Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
M. Kurşun(Holster)'a ithafen çevrilmiştir.
İngilizceden dinliyerek çeviri: mister_bluff@hotmail.com
1880 yılında hayvancılık Batı ABD'de en önemli geçim kaynağıydı.
Zorlu bir sektördü ve sadece en güçlü, en cesaretli, bazen de,
en acımasız insanların elindeydi.
Gelenek ise, birçok kişi için önemliydi. Özellikle,
para kazanmak peşinde olan fırsatçılar için.
Bu hikâye, altın çağı döneminde, Wyoming'in batı sınırında,
bir hayvancılık imparatorluğunun kurulması ve yok olması ile ilgilidir.
Hadi çık dışarı.
Aşağı. Yolu gördüm.
Nerede? Tuonnehan sen bir yer bulana kadar açlıktan öleceğiz.
Merak etme o kadar.
Bunu yapmayacaktın. - Neden? Hadi?
Teşekkür ederim. - Ne için?
Ben raylarda yatıyordum. - Yardım gerekiyordu evlat.
Bir kovboy musunuz? - Bazen.
Neden atla gitmiyorsunuz? - Kansas City'den Wyoming'e atla mı?
Her zaman kovboy olmak istedim. Her zaman.
Ama batıya gidemedim. - Yani izin alamadın.
Kansas City bulundun mu? - Ben orada doğdum.
Niçin terk ettin? - Sen neden terk ettin?
Parasız kaldım. - Hala eyerin var ama.
Eyer kolay satılamaz evlat.
Eyer insanın ayakkabısı gibidir.
Bu eyeri asla satmam.
Hep bir kovboy olmak istemişimdir.
Wyoming'in boş çitleri Her zaman dikenli telleri beklerdi -
İnsanlarsa, rüyalarını gerçekleştirmeye çalışırdı.
İyi günler, baylar. Adım Trampas. Bu da Randy.
Biz Shiloh'lıyız. Siz Justin mısınız?
Ve Tom Suchet bir ahırı var. - Memnun oldum.
Ateşinizi görünce. Bir komşu ziyareti yapmak istedik.
Bugün buzağıları damgalamak için sıcak bir gün. - Nasıl yani?
Bildiğim kadarıyla kulaklarına sonbahara kadar dokunulmaz.
Bu konuda Birliğin kuralları vardır. - Birliğin kuralları önemli değil. Buzağılar benim.
olabilir. O da olabilir bizim kaçak buzağılar da olabilir.
Beni hırsızlıkla mı suçluyorsunuz? - Her şeye karışmayı kes Trampas.
Böyle bir şeye ben izin vermem zaten. - Benim arazimdesiniz. Gidin artık.
Justin, bu sığırlar tanıdığımız sığırlara benziyor.
Buraya kadar gelip çitten geçmiş olabilirler.
Bu kadarının senin için fazla olduğunu düşünüyorum. - Onlar benim.
Justin. - Sessiz ol.
Arazimden çıkın dedim size. - Komşular arasında, yanlış anlaşılma olsun istemem.
Beni doğru anlayın o zaman. Ben bu çiftlikte bulduğum her şeye kendi işaretimi koyacağım.
O demiri bana doğrultanı eskiden. Olduğu yerde mıhlardım.
Justin rahatlamak için zamana ihtiyaç var. Hadi daha sonra konuşalım.
Bir dahaki sefere ben konuşmam. Bir dahaki sefere kimin Birlik'ten daha büyük olduğunu gösteririm.
Akıllı davrandın Justin. Bunlar adama sülük gibi yapışır kalır.
Bir daha geldiklerinde oralıkta olmak istemiyorum. - Ben de öyle.
Şimdiden gitsem iyi olur. - Benim de tüfeğim var.
Ben, yemek için burada olacaksın değil mi? - Söz veremem. Yapacak çok şey var.
Merada sığırlara su verilmesi lazım.
Bay Justin... Sen şu sığır peşinde olanlardansın değil mi?
Sığırlarınızdan bazıları... .
Buraya bela çıkarmaya geldin, biliyorum Maverick.
Sığırlarınızdan bazıları çitlerden kaçıp gitmiş. Su kaynağına doğru yönelmiş olabilirler.
Ne demek istiyorsun Ne oldu? Aptal adamların çitlerimi mi kesti?
Adamlarımla ilgisi yok. Belki onları toparlamada sana yardım gerekir.
Yardımınıza ihtiyacım yok. Sadece arazimden uzak durun.
İnmez miydiniz?
Will dışarı gel! Misafirimiz var!
Affedersiniz, komşularımıza ters davranmak istemeyiz. Bir kahve ikram edebilir miyiz?
Hayır, teşekkürler hanfendi. Gitmem lazım.
Will, bu bey Shiloh'lu ustabaşı. - Oğlum Will.
Merhaba, Will. - Merhaba bayım.
Baban kaçan sığırları bulmaya gitti.
Ona yardımcı olmuyor musun? - Yapamam.
Ben... Kusura bakmayın.
O kaba davranmak istemedi.
Sadece iki atımız var. Babası ikisini de kullanıyor.
Ayrıca Will ata binemiyor.
Sanırım anne olmak için genç olduğumu düşünüyorsunuz; aslında ben üvey annesiyim.
Ben'in ilk eşi iki sene önce öldü.
Elimden geleni yapıyorum. Ama sanırım hala annesini özlüyor.
Kocanız çitleri tamir edemezse, sanırım bizim yardımımız gerekebilir.
Shiloh'da bir at daha bulabiliriz sanırım.
Ben'le konuşurum. Çok naziksiniz. - Elimizden geleni yapabiliriz.
