hâlde?

Bir, bilemedin iki gün.

Sen boş kalan yerlerini temizle.

Ben karaciğerimi ona vereceğim.

-Ömer, bunu konuşmuştuk. -HLA tiplerim altıda altı uyuyor.

Tam uyumluyum kardeşimle.

Sen bu test sonucunu...

...nasıl bu kadar çabuk aldın?

Tanıdığım biri var.

İşleri hızlandırması için para verdim.

Ömer test sonuçlarını hızlandırmak için birine rüşvet mi vermiş?

Siz olsaydınız vermez miydiniz?

Peki, insani bir çıkış.

Ama sen yine de kurula anlatırken böyle laflar etme.

Senin tıp etiğine aykırı hislerin olduğunu bilmesinler.

-Selin Hanım, ben yalnızca-- -Ayrıca bu yanlış hareketin...

...hasta yakınından gelmesi bizim için iyi bir şey.

Suç onun üzerine kalacak.

Senin üzerine toplanan suçu dağıtmış olacağız.

Peki.

Ameliyata gelelim.

Hiçbir cerrahın bu kadar kısa sürede...

...karaciğer nakli yapamayacağını söylemiştiniz.

O ameliyat nasıl gerçekleşti?

Hekimoğlu.

Onu da halletti.

Evet.

Hastanızda pıhtılaşma sorunları var.

Ameliyat öncesi subkutan K vitamini ve taze donmuş plazma veririz.

Yine de risk var ama.

Hocam, neden sana geldim?

Neden sana geldim? Tam da bu yüzden.

Hastanedeki en iyi transplant cerrahına geldim.

Üstünel Hoca'm, lütfen!

Bu ameliyatı sen yapmazsan hasta ölür.

Bu öğleden sonra ameliyata alayım.

Harikasın.

Çok teşekkürler hocam.

Rica ederim.

Bu herhâlde sen maratonda koşup birinci olmadan hemen önceydi.

Seni inandıramadım galiba.

Kendimi tutamıyorum, bazen fazla abartıyorum.

Tokalaştığımız kısım mı sana fazla geldi?

Gerçekte ne olduğunu anlatacak mısın?

Fazla vaktim yok. Ne yaptın adama? Nasıl ikna ettin?

Herhâlde zaten etik olmayan bir şey yaptıysam...

...kalkıp bunu hastane avukatına anlatacak hâlim yok, öyle değil mi?

Hele ki başımda böyle başmuavin gibi dikilirsen.

Anlatacaksın.

Tamam.

İtiraflar saati madem başladı, o zaman baştan başlayalım...

...itiraflara.

Orhan'ın masasındaki sağ üst çekmecede bozuk paralar var.

Onları ben çalıyorum çünkü canım bazen gofret çekiyor.

Girişteki makine de bozuk paradan başka bir şey kabul etmiyor.

İpek'in odasındaki bitter çikolataları da ben yedim...

...sekreteri yemedi. Tamam?

Cerrahı nasıl ikna ettiğini bana anlatabilirsin.

Söyleyeceğin her şey avukat müvekkil gizliliği içinde kalacak.

Korkunç bir şey yaptıysan, eminim yapmışsındır...

...benden tavsiye alabilirsin.

Kimseye söylemeyeceğim için işkence çekeceğim, o ayrı.

Tamam.

Cerraha minik bir ayar çektim.

Kabul.

Sen aklını kaçırdın herhâlde Hekimoğlu.

Kadın ölmek üzere. Ameliyatı kaldırır mı, kaldırmaz mı belli değil.

Benim elimde mi kalsın istiyorsun? Senin derdin ne?

Kardeşi de arkamdan hemen davayı açsın. Oh, ne âlâ!

Bu ne?

Avans.

15 bin.

Diğer 15 bini de ameliyattan sonra.

Ben yılda dört milyon kazanıyorum, dört milyon.

Ayrıca ameliyat başarı istatistiğim oldukça yüksek.

30 bin lira için öleceği belli bir hastayı...

...ameliyata alacağımı mı sanıyorsun?

Başarımı gölgelemem Hekimoğlu.

'Cash' para.

Biliyor musun...

...seni ve Emre'yi bu hastaneden gönderseler...

...o kadar mutlu olurum ki, sana anlatamam.

Eyvallah, eksik olma.

Harika! Müthiş.

Ben de...

...diğer 15 bini ne yapsam ne etsem de...

...ödemesem diye düşünüyordum. Bir bahane falan bulsam diye.

O zaman gerek kalmadı.

Ameliyatı yapmazsan...

...radyolojiden Doktor Nagehan başta olmak üzere...

...bir sürü meslektaşınla beraber olduğunu karına anlatırım.

Boşanırken...

...her şeyin yarısını karın alıyor, öyle değil mi?

Neydi? Senede dört dedin.

Sen hesap et. Dört bölü iki.

Basit.

Nereden?

Bu şeytan nereden anladı diyorsan, geçen seneki yılbaşı partisinde...

...sana o küçük soslu sandviçlerden getirdi Doktor Nagehan.

Sen teşekkür etmedin.

İnsan birisiyle gerçekten ama gerçekten samimiyse ona teşekkür etmez.

Bir de bir ara ortadan yok oldun, döndüğünde gömleğinin orasında...

...ruj lekesi vardı.

Nagehan ruju rengi, değil mi?

Ah, ah!

Karın... Karına üzülüyorum.

Bir tek o kadıncağızın haberi yok ne fındıklar kırdığından.

Sen bunları karıma söyleyemezsin Hekimoğlu.

Aman, aman! Öfkeli kadınlardan benim ödüm patlar.

En güzeli imzasız bir mektup.

Ameliyathaneyi öğleden sonra saat dörde ayarladım.

Müsaitsin, değil mi? Bir sıkıntı yok?

Tamam.

Bu arada...

...bilgin olsun diye söylüyorum...

...bu hastanedeki en kötü transplant cerrahı sensin.

Ama ne yazık ki karısını aldatan başka biri yok.

Adama önce rüşvet verdin, sonra da şantaj yaptın.

Onu ameliyata zorlamasaydım hasta iki gün içinde ölecekti.

Kurula anlatırken şantaj kısmını es geç, olur mu?

Sana anlatırken de es geçmiştim ama...

Otopark? Orada ne oldu?

Allah aşkına, ben seni aldatmadım.

Ceren, bunların hepsi kumpas. Ne olur yapma, Allah aşkına.

