Afrikaans
Akan
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Sadece Rudy için. Yoksa bir adım daha atmazdım.
Ama sadece bir Rudy var.
İyi biri.
Beni delirtiyor. Bu kesin.
Sadece bir Rudy...
...ve bizlerden milyonlarcası.
Hadi gidelim buradan!
Acele et. Mac! Geliyorlar!
İşte geliyorlar!
Çabuk!
Sheba'm ol ve benimle gel...
- Evet. Evet. Evet! ...kum tepelerinin ardına.
Öp beni. Rudy! Çabucak öp beni!
Tanrım. Ona âşık olabilirdim.
Ben de.
Yarın nihayet özgür olacağımızın farkında mısın?
Gerçekten, kum tepelerini aşıp, âşık olabiliriz.
Gerçekten uzanıp, âşık olabiliriz.
Çok geç kaldık. İkimizde gayet iyi biliyoruz.
Her şey zamanında. Mac.
Biz, şu anda, muhtemelen ülkedeki en iyi eğitimli kadınlarız.
Ama konu aşk olunca, küçük çocuklar gibiyiz!
Cat. Harika bir fikir...
Paris'teki mezuniyet turumuza başlamayalım.
- Tanrım. - Hayır.
Hadi başlayalım... Bunu seviyorum...
Fas'ın kum tepelerini gezerek başlayalım...
...gerçek bir şeyhin kollarında!
Evet. Gecelerimizi, mutluluğu öğrenerek geçirebiliriz.
Ne güzel bir kelime... Mutluluk.
- M-U-T... - Hayır. Hayır.
- M-U-T-L... - Haydi, dalalım içine!
Mac. Bilmiyorum.
Hayır, sen ciddi misin?
Dalalım içine!
- Sen ciddisin. - Gelecek misin yani?
- Seçeneğim var mı? - Hayır.
Güzel! Seçenekleri sevmem.
Tebrikler. Miss Pipps.
Yarın Sahara.
Kumdaki kan.
İyi iş. Miss McGillvary.
Cotton. Arabayı durdur. Arabayı durdur!
Üzgünüm.
Yıllardır hayalini kurduğum bir şeyi yapmam gerekiyor.
Üzgünüm.
Kim O?
Sanırım avukat.
Neden o kadar mutlu?
Muhtemelen gösteri hoşuna gitmiştir.
Cotton. Çok üzgünüm.
Seni utandırdım.
Senin için kötü olmalı.
Ama. Anlarsın. Yapmam gerekiyordu.
Yıllardır hep, çok ciddi olmam gerekti.
Klostrofobik oldum!
Çok utanmış olmalısın.
Beni affedebilecek misin?
Bu benim işim değil.
Senin değil mi?
Hayır bayan.
Yani o büyük arabayı kullandığın için...
...herhangi birini bir konuda affedemez misin?
Aşağı yukarı öyle.
Yani arabayı sürdüğün için mi?
Evet.
O zaman arabayı ben sürerim.
Şimdi, beni affedebilir misin, affedemez misin?
Arabayı sen mi süreceksin?
Bu kovulduğum anlamına mı geliyor?
Eğer cevap vermeni bu sağlayacaksa.
13 yaşımdan beri hiç işsiz kalmadım.
Tamam. Tamam. Soru neydi?
Oh. Evet. Beni utandırdığın için seni affedecek miyim?
Soru buydu.
Öncelikle, şaşırdım.
Sonra. Eee. Sonra...
- Utandın. - Hayır.
Mutluyum.
Hayır. Ne kadar değişebildiğine şaşırdım...
...seni elbiselerin olmadan son gördüğümden bu yana.
- Elbiseler olm... - Sanırım 3 ya da 4 yaşındaydın.
Baya büyümüşsün.
Sanırım güzel ifade ettin.
Şimdi. Eski işini geri istiyor musun?
Hala boş mu?
Eğer dostum olup, benimle konuşursan boş.
Söyleyebileceğim fazla bir şey yok.
Ama söyleyeceksin?
Hadi gidelim buradan.
Oldukça şık görünüşlü bir avukat.
Sanırım, bugün benim oldukça zengin bir sürtük olduğum gün.
Hala dostum olacaksın. Cotton.
Eğer işimi tutabilmemin tek yolu bu olacaksa.
Tek yolu bu.
İşe sahip olabilmek için oldukça zor bir yol.
Evet. Hayatın kolay olmadığını söylenmişti bana.
Merhaba.
Miss Ayre McGillvary. Ben Robert Stewart.
Babanızın avukatlar ordusundan biri.
Saygısızlık etmek istemem...
Asla. Aksine...
...ama muzun olduğumda, sizin yaptığınızı
...yapabilecek kadar cüretli olmak isterdim.
Harika.
Sana diplomamı veriyorum. Ve sen bana ne veriyorsun?
Tanrım. Bu Cotton.
Sanırım tüm dünya benim.
Eee. En azından tüm iyi tarafları.
Şimdi adımlarımıza dikkat etmeliyiz, tam anlamıyla,
Kasbah'a yolumuzu bulurken.
Gel.
Yanımızda bir polis olmalı.
Sence yanımızda bir polis olması gerekmiyor mu?
Burada pek hoş karşılanmazlar.
Aslında, senin için olduğundan daha tehlikeli onlar için.
Riskleri olmadan hayat olmaz.
Karmaşık. Burada, Kasbah'ta biraz daha fazla.
Hey. Mohammed! Bak. Bak. Bak!
Hala korkuyorum.
Oh. Cat! Gerekirse seni hayatım pahasına korurum.
Korumak mı? Yarı çıplaksın.
Önce seni götürürler.
Hayır. Hayır... Onlar ne yaparlar?
Bekaretini alırlar.
Bunun için burada değil miyiz?
Bu kapı... Tam da bu gece, sizin şeyhinizi tutuyor olabilir.
Bakalım mı?
Allah'tan hakiki bir şeyh dileyebiliriz.
İki. Eğer o kadarı mümkünse.
Bunu sevdim.
Sen beğenmedin mi, Cat?
Beğendim.
