Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi...
...Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
-Kerem Bey, Ayşe Hanım iyi akşamlar. -İyi akşamlar.
(Ayşe) Reklam filminde oynamak göründüğünden de zormuş.
(Ayşe) Biraz yoruldum.
Vallahi herkesin yüzü gülüyordu. Demek ki sende o potansiyel var.
Artık teklifleri değerlendirirsiniz Ayşe Hanım.
Bir reklamda oynadım diye 'Oscar' kazanmayı hayal edecek kadar...
...(***) değilim herhâlde, değil mi?
Ama senin karşına öyle kızlar çıktıysa tabii bilemem.
Sen hiç yorulmuyor musun? Gece gece bana laf sokuyorsun.
Halbuki ne kadar güzel bir şey söyledim. Tuhafsın.
Seninle uğraşamayacağım Kerem. Nasıl biliyorsan öyle yap.
-Tartışmayacağım yani. -(Serpil) Ayşe Hanım.
Çalışmadan ajans da, müşteri de çok memnun kalmış.
Bunu söylemeden göndermeyeyim dedim.
Bu işi becerebildiysem ne güzel, çok sevindim.
Evet, herkes çok mutlu. Çok doğru karar vermişiz, dediler.
Bu işin arkası gelir.
Ayşe Hanım çok yorgun, isterseniz bunları yarın konuşalım, olur mu?
Tabii, haklısınız. Sonra konuşuruz.
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar Serpil Hanım.
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.
Yani... Kerem...
...sen genel müdürsün...
....aynı zamanda gecelerin en büyük 'playboy'usun. Değil mi?
Benim bu küçük başarımı kıskanmamışsındır diye düşünmek istiyorum.
Bu saatte daha fazla uzatmasın diye yolladım.
Ayrıca dikkatimi çekti. Sen yüzüğünü içeride mi unuttun?
-Eğer öyleyse hemen gidip alalım. -Yoo, çantamda.
Ayşe Hanım ne oldu?
Yüzüğü takmaya pek meraklıydınız.
Ben yüzük takmaya meraklı falan değildim.
Problem olmasın diye, insanlar yanlış anlamasın diye...
...salça olmasınlar diye takıyordum.
Ayrıca ailelerin yanında da takmayı unuturum, problem olur diye...
...koşturdum o kadar peşinden.
Ayrıca sen pek meraksızdın yüzüğü takmaya...
...ne oldu birden?
Aman sonra kaybedip ağlama, yüzüğüm de yüzüğüm diye.
O yüzden söyledim. Peşinden ben koşuyorum Frodo gibi.
Koşma! Ben mi dedim sana git yüzük al diye? Koşmasaydın peşinden.
Neyse, gece gece bu konulara hiç giremeyeceğim.
Seni eve bırakıyorum. Volkan'a geçeceğim, planlarımız var.
Ne yaparsan yap, bana ne. Ayrıca bana bir açıklama yapmak zorunda değilsin.
-Değilim tabii. -Evet.
(Müzik)
Şimdi takacaksın o yüzüğü, göreceğim.
Yüzük.
(Müzik...)
(...)
Teşekkürler, zahmet oldu.
Ne demek, görevimiz.
İyi eğlenceler o zaman sana ortak.
Sana da iyi uykular ortak.
(Ayşe iç ses) Gidip kim bilir nerede, kimlerin kalbini kıracak acaba.
(Kerem iç ses) Bak, bak. Yüzüğü sordum diye laf soktu ya, nasıl da neşeli.
İnmeyecek misin?
İneceğim tabii ki. Yemedim arabanı.
(Müzik)
(Ayşe iç ses) Yapma Ayşe. Az daha etkiliyordu seni de.
(Ayşe iç ses) İtiraf et, az kalmıştı düşmene.
(Ayşe iç ses) Neydi o rüyalar öyle, romantik komedi klipleri gibi.
Neydi o rüyalar öyle ya!
(Ayşe iç ses) Ee tabii sürekli yan yana, dip dibe olunca...
...demek ki ister istemez etkileniyor insan.
(Kerem iç ses) Kabul et! Kabul et artık!
Kabul edilecek bir şey yok, abartma.
Kabul et! Et-ki-len-din.
Abi eyvallah da ona etkilenme demeyelim, şey diyelim...
...bir anlık yükselme diyelim. Sonuçta sürekli dip dibeyiz.
Ben de genç, sağlıklı bir erkeğim.
Kızın da maşallahı var. Yanlış mıyım?
Hayır, o konuda hemfikiriz. Kız taş!
Ama gönül işleri! Onu ne yapacağız?
Ona bir şey yapmayacağız, çünkü öyle bir şey yok.
Lütfen şu üç, beş harfli kavramlara girmeyelim.
Öyle bir şey olmadı, olamaz, olmayacak!
(Ayşe iç ses) Şunu kafana sok kızım. Bu Kerem, melek maskeli bir canavar.
(Ayşe iç ses) İstediğini alana kadar beyaz atlı prensi oynuyor...
...ve kalbini çaldıktan sonra seninle bir oyuncak gibi oynayıp kenara atıyor.
Canavar!
Canavar Kerem.
Neyse, sen gitmekle doğru kararı verdin.
Şimdi Volkan'a git ve kara kutuyu aç.
Kara kutu mu? Durum o kadar vahim mi?
Vahim tabii. Şimdi gidip kara kutuyu açacaksın.
Tamam.
Tamam.
Kara kutuyu açacağım.
(Alaycı gülüyor)
("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor)
"Nereye kadar bu pembe rüyalar"
"Anlasana artık ayrı dünyalar"
"Kalbin kırık olanlara"
"Aşktan öte köy yok"
"Anlat sen soranlara"
"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında?"
"Yalancı taçlar başımda durmaz kötü kız olmazsan"
"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında?"
"Yalancı taçlar başımda durmaz kötü kız olmazsan"
("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor)
(Kapı ısrarlı vuruluyor)
-Ne oldu abi bu saatte, mevzu mu var? -Gir içeri, gir.
Evet var, acil durum!
Kutuyu açacağız.
Kutuyu mu?
(Ayşe iç ses) Hayır, bu işi şansa bırakamam.
(Ayşe iç ses) Tuzağa düşmemek için...
...Kerem'in aslında kim olduğunu her zaman hatırlamalıyım.
Bana gösterdiği yüzü değil, gerçek yüzünü aklıma kazımam lazım.
Evet, somut bir şey lazım.
Defter. Tamam.
Kutu nereden geldi aklına?
Yıllardır orada duruyordu.
Sen unuttun bunu değil mi? Ah 'bro' ah!
Yok canım, unutur muyum hiç?
Ben bu kutuyu ne zaman hazırladığımızı bile hatırlıyorum.
-Üniversite birdeydik. -Evet.
-Sen Kel Birsel'den tekmeyi yemiştin. -Evet, sen de...
Neyse, şimdi hatırlatmayalım.
-Yok, hiç. -Büyük darbe yemiştik be abi.
-Evet, kötü olmuştu. -O kara günü hiç unutmam.
Ama o gün ne demiştik?
Bir daha asla kalbimizi kırdırtmayacağız demiştik.
-Kan kardeşi olduk. -Sonra da bu kutuyu hazırladık.
-Evet, acil durumlar için. -Canımız yanmasın diye.
Evet.
-Kuyruğun da vardı. -Sen de gözlerine kalem çekiyordun.
Ama bir dakika...
...'bro' sen bana bugün çok farklı konuştun.
Sal, akışa bırak, belki ihtiyacımız olan şey budur falan dedin.
Haklısın.
O yüzden zaten buraya geldim.
Aklım o sırada başımda değildi. Ağzıma ne geldiyse söyledim.
Dedim ki; ben 'bro'mu ateşe attım, koştum, geldim buraya.
Ciddi misin?
Bana verdiğin bütün öğütleri geri mi alıyorsun?
Çenem kırılsaydı da o konuşmayı hiç yapmasaydım.
Ama Allah'tan hemen uyandım.
'Bro' son zamanlarda bize bir tembellik çöktü.
-Doğru söylüyorsun 'bro'. -Aynen 'bro'.
İşte o yüzden şimdi kutuyu açma zamanı...
...yüzleşme zamanı, içimizdeki çocuğu dinleme zamanı.
-Hazır mısın? -Hazırım.
Bak hazırladığımız liste de duruyor üstünde.
Hadi hayırlısı.
(Müzik)
(Ayşe iç ses) Her zaman yanımda olacak bir liste.
(Ayşe iç ses) Baktıkça bana onu hatırlatacak. Başlayalım bakalım.
(Ayşe iç ses) Önce ne yazsam?
Madde 1: Çapkınlık.
Âlemlerde gezip tozmak, her çiçekten bal almak.
Bunlarda, gözle görülür oranda bir azalma var mı?
Bende mi, sende mi?
(Geçiş sesi) Abi neyin var?
-Yok bir şey. -Abi nasıl yok bir şeyin?
Bütün gün sessiz sessiz oturdun. Bana bak, kızları mı beğenmedin?
Sanırım benim şu an ihtiyacım...
...kafa dinlemek, sakin bir yerde bomboş tavanı falan seyretmek yani.
(Geçiş sesi)
'Bro' beni değil, seni test ediyoruz.
Ben taş gibi sağlamım, yerindeyim.
Sen dedin ben Gonca'ya düşüyorum diye ben mi dedim.
Yok, demedin de.
Buna evet diyorum Volkan. Hadi ben yalandan da olsa...
...evliyim, yalandan da olsa.
Peder bey hep ensemizde ama sen çok boşladın.
Dakika bir, gol bir oldu.
(Ayşe iç ses) Kerem yakışık, karizmatik belki ama asla âşık olunacak biri değil.
(Ayşe iç ses) Çünkü... Çünkü...
Bir; Kerem bencil!
Dünyada görebileceğiniz en bencil insan hatta.
Kerem sadece ama sadece kendini düşünür.
Beni karıştırma abi. Bu testi senin için yapıyoruz.
Soru basit. Onu kıskanıyor musun?
Abi kıskanmıyorum dedim ya.
(Geçiş sesi)
(Erkek) Yardım edeyim hanımefendi.
Yok, hiç gerek yok. Arabam hemen şurada.
-(Ayşe) Siz verin onu bana. -Onu da alayım.
Ne oluyor lan orada!
Hayırdır birader, ne oluyor burada?
-Yardım ediyorum. -Kerem, arkadaş yardım ediyordu.
Başlatma yardımına! Bilirim o yardımı. Bırak! Bırak onu!
Bak hanımefendi var orada, git ona yardım et.
(Geçiş sesi)
İyi düşün Volkan. Bak...
...şimdi yalan söylersen sadece testi değil, kendini de kandırmış olursun.
Yok abi, kıskanmıyorum.
Kıskanıyor muyum?
Ben buna da tik atıyorum.
Hiç şansa bırakamam. Ne olur ne olmaz.
Soru üç.
Onu rüyanda görüyor musun?
Ben böyle tereyağından kıl çeker gibi ayarlarım erkekleri.
Ruhları bile duymaz.
Sen kitap okumayı seversin, ben baklava yemeyi.
Ama baklava öyle Antep'te değil, erkekte severim.
Erkeklere güven olmaz.
Zaten erkeklerin güvenilmezi makbuldür.
Öyle tek gecelik ilişkiler makbuldür.
Öyle heveslik, bir anlık şeyler. Uzun ilişki bana göre değil.
Getir avcunu.
Al, beni özlersen buna bakar bakar ağlarsın.
Şöyle bol parfüm sıkmıştım. Onun kokusu da kalsın.
Erkekler beni bekleyin!
Hayır.
Hayır.
Hayır!
Hayır!
(Müzik)
(Geçiş sesi)
Bu soru çok net ve cevabı da net. Görmüyorum.
Aman iyi. Görmüyorsan görmüyorsun, ne yapalım.
-Kupon verelim şimdi. -Niye gerildin bu kadar?
Gerilmedim. Şey... Neyse, tamam.
Bunun üstünü çizdim o zaman.
Güvenilmez. Evet. İki; Kerem güvenilmez.
Güvenilmez!
(Ayşe iç ses) İnsanı yarı yolda bırakır bu Kerem, kandırır.
(Ayşe iç ses) Öyle kandırıldığınla kalırsın.
(Ayşe iç ses) Üç!
Saygısız ya! Saygısızsın sen Kerem. Saygısız bir insansın.
Üç!
Saygısız!
(Ayşe iç ses) Her şey oyun, her şey eğlence ona.
Buna da evet dersen artık kutuyu açıyoruz.
-Hazır mısın? -Tamam, sor.
Kızın arkadaş ortamına giriyor musun?
Arkadaşlarıyla veya ailesiyle vakit geçiriyor musun?
Yok.
Ne arkadaşlarıyla, ne ailesiyle tanışmadım abi.
Emin misin? İyi düşün bak.
Eminim, bayağı tanışmadım kimseyle.
(Geçiş sesi)
"Bacada yatan oğlan, gömleği keten oğlan"
"Bacada yatan oğlan, gömleği keten oğlan"
"Gece gelme, gündüz gel"
"Horozdan korkan oğlan"
"Aman şeker oğlan, yandım bekâr oğlan"
(Geçiş sesi)
Ben bu riski alamam. Ben bu riski alamam.
Yarı yarıya da olsa, tehlike varsa var demektir.
-Yani kutuyu açalım diyorsun? -Seni düşünüyorum...
...o yüzden kanaat notumu kullanıyorum, bunu da işaretliyorum atıyorum.
Açalım abi.
(Müzik)
Beraber.
Laptop.
(Ayşe iç ses) Dört.
(Ayşe iç ses) Kibirli. Kendini beğenmiş.
(Ayşe iç ses) Şımartmışlar bunu. Kibirli!
Tabii Yelda Hanım öyle el bebek gül bebek büyütmüş.
Her istediği altın kaşıkla ağzına verilmiş ondan sonra kibirli.
Kendini çok beğenmiş, kibirli bir insansın sen.
İyi akşamlar Ayşe Hanım.
Havuzu kullanacak mıydınız acaba?
Yok, ben ders çalışıp, çay falan içiyordum da kullanmayacağım.
Şey efendim...
...temizleme sistemi bozulmuş. İki gün sonra geleceklermiş bakıma.
Şimdilik klorladılar iki saat havuza girilmemesi gerekiyormuş.
Yani deriyi tahriş eder ve gözleri yakar diye uyardılar.
Teşekkür ederim Canan da bu havada, bu saatte suya girmek için biraz...
Anlıyorum efendim. Öyle uyardılar, bilgilendirmek istedim.
-Tamam, teşekkür ederim. -İyi akşamlar diliyorum.
-Hoşça kalın. -İyi günler.
Beş.
Zevk-siz.
(Ayşe iç ses) O dinlediği acayip şeyleri müzik zannediyor mesela.
-Takıyorum bak. -Çok heyecanlıyım.
(Müzik)
İyi mi böyle?
İyi.
-Hazır mısın kanka? -'Yes'.
Bu mesajı gelecekteki Volkan ve Kerem'e yolluyoruz. Bizi iyi dinleyin.
Bize diyor.
Kerem ve Volkan, söyleyeceklerimiz size.
Çünkü siz siz değilsiniz, siz bizsiniz!
Kafam karıştı. Mesajı direkt verelim.
Evet, benim de kafam karıştı.
Bak, dinle dinle.
Bir kızı terk edeceğiniz an...
...ondan etkilenmeye başladığınız andır.
Eğer etkilenirseniz sevgili olursunuz.
Sevgili olursanız da er ya da geç evlenirsiniz.
Ama siz asla evlenmeyeceksiniz. Çünkü biz evlenmek istemiyoruz.
Biz hayatımızı yaşamak, gezip tozmak...
...ve sınırsız eğlence istiyoruz. Bu kadar basit, evet.
Ya gel!
Anlaşıldı mı? Ve bizim parolamız.
(Hep bir ağızdan) Bu dünya benim!
Vay be!
-Kanka güzel olmuş örgü. -Bunu asla kesmeyeceğim.
Ben de buraları ördüreyim diyorum.
İşte böyle.
Vay be abi.
Eskiden daha mı akıllıymışız, neymişiz.
Yok abi, şimdi sorular daha zor.
Neyse bak, bundan sonra...
...bu videoyu...
...bu yazanları dikkate alıyoruz. Tembellik falan yok.
-Yok. -Anlaştık mı?
Anlaştık.
Bayağı geç oldu, hadi yatalım artık.
