All language subtitles for Mevlana Mest-i Aşk izle 2024

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton Download
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian Download
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bir şehri dolaşmaktaydı mum ile leylen.

Kimiyin ararım bezginim iblis ilacından.

Biz yokladık iz yok dediler söyledi lakin.

Zaten o bulunmaz olana arzularım ben.

Ey dünkü ve bugünkü aşinalarım.

Bu gece hiçbirinizi tanıyamıyorum.

Diyelim ki bir kısmınız Şems hazretlerinin kanlı bıçaklı düşmanı. Bir

kısmınız da bizim yegane yoldaşımızla hemfikirsiniz.

Bu gece burada kardeş kardeşe saldırıyor. Sanki Moğollara saldırır

gibi.

Eğer Moğollara karşı böyle gözü kara olmuş olsaydık... ...bugün onlardan

geriye eftaneden başka bir şey kalmazdı.

Kıymetli yoldaşım Şems-i Tebrizi bu gece ortadan kayboldu.

...onun kanına susamış olanları... ...ve ona zarar verenleri Allah'a havale

ediyorum.

Ona bağlı olanlarsa şunu bilmelidir ki... ...Şems hazretlerinin tek iletisi

aşk ve sevgiydi.

Evleriniz edin.

Devlet görevlilerine... ...Şems hazretlerinin başına ne geldiğini

çözmeleri için süre tanıyın.

Siz de hakkın yerini bulunasından mükellefsiniz.

Maazallah yüce ve kıymetli birinin kanı dökülmemiş ola.

Adamcağızı rahat bırak efendi.

Selamun aleyküm. Aleyküm selam.

Gelemezsin. Babam daha hazır değil mi?

Secadetinden kalkmamıştır ben.

Geç kalacakken rahat.

Babanızın daha erken hazırlanması gerektiğini söylemiştiniz bana.

Acaba efendimiz bugün halkın yanı sıra devlet ricalinin de kendilerinin vaaz

meclisine geleceğini unuttu mu?

Malum babanızın namı her yerde duyulmuştur.

Öyle bir mevkinin yükünü sırtımda taşımak epeydir bana ağır geliyor.

Fakat bu da şükransızlık değil midir? Siz istediğiniz her şeye sahipsiniz.

Makam, itibar, saygı. Bugün Konya'da sizin alacağınız bir kararı canı

gönülden kabul etmeyecek bir kimse var mıdır?

E zaten beni yoran da bu çıkar hesaplarıdır.

Artık ne insanlara konuşup öğüt vermek için gücüm... ...ne de talebelere ders

vermek için hevesim kaldı.

Günlerden bir gün...

Hazreti Süleyman tahtına oturmuşken... ...onu yakıcı güneşten korumak için...

...kuşlar gökte uçmaya başlarlar. Ve tahtının üzerine gölge ederler.

Güneş onu rahatsız etmesin diye.

Birden nimete şükretmenin aktif fikirler... ...geçer Süleyman'ın

aklından.

Başındaki taç kayar.

Taci düzeltir, lakin tekrar kayar.

Taca der ki, ey taç, düzel.

Taç dile gelir, ey Süleyman, sen düzel.

...darçığında olan... ...mana aleminin ulu sarrabı.

Az bekle hele.

Sana bir sualim olacak. Sual etmek için uygun bir yer değil derviş.

Söyle bakalım.

Şimdi sen... ...Celaleddin Muhammed... ...Konya'nın ulu vaizi...

...senin ruhunun hacmi nicedir?

Halin nicedir derviş?

Konya'ya ilk geldiğimde... ...sıradan insanlarla işin yok dedim kendi

kendime.

Mürit aramıyorum ki ben.

Şeyh arıyorum.

Dünyaya yol gösterenlerin... ...damarlarına basacağım.

Onlardan hesap soracağım, halktan değil.

Sayıklı ya.

Baba, talebeler düzeltti.

Aristoteles ruh ve nefti suret ve bedenden ayrık bilmez.

Zira mead kavramını nitelendirmek çetin olacaktır.

Onun beyanatına göre eğer böyle olsaydı bedenin ölümüyle ruhun da ölmesi

gerekirdi.

Ama İbn-i Sina Hazretleri bu meseleyi açıklamak için cismaniyetül hudüs

ve ruhaniyetül baka kaidesini ortaya koyar. Nitekim kıyamet günü insan

çürüyüp yok olan cismiyle değil, aksine vücudunun

ruhani boyutuyla hazır bulunacaktır.

Tabi İmam Muhammed Kadali bu düşünceyi Batıl sayıp reddediyor. Ya Allah!

Ölümden sonraki yolculukta insanoğlunun cismani yahut ruhani

olmasının ne önemi olabilir ki?

Daha içinde yaşamakta olduğumuz dünyanın anlam ve önemi herkes tarafından,

bilhassa alimler, ilim ve irfan adamlarınca tam olarak bilinmezken.

Görünüşe bakılırsa hekimin ilacı pek de işe yaramamış derler.

Latife ediyor.

Tabi hekimin kim olduğu da önemli Mevlana Hazretleri.

Bunlarla mı ders anlatıyorsun?

Yüksek müsaadenizle.

Ayrıca onları teftir de ediyorum.

...tahafetül felasefe.

Nedir bu?

Neyse ne senin işine yaramaz dermiş.

İşe yaramazsa... ...kime ne faydası var?

Ne yaparsın efendi?

Ya bu.

Onu bana ver. Sultan-ı Üleman'ın marif kitabı... ...Mevla Hazretleri'nin

babasından kalan. Bunun da işe yarayacağını iddianlıyorum.

Ne yaptın be adam? Çekil derviş.

Ne edersin sana diyorum.

Cevabı merak ediyorsan... ...benimle gel.

Büyücü.

