All language subtitles for The Kindred 1987

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional) Download
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish Download
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

KAN BAĞI (AKRABA) (1987)

'' I LOVE YOU 80s ''

Çeviri ve altyazı: ha46792...

Bu da ne?

Hadi ama!

Hey!

Kullanacağın arabayı sikeyim büyükbaba!

Hey, bir sedye getirin! Hala yaşıyor!

Çabuk ol!

Hala hayatta mı?

Evet. Hala yaşam belirtileri var. Ama bu yaralara ne yapabilirim bilmiyorum...

Belki de hiç uyanamaz değil mi?

Bu da ne böyle...?

Hey! Ne yapıyorsun dostum?

Dışarı çık! Dışarı çıksana!

Tamam! Tamam! Tamam!

Bu şekilde olmalı!

Hey, dostum hadi!

Bana bak! Sen geçen sefer benim çenemi kırmıştın!

- Ama bu şekilde olmak zorunda. - Hayır, neden, dostum?

Orospu çocuğu...

Merhaba.

John?

Hayır, ben Doktor Larson.

Hayır, laboratuar da. Orada aramayı denediniz mi?

Hayır! Onun evde olacağını düşündüm.

- Annesinden herhangi bir gelişme var mı? - Evet, iyi haber o kendine geldi.

Tanrıya şükür.

Sharon hemen buraya gelmeli. hastalığı nüksedebilir.

Umarım olmaz! Yirmi dakika içinde orada olurum!

Tamam!

Hart, evine gitsen iyi olacak. Neredeyse sabah 2.

Yardım istemediğine emin misin, Doktor Hollins?

- Bunun ne olduğunu biliyor musun? - Hayır.

Bir göz at.

Bu Briones olarak bilinen özel protein türüdür.

Briones?

Bu küçük şeyin Alzheimer hastalığı ve diğer koşulları...

...tedavi etmesine yardımcı olacağını umuyoruz.

John?

Dr. Larson annenin uyandığını ve hemen orada olmanı istediğini söyledi.

- Ne kadar önce aradı? - 20 dakika.

- Nasıl olduğunu sana söyledi mi? - Hayır. Acelesi olduğunu söyledi.

- Pekala. - İstersen benim araba ile gidebiliriz.

- Harika, bu bize zaman kazandıracak.

- Yoğun bakımdan çıkmış mı? - Dr Larson başında beklediğini söyledi.

John!

Doktor Lloyd, iyi haber! Annem kendine gelmiş.

Güzeli! Bu harika!

Onu göm!

O adam kimdi?

Dr. Phillip Lloyd...

Zehirliymiş gibi görünüyor!

Bir süre birlikte araştırma yaptık, bakteriyoloji üzerine.

Nobel Ödülü dışındaki tüm ödülleri kazandı.

Belki de onu kazanmak için çalışıyordur, kim bilir?

- Bilmiyor musun? - Hayır, hiç kimse bilmiyor.

Bu seviyeye geldiğinde sen de bilirsin.

Projelerini gizlerler insanlar ile konuşmalarına gerek yoktur.

Annem ile birkaç yıl çalıştı, o emekli olmadan önce.

Ben tartıştıklarını duydum.

Harika birisin.

Çok fazla konuşmasına izin verme.

- Ve çılgınca şeyler söylemeye başlarsa... - Çılgın olan sensin.

Merhaba!

Sana dedim ki ben asla...

...yapay yollarla hayatımı sürdürmek istemem.

Neden kesmedin?

Bu bir şikayet mi?

Sadece bir kaza, doğru değil mi?

Hayır, bir kalp krizi geçirdin. Bir kalp krizi.

- Ben birine zarar verdim mi? - Hayır. Sadece kendine.

Yani bu süre içinde ne yaptın? Burada oturup uyanmamı mı bekledin?

Başlangıçta evet. Ama Sharon her zaman yanımda oldu.

Ben bu haldeydim diye evlenmekten mi vazgeçtiniz?

Ne hoşuna gitmedi mi?

Senin için yapabileceğim bir şey var mı?

Benim için temizlik yapmak zorunda kalacaksın.

Eve git ve tüm belgeleri yak.

Hepsini yakayım mı?

Evet bu doğru. Bu hemocyanin tüm verilerinden kurtulduğundan emin ol.

Çok umut verici görünüyordu, ama yan etkileri çok tehlikeli.

Anne, ne oldu?

- Ne anne, ne...? - Hatırladım...

O gün...

Ben arabama gittim, ona doğru yürüdüm...

...bunu yapmam için gereken cesaretim yoktu.

- Aman Tanrım, o hala yaşıyor o hayatta... - Kim yaşıyor...?

Beni dinle! Oraya gitmen gerek. Hemen! Hemen şimdi!

Gitmelisin ve deneyi yok etmelisin!

Ve Anthony yazan belgeleri yak. Onları Yak!

John... bırakma lütfen bırakma...

John, seni kandırmasına izin verme.

Eğer denemeye devam edersen kim bilir ne hale gelir.

Aman Tanrım.... Şimdiye kadar gitmek istemiyordum...

Anne sakin ol, ben ne demek istediğini anlamış değilim. Ne olduğunu söyle.

Anthony!

Gelin lütfen, Bayan Amanda'nın, durumu ağırlaştı zararlı olabilir, izin verin ...

Anthony, kim anne?

Kardeşin!

Doktor Lloyd?

Burada ne işin var ? Sana asla buraya gelmemeni söylememiş miydim?