Yatalım tabii. Beni de oyaladın.
(Telefon çalıyor) Daha makyajımı temizleyecektim.
Bu saatte kimdir ya?
Efendim Erkan, hayır mı bu saatte?
Rahatsız ediyorum Muhsin Bey ama durum acil.
-Geçen gün konuştuğumuz mesele mi yoksa? -Evet efendim.
İş ciddiye bindi. En kısa zamanda görüşmek istiyorlar.
-Ne kadar kısa zaman? -(Erkan ses) Hemen efendim.
Anlıyorum Erkan, anlıyorum.
Teşekkür ederim, iyi akşamlar. Hoşça kal.
Kim arıyor, ne olmuş?
-Yurtdışındaki temsilcimiz, Erkan. -Ne diyor?
Nostromo.
Aa!
Şu bildiğimiz Nostromo mu, hani dünya şirketi olan?
Türkiye pazarına uzun süredir girmeyi düşünüyorlardı...
...karar vermişler, bizimle görüşeceklermiş.
Süper, çok güzel bir haber bu.
Evet öyle. Hadi iyi geceler.
Tabii yani, bizimle girmeyecek de kiminle girecek bu pazara.
Tabii onlar da haklı.
(Müzik)
(Ayşe iç ses) Şu listeye bak!
(Ayşe iç ses) Hep elimin altında olsun ki...
...asla unutmayayım Kerem'in ne mal olduğunu.
Evet, beş tane yeter.
Bir; bencil. İki...
(Kerem iç ses) Bak bak, kim bilir neler yazıyor.
(Kerem iç ses) Ders mi çalışıyor, yeni şeytanlıklar peşinde mi?
(Kerem iç ses) Ben seni bir gıcık edeyim de...
İyi geceler.
Aa... Sen erken gelmişsin.
Yani gerçek anlamda dedim, eve erken gelmişsin diye.
Hayatta en değerli şey ne biliyor musun Ayşe?
Zaman.
Hele benim gibi bu kadar sorumlu olan bir insan için zaman çok değerli.
Evet, anladım. Haklısın Kerem. Ne diyeyim.
Çok önemli, zaman.
(Müzik)
-Kerem ne yapıyorsun? -Hişt, Ayşe lütfen.
-Lütfen. -Kerem saçmalama.
Çıkartma üstünü, giyer misin? Yapma Kerem.
Bu bir şey diyeceğim, dinle ondan sonra--
Hayır! Sen beni dinle. Şu an evimdeyim...
...ve havuzuma girmek istiyorum. Stres atacağım.
Tamam havuzuna girersin ama giremezsin. Bir dinlesene.
Hayır, dinlemiyorum. Biraz medeniyet öğren.
İnsanlar havuza bu şekil girer. Alış artık.
Hayır, insanlar havuza girmezler. Kerem hadi giy şunu.
Giymiyorum. Keremciğim bir dinler misin? Yapma Kerem.
Duymuyorum, şu an konsantre olmaya çalışıyorum zaten.
Atla.
Hareketlere bak ya!
Atla, git atla.
(Müzik)
Kerem.
Kerem ne yap... Kerem. Kerem!
-Kerem! Kerem! -Allah!
Yanıyor.
Yanarsın tabii. Dinlemedin ki beni. Sesime gel.
-Neredesin? -Kerem buradayım. Sesime gel.
-Açamıyorum gözlerimi. -Biri baksın bize! Kerem!
Sesime gel bak, elime gel.
Ayşe?
Allah!
-Ayşe ne oldu? -Ah Kerem, tut elimi.
-Kerem. -Elimi tut, elimi.
-Samet abi gel. -(Kerem) Abi sen misin?
-Dur, benim ben. Gel. -Çek.
Gel gel. Tut.
Yanıyorum, yanıyorum. Dur, biraz daha... Dışarı çıkınca daha çok yanıyorum.
Gel gel. Bas. Hadi.
Gel.
Ah be Ayşe.
Kızım uyarsana sen de boş laf yapacağına.
Uyarsana mı!
Elli kere Kerem, bir dinle dedim. Dinlemem dinlemem...
...yapıyordun o sırada. Dinlemedin ki.
(Samet) Yıka, yıka.
-Yıka, yıka. Yüzünü yıka. -Gözüme doğru.
Allah!
Şuraya da biraz. Asit gibi yaktı.
Tam zamanında yıkadık temiz suyla, yarına hiçbir şeyin kalmaz.
Ah, tamam. Daha iyi. Sağ ol abi.
Sen var ya, bilerek uyarmadın değil mi beni?
Niye uyarmadın?
Can çekişmemi görmek istedin değil mi?
Uyardım ben seni, dinlemek istemedin. Lafı ağzıma tıkadın.
Cumburlop havuza atladın, benim ne suçum, günahım var şu anda.
Hiç öyle bir şey olmadı.
(Müzik...)
(...)
(Kerem iç ses) Bak bak, surata bak. Gözleri fıldır fıldır.
(Kerem iç ses) Nereden bir olay çıkartsam onun peşinde.
(Ayşe iç ses) Şuna bak, üstü çıplak yatmış.
Burada başkası mı var, rahatsız eder miyim...
...yok tabii onu düşünecek incelik. Kaba.
Günaydın.
Günaydın.
(Kerem iç ses) Dur şunu bir gıcık edeyim de biraz bağırsın.
(Ayşe iç ses) Bak, bak, bak, nasıl da ilgi çekmeye çalışıyor.
(Ayşe iç ses) Sabah sabah hindi gibi kabarıyor.
(Müzik)
(Müzik)
(Geçiş sesi)
Yok ya, öyle bir kan sayımı, tansiyon falan. Onun için gittim.
-Önemli bir şey değil. -Muhsinciğim bana söyleseydin...
...beraber giderdik. Bana bak. Dur, dur, dur.
Eğer bir şey var da bana söylemiyorsan!
Yok yok, abartılacak hiçbir şey yok hayatım.
Bir boşluk vardı, onu değerlendireyim dedim.
O ölçümleri yaptırdım, aradan çıktı gitti.
(Geçiş sesi)
İnanmıyorum Muhsin.
Al kızım.
Hadi ben gidiyorum.
İlk günden geç kalıyor imajı vermeyelim değil mi?
Biraz zaman geçsin, öyle açarız makası.
Ne diyorsun oğlum? Her gün vaktinde gideceksin, ne makası?
Tamam abi ya, şaka diyorum zaten. Ben hiç öyle şeyler yapacak adam mıyım?
Prenses, seni de geçerken bırakayım mı?
-Ben hastayım. -Allah Allah, neyin varmış?
-Hastayım işte. -Onun hiç tadı tuzu yok bugün.
-Gitmeyecek kreşe amcası. -İyi, gitme kız, kal evde.
Talan et bu evi, yık.
-Hadi görüşürüz. -Oğlum hadi güle güle.
Sen bu yumurtayı sevmedin herhâlde Rıza'm?
Yumurtalı ekmek yapayım mı sana?
Anne evin bir eksiği gediği var mı? Varsa bir liste yap da...
...kahveye gitmeden alayım.
Oğlum mutfağın eksiğini gediğini Nazmiye benden iyi bilir. Karına sorsana.
Avokadomuz bitmiş Rıza'm. Gelirken bir de ıstakoz al.
İlahi gelin! Güldürdün beni sabah sabah.
Bir de gülmesi gereken gülse keşke.
Biz seninle ne zaman barışacağız? Hep küs mü kalacağız böyle?
Belki ben seninle hemen barışmak istemiyorum Nazmiye. Olamaz mı?
Bak, benim de inadım inattır ha! Bir sustum mu tam susarım.
Eşkıya'daki Keje gibi olurum. Ağzımdan laf, söz alamazsın.
Nerede bizde o şans! Keşke.
Hadi size afiyet olsun.
-Hadi oğlum güle güle. -Kızım dinlen sen de.
-Tamam geçecek. -Niye hâlâ böyle yapıyor?
Geçecek kızım. Sen üstüne gitme.
(Müzik)
Aa! Bak ne güzel kız. Tam senlik. Saymalık yani.
Aa, evet sayabilirim aslında hiç sorun olmaz.
Hadi, say da görelim.
Sen bunu yapmamdan nefret ederdin. Ne değişti?
Sonuçta ortaklığımız bozulduğu zaman, kendi hayatımıza geri döneceğiz...
...ve senin bazı alışkanlıklarının körelmesini istemem.
Nasıl olsa bir daha birbirimizi görmeyeceğiz.
-Beraber sayalım istersen. -Olur.
Bir, iki.
Üç.
Bayağı paslanmışsın.
Hah! Gördün mü?
Gördüğün gibi, süper güçlerim henüz yok olmamış.
Hıı!
(Kerem) Günaydın Volkan.
Abi hadi. Büyük toplantı var, acil. Muhsin amca çağırıyor.
Sabah sabah ne toplantısı?
Vallahi ben de bilmiyorum ama Muhsin amcayı hiç bu kadar...
...sinirli görmedim abi. Muhtemelen mevzu biraz sıkıntılı.
Hadi gidelim.
Unutmadan. Gördün bak, saydım ve kız döndü.
Döndü, döndü.
(Ayşe iç ses) Bak hiç çekinmesi yok. Oyundan da olsa...
...insan bir çekinir değil mi? Ne lüzum var falan der. Yok!
Yok ya tam bir (***)sın.
-Alo. -Merhaba Yelda, nasılsın?
Ben hiç iyi değilim.
Çok kırgınım, çok kızgınım.
Benim bunca yıllık eşim, doktora gidiyor.
Üstelik de aile ahbabımız olan bir kalp doktoruna gidiyor...
...ve benim bundan haberim olmuyor.
Anladım Yelda. Hapları mı buldun?
Evet, hapları buldum.
Ne kadar endişelenmem gerekiyor?
Muhsin'le konuşsan daha iyi olmaz mı? Ben şimdi girmeyeyim aranıza.
Böyle mi konuşacağız?
Böyle profesyonel cevaplar almak için biraz samimi değil miyiz?
Şimdi telefonu aile ahbabımıza verir misin?
Peki. Tamam. Muhsin'in durumu ciddi, Yelda.
Ne kadar ciddi?
Kendisine güzelce anlattım. Ameliyat olması gerekiyor.
Ani bir kalp krizi söz konusu olabilir.
Ameliyat şart. Evet, riskli bir ameliyat ama olması gerekiyor.
(Doktor ses) Yelda iyi misin?
İyiyim.
Peki, ne zaman olacak bu ameliyat?
Benden süre istedi.
Sizinle konuşmak, belki başka işlerini halletmek için.
Anladım. Tamam.
Teşekkür ederim.
Nerede babam?
Geliyor şimdi. Geliyor.
Ne bu hâl? Ne oluyor?
Bir şey olmuş herhâlde ama ne olduğunu bilmiyorum.
Bekliyoruz.
Ulan inşallah bizim başımıza patlamaz ne olduysa.
Yok be abi. Ne patlasın?
Yani uzun zamandır vukuatımız yok. Patlamayız.
Oturun, oturun.
Nihayet herkes teşrif edebilmiş. Çok güzel.
Babacığım biz aşağıdaydık. Haberimiz yoktu.
Tamam. Neyse.
Kulaklarınızı dört açın. İyi dinleyin. Çünkü bir kez anlatacağım.
Dün gece geç vakitte Avrupa’dan Erkan aradı.
Nostromo yarın Türkiye’ye geliyor. Bizimle görüşmeye.
Yani Modamu’ya ortaklık teklif edip bizi satın almak istiyorlar.
Ne?
(Gülüyorlar)
(Ceyda) Ama bu çok güzel bir haber. Dünyaya mı açılıyoruz yani?
Biz de sandık ki Muhsin amca yani kötü bir şey var.
Nesi güzel yahu?
Bizimle görüşmeye geliyorlar. Eğer bizimle anlaşamazlarsa…
…Rıfat’ın şirketiyle konuşacaklar. Tabii ilk tercih biziz.
Rıfat’ın şirketini de o yüzden el altında tutmak istiyorlar.
Baba, Ceyda haklı. Bu, dünyaya açılmak için müthiş bir fırsat olur.
Yahu oğlum anlasanıza, adamlar şirketin yüzde 51’ini ellerinde tutmak istiyorlar.
Bu da şu demek oluyor, her şeyi onlara teslim edeceğiz.
Yok, hayır. Ben böyle bir şeyi kabul edemem.
İyi de bu işler artık böyle oluyor zaten.
Değil mi Ceyda, Volkan? Siz de bir şeyler söylesenize.
-Ha? -Yani.
Ya da abi bir şey eklemek ister misin?
Ee… Yani.
Ama böyle yürüyor bu işler artık. Ya da senin bildiğin gibi yürümüyor.
Benim kararım belli. Benim dediğim şekilde yürüyecek.
Siz çağırın adamları konuşun, ağırlayın. Biz bu işte yokuz deyin gönderin.
Hayır, hayır. Bir saniye. Ya Rıfatlarla anlaşırlarsa?
Baba, Rıfat onları arkasına alırsa bizi dümdüz eder.
Bak evladım ben her zaman hislerime güvendim.
Şimdi de hislerime güvenmeye devam ediyorum.
Konu kapanmıştır. Her şey bitti. Tamam.
Baba, özel konuşabilir miyiz bir? Arkadaşlar.
Teşekkürler arkadaşlar.
Odamdayım.
Evet?
Babacığım saygısızlık etmek istemem ama…
…hani şirketi bana devrediyordunuz, yani yönetimi?
Ben bunu bir fırsat olarak görüyorum. İzninizle değerlendirmek istiyorum.
Tamam da ben de çocuğum gibi büyüttüğüm bu şirketi…
…yaban ellere vermek istemiyorum.
İşte öyle olmayacak. Sen merak etme. Lütfen.
Ben sana güzelinden onlarca örnek sayabilirim.
Efendim onlar öyle uzaktan göründüğü gibi olmuyor.
Herifler ipleri ellerine aldılar mı ne şirket kalıyor ne bir şey.
Tamam, tamam. Hadi konu kapandı. Sen işine bak.
Bana anlatıyor. Yüzlerce örnekmiş.
(Müzik)
(Dışarıya nefes veriyor)
Öf!
Ne oldu abi?
Ne olacak yine aynı muhabbet. Dinlemedi.
Hayır, dinleyip kabul etmese içim yanmayacak. Hiç dinlemedi.
(Volkan) Ah be abi.
Evet. İşte kime, neyi, nasıl anlatacaksın.
Neyse. Ben odaya geçiyorum. Hadi.
Aman.
Şey, rahatsız etmeden şunu bırakayım dedim.
Ne ki o?
Haftaya yapacağımız defileyle ilgili bir proje dosyası.
Belki sponsor alırız diye düşündük. Onun için.
Biz online defilelere sponsor almıyoruz.
İşte aklımıza geldi alalım dedik.
Mantıksız bir hareket ama neyse boş vaktimde bakarım.
Tamam. Sağ olun.
Ayşe.
Yakınımsın diye her fikrine…
…harika bir fikir muamelesi yapmamı beklemiyorsundur umarım.
Bizde torpil olmaz.
Ben öyle bir şey mi istedim şimdi?
(Kerem iç ses) İşgüzara bak. Yeni icatlar çıkarıyor…
…beğenmeyince de hemen kızıyor.
(Ayşe iç ses) Gerçek yüzünü nasıl da gösteriyor hemen.
(Ayşe iç ses) Bayıldı ama haset işte, kıskanç…
…her şeyi o bulacak.
-İyi çalışmalar. -Sana da.
(Belli belirsiz konuşmalar)
Bu ne ulan böyle, herkes bunu yiyor.
Yuh!
12 lira sandviç olmaz ki ulan.
Beş tane simit alır aile doyururum be. Allah Allah.
Alo. Anne.
Bak şimdi senden bir şey isteyeceğim.
Bana iki tepsi börek yap tamam mı?
Tamam, oğlum. Olur. Akşama yaparız.
Ben bir de bir tepsi poğaça yapayım.
Tamam. Ben şimdi markete gidip malzemeleri alayım, akşam yaparız.
Oldu kuzum. Hadi bakayım.
Oy kuzum benim. Oyna sen burada.
-Nazmiye markete gidiyorum ben. -Tamam.
Rıza hayırdır sen niye geldin bu saatte?
Bu ilaçları bıraktım ya, baş dönmesi yaptı herhâlde.
Dedim ki gideyim eve yatayım. Hayırdır, sen nereye gidiyorsun?
