Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Dünyamızın bir yılı tamamlaması için güneşimizin etrafına bir daire çizmesi
gerekir. Bu tur 365 gün sürer. Bunu zaten biliyoruz.
Bir gün bana çok sevdiğim biri güneşten bahsetti.
Güneşimiz de bir yılı tamamlamak için samanyolunun etrafına bir daire çizer ve
bu yolculuk yaklaşık 255 milyon yıl sürer dedi.
İnanılmaz değil mi?
Eğer hayatlarımızı dünyaya göre değil de güneşe göre hesaplarsa bir insan ömrü
ortalama 8 saniye sürüyor.
Sekiz saniye için doğmak.
Güneşin bakış açısından dünya üzerine milyarlarca kıvılcıması.
Sekiz saniye parlayan ve sönen.
Neredeyse bir nefes kadar kısa.
Belki de sırf bu yüzden o denli özel, o denli mucizevi.
Yalnız bu mucizenin bir parçası olmak o kadar da kolay değil.
Vallahi olmaz Bekir.
Bu yaştan sonra nasıl çocuk bakarız Bekir? Onlar bakar.
İşte benim hikayem böyle başladı.
Tamam, tamam, tamam, tamam.
Tamam, tamam çocuğum benim. Tamam, tamam, tamam.
Bak, bak kim varmış orada.
Ay benim bebek kızımı da susturan birisi varmış benim için bu hayatta.
Esra, rahat bırak babayı.
Ama ben de Allah'la konuşmak istiyorum.
Tamam, sonra konuşursun. Ver kahvaltını yer şimdi.
Demek benim küçük meleğim Allah'la konuşmak istiyor.
Konuş güzel kızım.
Ama ben de onu göremiyorum.
Allah bizim minicik gözlerimize sığamayacak kadar büyük ve sonsuz. Bazen
konuşmadan birbirimizi sevdiğimizi hissedebiliyoruz ya... ...işte Allah'a
da öyle hissedebilirim. Sen onun için istediğin zaman, istediğin kadar Allah
'la konuşabilirsin.
Ama Allah benim konuştuğum dili bilmiyor ki.
Minik kızım benim.
Allah bizim ağzımızdan çıkanı değil, kalbimizden geçeni bilir. Helen hadi oku
bakalım. Umut hadi topu tut, oraya okula gel.
Çok güzel. Teşekkür ederim Helen.
Esra.
Esra.
Esra.
Esra lütfen otur.
Hadi koş koş.
Esra.
Hemen yerine otur ve usludur. Hiç hoş bir davranış değildi bu Esra. Üzgünüm
ama bugün için sana bir asıp surat vermem gerekiyor.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Bizim hatamız, size söylemeyi unuttuk. Esra şemsiyelerden çok korkar. Demek
şemsiyeden korkuyor. Buradaki hava şartlarına düşünecek olursak şemsiyelere
alışması daha iyi olmaz mı? Evet, çok haklısınız Müdür Bey. Esra çok zor bir
kız. Anne ve babanızın neden gelmediğini sorabilir miyim acaba?
İkisi de çalışıyor. Güzel, o zaman onlara söyleyin. Önümüzdeki günlerde eve
bir mektup göndereceğiz.
Özel eğitim veren ve uyum sağlamasına yardımcı olacak bir okul Esra için çok
daha iyi olabilir.
Gel bakayım küçük milim.
Söyle bakayım kızım ne oldu? Ben başka okula gitmek istemiyorum.
Şarkı söyleyerek kitap okumayı seviyorum. Kötü bir şey yapmak
istemedim. Tabii sen kötü bir şey yapmak istemedin minik kuşum. Biliyorum ben
bunu. Bak sana bir hikaye anlatayım.
Bir zamanlar bir adam varmış.
Bu adam o güne kadar... ...hiç kimsenin yapmadığı bir şekilde dua edermiş.
Allah'a kendini yakın hissedebilmek için saatlerce ama saatlerce kendi etrafında
dönermiş. Dönerken bir eli gökyüzüne diğer eli yere bakarmış. Böylece
gökyüzünden aldığı tüm sevgiyi yeryüzüne dağıtırmış.
Hatta bir gün otuz altı saat durmaksızın dönmüş.
Bunu görenler ona deli demişler. Ama o gözlerini açtığında artık eskisi gibi
değilmiş.
Dönerken hissettikleri onu bambaşka bir insan yapmış.
Çevresindekiler aydınlanan yüzünde sonsuz huzuru görmüşler. Ve ona deli
dedikleri için utanmışlar.
Anlatmak istediğim güzel kızım, farklı olmak kötü bir şey değil.
Baban senin farklı bir çocuk olduğunu söyledi.
Nedir senin farkın?
Bilmem. Mesela sen uçabilir misin?
Uçamam. Ben de uçamam.
Ama uçtuğumu hayal edebilirim.
Sen yapabilir misin?
O zaman gözlerini kapat.
Olduğun yerde yükselmeye başla.
Çık.
Ağaçlar, çatılar katına.
Çık ayağa ve ona mehtabına.
Çık muhatabına.
Sonra güneşeyi.
Saman yoluna.
Ta oralarda.
Yani artık oradan dünya görülmez olduğunda.
Gerçek değil bir hayalizmiz.
Gerçek değil bir ihtimalizmiz.
Açmıyoruz.
Anladın mı ne demek istediğimi?
Hayır.
Büyüyünce anlarsın.
Peki şimdi anladığını hayal edebilir misin?
Evet. Anlaştık.
Sen çok güzel bir kız hayalisin.
Yaradan'ın güzellik uykusunda.
Korkma.
Seni korkutmalarına izin verme.
Ve asla hayal kurmaktan vazgeçme.
Hadi şimdi. Gidip istediğin gibi dönebilirsin.
Ne sıra? Hadi yapma vakti geldi.
Abla nasıldın? Hadi ol.
Güzeldi. Eminim çok güzeldi. Ama yazma vakti geldi.
Ve bunları okula taşımıyoruz değil mi?
Her şey her zaman senin gibi olamaz tatlım.
Bundan sonra biraz daha uyumlu olacağız.
İyi geceler.
Abla nereye gidiyorsun?
Tatlım ben geliyorum birazdan.
Ne bu sıra? Dün gece beni bırakıp gittin. Nereye gittin kızım?
Ya Esra bir saat içeri gittim. Sonra geldim birlikte uyuduk ya.
Yalan söyleme.
Berabere elbise giymişsin.
Sonra bir adama koştun. Ve onu dudaktan öptün. Adam seni alıp gitti.
Hayırdır inşallah.
Sen rüya görmüşsün hayatım. Rüyalar gerçek değildir değil mi? Hayır gerçek.
Sen al bunu.
Okula geç çalışacaksın.
Rüyalara dair ilk dersimi böylece aldım.
Rüyalar gerçek değildi. Çok kısa bir süre sonra Hayat ablamın en büyük rüyası
gerçek oldu.
Sonra ailenin, sonra da Sevgi ablamın. Bana göre de bu gerçek olamazdı.
Acayip yağmur başladı.
Ablamlar niye artık burada kalmıyor?
Ama Ezra'cığım söyledim ya, onlar evlendi, kendi evlerine gitti.
İnsanlar doğar, büyür ve evlenirler.
Sen de büyüyünce evleneceksin. Ben evlenmeyeceğim. Anne.
Efendim. Ben bir tane daha alayım.
Sonra geliştireyim. Tamam oğlum.
Eşyalarımıza niye alıyor?
Bu ev bizim için çok büyük. Tamam mı canım?
Baban şimdi daha ufak bir ev alıyor.
Şu büyük duvar vardı ya. O yıkıldı.
O yüzden de şimdi ev bulmak çok zor.
Sen de biz yeni ev bulup yerleşinceye kadar hayat ablanda kalacaksın. Tamam mı
canım? Evet Esra.
İstersen önünde oturabilirsin. Hayır yani.
Bak bir kuşa kaldı.