Evet. Beğendim.
Gel.
Çok tatlı.
Tatlı!
Güzel.
Catalina. Bak.
- Mac. Şuna bak! - Bak!
Develer ne yapar?
Onlar satılık.
Cotton. Bir tane sever miydin?
Sevmek biraz sert bir kelime.
Allah cömerttir.
Miss. Şeyhiniz.
Miss. Şeyhiniz!
Bir şeyh mi?
Evet. Genç biri.
Çok genç diyebilirsiniz.
Güneyden geliyor.
Sonsuz kumların ardından.
Babası... Babası büyük bir paşa.
- Catalina. Görüyor musun onu? - Hayır.
Bak!
Kız kardeşin olabilir.
Miss. Şimdi şeyhle tanışmak ister misiniz?
Burada beklerim. Teşekkürler.
Benimle kalır mısın, Cotton?
Buradayız.
Gerçek bir şeyhten vazgeçemezsin!
Sadece bir tane var.
Yeni başlayanlar olarak, ikimiz için de yeterli sanırım.
Ama eğer çok korkuyorsanız, bunu ben kendim hallederim.
Tamam.
Bekleyelim mi?
Gidin.
Saygıdeğer şeyh. Size bu Amerikalı bayanı takdim etmeme müsaade edin.
Sizinle tanışmak için, ülkesinden buraya kadar gelmiş.
Nasılsınız?
İyi. Teşekkürler. Ya siz?
Hayal gibisiniz.
Teşekkürler.
Şimdi gidebilirsiniz.
Miss McGillvary?
Teşekkürler. İyiyim.
Lütfen dostlarıma, bir dakika içinde onlara katılacağımı söyleyin.
Nasıl isterseniz.
Oturun. Eğer isterseniz.
Lütfen.
Dünyada sizin gibi biri olabileceğini...
...asla hayal etmemiştim.
Ve eğer varsa bile, ona bakabileceğimi.
Ve şimdi öyle.
Allah çok cömert.
Hayır. Siz çok naziksiniz.
O adam ne dedi?
Benimle tanışmaya mı geldiniz?
Evet.
Neden? Nedenini öğrenebilir miyim?
Ee, uzun bir hikâye.
Kısa bir cevabı var mı?
Evet var.
Duymam mümkün mü?
Ee, biraz aptalca gelebilir.
Bütün bu yolu,..
...belki de istemeyeceğiniz bir şeyi, size vermek için geldim.
Bekaretimi.
Daha önce hiç böyle bir hediye verilmedi bana.
Bu doğru mu?
Hediyeyi alacak mısınız?
Bu gece.
Benimle sarayıma geleceksiniz.
Ve hediyenizi büyük bir mutlulukla alacağım.
Ben güzel bir çadır ve çölü hayal etmiştim.
Bütün Sahara'yı ve binlerce çadırı verebilirim size.
Bu gece gidiyoruz.
Çok uzak değil mi?
Bir uçağım var.
Bir uçağınız mı var?
Başka türlü sizi nasıl uçurabilirim?
Tabii ki.
Yarın gitmemiz mümkün mü?
Aynı hediyeyi yanımda götürüyor olacak mıyım?
Sadece bir gün daha yaşlanmış.
- Sence ben deli miyim, Cotton? - Hayır, deli değil.
Belki kötü?
- Gerçek? - Alabilir miyim?
- Kıskanıyorum seni. - Teşekkürler.
- Şimdi. Bu bir paraşüt. - Tamam.
- Şuraya bağlayacağım. - Tamam.
- Kullanmanı istemiyorum. - Hayır.
Ama kullanman gerekirse, şu küçük halkayı çekeceksin.
Tamam. Tamam.
Pastanın en büyük dilimini sana ayıracağım.
Çünkü seni seviyorum ..
...ve bu uçak beni çok korkutuyor.
Deve üstünde gitmeni tercih ederdim.
Bu muhteşem bir uçak.
Zamanının en az beş yıl ötesinde.
Deneysel bir dizayn.
Harika!
Her şey yolunda.
Sıkı tutun!
Güneş tamamen gitti.
Yağları eriyordur şimdi.
Bilmiyorum.
O çocukla bir problem yaşayacağını sanmıyorum.
Bu zevk bana ait olabilir mi?
Hayır, teşekkürler. Kocamı yalnız bırakmak istemiyorum.
Ama sorduğun için teşekkürler.
Beyefendiyle dans et.
Sorun olmaz mı?
Eşimin iyi vakit geçirdiğini görmeyi ne kadar sevdiğimi bilirsin.
Haydi. Acele et!
Söylesene!
Cat! Pekâlâ!
Evet. Milyonlarca mil uzunluğunda kumların üzerinden uçtuk.
Hatırlar mısın Cat… Filmlerde...
...Valentino kum tepelerinin üzerinden nasıl aşıp ta kızın ayaklarını yerden keserdi?
Evet.
Bende kendi şeyhime, bunu benim için yapmasını söyledim.
Cat, onu görmeliydin. Çok üzücüydü.
Her Valentino olmayı denediğinde, ayaklarımı yerden kesmeye çalışırken,..
...atı hep diğer tarafa gidiyordu.
Ne oldu?
- Sorun ne? - Atlardan nefret ederim.
Ama atlardan nefret edemezsin. Sen bir şeyhsin!
Bir şeyh olduğumu biliyorum.
İngiliz bir dadım vardı.
İngiliz bir dadısı mı varmış?
Dadım sorun değildi.
Okula Oxford'da gittim.
Hayatım boyunca sadece üç kez gittim oraya.
Ben bir şairim.
Ama hala bir şeyhsin.
Hayatımın kalanı, buna ayak uydurabilmek için oldukça zor geçecek.
Bu gece bana getirdiğin mutluluğu...
...bu dünyada hiçbir adamın yaşayamayacağının...
...farkında mısın?
Çok değerli bir çiçek gibisin.
Ve açman sadece bir kere keyif verebilir.
Sadece bir kere.
Çadır rüya gibiydi.
Çok büyüktü. Hizmetkârlar ve dansçı kızlarla doluydu.