Erkut, arkadaşlarına börek çörek yapacakmış da…
…malzeme almaya markete gidiyorum.
Hadi dinlen kuzum sen. Ah kuzum benim.
Kızım nasıl oldun?
Biraz iyiyim baba.
Bakayım var mı ateşin.
İyi, iyi. Ateşin yok maşallah.
(Müzik)
(Öksürüyor)
Nazmiye toza boğdun bizi. Ne yapıyorsun?
(Dışarıya nefes veriyor)
Yahu git şu tarafları süpür.
Kime diyorum ben? Alo.
Konuşmuyorum ben. Keje oldum.
Hah. Konuşmayan hâlin buysa… Keje olmuşmuş.
Bir saat dayanamazsın, bir saat.
Yahu bu ne Rıza?
Hadi eski mutlu günlerimizdeki gibi kavga edelim.
Konuşmamak ne? Sosyete miyiz biz?
Nazmiye bak başım dönüyor diye eve geldim.
Beni kendine bulaştırma. Git işine.
Bulaş. Ne olur bulaş. Kurban olayım bulaş.
Bütün mahalle duysun. Yeter artık.
İnceldiği yerden kopsun. Kimseden korkum yok artık.
Ben halamın odasına gidiyorum.
Git. Aferin kızım.
Gelelim sana. Ne istiyorsun sen?
Hah. Gel. Gel Rıza’m.
Sen de içini dök, ben de içimi dökeyim.
Şöyle doyasıya bir kavga edelim.
La havle ve la kuvvete.
Ulan içkim yok, kumarım yok…
…bir doktorum vardı, ne istediniz be doktorumdan?
Saçma sapan konuşma be! Doktorundan bir şey falan istemedik.
Niye yalan söylüyorsun?
İnsan gibi söyleseydin ya doktorla konuştum diye.
Ne yalan söyleyeceğim ulan sana? Yalan borcum yok sana.
İş görüşmesi yaptım demedin mi sen bana?
Hadi bunu hazırlayacak vakti buldun…
…şu fikirler sende nereden varmış? Helal olsun.
Neyse.
(Telefon çalıyor)
Ayşe.
Ayşe, abin arıyor.
Düğmesi niye basmıyor?
Rıza abi arama. Vallahi açamam.
(Buse ses) Hala!
Alo. Buse. Güzelim. Sen ağlıyor musun? Ne oldu?
Kerem enişte. Annemle babam içeride çok kötü kavga ediyor.
İnceldiği yerden kopsun dedi annem. Kopmasın, ne olur gelin.
Tamam, tamam. Merak etme sen. Hemen geliyoruz.
-Hah. Ayşe. -Telefonumu arıyordum ben de.
-Acil gitmemiz lazım sizinkilere. -Bizimkilere mi? Ne oldu?
-Yolda anlatırım. -Kerem ne oldu?
(Kavga gürültü)
Niye seyrediyorsunuz? Müdahale de etmemişsiniz.
Hadi dağılın, dağılın. Bir şey yok.
Dağılsanıza. Dağılın.
(Nazmiye) Asıl ben senden bıktım be!
(Rıza) Ulan ben hayatımda kimseye göstermediğim anlayışı gösterdim sana.
Doktora git dedin, kalktım gittim doktora.
Sen ne yaptın? Lise çıkışında kıstırır gibi kıstırdın kadını.
Evet, yanlış yaptım. Biliyorum tamam.
Ben senin yaptıklarının çetelesini tuttum mu?
Yenge! Abi. Yenge.
Buse nerede?
-İçeride yatıyor! -İçeride yatıyor!
Halacığım. Gel, gel halacığım.
Gel bir tanem. Korkma.
Bak ben de geldim. İyi misin?
Gel, gel. Gel dışarıya çıkalım hava alalım biz.
Kızım.
Yavrum hani sen hastaydın içeride yatıyordun annem?
Hasta değildim!
Siz kavga edince canım hiçbir şey yapmak istemiyor.
O yüzden yalan söyledim.
Gel annem. Sen bana gel.
Halası biz dışarıdayız. Müzik dinleyelim olur mu?
Tamam. Ben de gelirim birazdan.
Abi. Yenge. Bence gitmeyelim üstüne. Artık sizin yüzünüzden ne hâle gelmiş.
Bir rahat bırakın nefes alsın dışarıda.
Babası yüzünden işte.
Bak başlatma babasından. Senin yüzünden yalan söylüyor çocuk.
Yenge! Abi. Bir sakin olun.
Ne oldu, beğenmedin mi?
Ben sana başka bir şey söyleyeceğim ama sen de doğruyu söyleyeceksin.
Sor bakalım. İstediğini sor.
Annemle babam boşanacak mı?
Bizim kreşteki kızın annesi, babası çok bağırmış, ayrı evde kalmaya başlamışlar.
Merak etme. Olmayacak öyle bir şey. Boşanma falan yok.
Çıkar onu kafandan. Ayrıca…
…her bağırmada birbirini seven insanlar ayrılacak olsa…
…benim annemle babam kırk kere…
Ama mesela ben de Kiraz’ı çok seviyorum. Hani var ya benim bebeğim.
Ona bağırmam ki üzülmesin diye.
Ama annemle babam birbirine çok kötü bağırıyor.
Evet, bağırdılar. Bu da kötü bir şey.
Ama birbirini seven insanlar birbirlerine bağırdıkları zaman…
…bu, ayrılacakları anlamına gelmez.
Hele birbirlerini sevmedikleri anlamına hiç gelmez.
Ben de sana bir sır vereyim bak.
Biz büyükler bazen birbirimizi sevme konusunda beceriksiz davranabiliyoruz.
İşte senin annen ve baban da birazcık beceriksiz davranmışlar.
Tamam mı? Merak etme sen.
Sen biliyormuşsun işte ne güzel.
Onlara da öğretsene. Senin halamı sevdiğin gibi sevsinler.
(Duygusal müzik)
İyi misin ha?
Biz sana şey yapalım, Kerem abinle bir masal açalım.
Senin en sevdiğin masallardan birini açalım onu dinle.
Gel.
(Kapı açıldı)
-Buse, kızım. -Annem.
Bir sakinleşsin. Zaman verin.
Bir şey yok. Ben konuşurum. Kavga etmedik derim.
Rıza abi…
Bakın her çocuk öyle her denileni yapmaz.
Çevresinde ne görüyorsa, ne yapılıyorsa onu yapar.
Yanlış anlamayın ama siz böyle bağırmaya devam ederseniz…
…o da bunun iyi bir şey olduğunu sanır.
Yani sevginin böyle bir şey olduğunu sanır.
Sonra büyüyünce o da böyle davranır.
Lütfen onun yanında bağırmayın böyle.
Yahu ben hiç fark etmedim ki.
Öyle olayın heyecanıyla sesim yükselivermiş yani.
Abi, nasıl sesin yükselmiş?
Senin bağırmandan, iki mahalle ötedeki insan uyanır.
Kız bilirsin, bu abinin kısık sesle konuşmuş hâli.
-Nazmiye bak didikliyorsun. -Didiklemiyorum!
Yeter ama. Lütfen yeter.
Şöyle yapalım, siz tartışmaya devam edecekseniz Buse’yi biz alalım.
Ne zaman barışıyorsunuz, o zaman gelin bizden alın.
Yok. Hayatta vermem kızımı.
Yenge ama böyle de olmaz.
Ne derdiniz varsa sakince bir çözün ve bir daha da kızınızı üzmeyin lütfen.
Rıza. Nazmiye.
Ne oluyor? Yol boyu mahalleli sizi konuşuyor.
Nazmiye’ye sor anne.
Asıl oğluna sor anne.
Ne demek Nazmiye’ye sor, oğluna sor?
Buse?
Ayşe kızım ne oldu?
Kerem çok sağ ol.
Bir şey yapmadım ki.
Nasıl bir şey yapmadın. Buse’yle o kadar güzel ilgilendin ki…
…şu an sana ne kadar teşekkür etsem az.
Ben Buse’yi, daha doğrusu çocukları bu kadar sevdiğini hiç fark etmemiştim.
Çocuklar onları anlayanları hisseder.
Onu o an, bir tek sen anlarmışsın gibi davrandı.
Ve korkularından bahsetti sana. Bu nasıl oldu anlamadım.
Buse’nin ne hissettiğini anlayabiliyorum.
Neler yaşadığını ve nasıl sakinleştireceğimi de biliyorum.
Nasıl yani, anlayabiliyorum derken?
Çocukluktan kalma bir manzara diyebiliriz işte.
Bizimkiler de çok kavga ederdi.
Ben annem ya da babamı seçmek zorunda kalırsam…
…kimi seçerim diye düşünürdüm.
O yüzden de kaç uykusuz gece geçirdim bilmiyorum.
Muhsin amcayla Yelda teyze mi?
Hiç beklemezdim böyle bir şey.
Tamam, ara sıra atışıyorlar ama…
…ayrılmayı isteyecek bir noktaya geldiklerini hiç hayal etmedim.
Ooo! O şimdi böyle.
Eskiden annemin rutiniydi eşyaları toplayıp da…
Neyse işte ben de boşanma lafını duyduğum zaman böyle bir nefes alamazdım.
Bir nevi çocukluk korkusu işte, travma.
Aman çocuk aklı işte.
Yoksa boşanınca boşanırsın, ne olacak.
(Mesaj geldi)
Ay ben tamamen unuttum.
Ne oldu? Ajanstan mı?
Yok. Muammer Hoca’yla dersim vardı da.
Şimdi akşama almam gerekecek.
Muammer Hoca’nın sınava hazırlandığından haberi var değil mi?
Uzaya roket yollamayacaksın. Haftada üç gün yeter sanki.
Kerem farkında mısın bilmem ama adam bütün programını bana göre yapıyor.
Ne diyeyim? Bugün git, yarın gel mi diyeyim?
Sana da bu normal geliyor, öyle mi?
Nesi anormal?
İşini özveriyle yapan, işine bağlı bir insan. O kadar.
Adam sana basbayağı yürüyor. Nasıl göremiyorsun bunu?
-Yürüyor sana! -Ne diyorsun sen Kerem?
Ayrıca sen, niye bütün kadın erkek ilişkilerini hep aynı yere bağlıyorsun?
Saf mısın hakikaten?
Anlamıyor musun, yoksa hoşuna gidiyor da bilmezden mi geliyorsun?
Sen ne diyorsun be?
Hiç. Hiçbir şey demiyorum.
Sana cevap bile vermeyeceğim.
Verme zaten. Bilmek istemiyorum.
(Kerem iç ses) Aferin oğlum sana. Aynen böyle devam et.
(Kerem iç ses) Güya maddelerini uygulayacaktın.
(Kerem iç ses) Sen ne karışıyorsun ki? Bırak ne hâli varsa görsün.
(Kerem iç ses) Bir de kalktın geldin. Ailesinden uzak duracakmışmış.
Biz ne diyoruz, ben ne yapıyorum.
Gelirse gelsin, gelmezse gelmesin. Allah Allah.
Hah. Ne haber? Görmemişim seni.
Bende böyle işte. İstemezsem görmezsin beni.
İyi. Öyle olsun bakalım.
Akşam ne yapıyorsun?
Vallahi güzelim beş, altı seçenek var. Ben de henüz karar veremedim.
Yani göreceğiz. Rüzgâr nereye eserse oraya.
Hmm… Diyorum ki ben geleyim de ortamı şöyle ateşe vereyim.
Nasıl yani? Gelirsin de ateşe şey yaparsın?
Bak şimdi sen bu beş, altı seçeneğe söyle hiç beklemesinler.
Üzülürler sonra.
Gelmeden önce mesaj atarım.
(Müzik)
(Kapı tıklanıyor)
Buyurun.
Muhsin baba beni çağırmışsınız da…
…benim Kerem’le şirketten acil çıkmam gerekiyordu.
Şimdi söyledi arkadaşlar.
Ziyanı yok kızım. Gel.
Oturayım madem.
Bak şimdi Ayşe, bir herkesin tanıdığı bildiği ben var…
…bir de yalnızca Yelda’nın tanıdığı bildiği ben.
İnsanı en iyi, hayat arkadaşı tanır. Öyle değil mi?
Yani tabii öyle diyorsanız öyledir.
Senden bir ricada bulunacağım haddimi aşmazsam eğer.
Yani estağfurullah Muhsin baba. Buyurun.
Şimdi ben bu Kerem’in çocukluğunu gayet iyi bilirim.
Haylazlıklarını, öğrenciliklerini…
Ama Nasıl bir kocadır bilemem mesela.
İşteki durumunu da az çok görüyorum.
Benim yanımda işe asılır gibi görünüyor da…
…gerçeğinde ne düşünüyor, ne hissediyor kestiremiyorum.
Şimdi sen diyorsun ki bunları bana niye anlatıyorsun.
İşte az önce dediğim gibi bir insanı en iyi eşi tanır.
Sen dürüst bir kızsın ve sana soracağım soruya da…
…dürüstlükle cevap vereceğine gayet eminim.
Ayşe eğer ben bir gün buralarda olmazsam…
…bu oğlan bütün bu sorumluluğun altından kalkabilir mi sence?
Yani Muhsin baba ben bu soruya nasıl cevap vereyim ki şimdi?
Bildiğin gibi ver.
Yani Kerem’i tanıdığım kadarıyla.
Kerem’i tanıdığım kadarıyla…
…hiç beklemezsiniz, yani ben de hiç beklemezdim ama…
…konu iş olunca Kerem başka biri.
Yani iş dışında kötü biri demiyorum tabii ama…
Nasıl anlatsam Kerem özel hayatında Volkan’ı epey ayırır, kayırır hatta…
…ama konu iş olunca, yani Volkan bir şeyler aksatırsa eğer…
…veya bir işi ondan daha iyi yapacak birini biliyorsa…
…Kerem’in gözü onu bile görmez.
Volkan’ı bile?
En azından ben öyle gördüm.
Hatta Kerem size bayağı bir benziyor Muhsin baba.
Muhsin baba yanlış anlamazsanız ben de size bir şey söylemek istiyorum.
Tabii.
Yani ben sizin yerinizde olsaydım...
...bu iş anlaşmasında Kerem’e kulak verirdim.
Onu iyice dinlerdim ve neden o anlaşmayı yapmak istediğini…
…bir kez daha gözden geçirirdim.
Kerem’in bu tür meselelerde bir bildiği oluyor genelde.
Tabii her ne kadar öyle görünmese de…
(Gülüyorlar)
Sağ ol kızım. Teşekkür ediyorum sana.
Hadi seni işinden alıkoymayayım.
Teşekkür ederim Muhsin baba. Kolay gelsin.
Sağ ol canım. Sağ ol kızım.
(Kapı kapandı)
Ulan sen vakti zamanında kime ne iyilik yaptın da Allah sana bu kızı gönderdi be?
Hülya’m bak bu işin oluru bu değil.
Kerem evde yokken ne gidecek ne kalacak böyle bakmak doğru değil.
Yok. Bakarım.
Mesela bu gidecek.
Yok. Olmaz.
Kerem yıllardır onda çalışıyor.
O zaman yeni odasına götürsün.
Benim gözümden uzak dursun da bu, Samet.
(Müzik)
Ay midem bulandı.
Yine mi?
Hülya’m böyle çok erken başlamadı mı bulantı?
Hamilelikten değil, Samet.
Şu kanepeden.
Burada mı yatıyorlar ne. Rengi gitmiş bunun.
Bize ne? Hadi gel çıkalım biz.
Yani demem o ki bu son kampanya bizi Pazar payında bayağı büyüttü.
Aynen öyle.
Bir faydası oldu en azından.
Kolay gelsin.
Tamam, tamam. Rahatsız olmayın.
Rahatsız olmayın.
Biz de son aydaki raporlara bakıyorduk Muhsin Bey.
Sen şimdi bırak raporları da…
…bu şirketle birleşmemizde nasıl bir fayda çıkacak onu anlat bana.
Daha önce şunu sorayım, hepiniz Kerem’le aynı fikirde misiniz?
Vallahi başıma bir şey gelmeyecekse evet.
Ben de bu birleşmenin bizim için çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Hem prestij hem de ekonomik olarak.
Aynı fikirdeyim ben de.
O zaman dinliyorum. Buyur.
Şöyle şimdi Muhsin Bey…
…şimdi bu tarz büyük şirketler, nispeten daha küçük şirketleri bünyesine alıp…
…bir hayli de bütçe ayırıp, kendi isimleri altında büyümelerini sağlar.