Hadi uçuyoruz. Hadi.
Allah'ım, beni duyduğumu biliyorum. Senden bir şey isteyeceğim. Lütfen...
Babam ve babam kur.
Onları yalnız bırakma. Her şey hayal ettiğimden milyonlarca kez
daha güzel olacak.
Seni çok seviyorum. Sen de beni sev.
Ne oldu Esra? Abla rüya gördüm. Çok korkuyorum.
Ne olur dur dediğim.
Hayır. Doğru odana. Tamam.
Canım sen odana git. Ben seninle geliyorum tamam mı?
Hayır. Sen hiçbir yere gitmiyorsun. Her gece aynı tantana.
Kendi başına yatmayı öğrensin artık. Hadi geç bakalım.
Yıllar geçti.
Sadece ben değil, rüyalarım da benimle birlikte büyüdü.
Rüyalarım sezgilerim miydi, yoksa korkularım mı?
Bu soruların peşine düşmem biraz zaman alacaktı.
Çünkü benim başka sıkıntılarım da vardı.
Sabah sabah nereye? Anneme gidiyorum.
Niye bu kadar erken?
Ya geç geliyorum kızıyorsun, erken çıkıyorum kızıyorsun. İnsanın kafası
karışıyor ya. Okuldan sonra doğruya ben.
Bir etek mi yok lan?
Niye ne var eteğimde? Hiç giymeseydin.
Sonra biraz fazla olmuş.
Bir dahakine git bilmem.
Var ya.
Efendim ne yapıyorsunuz? Sen geç erkeğe!
Annen nasıl oldu?
Annen nasıl oldu?
Doktor iyi olacak dedim.
İyi sevindim. Peki niye ağlıyorsun?
Çünkü kimse beni dinlemiyor.
Ben dinlerim. Bir şey diyeceğim takside bir şey anlatıyorum. Neydi o tam
anlayamadım. Annemi gördüm dün rüyamda.
Oturma odasının ortasında bayılmıştı.
Bugün sabah yanına gittim onu aynen o şekilde buldum.
Annemi rüyam kurtardı.
Ama kimseye anlatamıyorum bunu şu an.
Senin işin yok mu? Sen burada bizi mi bekledin?
Yok canım, ben de yemek arası verdim.
Tatlıyı bölüşelim ister misin?
Adın ne?
İfram.
Sen? Ayfun.
Sen niye hiç rüyalarını anlattırıyorsun?
Ben Rüya görmüyorum. Herkes Rüya görür. Bence sen hatırlanma.
Hatırlatsam ne olacak? Adı içinde Rüya.
İyi o zaman. Bana Rüya'nın da seni nasıl gördüğünü söylemeyeyim. Ne yapıyorduk?
Sevgili olmuştuk.
Ben çıkıyorum.
Ben niye?
Henna bulutacağım.
Bekle biraz. Ben bırakırım.
Gerek yok aslında. Ben gülmek istiyorum birazcık.
Yurtta kal.
Öpüşürken niye sağa sola bakıyorsun?
Eniştem. Eniştem.
İyi günler enişte.
Neredesin sen?
Saat bir.
Sana da iyi geceler enişte.
Ne yapıyorsunuz lan?
Neredesin sen?
Neredesin? Eline gittim dedim ya.
Öyle mi? Evet. Eline niye haberi yok?
Son kez duyuyorum sana. Neredesin sen?
Sevgilime gittim.
Ya bir sus!
Söylüyor bir de.
Ben söyle demedim mi be?
Saygısız. Sen çok mu saygılısın şu an?
Biri sana vurmak saygı mı be? Kimsin sen? Kimsin?
Senden ben sorumluyum. Bana emanet için.
Kalk. Kalk.
Çıldırdın mı? Sen odana git.
Ben sana getiriyorum hiçbir yere.
Ne yaptın?
Ne yaptın?
Ne yapıyorsunuz Allah'ım?
Bu evin kurallarına uyacaksın.
Bana bak, benim senin terbiye etmesine ihtiyacım yok. Anladın mı?
Bu benim hayatım. Bu benim hayatım.
Sana değil.
Hadi ben.
Sana söylüyorum.
Bu benim hayatım. Sen bana karışamazsın.
Karışamazsın.
Karışamazsın.
Karışamazsın.
İnsan kendisi gibi olamadığı bir yerde var olabilir mi?
Bir kediye kuş ol diyebilir misin?
Ya da bir kuşa uçma.
Kedi daima kedi kalacaktır. Ve kuş daima uçacaktır.
İnsanların özgürlüğün peşine düştüğü gibi.
Bedeli ne olursa olsun. Çünkü tabiatları budur.
Anne sen demiyor muydun insanlar doğar, büyür, evlenir diye? Kızım sen büyüdün
mü yaşın kaç.
Sen kaç yaşındaydın evlendiğinde? O zaman farklıydı şimdi farklı.
Sen okulu bitir, mesleğini eline al ondan sonra ne yaparsan yap. Anne okula
gidiyorum işte. Kaçmıyor ya gidiyorum okula. Kızım sen karar vermişsin zaten.
Hava Hanım müsaade ederseniz konuya girmeden önce sizlerle paylaşmak
istediğim birkaç şey var. Buyurun dinliyorum. Bizim çocuklar.
Birbirlerini görmüşler, beğenmişler. Derler ki biz hem evliliği hem okulu bir
arada yürütebiliriz. Yani sizin oğlunuzun ütü yapmak, yemek yapmak, ev
işi yapmak gibi marifetleri varsa olur tabii değil mi? Yok.
Yani bir saniye aşkım, bir saniye.
Hava Hanım, etraf bu evde mutfak olduğunu daha yeni keşfetti. Biraz önce
siz de kahve yaparken.
Yani insan artık olunca bütün bunlar zaten sorun olmaz değil mi?
Ama size şunu söyleyebilirim.
Kesinlikle canları sıkılmayacak. Her gece rüyalarda.
Ne seyahatler, ne serüvenler.
Ama siz de alışırsınız Havva Hanım. Biz nasıl alıştıysak.
Şu iğneleri cebine koyalım ya. Anne, bize para takmıyorlar. Biz Tayfun'la
konuştuk. Değil mi Tayfun?
Bir saniye, bir şey konuşuyorum. Olur mu hayatım ya? Adet böyle... Hani parası
olan var olmayan var. Biz kimseye mahcup etmek istemiyoruz.
Gel.
Ne yapıyorsunuz siz? Çekilir misiniz lütfen?
Kuşağı takacağım kızım. Adeta kuşak falan takılmıyor. Biz kimsiniz? Gelin
hanım maşallah.
Senin değerine hafızan süper ha. Ben Tayfun'un teyzesiyim. Hakikçi oldu
artık.
Hadi gel. Hayır teyzesi. Kuşak takmıyoruz dedim. Ben bura kalacağım.
Hayatım bak. Bu namus. Bunu takmadık mı çürük gelin almışsın derler ya. Yok.
Anlatmayayım ben be.
Çürükmüş. Tayfun.
Ayıp yani ayıp. Ayıp mı?
Bence bir kumaş parçası ile insanları kandırmak daha ayıp değil mi Tayfun? E
tamam. Aa Tayfun'un dili çözüldü. Müzdere olsun oğlunuz konuştu.
Hadi hazırız çıkıyoruz. Gel şimdi çıkıyoruz. Bırak onlar gitsin. Bırak
gitsinler. Tamam ne oluyor?
Gidin gidin.
Eğleniyor musun kızı?
Esra... ...buradan kapıya yirmi metre ya var ya yok.
Bu da vazgeçmek için yeterli bir mesafe.
Eğer istiyorsan kızım... ...sen de oraya kadar yürürsün.
Bayağı evlendik ha.
Esra her şey istediğimiz gibi oldu.
Evlendik.
Yuvamız oldu.
Çocuklarımız olacak.
Artık hiçbir şeyi kafana takmana gerek yok.
