All language subtitles for Wild Rose 2018 1080p BluRay REMUX AVC DTS-HD MA 5 1-FGT

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Çeviri: tinuviel

# Fazla kibirlenme asla #

# Fazla ağırlaşma asla #

# Yapman gerekenleri aksatacak kadar rahat olma asla #

# Evet #

# Biçare bir oğlan ne yapabilir ki? #

# Annenin kollarına dönsen iyi olur #

# Sana bakar #

Tanrım, sabahın köründeki Şu country saçmalığını özlemeyeceğim.

- Beni özlersin ama kesin, di mi? - Umarım buna fırsatım olur.

# Sabaha kadar dışarıda içtin #

# Evet #

# Biçare bir oğlan ne yapabilir ki? #

İmza at lütfen.

Bir sonraki Dolly Parton sen olacaksın!

Keyfine bak canım!

# Güle güle! Güle güle! Güle güle! #

Sikerim ya! Devam kızlar!

# Country kızı, elimi tut #

# Bu hasta diyarda bana yol göster #

# Bu hasta diyarda bana yol göster #

Ayağını kıpırdatma lütfen.

# Yoruldum, güçsüzüm #

Temyize gittim, yani açılmadan kapanır bile.

Peki, ama açıkken akşam 7'den sonra, ertesi sabah 7'ye kadar...

...kayıtlı adresi terk edemezsin.

Ben mi yani?

# Country kızı, yılmadan devam etmelisin #

Tanrı aşkına.

# Çılgın kadın, kafan darmaduman #

# Sarhoş uyanmışsın, yabancı bir yatakta kanıyorsun #

# Evet #

# Biçare bir oğlan ne yapabilir ki? #

Geri geleyim deme!

# Annenin kollarına dönsen iyi olur #

# Sana bakar #

# Country kızı #

# Country kızı #

# Elimi tut #

# Bu hasta diyarda bana yol göster #

# Yoruldum, güçsüzüm #

# Bitap düştüm #

# Çaldım, günah işledim #

# Ruhum kirli #

# Country kızı #

# Yılmadan devam etmelisin #

# Country kızı #

# Yılmadan devam etmelisin #

# Dışarı yürüyüşe çıktım #

# Gece yarısından sonra #

# Ay ışığının altında #

# Tıpkı eskiden yaptığımız gibi #

# Sürekli yürüyorum... #

Banyoda.

" Merhaba Rose-Lynn.

Çay ister misin? Nasılsın?"

# Sürekli yürüyorum #

# Gece yarısından sonra #

# Seni arıyorum #

Kapat şu üstünü Tanrı aşkına!

Kapat üstünü!

İşte bu ya.

Taa Glasgow, İskoçya'lardan gelen...

...Rose-Lynn Harlan adındaki küçük kız huzurlarınızda...

...Opry'de!

Rose-Lynn Harlan, hanımlar ve beyler...

...burada, Nashville, Tennessee'de ilk kez sahne alıyor.

On numara ya.

Tamam. Sonra görüşürüz.

Ne zaman?

Ne zaman?

Anne!

Selam.

Hadi Lyle. Gel.

Böyle süslenip püslenmiş nereye gidiyorsun bakalım?

Oğlan canını fena sıkmış bakıyorum.

Korkutucu oldu. Yapma öyle.

Neyse, bir yere gittiğim yok. Sizinle yemek yiyeceğim.

"Hayır, bu taraftan."

"Hayır, şu taraftarı."

O hiç susmuyor, sen hiç konuşmuyorsun.

Neler oluyor bakalım?

Sponsorlu sessizlik mi?

Beni özledin mi?

Rose-Lynn!

Annen sandım seni.

12 ay ne ara oldu? Zaman çabucak geçti.

Evet.

Merhaba Marion!

İyi geceler ikinize de.

Amanda iyi görünüyor.

Görünecek tabii. Çok zaman harcıyor buna.

Dışarıda alüminyumda yatıyor mu hâlâ?

Güneş yüzünü gösterdi mi bikinisini giyiyor.

Geçen de tereyağımın peşine düşmüştü.

- Tereyağının mı? - Her yerine sürüyor.

"Doğal bu Marion."

Evet. Tereyağlı ekmeksen doğal.

Mary bu akşam seni görmeye gelecekti...

...ama artriti yüzünden fena durumda. Yani...

- Kötü olmuş. - Evet.

Artık dizlerine geçti, emekli olması lazım.

Yani...

Saati 8 pound.

Tatil var.

Hatırım için seni işe sokacağını söylüyor.

Temizlik mi? Anladım.

Çok iyi.

Niye? Sen ne düşünüyordun ki?

Düşünmek mi? Hayır.

Düşünmüyordum.

Yeni çıktım. Sen beni merak etme.

Hayır, merak etmiyordum. Çocuklarını düşünüyordum.

Nashville'e gidiyorum.

Dikkat et de güvenlikten geçerken cihazın ötmesin.

Sabah ilk iş Opry'ye gideceğim...

...işimi geri alacağım ve uğraşacağım.

Burada bana göre bir şey yok.

Orada yeteneğimi geliştirebilirim. Her gece sahneye çıkabilirim.

Yeteneğini mi...

Sence bu hayal için yeterince şeyi feda etmedin mi?

Hepimiz etmedik mi?

Hayal değil bu. İyi olduğum tek şey.

- Ticaret öğren Rose-Lynn. Üniversiteye git. - Dinlemiyorsun.

Saç kes. Ne yapacağın umurumda değil ama bir şey yap.

Yeteneğim var ve bunu kullanacağım.

Televizyon izlemiyor musun?

Sana bir şey diyeyim: şarkı söyleyenden bol ne var?

Kendilerine özgü bir ıslıkla...

...suyun üzerinden evlerine uçuyorlar.

Of ya!

- # Çok affedersin # - Hadi bakalım!

Adım atın ve dönün.

Geriye, geriye. Dışarı, içeri.

# Sana gül bahçesi vadetmedim #

- # Güneş ışığıyla birlikte # - Dönüş vakti!

Hadi ama Sandra. Ayağına dikkat et.

Maskeli Süvari atıyla Şehre gelmiş.

Bira vermeyecek misin Jackie?

Hadi ama Laurie. Konuşmayı bırak.

Beni izleyin. Yanınızdakileri değil.

Gözler bende, yanınızdakilerde değil.

Neler kaçırdım peki?

- Sen buradayken fareler var mıydı? - Evet.

O zaman değişen hiçbir Şey yok.

Cihaz takılmış sana diye duydum.

Her şeyi de duyun.

Evet öyle, ama temyize gittim, birkaç haftaya gıcır gıcır olurum.

Cuma ve cumartesi. Bum!

Sallanan sandalye!

Cuma ve cumartesi Mississippi Tundra var.

- Kim? - Ve dönün.

Geriye, geriye. Dışarı, içeri.

Çaresiz kalmış olmalısınız.

Kimse burada hüküm giymiş bir sabıkalı görmek istemiyor.

insanlar bunlardan uzaklaşmak için geliyor buraya.

Johnny Cash de hüküm giymiş bir sabıkalı, mal herif.

Defol git de fare kapanlarına dön!

Bu işe ihtiyacım var Jackie.

Benim grubum lan bu!

Buranın grubu!

Kendi kendinin düşmanısın sen.

Aynen katılıyorum.

Güçlü bir rekabet var.

- Ne oluyor be? - Beyinsiz pislik!

Jackie!

İşimi çaldın sıçan avcısı!