Göbek dansçıları.
Mideleri ile inanılmaz şeyler yapıyorlar, Cat.
Ne? Ne yapıyorlar?
Muhteşem!
Peki, sonra ne oldu?
Sonra beni öptü.
Neden?
Cat. Beni kibarca yatırdı.
Ölebilirdim.
Ve sonra...
...beni soydu.
Ne?
Her şeyi mi?
Yani, her şeyi?
Her şeyi.
- Herkes hala orada mıydı? - Hayır, hayır.
- Hayır mı? - Hepsini gönderdi.
Bala her uzandığında,..
...midem onun dudaklarına değmek için yükseliyordu.
Neden miden yükseliyordu?
Sanırım onu davet ediyordu.
Nereye Mac? Nereye?
- Catalina! - Oh oraya tabii ki.
Tabii ki.
Ne?
- Ne? - Yalan söylüyordum.
Yalan mı?!
Eee...
Ne zamandı bilemiyorum, eee...
...ne zaman olduğunu...
Hayır. Mac!
Uyuyakaldı?
Tamam.
Bence uykusu tüttürdüğü şeydendi, benden değil.
Oh. Rudy. Rudy.
Her şey sahte miydi?
Bana bak.
Tamamen çıplaktım ve gidecek bir yerim yoktu.
Şimdi, ne yapıyoruz?
Eee, tekrar deniyoruz.
Mac, burası beni korkutuyor
Sahiden. İsviçre ya da İsveç gibi bir yere gidemez miyiz?
Belki de Hollanda! Güzel bir yer.
Hollanda'mı? Cat!
Bekâretini vereceksen, sıcak, bunaltıcı ve karanlık olmalı.
İtalya veya İspanya gibi.
İtalyanlar beni çok korkutuyor.
Ve Mac. Bekâretimi İspanya'da veremem.
Ben İspanyol’um!
İspanyol olduğunu biliyorum.
Ve Barselona'ya da gidemezsin.
Barselona'nın yakınlarına bile gidemeyiz.
Hey, toro!
Toro!
Hey toro!
Matador!
Matador musun?
Uzun zaman önce.
- Muhteşem olmalı. - Bazı iyi vakitlerim oldu.
Oh Tanrım! Ne yapıyor?
At ölebilirdi!
Bu bir tür festival.
Boğanın boynuzlarını görüyor musun? Uçları kapalı.
Ama büyük arenada bile boğaları asla öldürmezsin.
Vigo'ya gittin mi? Kansız dövüşürler.
Halk arasında pek popüler değildir.
Biraz kan olması iyidir.
Cotton. Ne dediğini anladın mı?
Evet. Hiç boğa öldürmez, hiç kan dökmez.
Bu yüzden halk arasında pek popüler değil.
Sanırım bundan hoşlanacağım.
Şuna bak!
Cotton. Bunca şey seni heyecanlandırmıyor mu?
Kütük gibi sarhoş!
Toro!
Hey toro!
Toro!
Toro, toro!
Kim o?
Onun Çingene gölgesi.
- Cotton. Sen... - Onun Çingene gölgesi.
Ne var?
Şu yarı at, yarı adam olan dükü göreceğim.
- Onu nerede bulabilirim? - Kilisede.
Tamam.
Sonra görüşürüz millet.
- Üzgünüm. - Üzgünüm.
Sadece, hiç bu kadar güzel bir şey görmediğimi söylemek istemiştim.
Ben de.
Mümkünse acaba... atlarınızı görebilir miyim?
Zevkle.
Atlardan anlıyorsun.
Onları severim. Okulda onlarla beraber yetiştirildim.
Ama bizimkiler bunlara hiç benzemezdi.
Bizimkiler koşup, zıplarlar ve tarlada top kovalarlardı.
Ama sizinkiler sihirli.
Pegasus gibiler.
Pegasus'u sevmez misin?
Bu gece benimle yemeğe gelmenizden onur duyarım.
Teşekkürler.
Ama iki arkadaşım var.
Onları da getir.
Teşekkürler.
Onları bu gece davet etmen gerekmezdi.
Bunlar aile için özel anlar.
O Çingene çocuğun hep seninle olması zaten yeterince kötü.
Hiç yalnız vaktimiz olmuyor,..
...böyle bir köyde yaşarken.
Şehre hiç gelmiyorsun.
Ağzına zorlukla bir lokma götürüyorsun.
Buraya yemek yemeye gelmedim.
Bu çok kötü.
Çok güzel bir yemekti.
Bütün gece bizimle konuşmadı.
Hatta bakmadı bile.
Dövüşü beğendin mi, Cotton?
Sana mesaj gönderiyor?
Fark etmişsin.
Oldukça büyük bir mesaj.
Öyle görünüyor.
Güzel ha, Cat?
Eğer istediğin buysa.
Haydi Cat.
Biraz eğlen!
Birine mesaj gönder.
Kim var ki başka?
O.
Angel. Angel! O bana baktı.
Onu bir dene.
Evet! Sen kötüsün!
Eğer biri bana fırsat verse, olabilirdim.
Gerçek bir adamı, gördüğünde bilir.
Şimdi sizin masanız.
Kadınlara dikkat et.
Görüşürüz anne.
Beni görmeye daha sık gelmelisin.
Olur anne.
İyi geceler.
Anne.
O nereye gi... Nereye gidiyor?
Nereye gittiğini biliyorum.
Bildiğini biliyorum.
Bu yüzden soruyorum. Nereye?
Nereye gittiğini neden merak ediyorsun?
Onu görmek istiyorum.
Onun istediğini sanmıyorum.
Adın ne?
Paloma.
Peki Paloma. Bu konuda bir şeyler yapabileceğimizi sanıyor musun?
Ayna bana mı?
Eğer beni ona götürürsen.
Kabul ediyor musun?
Bu çok fazla.
Senin için, hiçbir şey değil.
Hayır. Benim için çok güzel ve değerli.
Benim için de.
- Güzel. Tamam o zaman? - Tabi.
Tamam.
Peki, artık hoş geldik mi?
