All language subtitles for Marasli 16. Bölüm

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[Açılış Jeneriği]

Öhö-öhö!

Öhö-öhö!

-Öhö-öhö!

-Öhö-öhö!

Öhö-öhö!

Öhö-öhö!

-Öhö öhö!

Öhö öhö!

Öhö-öhö!

Yanık kokusu buraya kadar gelir mi acaba?

Bence ufaktan arazi olsak iyi olur.

Dumanı gören gelir şimdi.

Manzaramız güzel bence tadını çıkaralım.

Savaş Bey

Suat Bey

Bence gidelim.

Bence kalalım.

Tadını çıkarıyorum.

Hepsi kül olmuştur çoktan.

Öyle mi diyorsun?

Suat Bey birileri geliyor.

Al işte, hadi ne olur gidelim.

İyi tamam, tamam.

Öhö-öhö!

-Öhö-öhö!

Öhö-öhö!

-Ah!

Ah!

-İlhan! -Doktor Bey...

-Kaldır!

İlhan, oğlum. -Dur!

Girmem lazım, benim de girmem lazım.

Ah!

-Getir!

Ah!

Babasıyım ben oğlum o benim. Al beni de içeriye.

Doktor ilgileniyor zaten.

Tamam bırak ben de gireyim ne olur!

Bak ambulans çağırdık, yolda geliyor.

Ya senin çoluğun çocuğun yok mu, evladın yok mu? Halden anla biraz.

Allah aşkına bırak göreyim. Ya yalvartma insanı ne olursun.

Ne olursun.

İlhan! -Buradan!

Oğlum iyi misin?

Çok kötüyüm baba ölüp kalacağım burada. Beni hastaneye götürün.

Tamam oğlum, tamam. Hemen ambulans geliyor.

Hemen götüreceğiz seni.

Ah!

Bastır, bastır.

Dikkat edin babamın kalbi var.

Sen beni düşünme iyi olacaksın İlhan.

Sen beni mera--- -Tamam bu kadar yeter.

Bırak göreyim iki dakika göreyim şu adamın yüzünü ne olursun.

Ambulans çağırdık oğlunu da gördün. Daha ne istiyorsun sakin ol.

Ne sakin olacağım be ne sakin olacağım!

Oğlum ölüyor benim görmüyor musun?

Öhö-öhö!

İyi misin?

Ah!

Ah!

Doktor Bey bu adam da fenalaştı.

Baba!

Kanaman var sakın kalkma!

Kalp krizi geçiriyor. Kaldıralım hadi, tut.

Kaldır.

-Gel şöyle.

-Yavaş.

Baba.

Kim yaptı lan bu işi?

-Adam gibi çıkıp söylesin.

-Yoksa yakarım hepinizi.

-Konuşsanıza.

Neden susuyorsunuz?

Kimse bir şey görmedi mi arkadaşlar?

Müdür Bey'i kızdırmayalım.

Valla müdürüm biz sesleri duyduk gardiyana seslendik o kadar.

Allah Allah! Kimse bir şey görmemiş.

Bana bak! Dalga mı geçiyorsun sen benimle lan?

Hepsini hücreye tıkın bunların. Konuşana kadar hepsi orada kalacak.

Baba, bana bir söz ver olur mu?

Söyle oğlum.

Bana bir şey olursa

Oğuz

Oğuz sana emanet tamam mı?

Bilirsin seni çok sever. -Sana bir şey olmayacak oğlum sen merak etme.

Söz ver baba.

Ben hiç ilgilenemedim onunla

hep ihmal ettim.

Kızmasın bana olur mu?

Ama bunları düşünme şimdi sen.

Geçecek , gidecek.

İyileşeceksin.

Çok korkuyorum baba.

Bunu da atlatacağı oğlum.

Göreceksin.

Bunu da atlatacağız...

Tamamdır, anlaşıldı.

Takip edin.

Hapishaneden haber var.

Geberdi mi Aziz?

İlhan'ı halletmişler de Aziz yırtmış gibi.

Bir işi tam yapsanız şaşarım zaten.

O da kalp krizi gibi bir şey geçirmiş.

İlhan ölmüş mü İlhan?

Hastaneye götürüyorlarmış.

Onu bunu bilmem Suat, canlı çıkmayacak.

Bu Aziz'in ölmesi bu kadar önemli mi?

Önemli.

Merak etme halledeceğiz o zaman. İkisi birden geberip gidecek.

Elbet bugün olmazsa yarın.

Zaten ölmekten beter oldular.

Olsunlar.

Ben yıllardır bugün içi yaşıyorum.

Aziz Türel de ailesi de acılar içinde ölecekler.

Nokta.

Bunların sana ne kadar anlamsız geldiğini anlayabiliyorum.

Ama öyle değil. Bak sana anlatayım da dinle.

Babam ölmüştü annem çok hastaydı.

Unutuyordu birçok şeyi.

Akrabaları onu bir hastaneye yatırdılar.

Ama beni kimse almadı.

Hastaydım.

Daha doğrusu hastalıklıydım.

-İnsanların ne kadar zalimleşebildiklerini görsen şaşarsın Suat.

Annemin akrabaları beni evlerine almadılar.

Çocukları korkuyormuş.

Ailemden kalan her şeye çöktüler.

Beş parasız sokaklarda kaldım.

Bir insanı öldürmenin zor bir şey olduğunu düşünürdüm.

Öyle değilmiş.

Yan kesici olarak başladığım suç kariyerime

bir katil olarak devam ettim Suat.

Acı çektim.

O zaman kendime bir söz verdim.

Ağlamayacaktım.

Sustum.

Suskunluğum içimde birikti, birikti, birikti

yine acıya dönüştü.

Acı, öfkeye

öfke de nefrete.

Günümüzde bir psikopat kolay yetişmiyor.

Oysa ben de diğer çocuklar gibi mutluydum.

Umutluydum...

Benim elimdeki her şeyi çaldılar.

Allah'tan bir abim varmış.

Abim olmasa ben çoktan ölmüştüm.

Beğendin mi?

Güzel yer de

neden buradayız?

Bir de sen kimsin?

Anlatacağım hepsini anlatacağım, gel.

Anlat.

Şimdi duyacağın her şey son derece gerçek.

O yüzden beni çok iyi dinlemen gerekiyor.

Anlaştık mı?

Babanın adı Ömer

hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra öldü.

Tabi sen

trafik kazası olarak biliyorsun doğru mu?

Bu seni niye ilgilendiriyor?

İlgilendiriyor

çünkü öyle olmadı.

Yani senin baban bir trafik kazasında ölmedi.

Ne saçmalıyorsun sen be?

Sakin ol Savaş.

Biz seninle aynı taraftayız.

Merak etme.

Bak, hasta olduğunu da biliyorum.

Yani güneşe çıkamadığını

zor günler geçirdiğini de...

Bırak şimdi bunları.

Babama ne oldu?

Babanı, babam vurdu.

Bizim evde.

Dalga geçiyorsunuz.

-Hayır geçmiyorum çünkü Ömer benim de babam.

Yardım et!

Necati Beyi dinleseniz iyi olur.

Tamam, tamam.

Tamam...

Aslında Suat'ı dinlesen daha da iyi olur çünkü bundan sonra her şeyinle o ilgilenecek.

Bak

sana çok garip göründüğünü biliyorum.

Ama ben senin abinim.

Yani babamız aynı.

Ve ben babamızı öldüren adama hala baba diyorum.

Elbette o benim bunları bildiğimi bilmiyor.

Babam nasıl öldü ki?

Babamızı Aziz Türel vurdu.

Tüfekle...

Cesedi hala bizim evin bahçesinde.

Sadık diye bir herif gömdü.

Siz ikiniz benimle dalga geçiyorsunuz.

Hayır kardeşim

dalga falan geçmiyorum.

Babamızı hapse attıran da Aziz Türel'di

ona kumpası kuran da.

Niye?

Çünkü

o da Sedef Hanımı çok sevdi.

Sebebi bu.

Yani içinde bulunduğun bu berbat durumun tek sorumlusu

Aziz Türel.

Ve sen kardeşim

bana yardım edeceksin.

Ben hastayım.

Zayıfım.

Güçleneceksin.

Burası artık senin.

Suat her şeyinle ilgilenecek.

Elbette başka adamların da olacak.

Benim hiç param yok.

Herkes de bu paraya takılıyor.

Yeter mi?

Ya tabi

bunu avans olarak düşün.

Yani başlangıç için.

Tedavi olurum.

Olursun tabi.

Abin senin için ne gerekiyorsa yapacak.

Neden abim benim için her şeyi yapacak?

Çünkü sen benim elim, ayağım, her şeyim olacaksın.

Çünkü düşmanımız aynı.

Seni sevdim.

Umarım yalan söylemiyorsundur.

Söylemiyorum.

Suat sana detayları anlatacak.

Sonra kardeşim

seninle benim alacak tatlı bir intikamımız var.

Ben intikam almayı hak ediyorum.

Aziz'i o şekilde görmeyi hak ediyorum.

Anlatabildim mi Suat?

Anlayışın için teşekkürler.

Oğlum...

Sizin neyiniz vardı?

Oğlum...

Oğlum iyi olacak mı?

Doktorlar elinden geleni yapacaktır. Sizin probleminiz neydi?

Ben kalp krizi geçirmiştim bir ay önce.

İlk defa mıydı?

Evet, bugün yine tekledi ama.

Tamam buyurun sizi şöyle alalım.

Sakin olun. -Oğlum...

Buraya geçelim, buyurun.

Üstünüzü çıkartın.

Kelepçeleri açalım.

Sizi bir yerden tanıyor muyum?

Adım Aziz Türel.

İş adamıyım.

Neyse, uzun hikaye.

Kurtulmuştur değil mi buradan?

Dur bakalım şimdi öğreniriz.

Ona bir şey olduysa bunun hesabını veremem.

Sakin ol.

Geliyor.

İki ceset çıktı evden.

Kimlikleri belli mi?

Hayır baya bir yanmışlar.

Kadın, erkek...

Bilmiyorum, hiç kimse bilmiyor. Bir sürü de kovan buldular içeride.

Baya bir çatışma çıkmış.

Hadi gidelim.

Hilal, dur.

Hilal, gitme oraya!

Aziz Bey...

Ahmet, gel.

Kolay gelsin.

Ben beyefendinin avukatıyım. Müvekkilimle görüşecektim.

Teşekkürler.

Geçmiş olsun, ne oldu?