Büyücü değilim.

Adım Melikzat. Mevlidim Tebriz.

Bana Şemsi Tebrizi derler.

Kimsin sen? Yadırganan bir dervişi karşılıklı dağırlayandır.

Dervişlerin sığınağı olmanın sana itibar kazandıracağını düşünüyorsan eğer...

...böyle bir itibarın gözünde zerre kıymeti yok.

Senin gibi acı dilli bir konağa vallahi adraflanır.

Söylemedim.

Kimsin?

İsmim Celaleddin Muhammed-i Belhik. Sultan-ı Luleman'ın oğluyum. Onun

soygunu... Süraleni sormadım.

Özünde kimsin?

Efendim, Şemsi Tebrizi Konya'ya geldiğinde şekerciler hanında

konaklamış. Hanın dışındaki kuyunun etrafında kan izlerine rastlanmış.

Bir kişiyi kuyuya indirmek gerekecek. Bu işin üstesinden ancak kuyucular

gelebilir. Peki ya Şemsi katletmenin üstesinden kim gelir?

Birçok kişi. Konya'da halk ve eşraftan onu çekemeyen insanlar az değildi. Dün

akşamki hadisede görüldüğü gibi.

Kuşkulandığın kim varsa bizzat sorgulamaya başla. Herkesten önce de

Mevlana'nın yakınları.

Kuyu incelemek için de usta bir kuyucu bul.

Bu

kadar

taraftarının olduğunu düşünmemiştim.

Şimdi kalk ve onlara defolmalarını söyle.

Tabii yapmaları gereken daha önemli bir iş varsa.

Sizin için neden bir iyilik yapayım ki? Çünkü böylelikle kendi işini

zorlaştırıyorsun.

Bilakis kendinizi biraz daha rahatsız hissederseniz muhtemelen beni daha erken

bırakırsınız.

Birçok söylentiye göre defalarca Şems'in ölümünü dilediğini söylemişsin.

Hatta yetmemiş onu ölümle tehdit etmişsin.

Becerikli casuslarınız var.

Lakin anlamadığım şu.

Benim tehdit ettiğimi gündüz vakti görenler eğer kör değillerse

katledildiği gece Şems'in katillerini nasıl görmüyor?

Katiller mi?

Şems'i bir kişinin öldürmediğini nereden biliyorsun?

Şems'in ölümünü senden başka kim istemiş olabilir ki?

Düşlemekle yapmak arasında çok uzun hatta açılması imkansız bir yol var.

Saklamıyorum. Şemsil ölmesini arzuluyordum.

Çünkü o babamın haysiyetiyle oynadı.

Talebeler o anları soruyorlar. Sen buradasın.

Ne yapıyorsun Hüsamettin sen?

Hazreti Mevlana Efendimiz... ...bu kitapların bir

çoğunu satmamızı istedi. Satmanı mı istedi?

Sen bu hazineyi mi satmak istiyorsun?

Birçoğunu dedim, hepsini değil.

Neticede bu Efendimiz'in arzusudur.

Âlâ, o vakit gel medresenin avlusuna.

Bütün bunları orada bekleyen sinirli, çaresiz talebelere kendini anlat.

Hazreti Mevlana ile alakalı bir sualiniz varsa Hüsamettin'e sorun.

Kardeşim Sultan Veled'e sorun. Zira onlar o büyücü dervişin babamı

büyülediği odanın gece gündüz nöbetçiliğini yapıyorlar.

Biz yedi dağ ve yedi denize geride bırakıp dünyanın dört bir ücünden

Efendimiz'den ders almak için Konya'ya geldik. Hiçbir sebep söylenmeden

derslerin iptal edilmesinin üzerinden yaklaşık kırk gün geçti Hüsamettin.

Eğer eğer o derviş ...efendimize büyülemişse... ...bir an... ...bir

an bile tereddüt etmeden... ...canını alacağız!

Amin! Amin! Amin! Amin!

Amin! Amin! Amin! Amin! Amin! Amin! Amin! Amin! Amin! Amin! Amin! Amin!

Amin! Amin! Amin! Amin! Amin! Amin! Amin!

Amin! Amin! Amin!

Amin! Amin! Amin!

Amin!

Amin!

O kendi isteği üzerine misafiriyle istişare etmek için yalnız kalmayı

tercih etti. Yalan söylüyor.

Babamın kütüphanedeki kitapları satmanı emrettiğini söylemedin mi? Onu görmedim.

Sadece sesini duydum.

Kardeşlerim, dedikodulara itibar etmeyin.

Ortada hiçbir büyü ve sihir yok.

Şimdi burada Allah'ın huzurunda babamın bütün talebeleri, müritlerin önünde

söylüyorum.

Akşama kadar babam o odadan dışarı çıkmazsa orayı o büyücü dervişin başına

yıkacağım. Yıkacağız!

Yıkacağız!

Selamünaleyküm. Hayırlı akşamlar.

Aleykümselam. Aleyküm selam. Aleyküm selam Alaaddin. Siz burada böyle

oturduğunuza göre babamın o büyücüyle sohbeti bitmedi hala.

Hüsamettin efendi söylediklerini bizimle paylaştı.

Lakin sen babanı bilirsin.

Hatta hepimizden daha iyi bilirsin.

Gerçekten isteseydiniz onu odadan çıkarırdınız.

Alaaddin!

Ben de senin kadar bu durumdan hoşnut değilim. Er ya da geç bu iş bitecek.

Hadi biz evlatların arkadaşlarını bir kenara bırakalım siz.

Siz evcisi değil misiniz onun?

Şu kırk gün boyunca bir kere sordu mu sizi?

Destur var mıdır Serkup Efendi?

Sana ne oluyor Alaaddin?

Bakıyorum bütün aileyi buraya toplamışsın.