-Ceren, bunlar beni bitirmek istiyor. -Seni mahvedeceğim!

Sus, seni mahvedeceğim! Kart horoz seni!

Belli ki biri Üstünel'in karısına isimsiz bir mektup yollamış.

Üstünel'e şantaj yaptın, ameliyatı yaptırdın...

...ama yine de gittin, adamı ispiyonladın.

Şimdi sen böyle söyleyince...

...evet, pek adil olmamış galiba.

Sen kendine hâkim olamıyorsun.

Ne kadar aptalca, ne kadar gereksiz olursa olsun...

...yaptığın şey, kendini tutamıyorsun. İnanılmaz.

Gel, bunları bırakalım da biz sadede gelelim mi?

Sana yaptığım yakışıksız şey hakkında konuşma orucumuzu bozalım.

Sen...

...terapistinin odasına gizlice girip...

...dosyanı okuduğum için bana kızgın değilsin.

Tabii canım, hatta çok sevindim.

Tamam, kötü bir şey yaptım.

Ama o dosyada senin, Metin'le mutlu mesut olduğunuz yazıyor olsaydı...

...bana bu kadar kızmazdın. Kızsan bile kızgınlığın geçerdi.

Hayır, geçmezdi.

Dosyanı okuduğum için değil, seni bundan haberdar ettiğim için bana kızdın.

Kötü bir şey yaptım, hayatta kabullenemeyeceğin...

...etik dışı bir şey yaptım ve bunu sana gelip anlattım.

Henüz yüzleşmeye hazır olmadığın bir gerçekle seni yüzleştirdim.

Yoksa sen aramızdaki gidişattan memnundun.

Üzgünüm, yaptığım şey aptalcaydı.

Ameliyatı yapan cerrahın nasıl ikna olduğunu anladım.

Nerede kalmıştık?

Ömer test sonuçlarını hızlandırdığı için ikisini öğleden sonra ameliyata aldık.

Doktor Üstünel canlı donör nakli yaptı.

Ömer'in karaciğerinin sağ lobunu...

...hepatik ven ve arterini rezeke edip Derya'ya nakletti.

Operasyon başarılı geçti.

Derya ve Ömer taburcu oldular.

Bundan sonra rutin kontrollerine devam edeceklerdi.

Geldiklerinde muayenelerini sen mi yaptın?

Ben o aşamadan sonra Derya'dan olabildiğince...

...uzak durmaya çalıştım ama...

...Hekimoğlu buna izin vermedi.

Her aşamada beni zorla dâhil ediyordu.

Kontrol muayenelerini ben yapmasam daha iyi.

Kim için ve niçin?

Benim için. Yani hasta için de.

Bir hata yaptım ve sonrasında pek hoş şeyler yaşanmadı hocam.

Bununla yüzleşmeye...

...gerek var mı sizce?

Ah!

Var.

Şimdi ben yılanı duvara toslattım diye...

...en iyisi bu oyunu bir daha oynamayayım mı demeliyim?

Yoksa...

...daha seri olmalıyım, sağdan değil de soldan yutmalıyım mı demeliyim?

Duvara toslattım diye...

...bu oyun yokmuş gibi davranamam.

Günün birinde ben sıkıldım artık, oynamıyorum deme hakkım var, diyebilirim.

Sen de gelip mesela, hocam...

...ben artık doktorluk yapmak istemiyorum, çok sıkıldım diyebilirsin.

Başım üstüne.

Der misin?

Tabii ki hayır hocam.

O zaman...

...kontrol muayeneleri sende.

'Capito'?

Hadi.

Mehmet Ali, senden bir şey isteyeceğim.

-Nöbete kalmamı istiyorsan plan yaptım. -Yok, o değil.

Benim yerime kontrol muayenesine girer misin diyecektim.

Niye, acilden mi çağırdılar?

Hayır, Derya'nın kontrol muayenesi. Artık onunla ben ilgilenmesem...

...daha iyi olur diye düşünüyorum.

Yani böyle daha iyi hissedeceksen tabii ki.

Sağ ol.

Önce bir yere uğramamız lazım, gel.

Şimdi bu hassas bir muayene olduğu için Emre neden gelmedi diye sorabilirler.

Ama karşılarında iki doktor görmeleri onlara güven verir.

Ben gelirim.

Ben hiç gözükmesem daha iyi.

-Zeynep abla! -Zeynep abla!

Çocuklar, Zeynep ablanız kendini bu kadar sevdirmek için ne yapıyor?

Vallahi bütün Candan Erçetin şarkılarını ezbere biliyorum. Sen biliyor musun?

Belki biliyorumdur ama söylemiyorumdur.

Neyse, o zaman ben de en iyi bildiğim işi yapayım...

...annenizi ve dayınızı tedavi edeyim, tamam mı?

- Tamam. - Buyurun.

Uslu durun, geliyoruz. Tamam mı?

Hadi gelin, biz de oturalım.

Hocam, ne bu telaş böyle?

Aa!

Mehmet Ali Hoca'm...

...Emre Hoca'mın hastasını elinden almıyorsunuz, öyle değil mi?

Buyurun hocam.

Merhaba.

Ateş Hoca bence Emre'yi aşırı zorladı.

İnsan bazen her şeyden uzak kalmak isteyebilir. Ne var bunda?

Niye ona yardım etmemize izin vermedi ki?

Çünkü kendine göre bir nedeni vardı.

Emre bu konuda çok gergin.

Benden kendisi yardımcı olmamı istedi. Neden beni durdurdunuz?

O dediğin şey cesaretlendirmekle olur.

Yardım isteyenin yerini almakla değil.

'Capito'? Sen bunu bir düşün.

Ateş, seni hatalarınla yüzleştirmeye çalışıyordu yani?

Peki, seni bu vakaya zorla sokmasında...

...bildiği bir şey mi vardı?

Her zaman vardır.

Hekimoğlu ve kendine has biricik yöntemleri.

Hastalar için büyük bir nimet...

...ama etrafındakiler için bazen nefes almayı bile zorlaştırır.

Derya ve Ömer.

Ondan sonra kontrol muayenelerini hep sen mi yaptın?

Evet.

Buyurun.

İkinizi de çok iyi buldum. Kontrolleri aksatmayın lütfen, olur mu?

Tamam hocam, aksatmayız, merak etmeyin.

Zaten ben unutsam bu bıdıklar unutmazlar.

Buzdolabının üstüne takvim yapmışlar, biliyor musunuz?

