All language subtitles for The.Last.Sunrise.2026.720p.WEBRip.x264.AAC-[YTS.GG

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian Download
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili Download
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Downloaded from YTS.BZ

Official YIFY movies site: YTS.BZ

SON GÜN DOĞUMU

Bedenim düşmanım oldu.

Yine de buradayım, dünyanın bir parçasıyım.

Okyanusun umurunda değil, ne hastalık ne yaşam ne de ölüm.

Ne mücadelemizi umursar ne acımızı.

Ne de böyle son bir yaz için

her şeyi feda edebileceğimi.

Onunla son bir

gün doğumu.

3 AY ÖNCE HOUSTON, TEXAS

Ry.

Ry!

Çekilin! Tuttum. Tamam.

Geçti. Nefes al Ry. Nefes al tatlım.

Bak Oriah, bu raddede ameliyat şart.

Hâlâ yumruları çıkarıp

nöbetleri azaltabiliriz.

Hafıza kaybı riskim de aynı.

Yüzler, mekânlar, yürümek, dans etmek, yaşamak…

Beni ben yapan her şey.

Söz konusu olan senin hayatın.

Aynen anne. Benim hayatım.

Tamam, ilacın dozunu artırabiliriz

ama yan etkiler de artacaktır.

Dozu kaçırmamak için alarm kur, yoksa ilaçlar işe yaramaz.

Bunu yapabilir misin?

Ry.

Biliyorum, berbat hissettiriyorlar.

Düzelteyim, onlar yüzünden hiçbir şey hissetmiyorum.

Lena, bir şoför ayarla.

- İstediği yere götürsün. - Tabii.

Otelin iki sokak ötesinde bir eczane de var.

Reçetesini yazdırırsın.

Diğer hepsi dikkat etmen gereken epilepsi önlemleri.

Yanıp sönen ışıklar, düzenli uyku, stres ve alkolden uzak durmak.

Harika. Rahibelerle günümüzü gün edeceğiz desene.

İlk dört gün, mekân sorumlusu ve avukat işleriyle çok yoğun geçecek.

- Biraz boş vakit yaratmaya çalışsam da… - Hani birlikte vakit geçirecektik?

Anne, bana büyüdüğün yeri gösterecektin.

Tatlım, birlikte bolca vakit geçireceğiz.

Dolu dolu altı haftamız var.

Eğleneceğiz. Mallorca'ya gidiyoruz.

Sözünü tuttuğun sürece.

ANNA TODD'UN ROMANINDAN UYARLANMIŞTIR

Teşekkürler.

Şu programa bir daha bakayım. Evet.

- Hola. - Hoş geldiniz.

- Hoş geldiniz Bayan Pera. - Isolde diyebilirsin.

Hoş geldiniz.

Teşekkürler. Bu kızım Oriah. Tatlım?

- Selam. - Biraz yol yorgunu.

- Selam. - Sen yerleş, odada buluşuruz.

Kısa bir konferans görüşmem var.

Karşılama ekibi sizinle tanışmak için sabırsızlanıyor.

Selamlar, otelimize hoş geldin.

- Selam. - Uçuş nasıldı?

- Fena değil. - Güzel.

Pardon, şuranda bir şey…

TikTok'ta gördüm. 20 dakikamı aldı.

Söylesene, diğer göz için zaman ayırmaya değer mi?

Mesaidesin sonuçta, bence değer.

Seni sevdim. Benimle gel.

Seni odana götüreyim. Buradan.

- Bu arada ben Amara. - Ben Ry.

Tamam. Burası lobi.

İstediğinde gel, buradayım.

İspanyol cennetimize sizi hangi rüzgâr attı?

Annem bir emlak işini bağlıyor.

Evet, şirketi yeni bir otel yapacak.

Başka bir otel daha mı? Ne güzel. Yerli halk buna bayılacak.

- Adayı hiç biliyor musun? - Hayır, ilk gelişim.

Texas'ın dışına pek çıkmadım.

Vay, Texaslı. Ne kadar egzotik.

E, Ry? Boş vakitlerinde neler yaparsın?

Bilmem. Plaja giderim, havuzda güneşlenirim herhâlde.

Tabii ki yaparsın ama başka çok seçenek var.

- Mağaraları sever misin? - Mağara mı?

Bekâr mısın?

- Evet. - Burada yerli halk çok yakışıklıdır.

Kartacalı, Romalı, Fransız ve İspanyol Katalanları derken

ortaya acayip bir karışım çıkmış.

Ne ararsan var, burası tam bir flört deryası.

Ağaçlarda keçi görürsen de şaşırma hiç.

- Ağaçlarda keçi mi? - Evet, keçi.

Neyse, sadede gelirsek unutamayacağın bir yaz olacak.

Annenin odası koridorun hemen karşısında,

burası da senin.

Annenin şirketi harika bir yer inşa etti.

Evet.

Pardon.

18.00 İLAÇLARINI AL

Sen yerleş o zaman.

Bir şey gerekirse aşağıyı araman yeterli.

Hoşça kal. Görüşürüz.

Sağ ol Amara.

E, yarınki programda ne var?

Toplantılardan başımı kaldıramayacağım, bir de davet telaşı var.

Ne daveti?

Bağış etkinliği.

Evet. Otel yapmamıza izin vermelerinin yanı sıra,

jest olsun diye çocuklara sanat merkezi kuruyoruz.

Ne güzel.

Her şey yolunda mı?

Dans ekibi. Güz döneminde dönüp dönmeyeceğimi soruyorlar.

Döneceksin ama, değil mi?

Bu yaz dinlensen yeter,

yine eski formuna kavuşursun.

Evet.

Bu akşam dışarıda sezonun bitişini kutlayacağız.

Keşke burada olsan.

Nasılsın? Yeni ilaçlar işe yarıyor mu?

Alışmaya çalışıyorum işte.

Senin için çok endişelendik.

Birincisi, endişelenmeyin.

İkincisi, ben iyiyim.

Annemle yarın planımız var.

- Bana doğup büyüdüğü yerleri gezdirecek. - Annen tam bir kraliçe.

Dediklerimi unut. Keşke hepimiz orada, sizinle olsak.

Yakışıklı İspanyollar görürsen söyle.

- Tamam mı? - Olur.

- Tabii. - Seni seviyoruz bebeğim. Ara beni.

Seni seviyoruz Ry!