Peki, bu bizim marka değerimize bir zarar vermeyecek mi?
Aksine. Bu markanın adı silinecek gibi düşünme.
Marka isimleri yan yana gelecek gibi düşün.
Üstelik bu şirket, satın alacağı şirketler konusunda bir hayli seçici.
Müşterinin gözünde, bizim de itibarımız artacak.
Bir çeşit, referans gibi de düşünebiliriz.
Kısacası hisseler hâlâ bizde kalacak. Ve bu bayağı büyük bir adım.
Yani şey gibi düşünelim Muhsin amca…
…bu, dükkândan internet satışlarına geçmemiz gibi.
Aynen öyle. Ve şu an bu çok önemli bir karar. Çünkü eğer bu şirket…
…bu pazara girmeye karar verdiyse...
...biz olmazsak illa bir şirketi alacaktır demek.
Belki de rakibimizi alacak.
Biz bunu reddedersek de yani bu savaşta, bir süre idare edebiliriz ama…
…uzun vadede debeleniriz, belki de batarız.
Kabul edersek ne olacak peki?
Kabul edersek de bu dünya devi şirketi arkamıza alırız ve…
…sadece Türkiye değil, dünya pazarına açılmış oluruz.
Anlıyorum, sen şimdi Modamu'nun silineceğini düşünüyor olabilirsin ama…
…Modamu bu hamleyle dünyaya açılacak Muhsin Bey.
Benim zamanımda, gemisini yürüten kaptanın namı alır yürürdü…
…şimdi anlamadığım bir ton alengirli işler.
Evet.
Ben daha açık konuşayım, bu şu an var oluş meselesi.
Eğer kabul etmezsek de zamanla yok oluş meselesi.
Evet.
O zaman şöyle yapalım.
Bir toplantı ayarlayın gelsinler.
Görüşelim konuşalım, neymiş ne değilmiş anlarız o zaman.
Ciddi misin baba?
İş konusunda şaka yaptığımı ne zaman gördün?
O zaman ben hemen bir görüşme ayarlayayım.
Sağ olun Muhsin Bey.
Karına teşekkür et.
Neden ki? Anlamadım.
Nedenini sorunca anlarsın. Hadi kolay gelsin.
(Boğazını temizledi)
Hadi.
(Masaya tıklattı)
Babam görüşmeyi kabul etti.
-Öyle mi? -Evet.
Çok sevindim.
Ona ne söyledin bilmiyorum ama sana teşekkür etmemi istedi.
Yani sordu işte Muhsin baba, Kerem iş hayatında nasıl diye…
…ben de cevap verdim.
Hadi söyle, merak ettim, normalde pek iyi şeyler düşünmezsin hakkımda.
Ben ne düşünüyorsam, onu söyledim işte.
İlla ısrar et diyorsun. Ağzımdan lafı al diyorsun.
Sen bayağı meraklı bir şey çıktın.
Sen de hiç yardımcı olmuyorsun.
Dedim ki; Muhsin baba merak etme, Kerem iş hayatında...
...iş adamların arkasından bir, iki, üç diye saymıyor...
...Allah seni inandırsın insan gibi davranıyor dedim.
Tamam.
Teşekkürler.
Ne demek.
Dedim ya sadece cevap verdim.
Şimdi müsaade edersen çalışmam lazım.
-Kolay gelsin. -Sana da.
(Ayşe iç ses) Hemen kendini bir şey sanır şimdi.
(Ayşe iç ses) Ne yapsaydım? Yalan söyleyecek hâlim yok ya.
(Kerem iç ses) Hakkında iki iyi laf söyledi diye hemen yumuşama.
(Müzik)
Gel oğlum, sana diyeceklerim var.
(Rıza iç çekti)
Buyur.
Bak oğlum...
...bu sefer haklısın.
Nazmiye'ye de, bana da ne dersen de haklısın.
Haksızsın diyemem.
Herhâlde anne!
Siz bana ne dediniz? Git bir doktora, şu kafayı bir düzelt dediniz.
Ben ne yaptım? Ne dediyseniz harfiyen yaptım. Aha bak şimdi ne oldu!
Doğru, yaptın.
Ama iyi, kötü ne olduysa oldu. Artık bunları bir kenara koyacaksın.
Ben, sana bundan sonra ne olacağını diyeyim mi?
Ne Nazmiye için ne kendin için değil...
...o küçücük yavrun için mücadele edeceksin.
Onun ruh sağlığı için. Artık ne olduysa oldu deyip...
...onları bir kenara koyacaksın, daha iyisini nasıl yapabilirim...
...ne yapabilirim diye düşüneceksin, mücadele edeceksin yavrum.
Vallahi anne hiç içimden gelmiyor.
Artık bir şey olmasın.
İyisi de olmasın, kötüsü de olmasın, hiçbir şey olmasın.
Yeter ya, yoruldum! Bıktım, usandım.
Yaa, öyle mi?
O kadar kolay mı öyle kestirip atmak?
Sen dört dörtlüksün, Nazmiye kötü öyle mi?
Ben görüyorum oğlum.
Senin için, evladı için çocuk ne kadar mücadele ediyor.
Tamam biz sizin didişmelerinize alıştık falan ama...
...ben evde kavga, kıyamet istemiyorum, yeter.
Vallahi bilmiyorum anne. Ne yapacağım ben de artık bilmiyorum.
Bak kuzum...
...siz bir baş başa kalın, bir yemeğe gidin.
Meselelerinizi bir konuşun, çözmeye çalışın.
Yapma öyle. Sen bir büyük sözü dinle.
Siz bir konuşun, çözmeye çalışın. Baktınız olmuyor...
...başka bir hâl çaresine bakmaya çalışırız.
Sen çabalamalısın. İlişkin için mücadele vermelisin oğlum.
Hadi git bir karınla konuş, olmaz mı?
Hadi.
(Duygusal müzik)
Ellerinize sağlık, her şey çok güzeldi ama çok hızlı yedim.
Birden şiştim.
Kusura bakmazsanız ben odaya çıkıp biraz uzanacağım.
Hadi hepinize afiyet olsun.
-Sağ ol. Sağ ol baba. -Afiyet olsun.
Of of!
Aman efendim çok naziksiniz.
-Estağfurullah efendim, sizden öğrendim. -Canım benim.
-Hadi hepinize afiyet olsun. -Afiyet olsun.
(Muhsin) Ohh...
-O zaman bize de afiyet olsun. -Keremciğim hepiniz oturun.
Sizinle konuşacaklarım var.
Aa! Kim yine ne yaptı?
Hülya bir sus. Anlamadan, dinlemeden araya giriyorsun.
Bugün itibariyle hepiniz, istisnasız olarak hepiniz...
...bütün hareketlerinize ve tavırlarınıza dikkat edeceksiniz...
...ve bunların neye sebep olacağını düşüneceksiniz. Tamam mı?
Özellikle bugün ne var ki?
Ben bu aralar babanı pek iyi görmüyorum.
Nesi var Muhsin babanın?
Bir şey olduğundan değil. Yani bir şey olmasın diye uğraşıyorum.
Çocuklar belki farkında değilsiniz ama biz artık yaşlanıyoruz.
Yani babanızın daha sakin olmaya ihtiyacı var.
O yüzden de bundan sonra onu üzecek bir şey yaparsanız...
...karşınızda beni bulursunuz, ona göre.
Anneciğim tamam, sakin. Bir şey yapmayız.
İnşallah.
Hadi afiyet olsun.
Sağ ol.
Triplere bak.
Durup dururken azar işittik.
Azarlamadı Hülya'm, sadece uyardı.
Babamın arada tansiyonu çıkıyor... Acaba babamın tansiyonu mu çıktı?
Samet, babanın bir şeyi yok. Dedi ya çok yedim diye. Heyecan yapma.
Sen bebeğimizle ilgilen.
Yelda Hanım bir şey söylüyorsa bildiği vardır.
Muhsin babayı hepimizden iyi o anlar. Sonuçta eşi.
-Bu da her şeyi biliyor. Afiyet olsun. -Hadi afiyet olsun.
-Afiyet olsun. -Afiyet olsun.
Biz de kalkalım madem Ayşeciğim.
Kerem sen kalk istiyorsan.
Muammer Hoca gelecek, biz onunla ders çalışacağız. Onu karşılarım.
Muammer Hoca mı gelecek?
Ayşe senin saatten haberin var mı? Gecenin bir vakti ne özel dersiymiş bu?
Kerem söyledim ya sana akşam gelecek diye.
Anca gelecek, öyle ayarladık diye.
Şimdi bir şey söyleyeceğim yine kıskançlık zannedeceksin...
...ama kıskançlık değil.
Benim hayatımda onlarca özel ders hocası oldu...
...hiçbiri de bu saatte ders vermeye gelmedi.
Bu adam sana basbayağı yürüyor.
Hem de kocanın, kayınpederinin evinde.
O kadar gözü dönmüş. Sen de bunu görmüyorsun.
Kerem saçmalama. Adam bana göre program yapıyor.
Sen insanlara çok kolay güveniyorsun.
Kimseye öyle çok kolay güvenmiyorum.
(Kapı zili çaldı)
(İç çekti)
Sen bu soruyu çöz, ben de o sırada bize çok güzel bir müzik açayım.
(Müzik)
Yuh! Bari mum da yaksaydınız!
Müzik ne ya? Ders çalışacaksınız.
Bizim kız da saf tabii.
Bu benim en sevdiğim müzik grubu. Hatta haftaya İstanbul'a konsere gelecekler.
Güzelmiş, güzel.
Rahatsız olmadın değil mi?
Çalışırken daha iyi konsantre oluruz diye düşündüm.
Yok hocam...
...aslında açık söylemek gerekirse müzik, gürültü falan beni...
...dağıtır ama siz daha iyi bilirsiniz tabii.
Böyle güzel bir atmosferi müzikle renklendirmek...
...kesinlikle motivasyonu daha çok artıyor inan bana.
Efendim?
Dağıldıysan biraz ara verebiliriz, toparlaman için.
Yok, dağılmadım.
Cevabı, beş.
Bak, gördün mü?
Annem bu şimdi ne böreği diye geçiyor?
-Tepsi böreği oğlum. -Tepsi böreği?
O zaman kol böreği ne alaka?
Onu da böyle büküp büküp tepsiye diziyoruz. Aslında o da tepsi böreği.
-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.
Oğlum hoş geldin.
-Seninki nerede? -Odasında. Yatacakmış.
Hani yemek falan demiştim. Onu ne yaptınız?
Yiyeceğiz bakalım.
Oğlum ne... Oğlum ne yaptın!
Böyle olur mu! Bu şimdi vıcık vıcık olacak.
Anneciğim malzemeden çalmadığımız belli olsun diye yapıyorum.
Önce gözlerini doyuracağız, sonra karınlarını.
-Sen bilmediğin şeylere karışma. -Allah! Annem ya! Oh be!
Yemin ederim var ya, biz seninle daha ne işler yapacağız.
Bana bak! Söylediğin gibi bunlar ikram değil mi lan? Tanışma babında.
Satmaya falan kalkmayacaksın inşallah. Muhsin amcaya çok ayıp olur.
Allah Allah abi! Benim kafam basmıyor mu o kadarına?
İkram tabii.
Basar, basar.
Basar da sonra yine işine geleni yapar senin kafan.
Bizi bu ön yargılar mahvediyor biliyorsun değil mi abiciğim?
Elin oğlu atomu parçaladı...
...sen bana karşı şu ön yargını hâlâ parçalayamadın.
İyi laf ettim.
Hocam ben mutfaktan su alıp geleceğim, bir şey ister misiniz?
Yok, teşekkür ederim.
Ne oldu?
Hocan biraz da içeride devam edelim mi dedi?
Kerem ne diyorsun ya? Su almaya geldim.
-Ayrıca ne bu çirkin imalar? -İma dediğin üstü kapalı olur.
Adam gece gece evine geliyor, ders çalışacağım ayağına müzik açıyor.
Sana bir pankart açıp ilanı aşk etmediği kaldı.
Kerem ne diyorsun ya?
Her buluştuğumuzda türevden, integralden başka bir şey konuşmuyoruz.
Benim seni inandırmam için daha ne yapmam gerekiyor?
Yeter, boğdun artık.
Ben seni boğmuyorum Ayşe, seni uyandırmaya çalışıyorum.
Başka biri olsa bana ne der geçerim.
Sen adamın gerçek niyetini öğrenince hayal kırıklığına uğrayacaksın.
Kerem, senin iddia ettiğin gibi biri olsaydı eğer...
...o kadar yalnız zaman geçirdik, bir kere demez miydi...
...gel yalnız çalışalım, dışarıda başka bir yerde çalışalım diye?
Lütfen birazcık mantıklı ol.
Adam gece evine geliyor, müzik açıyor ve sen bana mantıktan bahsediyorsun.
Asıl benim sana söylediğim mantıklı.
Ayşe geliyor musun?
Hocam hemen geliyorum. Kerem'le bir şey konuşuyorduk da...
...suyumu alıp geleceğim.
Tamam, bekliyorum.
Kerem önümden bir çekil. Suyumu alıp ders çalışmaya devam etmem lazım.
Dikkatli ol Ayşe.
-Ben uyarımı yaptım. -Senin bu yaptığına kıskançlık denir.
(Kerem iç ses) Yok ya, bu kıskançlık sayılmaz...
...dostane bir uyarı. Evet.
(Kapı vuruluyor)
-Ben bakarım. -Aa! Hayırdır?
Gel. Sabri Sabri.
İyi akşamlar canım ailem.
Höst! Destursuz gelmiş bir de.
Aynen öyle abim, nasılsın?
Çekil, bana bulaşma.
Hayda! Ne oldu abim, biz seninle iyiydik?
Koçum diyordun, gel sofraya otur diyordun. Benim bir yanlışım mı oldu?
Geçti o günler hadi.
Ama bak ben sana ne getirdim.
-O ne lan? -Pasta abim, kestaneli.
Pastanedeki çırağın bana borcu vardı. Dedim dur lan, para istemiyorum ben...
...bana oradan bir pasta kap; alayım, gideyim de abimgille yiyeyim.
Helal lan sana.
Abimgil diyor ya!
Oğlum ne yapıyorsun? Yırtıldı yufkalar, aman!
Tamam.
Böyle de gün gibi olmuş. Şimdi bunlar pişer, pastayı keseriz değil mi abim?
Yok ya! Yok öyle bir şey. Sakın buraya sulanma.
Bunlar şirkete gidecek, ona göre. Bize değil.
Yok abi, onlar bunları yemez.
Yok ya! Niye yemesinler lan? Mis gibi börek işte.
Abim mis gibi börek de şimdi bunda un var, yağ var.
Onlar böyle organik yaşam, karbonhidratsız beslenme...
Hepsinin vücudu Ayşe gibi mi ya yesin yesin bir şey olmasın.
Onlar dikkat ediyorlar.
Oğlum ben şimdi senin vücudunu bir düzeltirim.
Sabri yürü git ya! Akşam akşam iş bozma.
Tamam abi, ben demiş olayım.
Hani ikram edersin de yok ben almayayım falan derlerse bunca emeğe yazık olur...
...ben o yüzden şey ettim. -Unsuz poğaça mı olur?
Sırf poğaçaları mideye indirmek için atıyorsun burada.
Doğru, atıyorsun. Tamam kes! Tamam bitti.
O zaman ben pastayı keseyim.
-Tamam, kes. -(Sabri) Tamam.
Mum falan da aldım niyeyse. Yakarız, üfleriz, dilek falan tutarız.
Allah'ım! Tövbe ya Rabb'im.
-Bana şöyle büyük bir parça kes. -(Sabri) Tamam abim.
Bu konuyla ilgili bütün testleri çözmüş oldum.
Oo, hocam süremiz doldu, istiyorsanız bitirelim?
Sen bilirsin.
-O zaman şöyle vereyim. -Teşekkür ederim.
-Ben sizi bekliyorum o zaman. -Tamam geliyorum, toparlanayım.
(Duygusal müzik)
Sen iki saattir bizi mi izliyorsun?
Ayşeciğim, ben artık gideyim.
Tabii hocam, ben size kapıya kadar eşlik edeyim.
Yok, sen hiç zahmet etme. Ben yolu biliyorum. İyi akşamlar.
İyi akşamlar hocam, iyi akşamlar.
Kerem sana bir soru sordum. Sen bizi mi izliyorsun?