Bundan sonra bana emanet.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Rüyamda bir adam gördüm bizi ayırıyordu. Ne?
Rüyamda bir adam gördüm bizi eliyle böyle ayırıyordu.
İnanmıyorum aynı rüyayı gördük. Ne yaptık ne yaptık? Aynı rüyayı gördük
yerin altındaydık çıktık adam bizi ayırdı. Aynı rüyayı gördük diyorum.
Esta bu rüya falan değil bu adamı delirdin. Hadi kaçıyoruz.
Dur dur dur.
Şimdi efendim bu tür cinler... ...bilhassa yeni evlenmiş çiftlerin
huzurunu kaçırmak için... ...ilk geceden bizzat şeytan tarafından
gönderilmişlerdir.
Tabiatıyla kadın daha zayıf bir yaratık olduğu için ne yaparlar? Önce gelip
kadına musallat olurlar.
Bakın işte bunu diyorum bakın.
Şükür ki bu tedavi edilebilir bir marazdır.
Bana mı geliyor şimdi?
Sus. Niye susuyorsun?
Sence normal mi bu?
Ey cinler bu çocuğu rahat bırakın. Bu çocuğu rahat bırakın dedim.
İnanılmazsınız. Sevap verin kaç kişisiniz.
Sen buraya gel. Kaç kişi sinir? Ya dört. Bir, iki, üç, dört ya.
Tarifimi nereye ekliyorsun?
Misra ben artık gece böyle çöküşeceğim. Ne zamandan beri?
Bugün başladım.
Ben ne olacağım?
Sen ne olacaksın ne demek ya? Uyu işte Esra.
Ne? Hayır ben de geliyorum. Hayır gelemezsin. Ben de geliyorum.
Bak Esra sen buradayken iş alamıyorum. Anla bunu.
Ya benim ne tutum var ki? Aşkım bak evde yalnız kalmak istemiyorsun. Anlıyorum. O
zaman seni annemin yanına götürürüm. Orada kal. Ne dersin?
Tamam Tayfun ya. Gerek yok. Tamam Tayfun deme. Çözüm arıyorum burada. Gerek yok
ya. Bir daha gelmeyeceğim seninle.
Merak etme.
Ben de gidip kendime gece işi bulurum. Ben Esra.
Çalışamazsın. İçindeki logo hep müşteriye dönüp olsun. O önemli.
Okey. Her zaman Güleryur'da olacak.
Ayrıca müşteri her zaman haklıdır. Her zaman.
Bak haklı olmadığı zaman bile sesini çıkarma lütfen. Çünkü olay çıksın
istemiyorum. Tamam mı? Esra.
Tamam canım benim anladım.
Allah kabul etsin.
Sen yeni misin? Bana baksana bir tavsiye. Benim damarıma basma
masalarımdan uzak dur.
Esra biraz dikkatli ol. Patrona tecrübeli olduğunu söyledim.
Ya kaybolup gidersen.
Bir de beni sevmezsen.
Umrumda.
Patrona doğru servisi yapmak işe yarıyor demektir.
Çekil de geçeyim. Bana bak sen bir kendine gel.
Çok güzel değil mi?
Sana da aldım.
Tamam al.
Bunu bana ver.
Ne oldu?
Benim de sana bir hediyem var Esra.
Nerede? Ceketimin cebinde.
Bu ne?
Elektrik faturaları. Çok paran var ya, yarar ödersin.
Terk edemezsin desem Ya kaybolup
gidersen Bir de beni sevmezsen
Umrumda
Haydi şimdi uzak dur
Haydi şimdi
Hepinize bakın.
Sarp'cığım gelir misin lütfen?
Gel gel gel benimle gel.
Gel gel gel benimle gel.
Gel gel gel benimle gel.
Bu konu bu kadar önemli mi?
Bu ne endişe? Bu ne telaş böyle?
Bence bu konu bu kadar önemli.
Bu ne endişe, bu ne telaş böyle.
Gel, gel, gel, gel benimle. Gel, gel, gel, gel benimle.
Gel, gel, gel, gel benimle. Gel.
Ağla, ağla biraz açılır.
Hiç konuşmadan derdimi anlat bana.
Duhun bile duymaz. Nasıl olsa ben uğraşıyorum. Geri zekalı. Her şeyle ben
uğraşıyorum. Kendi az bir dileksiz şeyleri başkalarının üstüne yükleme
tamam mı? Kim konuşacak Tayfun? Sanki benim çok umurumda.
Sana ne oluyor ben onu anlamıyorum.
Karının ne olduğunu bilmiyor artık.
Bilmiyorsun değil mi? Ben artık... Senin aklın ne?
Benimle doğru konuş.
Sen kendine gel tamam mı? El kol hareketi yapma.
Sen mutlu musun şimdi ya?
Mutlu musun şimdi?
Otur! Nereye gidiyorsun ya?
Gel buraya!
Görmüyor musun ne yaptığını?
Çektirin şu arabayı! Angut! Böyle bırakacağım ben ortadan!
Elime koluna hakim ol ha! Bana bak! Senin yüzünden kaldırıma çıktım! Çek şu
arabanı, sinirimi bozma!
Ne bakıyorsun hâlâ?
Sen ne yaptın? Sen ne yaptın benim eşyalarım az?
Bu ne?
Kimsin sen? Hasta mısın sen?
Tamam fazla ileri gittim özür diliyorum tamam mı? Bunları düzelteceğim her şeyi
düzelteceğim. Ama bir anlaşma yapalım. Bak ben bundan sonra seni özgür
bırakıyorum. Çalışmak mı istiyorsun çalış.
Şarkımı söylemek istiyorsun söyle.
Giyin kuşan ne istiyorsan onu yap. Ama ben senden tek bir şey istiyorum.
Ben dur dediğin zaman durmayı bil Esra.
Ne?
Sen kendim ne zannediyorsun ya? Ben seni kere... Köpeğim miyim ha? Köpeğim miyim
ben senin? Sen beni özgür bırakıyorsun ha? Sen beni özgür bırakıyorsun. Yapma.
Yapma. Yapma.
Yapma.
Ben seni giydirirken annemin babamı karşıma aldım ya. Sen ne diyorsun?
Annesi varmış içeride.
Geç otur şuraya. Hiçbir yere gitmeyin. Arkadaş bir saniye.
Anne.
Geç otur şuraya.
Oturmuyorum. Geç otur şuraya. Hiçbir yere gitmeyin. Ben istediğim yere
giderim.
İstediğim yere giderim ben.
Sakin ol.
Bu kadar insanın içine utanmıyor musun? Ayıp. Ayıp mı? Ya siz bunları gördünüz
mü? Bu ayıp değil mi? Şu yemin haline bak ilk önce.
Ayıp değil mi bu? Kız bu kadarcık şey yüzünden yuvan yakaladın Allah Allah.
Burada bir yuvan vardı ben yıkıyorum şu an. Benim de suçum oldu şimdi yine her
şey. Benim de suçum oldu.
Git hadi git.
Gidersen öldürürüm ben.
Bence insanın hayattaki varoluşunu gerçekten hissettiği iki önemli an var.
Biri aşık olduğunda, diğeri de ölüm kendini hatırlattığında.
Evet, boşanma işleminiz gerçekleşti.
Bence hata mı yaptın abla?
Pencereden atlamak mı?
Senin şu yaptığını yapamayan kaç kadın var biliyor musun Esra?
Mutsuz olmalarına rağmen sırf yalnız kalma korkusundan ya da el alem ne der
korkusundan susan.
Sen benim tanıdığım en cesur kızsın.
O kadar kötü değilim abla.
Çok korkuyorum.
Cesaret korkusuz olmak demek değil.
Korkuya rağmen harekete geçebilmektir.
Onu da ben senden öğreniyorum.
Ev gerçekten çok sürün oldu Esra. Bayağı da büyük.
Bayağı da büyükmüş.
Ana taşıma.