Ben de sizi. Görüşürüz.

23.00 İLAÇLARINI AL

Tamam, yaklaşık 150 davetlimiz var.

Bu çok güzelmiş.

Ry, yumurta beyazı mı olsun yoksa yulaf rengi mi?

Neden hepsinin adı yiyeceklerden geliyor ki?

Bilmem ki.

Tatlım, sen git keyfine bak, sonra buluşuruz.

- Sahile gideyim diyordum. - Çok iyi yaparsın.

Şoförü de al.

Fazladan ilaç da al.

Bir de su. Güneş kremini de sür tatlım.

- Bir de Ry… - Dikkat mi edeyim?

Tadını çıkar.

Cevizli krema kazanır.

Umurunda değilmiş gibi yapıyor ama umurunda.

- Selam. - Selam.

Sakin bir sabah mı?

- Niye? - Gözlerin.

- Göz kalemine bayıldım. - Sağ ol.

E, nereye böyle?

Tam da senden plaj tavsiyesi isteyecektim.

Sanırım aradığın yeri biliyorum.

Tam bir gizli cevherdir.

- Sağ ol. - Tadını çıkar.

Harika.

MALLORCA'YI SEVİYORUM

Yardımcı olayım?

Yo, hayır.

- Dik dik bakılmaz señorita. - Hiç de…

Bakmıyordum. Sadece…

Senin arkana bakıyordum.

Vay be. Güzel manzara.

- Peki, gideyim ben. - Evet, gitsen iyi olur.

- Efendim? - "Gitsen iyi olur." dedim.

- Pot mu kırdım? Mevzu ne? - Mevzu büyük.

Burası yerel halkın plajı.

Güneşlenirken turistlerin dik dik bakmasından pek hazzetmeyiz.

Pardon, buranın yerel halka özel olduğunu bilmiyordum.

Sadece yüzecektim.

Mares & Mar Oteli'nin havuzunda daha rahat edersin bence.

Nereden…

Niye? Dikkatini mi dağıtıyorum?

Hayır.

Ben gideyim.

Selam. Hola. Acaba…

Peki.

Hola. Affedersiniz.

İngilizceniz var mı?

Çeşit çeşit tablolarım var.

Şey… Şarj aletiniz var mı?

Belki sağdan? Ya da yokuş yukarı?

Sizde…

Pardon.

Pardon. İyi günler. Gracias.

- Eyvah. - Cabrón.

Çok özür dilerim.

Çok özür dilerim.

Lütfen ama señorita.

Bakabilirsin ama dokunmak yok.

İlla ihbar mı edeyim?

Saçmalama. Dönüyorum zaten.

Müsaade eder misin lütfen?

Oradan değil.

Oradan da değil.

Kayboldun herhâlde Amerika Güzeli?

Kaybolmadım.

Dolambaçlı sokakların tadını çıkarıyorum.

İster inkâr et

ister itiraf edip yardımımı iste.

Gerek yok.

Gerek yok, sağ ol.

Hayırdır? Beni mi takip ediyorsun?

Tabii. Sahilde beni öyle bir süzdün ki

etkisinden çıkamadım.

- Hep böyle tuhaf mısındır? - Tuhaf mı?

Aslında senin için endişelenmiştim

ama o kadar çok işim var ki

yardım teklifim on saniye içinde geçerliliğini yitirecek.

Peki.

Peki.

Mares & Mar Oteli'ne yol tarifi.

Sende kalsın.

Böylece seni öldürmeye niyetim olmadığına inanırsın.

- Bu taraftan. - O taraftaydı.

Yakışıklılar kadınları öldürür.

Gerçi o tipler çok etkileyici olur. Bu da seni doğrudan eliyor.

Yani sence yakışıklı mıyım?

Ayrıca sana dik dik falan bakmadım.

Gözlemliyordum.

- Herkesi. - Tabii.

Mallorca'nın beyaz kumsallarında

yepyeni bir çıplak erkek türü.

- Texas'ta çıplaklar plajı yok. - Hadi ya?

Umarım insan anatomisi hakkında yeni bir şeyler öğrenmişsindir.

İster misin?

- Yok, aç değilim. - Hadi ama. Gördüm, ağzın sulandı.

Amma inatçısın.

İnatçı değilim.

Denesene.

Bunun adı ensaïmada.

Kruvasan gibi bir şey.

- Daha iyi. - Hem de çok.

Açmışım, farkında değildim. Sağ ol.

İstersen gidip bir şeyler yiyebiliriz.

Çıkma teklifi mi bu?

Yok.

Otelinde oda servisi var.

Umarım otelinde çimlerin tadını çıkarıyorsundur.

Çimlerle de mi sorunun var?

Aslında var.

Çimler yeşil olsun diye kullanılan kimyasalların

sulara sızdığını biliyor musun?

Ama her şey turistler için mükemmel olduğu sürece

kim takar, değil mi?

Sanki adanın başına gelen en kötü şey turistlermiş gibi.

Hediyelik tişörtleri, anahtarlıkları kim alıyor sence?

Mallorca halkı için neyin iyi olduğunu bilmene sevindim.

Ne zamandır buradasın?

Bir gün oldu. Ama annem buralı.

Öyle mi?

Uzmanlığından şüphe ettiğim için kusura bakma.

Hoşça kal.

Hey.

Fikrin ne çabuk değişti.

İki dakika bile ayrı kalamadın mı?

Hayır, telefonumu alayım lütfen.

Tabii. Al.

En azından dili öğreniyorsun.

Tatlım, neredeydin? İyi misin?

İyiyim. Plaja gitmiştim, şarjım bitti.

Şarjın mı bitti?

Tatlım, telefonun hep açık olmalı.

Haplarını almayı unutmadın ya?

Anne, yanıma fazladan ilaç almıştım. Sorun yok.

Tamam, pardon.

Endişeleniyorum işte.

Şuna bak. Harika görünüyorsun. Biraz yanmışsın.

Gözlerinin içi parlıyor.

Anlat bakalım, neler yaptın?

Sakin takıldım.

"Sakin" mi? O kadar mı yani?

Takıldım işte anne.

İlaçlardan kafamı kaldıramıyorum, uyuyacağım.

Bu doz çok ağır geldi.

Tamam, peki. Yarın konuşuruz.

Baksana,

burada olduğun için çok mutluyum.

Hâlâ ölmedim diye mi?