Sorma

İlhan'ı öldürmeye çalıştılar hapiste.

Na-nasıl?

Benim de kalbim tekledi.

Artık ne yapacağız, ne edeceğiz? Bilmiyorum.

Oraya dönersek kesinlikle öldürecekler bizi.

Tamam, tamam ben başka bir hapishaneye naklettiririm sizi merak etmeyin.

Çözüm değil ki...

Elleri, kolları çok uzun bunların her yerde adamları vardır.

Bizim artık bu saatten sonra hayatta kalmamız çok zor.

Olur mu öyle şey Aziz Bey, ben asla öyle bir şeye asla müsaade etmem.

İçiniz ferah olsun.

Bu arada Firuzan Hanımın haberi var mı?

Ha, yok onun da haberi yok.

Bir haber verirsen çok iyi olur.

Bir de İlhan'dan bir haber al ne olursun. -Tamam, tamam hemen ilgileniyorum.

Ne yapıyorsun?

Ne yapayım, kendimi keseceğim burada sıkıntıdan.

Şu düştüğümüz hale bak.

Ay! Sık dişini Firuzan buna da şükür.

Allah'tan sokakta kalmadık.

Bunun neyine şükür ya? Şu düştüğümüz hale bakar mısın?

Turneye çıkmış şarkıcılar gibi otel odalarında sürünüyoruz.

Bu tavırlar ne Firuzan?

Sana rahat etmen için nasıl yardımcı olabiliriz?

Ben bu hayatı yaşamak için evlenmedim Azize.

Paraları çatır çutur yiyeyim diye evlendin değil mi?

Ne biçim konuşuyorsun sen benimle?

Ağzından çıkanı kulağın duysun.

Ben hiçbir şey söylemedim.

Sen söyledin ne söylediysen.

Sen çok memnunsun galiba böyle yaşamaktan.

Nasıl memnun olabilirim Firuzan ben? İçeride çocuğum var.

Çocuk okula gidemiyor, depresyona girdi. Herkes arkamızdan abuk sabuk laflar konuşuyor.

Bütün bu dertler yetmezmiş gibi bir de böyle bir şey yaşıyoruz.

Ama sen gelmiş evliliğimden mutlu değilim imalarında bulunuyorsun.

Pes!

Bana bak, ben--

Alo.

Firuzan Hanım Ahmet ben, Aziz Beyin avukatı.

Buyurun Ahmet Bey, nasılsınız?

Nasıl olsun, haberler pek iyi değil.

Daha başımıza ne gelebilir acaba?

İlhan Bey hapishanede saldırıya uğramış.

Ne!

Aziz nasıl? -Ne olmuş?

İlhan yaralanmış. -Ne diyorsun?

Alo Ahmet Bey ne oldu, nasıl İlhan?

Şuan müdahale ediliyor ama iyi olacak merak etmeyin.

Hangi hastanedesiniz?

Araştırma ve Eğitim Hastanesi. -Tamam biz hemen geliyoruz.

Maraşlı!

Neredeyim ben ya?

Maraşlı!

Kimse yok mu?

Celal!

Celal...

Celal, uyan.

Celal!

Bir şey olmadı değil mi sana ya?

Celal...

Mahur.

İyi misin?

Neredeyiz biz?

Off!

Nasıl geldik buraya? -Bilmiyorum.

Bir şey diyeceğim ama korkuyorum.

De.

Öldük mü acaba biz?

Ney?

Betonarmenin içindeyiz Mahur.

Sanmıyorum ki diğer tarafta beton olsun. Ah!

Nasıl geldik buraya?

Nevzat.

Nevzat nerede?

Bilmiyorum kimseyi görmedim ben.

Nasıl geldik buraya, kim getirdi? Hiçbir şey hatırlamıyorum.

İyi misin sen?

-Ah!

Ne oldu?

Ah!

Biri bandajı değiştirmiş.

El değmiş buna.

Ah!

Sen dur hele burada.

Ah!

Bırakın lan beni!

Öhö-öhö!

Kim bunlar ya?

Niye getirdiler bizi buraya?

Cevabı biliyor gibi mi görünüyorum?

Sana sormadım zaten kendi kendime konuşuyorum.

Mahur bak zaten gerginim, beni sorularla germe bir daha.

İçeriden geliyor.

-Mutfaktan geliyor mutfaktan. -Ya şunu yapmayı durduracak mısın?

-Ne yapıyorum? -Bayan, sus.

Ah! Uyandınız mı?

Ben de size yiyecek bir şeyler hazırlıyordum.

Abi!

Sen mi çıkardın bizi buradan?

Kız kardeşimi orada tek başına bırakacak değildim herhalde?

O kadar sevindim ki seni gördüğüme...

Ben de bir tanem ben de.

Babamlardan bir haber var mı peki?

Maalesef.

Onlar içerideler hala.

Sen nasıl oldun Maraşlı?

Yarana baktırdım ama baygındın.

Kötü görünüyor haberin olsun.

Daha kötüleri olmuştu.

Ee, sen benim hayatımı kurtardın

ben de seninkini.

Bu yepyeni bir dostluğun başlangıcı olabilir, he ne dersin?

Eyvallah.

Eksik olmayın Necati Bey.

Ya bırakalım şu beyi de artık.

Haydi açsanız size bir şeyler hazırladım.

Sen al bakalım şu salatayı.

Bahçedeki masaya, hemen fırla. -Bahçeye...

Aynen. -Tamam.

Evet, her şeyimiz hazır.

Bir arkadaş daha vardı, Nevzat. O nerede?

Aa, evet biri daha vardı ama onun durumu daha kötüydü hastaneye götürdüler.

İyileşecekmiş.

Eğer Mahur'a en ufak bir imada bulunursan o Nevzat kardeşini sana parça parça gönderirim.

Ulan sen ne ikiyüzlü ne pislik bir herifmişsin lan.

Ee, hadi ama ne duruyorsunuz burada. Var mı abi başka bir şey?

Makarnayla sos bende. -Tamam.

Ben de yardım edeyim diye bekledim de.

Sen bu halinle nasıl yardım edeceksin acaba? Gel.

Ayakta durman bil mucize senin şuan.

Bünyesi sağlammış.

Sağlam, sağlam.

Ah!

Üç kişi olmaları gerekmez miydi?

Belki Necati Mahur'u kurtarmıştır.

Belki...

Ben yine de cesetlerin onlara ait olmadığını düşünmek istiyorum.

Kurtulsa bizimle iletişime geçmez mi?

Bilmiyorum ki Hilal.

Biz bunun hesabını veremeyiz.

Hayatımız biter.

Maraşlı'ya bir şey olursa bizim de sonumuz olur. Tek bildiğim bu.

Gidelim.

-Ay Allah'ım! Bakalım daha başımıza neler gelecek?

Gerçekten artık sinir bozmaya başladın Firuzan.

Sinir bozuyorum çünkü benim de sinirlerim bozuk Dilşad.

Tamam o zaman birazcık susmayı mı denesen?

Biraz daha hızlı gidebilir miyiz lütfen?

Abla trafik var, ben ne yapayım?

O zaman başka yerden gidelim.

Ay! Millet can derdinde, sen...

Ben, ne?

Ben, ne Dilşad! Şu halimize bak!

Ya ne var halinde Firuzan? İlhan orada ölmek üzere.

Belki sakatlandı bilmiyoruz. Hiçbir şey olmasa ömürlerinin sonuna kadar hapiste çürüyecekler.

-Biz en azından dışarıdayız. -Biz dışarıdayız da ne oluyor?

Şu hayatımızın hapisten ne farkı var?

Baksana, herkes selamı sabahı kesti bile.

Ee, tamam işte. Birbirimizden başka kimsemiz kalmadı.

Ya Firuzan birbirimize destek olmaktan başka çaremiz yok.

Ay, Dilşad! Biz bir aileyiz masalını kes lütfen!

Sana gerçekten inanamıyorum.

Gerçekten tam bir kara gün dostusun. Tebrik ederim.

Tamam sus Dilşad, sus!

Sen susar mısın? Sen saçmalıyorsun.

Ya ben sustum, sen de susar mısın artık?

Off!

Hala gelmedik mi?

-Abla gidiyoruz ya işte.

Biraz daha hızlı lütfen, biraz daha hızlı.

Çekerim sağa, indiririm aşağı.

Adamın asabını bozmayın ya, car-car, car-car beynimi, başımı yedin be.

Ya kardeşim bizim eşlerimiz hastane şuan. Benim eşim kalp krizi geçirdi.

E, normal iyi de dayanmış.

Ne diyorsun sen ya?

Bu çeneye diyorum, iyi dayanmış.

Ya sağa çeker misin lütfen? Ben ineceğim.

Çek! -Ya Firuzan lütfen!

Yok ya, terbiyesizlik...

Firuzan! -Terbiyesiz!

Yok ya, yok. Baksana ne diyor?

Yok... -Ya, Firuzan dur!

Ya Firuzan lütfen durur musun? -Ne?

Ya bey efendiciğim çok rica ediyorum lütfen devam edebilir misiniz?

Ya bakın bizim eşlerimi zor durumdalar. Lütfen gidebilir miyiz?

Bu saatten sonra başka taksi bulamayız. Lütfen çok rica ediyorum, devam edelim.

Firuzan sen de bir sus lütfen ya.

Lütfen...

Ahmet Bey, nasıl durumları iyiler mi?

Merak etmeyin ikisinin de durumu çok iyi.

Ne olmuş tam olarak?

Maalesef saldırıya uğramışlar.

Yani adamlardan biri de İlhan Bey'i tornavidayla yaralamış.

Aziz Bey de bunu görünce kalp spazmı geçirmiş.

Firuzan, tornavida diyor. Yok benim İlhan'ı görmem lazım başka türlü rahat edemem.

Nerede odası İlhan'ın?

Dilşad dur. -Dilşad hanım, sakin olun. Sakin olun...

Bana güvenebilirsiniz. Hem İlhan Bey de Aziz Bey de gerçekten çok iyiler.

Tedavileri yapıldı. Doktor raporundan sonra hapishaneye geri götürülecekler.

Geri mi götürülecekler?

İlhan Beyin yarası hafif olduğu için organlarda zarar yok.

Yani dikiş atıldı.

Verilmiş sadakası varmış açıkçası. -Ya verilmiş sadakası olsa bu durumda mı olurdu?

Ölebilirdi Firuzan Hanım, ikisi de ölebilirdi.

Ben İlhan'ı görmek istiyorum.