Doktor gelebilir miyim?

Burada olduğuna göre. İçeri gel!

Ne oldu? Jackson ödediği para yeterli gelmedi mi??

Daha fazlaya ihtiyacım var.

Ben iki katını istiyorum.

Harry, sana verdiğim uyuşturucudan hoşlanmadın mı?

Bu beni ilgilendirir.

Evet. Bu seni ilgilendirir...

Şey, Peki ya sana bir sonraki işte 100 Dolar fazla versem.

Doktor Lloyd beni dinlemiyorsun değil mi?

Bak, ben çalıştiğim insanları tehdit etmeyi sevmiyorum.

Ama istediğin buysa...

Benimle gel. Sana ödeme yapacağım.

Gel.

Bu bölümün başkanıyım, insanlar için bir model.

Ben kendimi sınırlamak istemiyorum. Beyin nakli ve pratikleri.

Tabii ki aslında insan evrimini değiştiriyorum.

Beyin ve organları ile yaptığımız işte bu anladın mı?

Evet.

Söylesene... Benden korkuyor musun?

Evet biraz... Bana ihanet etmeyeceksin değil mi?

İhanet mi? Dostum bunu sen yaparsan ben hapse girerim.

Ama sen arkadaşına ihanet etmeyeceksin değil mi?

Tabii, ama sen benim arkadaşım değilsin!

Babamdan öğrendiğim şey.

O gözleri katile benzeyen insanlara güvenme dedi.

Benimki katil gözleri mi?

Ya sence?

Hey! Lloyd, Hadi ama lanet kapıyı aç!

Siktir..

Buradan nasıl çıkılır?

Doktor! Doktor! Çıkar beni! Kimseye bir şey söylemeyeceğim! Lütfen...!

Hayır!

Tanrım!

John? Annen nasıl?

Şu an istirahat ediyor. Yatıştırıcı verildi.

Nereden duydun? Hart'mı söyledi.

Hayır, evini aradım Sharon söyledi.

- Peki sen neden buradasın? - Senin için, sanırım.

Hafta sonu tatili için. Benim bir şansım var mı?

- Ben sanmıyorum. - Ailemin 35 evlilik yılını kutlayacağız.

Gidebilirsin.

Ben biliyordum.

Selam Brad!

Günaydın! Bugün sigarayı bırakmaya çalışıyorum. Yani kimseye konuşmak istemiyorum.

Çok üzgünüm!

Özellikle seninle, Hart.

Annen hakkında daha fazla iyi haber vardır, umarım.

Durumu iyiye gidiyor... Teşekkür ederim.

Doktor Lloyd, annemi ne zamandır tanıyorsun?

Evet, şey. Onunla düğününde dans ettiğim kadar diyebiliriz.

Bu konuyu göreceli olarak sormak istememiştim.

- Otursana. - Teşekkürler.

Gerçekten benimle ne hakkında konuşmak istiyorsun?

Söyleyeceğim.

Onun başka çocuğu var mı?

Başka çocuğu mu? Böyle bir şeyden hiç bahsetmedi.

Dün geceye kadar bende hiçbir şey bilmiyordum. Anthony adında birine atıfta bulundu.

Kardeşimmiş... Bu konuda bir şey biliyor musun?

Bir kardeşi mi?

Yıllarca annen ile çalıştım. Ama o başka çocuğu olduğunu bana söylemedi.

Başka bir şey dedi mi?

Hayır.

Zaman ayırdığınız için teşekkürler.

- Hastaneye mi gidiyorsun? - Hayır.

Ben onun evine gideceğim. Tüm sonuçsuz deneylerini yok edeceğime söz verdim.

Ben serviste boştaki çocukları da götüreceğim.

Bir dakika bekle. Bekle.

Deneyler evde mi?

Amanda asla kolay kolay pes etmez değil mi?

Bende o rüyalardan asla uyanmadım... Yarım bir rüya ya da bir kabus.

Kendine iyi bak.

Evet.

Anthony...

Anthony'den bahset.

Söyle bana? Kaç tane Anthony vardı 2, 3. Kaç tane?

Ahlaken kendi kendine onlardan kurtulmak zorunda olduğuna karar verdin.

Dört tane.

Dört?

- Ya kardeşi John? - Ne demek istiyorsun?

Bak, oğlun ve ben iyi arkadaşız.

Emin ol geri döndüğünde ona, Anthony hakkında her şeyi anlatacağım.

Dikkatle dinle. Senin nasıl biri olduğunu bilse asla görmek bile istemez.

Senin o hastalıklı hayallerin hakkında ona tüm herşeyi anlatacağım.

Bir gün bile dayanamazsın.

Şey...

Sana bir şey söyleyeyim, Amanda.

Bana, Anthony ne olduğunu anlatmanın daha iyi olacağını düşünüyorum.

Gitmeden önce bu deliliklerine son vereceğim, Phillip.

Bunu yıllar önce yapmalıydım.

Amanda nereye gidiyorsun?

Ödül almadan mı gideceksin, istediğin ödül bu mu?

Hayır, hayır, hayır.

Neden bana söylemiyorsun? Hadi, söyle bana!

Kitaplar, notlar nerede, deneylerin raporları?

Ne yaptığını bilmek istiyorum, bunu nasıl yaptın? Başladığın işi bitirmek istiyorum!

Asla, seni aşağı çekmek için elimden geleni yapacağım.

Bunu yapmaya gücün olduğunu sanmıyorum.