Allah'tan giriş katı da kapıyı pencereyi karıştırsan da artık korkmam. Geçmişi
unutacağız. Bundan sonra hep geleceğe bakacağız.
Harika bir de evin oldu. Kim tutar seni? Ben tutarım.
Gel canım benim.
Anasının kızısı gerçekten.
Yaşarsan yaşa. Kimse sana girişemez değil mi?
Ama benim sende istediğim bir şey var.
Hayatta ne olursa olsun şu ayaklarım var ya o ayaklarımla
yere sallanması lazım canım.
Tamam mı?
Bu akşam başlayan yurtun şiddetini arttırarak hafta boyunca devam etmesi
gerekiyor. En düşük ve en yüksek hava sıcaklığı.
Bu durum aylarca devam etti.
Rüya ve gerçeğin birbirine karıştığı yerdeydim.
Bana ne olduğunu bilmiyordum ve bu bilinmeyenle yanlık kalmak istemiyordum.
Makyajın çok güzel olmuş canım.
Her şey yolunda mı? Niye bu kadar gergin? Ben haftalardır uyuyamıyorum.
İyi de o zaman gidip bir doktora görünsene.
Tabii ya. Benim neden aklıma gelmedi acaba?
Ayağını al. Neyiniz var?
Ah ne olsun işte. Rüyamda devamlı yabancı bir adamın peşinden
koşturuyorum. Sonra birden eşyalar meşyalar canlanıyor evin içinde.
Bunları bilip anlatayım yani.
Niye sinirlendin ki şimdi? Öyle demek istemiyorum. Akalene zaten hiçbirimiz
öyle demek istemiyoruz.
Yine benim masalardasın. Salak mısın? Problemin ne?
Sensin benim problemim. Masalarını yetiştiremiyorsun diye ben koşturuyorum.
Çekil öne.
Esra seninle sonra görüşeceğiz.
Neden sonra? Şimdi halledelim.
Şimdi halledelim.
Çık.
Hey.
Hadi artık be kızım.
Sen bir şey mi dedin?
Bir şişe suyla dört bardak isteyecektim sadece.
Bu kız biraz arıza galiba.
Bu yerine taş. Eyvallah.
Ne yapıyorsunuz? Bak böyle olmaz.
Burası benim resimim.
Burada çalışmaya mecbur değilim. İstemiyorsan şimdi hemen evine. Ama
burada çalışacaksan hislerini kontrol etmek zorundasın. Ben kontrol edeyim.
Yeni benim hislerimin suçu.
Bir sonraki ilişkiler bizden. Sağ ol.
Hey.
Ya başına iş açtık kusura bakma. Analiz bazen saçmalayış. Ah merhaba yeni
kahramanım geldi.
Az önce aklın neredeydi?
Sevgini yalnız bırakma. Kuluk olduğu kesin de sevgilim değil.
Adın ne?
Adım... Aferin. Öfkeni içinde tutma kanser olursun.
O zaman sen de bunu bana at ödeşelim ha. Ay sen kendini komik mi zannediyorsun
şimdi? Tamam.
Ne yapıyorsun sen?
Yapamam yapamam ya.
Esra! Esra! Adın da güzelmiş ha. Koç hadi koş.
Gel buraya çabuk.
Sen o şeyi kırıyorsun.
Adam yine dışarı çıkıp bana bağırıyor. Esra!
İnanmıyorum senin yüzünden işimden oldu ve sen de hala peşimden yürüyorsun.
Benim saçım mı oldu şimdi? Sen ortalığı karıştırmışsın zaten.
Evet senin suçun. Ya defolsana sen ya. Tamam tamam tamam bağırma gidiyoruz
tamam.
Sağır mısın sen?
O tarafta.
Benim ev de o tarafta eve gidiyorum ben. Bir şey diyeceğim baksana.
Taşı atmam hoşuna gitti değil mi?
Ya sen niye attın ki o taşı niye?
Attım attım çünkü eski bir rahatlama tekniğidir bu. Ya sen benimle dalga mı
geçiyorsun? Utanmadan dalga mı geçiyorsun? Defol.
Ya niye dalga içeyim bir dur dellemem ben. Bayan inan.
Uyumaya çalışıyorum ama. Ben her gece uyumaya çalışıyorum bayan Lobatski. İyi
geceler.
Bir dakika beklesene. Ne oldu, şimdi HTS mi geldi? Adın ne senin? Kusura bakma,
gururluyumdur. Aman neyse ne.
Mo, adım Mo, Mo.
Bu ne biçim isim ya?
Mo işte, Muhittin'in kısaltılmışı, Muhittin. Ben bile söyleyemiyorum,
Muhittin. Almanlar nasıl söylesin? Neymiş?
Peki söyle bakalım, çakmağın var mı?
Ne? Çakmak, boyat koy.
Tamam.
İyi tamam, benimle bir yerin misin? İki dakika.
Bir şey yapmayacağım, gel.
Sen bir geç.
Ne tarafı? Böyle mi? Mutfağa. Yürü, yürü, yürü.
Gir, gir, yürü, yürü.
Geç, geç, geç, geç, geç. Dur, dur, git.
Tamam.
Tamam, tamam, git yürü, bir şey yok.
Aman ya. Tamamdır, yürü. Bir şey yok, bir şey yok.
Şuradan mı?
Buradan, tamam.
Şuradan daha dön. Şuradan mı? Aynen.
Yürü yürü.
Bak orada bunlar olacak.
Buldun mu?
Tamamdır.
Ama çakmamı bırakamam. Benim için çok önemli.
O zaman hiçbir yere gitmiyorsun. Otur oraya.
Ben... Ben bir de kahve yapayım.
Tamam. Ama elektrik yok. Neyse meyve sıkarım.
Sağ ol sağ ol. Afiyet olsun.
Ooo ne güzelmiş bunlar. Nereden aldın bunları?
Kendim yaptım.
Elektrik faturasını ödeyemeyen ürettim.
Sen hâlâ kızıyorsun bana o dandik tabelacından değil mi? Ya tamam parasını
öderim merak etme. Ben kırdım onunla alakası yok derim okey?
Sen bana şu an bir ilik mi yaptığını düşünüyorsun?
Patronu ödeyemedim elektriğim kesildi.
Biriktirdiğim bütün para mobilyaya gitti.
Param bitti ve az önce işimden oldum. Ben battım.
Ya bir şey soracağım baksana.
Sen nasıl duydun analizin sana küfür ettiğini? Orası acayip kalabalık. Ben
orada hiçbir şey duymadım. Hissettim.
Hissettim? Evet.
Ne demek yani hissettin? Söylediğim gibi işte hissettim.
Hissettin yani süperdi.
Aynen öyle.
Tamam tamam canım tamam.
Peki şimdi ne düşünüyorum hissedebiliyor musun?
Duymak istiyor musun?
Evet. Burada yatıyorsun.
Ne mi dedin?
Yok ben öyle kendi kendime şey yaptım. İyi geceler.
Ödedim faturayı.
Oley!
Kahvaltılık bir şeyler de aldım. Ha bir de kirayı paylaşacak biri lazım. Bir
tanıdığım var benim.
Kimmiş o? Hayret, lisince mi okuyamadın mı?
Ben tabii ki şöyle söyleyeyim. Temizliğim, uyumluyum.
Bir de fena kokmuyorum. Sen ne iş yapıyorsun?
İmport eksport. Hem lamba işine de yardımcı olurum. Bir sürü tanıdığım var.
Bir sürü.
Geceleri çalışıyor musun? Gece olmaz.
Asla. Gece demek eğlenmek demek. Hem ben seni rahatsız etmem ki. İşe gider
gelirim yani.
Okey.
What's okay?
Kalabilir miyim?
Çok kolay oldu bu. O kadar da konuşma hatırlamıştım. Ev arkadaşım.
Ev arkadaşım.
Tamam. O zaman ben eşyalarımı alayım.
Niye çabuk döndün? Hı hı.
Nacep, ne oldu ki sen?
