All language subtitles for dfg asfgG

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

2026 Sundance Film Festivali Dünya Sineması - En İyi Yönetmen Ödülü

...ve ABD'yle birlikte, AB de bugün yaptırım paketini resmen onaylayacak.

Vladimir Putin'in Luhansk ve Donetsk'teki sözde kukla devletlere...

...Rus güçlerini konuşlandırma emri vermesinden bu yana...

...doğu Ukrayna'daki çatışmalar durmaksızın devam ediyor.

Her gün, gece gündüz...

Öncelikle, ödülleriniz için sizi tebrik etmek istiyorum.

Çok teşekkür ederim.

Gelelim asıl konuya...

Filminizin fikrini nasıl bulduğunuzu anlatabilir misiniz?

- Aslında, hayatın kendisinden aldım. - Biraz daha ayrıntıya girebilir misiniz?

Sadece Litvanyalı izleyicilerin kendilerini içinde görebilecekleri...

...ve karakterlerle özdeşleşebilecekleri bir film yapmak istedim.

Bence 90'lar Litvanya tarihinde eşsiz bir dönemdi.

Litvanya sinemasının henüz keşfetmediği bir dönem...

Şimdi, zamanın getirdiği önemli bir mesafeden geriye baktığımızda...

...o zamanlar nasıl olduğumuzu görebiliyoruz.

Evet, evet!

Tamam, kes!

Arkadaşlar? Bunu biraz daha etkileyici hale getirebilir miyiz?

Etkileyici mi?

- Evet, deneyelim. Yapımcının istediği bu. - Tamam.

- Teşekkürler, Marija. - Ne demek, iyi iş çıkardın.

Ve... motor!

Evet! Evet! Aman Tanrım! İnanamıyorum!

Evet!

Harika. Bunu yayınlayabiliriz.

Peki ya renkler? Pembeyi biraz hafifleteyim mi, ne dersin?

- İstiyorsan hafiflet. - Harika.

Tebrikler!

- Ne için? - Yüz milyon görüntülendiği için?

Teşekkürler. Ben de seni tebrik ederim.

Harika bir iş çıkardın.

Bilirsin, insanlar köpekleri ve çocukları çok sever.

Mütavazılık yapıyorsun.

Sadece senin çalışmaların bu rakamlara ulaşabiliyor.

Müthiş bir patronsun.

- İyi misin? Biraz dalgın görünüyorsun. - Yo, değilim.

- Beni fazla övme, yoksa şımarırım. - Hakkediyorsun.

Ne diyeceğim, seninle konuşmak istediğim bir şey var.

Ukrayna şubemiz biraz karışık durumda.

Onların gelip senden bir şeyler öğrenmelerini çok isterim.

Bu, şu savaş konuşmalarıyla mı ilgili?

Savaş mı? Hayır! İçerikleri hiç ilgi görmüyor.

Sorunun ne olduğunu bilmiyorum.

Analizler ve yaratıcı çalışmalar iyi görünüyor, sadece görüntülenme almıyorlar.

Rusya şubesine neden göndermiyoruz?

Hayır, o ekip gerçekten berbat durumda.

- Tamam o zaman? - Tamam, faydalı olacaksa...

Bugün sesli okuma yaptın mı?

- Evet. - Nasıl gitti?

Fena değildi, ama bir kompozisyon yazmama yardım etmen gerekecek.

Bu aralar pek yazma havamda değilim.

- Konu ne? - “Büyüyünce ne olmak istiyorum.”

Vay canına. Sana böyle konular mı veriyorlar?

- Ne yazacaksın? - Henüz emin değilim. Belki oyuncu...

- Oyuncu mu olmak istiyorsun? - Bilmiyorum, belki...

- Neden oyuncu? - Oyuncular başka biriymiş gibi davranırlar.

- Rol yapmayı seviyor musun? - Bilmiyorum.

- Senaryon nasıl gidiyor? - Daha iyi olabilirdi.

Baba. Yapabilirsin.

Biliyorum, er ya da geç olur herhalde...

- Kazağını nereye taktın? Tam şurası, bak...

- Bilmem... Fark etmedim. - Sorun değil.

Bir iplik alıp düğüm atarsın.

Böylece sökülüp gitmez. Şöyle.

Gördün mü?

Tombul parmaklarımla düğüm atmak benim için en zor kısım.

Şimdi, delik nerede?

Şöyle tutarsın...

...tersini çevirirsin...

...içine sokarsın...

...ve bu taraftan çekersin.

Sonra böyle bir ilmek yaparsın.

Gördün mü?

- Denemek ister misin? - Olur.

Al.

Sakın parmağını delme, yoksa annen de beni deler.

Tamam.

Harika gidiyorsun.

Acele etme.

Sanırım terzi olmalıyım.

Vytas.

- Dovile'in müzik dersi n'oldu? - Hoppala, uyuyakalmışız.

On dakika var. Onu uyandırıp gidelim.

- Bırak uyusun, yetişemeyiz. - Dalga mı geçiyorsun?

Biraz geç kalırız, sorun değil. Gidelim.

Dovile, tatlım? Uyan.

Keman dersinin zamanı geldi.

- Uyuyakalmış mıyım? - Evet, sorun değil.

Sen biraz dinlen, ben götürürüm.

Birlikte gidelim.

Kemanın nerede? Ben alırım.

Mutfak için yeni bir bulaşık makinesi ve davlumbaz almalıyız.

- Kemanını unutma, Dovile. - Tamam.

Her seferinde bulaşık makinesinde kirli tabaklar buluyorum.

Ayrıca, yemek pişirirken giysilerime koku siniyor.

Öğretmene, geç kaldığın için üzgün olduğunu söyler misin?

- Söylerim. - Dersin bittiğinde beni ara.

Bak, kokuyu alıyor musun?

- Hayır. - Yağ kokusu alıyorum.

Mutfağı bir tadilattan geçirmeye ne dersin?

Vytas...

- Konuşmamız lazım. - Ne hakkında?

Bir şey mi oldu?

Biraz ara vermek istiyorum.

Ne arası? Tatil gibi mi?

Hayır. Tatil değil.

Ne peki, boşanmak mı istiyorsun?

- Marija? - Evet.

Ciddi misin?

Ama neden? Yanlış bir şey mi yaptım?

Hayır, yanlış bir şey yapmadın.

- O zaman neden? Başka biri mi var? - Hayır.

O zaman neden? Açıkla.

Bilmiyorum. Sadece...

- Sanırım artık seni sevmiyorum. - “Sanırım” mı?

Bir şey söyle.

- Söylesene! - Neyi söyleyeyim ya?

- Ne demek “neyi”, Marija? - Artık seni sevmiyorum işte!

- Beni sevmiyor musun? - Sevmiyorum.

Beni sevmiyorsun ha...

- Ne yaptığının farkında mısın? - Bunu uzun uzun düşündüm.

Bunu ne zamandır planlıyordun?

- Birkaç aydır. - Ne?!

Vay anasını, birkaç aydır ha!

Neden bir şey söylemedin?

- Üzgünüm. - “Üzgünüm” de ne demek?

Bu ne anlama geliyor, Marija?

Bak, aşk yıllar içinde değişir. Başka biri olmadığı sürece...

Ee, şimdi ne yapacağım ben?

Eve ne olacak? Taşınmamı mı istiyorsun?

- Hemen taşınman gerekmiyor. - Ama orası benim evim. Ben kurdum o evi.

O evin parasını ben ödedim. Onu benim paramla kurdun.