Şuan tutuklu oldukları için tedavileri jandarma gözetiminde yapılıyor.

Yani savcının izni olmadan göremezsiniz.

Ben elimden gelen her şeyi yapacağım izin almak için.

Peki ne kadar kalacaklar, sizin izin almanız ne kadar sürer?

Yok ben İlhan'ı göreceğim. -Dilşad!

Siz bir an önce şu izni alın lütfen. -Tamam ben halledeceğim.

Ne yapacağız şimdi?

Hapishaneye dönersek bu kadar şanslı olamayabiliriz.

Bu sefer akşamına öldürürler bizi.

Kim bunlar ya, kim?

Savaş mı?

Behram'ın bağlantıları mı, kim?

Mızıldanmanın faydası yok artık.

Olan oldu.

Ne olacaktı?

Onca haltı yedikten sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam mı edecektin?

Daha kaç kere özür dileyeceğim baba?

Onun için söylemiyorum.

Bırak itiraf edeyim üstüme alayım her şeyi dedim bırakmadın.

Madem öleceğim bu sefer çözeceğim ben bu işi.

-Memur Bey kendisi benim kocam, içeri girip görebilir miyim?

İlhan, İlhan buradayız, yanındayız.

Dilşad mı o?

Dilşad!

İyiyiz biz merak etmeyin.

Ya of! -Hanımefendi olmaz eşiniz tutuklu, göremezsiniz.

Tamam, Dilşadcığım tamam. Sakin ol.

Bey efendi bakın içeridekiler bizim eşlerimiz. Birazcık daha esnek davranamaz mısınız?

Hanımefendi savcılığın izni olmadan müsaade edemeyiz.

Biz de talimatları uyguluyoruz. Lütfen siz de biraz anlayışlı olun.

Ya memur bey şu kapıyı açacaksınız iki dakika yüzlerini göreceğiz. Ne var bunda?

Hanımefendi prosedür böyle. Lütfen daha fazla zorluk çıkarmayın.

Buyurun sizi şöyle alalım.

Tamam, tamam Dilşadcığım. Gel biz biraz hava alalım.

Ahmet Bey iznimizi alsın. Öyle geliriz. Gel.

Gel, gel hayatım gel.

Evet, uzatın bakalım tabakları.

Necati Türel spesiyal.

Özel domates soslu spagetti.

Domates sosumuz da mevcut.

Buyurun.

Eline sağlık abiciğim. -Ne demek.

Vallahi hiç böyle yeteneklerin olduğunu bilmiyordum ben.

Beni niye mutfakta o kadar çok vakit geçiriyorum zannediyorsun?

Abi sürekli mutfakta ne yaptığını hepimiz çok iyi biliyoruz da neyse.

Ver.

İstemez.

Ne demek istemez ya?

Celal yemen lazım senin. Abi bakma sen ona, koy.

İstemez dedim.

Tamam.

Nasıl istersen.

Pişt!

İyi misin sen, ne oldu?

Tokum

sadece.

Celal nasıl toksun? Hiçbir şey yemedin ki.

Oldu mu?

Sen mi getirdin bizi buraya?

Biraz yorgun görünüyorsunuz.

Ben gülüyor muyum?

Kusura bakma elimde değil.

Ben söyledim abime nerede olduğumuzu.

Konum atmıştım ambulanstayken, oradan biliyor.

Yani sen getirdin bizi buraya?

Yalnız değildim.

Bizim de kendimize göre bir çevremiz var diyelim.

Doğrudur.

Savaş yaptı değil mi bunu?

Manyak, ruh hastası.

Şu anda öfkeli olduğu kesin.

Ama bizi burada bulamaz.

Siz yine de kimseyi aramayın.

Üçümüz bir müddet burada kalacağız.

Ortalık sakinleşinceye kadar.

Bir an o evde gerçekten öleceğiz sandım.

Yanarak can vereceğimiz hiç düşünmezdim ama bir an gerçekten öleceği sandım.

Ben Savaş'ın bu işte tek başına olduğunu düşünmüyorum.

Nasıl yani?

Doğru soru.

Nasıl yani?

His...

Dikkat et de hislerin seni yanıltmasın.

Bugüne kadar hiç yanıltmadı beni.

Caner ben abime anlatacağım.

Neyi anlatacaksın canım?

Sırası değil şuanda.

Ben abime güveniyorum.

Elbette güveneceksin, neymiş?

Bu ödül töreninde saldırıya uğramıştım ya ben.

Celal bana o zaman

ailenden biri seni öldürmeye çalışıyor demişti.

Baya hayal gücü varmış.

Ya sen keşke yazar ya da senarist falan olsaymışsın Maraşlı.

O zaman öyle düşünüyordum.

Şimdi...

-Ozanmış.

Savaş ile işbirliği yapmış.

Demek ki Ozan'ı da Savaş öldürdü.

Belki de...

Belki de...

Kahve içer miyiz?

Ben yapayım o zaman kahveyi.

Olur.

Bakışların dikkat çekiyor.

Mahur'a yakalanıp duruyorsun, biraz sakinleş istersen.

Nevzat nerede lan, nereden Nevzat?

Güvenli bir yerde Maraşlı.

Ama önce anlaşmamız lazımm.

Bak Allah'ıma kitabıma çivilerim seni buraya.

Çivilersin.

Çivilersin...

Bir daha da Mahur'un yüzünü göremezsin.

Ortaya çıkmayacak mı sanıyorsun?

Öğrenmeyecek mi?

İnanacak mı sanıyorsun?

Şu anda dünyada tek güvendiği insan benim.

Lan kansız

az daha öldürüyordun kızı.

Bazen kendimi kaybettim oluyor, kabul.

Ama nefret böyle bir duygu Maraşlı.

Bazen insanın gözünü kör edebiliyor.

Eder, eder.

Sen hele bir Mahur'a zarar ver, senin o gözlerini oyup misket yapmıyor muyum ben?

Korkma, korkma merak etme.

Mahur benim için de çok değerli.

Keşke olmasaydı.

Ama öyle...

Ama benim esas merak ettiğim...

Ne?

Senin bir istihbaratçı olduğunu

hepten rol kestiğini öğrendiğinde ne yapacak?

Bunu hiç düşündün mü Maraşlı?

Mahur'u senden iyi tanıyorum.

İlk defa birine böyle tutuldu.

Sana gerçekten aşık oldu.

Sen şimdi onun kalbini paramparça edeceksin.

Yazık!

Bir daha yüzüne bakar mı sanıyorsun?

Değil sesini duymak

değil yüzünü görmek

hafızasını sildirirse hiç şaşrıma.

Neden yaptığımı anlarsa affedecektir.

Hiç sanmam.

O güven bir kere kırıldım mı bir daha zor.

Bizim mert ve delikanlı Maraşlımız

ailemizin içine sızmak için en zayıf halkayı seçmiş. Bak, bak, bak...

Kapat çeneni!

Ama sen de ona aşık oldun.

Bunu hiç hesaba katmamıştın değil mi Maraşlı?

Farkında mısın?

Bir anlaşma yapmak zorundayız.

Seninle anlaşacak durumum yok.

Öteceksin.

Bu saldırıyı kim düzenledi? Bana bir bir anlatacaksın.

O öyle kolay değil Maraşlı.

Önce kendimi güvence altına almam lazım.

Değil mi?

Ne düşünüyorsun?

-Mehmet İnce.

İstihbarattaki en iyi memurlardan biriydi.

Zeliş'in vurulduğu saldırıda esas hedef oydu.

Altı gün önce.

Yıllardır aradığımız birinin peşindeydi.

O artık ölü.

Bizimle çalışmayı kabul edersen bu saldırının faillerini bulmak istiyoruz.

Ama bu kağıdı imzalarsan da geri dönüşü olmayacağını bilmelisin.

Maraşlı ölmemiştir değil mi?

Cesetler morgda.

DNA testi yapılıyor.

Hah.

Alabildiniz mi izni?

Gerekli tüm yerlere başvurularımızı yaptık. En kısa zamanda çıkacağını umuyoruz.

Hapishaneden bir haber var mı, onları geri oraya yollamayacağız değil mi?

Yok başka bir hapishaneye sevk edecekler ama...

Ama...

Bakın sizinle açık konuşacağım.

Bu tür olaylar tekrarlanabiliyor yani başka bir hapishaneye de sevk edilseler

yani bu saldırıyı yapan kişi ya da kişiler peşini bırakmayacaklardır.

Ya Firuzan onları ölüme tek etmeyeceğiz değil mi, bunun bir çaresi, çözümü yok mu?

Savcıyla ve cezaevi müdürüyle konuşup özel hücreye alınması konusunda

elimden gelen her şeyi yaparım ama dediğim gibi bu adamların sağı solu belli olmaz.

Öldürecekler onu!

Dilşad bir sakin ol. -Öldürecekler!

Peki bunu kimin yaptırdığını bulamaz mıyız? Aziz'in bir sürü tanıdığı var.

Araya birilerini soksak...

-Elimden geleni yapacağım siz gönlünüzü ferah tutun.

Tamam, teşekkür ederiz.

Hala inanamıyorum ya.

Düştüğümüz şu duruma inanamıyorum.

Şuraya bak

hastane yatağına kelepçelenmiş yatıyoruz.

Daha birkaç saat önce

leş gibi hapishane tuvaletlerini temizlerken şişlendim resmen.

Bu da provasıymış.

Çok yakın zamanda öleceğim.

Benim bir oğlum var ya

bana, sana bir şey olursa ona kim bakacak baba?

Düşünme artık bunları.

Annesi var, halası var.

Canları gibi seviyorlar onu.

Öleceği zamanı bilmek insanı delirtir derler ya baba

beni delirten ne biliyor musun?

Pişmanlık...

İşim, işim diye debelendim gece-gündüz.

Oğlumun en önemli günlerini bile kaçırdım.

Sorsan, en sevdiğimi film ne? Onu bile bilmem.

En son neye en çok güldü? Onu da bilmem.

Üzme artık kendini.

Sen ne yaptıysan oğlun için yaptın, ona daha iyi bir gelecek hazırlamak için yaptın.

İleride bir gün o da anlayacaktır bunu.

Ve ben anladığını bile göremeyeceğim.

Hayat

pek çok pişmanlıkla dolu.

Baba sana bir şey soracağım.

Ömer'i gerçekten sen mi öldürdün?

Bu sessizliğini evet olarak mı kabul etmeliyim?

Haydi baba, söyle.