Hemen şu köşede.
Yerleştirebilir miyim?
Olur. Sağ ol. Okey.
Bak haberin olsun, bu evin bazı kuralları var.
Tamam, neymiş onlar?
Daha bilmiyorum ama düşüneceğim.
Olur, peki.
Tamam. Ne var bu kutunun içinde?
Parayı ondan kazanacağım.
Vay be!
Oyun mu? Ne oyunu?
Ne?
Tamam.
Tamam. Otur. Parayı şuraya at. Sonra da düğmeye bak. Hadi.
Hadi be.
Görmedin mi? Yok.
Tamam.
Bak burada bir tane buldum. Ama ben oturacaktım. Olur böyle. Kusura
bakmayın.
Bak. Önce parayı atıyorsun. Sonra kolu çekiyorsun.
Hızlıca ama. Tamam.
Ne oldu?
Hadi be!
Ne yaptın sen?
Jackpot yaptı bu ya!
Oda servisi var mı?
Bak buna hızlı alışveriş deniyor. Tam bir saatin var. İstediğini alacaksın.
Hiç düşünmeden. Anladın değil mi? İçinden geldiği gibi. Okey.
Evet hazır mısın? Başla.
Nefes alamıyorum.
Tamam yok bir şey sakin ol.
Tamam doktor çağırın.
Nefes alamıyorum.
Gel bakalım.
Doktor dinlenmen gerektiğini söyle tamam mı? Şimdi sana küveti hazırlayacağım.
Sonra bir güzel uyu. Çünkü yarın yine kumarhaneleri dağıtacağız. Gerçekten mi?
Evet tabii.
Şendeki cevheri gördük yavrum. Otur bakalım söyle.
Bu. Ne oldu? Tamam yok bir şey. İyi için tamam tamam.
Ayakkabılarım nerede? Oldu canım. Sen hakikaten iyileşmişsin.
İyileşmişsin. Dur ayakkabılarını çıkartalım.
Sorun yok. Her şey güzel olacak. Tamam mı?
Banyo.
Neden korkuyorsun Esra?
Neden anlatmıyorsun bana?
Okey.
Benim rüyalarım sanki ikinci bir hayat gibi.
Uyurken rüyada bilinçliyim ve uyanık olduğumu düşünüyorum. Bir şeyler oluyor
ve rüyada olduğumu anlıyorum sonra.
Bu beni o kadar çok korkutuyor ki uyanmak için her şeyi deniyorum.
Korkuyorum geri dönemeyeceğim diye. Tabii bir noktada uyanıyorum ama...
...içimde bir şeyler değişiyor. Ben bunu hissediyorum. Ve artık etkisi gibi
değilim. Bak seni bir düşünsene. Şu anda odaya gidiyorsun ve orada... ...içeride
uyuyan bedenini görüyorsun.
Yani bedenin içeride... ...yatakta uyuyor. Ne hissedersin?
Kafayı yerim. Aynen. İşte böyle bir duygu.
Çocukluğumdan beri yani kendimi bildiğimden beri rüyalarımda bir adam
görüyorum. Ve bu adam benimle hiç konuşmuyor. Ama buna rağmen ben ona
karşı derin bir güven hissediyorum. Çok tuhaf çünkü galiba onu ben seviyorum.
Seviyorsun demek.
Ah Mo senin gibi değil herhalde. Evet ama seviyorsun işte.
Mo gerçekten aklımı kaçırmaktan korkuyorum.
Uyumaktan bile korkuyorum.
Gel buraya gel.
Bak rüyalarında nerede uyanırsın ya da kiminle karşılaşırsın hiç bilmiyorum.
Ama bundan sonra gözünü her açtığında yanında hep ben olacağım yavrum. Tamam
mı?
Baksana
rüyalarla
ilgili binlerce kitap var. Gerçekten mi? Evet baksana bütün hafta bu. Hadi.
Hadi oğlum.
Akıyor zaman gözlerimden
Bu yüzey çok derin
Yanıyor bir sürü
uzuyor yola
Daraltıp çizgiler beni
Darılır bedenim.
Rüyalarımız bize unuttuklarımızı, yok saydıklarımızı anımsatan ailelerdir. Bir
de durmadan keşfetmekte olan ruhumuz yansıtır.
Hepsini okuyacaktım ama.
Rüya seviyeleri.
8 değişik rüya seviyeti varmış.
Gerçekten mi? Evet gerçek. Ben şimdiye kadar fiziksel, astral ve eterik
seviyeleri okumuştum.
Okudum.
Ama 5 tane daha varmış.
Tabi ben daha 3 tanesini okudum.
Ama Esra üçüncü seviyede. Benim anladığım kadarıyla tabii söylüyorum
ben.
Bazen nedense zıplıyor.
Evladım sen ne tür bir işle uğraşıyorsun? Efendim ben ilk
dünyasından meşgulüm sayılır biraz. Biraz finans gibi şeyler ama şimdi
aslında import-eksport gibi bir şey. Sen nerede çalışıyorsun bu ara Esra?
Restoranda mı? Yok abla, gideyim.
Ablacığımla uğraşıyorum. Gönül bir işe girsen yani... Evimizde zaten bankacımız
var, muhasebetimiz var. Ben eksik olayım değil mi?
Bana bakarsın.
Rüyaların kadar gerçek hayatını da ciddiye alsan keşke. Ablacığım farz
edin, bu da benim isteğim. Rüya görüp kafayı üşütmek, rüya görmeden kafayı
üşütmek. Bu da bir soru. İstemiyor muyum?
İstemiyorsa bana bunun için para ver. Vallahi ben vermem yani.
Ben veririm.
Uzun zamandır anne yemeği yememiştim. Öyle mi? Ellerinize sağlık Melek
teyzeciğim. Afiyet olsun abi.
Merhaba.
Kimdi o insanlar?
Tom'la Laura. Tanıştığımız gün onlar da oradaydı kafedeydi. Hatırlamadın mı?
Korkman gereken adamlar kimmiş peki?
Minicik mi?
Çok minik.
Ya bakma öyle. Şimdi seni çok güzel bir yere götüreceğim. Gerçekten şahane bir
yer.
Açma suratını.
Baksana, hayatımız ne kadar güzel.
Güzel.
Öyle mi? Ufak olmuş.
Bizler hayatlarımızı hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz.
Ama güneşin bakış açığından... ...bir insan hayatı... ...tekiz saniye sürüyor.
Tekiz saniye.
Bu bizim ne olduğumuzu gösteriyor Esra.
Ölümlü. Aynen.
Her an, her şey... ...bitebilirmiş gibi yaşamalıyız.
Son an umurmuş gibi Esra.
Gerçekten. Ben bu yüzden buradayım.
Bu çok fazla. Her şeyi koyma oraya. Korkan kaybeder tamam mı?
Çıldırdın mı sen? Bütün paramız oldu.
Gel gel. Gel otur gel. Sen de oyna.
Sen gerçekten çekti misin?
Evet. Alt tarafı bir oyun işte. Rahat ol. Kazma kendini.
Hanımefendi. Oyun. Kart.
Kart.
Oyun yani.
Hanımefendi.
Hanımefendi. Kart.
Niye çektin bir tane daha?
Sen neden?
Sen oynayacaksın. Sen beni niye dinliyorsun ki?
Tekçi olmayan halim değil mi?
Eve gitmek istiyorum.
Paramızı geri alacağım. Sonra gideceğiz. İyi değilim.
Bir dakika.
Ne? Ne oluyor?
Ne yapıyorsun kız?
Bunu kazanmamız lazım.
Kazanmalıyız bunu. İyi misiniz?
Gerçekten sorun yok.
Bir tane lütfen. Bir şey söyle lütfen. Alayım mı almayayım? Bir saniye.
Kendini toplamayın. Bak bu paralar bizim. Hadi.
Çek şunu. Hadi kalk.
Çekeyim mi? Hadi. İşte benim aşkım. Yavrum benim be.
