Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.BZ
Official YIFY movies site: YTS.BZ
Erciyes! İç Anadolu'nun sönmüş kalbi.
Geride kalan milyonlarca yıl boyunca, her atışında,
çevresine bereket yığmış olan kutsal kalp!
Bu yüce kalpten fışkıran lavlar, taş olmuş,
peri bacaları olmuş, ev olmuş, tapınak olmuş.
“Ekmeğini taştan çıkaranlar" için bereket olmuş.
Onu, kesen, yontan, işleyen bileklere
"altın bilezik" olmuş.
Ahmet Kırışan. 1930 doğumluyum. Ürguplüyüm.
Taşçı ustalığına 40 sene önce başladım,
hâlâ devam ediyorum.
Taşçı, kayacı ustalığı, dedemden babamdan devam ediyor.
Benim çocuklarım şimdi yapmıyor.
Çünkü, şimdiki gençler, böyle ezgili işleri
yapmak istemiyorlar.
Biz canımızın kıymetini bilmedik.
Şimdiye kadar kendimizi harcadık, çalıştık.
Hâlâ da yine diskotek, otel, motel,
limon ambarı, oda kesiyorum,
bu işlerle uğraşıyorum, kayaları oyuyorum.
Bir metre küpü iki üç saatte keserim.
Ahmet Usta, Erciyes'in çevresinde yer alan
ve düşman saldırıları sırasında sığınak olarak
kullanılan çok katlı yeraltı kentlerinin de,
yüzyıllarca önce, yine aynı metodlarla oyulduğunu,
bölümler arasındaki dev kapıların,
oradaki sahanlık tavanlarından kesildiğini söylüyor ve
"Tavandan erkek ses gelirse oymaya devam edilir,
"şayet dişi ses gelirse, orada sütun bırakılır,
"yoksa tavan çöker" diyor.
Ahmet Usta'nın eserleri arasında,
yaz-kış ısı ve nem oranı sabit kaldığı için
bir yıl süreyle limonların bozulmadan saklandığı,
iki ustanın, 200-300 günde “kestiği” dev ambarlar da var.
Ahmet Kırışan'ın nasırlı elleri, aynı zamanda nakıl da süslüyor.
"Nahıl" ya da "nakıl", binlerce yıllık bir geçmişi olan
ve kökeni, Anadolu'nun ünlü ana tanrıçası Kybele şenliklerine
dayandığı sanılan ağaç süsleme geleneğinin
Erciyes Dağı’nın çevresinde, özellikle Ürgüp
ve civarında hâlâ yaşatılan izi.
Düğünlerde, güveyi evinde, yeni evliliğin bereketli
olması dileğiyle hazırlanan bu ağaç için,
bir de "övme" yapılıyor.
Düğünlerde, Ürgüplü ünlü şair Mahfi Baba'dan okuduğu
"Nakıl Övmesi" ile yörede ün yapmış olan Ziya Uçaravcı da,
aynı zamanda bir kaya kesme ustası.
"Arının ne yaptığını görmezsin, amma
"en birinci tatlıyı yapabilir."
Böyle diyor Ziya Usta, Nakıl Övmesi'nde.
Ve aynı Ziya Usta,
arılar için kovanlar da oyuyor kayalara,
arılardan başka kimsenin görmediği, bilmediği kovanlar.
Erciyes'in bereketine, arılar kadar kuşlar da ortak.
Çevredeki üzüm bağları için gübreleri
büyük önem taşıyan güvercinler için yapılan özel evler,
bu yöredeki mimarinin ayrılmaz parçaları.
Kısacası, eski ustalar, kayalara her şeyi oymuşlar.
Ve "bütün zamanların en büyük mimarı" olarak bilinen
Koca Sinan da, Kayseri'nin Ağırnas Köyü'nde doğdu.
O da, Erciyes'in bereketinden nasibini aldı.
Dünya durdukça ayakta kalacak olan eserlerinin
özü olan "taş" ile Erciyes'in eteklerinde tanıştı.
Taşla yoğruldu, taşı yoğurdu.
Bu bereketi, önce bir imparatorluğa, sonra bütün dünyaya taşıdı.
Ve Erciyes, günümüzde de Koca Sinan'ın torunlarına
bereketini cömertçe sunmaya hâlâ devam ediyor.
Yüzlerce, binlerce yıl öncesinde olduğu gibi,
ustalar ekmeklerini yine taştan çıkarıyorlar.