Hoş gelmiş sayılmazsınız.
Bir Çingene için bir yabancı asla hoş gelmez.
Ama sen yanımızdasın, bu yüzden sorun olmayacaktır.
Tamam.
Üzgünüm.
Sanırım.
Zengin bayan yanımda.
Zengin bayan yanımda.
Neden onu buraya getirdin?
Bana bunu verdi.
- Hangi bayan? - Sarışın bayan.
Angel ve Raymond onun dünyadaki en güzel kadın olduğunu söylüyorlar.
Benim adamımla yatağa mı gitmek istiyorsun?
Herhangi birimizin senin adamınla yatağa gitmek istediğini sanmıyorum.
Sahi mi?
O kadar güvenilmez mi görünüyorum?
Doğru mu?
Sanırım adamın çok güzel.
İyi görüyorsun.
Ve onu yatağına almak istiyor musun?
- Sanırım... - Sanırım hayır.
Onun yatağının kadını benim...
...ve bir başkası da olmayacak.
Hiç bir başkası.
Çok zorlu biri.
Hey. Ne zamandır birlikteler?
14. doğum gününden beri.
Sıradaki benim.
Yakında, beni alacak.
Ne yapacak?
Beni alacak.
Onun kadını olacağım.
Onun neyi olacaksın?
Kadını.
Oh kahretsin.
Görünüşe göre pek şansın yok.
Küçük bela onu yatağına alıyor.
Biliyor musun? Sanırım gitme vakti.
Neden yapıyor?
Ondan hoşlanmıyor bile.
Teşekkürler Paloma.
Çok ilginç bir deneyim oldu.
Umarım 14. yaş günün çabuk gelir.
Seninle şehre gelmemi istemiyor musun?
Cotton'ın dediği gibi, hepimiz yatmaya gidiyoruz.
Nerede uyuyacaksınız?
Nerede uyurlarsa. Ben yerde uyurum.
Tamamdır.
Paloma! Çıkalım şuradan.
Hayır! Sonsuza kadar kalacağım burada!
Üzgünüm. Bu mümkün değil.
Ne pasaklılık!
Kendine bir bak.
Bugün ne yapacağız?
- Sana yardım edecek miyim? - Kesinlikle.
İşte gidiyoruz. Yukarı.
Hayır!
Kalk.
- Ne yapacaksın? - Seni yıkayacağım.
- Ama neden? - Böylece kaşınmayacaksın.
- Ama... - Kendine bak.
Ben bir kadınım.
Olgun da.
Donmak için buralara gelmedik,..
...çünkü bugün bir at almak istiyorsun.
Hayır?
Hayır. Miss McGillvary. Hayır!
Bu güzel genç dükün, hemen bekaretinizi almasını istiyorsunuz.
Bu yüzden burada çalışmayan bir arabanın içinde donuyoruz!
Bir taşla iki kuş vurabilirim.
Bunu yapmak için ona aşık olman gerekmez mi?
Bilmem. Daha önce hiç yapmadım.
Oh Tanrım.
Tamam. Yavaşça, herkes arabanın arkasına.
Tamam.
Arabayı parçalayabilir.
Onu gözlerinin arasından vurabilirim.
Cotton, o bir boğa.
Bir boğa değil.
Ne yapıyorsunuz buralarda?
Paloma bütün hafta dağlarda olabileceğini söyledi.
Bekleyemedim.
Ve bu kadar yolu beni görmeye mi geldin?
Boğalarınızdan bazılarının, ineklerin ardından dağlara kaçtığını söyledi.
Ve donmadan önce onları yakalamamız gerektiğini.
Yaramaz çocuklardan birimiydi?
Evet.
Neden beni görmek istedin?
Atlarınızdan bazılarını satın almak istiyorum.
Ben at satmam.
Genç olanları bile mi?
Şarap ve boğa satarım.
At satmam. Üzgünüm.
Son kararınız mı?
Üzgünüm.
Kötü hissediyorum.
Size evimin misafirperverliğini sunmak isterim.
Ama bu dağ başından oldukça uzakta.
Peki, eğer tüm kaçan boğalarınızı bulduysanız,..
...belki arabada bizle birlikte gelirsiniz.
Bu çok hoş olur.
Zevk bizim.
Rafael. Rafael.
Bu atlardan herhangi biri ne işine yarar ki?
Atlarımdan birini şimdi aldığınızı farz edersek,..
...onunla ne yapardınız?
Eğer şu anda atlardan birine sahip olsaydım.
Ona, "Senin sahibin değilim",
"Senin dostunum." derdim
Sağ ol. Rafael.
Bu atlar boğalar olmaksızın hiçler.
Kendini gerçekten bunu yaparken düşünebiliyor musun?
Oh. Evet.
Ama sonra, bazıları benim deli olduğumu sanırlar.
Bu atı alabilecek bir paranın olmadığından emin misiniz?
Hiç bir para.
Ama her şeyin bir bedeli olduğu söylenmez mi?
Şaraplarımın evet, atlarımın hayır.
Mac. Bu güzel bir at.
Biliyorum. Onu istiyorum.
Tabi istiyorsun.
Sizi bu gece yemeğe davet edip, fikrinizi değiştirmeye çalışabilir miyim?
Öyle bir yemek hoşuma giderdi.
Ama maalesef, iptal edemeyeceğim planlarım var.
Ne yazık.
Emin misiniz?
Maalesef öyle.
Peki ya atlardan değil de, şaraptan bahsedersem?
Daha fazla üzülürüm.
Teslim oluyorum.
"Peki ya"larım tükendi.
Eğer otele geri dönebilirsek.
Sanırım yemek gene eski grupla.
Cotton. Sanırım yatağa gidip, yaralarımı yalayacağım.
McGillvary, bu çatışmayı kaybettin.
Savaşı kaybetmedin.
Sence Cotton senin küçük yaralı bayan hikayene kandı mı?
Sanırım.
Kısmen doğruydu.
Neden seninle gelemiyorum?
Çünkü opium küçük kızlara uygun değildir.