Çekil üstümden!

- Çekil! - Çek ellerini!

- Çık dışarı. - On yıl çalıştım burada.

- Ne yapacağım şimdi ben? - Yasaklısın. Çık dışarı!

Siktiğimin ezik kulübü.

- Hayvansın sen! - Yavşak sürüsü.

Hayvansın!

Siktir!

Sabahçı olduğunu bilmiyordum.

Senin kız nasıl?

Hiç sorma ya.

Evin alt kısmında yaşıyor...

...bir de yukarıda başka ev var.

Ahbabım Angie orada yaşıyor.

Bir de yandaki evi aldılar.

Lauren da yarıda yaşıyor, Doug'un olduğu yer...

# Memphis'in ters tarafında yaşıyordum #

# Bu sefer gerçekten kaçıyorum #

# Tam dolu depo ve 69 Tempest' #

# Beni 0 Nashville tabelasına götürüyor #

# Geri dönüşü yok #

# Çok yol aldım #

# Eski gitarımla 40'a baş aşağı gidiyorum #

# Pembe Cadillac falan sürmüyorum #

# Memphis'in ters tarafında yaşıyordum #

Sıçayım ya.

# Bu kovboy çizmeleri yerinde duramıyor #

# Kaybedecek tek bir şey bile yok #

Kamera sistemleri var...

...yani o kapıya ne yaparsan buradan görebiliyoruz.

Kapıya hiçbir Şey yapmadım.

Kapının orada sövüp sayıyordun.

Ayakkabılarını çıkar.

Hayır, çok fazla. Hayır, hayır.

Ne? Kindle'ı var ya da...

Evet.

Ne yapacaksın?

Bak, mai“ herkese yolladım çünkü...

...hepimiz çok fazla plastik alıyormuşuz gibi geldi.

Çok tatlı ya.

Yok, evet. Sorun yok. Sorun yok.

İçeri gel. Otur.

Evet, kapatmam lazım. Biri geldi.

Tamam.

Ne demek. Sonra konuşuruz. Güle güle.

Merhaba.

Ben Susannah.

- Selam. - Geldiğin için sağ el.

Peki, daha önce nerede çalışıyordun?

Stirling'deydi.

Değil mi Rose-Lynn? Ama geri dönmeyi düşünmüyor.

Orası çok güzel.

Şahane.

Tamam. Lavaboya gideyim ben.

Saati 12 pound.

12 pöund mu? Aslında Mary'nin ücreti...

8 pound evet ama...

...az paraya durumu müsait, çünkü demleniyor.

Demleniyor mu? Içer mi?

- Mary'nin öyle bir şey... - Hayır, hayır.

Demlenmek, işsizlik yardımı gibi.

Yardım alıyor yani.

Gerçekten mi?

Oysaki ben öyle şeylere bağımlı olmam.

Bana göre değil. Anlatabildim mi?

Ama bunu dile getirip utandırma onu.

Biraz daha çamaşır suyu lazım olacak Susannah.

- Fişini veririm. - Tamam. Teşekkürler.

Rose-Lynn?

- Tanrım! - Rose-Lynn?

Pardon.

Dışarı çıkacağım da...

...bir saate falan dönerim tamam mı?

- Tamam. - Ya da...

Belki daha kısa sürer.

Bütün gün gelip gidiyorum, ne zaman dönerim bilmem.

Sadece...

Harika.

Tamam. Birazdan görüşürüz.

# Yeminini bozdun ve bitti #

# Ama bir gün bebeğim oyununu bitirdiğinde #

# Anneni isteyeceksin ama annen diyecek ki #

# Hayatına devam et #

# Uzun zamandır uzaklardaydın #

# Seninle işim bitti #

# Canın sıkkınmış, ah yazık #

# Hayatıma devam ediyorum ben #

Hey!

Hey!

# Koca sekiz tekerlekli gidiyor yoldan #

# Yani sevgili annenin geldiği yok #

# Hayatıma devam ediyorum ben #

# Yakında gitmiş olurum #

# Küçük gökyüzüm için fazla yukarıdan uçuyordun #

Tanrım! Siktir!

Ödümü patlattınız. Anneniz nerede?

- Arabayı park ediyor. - Arabayı park ediyor.

"Cinnet"teki gibi oldunuz aynı.

"Cinnet" ne?

Içeri girmiyor musunuz?

- Mayalı bir koku var burada. - Nasıl bir koku var?

Mayalı.

Nasıl dedin?

Ne olduğunu bilmem ama birinin ekmek pişirmediği kesin.

Tamam, bir dakika ver bana.

Kız jambona elini sürmez, oğlan da başka bir şey yemez.

Ve ikisi de yoğurt sevmediklerine karar verdiler.

Takvimin var mı?

Beden günlerini, tatillerini yazmak için takvim lazım sana...

...ve bir şey götürmeleri gerekirse diye.

Hemen hemen hiç, sana Söylemezler.

- Tamam. - Yani haftada bir...

...çantalarına bakman lazım. Şunları da ödemen gerekiyor.

Yapabilirsin. Artık maaşın var, taksitle de ödersin.

Doğalgazın, suyun, elektriğin ve...

...TV lisansın da var.

Tamamdır.

Kurulumunu yaptım.

Unutma, akşam 7'den sabah 7'ye kadar...

...bunun kapsama alanı içinde olman lazım, tamam mı?

Kimse yok mu?

- Evet. - Affedersiniz?

Evet, efendim?

Dışarıdaki senin ufaklık mı?

Lyle.

Açın! Polis geldi!

Lyle.

Lyle.

Geç içeri!

Hemen!

Tamam. Ben gideyim.

Bana ihtiyacınız olursa nerede olduğumu biliyorsunuz.

Hayır, hayır. Burada annenle kalıyorsun sen...

...ama beni her gün göreceksin.

Beni her gün göreceksin aptal Şey.

Seninle eve geliyorum.

Hayır, annenle kalıyorsun.

Annen için uslu bir çocuk olacaksın.

Hadi, tut onu şimdi.

Sıkı tut onu.

Ninemle gitmek istiyorum!

Hayır, gitmiyorsun...

Hayır Lyle.

Burada kalmak istemiyorum!

Cuma günü birlikte yemeğe gidelim mi?

En sevdiğinin ne olduğunu hatırlıyorum.

Pizza.

Sosisli, peynirli, domatesli seviyorum ben.

0 da peynir“, domates“, peynirli seviyor.

Bizimle geliyor musun?

- Tamam. İşim bitti. - Tamam.

Çocuklar bana, country ve western şarkıcısı olduğunu söyledi.

Dalga mı geçiyorsun?

Hayır.

Hiç de değil. Niye öyle dedin?

"Country ve western"?

Hayır, sadece country.

Fark etmemiştim.

Çok yeteneklisin herhalde çünkü bütün hafta...

...Rose-Lynn, Rose-Lynn, Rose-Lynn duydum sadece.

Neden country?

Çünkü "üç akor ve hakikat."

"Üç akor ve hakikat."

Evet. Tam buraya denk geliyor.

İçeride ne varsa dışarı çıkarıyor.

Neyse, haftaya görüşürüz.

Çok teşekkürler. Görüşürüz!

Görüşürüz.

Tamam, sağ el.

Pardon, önden buyur.

0 pislik mi?

Hadi be. Pardon dostum. Siktir.

Siktir.

- Dikkat etsene. - Pardon birader.

- Pardon. - Sorun yok, önemli değil.

İyiyim ben Davey.