Ancak, "ekmeğini taştan çıkaranların"
şimdi korkulu bir rüyası var: Dağları dümdüz eden
taşları peynir kalıbı gibi kesen bir korkulu rüya.
"Çapçı" denen ustaların yaptığı ince işi
yapabilen bir makineyse yörede şimdilik yok.
Belki de bu yüzden Mustafa Tekin Usta,
taş kesen ustalar kadar tedirgin değil.
54 yaşındayım. 22 senedir taş yontuculuğu yapıyorum.
"Bana, şu santimde taş yap, şu milimde taş yap,
"Santimi 25 yahut 3 milim fazla, 3 milim eksik,"
bunu konuşur usta.
Ustanın dediği taşın da ben aynısını yaparım.
Bu taşlar yumuşak. Güneş yedikçe sertleşir.
Adım Mevlüt Karakaya. 63 yaşındayım.
38 senedir ustalık yapıyorum.
Aşağı yukarı 300 tane ev yaptım.
Bu sanatı, evvela çapçılığı Şaban Topuz'dan öğrendim.
Yani taş yonmasını ondan öğrendim.
Ondan sonra, Ürgüp'te Hüseyin Usta isminde bir adam var idi.
13 sene onun yanında çapçılık yaptım.
Ondan sonra ustalığa çıktım.
İşte öyle içi biriket bir daireyi
on günde bitiriyorum.
İçli-dışlı taş olursa o biraz fazla sürer.
20 gün falan sürer.
Çünkü çapçıdan çıkacak, o azıcık fazla sürer.
İki katlı olursa o zaman daha fazla, belki de 45 günde...
Çok şükür Allah'a, hiçbir tane binam daha çökmüş değil.
Cenab-ı Allah’ın hikmetine.
ilk defa Cenabı-ı Allah'ın kudretiyle,
sonra da kendi dikkatimle.
Taş binanın sıhhati başkadır.
Yani sıhhat bakımından insana yararlıdır.
Beton ne de olsa zararlıdır.
Beton binada yazın sıcaktan oturaman,
kışın da soğuktan oturaman.
Ama kemer binada yazın istediğin gibi serin olur.
Kışın da daha fazla sıcak olur.
Kayseri, Erciyes Kasabası, Reşadiye Mahallesi,
Hacıoğlu Salih Palas. 71 yaşındayım. 15 yaşında başladım.
Önce taş kesmeye başladım taş ocaklarında.
Sonra ustalığı öğrendim. Bilmiyorum kaç ev yaptığımı.
Rast geldiğim yerde yaptım.
Salih Usta, Erciyes'in bereketinin her çeşidiyle tanışmış.
Şimdi de, mal sahibinin isteğine uyarak,
Erciyes'in çevresindeki değişik ocaklardan getirilmiş
farklı renk ve karakterdeki taşlarla çalışıyor.
Her taşın huyunu suyunu biliyor, damarını tanıyor.
Ben her inşaatta çalışırım. Su işlerinde de çalıştım.
Cami, minare böyle, bu yaşa geldim.
Ankara'da Anıtkabir inşaatında yedi sene emeğim var.
Orada taş yaptım. Kalemle, burçla taş işledim.
Ağır, çok ağır benim sanatım...
Cenab-ı Allah bana o naturayı vermiş
çalışma azmini vermiş, ben de çalışıyorum.
Allah'ımın izniyle çalışıyorum.
Daha da çalışmak niyetim var.
Avlu, Erciyes çevresindeki evlerin ayrılmaz bir parçasıdır.
Hayatın önemli bir bölümü avlularda geçtiği için,
bazı yörelerde bu mekâna "hayat" da denir.
Bazı evlerde ise "hayat", evin içine girer.
"Sofa" ya da "iç avlu" adını alır.
Kayseri ve çevresindeki konutlarda genellikle, ortada,
avluya açılan büyük dikdörtgen planlı bir sofa,
sofanın üç yanında da mutfak,
harem ve selamlık yer alır.
Selamlık, kimi evlerde tek oda,
kimi evlerde ayrı bir yapı,
kimisinde de ikinci kat biçimindedir.
Genellikle, harem ve selamlığın ayrı ayrı köşkleri vardır.
Avluya açılan kapıdan "seki altı" denilen taşlığa geçilir.
Burada, el yıkamak için suyun akabileceği
"çağ" tabir edilen delikli bir taş vardır.