Orada kalıp banyo yapabilirsin... yani, küvette yüzebilirsin.
Ben küçük bir kız değilim.
Mac. Opium nedir biliyor musun?
Hiçbir şey bilmiyorum.
Sadece romantik geliyor kulağa.
Kitaba göre opiumun iki yüzü varmış.
Birincisi, büyük miktarlarda, öldürücü.
İkincisi, küçük miktarlarda, aşk iksiri.
Ee, kullanacağımıza göre,..
...kesinlikle romantik miktarlarda olmalı.
Angel'ın bu gece burada olacağından emin misin?
Evet, olacak.
Eğer Lady Woo-hoo'nun gecesi değilse.
Ayna ve inciyi sana geri veriyorum.
Lütfen?
Tamam.
Sen ve arkadaşların için istisna yapıyorum.
Çok teşekkürler.
Haşhaşı bilir misin?
Ee, tanışmıştık.
Sana rehberlik edeyim mi?
Kibarlık etmiş olursun.
Bir aşk iksiri. Küçük miktarlarda.
Bunu gerçekten yapacak mıyız?
Ben yapacağım.
Umarım hoş vakit geçiririz.
Oh. Kahretsin. Olmaz.
Çok sıcak.
Kendini uçuyor gibi hissediyor musun ya da uçmuş?
Kesinlikle.
Sen?
Güzel... Bir his.
Güzel mi?
Cat, güzelden daha öte.
Biliyorum.
Bayan dedi ki "Yavaş hareket edin."
"Hep yavaş."
Sanırım gidip Angel'ı bulmanın zamanı geldi.
Bir şey mi var?
Hayır.
Angel Sacristan'ı bekliyorduk.
Anlıyorum.
Bir dakika beklerseniz, lütfen.
Tabii ki.
Bekleriz.
Görünüşe göre, küçük Çingene’miz haklıymış.
Burada galiba.
Eğer buradaysa ne yapacaksın?
Uzanıp merhaba diyeceğim?
Merhaba.
At satmam.
Sadece şarap ve boğa.
Kaç şişe şarabım var demiştin?
Belki bir milyon.
Ne? Kimsenin bir milyon şişe şarabı olamaz.
Bir milyon şişeyi saymanın ne kadar vaktimizi alacağını merak ediyorum.
Yaklaşık 100 sıra. Yaklaşık 300 şişe.
Yani... Bizim... Hiç mümkün değil.
20...
Haklı mıymışım?
Bir milyon? İki milyon?
Beş milyon?
Angel. Ürettiğin her şeyi satın almak için ne kadar gerekir?
- Ürettiğim her şeyi mi? - Evet.
Şaraptan anlar mısın?
Catalina'nın ailesinin bağları vardır.
Bununla kıyaslanamaz.
Bak. Angel, bana bir dakika izin verir misin?
Tabii ki.
Mac, al onları. Bir sürü paran var!
Al!
Bende işletirim.
Eğer bir erkek olsaydım, kendimizinkileri işletirdim.
Lütfen yap, karı bölüşürüz, tamam mı?
Tamam!
3 bankamızdan ikisinin vereceği herhangi bir değeri kabul ederim.
Bu adil mi?
Harika!
Ama acele edip, bankayla işi bitirmelisin.
Satmak için çok çalışıyorlar.
Tamam. Cotton ve ben hemen gidiyoruz. Tamam mı?
Dinle. Bankayı ara ve onlara geldiğimizi söyle. Tamam mı?
Harika! Hoşça kal!
Harika!
Harika! Tanrım!
Evet...
Şimdi bunlar ardımızda kaldığına göre...
...neden bal renkli attan bahsetmiyoruz?
Üzgünüm. Ama gerçekten at satmıyorum.
Aslında sorun "satmak" kelimesinde.
Belki de.
Harika!
- Üşüdün mü? - Sen üşümedin mi?
Gayet sıcaktım.
Sanırım atın yüzünden zehirlendim.
Senin atın.
Tabii ki. Benim atım.
Hiç bu kadar güzel bir at olabileceğini sanmazdım.
Ne kokuyor?
Sıcak tarçın şarabı.
Oh. Biraz alabilirim.
Çikolata gibi bir şey kokmuyor muydu...
Altın atı ona verdiğini söylüyorlar!
Pek değil...
Seninle konuşmuyorum.
Natty. Miss McGillvary benim konuğum.
- Konuğun. - İyi geceler. Natty!
Seni sürtük!
- Pekâlâ. Bu kadar yeter. - Sürtük!
Seni Amerikan sürtüğü!
Seni sürtük!
Şimdi seni öldüreceğim. Seni öldürmeliyim.
Yeter. Natty! Yeter!
Kampa geri dönüyorsun.
Bu gece benimle ol.
Kes şunu.
Lütfen. Kes şunu. Natty.
Şimdi öldüreceğim seni. Seni öldürmeliyim!
Natty. Kes sesini!
Sen kes sesini!
Seni kesin öldüreceğim.
O zaman git bıçağını al.
Lütfen Natty. Eve git.
Merhaba.
Kusura bakma.
Sanırım onu çok uzun zamandır tanıyorum.
Onu, sanırım 14. yaş gününden beri tanıyorsun?
Çingene dünyası çok farklıdır.
14 yaş çok değişiktir.
Bu ilgini çekiyor mu?
Hayır desem yalan olur.
Güzel. Neden daha rahat bir odaya geçmiyoruz...
...biraz çikolatalı kekle...
...ve farklılıkları araştırırız.
Ve sonra, sana söylediğim gibi. uyuyakaldı.
Şimdi şeyhimin hikâyesini biliyorsun.
Belki de önce İspanya'ya gelmeliydin.
Belki de öyle.
Ve şimdi bu yükü bana vermeyi kabul eder misin?
Almak ilgini çeker miydi?
Lütfen.
Dinlen.
Gündoğumunda sana burada katılırım.
Gündoğumu mu?
Harika görünüyor.
Meyveler ağaçtan düşmek üzere.
Bu güzeldi. Teşekkürler.
Bu gece burada kalacağım.