- Benden bu kadar. - Hayır, hayır.

Yere düştüm demin ya.

- Nereye gidiyorsun? - Sokağa çıkma yasağım var.

Boş ver yasağı. Hadi ama, kalsana.

Al hadi şunu. İçersin.

Kalsana. Hey!

Siktir!

Alo, Galloway kasabı.

Ne getirelim size?

Hayır, kafa buluyordum seninle.

Şaka yapıyordum.

Tamam, evet.

Rose-Lynn Harlan. Buradayım.

Peki, tamam. Görüşürüz.

Pizzaya ne oldu?

Onlara bir söz verip sonra ortadan kaybolamazsın.

- Bunu yapamazsın. - Kaybolmadım.

İşteydim, maaşımı almak için bekliyordum.

Hadi oradan.

Bunu kimse yemez Rose-Lynn...

...ben hiç yemem.

Onlara bir şey söylüyorsan, sözünden dönemezsin.

En basit şey bu.

En basit şey.

Tamam. Pizza. Hadi.

Sen pizza sevmezsin.

Sen beni merak etme canım.

Başka bir şey yerim.

Çikolatalı pizza yiyebilirsin. Biliyor muydun?

- Çikolatalı pizza mı? - Evet.

# Yaşlı bir kadınım ben #

# Annemin ismini vermişler #

# Bizim ihtiyar ise bir başka #

# Yaşlanan çocuk #

# Rüyalar gök gürültüsü olsaydı #

# Şimşekler arzular olsaydı #

# Bu eski ev yanıp kül olurdu #

# Çok uzun zaman önce #

# Beni bir melek yap #

# Montgomery'den uçan #

# Beni bir afiş yap #

# Müzik kutusu çalıyor #

# Melodi hayatın yabani tarafıyla ilgili #

# Sözcükleri dinledikçe #

Kitty Wells. Tam bir yenilikçi.

Cuma sen gittiğinden beri dinliyorum, durduramıyorum kendimi.

Tam bir keşif. Birazdan görüşürüz.

# Tanrı değildi #

# Batakhane meleklerini yaratan #

# Şarkının sözlerinde dediğin gibi #

Gel.

Evet, ben...

Sana birkaç öneri veririm diye düşünüyordum.

Güçlü kadınlar falan gibi.

Çok isterim.

Çok isterim. Sesini de dinlemek isterim.

Nerede şarkı söylüyorsun? Sahne var mı?

Hayır, hayır. Burada bir bok yok.

Aslında ben...

...aslında Nashville'e gitmeye çalışıyorum.

Evet, uçak ve otel parası için para biriktirmem lazım...

...araba süremem, yani şoför de lazım.

İki ya da üçten fazlası gerekmez.

Kesinlikle beşten azı yeterli olur.

Rose-Lynn, üzgünüm. Kast ettiğin buysa sana para veremem...

...ki eminim kast etmedin.

Hayır, kast ettim.

Bunu yapamam.

Neden?

Gırgır yapmıyorum ama düşündüm de...

...her yerde yanan kokulu mumlar...

...Şişede sular falan, özlemezsin o parayı yani.

Parayı biriktirene kadar saçlarıma ak düşer...

...sen ise paraya para demiyorsun.

Her neyse, boş ver.

Bekleyip gitmek için para biriktirirken ne yapıyorsun peki?

Glasgow Grand Ole Opry'de 14'ümden beri en popüler yıldızım.

- Ve? - Ve ne?

- Ve? - Ve ne?

Hiçbir şey.

Şu TV yetenek programlarına gitmedin mi?

Şarkı söyleyen insanlar için değil o programlar.

Cumartesi gecesi oturup TV izlemek isteyenler için.

Evet ama seni oradaki biriyle tanıştıracak buradan birine ulaşmanı sağlamaz mı?

Burada kimse yok ki. Bu yüzden gidiyorum.

Koca Britanya'daki hiç kimse country müziği hakkında bir şey bilmiyor mu?

- Ben hariç. - Sen hariç.

Evet, bir de Bob Harris.

0 kim?

BBC Radio 2'de DJ.

Tam bir efsane. Antika, bodur bir herif.

Country müziği hakkında her Şeyi biliyor, bütün yıldızları.

Ahbapları onlar.

Harika bu.

Yazman gereken kişi o.

Evet, öyle. İyi fikir.

Gidip evini ziyaret edeyim hemen.

Hayır, bunu yapamam.

- Niye? - Mal gibi hissediyorum kendimi çünkü.

Tamam, siz ikiniz. Dışarı çıkın.

- Hayır. - Evet. On dakika.

- Hayır. - Evet. On dakika.

Kapının dışından dinlemiş oluruz.

Sorun yok. Sorun yok, önemli değil.

Sorun yok. Sorun yok, önemli değil.

- Emin misin? - Evet. Evet.

# Hey, çocuklar Televizyonu kapatın #

# Hayır; akşam haberlerini izlemek istemiyorum #

# Yanıma gelin şöyle #

# Yamacıma oturun #

# Anneniz size şöyle bir baksın #

# Size, size #

# 0 güzel yüzlerinizi #

# Sakınmak istiyorum #

# Yapabildiğim müddetçe #

# Size söylüyorum şu an #

# Bu evde huzur olacak #

# Bu evde huzur olacak #

# Şefkatli muhabbetler olacak #

# Ve tatlı küçük sevgi dolu sözler #

# Onlarsız yaşamayacağımız Şeyler haline gelen #

# Bu evde huzur olacak #

# Bu evde inanç olacak #

# Şimdiye kadar yaşanan her güzel şey #

# İçeriden başlayıp dışarıya doğru olmuştur #

# Size söylüyorum şu an #

# Huzur olacak #

Tanrım. inanılmaz.

inanılmaz.

Olağanüstü bir sesin var.

Nasıl yapıyorsun?

Yemeğe kalmak ister misin?

Hayır, hayır. Sağ ol.

Teşekkürler.

Nerede kalıyorsun Rose-Lynn?

Priesthill.

Pollok yolu mu?

Evet, öyle.

Sam, Clydebankli.

Clydebank mi?

Clydebank'ten buralara nasıl geldin? Camdan girerek mi?

Babamdan ticareti öğrendim...

...sonra kendi işimi kurdum. '

Ne ticareti?

Sera mı?

Evlerin yanına koyulan büyük camdan Şeyler mi?

Gırgır yapmıyorum ama Glasgow'da seraya kimin ihtiyacı olur?

Bilsen şaşırırdın.

Evet şaşırırdım.

- Ne arıyorsun? - İPad.

Annen alabilirsin dedi mi?

- Hayır. - Hayır.

Bak ne diyeceğim: gidip futbol oynayalım mı?

Gittikçe ağırlaşıyorsun oğlum.

Şu üniformanı çıkar ve çorap bul.

- Çocuk istiyor musun Rose-Lynn? - Tabii, evet.

Henüz değil ama.

Bugün okul nasıldı?

Bayan Pat hâlâ orada mı?

Bayan Pat benden nefret ediyordu.

Bayan McDonald en sevdiğin mi hâlâ?

Bayan McDonald gitti.

Aç mısınız?

Haberlerim var sana.

"Sevgili Susannah onca zaman sonra senden haber almak harika.

Mailini Liz'e yolladım.

Liz'i hatırladın mı? Eskiden lavaboya işeyen."

Kadın "The Today Programme,"de çalışıyor.

Ve bağlantıyı Radio 2 için spor haberlerini yapan kocasına göndermiş...