Teşekkür ederim. Rica ederim.
Yok. Yüzde kırk bizim için çok fazla.
Bakın burada riske giren benim. Okey?
Karar vermeden önce biraz düşünün.
Tamam?
Bu kim bunlar? Sen neyin içine düştün? Bak şu anda bir anlaşmanın ortasındayım
ve karışmanı istemiyorum. Bak bu adamları gözüm tutmadı.
Kaçmalama kapat elini hadi arabaya git. Konuşmalarına dikkat et tamam mı?
Ya bir laf dinle de arabaya git. Beş dakikam var eğer gelmezsen ben gelirim
haberin olsun.
Kusura bakmayın.
Kadınlar biliyorsunuz işte.
Senin yüzünden iş neredeyse berbat oluyordu.
Sen sadece seni korumaya çalışıyordun mu? Korunmaya ihtiyacım mı var sanki
benim? Var. Öyle mi görünüyor? Evet.
Sana bir şey söyleyeyim mi? Artık böyle lüktüye girmekten vazgeç. Ben buyum
kızım. Benim hayatım bu esir. Ben böyleyim. Hiss kalıyorum. Sen nesin
biliyor musun?
Sen var ya kudurmuş bir domuz gibisin.
O kumarhaneye ayak bastığın anda işte böyle... ...bir şeye dönüşüyorsun.
Aynen böyle oluyor. Gel buraya gel. Bana bak sıyırdın mı sen? Akıl sağlığını
senden mi öğreneceğim ben? Senden mi öğreneceğim?
de hayvan lobi istiyorsunuz. Çünkü... Bayan Lobatki her şey yolunda. Tiyatro
parçası için prova yapıyorduk. Ama bitmek üzere. Sakın merak etmeyin.
Gerçekten her şey yolunda yani. Ama titriyorsunuz. Orada kalmam gerekiyor
ya. Beni seviyor mu? Bilmiyorum.
Ben onu seviyorum. Sen bir hayvan.
Bilmeyin bir hayvan.
Onun da orada kalması gerekiyor. Tamam. Ama sadece on dakika.
Sanatçı milleti işte.
Nerede kalmıştık?
Nerede kalmıştık?
Lütfen kumarı bırakmanı istiyorum.
Söz ver bana.
Tamam söz veriyorum.
Tamam. Söz.
Söz.
Tamam.
Eee şey.
Buraya koyduğum çanta nerede canım?
Elektrik faturasına yatırmam lazım mı? Ben ödedim bile canım.
İyi de kiranın da ödenmesi gerekiyor ama.
Dalga geçme benimle. Kumar oynamayacağım. Sadece kirayı ödemek
istiyorum tamam mı? Kumar oynamayacağım diyorum.
Ben sadece... Nerede şu para? Duymuyorum mu? Seni duymuyor musun? Televizyonunu
kapat o zaman.
Benim sana aldığım... Hatırladın mı?
Aslı çarptığını... Tamam mı?
Televizyonunu alsın mı?
Vallahi bu oyunu hakikaten merak ediyorum.
Ne zamandı premiye? Yakında bayan Lobatski yakında.
Sen ne yapıyorsun orada?
Ne o? Ver onu bana.
Ver şunu ver.
Bu mu senin ihtiyacın?
Birinin para kazanması gerekiyor.
Ver şunu.
Al şu paketi.
Ve bir daha da sakın böyle şeyleri benim evime sokma. Senin evin mi? Benim evim.
O zaman ben gidebilirim. Ne demek bu ne oluyor?
Ne oluyor diye soruyorum. Cevap versene.
Bakalım tek başına nasıl uyuyacak küçük prenses.
İçine gelmeyince gidiyorsun.
Gidiyorsun. İyi o zaman defol git.
Gideceksen git.
Hemen duruyorsun.
Hiçbir yere gidemezsin.
Ucuz yırttım. Sen kendini süperman mı zannediyorsun?
Murat ben bunları kaldıramıyorum. Gerçekten iyi değilim. Bana yardım et.
Temelini tak.
Çok güzel değil mi?
Evet gerçekten çok güzel.
Yok zihninden bahsediyor.
Çocukluğumdan beri rüyalarımdasın. Kimsin sen?
Ben de aynen senin gibi bir rüyacıyım. Bak etrafına.
Bunların hepsi zihninin rüyası.
Hayır!
Evime gitmek istiyorum.
Uyanmak istiyorum.
Korkma. İstediğin zaman.
Dediğin rüyadan uyanabilir.
Bu senin elinde.
Ama burası da çok güzel. Ya geri dönmek istersen?
Elbette. Niyet etmen yeterliyse...
Gördün
mü? O kadar da zor değil.
O kadar gerçek ki her şey.
Tabii ki öyle.
Ama bu gerçekliği kim yaratıyor?
Eşi ne oldu? Çocuk arabalı bir kadın geçiyor mu oradan baksana.
Evet evet çocuk arabalı bir kadın geçiyor ne oldu ki?
Modu var çözüldü. Eşi sakin ol. Modu var çözüldü. Sakin ol.
Modu var çözüldü. Ya benim bedenimle çözülürse?
Eşi geçti. Modu var çözüldü görürsün.
Yapma.
Eşi lütfen.
Bu sesin gerçek değil. Yanındayım sevgilim tamam mı?
Çok şükür uyandın. Anne çok kötü günüm yaşadım.
Bir gün. Sen tam dört gün uyudun kızımın.
Neden burada olduğunuzu biliyor musunuz?
Kendimi iyi hissetmiyorum.
Nedenini söyleyebilir misin?
Benim gerçek sandığım hiçbir şey. Yani gördüklerim, duyduklarım.
Kafamdaki sesler.
Artık bana gerçek gibi gelmiyor.
Sesler duyuyorsunuz.
En az sizin kadar.
Benim sesler duyduğumu nereden çıkardınız?
Kafanızın içinde konuşup duran, her şeye durmadan yorum yapan bir ses yok mu?
Duyduğunuz o seslere biz rehin diyoruz. Ne dediğimizin önemi yok.
Peki o sesi susturmayı denediniz mi hiç?
Bayan İnan, merak ettim. Neden herkes bundan memnunken siz değilsiniz?
Siz memnun musunuz? İki çocukla boşanmamın eşiğindesiniz.
Geceleri uyuyamıyorsunuz. Kendinizi sevdiğinizi sanmıyorum. Şu an burada
oluşunuz bile istediğiniz için değil.
Mecbur olduğunuz için buradasınız.
Bu kendinize karşı yaptığınız büyük bir haksızlık değil mi?
Bu sonuca nereden vardığınızı anlamadım.
Sadece biraz dikkat etmek yeterli.
Doktor Klein, bende her ne görüyorsanız o gördüğünüzün aynısından sizde de var.
Bayanina, emin olun sizinle bunları konuşmak için uzun zamanımız olacak.
Canım.
Canım.
Birkaç gün sonra biz geliyoruz, tamam mı?
Tamam anne.
O an babama sormak istedim. Allah beni burada da duyar mı diye.
Ludwig burada bu şekilde oturmuyoruz ve burada birbirimize böyle dokunmuyoruz.
Hareket etmeliyim dışarı çıkmak istiyorum. Burada kurallarımız var bayan
İnaf. Herkes günde iki saat dışarı çıkabiliyor. Kimsenin zarar
görmeyeceğine inandığında tek başınıza da dışarı çıkabileceksiniz. İyi de kime
zarar verebilirim ki? Kendinize tabii bayan İnaf.
Ama bayan Ludwig bakın.
Şey, affedersiniz doktor. Acaba burada Esra daha ne kadar kalacak? Bunu şu an
söyleyemem. Çünkü henüz Esra'ya herhangi bir teşhis konulmadı.
Ama siz bana yardımcı olabilirsiniz.
Mesela ailenizde daha önce şizofreni teşhisi konmuş biri var mı?