Geldiğiniz için teşekkürler.
Sizinle tanışmak bir zevkti hanfendi.
Hoşça kalın.
Bu kuzey Teksas'ta neler yapılıyor? Yeteri kadar yeşillik var mı?
Yeşillikler tükendi.
Arizona, Colorado, Nevada. Her yere dikenli tel gerekiyor.
Hep de böyle değildi. Atına binip sürersen, her yerde görebilirsin
Her yere dikenli tel geldi. - Her yerde çitler var.
Gel buraya! - Yakala o zaman.
Yakalayacağım zaten?
Uyu artık ufaklık. - Benim adım Steve, ufaklık deme
Biraz uyu o zaman Steve.
Ben, sen misin?
Ne kadar zorlu bir gün geçirdiğini anlıyorum.
Hemen sana bir şeyler ısıtayım. - Ben bir şey istemiyorum.
Ben, bu şekilde.... - İki sığır kaybettim.
Üzgünüm. - Ve yarım düzine ortada yok.
Sen engelleyemezdin ki...
Engelleyemezdim
İyi geceler baba.
Ben?
Bana neler olduğunu anlayamıyorum. - Tamam. Tamam
Anlamıyorum. Bazen sanki gökyüzü tepeme inecek
ve gidecek hiçbir yer de kalmamış gibi görünüyor.
Hiçbir yere kaçamıyorum. Oh, Marry...
Bunu başarmam gerekiyor! Başarmalıyım. kimseye bağımlı olmak istemiyorum.
Ya sevdiklerin? - Onu demek istemiyorum.
Ne kast ettiğimi anlıyorsun. Beni terk edip iflasıma sebep olan ortaklardan bahsediyorum.
Artık kimseye güvenmiyorum. Kendi alın terimle, her şeyi yeniden kurmak istiyorum.
Ve bu ... Bu da zayıflık ve hastalık demek!
Ben, elin ... Hemen bir şey bulayım. - Tamam. Tamam
Şu banka borcu bitsin.
Angus ineği alacağım ve üreteceğim
Bunu sen ve Will için yapıyorum çünkü.
Bir çocuğu, babasının dünyada bir şeyler yapabildiğini bilmesi lazım.
Ben elin için bir şey bulayım.
Bir kitapta okumuştum. Bir adam kendi kendinin kralı olabilir.
Eğer kendi toprağına ve kendi hayvanlarına sahipse bir kral gibi yaşayabilir.
Marry, bu bir gerçekten olabilir.
Sen kan kaybından ölmeden şu bandajı bağlayabilsem.
Kahretsin. Atı unuttum. - Will ahırda onunla ilgileniyor.
Will hiçbir şey bilmiyor ki ... - Sandığından daha çok biliyor.
Seni izleyerek öğrendi. - Elimin bir şeyi yok.Gidip bakayım.
Burada kalıyorsun. Ayrıca artık üzerindeki yükü hafifletmek için birine ihtiyacın var.
Başkasını tutmayı düşünüyorum. - Oğlunun nesi var ?
İşleri diğerleri kadar iyi yapar. Hatta bazılarından daha iyi yapar.
Bu öğleden sonra Sanders'la da konuştuk. Bir şans verilse
He şeyi halledebileceğini söyledi. O daha genç bir çocuk.
-Belki artık ona bir erkek olarak davranma zamanı geldi
Ne demek istiyorsun? - Ona ata binmeyi öğret.
Biliyorsun ne bir at daha almaya durumum, ne de ona öğretmeye zamanım var.
Shiloh sürüsünün reisi bugün, Will'e bu konuda yardımcı olabileceklerini söyledi.
Çok zahmetli olmayacak.
Bir yabancı ile ben ve oğlum hakkında mı konuştun?
Ne zararı var ki? Will için çok iyi olacak.
O hayvancılıkla uğraşmayacak Her zaman cılız bir çocuktu.
Ama ona bir şans verebilirsin. İzin ver...
Israr etmeyi kes artık!
Oğlum için neyin iyi olduğunu ben biliyorum.
Marry, üzgünüm.
Ne var Ben?
Seni bu kadar zorlayan ne?
Kendine neyi ispat etmen gerekiyor? - Bilmiyorum.
Oğluna baba olmak için zaman harcaman gerekir.
Seninle çalışmasına izin ver. Bir yerlere birlikte gidin, hepsi bu.
Biliyorum.
Ben çalışıyorum, ama aslında çevremdeki insanları hiç sevmiyorum.
Kimsenin bana bulaşmasını istemiyorum
Bunu açıklayamam. Sadece ... Bilmiyorum işte.
- Başkalarına bazen ne yaptığı bildiğini sanmıyorum, kendine de
Tamam, ben bunları temizlerim.
Gidip atla ilgileneyim.
Yani?
Evet, gitme zamanı.
Düşünce yuvarlanman gerekir. Nasıl yani?
Benim yaptığımı yap? Böyle mi?
Kıpırdama. - Ben bir şey yapmadım.
Bunu iddia eden oldu mu?
Sakın bir şey yapmaya kalkışmayın.
Getir onları buraya!
Hepsi bu mu? - Evet, çocuklar, hangisiydi?
Bu nasıl odu? - Kavga ettik. Trendeki tamirciyle.
Bana vurmaya çalıştı. - Ve onu bıçakladın.
Bunu yapmayacaktın. Hadi evlat.
Ben öldürmedim! - Kim yaptı peki?
Bilmiyorum.
Ben biliyorum. Adam bir bıçakla öldürüldü değil mi?
Adam bir bıçakla vurulmuş. Bu çocukta bıçak yok.
Bir yere atmıştır. - Ne yapsın ki?