Hiç komik değil. Bir daha o şakayı yapma.

Tamam, pardon.

Yarın konuşuruz. Seni seviyorum. Dinlen sen.

- Ben de seni. İyi geceler. - İyi geceler.

Ry. Plaj nasıldı?

Asıl bombayı söylememişsin.

- Bombayı mı? Bir saniye. - Hepsi çıplaktı.

Evet, tüm olay da bu zaten. Hoşuna gitti mi?

- Deniz ve sahil harikaydı. - Gözün gönlün açıldı mı?

Bilmem.

- Bir çocuk vardı, Julián. - Evet.

Tam bir sik kafalıydı.

- Ne yani, siki… - Hayır, duydum. Evet. O…

Bir şey diyemem. Pek bakmadım.

- Tabii ya. - Kaba biriydi.

- Niye, ne yaptı ki? - Şey…

Beni otele o bıraktı çünkü telefonumun şarjı bitmişti.

Bana yemek de aldı.

Tam bir hıyar desene.

- Görmen lazımdı, gerçekten. - Takılıyorum.

Julián'ı tanırım. Evet, bazen nemrut olabiliyor.

Savunmak gibi olmasın, bu aralar derdi çok.

- Onu tanıyor musun? - Ada küçük be güzelim.

Hem şu surata bakılırsa ona ikinci bir şans vermek isteyebilirsin.

Bu gece hep beraber kulübe gideceğiz.

- Sen de gelsene. - Kulübe mi?

Evet. Büyük, gürültülü, müzik çalan bir yer.

Korkma, millet giyinik olur. Genelde.

- Haberleşsek? - Sıkıntı yok, yazarsın.

Eğleneceğiz. Ama ortamda kovboy falan bekleme.

Tamam. Buyurun.

- Merhaba. - Merhaba. Otelimize hoş geldiniz.

Ömür törpüsü resmen.

Bence eğlenceli.

Ruhsat kovalıyorum bugün.

Evet, anlat bakalım.

Burayı sevdin mi?

Çok güzel.

Küçücükken bu adada

sağa sola koşturduğunu hayal etmek de çok keyifli.

Burada büyümek muhteşemdi.

Neden ayrıldın ki?

Annemi kaybedince burası artık ev gibi gelmemeye başladı.

Bilirsin işte.

Büyük hayallerim vardı ama küçücük bir adadaydım.

Benim için burası hep onun eviydi ben de kendi evimi bulmak istedim.

Ne kadar sürdü peki?

Yaklaşık beş yıl, dokuz ay.

Dünya tatlısı bebeğini kucağına alınca mı?

Hayır, seni kucağıma alınca.

- Çok makarayım. - Aynen anne, çok.

JULIANGARCIA BEĞENDİ

13.00 İLAÇLARINI AL

ALARMLAR 8.00 - 13.00 - 18.00 - 22.00

AMARA Bu gece ben de geliyorum.

Ama giyecek hiçbir şeyim yok.

Yaşasın!

Arkadaşım Sofia ile senin odaya geçiyoruz.

Gideri var mı?

Ama arkası efsane.

- Ry. - Hayır.

Hayır.

Buradan bağlayabilirim.

- Hiç düşündüğüm gibi… - Tabii.

- Peki ya… - Bu…

- Bu çok tatlı. - Asla olmaz.

Peki bu… Çok cesur.

Yok, beğenmedim.

Budur Ry!

Yok artık!

Bu harika.

Güzel!

Evet bebeğim! Budur.

ANNE Bu gece çıkmayacağım.

İlaçlar uykumu getirdi.

Güya üç tane alacaktım.

- Vay! - Yürü be!

- İspanyolcanı geliştirmelisin. - Shot zamanı!

- Şerefe. - Şerefe.

- Vay canına! - Julián!

Gel bir shot at! Ry herkese ısmarladı.

Selam kızlar.

Merhaba bonkör kız.

Bu şarkıya bayılıyorum.

- Kim dans etmek ister? - Ben!

Ry?

- Hadi ama kızım. - Göster marifetlerini Amerika Güzeli.

Hadi bebek.

Geliyorum.

Boş ver onu!

Dur!

Bıraksana beni!

Hey.

Yanındayım.

Cidden iyi misin?

- Evet. - İyi misin?

İyiyim, sadece…

Tekila bana yaramıyor da.

- Belki de içkine bir şey attılar. - Hayır, iyiyim.

Tamam, güzel çünkü gidiyoruz.

- Ne? - Şunu tak.

- Birilerinden mi kaçıyoruz? - Anlatırım.

- Hiç motora binmemiştim. - Öyle mi?

Söz, çok seveceksin.

İyi misin?

İyiyim.

Seni bir yere götüreceğim.

Balıkçı mısın?

Aile mesleği.

Suda büyüdüm sayılır. Bildiğim iş bu.

Bir gün balıkçılığı babamdan devralacağım.

Umarım.

"Umarım" mı?

Adamızdaki balıkçılık faaliyetleri turistler yüzünden zarar görüyor

ve ticari şirketler adaya zarar veriyor.

Öte yandan da ada varlığını onlara borçlu.

Bu yüzden üstünde "Mallorca'yı seviyorum" yazan tişörtlerden satın almıyorum.

Kalabalık ilerleme sağlayabilir.

Aile işletmelerini yok etmek ilerleme gibi gelmiyor.

Ya sen?

Texas'ta seni ne bekliyor?

Ben dansçıyım.

Egzotik tarz mı?

- Bir dans grubundayım. - Peki.

Ama…

Geri döner miyim, bilmiyorum.

Oradaki hayatım bitmek bilmeyen bir döngü gibi.

Dans, hayatıma anlam katan ve beni biraz olsun

özgürleştiren tek şey.

- Niye bırakıyorsun ki? - Benim elimde değil artık.

Kusura bakma. Sorunlarım sana çok boş geliyordur.

Hayır, saçmalama. Zengin kızlar da üzülür.

- Bunu tişörte bastırmalıyız. - Evet, yapalım.

Ne yapıyorsun?

Hadi ama. Yüzme bilmiyorsan öğretirim.

Yüzme biliyorum.

Gördün mü, yüzüyorum işte.

Bu sefer kıyafetlerini kendin çıkar istedim.

Tamam, ateşkes. Ateşkes.

- Tamam. - Barıştık.

Barıştık.

Çok iyiymiş.