...kocası da Bob Harris'in prodüktörüne göndermiş.

Aman Tanrım.

- Aman Tanrım be. - Bekle.

"Bob onunla tanışmaktan çok mutlu olur...

...Londra'ya gelip canlı bir kayıt izlemek isterse eğer."

0 bodur lavuğa kaç defa yazdım ve...

...karşılığında kaç tane BBC kalemi aldım biliyor musun?

Nasıl yaptın bunu? Nasıl yaptın bunu be?

Birkaç mail yolladım.

İnanamıyorum ya. Titriyorum resmen.

Var ya bu...

Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.

- Önemi yok... - Çılgınca ya.

Muhteşem!

Bob Harris mi?

"Fısıldayan Bob Harris"?

Evet.

# BBC Radio 2 #

Evet. Biliyorum, biliyorum.

- Delice. - Senin için bazı kapıları açabilir.

Çocuklara baksan olur mu?

Tabii ki bakar.

Nasıl oldu bu iş?

Susannah.

Sana yardım etmesi ne güzel.

Hapishane cihazlarını da çıkarabiliyor mu?

Cornton Vale'e tel örgüden fırlatarak...

...bir paket eroin kaçırmaya çalışmaktan 12 ay yatmışsın.

Eroin olduğunu bilmiyordum.

Ama paketin içeriğinin ne olduğu konusunda sorumsuzca davranmışsın.

Çok sarhoştu“...

...içinde ne olduğunu sormadın demek istiyorsan, evet.

Ama çocuğum falan var, beni hapse attılar.

Tam bir saçmalık.

O zaman avukatımın dediği gibi...

...benim hatam değildi.

Kimin hatasıydı peki?

Hâkimlerin hatasıydı tabii, hapis cezası verdikleri için.

Sayın hâkim...

...bu kadar pişman bir. Genç hanım zor bulunur.

Bayan Harlan epey bir vicdan muhasebesi yaptı.

Çok çabaladı...

...ve çocukça davranışlarını geride bıraktı.

Artık gündelikçi olarak tam zamanlı çalışıyor...

...çocukları da yeniden onunla yaşıyor.

Bayan Harlan artık hapishanede olmasa bile...

...özgür de değil.

Cihaz takıyor olması kendi iş alanında...

...iş arayamamasına sebep oluyor.

Demin gündelikçi dediniz ya.

Evet, ama sayfayı çevirirseniz efendim...

...müvekkilimin ayrıca geleceği parlak...

...genç bir country ve western şarkıcısı olduğunu göreceksiniz.

Sadece country.

Sadece country.

Efendim, yeni bir başlangıç yapacaksa...

...bu genç hanımın akşamları dışarı çıkmasına izin verilmeli.

- Evet! - Yaşasın!

Yasaklısın.

Viski ve kola içecek olan avukatıma anlat bunu.

Hey baksana!

Hey ne dedim sana demin! Yasaklı o!

"Outlaw State of Mind"!

- Jackie! - # Çok geçmeden #

- Fare kapanlarına geri dön. - Bu nedir ya?

, - Git. Defol. - Ne oluyor lan?

- Müdahale etsene. - Şaka gibi ya.

- Defol git. - Hanımlar ve beyler...

...Rose-Lynn Harlan!

- Hadi! - Rezalet.

# Babamın eski LGO'sunda deneyim kazandım #

# Ve New Mexico'da bir yerlerde aklımı kaybettim #

# TW sırtıma bir yılan koydu #

# Yanımda kırmızı bir kemik taşıyorum #

# Dört bir yandan insan var #

# Doğu Kentucky“ den Alabama'ya kadar #

# Neysem oyum mütemadiyen #

# Haydutların ruh halindeyim #

Hadi bakalım Glasgow!

# Nasıl iyi vakit geçireceğini bilen arkadaşlarım var #

# Evet, sigaralarını sarar #

# Carolina Shine içerler #

# Şeytanı kara kömür madeninde gördüm #

# Evet! #

# Uzun çamdan daha uçuk olduğum da oldu #

# Dört bir yandan insan var #

# Doğu Kentucky'den Rio Grande'e kadar #

# Umurumda bile değil #

# Mütemadiyen #

# Haydutların ruh halindeyim #

Evet!

Pardon, pardon.

# Dört bir yandan insan -var #

# New York' tan eski San Fran'a kadar #

# Umurumda bile değil #

# Mütemadiyen #

# Haydutların ruh halindeyim #

İşte biletin.

Çok teşekkür ederim. Ne? First class mı?

Bunun için para vermemi beklemiyorsundur umarım.

Her zamanki gibi kibarsın. Al bakalım, lazım olur diye.

Tanrım.

Teşekkür ederim! Teşekkür ederim!

Vay be. Başlangıç aşamasını geçtim ya!

Tamam.

Dönünce görüşürüz, tamam mı?

Güle güle.

Glasgow Merkez'den bugün bizimle seyahat eden...

...yolcularımıza hoş geldiniz diyoruz...

Çok iyi değil mi? Kahvaltı yapıyorsun.

Vagon E.

Sessiz vagonda bütün elektronik aletlerin sessize alınmasını...

...önemle rica ederiz.

Ve ihtiyacınız olursa geçit kısmına buyurun...

Hoşsun. İyisin iyi.

- Teşekkürler. - Kafana takma.

- Kızların yanındayken terliyor. - Kes sesini.

Beleş tost. Beleş çay alabiliyorsun.

Beleş pastırmalı sandviç. Kimse dokunmuyor bile.

- Fena değil he? - İyiymiş ya.

- Boşa gidiyor. - İster misiniz?

Getireyim size. Bir saniye.

# Pastırmalı sandviç, pastırmalı sandviç #

# Pastırmalı sandviç, pastırmalı sandviç #

- Atla. - Gidin, gidin.

- Sonra görüşürüz. İyi şanslar. - Sonra görüşürüz.

Güle güle.

Çantamı gördün mü?

- Anlamadım? - Çantamı burada bırakmıştım.

Çantamla ceketimi koltukta bırakmıştım.

Galiba yanında götürdün.

Hayır, götürmedim. Burada bıraktım.

Yok olacak hali yok ya.

Biri gelip aldı mı yoksa?

Siktir.

Ne demek mesuliyet bizde değil?

Çünkü elimde bir tek bunlar kaldı. Şununla bu.

Söyleyin bana... Ne yapmam gerekiyor?

Tamam, dediğim gibi tren tamamen kontrol edildi...

...ve hiçbir şey teslim edilmedi, en iyisi mi siz ulaşım polisiyle konuşun...

...ve suç referans numarası alın.

İyi misiniz?

Birine telefon etmeye ihtiyacınız var mı?

Sadece ona yardım etmeye çalışıyorum.

Pardon. Affedersiniz.

Pardon. Çok pardon.

BBC'yi arıyorum da.

Peki, tamam. Şeye giden metroya binin...

- Şeye... - Neye?

- Şeye... - Hayır, yok ki bende...

BBC'nin nerede olduğunu biliyor musun?

Tanrı'ya Şükürler olsun be.

Selam. Rose-Lynn Harlan.

- Kimi görmeye geldiniz? - Bob Harris.

- Kimi görmeye geldiniz? - Bob Harris.

- Kimliğiniz var mı? - Hayır.

Hayır, buraya gelirken pisliğin teki çantamı çaldı, yani yok.

Hayır, buraya gelirken pisliğin teki çantamı çaldı, yani yok.

Tamam, kayıt yapmanızı rica ediyorum.