- Şimdi de para muhabbeti mi yapıyorsun? - Hayır! Para umurumda değil.

Bak, Marija...

Öylece pes etmeyelim. Terapiye gidelim. Lütfen.

Vytas, lütfen durumu olduğundan daha da zorlaştırma.

- Bitti işte. - “Durumu daha da zorlaştırma” mı?

- “Bitti işte” mi? - Evet, bitti artık!

Artık seninle yaşamak istemiyorum.

Seninle yatmak, seni her gün görmek, seninle aynı masada oturmak...

...seninle film izlemek...

...ve sırf sana akıllı görünmek için sıkıcı kitaplar okumak istemiyorum.

Senden sıkıldım, bıktım.

Hep evde oturmaktan, arkadaşlarından...

...bu havalı eş rolünü oynamaktan bıktım.

Hep olmadığım biri gibi davranmaktan bıktım, anlıyor musun?

Anlıyor musun? Artık dayanamıyorum, istemiyorum!

Hiç arkadaşım yok.

Tabii canım... Hiç arkadaşın yok, aynen...

- Bu ne demek şimdi? - Bilmiyor musun?

- Anlamıyor musun? - Hayır, anlamıyorum.

- Anlamıyor musun? - Hayır! Benden nefret mi ediyorsun?

Seninle birlikteyken kendimi çok mutsuz hissediyorum.

Aşırı mutsuzum.

Bu hale geleceğimizi hiç düşünmemiştim.

- Hayatın farklı olacağını sanmıştım. - Nasıl yani?

- Söyle bana. Hâlâ genciz, Marija. - Artık değiliz, Vytas.

Hayat heyecan verici olmalıydı.

Ama sonuç tam bir fiyasko oldu.

Her şey... fazla düzenli.

Fazla rahat, çok sıkıcı, sanki...

...beni boğuyor.

Bırak beni, geri zekâlı!

- Bak, özür dilerim, Marija. - Tam bir eziksin ya!

Tam bir eziksin, Vytas. Tam bir ezik.

Senden nefret ediyorum! Her şeyi mahvediyorsun.

Her şeyi mahvediyorsun! Senden nefret ediyorum.

Neyi mahvediyorum ki, Marija?

Yaptığım her şey senin için!

Her köşeyi toparlıyorum, Dovile’e bakıyorum, yemek pişiriyorum!

Aynen, tam da ihtiyacım olan şey, bir ev hanımı! Harika!

O zaman ne istiyorsun? Söyle bana, yapayım!

12 yıl önceki gibi ol.

Tabii, tek yapmak istediğin içmek ve parti yapmak. Hayalindeki hayat bu mu?

Evet. Neden olmasın, Vytas?

Eskiden havalı, zeki ve yetenekliydin. Hatırlıyor musun?

Eskiden bir film yönetmeniydin.

Eskiden harikaydın!

Şimdiyse sadece geçindirmem ve cep harçlığı vermem gereken bir ev hanımı oldun!

Sen nesin biliyor musun? Nankör bir ahmaksın.

Bizim için yaptıklarımı takdir etmiyorsun.

Tüm o iğrenç ev işlerini ben üstleniyorum.

Yemek pişiriyorum, çamaşır yıkıyorum ve evin tüm işlerini hallediyorum.

- Benim paramla. - Tabii ya. Paranın canı cehenneme!

İşinin de! Hem, orada ne yapıyorsun ki?

3 iqlu mallar için boktan videolar çekip onları daha da mallaştırıyorsun.

Kapa çeneni be!

Ayrıca çok sıradan birisin.

“Hayat beni boğuyor... Farklı bir hayat istiyordum...”

Biraz daha klas olabilirdin. O filmler ve kitaplar da pek yardımcı olmadı.

- Siktir git. - Hah, böyle daha iyi.

Peki, bundan sonra nasıl yaşayacağız?

- Bilmiyorum, bir şekilde yaşayacağız işte. - “Bir şekilde.”

Bütün bu saçmalıkları hak etmiyorum.

Seni fazla rahat bıraktım.

Belki de seni daha sık boğaz etseydim, beni daha çok severdin.

Belki de...

Bunu bana iki ay önce söyleyebilirdin. Neden söylemedin?

Hayır, söyleyemezdim. Hem, ne fark ederdi ki?

- Konuşurduk, bir süre ayrı yaşardık... - Ne fark edecekti ki?

Yalan söylemiyorsun değil mi? Gerçekten başka biri yok mu?

Yalan söylemiyorum.

Olsaydı onu boğardım.

- Ya da daha iyisi, vururdum. - Onu neyle vururdun?

- Alo? - Dersim bitti. Neredesin?

- Hâlâ aynı yerdeyim. - Geliyorum.

Görüşürüz.

- Dovile ne olacak? - Bunu daha sonra konuşuruz.

- Selam. - Selam.

- Nasıl geçti? - İyiydi.

- Bugün ne çaldın? - Adını unuttum.

Geç kaldığın için öğretmen sana kızdı mı?

Yo, sorun olmadı. Ugne, benden de geç geldi.

Kemanını unutmuş, bir tane ödünç almak zorunda kalmış.

Üstelik çok kötü çaldı.

Güzel.

Anne, senin telefonunda oynayabilir miyim? İnternetim bitti.

Son tren on dakika sonra kalkıyor.

O kafa yüzünden okulda başım büyük belaya girdi.

Çok geç kaldık!

Yeni bir ev bulana kadar burada kalabilirsin.

- Ne diyorsun ya? - Sorun ne?

Ne yeni evi? Hiç param yok ki.

Para konusunda sana destek olurum.

Bir iş bulursun, bir senaryo yazarsın, ne bileyim, piyangoyu kazanırsın...

Senin paranı istemiyorum. Neden bana bunu yapıyorsun?

- Yine başlamayalım. - Taşınmak istemiyorum.

Benim evim burası. Yaşamak istediğim yer burası, Marija.

Dovile duyacak.

- İki tane al, daha hızlı etki eder. - Teşekkürler.

Anne!

Uyan. Uyan!

Babam nerede?

- Saat kaç? - Kahvaltıda Nutella yiyebilir miyiz?

Bir dakika.

Vytas! Uyan!

- Savaş başladı. - Ne?

Ruslar Ukrayna'yı işgal etti.

...Kiev rejiminden.

Dolayısıyla, hedefimiz Ukrayna’nın askerden ve Nazizmden arındırılmasıdır.

Öncelikle, Ukrayna'nın büyük şehirlerine füze ve hava saldırıları düzenlenecek.

Şimdi ne olacak? Ruslar bize saldıracak mı?

Kimse bize saldırmayacak. Hazırlan, okula geç kalacağız.

- Haberleri izlemek istiyorum. - Okula gitme zamanı, acele et.

Facebook yıkılıyor.

- Aman Tanrım. - Bu delilik.

Parazitler.

Tamam, gidelim.

...Kuzeydoğu, Harkiv yakınlarında.

Her zamanki gibi Rusya, askerî hedefleri vurduğunu iddia ediyor.

Ancak, Chuhuiv’daki Ukraynalı siviller...

Endişelenme, Dovile. Savaşta değiliz.

Her şey yoluna girecek.

- Tamam mı? - Tamam.

- Seni seviyorum. - Biliyorum. Hoşça kal.

Güzel bir gün geçir, genç bayan.

- Günaydın. - Günaydın.

- Selam dostum, olanları duydun mu? - Duymam mı?

- Ne feci bir durum. - En hafif tabirle.

Ruslar iki gün içinde Ukrayna’yı ele geçirecek.