Savaş denen adam durup dururken musallat olmadı bize değil mi?

Ömer'i sen öldürdün değil mi?

Hayır.

Ben öldürmedim.

Necati öldürdü.

Ne!

Abim mi?

Neden?

Nasıl ya?

-Çocuklarım var benim daha çok küçükler.

Sadık!

Beni duymuyor musun?

Kimseler yok mu?

Duymuyor musun beni Sadık?

-Yardım edin!

Demek ondan öyle.

Durmadan içiyor.

Ayık olmaya tahammül edemiyor değil mi?

Kimsenin bilmesini istemedim.

Zaten çok eziyet çekti çocuk.

Bilirlerse daha beter olacaktı.

Daha ne kadar beter olabilir ki?

Adamın hayatı mahvoldu.

Alkolik, işe yaramaz birine dönüştü.

Ne yapsaydım oğlum?

Abini ihbar mı etseydim?

Hayır tabiki.

Bütün suçu üzerine alıp yıllarca sakladın.

Annemden bile...

Sevdiği adamı senin öldürdüğünü sanarak yaşadı, öldü değil mi?

Yapacak bir şey yok.

Sır saklamanın da bir bedeli var oğlum.

Doğru diyorsun.

Sır saklamanın da bedeli var.

Hepimiz o bedeli ödüyoruz işte.

Kadere bak be baba.

İki oğlun da katil oldu desene.

Abi kim biliyor burada olduğumuzu?

Kimse bilmiyor merak etmeyin.

Burası benim inziva evim.

Hatta uydudan bile yerimizi tespit edemezler.

O kadar gizli yani.

Keşke yurtdışına kaçmak yerine buraya gelseydik.

Ciciannen burada sıkılırdı bir tanem.

Merak etme onlar güvende. Firuzan ile Dilşad'a kimse bulaşmaz.

Ne bileyim ya...

Merak ediyorum onları.

Nasıllar acaba?

Bir telefon falan yok mu? Seslerini duysam en azından.

Bir tanem burada telefon çekmez.

Bu sayede güvendeyiz ya. Telefonu kullanırsan yerini herkes bulabilir.

Değil mi Maraşlı?

Nereden bileyim, ben bilişim uzmanı mıyım?

Onun için demedim. On parmağında on marifet, o da vardır sende.

Sen onu bırak da de bana

biz tam olarak neredeyiz?

Biz tam olarak Şile taraflarındayız.

Yo, Beylikdüzü de olabilir.

Sancaktepe de diyeibliriz. Nereden baktığına bağlı.

Nerede olduğumuzu söylemek istemiyor musun?

Nerede olduğumuzun ne önemi var bir tanem?

Abin yanında işte.

Ben yanındayken de kimse sana zarar veremez.

Tabi Maraşlı iyileşip gücünü toplayıncaya kadar.

Öyle onun yerini almak istiyormuşum gibi bir niyet anlaşılmasın.

Nasıl kurtulacağız biz bu belalardan?

Abim nasıl kurtulacak, babam nasıl kurtulacak?

Üzgünüm bir tanem.

Onların kurtulması çok mümkün görülmüyor.

Hayat böyle işte

işlediğimiz günahlar peşimizi bırakmıyorç

Öyle sırlar var ki

adamı mezara bile götürüyor.

Ben kendi babamın katiliyim.

Şimdi öğrendin mi gerçeği?

Ha, Maraşlı?

Ah!

Ah!

Ah!

Ah!

Ah!

Bazı sırlar Maraşlı

adamı mezara götürür.

Size afiyet olsun.

Gergin mi biraz?

Yani...

Gergin.

Bana bak, yoksa kahramanlık yapamadı diye mi öfkelendi?

Gerçi, haklı.

Kahramanlık yapmak da en çok Maraşlıya yakışıyor galiba.

Yüzleri tanınmayacak kadar kötü.

DNA testi için örnek alıp laboratuvara göndermişler.

Bence görmesen daha iyi.

Zaten bir şey anlayacağını sanmıyorum.

Test sonuçlarını bekleyelim.

O zaman her şey belli olur nasıl olsa.

Örtüyü aç.

Hilal, emin misin?

Çok kötü durumdalar.

Aç örtüyü!

Bunlar Maraşlı ve Nevzat değil.

Emin misin?

Yıllardır tanırım ikisini de boyları tutmuyor her şeyden önce.

Maraşlı ve Nevzat değil bunlar.

Saldırı için gelenler o zaman.

Evet.

Belli ki biri bizi oyalamak istedi.

Nevzat nerede?

Ne yaptın ona?

Güvenli bir yerde.

Kime göre güvenli, neye göre güvenli?

Bana bak

ona zarar verirsen seni boynunu kopartırım.

Anladın mı beni?

Mahur'un yanında öyle şeyler yapacağını hiç sanmam.

Sen hele bir kılına zarar ver

kim ne görecek, ne duyacak ne kadar umurumda oluyor görürsün.

Biliyorum hiç umursamayacağını.

O yüzden arkadaşın hala hayatta.

Ama o şom ağzını açıp Mahur'a tek kelime edersen

Nevzat ölür.

Sen nasıl bir kansızsın lan?

Ha?

İnsan kendi kardeşine

kendi ailesini ölüme terk eder mi?

Ha?

Karşılığında ne almış olursan ol, yapar mı lan bunu?

Neden bu kadar öfkelisin?

Maraşlı...

Sonuçta bana bir hayat borcun var.

Yalan mı?

Seni kurtarmasam o evde çoktan yanıp kül olmuştun.

Ulan o yangını çıkartan sensin zaten sıkma benim canımı!

Bana bak, yavaş konuş.

Mahur gerçekten duyacak.

Her şeyi anlatmak zorunda kalacağız.

Sevdiği adamın istihbaratçı olduğunu

ailemizin başına gelenlerin bütün

başına gelenlerden onun sorumlu olduğunu

Necati abisi söyleyince Mahur nasıl üzülecek.

Çok yazık.

Çok yazık çünkü bu sırrı daha ne kadar içimde tutabilirim bilmiyorum.

Ölmeme izin verebilirdin.

Beni o yangından çıkardın.

Ne istiyorsun benden?

Söyle!

Nerede kaldı bunlar?

Şimdi gelirler Necati Bey.

Sağ salim getireceklerdir kardeşinizi.

İnşallah.

Efendim.

Mehmet İnce ölmemiş.

Sen böyle mi iş yapıyorsun?

Eğer Mehmet İnci'nin nerede olduğunu 24 saat içinde öğrenmezsen

seni de kardeşini de öldürürüz.

Kahretsin.

Alo.

Mahur ile beraber Maraşlı ve Nevzat'ı da alın.

Ne istediğimi söylemek için daha erken.

Bence sen

bunu bir tatil gibi düşün.

Ha?

Dinlen, iyileş

gücü topla.

Çünkü sonra lazım olacak.

Benim şu hayatta öğrendiğim bir şey varsa

şantajın ve tehdidin

kimseye uzun ömür getirmediğidir.

Getirmeyecek zaten.

Hayatını seni çok sevdiğim için kurtardığımı sanmıyorsun herhalde?

Bana lazımsın Maraşlı.

İstediklerimi elde etmek için

bana lazımsın.

Bence bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz.

Nasıl yani?

Hangi fırsatı?

Yani karşımızda gelecek vaat eden bir ilişki var.

Evet, tamam biraz zor günlerden geçiyor olabiliriz.

ama madem buradayız

bence bu birkaç günlük tatili birbirimizi daha yakından tanımak için

harika bir fırsata çevirebiliriz.

Ha, Maraşlı?

Valla ben ikinizi de gayet iyi tanıyorum.

Öyle mi?

Ne dersin Maraşlı, Mahur haklı mı?

Sence bizi gerçekten iyi tanıyor mu?

İnsan tanımadığını nasıl sevecek?

Değil mi?

Doğru

doğru söylüyor.

Ben dışarıdayım.

Savaş Bey.

Gel Suat, gel.

Abime ulaşamıyorum.

Bu mutlu günümüzü ayrı geçiriyor olmamız hiç hoş değil.

Bilmeniz gereken bir durum var.

Necati'ye bir şey mi oldu?

Yok, yani abinizden haberim yok.

Ne o zaman Suat, ne?

Maraşlı ölmemiş olabilir.

Ne söylediğinin farkında mısın Suat?

Bak, bu senin hayatına mal olabilir.

Şimdi çok dikkatli ol ve devam et.

Polis evden iki ceset çıkarmış

ikisi de erkek.

Mahur.

Mahur yok, diğer iki cesedin testi yapılmamış.

Eğer Mahur oradan çıkmışsa Maraşlı ile adamı da çıkmış olabilir.

Nasıl çıkacaklar Suat?

Adam yaralıydı, dört taraftan ateş altına alındı.

Nasıl çıkacaklar?

Bilmiyorum Savaş Bey, araştırıyorum. -Araştırıyorsun.

Biz gittikten sonra birileri onları oradan çıkartmış olabilir.

Belki de cesetlerini çıkarmışlardır.

O yangından sağ çıkma şansları yok çünkü.

Kim çıkaracak ki Suat?

Kim biliyordu ki bizden başka orada olduklarını?

Kimse.

Sadece Necati Bey.

Git Suat.

Bizim hemen Necati Türel'i bulmamız lazım.

Eve, hastaneye, her yere baktırıyorum.

Ama Necati'yi almak her şeyi riske atabilir.

Savunmaya geçen bir Necati daha tedbirli

daha acımasız olacaktır.

Almalıyız demedim bulmalıyız dedim.

Nevzat ve Maraşlı hala onun elinde olabilir, farkında mısın?

Savaş'ın almadığı ne malum.

Savaş böyle planlar yapacak birisi değil.

Üstelik Mahur Türel de ortalıklarda yok.

Savaş, Nevzat ve Maraşlıyı almak istese neden evi yaksın?

Görmedin mi çatışma izlerini?

Necati zaaf gösterdi diyorsun yani.

Hayır, zaaf göstermek değil başka bir şeyin peşinde.

Önemli olan bunlar değil, bizim acilen Nevzat ve Maraşlıyı bulmamız lazım.

İkisini de geride bırakamayız.

Hilal

Maraşlı eski eşin olduğu için mi bu kadar önemli?

Hayır Kemal, işini iyi yaptığı için önemli.

Var mı bir haber?

Evet, evet. Başka bir hapishaneye sevk edileceksiniz.

Ama hücre için henüz bir cevap alamadık.

