Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Aşk, laftan anlamaz.
Ne oldu, bir haber var mı?
Yok.
Ne kaza, ne yaralanma, ne de başka bir şey.
Adam sır olup kayboldu sanki ya.
Yavru kur.
Hadi içeri girelim.
Gelinliği çıkaralım.
Yüzünü yıkayalım.
Olmaz.
Ben burada Murat'ı bekleyeceğim.
İçeride beklesek?
Beni bırakmayacak.
Gelecek.
Okey.
Anne, korktum ki sana bir şey oldu sanmıyorum.
Murat, başın?
Bırak.
İyiyim ben.
Bana yalan söyledi.
Ben sana yalan söyledim.
Hem de Ayla'ca.
Köpeğimi yıktın sana karşı.
Kalbimi paramparça ettin.
Bunları neden şimdi soruyorsun?
Çünkü masaya gitmeden bunları bilmeni istiyorum.
Benden vaz mı geçiyorsun?
Hayır.
Her şeyden ben seninle evlenmek istiyorum.
Getirecek dedik, hadi.
Beni affedeceksin.
Söz veriyorum.
Bunun için her şeyi yapacağım.
Anne, neden haber vermedin bana mektubu?
Cevap ver.
Leyla'nın mektubunu sen benden nasıl saklarsın?
Necdet, ben o mektubu attım.
Yok ettim o mektubu.
Ne demek yok ettim?
Murat'ın elinde nasıl geçti peki?
Nasıl geçti bilmiyorum ama benim yüzümden değil.
Besbelli, verin Murat'ı üzmeye.
Onu yaralamaya çalışıyor.
Bu evde bunu yapmaya çalışan biri var.
Onu da sen bal gibi biliyorsun.
Ben Derya'yı uyarmıştım anne.
Yetmemiş demek ki.
Bu doğruysa bu bardağı taşıran son damla olur artık.
Artık yetti.
Tamam, olan olmuş.
Bir hal çaresine bakalım.
Sen karışma anne, lütfen karışma.
Artık ok yaydan çıktı.
Necdet, sinirle hareket etme oğlum.
Ne demek geliyorlar?
Niye oyalamadınız?
Şimdi mi aranır ya?
Sen romantizmde bir dünya markasısın Tuval.
Yakalandım.
Ne yapayım?
Şimdi siz Tuval burada ne yapıyor diye düşünmüyorsunuzdur.
Çok normal bir soru ama bu gece düşünme gecesi değil.
O yüzden kafanızı hiç yormayın, keyfinize bakın.
Ben burada yokum.
Beni hiç görmediniz.
Ben de nikâhtan sonra nereye kayboldu diyordum.
Ben senin perinin.
Unuttun mu?
Bir orada, bir burada.
Bu geceniz çok özel olsun istedim.
Teşekkürler Tuvalcığım.
Ama şimdi izin verirsen evinize girelim.
Stop!
Nereye tatlım?
Böyle oduncasına mı gireceksin eve?
Tuval yorgunuz zaten.
Hadi.
Gelile diyorum, kucağına diyorum, almayacak mısın diyorum.
Bin yıllık ritüel diyorum.
İyi geceler tatlişkılar.
Beni kaybedersin.
Çok güzel olmuş, baksana.
Baksana, çok güzel olmuş.
Sana her baktığımda yüzümde aşkı görürdüm.
Sen her bana gittiğinde içimde güversinler kanatlanırdı.
Bu siyah gözlerle kaybolmak istiyordum ben.
Bana her baktığımda kanatlanırdı.
Kalbim erirde ayırdı.
Ama şimdi...
bana yaptıklarını unutamıyorum.
Ben sandım ki... Ne sandın?
Ben bile seni nasıl halledeceğimi bilemezken.
Beni durdurdun.
Ailemin karşısına geçtin.
Benimle evlendin sen.
Neden?
İntikam için yaptım.
Yaptıklarımdan dolayı bana ders vermek istiyorsun.
Ne istiyorsan düşünebilirsin.
Umurumda bile değil.
Tamam, haklısın.
Hak ettim de çünkü yalan söyledim.
Canımı da yakmak istiyorsun.
Kabul.
Onu da kabul.
Ama senin de canın yanmayacak.
Bunu o zaman düşünecektin.
Yapma.
Murat, kendine bari yapma.
Bir şey yaptım yok benim.
Biz artık evlendik.
Karı, kocayız.
Hepsi bu.
İyi de böyle evlilik olmaz.
Bununla idare edeceksin artık.
Yapabileceğimin en iyisi bu.
Neden?
Neden buna katlanayım?
Çok basit.
Çünkü ben de öyle istiyorum.
Bu ne?
Hadi başla.
Yap.
Eski haline getir.
Ama daha iyi olsun.
Tamam mı?
Yapabilir misin?
Ne seni, ne annemi, ne de hayatını asla affetmeyeceğim.
Asla, asla, asla.
Anne, neden toparlanıyorsun?
Bitti oğlum.
Gidiyorum bu evden.
Buraya kadarmış.
Bir anlatır mısın anneciğim?
Ne oldu?
Bıktım Doruk, bıktım.
Bu evde bütün cezalar bana kesiliyor.
Anneciğim, bir sakinleşir misin?
Anne, lütfen sakinleşir misin?
Doruk, suçlandığım bu evde bana güvenmeyen insanların yanında...
...daha fazla kalamam.
Bakma bana öyle.
Geçmişte hatalar yaptım, biliyorum.
Evet.
Ama ben o kadar da kötü biri değilim.
Murat'ın canını yakacak kadar, onu üzecek kadar ileri gitmem.
Ya anne.
Ya anne bak, neden bahsediyorsun?
Hiçbir şey anlamıyorum.
Ne oluyor Doruk?
Sonunda istediğiniz oldu işte.
Ben ne istemişim ki?
Yuvamı yıkmak.
Sonunda gidiyorum.
Kurtuluyorsunuz benden.
Artık arkamdan zil takıp oynar mısınız ne yaparsınız orasını bilemem.
Üstüme iyilik sağlık.
Ben senin yuvanı niye yıkmak isteyeyim?
Konuşmalarınızı duydum.
Hiç boşuna inkar etmeyin.
Basbayağı bana iftira attınız.
Ve bana iftira atılan bir evde ben daha fazla yaşayamadım.
O mektubu siz sakladınız Azime Hanım.
Unuttunuz mu?
Bir dakika, bir dakika.
Anne sen ne mektubundan bahsediyorsun?
Ya biri bana bir şey söyleyebilir mi artık?
Babaannene sor.
O cevap versin.
Baba, sen bir şey söyler misin?
Gerya.
Gitme.
Bir konuşalım.
Ne yapıyorsun burada?
Git başka oda da yat.
Git başka oda da yat.
Duymuyor musun?
Uyuyacağım ben.
Hadi.
Bu sen değilsin.
Allah aşkına söylesene.
Kimim ben?
Hı?
Kimim ben?
Kızgın olduğun için.
Sadece bunun için mi?
Kalbim kırıldı.
Kandırıldım.
Ama hepsi kızgın olduğum için.
Bana ne yaptığınızdan haberiniz yok sizin.
Hayatımı nasıl bir cehenneme çevirdiğinizden haberiniz yok.
Sağ olasın.
En iyisi gelsin de uyuyalım.
Sen de aynı oda uyumak istedin mi?
Kim söyledi?
Başka oda uyuyor.
Çek başka oda duyuyalım.
Çek!
Allah'ım ne yapacağım ben?
Murat!
Murat!
Ah, ne oldu?
İyi misin?
Düştüm.
Tamam, tamam dur.
Gel ben yardım edeyim.
Seni kaldırayım ben, gel.
Bırak hayatı, bırak.
Bırak.
Sen düşürdün beni.
Çok canımı yaktın.
Çok canımı yaktın.
Çok üzgünüm.
Üzgün olman yetmiyor.
Yalnız bırak beni.
Hı.
Vallahi bak, hayat çok mutluydu.
Geliliği de çok güzeldi.
Hele var ya, tam böyle ümidini kaybettiği anda...
...Murat'ın kızından bir içeri girişi verdik.
Oğlunu kaybetti dediğin?
Murat nikâh işlemlerini birazcık geç halledebilmiş.
Nikâh çok azıcık gecikti.
Bir şey yok.
Gitti kimsesiz gibi evlendi.
Benim bir tanecik kız.
Nikâhına bile gidemedim ben.
Cık.
Ama mecbur kaldı Emine teyzem.
Biliyorsun.
Yani, kan davası değil ya canım.
Hallolur.
İki tarafta diretmeseydi olmaz olmaz diye.
Ya ben ne yapayım?
Ben ne yapayım, ne yapayım?
Benim kimseye sözüm geçmiyor ki.
İşte görüyorsunuz içerideki.
Hayır, bugün böyle bir diyecek oldum.
Hayır, babacığım, nikâh gideyim...
diyecek oldum.
Bütün lafları ağzıma tıktı.
Ya o saatten beri de, oy ağzını bıçak açmıyor.
Yalnız var ya, bence bu sessizlik pek hayra alamet değil.
Evet, fırtına önce sessizlik olabilir.
Değil mi?
Tövbe ölümünde duramayız.
Allah'a vesir kesin.
Ben gidince, burada annesinin onu hayaller için bırakıp gidecek kadar...
zalim bir kadın olduğunu söylemeyin.
Ona öldüğümü söyleyin.
Beni kötü bilmesin.
Sana kahve yaptım.
Açılırsın.
Senden kahve iste mi oldu?
Olmadı ama ben yaptım.