Bu yaz yeni bir şeyler denemek istemiştim.

Sanki son yazımmış gibi.

Güzel bir hayat felsefesi.

E, sırada ne var peki?

Dişlerini fırçalamadan yatmak mı?

Asla.

Ya da tabağındaki sebzeleri yememek mi?

Olabilir.

Yabancı bir yakışıklıyla öpüşmek?

Seni yakışıklı sayabiliriz.

AMARA CEVAPSIZ ARAMA

AMARA İyiyim. Julián'ın yanındayım.

- Her şey yolunda mı? - Evet.

Çok güzelsin.

Hiç de nemrut değilmişsin.

Ne?

Amara öyle demişti.

Hadi. Seni oteline bırakayım.

Tamam.

Kusura bakma.

Seni kızdırdım galiba.

Stresliyim sadece.

İşle alakalı. Kafam çok dolu.

Biliyorum.

Numaramı vereyim mi?

Bunu çok isterim.

Kullanılmış hissetmeyeyim.

Şunu vereyim.

Al.

Ararım.

Tamam.

İyi geceler Oriah.

İyi geceler.

Öpücük bile kondurmadın.

Parayı daha bulamadım. Tamam mı?

Ama uğraşıyorum.

Bulacağım.

Bulacaksın tabii.

Çünkü bulmazsan

kız arkadaşından alırım.

Böyle bir yerde kaldığına göre bayağı zengin olmalı.

Yerli mülk sahibiyle işi bağlıyoruz

ama otel buraya yapılacak.

Hadi senden bahsedelim. Bu sabah ilaçlarını aldın mı?

Hâlâ yeni ilaçlara alışmaya çalışıyorum, öyle işte.

Evet, haklısın.

Amara ile takılıyoruz, bizim resepsiyonist.

- Evet, tamam. - Arkadaşlarıyla falan.

Yakışıklı bir İspanyol'a abayı yakayım deme de.

Bu kadar çabuk mu?

Tamam, sormayacağım bile.

Şu takılmaları birkaç gün bıraksan iyi olabilir.

Yardımın gerekecek.

Seninkiler benimkileri bir arasın, bir şeyler ayarlarız.

O iş bende.

Her zaman.

Enginara bayıldım.

Endişem şu…

Bunu beğendim.

İnanılmaz! Vay.

Tanrım. Sıra bizde.

Olayı çözdün anne!

Çok şükür, buradasın.

Merkezde bir barda Tinder randevum var, sen de gel.

Hayır. Seninle randevuya falan gidemem.

Seri katil çıkarsa can simidim olursun.

Üçüncü tekerimiz olursun, harika bir üçlü oluruz.

Ama muhabbet sararsa hemen satarım, sahipleniciyimdir biraz.

Hadi hazırlan. Julián mevzusunu dökül hemen.

Hadi.

- E, kim bu kız? - Prisha.

Tıp fakültesi öğrencisi, Londra'dan gelmiş.

- Ne kadar buradaymış? - Üç hafta galiba.

Kısaymış. Ya bir şeyler hissedersen?

Sonsuza dek sürmemesi

yaşanmaya değmediği anlamına gelmez.

Turistik ada burası sonuçta.

Herkes gelip geçici.

Sen de kalıcı değilsin ama J ile işi pişirdin.

Biliyordum! O hıyarla yiyişmişsin.

Alt tarafı bir öpücüktü.

Bir daha da aramadı.

O kadar kötü mü öpüşüyorsun?

Hayır.

Ne yani, bir öpücük ve bitti mi?

Dil yok muydu?

Çok muydu yoksa?

Tanrım!

Çıplak gördün sonuçta, neyle karşılaşacağını biliyorsun.

Peki.

Orada işte.

- Geride durayım mı? - Sakın, tehlikeli biri olabilir.

Gel sen…

- Prisha? - Amara.

- Selam. - Merhaba.

Bu Ry. Texas'tan arkadaşım.

- Selam. Çok memnun oldum. - Ben de.

Yanımda getirmem tuhaf olmamıştır umarım. Hiç arkadaşı yok da.

- Aslında seni kaçıracaktım ama… - Gördün mü?

- Şey… - Hemen anladı. Bir şey içer misin?

Evet, çok isterim.

- Sen de ister misin Ry? - Olur. Teşekkürler.

- Ne istersiniz? - Ben margarita alayım.

- Biraz acı severim de. - Harika.

Affedersiniz. Selam. Üç margarita lütfen.

Tabii.

Benim şarkım!

Sevgi her şeyden önce gelirmiş cennette

Çevireceğiz dünyayı cennete

Çevireceğiz dünyayı cennete

Çok güzelsiniz.

- Bu geceden bir anımız olsun. - Tamam!

Fotoğraf.

- Of, çok sıcak. - İyi misin?

- Çok tatlı. - İyiyim.

- Emin misin? - Evet.

- Çok seksi çıkmışsınız. - Tanrım. Muhteşem olmuş.

Yanıp sönen ışıklara karşı bir hassasiyetin mi var?

Evet.

Evet, öyle de denebilir. Epilepsim var.

Peki.

- Kontrol altında mı? - Hayır.

Hayır, benimki bayağı kötü. Ameliyat olmamda ısrarcılar

ama hafızamın silinme riski çok yüksek.

İlaçlar da beynimi uyuşturuyor,

o yüzden kullanmıyorum.

Birçok hastanın bu konuda zorlandığını biliyorum.

Kusura bakma, niye anlattıysam…

Hiç anlatmamıştım.

Bazen bir yabancıyla konuşmak daha kolaydır.

Teşekkür ederim.

Fotoğrafımıza gelen beğeniye bak.

- Birileri gördüğünü beğenmiş. - O birileri beni ghost'ladı Amara.

- Kim ghost'lamış seni? - O işte.

- Ne? - Ry, lütfen ama.

Kız âşık olduğunu kendine yediremiyor işte.

Ben tuvalete gidiyorum.

Şu karın kaslarına bak.

Süper bir kız.

Tekneme beklerim.

Teşekkürler.

- Git de yap. - Yarın.

Sünepe dediğin kendini dev aynasında görür

Aslında tam bir fiyaskodur kendisi

Dili pabuç gibi olsa da cebi delik Oturduğu yerden kalkmaz

Ne numaranı isterim

Ne benimkini veririm

Ne buluşurum seninle bir yerde

Ne de harcarım vaktimi

Sünepe lazım değil bana

Sünepe tip Zerre sevgi göremez benden

Yürü be kızım!