- Öyle mi düşünüyorsun? - Elbette. Rus ordusu bu...

- Sence sıradaki hedef burası mı olacak? - Litvanya mı?

- Yok canım, biz bir NATO ülkesiyiz. - Bence sıra bizde.

- Ve kimse bizi savunmayacak. - Kendimizi savunuruz.

Ben bundan o kadar emin değilim.

Büyüklerimiz hep derdi ki, Ruslar nereye gelse...

Tanrı korusun.

Sırada biz varız.

- Bir NATO ülkesine saldırmazlar. - Günaydın.

Umarım öyle olur.

Vytas'la konuştun mu?

Zorlu mu geçti?

Aynen.

Hayatını resmen altüst ettim.

- Evet, ama... Başka yolu yoktu. - Bilmiyorum.

Başka bir ev bulana kadar bizimle kalabileceğini söyledim.

Sence bu iyi bir fikir mi?

Onu sokağa atmamı mı tercih ederdin?

O yetişkin bir insan. Kendi başının çaresine bakabilir.

- Ayrıca, ailesinin yanına da taşınabilir. - Yani... evet.

- Dovile'in tepkisi ne oldu? - Ona söylemedik. O iş çok zor.

Biliyorum.

Seninle gurur duyuyorum.

12 yıl uzun bir süre.

Elbette, ama önünde hâlâ koca bir hayat var.

- Onun için çok üzülüyorum. - Anlayabiliyorum.

Göreceksin, zaman her şeyi yoluna koyacak.

Bak, çok zor bir dönemden geçtiğini biliyorum...

...ama bence Ukrayna konusunda ekiple bir konuşma yapmalısın.

Herkes şokta. Saulius panik atak geçirdi.

Korkunç bir şey ya...

- İnanamıyorum olanlara... - Kimse inanamıyor...

Dikkatinizi bana verir misiniz? Bir saniye toplanalım, olur mu?

Gelin. Siz de, gelin.

Bugün gerçekten çok kötü bir gündü.

Muhtemelen hepiniz gibi ben de neler olduğuna inanamıyorum.

Şu an bir şey söylemek çok zor.

Gerçekten korkutucu.

Sizi nasıl teselli edeceğimi gerçekten bilmiyorum.

Önemli olan, savaşın burada olmaması.

Ben de çok korkuyorum.

Ama toparlanıp işe koyulmalıyız.

Evet, arkadaşlar, işe koyulalım.

Duramayız, devam etmek zorundayız.

Savaş çok yakın ama burada değil. Tamam mı?

İşimize odaklanalım.

Marija'yı duydunuz.

Hepimiz aynı derecede zor bir dönemden geçiyoruz, o yüzden...

İşimize dönelim, tamam mı?

Stres seviyenizi düşük tutmak için telefonlarınızı kapatın.

Ukraynalıların nasıl hissettiğini hayal bile edemiyorum.

Düşünsene, böyle oturuyorsun, suşi yiyorsun, camdan dışarı bakıyorsun.

Dışarıda çocuklar koşuşturuyor, arabalar geçiyor, kuşlar uçuyor.

Ve aniden bir uçak sesi duyuyorsun... siren sesleri patlıyor...

Yemeye devam ediyorsun çünkü bir sorun olduğunu bilmiyorsun.

Birden, çocukların oynadığı bahçe havaya uçuyor.

Alevler, kırılan camlar... Uzaktan birileri çığlık atıyor...

Sokakta cesetler görüyorsun.

Kaçıp saklanıyorsun, eşyalarını, tüm hayatını geride bırakarak...

Kes şunu artık, Jurate.

Üzgünüm.

Sorun değil, sadece... her şey her anlamda o kadar berbat ki...

Sadece sessizce yemeğimizi yiyelim.

Tatlı ister misin?

Ne yapıyorsun?

- Kalacak yer buldun mu? - Annemlerde kalacağım.

- Onlara söyledin mi? - Neyi?

Beni terk ettiğini mi, yoksa onlarda kalacağımı mı?

Neden susuyorsun?

- Dovile'e daha söylemedik. - “Söylemedik” mi?

Bu saçmalığı sen başlattın, sen söyle ona.

Dalga mı geçiyorsun? Birlikte söylemeliyiz.

Ben bunların hiçbirini istemedim, burada yaşamak istiyorum. Burası benim evim.

Bunu sen başlattın, şimdi de bana işkence etmeye devam mı edeceksin?

Artık acı çekme sırası sende.

Doville üzerinden mi benden intikam alacaksın?

Siktir git, tamam mı?

- Sen onun babasısın, Vytas. - Annesi tarafından terk edilmiş babası...

Yapma şunu.

Vytas, bırak şunları...

Vytas! Dovile'in seni evde bulamayınca nasıl hissedeceğini bir düşün.

- Anne, artık yemek istemiyorum. - Tamam, tabağını yıka.

Sizin neyiniz var?

Dovile, biz...

Seninle konuşmak istiyoruz.

- Sana önemli bir şey söylemek istiyoruz. - Neymiş?

Şey, biz...

Babanla ben...

Boşanıyor musunuz?

Anladım. Şimdi, beni çok sevdiğinizi...

...ve hayatımın değişmeyeceğini söyleyeceksiniz. Değil mi?

Onunla konuştun mu?

Hayır, arkadaşlarım bana kendi ebeveynlerinin nasıl boşandığını anlattı.

Bak, Dovile...

Seni gerçekten çok seviyoruz.

Biliyorum.

Ben de sizi çok seviyorum.

Annemle mi kalacağım?

Büyük ihtimalle.

Ama seni sık sık ziyaret edeceğim.

Peki sen nerede yaşayacaksın?

Babaannende. Sonrasına bakacağız...

- Televizyonu açabilir miyiz? - Tabii ki.

...savaştan kaçan mültecileri ağırlamaya hazırlanıyor.

Haberleri izliyor musunuz?

Litvanya’nın birçok kentinde binlerce kişi...

Hemen geliyorum.

...Ukrayna’ya destek vermek için sokaklara döküldü.

Žalgiris Kaunas, Euroleague’in...

...Rus takımlarıyla oynanacak maçları askıya alma kararından çok önce bile...

...Rusya’ya gidip maç oynamayı reddetmişti.

Bu durum kabul edilemez ve biz...

- Bir süre sizde kalabilir miyim? - Tabii ki.

- Bir sorun mu var? - Lütfen aşırı tepki vermeyin.

Marija'yla boşanıyoruz.

- Ne diyorsun sen? - Öyle işte.

Ama neden? O mu seni terk etti?

Kimse kimseyi terk etmedi. Durum böyle işte.

“Durum böyle işte” de ne demek?

- Marija başka birini buldu. - Anne.

Senin başka birini bulduğunu söyleme...

Kimse başka birini bulmadı. Bu, uzun zamandır beklenen bir şeydi.

- İyi de nasıl oldu? - Bu konuyu şu anda konuşmasak olur mu?

Eşyalarımı almaya gideceğim.

Her şey yoluna girecek. Büyük bir mesele değil.

Anne, ağlama. Sağlığın için zararlı.

Nasıl ağlamayayım ki?

Lviv tren istasyonu.

- Anne, biraz daha küçük doğramalısın. - Öyle mi? Tamam, öyle yapayım.

- Yanıyor. - Kısık ateşte kızartmalısın.

Yemek pişirmeyle ilgili bu kadar bilgiyi nereden öğrendin, güzelim?

Babam sürekli yemek pişirirdi.

...vedalaştıktan sonra ebeveynler vatanlarını savunmak için kalıyor.