İyi gelecek, hiç bak.
Demek iyi gelecek ha?
Hayat, biz bütün gece ne konuştuk seninle?
Ha?
Ben yardım etmek istiyorum.
İstemiyorum ama.
Bravo.
Bak, her şeyi mahvettiğin gibi, bunu da mahvettin.
Gördün mü?
Mutlu musun şimdi?
Tamam ya, tamam.
Allah benim belamı versin.
O yalanları ben sana söyledim ya, bunu hepsini hak ettim ben.
Geberip kurtul, öleyim kurtul.
Oldu mu?
Onu duymak istiyordur, oldu mu?
Allah'ım, başka ne yapabilirsin ki aptal?
Sorarım aşk durulur mu?
Acıyı sevmek olur mu?
Hani hayat bir uyundu?
Artık içime sinmiyor.
Alışır, acı çekilmelere Can dayanmaz Yeni sevmelere Boşak yürek çek hep aynı Bana
sorun kim haklı Şu yüreğim ne meraklı Hiç sözümü dinlemiyor
Can dayanmaz Yeni sevmelere Boşak yürek çek hep aynı Bana sorun kim haklı Şu
yüreğim ne meraklı Hiç sözünü dinlemiyor Sorarım aşk durulur mu?
Acıyı sevmek olur mu?
Hani hayat bir undu?
Artık içime sinmiyor Sorarım aşk durulur mu?
Artık içime sinmiyor
Aslı, kızım işe gitmeyecek misin sen?
Yok, ben bugün izineyim.
İyi, kalk kahvaltıya hazırlamama yardım et hadi.
Emine.
Baba, ne oluyor sana baba?
Kerim ben hiç iyi değilim.
Kalk bakayım.
Dedoş ne oldu?
Ah, sabahtan beri nabzım hiç atmay.
Sonum geldi benim.
Ölüyorum ben.
Şimdi dedeciğim, nabız atmıyorsa zaten eks olmuşsun demektir.
Oldum o dede ondan, oldum.
Sana yalan mı konuşacağım?
Sana yalan borcum mu var?
Asla kafan iyi.
Aslı, kızım yavrum bir tansiyonuna bak sen.
Tamam.
Baba, aç bakayım gözünü babam.
Aç bakayım korkutma Allah'ını seversen bizi.
Tövbe.
Ay baba!
Baba Aslı, yetiş Aslı, yetiş!
Günaydın.
Kahvaltı hazırladım.
Görebiliyorum Hayat, kör değilim.
Çay koyayım mı sana?
Ben de çayı almaya gidiyordum.
Bir şey söyleyeceğim sana.
Çok güzel bir gece geçirmişiz gibi bir de kahvaltı mı hazırladın bana?
Bir şaka gibisin gerçekten.
Hazırlama sanıyordum.
Bu senin işin değil.
Nasıl yani?
Bana kahvaltı hazırlamak zorun değilsin Hayat.
Biz o bildiğin mutlu çiftlerden değiliz.
Olmayacağız da.
O yüzden boşuna hayal kurma artık.
Tamam, söyle.
Söyle ben ne yapayım?
Söyle her şeyi yaparım.
Söyle.
İyi.
Anlamak için bir kere daha söylüyorum.
Beynimi sil.
Kalbimdeki acıyı yok et.
Yapabilir misin?
Hiçbir şey olmamış gibi olsun istiyorum.
Biz birbirimizi seviyoruz.
Ben de aynı fikirdeyim.
Ama sevmek yetmiyor bazen artık.
Böyle yapamam ben.
Mutlu, hiçbir şey olmamış gibi devam edemem.
Niye?
Sorun mu geldi?
Bence yapabilirsin.
Ne de olsa rol yapmak konusunda iyisin.
Anam açmıyor bu telefonu ya.
Vallahi tansiyonda 12'ye 8 gayet normal.
Ne oldu anlamadım ki ben.
Allah'ım yarabbi, ey Allah'ım yarabbi.
Dağ gibi babam devrildi.
Yataklara yapıştı.
Görüyor musun?
Aslı, kız ne yapacağız kız biz?
Konuştursana şu sağlık bilgini Aslı.
Ne bileyim anlamadım ki ben.
112'ye arayalım o zaman.
Oh Hayati'nin kız.
Açmayayım mı telefonu?
Ay babam, geldin mi sen kendine ha?
Gelmedim.
Çok hastayım ben.
Onu bir daha ara.
Aradım baba, aradım.
Aradım da açmıyor telefonu ya da duymuyor kız.
Sen şey onu boş ver de.
Kalk bir hastaneye gidelim.
Gidelim.
Benim sorunum geldi.
Demir'le Zahil hazretleriyle konuştuk.
Onu çağırın buraya.
Bir an evvel çabucak gelsin buraya.
Ona bitir.
Laf edeceğim sonra gideceğim.
Ne gülüyorsun Derya?
Hiç.
Öyle aklıma bir şey geldi de sizinle mi ilgisi yok?
Aa ama bu evde gülmek yasaktı değil mi?
Derya o parmağındaki ne?
Anlamadım.
Hemen çıkaracaksın o yüzüğü.
Hiç hakkın yok o yüzüğü takmaya.
Çıkar hemen.
Ne oluyor burada?
Annen parmağımdaki aile yadigarı yüzüğü görünce sinirlendi.
Çıkarmamı istedi.
Ne haklı takarsın dedi.
Ben verdim anne.
Sen ne yapacaktın peki?
Hayat denen o kıza mı verecektin?
Hayır.
Ben öyle bir şey demedim.
Sen şerefimizi beş paralık etmiş bir kadını savundun anne.
Onu koruyup kolladın.
Bu evde o yüzüğü hak eden bir tek kişi var.
O da benim karım.
Duydunuz değil mi Azim Hanım Necdet'in söylediklerini?
Duymadıysanız çok üzülürüm.
Şeytansın sen.
Şeytan.
Ayıp oluyor ama Azim Hanım.
Kalbimi kırıyorsunuz.
Bu evde başımıza ne geldiyse sizin yüzünüzden geldi.
Bir düşünelim bakalım haksız mıymış?
Başka bir adama kaçan gelininizi yıllarca koruyup...
...zavallı torununuzu bir yalana inandırmak...
...şeytanın bile aklına gelmez.
Eğer sizden öğreneceğim ne kadar çok şey varmış.
Vallahi yanınızda çırak çıktım.
İstemiyorum ama.
Efendim Aslı?
Alo Hayat kızım, niye açmıyorsun iki saattir telefonlarını?
Uyudum.
Tamam anladık balayındasın da biz de acil bir durum olmasa rahatsız etmezdik.
Ne oldu, neden acil?
De düş biraz rahatsızlandı.
Ne?
Allah kahretsin ya, benim yüzümden.
Dur hemen öyle panikleme, o kadar paniklenecek bir şey yok.
Biz evdeyiz, sen acele et, gel sen.
Tamam, tamam hemen geliyorum.
Senin ne işin var burada?
Taze damat.
Şunu al.
Ne yapacağım ben buna?
Beni eve götür, hayata ver.
Senin eve mi gideyim?
Kerem ben Türkçe konuşmuyor muyum?
Evime götür, hayata ver diyorum işte.
Tamam, sinirlenme götürürüm.
Ya evet ama Murat Bey'in de emzalaması gereken bir süre evrak var.
No, no, no.
Murat Bey'i bir süre rahatsız etmiyoruz.
Çünkü daha dün evlendi adam.
Kapiş.
Evet, Murat Bey'i rahatsız etmiyoruz.
Çünkü kendisi daha dün evlendi.
Kapiş.
Aa, Murat Bey?
Senin ne işin var bu soğuk binada?
Şu anda sıcık yuvanda olman gerekmiyor mu?
Hadi işleri boş veriyorsun.
Doğru kırına gidiyorsun.
Çağla, geçen iki satışın iste eskilerini istemiştim.
Hazır mı?
Hazır Murat Bey.
Almanlarla yapacağımız toplantının tutanakları?
Hazır Murat Bey.
Bir de imzalamanız gereken evraklar var.
Tamam.
Bugünün programıyla beraber hepsini odama getir.
Başüstüne Murat Bey.
Murat!
Murat!
Alamıyorum.
Kokuyu alamıyorum.
Oysa ben bin kilometreden alırım bu kokuyu.
Allah'ım, dünyanın sonu mu geldi?
Yoksa ben yeteneklerimi mi kaybediyorum?
No, no, no.
Böyle bir şey olamaz.
Odaklan Tufan, odaklan.
Şimdi anla Şeyde.
Sistemde bir arıza var.
Bu arıza nedir?
Çabuk söyle Murat.
Ne olabilir Tuval?
Geciniz nasıl geçti?
Mumları mı beğendiniz?
Çok mu klişi oldu?
Bence işinin başına dönmen lazım.
Şömine mi eksikti?
Sorry.
Onu da bir günde kuramadım.
Tuval şu anda tam olarak kırmızı çizgidesin.
Evet, tamam.
Sus.
Hatta biraz da utandım.
Gerçek kırmızı da bana çok yakışıyor.
Canım dedem, ne oldu sana?
Fenalık geçiriyor garip babam.
Vah vah, bunca harekete kalbi dayanmadı herhalde.
Gideceği adam.
Yazık.
Çok da iyi adandı.
Yok kızım, merak etme sen.
Nefes, tansiyon normal.
Sadece biraz oksijensiz kalmış herhalde.
Ondan oldu.
Geldin mi güvecinim?
İyi ettin de geldin.
Bunları çıkar bu odadan.