Arkadaşının arabasında yancılık yapıp

Bana laf atan

- Gel buraya. İkinci kıtayı sen söyle. - Amara!

Tipi de kaymış zaten Böyle sünepe bir tiple hayatta işim olmaz

- Ne numaranı isterim - Ne numaranı isterim

Ne benimkini veririm

Ne buluşurum seninle bir yerde

Ne de harcarım vaktimi

Ry. Beklesene.

Arayamadım, kusura bakma.

Hey, sana…

İyi misin sen?

Ne oldu?

Carlos.

Kim ki o?

Tefeci.

Ona borcun var.

Evet.

- İstersen ben… - Yardım teklif ederek beni aşağılama.

Seni aramadım çünkü yanımda güvende olmazsın.

Carlos'la mesele çözülene kadar, ben…

Dikkatli olmalısın, tamam mı?

Merak etme.

Kolay kolay korkmam.

Senden hoşlanıyorum Oriah.

Sadece bir süreliğine buradayım.

Vakit kaybetmeyelim madem.

Çok güzelmiş.

Evet.

Çok güzel.

Amma çok insan var.

Onlara guiri deriz.

- Ne? - Turistlere.

- O zaman her yer guiri dolu. - Guiri dolu.

Ben de guiri sayılır mıyım? Evet.

Evet. Sen de guiri'sin.

- Rahat mısın? - Evet. Ne yapıyorsun?

Vay canına.

Bu daha başlangıç.

İçeri mi gireceğiz?

İnanılmaz.

Carlos'tan niye para aldın?

Ya ondan para alacaktım

ya da babam müteahhitle anlaşmayı imzalayacaktı.

Müteahhit mi?

- Onlar ne alaka? - İskelelerimizi istiyorlar.

Babamın üzerinde büyük bir baskı var.

Çok fazla seçeneğimiz de yok.

Bu taşıması çok zor bir yük.

Babamın omuzlarında 100 yıllık bir işletmenin

ağırlığı var.

Bende de.

Dikkat et.

- Burada mı yaşıyorsun? - Evet.

Çok uzun zamandır bu teknede yaşıyorum.

Altımda deniz olmayınca uykuya dalamıyorum.

Annen nerelerdeydi?

Ben sekiz yaşındayken vefat etti.

Başın sağ olsun.

İşte benim ihtiyar.

Gelsene.

Bu Oriah.

Merhaba Oriah.

Oğlum senden çok bahsetti.

- İngilizce baba. - Pardon.

- Ben Mateo. - Ry. Memnun oldum.

Tanışmış mıydık? Tanıdık geldin.

Hayır, sanmam. Buraya ilk gelişim.

Tuhaf davranma. Biraz açılalım diyorduk.

- Tamam. İyi eğlenceler. - Teşekkürler.

Hadi iş başına.

İş mi?

- Emredersiniz. - Hadi bakalım.

Buraya bakın.

Bu Oriah.

Bugün size yardım edecek, tamam mı?

İlk defa bir kızı tekneye aldın.

- Ne dedi? - Hiçbir şey.

Hadi iş başına.

- Küçükleri değil, tamam mı? - Tamam. Anladım.

Yemeyeceksek neden ölsünler ki?

Çok yeteneklisin.

Aferin.

Hayatımda hiç bu kadar kötü kokmamıştım sanırım.

Temizlenelim madem.

Gelsene. Su harika.

Köpek balığı var mıdır?

Tabii ki. Denizdeyiz.

Hadi. Kolay kolay korkmazdın hani?

Babanı gururlandırıyorsun.

Artık emeğimizin meyvelerini yiyebiliriz.

Hayatında yiyeceğin en iyi balık bu olacak.

- Vay canına, bayağı iyi. - Demiştim.

- Bir tatlılığı var ve ağızda dağılıyor. - Üstelik sağlıklı.

İşini çok seviyorsun, değil mi?

Sevilmez mi hiç?

Denizin üstünde yaşıyorum,

ailemle omuz omuza çalışıp yüzüyorum, balık tutuyorum.

Babamı gururlandırıyorum.

Dedemi de.

Ben babamla tanışmadım bile.

- Gerçekten mi? - Evet.

Texaslı bir iş adamı, rahatsız edilmeye gelmez.

Ama annem muhteşemdir.

Amerikan rüyasını kovalamak için Mallorca'dan gitmiş.

ABD'ye gittiğinde hiçbir şeyi yokmuş

ama resmen kıçını yırtmış ve…

Başardığı şey gerçekten harika.

Bayağı başarılı oldu.

- Ne? - Çok üzgünüm ama…

Bazen Amerikalıların "başarı" tanımları beni gerçekten şaşırtıyor.

Nasıl yani?

Sadece deliler gibi çalışıyor gibisiniz.

Sırf tatile çıkmak için.

Sonra aldıkça alıyorsunuz ve…

Bilmem. Şu hayatımıza bir bak.

Elbette sorunlarımız var ama elimizdekilerle son derece memnunuz.

Başka ne isteyebiliriz ki? Amerika Güzeli bile tekneme teşrif etmiş.

Bazen elindekinin tadını çıkarmaktan başka

çaren yoktur.

Anlatabildim mi?

Tahmininden de çok.

Burada olmak…

Burası, bu yaz…

Nerede olmak istediğimi sorgulattı.

Eh…

Dünya üzerinde olmak istediğim tek yer hep burasıydı.

Odanı görsem ya?

Tamam. O zaman hafta sonu da çalışacak…

Tamam. Şunu alır mısın…

- Selam. Nasılsın bakalım? - Harikayım.

- Işıl ışılsın, çok mutlu görünüyorsun. - Öyleyim.

Tamam, bilmek istemiyorum. Yeter ki güvende ol.

İspanyolları bilmezsin.

Eğer gitmeseydim kim bilir daha kaç kardeşin olurdu.

Anne, lütfen.

Vaktin varsa şu dans topluluğu hakkında konuşmak istiyorum.

Evet, tabii.

Pardon, şey… Hayır, sevmedim.

- Bu. - Tamam, değiştiriyorum.

Bir dakika. Garciaları tanıyor musun?

Evet, satın aldığımız şirket o işte.

Arazin vardı hani?

Garcialar, adanın en kıymetli iskelelerinin sahibi.