Prensesler, gözünüz aydın.

Annenizle dayınızın durumu gayet iyi.

Teşekkürler Emre abi.

Asıl ben size teşekkür ederim. Annenize çok güzel bakmışsınız.

Emre Hoca'm...

...kızların hediyesi. Size bayağı bir hayranlar.

Çok güzel çizmişsiniz. Ben bu kadar yakışıklı mıyım acaba?

Arkasında da benim yaptığım resim var.

Evet, bu da çok güzel olmuş.

Niye kendinizi benim yanıma çizmediniz?

Biz o zaman burada değildik ki, evdeydik.

Sen annemi iyileştirirken biz evde bekledik.

Sen annemi bize gönderdin.

Artık hep yanımızda.

Oy! Oy!

Yani kontrol muayeneleri iyi gidiyordu?

Evet...

...ama iki aya kadar.

-Derya temmuzda muayene olmaya geldi. -24 Temmuz.

Tam tarihi ver de kurul senin her şeyi günü gününe takip ettiğini düşünsün.

Peki, muayeneyi yine sen mi yaptın?

Bakın...

...dürüst olmak gerekirse ben sadece-- -Dürüst olmak gerekirse mi?

Yani sen şu ana kadar bize yalan mı söylüyordun?

Selin Hanım, bir anlaşma yapalım mı? Ben dürüst olmak gerekirse demeyeyim...

...siz de arada kaçıp kaçıp Hekimoğlu'nu görmeye gitmeyin ki...

...sonra hırsınızı benden çıkarmayın. Olur mu?

24 Temmuz'da Derya muayene olmaya geldi.

-Kızlar nasıl? -Çok iyiler.

Duru ilk aşkını yaşadı.

-Öyle mi? -Çok tatlıydı.

Sonra da ilk ayrılığını yaşadı tabii. Ama o pek tatlı değildi.

Ateşin biraz yükselmiş. 37.4

-Öksürük var mı? -Hayır.

-İdrarda yanma? -Yoo, hayır.

Yani 37 derece o kadar da yüksek değil, öyle değil mi?

Aldığın immünsüpresanlar ateşinin yükselmesini engelliyor.

Ne kadar hafif de olsa ateşinin olmaması gerekiyor.

Hemşire hanıma haber vereceğim, senden kültür alsın.

-Bir de akciğer filmi isteyeceğim. -Tamam.

Daha fazla hata yapmak istemiyordum.

Bir dakika, şimdi...

...böyle bir cümleyi asla ama asla kurulun önünde kullanma.

Kesinlikle.

Bırak bir hatan varsa da onlar bulsun.

Derya Hanım'ın bir saat sonra ateşi yükseldi.

ALT ve AST değerleri çok yüksek.

Vücudu karaciğeri reddediyor.

Hayır, sadece bir enfeksiyon.

Aldığımız kültürlerin birinde streptokok üremesi var.

Sadece birindeyse kontaminasyon olabilir.

Streptokok enfeksiyonuna bağlı olarak dehidrate kalmış ve hematokriti yükselmiş.

Karaciğer enzimleri de uçmuş, ona ne diyorsun?

O da streptokok enfeksiyona bağlı olabilir.

Streptokok da streptokok!

Nedir bu streptokok aşkı Emre Hoca'm?

-O da seni seviyor mu? -Hocam, vücut karaciğeri reddetmiyor.

Sadece bir enfeksiyon.

İyileşecek.

En kötü ihtimalle tekrar nakil listesine alırız.

Hekimoğlu sen misin?

Duruma göre değişir.

Hekimoğlu'nu dövecek misin?

Kardeşimi...

...kendi hastanı bir kere bile gelip görmedin. Bir de komiklik mi yapıyorsun?

Ömer, biz de senin kardeşinden bahsediyorduk. Ateşi var--

Hepatit B veya C'dir belki.

Tedavisi var. İnterferon verirsiniz, geçer, öyle değil mi?

Maşallah!

Hepatitle alakalı ne kadar da çok bilgilisin.

Karaciğerini daha yeni bağışladı.

Hasta mısın? Çok kızarmışsın.

-Yorgunum. -Yorgunsun?

Bence hastasın ve bunu bizden gizliyorsun.

Üf!

Bu ne rezalet bir dövme be! Kalp dövmesi.

Çirkin, soluk!

Özellikle mi böyle istedin yoksa çok mu kötü koşullarda yapıldı?

Kolumu bırak!

Hijyenik olmayan koşullarda yapılan dövmeler...

...en sık rastlanan bulaş yollarından biridir Hepatit C'nin.

Uzun zamandır Hepatit C ile yaşıyorsun, öyle değil mi?

Karaciğerimi bağışlamama engel olacağı için...

...söylemedim.

Seroloji peki? O nasıl temiz çıktı?

Laboratuvar teknisyenine rüşvet mi verdin?

Virüs uzun zamandır aktif değildi.

Karaciğerimi vermesem kardeşim ölecekti.

Rüşvet! Rezalet!

MR çekin, hemen! Hem kendisine hem kardeşine.

Benden Hepatit kaptı, değil mi?

Yok canım.

Senden kanser kaptı.

Yani Ateş haklı mıymış?

Genelde öyledir.

Ömer'in hiç bilmediğimiz bir...

...hepatoması vardı ve...

...karaciğeriyle beraber tümör de kardeşine nakloldu.

Tümör, Derya'da daha hızlı büyüdü çünkü...

...nakilden sonra...

...bağışıklık sistemini baskılamak için immünsüpresanlar alıyordu.

Peki, bunu Ateş nereden biliyordu?

Hepatit, karaciğerde tümöre yol açabilir.

Ayrıca eritrosit ve hematokrit sayıları yüksekti.

Yani...

...genelde...

...dehidratasyon anlamına gelir...

...ama nadir durumlarda...

...kanser.

Of!

Bir yemek arası verebilir miyiz?

Evet, çok iyi olur. Hem...

...biz de biraz dinlenmiş oluruz, değil mi Emre?

Tamam, o zaman bir saat sonra tekrar burada buluşalım.

Bana mı?

Emre çuvalladı mı? Nasıl gidiyor?

Bir elmaya öteceğim, öyle mi?

Ben paylaşırız diye düşünmüştüm.

Beni yalnız bırakır mısın? Dosyaya bakmam lazım.

Cevabını bulmak zorunda olduğum sorular var.