Bu boş kafalleri çıkar bu odadan.
Seninle yalnız konuşmak istiyorum.
Tamam, hadi biz hastamızın başında kalabalık yapmayalım.
Ne asil güvercin seni.
İşte şimdi kapattım senin kafesini.
Akillanana kadar da buradan çıkmayacaksın.
Otur buraya bakayım.
Evin oradayım ya.
On dakikadır çalıyorum, kapıyı açan yok.
Nasıl açan yok?
Nasıl ne demek yok?
Basbayağı yok.
Annesinin evine mi gitmiştir acaba?
Yok, oraya gidemez de.
Ben ne yapayım?
Tamam, sen bir şey yapma gel.
Ben ararım şimdi, hadi.
Üzülüyorsun biliyorum ama inan bana bunu senin iyiliğin için yapıyorum.
Kıvırdamam.
Seninki aray.
Alo.
Haşmet dede?
Ben senin nereden deden oluyorum?
Ben senin deden falan değilim.
Hayatı verir misiniz telefona?
Hayat mayatı yok buraya.
Hayat senin için bitti artık, söndü.
Onu bir daha rahatsız etme.
Hayat benim karım, nasıl aramam onu?
O benim de canım, torunum.
Artık ait olduğu yere geldi.
Ait olduğu yeri buldu.
Onu unutacaksın.
Hayatı unutacağım, öyle mi?
Alo.
Alo.
Baba.
Baba.
Baba.
Ya aç şu kapıyı ya.
Ya niye böyle yapıyorsun ya?
Açmayacağım.
Yedim başımdan.
Karışmayın bana.
Bildiğin kızın rehin aldı odada.
Tuttular az da bari.
Kız bana bak, bu yine girer sona gidelim diye tutturmasın sakın.
Yok ana, yok.
Bu benim babam var ya... ...bir yemeği ikinci kez ısıtıp yemez.
Kesin bunun aklında bir şey var.
Kesin böyle başka bir şey var.
Şişt!
Şişt!
Çağla kızım, Murat nerede?
Acil bir işi çıktı.
Birazdan burada olur.
Hayır ne acil işiymiş ben anlamadım ki.
Bizi apar topar çağırdı buraya kendi ortada yok ya.
Gelir birazdan, bekleyelim biraz.
Ya abimizi niye çağırdık şimdi?
Babaanne, sen bir şey biliyor musun?
Bilmiyorum.
Bir diyeceği var herhalde.
Madem bekleyeceğiz, o zaman sohbet edelim.
Mesela bana şu mektup meselesini anlat.
Yok, sırası değil oğlum.
Nasıl sırası değil baba?
Hazır ikinizi bir arada yakalamışken anlatın şu meseleyi.
Abimin annesi gerçekten yaşıyor mu?
Ne bileyim ben?
Babaanne, sen bir şey söylemeyecek misin?
O kadının yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyorum.
Bir gün öyle kaçıp gitti.
Sonra bir daha haber alamadık.
Ardından da o mektubu bıraktı.
Şimdi nerededir, kimledir, ne yapıyor hiç bilmiyoruz.
Belki de yaşamıyordur bile.
Vay be!
Kaçıp giden kadını öldü diye gösterdiniz demek.
Hem ben bile şok oldum.
O yüzden abim nasıl bir tepki verirse haklı.
Zevzeklik etme Doruk.
Abinin yanında böyle konuştuğunu duymayacağım.
Murat Bey'dir bu.
Sana ne oluyor?
Sen nereye ayaklanıyorsun?
Dede, Murat Bey'in almaya gelmiştir.
İzin verirsen.
Konuşma.
Otur bakalım oraya.
Otur.
Aferin.
Oraya otur.
Yakın da çıkmaz.
Hayat nerede?
Hayat odasında oğlum dedesiyle.
Niye buraya geldi peki?
Şimdi dedeye şey olunca ben de arayıp haber verince... kız ne yapsın mecburen.
Yazık.
Biliyordum.
Kerin Hanım, hasta kızım.
Kaybolun bakayım.
Benim bu delikanlı ile konuşacaklarım var.
Hayat, Hayat buraya gelir misin?
Hayat.
Haşmet Dede ne yapıyorsun?
Torunumu kurtarmaya çalışıyorum.
Sebep?
Anlatacağım sana.
Sabırlı ol.
Yürü.
Akşam sekizde yemek için evde olacağım.
Hazır olsun.
Hayat hadi, hadi kızım.
Hadi azene toplan.
Hadi annem.
Anne ne oluyor?
Kızım durma.
Hadi gidiyoruz oyalanma.
Anne iyi misin?
Nereye gidiyoruz?
Evladım, bak ben deli olacağım sonunda.
Bak ne olur benim bünyam kaldırmıyor artık.
Bak bu fırsat kaçırılır mı?
Kaçalım kurtulalım işte.
Eyvah gitti gülgün Emine teyze.
Anneciğim unuttun mu?
Ben artık evliyim.
Ne olmuş evliysem?
Herkes evli, ben de evliyim.
Üstelik babanla evliyim.
Hayda ne alaka şimdi Emine teyzem?
Çok alaka, çok.
Benim sorulara cevap vermeye takatim kalmadı.
Tükendim ben.
Daha babasına bir şey demedik.
Bir düşünsene bir seri, aksiyon da orada var.
Bak bir düşün, bir hayal et çocuğum, hayal et.
Et, et, et bak.
Kaçıyor musun, kaçmıyor musun?
Evladım, güzel çocuğum.
Bak onu idare et, bunu idare et.
Yoruldum tükendi, içim tükendi.
Bak kaçalım, kaçalım böyle güzel.
Ormanlara, dağlara, mis gibi havalara böyle sessiz sakin güzel bir yere gidelim.
Orman diyor, dağ diyor.
Hayat, Emine teyzemin beyni hata veriyor.
Emine teyze, Emine teyze.
Emine teyze, ne olur kendine gel.
Emine teyze.
Kızım, kızım, ne bağırıyorsun?
Kendimdeyim ben, iyiyim.
Fena mı planım?
Böyle hayati risk olmadan huzurla, gül gibi kızımla yaşayıp gideceğiz işte.
Anneciğim, bir tek tek gelir misiniz?
Ben ne yapacağımı şaşırdım.
Biriniz hiçbir yere gitmeyeceksiniz diyor.
Biriniz saat sekizde evde olacaksınız diyor.
Sen diyorsun hadi kaçalım, gidelim.
Ben ne diyeceğimi şaşırdım.
Kaça böyleyim ben artık?
Bu da can değil mi?
Bu da can.
Niye geldik buraya?
Bütün buraları kim indir biliyor musun?
Biliyorum, bizim yani dedem indi.
Deden indi.
Bütün bu ara sitede benim de dedenin de ikimizin de adım teri var.
Kolay olmadı buraları almak öyle.
Ve çalıştım, çabaladım.
Getirdim parayı dedenin avucuna koydum.
O da kendi parasını kattı.
Öyle aldık buraları.
Sonra İstanbul'un daşı toprağı altın oldu.
Dedim anlattık satalım buraları.
O zaman anlaşıldı ki dedenin tapıyı kendi üzerine yaptırmış.
Onun elinde bu dede.
Benim dedem öyle bir şey yapmaz.
Yalan söylüyorsunuz.
Akıllı ol oğlum, ben yalan konuşmuyorum.
İstersen babaannene sor, o söylesin sana gerçek mi yalan mı.
Saçmalıkları dinlemeyeceğim.
Bir tane daha var, istersen onu da dinleme.
Sevduğumu da elimden aldı o dede.
Aşkımı da elimden aldı.
Nasıl yani, babaannem mi?
Tabi ya.
Ama bunları sana ben para pul için anlatmayayım.
Ben maldan mülkten çoktan geçmişim.
Ama torunumdan vazgeçmem ben.
Gözler beyninin aynasıdır oğlum.
Ve senin gözlerinden kafanın biraz karışık olduğunu okuyorum.
Dediğin gibi olma, adam ol.
Anladığın o ki bu hayat seni bırakmayacak.
Ama sen onu bırakacaksın.
Gözlere bir bak Haşmet Ede.
Her şeyi görüyormuşsun ya, bunu da gör.
Hayatı benden aldığın için beni öldürmen lazım.
Bir Anadolu izgisi duyuyorum.
Buram buram Anadolu kokuyor ya.
Aha işte kaynağı buldum.
Biliyordum lahmacun kokusu bu.
Doğru ya.
Kusura bakmayın toiletim.
Ben biliyorum normalde şirkette yani böyle...
Hepsini unutabilirim ama bir şartla.
Ne?
Bana da bir tane varsa.
Ne varsa?
Lahmacun.
Olmaz mı?
Tuvaletim var tabii.
Buyurun.
Murat'ın misafirleri kuruttu beni ya, üzerine iyi gider.
Ver ver ver.
Bu öksüz kalmış.
Yetim düşmüş.
Ağlıyoruz bir tanem.
Soğan diyorum, soğan yok mu?
Olmaz mı?
Tuvaletim soğan var da ben hani burada kokmasın şey olmasın diye.
Bunları da koyayım mı?
Hadi koy koy koy.
Ya sen niye böyle şey yapıyorsun?
Hadi onlardan da doldur.
Ay o gözünle mi karıştı?
Gel gel.
Hadi koy koy koy.
Düşmüş.
Ne var?
Polis ölen gibi tönüm var diye tiki kızlarla mı zannettin beni?
Ama sen yine de fazla acıya bağlama tatlım.
Bağlama derken?