Ne? MİS mı burası?

Tanrım. Karakolda daha az güçlük çıkarıyorlar.

- Rose-Lynn misin sen? - Evet.

Merhaba. Ben Mark. Bob'un prodüktörüyüm.

Tanrım. Seni görmek harika ya.

Geldin demek?

Evet, geldim.

Stüdyonun girişi burası...

...dönünce de kontrol odası var.

Kontrol odasında da Bob Harris var.

Sen Rose-Lynn olmalısın.

İnanamıyorum. Sen olduğuna inanamıyorum.

Yemin ederim seni ufak tefek sanıyordum.

Tanrım burası Miranda Lambert'ın falan girdiği yer mi?

- Bütün herkes buraya mı geliyor? - Öyle, evet.

Ve daha sonra efsanevi biri çalmaya gelecek.

Etrafa bakmak ister misin?

Bu çok heyecan verici...

...Glasgowlu, yurtta yetişen bir country yıldızıyla buluşmak.

Glasgow harika bir müzik şehri yani.

Tamam, bak. Nashville'e gitmek istiyorum tabii ki...

...ama kim daha önce Glasgowlu country şarkıcısı duymuş ki?

Çok saçma. Olamaz böyle bir şey.

Neden olmasın?

Şey, benim hayatım...

...hayatım tıpkı transeksüellerin hayatı gibi, anladın?

Erkek olarak doğuyorsun ama kız olman lazım aslında.

- Öyle mi? - Evet, benim bu işte.

Amerika'da doğmalıydım.

Amerikalıyım ben. Ama buradayım.

Yazıyor musun?

- Hayır. - Çalabiliyor musun?

Hayır.

Açık konuşayım, Glasgow İskoçya'dan...

...ya da Glasgow Kentucky'den olman fark etmez bence.

Sesin varsa ve söyleyeceklerin varsa...

Bağlantıyı izledim ve gerçekten bir sesin var.

Peki, ne söyleme ihtiyacı duyuyorsun?

# Hayatını boşa harcama #

# 0 gitarın arkasında #

# Belki uzaklaşabilirsin #

# Ama fazla uzağa gidemezsin #

# İlk değilsin #

# Son da olmayacaksın #

# Bize bütün hepsini anlatabilirsin #

# Tıpış tıpış döndüğünde #

# Seçtiğin o yolda #

# Kıvrımlardan başka bir Şey yok #

# Tekerleklerini döndürüyorsun #

# Vaktini de boşa harcıyorsun #

# Işıklar açıldığında #

# Orkestrayı duyuyorum #

# Asla gidemezsin dedikleri yer #

# Tam olarak durduğum yer iken #

# Kalabalığı duyuyorum #

# Etrafıma bakıyorum, boş oturağa rastlayamıyorum #

# Hiçbir yere gitmeyen bir kız için hiç fena değil #

Anahtarın yok mu?

Çantanla ceketin nerede?

Susannah demin beni gardan aldı.

Arka koltuğunda bırakmışım.

- İyi miydi? - Evet.

Londra nasıldı?

- İnsan kaynıyordu. - Mary de böyle demişti.

Yeğenini görmek için birkaç defa gitmişti.

İnsandan geçilmiyor dedi.

Yemin ederim nereye gitsen insanlar öyle.

Burnunun dibinde, ağzında, tırnaklarının altında.

Katlanamazdım buna ben.

O adam nasıldı? Bob?

Sanırım o...

...kendi bestelerimi yazmam gerektiğini söylüyordu.

Ama ne hakkında yazacağım ki?

"Çamaşır suyu süpürgeyle kaçtı" mı?

Bir şeylere takılıp kalmazsın sen.

Biliyorsun, senin sıkıntın bu.

Ama şu eve bir bak.

Kafana bir şey koyduğun zaman ne olsa yaparsın sen.

Çay ister misin?

Hayır. Yatağıma gidiyorum.

Sabah erken kalkacağım.

Ama akşam yemeğimi sorabilirsin.

Lyle, senin kıymalı patatesini sevdiğini...

...benimkini sevmediğini anlatıyordu.

Benim kıymam yok ki.

Benim kıymam, senin kıyman.

İyi geceler.

Uyandırdım mı?

Hayır.

Su içmek istemiştim.

Kitabının konusu ne?

Bir kız ve köpeği.

Sana göre bebekçe geldi biraz.

Eğitimde 2. basamak.

Böö!

Niye böyle yapıyorsun?

Bilmem ki.

Gel, seni yatağa geri götüreyim.

Güzellermiş. Kimin için bunlar?

Bu Isla için, bu da Shona için.

Isla ve Shona.

Yarı yıl tatiliniz geliyor. Biliyor musunuz?

Koca bir hafta okul yok.

Ne yapalım?

Birkaç günlüğüne gidebiliriz.

- Sahile. - Hiç sahile gitmedim.

Evet, gittin. Hatırlamayacak kadar küçüktün.

Şeyden önce gittik...

...siz ninenize taşınmadan önce.

Bütün kabukları toplamak istemiştin, hatırladın mı;?

Niçin seni görmemize izin yoktu hiç?

Çünkü nineniz hapishaneye gelmenizi istemedi.

0 getirmeseydi kim getirecekti sizi?

Kötü insanlar vardı diye mi?

Evet.

Sen kötü değildin gerçi. Hayduttun.

- Kim söyledi bunu sana? - Sen.

Hayır, haydut değildim.

Malın tekiydim.

"Mal" dedin!

Nasıldı?

- Seni o kadar çok aradım ki. - Biliyorum, telefonumu kaybettim.

Yok ya.

- Evet. - Ne oldu?

- Çalındı aslında. - Gerçekten mi?

Evet, çantamdan.

- Çantamla birlikte. - Hadi ya.

Ama önemi yoktu.

- On numara geçti. - Öyle mi?

Gerçekten mi?

Başaracağım.

Başaracağım ulan.

Başaracaksın tabii be.

- Dinle. - Efendim?

Yakında 50 yaşına basacağım ve...

...içkili parti yapacaktım ki pek heves etmiyorum buna.

Çünkü hafta sonu boyunca, asıl ihtiyacım olanın...

...gerçek bir parti olduğunu anladım.

Devasa, fena bir ev partisi.

Genç, geleceği parlak bir country şarkıcısı konser verecek...

...Rose-Lynn Harlan.

Ne, partinde müzik yapmamı mı istiyorsun?

Evet. Yapar mısın?

Evet, tabii. Herhalde yaparım.

Muhteşem ya.

Heyecanlı kısım bu değil.

Heyecanlı kısım şu, insanlar hediye getirmek yerine...

...çok Önem verdiğim bir amaca katkı yapacaklar: sana.

Konser vereceksin.

İnsanlar duyduklarını beğenirlerse, ki beğenecekler...

...sana yatırım yaparlar, kariyerine.

Aşağı yukarı, 50-100 pound arasında harcama yapan 100 insan olur.

Voilâ.

Kitlesel fonun sihriyle, oraya gideceksin.

- Nereye? - Man Adası'na.

Nashville!

Ne yani, gündelikçine seyirci olsun diye...

...evine gelen ahbaplarından haraç mı alacaksın?

- Evet. - Kafayı yedin canım sen.

- Grubun var mı? - Evet, tabii var.

- Ne zaman? - Gelecek pazar.

Hafta için çoktan izin aldın, bu vakti prova için kullanabilirsin.

Olmaz.

0 hafta yapamam.

Ama sorun değil, provaya ihtiyacım yok.