O Tanrıya inancını muhafaza etmiş iyi bir Hıristiyan dı.

Şimdi, Tanrı, sevgisi ve merhametiyle ona cennetin Kralığında bir yer verecek.

- Efendimiz İsa Mesih aracılığıyla. Amin. - Amin.

- Çok üzgünüm, Johnny. - Teşekkürler.

Gidiyor muyuz?

Yalnız kalmak istiyorum.

Oğlu musunuz?... Başınız sağ olsun.

Teşekkür ederim.

Ben Melissa Leftridge.

Ben, anneniz temas kurmak istedim ve onun hastanede olduğunu öğrendim.

Onu biliyor muydunuz?

Şahsen değil. Ama, Oxford'da olduğum sırada bana ilham kaynağı oldu.

Cavendige Laboratuvarında...

...fırsat buldum. Onu bulmak ve ona teşekkür etmek istemiştim.

Bir keresinde bana övgü ve teşvik dolu bir mektup gönderdi.

Ben notlarımı gösterdim ve onları imzaladı.

- Onun yönetimi altında mı çalıştın? - Evet. Ben Cavendige çalıştım.

Benim uzayda kemiğin ayrışmasını önleme teorim vardı.

O benim teorimi paylaştı. Bu benim için hayal bile edilemezdi.

Yazdığı bütün kitapları aldım.

Ve günlüklerinin bir kopyasını aldım.

Derslerle ilgili tüm kelimelerini, düşüncelerini hala hatırlıyorum.

Sen Anthony hakkında herhangi bir belge okudun mu?

Hayır... Bu nedir. Kullanılabilir bir şey mi?

Hayır, henüz değil.

Bayan Leftridge teşekkür ederim. Annemin seni cesaretlendirmesine sevindim.

Ben onunla tekrar bir araya gelemediğiniz için üzgünüm.

Benim için bir zevkti.

Bayan Leftridge...

"Melissa"

- O kimdi?

- Onun adı Melissa Leftridge. - Bir tanıdık mı?

Hayır, ama bizimle bilirlikte. Bu hafta sonu eve gelecek.

Bu hafta sonu mu?

Dışarı çıkın.

Ne güzel ev!

- Buraya ne zamandır gelmiyorsun? - Uzun bir süre... 5 ya da 6 yıl!

- Neden bu kadar uzun? - Bilmiyorum. O gizliliği severdi.

Buzdolabı çalışmıyor.

Elektrik yok.

O hastanede iken faturalar ödenmedi mi?

Şaka yapıyorum... Hava kararmadan ve onlar gelmeden önce arasam iyi olacak.

John...

Çevrimdışı!

Ben elektrik işini halledeyim.

Burada bir jeneratör vardı.

Bak!

Elden gidiyor.

Tahtalar çürümüş.

Aşağı bir şey çok kötü kokuyor.

Orada ne olduğunu Tanrı bilir.

Bence iyi kontrol ettin.

İstediğim tek şey seninle ev turu.

Ben Üniversitedeyken, ayda bir veya daha az gelirdim.

Yemek için dışarı çıkardık ve sonra yürürdük.

Güneş altında hareket eden her şey hakkında konuşurduk.

Bilim hariç.

- Burası senin odan mı? - Görmek istiyor musun?

Sen ciddi misin?

Gittiğimde çalışmaya devam ettiğini söylemişti.

Ama bunların varlığından haberim yoktu.

Ben bazı arkadaşları davet ettiğime sevindim.

Bu işleri sıraya koymak bir hafta sürerdi.

- Bayan Leftridge sana yardımcı olur. - Hey...

Hepimizden daha fazla annemin işini bildiği için onu davet ettim.

- Ben kimseyi rahatsız edeceğini sanmıyorum! - Ya da beni.

Bu genç odası dışında şikayetim yok.

Melissa?

Kapı zilini duymamıştım.

Dün gece geldiğimde kapıyı açık buldum ve girdim.

Sakıncası yoktur umarım.

Hayır...hiç de değil.

Diğerleri beklemeden yanlız başlamaya karar verdim.

Gece yarısı mı?

John, bu ne sence?

- Bir düzeni var. - Ne biliyor musun?

Bu bir tür kuluçka dönemine benziyor.

John, burada bir şeyi bulamadım.

- Selam. - Merhaba. Ben Melissa.

Ben de kahve yapmaya gidiyordum.

Harika.

- Kahve ister misiniz? - Hayır. Teşekkür ederim.

Tamam.

Bir sigaram var ama ateşim yok. Şuna bak.

Tek yapacağım şey bu düğmeye basmak.

Ve sigara içmeye hazır.

- Görmek ister misin? - Evet.

Bu harika değil mi?

Ne oldu?

Aslında bu sigarayı bırakmak isteyen insanlar için çok iyi.

- Bana diğerini ver! - Peki, ya Nell?

O aptala bak.

Neden zaman kaybediyor? Bir şey elde edemeyeceğini biliyoruz.

Hiç aklına geldi mi? Güzel olan kimseyle herkesin yatmak istemesini.

Doğru, sana karşı çok nazik değil miyim?

Ayrıca sana sana kim söyledi bir şey beklediğimi?

Çünkü... Hâlâ benim için bir şeyler hissediyorsun.

Ben meslektaşlarınla ilişki kurmayı senin hayır dediğini sanıyordum.

Öyle resmi bir ilişki olmaz. Ama daha ziyade bir hafta sonu ya da...