Ben sana söyleyeyim bu dosyanın en kritik sorusunu.

Söyleyeyim mi?

Emre neden...

...böyle bir hata yaptı?

-Dalgınlık diyor. -Değil.

Ne kadar dalgın olursa olsun...

...böyle bir durumda otomatik olarak hastaya sorması gereken...

...iki soruyu atladı. Neden?

Belki ortamı streslidir. Ortamı sürekli gergin tutan...

...bir patronu vardır, kim bilir.

Bir kere ben gergin değil, çok gergin tutarım.

Ayrıca...

...ne olursa olsun, bana rağmen...

...Emre hayatta o iki soruyu atlamazdı. -Belki de atlar.

Belki de senin gibi süper güçleri yoktur.

Bir hastanın dövmesine bakıp onun kanser olduğunu anlayamaz mesela.

Oraya geldiniz mi?

Bak, benim süper güçlerim...

...bu elmanın kabuğunu koparmadan sonuna kadar soymamı sağlayacak.

-Bana bir şey mi anlatacaksın Ateş? -Ben diyeceğimi dedim.

-Senin muhatabın Emre. -Farkındayım.

Bana anlatmadığı bir şeyler olduğunu da hissediyorum.

Demek ki anlatmasını sağlayacaksın.

Demek ki anlatmasını sağlayacaksın ki gerçek...

...bütün çıplaklığıyla...

...ortaya çıksın.

Kolay gelsin. Afiyet olsun.

Bu ne kalabalık!

Gerçekten sırada vazgeçecektim.

Al canım, afiyet olsun.

-Sen biraz gergin misin? -Hayır.

Açım.

Tamam, sen ne oldu...

...bana anlat bakalım.

Yani pamuk Orhan gitmiş, barut Orhan gelmiş.

Bir şey yok.

Yok bir şey.

Ya var... Aslında bir şey var. Benim kafam Ateş'e takıldı.

Bir şey soracağım, sen...

...Selin'le Emre hakkında bir sürü şey öğrendin.

Ne diyorsun, bu adam ceza almaz, değil mi?

Yok, almaz. Sanmıyorum. Sonuçta hata yapan Emre.

Değil mi?

Evet, evet.

-Ama işte... -Ama işte ne?

Bu her zaman bir şeyleri saklıyor, biliyorsun.

Doğru.

-Ve şimdi de bir şey saklıyor olabilir. -Bu da doğru.

Ve bu sakladığı şeyler hep onun başına bela oluyor.

Yani bu yüzden mi canı sıkkın?

Tamam, haklısın canının sıkılmasında.

Ateş işte, bekleyeceğiz, göreceğiz. Sağı solu belli olmuyor.

Ver, ver, tamam. Sen bunu alsana.

Ben açarım.

-Yettim hocam. Buyurun, çayınız. -Oo, Muzo...

...eyvallah.

-Ne bu hâl? Akşama düğün mü var? -Yok hocam, size bir haberim var.

Matematikten zerre kadar anlamıyorum.

Özel ders almaya başladım. Hem de kimden?

-Kimden? -Yan fakültedeki Sabahat abladan.

Abla dediğime bakmayın. Kendisi büyük âlim, büyük profesör.

Sizden iyi olmasın tabii ki.

Sabahat Hoca'yı kafaya mı aldın sen?

Yok hocam, o benim kafayı aldı.

Beni böyle testlerle, kitaplarla görünce gel, seni çalıştırayım dedi.

Hocam, dersim başladı, acil gitmem gerek. Kolay gelsin, görüşmek üzere.

Hadi, koştur. Zil çaldı.

Ateş.

D vitamini saatim, müsaade et lütfen.

Tabii, al D vitaminini.

Ama bu vitamini alırken düşünüyor musun acaba...

...soruşturmada yırtamazsam ne olur diye?

Bir şey mi biliyorsun? Ne? Bir duyum mu aldın?

Ne zaman anlatacaktın bana, Doktor Üstünel'e yaptıklarını?

Uzun hikâye, vaktini almak istemedim.

Kesinlikle uzun hikâye.

Doktorun hastane odasında başlayıp otoparktaki arabasında biten...

...çok uzun bir hikâye gerçekten.

Riskli bir şey yapmışsın.

Asıl sen riskli bir şey yapmışsın.

Beni işe alarak.

Ben vitaminini bölmeyeyim.

Ateş seni konuşturamadığımı düşünüyor.

-Yanılıyor demek ki. -Ateş?

Herkes hata yapar.

Bir keresinde bir arkadaşımın davasını almıştım.

Bel fıtığı ameliyatı olmuştu. Ameliyattan sonra yürüyemedi.

Ameliyatı yapan cerrah, arkadaşımın sonra kendine iyi bakmadığı için...

...başına bunun geldiğini iddia etti.

Sonra biz dava açtık...

...elimizde sadece bir epikriz, bir de hasta raporu var tabii.

Onların elinde diplomalar, raporlar, tanıklar...

...arkalarında koskoca bir hastane. Davayı kaybettik.

Bunları beni rahatlatmak için mi anlatıyorsunuz?

Benim de arkamda kocaman bir hastane ve elimde iyi dereceli bir diplomam var.

Hem evet hem hayır. Aradan biraz zaman geçti...

...arkadaşım başka bir hastanede, başka bir doktora ameliyat oldu.

Ameliyatta bir bistüri ucuna rastladılar.

Bir önceki ameliyatta unutulmuştu.

Yeniden dava dosyası açtık, bu sefer kazandık.

Unutturmaya çalıştığın...

...çalıştığımız her neyse, eninde sonunda su yüzüne çıkıyor.

Evet, Ömer'de kalmıştık.

Sonra Ömer'in kanser olduğunu anladınız.

Hekimoğlu büyük ihtimalle Ömer'in hayatını kurtardı.

Çünkü kanser erken teşhis edilmişti.

Tümörü, metastaz yapmadan çıkardık.

Satürasyonu 94!

Derya'nın vücudu...

...nakledilen karaciğeri reddetmeye başlamıştı.

Tümör de olduğu için onu artık nakil listesine alamadınız.

Yapacak bir şey yoktu.

Ömer'in hepatitle ilgili yalan söylemesi.

Bu aslında müdahil bir eylem.

Kanserin etkili sebebi senin hatan değil.

-Yani? -Yani, bu iyi bir şey.

Senin için, senin durumun için.

Ömer eğer kardeşine karaciğerini vermeseydi...