-Emin olmak istedim. -İyi, aldın mı ağzının payını?
Yok, emin oldum.
Özellikle arkandan attığı o bakışla kafamda hiçbir soru işareti kalmadı.
Benim hayatımda senin kontrolün dışında hiçbir şey olmasın istiyorsun değil mi?
Yok o, sana baktı. Yok bu, sana yazdı. Bir de bu şekilde insanları suçluyorsun.
Hatırlatmak gibi olmasın ama...
...hani Berk de sana asla bunu yapmazdı?
Hatta ilk tanıştığımızda ne demiştin?
Onu yüreği için seçmiştin. Hani bende olmayan yürek için.
Kerem, konunun Berk'le ne alakası var?
Ayrıca niye ısıtıp ısıtıp bu durumu benim önüme getiriyorsun?
Kişiler farklı, durumlar aynı.
Kusura bakma Ayşe, sende...
...karşındaki insanların niyetini görememe var.
-Ben de seni anlıyorum. -Kerem yeter, artık fazla oluyorsun.
Bu konuyu bir daha açma. Lütfen açma.
Ayrıca ben ne dersem diyeyim, seni ikna edemiyorum. Bana inanmıyorsun.
Çünkü ben haklımı, sen de bunu iyi biliyorsun.
Tamam Kerem, tamam.
(Müzik)
Aramayacak.
Gelse arardı herhâlde.
Ararsa da ben gelme diyeceğim. Allah Allah!
Takarım bir tane film, izlerim. Sanki kendi kendime eğlenemem.
(Mesaj geldi)
"Uyudun mu?"
Puff!
Uyumak üzereydim.
Mesaj atmayacaktın işte. Kendini tutamıyorsun Volkan.
(Mesaj geldi)
"İyi, kaynanam seviyormuş o zaman."
(Müzik)
Kerem koltuklar yok. Gitmişler.
-Benim yatağımı kim alır? -Bilmiyorsun yani!
(Ayşe iç ses) Önce ailevi problemlerimle ilgilenip kanıma girecek...
...sonra da "Aa, başka yer yok!" ayağına beni yatağa atacak.
(Ayşe iç ses) Bana da mı be Kerem Efendi?
(Ayşe iç ses) Bana da mı bir, iki, üç muamelesi.
(Ayşe iç ses) Hocayı da kendine tehdit olarak görüyor. Demek ki bundan.
Keremciğim dürüst olur musun? Koltukları sen yollatmış olabilir misin?
-Manyak manyak konuşma be! -Benimle düzgün konuş!
Koltukları sen yollatmadıysan şimdiye kadar ortalığı...
...çoktan ayağa kaldırman gerekirdi. Senin malın kıymetlidir ya o yüzden.
Ayşe lütfen.
Kerem, senin planın ne? Açık açık söylesene.
Ne planından bahsediyorsun?
Bak bakalım bunları ben mi kaldırtmışım?
Canan!
-Afiyet olsun. -Teşekkürler.
Canan, bizim odadaki koltukları siz mi kaldırdınız? Yok.
Benim bir bilgim yok efendim.
Ben sana dedim Kerem'e sormadan yapmayalım diye.
Onu ben kaldırttım.
Niye?
Aa! Ee... Hülya, bize sormadan...
...kanepenin acilen kaldırılması mı gerekiyordu?
Evet canım. Onun renkleri benim midemi bulandırıyordu. Malum hassas dönemdeyim.
Nasıl mideni bulandırıyordu? Ben o rengi özel seçtim.
İnternetten verdim siparişi. Onu kaç hafta bekledim!
Kerem yemedim senin kanepeni.
Onun yüzünü değiştireceğiz, geri getirecekler.
(Hülya) İskeletini ben de beğendim.
Yani Kerem beğenmezse eski yüzlerini biz geri getiririz, dedi.
Aman canım ona ne! Kerem kullanmayacak ki.
O, bizim bebeğimiz için.
Yenge ayıp oluyor ama, duygu sömürüsü yapıyorsun bebeğimiz diye.
Kabul et, senin bayağıdır benim odamda gözün varmış.
Şimdi çıkan ilk fırsatta da değerlendiriyorsun.
Pardon burada böyle araya girmiş gibi olacağım ama...
...ben de sana katılıyorum. Katılıyorum da beni takan yok.
Benimle hiçbir ilgisi yok. Senin yeğenin için.
Minik aslanım için. Aslan yattığı yerden belli olur.
Tabii ki en kaliteli yerlerde yatsın ama ne bileyim bir beşik alın.
Zıbın alın, ayak ucuna kundak yaptırıverin.
En olmadı bebek arabasında uyutun. Koskoca kanepede bebek uyutmak nedir?
Kerem, hayatım...
...bebeğin hatırına.
Abinin hatırına.
Ne oluyor, niye bağırıyorsunuz?
Ben size tavırlarınıza, davranışlarınıza dikkat edeceksiniz demedim mi?
Bana niye bakıyorsunuz Yelda Hanım? Ben bir şey yapmadım.
Ben sadece sana bakmıyorum. Herkese bakıyorum, herkese söylüyorum.
Hadi odanıza, çabuk.
Oldu, iyi geceler.
Evet! Koltukları benim aldırtmadığımı öğrendiğimize göre...
...artık bana bir özür dilersin.
Pardon Keremciğim ama ben neden özür dileyeceğim?
Bana sapık muamelesi yaptın ya, o yüzden. Hadi bekliyorum.
Yani Kerem konu sen olunca işte insanın aklına her şey geliyor.
Abart, abart. Daha da abart.
Aman sakın altta kalırım, bir özür dileyeyim deme.
Sonuçta masum bir genci suçlayan sen değilsin.
Ayşe sana ne oldu böyle? Eskiden daha adaletliydin.
İyi, tamam. Özür dilerim.
Duyamadım?
Üff! Abart, abart.
Yani senin için tamamsa ben artık yatacağım.
(Ayşe iç ses) Ee, şimdi ne olacak?
(Kerem iç ses) Ayrıntılara takıldık, asıl meseleyi unuttuk.
(Kerem iç ses) Şimdi aynı yatakta mı yatacağız?
(Ayşe iç ses) Yok, mümkün değil. Tamam o yollatmamış ama...
...haksız çıktım diye aynı yatakta yatmayı kabul edecek değilim.
(Ayşe iç ses) Hayır, olmaz.
(Kerem iç ses) Hem de hiç olmaz. Yakın temas şu aşamada çok tehlikeli.
(Kerem iç ses) Belli bir mesafeden fazla yaklaşmamam şart.
(Ayşe iç ses) Peki ne yapacağız?
-Şöyle yapalım. -Efendim?
Ben eşyalarımı alayım, artık yukarıda uyuyacak bir yer bulurum.
Süper fikir, hatta harika.
Hem bana yine sapık muamelesi yapmamış olursun böylelikle.
Herkes odasına da çoktan geçmiştir.
Ben de sabah erkenden çaktırmadan buraya gelirim.
Tabii tabii. Ben şimdi sana sapık muamelesi yaparım, sen git.
Hiç olmaz yani. Kaldır.
Al.
-İyi geceler. -İyi geceler Kerem.
Ohh, yırttım.
Bir an çok korktum.
Ya, acaba önlem maddelerini ihlal ediyor muyum?
Yok ya, sadece arkadaşınla masumca film izliyorsun.
Sayılmaz.
Tamam, tamam sayılır. (Kapı vuruluyor)
-Ne haber? -İyi.
Vallahi birçok film çıkardım, içinden bir tane favorisini seçtim.
Eğer senin tarzın değilse birçok seçeneğimiz var.
-Film mi izleyeceğiz? -Evet. İzleriz diye şey yapmıştım.
Bu arada enfes bir patlamış mısır da yaptım.
Volkancığım biz liseli miyiz?
Ben film izlemek istesem oturur evimde izlerdim.
Ben buraya senin için geldim.
Hımm...
Hadi gel.
Off... Kütüphaneye mi gitsem? Böyle ulu orta.
Baba aklımı aldın. Ne yapıyorsun gece gece?
(Muhsin) Hayrola?
Yolculuk nereye?
Haa...
Biz yine kavga ettik de, ben de kapıyı çarptım, çıktım.
-Bu gece burada uyuyacağım. -Aa! Olmaz ama Kerem.
Sen iyice alışkanlık hâline getirdin bunu.
Baba bilirsin, evlilikte olur böyle şeyler.
Ayrıca konuşturma beni, annem de bazen seni postalıyor.
Oğlum...
...sizin evliliğinizle bizimki bir mi? Hem dön bir bak bakalım...
...annenle ben kaç yıllık evliyiz, ondan sonra konuş.
İşte demek ki uzun evliliğin sırrı buymuş.
Evladım, biz annenle ilk ayrı yattığımızda...
...sen daha ortaokula gidiyordun. Ama siz 'vırt zırt, vırt zırt'!
Yahu cicim aylarının yarısını şu koltukta geçirdin.
Yok ya yarısı değildir o kadar.
Baba tamam, söz veriyorum bundan sonra böyle bir şey olmayacak.
Ben her zaman kendi yatağımda yatacağım.
Yok, yok öyle bundan sonra falan. Yürü hadi odana. Yürü, yürü.
Baba tamam, doğruyu söyleyeceğim.
Ben öyle kapıyı çarptım çıktım dedim ama o kadar hafif değil.
Biz Ayşe'yle bayağı büyük kavga ettik. Beni odadan o yolladı.
Şimdi de geri dönersem gururuma yediremem. Zaten o da beni almaz.
Yahu karı koca arasında gurur mu olurmuş!
Nereden öğreniyorsunuz böyle saçma sapan şeyleri?
-Dizilerden falan mı öğreniyorsunuz? -İşte yaşayarak öğreniyoruz diyelim.
Seni odaya nasıl almıyormuş? Sen onun kocasısın.
Allah Allah! Olmaz öyle şey. Hadi yürü bakalım odana. Yürü, yürü.
Baba ama Allah aşkına, buna da karışmayın ya!
Biz de düşe kalka öğrenelim bazı şeyleri.
Ben bu gece burada yatayım.
Evladım sen bu gece odanda yat. Ben bu işi halledeyim...
...ondan sonra siz ileride düşe kalka, kendiniz halledersiniz ne yapacaksanız.
Hadi yürü bakayım, düş önüme. Düş, düş.
Allah Allah! Çok fazla dizi seyretmeyeceksin, artık istemiyorum.
(Kapı vuruluyor)
Kerem?
Ayşe kızım, benim. Kusura bakma rahatsız ettim.
Estağfurullah Muhsin babacığım, buyurun.
Evladım ben bu çocuğu yine salonda buldum.
Baba ne bu öyle velim gibi? Ayrıca büyük kavga ettik.
Ayşe beni şu an görmek istemiyor.
Sen sus, ben seni dinledim.
Ne oldu kızım yine böyle Allah aşkına?
Kerem'in de dediği gibi biz tartıştık Muhsin babacığım.
Bayağı büyük tartıştık, o yüzden de ayrı yatmaya karar verdik.
Kızım ama olmaz böyle.
Siz her tartıştığınızda bu çocuğu kapının önüne koyacaksan.
Şimdi böyle çocuk, kapının önüne koyma falan biraz ağır oluyor.
Çoğu zaman aslında kapıyı çarpıp çıkan benim.
Yahu ben ne diyorum, sen neyin derdindesin be oğlum?
Ayşe kızım artık sen de benim bir evladım sayılırsın.
Bak oğlum, kızım; eskiler ne demişler?
Ne olursa olsun, ne kadar küs olursanız da olun...
...gece yatağa küs girmeyin demişler. Değil mi?
Bir bildikleri var ki böyle söylemişler.
Ama siz en ufak bir kavgada böyle ayrı odalarda kalırsanız...
...bu evlilik nasıl yürüyecek?
-Haklısınız Muhsin babacığım. -Haklıyım tabii.
Şimdi hadi bakalım sarılın, öpüşün, koklaşın...
...birbirinizden özür dileyin hadi.
-Özür dilerim kocacığım. -Özür dilerim karıcığım.
Hah işte! Sizi hep böyle göreyim.
Hadi bakalım Allah rahatlık versin. Aferin size.
-İyi geceler Muhsin baba. -İyi geceler.
'Hiklisiniz Muhsin bibiciğim'.
Ne “Muhsin Babacılık”mış arkadaş! Bir kere de dik dur adama.
Sen bir kere dik dursaydın da kuzu gibi arkasından gelmeseydin böyle...
...tin tin tin.
Maşallah dil de pabuç gibi.
Şu aksiyonunu bir kez de Muhsin Bey'in karşısında görelim.
Yavru kedi gibi bakma. Merak etme orada yatmayacağım.
-Ben buraya serer, uyurum. -Yatamazsın zaten.
Senin bir özelliğini keşfettim biliyor musun?
Hani spor arabalar olur ya 0'dan 100 kilometreye...
...iki saniyede bir anda çıkıverir.
İşte sen de masum bir kedi yavrusundan, vahşi bir aslana o hızda dönüşüyorsun.
Tekrar iyi geceler Kerem. Uyu hadi, uyu.
(Duygusal müzik)
(Ayşe iç ses) Beli falan tutulur mu acaba?
O öyle dümdüz yerde de yatamaz ki.
-Kerem. -Efendim?
Sen gel burada yat, ben orada yatarım.
Ne oldu, vicdan mı yaptın?
Üff, vicdan yaptığım için değil...
...yarın senin toplantın var ya, birden aklıma o geldi.
Şimdi belin tutulur, yer çeker; sonra benden bilirsin.
Zaten nanemolla bir şeysin.
Ben zar zor yatıyorum, sen nasıl rahat edeceksin?
Beraber yatalım o zaman. Araya daha çok yastık koyarız, uyuruz ne olacak?
(Kerem iç ses) Dayan abi. Mesafeyi ayarlaman lazım.
(Kerem iç ses) Üff! Böyle de işkence gibi.
(Kerem iç ses) Bana ne ya, o düşünsün.
(Kerem iç ses) Hem bu kendinden önce, onu düşünmek maddesine girer ki...
...bu daha kötü.
-Eh, çok ısrar ediyorsan. -Israr etmiyorum da...
Kerem pikeyi de kaldırsana. Muhsin amca falan görür, ne olur ne olmaz.
(Ayşe iç ses) Yanlış anlamamıştır herhâlde.
(Ayşe iç ses) Yok ya sonuçta iyilik olsun diye.
(Ayşe iç ses) Anlamamıştır o kadarını da.
Ama sen yastıksız yatacaksın.
-"Berlin Duvarı"na gerek var mıydı? -İstersen yerde yatabilirsin.
İdare edeceğiz bakalım.
(Ayşe iç ses) Aman kızım, sakın sınırı geçme.
(Kerem iç ses) Arada yeterince mesafe var. Geçmediğim sürece sorun yok.
(Duygusal müzik)
(Martı sesleri)
(Geçiş sesi)
-Günaydın. -Günaydın.
Ne yapıyorsun sen be sapık?
Ne diyorsun?
Arkadaş, kim kaldırıyor bu yastıkları aşağı?
Sen atıyorsundur. Kim atacak?
Kızım, beni suçlayıp durma. Ne malum bu duvarı benim yıktığım?
Ben bir kere nasıl yatıyorsam aynı o şekilde uyanıyorum.
Böyle deli gibi yatan sensin, ben değilim.
Sen uykumda beni mi izliyorsun?
Ne izleyeceğim be?
Nasıl yattığımı bildiğine göre.
Nasıl yattığını bildiğim için söylemedim.
Lafın gelişi söyledim herhâlde.
Neyse, bir dahaki sefere kamera taktıracağım zaten.
Göreceksin kimin attığını.
Bir dahaki sefere diye bir şey olmayacak çünkü benim yanımda yatmayacaksın.
Ölsem de yatmam zaten artık.
Sana acıyıp, seni yatağa alanda kabahat.
Git akşam nerede yatıyorsan yat. Bana ne?
Kendi evimde, kendi yatağımda gördüğüm muameleye bak.
Dur la. Az şöyle öne koyayım da kokusu yayılsın.
Yani tok satıcı olacaksın arkadaş.
Benim malım güzel, buyurun gelin alın demeyeceksin.
Bırakacaksın, onlar kendileri sorsun sana.
Mis gibi de kokuyor. Bu kokuyu duyup, sormayanın alnını karışlarım ben.
-Günaydın. -Günaydın.
Şöyle sert bir filtre kahveye çok ihtiyacım var.