Herkese senin onların sohbetine olan saygını yitirmiş olacağına inanmadığımı

söyledim.

Medereteye gelip kendi gözlerinden ne olup bittiğini görmeden konuşmak kolay.

Eğer Hazreti Mevlana hacca gitmiş olsaydı... ...ya da bir münazarı için

Şam veya Halep'te olsaydı... ...acaba o zaman talebeleri ne yapacaktı? Ama

burada.

Konya'da. Ya kıyamete kadar odadan çıkmak istemezse o vakit nasıl olacak?

Onlara duyduğumuz saygı uğrunu kıyametin bitmesini bekleyeceğiz.

En azından burada olduğum vakit onların sohbetlerinden duyduğum bir şey varsa

söyle de bileyim.

İstediğim kadarıyla.

Skeleton sesinden başka bir şey duymadım.

Kim ya hatun?

Onun hakkında ne söyleyeceksin?

Duyduğuma göre sırılsıklam aşık mısın?

Şems Konya'ya geldikten üç ay sonra ortadan kayboldu. Bunun Kimya Hatun'la

ne alakası var?

Şems Konya'da bir yerinin olmadığını anlamıştı. Neden?

Bir zarar gelmesinden mi korkuyordu? Çünkü çiğnemeyeceği bir lokma yağzını

almıştı.

Ama sen biliyordun.

Bilmeden rağmen kendi istediğini yaptın.

Ne oldu Alaaddin?

Yine yanar dağa dönmüşsün evladım.

Bu dağdan etrafı ateşleştiremedi daha.

Öyle olsaydı bir tane bile büyüklük daha kalmazdı.

Baba.

Onu sevdiğimi biliyordun.

Biliyordum, evet.

Buna kayıp mı çıkman lazım?

Yapamam, Alaaddin.

Kimyatını kurban ederek mi bağlayacaksın o büyücüyü buraya?

Oğlum, Alaaddin.

Senin duygularından haber verdim.

Şems Afrikleri Kimya Hatun'u benden istediği vakit cevabımın Kimya Hatun'a

bağlı olduğunu söyledim.

Kimya'ya da tercih yapmakta serbest olduğunu söyledim.

Şems'e senin aranda.

Şikayetlerini gönül kulağıyla dinlerim. Kocanın nezdindeki yerinin yüceliğinden

ne kadar habersizmişsin.

Tek kelimeyle hayır demen kâfi.

Böylece yoldaşım da neticeyi öğrenmiş olur.

Ama eğer bana sorarsan evvela Kimya Hatun'un fikrini sormak daha makbuldür.

Kimya Hatun.

Senin bu evden gideceğini asla hayal etmezdim.

Seni her zaman gözlerinden zeka fışkıran o küçük kız olarak gördüm.

Şimdi ne oldu?

Beni evden göndermek niyetinde misiniz?

Eğer sende istersen.

Şems Efendi... ...seni benden istedi.

İyi hissetmiyorsan bu konu hakkında sonra da konuşabiliriz.

Yok, gerek yok.

Aslında sen bu haldeyken devamını söylemeli miyim bilmiyorum.

Başka ne varsa söyle.

Öte yandan... ...Aladdin de seni ister.

Fark etmişsindir.

Tercih senin.

Kararın ne olursa olsun senin yanındayım.

İnanmıyorum buna.

Alaaddin. Baba.

Babamın o mezun adamın nikahlı karısı olmanı istediğini biliyorum.

Ama bak bu evde hiç kimse, hiç kimse sana kendi rızan olmadan bir şey

yaptıramaz.

Alaaddin ben... Kimya.

Kimya sana gençliğimden beri olan aşkımı biliyorsun.

Belki birkaç gün önce babamdan seni istediğimi bilmiyorsun.

Bana biraz zaman ver.

Düşünmem lazım.

Tamam.

Benim teklifimi kabul etmek ya da reddetmek için düşün.

Tamam. Ama o adamın teklifini reddetmek için niye düşünmen gerekiyor ben bunu

anlamıyorum.

Alaaddin.

Benim gerçekten bu konuyu düşünmem gerekiyor.

Kim? Şems benden iki kişiyi çaldı.

Babamı ve hayatımın aşkını.

Hekim İbni Arabi'ye göre kadın Allah'ın güzelliğinin bir tecellisidir.

Erkek içinse kadın kendini görebileceği bir aynadır.

Gerçek aşka yolculuk bu aşkla başlar.

Ve bu aşk cainatın merkezine vasıl olmasını sağlar insanın.

Gökyüzünde uçan hafif bir kuş misali.

Cenab-ı Hak kadının varlığının ıtrıyla kemali yaşamı bahşeder insana.

Böylece cehalet ve sevgisizliğin karanlık denizinden

kurtuluş kapısı olur kadın.

İçimdeki sır açığa çıkınca ondan

onun medediyle ona doğru geldim.

Özlem rüzgarım ona doğru esti.

Yalnızlık deryasını ardımda bıraktım. Ve uzaktan tanıdığımı

yakından gördüm apaçık.

Ben seni ilk yüreğimle gördüm.

Sevda okunun ereği oldu kalbim.

Vazgeçilmezimsin.

Ruhu revanımsın.

Ebedi aşkımsın.

Sen benim varlık sebebimsin artık.

Bu nikahı mübarek eyle Ya Rabbi.

Amin. Aralarındaki sevgi ve meveddeti müstedam eyle Ya Rabbi.

Amin.

Nefret, fitne ve kavgayı onlardan uzak eyle Ya Rabbi.

Amin. Ya Rabbi onlara Hazreti Adem ile Hazreti Havva'nınki gibi,

Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ve Hazreti Hatice, Hazreti Ali

ile Hazreti Fatma'nınkine benzer meveddet nasip eyle Ya Rabbi. Amin.