Yahu yok mu birileri? Araya sokun bir şey yapın.

Öldürecekler bizi diyorum.

İlhan Bey lütfen sakin olun ve güvenin bana lütfen.

Sizin güvenliğini için elimden gelen her şeyi yapıyorum, gerçekten.

Avukat bey sizi dışarı alalım lütfen.

Buyurun doktor bey.

Aziz Bey nasılsınız?

Herhangi bir ağrınız, öksürük ya da göğsünüzde biz sızlama var mı?

Yok çok şükür, daha iyiyim.

Güzel, tahlil sonuçlarınız da normal görünüyor.

İlhan Bey bakalım siz ne durumdasınız?

Neyse ki yaranız çok derin değil, herhangi bir enfeksiyon da görülmüyor.

Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Pek iyi hissetmiyorum aslında.

Böyle sanki

birileri içimde bir şey kazıyormuş gibi doktor bey.

Böyle dibine dibine.

Merak etmeyin, normal bunlar.

Çıkmadan önce size bir ağrı kesici yaparız bütün gece mışıl mışıl uyursunuz.

Doktor bey bir de başım dönüyor sanki.

Tuhaf sesler duyuyorum, düşerken başımı falan vurmuş olmayayım.

Beyin kanaması falan olmasın, müşahede altında tutmayacak mısınız?

Gerekli tüm tetkikler yapıldı. Hiçbir sorun görünmüyor İlhan Bey.

Bu şikayetleriniz yaşadığınız streslerden dolayı olablir.

Olabilir, olmayabilir de.

Psikiyatriye sevk etseniz, yaşadıklarım geride bir travma bıraksın istemem.

Hayatta en korktuğum şey akıl sağlığımı kaybetmek doktor bey.

Tabi.

Korkacağımız bir o kaldı zaten.

Merak etmeyin İlhan Bey, hapishanede görevli psikolog arkadaşlarımız sizi takip edeceklerdir.

Herhangi bir sorun yaşadığınızda onlarla görüşebilirsiniz.

Doktor bey aslında-- -İlhan tamam.

Aziz Beyin tetkikleri temiz, rutin kontrollerin yapılmasında fayda var.

İlhan Beyin durumu gayet iyi. İç organları hasar görmemiş.

Dikiş atıldı, herhangi bir kanama ve enfeksiyon da görülmüyor.

Revirde pansuman yapılması yeterli olur.

Tamamdır doktor bey, yani çıkmamızda bir sakınca yok değil mi?

Evet çıkabilirsiniz, bir de İlhan Beyin psikoloğa görünmesinde fayda var.

Akıl sağlığını kaybetmesini hiçbirimiz istemeyiz.

Ben epikriz raporunu size yollattırırım.

Peki doktor bey. - Tekrar geçmiş olsun.

İyi günler.

Ya bakın bey efendi.

Bir kere daha söylüyorum, eşinizi acilen ameliyata almamız gerekiyor.

Yoksa hayatı tehlikeye girecek.

Daha önceden de oldu bir iğne yapıp yollamıştınız. Şimdi ameliyat falan karıştırma doktor.

İğne yapın gidelim haydı.

Bakın beyefendi. -Başlatma beyefendine hadi, yürü!

Ya yeter ya, yeter! Ablamı öldürmeye kalktığın yetmedi bir de utanmadan yaşamaması için uğraşıyorsun!

Senin yüzünden bu halde! Doktor bey ne olur siz ona bakmayın.

Ablam ölecek ne olur bir şeyler yapın, ne olur!

Senin dilin çok uzadı Seher, senin o dilini var ya...

Seni var ya, senin o dilini kopartırım! -Ah!

Kopartırım o dilini!

Beyefendi ne yapıyorsunuz? Beyefendi---

-Kimse yok mu? Beyefendi, beyefendi!

-Polis çağırın, kimse yok mu?

-Kimse yok mu mu?

Ne oluyor?

Siz burada kalın, sakın bir yere kıpırdamayın.

-İmdat! -Kapışmayın, bırak elindekini, bırak!

Karın çok hastaymış, doktoru bırak işini yapsın.

Ben diyeceğimi dedim. Ameliyat falan istemiyoruz.

Bak, ameliyat olmazsa karın her an ölebilir.

Kes sesini, keserim o gırtlağını!

Bak, karın ameliyat olmazsa ölecekmiş. Bırak doktoru!

Ya ne olur bırak, Yardım edin ne olur. Ablam ölecek ne olur.

Bak kardeşim, ben bu hastanenin müdürüyüm.

Tamam senin dediğini yapalım iğnesini olsun. Ama iyileşmezse ameliyat olacak tamam mı?

İyileşir lan, iyileşir iğneyle.

Sen iyileşir diyorsan iyileşir. Eğer iyi olursa ameliyat falan olmayacak.

Tamam mı kardeşim? Sakin ol.

Ne?

Kaçabiliriz.

Manyak mısın lan sen?

Yakalanırsak...

Yakalanırsak ne baba, hapse mi düşeriz?

Ya da biz kaçarken vurup, öldürürler mi bizi?

Zaten olacak olan, o.

En azından böyle bir şansımız olur.

Ayrıca daha iyi bir seçenek varsa söyle.

Ben de öyle düşünmüştüm.

Hadi.

-Bak istediğin de oluyor işte. Hadi bırak artık ne olur ya, yalvarırım bırak.

Hadi bırak dedim elindekini, bak

her şey daha kötüye gitmeden elindekini sakince yere bırak kardeşim, haydi.

Önce iğneyi yapın.

Yaklaşmayın sakın!

Tamam, tamam kimse yaklaşmıyor.

Baba, şimdi dediğimde koşacağız tamam m?

Şimdi!

Baba, buradan.

Tamam bak oldu istediğin. Şimdi elindekini yavaşça yere bırakıyorsun.

Kimseye bir şey olmuyor haydi.

Bırak, hadi git, git!

Alın arkadaşı.

Abla, abla...

İlhan.

Oğlum, dur.

Yakalanırsak bir de bunun için ceza yiyeceğiz.

Yakalanırsak zaten bittik baba. Müebbet verirler bize.

Üç-beş yıl daha alsak ne olur sanki.

İyi misin?

Hadi.

Hadi gidiyo---

Nerede bunlar?

Kaçmışlar, koş. Koş, koş!

Oğlum

oğlum kanaman var.

Dönelim.

Başımıza iş açacağız.

Başımıza daha ne iş alacağız baba?

Tuvalet temizlerken öleceğime kaçarken ölürüm daha iyi.

Yürü. -Hadi koş.

Dönüş yok buradan.

Dayan oğlum.

Dayan.

Dayan...

Dayan oğlum...

Ah!

-Pardon.

Pardon, bakar mısınız?

Siz cezaevinden gelen hastalar değil misiniz?

Baba, koş.

Durun!

Hadi hanımefendi, hadi hanımefendi. -Aa, ne oluyor?

Hadi biraz çabuk.

Hadi, hadi. Bas bas.

-Ne oluyor ya? Soru sorma, hayatımız tehlikede yürü!

Çok para vereceğiz, gazla.

Mahkumlar kaçıyor.

Bir ayda ne kazanıyorsan daha fazlasını vereceğiz, hadi koş.

Durun!

-Tüm birimlerin dikkatine!

İlkyardım Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde müşahede altında bulunan İlhan Ve Aziz Türel

hastaneden kaçtı. İlhan Ve Aziz Türel hastaneden kaçtı.

Ne yapacağız bu koca evde bir başııza anne?

Valla ben hiçbir şey anlamadım. Ne oldu, ne bitti?

Bu uyuşturucu meselesi ne?

Aziz Bey hiç öyle bir şey yapar mı?

Aklım almıyor.

Necati Bey de kayıp.

Arıyorum, açmıyor.

Ya dönmezlerse?

Bu ev de giderse ne yaparız?

Sokakta mı kalırız?

Baban, olmazsa toplarız pılıyı prıtıyı gideriz diyor, memlekete.

Ne diyorsun anne sen?

E, adam haklı kızım.

Ne yapacağız biz burada? Koskoca ev.

Bizim gücümüz yeter mi? Atların yemini alamayız valla.

Ben hiçbir yere gitmem.

Ne yapacaksın, burada mı kalacaksın?

Kalırım.

Dönerler belki, ha?

O, biraz zor.

Aziz Bey de İlhan Bey de hapiste.

Hem çıksalar bile yargılanmaları, aklanmaları çok uzun sürer diyormuş avukat.

Behiye.

Hay Allah'ım... Behiye.

Behiye!

Kızım, iyi misin?

Değilim anne.

iyi değilim.

Necati Bey'i bir daha göremeyecek miyim ben şimdi?

Kızım, görsen ne olacak?

Boş hayaller kurup duruyorsun.

Yazık değil mi sana?

Uyan artık bu rüyadan.

Uyanmak istemiyorum.

Rüya da olsa güzeldi.

Benim mutlu olmaya hakkım yok mu anne?

Var

var ama böyle değil.

Davul bile dengi dengine.

Bak, filler tepişti. Olan çimenlere oldu.

Sana yazık değil mi kızım?

Bak hlaimize.

Siz ne suç işlediniz?

Biz suç falan işlemedik.

Jandarma niye düştü arkamıza.

Birine benzettiler herhalde.

Çevirme var ileride.

Sağa dön, sağa dön, çabuk!

Abi yakacaksınız beni de ya!

Dön sağa!

Eyvah, fark ettiler. Bas-bas!

Polis de mi peşimizde?

Atlat şunları, istediğin kadar para vereceğim.

Ara sokaklara gir, ara sokaklara gir.

Sağa gir, sağa gir.

Böyle kaçamayız, bir yere saklanmamız lazım.

Yol kapalı.

Allah kahretsin!

Baba, polis geldi, durdu.

Baba, buraya doğru geliyor.

Devam et.

Geliyor mu?

Geliyor mu?

Yok kimse.

Sola dön, sola dön!

Abi dönemem orası ters yön. -Ne diyorsam yap, dön!

Elin hafiftir inşallah.

Sanmıyorum.

Biraz acıyacak canın.

Ne yapsak, abini mi çağırsak?

Off!

Ah!

Ay!

Ah!

Seni böyle

kızgın görmeye bayılıyorum.

Özellikle de bana kızdığında.

Öyle mi?

Öyle.

Sen de pek kızılmayacak bir adam değilsin ama.

Nedenmiş o, ne demek?

İşte bir yolunu bulup kızdırırsın sen beni.