...Derya üç ay önce ölmüş olurdu.

Belki ama bunu kanıtlayamazsın.

Benimle gelmen lazım.

Evet, evrak geldi.

Biraz önce teslim aldım. Daha doğrusu evrak da değil...

...bir parça kâğıt işte.

Bakalım ne yazıyor? Davalı...

...Valide Atik Eğitim ve Araştırma Hastanesi...

...Doktor Emre Acar.

Evet...

...evet, evet, evet.

Yanlış tedavi ve ihmal.

Şaşırdın mı gerçekten buna?

Tamam, Emre yakışıklı bir delikanlı ama o kadar da--

Beş milyon! Beş milyon cezai tazminat.

-Ve isteyen de kardeşi Ömer. -Beş milyon mu?

-Aynen. -Cezai olduğuna göre...

...ihmal olduğunu iddia ediyorlar demektir.

- Avukatları kafayı yemiş herhâlde. - Yok.

Özden Kurtoğlu öyle deli değildir.

Ağır ihmal var diyorsa vardır bildiği bir şey.

Beni de dava etmişti bir keresinde bu Özden.

Seni dava etmeyen avukat mı var?

Bravo! Benden sabahtan beri bir şeyler sakladınız, yalan söylediniz.

Ben yalan söylemedim. Yalan söylediğimi itiraf ettiğim kısımlar hariç.

Ayrıca dava edilen de ben değilim.

Çok komik, değil mi doktor?

Hastam gelmiş.

Evet Emre...

...bizden sakladığın şey ne?

Ömer bana çok kızgındı.

Ben hastayı Cüneyt Bey'e yönlendirdim, yarın görürse iyi olur.

Olur, test sonuçlarını ben de göreyim. Peki.

Derya'nın erkek kardeşi, Emre'yi ve hastaneyi dava etmiş.

Nasıl ya? Mahkemeye mi vermiş?

İyi de zaten Emre'nin başında bir disiplin soruşturması var.

-Bir de bu olursa? -İş bayağı kişiselleşti demek ki.

İş bayağı çetrefilleşti artık.

Emre'nin çıkış yolu kalmadı.

Ömer niye yaptı bunu?

Çünkü Emre'ye çok kızgındı.

Emre yapma, bu kanunsuz bir şey.

-Yapacak bir şey yok Zeynep. -Biraz düşün, sonra konuşalım.

Düşünecek ya da konuşacak bir şey de yok.

Alo?

Evet, İstanbul'dan Doktor Emre ben.

Evet, alıcının kan grubu AB negatif.

Emre'yi durdurmalıyız.

Hem hastayı hem kendini mahvedecek.

Ben söyleyeceğimi söyledim, kendisi bilir.

-Ama-- -Aması yok.

Batmak istiyorsa batsın.

-Emre Hoca'yı gördünüz mü? -Yok Zeynep Hoca'm.

Sabah girerken görmüştüm en son.

İstirahat hâlinde hastamız. Bir sıkıntı yok şu an için.

- Müsaadenizle. - Sağ olun hocam.

İpek Hanım...

...benim size bir şey söylemem gerekiyor.

Evet, nedir?

-Emre. -Ne olmuş Emre'ye?

Acil Emre'yi bulmam gerekiyordu da buldum. Kolay gelsin.

- Bulabildin mi? - Buldum, bahçeye gel hemen.

Tamam.

Emre!

Saçma sapan bir şey yapmadan önce bizi bir dinle.

Yaptım bile.

Hastaneden ayrılmadan önce...

...Ömer, Derya'ya ikinci bir karaciğer daha buldu.

Nasıl yani? Kanser hastası birine nasıl karaciğer bulabilir?

Karaborsa.

Antalya'da adı sanı bilinmeyen bir yerde ameliyat yapan bir...

...doktor varmış.

Saat beşte Derya'nın uçağı kalkacak.

Pis bir odada elinde testereyle bekleyen bir adamın...

...yanına mı göndereceksin hastanı? Sen kafayı mı yedin ya?

Emre, sen böyle bir şey yapamazsın.

Sen böyle bir şeyin parçası olamazsın.

-Karışmayın benim işi-- -İzin vermeyeceğim bunu yapmana.

Beni Hekimoğlu'na gammazlamak mı istiyorsun? Git söyle o zaman.

Her fırsatta yanımıza gelip milyarda bir şansınız olsa bile...

...deneyin diyen o değil mi zaten?

Derya bu şansı istiyor mu bakalım?

Bak, ikiniz de suçluluk duygusuyla hareket ediyorsunuz.

Kardeşi zaten ahlaki olarak suçlu. Derya'ya kanser bulaştırdı.

Sen? Senin yaptığın yasal olarak suç!

Siz bir araya gelmiş, kadını uçuruma itiyorsunuz beraber.

Başka çarem yok.

-Sizce Derya ölmek mi istiyor? -Her koşulda ölecek!

-Çekil önümden Mehmet Ali! -Çekilmeyeceğim!

-Çekil önümden Mehmet Ali! -Çekilmeyeceğim! Bir dur ya, bir dur!

Bir mantıklı düşün, bir kafanı çalıştır.

Yasa dışı işler yapan bir cerrah, karaborsadan bulunmuş bir ciğer!

Sen kaç tane hastanın böyle kurtulduğunu gördün? Kaç tane?

Bak, bu yaptığın ne Derya'yı ne de seni kurtaracak. Tamam mı?

Sadece senin üstüne bir pislik daha kalacak!

Şimdi git hastanın yanına...

...doğru olanı yap Emre.

Çekil önümden Mehmet Ali.

-Konuşmamız lazım. -Hayır, vakit yok.

İki dakika.

Derya, ben, ben bir hata yaptım.

Kurtulma ihtimalinle ilgili bilgi verirken...

...sana yeteri kadar açık davranmadım.

Büyük ihtimalle ben de o olasılıkla yüzleşmek istemedim.

Doktor, yapma bunu!

Yolculuğun stresi, ameliyat, bir de...

...bir de kanserin var.

Derya...

...gidiyoruz.

Benim babam öldü!

Akciğer kanserinden.

Ölmeden birkaç ay önce görmüştüm onu.

Hastalığı hakkında hiç konuşmamıştık.

Doktor, baban ölmüş, Allah rahmet eylesin ama...

...bunun bizimle hiçbir alakası--

Babam bana hasta olduğunu söylemedi bile!

Keşke söyleseydi.