Dedi başta ne yandansın hele sen.

Dedi sevda tanıştık mülketinden.

Dedi aşkın neden kalpten silersin.

Dedi toprakta yatmışken bu miskin.

Dedi aşkta senin zor duruşun çok.

Dedi sevdalıktan hoş bir iş yok.

Efendim, bilmeniz gereken acil bir durum.

Efendim, cesedin yüzü parçalanmış ve tanınmak halde. Mevlana Efendi'nin

yakınlarından işitilenlere göre... ...bu cübbe ve para kesesi Şems-i Tebrizi'ye

ait. Muhtemelen bu cesette o derdi.

Kimsin sen?

Konya'ya benim ilim ve ta duyumun ayarını tartmak için mi geldin?

İlimde üstün olmana sözüm yok.

Lakin... Sağduyudan zerre eser görmüyorum.

Bu ikisinin arasında üstünlük yok.

Ama farz dini ile aşk dini arasında fark çok.

Nice din tüccarları vardır.

Din, ayin ve inançları fark etmek için... ...sokaktaki temiz yürekli

insanların duygularını suistimal ederek... ...Allah'ın dinine öz nefsani

isteklerine ulaşmak için... ...vetile etmiş olan.

Ben başlarda...

...fakilerle oturmazdım.

Dervişlerle kaynaşırdım. Sonra çoğunun ancak dervişlik iddiasında olduğunu

görünce... ...fakilerle oturmayı yeğledim.

Lakin onların da arasında mevki ve makam için... ...yanıp tutuşan birçok kişi

gördüm.

Oysa yücelik ulu Allah'tan başka kime yakışabilir ki?

Ey bilgelik taslayanlar!

İlim ve irfan peşinde koşarsınız dünya malı için.

Oysa inan çipi kurtulmak içindir. Gaflet ve aymazlık kuyusundan kurtulmak için.

Daha dipsiz bir kuyunun içine düşmek için değil. Hele de sizinle aynı fikirde

olmadığını bildiğiniz insanlara sapkın yaftası yapıştırmanız için hiç değil.

Dün gece rüyamda peygamber efendimiz bana bir hırka verdi.

Öyle iki gün sonra eskince söküp temizlik paspası yapacağını düşünürsen

bir hırka değil, bir sohbet hırkası.

Öyle bir sohbet ki bu, günü, bugünü ve yarını olan bir sohbet değil.

Aşkın dün, bugün, yarınla ne iş olur?

Şems-i Tebrizi seni gönül tanır, akıl değil.

İyi insan başkadır, aşık başka.

Babacığım, dadı diyor ki her insanın semada bir yıldızı varmış.

Ve insan öldüğünde yıldızı da onunla birlikte ölünür.

Bak oğlum bu çok eski bir efsanedir. Bu hikayeler ve efsaneler insanın ölümü

fazla düşünmesinden kaynaklanıyor.

Siz düşünmüyor musunuz?

Düşünüyorum elbette.

Her defasında da aynı neticeye varıyorum.

Sanki insanların hepsi uykudalar.

Asıl ölünce daldıkları uykudan yavaş yavaş uyanacaklar.

Sizin dediğiniz gibiyse, insan öldüğünde tekrar bu dünyada uyansa, kendini

annesinin, babasının, ailesinin yanında bulsa daha iyi olmaz mı?

Uykudan uyanmanın başka çeşitleri de var Celalettin.

Hayat merdiveninde yukarıya doğru tırmanırken bir gün bir basamağa

varırsın.

Artık bu basamak daha yukarı çıkabilmen için yeterince sağlam değildir. Seni

aşağı düşürmese de gevşek olduğundan sağlanır.

Ne yukarı çıkabilirsin, ne aşağı inebilirsin.

İşte burası tam da senin harafındır. Ama sakın korkma.

Zamanı geldiğinde Allah daha yukarıdaki basamaklara çıkabilsin diye her kuluna

aziz bir yoldaş muhakkak getirir.

Hüsamettin Çelebi, Selahattin Zelkup ve Sultan Veled cesedin şemsayeti

olmadığını doğruladılar efendim.

Fakat Mevlana Hazretleri'nin hara tereddütleri var.

Nasıl yani?

Üç kişi onayladığı halde.

...hala şüphe mi duymakta? Ne demek bu?

Nasıl ki... ...sessizce... ...o cesedi kuyudan aldın... ...tekrar

sessizce... ...toprağa vermen gerek.

Yoksa... ...basit birkaç adam... ...şehirde kargaşa yaratmak

için... ...hazır bekler.

Efendim... ...eğer yanlış hatırlamıyorsam...

Sultanımız Derviş'in cesedini Sayın Mevlana'nın saygısını korumak adına

usulünce toprağa verilme talimatında bulundular.

Sultanımızın emirleri hepimizin başının üzerinde yeri vardır. Lakin

unuttuğum bir şey var.

Sultanımız daha 12 yaşında.

Bak evladım doğrusunu söylemek gerekirse Mevlana Celaleddin...

Şems'in etkisi altında kalarak dinde bidat etmeye kalktı. O ikisi el

ele vererek Konya halkından birçok insanı yoldan çıkardı.

Gençlerimizi camilerden tekkelere sürükleyerek Allah'a ibadet etmeleri

gerekirken... ...çalgıcılık ve raksla meşgul ederek onlara en büyük kötülüğü

yaptı. Sonra ne oldu?

Daha önce de söylediğim gibi.

Babam Şems Efendi'nin peşinden gitti.

Nereye?

Selamünaleyküm.

Aleykümselam.

Aleykümselam. Sizi merak etmeye başlamıştık.

Bizi ziyaretinizden mahkum kıldınız.

Buyurun. Başkadının yanına otur.