...eğlenceli ve vakit geçirmeye yönelik Ciddi bir şey değil!

Bunun her hangi bir zararı olmaz.

Neden ilgileniyorsun?

Çünkü hakkında herkes böyle konuşuyor.

Brad sen bir Doktorsun! Ve büyü artık.

Bu ailemin 35 evlilik yıldönümü için hediye.

Ben karpuzun bir hediye olacağını bilmiyordum.

- Üzgünüm Sharon, John bir fincan çay istiyor. - Ben meşgulüm olamaz.

Ben yapacağım.

Sende ister misin diye soracaktım?

Hayır. Teşekkür ederim.

Pekala.

Hey! Nerede kaldınız?

- Biz biraz gecikmeli geldik. - Merhaba. Özür dilerim.

Yolu kaybettiğinizi düşündüm!

- Hayır, hayır. - Bir karpuz tarafından geciktirildik.

- Bunu nereden koyacağım? - Onu buraya koy.

Melissa... Bu, Brad Baxter. Brad... Bu da, Melissa Leftridge.

- Merhaba. - Nasılsın?

Hala çay istiyor musun?

Hayır. Teşekkür ederim.

Burası şaşırtıcı. Burası harika!

Annen çok özel olmalı. Tüm ev harika...

Bodrum istisna deme orada ne var?

Çamaşır yıkanacak yer. Banyodan çıkan gider boruları.

Bunu sevdiğim bu nedir.

Bir ninni. Annem eskiden benim yaramazlık yaptığımda çalarmış.

Görünüşe göre beni yatıştırmak için.

Neden bir kopyasını almıyorsun.

Hart!

- Merhaba, John! - Ben Melissa'yı tanıtmak istiyorum.

- Bu Hart. - Selam.

- Nell, Cindy. - Memnun oldum.

Tamam. Hart ve Cindy sizin araştırma materyallerini organize etmenizi istiyorum.

Deneyler ile ilgili her şey. Veri, tarihleri, ve benzeri.

Ve hemocyanin üzerinde ne bulduysanız doğrudan, Melissa'ya vermenizi istiyorum.

Bu çalışmalara, sadece o bakacak.

Brad, yeniden oluşturmak...

...üzerine annemin bitmemiş deneyleri sende.

Bir şeyler bulabilecek misin bakalım?

Ben de, Anthony hakkında bilgi var mı ona bakacağım.

Ondan hiçbir iz yok mu?

Bazı belgelerde ondan söz ediyor olabilir.

Ama ben bulamadım.

- Onun kaçtığına inanamıyorum! - Duke?

O keşfetmeye çıkmıştır, dönecektir.

Ya sen aradığın belgeleri buldun mu?

Belki de ayrılmadan önce onları yok etti ve sonra unuttu.

Bu konularda bana yardımcı olur musun?

Daha doğrusu yemekten önce iyi bir banyo yapmak istiyorum.

Ne düşünüyorsun?

Bekle...

Kendime bir söz verdim.

Şu andan itibaren, senden daha çirkin olan kimseyi öpmeyeceğim diye.

Şu resme bak!

- Ne mayo! - Bu eski!

İşte, John üniformasıyla laboratuvar da.

Ne düşünüyorsun?

Bu kıyafetler içinde daha rahat görünüyor.

Bu yemeklerden daha iyi bir şey yok mu?.

Bazı sulu meyveler de var.

- Hep şikayetçi. - Evet, bu doğru.

Hayır!

Bu karpuz ailem için!

Bazı meyveler dedim.

Hart? Onu arabama koyar mısın?

Tabii.

Lanet olsun.

Dikkatli sür. Hoşca kal!

Deniz de miydin? Araştırma işini çok ciddiye almış gibi görünüyorsun.

- Dün gece burada mı uyudun? - Hayır, ben laboratuvardaydım.

Herkes yatağa gittikten sonra Ben de gittim.

Ve sabah buraya yüzmek için geldim.

Laboratuarda bir şey buldun mu ?

Annenin eski günlüğünde detaylı bir çalışma buldum...

Deniz hayvanlarının üç binden fazla türü olduğunu öğrendim.

- Ya hemocyanin? - Hayır. Henüz bir şey yok.

Peki ya, Anthony bu konuda bir şey buldun mu?

Doğru, bir erkek kardeşin vardı değil mi?

Hayır ben öyle düşünmüyorum.

Ama bunun ne anlama geldiğini merak ediyorum?

Bunun bir çeşit melezleme çalışması olduğunu mu düşünüyorsun?

Hayır, hiç sanmıyorum.

Bunu karşı mısın, neden?

Her canlının bireysel yaşam biçimi olarak varolmaya hakkı olduğunu düşünüyorum.

Çalışma ilişkisinin incelenmesi...

Şimdi bu iyi bir haber melez ömrünün 28 günün de ve...

...Elektroforez ilk kez pozitif çıktı.

Anthony hissetmeye başladı...

- Cindy, biraz geriye alsana. - Olur.

Çalışma ilişkisinin incelenmesi...

Şimdi bu iyi bir haber melez ömrünün 28 gün de ve...

...Elektroforez ilk kez pozitif çıktı.

Anthony, kanında hemogyanin'i hissetmeye başladı

Hiç şüphem yok ki sunmuş olduğum DNA profili ile birleşmeye çalışıyor.

Başardığımı tüm dünyaya anlatmak istiyorum eğer yapabilirsem.

Ama henüz çok erken. En azından elde ettiklerimi anlayan kişileri bulmam gerekir.