O zaman...

Derya...

...sen ölüyorsun.

Ve ne yazık ki ben bunu değiştiremiyorum.

Eğer...

...sen bu yanlış ameliyata izin verirsen...

...tek başına öleceksin.

Çocuklarından yüzlerce kilometre uzakta.

Bunu onlara yapamazsın.

Bunu onlara yapamazsın.

Tamam.

Hayır Derya.

Hayır!

Özür dilerim, çok özür dilerim.

Bak, pes edemezsin.

Bunu yaparsan...

...eve gidersen...

-Seni ben öldürdüm. -Hayır! Hayır!

Sen...

...sen bana üç ay verdin.

Kızlarımla geçireceğim üç ay daha.

Ömer, bana bak, bak bana.

Küçük kardeşim...

...benim kanserimi bulduklarında...

...seninkini de buldular.

Ben kardeşimin hayatını kurtardım.

Ben küçük kardeşimin hayatını kurtardım.

Daha ne isterim, ha?

Annem hazır mı?

Havaalanına biz de gideceğiz onunla.

Anneme dondurma alsak olur mu?

Olmaz, zararlı. Yiyemez annem.

Dondurmada süt var akıllım.

- Evet ama şeker de var akıllım. - Dur bakalım, Emre abi söylesin.

Ne diyecektim ben size kızlar?

Anneme dondurma alalım mı, almayalım mı?

Havaalanında.

Anladım. Ee...

...kızlar, galiba gerek kalmadı.

Bak, ben sana dedim. Dondurma yok.

Yok. Havaalanına gitmenize gerek kalmadı çünkü...

...anneniz gitmeyecek.

Eve dönecek.

Zeynep abla, annem eve geliyor.

Oley! Öyle mi? Çok sevindim.

Şu çantanın içinde defter var, verebilir misin?

Ben bunu dün gece yazmıştım.

Havaalanında verecektim ama...

Bunlar sana, al bakalım.

Ben artık eve gidebildiğime göre...

...orada yazılanlara da hemen başlamak zorunda değilsin.

"Canım Ömerciğim...

...evde yapılacaklar listesi biraz uzun.

Kafam da biraz karışık, o yüzden karışık bir liste oldu.

Ama kızların renkli kalemleri çok yardım etti.”

Orada mutlaka yapılması gerekenler kırmızı.

Biraz bekleyebilecek olanlar da yeşil.

Bir de mavi renkle yazdım. Onlar da gündelik rutin şeyler.

-O zaman bakayım ben. -Tamam.

Ee...

...Duru’nun basketbol dersleri bekleyebilir.

Berrak'ın diş teli kontrolleri, bu acil.

Duru'ya her gün bir yumurta yedirilecek.

-Bu niye kırmızı? -Sevmiyor ya cadı yumurtayı.

Dayısının ellerinden bir menemen yesin bakalım...

...seviyor mu sevmiyor mu, görürüz o zaman.

-Güle oynaya yaparız biz bunu. -Ya.

Duru'ya güle oynaya yumurta yedirmek, öyle mi?

Nasıl yapacağınızı görmeyi o kadar isterdim ki.

Eve gider gitmez yapalım o zaman bunu biz.

Hiç vakit kaybetmeden.

-Tamam. -Tamam.

"Sanırsın, dağlarda yol olmaz"

"Usanırsın, kalbinde güç kalmaz"

Uzanırsın, oooof, yarın olmaz"

"Zor günlerin ardından huzur olmaz ki"

- Anne geldi. - Anne!

"Umutlar yön bulmaz"

"Yarın olsa da beklenen gün olmaz

"Sözlerim gerçektir"

"Yüreğim kardeştir her zaman"

"Umudum sonsuzdur"

"Uğraşım bitmez hiçbir zaman"

"Geliyor, geçiyor hayat"

"Dönüyor, durmuyor dünya"

"Geliyor, geçiyor zaman"

"Dönüyor, durmuyor dünya"

Derya bir hafta sonra öldü.

Evinde.

Dediğim gibi, Ömer bana çok kızgındı. Dava açmasının sebebi de bu olmalı.

-İnanıyor musun sen buna? -Tabii ki inanmıyorum.

Ortada yasa dışı bir nakil yok, arada bir neden, sonuç ilişkisi yok.

Belki de avukatına yalan söylüyordur.

Olamaz mı? Sinirinden neredeyse beni öldürecekti.

Belki de sen bize yalan söylüyorsundur Emre.

Geçen perşembe, ameliyattan sonra kontrol için...

...yine seni görmeye gelmiş.

Eğer senden nefret ediyor olsaydı...

...niye seni görmeye geldi?

Ayrıca Zeynep'i, Mehmet Ali'yi, hatta Ateş'i bile dava etmedi?

Bir tek seni. Ortada kişisel bir şey var ve sen bunu...

...kurulun karşısına çıkmadan önce bize söylemek istemiyorsun.

Bu adam, Ömer son görüşmenizde senden nefret etmiyordu.

Sonrasında etmeye başladı, doğru mu Emre?

Evet.

O zaman bize anlatacağın bir şeyler var demektir.

Peki...

...nasıl gidiyor? Kızlar nasıl? -Nasıl olsunlar.

Bir gün iyi, bir gün kötü.

Annelerini özlüyorlar, kâbuslar görüyorlar.

Ama geçecek.

Zamanla her şey daha iyi olacak, hepimiz için.

Tabii, doğru.

Kızlar senin gibi bir dayıları olduğu için çok şanslı.

Ama hâlâ onlara taşınacağımızı söylemedim.

Söyleyemedim. Çok üzülecekler.

O evi seviyorlar, bahçe var, arkadaşları.

Taşınıyor musunuz?

Ameliyattan beri işsizim.

Bir engelli maaşı var işte, o da yetmiyor.

Şehir dışına, daha ucuz bir yere taşınıyoruz.

Neyse, sağ ol doktor.

Kardeşini ben öldürdüm!

Yanlış tanı koydum, o da ölümüne sebep oldu.

Kapat çeneni!

Kardeşim seni seviyordu, önemli olan da bu!

Beni tekrar görmeye geldiğinde akşamdan kalmaydım.

Bir gece önce sabaha kadar içmiştim.

Başım çok ağrıyordu, bir an önce eve gitmek istiyordum.

Kardeşin bana karın ağrısıyla ilgili bir şeyler söylemeye çalıştı ama ben...

...doğru dürüst dinlemedim bile.