Beni uyandırmayı unutma... yani tam olarak...
gündoğumundan yarım saat önce.
Evet, bu gece halledeceksin bebeğim.
Ya çok akıllı ya da çok kaba...
...meraktan deliriyorum.
Zamanı geldi.
Oye. Uyandın mı?
Ne... Ne yapıyorsun?
Benim kadar korkmuş olmalısın.
Korkmuş bir hayalet gibisin.
Pantolonunu ıslatmak üzere olan.
Dün gece buraya geldiğimde çok güvendeydim.
Ama sonra, uçurtma gibi de havalardaydım.
Ne yapıyorsun?
Angel, ne yapıyorsun?
Gittin mi?
Hala burada mısın?
Angel, hala burada mısın?
Biliyordum!
Bu çarşafın saçma bir fikir olduğunu biliyordum.
Yapmamalıydım...
Oh. Tanrım!
Doğduğun gün kadar çıplaksın.
Bu doğru.
Ama sadece bunun sevişmek için en iyi yol olmasından dolayı.
Beni öpecek misin?
Öyle sanıyordum.
Ben seni öpsem?
Nasıl istersen.
Tamam.
- Nerede olmamızı isterdin? - Oh. Bilmiyorum.
Yatak! Yatak iyi olurdu!
Yardım etmek için bir şey yapabilir miyim?
Bilmiyorum!
Evet.
Yat. Lütfen?
Yatar mısın? Lütfen.
Sanırım bu daha iyi olurdu.
Bunun her zaman muhteşem bir öpücük olacağını düşünürdüm.
Başını eğ. Lütfen.
Ve şimdi gözlerini kapat.
Ve kapalı tut.
Ve unutma. Bu benim öpücüğüm. Hiçbir şey yapma.
Hayal gücüm kötü mü?
- Saçma bir öpücük müydü? - Harika bir öpücüktü.
Üzgünüm. Saçma bir öpücüktü.
Muhteşemdi.
Hayır, üzgünüm.
Angel... Şimdi...
...hemen şimdi...
...bana her şeyi gösterir misin?
Bana her şeyi yapar mısın?
Sana yapabileceğim her şeyi gösterir misin bana?
Çok mu aç gözlüyüm?
Aç gözlü olmalısın.
Yatak bencil bir yerdir.
İçindeyken, sadece aldıklarımızı veriyor gibi görünürüz.
Sana verebileceğim kadar var mı bende?
Böylece bana zevk verebilesin.
Bu ikimizin birlikte bulabileceği bir şey.
Gider misin Marie?
Marie. Gider misin? Lütfen?
Teşekkürler.
Aç.
Hayır. Lütfen.
Üzgünüm.
Artık bakire değilim.
Hola? Hola?
Si. Digame.
Si. Un momento.
Telefon! Seni istiyor!
Hola. Catalina? Qu"tal?
Merhaba.
Merhaba.
Teşekkürler.
Beğendin mi?
Sanırım o dünyadaki en güzel şey.
Bankaya gidip, evrakı imzalamalıyım.
Seninle geleceğim.
Olmaz.
Atla eğleneceksin ve bu akşam döndüğümde...
...atını kutlayacağız...
...ve şarap işine girmeni ve...
Gördüğüm kadarıyla burada pek çok kıymetli şey tutuyorsun.
Bir 1924 Rolls araba ve sanat eserleri.
Neden bunların da icabına bakmıyoruz?
İşte buradasınız.
İşte.
Yaptık. Cotton! Yaptık. Angel!
Angel... Senin yatağına mı gitti?
Hayır.
Sanırım yaptı.
Hayır. Paloma.
Ben onun yatağına gittim.
Pekâlâ. Bu kadar konuşma yeter.
Dışarı. Dışarı. Haydi.
- Sürtük! Sürtük! - Oh. Tanrım!
Seni Amerikan sürtüğü!
Sürtük! Kahretsin!
- Bırak beni! - Yakaladım. Yakaladım!
Seni öldüreceğim! Seni öldüreceğim!
Sürtük! Aç kapıyı!
Seni öldüreceğim!
Orada.
Şimdi ne yapacağız onu?
Orada bırak.
Zaten sevmezdim.
Merhaba?
Miss McGillvary!
Çık dışarı. Çık. Her neredeysen!
Her neredeysen çık dışarı!
Üzgünüm.
Dans etmeyi bırakıp biraz dinlenmeliyiz.
Atlar ve boğalar öbür gün gidiyor. Dövüşeceğim.
- Sen? - Evet.
Ve görünüşe, göre arkadaşların araba süremeyecek.
Bu yüzden herkes burada kalacak.
Onun için ne fena! Kimse onu görmeye gelmiyor.
- Bundaki güzelliği fark edemiyorlar mı? - Bu onlar için çok farklı.
Her zaman, diğer ölümlü şekilde.
Büyük, güzel bir ringde olmalı, binlerce kişi onu alkışlamalı.
Burada sadece birkaç kişi ile değil.
Ölüm istiyorlar Mac. Kan istiyorlar.
Marie. Git!
Git. Marie!
Marie lütfen. Kes sesini!
Hadi! Hadi!
At nasıl? Yaralanmış mı?
İyi. İyi.
Emin misin?
Marie'yi eve götür.
Ne yapayım? Ne yapayım?
Köpek... Marie. Onu eve götür.
Ben iyiyim.
İyi misin? Gerçekten. İyi misin?
İyiyim.
Yaşıyor ve benim umurumda değil.
Mac. Kaba geliyor biliyorum. Ama bu sadece romantik saçmalık.
Değil.
Mac, seninle bir daha aşk yapamamasını umursamıyor musun?
Hayır. Umurumda değil.
Mac. Hayatında sadece bir kere... hepsi o kadarla kalacak.
Olabilir.
Tanrım.
Bu gerçekten berbat.
Tamam.
Bir kaç haftaya kadar, eskisi kadar iyi olacak.
Pek değil.
Tek söyledikleri bir daha yapamayacağı...
Muhtemelen.
Bu bir şans var demek.
Çok zor bir olasılık.