Anthony, sakin ol, sakin ol!

O Küçükken seninle olduğu gibi yatıştırmak istediğini düşünüyorum.

Ne?

Annem beni sakinleştirmek için böyle seslendirdi.

Orada neyi sakinleştirmeye çalıştığı hakkında bir fikrin var mı?

Yanlış bir şey mi söyledim?

Duke.

Kahretsin!

Duke.

Yardım edin!

Yardım edin!

İmdat!

Yardım edin!

Hart...

Ne oldu?!

Eve git!

John, yardım et!

Ne gördüğünü söyle.

Kuduz bir köpek vardı. Kimseyi telaşlandırmak istemiyoruz.

Ne oldu?

Kuduz bir köpek tarafından saldırıya uğradı. Doktora gitmeli.

Hart...

John... O iyi olacak.

Her neyse, daha iyi olacak bu gece için bir hareket etmemeli.

Harika. Onu görebilir miyim?

Ona neyin saldırdığını biliyor musun?

Kuduz bir köpek.

Nasıl ve nerede?

Shelter Cove, deniz kenarında bir tepe.

- Hangi odada? - Koridorun sonunda.

Yatıştırıcı verdim çok fazla ağrısı vardı.

Teşekkür ederim.

Hart...

John...

O...

- Yalan söyledi - Kim...?

Hemocyanin mi?

Tanrım!

- O nasıl? - İyi olacak.

Doktor gitmemi istedi, bu gece gözlem altında.

Kuduz aşısı yapıldı mı?

Kuduz bir köpek değildi.

- Hart Melissa'ya öyle demiş. - Belki de yanlış gördü.

- Tutarsızca konuşuyordu - Sonra ne oldu?

Belki bir çakal, ya da... bir dağ aslanı olabilir.

Ben Hart'ın kan sonuçlarını gördüm.

Ona ne saldıran her neyse kanında hemocyanin kalıntıları bırakmış.

Bu imkânsız. Hemocyanin sadece deniz hayatında bulunur.

Tamam. Belki hayvan deniz mahsulleri yemiştir.

Bu şekilde bulaşmaz.

Melissa, bu konuda uzman olan sensin, ne düşünüyorsun?

Şey, ona laboratuarda çalışırken ya da burada bir şeye maruz kalmış olabilir.

Belki Hart laboratuvar da annenin bir çalışmasyla temas etti. Dikkatsizce risk aldı.

Bu yüzden daha dikkatli olmalıyız.

Belgelere bakmaya zamanın oldu mu?

Hayır, zamanım olmadı.

Ev kadını oynuyorum ve şimdi bu raporu bitirmem lazım.

Sharon, neler oluyor?

Her şey!

Bir şeyler yapmak zorunluluğu ile annenin evine geldik.

Ve de birlikte biraz vakit geçirmek için.

Sadece sen ve ben olacaktık, ve arkadaşlarımız...

... onu davet ettin. Ve sonra bir deniz canavarı Hart saldırdı.

Aslında seni rahatsız eden, Melissa değil mi?

Beraber çalıştığınız zaman nasıl reaksiyon gösterdiğini görüyorum.

Onu çekici buluyorsun.

- Nereye gidiyorsun? - İşi bitirmen için gidiyorum.

Eğer seni tanısaydım asla uyumaz derdim.

Evet, biliyorum. ama fazla zamanımız yok.

- Benim ki hastalık. - Ne hastalığı?

Hırs.

Melissa, burada olduğun için ne kadar mutluyum söylemek isterim.

Ben çok yararlı olmama ma rağmen. Değil mi?

Bunu evden getirdim.

Bizim bir şeyleri kutlamamız için.

Ve?

Bu olabilir...

Üzgünüm , yapamam.

Özür dilemene gerek yok. Arkadaş olacağız, değil mi?.

Neye içiyoruz?

Buradaki hiç gerçekleşmeyecek arzu için içelim.

Ve eğer senin yatağının içine kayarsam sakın şaşırma.

Sakın. Sharon çok hassas uykusu vardır.

Peki, sen ne düşünüyorsun?

Harika. Kesinlikle şaşırtıcı.

Harika.

John bunu biliyor mu?

Tam gün aradı ama bunu bodrum katında yapmadı.

Annesinin oraya herhengi bir şeyler gizlemesini düşünmemiş olabilir.

Tamam, ama neden bilmiyorum kadınlar, Hollins tarafından etkilenirler.

Anlamıyorum. Seni yumuşamış buldum.

Ve bu senin hayatın için önemli bir şey.

Biliyorum.

Oraya gitmek istemiyorum.

Sadece onun için değil casusluk yapmayı sevmiyorum...

Bana borçlusun.

Ellerini göreyim.

Niye bu kadar soğuk?

Bana verdiğin ilaçlar artık eskisi kadar etkili değil.

Daha güçlü bir şeye ihtiyacım var.

Uyuyamıyorum, benim çok ağrım var.

Anlıyorum.

Tamam.

Buna bak. Eve döndüğün zaman senin için kullanacağım. Anthony Onu bana getir.

Anthony hayatta onu bana getir.

- Nerede olduğunu bilmiyorum... - '' Nerede'' diye bir şey yok.

O evde doğdu. Amanda'nın evinde.

John düşünmeni istemiyorum. Kardeşi tehlikelikede.

Seninle bir anlaşma yapacağım.

Benim için bunu yap ve ben de bunu vereceğim güçlü bir ilaçtır.

Anlaştık mı?