Bu çocuk hep benim yanımdaydı. - Hadi evlat, yanımda olduğunu söyle.
Hadi anlat onlara.
Bun bir bıçakla ilgisi olamaz.
Dur! onu hapse atın.
Demiryolu şirketi yakalayana Yüz dolar ödül verecek.
Evet, seni tutuklayabiliriz evlat. - Yüz dolar ödül için mi?
50'si bana yeter. Gerisini de yardımcılarım alır.
Adam sence neden bıçağı bana nişan aldı?
Bilmiyorum.
Öğrenmek için zamanımız olacak.
Nereye gideceksin? - Tabelada Medicine Bow "diyor.
Ya da gidip bir şeyler öğrenmeye çalışırım.
Ödemeni iki hafta geç yaptın. - Çitleri tamir etmem gerekiyordu.
Anlıyorum fakat kredi ödemeleri uygun şekilde yerine getirilmelidir.
Henry, Shiloh'dan, ayrılıp çiftliğine döndüğünü duymuştum.
Boğaları satın almak için paraya ihtiyacım var ama acelesi yok.
Yargıcı tanıyor musun? Justin, Bu da Yargıç Shiloh.
Justin, tanıştığımıza memnun oldum.
Sığır üreticileri bu akşam bir araya geliyor.
Gelemem, yapacak çok işim var. - Tabi ama bir geceden de...
Çitlerim tamir olana kadar bir yere gidemem. Bir daha
başkalarının beni başkasının sürüsünü çalmakla suçlamasını istemiyorum.-Neden?
Suçlanmadığımı kimse iddia edemez. Burada bunlar daha önce de olmuş.
Birisini sığır hırsızı diye damgalıyorsunuz, sonra da.
Birliğiniz o kişileri korkutup kaçırmaya çalışıyor.
Beni korkutamayacaksınız yargıç. Ben burada kalmaya niyetliyim...
Hayır, Yargıç Garthilla sadece geçmişte... - Bir dakika, Howard bekleyin.
Justin geçmiş öyküleri dinlemek istemiyor. Kendi düşüncesini söyleme hakkına sahiptir.
Üzgünüm, gitmem gerekiyor.
O, yeri göğü kendisinin yarattığını düşünüyor ha?
Justin. Eğer yargıcı tanırsan. Ne kadar saçma düşündüğünü anlarsın.
Bir dakika. Sizinle işim bitmedi.
Krediyi yükseltmek istiyorum.
İki adet Aberdeen Angus boğası satın almak istiyorum.
Gülünç olma. Onların tanesi 400 $.
- 400 mü? - Henüz buna gücün yetmez.
İhtiyat akçen bile yok henüz.
Sanırım sen işin komisyonunu düşünüyorsun.
Ne olursa olsun, ben bir boğa alacağım.
Biz bu yeni sürü idarecisi için daha fazla bekleyemeyiz.
Mümkün olan en kısa zamanda gelmek için söz verdi.
O zaten burada olmalıydı. Biliyorsun - Kendisine hemen gelmesini söylemiştim.
Daha fazla sığır için bu bölgede yer var.
Ben sadece burada bir sürü sahibiyim. - Ama hepimizle mutabık kalmıştın Riley.
Affedersiniz, ama görünüyor ki biraz neşelenmeye ihtiyacınız var
Bu yüzden de en uygun kişinin ben olacağını size söyleyebilirim.
Öyle mi? - Sizin gibi sürü sahipleri başka ne ister?
Evet, senin anlayışlı davranacağını sanıyorum. - Evet, beni anlamışsın.
Kesinlikle. En iyi sürü idarecilerinin.
Teksas Pecosis'ta olduğu söylenir.
Aynı şey en belalı insanlar için de söyleniyor.
Johnny Wade, uyarıma dikkat et. Gel bir içki alalım
Spinner ... Yardıma ihtiyacın olursa... - Tabii.
İlk maaşımdan biraz avans kullanabilirim.
Hala çalışacağından emin değilim ama sana küçük bir kredi verebilirim.
Ne kadar lazım? - Yaklaşık yarısı.
Teşekkür ederim. Geri döneceğim. Eyerime göz kulak olun.
İşte bu da kentli arkadaşım.
Gidip kendine düzgün bir giysi satın al.
Ve bir banyo yap. Keçi gibi kokmaya başlarsın sonra.
Sanırım sürünü çoğunu tepenin diğer tarafında bulabilirsin.
Yarın onları Yerli Gölüne doğru götürürüz.
Yargıcın otlaklarından uzağa.
Yargıç? Ondan pek memnun değilsin galiba? - Hayır, ama dostane davranmaya çalışıyorum.
Baba! Baba!
Marry dedi ki ... - Kaç kere söyleyeceğim
O senin annen. O şekilde seslen. - Tamam.
Tip Bow'un istasyon müdürü Mallarının geldiğini söylemiş.
Mallarım?
Ne sipariş etmiştin? - Döndüğüm zaman görebilirsin.
Ben de gelebilir miyim? Mallarını getirmende yardım ederim sana.
O mallar o kadar ağır değil. Ayrıca senin taşıyacağın bir yük değil
Evlat, size bir sürpriz yapmak için para biriktiriyordum.
Ama gerçekten gelmek istiyorsan ... - Hayır, sorun değil, baba
Ama gelmeni istiyorum. Hadi gidip alalım. - Tamam.
Bir gün, onun çocukları ve torunları sana ait olacak. Bekle ve gör.
Evet. Bu faturayı imzalar imzalamaz. kargo sizindir.
Bay Justin? Bay Justin!
Bunu imzalamak zorundasınız.