Potansiyel var sende.

Kimsenin sözünü dinlemiyorsun hep bildiğini okuyorsun ya.

E öyle yapmasam ben, ben olmam değil mi?

Sen, sen olmazsın ama sen olduğunda da başın beladan kurtulmuyor ki.

Evet

belayı çeken bir tarafım var.

Kabul ediyorum.

Benim de başıma bela olduğuna göre

benim de böyle bir yapım var.

Ah!

Sana niye aşık olduğumu buldum.

Çok ortak yönümüz var.

Abi.

Ne haber kardeşim?

Hiç iyi değilim.

Maraşlı yaşıyor olabilir.

Emin misin?

Değilim, araştırıyoruz.

Ama Mahur'un cesedine ulaşamadılar.

Bu da demek oluyor ki Maraşlı da kurtulmuş olabilir.

Zekice.

Teşekkür ederim.

Neredesin sen?

Abi.

Yerimi söyleyemem şimdi.

Sen güvende olduğumu bil yeter.

Anlamadım.

Sen benden de mi saklanıyorsun?

Hayır tabiki.

Sadece halletmem gereken başka bir işim var.

Benden gizli...

Evet, senden gizli.

Abi ne olur bana onları kurtarmadığını söyle.

Ha?

Ne olur bana böyle bir şey yapmadım de.

Savaş bak, söyledim. Bilmediğin bazı şeyler var.

Anlat o zaman anlat.

Anlatamam, anlatırsam silahını da alır buraya gelirsin. Mahur'u da Maraşlıyı da öldürürsün.

Maraşlı mı?

Abi sen ne yaptın?

Bak, ben verdiğimiz karardan vazgeçmiş değilim tamam mı?

Sadece planlarda ufak bir değişiklik yaptım, o kadar.

Biliyorum şuan bana çok kızıyorsun

hatta şuanda o odayı dağıtmaya hazırlanıyorsun.

Ama sana söz veriyorum sana her şeyi anlattığımda bana hak vereceksin.

Böyle bir şeyi nasıl yaparsın?

Beni kandırdın demek, ha?

Beni kandırdın.

Mahur'un kurtulmasını sağladın, ha?

Sana zaafın var demiştim.

Yok öyle bir şey.

Biz yıllardır bugünün hayalini kurmadık mı abi? Biz seninle intikam yemini etmedik mi?

Dediklerimin hepsi doğru, inan bana.

Ben senin abinim.

Sen de benim küçük kardeşim.

Tıpkı senin gibi beni de babamdan ayırdılar.

Ama bilmedikleri bir şey var. Ben bütün gerçeği öğrendim.

Onlardan bunu intikamını nasıl almalıyım diye çok düşündüm.

Tabi önce seni bulmalıydım.

Sonunda buldum da.

Ee...

Konuşmayacak mısın benimle?

-Bak.

Anlıyorum.

Annen kafayı yedi

sen yetimhaneden kaçtın.

Sonra başına gelmeyen kalmadı

şimdi de adamın biri çıkmış ben senin abinim diyor.

Haklısın.

Ama sen de öğrenince anlayacaksın ki tek gerçek bu.

Bunu böylece kabullenip

seni bu hale düşürenlerden intikam almak istemez misin?

Anneni o hale getirenlerden

intikam almak istemez misin Savaş?

İsterim.

Efendim.

İsterim.

Güzel.

O zaman sana nasıl bir intikam tasarladığımı anlatmanın vakti çoktan gelmiş demektir.

Yalnız önce bir şey eksik, onu tamamlamamız gerekiyor.

Neymiş?

Şöyle kocaman bir sarılalım da

sende benim seni bir daha hiç yalnız bırakmayacağımı anla, ha?

-Evet birlikte intikam yemini ettik.

Bize bunları yaşatan Türellerden hesap soracağız dedik.

Amacımıza da ulaştık.

Sonuç...

Sonuç, sonucu görmüyor musun? Darmadağın oldular işte.

Hepsini gebertelim istiyorsun.

Bak, çünkü onlar babama aynı şeyi yaptılar.

Onu yıllarca cezaevinde süründürüp sonra da öldürdüler.

Evet, haklısın.

Haklısın ama intikam kadar önemli başka bazı meseleler de var Savaş.

Şimdilik sadece bu kadarını bil yeter.

Yetmez.

Yetmez.

Bana senden başka kimsem yok demiştin.

Ama Mahur'u bana da intikamımıza da tercih ettin.

Saçmalama Savaş, bütün bu olanların Mahur ile hiçbir ilgisi yok. Neden anlamıyorsun?

Bak, kendine bile itiraf edemiyorsun.

Maraşlı da yaşıyor, ha?

Kız kardeşin sevgili acısı çekmesin diye mi kurtardın onu da?

Yaşıyor denebilirse tabi.

İstediğim zaman ölü olablilir.

Niyeyse sana hiç inanamıyorum.

Neredesin? Yerine söyle, yanına geleyim.

Ne demek sana inanmıyorum? Ben senin abinim.

Yok, sen artık eski Necati değilsin.

Bana yalan söyledin.

Bak şimdi, sen biraz sakinleş

ben seni tekrar arayacağım.

Konuşacağız, tamam mı?

Sakinleş mi?

Savaş Bey sakin olun.

Biz yıllarca bugünün hayalini kurduk Suat.

Beni kandırmış.

Gidip onları kurtarmış.

İnanabiliyor musun?

Ne yapmamızı istersiniz Savaş Bey?

Kendi intikamımı

kendim alacağım.

Hepsini öldüreceğim.

Gerekirse abimi de.

Ayağa kalkabilecek misin?

Biraz yürümek sana da iyi gelir, ha enişte?

Enişte mi?

Yok artık abi.

İyi gelir de

Mahur burada yalnızken mi?

Ne olacak canım, kimse bilmiyor zaten burayı değil mi?

Gidin siz, gezin biraz.

Fazla uzaklaşmayız zaten.

Hem etrafı da şöyle bir kolaçan etmiş oluruz.

Olur.

Olur.

Görüşürüz güzellik. -Dikkat edin.

Elime tüfeği verdin

amacın ne?

Bir amacım yok.

İkimizde yan yana yürüyoruz

elimizde tüfek var

ama sen çekip bana bir tane sıkamıyorsun.

Bu çaresizliği bir deneyimle istedim.

Öyle mi dersin?

Yapma Maraşlı.

O tetiği çekersen hem Mahur'u hem Nevzat'ı kaybedersin.

Yorma beni boşuna.

Hilal'i ara.

Hilal kim?

Bak ne diyeceğim

artık birbirimizden sır saklamayalım olur mu?

Biz seninle akraba sayılırız.

Ne yapacaksın Hilal'i?

Bak Maraşlı, buradan kurtulmanın tek yolu Hilal.

Söyleyeyim ben sana.

Eğer o numarayı çevirmezsen ne sorularının cevabını alabilrsin

ne de buradan sağ çıkabilirsiniz.

Çevir numarayı.

Efendim.

Alo, istihbaratçı Hilal Hanım ile mi görüşüyorum?

-Bendeniz Necati Türel, Hilal Hanım. Uzun zamandır peşinde olduğunuz kötü adam.

Ne istiyorsun?

-Ne isteyeceğim? Sizinle tanışmak.

Aslında bunu uzun zamandan beridir istiyordum ama

itiraf edin Hilal Hanım siz de sürekli peşimdesiniz fakat

cesaret edip bir türlü bana açılamadınız yalan mı?

Şu ağzını burnunu toparla. Sokmayayım gırtlağına şu silahı.

Maraşlı mı o? Yanında mı? Neredesiniz?

Sakin, Hilal Hanım sakin. Hepsini öğreneceksiniz.

Ne istiyorsun? Söyle!

Ne isteyeceğim? Sizinle tanışmak, yüz yüze görüşmek

elbette ki yanınızda adamlarınız ve o çeşitli teknolojik dinleme aletleriniz olmadan.

Ha bu arada, Mahur ile Nevzat da elimde.

Eğer benimle yüz yüze konuşmayı kabul ederseniz belki yaşamak için bir şansları olabilir.

Durum çok kötü Hilal Hanım

yani size şöyle tarif edeyim

Maraşlı karşımda elinde bir tüfekle duruyor ve çekip bana sıkamıyor.

Sesini duymam lazım.

Az önce duydunuz.

Yine de rica edeyim bir merhaba desin.

Dinleme bu manyağı Hilal, gelme sakın.

-İlahi Maraşlı, hep kahramanlık peşinde değil mi?

Yalnız bu sefer durum fena Hilal Hanım.

Kötü kısılmış durumda. Çaktırmadan söyleyeyim

tüfeği de boş.

Korktuğum için değil boş olduğunu bildiğim için sıkmadım zaten.

Dediğim gibi

eğer benimle görüşmeyi kabul ederseniz dediğim şartlara uyarsanız

eski eşiniz yaşar.

Ha, umurunuzda mı bilmiyorum ama Mahur da yaşar.

Ne istiyorsun? Söyle.

Gelmeniz gerektiği zaman size konum atacağım. Bu konuşmayı şimdilik aramızda kalacak diye düşünüyorum.

Bunu bir test gibi düşünelim.

Geldiğinizde beni ne kadar anladığınızı göreceğm.

E, hadi eve dönelim.

Dikişlerini patlatmanı istemem.

Ne istiyorsun sen benden?

Ha?

Planın ne senin?

Benim de kendime göre birtakım planlarım var Maraşlı.

Eski eşin gelince öğrenirsin.

Gelmeyecek.

Gelecek.

Gelecek.

Senin için gelecek.

Kadınlara ne yapıyorsun? Bilmiyorum.

Ama senden vazgeçemiyorlar Maraşlı.

Saçma sapan konuşma.

Hilal'in kim olduğunu biliyorsun.

Buraya tek başına gelmeyeceğini de.

Daha iyi işte

Mahur ile kurtulursunuz.

Bir dakika, bir dakika.

Sen Mahur gerçekleri öğrenecek diye mi korkuyorsun?

Kendi hayatımı kurtardım diye sevinmiyorsun

Mahur gerçekleri öğrenecek diye korkuyorsun.

Vay be...

Ne aşk ama...

Helal olsun.

Oradan bakınca ölümden korkan birine mi benziyorum?

Yok

hiç benzemiyorsun.

Hatta buradan bakınca göründüğünden daha zeki birine benziyorsun.

Gölge oyunu bilir misin Maraşlı?

Ha?