Burası da, Lviv’den gelen trenlerin durduğu Polonya şehri Przemysl.

Mülteciler için kilit merkezlerden biri...

Sınıf arkadaşlarımın birçoğu mültecileri evlerine kabul etti.

Meslektaşlarımın da birçoğu öyle.

İyi insanlar.

- Nereye gidiyorsun? - Yürüyüşe... Senaryom hakkında düşünmeye...

- Düşünmeye mi? - Evet.

- Düşünmek, sonra da yazmak için. - Düşün o zaman, hadi bakalım...

Kayıt Merkezi

- Merhaba, nasılsın? - Marija. Merhaba.

- Marina. - Merhaba, memnun oldum.

- Dmitry. Dmitro. - Merhaba. Marija.

- Pavlo. - Marija.

Bu, kızım Dovile.

O zaman gidelim. Hadi.

Burayı imzalaman gerekiyor.

Burası mutfağımız.

Buzdolabı da burada.

- Yemek masamız. - Çok güzel bir ev.

Teşekkürler.

Evet, ve...

Tuvalet burada. Banyo.

Burası.

Burası da... odanız.

- Buyurun. - Çok güzel. Çok teşekkürler.

Çantayı ben alırım. Siz sırt çantalarınızı çıkarın.

Montlarınızı çıkarın.

- Montumu nereye koyayım? - Şuraya as gitsin.

- Selam. - Selam.

Merhaba, güzelim.

- Merhaba. Wi-Fi açıldı mı? - Tabii. Geç.

Merhaba!

Aç mısın? Muzlu krep yaptım.

- Annen bana bakmadı bile. - Nasıl biri olduğunu bilirsin.

Tek oğullarını incittin.

- Nasılsın? - İyiyim. Yazıyorum.

Harika. Umarım Cannes’a gidebilirsin.

- Makarasın. - Tamam, hoşça kal.

Bu arada... bir Ukraynalı aileyi misafir ediyoruz.

- Anne ve iki ergen oğlu. - Bu çok nazik bir davranış.

Öf, şu yatağın hiç rahat değil...

Ellerini yıkadın mı, Dovile?

- Afiyet olsun. - Sağ ol.

- İşler nasıl gidiyor? - İyi, yazmaya çalışıyorum işte.

- Sana para ödüyorlar mı? - Henüz değil. Ama ödeyecekler.

Başka bir iş aramayı düşünmüyor musun?

- Marija olmadan pek kolay olmayacak. - Bak, yine bu konuyu açma.

Bir komedi filmi çekebilirsin. İnsanlar onu izlemek için para öder.

Rusya’da film yönetmenleri oldukça iyi kazanıyor. Bir denemeye ne dersin?

Orada çalışan birkaç Litvanyalı yönetmen var.

Alınma anne, ama saçmalıyorsun.

Rusya mı? Adamlar savaşta yahu!

- Bu konuyu kapatalım. - Tamam, kızma.

Vytas, Marija’yı aldattın mı?

Dovile’nin önünde böyle şeyler söylemesen olmaz mı?

- Annene sesini yükseltme. - Sadece zıkkımlanalım.

Bu şarkı, Ukrayna'da özgürlüğümüz için savaşanlara gelsin!

Onlara destek olalım! Bağış yapalım! Kalbimiz onlarla!

...işgal tüm cephelerde durdu.

Haberlere göre, kayıpları artan Rusya takviye birlikleri göndermeye çalışıyor.

ABD istihbaratı, Rusya’nın 7 bin asker kaybettiğini tahmin ederken...

...Ukrayna, bu sayının iki katı olduğunu açıklıyor.

Vay, kimler uyanmış!

- Başım çatlıyor. - Dün gece fena sarhoş olmuştun.

Seni eve zar zor sürükleyebildim. Takside pantolonunu çıkardın.

- Hassiktir! - Yine de çok eğleniyordun.

- Tuvalet ne alaka? - Oraya girip kustun.

Sonra da yere uzandın. Seni oradan çıkaramadım.

- Neyse ki Dovile, Vytas’ın yanında. - Aynen.

Kaynaklara göre, her iki taraf da temel konularda bir anlaşmaya varamıyor.

Of... hiçbir şey yapamamak beni çok üzüyor.

- Biraz para bağışla. - Elimden geldiğince bağış yaptım.

Oradan herhangi bir haber var mı?

Yok. Ruslar, insanları öldürmeye devam ediyor.

Barış görüşmelerine inanmıyorum.

Bir taraf sadece binaları yıkmakla kalmayıp...

Marija, bunu daha ne kadar gizli tutacağız?

Hungry Rabbit’in Rusya’daki faaliyetleri dün bir hoşnutsuzluk dalgasına yol açtı...

...önde gelen kamuoyu figürleri, şirketin saldırgan devlette vergi ödeyerek...

...Rus ordusunu finanse ettiği gerekçesiyle sosyal medyada tepkilerini dile getirdi.

Çevrimiçi eğlence içerikleri üreticisi Hungry Rabbit...

...Rusya şubesini kapatıp kapatmayacağı konusunda sessizliğini koruyor.

Şu ana kadar CEO Ona Stankevičė'ye ulaşmayı başaramadık.

“Günün Haberleri”nin ardından tekrar karşınızda olacağız.

Hay sikeyim...

- Demek duydun. - Plan ne? Ne yapacağız?

Pazartesi günü hissedarlar toplantısı var. O zaman bir çözüm buluruz.

Umarım oradan çıkmamız gerektiğinin farkındasındır?

Ama o zaman geriye sadece senin şuben kalıyor.

- O kadar basit değil, tamam mı? - Şu anda önemli olan bu değil.

İnsanları işten çıkarmam gerekeceğinin farkında mısın?

Ayrıca, iki hafta önce neredeydin?

Rusya şubesini biliyordun. Vicdanın iki hafta sonra mı uyandı?

- Ona. - Sokacağım ama ha...

Büyük şirketler Rusya'dan çekiliyor. Biz de aynısını yapmalıyız.

Daha fazla insan işe alabilir, daha fazla içerik üretebiliriz. Hallederiz.

İnan bana, çalışanların yarısı tepki olarak istifa edecek.

- Pazartesi konuşuruz, tamam mı? - Tamam...

- Dovile ne zaman geri dönecek? - Bilmiyorum. Burayı sevmiyor.

Neden gidip senaryon üzerinde çalışmıyorsun? Bu işi ben hallederim.

- Emin misin? - Eminim.

Sen git işine bak.

...boş mideniz.

Almanya Tarım Bakanı Cem Özdemir, bir röportajda...

Ne izliyorsunuz?

- Haberleri. - Acıktın mı?

- Bu kanalları yasaklamadılar mı? - Uydu yayınımız var.

- Yer misin? - Hayır, istemiyorum.

Sadece Rus filmlerini ve dizilerini izlediğinizi söylemiştiniz, haberleri değil.

Bazen haberleri de izliyoruz.

Annenle ben 40 yıl önce o Kızıl Meydan'daydık.

Mozoleye giremedik, kuyruk çok uzundu. Vay be, zaman nasıl da uçup gidiyor...

Orada olduğunuzu biliyorum, ama şimdi bu saçmalığı izlemeyin.

Kanalı değiştir.

Bu tam bir propaganda makinesi. Söylediklerine inanıyor musunuz?

Yok, yok, inanmıyoruz. Yemek yiyelim mi?

Bunu neden izliyorsunuz? Aklım almıyor.

Genelde sadece film izliyoruz.

- Polis köpeğiyle ilgili güzel bir film var. - Ne dediklerini biliyor musunuz?