Meclisin alçak yerinde oturmayı tercih... Hazreti Mevlana.

Alimlerin yeri meclisin en...

...yüksek makamıdır. Siz artık... ...fakih... ...kıyafetini çıkarmış

olsanız. Doğrudur. Başkası ulemaya aittir... ...sadrazam hazretleri.

Lakin ben kıymetli yoldaşım... ...Şems'in yanında oturmayı tercih

ederim.

Sizin bu taze dostunuz olan derviş de kim oluyor?

Mevlana Hazretleri.

Bu şehrin en yüksek dini mevkilerinde bulunan şahriyetlere saygısızlık yapma

cüretini nereden buluyor?

Allah'tan korkmuyor mu?

Mutlak aşk ve sevgi olan Allah'tan neden korkulur ki? Ama bu kadıdan korkmak

gerek. Tarafsız ve adil bir şahide ihtiyaç duymaksızın hüküm veriyor.

İyi ki Senayi vefat etti de senin devrine düşmedi. Yoksa şüphesiz ona

okuduğu bir tek beytten dolayı sapkın derdin sen.

Ya Senayi bulamıyorsan yarini öz yarın ol dediğinde.

Cihanda her ne yapıyorsan kendi işinin ehli ol.

Sana nasihatim şudur kadı. Senayi'nin bu beytini fıkıh ahkamı üzerinden otur bin

kere yaz.

Belki kendi işine nehli olursun. Ve şimdi kader... ...o fitnenin başını

kettiğine göre... ...artık bu işi bitirmenin vaktidir.

Azıcık konuşun.

Yani evlen... Hayır, hayır, hayır. Hayır. Sakın.

Kesinlikle hayır.

Katletilmesi... ...onu kutsallaştırır.

Ondan bir şehit yaratır.

Efsane olur.

Beni burada bekle. Hemen.

Ne istiyorsun?

Hey canına ilişmiş ay. Ne yana gittin.

Ev içine mi saklandın.

Yahut havaya gittin. Sen andımı gördükçe.

Sözden de dönüp tekçe.

Uçtuğum sen olup serçe.

Yoldaş, ne yana gittin?

Sen ruha bakıp, aynen ruh misali gittin sen.

Elden sakınıp hepten, elden de sıva gittin.

Böyle ne çabuk gittin, sen hoş bir etintiydin.

Bir güli misali, rüzgar etintisiyle gittin.

Sen ne bir esintiydin, ne her şeyi aliydin.

Sen nur-i ilahiydin, Allah nuruna gittin.

Ey sen bu eve sultan, ey şemi eden taban.

Bu beytin utancından sen aşalaya gittin.

Bu kadar yolu peşimden gelmekten yorulmadın mı?

Bu yoksul mahallelerde...

...ve fakir insanların arasında neyin

peşindesiniz?

Yar sever böyle perişan halleri.

Boş emekler yan gelip yatmaktan iyi.

Şems, bazı geceler...

Bu unutulmuş mahallelerin sakinlerine uğrardı. Neden bulunan cesede göz

atmıyorsunuz?

Sultan Veled ve Hüsamettin de en az sizin kadar Şems'i tanıyorlardı.

Artık Şems'i değil de katillerini bulmamız daha doğru olmaz mı?

Bu sizin görevinizdir.

Gördüğüm kadarıyla da icabet etmekte gayet cesursunuz. Belki de katil sizin

yakınlarınızdan biridir.

Hatta çok yakın.

Hakikat gün yüzüne çıkar elbet.

Lakin gönlüm Şems'in ölümüne inanmaz.

Konya'nın birçok alim ve fakir Şems'i yolunu kaybetmiş ve mürted buluyor.

Size de onunla yoldaş ve arkadaşlık ettiğiniz için dinde bidat yapmak ve

şeriat yolundan çıkma iftirasını atıyorlar.

Bu hususta sizin fikriniz nedir?

Ben bir askerim.

Savaş meydanı ve yöntemleri hakkında bana istediğin soruyu sor.

Ama din ve irfanla ilgili sıradan kişi kadar bilgim var.

Sanırım ben ve siz bazı yönlerden ortak bir kaderi paylaşıyoruz.

Nasılsın?

Şimsi bul, öğreneceksin.

Ve Allah şahidim olsun ki...

Eğer bu görevin üstesinden gelirsen seni öyle bir uhrevi ödül bekler ki.

Tabi peşin dayan taksitli helvadan iyi olduğunu bilirim.

İstihbarat için gönderdiğim askerler meyhanede kuyudan çıkan cesetle ilgili

boş laflar eden kör kütük Saros birini yaparmışlar.

Dediklerine göre cesedin şemse ait olmadığını iddia etmiş.

Buraya yanlışlıkla getirelim ben.

Masum. Bu zindan masumları özel zaten.

Eğer suçlu olduğuna inansaydık... ...kendini sorgusuz sualsiz...

...kafanın koptuğu yerde bulurdun.

Hayır. Hayır.

Hayır. Hayır.

Hayır. Hayır.

Doğruyu mu konuşacaksın yoksa kafanı kopartayım mı?

Görürsün. Git.

Arkadaşım.

Ahmet'le.

Aramızda bir alacak verecek meselesi.

Anne diyordu ya.

Bana olan borcunu hikaye ediyorsun. İşte bak artık hikaye etmiyorum.

Allah razı olsun.

Yani borcunu vermediğin için teşekkür mi edeyim sana?

Arslan. Adam ol.

Bir kez olsun.

Adam ol.

Sen de insan ol Ahmet Efendi.

Dostumuzu böyle boş şeylerle harcama.

Şerefe. Burada ne ya?

Genç yer oldum.

Hocam benim işim yok.

Ama sikiler de var.

Sana borcumu öde. Gerisini paylaşırız.

Ver şunu.