Tamam. Nasıl hissettiğini bir an için unut. Tamam mı?
Peki ya o?
Şu anda onun içinden neler geçtiğini düşünebiliyor musun?
Tanrım.
Cat. Onların ne söylediğine inanmıyorum.
Tamam kaplan. Tamam.
Hey. Kaplan.
Ben olacağım.
Girebilir miyim?
Bir dakikan var mı?
Bir dakikam var.
Şimdi, ne dediğime dikkat et.
- Dinliyor musun? - Deniyorum.
Tamam.
Şimdi bana elini ver.
Benimle evlenir misin?
Dikkat et! Teklifte bulunuyorum.
Tekrar soracağım.
Benimle evlenir misin?
Seninle bir dakikada evlenirim! Bir saniyede!
Ama eminim biliyorsundur. Buna hakkım yok.
Şimdi değil.
- Çünkü... - Evet! Çünkü!
Tamam. Tamam.
Şunu dinle o zaman.
Bu atlarla yapabildiğin her şeyi bana öğret.
Ve beni izle ve her geçen gün bana olan sevgini büyüt.
Ve en sonunda, felaket doktorlarının öngörüleri artık doğru olmayacak.
O zaman beni kollarına alıp koridordan geçirebilirsin.
Ve sonra sonsuza dek mutlu yaşayabiliriz.
Bu konuda anlaşamaz mıyız?
Bir kısmında.
Şimdilik kabul edeceğim.
Kıyafet güzel mi?
Cevap verme.
Beğendim. Hiç çıkarmayacağım.
Bu işe yarayacak.
Bunu garanti ediyorum.
Merhaba?
Merhaba?
Bağışlayın.
Beni mi aradınız?
Miss McGillvary, Catalina Terry'i mahzende bulacağımı söyledi.
O musun?
Evet. Benim. Benim. Benim. Benim. Benim.
Benim. Benim. Nasılsınız?
Üzgünüm.
Sorun değil.
Kimsiniz?
Robert Stewart.
Tanıştığımıza sevindim.
Sizinle tanışmak güzel.
Miss McGillvary'nin avukatlarından biriyim.
- Avukat? - Evet, bana sizden bahsetti.
Yakışıklısınız.
Çok yakışıklı!
Buradan büyük bir şirket yaratmamda bana yardım edecek misiniz?
Elimden gelenin en iyisine çalışacağım.
Onun altına ne giyiyorsunuz?
Herkes bu konuda şaka ediyor.
Bunu öğrenebilmek için, beni daha iyi tanımanız gerekiyor.
Ne?
Beni daha iyi tanımak.
Bakireleri sever misiniz?
Anlamıyorum.
Bakireler.
Bakirelerden hoşlanır mısınız?
Bakireler?
Evet!
Sanırım bakirelerden pek anlamam.
Bakirelerden anlayanlar da mı var?
Ne tuhaf.
Neden o eteğin altında, ne olduğunu bana söylemiyorsunuz?
Eteğinizin altında ne var?
Bakın, eğer dost olacaksak, kiltime artık etek demekten vazgeçin.
Anlaşıldı mı?
Ne?
Ne? Söyle bana!
Kilte etek deme!
Etek değil. O bir kilt!
Anlaşıldı mı?
Evet. Gayet açık... Kesinlikle.
Sekiz gün ve asık suratlı, somurtkan çocuk odasında Scrooge gibi oturdu.
Bir şey koy ki, ben de koyayım.
Kolay değil.
Tabii ki kolay.
Bunu koy.
Tamam. Bakalım ne yapabilirsin.
Kolay. Kazandım.
Hayır?
Kazandın. Evet.
Ve şimdi yatağa gidip, ağlayacağım.
Biraz yürüyelim.
Ben de.
Ağlamaya gideceğim.
Ağla Angel.
Her gece.
Ağla Angel.
Hayır. Gerçekten Cotton.
Yatakta olup, ağlamalıyım.
Kısa bir yürüyüş.
Çok, çok kısa.
Biliyorum.
Ama evliliği bu yüzden istiyor olabilirsin, buna rağmen değil.
Ağlama sebebinin bir kısmı da bu.
Eğer yatağıma gitmeme izin verirsen.
Anladığın sürece, gidebilirsin.
Seni seviyorum Cotton.
Ben de.
Gerçekten bir kovboy muydun?
Atlar beni taşıyamayacaklarını anlayacak kadar, büyüyene dek.
Filmdeki gibi atını öptün mü?
Herkesten daha iyi öptüm.
Ben... İyi bir öpücüydüm.
Bekle.
? Qu é pasa. Paloma?
İmdat! İmdat!
Evet?
O olmalı. Odasında değil.
Evita. Adamları getir! Silah ver.
Arabaları alın! Hemen!
Çabuk! Şimdi!
Gerçekten? Onu kaçırdılar mı?
Anahtar yok.
Kamyon. Kamyon!
Haydi. Paloma!
Çabuk!
! Caramba!
Esperadme. Esperadme.
Haydi. Ne bekliyorsun?
Dor de esta Cotton?
Çok zengin olduğu için mi kaçırdılar onu?
Umarım öyledir. Paloma.
Umarım hepsi odur.
Hızlı sür!
Neden bunu bana yapıyorsunuz?
Eğer hala bakireysen, onu istiyorum.
Artık değilim!
Bu beni üzdü.
Ama sorun değil.
Sonsuza dek benimle yaşamanı istiyorum.
Ve seni şimdi alıyorum!
Babamın, annemi aldığı gibi!
Dayan. Mac!
Evet!
Evet Cotton! Teşekkürler. Teşekkürler!
Seni...!
Şeyhim, düşünceleriniz çok güzel.
Ve çok gururlandım.
Ama ben aşığım.
Aşağıda. Aşığım!
Üzgünüm, ama benim de kendi ihtiyaçlarım var.
Şovenist bir dünyadayız!
Benim yaptığım doğru.
İhtiyaçların olduğunu biliyorum.
Hepimizin var!
Ama... Çok gururlandım beni kendinizinkilere layık gördüğünüz için.