Ukrayna'nın var olmadığını... Onların faşist, Nazi olduğunu...

Her şeyin kendi suçları olduğunu... Ve siz buna inanıyor musunuz?

Kanalı değiştirdik. Uzatma artık.

Barış. Savaşa Hayır. Hungry Rabbits'i Durdurun.

Yazıklar olsun size!

Ona döndü.

Ona, bekle.

Ne karar alındı?

Öncelikle, Ukrayna yardım fonuna 100 bin avro göndereceğiz.

Sonra, buraya gelenlere kira yardımı yapacağız.

Ukrayna'daki adamlarımızı buraya nakledeceğiz.

Elimizden geldiğince yardım edeceğiz.

- Harika. Peki ya Rusya şubesi? - Şimdilik açık kalacak.

- Açık mı kalacak? - Hissedarlar kapatmayı reddediyor.

O zaman aptallar. Dışarıda neler olduğunu gördün mü?

Ukrayna'ya desteğimizi ileteceğiz. Bu, nefreti yumuşatabilir. Atlatırız.

Ne diyorsun sen, Ona?

Tüm Rabbit çalışanları Rusya'dan çekilmemiz gerektiğini söyleyen dilekçeyi imzaladı.

Hissedarlar gelsin de onlarla konuşsun.

Onlara ne diyeyim? Kızıma ne diyeyim?

Gerçekten yapabileceğim hiçbir şey yok. Bu benim kararım değil.

Öyle mi?

Peki o zaman; bu da benim kararım: İstifa ediyorum.

Marija, saçmalama.

Yapamam.

- Selam. - Selam.

- N'aber? - İçgüveysinden hallice.

- Yarım saat mi, tam saat mi? - Tam saat.

- 140 mı? - Sana özel, öyle.

- Normal fiyatı ne kadar? - 200.

- Teşekkürler. - Duş alacak mısın?

- İşimiz bitsin de. - Geçelim o zaman.

Birçok kişi senin izinden gidecek. Göreceksin.

Sekiz yılda pek bir şey birikmemiş.

Her şey yoluna girecek.

Bu iş olmadan ne yapacağım ben?

Teşekkürler. Her zamanki gibi çok keyifli vakit geçirdim.

Rica ederim.

- Hava güzel. Yaz geliyor. - Evet. Gerçekten de güzel.

- Amanda, nereliydin sen? - Harkiv.

Yaşanan tüm o korkunç olaylar için üzgünüm.

Ailen güvende mi?

Bunu konuşmak için ne uygun bir zaman ne de uygun bir yer.

Kusura bakma.

Gıda Bankası tesisine teslim edilen ürünler, gönüllüler tarafından titizlikle inceleniyor.

Keşke önce bize, sonra Ukrayna’ya yardım etselerdi.

Örneğin çorba, daha sonra Ukrayna Kayıt Merkezi'ne gönderiliyor.

Geçen hafta içinde 3 bin kadar telefon yanıtlamış olmalıyım.

İnsanlar sınırı geçti ve bundan sonra ne olacağını bilmek istiyor.

Onlara nasıl yardım edebiliriz? İşte, Gıda Bankası...

Bu kadar çok kaydırmayı bırak.

- Ödevini bitirdin mi? - Evet.

Bugün Ukraynalıları gördün mü?

Hayır, sanırım Marina dışarıda ve çocuklar içeride oyun oynuyor.

- Afiyet olsun. - Sağ ol.

Anne?

- Çok güzelsin. - Teşekkürler, canım. Sen de öylesin.

Her biriniz poşetinizi buradan alıyorsunuz, tamam mı?

Poşetle birlikte, belirli bir tür yiyeceğin bulunduğu istasyona gidiyorsunuz.

Görevli, yiyeceği poşetinize koyduktan sonra başka bir istasyona geçiyorsunuz.

Tamam mı? Bu adımları burada tekrarlıyorsunuz.

Sonra, sekiz istasyonun tamamını dolaşana kadar sıradaki istasyona geçiyorsunuz.

Poşetiniz dolduğunda, oradaki kutuya götürüp bırakıyorsunuz.

Anlaşıldı mı?

Kamyonetin kasası dolduğunda, şoförlerimiz yiyecekleri Ukraynalı ailelere teslim edecek.

- O zaman, başlayalım mı? - Evet.

Buyurun.

Evet, burada sıra oluşturabilirsiniz.

Yapabileceğim başka bir şey var mı?

- Yorulmadın mı? - Yo, sıkıntı yok.

Bugünlük işimiz bitti.

Ama gelecek hafta Lukiskiu Meydanı'nda bir protesto, bir nevi gösteri düzenleyeceğiz.

Ben de organizasyona yardım ediyorum, o yüzden...

Senin gibi ünlü bir sanatçının katılımı, görünürlüğümüzü artırır.

- Ünlü mü? - Aynen.

Peki ne yapmam gerekecek? Çekim yapacak bir televizyon ekibi olacak mı?

Sanırım olacak.

Bir nevi tiyatro gösterisi gibi bir şey.

Bir düşün ve ilgilenirsen bize haber ver.

- Tamam. - Bugünkü desteğin için teşekkürler.

- Teşekkürler. - Görüşürüz.

- Alo? - Merhaba, ben rehber öğretmenim.

- Buyurun. - Dovile'le ilgili bir durum var.

Ne durumu?

Bunu yüz yüze konuşsak olur mu? Bir saat sonra okulda buluşalım.

Tamam, geliyorum.

Ukraynalıların terörist olduğunu söyledi.

Neden böyle bir şey söyledi?

Evet, Denisas hatalı. Ama senin yaptığın da uygunsuzdu.

Katılıyor musun?

Ona ne yaptın?

Dovile, bana ne yaptığını anlat.

O da böyle şeyler söylemeyi bırakmalı.

Ona ne yaptı?

Dovile, lütfen dışarıda bekler misin?

Teşekkürler.

Bu video çocuklar tarafından sızdırıldı.

Videoda, Dovile'in bir kitapla onun kafasına vurduğu görülüyor.

Ondan önce de ona tekme attığını ve tükürdüğünü söylediler.

Korkunç.

O Denisas da az değil ama. Kendini ne sanıyor ki?

Evet, öyle konuşmamalı.

O nasıl?

Şu anda ailesinin yanında. Birazdan onlarla konuşacağız.

Sorun şu ki, Dovile davranışının uygunsuz olduğunu kabul etmiyor.

Anlıyorum. Çok teşekkürler.

Evde uzun uzun konuşacağız.

Bu da neydi böyle, Dovile?

Denisas saçma sapan konuşsa bile...

...işleri düzeltmek için kelimeleri kullanmalısın, şiddeti değil.

Böyle davranarak onun seviyesine inersin.

Sen akıllı bir kızsın, akıllıca davranmalısın.

Özür dilerim.

Tatlım...

Bunu bir daha asla yapma, tamam mı?

Tamam mı?

Harikasınız!

Öncelikle, birkaç soruyu yanıtlamayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.

Merhaba. Evet, yanıtlamaktan memnuniyet duyarım.

Bu performansın ana mesajı nedir?

Öncelikle, Rus rejiminin 21. yy Avrupası'nda böyle şeyler yapabilmesini...

...akıl almaz buluyorum.

Bu gerçekten akıl almaz bir şey.

Performansa gelince...

...pankartlar ve sloganlar kullanmak yerine, kalbimizin çığlığını...

...ve acımızı göstermek için performans sanatını kullanmayı seçtik.