Bak, ben eski çalışanımla bir konuşayım mı?

Bravo.

Güzel hikâye uydurdun, aferin sana.

Yalan söylediğimi mi düşünüyorsunuz?

Ömer’e aynen bunları söyledim.

Söyledin ama yalan söyledin.

Özellikle seni dava etmesini, cezalandırmasını istedin.

Kardeşini öldürdüm hocam.

Ben de sabah sade kahve söyledim, şekerli geldi.

-Herkes hata yapar. -Ama kahvenize zehir koymadılar.

Ben senin akşamdan kalma hâlini biliyorum Nişantaşı.

O gün akşamdan kalma değildin sen, Derya’yı başından savdığın gün.

Akşamdan kalmışım, kalmamışım, ne fark eder?

Daha iyi bir bahanem olsaydı kardeşi daha mı az ölü olacaktı?

Sarhoş olduğun için hata yapmış olduğunu düşünseydim, seni kovardım.

Gerçek sebebi...

...biliyordunuz yani.

İyi gözükmüyordun, kafan dağınıktı, kendinde değildin.

Üvey annenden telefon gelmiş olabileceğini düşündüm.

Alo, ben Emre.

Nasıl?

Neden öldü?

Bu imkânsız, ben onu daha üç ay önce gördüm.

Eğer akciğer kanseri olsaydı...

Doktor Bey.

En azından iyi tarafından bakalım.

Ebeveynlerinin ikisi de öldüğü için şimdi böyle bir hata yapma şansın yok.

Nasıl anladınız?

İnternet.

İnternette ne aratacağınızı nereden bildiniz hocam?

Baban ziyarete geldiğinde...

...üç ay ömrü kalmış olduğunu söyledi bana.

Sen de bu hatayı yaptığında zamanlamayı hesap ettim.

Bana babamın ölmek üzere olduğunu neden söylemediniz hocam?

Kendisi istemedi.

Yani o sırf söylemenizi istemedi diye beni bunca zamandır...

...her şeyden habersiz ortada bıraktınız, öyle mi?

Benim hatam.

Şimdi, iki seçenek var.

Ya doğruyu söylersin, hastane aileyle anlaşma yapar...

...ellerine bir miktar para geçer, evlerini satmak zorunda kalmazlar.

Ya da yalanına devam edersin, bu akşamdan kalma yalanına...

...aile hastaneden yüklü bir cezai tazminat kazanacak.

Bakarsın Nişantaşı’na falan taşınırlar, ha?

Lüks bir daire satın alıp, sana komşu gelirler.

Gerçi o durumda sen muhtemelen Nişantaşı'ndaki daireni...

...satmak zorunda kalacaksın. Doktorluktan atılacağın için.

Başka bir şey geliyor mu elinden, doktorluk dışında?

Siz kurula bir şey söylemeyecek misiniz?

Ağzımı açmayacağım.

Senin gümbürtüye gitmen, yasal olarak benim işime gelir.

Ee, bu gece nöbete ben kalayım mı?

Nöbetlik bir şey yok.

Yarına hazırlanacak bir şey, laboratuvar?

Sen evine git, yarına bakarız.

Yarına kim öle kim kala.

Belki de bu gece temiz sicilimle doktorluk yapacağım son gecedir.

Olabilir.

Aman boş ver, zaten zor meslek ya, ha?

Adamın ömrünü çürütür.

Ama Zeynep sana bir iş bulur.

Çalışmak mı istiyorsun sen?

Yandın o zaman.

Niye, bana sıkıcı bir iş mi vereceksin?

Hayır.

Çok renkli bir iş vereceğim.

Oo!

Evet.

Bu pizzaları ben geldikten sonra beraber de sipariş verebilirdik.

Doktor, sen hiç 20 dakika pizza geldiğini gördün mü?

Gelmiyor, soğuyor.

Ah! Acıktım be.

Yanlış bu doktor, bu ne?

Yanlış falan değil.

Parasını ben verdim, pizzayı da ben seçerim.

Afiyet olsun.

Bunda mantar var. Mantar mı yedireceksin bana?

Doktor, görme mantarlarını.

Sucukları, salamları gör.

-Soda? -Evet, lütfen.

Ulan zaten...

Zaten yemek konusunda yeteri kadar işkence eden bir babam vardı hayatımda.

- İyi, bir de sen çıktın başımıza. - Nasıl yani?

Zorla mı yediriyorlardı sana?

Bir akşam...

...sekiz, dokuz yaşındayım, valide hanım sebzeli tavuklu yapmış.

Masaya oturduk.

Neyse, benim canım çekmedi.

Annem klasik, yemezsen boyun kısa kalır taktiğini denedi.

Yemedi.

Sonra peder bey kendine has üslubuyla...

...topladı herkesin tabağındaki sebzeli tavukları...

...gerisin geri tencereye boca etti. Tuttu tencereyi, pencereden dışarı.

Pencere kapalıymış.

Camlar kırıldı falan, her yer cam kırığı.

Oturdu. "Hanım, sıradaki yemek ne?" dedi.

"Paşam belki ondan yer." dedi. Paşam ben oluyorum.

Sıradaki yemek pırasaymış.

Yemedim.

Aç kaldım.

Yiyemediğim bir şeyler olduğu zaman aç kalıyorum.

Biliyorsun beni, bende açlık sinir yapıyor.

Sağa sola sataşmaya başlıyorum.

-Ne yapıyorsun? Tahmin ettiğimi mi? -Tamam, tamam, tamam.

Anladım, tamam.

Ara bakalım.

Yeşil biber.

Soğan.

Ee, sarımsağı ince ince dilimliyor, jiletle.

Tamam mı? Azıcık kahverengi olacak onların üstü.

-Merhaba, sipariş vermek istiyorum. -Hişt, bir de jalapeno.

Turşu, biber. Jalapeno biberi, acı, tamam mı?

Var mı, bir sor bakalım.

Çocuk Onkolojisine yeni gelen...

...psikiyatrist Doktor Banu’nun önerisi bu.

Her ay bir duvarı böyle rengârenk boyuyoruz.

Emre, çocukları görsen, nasıl mutlu oluyorlar, biliyor musun?

Hasta bakıcıların bir kısmı izinli, personelin vardiyası da kısıtlandı.

Ne yapayım, ben de bir el atayım dedim.

Yalnız senin elin bayağı yatkınmış bu işe Zeynep.

Aa! Çok severim boya badana işlerini.