Hemen, hemen tabii ki mavi kafa.
(Hareketli müzik)
-Buyurun. -Çok teşekkür ederim.
Allah Allah. Bunun hiç canı çekmedi mi? Hiçbir şey sormadı.
Demek ki biraz gözüne sokmak gerek insanların.
Yani alttan alta reklam yapacaksın, yol yapacaksın tamam.
Günaydın.
Kahvaltı mı hazırladın sen?
Evet. Yatağa getirecektim ama buraya hazırlayayım dedim.
Şaka? Şaka de lütfen.
Tabii canım. Neden yatağa getireyim?
Bu arada ben, çok fazla kahvaltı yapmıyorum da...
...ne var ne yok koydum işte. İdare et.
Yani ben çok kahvaltı yapmıyorum.
Zaten geç kaldım, işe gitmem lazım. Üstümü falan değiştireceğim daha.
Ama kahvaltı hazırladım şimdi.
Tamam.
Kaçtım ben.
Dur, aç karnına gitme. En azından bir şeyler ye hızlı hızlı.
Hâle bak. Resmen kullanılmış hissediyorum kendimi şu an.
-Günaydın. -Günaydın.
Bize iki çay verir misin?
Tabii. Hemen veririm hem de.
-En iyisi çay. -Evet.
Yani ben sabahları nasıl acıkıyorum var ya.
Ne güzel kokuyor. Çaydan iyisi yok.
Hele ben güne bu kahveyle başlayanları hiç anlamam.
-Şöyle vereyim. -Teşekkürler.
Hani yani mis gibi çayla kahvaltı yapmak dururken kahve nedir?
Kahvaltıyı kim, nerede bulmuş da yapalım?
Canım illa öyle mükellef bir kahvaltı olmasına gerek yok ki.
Bence anne böreği de iş görür.
Ha yok, almayayım sen. Sağ ol. Glütenlidir onlar.
Glüten diyetine başladım da, bozar beni.
Glütenli midir? Yok, normal ıspanaklı bunlar.
Başladın mı sen de glüten diyetine?
Glüten ne oğlum? Ne diyor bu?
Allah Allah.
-Merhaba. -Günaydın kardeşim.
Poğaça da ister misin yanına?
Yok, sağ ol.
(Hareketli müzik)
Birader, börek yer misin?
Yok, sağ ol.
-Mis gibi kokuyor ama. -Teşekkürler.
Allah Allah.
Evet Kerem, bugün büyük gün. Konsantre ol bakalım.
(Hareketli müzik...)
(...)
(...)
Erkut, zahmet olmazsa bir kahve alabilir miyim?
Erkut.
Ceyda, sen miydin? Görmedim.
-Kahve mi? Getireyim hemen. -Bir dakika.
Bırak kahveyi şimdi de, ne bu dalgınlık? Ne oluyor sana?
Bak ben, seni böyle görmeye alışık değilim.
Börek getirdim ama kimse yüzüne bakmıyor.
Annem de on numara yapar.
Bakıyorum, bakıyorum benim görmediğim ne var, anlamaya çalışıyorum işte.
Bence enfes görünüyorlar. Demek burada ticarete başladın.
İşte.
İyi yapmışsın. Böyle şeylere ihtiyacımız var burada.
En iyisi sen, benim odama bir tane börek gönder. Toplantıdan sonra yerim.
Emrin olur.
Afiyet olsun.
Ulan ya.
Yemin ederim şu koca şirkette bir tane insan evladı var, o da bu kız be.
Lan bana mı yürüyor acaba?
Dur, hemen şey yapmayayım. Az bekleyelim, belli olur.
(Geçiş sesi)
-Günaydın. -Günaydın.
(Geçiş sesi)
Tamam geçti, geçti. İyiyim ben, iyiyim ben.
Hiçbir şeyim yok, hiçbir şeyim yok, hiçbir şeyim yok. Gayet iyiyim, evet.
(Volkan) Günün kahramanı, toplantıya hazır mısın?
Hazır gibiyim.
Zaten çoğunlukla babam konuşacak ama ben de bir şeyler hazırladım.
İyi yaptın 'bro'cuğum.
Oho. Nerede karakutu maddelerin?
Hemen unutmuşsun hepsini.
Oğlum, yılların karakutusunu açmadık mı? Ne yapıyorsun şu an?
Yok, yok 'bro'cuğum. Ben, bizi satmam. Gayet iyi gidiyorum.
Gece bu bana gelmiş.
Ne diyorsun? Kırmızı alarm mı?
Bakıyor bir de böyle, erimiş bir şekilde bana bakıyor. Ya dedim, kızım olmaz.
Yani senin aradığın şey bu topraklarda yetişmiyor, dedim.
Sen en güzeli şu kanepede uyu, dedim.
Oğlum, büyük bir sınav bu. Gerçekten yaptın mı bunu?
Yaptım, yaptım. Lan bir de sabah kalkmış kıyamam, bana kahvaltı hazırlamış.
Ya dedim, Gonca ben kahvaltı yapmıyorum ki.
Yüzü nasıl düştü 'bro' görmen lazım.
Yani tavrımı bilsin istiyorum kardeşim.
Sen ne durumdasın?
Ben ne durumda olacağım? Gayet iyi gidiyor bizim.
Hatta dün gece kendi yatağımda yattım.
-Ya. -Ayşe'yle?
Yok be oğlum, ona dedim.
Artık kendi yatağımda, kendim yatmak istiyorum dedim.
Öyle kanepe falan yok artık dedim.
Allah Allah. Ayşe ne dedi?
Ne diyecek? Paşa paşa kabul etti.
Kararlı olduğunu hissedince o da anlıyor.
Aynen öyle 'bro'cuğum.
Buradalar, hadi.
Hadi, koparalım şu işi.
Biraz heyecan yaptım. Hadi.
Hadi koçum.
Aralarında Türkçe bilen yok, değil mi? Aman ha, patlamayalım bir de.
Sakın, Sinan Bey var. Bu şirketler arası evliliği yapacak firmanın yetkilisi.
(Kerem iç ses) İnsan bir şans diler.
(Duygusal müzik)
-Ayşe. -Buyurun Muhsin babacığım.
Kerem'i soracaksanız, az önce toplantıya geçtiler.
Biliyorum, biliyorum onu. Hadi sen de işleri bırak, bizle beraber gel.
-Ben mi? -Evet.
Hiçbir şey yapmana gerek yok kızım.
Oradaki heyecanı, stresi yaşaman bile bir tecrübe olur. Fena mı?
Hem kocana kefil oldun, ara sıra bakarsın. Fena mı?
Hadi gel, gel. Tecrübe, tecrübe iyidir her zaman. Gel bakalım.
Geç kızım sen şöyle.
Efendim, hoş geldiniz. Hoş geldiniz.
'You're welcome. Thank you very much.'
-(Muhsin) Merhabalar. -Merhabalar.
(Muhsin) Merhaba. Merhaba, hoş geldiniz.
Robert, sizinle tanıştığına çok memnun olduğunu söylüyor.
Biz de öyle, biz de öyle. Hazırsanız başlayalım.
-'Yes, we are ready.' -Hazırız.
Gel babacığım.
Geç bakalım. Bugün sen oturacaksın buraya.
Baba.
Bugün direksiyon sende, geç. Hadi.
Hadi. Bekletme insanları.
'İkigai'.
Her sabah uyanmamızı ve güne devam etmemizi sağlayan güç.
Aynen öyle.
Biz de işimize bu felsefeyle bakıyoruz.
Her sabah bizi yatağımızdan uyandıran ve devam etmemizi sağlayan bir güçle.
Bu yüzden...
...kendini yenilemeye adamış...
...tekrarlamaktan kaçınan bir iş felsefesi benimsedik.
'Online' bir alışveriş sitesi olarak...
...yatırımlarımız her zaman teknoloji ve bilim üzerine olacak.
Bu nokta bizim için çok önemli.
Dünyanın her yerine satış yapabilmemiz için sınırları kaldırmamız gerekiyor.
Bununla ilgili somut bir planınız varsa duymak isteriz.
Tabii ki.
Ben İngilizce de devam edebilirim eğer hızlandıracaksa.
Yo, yo, yo.
Onu Amerika'ya geldiğimizde konuşuruz.
Kendi ülkemizde, kendi dilimizden devam edelim.
Tamam o zaman, devam ediyorum.
(Hareketli müzik...)
(...)
(Robert) 'Good presentation, thank you. Thank you.'
Robert, hayranlık uyandıran bir sunum olduğunu belirtmemi söyledi.
İşinize duyduğunuz duygusal bağ ve vizyoner bakış açınız takdire değer.
Genelde bu ikisini bir arada bulmak zor oluyor.
-Teşekkürler. -Öyleyizdir.
Bu arada bugün Rıfat Beylerle de bir görüşmemiz olacak, biliyorsunuz.
Tabii, tabii siz onlarla görüşün.
Bilahare toplantının sonucunu bize bildirirsiniz.
Gerekirse sizle birlikte tekrar bir toplantı yaparız.
Yarın da bizim ofiste son olarak bir nihai kararımızı da görüşmüş oluruz.
(Kerem) Tabii.
Peki.
O halde ben sizi geçireyim.
-'Thank you.' -'Thank you, thank you.'
-Memnun oldum. -Ben de.
-Memnun oldum. -Teşekkür ediyoruz.
-'Thank you well.' -Teşekkürler, teşekkürler.
'Bro' sen var ya kralsın, kral.
Adamlara bir sağdan vurdun, bir soldan vurdun. Herifler şok oldu.
Şimdi iş bizde, değil mi? Ben yanlış anlamadım.
Ona getirdiler, yarınki görüşmede de onu diyecekler.
Aferin oğlum, aferin.
Hani derler ya önce can, sonra canan diye.
Ama insan baba olduktan sonra can da canan da evladı oluyor.
Onun üzüntüsü de sevinci de o derece büyük oluyor.
Aferin. Gurur duydum seninle.
Sağ ol baba. Sayende.
Yarını da pürüzsüz atlattık mı tamamız.
Yani Muhsin babacığım, senin ağırlığında hissediliyordu toplantıda.
Evet baba, o nasıl bir çıkıştı? Bilsem bu 'ikigai'yi hiç kullanmazdım ben.
Yok, yok. Dokunmayın, sevdim ben onu.
Bunu o zaman kutlamalıyız.
İyi de peşin peşin sevinmeyin imzalar atılmadan.
Belli ki bu adamlar her şeyi ince eleyip sık dokuyorlar.
İmzalar atılsın ondan sonra sevinirsiniz.
Yok Muhsin amca zaten böyle ufak, kendi aramızda bir şeyler.
Aynen şirket içinde basit, biz bize bir şey yaparız.
Bütün çalışanların emeği var baba.
Büyük kutlamayı imza sonrası, kaliteli bir mekânda yaparız artık.
Aynen, aynen. Kimse dağılmadan ufak bir ofis parti.
İyi o zaman akşama kadar işleri toparlayalım. Hadi.
'Bro' ben de şu gömlekten bir kurtulayım, geliyorum.
(Ayşe iç ses) Etkilendin mi sen? Ne o öyle, baygın baygın bakmalar?
(Ayşe iç ses) Sen bu partiye bile gitmeyeceksin. Senin planların belli.
Afiyet olsun.
Rıza Bey.
Doktor Hanım, hayırdır?
Müsaitseniz biraz konuşabilir miyiz?
Olur tabii.
Şöyle dışarda ağırlayayım ben sizi.
Ne içersiniz? Çay, kahve?
Sizin şu meşhur Türk kahvenizden içerim.
-Tabii, nasıl olsun? -Sade.
Oğlum, bize güzel bir kahve yap bakayım.
Bak boşları da buraya bırakıyorum, buradan alırsın.
Hemen abi.
Buyurun.
Kerem Bey, tekrar tebrik ederiz.
Ben de tebrik ederim. Sunum gerçekten çok başarılıydı.
Başarılı olacağını biliyordum ama bu kadarını beklemezdim.
Yalnız sen de farkında olmadan destek olmuş oldun.
Evet. Kitabı okumuştum daha önce ama böyle...
...bir anda kullanmak hiç aklıma gelmemişti.
İşte ona iş refleksi derler Ayşe Hanım.
Baksana herkes çok mutlu.
İşler senin için yoluna giriyor, ben de derslerime devam ediyorum.
Sürpriz bir şekilde reklam anlaşması yaptım.
Evet, sonuçta hedeflediğimiz buydu. Değil mi?
Haklısın.
Birbirimize ihtiyacımız kalmıyor artık.
Hiç o açıdan bakmamıştım.
Kerem, hadi abi terasa gidelim.
Gelmiyor musun?
Yok, siz gidin. Ben zaten ders çalışacağım ya.
Bir saat dersim var, ondan sonra uğrarım belki.
-Kolay gelsin. -İyi eğlenceler.
(Duygusal müzik)
-Teşekkürler. -Buyurun abi.
Afiyet olsun.
Gerçekten de dediğiniz kadar varmış.
Dedim ya, öyle babadan kalan bir meziyet işte.
Ben sizi daha fazla tutmadan konuya gireyim.
Doktor Hanım, eğer mesele geçen günse--
Hayır değil. Son seansı iptal etmişsiniz.
Tedaviyi yarım bırakmışsınız.
Bu saatten sonra, ben sizin yüzünüze nasıl bakayım?
Ben, işin siz boyutuyla ilgileniyorum Rıza Bey.
Birlikte çok güzel yol kat ettik.
Bu gibi durumlarda, böyle askıda kalan seanslar...
...ileride daha kötü durumlara sebebiyet verebilir.
Sağ olun, Allah razı olsun.
Siz de çok çaba sarf ettiniz, emek gösterdiniz yani.
Ben de alacağımı aldım. Bundan sonrasını ben kendim hallederim.
Ben sizi zorla getiremem tabii.
Ama en azından ilaçları hemen bırakmayın.
Kademeli olarak bırakmanız daha faydalı olacaktır.
Böyle ani bırakmalar huzursuzluklara ve patlamalara yol açar.
Ben size son reçetenizi de vereyim.
Dediğim gibi, kademeli olarak bırakın.
-Peki. -Son bir şey Rıza Bey.
Bence sizin ihtiyacınız olan şey, çift terapisi. Bunu bir düşünün derim.
Sağ olun Doktor Hanım. Bundan sonrasını ben hallederim.
Bence bizim öyle çift terapisine falan da ihtiyacımız yok.
O meseleyi de halledeceğim ben.
Peki.
Hayırdır, nereye?
Ama bizim kahvemiz de öyle yarım bırakılmaz.
Peki.
-Afiyet olsun. -Teşekkürler.
(Hareketli müzik)
Hişt! Kıvırcık, kıvırcık! Gel, gel, gel.
Gel, gel, gel. Vay kardeşim benim be.
Ne yapıyorsun? Görüşemedik bayağıdır.
Görüşmemiz mi gerekiyordu ufaklık?
Lan oğlum bir çay, kahve ısmarlayayım. Ondan diyorum, geç otur.
Otur, otur, otur.
Ne içiyorsun? Çay, kahve?
Yok, ben partiye gidiyorum. Partiden sonra.
Bırak şimdi partiyi.
Oğlum sen bütün gün çalışmaktan yemek de yememişsindir, şimdi açsındır.
Yok, ben partiden sonra yiyeyim.
Lan oğlum bırak şimdi partiyi falan.
Öyle ne olduğunu bilmediğin şeyleri yeme, yeme.
Bak, bak, bak ne var burada.
Mis gibi anne böreği be.
Bak şu alttakiler ıspanaklı, üsttekiler peynirli.
Şunlar da poğaça. Al hangisinden istersen.
Sana özel, ikram.
Nereden lan bunlar?
Evden lan. Annem yaptı, vallahi. Al, al, al bak.
Mis gibi olmuş.
Yok, sağ ol.
Ben içindeki besin değerlerini görmediğim şeyleri yiyemiyorum panço.
O ne demek lan?
Yani şöyle; yağ oranı, kalorisi ne?
Protein değeri kaç? Bunları görmeden yiyemiyorum.
Yani paket olsa bir nebze, paket.
Paketin üstünde yazıyor. Paketin üstünde yazıyor.
Çok pis elimde kalacaksın kıvırcık. Bak demedi deme.
Paket nedir? Paketi mi yiyeceksiniz, ne yapacaksınız? Anlamadım ki.
Paket lan.
Onun için de para gerek ki.
Alo Sabri? hazırlan, yemek işine giriyoruz.