Bir bakıma, bu bizim çaresizlik çığlığımız.

Peki, performansta neden çıplak bedenler ve kan kullanıyorsunuz?

Tadına bakar mısın? Dikkat et, sıcak.

Eksik bir şey var mı?

- Çok güzel! - Öyle mi?

- Baksana, Ukraynalılar nerede? - Odalarındalar.

Cidden mi?

Üç saattir yemek pişiriyoruz.

Odalarından pek çıkmıyorlar. Onları neredeyse hiç görmüyorum.

Tanrım, zavallılar.

Baksana, niye onları masaya davet etmiyoruz?

Edebiliriz, tabii ki.

...rejimin zulmünü ortaya koyan teatral performans büyük ilgi gördü.

- Bu, masum insanları yiyip bitiren... - Anne, bak, babam televizyonda!

...bir savaş makinesini simgeliyor.

- Vay canına. - Çok havalı, değil mi?

Hepimiz kan ve topraktan yaratıldık.

Savaş makinesi...

- Vytas artık çağdaş sanata mı ilgi duyuyor? - Öyle görünüyor.

Bu gösteriye katılmaya nasıl karar verdiniz?

Şey, bu hoş bir tesadüf gibiydi...

Buyurun?

- Selam. - Selam.

- Yemekte bize katılsanıza. Yemek yaptım. - Hayır, hayır. Sonra yiyeceğiz.

Hayır, hayır, gelin. Bol bol yemek var.

Büyük kızımla dışarıda yemek yiyecektik de.

- Anlamadım. - Pavel, çevirsene.

Bir saniye.

Abla. Ablayla gidiyoruz.

Ha, tamam, onu da davet edin!

- Ne dedi? - Ablamı da davet etmemizi söyledi.

- Pardon. - Teşekkürler!

- Merhaba, burada ne işin var? - Hafta sonu için Dovile'i almaya geldim.

Ha, unutmuşum.

- Baba, televizyona çıkmışsın. - Öyle mi?

- Evet. Akşam yemeğine kalmak ister misin? - Hayır, babaannene gidelim.

Aslında, neden kalmıyorsun? Jurate ve ben yemek hazırladık.

- Marina ve çocuklarla tanışırsın hem. - Çok lezzetli olacak.

- Selam, Vytas! - Selam.

- Olur, neden kalmayalım ki? - Jurate harika bir aşçıdır.

Öyle mi?

Jurate ile bu kadar yakın arkadaş olduğunuzu bilmiyordum.

Bilmiyor muydun? Her zaman iyi anlaşırdık.

Ne pişiriyorsunuz?

İlk kocam beni kucağımda bir bebekle terk etti.

İkincisiyse iki yıl önce vefat etti.

- Ukrayna’da ne iş yapıyordunuz? - Muhasebeciydim.

İyi ve rahat bir hayatımız vardı. Harkiv’de üç odalı bir daire, bir araba...

Gelecek planlarınız neler? Litvanya’da iş arayacak mısınız?

Elbette, Marija’nın sırtından geçinemem.

Sanırım kızımın yanına taşınacağız. O, üç yıldır Vilnius’ta yaşıyor.

- Burada ne iş yapıyor? - Manikürcü.

Küçük bir oda kiraladı. Ben çalışmaya başladığımda daha büyük bir ev bakacağız.

- Kaç yaşında? - 25.

- Harkivli'siniz demek... - Evet.

- Peki kızınız ne zamandır Vilnius’ta? - Neredeyse üç yıldır.

- Güveci tortillayla yiyin. - Çok lezzetli!

- Sen nasılsın, Vytas? - İyiyim, çok yoğun çalışıyorum.

- Ya sen? - Jurate de Rabbit’ten ayrılıyor.

- “...de” derken? - Sana söylemedim mi?

- Hungry Rabbit’ten ayrıldım. - Rusya şubesi yüzünden mi?

- Olena geldi. - Ona kapıyı açayım.

Evet. Rusya’da vergi ödediklerini bile bile orada nasıl çalışabilirim ki?

İyi de vergiyi ödeyen sen değilsin ki. Senin sorunun değil bu. Delirdin mi?

Bu işverenin sorunu. Sen sadece bir işçisin.

Hayır, sadece bir işçi değilim, Vytas.

Tüm şubenin başındayım. Birinin örnek olması lazım.

Ama Litvanya’da böyle bir iş daha bulamazsın, Marija.

Başlama yine.

Sen ve ahlak anlayışın... Azize rolüne bürünmeye çalışıyorsun...

Saçma.

Patronun ne diyor? Şubeyi başka bir yere mi taşıyor?

O kadar basit değil. Zor durumdalar.

- Kızım. - İyi akşamlar.

Merhaba! Merhaba...

- Memnun oldum. - Olena.

- Marija. - Jurate.

Vytas.

- Siz de... Olena olmalısınız? - Olena.

- Ben de memnun oldum. - Dovile.

- Lütfen otur. - Teşekkür ederim.

- Selam, ufaklıklar. - Selam, büyükanne.

Çok lezzetli.

- Peki, siz ne işle meşgulsünüz? - Ben mi?

- Film yönetmeniyim. - Vay canına, ne kadar ilginç!

- Ne tür filmler çekiyorsunuz? - Nasıl anlatsam...

- Telefonunda oyun oynayabilir miyim, baba? - Komedi filmleri mi? Dönem filmleri mi?

Daha çok... sanat filmleri.

- Tarkovsky gibi mi? - Yok, Tarkovsky gibi değil de...

Aslında, öyle...

Onları nerede izleyebiliriz?

- İnternetten. - Netflix'ten mi?

Yok...

Netflix filmlerimize ilgi göstermiyor. Keşke gösterseydi...

Litvanya’daki birkaç internet sitesinden izlenebiliyor.

Peki sen ne iş yapıyorsun?

- Tırnaklarla mı çalışıyorsun? - Evet, Šeškinė'de.

- Telefonunda örnekler var mı? - Hatırlamıyorum. Muhtemelen yoktur.

- Önemli değil, boş ver. - Peki ya sen?

Her türlü komik videoyu çeken uluslararası bir internet şirketinde çalışıyorum.

- Adı ne? - Hungry Rabbit.

- Sanırım biliyorum. - Gerçekten mi?

- Evet, gerçekten çok havalı. - Harika!

- Ya sen, Marija? - Şu anda iş arıyorum.

O da orada çalışıyordu. O şirketin Rusya'da büyük bir şubesi var.

Litvanya’da epey gürültü kopardılar...

Saldırganı destekledikleri falan söylendi...

Ne şekilde?

Orada vergi ödemeleri; Putin’in bu vergileri silah satın almak için kullanması, vs.

- Peki ne zamandır birliktesiniz? - Ne zamandır birlikte olduğumuzu soruyor.

Birkaç ay önce boşandık. Aslında 1,5 ay oldu...

- Kusura bakmayın. - Sorun değil.

Ve sadece arkadaşız, başka bir bağımız yok.

- Nerede yaşıyorsun? - Šeškinė’de çalışıyorum ve yaşıyorum.

N'oldu, Dovile? Yemek boğazına mı takıldı?

Takıldı mı? Öksür. Boğazını temizle.

Hadi, öksür de çıksın.

- Öksüremiyor musun? - Öksürsene.

Hadi, öksür, öksür!

- N'oluyor? - Boğuluyor mu?

N'oldu, Dovile? Öksürerek çıkaramıyor musun?

Nefes alabiliyor musun? Dovile, nefes al.

Alamıyor musun? Takıldı mı?