Mesela şunu duyar gibiyim.
Orhan babadan kaderimin oyunu.
Mine Koşan'dan dert bende, Kübariye'den vazgeçmem çalıyor.
O kadar belli oluyor mu ya?
Yani... Acını lahmacun iyidir.
Ona hiçbir lafım yok.
Çakraları açar.
Sen bu lahmacunları bitir.
Ondan sonra bir yokla bakalım kalbinde ne var.
Kalbe biri girmişse onun peşinden gitmek lazım.
Gurur şeytanın oyunudur.
Oyuna gelme, sevdiğine sarıl.
Aman
Tanrım, bu çok harika.
Sevdim.
Çok güzel.
İpek, ne haber?
Berbat.
Korkunç.
Aldatılmış.
Tabii, siz aranızı düzelttiniz.
İyisiniz, mutlusunuz.
Peki, biz ne olacağız?
Hamur at.
Aşkımız bitti sizin yüzünüzden.
Sakin ol.
Ben şimdi Kerem'le konuşurum, tamam mı?
Hayır, hayır.
Konuşma.
O şu an zaten çok meşgul.
Beni düşünecek durumda değil beyefendi.
Çok tam tarih olmuşuz da haberimiz yok.
Aa, daha ne kadar bekleyeceğiz bu çocuğu ya?
Benim işim var, ben gidiyorum.
Kusura bakmayın, geç kaldım.
Ama önemli bir işim çıktı.
Zaten senin her işin önemli, her işin acil be Murat.
Apar topar evlenmenden belli.
Ailene haber vermek zahmetine bile katlanmadın.
Aile derken?
Biz aile miyiz sizce?
Ben de daha fazla kandırmayayım birbirimizi.
Neyse.
Ben başka bir şey için çağırmıştım sizi ama daha önemli bir şey öğrendim.
Haşmet Uzun'a olan borcumuzu ödendi mi?
Haşmet Uzun mu?
Bu da nereden çıktı Murat?
Ben de merak ediyorum baba.
Babaanneme soracağız.
Bizim kimseye borcumuz yok evladım.
Emin misin babaanne?
Ne yani?
Yalancı torununun başımıza açtığı dertler yetmedi,
şimdi de dedesi bizden parasızdırmaya mı çalışıyor?
Çete mi bunlar ya?
Baba, kimsenin bizden parasızdır diye falan yok.
Babaanneme anlatacak, biz de dinleyeceğiz.
Doğrudur evladım.
Dedenle birlikte çok çalışıp çabaladılar zamanında.
Daha sonra deden onun hakkını verip ayrıldıklarını söyledi.
Nasıl ya?
Benim dedenin de amma geçmişi varmış.
Peki bu borcun ödendiğine dair bir belge var mı?
Yani sen nasıl emin oldun?
Ben bir belge falan görmedim ama ona inandım.
Çünkü... Böyle bir şeyin olma ihtimali var yani.
Gerçekten bravo.
Gerçekten bravo.
Daha neler öğreneceğim acaba?
Evladım, geçmişi kurcalama artık istersen.
Benim çabam senin mutluluğun için.
Mutluluğun mu?
Öyle mutlu olacağım ben.
Sizin yalanlarınızın üzerine korunmuş bir hayatta.
Beni niye böyle yetiştirdiniz peki?
Ne yaparsan yap, dürüst ol Murat.
İlkelerin olsun Murat.
Hak yeme Murat.
Ben peki ne yapacağım şimdi?
Verecek bir cevabınız var mı?
Gerizekalı.
Sen zaten niye kek yapıyorsun adama?
Niye kek yapıyorsun sen adama ya?
Gerizekalı İpek.
Böyle kabarıp kalırsın işte, kek gibi kalırsın böyle tek başına.
Bir gülüşmeler, bir bakışmalar, göz göze bakmalar falan.
Ah o güzel gözlerin çıksın inşallah Kerem.
Benden başka kimseye bakamayın inşallah bir daha.
Tövbe de kız, beddua gelir sahibini bulursun.
Bulsun, bulsun sıkıntı yok.
Ben de bakamayayım kimseye.
Yanıyorum ben, yanıyorum.
Acaba çok da şey yapmasan mı güzel arkadaşım?
Bak sağlığına falan bir şey olacak, Allah korusun.
Hayır ya.
Ben İpek İpek, ben sana kek yapmışım.
Ben kek yapmışım, götürmüşüm.
Tatlı tatlı konuşalım da mevzumuz tatlıya bağlansın diye düşünmüşüm ben.
Ne görüyorum?
Tuval.
Bir bakışmalar, bir şeyler, bir cilveler, bir lahmacunları sarıyorlar böyle.
Marullar var, limon sıkıyorlar ona.
Bir de kakao atlıyorlar üstüne.
Nereden geliyor bu samimiyet?
Nereden geliyor bu samimiyet ya?
Sen bana bir kere verdin mi lahmacunu sarıp?
Sen lahmacun sevmezsin ki İpek.
Konumuza değil şu an, konuya odaklan.
Benim konum da ciddi yani.
Benim konuma dönsek nasıl olur?
Ha.
Ay, pardon ya.
Canım arkadaşım, nasıl geçti geceniz?
Güzeldi.
Nasıl güzeldi?
Ne kadar güzeldi?
Nerede güzeldi?
Detay, bak detay, detay.
İpek gelirdin mi detay falan veremem.
Ayrıca konumuz o değil.
Murat'la dedemin arasında kaldım ben.
Ay, hakikaten ya.
Canım arkadaşım, sen ne yapmayı düşünüyorsun?
Hangisini seçeceksin?
Tabii ki kocamı seçeceğim Aslı.
Kimi seçeceğim?
Ben çok geciktim ya.
Akşama gene olay var, yandık.
Evet.
Kerem, ver ben kullanacağım.
Yana geç.
Ben kullansaydım.
Hayır, konuşacaklarımız var.
Ne konuşacağız?
İpek'i konuşacağız.
Alo.
Alo.
Ne oldu?
Anlamadım.
Kapandı, numara da yok.
Neyse.
Atla.
Ay, çöktü kaldı buraya böyle ha.
Hakikaten yani.
Gitsene kızım dedeye görünmeden.
Bak git diyecek yine odaya göreceksin ha.
Ben bir kere geçip gittim onu.
Şimdi bekleyeceğim.
İzin verecek bana.
Hayat, ne tarafa böyle yolculuk?
Dede ben seni bekledim.
Seni görmeden gitmek istemedim.
İyi ettin kızım, sağ ol.
Evin hak ediyorsun ha.
Evime?
He, tabii.
Git tabii.
Bir tabii.
Kadının yeri kocasının yanıdır.
Baba.
İyi misin sen?
He, iyi ya.
Çok şükür.
Ne oldu?
Murat'la konuşup hallettiniz yani.
Konuştuk.
Ben diyeceğimi dedim.
O da dedi.
Bakalım.
Allah razı olsun dedeciğim ya.
Beni dara sokmadın ya.
Çok mutluyum şu an.
Hep böyle mutlu ol.
Hep böyle mutlu kal.
Hadi bakalım.
Yolcu yolunda gerek.
Hayaline yolculuklar.
Ne bakıyorsunuz şirin karılar?
Bir kahve yapın da içelim.
Orta.
Kardeşim.
Geldik buraya.
Konuşmuyorsun hiç.
Ben mi?
Murat, diyorum ki şu anda karınla göz göze yemek yiyor olman lazım.
Ne yapıyorsun oğlum benimle?
Niye herkes bana bunu soruyor?
Seni tanıyorlar da o yüzden.
Hayatı bu kadar hızlı affedebileceğine kimse inanmadı.
Oğlum, Hayat'ı seviyorum ben.
Ama affetmek başka şey, unutmak başka şey.
Neyse boş ver ya.
Uzun hikaye.
Ya bilmiyorum.
Belki de ben yanlışım yani.
Sen aldırma bana.
Bu arada, İpek'in değerini bil.
Git Barış oğlum.
Neyin adı bu?
Biraz önce sen demedin mi?
Affetmek başka şey, unutmak başka şey değil mi?
Onu ben diyorum.
Benim durumun farkı da senin durumun farkı da.
Bu nedir?
Tahin elva, fıstıklı.
Hayır, biz tatlı istememiştik.
İçimizden geldi.
Teşekkürler.
Ne oldu oğlum?
Fıstıklı elva işte, ikram etmiş adam.
Yok ya, ondan değil.
Küçükken annemle yerdik biz bunu.
Çok severdim o zaman.
O zamandan beri de içeyememiştim.
Anladın mı bir şey?
Hoş ver kardeşim, en sevdiğin tatlıymış Ali'ye.
Halit abi, ne yapıyorsun sen?
Ne abi?
Sen ne abi?
Haberi kaçırmak merder çıktı şimdi.
Ne demek bu?
Aman!
Ben ne yaptığımı bileyim mi sanki?
Bin dok bir alamete gidiyoruz kıyamete.
Allah aşkına sen nereye gidersen git, beni uygun bir yerde indir.
Keşke.
Ama indiremem.
Dedemmek indiremem ya.
Senin bu deden yok mu bu deden?
Dedeme ne olmuş?
Ya biz iki kardeş.
Senin bu dedenden bir türlü paçayı kurtaramıyoruz da.
Benim hanım doğum yaptı.
Ben bebemi görmeye gidemedim güne suna biliyor musun sen?
Kesecekler, yokum diye kesemiyorlar.
Beni bekliyorlar.
Halit abi, neyin kafasını yaşıyorsun?
Kıyasım, sünnet diyorum, sünnet.