Ver diyorum sana.

Git içeri.

Hayır.

Hayır.

Vur.

Seni yakalatsam var ya.

Bu iki sikke... ...sana olan borcumuz.

Bir tanesini ben alırım.

Bunlar senin olsun.

Böylece... ...aslanın namert biri olmadığını... ...onlar sanır.

Namertçi olan sensin. Seni soysuz veridiz bina.

Ne dedin sen?

Bütün şehir annenin kim olduğunu biliyorum.

...karının getirdiği haberlere göre... ...çekercilerin oradaki kuyudan

çıkarılan ceset... ...o mürted dervişe... ...ait değilmiş. Bu durumda

Alaaddin'i çağırıp çorgulayanların... ...kendisinden özür dilemesi gerekir.

Kutun! İskender Bey'in... ...koyduğu cesetleri var.

Konya'dan haberci kuşları haklı.

Bulunan cesetin... ...kemste tebrizliğe ait olmadığı... ...bizce de kesinleşti.

Ama...

Sorguladığımız herkes zan altında kalacak ve şehirden dışarı

çıkamayacaktır.

Bu zamandır peşindeyim. Sonunda kendi ayaklarımla...

Benden kaçamazsın.

Benden kaçabileceğini mi zannettin? Eğer o eve döneceğim lütfunu yapma. Merak

etme. Seni geri götürmeyeceğim. Çünkü artık hayatın seninle bir işi kalmadı.

Bunu yapmamalıydık.

İsmail mi?

Seni sevdiğimi bilmene rağmen he?

Merak etme.

Bir çaresini bulup onları ikna edeceğim.

Şimdi bir tanesini sana hediye ediyorum. Bu genç yaşta... ...onu peşine takıp

savaş meydanlarına mı götüreceksin?

İskender Bey bir gün... ...ali makamlara gelecekse eğer... ...savaş meydanlarında

pişmesi gerekir.

Savaş... Toy bir delikanlıdan cesur bir adam yaratır.

Bağışlayın beni ama Kayseri görevim ne olacak baba? Lüzum kalmadı.

Benimle başsubay olarak Köse Dağ'a gelmen için Sultan'ın onayını aldım.

Ne oluyor?

Bu kız da alanda ne dolaplar dönüyor İskender.

Ben de sizinle konuşmak için fırsat kolluyordum baba.

Ne konuşması?

Eğer izniniz olursa... ...Meryem'le evlenmek istiyorum baba.

Bir Selçuklu serdarının oğlu...

...Hristiyan bir hizmetçiyle evlenecek.

Senin seviyen bu kadar mı düştü?

Şu üç dört metrelik kuyuda aldığın yaralar... ...er ya da geç iyileşir.

Senin gibi yiyip biterler için... ...sine kısırın sayılır.

Ama senin ailenin bana kaldığı kuyuda... ...aldığım yaraların

acısı... ...ve izleri... ...asla şifa bulamayacak.

Meryem git ve eşyalarını topla. Gitmek zorundasın.

Nereye? Bilmiyorum. Seni satmışlar. Yeni sahibinle birlikte gideceksin.

Oyalanma. Seni bekliyorlar.

Para bela!

Cemile! Bunu içeri götür!

Nasıl ama?

Çok iyi mi?

Karşılığınla çok parasıydım.

Böyle her önüne gelen çapulcunun olayın sürmesini istedim.

Dengimiz.

Ona seni serbest bıraktıklarını söylediler.

Ve kendinden hiçbir iz ve kayıt bırakmadan çekip gittiğini.

Sen benim kaç sene... ...o leş kokan kuyuya gömüldüğümden haberdar mısın?

Eğer Mevlana ve Şems Hazretleri yardım etmeseydi... ...orada

türüp ölecektin.

Sakin ol kızım.

Bu kızdan ne istiyorsunuz?

Çekil önümden peder.

Benim. Onun için para ödedim.

Benim müşterilere bakıyor.

Neyi bekliyorsunuz? Tanrı'dan mı utanıyorsunuz? Tanrı'dan korkun.

Çekil peder. Çekil.

Beni iyi dinle.

Ayazı dolandıracak adam. Daha anasının karnından doğmadı. Ağır ol bakalım.

Ne külünden bahsederse sen.

Ne saçmalıyorsun sen?

O dediğin kül... ...aş kaynağı olan hak tarafındansa... ...perdahlayıp cila

verir. Ucunda ise basiret var.

Vallahi güzel küldür o.

Eğer bu kadını görmek istiyorsan, benim mekanımı kime sorsan gösterir.

Para keseni yanına almayı unutma.

Kaldırın şunu!

Sen kaçınıyorsun herhalde.

Şimdi o yılların hesabını sormak için mi geri döndün?

Mevlana beni evine aldı.

Ben Kimya Hatun'un yardımcısı ve arkadaşı oldum.

Konya'nın gece karargahının amirine anlatmam gereken şeyler var.

Bugün kaç kere onu dışarıya götürmeyelim dedin. Kalan oldu artık.

Meryem!

Ne oldu? Hiç iyi değil.

Sen yanından ayrılma. Ben hekim çağırıyorum.

Şems nerede?

Odanızda. Siz gittiğinizden beri geldim.

Eyvah.

Beni sormuşsun.

Seni yalnız bıraktığım için özür dilerim.

Sen dışarı çıkmışsın.

Annem de babamın ölüm yıldanımı diye mezarlığa gitmek istemiş.

Biz de yeni evliyiz.

Uğursuzluk getirir diye düşünmüşüm.

Öğrendiğimde ben de gitmek isterdim.

Anlayışla karşılarsın diye düşündüm.

Bağışla beni.

Seninle diğer erkekler gibi davranacağını tahmin edemedim.

Hayretler içerisindeyim.