Ben hazırım abim zaten. O günkü böreklerle alakalı, değil mi?
Aynen oğlum. Vallahi o bir şeyler söyledin, hepsi doğru çıktı.
Abi ben kafa basıyor ya bu işe.
Zaten işin Modamu'da olması da böyle ayrı bir motive kaynağı.
Yani ayrı heyecan.
Sabri coşma. Coşma hemen, coşma.
Bak şimdilik şu kadar ipucu vereyim; sermaye senden, emek benden.
Dur bir dakika abi, bir dakika.
Tamam abim sen akşam gel, bir konuşalım iyice. Olur mu?
Oğlum şimdi Kadir abi falan. Dışarda buluşalım vallahi sorun olmasın.
Abi burası benim de evim. Ne olacak?
Sen zaten Modamu dedin, kalbimi çaldın benim.
Ben orada çalışmak için canımı veririm abi.
Tamam Sabriciğim tamam. Tamam, tamam coşma. Akşam görüşürüz.
Sen niye nefes nefesesin lan?
Yok bir şey abi, yok bir şey tamam.
Sen akşam gel konuşalım. Tamam mı? Hadi görüşürüz.
İyi.
Güzel, hadi bakalım.
Konuyu herkes biliyor. O yüzden fazla vaktinizi almayacağım.
Ama Kerem'in büyük başarısı için hepinizin bir alkışını alırım.
Kardeşim benim.
Hepimizin başarısı.
Yiyelim, içelim bari.
Tamam, bak şimdi bu soruyu çözelim.
Tamam.
Y kare eksi dört eksi kare.
(Dış ses-alkış sesi)
Ayşe, ne oldu?
Yok bir şey.
Soruyu mu düşünüyorsun?
Bu iş olursa resmen uluslarası şirket olacağız.
Belki zam bile alırız.
Kerem Bey, harika iş çıkarmış.
Samet duyuyor musun? Kerem aşağı Kerem yukarı.
Sen de dans ediyorsun.
Ne yapayım Hülya'm? Şirket bizim değil mi? Dans etmeyeyim mi?
Ah Samet.
Muhsin. Onlardan yeme Muhsinciğim, sen bırak onları.
Al.
Al şundan ye sağlıklı sağlıklı.
Görüyor musunuz çocuklar? Kaç yaşıma geldim...
...hâlâ ne yiyeceğime kendim karar veremiyorum.
Muhsin amcacığım ama Yelda teyze de sizi düşünüyor. O yüzden yapıyor.
Bir tane de beni anlayan çıktı. Sağ ol güzel kızım benim.
Oğlumun başarısı yüzünden herkes mutlu, herkesin yüzü gülüyor.
Benim de midem gülsün. Ne var bunda?
Babacığım sağ ol iltifatın için ama beni bahane etme. Sen annemi dinle yine de.
Yani Muhsin amca da bir yerde haklı ama.
Kerem, herkesi gerçekten çok mutlu ettin. Çok büyük bir başarı.
İnsanın başarılarını görenlerin olması ne mutlu bir şey...
...ne güzel bir şey. Değil mi?
Bu güzel ortamda da en olması gereken kişi nerede? Yok.
Ayşe'den bahsediyor.
Anneciğim yanımda olamasa da manevi desteğini hiçbir zaman esirgemez Ayşe.
Ayrıca biliyorsun, o disiplinlidir. Şu anda da dersi var, çalışıyor.
Dokunmayın kıza. Çalışsın o, çalışsın, çalışsın.
Kerem, bu şarkıyı hatırladın mı?
Mezuniyet törenimizde çalıyordu.
Hani biz dans ediyorduk, çifttik. Okulun en popüler çifti.
Ay, ay sen böyle bileğinde çiçekli...
...üstünde o mavi elbiseyle prenses gibiydin.
O zaman hadi bir daha dans edin. Hadi.
Gerek yok şimdi.
Hadi Kerem.
("Aslı Demirer- Bu Kafalar" çalıyor)
"Eşten dosttan da arınırım"
"Size de olmaz mı bazen bu kafalar"
"Gidene dur denmez bence hiç kalkışma"
Kendine odaklan.
Derslerine odaklan. Kendine odaklan.
Bu iş bittiğinde herkes kendi hayatına dönecek.
Kendine odaklan.
Kız ne yaptın? Her tarafı pisletmişsin.
Abi şey, temizleyeyim ben. Paspas, bir şey var mı?
Yok tamam. Hallederim ben.
-Sen niye derste değilsin? -Çay almaya geldim.
Kızım ben veririm sana çay, söylesene.
"Biraz efkarımı dağıtırım"
"Eşten dosttan da arınırım"
Eğleniyor musun?
Ben her zaman eğlenmenin bir yolunu bulurum.
Hadi biz de dans edelim o zaman.
Volkan ne yapıyorsun? Sahiplenir gibi hareketler falan yapıyorsun.
Şirketteyiz.
İyi tamam. Ne kızıyorsun?
Canım kızmıyorum. Kızmıyorum da burası şirket.
Burada birazcık mesafe koysak nasıl olur?
Tamam öyle küsme hemen.
Akşam telafi ederiz bunu. Tamam mı?
İyi.
("Aslı Demirer- Bu Kafalar" çalıyor)
-Zahmet oldu. -Estağfurullah hocam.
Parti nasıl?
Yani bildiğimiz parti işte. Bayağı eğleniyorlar.
Keşke erteleseydik. Sen de eğlenirdin.
Yok hocam. Yani şu an burada olmak benim için daha anlamlı ve önemli.
Benim için de burada olmak çok anlamlı ve önemli Ayşe.
Ne yapıyorsun sen be? Geri zekâlı!
Ayşe.
Biliyorum bu çok yanlış ama sen de bunu istiyorsun, görebiliyorum.
Ne diyorsun sen?
Ben bir şey istemiyorum, sen her şeyi yanlış anlamışsın.
-Ayşe ben hiçbir şeyi yanlış-- -Hayır, bırak!
Ne yapıyorsun sen? Ben evliyim be, evliyim!
Eşyalarını topla git! Git şuradan!
Bak Kerem'i çağırırım. Çık!
(Duygusal müzik)
Onca börek getirdik, yüzüne bile bakmadınız be.
(Yaklaşan ayak sesi)
Görüyor musun Ayşe?
Tadına bile bakmadılar böreklerin.
Saf bunlar kızım saf.
-Nasıl keyifler, iyi mi? -Süper.
Kerem Bey, şirketin yıllık ciroları...
(Feza) Kerem Bey?
Ha, özür dilerim.
Ayşe.
Ayşe.
Kardeşim ne oldu sana?
-Yüzün niye bembeyaz senin? -Yoruldum abi.
Çok mu çalışıyorsun sen?
Bu kadar çalışma kızım. Git, dinlen biraz.
Vay Kerem!
Yarın için şimdiden başarılar.
Gerçi sen oradan her türlü imzayla dönersin.
Sağ ol, sağ ol.
Hişt bir de, esas imzadan sonra parti var diye duydum.
Orada artık beni çağırmamazlık etmezsin.
-Tabii. Sensiz olur mu hiç? -Eyvallah.
Hadi dinlen tamam mı? Abisinin gülü.
Ayşe...
...ne oldu?
Yok bir şey.
İlla bir şey mi olması gerekiyor?
Ders erken mi bitti?
Yok, çalıştık biz. Bitirdik dersi.
Muammer Hoca da gitti zaten şimdi.
Bir saat yapacaktınız. Daha yarım saat olmamış.
Sen iyi misin? Çok iyi görünmüyorsun.
İyiyim.
Yoruldum biraz. Dersler ağır geldi herhâlde?
Eve gideceğim zaten şimdi.
Eminsin değil mi bir şeyin olmadığına?
Yoksa söylemek mi istemiyorsun?
İyiyim Kerem, iyiyim dedim.
İyi, tamam o zaman. Biz şirkette kalacağız yarınki toplantı için.
Yoksa seni bırakırdım. İstersen şoförlerden biriyle--
Biliyorum, hallederim ben.
(Kuşlar ötüyor)
(Duygusal müzik)
Ben de seni bekliyordum Rıza.
Bahçede beklemeseydin keşke.
Hem daha bir dökünürüm, bir duş alırım.
Üstümü değiştiririm yani.
-Daha erken değil mi zaten? -Olsun.
Açık hava böyle iyi geldi bana.
Hem bak, senin için hazırlandım. Nasılım?
Hafif hafif makyaj da yaptım.
Güzel olmuş.
Zaten senin böyle şeylere ihtiyacın yok ki Nazmiye.
Nereye gideceğiz?
Vallahi bir şey düşünmedim.
Aşağı mahalleye yeni kebapçı açılmış.
İstersen oraya gidelim. Ham aile salonu da varmış.
Olur.
Hem mahalleden fazla uzaklaşmamış oluruz. Hesaplı da olur.
Ben...
...gideyim de geleyim o zaman.
(Duygusal müzik)
Hah 'bro', ilk toplantıda yaptığım...
...bize artı puan getiren bütün maddeleri topladım.
Ceyda da ortaklık sonrası için sunum hazırlıyor.
Yani adamlar tamam dediği an, onlarla çıkacağız karşısına.
Ee? İşte bu, süper falan gibi şeyler duymak istiyor kulaklarım...
...ama henüz duyamadım. -Kesin bir şey yaptı bu lavuk!
-Lavuk derken? -Muammer Hoca.
Kardeşim, sana maddeleri hatırlatmamı ister misin?
'Bro' vallahi, bu kıskançlıkla alakalı bir şey değil.
Ayşe'nin yüzünü gördüm. Allak bullak olmuş kız.
Bir şey oldu, bir şey oldu.
O herif, kesin bir şey yaptı.
Abi, bu kadar kafan takıldıysa, gidelim...
...çalıştıkları odadaki kamera kayıtlarına falan bakalım.
Yani çünkü sen böyle işe odaklanamayacaksın galiba.
İyi fikir, gel.
-Buyurun Kerem Bey. -Melih...
...küçük toplantı odasının, son iki saat...
...kamera kayıt görüntülerini bize açar mısın?
Tamam, Kerem Bey.
Buyurun Kerem Bey, görüntüler hazır.
Teşekkürler. Bize bir müsaade eder misin?
(Gerilim müziği)
-Bir şey yok gibi ama. -Biraz ileri sarsana.
Dur dur, iki geriye al.
Dur orada.
-Şuraya yaklaştırabiliyor musun? -Yapıyorum.
Eli görüyor musun? Ben yanlış görmüyorum değil mi?
Şerefsizin elini görüyor musun?
Ana! Adiye bak!
Bak devamında da Ayşe elini çekiyor, hayır falan diyor. Dudaklarına bak.
-Bir daha tutmaya çalışıyor elini. -O it de, hiç havasını bozmuyor.
Ulan ben demiştim, zamanında demiştim ben!
-Kardeşim, beni affet. -Niye, ne oldu ki?
Ben seni sadece böyle...
...Ayşe'yi kıskanıyorsun falan sanıyordum yani.
Oğlum, o duygu bende yok. Kaç defa söyleyeceğim?
Âşık mıyım da kıskanacağım?
Vallahi doğru söze ne denir?
Lan insan sarrafıymışsın. Herife bak!
Çapkını gözünden tanıyoruz tabii.
Ne olacak şimdi?
Ne olacak şimdi, ne olacak?
-Bir şey daha kaldı. -Ne kaldı?
Sence bu Muammer'in finali böyle mi olmalı?
Abi zaten Ayşe yapmış finali baksana.
Bağırmış, çağırmış. Kalkmış, yanından kovmuş herifi.
-Daha ne olsun? -Peki, yeter mi sence?
Yetmez tabii.
(Ayşe iç ses) Ben niye onun saçını, başını yolmadıysam.
(Ayşe iç ses) Bazen bana da bir kal geliyor.
Aynen öyle kalıyorum 'bro'.
Yani şimdi ne diyeyim? Adamı gir döv mü diyeyim, ne diyeyim?
Hakkı bu değil mi sence?
(Ayşe iç ses) Elbette o! O mahalle damarım niye çıkmadı ki orada?
Mahalle damarım çıkacaktı, onun böyle suratına suratına vuracaktım.
Ah, Rıza abim duyacaktı! Ah, Rıza abim duyacaktı!
Onu böyle bir güzel benzetirdi de.
Duysun tabii duysun.
Hem Rıza abi sever öyle, kavga dövüşü falan.
Ne olacak abi, eline mi yapışacak?
Saçmalama oğlum. Olur mu öyle şey?
Ne yapacaksın abi?
Bunca işimiz varken. Gidip, adamı mı döveceksin?
(Kerem dış ses) Volkan, yakışır mı bize öyle şeyler?
(Kerem dış ses) Kavga gürültü, dövmek falan.
(Kerem dış ses) Ama yine de bu iş böyle bitsin istemiyorum bir yandan.
(Volkan dış ses) Aklında ne var abi senin?
(Kerem dış ses) Tam karar veremedim. Artık doğaçlama...
...bir şeyler yapacağız. Hadi bakalım, tartışalım seninle uzay matematiğini.
(Gerilim müziği)
Kerem.
-(Muammer) Dur abi. -Ulan şerefsiz.
-Adam mı oldun lan sen? -Kerem, Kerem sakin ol.
Nasıl sakin olayım lan? Aşağılık herif!
(Muammer) Ne yapsan haklısın. Çok özür dilerim.
-Haklıyım tabii lan! -Bak, ben Ayşe'yi yanlış anladım.
(Muammer) Ah! Çok büyük bir hata yaptım.
Ayşe'yle aranızda problemler var gibi geldi.
Senin bu abartılı kıskançlıklarını da görünce...
...Ayşe'nin seni sevmediğini düşündüm.
Abartılı kıskançlık ne lan?
Kerem bak, inan çok pişmanım.
Keşke elimde olsa, bu yaşananları geri alabilsem.
Gerçekten özür dilerim.
(Muammer) Ah!
(Muammer) Ah!
Lan çapkınlığın da bir raconu olur lan!
Bana bak, bir: Evli kadına bakılmaz.
-İki: Kadın hayır diyorsa hayırdır. -Ah!
Bir daha seni Ayşe'nin yanında görürsem, böyle bırakmam!
(Gerilim müziği)
Merhaba, hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Şuraya geçelim biz.
-Tabii, buyurun. -Geç hadi geç.
Abi menümü vereyim, yoksa sayayım mı?
-Say bakayım. -Adana, Urfa, tavuk şiş...
...kuzu şiş, ciğer kebap-- -Oo vay vay, vay!
Kimleri görüyorum? Tamam oğlum. Sen geç, başka masaya bak.
Pardon birader, çıkaramadım ben.
Sen değil birader, Sarı Şeker'i tanıyorum ben. Ne haber kız?
Liseden arkadaşım bu da. Sarı Şeker, lakabımdı.
Face'de yazıyordun. Artık orada da görünmüyorsun vallahi.
Çekildim ben, yokum artık. Beyim izin vermiyor.
Yok canım, varsın. Dün gördüm. 'Online' oldun.
Hatta dürttüm, oralı bile olmadı.
Ne dürtmesi lan, ne diyor bu?
Dürttüm dediği, yani işaret yolluyor. Sanaldan hani.
Ben zaten Face'e işte sünnet var mı...
...akrabalardan ölen kalan var mı, evlenen var mı diye giriyorum Rıza.
Hadi sen git, bize menü getir hadi.
Emrin olur Sarı Şeker.
Ben bu cıvığı, bu gece buraya gömerim.
Bak, ben kebap yerine bunu yerim Nazmiye.
-Kalk gidelim, evimize gidelim. -Otur, otur.
Rıza'm sakin ol yiğidim. Bak, bunun lakabı (***). Tamam mı?
Bizim lisede üç tane Fikret vardı.
Kara Fikret, İnek Fikret, aha bir de işte bu (***) Fikret.
Bu adam işte (***) gelmiş, (***) gidiyor.
-Tamam mı? -Sarı Şeker ne?
Ne diye Sarı Şeker diyor bu herif sana?
Sarı Şeker, benim lisede lakabımdı.
Hani sabah şekerleri vardı ya işte, ben de sarıyım diye...
...Sarı Şeker diyorlardı.
Vallahi kız arkadaşlarım taktı adı.
Ne olur, gecemizin mahvolmasına izin verme aşkım.
Hadi biz kendi problemimize odaklanalım.
Tamam Nazmiye tamam.