Çocukken benim odamı babamla hep birlikte boyardık.

Bir keresinde ne oldu, biliyor musun?

Böyle boya dolu bir kutuyu yere devirdim.

Bütün her yer boya olmuştu ama babam hiç kızmadı.

Benim babam öldü Zeynep.

Babam öldü.

Altı ay önce.

Çok üzüldüm.

Başın sağ olsun.

Derya...

...o gün polikliniğe geldiğinde...

...babamın karısı aramıştı.

Üvey annem aramıştı.

Babamın öldüğünü söylemek için.

Bana... Bize niye söylemedin hiçbir şey?

Hekimoğlu'na söyleyebilirdin, izin isteyebilirdin.

Babamın ölümünün beni etkilemesine izin vermek istemedim.

Bana babalık yapmamış biri için yas tutmak istemedim.

Ama...

...olmadı.

Her yerimi acı kapladı.

Hem acı hem öfke.

Gitmişti zaten, sonra...

...döndü sandım.

Babam beni hayatına sokmak istemedi.

Öleceğini biliyordu.

Ama beni yanında istemedi.

Belki üzülmeyesin diye...

Babalar paylaşırlar Zeynep.

Hayatı da...

...hayatın gerçeklerini de.

Gerçek babalar öğretirler.

Boya badana yapmayı öğretirler.

Bisiklete binmeyi.

Âşık olmayı, sevmeyi öğretirler.

Yaşamayı öğretirler.

Ölmeyi öğretirler.

Günaydın Ateş.

Günaydın.

Bakayım. Hım. Ne bu surat?

Kravatın mı sıkıyor yoksa?

Ne yapayım, göbek mi atayım?

Gideceğiz şimdi, bir oda dolusu ağır abiyle muhabbet edeceğiz.

Ne güzel işte.

Bütün hayatın boyunca unutmazsın bunu.

O ağır abilerin ve ablaların eline de koz vermezsin bundan sonra.

Maşallah sen çok sakinsin.

Parmak sallamak falan yok mu bugün?

Gerçi biraz önce azıcık salladın gibi oldun ama.

Yok. Ben bütün söyleyeceğimi söyledim zaten dün.

Gerisi artık sana kalmış. Bir de kurulun insafına.

Emre?

Emre'nin başına gelecekleri hiç mi umursamıyorsun?

Sen umursuyor musun?

Hocam, geç kalacağız.

Kalalım.

Bize ceza vermek istemiyorlar mı? Bari o cezayı hak edelim.

Anlat.

Kendini anlat kurula.

Bize anlatamıyorsun, bari başkalarına anlat.

Yabancılara açılmak daha kolaydır. Anlat, babam öldü, sarsıldım de.

Etkilendim de.

Neden hata yaptığını anlasınlar, sana makul bir ceza versinler.

Benim ne kadar ceza alacağım sizin umurunuzda mı ki?

Değil.

Da İpek Hoca'n...

İpek Hoca'n öyle istiyor. Sizi kollamam gerektiğini düşünüyor.

Ama siz İpek Hanım'ı dinlemezsiniz hocam.

Doğru, dinlemem. Ama bu işin ucu bana da dokunuyor.

Sen atılırsan yerine birini bulmam lazım, uğraş dur.

Bir de disiplin kuruluna çıktığına göre kusurlu bir doktorsun.

Kusurlu doktorlarla çalışırsam...

...benim ne kadar kusursuz olduğum daha net gözükür.

Kravat iyiymiş.

Sizinki de. Desenli falan.

Eyvallah.

Kurula babasından bahsedecek mi sence?

Bilmem.

İçeride Emre'ye beni satmasını söylersin zannediyordum.

-Öyle bir şey yapmam. -Neden?

Sen de benim müvekkilimsin.

Doğru.

Ya sen ya da ben bu işten ayrılana kadar...

...bu durum böyle devam edecek.

İnsan...

...beraber çalıştığı birisine karşı bir şeyler hissediyorsa...

...bir şeyler derken iyi ya da kötü olabilir manasında söylüyorum.

O kişiyle çalışmaya devam edebilir mi?

Ben mesela.

Emre gibi duygularıma kapılıp birisini öldürmek istemiyorum.

Seni mesela.

O hisler kötü hisler değil.

Yani, en azından hepsi kötü değil.

Belki de sen haklısın.

Belki de problem budur.

Ne yapacağız?

Bilmiyorum.

Ateş Hoca.

Bol şans.

Kurulumuz, dinlediğimiz ifadeleri ve bize sunulan delilleri...

...göz önünde bulundurarak, Derya Saçlan davası için bir karara vardı.

Doktor Emre Acar.

Hatanız bir hastanın ölümüne sebebiyet verdi.

Ayrıca üstlerinize ve hastanın kardeşine yalan söylediniz.

Ama babanızın vefatının üzerinizde bıraktığı etkiyi de...

...göz önünde alarak...

...yetkilerinizi elinizden almamaya karar verdik.

Bir haftalık uzaklaştırma cezası alacaksınız.

Ama bu durum sicilinize kalıcı olarak işlenecek.

Şimdi, Ateş Hekimoğlu’na gelirsek.

Disiplin cezası gerektirecek bir ihmal olduğuna dair elimizde bir delil yok.

Ancak idari tavrınızdan rahatsız olmaya yetecek birçok belge var elimizde.

Nakil ekibine şantaj yapmaktan tutun da…

...hastalarınızı bireysel olarak muayene etmeyi reddetmeye varıncaya kadar.

Ayrıca kanser teşhisi konulan hastanızın--

Kanser tanısı hastanın muayenesi sırasında konulmadı.

Hastayı ben görmedim, kardeşini gördüm.

Herhâlde aldığım her hastanın aile toplantılarına gidecek hâlim yok.

Kurulumuz, bir aydan az olmak kaydıyla...

...Ateş Hekimoğlu’nun bir doktor tarafından denetlenmesine...

...ve bu doktorun da İpek Tekin tarafından...

...tayin edilmesine karar vermiştir.

Oturum sona ermiştir.

Senin bütün bunlardan haberin var mıydı?

Bir saat önce haberim oldu.

Emre'ye ne olacak?

Kovuldun!

Yok.

Kovulmadı.

Ateş Hoca'm, yeni patronunuzla tanıştırayım.

Aa!

Yani şimdi benim en yakın arkadaşım Mehmet Ali mi oldu?

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan

İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri

Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.