Bu da üreme durum belgesi ve veteriner de sağlıklı olduğunu söylemiş.
Bir ateşli hastalık ve tifüs yok. Şap Hastalığı da yok. Arabanız nerede?
Arabam bu boğa için fazla küçük. Benim için birinin getirmesi lazım.
Gilly, bir müşteri var!
Zaman zaman Doanille'ye yük taşır. Size yardımcı olacaktır.
Bu boğayı çiftliğime ne kadara götürürsün? French Creek'in diğer tarafına.
Toro negro? Chihuahua. Magnifico!
Böyle güzel bir hayvan için para almam.
Ama siestamın kesilmesi nedeniyle . 2 $ alırım. Biliyorsunuz, güneş tepede ve ...
Tamam, tamam. - Harika. Gidip arabayı alayım!
Will sen bizim arabayla gel. Ben de boğanın yanında gideceğim.
Aylardır işsizim. Bu yüzden bu kadar az paraya çalışıyorum.
Sinyor. Ben bir Vaquero'yum. Bize pek yer yoktur.
Bani bir deneyin arazinizde...
Oradaki virajdan döneceksin.
Hasta bir eşim ve otuz çocuğum Sabinas'ta bekliyor.
Benim de çalışacak birine ihtiyacım var. Ayda otuz dolar.
Muchas, gracias senor.
Hayal kurmak iyidir. İnsanın hayatta kalmasını sağlar.
Marry!
Will annene aldığım boğayı göstermek istiyorum. Sen Gilli ambara götür. Ve odasını göster.
Gill? - Evet, yeni sığır çobanımız.
Odada bir yatak var. Hazır olduğunda çalışmaya başlarsın.
Yarın olur mu? - İyi. Bu Bayan Justin.
Marry bu da Gilly, yeni yardımcımız. - Memnun oldum.
Ben de öyle.
Hadi evlat, Gilly'e yerini göster...
Oğlun görgü kurallarını unutmuş. Odanı arkadaki ambarda bulabilirsin.
Affedersiniz.
Señora, müsaadenizle.
Ben, Will'in ne kadar istediğini biliyorsun... - Benim ne istediğim önemli değil mi?
Üzgünüm. Biliyorum. Hadi bana sürprizini göster.
Sadece siyah bir boğa aldım. Hepsi bu kadar.
Harika! - Marry ...
İçinden geçmiyorsa neden söylüyorsun? - Elbette içimden geçiyor.
İkimiz de hep bu anın hayalini kurduk ...
Sadece düşündüm ki... beklememiz gerekiyordu... - Ben artık beklemekten yoruldum.
Biliyorum Aberdeen Angus pahalıdır.
400 $. Tüm tasarrufumuz.
Şimdi biraz gülümseyebilir misin? - Ama nasıl ...?
Erkek dediğin cesaretli olmalıdır Marry. Özellikle batıda zengin olmak için.
Ama bir kadının bunu anlaması beklenemez.
Ben, Will'le konuş. Ona sebebini açıkla.
Will amacı seni üzmek değildi ...
Eğer ata binmeyi öğrenmeyi bu kadar çok istiyorsan ...
Bir dahaki gittiğimde, seni Shiloh'a götüreceğim.
Seç bakalım Will.
Ben hepsini seviyorum efendim.
O kestane güzel görünüyor. - Evet.
Veya ... Ben karar veremiyorum.
Panik yapma. İlk atı seçmek kolay değildir.
Al bakalım.
Bu benim mi? - Benim olmadığına göre. Tak hadi.
Teşekkürler, ama mecbur değildin.
Bunlar olmadan çıplak görünürsün. Dur dokunma şimdi!
Sana nasıl kullanılacağını göstereceğim, gel.
Yargıç, belki benim için siz seçebilirsiniz, ha?
Çünkü atları siz çok daha iyi tanıyorsunuz.
Albie, şu arkadakini yakala.
Tamam.
Daha yavaş çek.
Dikkat etmezsen birini vurabilirsin.
Geriye, geriye.
Sürükle.
Sürükle . Evet. Bir kez daha.
Çocuklara ateş etmeyi öğretmen için mi sana para ödeniyor?
Silahlar çocuk oyuncağı değildir.
Özel bir şey arıyorsan, işte ben.
Bir Georgia Price ve yeni sahibinim. Ve sen de kaba birisin.
Yeni sahibim mi? Spinner dedi ki ... - Ne diyor Spinner?
Uh ... Elbette o da bilmiyordu.
İsterseniz size etrafı gösterebilirim.
Etrafı görmek istersen söylerim.
Baya zorlu ha. - Evet, ama yüksek kaliteli ambalaj.
Neden o süslü ateş etme gösterisiyle Beni gülünç duruma soktun?
Evlat biliyorsun. Kendisinden başka kimse kendisini gülünç duruma sokmaz.
Neden bize yeni patronumuzun bir kadın olduğunu söylemedin, ha?
Bana zor geldi. Kendin gör istedim.
Spinner, orada ne oluyor?
Dinleyin bakalım.
Ben bir çiftlikte doğdum. Çiftlik hakkında bilmediğim şey yoktur.
Bu çiftliği de para kazanmak için satın aldım.
İyi çalışırsanız, adilce payınızı alırsınız. Sorusu olan?
Yani siz de burada mı çalışacaksınız? - Evet.
Seninle konuşalım. - Ve de, seninle.
Başka biri lazım mı?
Burada kimin yerine göz koydun Romeo?
Bilmiyorum.Senin yerine koysam olur mu?
Üst düzey adamlarınız pek zorlu değil Bayan Price.
Değiller. İçeri gel. - Teşekkür ederim.