Anlaştık

-Doktor Stone? - Evet?

- Doktor Hollins burada. - Tamam.

Her şey yolunda mı?

Oturun.

Merhaba. Ben, Cindy Russell, John yardımcısı.

- Hart nasıl? - Daha birkaç gün kalması gerekir.

Tekrarlayan nöbetleri var.

Ama başka bir şey hakkında konuşmak istiyorum.

Oturun lütfen.

Bu ne biliyor musun?

- Hayır. - Daha önce gördüğünü düşünmüştüm.

Yani bunu konuşmak için mi bizi çağırdın?

Bay Phillips'in kan testleri.

Hemogyanin. Büyük belirtilerini gösteriyor...

Nesi var sence?

Hemocyanin olduğunu biliyorum, görüyorum.

Geçen sene de buna benzer bir durum oldu aynı mahallede.

Farkı o kişi hayatta değildi.

Billy Cabagnot

Hemogyanin miktarı kanında çok yüksekti.

Bu sabah adli tıptan raporu aldım.

Doktor Stone, acil olarak yoğun bakımdan bekleniyorsunuz.

Şimdi arkadaşınızı görebilirsiniz. Daha sonra buna devam ederiz.

Ben bir kaç soru sormak istiyorum.

Elbette. Bunun bir örneğini alabilir miyiz?

Üzgünüm , bu hastane kurallarına aykırı. Hoşçakalın.

Ben yanında olacağım dikkatli ol.

Hart...

Tatlım...

SONLANDIR? Burada ne var görelim...

3 HAZİRAN, 1977. ELEKTROFOREZ DİYAGRAMI OLUMLU OLDU.

HIZLANDIRILMIŞ SÜREÇ.

İMHA PROSEDÜRÜ

İMHA PROSEDÜRÜ: ANTHONY 18 Temmuz 1977.

11.30 ANTHONY ELEKTRİKLİ SANDALYE İŞLEMİNE TABİİ TUTULDU

330 VOLT 1 DAKİKA 15 SANİYE. .

Brad?

Neden karanlıkta çalışıyorsun?

Çünkü enerji tasarrufu yapıyorum.

Ayrıca Jeneratöre baktım ve neredeyse hiç yakıt kalmamış.

- Hart nasıl? - Değişmedi.

- Yatmaya devam edecek mi? - O ağır sakinleştirici alıyor.

Melissa, ben kalmanı istiyorum, ve benim söylediklerimi iyi dinle.

Hatırladığım kadarıyla, annemin, Billy Cabagnot adında yardımcısı vardı.

Bugün, bir yıl önce evin yakınlarında, öldürüldüğünü öğrendim.

O Hart saldıran aynı yaratık tarafından öldürüldüğüne eminim.

Yaratık mı? Melez demek istiyorsun. Bu sabah hakkında konuşmuştuk

Otopsiyi okudum. Onun kanında büyük bir miktar hemogyanin bulundu.

Şaşırtıcı olan bugün yapılan kan tahlili ile aynıydı.

Bu doğru mu?

Eğer olmasaydı hemogyanin'i kim düşünebilirdi sence?

İkna edici olmamasının sebebi burada melez bir tür olduğu tespit edilemedi.

Lütfen bana bunun aksini ikna edin.

Brad, Sharon ve ben, bütün gün buradaydık. Ve bir şey ne gördük ne duyduk.

Ve burada olmadığını kanıtlıyor değil mi?

Hayır, tabii ki değil! Ama bu konular, bu hiçbir şeyi kanıtlamaz.

Sen de bunu görmedin, değil mi?

Ben, onun Hart'a ne yaptığını gördüm ve Cabagnot yaptıklarıyla ilgili raporu okudum.

- Belki buradan gitmeliyiz. - Evet, buradan gitmenizi istiyorum.

- Ne demek istiyorsun? - John!

Bekle sen ne demek istiyorsun? Ya sen?

Burada kalmak zorundayım ve onu öldürmeliyim.

Aklını mı kaçırdın?

Annen o mucizeyi başarmış ve sen gerçekten onu yok etmek mi istiyorsun?

Eğer kalp krizi geçirmeseydi bunu kendisi yapacaktı.

Gerçekten onu yok etmenin iyi olacağını düşünüyor musun?

Onu yok etmek için beni gönderdi.

Bunlar onun sözleriydi.

O hastaydı ve ölmek üzereydi!

Amanda Hollins hayranıydım. Hiç bir deneyini kaçırmazdım...

...hiçbir nedenle!

Bu senin için niye bu kadar önemli, Melissa?

- Jeneratör küfretti. - Ben ilgilenirim.

Melissa? Dün gece arabayı neden aldın?

John...

- Suçluya bak. - Harika!

Aynı şeyi dün gece de yaptın mı, Brad?

Ne demek istiyorsun?

Demek istediğim. Jeneratör için arabamdan benzin çektin mi?

Bunu düşündüren şey nedir?

Çünkü, dün gece depo...

...doluydu. Ve bu sabah neredeyse boştu.

Bana öyle bakma.

Sigara almak için mi gittin?

Bunu bir nükleer savaş patlarsa diye bulunduruyorum.

- Ayrıca ben sigarayı bıraktım - Tamam.

Belki, Melissa'dır

- Neden öyle dedin? - O kızla ilgili garip bir şey var.

Geçen gece onu öptüm sadece hoş bir öpücüktü...

- Ama bunu yaptıktan sonra pişman oldum. - Neden?