Gel Hamit, git Halit.
Kapıyı aç, indir beni Hamit.
Hayatı kaçır Hamit.
Allah'a sen, ben mafya mıyım hayat?
Sen beni şimdi kaçırıyor musun?
He.
Deden mi dedi?
Yok, bana esti.
Kim diyecek başka da ha?
Ya ben gariban basit bir mülvisçüyüm.
Bu beni ne sanıyor anlamıyorum.
Anlıyorum Halit abi, sen bayağı doğmuşsun.
Hem de nasip.
Keşke yanında kalıp sana destek olabilsem.
Keşke.
Abiciğim, sana zahmet.
Şuradan dön, hadi beni eve bırak.
Yapamam diyorum, kızım yapamam.
Yapsam olay olur ama yapamam.
Kusura bakma ne olur.
Azime Hanım çıkmış.
Nereye gitti ki acaba bu saatte?
Ya ne bileyim der ya Allah aşkına.
Bekçisi miyim, koskoca kadın.
Tamam canım, ne kızıyorsun?
Kötü bir şey demedim ki.
Necdet.
Ben bu Haşmet denen adamı hiç sevmedim.
Ee sevmek zorunda değilsin.
Bu adamın derdi para bence.
Para istiyor yani belli.
Vallahi ne yalan söyleyeyim, ben de öyle düşünüyorum der ya.
Yani başımıza gelen her şey sanki onun planının bir parçasıymış gibi.
Değil mi?
Aynen öyle.
Önce kızı yem olarak attı ailenin içine, şimdi de kendisi paranın peşine düştü.
Bak Necdet, bizim bir oğlumuz var.
Öyle saf saf oturup beklemek olmaz.
Senin bir şeyler yapman lazım.
Ne yapabilirim ki?
Murat'ın davranışları normal mi sence?
Allah aşkına sen söyle.
Ne anlamda?
Çocuk dengesini kaybetti.
Murat iyi değil, bir durması, dinlenmesi lazım.
Yani demek istiyorum ki, Murat'ın işin başından uzaklaştırılması gerek.
Yoksa ortada sarte marte kalmayacak benden söylemesi.
Halit abi, bak döndüm benim başım döndü.
Yeter şimdi dönüp duruyorsunuz ya.
Ya abi bak dur diyorum ben ciddiyim.
Bak açarım kapıyı, atlarım, kafayı suç akılırım.
Üzeri azabından gidersin.
Yapamam diyorum, kızım anlasana yapamam.
Haşmet dedem beni mahveder.
Kabak oyar gibi oyar da.
Tamam Halit abi.
Sonsuza atlayacağım da, ben inanmadım dersin.
Dur.
Dur dur yapma.
Tamam sakin ol, geri götüreceğim seni.
Kapat kapıyı da.
Tamam ama dur.
Önce bir yere uğramamız lazım.
Hani eve gidecektin?
Tamam gideceğiz, bir işi var onu halledeyim gideceğiz.
Bekledin ne kalacaksın?
Demek gelmiyor sonra.
Geç kaldın.
Ya geç kalmadım, yemeğin de hazır.
Bakmasana öyle, yardım et Halit abi.
Bunlar ne böyle dışarıdan yemek mi aldın?
Ben mi hazırlayacaktım?
Sen sabah dedeni unuttun galiba.
Bu benim işim değil.
Hadi ellerini yıka da geç otur.
Sen ye.
Unutmuşum benim bir randevum vardı.
Ne randevusu?
Kiminle?
Bunu sormak da senin işin değil.
Benim işim değilmiş.
Ya koşa koşa getirttin beni eve, sen nereye?
Geri geleceğini biliyordum.
Al, bu senin.
Bu ne?
Elin için.
El zacı nasıl kullanman gerektiğini yazdı üstüne.
Buyurun efendim, istediğiniz gibi şekersiz.
Sağ ol kızım, eline sağlık.
Bana da mı yaptın?
Götür onu.
Böyle yüre onda bir çarpıntı var.
Belki kahvedendir.
Bir isteğiniz olursa ben mutfaktayım.
Tamam kızım.
Ya bu kadın da iyice su yolla çevirdi burayı.
Her dakika geliyor.
Çat kapı burada.
Olmaz ki canım böyle.
Ne konuşuyorlar?
Ben bir gidip dinleyeyim istersen.
İyi olur.
Yalnız dikkat et, yakalanma.
Murat'a gitmene gerek yoktu.
Keşke bana söyleseydin, ben bulurdum o parayı.
Durdum para olsaydı ben alırdım.
Hatta... Söyle söyle, çekinme.
Senin o kalleş kocanın canını da alırdım.
Almadıysak senin...
Almadık işte, uzatma.
Şimdi böyle susmanın zamanı değil.
Bak sana ne diyeceğim Azim hanım.
Ben bu çocukların mutlu olacaklarına inanmıyorum.
Çocuklar birbirini seviyor Haşmet bey.
Siz de bunu çok iyi biliyorsunuz.
Biliyorum da... Düşman ailelerin çocuklarının aşkları mutlu bitmez.
Onu da biliyorum.
Sen kendi kinin yüzünden bu kadar uğraşıyorsun bu çocuklarla.
Hayat Murat hep bahane.
Senin derdin benimle.
Ama ben de azimeysem eğer... o çocukları ayırmana izin vermeyeceğim.
Bunu da böyle kafanın bir köşesine yaz.
Havaya bak, havaya.
Ben de Haşmet'i ayıracağım ulan.
Sen de bunu kafanın bir köşesine yaz.
Sağ ol.
Sağ ol.
Kızı dediğim yere götürdün mü?
Götürmedim Haşmet dede.
Niye hiç götürmedin ki?
Şey oldu.
Lan kıvırıyorsunlar söyleyeceğini söyledi.
Önce kayboldu ilk, sonra... Sonra ne oldu ulan?
Sonra kız kayboldu.
Şimdi yanında değil mi?
Değil, kocasına kaçtı.
Sen ne diyorsun ulan?
Dangalak oğlu dangalak.
Sana işi veren de dangalak.
Ha senin hamuruna... Tövbe tövbe.
Murat Bey, bir isteğiniz var mı?
Yok, teşekkür ederim.
Peki Murat Bey, iyi çalışmalar.
Açılışması ya.
Neyse, biraz daha beklesin.
Şimdi el kızıyla yaparsın değil mi?
Her halin ne güzelsin be.
Geldi geldi, anlayacak bekle değil mi?
Hayat, ne oldu?
İyi misin?
Düştüm ben de senin gibi.
Kalk, bir şey beceremiyorum şimdi.
Bırak, ben kendim kalkarım.
Sana ilaç aldım, niye sürmüyorsun?
Sana ne?
Düşün, konuş benimle.
Neden?
Kocanım ben senin.
Ver elini.
Düz mü söyle?
Hayat.
İstemiyorum bırak.
Kendini böyle affettireceğini mi sanıyorsun?
Yanılıyorsun.
Başaramayacaksın.
Ne yaparsan yap, pes etmeyeceksin.
Beni affedeceksin.
Kasım.
Buyurun küçük hanım.
Sen bana küçük hanım mı dedin?
Nice, tuttun bunu.
Bana hemen iki tane soda getir lütfen.
İçine bir dilim limon atıyorsun.
Hurry up.
İki soda istedim çünkü öğlen soğanı biraz fazla kaçırdım.
Tuvalcığım soğan mı yedin?
Yes, soğan yedim.
Ama şu an benim yediğim soğanları konuşmak için gelmedik buraya.
Konu Murat.
Ne olmuş abime?
Ben de onu soruyorum.
Ne oldu abine?
Evlendiğim mutlulukun ayakları havada olması lazım.
Ama buz gibi geziyor ortalıkta.
Yani.
Annesinin mektup olayını atlatamadı tabii.
Ne mektubu?
Annesinin mektubu derken kastın nedir?
Dökül.
Ya Tuval bak, bu abimin özeli.
Anlatmasam daha iyi olur.
Bu konu şu an kamusallaştı.
Anlat, dinliyorum.
Abimin annesi ölmemiş.
Ne?
Oğluma benim öldüğümü söyleyin diye de mektup bırakmış babaanneme.
Aman Tanrım.
Murat'ın bütün sinir uçları iflas etmiştir ya.
Aileyle.
Baştan anlatıyorsun, detayları da istiyorum.
Ne yapıyorsun sen?
Burası yatak odası değil mi?
Yani burada mı yatacaksın?
Evet.
Tek başıma korkuyorum burada yatmaktan.
Ben başka yerde yatarım.
İyi.
Güle güle.
İnşallah uyuyamazsın.
Güzel.
Of çok yorgunum ya.
Pardon.
Niye kaçıyorsun?
Kocandan mı utanıyorsun?
Kendini affettinmeye mi geldin yoksa?
Yok ben sadece...
Sen şey diyorsun hani beraber diyorsun.
Saçmalama ya, bırak beni.
Aklımı okuyabiliyorum hayatım.
Rezil olma hayatım, ne yaptım ben şimdi?
Efendim canım?
Duştaydım evet, duymadım.
Kahvaltı mı?
Olur, ben gelip seni evden alayım o zaman.
Kimle konuşuyorsun sen?
Bayan müsait girip irisin.
Yok, uykum var benim zaten çok.
Uyurum ben hemen şimdi buraya, hemen uyurum.
Ama sen öyle bak izle, benim şimdi uykum kaçtı.
Ben şey yapayım, ben ne yapayım biliyor musun?
Ben kahvaltı hazırlayayım.