Onlardan satın almazsak oteli inşa edemeyiz.

Görüştüğün çocuk o mu?

Garcialardan biri mi?

- Lena, biraz çıkar mısın? - Tabii.

Affedersin, lütfen benimle…

- Tatlım, ben… - Hayır anne. Lütfen yapma.

- Olayı biliyorum. Yapma. - Tatlım, böylesi en iyisi.

Onların işi bitti artık.

Kredi bekliyorlar. Zamana ihtiyaçları var.

Bir kredi daha mı?

Bu onları sadece daha fazla borca sokacak.

Onlara bağımsızlıklarını veriyorum.

Batan bir şirketin içinde hapsolmaktan kurtarıyorum.

Ama hapsolmuş değiller. Burayı seviyorlar.

Yaptıkları işe âşıklar.

Onlar için bu…

Mesele para değil.

Bundan çok daha fazlası. Onlar bir aile, buralılar…

Biliyorum. Garciaları tanıyorum

ve onlar için üzülüyorum.

Gerçekten.

Ama aramızda kalsın, onlara değerinin iki katını teklif ettim.

Kötü biri değilim.

Mateo Garcia hiç çalışmak zorunda kalmayacak.

- Oğlu da öyle. - Mesele bu değil.

Onları mutlu eden şey bu.

Onların yaşama sebebi bu.

İdealist davranmak kolaydır, tamam mı?

Ama iş iştir, şahsi meselelerle karıştırılmaz.

Lütfen.

Lütfen.

Benim için.

Tamam, elimden geleni yaparım ama söz veremem, tamam mı?

Bir konu hakkında konuşabilir miyiz?

Sadece bir gün olsun her şeyi unutamaz mıyız?

Lütfen.

Tamam.

Ry. Tatlım, burada mısın?

Hey.

Bir sürü toplantım var ama çıkmadan seni görmek istedim.

İlaçlarını aldın mı?

Sana iki elbise aldım. Biri yeşil, biri pembe.

Bağış gecesine hangisini giyeceksen söyle bana.

Garcialar için bir çözüm buldun mu?

Henüz değil ama uğraşıyorum işte, tamam mı?

- Pardon, geç kalıyoruz. - Evet.

İşte.

Bugün meşgulüm ama yarın kahvaltı yapsak ya?

İyi misin? Biraz solgun gibisin.

İyiyim.

Tamam. Seni seviyorum.

Görüşürüz.

JULIAN Karanlıktan korkar mısın?

Bana güveniyor musun?

Evet.

Işığı kapat.

Tamam.

Bu en sevdiğim his.

Etrafındaki şeylerle bütünleşiyorsun.

Işıklar açıkkenki sorunları unutmama yardımcı oluyor.

Korkularınla yüzleşmek iyidir Oriah.

Yoksa nasıl yenersin ki?

Tanıştığımız yer.

Bekle.

Yüzme bilmiyorsan öğretirim.

SANATLA DOLU BİR GECE

Selam.

Neden daha yeni sevişmiş gibisin?

Tamam, dökül bakalım.

Konuşmamız gereken epey mevzu birikti.

Neler dönüyor o adada? Her şeyi bilmek istiyorum.

Sanırım âşık oldum.

- İliklerime kadar hissediyorum. - İliklerine…

Şu an karşımda kim var acaba?

Ne yapacaksın peki? Dönüşüne birkaç gün kalmadı mı?

Bilmiyorum.

Vay be. Durum ciddi o zaman?

Romeo ve Juliet kadar ciddi.

Onlardan biri ölmemiş miydi?

- Benim, Lena. - Kapatmam lazım.

- Tamam. konuşuruz. Ararsın. - Evet?

Selam Ry. Annen bugün gelemeyecek.

Bu akşamki davet yüzünden kırk parçaya bölündü.

Bak, biliyorum, bana düşmez.

Ama…

Garcialar satmayı kabul etti.

REDWYN ekibi şu an işi bağlıyor.

- Ne? - Çok üzgünüm Ry…

Gitmem gerek.

Hayır.

Julián!

Julián, ne oldu?

Kim yaptı bunu?

Carlos yaptı. Dün gece.

Babamın

sonunda sabrı taştı.

REDWYN ile anlaştı.

Hepsi benim suçum.

Hayır.

Hayır, değil.

Julián, annem REDWYN'de çalışıyor.

- Çok üzgünüm. Yeni öğrendim… - Gitmelisin Ry.

- Ne? Ama ben… - Git!

Git.

Anne?

Anne, ne oldu?

Biraz müsaade eder misin? Sağ ol.

Hani onlara yardım edecektin?

Tatlım, ettim. İşleri batıyordu, onlara bir can simidi uzattım.

Parayı buldular ama ne onur kaldı ne de kök. Tıpkı senin gibi.

- O da ne demek? - Her şeyi parayla ölçüp biçiyorsun.

Güce âşıksın, o güç delisi patronlardansın.

Anne, beni doğduğun yere getirdin ama otelden dışarı adımını bile atmadın.

Bunları niye yapıyorsun ki?

Neden mi?

Neden mi yapıyorum? Senin için yapıyorum.

Bunu nasıl görmezsin?

Bu yoğunluk hoşuma mı gidiyor sence?

Tabii ki vakit geçirelim istiyorum.

Ama aynı zamanda Tanrı'ya her gün

çok iyi yaptığım bu iş için şükrediyorum.

Çünkü bu sayede sana bakabiliyorum Ry, ne gerekiyorsa yapabilmek için.

Yaşama sebebim sensin.

Tamam mı? Yani…

Garcialar için elimden bir şey gelseydi emin ol yapardım.

Emin ol ki yapardım.

Şimdi derin bir nefes alıp

gala için hazırlanalım.

Bu çok önemli bir gece.

Sadece birkaç günümüz kaldı ve sana ihtiyacım var.

Biliyorum, şu an

aynayla acayip derin bir bakışma hâlindesin

ama şunu bil ki

yakıyorsun.

Bu arada, bunların hiçbiri senin suçun değil.

Dünyanın işleyişi böyle.

Siz yapmasaydınız bir başkası yapacaktı.

Daha çirkin biri.

Julián anlayacaktır.

Sana söz.

Hayır.

Lanet kimyasallar.

Ne istiyorsun?

Biliyorsundur.

Erkek arkadaşının bana dünya kadar borcu var.