Öptüm ölü gibiydi sanki, bir balığı öptüm, çok soğuktu.

Soğuk mu bu ne anlama geliyor?

Farkında mısın? Herhangi bir nedenle bana kızdın.

- Sana kızgın değilim! - Kime?

Hiç kimseye.

Burada işler sarpa sarıyor.

Buraya geldiğimden beri sana neler olduğunu anlayabilmiş değilim.

Senin delirdiğini düşünüyorum!

Sen hayal görüyorsun.

Ne demek istiyorsun?

Öncelikle buraya kimsenin duymadığı kardeşini bulmaya geldin.

Şimdi de ev hizmetlileri ve aptallara saldıran. Bir melezi bulmaya çalışıyorsun.

Eğer bu oluyorsa...

Ne?

Ne oldu?

Hey, bir dakika bekle! John!

- John ne...? - Çanta.

- Ne...? - Çantan.

John, Brad?

Nereye gidiyorsunuz?

- John? - Ne yapıyorsun?

Dinle John. Sen bize ne istediğini söyle bizde yardımcı oluruz, evet.

- Yapabileceğimiz bir şey var mı? - Sessiz olun lütfen.

Bir şey deneyeceğim. Tamam mı?

- John? - Ne yapıyorsun?

Inanamıyorum.

O nedir?

Bunlar aynı!

Ve bu da ne?

- O Hart saldıran yaratıktan geliyor. - Ne?

Bu, Hart saldıran yaratık...

... anlamı da kardeşim. Annemin, Anthony dediği şeyle...

...aynı.

Ben anlamış değilim, bu şeyle nasıl kardeş olabilirsin?

Uzun zaman önce, anneme benim dokularımdan örnek almasına izin verdim.

Çalıştığı deneyde bazı insan hücrelerine ihtiyacı olduğunu söylemişti.

Görünüşe göre aşıyı herhangi bir hayvan üzerinde denedi. Hangi sınıf, Tanrı bilir.

O bir melez yarattı. Ve o onun en sevdiği aziz olan Anthony, adını verdi.

Düşünüyorum da, daha insani daha doğal olmasını sağlamaya çalışmış sanırım.

Brad...?

Arabayı alacağım.

Tanrım!

Brad? Brad?

Gidelim.

Acele edin, gidelim!

Hemşire Querrie..

Hemşire Querrie.. Acil serviste belekleniyorsunuz.

Hayır, Hayır. Her şey iyi olacak. Sadece kan örneği alacağım.

- Arkadaşlarımı uyarmam gerekiyor. - Yapma, yataktan çıkma!

Senin kalkman mümkün değil. Hadi ama yaraların hasar görebilir.

Batı kanadı, acil durum! Batı kanadı, acil durum!

Nereye gidiyorsun?

Hey, dur! Nereye gidiyorsun?

- Hey, dur! - Kapat önünü!

Bırakın beni! Yolumdan çekilin!

Melissa? Neredeydin? Seni arıyordum.

Ben Anthony istiyorum.

O her ne ise. Ve, Doktor Lloyd istiyor.

O benim hayatımı kurtardı.

Silahı bana ver.

Ne yapıyorsun?

Dr. Lloyd bir görev mi verdi?

Neden?

O benim hastalığımın tedavisi kabul eden tek Doktordu.

Hırs mı?

Daha ölümcül bir şey maalesef.

O hemocyanin ile çalışma yaptı. Daha sancısız hale getirdi.

Ve bu bana umut verdi.

- Onu al! - Ben çalışıyorum!

Yardım edin!

Pekala.

Hadi, buraya getir! Yere koy.

Melissa!

Buz gibi.

Melissa dayan seni hastaneye götüreceğiz.

Hayır! Sadece Doktor Lloyd bana yardım edebilir.

Ve hatta onun için bile, çok geç.

John, Anthony hakkında günlükler çamaşır odasında gizli.

Sana aitler.

Annen bana ilham veriyordu...

Melissa!

Neler oluyor?

Hayır.

Melissa...

John... Jooohhnnn!

Bir şeyler yap! Bir şeyler yapmalıyız!

Yüce Tanrım!

Johnnn... John, bana yardım et!

Hassiktir be! Burada neler oluyor.

Hayııır!

Brad! Yardım et!

Jooohn!

- Yardım edin! - Onu bırakmayın!

Cindy, bana yardım et!

Gidelim, gidelim! Buradan çıkalım. Gidelim!

Brad bak! Ben kapıları kapatmak için aşağı gidiyorum!

- Hayır. Geri dön. - Lütfen, sana yardım edeyim!

- Hayır, burası tehlikeli! - Her yer tehlikeli, John

John...?

Sharon!

Sharon...!

- John! John! - Beni duyabiliyor musun? Sen iyi misin?

Ben iyiyim...

Ben iyiyim.

- Ben bir şey görmüyorum! - Sessiz ol seni oradan çıkaracağım.- John!

Sharon!

Al bunu boruya bağla!

- Sana halat sarkıtıyorum! - Acele et.

Biraz daha.

Gördün mü?

- Ulaştı mı? - Tamam.

John?

Tamamdır.

Güçlü tutun!

Aman sıkı tut!

Yukarı! İşte bu!

- Sen iyi misin? - Evet, ama çok kaygan!

Sharon!

Sharon!

Sen iyi misin?

Sanırım.

Ben aşağı geliyorum! Yakında seninle olacağım!

Lütfen, acele et!

Tanrım!

John!