Ama bencil olmam ve önce kendiminkileri düşünmem gerekir.
Seni zengin olduğun için kaçırdıklarını söylemiştim.
Hayır. Beni çok güzel olduğum için kaçırdı.
Biliyor musun, Angel yürüyor.
! Alta. Marie!
! Alta. Marie!
Güneşe çıkman gerektiğini düşünmüyor musun?
Etrafı seyretmelisin. Beni ata binerken seyredersin?
Bana olan sevginde günlerce geridesin.
Teşekkürler. Ama Marie ve ben yeni numaralar öğreniyoruz.
Merhaba Marie.
Nasıl istersen.
Sana yeni küçük arkadaşlar getirdim.
Üzgünüm. Çok üzgünüm!
Kuşlar sana mesajımı iletti mi?
Mesajını aldım.
Yaptım!
Bugün ona sarılmama izin verdi. Hatta o da bana sarıldı.
Şimdi gene bir münzevi gibi odasında.
Bir kucaklaşma, bir tekmeyi yener.
Ve Roma bir günde kurulmadı, biliyorum.
Kim dedi onu? Ben demedim.
Biraz daha sıcak çikolata ister misin?
Evet, lütfen.
Onunkine iki kaşık sabır koy, lütfen?
- Ne koyayım? - Boş ver.
Sana da vereyim mi biraz?
Tamam. Herkese iyi geceler. Yatmaya gidiyorum.
Neden bu kadar erken gidiyorsun?
Hayır Paloma. Benim için çok, çok geç.
İyi geceler.
İyi geceler.
Önce onları çıkardığın için teşekkür ederim.
Senin için, bir zevktir, Catalina.
Muhteşem.
Bunu yaptığımıza inanamıyorum.
Bunu yapmaktan mutlu olacağıma inanamıyorum.
Ama düzgün yapabilmek için...
...senin de kıyafetlerini çıkarman gerekecek.
Bak... Neden benim için sen yapmıyorsun?
- Yani, elbiselerini çıkartmayı mı? - Evet.
Umarım elbiselerim yokken de güzel olduğumu düşünüyorsundur.
Bu inanılmaz.
Beğendim.
Ve acı... Acıyı seviyorum.
- Öyle mi? - Evet.
Beni seviyor musun?
Evet.
Şu anda, seni gerçekten seviyorum.
Şu anda beni sevdiğini biliyorum.
Ve dinle, eğer... Sevgini istiyorsam, bunu yapmayı bırakmayalım.
Bu sonsuza kadar harcamanın en harika yolu olur.
- Sanırım buna hazır değilim. - Ne?
Ama yapamasak bile, seni gene de seviyorum.
Baştan çıkartması güç bir adamsın.
Dinle Angel. Amerika ile 300.000 şişenin üzerinde bir anlaşma yaptık.
Önümüzdeki hafta gönderiyoruz... Yani önümüzdeki ay.
İnanabiliyor musun?
Bu harika.
Dinle Catalina.
Bana öyle geliyor ki, bütün gün beni burada...
...satış raporlarını göstermek için tutmuyorsun.
Hayır. Hayır. Aslında öyle değil.
Mac bugün, bir süreliğine seni ringden uzak tutmamı söyledi.
Ve sanırım iyi becerdim.
Neden beni ringden uzak tutmak istesin ki?
Hey toro!
Bravo!
Bravo! Bravo!
Senin dikkatini çekmek için yaptım bunu.
Seni gündoğumunda göreceğimi söylemek için.
Gündoğumunu hatırlıyorsun, değil mi?
Bu işe yarar.
Kesinlikle Piores düşesi olmak istiyorum.
Üzgünüm Paloma. Ama eğer benim yolumda işlerse...
...sana bir başkasını bulacağıma söz veriyorum.
Onu sana vereceğim.
Bu gece iyi gece olsun.
Angel sana göre bir adam olsun.
Mutlu gündoğumu.
Mac bu işe yaramayacak.
Dur bakalım orada! Dur!
Kahretsin.
Haydi Marie. Dışarı.
O artık benim. Haydi.
Dışarı.
Yatakta şapka, kötü şanstır.
Bunu daha iyi bilmen gerekirdi.
Ata bugün iyi bindim mi?
Senden de iyi?
Öyle. Değil mi?
Tamam. Çık yataktan.
Haydi. Haydi! Dışarı!
- Ne yapıyorsun? - Yataktan kalk!
Ne yapıyorsun?
Haydi.
Geçen sefer bu şekilde yapmamıştık.
Ama o zaman küçük bir kızdım.
Şimdi bir kadınım.
Kanımı tatmak ister misin?
Kahretsin!
Bunu bana yapma.
Boğanın yaptığı şey yüzünden benim üstüme gelme.
Bu hepimizi buraya toplayan garip bir uykusuzluk.
Neden buradayız?
Angel ve Mac'e yardım etmek için buradayız.
Angel'e yardım edemeyiz.
Angel erkek olmak zorunda.
Sorun değil.
Yani hiç zevki bulamadık mı?
Civa gibiydi.
Hep bir sonraki seferin sözünü veren.
Zevk istiyorum.
Hadi bulalım.
Üzgünüm, seni duyamadım.
Beni tekrar bütünleştir!
Bunu garanti ettim!
14.
Utanmalısın.
O zaman da o kadar vahşimiydi?
Seni tırmaladı mı?
Uzun tırmıklar?
Yaptı, değil mi?
Sanırım şu an, sana seni sevdiğimi söylemek için en iyi zaman.
Ve senin de bana söylemen için aynı mükemmellikte bir zaman?
Öyle.
Eminim.
En vahşi rüyalarının da ötesinde.
Benim rüyalarım beni sonsuzluğun ötesine götürür.
Benim için sevgin olmalı.
Bunu garanti ettim.
Bravo!
Sen... Bravo.
Bak.
"X" Haklıydım.
Angel, ayağım. Kramp girdi.
Angel, ayağımı geri ver, lütfen.
Oh. Tanrım.
Üzgünüm.
Teşekkürler.
Subtitles by YILDIRIM
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.