Ama tabii ki sana değil, kendimi hazırlayayım.
Ben kendimi kahvaltı hazırlayayım.
Şey ben telefonumu unutmuşum.
Oh, çok pardon.
Aa bu ne?
Aziz Hanım'ım.
Ver şunu.
Niye kızıyorsun ki?
Kızmadım, sadece bana hiç evde okunmasından hoşlanmam.
Tamam, dokunmam.
Bu arada Aziz'le şirkete gidiyoruz.
Şirket mi?
Çözemediğim bir dava ile karşı karşıyayım.
Benim burada tüm sorularım cevapsız kalırken...
Leyla Yılmaz da bir yerlerde özgürce dolaşıyor.
Ya kadının hakkında tek bir satır yok ya.
Sanki hiç yaşamamış gibi.
Pes ya pes.
Belki de ismini değiştirdi.
Murat ne oluyor?
Neden herkes burada?
Sabret, öğreneceksin.
Bebek, hoş geldin.
Hoş geldim da hiç hoş bulmadım.
Her şey daha hoş.
Kızmasana dedeciğim, ben neden geldiğini merak ettim.
Ben de bilmiyorum ki neden geldim.
Bahaneye soruyorsun.
Bu taraftan al.
Davetimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
Estağfurullah efendim, rica ederim.
Hadi hadi, bırak satalayı.
Ne söyleyeceksen söyle de gidelim.
İşimiz var.
Söyleyeceğim, merak etmeyin.
Buyurun şöyle.
Girmediğim arama motoru kaldı mı acaba?
Yerpazeyi daha ne kadar genişlebilirim ki?
Her yere baktım.
Kadın resmen sıra kadem basmış ya.
Hayat!
Hayat!
Bu ne ya?
İçim karardı ya.
Bu acil büyük konsey toplantısı mı?
Ben de bilmiyorum, anlamadım ki.
Toplantıda ne konuşulacak ki?
Ay ben böyle karanlık işleri hiç kaldıramıyorum.
E, iş birliğimizi unutmadın değil mi?
Öğrendiğin gibi anlatıyorsun.
Tamam, anlatırım, merak etme.
Ay biri kok...
Yok, sende de yok.
Kokuyu alamıyorum.
Ya bu gençlerin tutkusu nereye gitti ya?
Git.
Fazla zamanınızı almayacağım.
O yüzden direkt konuya giriyorum.
Biz sarsılmaz olarak kimseye borcumuz kalsın istemeyiz.
Öğrendim ki dedemin size borcu varmış.
Ve ben borcu ödemeye karar verdim.
Bunun için mi dizdin bizi böyle sebilane bardağı gibi?
Ben sana parayla pulla işim yok demiştim.
Anlamadın mı?
Bunu yapmak zorundayım.
İster alanı ister bir yere yibe edin.
Olmaz öyle şey, kabul etmiyorum.
Boşa konuşuyorsun.
Karşınızdakini bir dinlesiniz Haşmet Bey.
Hemen öyle celallenmeseniz.
Efendim bunu sizin için yapıyorum.
Kendim için yapıyorum.
Geceleri rahat uyumak için.
Ödenecek miktarı neye göre belirleyeceksin Murat?
O işlemler halledildi bile.
Haşmet Bey de Saadet'e herkes gibi eşit isteye sahip olacak.
İstediğiniz belgeler Murat Bey.
Teşekkürler Çağla.
Ben istemişse istemiyorum.
Ben de borçlu kalmak istemiyorum ama.
İnad etmeyi bıraksanız Haşmet Bey.
Torunum haklı.
Lütfen bu teklifi kabul edin.
Belki şöyle bir öneriyle Haşmet Bey'i ikna edebiliriz Muratcığım.
Hisseleri hayata.
Gelinimize verelim.
Böylece sorun ortadan kalkmış olur.
Ne hissesi?
Bir dakika ya.
Ne diyorsun bu ses?
Dede?
İpek.
Efendim?
Lütfen söyler misin sabahın köründe niye geldik buraya?
Çünkü ben burada çok iyi düşünüyorum.
Beynim çok iyi çalışıyor.
Peki hangi konu hakkında konuşmaya geldik?
Hiç.
Düşünmeye geldik buraya.
Tamam.
O zaman söyle bakalım.
Dinliyorum.
Kerem'le Tuval.
Ee?
Şirkette nasıllar?
Çok zor bir sorumu sordum.
Anlatsana biraz.
Ne var?
Efendim Aslı?
Nerede miyim?
Şirkete gidiyorum.
Yürüyorum hatta şu anda.
İyi mi?
Yalnız mısın?
Yalnızım.
Soru mu şimdi bu?
Oh valla.
Ne güzelmiş.
Arkadaşım.
Vakit bulursan ara beni.
Ararım canım arkadaşım.
Tabi zaten akşama görüşürüz.
Hadi bay bay.
Niye yoğun söyletiyorsun kıza ya?
Ayıp değil mi?
Sıkıldım çünkü.
Neden?
E bu kanka muhabbetinden.
Ya İpek, sence bir çok uzatmıyor muyuz?
Neyi?
Ya hoşlandığım birinin sana kanka demesi hoşuna gider mi?
Hoşlandığın birinin.
Hatta daha da fazlası.
Ee?
Ya İpek, ben bu kıza çok aşığım.
Wow.
Hayırlı olsun.
Geçmiş hesapları da kapattığımıza göre çocukları artık rahat bırakırsınız Haşmet Bey.
Benim hesaplarımda paradan başka hesaplar da vardır Azim Ağa.
Ama siz bunu hiçbir zaman anlayamazsınız.
Benim yarım akıllı torunum da anlayamadı.
Ama bir gün anlayacak.
Haşmet Bey, bu çocuklar birbirini seviyor.
Azim Hanım, Allah rızası için bir susun da kalbinizi kıracağım.
Kulağın yaşta beni iyi dinle delikanlı.
Bir zaman gelir de Hayat Bağı gelip onu çok uzadığını söylerse...
bil ki ben daha seni üzerim.
Çok!
Hayırdır, ne oldu?
Ne?
Nasıl olur?
Necdet!
Haberim yok de bana.
Neden?
Bravo Necdet, bravo sana, bravo.
İyi uykular.
Ya dur bir bağırma, ne olduğunu anlat.
Ne olacak, annen olacak o kadınla oğlun o sahtekar kızı şirkete ortak etmişler.
Hem de bir zahmet edip seni adam yerine koyup sormadan.
Şimdi sana sorabilir miyim Necdet, sen nasıl bir adamsın ya?
Sen ne biçim bir babasın?
Susarsın tabii.
Susma Necdet.
Annen ve oğlun benim oğlumun hakkını çaldılar.
Bir şey yapacak mısın, yapmayacak mısın?
Tamam, anladım.
Sen korkuyorsun.
Korkaksın sen.
O zaman dünyayı onların başına ben yıkarım.
Ne oluyor sizin?
Çabuk anlat bebeğim.
Şirkette hisse verdiler bana, konumuz buymuş yani.
Onu demiyorum.
Ben o konuyu çoktan öğrendim.
Benim konum aşk.
Her zaman aşk.
Ah minel aşk.
Murat'la aranızdaki koneksiyonu soruyorum.
Hiçbir şey hissedemiyorum.
Anlamadım Tuvaly Hanım.
Aranızda tutku yok.
Ateşler yanmıyor, havaya fişekler patlamıyor.
Anlat bana ne oluyor?
Dr. Tuval baksın çaresine.
Yok canım.
Nereden çıkarıyorsunuz öyle bir şey?
Biz gayet iyiyiz.
Her şey yolunda yani.
Bana masal anlatma.
Geç onu tatlım.
Kaçmaz benden.
Bağlantıda bir engel, bir parazit var.
Apacık ortada yani.
Annesiyle alakası olmasın.
Annesi mi?
Ha.
Annesi mi dedi?
Derya diyecektim.
Kafam biraz dolu.
Gel.
Başka bir isteğiniz var mı Murat Bey?
Çıkabilirsin canım.
Geri al bunu Murat.
Ben istemiyorum.
Dedemin yanında bir şey söyleyemedim.
Ben sadece işimi geri istiyorum.
İyi de sana bir şey istiyor musun diye soran olmadı ki.
Yani ben sadece borcumu ödedim.
Üzerine alınmana gerek yok.
Anlayacağın sana bir paye vermiyorum.
O yüzden bu saçma sapan fikirleri kapılmana da gerek yok.
Ne yaptığını sanıyorsun sen?
Senin yaptığını.
İşte sen bana her seferinde böyle yapıyorsun.
Suratıma çarpıyorsun laflarınla.
Sonra topluyorsun.
Sonra tekrar çarpıyorsun.
Yeter artık.
Bana bir hiçbir şey gibi davranamazsın.
Beni itip kakamazsın.
Çok güzel bir gösteriydi.
Bravo.
Tebrik ederim.
Tamam.
Tamam Murat.
Sersin Maz.
Savaşmak mı istiyorsun?
Ben varım.
Hadi savaşalım.
Ama söyleyeyim bundan sen zarar çıkarsın.
Yaz bir kenara.
Göreceğiz.
Allah'ım.
Aslı.
Ne oldu bu kıza böyle?
Geldiğinden beri temizlik yapıyor.
Bir de hastaneden de zevk vektan mı ne getirmiş.
Durmadan her yere oğlu sıkıyor.
Hastanede kesin biri bir şey demiştir ona.
Bilmiyorum.
Ama durumu çok fena.
Hatta çok çok fena.
Dur dur.