14'ümden beri 0 adamlarla çalıyorum.

Rose-Lynn, kesinlikle provaya ihtiyacın var.

İnsanlardan para istiyorsan...

...orada başarıya ulaşacağın fikrini benimsemelerini istiyorsan...

...o zaman gerçekten profesyonel bir performans sergilemelisin.

Tamam, peki. Tamam.

On numara ya.

Muhteşem.

Eh, kusur bulamam.

Anne, Susannah'nın haftaya bana ihtiyacı var.

Seni alamaz. Çocuklar tatilde.

- Sensiz bir hafta idare edebilir. - Biliyorum, ama...

Çocukları götüreceğim demiştin.

Şey değil. Temizlik için değil.

Prova yapacağım.

Olay şu, evinde konser vereceğim ve bir sürü insan çağırdı...

...ve grubumla performans sergileyeceğim.

Sonra da... Sonra da yatırım yapacaklar.

Yatırım mı? Neye yatırım?

Bana. Kariyerime.

Nashville'e gitmem için.

Kalçası yüzünden acı çekerken...

...Mary'ye yatırım yaptığını hatırlamıyorum o kadının.

18 aylık bekleme listesi vardı.

Fazla parası vardıysa bunun için elini cebine atabilirdi.

Elini cebine attığı yok.

Kendim kazanayım diye şans verdi.

Ama iyi olmalı, bar grubu kalitesinde değil.

Toparlamak için de pek vaktimiz yok...

...ve tatil kulübünü ayarlamak için okulu aradım ama tamamen dolu.

Dolu olmasaydı bile seninle olmalarını tercih ederim...

...çünkü onların Şey sanmalarını istemiyorum...

Ne? Ne sanmalarını?

Daha iyi bir teklif alınca onları başından attığını mı?

Yoksa fırsat yakaladın diye her şeyin boşu boşuna olduğunu mu?

Sana yardım edemem.

İzin almamıştım.

20 yıldır oradasın.

- Özel durum de. - Yeterince kullandım bunu.

Evet, ben işleri berbat ederken.

Kaderin neyse çekersin.

Başarılı olmaya çalışıyorum...

...ve şüphesiz ki onlar için de iyi bir şey bu.

Onlar için iyi mi?

Artık onları tekrar, tekrar ve tekrar yüz üstü bırakmamak...

...işte bu onlar için iyi bir şey olurdu.

Ben de iyiye gittiğini sanmıştım.

Salaklığıma doymayayım.

- Nereye gidiyoruz? - Sahile gidiyoruz.

Denize gireceğiz...

...ve değişik deniz analarına bakacağız.

Hadi.

Aferin oğluma. Hadi.

İşte geldik.

- Kimler gelmiş? - Oraya girmek istemiyorum!

- Girmek istemiyorum! - Üzgünüm.

Mary bu hafta size bir süre bakacak, tamam mı?

Bir hafta dememiştim Rose-Lynn.

Bugün demiştim.

Bir Şeyin yok.

Bir şeyin yok.

Hadi, annen hemencecik gelecek.

# Hiç yağ çekmedim #

# Ve hiç söyleneni yapmadım #

Biliyorum, hadi ama. Çok yavaş oldu.

# Hiç yağ çekmedim ve hiç söyleneni yapmadım #

# Hiçbir adam benim efendim değil #

# 0 tür biri değilim #

# Seyahat ayakkabılarımı giydim #

# Kazanmak istiyorsan vaktini harcayamazsın #

Tamam.

- # Ya da geride kalamazsın # - Evet.

# Koşmak-için doğmuşum #

- # Diğerlerinin önüne geçmek için # - Benim o.

' - Hayır, değil. Kendininkini kaybettin.

- Dün gece verdin bana. - Hayır, hiç de bile.

- Yalancı. - Lyle, sen yalan söylüyorsun.

Anne!

# Önemli biri olmak için #

# Hızlı olmak için doğmuşum, koşmak için doğmuşum #

- Sağ ol Amanda. - Ne demek, ne demek.

Beni epeydir tanıyorsunuz değil mi?

Küçük bir oyun oynayabiliriz. Otel oyunu.

Siz garson olursunuz ben de müşteri.

Sonra görüşürüz, tamam mı?

Senden nefret ediyorum!

# Seni kaygılandırdığı kesin ama iyi de hissettiriyor #

- Senden nefret ediyorum! - Tamam, hadi içeri.

# İyi hissettiriyor #

# Koşmak için doğmuşum #

# Diğerlerinin önüne geçmek için #

# Ve tek istediğim en iyisi olmaktı #

# Özgür hissetmek için sırf #

# Önemli biri olmak için #

# Hızlı olmak için doğmuşum, koşmak için doğmuşum #

# Koşmak için doğmuşum #

Anne, bak.

# Diğerlerinin önüne geçmek için #

# Ve tek istediğim en iyisi olmaktı #

# Özgür hissetmek için sırf #

O inanılmaz.

# Önemli biri olmak için #

# Hızlı olmak için doğmuşum, koşmak için doğmuşum #

İşte bu!

Çok daha iyi oldu bu.

Bu hatun başka kime yatırım yaptı?

Rod Stewart mı?

Tamam, uzun zaman oldu...

...ama iş planı kâğıdı severim.

Yarın 4'ten itibaren hepiniz burada olabilirseniz...

...4:30'dan itibaren ses provası yaparız...

...ondan sonra da ışık ayarına geçeriz.

Yarın büyük gün beyler.

Bu kız son katını temizledi.

Lütfen, bırak. Bunu yapmana gerek yok.

Yok, sorun değil. Ben...

İçeri götürüvereyim bunları.

Teknisyenlerden tırtıkladım.

İçer misin bir sigara?

Yok, benim... Gitmem lazım.

- Cidden mi? - Evet.

Sarabilir misin?

Sam'le ilk tanıştığımda...

...Clydeside'da minicik, bok gibi bir evde oturuyorduk.

Hiçbir Şey yoktu orada. Şimdiki gibi değil.

Nehir yüzünden fare olurdu.

Haftada bir kez eve girerlerdi.

Ama gerçekten ama gerçekten harika partiler yapardık.

İstemiyorum bunu aslında pek.

- Biriyle birlikte misin? - Hayır, kuş kadar özgürüm.

Ne şanslısın.

Gençsin.

Son derece yeteneklisin. Gücünün doruğundasın.

Yapamayacağın hiçbir şey yok.

Tam zamanı Şu an.

Çocukların olunca biraz daha farklı oluyor.

Evet.

Gideyim en iyisi.

Merhaba!

Nasılsın canım?

İyiyim, sağ el.

- Seni eve bırakayım. - Hayır, yok...

Sorun olmaz. Otobüse binerim.

- Hayır, hadi ama. - Hayır.

- Güzelce uyu. - Peki, tamam.

Sabah görüşürüz.

Yurt hasreti mi çekiyorsun?

Gündelikçini soymaya çalıştığın arı mı bu?

Hayır, hayır.

Her şeyini biliyorum dediğim an bu.

Hapse girdiğini biliyorum.

Niye girdiğini de biliyorum.

Susannah ne söylüyorsan yutuyor...

...ve bunu onun elinden alacak değilim şu an.

Ama çocuklarımın yakınına bile yaklaşmayacaksın...

...yani, ertesi gün olsun...

...şarkını söyle...

...paranı al, sonra defol.

Lyle. Acele et.

Hiç vaktim yok.

Rosie.