Sen benim kalbimin hangi köşesine yerleştin kim ya?

Neden sen uzaktayken ben kendimden geçiyorum?

Ben bugüne kadar... ...hiç böyle bir şey hissetmedim.

Sabahtan beri gönül deryamın dalgaları dinmek bilmedi.

Korkuyorum kim ya?

Sensiz olmaktan korkuyorum.

Benim günüm kalmadı.

Beni odamıza gönder.

Hekim çağırmaya gidiyorum.

Her gün... ...bana bir hediyen olacaktı.

Bir hikaye.

Bir gazel.

Bir şiir.

Kimi hatun?

Sana mihir vermek için... ...dünya malından hiçbir şeyim yok.

Bu şey benim mehrim olsun.

Ve tabi bu gece ve her gece bana öğreteceğiniz hikmetler.

Eveyi babama öğrettiklerinizden.

Adamın biri telaşla caminin kapısına varır. Ve müezzine sorar. Cemaat namazı

kıldı mı diye.

Müezzin geç kaldın namaz kılındı deyince.

Adam öyle bir rahat çeker ki.

Müezzin der ki.

Benim kıldığım bütün namazlar senin olsun.

Yeter ki çektiğin o ahı bana ver der.

Gurbet senin için bitti kimya.

Bana ne yaptığını görüyor musun?

Bu nasıl bir ateşti attığın şemsin yüreğine.

Ben şimdi neyleyim?

Senin hikmetinden sual olunmaz.

Sevdiğinin yanına alıyorum.

Milletinden ol.

Çünkü Allah diğer milletlerden çok.

Aşk milletinin yanındadır. Onlarla haşır neşirdir.

Ama sen savaş, kin ve nefret milletine katılmak için... ...aşk milletin terk

ettin. Bu hayatta insanların yaşamaları için sadece bir kural var.

Onlar seni mahvetmeden sen onları mahvedeceksin.

Ve sen mahvetmeye...

Benim ruhumla başladı.

Ben bunun bedelini ödemeye hazırım.

Sana yaptığım kötülüğün karşılığında al bunu bitir içime.

Eğer seni öldürmek isteseydim şu çukurun içine seni diri diri gömebilirdim. Neden

yapmadın?

Muhammed-i Tebrizi!

Meryem Hatun'dan zeki ve zeyrek biri olduğunu

duymuştum. Aynı zamanda vefasız ve merhametsiz biri olduğunu da.

Kanayan her yara ölümle sonuçlanmaz.

Siz de yara almışsınız.

Moğollarla savaşırken. Moğolla savaşmak çetin ve kan dökücüdür.

Lakin içindeki savaş daha çetin ve daha kanlıdır.

Aldığım yara asla kapanmaz.

İçimizdeki yaralar sadece insanın kendisine aittir.

Ama senin bir suikasta kurban olduğunun söylentileri bir şehri kargaşaya

sürüklemiştir. En iyisi bu kıyaslamalardan vazgeçmektir.

Sen bu kargaşanın ortasında içinde kanayan yaraların peşinden buralara

kadar gelmedin mi? Hemen şimdi.

Aklımın verdiği ferman ile.

Seni mürtedlikten ve hakikati saklamak suçu ile sultanın huzuruna götürüp

yargılattırırım. Yapmazsın. Sen kalbini dinleyerek buraya geldin aklının

fermanıyla değil.

Bana Celaleddin'i hatırlatıyorsun.

O da ilk karşılaşmamızda büyük laflar ederdi. Laf cambazlığı yaparsın derviş.

Bu ikisinin arasında üstünlük yok.

Ama farz diniyle aşk dini arasında çok üstünlük var.

Lakin sen Celaleddin görsün.

Görmüyorsun. Ağzından çıkanı kulağın duysun. Duymazsa ne olur?

Suskunsun. Ne oldu Konya'nın şakyan bülbülüne?

Edebin erisinden habersiz konulma karşı... ...er sahibinin icap ettiği

edebi yerine getirmeye çalışıyorum.

İcabetten mi sevgiden mi?

Sürekli laf can bazlığı yapıyorsun.

Bizim hayatımızın örgüsü icap edileni kılmaktır.

Kal Selahattin.

O seninle haşır neşir olduğu için hükümet ve bazı dini fakirler tarafından

dışlandı.

Ailesinden, çocuklarından uzaklaştırıldı.

Seccadeye oturan hürmetli bir adamken sen onu çocukların oyununa alet ettin.

Bu cihanda bedelsiz bir şey var mıdır?

Hak yolunda İbrahim gibi İsmail'i kurban etmek için hazır olunmalı.

Eğer onun iyiliğini düşünüyorsanız şunu da bilmeniz gerekir.

Sizin icranızda gecesi de kalmadı gündüzde.

İpek böceği pervane olunca kozaya ihtiyaç duymaz.

Artık bu diyar Mevlana'nın ışığıyla aydın.

Konya'ya iki güneş sığmaz.

Geldim bir ayna olarak celal ettin bende içindeki güneşi görsün diye.

O olması gereken kişi.

Hatta fazlası. O zaman neden beni görmek istediniz?

Konya karargahının Sertar'ı gelmiş.

Seni görmek ister.

O zaman neden beni görmek istediniz?

Yaşadığımı bilsin diye ona selamımı iletmen için.

Yoksa o da gayet iyi bilir ki artık Şems'e tebriziye ihtiyacı yoktur.

Tüm imtihanların muzaferi.

İddiasız ve özverili.

Ama gani bir üstad olduğunu zanneden Şems... ...bir kızın aşk imtihanında

çömez kaldı. Ve o güne kadar...

Ömrü boyunca hiç görmediği bir aşk simasının müridi oldu.

Kısacık bir geçiş onun hayatından.

Yalnızca bir ah kadar ah.