Ben şimdi derdi neymiş öğrenirim.
İyi.
Ne haliniz varsa görün.
Gel sen de biraz konuşalım şurada otur.
Ben de seni bekliyordum.
Geldim işte.
Pişt sen.
Ne yapıyorsun ya?
Ay kafayı nereye vurdun?
Hiç.
Belki kirlisindir diye temizliyorum.
Ne o yüzüme gözüme sıktığın?
Dezenfektan.
Bütün mikropları öldürüyor.
O yüzden belki de fazla ömrün kalmamıştır.
Bak hâlâ sıkıyor ya Allah Allah.
Evet biliyorsun ben zaten işimi yarım bırakmayı sevmem.
Hı?
Niye bana öyle bakıyorsun Aslı?
Alo Vedat Bey merhabalar.
Hani sizden geçen gün durdurulmasını rica ettim bir haber vardı ya.
Evet şimdi onu bir şeyler daha ekleyip öğle yayınlamanızı istiyorum.
Bomba haberdi zaten.
Bu sahtekar gelin hikayeler hep çok satar.
Dinliyorum sizi hanımefendi.
Şimdi haberi şöyle değiştireceğiz.
Bu sahtekar kızın bütün ailesi hatta dedesi bile bu dolandırıcılığın içindeymiş.
Ciddi misiniz?
Benimle kafa bulmuyorsunuz değil mi?
Bu koku ne ya?
Unut'un kokusu bu.
Unut'un parfümü mü?
Şerke Hanım.
Bugün beni bekleme.
Gecikebilirim.
Karıcığım.
Oha!
Sen böyle mi gideceksin?
Ne demek şimdi?
Parfümde sıçmamışsın.
Resmen yıkanmışsın.
Nereye gidiyorsun sen?
Sen niye böyle sorular soruyorsun ki bana şu anda?
Sana ne bunlar?
Bana ne?
Öyle mi?
Evet.
İyi o zaman ben de giderim.
Pardon, pardon.
Nereye gideceksin?
Bilmem.
Gezerim.
İstanbul gecelerine akarım.
Felek'ten bir gece çalarım.
Hiçbir yere gidemezsin sen.
Hadi bir git.
Gidersem ne olur?
Bana bak hayatım.
Seni bir kere uyaracağım.
Hiçbir yere gitmiyorsun.
Tamam mı?
Uslu uslu oturuyorsun burada.
Saçma sapan fikirlere kapılma.
Sakın bana misileme yapayım falan da deme.
Hele bir gitmiş.
Bak hayatım.
Saçma sapan fikirlere kapılma.
Uslu uslu dur.
Ne yapacağım ben ya?
Ne yapıyorsun sen orada?
Kazamı arıyorum.
Dağıtmışsın her yeri yine.
Dağıtmışsın.
Kim toplayacak bunları?
Toplarız diye.
Ne var?
Toplarsın çok toplarsın.
Daha önce topladıkların gibi çok gördük topladığını.
Aslı.
Bugün senin neyin var?
Kafana bir şey mi düştü?
Ne düşecek kafama verin be.
Bıktım diyorum senin dağdakılığından anlıyor musun?
Bıktım.
Ne bu sinir?
Ne bu sinir?
Sinirli olması gereken benim burada.
Farkındaysan aşk acısı çekiyorum.
Çok belli aşk acısı çekti.
Çok belli ediyorsun maşallah.
Ne oluyor be?
Ne oluyor sana?
Sen derdin ne bir söylesene bana.
Başkalarının sevdiğinin peşini bırakacaksın kızım.
Ne oluyor ya?
Ben kimin sevdiğinin peşine düşmüşüm?
Sen beni böyle saf bir şey falan zannettin herhalde.
Ben her şeyi gördüm.
Aslı bana bak.
Saçmalamayı kes.
Vallahi bir daha uyardım ha.
O elimi indir.
İndir o elimi.
İndirmiyorum.
Şu elimi indir.
O elimi indir.
İndirmiyorum.
İndirmiyorum.
Ne olacak ya indirmezsem?
Kızım var ya ben senin ağzını yırtarım ha.
Seni saçına başını yalarım.
Allah Allah!
Allah Allah!
Vallahi seçimli oluyor.
Halil, bizim eve gideceksin.
Benim yatak odasında sedir sandığı açacaksın.
Onun içine böyle bohçeye sarılmış emanet var.
O emaneti bana getiriyorsun.
Niye korkuyorsun Hüsam?
Ne diyorsam onu yap.
Nasıl girersen gir, işte çirin gir, tut, aç kapıyı gir.
İster bak ondan gir.
Orası sana kalmış.
Dedirme yap yeter.
Hadi.
Ne bakıyorsun?
Niye hissediyorsun emanet bana?
Ne lazım sana emanet?
Elinden bir kazanmaza çıkar maazallah ya.
Çıksın diye istedim.
Baba sen ne diyorsun?
Allah aşkına bu yaştan sonra hapislerde mi çürüyeceksin?
Allah korusun.
Emine, karışma şimdi.
Ağzımı yırttım.
Geri bekle.
Ne oluyor?
İçeride dolayı anam koyuyor.
Baksana şunu Emine.
Bu ne?
Evde telefon var mı?
Alo.
Murat Sarsılmaz'ın evi mi?
Evet.
Murat Sarsılmaz'ın evi.
Ben de karısıyım.
Siz kimsiniz?
Kapattı.
Bu ne ya?
Bu saatte kadınlar niye arıyor ki bu evi?
Evli bu adam, evli.
Teşekkürler.
Abi, sen böyle burada çay içmek için biraz fazla şık olmamış mısın?
Yok.
Her zaman geldim.
Ee, anlat bakalım.
Niye çağırdın beni böyle apar topar?
Ne konuşacaksın benimle?
Bir şey konuşmayacağım.
Yani iki kardeş laflarız dedim.
Seni çağırmak için nedenim ihtiyacım var.
Tabii ki de yok canım.
Ne zaman istersen gelirim biliyorsun.
Bak, evde bir sorun falan varsa... Sorun ne olacak oğlum?
Her şey gayet yolunda.
Ne bileyim?
Dün de Kerem'le yemişsin mesela.
Evde karınla olman gerekmiyor mu?
Yeni evli adamsın sonuçta.
Bir şey diyeceğim.
Ne bu şimdi?
Ben sorguya mı çekiliyorum?
Ne bu?
Ne yani evlendik diye arkadaşımızı kardeşimizi borçlayacak değiliz ya?
Abi bak, eğer Hayat'la yolunda gitmeyen bir şey varsa konuşalım.
Oğlum, Hayat'la her şey yolunda.
Hatta şu anda evde oturmuş uslu uslu filmini izliyor.
Madem herkes kafasına esti gibi yaşıyor, ben de yaşarım.
Hele bir gitmiş.
Gidiyorum işte.
Ne yapacaksın?
Ya bir kaç saat daha oturacağız böyle?
Ne güzel vakit geçiyor işte.
Vakit getireceksek bizim çocukların yanına gidelim.
Nereye?
Bara?
Evet.
Hem daha güzel vakit geçeriz.
Ya bak bu kadar olur, Mert arıyor.
Biz de tam senden bahsediyorduk bu.
Mekanda mısınız hâlâ?
Ne diyorsun ya?
Ne haberi oğlum?
Tamam, bana o haberin linkini atsana hemen.
Hadi acil.
Selam.
Selam.
Ne alırsınız?
Sert bir şey olsun.
Böyle...
Yarın göreceğim ben.
Nasıl bir kızı gelin aldığınızı herkes görecek.
Bir de hisse vermişler kıza ya.
Delireceğim.
Abiciğim bak birazcık yavaş mı gitsek kaza falan yapacağız.
Kim böyle bir haber yapmayı cesaret edebilir ya?
Ya ama yapmışlar değil mi?
Kim yapar, nasıl yapar ya?
Ya bu haberi öğrendim ben hayatımda dese ne diyeceğim?
Adam bu haberi görünce ben yandım sanacak.
Delirecek ya.
O Murat Sarslımaz var ya...
bana yaptıkların hepsini ödeyecek.
Allah'ın merhini sizi taş yürekli.
Rüznansızlık abidesi.
Zalim.
Ben biliyorum benden intikam alıyorum.
Canımı acıtacağım zannediyor.
Acıtıyor.
Acıtıyor.
Kalbim üşüyorsa çok acıtıyor.
Böyle kalbime böyle böcekler ısırıyor gibi oluyor.
Çok acıtıyor be abi.
Abi mi?
Tamam.
Tamam ben yalan söylemiş olabilirim.
Söyledim.
Söylemedim değil.
Ama sen söylesene.
Bu kadarı da fazla değil mi?
Haklısın abiciğim.
Ama bu kadarı sana da fazla, sen daha fazla içme bence.
Bak sen de bana hak verdin.
Sen de hak verdin.
Sen arama abiciğim.
Söyle bana kim aranacaksa ben arayayım.
Hayatı ara hemen.
Enişte arıyor galiba.
Evet.
Zalim arıyor.
Zalimlerin zalimi Murat Sarsılmaz.
Aç istersen.
Tabii ki.
Kapatacağım.
Meşgule attı.
İnat yapacak zaman mı şimdi hayatı?
Bir daha ara.
Ya benim iç kim vardı?
Sen iç kim aldın?
Versene sonra bana.
Çok güzel bu tam dağ arasından.
Bu son yalnız.
Bundan sonra kapatıyoruz.
Tamam mı abi?
Yüzüğümü de geri vermedi.
Kolyemi de.
Bak.
Aç istersen iyi olur.