Hani şu Hacivat-Karagöz falan

bilirsin işte.

Bizim aileyi öyle düşün. Yıllarca perdede suret şeklinde yaşadılar.

Ama ne perdeye vuran ışığın nereden geldiğini önemsediler

ne de onları oynatan sopayı kimin tuttuğuna.

Yıllarca onlar kukla gibi oynatan bendim.

Ama işte her gösterinin de bir sonu var.

Benimkinin sonuna da hızla yaklaşıyoruz Maraşlı.

Yani ben

Necati Türel

ne yaptığımı

kim olduğumu çok iyi biliyorum.

Peki ya sen?

Maraşlı Celal Kün

sen biliyor musun kim olduğunu?

Sen şimdi

perdedeki suretin misin

yoksa kendini taklit eden sen misin?

Ne dersin?

Ben olduğum gibiyim.

Manyak olan sensin.

Polis almıştır bizim plakayı.

peşimizi bırakmaz.

Hava kararana kadar saklanacağımız sote bir yer bulmamız lazım.

Hayatımız kararmış hava kararsa ne olur ki?

Zorla kaçırdılar beni dersin yırtarsın, sana bir şey olmaz.

Devam et sen.

Kenara çek.

Ne oldu oğlum?

Kenara çek!

Durursak yakalanırız.

Paranı almak istiyor musun, istemiyor musun?

Çek kenara.

Camı aç oğlum.

Sakın kusma.

Nefes al oğlum, nefes al.

Geçti, tamam oğlum.

Dur!

Dur!

Tamam oğlum, tamam.

Nefes al.

Nefes alamıyorum baba.

Tamam, panik atak.

Aç göğsünü.

Tamam, geçti.

Geçti, nefes al.

Baba öleceğiz, öldürecekler bizi.

Hayır, ölmeyeceğiz.

Hiç merak etme sen. Bir daha dönmeyeceğiz oraya.

Tamam, tamam oğlum.

Sakin ol, tamam.

Tamam oğlum, tamam.

Ne kadar garip...

Abimi yeni tanıyor gibiyim sanki.

Çok yakın değildiniz sanıyordum.

Değildik, evet.

Annemin ölümünden sonra daha çok abi-kardeş gibi olduk.

Ondan önce aynı evde yaşamamıza rağmen günlerce görmediğim olurdu onu.

Niyeymiş o?

Genelde odasına kapanırdı.

Okurdu, içerdi. Bütün hayatı buydu.

Demek ki bütün hayatı bu değilmiş.

Nasıl yani?

Evden bahsediyorum ya, Mahur.

Sizden başka bir yerde böyle bir düzen kurmuş ya.

Onu diyorum.

Doğru.

Yani zaten adamlarının olması

gelip bizi o yangından çıkartması baya bir şaşırttı beni.

Bu da onu hiç tanımadığımı gösterir.

Mahur

ben senden bir şey isteyeceğim.

Tamam.

Bana güveniyorsun değil mi?

Güveniyorum tabi ki Celal.

Senin hayatını tehlikeye atacak bir duruma sokmam seni, bunu da biliyorsun.

Ne oluyor?

Bak

soru sormaman lazım bana güvenmen gerek.

Buradan çıkmamız lazım Mahur.

Neden?

Öyle, en güvenlisi bu çünkü tamam mı?

Haydi, yavaş yavaş...

En güvenli durum bu ne demek, ne oluyor, tehlikede miyiz, adamlar mı buldu bizi?

Hayır, kimsenin bizi bulduğu yok.

Bak, belki de hiç kaybolmadık biz ortalıktan.

Belki de nerede bulacaklarını hep biliyorlardı.

Celal, anlamıyorum. -Çünkü anlatamıyorum.

Anladın mı?

Güven bana haydi, yolda anlatacağım her şeyi haydi.

Tamam abime haber verelim, gidelim hemen.

Hayır hayır. O güvende burada, merak etme emniyette o.

Nasıl yani emin misin? -Eminim güzelim, inan bana haydi.

Sen yürüyebilecek misin ki? Cadde çok uzakta olabilir.

Yürürüm, yürürüm haydi.

Haydi.

Gel.

Gel benim güzelim.

Emin misin Celal? -Eminim bir tanem, gel.

Celal

ya ne saklıyorsun sen benden?

Bir şey saklamıyorum, bir araba bulalım konuşacağız, gel.

Hayır, dur şimdi konuşacağız.

Ne oluyor sana?

Niye bu kadar gerginsin? Geldiğimizden beri gerginsin, görüyorum ben.

Benim güzelim, ailen gırtlağına kadar suça batmış durumda

ben ölüp ölüp diriliyorum, yemediğim darbe kalmadı.

Senin sergi basılıyor, esir alıyorlar seni. Ben gerilmeyeyim kim gerilsin?

Ya tamam da güvendeyiz işte burada, dağ başındayız.

İnsan yalnız olduğu yerde güvende olmaz

güvendeyim sanır.

Senin güvenli yerin, benim yanım. Haydi.

Sen Necati abime mi güvenmiyorsun? -Ya Mahur!

-Aynen öyle Mahur.

Abi.

Bana güvenmiyorsun değil mi Maraşlı?

Çünkü benim gibi işe yaramaz, alkolik birinin sizi koruyabileceğine inanmıyorsun.

Abi, yok öyle bir şey.

Söyle, söyle çekinme.

Yok öyle bir şey.

Kendimi güvende hissetmedim o yüzden.

Halbuki güvendesiniz

ben uyumuyorum.

Nöbetteyim.

Üstelik silahım dolu ayrıca atış da yapabiliyorum.

Göstereyim mi?

Abi ne yapıyorsun?

Yok bir şey prenses

sadece Maraşlı ile biraz güven tazeliyoruz.

Değil mi Maraşlı?

Yani siz huzur içinde uyuyun diye

ben evin etrafındaki düşmanlara aman vermemek için tetikteyim.

İstiyorum ki Maraşlı da buna ikna olsun.

Ee...

İkna oldun mu Maraşlı?

Oldum.

Güzel.

Hadi o zaman

eve girelim.

Bu sessiz ve karanlık ormanda bizi hangi tehlikelerin beklediğini bilemeyiz değil mi?

Uyudu mu?

Uyudu ama burada kalamayız artık Firuzan.

Çocuk perişan oldu.

Haklı.

Avukatla konuşalım bari mahkeme sonuçlanana kadar eve geçelim.

Ya eve geçemiyorsak da başka bir yer bulalım, orada kalalım.

Otel odasında ne kadar daha kalmaya devam edebiliriz?

Dur.

Aziz yurt dışında bir hesabı olduğundan söz etmişti, onu kullanabiliriz.

Bize söylerler mi?

Niye söylemesinler canım? Onlar hapiste diye biz de mi dışarıda hapis hayatı yaşayacağız?

Ne bileyim Firuzan ya aklım karıştı. Doğru düşünemiyorum artık.

Sen düşünme zaten Dilşadcığım

sen onu Ozan hatasına düşmeden önce düşünecektin. Artık çok geç.

Lütfen bunları konuşmayalım artık.

Hem dinleniyor da olabiliriz.

Onun için de artık çok geç Dilşadcığım.

Of!

Aziz değil mi o?

Açsana şunun sesini.

Birkaç gün önce uyuşturucu ticareti ve çete kurma suçlarından tutuklanan

Aziz Türel ve oğlu İlhan Türel bugün tedavi gördükleri hastaneden kaçarak

kayıplara karıştı.

Tutuldukları koğuşta çıkan bir kavgada yaralandığı bildirilen Aziz ve İlhan Türel'in

tedavi gördükleri hastaneden nasıl ve kimin yardımıyla kaçtıkları araştırılıyor.

Polis ekipleri soruşturmanın devam ettiğini

kaçak mahkumları bulmak için şehrin giriş ve çıkışlarının kontrol altına alındığını bildirdi.

Bilindiği üzere Aziz ve İlhan Türel'in sahibi oldukları havayolu şirketine

düzenlenen baskında kilolarca uyuşturucu yurtdışına çıkarılmak üzere

uçaklara yerleştirilirken yakalanmıştı.

Kaçmışlar.

Bittik!

İşte şimdi gerçekten bittik.

-Açın kapıyı, polis!

Firuzan!

Dur, dur sen burada bekle.

Ben açarım.

İyi akşamlar Firuzan Hanım kusura bakmayın rahatsız ettik

ama eşiniz Aziz Türel ile oğlu tutulduğu hastaneden kaçmış.

Evet biliyoruz ama bizim olayla bir ilgimiz yok.

Ona soruşturma sonu karar vereceğiz.

Sadece otelin takipte olduğunu bilin istedik.

Eğer sizinle iletişime geçmeye kalkışırlarsa hemen bize bildirin.

Lobiyi arayarak bilgi verebilirsiniz.

Tabi merak etmeyin. Bizi ararlarsa ya da başka türlü iletişime geçerlerse size mutlaka haber veririz.

isterseniz içeri bakabilirsiniz ama burada değiller.

Biliyoruz burada olmadıklarını.

İyi akşamlar.

İyi akşamlar memur bey.

Ne yapacağız şimdi?

Yapabileceğimiz bir şey yok. Aramalarını bekleyeceğiz.

Ararlar mı?

Umarım ararlar.

Yoksa gerçekten öldürtecekler kendilerini.

Allah'ım sen yardım et.

Burada, köşede duracağız.

Bekle burada biraz.

Baba ben de geleyim.

Bekle dediysem bekle oğlum.

Sağ olasın.

Bunu hiç unutmayacağım.

Ne oldu baba?

Bir şey olduğu yok.

Acıktık değil mi?

Hadi bir iki lokma bir şey yiyelim.

Sahile doğru gidelim.

Baba önce şu kıyafetlerden bir kurtulalım.

Doğru söylüyorsun.

Devam edelim biz.

Sen yemeğini ye, geliyorum ben.

Alo.

Hah! Geri dönebildin nihayet.

Kusura bakmayın Aziz Bey görmemişim, seferdeydim.

Siz iyi misiniz?

Her yerde haberiniz dönüyor.

İyiyiz, iyiyiz. Tekne hazır mı?

Sabaha hazır edebilirim.

Tamam.

Siz nerede kalıyorsunuz?

-Hiçbir yerde.

Bir yerde de kalabileceğimiz yok.

Etraf polis kaynıyor.

Sen tekneyi açık bırak. Biz gece girer yatarız.

-Sabah da ilk ışıkla açılırız.