Keyfinize bakın.
iyi olur.
Sanırım 10 bin baş sürüsü olan patronumuza içmeliyiz.
Yirmi bin.
Onlara 10 binden fazla ödediyseniz. Aldatılmışsınız demektir.
Teksasta şu anda sürü başı 5000 ödendiğini duydum.
Altı ay sonra da 5000 daha ödeniyor.
Bu harita bölgedeki meraları gösteriyor. İşaretlemenizi istiyorum
Hepsi size ait değil ki. - Çiftliğin hepsi bu değil mi?
Garthill'e söylemek ister misiniz ve diğerlerine?
Onlar iyi insanlardır ve biz onlarla kavga etmeyiz.
Evet, ama yasa ne diyor biliyorum ve haklarımdan yararlanmak istiyorum.
İyi insanlarsa, bana karışmazlar. Ben de onlara karışmam.
Ama bütün bu sığırları buraya getirmekle onlara karışmış oluyorsunuz.
Affedersiniz, bir konuk geldi.
Bayan Price, ben Yargıç Garth. - Biz de sizden bahsediyorduk. İçki?
Siz de kalın beyler. Yargıç Garth'ı tanıyorsunuz.
Bayan Price. Kısa keseceğim. Diğer çiftlikler ve ben sizden haber bekliyorduk.
Meşguldüm. Hala da meşgulüm
O zaman hemen konuya geleyim.
Ben buraya. Vadideki diğer çiftliklerin sözcüsü olarak, işbirliğinizi istemeye geldim.
Hepimiz, hayvanlarımızın açlıktan ölmesini önlemek için
çitleri kardırarak ortak otlakları kullanma ve sayıları azaltma,
konusunda mutabık durumdayız. Sizin de kabul etmenizi bekliyoruz.
Ben bunu kabul etmiyorum Yargıç Garth.
Fakat bu, siz de dahil, hepimizin sürülerini beslemenin tek yolu.
Evet, bunu çok iyi anlıyorum.
Ama sadece aynı fikirde değilim.
Bölge herkese açık ve hukuk lehime.
Sizi adil hareket etmeye davet ediyoruz. - Ben hukuka bağlı kalmayı tercih ederim.
Herkese açık arazi. Konu oldukça açıktır.
Bu nedenle ne zaman nasıl istersem ondan yararlanabilirim
İşin uzun vadeli kısmı beni o kadar ilgilendirmiyor yargıç.
Belki çiftlik işletmek sizler için bir tür din ama benim için bu bir iş.
Peki o zaman öyle olsun.
Ama kış geliyor ve bölge her sürüye açık olacak. Sizinki de dahil.
Ve çitler de sökülecek. İşbirliğiniz olmasa bile.
Demek ki çitleri sağlamlaştırsam iyi olacak. Çünkü bir kaç güne
kadar, 5000 sığır daha gelecek.
Bu kadar dar görüşlü ya da aptal olmanıza şaşırdım.
Ben bir kadınım, bu yüzden çok fazla üzerinde durmayın.
Bayan Price. İnsanlara bu şekilde hitap etmemelisiniz. Tahammülleri kalmayacaktır.
Verdikleri mücadeleyi durdurmaya çalışıyorsunuz. - Bay Spinner. Siz buranın reisisiniz. Vicdanı değil.
Reis meis değilim. Ayrılıyorum. Hemen şimdi.
O iyi bir adamdı sanki. - Hiçbir adam iyi değildir.
Benim tarafımda olanlar hariç.
Bunu istemiyorum. - Birkaç dakikan var mı?
Beni oraya gitmeye sen ikna ettin. Başka ne konuşmak istiyorsun?
Yarın konuşalım o zaman.
Üzgünüm, tatlım. Sana sıkıntı vermek istemiyorum.
Ben sadece Shiloh'daki inanları sevmiyorum.
Bu düşünceyi atamıyorum. - Anlıyorum.
Ama şunu da bil. İstediğin gibi davranacağım.
Sinirlerime hakim olup, herkesle el sıkışıp, onlara gülümseyeceğim.
Olmamı istediğin gibi olacağım.
Sadece kendin olmanı istiyorum. Hastanede tanıdığım o adam olmanı.
Bay Justin. Geldiğinize sevindik. Toplantı başlamak üzere.
Bu işlerle ilgili pek konuşamam ben.
Pek bir şey de yok zaten. Yeni bölgenin haritası belirlenecek.
Her atın biraz vahşi tarafı vardır bana sorarsan. Bir sabah ...
Bay Proctor, Bay Turner. Bu Bay Justin Eski Darnell çiftliğini satın aldı.
Bana Andy deyin. Memnun oldum Bay Justin. - Bana Ben diyebilirsiniz.
Nasıl gidiyor Ben? Darnell arazisindeki sorunları duymuştum.
Ama sanırım düzeliyor. - Evet, üzerinde çalışıyoruz.
Eski topraklar bir arada. Böyle bir toplantı için herkesi bir araya getirmek oldukça zor oldu.
Biliyorum Tom. Umarım bütün bunlardan sonra, bir şeyler elde ederiz.
Evet, beyler, kafayı bulmanıza izin vermeden önce konuşacak çok şey var.
Bay Justin. Sizi gördüğüme sevindim. Bu yıl sürünüzün kuzey kesiminde
bize katılmasını bekliyoruz. - Sizlerin yaptığı plan, benim için uygundur
Busen öğleden sonra keşke siz de katılsaydınız. Eşiniz ve oğlunuzla, büyüleyici bir aileniz var.
Yargıç, keşke bunu söylemeseydiniz. Bay Justin için sürpriz olması gerekiyordu.