Sofanın altında da "zerzembe" denen yiyecek deposu bulunur.
Bazı tavanlarda ahşap kirişlerin üstü "kevek" taşıyla,
bazılarında ise, ahşap kaplamayla örtülüdür.
Sofa ve odaların duvarları da,
yörede "zar" adı verilen ahşapla kaplıdır.
Eski ustalar, Erciyes'in soğumuş, soylu bereketiyle
ahşabın suskun sıcaklığını öyle kaynaştırmışlardır ki,
çoğu zaman, bu iki malzeme birbirinin içinde erir,
neresi taş, neresi ahşap ayırt edilemez.
Çevredeki üzüm bağları Erciyes'in bereketine
bereket katar ve yeni bir mimari unsuru da
beraberinde getirir: bağ evleri.
Plan olarak, kent evleriyle benzer özellikler
içeren bağ evleri, mevsimliktir.
Üzümler toplanıp, pekmezler kaynatıldıktan sonra
tekrar kente dönülür.
Ürgüp, Mustafa Paşalı Mehmet Erdoğan usta 72 yaşında.
45 yıl önce inşa ettiği kendi evinde eşiyle birlikte yaşıyor.
Ustalığa 16 yaşımda başladım. Basit planlar yaparım.
Kafadan arsanın şekline göre,
yapacağımız inşaatın, arsanın şekline göre taksimat yaparım.
Marangoz olduğum için, bittikten sonra
çeşme, kapı, tavan, çatı, onları da yapardım.
Bir evi temelinden başlasam hem ahşap kısmını
hem taş kısmını, bina kısmını yapabilirim.
İki katlı, 130 metrekare evi
15 gün...
bir katı 15, 20 gün de üst kat olsa,
30-40 günde yapılır işte.
40 günde yaparım.
Tepe Otel’in üst kısmını tamamını ben yaptım.
Yanında yonucu olacak, çap bilen olacak,
taş binaya yani, istediğin ölçüde
taşı gönderecek bir çapçın.
Diğerleri taşları yontacak, harcını yapan,
taşı yanıma iskeleye taşıyan
en az beş işçi lazım olur binada.
Hanımınan benim. İki tane oğlum var.
Biri Aydın'da öğretmen, emekli.
Ev aldı, orada oturuyor.
Birisi Almanya'da. Üç çocuğu ve ailesiyle beraber.
Bir de kızım var, evli.
Torunum, kızıma Almanya'ya gitti.
Ufak, iki yaşında. Beni çok etkiledi.
Heyecana aşka geldim,
bir şiir yazdım.
Tükensin Almanya'nın pfennigi markı
Göstermedi bana evlat-gelin sefası
Bakmadım boylarına gönlüm doyası
Oğul-gelin savdık, torun da gitti
Evimde kanaryam, bağımda meyvemdi
Damarımda kanım, yüreğimde yağımdı
Yaşı iki, sevilecek çağıydı
Okşarken ellerimde kuş oldu gitti
Ak saçımı barmağına dolarken
Uyurdu kollarımda ninni söylerken
Eserdi bahar yeli nefes alırken
Yaz ayını kışa dönderdi gitti
Gönlümün baharında goncam idi gülümdü
Keder bahçemin hem bülbülüydü
Yaylaları okur ince sazımdı
Telimi perdemi kopardı gitti
Bazan atı olurdum, bazan devesi
Bazan Mehmet Ağası'ydım, bazan dedesi
Özlüyor yavrusunu babaannesi dedesi
Özüme bir ateş koydu da gitti
Esti Almanya'dan acı bir rüzgar
Döktü yaprağını kuruyor dalım
Bağrımda büyürken taze fidanım
Bulanık sellere katıldı gitti
Böyleymiş Erdoğan'ın kaderi bahtı
Yıkıldı gönlümün sarayı tahtı
Babası gönder diye fermanı yazdı
Akan gözyaşlarımı sel etti gitti
Mehmet Erdoğan Usta’nın çok özlediği torunu
Almanya'dan döndüğünde,
yıkıcıların haraç-mezat sattığı Erciyes’in Bereketi’nden,
eski evlerden kalan parçaları bile
göremeyecek belki de.
Ama bilecek ki;
Böyleymiş dedesi Erdoğan'ın kaderi bahtı,
ve yıkılmış gönlünün sarayı, tahtı.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.