- Nefes alamıyor musun? Dovile? - Nefes al!

Nefes alamıyor, Vytas! Dovile!

Bana bırak, bırak.

Su.

- Su içer misin? - Nefes al.

- Oldu mu? Çıktı mı? - Otur, Dovile.

Biraz nefeslen.

Babaannene gitmek istemediğinden emin misin?

- Eminim. - Ciao.

- Güle güle. - Tanıştığımıza memnun oldum.

- Hoşça kal. - Eşlik ettiğin için teşekkürler.

- Vytas? Kendine iyi bak. - Ciao.

Dovile'e müdahale ettiğin için...

...çok sağ ol.

Burada olmasaydın...

Biliyor musun, Marina ve çocukları bana biraz sinir bozucu geliyor.

Gerçekten mi? Neden?

- Ben onları çok sevimli bulmuştum. - Bilmem, bana çok yabancı geliyorlar.

Nasıl olduğunu bile açıklayamıyorum.

Belki de dağınıklıkları yüzündendir.

Bugün odalarına girdim. Çok dağınıktı.

- Sadece... çok... farklılar işte. - Herkes farklıdır.

Ayrıca, üçü tek bir odada kalıyor, o da var.

Şarj cihazı nerede?

Sanırım evimi yabancılarla paylaşmaktan hoşlanmıyorum.

Kendimi rahat hissetmiyorum.

Bak, Marija, konuşmamız lazım.

- N'oldu? Ayrılmak mı istiyorsun? - Hayır, kes şunu.

Ona, bana senin pozisyonunu teklif etti.

Mal mı bu kadın?

Niye?

Çünkü sen gidiyorsun.

Dalga mı geçiyorsun?

Bu benim için hayatta bir kez karşımıza çıkacak bir fırsat, Marija.

- Dalga geçtiğini söyle. - Geçmiyorum.

Arkamdan, insanların yarısının istifa edeceğini söylememiş miydin?

- Rus şubesi umurunda değil mi? - Umurumda.

Neden uyumuyorsunuz?

- Anlamadım? - Neden uyumuyorsunuz?

Sorun yok, sadece sohbet ediyoruz.

- Yatağına git. - Sesinizi alçaltın. - Alçaltacağız. İyi geceler.

Defol evimden.

- Ne? - “Ne?” mi?!

- Çıldırma, Marija. - Beni duydun.

Seni görmek istemiyorum.

Defol evimden!

Marija, lütfen.

- Nakit mi, kart mı? - Kart.

Yetersiz bakiye.

- Tekrar deneyebilir miyiz? - Tabii.

Yetersiz.

Kalsın o zaman...

Şöyle açıyoruz.

Sonra, salamı...

...pizza tabanına istediğimiz kadar yerleştiriyoruz.

Sonra mozzarella'yı alıyoruz ve güzel görünecek şekilde...

Hey, sen! Buraya gel.

Buraya gel!

Kendini ne sanıyorsun?

- Bundan zevk mi alıyorsun? - Hop! Ne yapıyorsun?

- Geri bas! - Bu küçük Nazinin annesi sen misin?

- Ina, ne yapıyorsun? - Çocuğunun faşist olduğunu biliyor musun?

- Kes şunu. - Çekil be!

Bu Denisas'ın annesi mi?

Bu küçük sürtük, oğlumun hayatını cehenneme çevirdi!

Bırak beni be!

Kemerini bağla.

Karım adına özür dilerim. Neyi var, bilmiyorum.

Burayı beğenmiyorsa Rusya'ya gidebilir.

Televizyondaki o lanet haberler yüzünden...

- Boşan o zaman! - Söylemesi kolay.

- Lütfen, müdüre ve polise söyleme. - Bunu her şeyi gören çocuklara söyle.

İyi misin?

Tüm Rusların gitmesini istiyorum.

Neler oluyor? Anlat bana!

Hiçbir şey olmuyor. Endişelenme.

Bak, üzgün ya da kızgın olduğunda ilk olarak bana geleceğine söz ver.

Tamam mı?

- Tamam. - Söz mü?

Söz.

- Seni seviyorum. - Ben de seni.

Tamam mı?

Baştan alabilir miyiz? Farklı bir açıdan çekmek istiyorum.

- Bir çekim daha mı istiyorsunuz? - Evet.

Her şey başladığında, insanlara nasıl yardım edebilirim diye araştırma yaptım.

Ve böylece Gıda Bankası'nı buldum.

- Zor bir iş mi? - Yani...

Ukrayna'da olanlarla, oradaki ailelerin yaşadıklarıyla kıyaslayınca...

...bu kesinlikle çocuk oyuncağı kalır.

Herkesi katılmaya davet ediyorum.

Merhaba, Vytautas Kazlauskas burada mı yaşıyor?

Paketi aldığınıza dair buraya imza atabilir misiniz lütfen?

- Teşekkürler, hoşça kalın. - Teşekkürler.

Neden okulda değilsiniz?

Anlamıyoruz.

- Teşekkürler. - Bakıyorum da keyfin yerinde.

Şapkam gelmiş.

- İki ay önce almıştım. Tamamen unutmuştum. - Güzel bir şapka olmalı.

- Mars'tan mı gönderdiler? - Herhalde...

Dün Liuda'ya rastladım. Seni televizyonda gördüğünü söyledi.

Neden o protestolara katılıyorsun?

Baba. Lütfen ben evdeyken o zırvaları izleme.

- Neden siyaset yapıyorsun? - Yapmıyorum.

- Sadece görüşümü belirttim, hepsi bu. - Neymiş görüşün?

Siyasetten uzak dursan iyi olur. Bu ülkede kimin iktidara geleceğini asla bilemezsin.

Tamam, kes şunu. Yemek yerken televizyonu kapat.

O protestolar yüzünden Rusya’da asla iş bulamayacaksın.

Rusya’da çalışacağımı da nereden çıkardın?

Bak, tartışmak istemiyorum. Sessizce yemeğimizi yiyelim.

Bu zamanlarda ne olacağı belli olmaz.

- Ne demek istiyorsun? - NATO, Rusya’yı kışkırtıyor.

Ya Rusya, NATO’ya haddini bildirmeye karar verirse?

- Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun? - Ne anlama geliyor?

Bunun üzerinde düşünmelisin. Gürültü yapıp protesto ediyorsunuz.

Neden dikkatleri üzerinize çekiyorsunuz?

Ve açıkçası, suçlu olan sadece Rusya değil.

- Neden bahsediyorsun? - NATO, Ukrayna’ya karışmamalıydı.

Amerika, Karadeniz’i kendine istiyordu. Olayın özü bu.

- Of, baba, çok fazla propaganda izliyorsun. - Propaganda mı?

Sen propaganda izlemiyor musun?

Litvanyalıların, beynini yıkamadığını mı sanıyorsun?

Bunu nasıl karşılaştırabilirsin ki?

Neden Harkiv’de Amerikan füzeleriyle bombalanan...

...o binayı göstermiyorlar?

- Buna inanamıyorum. - Kendi gözlerimle gördüm!

Öf be ya...

Ne yapıyorsun?! Aklını mı kaçırdın?

- Vytas! - Bana hiç öyle “Vytas” falab deme.

- Aşağı in! - Her şey yolunda mı?

Harikayız. Sadece ailemin kafasındaki saçmalıkları temizliyoruz.

- Bizi utandırma! - Siz beni utandırıyorsunuz asıl.

Sizinle hiçbir ilgim olsun istemiyorum.

- İyi görünüyorsun. - Teşekkürler.

Sen de fena sayılmazsın.