Nerelerdesin yahu? Sırra kadem bastın.

İyi misin ufaklık?

Birazdan geleceğim.

- Bir şey içmek ister misin? - Hayır.

- İyi misin ahbap? - Evet, gıcır gıcırım.

Bir şey arıyorum.

- Lyle! - Anne!

Adı Lyle. Beş yaşında.

Gardıroba asıldı, sonra gardırop üzerine düştü.

Galiba kolundan yaralandı ama başını da yaralamış olabilir.

Tamam Lyle, azıcık bakayım mı?

- Bir şey yok. - Sorun yok. Azıcık bakacak, tamam?

- Alerjisi var mı? - Hayır, pek...

- Pek sanmıyorum, hayır. - Kumaş bantlar.

Tamam, röntgen çekmemiz lazım.

Yoğun bir gece olursa doktorun çocuğuna bakması uzun sürebilir.

- Tamam mı? - Ninemi istiyorum.

Ne olur, ninemi istiyorum.

- Ne olur. - Yok bir şey, yok bir şey.

Ninemi istiyorum.

Sonraki hapım mı?

Su?

Teşekkürler.

- Lyle'ın annesi misin? - Öyle, evet.

- Dr. Yousaf. - Merhaba.

- Beklettiğim için kusura bakma. - Yok.

Röntgen yeterince açık görünüyor ama alçı takılması lazım.

Eve ne zaman gidebiliriz?

Şiş inmeden alçı takamayız...

...yani birkaç saat daha sürer.

Bu kadar uzun bir gece olduğu için üzgünüm.

Siktir ya.

- Nerede o? - Uyuyor hâlâ.

Tamam, ben bu kızı eve götüreyim sen de ufaklıkla kal.

Hayır.

Hayır.

Kaderin neyse çekersin.

Belki fırında 20 yıl sana yetti ama bana yetmedi.

Gidip bana çay al canım.

Zorun ne senin?

Sadece... Bana yardım etmeni istiyorum.

Yardım mı? Ne için yardım edeyim?

Sen partiye giderken onu burada bırak diye mi? Plan bu mu?

Bu yüksek sosyete kadın seni ne sanıyor bilmem...

...ama gerçeği bilseydi sana bir kuruş bile vermezdi.

Ona daha söylemedin bile değil mi?

Çocukların olduğundan haberi bile yok.

Onların varlığını kabullenmeye hazır bile değilsen...

...senin için umut yok.

Ve kalıbımı basarım, onlar için de yok.

Git. Nashville'e git.

Ne yapmak istiyorsan yap.

Gel canım.

Gidip küçük kardeşine bakalım.

- Uyuyabildin mi? - Hayır.

- Hiç mi? - Hayır.

# Bu bara sadece #

# Hüzünlü bir Şarkı duymak için geldim #

# Ama muhtemelen bütün gece burada olacağım #

# Şu anki hislerimle #

# Telefonu açmadın bir türlü #

# Çalmasına izin verdim ben de #

# Durmadan #

# Yapayalnız bir serenat halinde

# Dertlerim konusunda ne yapacağım şimdi ben? #

# Belki bir yol bulmaya çalışmalıyım #

# Halletmek için bir nevi #

Rose-Lynn! Nerelerdeydin?

Tanrı aşkına. Hiç gelmeyeceksin sandım.

Grubun beni teselli etmek zorunda kaldı.

Yorgun görünüyorsun. İyi misin?

Evet, iyiyim. Evet, gıcır gıcırım.

- Harikayım. - Güzel, güzel.

Hadi gidelim.

Beni çok korkuttun.

# Ve çift fıçı viski #

Tamam, peki...

...yakın zaman önce bir kıvılcım kapımdan içeri uçarak girdi...

...ve bana daha evvelinde neden Glasgow'a aşık olduğumu hatırlattı.

Bu kız, aynı Şehir gibi göz kamaştırıcı.

Komik biri ve her şeyden öte...

...tamamen korkusuz biri.

Ve sizin yardımınızla dünyaya geliş amacını...

...gerçekleştirmek için Nashville'e gidecek.

Onu tanıdığım ve ona arkadaşım diyebildiğim için gurur duyuyorum.

Hanımlar ve beyler, alkışlarınız...

...Rose-Lynn Harlan için gelsin!

Tamam, başlayalım.

Çok üzgünüm, bana biraz...

Beş dakika verir misiniz?

Rose-Lynn. Hey.

Hey! Rose-Lynn.

Hey! Rose-Lynn.

Lütfen, neler oluyor? Ne yapıyorsun? Nereye?

Ne oldu?

Canım benim.

Hadi ama.

Bana bakınca ne görüyorsun bilmiyorum...

...ama o ben değilim.

- Neyden bahsediyorsun? - Gücümün zirvesinde değilim.

Özgür değilim ve geri alamayacağım o kadar çok şey var ki.

Hapse girişimi geri alamam.

Çoktan uyuşturucu batağına düşmüş bütün o kızlara...

...eroin fırlatmamı geri alamam.

Başka neyi geri alamam biliyor musun?

İki çocuğumun olmasını.

18'imden önce doğurduğum iki güzel çocuk.

Wynonna, sekiz yaşında.

Bir de Lyle, beş yaşında. Ve ben...

Hapiste 12 ay yattım ve iki çocuğumu geride bıraktım.

Evet. Gerçek bu.

O değil. , Bu.

Onlar.

Seni kendimle ilgili inandırdığım hiçbir Şey değilim ben.

Pardon, ben...

Hadi.

Orada bir ada görüyorum.

Ada mı?

- İstiridye mi bu? - Sence açabilir misin?

Bayan Harlan?

Yapacağım şey... Yani...

Silverburn İşe Alım Merkezi

Birlikte çalışmaktan mutlu olurum.

Benim...

- Görüşürüz. - Tamam.

# Mutlu yıllar sana #

Dilek tuttun mu?

Benim yerime tutabilirsin.

İlk dilimi kim alıyor?

- Ben. - Öyle mi?

Güzel.

Gelen benim.

Tamam.

Evet?

Bir dakikan var mı?

Var evet.

Bana çoktan bir şey verdin ya.

Bu ne için?

Neden bunu veriyorsun bana?

Sorumluluk almanı istemiştim.

Ama umudunu elinden almak istememiştim.

Neden bahsettiğini bilmiyorum.

Belki daha yaşanacak çok şey vardır.

Belki de yoktur.

Bilmiyorum.

Dunoon'dan uzağa hiç gitmedim.

Ama senin gidip görmen lazım.

Hayır.

Bütün bunlara yeniden başlayamam.

Bitti.

15'imde çalışmak zorunda olmasaydım, üniversiteye giderdim dedim hep.

Giderdim de.

Eczacı olmak istiyordum.

Olay Şu ki...

Beni durduran neydi?

Seni doğurduktan sonra bile gidebilirdim.

Ama galiba senin için bir şeyler istemek...

...kendim için bunların peşinden koşmaktan daha kolay geldi.

Bende o girişkenlik yoktu.

Gerçek bu.

Ama sende...

...sende var.

Çocuklara ben bakarım.

Sen git.

Seni bekleyen ne varsa gör.

Bu kadar parayı nereden buldun?

20 yıl fırında çalışınca insanın yapabilecekleri hayret verici.