Sharon, hadi! Gidelim! Gidelim!

Orada, hadi çıkalım buradan!

Hart...

Hart, John ve Sharon onlar aşağıdalar.

John... Buradan...

Dikkatli ol.

Ben buranın çamaşırhane odasına çıktığını düşünüyorum.

Tırmanmaya çalışalım.

Brad...!

Hayır ... Hayır! Dikkat et!

- Elimi tut!! - Elimi tut!!

- Tamam. - Yakaladım! Sakın bırakma beni, Cindy!

Sakın bırakma!

Cindy sıkı tutun, Hadi! beni terk etme, Hadi bebeğim!

Elimi bırakma!

Cindy!

Cindy!

O... o gitti, Tanrım!

- Bu da ne böyle?! - Aman Tanrım, Brad. Sıkı tutun!

Hart! Bana yardım et!

- Ne yapacağız? - Bir fikrim var!

Gidelim!

Sharon, burada kal ve kasetin sürekli çalıştırmaya devam et.

- Bekle,bekle, ne yapacaksın? - Teybin devamlı çalıştır ve dikkat et.

Birazdan döneceğim.

- Hart, burada ne yapıyorsun? - Cindy orada.

- Bu ne için? - Ben onun peşinden gidiyorum.

- Hiç kimse oraya gitmiyor. - Ama yardıma ihtiyacı var!

Ulaşmanın tek yolu. Bu yaratığı öldürmek.

Nasıl?

Bir saniye... buldum!

Şimdi bu yaratık için, küçük bir sürpriz yapalım.

Sharon... Ben bir kaç saniye için elektriği kesiyorum!

Tekrar giriş yaptığımızda müziği kapat, tamam mı?

Tamam.

Kapattım.

Kıpırdama! Hareket etme!

Burada ne işin var ?

Amanda mirası için geldim. O bana ait.

Hayır, ömür boyu olmayacak.

Birini öldürmek zorunda kalırsam, bunu yaparım.

O şey Melissa'yı öldürdü!

Neyse, Melissa yaşamak için fazla şansı yoktu.

Şimdi eve girelim.

Ev gir, dedim.

Aman Tanrım!

Tut şunu!

Kabloları tutun.

Bekle, sen ne yapıyorsun? Onu yok etmeye mi çalışıyorsunuz?

Sen kendine parlak bir bilim adamı olduğunu söyleyebilir misin?

Lanet elektriği bağlayın!

Hayır, bekle.

John bunu! Annen yarattı...!

Sakın deneme bile. Kımıldama!

Kahretsin. Başka bir şeye ihtiyacım var!

- Kardeşini öldürmeye mi çalışıyorsun? - O şey kardeşim değil!

Beni iyi dinle. O senin kardeşin tam olarak neresini anlamadın?

Bir hataydı. Annem bunu biliyordu. Onu yok etmek için beni gönderdi.

-Peki ya para? -Evet, işe yarar.

Kardeşini bu yüzden aradım.

Sen John, bunun bir parçasısın.

Senin bir parçan, senin bedenin, ruhun.

Hayal gücünün bir parçasıdır. anlamıyor musun?

Öldür orospu çocuğunu!

- Yap! - Hayır!

Hayır!

Anthony...!

Anthony...!

Aman Tanrım...

Hayır!

Ben tekrar denedim, ama onu bulamıyorum.

Hepimiz günlükleri düşünüyouz.

Çamaşır hanedeki tüm günlükleri buldun mu?

Melissa bulan o.

Beni çağırırsın. Arabada bekliyor olacağım.

Ne dağınıklık.

- Hart nerede? - Ambulansta...

Kanaması yok ama Cindy kaybettiğine inanmak istemiyor.

Onunla konuşacağım.

Hayır...

- John! - Sharon!

Kibrit, kibrit.

Lanet olsun...

MAGNEZYUM.

- Burada kalacaksın. - Hart, teşekkürler.

Brad bulmak için içeri gidiyorum.

- Sen iyi misin? - Evet, evet.

Brad...?!

Brad...?!

Şimdi beni hayal kırıklığına uğratma.

Harika!

Küçük piçler siz artık tarih oldunuz.

Cindy!

Cindy!

İşte bu, yapabilirsin! Hadi!

Güze, güzel! İşte bu!

John, Sharon, Hart!

- Ne? - John nerede?

Senin için geri döndü!

Hayır!

John!

John, ev patlayacak!

Ne?

Cindy?!

Dışarı!

Bodrum küçük piç kurularıyla dolu!

Gidelim!

Kapat kapıyı!

Cindy!

Çabuk buradan gidelim!

KAN BAĞI (AKRABA) (1987)

Ç

Çe

Çev

Çevi

Çevir

Çeviri

Çeviri

Çeviri v

Çeviri ve

Çeviri ve

Çeviri ve a

Çeviri ve al

Çeviri ve alt

Çeviri ve alty

Çeviri ve altya

Çeviri ve altyaz

Çeviri ve altyazı

Çeviri ve altyazı:

Çeviri ve altyazı:

Çeviri ve altyazı: h

Çeviri ve altyazı: ha

Çeviri ve altyazı: ha4

Çeviri ve altyazı: ha46

Çeviri ve altyazı: ha467

Çeviri ve altyazı: ha4679

Çeviri ve altyazı: ha46792

Çeviri ve altyazı: ha46792.

Çeviri ve altyazı: ha46792..

Çeviri ve altyazı: ha46792...

Çeviri ve altyazı: ha46792...

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.