Tamam ama sahil güvenlik teyakkuzdadır. Bilginiz olsun.

Sen bir şekilde halledersin.

-Merak etmeyin Aziz Bey halledeceğim.

Sağ ol İlker.

Oh!

Ne diyor?

Problem yok, tekne hazır.

Baba, Dilşad ile Firuzan'a haber vermemiz lazım.

Onları bırakamayız.

Bırakmak zorundayız.

Baba, ne diyorsun?

Başka çaremiz yok.

Polis onları çoktan takibe almıştır.

Telefonları dinleniyordur, kaldıkları otel gözetleniyordur.

Onlarla iletişime geçtiğimiz anda yakalanırız.

Ne yapacağız, bırakacak mıyız öylece?

Oğuz ne olacak?

Merak etme, biz yurt dışına çıkalım ilk iş onları da yanımıza alırız merak etme.

Ben de geride kimseyi bırakmak istemiyorum.

Geceyi nerede geçireceğiz? Otele falan da gidemeyiz.

İlker tekneyi bizim için açık bırakacak.

Şimdi gidip yatacağız orada.

Sabah a ilk ışıkla yola çıkacağız.

Şu halimize bak

resmen kaçağız.

Artık olan oldu, oğlum.

Yakamızı nasıl sıyıracağız, ona bakacağız.

Mahur!

Mahur!

Mahur!

Mahur!

-Celal!

Neredesin benim güzelim?

Ne yaptın?

Abimle yürüyüşe çıktık.

Abin...

Abin burada mı?

Nerede?

Celal.

He benim güzelim.

Sana bir şey mi yaptı yoksa?

Sana bir şey söylemem lazım.

Söyle.

Beni...

Seni, ne?

Geceleri en sevdiğim şeyin geyik avlamak olduğunu söylemiştim değil mi Maraşlı?

Kusura bakma.

Mahur!

Ah!

Of!

Ah!

Ah!

Günaydın abi.

Ay! Günaydın abisinin güzeli.

Nasıl, rahat uyudun mu?

Uyudum, uyudum bayılmışım baya.

Normal canım, o kadar şey atlattınız.

Maraşlı kalkmadı mı daha?

Yok, uyuyor hala.

Pek uyuyamadı da gece.

Tedirgin, gereksiz yere tedirgin.

Mesleğinden kaynaklı herhalde.

Evet, bunu söylemiştim.

Burada güvendesiniz.

Yani o kadar tedirgin olacak bir durum yok bana sorarsan.

Hah!

Necati Abi'nin aslında meşhur limonatası diyelim.

Necati Abimin meşhur limonatası.

Sen ve limonata(!)

Baya güzel bir şey bu.

Afiyet olsun.

Bakalım daha neler göreceğiz.

Abi.

Mahur!

Mahur!

Mahur!

Günaydın.

Mahur!

Mahur!

Mahur!

Mahur!

Mahur!

Ne yaptın lan kıza?

Bir şeyi yok Maraşlı. Gayet iyi, sadece uyuyor.

Niye yaptın bunu?

Farkında mısın bilmiyorum ama birazdan Hilal gelecek.

Mahur'un istihbaratta çalıştığını öğrenmesini istemezsin diye düşündüm.

Bir şey yok sadece uyuyor.

Korkma, rahat ol.

Çok da güzel uyur.

Ah!

İlker!

İlker niye kalkmadın daha?

Bir süre benim misafirim olacaksınız.

İçeride olmaktan iyidir değil mi?

Sizin hapishaneden kaçtığınıza inanamıyorum. İnanılmaz bir şey.

Cezaevinden kaçmak nedir?

İnsanlar yıllarca uğraşıyorlar bunu başarmak için.

Bir şey söylesene Suat.

Valla Savaş Bey bilseydik bu arkadaşlarla daha önce ortaklık yapardık.

Hapishaneden kaçmak bizim alemde nam yapmaktır yani.

-Doğru.

İnsanlar yıllarca çalışıyorlar hapishaneden kaçabilmek için.

Neydi? Bir tane meşhur cezaevi vardı.

Mahkumlar yine yıllarca plan yapıyorlardı da sonunda çatısından mı düşüyorlardı? Ne oluyordu?

Ne istiyorsun bizden?

Ölmenizi.

Hepinizin ölmesini istiyorum ama ıslarla ölmüyorsunuz.

Belki sen öldürmeyi beceremiyorsundur.

İlhan saçma sapan konuşma.

Yalan mı baba?

Bak ölmedik işte.

Ne yaparsan yap hala ayaktayız.

Her şeye yeniden başlarız dert değil.

İşte misafirimiz de geldi.

-İnşallah yalnız gelmiştir.

Sözüne güvenilir birisidir herhalde. Öyle olmasa sen güvenip evlenmezdin.

Kes tatavayı.

Sor ne soracaksan, sonra bırak Mahur'u.

Senin işin benimle.

Bakalım Hilal de senin gibi mi düşünüyor?

Celal, iyi misin?

İyiyim, iyiyim. iyileşiyorum yavaş yavaş.

Nevzat nerede? -Bilmiyorum.

Ama elinde tutuyor.

Mahur'u sormayacaksın ama o da iyi.

Sevindim.

Sağ ol.

Ne oluyor burada, niye çağırdın beni?

Fakat siz baya yakışıyormuşsunuz aslında he.

He, neden ayrıldınız, mevki uyuşmazlığı mı?

Necati ne soracaksan sor, haydi.

Önce üzerini aramam lazım ama.

Yani dinleniyor muyuz, takip ediliyor muyuz? Bakmam lazım.

Denesene bir.

Sen de bir karar versene artık Maraşlı, ha?

Kardeşim mi yoksa eski eşin mi?

Yani eğer ciddi değilsen kardeşim kalbini de boş yere kırma.

Üzerimde bir şey yok merak etme. Eğer istersen arayabilirsin.

Güveniyorum sana.

Ayrıca dediğin gibi de yalnız geldim.

Aramayacağım.

O zaman konuş.

Beni buraya neden çağırdın?

Konumuz

Mehmet İnce.

Sevgili baba-oğul Türeller

birazdan denizin dibini göreceksiniz.

Sakın şaşırmayın. -Oğlumu bırak.

Bana ne istiyorsan yap.

Bak, baba gibi baba. Görüyor musun İlhan?

Adamın hayatının içine ettin. Hala seni koruyor, kolluyor.

Keşke benim de böyle bir babam olsaydı.

Ama ne yapalım? Öldürdüler.

Senin bir *** bildiğin yok. -İlhan saçmalama!

Yalan mı baba?

Ben tam olarak neyi bilmiyormuşum acaba?

Korkudan ne dediğini bilmiyor o.

Onu bırak bana ne istiyorsan yap.

Asıl siz ne dediğinizi bilmiyorsunuz.

Tek derdim seninle değil Aziz Bey bütün ailenle.

Ailemden ne istiyorsun?

Hayatımı mahvettiniz.

Siz o servetin üzerinde oturacaksınız diye benim bütün hayatım mahvoldı.

Ben şimdi hanginizi birinizden ayırayım?

Onların hiçbir şeyden haberi yok. Ne yaptıysam ben yaptım.

Ne yaptıysam ben yaptım.

Babanın arabasına da uyuşturucuyu ben koydurttum onu da ben öldürdüm.

Daha ne yapacaksın ki bana? Bana yapabileceğin her şeyi yaptın.

Ailem, şirketim, servetim, her şeyim darmadağın oldu.

Daha ne yapacaksın?

Oğlumu öldürüp ne kazanacaksın?

Prensip meselesi.

Sorumu tekrar soruyorum.

Mehmet İnce'nin yaşadığı doğru mu?

Hilal, Hilal!

Tam da beklediğim cevap. -İndir silahını sakin ol.

Lan!

Lan!

Sen az önce

neyi kast ettin?

Neyi bilmiyormuşum ben?

Söyle bakalım.

Söyle!

Ömer'i

babam öldürmedi.

Kim öldürdü?

Abim.

-Kusura bakma Celal.

İlişkinizin neden bittiğine şaşmamak lazım.

Hilal sakin ol, indir silahını. İndir silahını!

Sen kendini çok mu zeki zannediyorsun?

Sayılır.

Bu arada sorduğum sorunun cevabını aldım varsayıyorum.

Bu bilgiye nereden ulaştın bilmiyorum ama öyle bir şey yok.

He olsaydı da bu bilgiyi seninle paylaşacağımı düşünmüyorsun herhalde değil mi?

Çünkü bu bilgini karşılığı senin kafanın dağılması demek.

Hilal, sakin ol!

Tam da benim kendimi zeki zannettiğim yere geldik çünkü

beni öldürürsen Nevzat da ölür.

Biz bu iş için çok kayıplar verdik.

Nevzat da onlardan biri olmaktan çekinmeyecektir.

Ne diyorsun Hilal sen? İndir şu silahını!

Ah! Görüyorsun değil mi Maraşlı? Kimse sen değil.

Artık kimse sevdiklerine senin değer verdiğin kadar değer vermiyor.

Peki o zaman şöyle yapalım

sen elbette Nevzat'ı gözden çıkarabilirsin.

Ama bakalım Maraşlı Mahur'u gözden çıkarabilecek mi?

Ne diyorsun sen, ne yaptın Mahur'a?

Çok üzgünüm, Mahur'a verdiğim şey uyku ilacı değildi.

Epey etkili bir zehirdi. Yarım saat içinde fenalaşacak

ve ölecek, tabi ki panzehri verilmezse. Ha bu arada

bir yanlış anlaşılma olmasın

yerini sadece benim bildiğim bir panzehir.

Bana bak gebertirim seni!

Seni cayır cayır yakarım! Yerini söyle çabuk.

Burada benimle vakit kaybetmen doğru mu?

Ben senin yerinde olsam son anlarında Mahur'un yanında olurum.

Allah kahretsin lan seni!

Mahur!

Mahur, Mahur!

Mahur!

Mahur!

Mahur!

Mahur!

Mahur!

Mahur!

Kalk benim güzelim, gel bana.

Geçti, aç gözlerini Mahur!

Mahur!

Mahur gözlerini aç!

Mahur!

Ma-Mahur!

Necati!

Necati!

Necati!

Mahur!

Mahur!

Aç gözlerini benim güzelim, Mahur!

Mahur aç gözlerini!

Mahur!

Mahur!

Mahur, aç gözlerini güzelim.

Mahur!

Mahur!

Mahur!

[Kapanış Jeneriği]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.