Anlamadım? - Oğlunuzun yapacağı Sürpriz.
Anlatın lütfen. - Bu konuda sizinle eşiniz konuşmak istiyor.
Belli ki, eşimin ne istediğini benden daha iyi biliyorsunuz.
Eşim bu öğlen ilk kez kasabaya gitti. N'oldu Justin.Eşini yanında tutmak zor mu geldi.
Kapa çeneni Tom. - Sizi dinlememe gerek yok.
Bekleyin biraz.
Hepsinden önce Johnny.
Benim hissettiklerimi hissedecek bir erkeğe ihtiyacım var.
Bela varsa geri çekilebilecek bir kişi.
Ona maaş da öder misin? - Dikenli tellerden sen
ne kadar nefret ediyorsun? - Şu anda bu konuda konuşmak istemiyorum.
İyi. Nefret etmeyi sevmekten daha iyi beceren erkeklere güvenirim.
Ben ...
Her şey yolunda mı?
Söylesene. Bütün gece evde endişe içinde bekledim.
Shiloh'a aramaya gidecektim. - Ben iyiyim.
Sadece biraz tepelerde gezindim. Yalnız kalmak için.
Shiloh'da sorun mu çıktı?
Tulinan'la işbirliğine hazırım. Başka ne istiyorsun?
Sana kahvaltı hazırlayayım. - İstemiyorum.
Anna ve Bayan Gilly'e gıda ve birkaç çift balta gerekiyormuş.
Boş mideyle gidemezsin.
Ben!
Orada. Onları Ben Tully getiriyor.
Onu tanıyor musun? - Ben Teksaslı, biliyorum.
O tanıdığım ilk Teksaslı.
Her zaman hareket halindeler. - Buraya bakan kim?
Adın ne? - Tully.
Bu işte çalışmanı istiyorum. - Sadece beni mi? Adamlarımı da mı?
Adamlarını da. Herkese ayda 20 $'dan fazla ödeyeceğim.
Yeni bir gurup çalışanınız oldu bayan.
Sürüyü Yerli Nehrinin kuzey tarafındaki düzlüğe götürün.
Kuzey düzlüğü? Orası diğerlerinin çitleri kırarak ortak kullandığı yer değil mi?
Doğru. Ama ben sadece söyleneni yapacağım ve beladan da
uzak duracağım. Gidelim hadi.
Hadi, Dowdy.
Ben? Konuşmamız gerek.
Üzgünüm, Shiloh'a yaptığım ziyaret seni rahtsız etmiş.
Şu dünyada yapabileceğim son şey seni üzmek.
Sana iyi bir sebeple yalan söylediğimi düşündüm.
Ama sanırım iyi sebeple olsa bile yalanlar iyi sonuç getirmiyor.
Yani, planlarımın Will'e faydalı olacağını sana söylemeliydim.
Eşlerin arasında bunlar olabilir.
Ve Will'de eşlerin arasında konuşulması gereken bir konu.
Beni affet, lütfen.
Baba? Yargıç Garth öğretti ve artık hazırım . Eminim artık,
Sana yardımcı olabilirim.
Artık sürüleri çevirmek için fazladan insana ihtiyacın olmayacak.Birlikte çalışabilirsiniz.
- Baba?
Sorun nedir?
Ben bir yere gidersem. Kimsenin beni takip etmesini istemiyorum.
Baba, bekle! - Hiçbir şey yapamazsın Will.
Steve, onları bir araya topla!
John! John!
Sakin ol.
kötü mü?
Beni tele doğru sürdü. Bilmiyordum.
Hemen döneceğim.
Bu bir uyarı Dowdy!
Tellerden Uzak dur. Uzaklaş
Yargıç bu. - Johnny ...
Johnny, bekle! - Gidelim!
Hayır! - Johnny!
Tut şunu. - Saparna mı içmem gerekiyor?
Viski. Gerçek yara temizleyicisi.
Tamam, dur bakalım.
Biraz dayan.
Kendine temiz bir gömlek al.
Bunlar sence ne zaman bitecek Johnny? - Sen nasıl bitmesini istiyorsun?
Ben bilmiyorum. - Bilmiyorsun.
Trendeki adamla neler olduğunu bilmediğin gibi.
Evet, sanırım.
Ben buradan gideceğim. - Ne?
Ben yanlış tarafta değilim. Burada kalanlarsa, hep yanlış tarafta.
Saçmalama çocuk!
Sonuçta, o yaraları açan ben değildim.
İzin verseydin onları öldürebilirdim. - Sen beni de öldürebilirdin.
Tamam, gitmek istiyorsan git!
Ama unutma:
Eğer gidersen geri dönme.Git ve gittiğin yerde kal.
Eğer Yargıç Garth ve grubuna katılmayı planlıyorsan
yanlış ata oynarsın. Anladın mı?
Ne dediğimi duydun mu?
Ben sadece buradan gideceğim.
Hoş geldiniz. - Duble Viski.
İki şişe de bana ver. - Ne?
Duymadın mı? İki şişe de bana ver dedim.
Evet. Eski arkadaşımız Justin!
Yalnız kurt.
Nasıl gidiyor?
Boynuzlar hala büyüyor mu? Duydunuz mu?
Birisi Shiloh'daki en güzel boynuzlara sahipmiş.
Eh, hadi bakalım! Virginia'daki. En büyük hatayı yaptın
Kesin şunu. Hadi beyler oturun yerinize!
- İşini bitirene kadar durmak yok.
Senin yardımına ihtiyacım yok. Beni yalnız bırak.
Ve eşimden uzak dur, yoksa seni öldürürüm.