O suratı bu kadar seviyorsan

mahvetmemi engellemek istersin dedim.

- Paranı alacaksın. - Sakin ol reina.

Her şeyi parayla çözemezsin.

Paradan kıymetli şeyler de var.

- Yemek, şarap, kadınlar. - Bırak beni.

Ona bir daha dokunacak olursan seni öldürürüm.

Anladın mı?

Al paranı.

Yazık oldu. Aslında onunla çok eğlenebilirdik.

Defol git buradan.

Bize yaklaşmak için tek bir sebebin bile kalmadı.

Tabii, şimdilik öyle olsun.

- Sen iyi misin? - İyiyim.

- Emin misin? - İyiyim.

İyiyim.

Güzel tokattı ama.

Seni kızdırmamak lazım.

Annemden bahsetmediğim için çok özür dilerim.

- Hallederim sandım. - Sorun değil.

Senin suçun değil.

Elbisen mahvolmuş.

Şu ekolojik şikâyetini bir ileteyim demiştim.

Şu çimler, kimyasallar meselesi falan…

Vay be.

Seni istiyorum.

Şerefe.

RY Benim odamdayız. Sana ihtiyacımız var!

Evet.

Şu zenginlerin arkada bıraktıklarına hayret ediyorum.

O kayıp eşya dolabında servet yatıyor.

Nasıl görünüyorum?

İyisin.

Aşağıda görüşürüz.

Bir yolu var mı diye merak ediyorum.

Olabilir ama geç kalmış olabiliriz.

Hazır mısın?

Hadi bakalım.

Anne?

Julián Garcia'yla tanışmanı istiyorum.

Memnun oldum Señora Pera.

Hakkında çok şey duydum.

Size içki getireyim.

Ona kim olduğumu ve REDWYN'le olan bağlantımı söyledin mi?

Evet.

Epilepsinden bahsettin mi?

Buenas noches. İyi akşamlar.

Mallorca için bu heyecan verici yeni başlangıcı

kutlamak adına bugün bizimle olduğunuz için teşekkürler.

Bu güzel adanın kültürel mirasını yaşatacak

bir sanat merkezini hayata geçirmekten büyük heyecan duyuyoruz.

Bazılarınız biliyorsunuz, çocukluğum yıllar önce burada geçti.

Bu yüzden adaya borcumu ödeme şansı bulduğum için mutluyum.

Mallorca'ya sadece bu muazzam sanat merkezini değil,

dünya standartlarında bir tatil köyü de kazandıracağım.

Hadi kadeh kaldıralım.

Ve…

Mallorca'nın şerefine içelim.

- Mallorca'ya! - Mallorca!

Mateo.

Seni görmek ne güzel.

Bir daha görüşmeyiz sanıyordum.

Uzun zaman oldu.

Evet.

Şunu bilmeni isterim, olanların hiçbiri şahsi değildi.

Isolde,

aramızdaki her şey şahsi.

Niyetimi açıklamak istedim sadece.

Bir açıklama yapmana gerek yok. Haklısın.

Ada değişiyor, istesem de ayak uyduramam.

Denedim.

İşimi elimden geldiğince sürdürdüm.

Ama sonunda…

- Senden sadece bir şey rica edeceğim. - Evet.

Oteli inşa ederken ve geleceği şekillendirirken

burada daha önce ne olduğunu unutma.

Bunu asla unutamam.

Tek bir iyi tarafı var.

Belki bizim sahip olamadığımız geleceği onlar yaşar.

Hadi gidelim.

Takım değil, deli gömleği sanki.

Babanla git. Sonra iskelede buluşuruz.

- Görüşürüz. - Güle güle.

Buradaki gençlik anıların beni sıkardı hani?

Mateo Garcia.

İlk aşkımdı.

Çocukken tanıştık,

gençken de birbirimizden ayrı duramadık.

Aldığım nefes, içtiğim suydu.

Gelecek hayalleri kurar, planlar yapardık…

Sonra her şey değişti.

Annen öldü.

Hiç öyle bir acı yaşamamıştım.

Adanın her köşesi bana onu hatırlattı.

Gitmeli, kaçmalıydım. Sadece uzaklaşmak istedim ve…

Benimle gelmesini istedim.

Ona yalvardım.

Ailesini bırakmak istemedi. İşini de öyle.

Yıllar boyu mektuplaştık.

Sonra bir gün mektuplar kesildi.

Oteli yapıp

arsayı alacağımızı duyunca

ona yardım etmek için atladım.

Keşke bana söyleseydin.

Evet.

Şimdi de ailesinin hayallerini çalan o kişiyim.

Hayır.

Elinden geleni yaptın anne.

Bunu biliyor.

Bu gece uyumasak ya?

Gün doğumunu hiç izlemedim.

Nasıl yani?

Denizden mi?

Hiçbir yerden.

Peki.

En ön sıradan yerin hazır.

Bak.

İlk gün doğumunu bana ayırdığın için teşekkürler.

Bütün ilklerim ve sonlarım senin.

Anne, her şey yolunda mı?

İlaçlarını ne zaman bıraktın?

Buraya geldikten birkaç gün sonra.

Beni hissizleştiriyorlar.

Tek bir yaz olsun bir şeyler hissetmek istedim.

Tam bir aptalım. Seni yalnız bırakmamalıydım.

- Yapma! Hayır. - Başında dikilmeliydim.

- İlaçlarını almanı sağlamalıydım! - Hayır, bu benim kararım.

Her şeyi berbat etmiş olabilirsin!

Önemli değil.

- Önemli. - Değil.

- Tamam. - Ne yapıyorsun?

- Hadi, gidiyoruz. - Hayır, gitmiyoruz.

- Gidiyoruz. - Hayır.

Hayır, lütfen. Anne, ilk kez gün doğumunu izledim.

Öyle mi? Harika.

Hissediyorum. Mesela Julián'ın dokunuşunu,

denizin tenimdeki hissini.

En azından hatırlamaya değer bir şey var.

Burada kalmak istiyorum.

Yaşamak istiyorum.

Kalacaksın demek?

Yaşamak istiyorsun. Öyle mi oldu?

Ne zamana kadar Ry? Ne kadar vaktin var ki?

Gidiyoruz. Lena'ya uçuşumuzu öne almasını söyledim.

Hayır.

- Toparlan Ry. Gidiyoruz. - Hayır anne!

- Olmaz. - Ry!