- Gidebiliriz. - Tamam.

- Bize katılmak ister misin? - Yapmam gereken bir iş var.

Anladım.

- Görüşürüz. - Görüşürüz.

Görüşürüz. Kolay gelsin size.

Görüşürüz.

- Çalışmamız karşılığında yemek veriyorlar. - Tamam.

- Bugün babaannene gitmesek mi ki? - Gerçekten mi? Harika olur!

Şehre gidelim. Biraz yürüyüş yapalım, kurabiye yiyelim.

Olur.

...siber casusluk ve normal ajanların faaliyetlerinde artış.

Litvanya istihbaratı, G.R.U.'nun bir ajan ağı oluşturmak için...

...yerel bağlantılarını kullandığını, bu ağınsa...

Buraya gelin. Buraya gelin, dedim! Gel!

Küçük dallamalar! Bunu kim temizleyecek?

Bunu kim temizleyecek?

Burada bedavaya yaşıyorsunuz, ama hiçbir şey yapmıyorsunuz!

Temizleyin dedim! Kıçınızı kaldırın!

- N'oldu? - Mutfak! Mutfağı temizleyin!

- Yaşıyorsanız, temizlersiniz! - Kusura bakma, hemen temizleyeceğim.

Onlar daha çocuk. Odanıza gidin.

Sana söyleyecektim... Bir restoranda daha iyi bir iş buldum.

Çocuklar okula gidecek, Olena bir yer ayarlayacak ve birlikte yaşayacağız.

Burayı hemen temizleyeceğim.

Affet beni. Özür dilerim.

Burada ne işin var?

Neden babanla değilsin?

- Teşekkürler. - Evet, seni dinliyorum? Anlat bakalım.

Dinle, Olena...

Bir süreliğine burada seninle kalabilir miyim?

Delirdin mi?

Kalacak başka yerim yok da...

Sadece bu gece kalsam...

Hayır. Bu imkânsız.

Programım gerçekten çok belirsiz.

- Ve menajerim bunu öğrenirse... - Nasıl öğrenecek ki?

Saçmalama. Arkadaşlarınla ya da ailenle konuş.

Yapamam. Hiç arkadaşım yok.

Sikeyim...

Ah canım, ne yapalım...

Her şey yoluna girecek.

- Marina, çorba çok lezzetli olmuş. - Teşekkür ederim.

Kızı bir güzellik salonunda çalışıyor. Eminim kirayı ödeyebilirler.

Bak, yarın Marina'yla konuşacağım.

Tabii, onunla açıkça konuşabilsen daha iyi olurdu ama...

Nasıl yapacağımı bilmiyorum.

Onları senin kuruluşun gönderdi. Sorumluluğu üstlenmelisiniz.

Lütfen anla, ben kötü bir insan değilim, ama gerçekten çok zor insanlar.

İngilizce konuşmuyor ve temizlik yapmıyorlar.

Gençler genellikle dağınıktır.

Unutma, savaş yüzünden sizinle birlikte yaşıyorlar.

Alo?

Onlarla birlikte yaşayamıyorum işte.

Ne yapıyorsun burada?

Bu neden açık?

- Bunları mı alıyordun? - Hayır.

Bunlar yetişkinler için.

- Sadece bir tane aldım. - Dovile, delirmiş olmalısın!

- Bir sürü eksik var. Kaç tane aldın? - Sadece bir tane. Uyuyamıyorum.

Dovile, bu uyku hapları çocuklar için değil. Kendini zehirleyebilirsin.

- Gel. Kusman lazım. - Gerek yok, iyiyim.

- Ne zamandır alıyorsun bunları? - Net olarak hatırlamıyorum.

Şu zavallılara da bakın hele?

Yere yatmış protesto ediyorlar...

Neyi protesto ettiğinizi biliyor musunuz ki?

Takmayın onu, provokasyona gelmeyin.

Geri zekâlı mallar. Şu satılmış domuz suratlıya bir bakın...

- Bana bak, defol git, pislik. - Kes şunu, Vytas.

- Kazlauskas da buradaymış. - Hayırdır?

Film çekemeyince yatıp protesto mu ediyorsun, ha?

- Yapma. - Çek şu kamerayı!

- Hey, kes şunu! Ne yapıyorsun? - Bakın burada neler oluyor!

- Neden beni çekiyor? - Bu bir provokasyon!

İnceleyeceğiz.

- Açıklayacağım. - Harika, lütfen bizimle gelin.

Tamam, birkaç saniye daha.

Beş, dört, üç, iki, bir.

Planka geri dönüyoruz.

Derin nefes alın. Karın kaslarınızı sıkın.

Diğer tarafa geçiyoruz.

Bir elinize dambıl alın ve sabit tutun.

Daha zorlu bir egzersiz istiyorsanız, o bacağınızı da yukarı kaldırın.

Biraz daha bu pozisyonda kalın. Neredeyse bitti.

Sokayım.

O adam başlattı.

Rusların doğru şeyi yaptığını söyledi. Ona gitmesini söyledim.

Sonra bana vurdu.

Geri çekilme imkânım yoktu, bu yüzden fiziksel güç kullandım.

Sonra da kavga ettik.

İnsanlar bizi ayırmaya başladı. Hatırladığım tek şey bu.

Teşekkürler.

Merhaba, Marina. Bazı kıyafetlerini burada unutmuşsun.

İstersen sana getirebilirim, ya da gelip kendin alabilirsin.

- Merhaba. - Merhaba.

- Onunla çalışmayı sevdiğini sanıyordum. - Sevmiyorum.

Jurate’in yerine başkası geçmeli. Yenilenmeye ihtiyacımız var.

Peki.

- Peki, ne zaman dönmek istersin? - Gelecek hafta başlayabilirim.

Tamam.

Merhaba... İşe geri döndüğümü söylemek istedim.

Ona, beni tekrar işe aldı.

Umarım iyisindir.

Böyle işte. Görüşürüz.

N'oluyor amına koyayım?

Buraya gel. Hop!

Nereye gidiyorsun? Sen, buraya gel! Dur!

Dovile okulda mı?

- N'oldu? - İçeri girebilir miyim?

Neden hastaneye gitmiyoruz, Vytas?

Gerek yok.

Özür dilerim.

Önemli değil.

Selam.

- Selam. - Selam.

Yemeğe hazırlan.

Tamam...

- Okul nasıldı? - İyiydi.

Bir kaşık peynir eklesene üstüne.

- Neler oluyor? - Hiçbir şey.

Baban artık bizimle yaşayacak.

Gerçekten mi?

- Sevinmedin mi? - Sevindim.

- Hem de çok. - İyi o zaman.

- Tekrar hoş geldin. Rahatsız mı ettim? - Yo, sorun değil. Sadece biraz uzanmıştım.

İyi misin?

- İşe koyulalım. - İşe koyulalım.

...1,5 milyon avro, iha'nın silahlandırılmasına gidecek.

Geri kalan miktarsa Türkiye'nin talebi doğrultusunda...

...Ukrayna'daki insani yardım, savunma, yeniden inşa...

...veya lojistik yardım için kullanılacak.

Ukrayna'ya Bayraktar iha'nın alınması için ayrılan yaklaşık 6 milyon avro...

Filmi başlatabilirsin.

...beklenenden çok daha hızlı, üç buçuk günden kısa sürede toplandı.

- Hazır mısın? - Dur biraz. Evet.

Halkın bağışlarıyla finanse edilen iha...

Keyifli seyirler.

- İyi geceler. - İyi geceler.

Çeviri: dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.