Arıyor.
Neden arıyor?
Çünkü o aradı.
Ben açmadım.
Ego yapıyor.
Çünkü o Murat Sarsılmaz.
Gururuma, ego anlatıyor.
Dünyanın en önemlisi o çünkü...
Aç istersen iyi olur.
Açmayacağım.
Açana kadar arayacağım.
Ben yine açmayacağım.
Biraz da sen üzülme.
Biraz da sen ağlama Murat Efendi.
Taksi çağırayım mı?
Senin artık eve gitmen lazım.
Orası ev değil.
Orası cehennem.
Burası çok güzel.
Ben burada mutluyum.
Ne gülüyorsun?
Sen... Nedir yavrum?
Ne gerizekalı bir insansın sen.
Doruk'la beni nasıl yakıştırıyorsun?
Yalan diyorsun sen de.
Niye yalan söylüyorsun o zaman?
Ne yapayım?
O dedi.
Söyleme yanında olduğumu dedi.
Doruk mu dedi?
Doruk mu senden hoşlanıyormuş?
Söyle.
Doruk benden hoşlanıyormuş.
Aşıkmış bana.
Lütfen şu anda söyler misin?
Şu anda kaldırabilirim çünkü ben bunu.
Söyler misin lütfen?
Söylemiyorum.
Sen benim saçımı başımı yoldun.
Kan öyle çatla meraktan.
Söylerim.
Söylesene onu.
Niye ansit ediyorsun?
Kimden hoşlanıyormuş?
Ne dedi sana?
Kimden hoşlanıyorum dedi.
Söyle açıkça.
Ben şu anda bunu duymak istiyorum.
Söyler misin lütfen?
Senden hoşlanıyormuş.
Allah'a salağı.
Kimden hoşlanacak?
Hoşlandığım kızla kanka muhabbeti yapmaktan sıkıldım dedi.
Doruk dedi bunu.
Tarık ne söyledi?
Kendi mi söyledi?
Ne söyledi?
Ne söyledi?
Hangi kelimeleri kullandı?
Böyle mi söyledi?
Ne şekilde söyledi?
Söyle anlat, ayrıntı ver bana söyle.
Çok mu seviyormuş?
Hoşlandığım kıza kanka kanka demekten sıkıldım dedi.
Bezdim dedi.
Kapiş.
Ya saçmalama.
Ya söylüyorsun.
Nasıl söyledi?
Nasıl söyledi?
Bir daha anlat.
Ne dedi?
Ne dedi?
Anlatsana kızım ne dedi?
Dur.
Telefon çalıyor.
Enişte arıyor.
Dur.
Niye ki?
Alo.
İpek, Hayati yanınızda mı?
Yok burada değil.
Ne oldu?
Kötü bir şey mi oldu?
Siz evde misiniz?
Evdeyiz.
Nerede olacağız ki?
Sen niye Hayati soruyorsun?
Hayat senin yanında değil mi evde?
Yok bir işim çıkmıştı.
Çıktım ben evden.
Dur.
Hayat arıyor altta.
Ben döneceğim size.
Alo.
Hayat neredesin?
Sen delirecek misin beni?
Alo.
Sen kimsin?
Ben X bardan arıyorum.
Bora.
Bardan mı arıyorsun?
Ya Murat abiydi değil mi?
Eşiniz burada da.
Gelip alabilir misiniz?
Ya niye arıyorsun sen o zevaniyi?
Kapat.
Gitmiyorum ben.
Hayat telefonu veremen.
Veremem.
Yüzünü kapat.
Yüzünü.
Üzülsün.
Nasıl veremezsin?
Karımı ver telefona.
Çattık ya.
Ya abi siz karı koca bir acayipsiniz.
Konuşacak halde değil zaten.
Konum atayım ben.
Siz gelin alın karınızı.
Tamam.
Ah Hayat.
Ah Hayat.
Ah Hayat.
Anne.
Lanet çocuğu.
Biz kanka değiliz de hadi.
Ya.
Ya bilmiyorum ki.
Yani biraz daha böyle ağırdan mı alsam diyorum ha?
Hayır yok öyle bir şey ya.
Ya hero ya mero.
Bir yalaz da söyle işte.
Ya ben çok utanabilirmiş oldum.
Dur bak.
Aslı.
Çocuk gidici.
Çünkü kanka olmak istemiyor.
Artık bu şekilde görüşemezsiniz.
Ömür boyu da seni bekleyecek değil yani.
Buluverir vallahi birine.
Kemal'i arıyorum o zaman.
Alo Doruk.
Efendim Aslı?
Biz artık kanka falan değiliz.
Bak Aslı'cığım.
Bu haberin benimle bir ilgisi yok.
Hem bu kadar sert çıkmasan.
Neyini sert çıkmasan?
Ne haberi?
Ya abimle Hayat yine gazetede.
Ne gazetesi ya?
Gazetede bir şey diyor.
Ne gazetesi?
Hem bu seferki çok fena.
Hem sizin oralara hem bizim buralarda fena hâlde karışacak.
Dur.
Sen ne diyorsun?
Ben hiç anlamıyorum ki şu anda senin.
Ne haberi?
Ya Aslı açmak işte internete.
Açmet dedi.
Hayat falan hepsi var.
Dur tamam.
Dede ve torununun büyük oyunu.
Ailecek dolandırdılar.
Bu ne ya?
Ben geldim.
Hadi kalkıyoruz.
Hayat.
Pardon.
Siz kimsiniz?
Hayat'cığım hadi bak.
Oyunun üzerine vakit yok.
Gidiyoruz.
Kalk.
Hayat.
Sarsılmaz.
Hayat, sarsılmaz diyeceksin.
İşte abiciğim.
Ego-yumaz halim bu.
Merhaba Murat abi.
Merhaba abi.
Bana bak.
Sen abok sabok insanları hep gizli mi anlatıyorsun?
Anlattım evet.
Bana neler yaptığını, beni nasıl kırdığımı anlattım.
İşte tamam.
Bu bizim özelimiz zaten.
Bizim özelimiz mi var?
Ben hiç farkında değilim.
Tamam.
Show bitti.
Gidiyoruz artık.
Hadi.
Sen bana karışamazsın.
Ben gelmiyorum.
Artık gelmeyeceğim de.
Hayat'cığım.
Abiciğim bir tane daha vereyim mi?
Hayat bana bak.
Sabrımı taşırma gidiyoruz.
Kalk.
Yürü.
Sen kimsin bana emir veriyorsun?
Kocanım kızım ben senin.
Kocan.
Artık benim istediğim olacak.
Sen buradan gidiyorsun, ben gelmiyorum.
Hayat, yeter.
Hadi.
Ama abi bana yolu kuruyacaktı.
Evet, yavaş.
Bir şey, bir şey, bir şey.
Ben sana çeşit veremedim mi?
Şu haline bak.
Utanmıyor musun hiç?
Sana bir şey söylemem lazım.
Kirtliklerin çok güzel.
Ama böyle kötü kötü bakıyorsun ya.
Kalbime bıçak gibi saklanıyor.
Halletmemiz gereken başka şeyler var.
Gündüz senin ayıldan.
Tamam mı?
Bu çok kötü oldu ya İpek.
Ne yapsak Emine teyzeyi mi uyandırsak?
Saçmalama ya.
Niye yüreğini kaldıracaksın bu saatte kadının?
Zaten yarın görecekler.
Bu nasıl rezil bir haber ya?
Çok varoşların yükselişi.
Yok dedenin büyük planı.
Ne biçim insan bunlar?
Var ya.
Haşmet dedenin bunu kesinlikle görmemesi gerekiyor.
Adam valla dikilir gider.
Görmesini engellemeniz lazım.
Niye diyorsunuz kızrağım?
Yanım neyi görmemem lazım?
Sarhoş şunda ne pismiş hayat ya.
Ne zaman bitecek?
Ne?
Ceza mı?
Ne zaman bitecek?
Bırak hayatı.
Ne var onda?
Bir bakar galiba.
Ver bakayım kızım onu bana.
Dedeciğim valla bizle ilgili.
Ne saklıyorsunuz benden ya?
Aa koca adamı koşturuyorsunuz peşinizden.
Ver bakayım şunu.
Bir çay mı?
Bir ev mi?
O yıl mı?
Ne yapacağım?
Ne zaman o kadar yürüyeceksin beni?
Beni bir daha hiç sevmeyecek misin?
Ne zaman bitecek bu ceza?
Allah'ım insanlar nasıl böyle şeyleri düşünebilirler?
Nasıl böyle şeyleri söyleyebilirler?
Nasıl böyle şeyleri yazabilirler Allah'ım?
Dede, torunun soygun planı.
Bize dolandırıcı değiller.
Dolandırıcı değiller bize ya.
Dolandırıcı değiller bize.
Dolandırıcı değiller.
Dede!
Ayşem dede!
Dede!
Dede!
Dede!
Dede, soygun!
Dede!
Dede!
Dede!
Dede!
Dede!
Dede!
Dede!
Dede!
KALB ALIŞIR ACI ÇEKMELERE CAN DAYANMAZ YENİ SEVMELERE Boşak yürek çek hep ayna
Bana sorun bir kim haklı Şu yüreğim ne meraklı Hiç sözümü dinlemiyor Sorarım aşk
durulur mu Acıyı sevmek olur mu Hani hayat bir uyundu?
Artık içime sinmiyor.
Sorum aşk durdu.
Hani hayat bir uyundu?
Artık içime sinmiyor.
Bir uyundu.
Artık içime sinmiyor.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.