Ry!

Ry, nereye gidiyorsun?

Ry!

Ry!

Ry!

Çekilin, çekilin!

Ry!

Hey, geçti. İyisin bebeğim.

İyisin. Yanındayım. Ben yanındayım.

Her şey yoluna girecek.

Uyandın.

SJD SANT JOAN DE DÉU HASTANESİ

- Selam. - Merhaba.

Mükemmel zamanlama. Ben gidip kahve alayım.

- Tamam. - Hemen dönerim.

Buradaymış.

Kızım, ödüm koptu resmen.

Daha erken gelirdim de patron iş kilitledi.

Her şeyi gizlemişsin.

Epilepsi, yumrular falan…

Tümörle aynı şey değilmiş ama kulağa en az o kadar boktan geliyor.

Gizlediğim için üzgünüm.

Anlıyorum.

Eğlence peşindeydin, o yüzden bana yanaştın zaten.

Eğlence demişken, Prisha burada mı?

Hayır.

Her güzel şeyin bir sonu oluyor işte.

Geri dönmüş.

Evet. Ama bir daha yapar mıyım?

Hem de nasıl.

JULIAN Konuşmamız lazım. Buluşabilir miyiz?

Ne oldu?

Yaralandın mı?

Bende tüberoz skleroz var.

Epilepsiye yol açıyor.

Doğuştan var.

Ne yapabiliriz? Tedavisi var mı?

Hem var hem yok.

İlaçlar işe yarıyor ama düzenli almıyordum.

Buraya gelince de hepten bıraktım.

Neden?

Beni hissizleştiriyor.

Julián, artık hissizleşmek istemiyorum.

- Ameliyatı var mı? - Var ama çok riskli.

Hafızamı kaybedebilirim.

Yani…

En kötüsü bu mu yani?

İyileşirsin işte.

Bildiğim her şeyi unutabilirim.

Neden bana bundan hiç bahsetmedin?

Kendim bulmak istedim.

Tek başıma.

Yaşama sebebimi.

Burasıymış.

Sonra…

Annemin sevdiği işi yapışını izlemek…

Amara'nın yeni bir makyaj trendini deneyişini seyretmek…

Seninle karanlık bir mağarada oturmak…

Çünkü sen karanlığı bile huzurlu kılıyorsun.

Bu anıları kaybetmek…

Ya da yenilerini biriktirememek…

Bu ölümden de beter.

Seni seviyorum Oriah.

Ben de seni.

Ry?

Ry.

Ry.

Ry.

Ry.

Ry.

Oriah! Ry!

Kahretsin.

Ry.

Ry, lütfen.

Düşük nabız.

- Olay yerinde nefesi durmuş. - Dayan, tamam mı?

Ben buradayım, tamam mı?

Direniyor ama gücü tükenmek üzere.

Filmlere göre hastalık ilerlemiş.

Karar sizin ama biz kesinlikle ameliyat öneriyoruz.

- Düşünecek ne var ki? - Ry ameliyat olmayı hiç istemedi.

Yıllarca ikna etmeye çalıştım ama bana söz verdirdi.

Onu stabilize edip rahat etmesini sağlayabiliriz

ama ameliyat olmazsa durumu kötüye gider,

sonrası sadece an meselesi.

Isolde.

Risklerin farkındayım.

Oriah bana isteğinden bahsetti.

Ama madem onu kurtarma ihtimalimiz var,

madem normal bir hayat yaşayabilir…

Sana yalvarıyorum. Bu şansı tepme.

En güzel anılarının silinip gitmesinden korkuyordu.

Ama eğer bu işe yararsa

asıl güzel günlerini bundan sonra yaşayacak.

Aynı hastalık annemde de vardı.

Çok üzüldüm Izzy.

Biliyor mu?

Bu kahrolası şeyin ona benden geçtiğini mi?

Hayır, bilmiyor.

Seni suçlamaz.

Hiç bebek yapmayı düşünmemiştim.

Planlarımda yoktu.

Doğru.

Yanlış hatırlamıyorsam sen kocaman bir ev, üç araba, bir de midilli istiyordun.

Midilli yalan oldu.

Ama hamile olduğumu öğrenince hayatım bir anlam kazandı.

Onu her şeyden çok istedim.

Şansımı denedim işte.

Güçlü, pırlanta gibi bir kadın yetiştirdin ve ona şahane bir hayat sundun.

Yani ne olursa olsun Izzy, sakın kendini suçlama.

Sakın.

- Geldiğin için sağ ol. - Lafı mı olur?

Çok fazla işimiz var.

Birkaç çözümümüz var ama oldukça karmaşık çözümler.

Şunu alayım.

Bu harika bir haber. Teşekkürler.

- Julián. - Isolde.

Selam. Otursana.

Bende…

Bende sana ait bir şey var.

Sekiz yaşımdayken

babamın ilk aşkına yazdığı mektupları bulmuştum.

Kime gönderildiklerini hep merak ettim.

Artık Izzy'nin kim olduğunu biliyorum.

Selam.

- Selam. - Doktorla konuştun mu?

Şey… Hayır. Şey…

Konuşmadım. Durumunda değişiklik yok ama…

Yeni bir gelişme oldu.

Demek oteli inşa etmek için yeni bir arazi buldun.

İşinin senin için anlamını biliyorum.

İş işten geçti sanmıştım ama…

Asla geç değildir.

Haklıydın. Burası benim evim.

Ve onu korumam gerekiyor.

Yani…

Senin şirketine yatırım yapıyoruz.

Ry da bunu isterdi.

Ben de istiyorum.

Sanırım sana da bu tişörtlerden bir tane almamız gerekecek.

Teşekkürler Izzy.

Birlikte çalışmayı iple çekiyorum.

Güzel tekne.

Çok iyi.

Bir saniye.

Evet.

Hemen.

Uyanmış!

Hoş geldin tatlım.

Ry.

Anılar tek tek canlanıyor zihnimde.

Elimi uzatsam dokunacak gibiyim.

Eskiden tanıdığım biri.

Acaba kader

burada da peşimi bırakmayacak mı?

Son yazım olur dediğim o yaz,

o ilk ve son gün doğumu

meğer hayatımın başlangıcıymış.

Ben Julián.

SON GÜN DOĞUMU

Alt yazı çevirmeni: Sabiha Filis

Proje Kontrol Sorumlusu Şengül Usta

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.