Ben, ne oldu sana! - Çekil yolumdan.
Hayır. Ölmek ya da öldürmek için bu kadar sorun olan nedir söylesene.
Anlayamazsın - Evet, anlayamam.
Ben acısını ve nefretini dolu bir tüfek gibi taşıyan bir erkek değilim.
Tüm hayatını nefret içinde geçirip geleceğini düşünmeyen bir erkek değilim.
Ben bu şekilde yaşayamam.
Hayatının her anında nefret dolu olmanı izleyerek devam edemem.
İnsanlardan nefret ediyorsun çünkü onlarda senden fazlası var.
İnsanlardan nefret ediyorsun çünkü Will'e at binmeyi öğretiyorlar.
Ve benden nefret ediyorsun çünkü ben de gülümsemek ve anın tadını çıkarmak istiyorum.
Bugünün. Buranın ve şimdinin.
O zaman gidip onunla eğlen? İstediğin Shiloh'lu o adam, değil mi?
Hayır, doğru değil. - Evet öyle.
Onun karısı olmak istiyorsun!
Ben, yapma! Ben!
Eğer at itaatkâr ise.
Merhaba.
Hiç umurunda değil. Ben ona hiçbir şey ifade etmiyorum. Hiç bir şey.
Nerede o?
Silahı indir, konuşalım. - Son olarak buraya geldi.
Bahçede o atı gördüm. Nerede o?
Bay Justin. - Oğlumu istiyorum. Ona ne yaptınız?
O burada. Bekle.
Sana verilen viskiyi içmiş götürmek, zor olabilir.
Onu bana verin. Ben icabına bakarım.
Bu ata binmek gibi değil. İzin ver kalsın. Yarın alırsın
Olur tabii? Yargıç gibi davranmaya başladın
Hoş bir eyer ve atlarla başka birinin oğlunu almaya çalışıyorsunuz .
Ben, yargıç asla ... - Sen karışma.
Oğlumu hemen şimdi istiyorum.
Evlat, babanın sana söyleyecekleri var.
Hadi eve gidelim. - Ben burada kalıyorum.
Sözümü dinleyeceksin. Ben babanım. - Hayır!
Will, babanı dinle.
Sorumlu davran ve babanla git.
En iyisi bu.
O benim oğlum. Eğer karışmaya devam ederseniz. Daha ağır etkilenecek
Keşke bulmasaydı.
Baban gibi içmek istiyorsun ha? Sana bir adam nasıl olunur, öğreteceğim.
Ayaklarının üzerinde, adam gibi nasıl duracağını öğreteceğim-
Hayallerini şişenin dışında araman gerekir.
Evlat, bana bak. Doğru içici, nasıl içer gör.
Kalk şimdi.
Ayağa kalk dedim.
Babam olsaydı bana ne yapardı göreceksin.
Her zaman dünyanın ne olduğunu düşündüğünde bu şişeye
sarılmamayı öğreneceksin.
Hazır mısın evlat? - Ben sadece seninle çalışmak istedim.
Anlamıyor musun? Bana yaklaşmana izin veremezdim?
Gerçekten ne olduğumu görmeni istemedim.
Ben, oğlum, bir hiçim!
Ben bir şey kötü gidince hemen vazgeçen bir insanım!
Her şeyin başarısız olmasından korkan biriyim.
Bu doğru değil.
Ben sempati istemiyorum. Bana o şekilde bakma. Dön! Yüzünü görmek istemiyorum.
Defol buradan.
Ben bile kırbaç vuramam.
Git. Beni yalnız bırak.
Marry, ağıl yanıyor.
Kendini yaktın mı? - Şu boğaya bak.
Alevler zarar vermedi. Canlı ve özgür.
Artık yüzlercesinin kralı olacak. Belki de binlercesinin!
Yere yatın!
kötü mü? - fazla bir şey yok.
Tepeden aşağı gidin.
At onu dostum. - Tamam.
Tabancayı da.
İn aşağı.
Kemerini ver.
İyi misin? - Evet. Siz bir şey buldunuz mu?
Hepsinin burada olduğunu tahmin ediyoruz.
Walking Butteen'e teslim ettiğimizde hepsi sona erecek.
Steve, Loomis çiftliğine gidin. - Hadi beyler.
Bunlar adamların mı? - Evet. - Onlar artık bir şey yapamaz.
Ancak yine de fikrinizi değiştirebilirsiniz - Hayır, sonu savaş olsa da.
Biz bu anlamsız şeyi istemiyoruz. Bitmesini istiyoruz.
Henüz başlamadı bile.
Biz hazırız.
Wade, bugün orada bir arkadaşını gördüm.
Artık hiçbir arkadaşım yok. - O zaman o çocuk neydi?
Onu gördün mü? - Dikenli Tel Garth çekiyorlardı.
Garth! dikenli tel ilgileniyorsun-
Sana bunu Teksas usulü göstereceğim!
Tepe tarafında atlılar görünmedi.
Evet, ama gelecekler. Sığır sürüsü geliyor mu?
Teksas tarzı söz verdiler.
O zaman ben de yer almak istiyorum. Sizin yanınızda.
Tamam, Steve. - Bak.
Söyle atlarına binsinler. - At bin!
Buranın bir kadın uygun olduğunu sanmıyorum. - Bu kadın için değil.
Hazır mısınız? - Evet.
Garth ne yapıyor? - Bir dikenli teli bekliyorlar.
Onları hayal kırıklığına uğratmayalım o zaman. Gidip konuşalım.
Hadi Dowdy, hareket et biraz!
Durmazlarsa dikenli telleri de götürürler.