Şizofreni? Evet, bir türlü insan rahatsızlık. Hastalığın belirtileri
arasında sesler duymak, başkalarının görmediği ya da hissetmediği şeyleri
görüp hissetmek vardır.
Bazıları Tanrı'yla konuştuklarına ya da onu gördüklerine inanırlar.
Allah Allah.
Ne zamandan beri Allah'a iş etmek haklılık oldu ya?
Ne dedin? Önemli bir şey değil.
Bu ilaçlar uyumanıza yardımcı olacak. İyi de gelecek size.
Hemşire haklıydı. Bu ilaçlar insan olma sorunumu kökten çözmüştü. Çünkü artık
rüya yoktu.
Rüya olmadığı için uyanmak da yoktu.
Neler yapıyorsunuz bakayım bayan İnan?
Bugün kendime gülen bir yaz yapayım dedim.
Nasıl olmuş?
Nihayet gülmenize sevindim ama. Bunu yaptığınızda pişman olacaksınız. Bir
günde bir şeyden pişman olmasam şaşardım. Bir gün.
Ziyaretçiniz var.
Ziyaretçi mi?
Ben yokken her şey çok kötü.
Ben varken de güzel değildi ki zaten.
Hayır çok güzeldi.
Keşke bambaşka biri olsaydım da bunları hiç yaşamasaydık.
Gerçekten burada kalmak istiyor musun?
Yıllarca tutabilirler seni.
Hasta değilsin sen inanmıyorum.
Buraya ihtiyacın yok ki.
Ben varım ben bakarım sana.
Ama teşhis koymaları lazımmış.
Tamam.
İkimiz de biliyoruz ki sen gerçekten istersen buradan çıkabilirsin.
Okey?
Tamam.
Bayan İnal, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Gayet iyiyim.
Bu tatil bana çok iyi geldi.
Güzel, o zaman kafanızdaki testleri tutturmayı başarabildiniz yani.
Çalışıyorum işte.
Siz peki?
Yaptığımız testlere göre sizi burada daha fazla tutmamızı gerektirecek.
Herhangi bir bulgu yok. Bu durumda eve gitmek isterseniz gidebilirsiniz bayan
İnal. Evet.
İsterim. Ama ilaçlarınızı almaya devam edeceksiniz. Çünkü bu çok önemli. Tamam,
biliyorum. Ben atlayayım mı atlarsın?
Eve gidebilir miyim?
Daha iyi olduğuma herkes inandırmayı başarmışsın.
Kendim hariç.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yeni yeni lambalar yok şimdi diyorum. Yarın kumaş olacak.
Önce onları satmaya ne dersin?
Her yerde oldu.
O zaman bunları mağazaya bırakırım orada takılır. Ben de kendime gider birkaç gün
kumaş alırım. Farklı olur.
Okey. Yarın götürürüm seni. Ya.
Güzel.
Hay Allah.
Benim de gitmem lazım.
Bu saatte mi?
Bir de güzel.
Benim bir şey değil. Yarın hallederim. Tamam.
Sıramam gerekiyor.
Sırası mı şimdi?
Hemen geliyorum. Merak etme yavrum. Tamam.
Bekle ben de geleceğim.
Bu ne oluyor burada?
Ben dedektif Mahur'um. Burada ne yaptığınızı sorabilir miyim?
Nora nerede?
Kimliklerinizi görebilir miyim? Arkadaşım nerede?
Görmek istiyorum onu. Kimliklerinizi görebilir miyim dedim. Ben de arkadaşımı
görmek istiyorum. Nerede o? Sakın sakin olun lütfen. Burada soruşturma yapıyor.
Yakın tahmini doğurmak üzere. Suyan nerede olduğunu öğrenmek istiyorum.
Arkadaşınız hastanede doğum yaptı. İkisi de iyi tamam mı? Şimdi bana
kimliklerinizi verin.
Yatak odasına bakın.
Siz burada bekleyin tamam mı?
Akın, bu tarafa geçebilir misin lütfen?
Böyle geçin, böyle.
Ellerinizi duvara yaslayın.
Bayan İnal.
Bayan İnal.
Sizinle ve Bay Akın'la tekrar konuşmamız gerekebilir. Şimdilik gidip arkadaşınızı
görebilirsiniz. Hastanenin adresi burada.
Son bir şey.
Gerçekten gidecek miyiz oraya? İstersen gitmeyelim.
Arkamızdakileri de arkadaşlarımız uğurumuzda değil derdimiz.
Sadece sarılmadan sonra sürdü politikayı. Bunlar da.
Peki. Ben nereden bileyim? Bana. İyi mi? Bunu arkadaşına sorarsın.
İnancımı kaybettim.
Kendime, aşka, hayata, doğru bildiğim her şeye olan inancımı. Devamlı bir acı
içindeyim. Her ayağa kalkmaya çalıştığımda tekrar düşüyorum.
Hiçbir zaman huzurlu değilim. Ne gündüz ne de gece.
Yıllardır iki dünya arasında sıkışıp kaldım.
Gerçeğin ve yalanların arasında.
Benim canım annem. Hiç kimse beni senin kabul ettiğin ve sevdiğin gibi sevmedi.
Sanki programlanmış bir et parçasıyım. Ne olmamı isterlerse o olmaya
zorlanıyorum. Benden çenemi kapamamı istiyorlar.
Sorgulamam ama. Ve ben bunu beceremedim.
Ben sesimi altı attıkça rüyalarım ve huzursuzluğum seslerini yükselttiler.
Hayat, sevgi, aile.
Sizin sevgi dolu ellerinize donmak bu dünyadaki en büyük nimetimdi. Siz
kırıldan kalbimin en büyük kalkanı oldunuz.
Babacım. Bir keresinde bana vücudumuzun bir giysi olduğunu söylemiştin.
Vakti geldiğinde onu burada bırakıp gideceğimize.
Ben bu giysiyi daha fazla taşıyamıyorum babacığım.
Size bu acıyı yaşattığım için üzgünüm. Her bir gözyaşınız için üzgünüm.
Tüm kalbimle diliyorum ki Allah beni affetsin. Çünkü ben hiçbir zaman onu
sevmekten vazgeçmedim.
Tıpkı sizi sevmekten vazgeçmediğim gibi.
Benim güzel ailem.
Sizinle yaşamak.
Sizin sevginizi tadabilmek benim için onurdu.
Yüzlerinizi ruhuma kanadım ve eşsiz sevginizle beraber sonsuzluğa
götürüyorum. Sizi asla unutmayacağım.
Esra.
Esra, eğleniyor musun canım?
Yenilir gibi bir halin mi var?
Çıkar beni bu cehennemden. Niye ayağa kalkmayı denemiyorsun?
Hayatının cehennem olduğunu mu düşünüyorsun?
Oysa hayatın bakış açısında ne iyi ne de kötü vardır.
Her şey olduğu haliyle hayatın parçasıdır.
Bizler sanatçıyız.
Hayatımızla ilgili koskoca bir hikaye yaratırız.
Hayatından memnun değilsin diye nasıl şikayet edebilirsin ki hayatını sen
yarattın? Hikayeni de çeşit çeşit karakterlerle donattın.
Bu karakterlerden bir şey öğrenebilirsin. Ve hayatında verdiğin
tüm kararlar için sorumluluk alabilirsin.
Muhteşem bir hikaye yaratmak da, hayatını dramla doldurmak da senin
elinde Esra.
Kendi bedenini öldürmeye kalkışacak kadar nefret mi ediyorsun bu
karakterlerden?
Hayatını beğenmiyorsan değiştir.
Diğer tüm karakterleri değiştirmeye çalışma.
...ana karakteri değiştir... ...ve fikirli bir şekilde... ...bütün hikaye
değişsin.
Kendi cennetini ancak... ...böyle yaratabilirsin.
Ben geri dönmek istiyorum.
Nasıl döneceğini biliyorsun.
Esra ne yapıyorsun?
Esra!
Bayan İnan sesimi duyabiliyor musun?