# Dizlerini yaralamaktan korkma #

# Çitlerin üstünden atla, ağaçlara tırman #

# İnsanlar diyecek ki

# Çok yüksekten uçma #

# Ama () kanama“ tak ve gökyüzüne uzan #

# Yanılmak da mühim değil #

# Güçlü olmak istiyorsan zayıf olmalısın #

# Güçlü olmak istiyorsan zayıf olmalısın #

# Kendi dansını et, kendi Şarkını söyle #

# Ve hayal ettiğin hayatı yaşa #

# Hayalperest gidene kadar #

Tamam.

Buyur. Çok teşekkürler.

Tamamdır. İyi tatiller.

Teşekkürler.

Şehirde ne kadar kalacaksın?

Bilmiyorum ki.

Bilmiyorum, ne olduğuna bağlı olarak değişir hani...

Buraya gelen herkese olduğu gibi senin için dileğim şu:

...bütün kalp yaraların Şarkılar olsun...

...bütün şarkıların da hit olsun. - Teşekkürler.

Soldan üçüncü kapı.

# Sar ve kutu üstüne kutuyu doldur #

# Saat beş oldu, özgürlük #

# Ve düdük çalacak #

# Kapılar açılıverecek, nehir akacak #

# Kibritler gibi tutuşurlar... #

# Tam zamanı #

- Pardon. Affedersiniz. - # Köklerimi özlüyorum #

Hanımefendi.

# Işıltıdan kurtuluyorum #

# Kimsenin yüz bin dolarlık takıma #

# Sırf çöpü çıkarmak için ihtiyacı olmaz #

# Yalnız olmak lazım #

- Şarkı söyleme Şartları ne? - Organizasyoncunun onayı lazım.

Bekleme listesi var. Sitede yazıyor hepsi.

Ama ya bir süreliğine buradaysam?

Her yerden insan var burada.

Avustralya'dan, Yeni Zelanda'dan, Almanya'dan.

Hepimiz aynı Şeyi yapmaya çalışıyoruz.

Bilirsin, burası Nashville. Şirket şehri.

Eninde sonunda sana yardım edecek bir yerde çalışan...

...birini tanıyan biriyle tanışacaksın.

- Bir şey getireyim mi? - Hayır, hayır. İyiyim böyle.

# Güzel zaman #

# Her şeyi boş vermek için, çok düştüm ben #

# Yani şimdi tam zamanı #

Ryman'a hoş geldiniz...

...country müziğin ana kilisesine.

Burası bluegrass'ın tam olarak doğduğu...

...ve Johnny Cash'in June Carter'la tanıştığı yer.

İşte tam burada, country müziği...

...kendi bahçesinin ötesinde bir seyirci buldu...

...ve saymakla bitmeyen kariyerler başladı.

Grand Ole Opry 1943'te burada kök saldığında...

...canlı radyo ve TV programı...

...Elvis Presley, Hank Williams, Johnny Cash, Marty Robbins...

...Minnie Pearl, Patsy Cline ve Roy Acuff gibi isimleri sahneye...

...ve Amerika'nın dört bir yanındaki oturma odalarına taşıdı.

Şimdi...

# Gideceğim yere ulaştığımda #

# Kesinlikle yolumu bileceğim #

# Ve döneceğim #

# Derinlerime bakacağım #

# Ve bir güne daha veda edeceğim #

# Uçacağım #

# Bu vadiden öteye #

# Açacağım #

# Açacağım #

# Kapıları #

# Ve gideceğim yere ulaştığımda #

# Kesinlikle #

# Yolumu bileceğim #

# Bir fısıltı bile çıkmadan doğdum #

# Doğdum #

# Yağmurun altında #

# Ve gideceğim yere ulaştığımda #

# Kesinlikle #

# Kesinlikle #

# Kesinlikle #

# Yolumu bileceğim #

Bunu kaç insan yapıyor inanamazsın var ya.

Turda, yaşlı Wyatt'ı atlatıp...

...oraya çıkıp bütün şarkıyı söylüyorlar.

Evet, Şu bodur Disney puştu polisi arayacak sandım.

Ne dedin hiç anlamadım ya.

Ama bak, bir sonraki cuma dostum Laurel'le içki alacağız.

Curb Records'da bir tür anlaşması var.

Yani onunla tanışmak istersen restorana gelebilirsin.

Yok.

Yok, sağ el ama ben gidiyorum.

# Ve gideceğim yere ulaştığımda #

# Kesinlikle yolumu bileceğim #

- Şimdiden bırakıyor musun? - Hayır.

Hayır, yeni başlıyorum.

Havaalanına lütfen.

# Kederimizi tutmak için ellerimiz var #

# Acıyı dindirmek için gözyaşlarımız var #

# Gözlerin pek çok soru sorsa da #

# Dudaklarında ismimi duyuyorum #

# Bir fısıltı bile çıkmadan doğdum #

# Yağmurun altında doğdum #

# Ama gideceğim yere ulaştığımda #

# Kesinlikle yolumu bileceğim #

# Kesinlikle #

# Yolumu bileceğim #

Anne!

Tanrım, şu haline bak.

Şu haline bak.

- Anne, döndün! - Döndüm!

Döndüm! Beni özledin mi?

- Evet. - Öyle mi?

Ne kadar? 10 milyon kadar mı?

Evet.

Benim için ninenize iyi bakıyor muydunuz?

Duyduğunuz üzere Nashville'den değilim.

Tam buradan, Glasgow'danım!

1 YIL SONRA

Bu benim yazdığım bir beste.

Benden üç akor çıktığı için bile şanslısınız vallahi.

Her neyse, bir deneyeyim.

# Taşları aşındırdım #

# Kapının önündeki #

# Gelip giderek, gelip giderek #

# Işıkları açık bırakırsın #

# Bunu hep biliyordum #

# Sana teşekkür etmeliydim #

# Bin mil önce #

# Ama seni uzaklaştırdım #

# Haritaya bir raptiye tutturdum #

# Sonra fırtınada kayboldum #

# Sonra fırtınada kayboldum #

# Kendi yolumu bulmak zorundaydım #

# Kendi hatalarımı yapmak zorundaydım #

# Ama gitmem gerekiyordu, biliyorsun #

# Sarı taşlı yol yok #

# Glasgow'un içinden geçen #

# Ama ben taştan daha sağlam olanını buldum #

# Ev gibisi yok #

#Yok#

# Ev gibisi #

# Ay aşağıda asılıyor #

# Penceremin üzerinde #

# Ayakkabı kutuları dolusu hayal #

# Yatağımın altında gizli #

# Parlak ışıkları takip et #

# Altınlar şehri #

# Fark etmem gerekti #

# Tek ihtiyacım olanın burada olduğunu #

# Anne ikimiz de biliyoruz ki, birazcık zamanın #

# Ve Patsy Cline'ın iyileştiremeyeceği bir şey yok #

# Kendi yolumu bulmak zorundaydım #

# Kendi hatalarımı yapmak zorundaydım #

# Ama gitmem gerekiyordu, biliyorsun #

# Sarı taşlı yol yok #

# Glasgow'un içinden geçen #

# Ama ben taştan daha sağlam olanını buldum #

# Ev gibisi yok #

#Yok#

# Ev gibisi #

# Topuklarımı birbirine vuracağım #

# Üç kez daha #

# İşte hepsi orada #

# Her zaman benim olmuş olan #

# Sarı taşlı yol yok #

# Glasgow'un içinden geçen #

# Ama ben taştan daha sağlam olanını buldum #

#Yok#

# Ev gibisi #

# Ev gibisi yok #

#Yok#

# Ev gibisi #

# Ev gibisi yok #

# Ev gibisi yok #

# Ev gibisi yok #

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.