Tele ulaşamazlar. Onları önceden durdururuz
Bu şekilde çevirmek hiç de kolay değil
Daha iyi bir önerin var mı? - Denemeye değer.
Otlağa doğru!
Sorun var. Atlar dikenli telden dönüyor.
Ben icabına bakarım.
Geri çevirin hepsini!
Pakottakaa, açın onları!
Wade, kuzeye gidiyorlar. Onları durduramayacağız.
Para için değil mi?
Hemen buradan gidersen ihtiyaç olmayacak.
Her şey sona ermiş olacak.
Gidersem mümkün olduğu kadar uzağa gideceğim.
Bana o trendeki adamla olan bıçak meselesini hiç söylemedin.
Sanırım artık biliyorum.
Bir daha karşıma çıkmamanı söylemiştim evlat. Bana inanmış mıydın?
İnandım Johnny.
Böyle olmak zorunda değildi?
Bunu yapmak zorunda mıydın?
O bıçak adam hakkında bir şey bilmiyordum Johnny.
Şimdi biliyorum.
Ölmekte olan birine yardım etmek istiyordu.
Baylar, Walking Butteen satılıktır.
Buradan sürün onları.
Baba, baba!
Şu hasta sığırı arıyorum.
Ayrıca suda da problem var.
Olsun.Oradan çekeriz o zaman. - Ben de yardımcı olabilir miyim?
Hayır. Yakında karanlık çökecek. Eve git. - Seninle kalıyorum.
Gece burada kalacağım. Yatağım, yiyeceğim, her şey hazır.
Ben de seninle kalacağım. - Eve gidip annene eşlik et.
Ben gitmiyorum. - Sözümü dinle.
Elimizde olan bu sürünün de, gitmek için yarına kadar
hazır olması gerekiyor Anladım Senor.
Sanırım Değerleri 6800$ civarında.
Kredinin kalanı ve satın alınan Aberdeen Angus ile birlikte nihai toplam.
Gelecek yıl da iki katına çıkar.
Jimmy, hepsini nehrin diğer tarafına götürün.
Bu hızla harekete etmemeliyiz. - Yeterince hızlı hareket ediyoruz.
Justin'le arada az mesafe var.
Justin.
Biz sürüyü taşımak için hazırız. Nerede?
Orada aşağıda. - Onları bu yöne götürün.
Gilly sürüyü kaldır! - Bekleyin biraz!
O hayvanın nesi var?
Bir ayak ve ağız hastalığı vardır.
Bir İspanyol ateşli hatalığı.
Semptomlar öyle, yangın gibi yayılır,
bilmiyorum.
Ben biliyorum.
Bizi riske atacak
büyük bir durum. Ne yapılmalı?
Justin' sürüsünü vuralım ve derine gömelim.
Enfeksiyon bu şekilde önlenebilir. - Bu tek yolu bu.
Sığır öldürmek istiyorsanız önce beni öldürürün.
İstediğin buysa. - Suchet.
İnsan hayatı hastalıklı sığırlarla aynı mı? - Evet, öyle.
Biz bunları vurmazsak yolda binlercesine enfeksiyon bulaşır.
Beni dinle.
Sığır, hatta hiçbir şey, Bir insan hayatı etmez.
Veteriner bize durumu söyleyebilir.
Veterinerin söyleyeceği beni ilgilendirmez! - Evet, ilgilendirir.
Akşama kadar burada olun? - Elimden geleni yapacağım.
Bu arada yargıca uğra ve durumu anlat.
Suchet, sorumluluk alma zamanı geldi.
Baba, şimdi ne olacak? - Hiçbir şey.
Hiçbir şey olmayacak.
Ben, yardım edebileceğim bir şey var mı?
... belki... - Bir şey yapamazsın.
Beklemenin nasıl bir his olduğunu biliyorum. - Sadece ...
Eve git.
Çok şaşkın görünüyorsunuz. Bana neler olduğunu o bilmiyor.
Bir adam böyle bir şeyi nasıl anlayabilir ki?
Kimse anlayamaz.
Sizce bir şap hastalığı mı?
Şap hastalığı. Bütün sürüye bulaşmış.
Hayvanları öldürmek ve gömmek gerekir. Böylece diğer hayvanlar enfekte olmazlar
Bütün erkekler bir tüfekle... - Suchet.
Onlar benim hayvanlarım. Onları ben öldüreceğim.
Gilly, bana arabadan bir kutu mermi getir
Justin ... - Benim işim.
Yardıma ihtiyacım yok.
Görünüşe göre, biri hala sağ.
Siyah boğa hala hayatta.
Vurmamı istiyor musun? - Hayır.
O benim.
Onların gömülmesi lazım. Eğer işin bittiyse, devam edelim.
Hepsi gitti artık Marry. Artık hiçbir şey yok.
Ben ...
Ama artık arkamı dönmeyeceğim.
Ben bu şekilde bitmesine izin veremem.
Eğer sadece bir şekilde kışa kadar dayanabilirsek -
o zaman belki bir yolunu bularak ... - Tabii ki, evet!
Neden eve gidip dinlenmiyorsunuz? - Biz buradaki işlerle ilgileniriz.
Tamam. Sabah sizi bulurum.
Chayenne'a zamanında varmak için yardıma ihtiyacınız olacak
Hey Justin, yeni bir sürü yapman gerekecek.
Zamanı gelince, belki sen de yardıma ihtiyaç duyarsın.
Çok iyi bir teklif.
İnanıyorum ki buradaki herkes birkaç sığırla size yardımcı olur.
Eminim yargıç da öyle.
Bu yüzden ...
Başka ne söylenebilir? Teşekkürler.
Hadi evlat. Eve gidiyoruz.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.