Beni duyuyor musun Bayan İnan?
Ben burayı hallederim, sen dinlen tamam mı?
Esi.
Esi ne olur aç şu kapıyı.
Esi. Esi aşkım aç.
Ha?
Esi.
Ben sizinle beraber olmak istemiyorum artık Moğol.
Bunu birbirimize yapmayalım artık.
Aşkım gerçekten seni seviyorum ama.
Esi.
Esi.
Peki ne olur aç kapıyı.
Peki.
Tek bir hata yaptım.
Tek bir hata yaptım. Ne olur aç.
Diyorum sana aç ya bir hata. Aç lütfen.
Peki aç kapıyı ne olur.
Provaların sonuna gelinmiş galiba.
Gecelerden korkmak yılların alışkanlığıydı. Bazı şeylerin değişmesi
için zaman gerekiyordu.
Ben bu değişime hazırdım. Daha doğrusu değişmekten başka çarem yoktu.
Değişmeye mecburdum.
Sakın unutma Yatıra, hayatının aşkı sayılır.
Bundan sonra sen bana emanetsin.
Son nefesime kadar sana ben bakacağım.
Ama bana birazcık zaman ver. Çünkü daha çok acemiyim.
Başaracağız.
Sen gerçekten mi?
Gerçekten mi?
Sen gerçekten gerçeksin.
Meksika'dan.
Buyurun.
Teşekkürler. Ben teşekkür ederim.
Merhaba. Tat dört iki uçağa bir bilet verir misiniz lütfen?
Meksika City'ye. Dört iki uçak dolu maalesef.
Peki. Bir sonraki uçak. Çok önemli. Bir daha bakın lütfen. Keşke biletinizi daha
önceden alsaydınız. Yani.
Dokuzdaki uçakta bir kişilik yer var. Tamam.
Buyurun lütfen.
Moğol seninle konuşmak istemiyorum. Lütfen beni arama. Eşra.
Lütfen kapatma tamam mı?
Konuşmamız lazım.
Önemli. Şu anda konuşamam. Kapatıyorum.
Eve dönmek istiyorum.
Sersiz yapamıyorum ben.
Başım belada.
Moe gelemem. Şu an havalandayım ve Meksika'ya uçuyorum.
Meksika'ya mı? Evet.
Hoşçakal Moe.
Esra İnal burada.
Gelebilirsin.
Biraz beklemeniz gerekiyor. Neden?
Metrektaşlarım geliyor. Bir saniye bekleyin.
Merhaba. Bayan Ninal, lütfen bizimle gelir misiniz? Ne oluyor?
Anlatacağız. Şimdi bizimle geliriz.
Bayan Ninal, sizinle daha önce tanışmıştık zaten. Hatırlıyor musunuz?
Evet.
Ne amaçla gidiyorsunuz Meksikosu diye öğrenebilir miyim?
İnsan niye gider ki Meksiko'ya?
Piramitleri görmeye gidiyorum.
Sayenizde uçağımı kaçırmadıysam tabii.
Ayrıca bu yasal mı? Bunu yapmaya hakkınız var mı? Bayan Ninal,
sinirlenmeye başlıyorsunuz anlıyorum. Ama ben de işimi yapmak zorundayım.
Bayan Ninal, Muhittin Akın'ı en son ne zaman gördünüz?
İki hafta önce gördüm. Neden?
Sizi aramış bugün.
Evet.
Aradı, buluşmak istediğini söyledi ama ben kabul etmedim.
Bu bir suç mu şimdi?
Ukrayna kökenli bir uyuşturucu çetesiyle büyük çaplı bir işin içinde olduğunu
biliyoruz. Bağlantılarına dair bilgiye ihtiyacımız var.
Hiçbir fikrim yok.
Ben bir şey bilmiyorum ve hiçbir şey de bilmek istemiyorum. Umurumda değil.
Bakın kiminle, nerede, niye, ne zaman görüştüğü beni ilgilendirmiyor tamam mı?
Eğer onu görürseniz benim selamımı iletin.
Ve şunu ekleyin. Bir daha da gözüme görünmesin. Okey? Şey maalesef bu mümkün
değil.
Bu akşam bir otel odasında Muhittin Akın'ın cesedini bulduk.
Vurulmuş.
Bu kadar önemli olmasaydı bizi burada tutmazdı.
Bana göre Moe ölmemişti.
Sadece insan olmaktan uyanmıştı.
Başka bir rüyada, başka bir güneşin yörüngesinde mutlaka yeni saniyelerinin
hesabını yapıyordu. Ama yine de bu kendimi daha iyi tüpmemi sağlamadı.
Her an her şey bitebilirmiş gibi yaşamalıyız. Son anımızmış gibi
herhalde. Gerçekten. Ben bu yüzden buradayım.
Hayatta her şeyi karşılık bekleyerek yapıyoruz.
Karşılıksız çevreyi bilmiyoruz.
Her şey de olduğu gibi...
Aşkımızı da şartlara bağlıyoruz.
Benim istediğim gibi olursan seni severim. Seni kontrol etmeme izin
verirsen seni severim diyoruz.
Dünyadaki tüm kardeşlerimizin adaletsizliği, hatta savaşlar da dahil
tüm şiddetin asıl sebebi bu.
Gerçek sevgi karşılık beklemeden, hiçbir koşula bağlı olmadan sevebilmektir.
Oysa... Çoğu zaman kendimizi bile olduğumuz gibi kabul edip sevemeyiz. Bu
yüzden yeterince iyi olmadığımızı düşünür. Hatta kendimizi reddeder.
Evet, bence bugünü yeter.
Nasıl, eğleniyor musun canım?
Kafam çok karışık.
Şu an burada olduğuma, bu yaşadıklarıma inanamıyorum.
Sevgi hayattır.
Ve kendini pek çok farklı şekilde gösterir.
Rüyalarında olduğu gibi. Ya da şu anda olduğu gibi.
Esra, bu sadece bir başlangıç.
Çocukluğumdan beri rüyalarında bana yol gösteren adam hala hayatımın her yerinde
yolumu açık tutuyor.
Bu süre içinde ondan ağzımdan çıkan her sırada dikkat etmem gerektiğini, elimden
gelenin en iyisini yapmayı...
Hiçbir şeyi kişisel almamayı ve varsayımda bulunmamayı öğrendim. Ama en
önemlisi rüyalarıma bir başka deyişle kendime güvenmeyi. Şimdi bütün bu
öğrendiklerimi kendi hayatımdan örnekler vererek elimden geldiğince başkalarıyla
da paylaşıyorum. Bu sayede bir kişi bile kaderini değiştirebildiğinin farkına
varsa bana yeter.
Yaptığın her şey için teşekkür ederim.
Beni affet oğlum.
Benim de hatalarım oldu.
Onları unut demiyorum.
Babacığım.
Biliyor musun? Allah beni çok seviyor.
O yüzden şükürler olsun.
Elimden geldiğince etrafıma sevgi tohumları ekmeye çalıştı.
Bazen onlara su vermeyi unuttum, kurudular.
Bazen de çok su verdim, çürüdüler.
Hiç pes etmedim.
Yeni tohumlar ekmeye devam ettim. Sonunda bazılarını yeşer ekmeyi
becerebildim. Ve fark ettim ki bunun yolu affetmekten geçiyor.
Şimdi sizden tek bir şey istiyorum.
Bu salondan hayatınızda en az bir kişi yas etmiş olarak tutun. Ama önce
kendinizi. Unutmayın. Bunun için sadece 8 tanemiz var.
O gecetin dünya aynı rüyayı gördü. O gecetin
dünya aynı duayı etti.
O geceden sonra aynı rüyayı gördük. O
geceden sonra aynı şarkıyı duyduk.
Reyyanlı baksın.
Nasılsın? İyiyim. Siz nasılsınız? Çok iyiyim.
Size bir sürprizim var.
Premier.
Sonunda.
Geleceğim. Gelin bekliyorum.
Boşansın.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.