Ama benim size bir hediyem var.

Bu hayatta en güzel hediyeyi

Kim ya hatunun?

O güzel elinden aldım.

Mevlana hazretlerine bir armağan.

Şimdi o... ...sevdayı benden daha iyi bilir.

Sana ne istersen veririm İskender Bey.

Fakat söyle. Sağ salim midir?

Yaratından dolayı biraz kanıyordu.

Fakat içindeki yara onu daha çok acıtıyor.

Kim ya hatun?

Nereye gideceğini söyledi mi? Bu ayrılığa tek çare... ...Konya'yı terk

etmektir.

Velhazır.

Şimdi en azından içim rahat.

Konya'yı terk ederek düşmanlarından uzakta güvende olacak.

Eğer...

...kimse benden bir şey duymayacaklar.

Bu dünkü... ...İzmir'de fakir.

Bugünkü şair ve... ...alip yapan nedir?

Bunu merak ediyorum.

Neden bilmedin?

Sen fıkıh bilgili müftüsün. Cemaatin imamısın. Dini bilimler hocasısın. Çok

sayıda taleben ve taraftarın var. Bunlar sana yük oluyor.

Kanatlanmana mani oluyor.

Okuduğun kitaplar, verdiğin vaazlar, inzivan yeter.

Yeter. Yetti bu hırs.

Bu müminler, bu namazı, aşk icabı mı kılıyorlar, yoksa görev icabı

mı?

Tekrar.

Tekrar tekrar örf ve adetleri görev gibi yaşayarak alışkanlıklarının

içinde hapsolmuşlar.

Ben ömrümün çoğu yılını hakikat ve hayırlı olanı aramakla geçirdim.

Varlığımın çürük alışkanlıklarının neticesi olduğunu mu söylerseniz olsun.

Adetler senin.

Dünyanı küçültmüş be adam.

Adetten ibaret din.

Adetten ibaret toplum. Neye yarar?

Neye yarar gafletten başka?

İnsanlığa zulmetmekten başka.

Gel.

Bu ölüm meydanında işimiz ne dermiş?

Yazık bu bedenlerin sahiplerine.

Bu dudakları aşk ve sevgili öpen genç gelinlere yazık.

Bu babaların çocuklarına.

Bu çocukların veda edip sarıldığı babalarına yazık.

Şimdi söyle ne görürsün celaletim?

Bu kan akıtmaların benim gibilerle ne alakası var?

Hele ki ben minberde bağış ve iyilikten gayrı söz etmezken.

Bağış ve iyilik dediğin sadece Konyalılar için mi? Yoksa tüm insanlık

için mi?

Başkalarıyla sırf adetten ilgilenen ve bunu görev edinen... ...sevse sevse en

fazla kendini sevebilir.

Ama aşık adam tüm yaratılanları sever.

Aşık adam Allah'ın kimseye ait olmayıp... ...herkesin Rabbi olduğunu

idrak eder.

Bu felaketler kalplerimizde başlar. Savaş meydanlarında değil Celaleddin.

İnsanı diğer varlıklardan üstün gören kibirli nefsidir. Hem de Allah birken.

Kainat karşısında insanın aklı ve hırsı küçücük bir toz zirvesinden

ibaret.

Oysa aşk...

Kainatı topyekun içinde barındırır. Mutlak güzellik ve aşktır.

Alemlere rahmettir. Biz insanlar görünüşte ona inanırız. Lakin

hepimiz birbirimizden korkarız.

Bilmeyiz ki çoğu sınırların, savaşların, mesafelerin kökeni sadece

bu korkuda gizlidir.

Bilmeyiz ki küçümsemek,

Cinayetin başlangıcıdır.

Bilmeyiz ki Allah'ın insanlara iletisi birbirlerine aşk duymalarıdır.

Korku değil.

Bilmeyiz ki Allah'ın insanlara iletisi birbirlerine aşk duymalarıdır.

Korku değil. Aşk duymalarıdır. Korku değil.

Hala söylemedin Celaleddin.

Kimsin sen?

Hiç kimse.

Ağır ol bakalım.

Hiç kimse olmak yüksek bir mertebedir. O vakit ben hiç kimse de değilim.

Başka nasihat kaldı mı? Başkalarına nasihat vermek en kolay iştir.

En zoru nedir?

Kişinin kendini bilmesidir.

Sen kendini bilir misin?

Bu cihana sadece bu yüzden geldim.

Netice?

Kendi varlığınla barışıp birleşmeyi başarabildiğin zaman... ...cihanın

tümüyle barışıp birleşmiş olursun.

Bunları anlamak yasadığın akıl ve bilgi olmadan mümkün değil.

Medde aşk olmayan akıl ve bilgiden ne fayda?

Aşk.

Ben de hiç huzuru bırakmadım Şemsi Tebrizi. Dünya huzursuzluk üzerine

kuruludur. Bir müddet köşeye çekilip suskun kalmam gerek.

Suskunluk bir erdemdir.

Gerçi sen yine konuşacaksın.

Eskiden Konya papağanı gibi görev icabı ezberden konuşurdun Celaleddin.

Şimdi çok geçmeden bundan böyle

...gönülden konuşacaksın.

Şemsin Allah'ı dünyaya bakışımı tatlandırdı.

Dünyaya aşkla ve tatlılıkla bakmaya başladım.

Öyle bir şekercim var ki... ...bana şeker satan... ...bir

gün bile demedi ki... ...git şekerim yok.

Merhaba efendim.

Şems-i Tebrizi'nin katlinin yazanağı hazır efendim.

Başkadının acelesi vardı. Defalarca haberci gönder.

Dünyada hiçbir şeyi karşılıksız elde edilmez. Bizler birer İbrahim'iz. Hak

yolunda İsmail'imizi kurban etmeliyiz.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.