Elli kere dedim, milletin içinde şöyle şeyler yapma.
Şöyle konuşma.
(Fikret) Al birader.
Sana tavuk şiş attırdım. Tavuk seversin.
Rıza'm da Adana sever, acılı!
Tamam mı? Hadi sen al git menüyü al hadi.
Nereden biliyor lan bu, senin tavuk şiş sevdiğini?
Nazmiye doğru söyle bak. Kim bu herif?
Yemin ederim liseden arkadaşım.
Tavuk sevdiğimi söylemişim, unutmamış işte.
Manyak! Ben daha dün ne yediğimi hatırlamıyorum.
Yeminle, başka hiç alakam yok.
Bak, göreceksiniz ilk beş dakikada tamam diyecekler.
İmza için gün belirleyeceğiz. Var mısınız iddiaya?
(Kerem) İlk beş dakikada benim, sonrası sizin. Hadi bakalım.
Kerem, sabahki toplantının heyecanından başka bir şey var sende.
Ne oldu, söylesene?
Bir şey yok canım. Ne olabilir ki? İş konuşuyoruz burada.
Heyecanlıyım.
-Dövdün değil mi lavuğu? -Ne?
Yok öyle bir şey. Ne dövmesi?
Pek dövmede denmez gerçi ona.
Hadi hadi, dövdün dövdün.
Belli belli. Üstünden yükler kalmış. Bir mutluluk gelmiş...
...bir rahatlamışsın sen. Anlarım ben.
Abi dövdüm! Ama hak etti herif.
Bir dakika, bir dakika. Kerem, sen kimi dövdün?
Ayşe'nin matematik hocasını, Pisagor Muammer.
İnanmıyorum.
Kerem, hiç yakışıyor mu sana böyle şeyler?
Yakışmıyor.
-Ama herif hak etti. -(Volkan) Bayağı taciz var.
Elini falan tutmaya kalkmış kızın.
-Komik bir şey değil yalnız. -Tabii ki komik değil.
Sinirimden gülüyorum ben. Yani arkadaşlar kusura bakmayın ama...
...benim başıma gelmiyor böyle şeyler.
Yok artık Ceyda. Bir de Ayşe'nin suçu var de, tam olsun yani.
Yok, olur mu hiç öyle şey? Ayşe'nin hiçbir suçu yok tabiiki.
Yani şunu söylemeye çalışıyorum.
Böyle bir şey hissettiğim anda ben, direkt mesafe koyuyorum.
Acayip soğuk davranıyorum. Elimi tutacak ha?
Yanıma bile yaklaşamaz.
Ayrıca diyelim ki başıma böyle bir şey geldi, hani oldu.
O zaman sevgilimin ya da eşimin bundan asla haberi olmaz.
Kendim hallederim ben. Sonra işler bu noktaya geliyor.
Yok yok, o da şey yapmadı.
Kızın da günahını almayalım şimdi.
-Kerem. -Hı?
Bu adam senden şikâyetçi olmaya falan kalkarsa?
Hayatta öyle bir şey yapamaz. Adam zaten utancından...
...yüzüme bile bakamıyordu. Sürekli özür dileyip durdu.
Umarım.
Oo, oo!
-Anne bir ıslak kek de mi yapsaydın? -Yeter oğlum yeter.
Oo, keke bak keke!
Elleme! Çocuğun arkadaşı için bu.
Baba ne yapıyorsun, ne elliyorsun ya!
Oğlum, senin bir tane arkadaşın gelmeyecek mi?
Koca kek. Ne var bir parça alsam?
Biz yiyoruz, genciz biz. İştahlıyız yiyoruz.
Yahu çocuk 25'ine giriyor.
Neredeyse ilk defa, eve bir arkadaşı geliyor Kadir.
Heyecanlanıyor yavrum. Gitme üstüne.
Niye öyle dedin ki sen şimdi niye?
Küçükken de gelmiyor muydu? Öyle diyordun. Bebekken gelmiyor muydu?
Geliyordu yavrum geliyordu.
Üç yaşına kadar. Ondan sonra hiç kimse yüzüne bakmadı senin.
Yapma şimdi çocuğun yanında.
Harbiden niye öyle oldu?
(Kapı zili çaldı)
Koş yavrum koş, koş, koş!
Abim, hoş geldin, buyur.
Aa!
Nereden çıktı lan bu?
Almam ben bu herifi içeri.
Ana! Ulan bunlar benim takım.
Allah cezanı vermesin. Şu takımları soktuğu hâle bak.
Ulan Sabri! Dışarıda insan gibi buluşalım demiştim.
-Ben de gidiyorum o zaman. -(Nermin) Ah!
Ben de gidiyorum, bir daha da gelmiyorum ben eve.
Kadir, vallahi delirtme beni!
Bir tanecik oğlum var benim.
Yavrum, hadi çıkar patiklerini.
Kıvanç yüzlüm benim.
Hadi, geç otur arkadaşınla içeri.
Kadir abi, vallahi hayret bir şeysin ha.
Mahallenin en sosyal, en şeytan tüylü...
...en yakışıklı adamıyla arkadaşlık ediyor oğlun.
Sevineceğine, konuşuyorsun be abim.
Gel Kıvanç kardeşim.
Bekle! Allah!
(Kapı zili çaldı)
-Buyurun. -Merhaba, ben Ceyda.
Modamu'nun Şile çekimlerinde karşılaşmıştık aslında ama...
...konuşmaya çok fırsatımız olmamıştı.
-Hatırladın mı? -Hatırladım. Buyurun.
Eğer beni içeri davet edersen...
...önemli bir konu hakkında seni bilgilendirmek isterim.
Tabii, buyurun.
Ne yalan söyleyeyim, senin bu...
...doktora yaptığın yanlıştı.
Ama ne yaptıysam aşkından yaptım be Rıza.
Ulan, şu aşkı her saçmalığınıza karıştırmayın.
Ne alakası var? İnsan âşık olduğu insanın...
...mutlu olmasını ister. Doktora gidiyor...
...ne güzel şifa buluyor diye sevinir be.
Cahillik de var tabii.
Cahillikmiş. İşine geldi mi cin gibisin. Neren cahil senin?
Buyurun. Afiyetle ye, Sarı Şeker.
İnsan gibi dövmez bunu Rıza.
Ne yazıyor onun üstünde, bir şey mi yazıyor?
Yok, şey hani böyle sofrada çocuk olur.
Onu böyle eğlemek için, iştahı açılsın falan diye...
...böyle şeylerin üstüne isimi yazarlar ya hani.
Ben de bu sofranın küçüğüyüm diye...
...benim adımı yazıvermiş.
Lan!
-Lan çörek otuyla kalp yapmış ya bu! -Yok yok, hayır bak.
Yapmamış kalp falan bak. Aha kalp gitti, gitti.
Ben de yiyorum şimdi bunu. Bak.
Şimdi yiyorum, bir şey yok yani.
Otur Rıza otur ne olur. Kurban olam otur ya.
(Fikret) Al bakalım şunu böyle.
(Fikret) Tam ortaya basıyorsun.
Yalnız güzel çek, netlik falan güzel çıksın. Tamam mı?
Bunu bizim lise sayfasına koyacağım Face'de.
Sarı Şeker'le yıllar sonra diye.
(Gerilim müziği...)
(...)
-Gel birader. -Efendim abi?
Gel birader gel.
Rıza'm, Rıza'm! Ben bir geçeyim.
Bacım hadi, hadi kalkın.
Hadi gidin, çıkın hadi bakayım hadi.
(Nazmiye) Hadi güzel abim. Hadi bacımlar hadi.
Ne yapıyorsun abi?
-Kafa atıyorum birader. -Deme!
(Nazmiye) Hadi çıkın, hadi bakalım afiyet olsun.
(Nazmiye) Bana bak, bana bak!
Sakın karışmıyorsunuz yoksa ben sizi döverim ha!
Seni bana sayıyla mı verdiler lan?
(Gerilim müziği)
Merhaba. (Kerem gülüyor)
Oo, yer yatağı. Güzel olmuş.
Hayırlısı olsun artık sana.
Aa! İtiraz etmeyecek misin?
Burada sen yatacaksın! Demeyecek misin bana?
En azından bir taş, kâğıt, makas falan.
Yapmayacağım. Git sen yat yatağında.
Rahat rahat uyursun işte. Kendime hazırladım zaten yer yatağını.
Sende bir şey var bugün ama...
...inat edip, söylemiyorsun.
Sen ne kadar meraklı oldun, son günlerde.
Senin yarın önemli bir görüşmen yok mu?
Git, görüşmene odaklan.
Tamam.
Matematik dersi nasıl geçti bugün?
Erken bitti sanki, değil mi?
Biliyorsun değil mi, öğrendin?
Keşke yanılsaydım diyorum ama.
Benim de kaderim bu işte. Yanılamamak.
Hep haklı çıkmak.
Ben şey yapayım. Sana kına getireyim.
Sen tuvalette yakarsın.
-Şuna bak bir de gülüyor. -Ne yapayım, ağlayayım mı?
Ağlama, üzül be adam sinirlen!
Sahte de olsa, ben senin karın değil miyim?
Adam senin karına! Taciz sonuçta değil mi bu bir yerde?
Bir dakika, bir dakika. Sen benim, senin için...
...kavga etmemi, birini dövmemi mi istiyorsun?
-Ben doğru mu anladım? -Ne alakası var?
Ben öyle bir şey mi kastettim?
Yo. Dağ başımı ayrıca burası?
Ben görürüm kendi işimi, kendim hallederim.
İyi, aferin.
-Ne oldu, halledebildin mi bari? -Hallettim.
Alması gereken cevabı aldı.
O zaman bu gece ikimizde huzurlu uyuyacağız.
Sen işini halletmişsin. Ben de haklı olmanın verdiği huzurla...
...mutlu mutlu uyurum.
(Ayşe) Bakayım. Sen uzamışsın bayağı.
Gülme, gülmesene be adam gülme!
Abim şimdi korunaklı, şık bir kap şart.
O olacak. Onun üstünde de böyle içindekiler falan yazacak.
Kalori değerleri falan içindekinin. Onlar şart abi.
Allah Allah! Bravo lan Sabri.
Senin bu konudaki bu engin bilgin...
...vallahi beni dumura uğratıyor ha.
Ben bir ara, üçüncü kuşak kahveci olacaktım da abim.
Peder şey yapmadı. Sermaye koymadı yani.
-O ne lan öyle, karateci dükkânı mı? -Yok abim.
Bu yeni nesil kahvecilere öyle deniyor.
Ama ben, sırf kahve değil böyle...
...salatadır işte sandviçtir falan onları da yapacaktım.
Oradan biliyorum yani. -Hah, tam yapacağımız o işte tam.
Ben her türlü varım abim.
Oğlum iyi de, sen tek başına yapmak istedin.
Senin peder sermaye koymamış.
Şimdi benimle yapmaya kalkacaksın. Hayatta para vermez ki.
Ben o işi çözeceğim abi, sen rahat ol.
Oğlum Sabri vallahi, yalan dolan istemiyorum bu kez.
Abime de söz verdim. Yemin ederim, rezillik çıkmasın bu kez.
Abi sen rahat ol, çözeceğim diyorum.
Benim farklı para kanallarım var.
-Diyorsun ha? -Evet.
İyi. Hayırlı olsun hadi ortak.
Hayırlı olsun ortak abi.
Lan bunun şeyinden var mı, şu ıslağından?
Ben yap dedim! Yap demedim mi ben sana?
Yap dedim ben sana! Söyledim abi!
Tamam oğlum, bağırma lan. Kovduracaksın beni şimdi, tamam.
Abi ama ben dedim, ıslak yap dedim.
Tamam, bu da güzel, bunu yeriz. Bu da böyle olsun.
-(Sabri) Dedim ama ben. -Olsun olsun.
İştah falan kalmadı ha.
-Bugün nasılım 'bro'cuğum? -On numarasın 'bro'.
Volkan, vallahi seni böyle şık kıyafetler içinde gördüm...
...artık gam yemem.
Bugün önemli toplantı var Yelda teyzeciğim.
-Macera aramayayım dedim. -Aferin lan sırık, akıllanıyorsun.
Hani sen buna bir kız bulacaksın, ne oldu?
Bulacağım işte, bakıyorum daha.
Yok yok, Muhsin amcacığım. Ben işlerime odaklanayım diyorum.
-Onu çok şey yapmasak şu aralar. -Kurtuluşun yok oğlum.
-1.15 yaz. -1.15
Yani ben bu şirkete veliaht doğuruyorum.
Senin o toplantılarda başköşede olman lazım.
Toplantıda bile yoksun.
Sultanım bu çocuk şeysine kaptırdık, ben çok heyecanlandım.
Samet, o çocuk yarın büyür, sana bunun hesabını sorar.
Hülya'm bak bu iki arada perde olayını çıkardın. Dikkat et bak.
Ben çocuğumuzun perdesine kadar düşünüyorum...
...sen toprak kaybediyorsun.
Diril artık Samet!
-Aa, polis! -Ha?
Bahçede polis var.
Hani ner... Ah!
Hülya! Hülya!
-(Muhsin) Bu ses neydi? -Aşağıdan geldi.
Bizim odadan geldi ses.
Bizim şaşkın Hülya, perde falan bir şey diyordu.
-Kesin devirmiştir yine bir şeyleri. -Düşmüş falan olmasın kız?
Aman.
Kızım o ses neydi, ne oldu?
Efendim polisler geldi, Kerem Bey'i soruyorlar.
Polis mi?
-(Yelda) Kerem? -(Muhsin) Ne diyorsun kızım sen?
-Kerem'in polisle ne işi olur? Kerem? -Bilmiyorum baba, öğreneceğiz.
Kerem Bey, hakkınızda şikâyet var.
(Polis) Bizimle karakola kadar geleceksiniz.
Ne diyorsunuz Memur Bey? Oğlumun birazdan çok önemli...
...bir toplantısı var. Ne oldu?
Şikâyet ciddi. Muammer Erpek'i darp etmek suçundan...
...hakkında şikâyet var.
(Ayşe iç ses) Dövmüş.
(Ayşe iç ses) Onu dövmüş.
(Duygusal müzik)
(Geçiş sesi) Ne şikâyeti Ceyda?
Ben zaten çok pişmanım, çok mahcubum o insanlara karşı.
Mahcup olacağın hiçbir şey yok.
Bak, sen farkında değilsin ama hissettiklerinde haklıydın.
Duygularında da, yaptıklarında da.
Ceyda sen ne diyorsun?
Tabii sen hiçbir şey bilmediğin için şu an çok şaşırıyorsun.
Seni anlıyorum. En iyisi şöyle yapalım.
Ben sana her şeyi, en başından anlatayım.
-Peki, dinliyorum. -Öncelikle ortada evlilik falan yok.
-Ne? -Yani var tabii ama...
...sahte bir evlilik.
(Ceyda) Birbirlerini gerçekten sevmiyorlar.
(Geçiş sesi)
Memur Bey, bir yanlışlık olmuştur.
(Kerem) Ben oradan ayrıldığımda, o çok özür diliyordu benden.
-Şikâyetçi falan olmamıştır yani. -Bir yanlışlık yok.
-Oğlum sen ne yaptın? -Baba tamam.
Babamın da dediği gibi, çok önemli bir toplantım var.
Onu halledeyim. Ben sizin yanınıza gelirim.
-(Kerem) Olur mu böyle? -Baba, baba, baba koşun!
Çocuğum doğuyor, erken geliyor.
Ne diyorsun oğlum sen? Bu ayda çocuk doğar mı hiç?
-Muhsin, çocuk düştü mü yoksa? -(Muhsin) Ne?
Bakın, bakın çabuk bakın! Fena oluyorum ben bakın!
-(Samet) Yelda abla gel. -(Muhsin) Allah'ım ya Rabb'im!
Memur Bey, gördüğünüz üzere elimiz ayağımız...
...birbirine girmiş durumda. Şu işlerimi halledeyim...
...yanınıza geleceğim, söz. Ha?
Muammer Bey, bize beş günlük hastane raporuyla başvurdu.
Güvenlik kamera kayıtlarını da teslim etti.
Şikâyet ciddi, lütfen zorluk çıkartmayın.
(Muhsin) Ay!
(Duygusal müzik)
Ah, Kerem!
(Duygusal müzik)
("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar...
...Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz
İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri
Son Kontroller: Dolunay Ünal - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor)
"Yalancı taçlar başında durmaz kötü kız olmazsan"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.