All language subtitles for seref1bet [SubtitleTools.com]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneği'ne yaptırılmıştır.

Erişim www.seslibetimlemedernegi.com

-Hoş geldin Savcı Bey. - Kızım nerede?

Kızını getirdim, benim sözüm söz!

Dur burada!

Hakkı Bey...

...bir savcıyı öldürmek, başınıza dert açmaktan başka bir şey yapmayacak.

Bu dünyada...

...babanın oğluna bile, güvenmeyeceksin!

Bak kardeşin, bizi ne işlere soktu?

Hadi şimdi, sen kızı al git Yiğit.

Baba!

- Elif! - Emir kal orada!

Emir bizimle kalacak.

Şahin, Savcı Bey'i alıverin.

Hayırdır Yiğit, ne düşündün?

Benden, siz ve ailemin arasında bir tercih yapmamı istemiştin...

...hatırlıyor musun?

Sen de tercihini, yaptın zaten.

Ege - Harmandalı

Basri abi hayırlı olsun, torununun düğünü de gördün...

...şanına yakışır bir düğün olmuş.

Sağ olasın ya; eh darısı Emir'le Yiğit'imin başına gayrı.

İnşallah baba.

Ege - Harmandalı

Kasap Havası

Karın nerede?

Ha biz ona davetiye göndermedik mi; ee ayıp etmişiz ya.

Biraz hastaca baba, düğün telaşı vardı evde yoruldu tabii o.

Ee, neye elini sürdü de ha?

Bana inadından yapıyor.

Gelin kısmı ne demiş; hem ağlarım hem giderim.

Bizim gelinin güldüğünü, gördük mü bu eve geldiğinden beri?

Kalk git, çağır gelsin çabuk buraya!

Evin gelini olmadan, düğün mü olurmuş, kepaze olduk millete!

Söyledim baba ama has...

Bak; Basri gelinine bir laf geçirtmedi dedirtmem!

Zeliha beş dakika içinde, burada olacak işte o kadar!

Yok, yok hiç boşuna ısrar etme gelmiyorum ben, gelmeyeceğim!

Zeliha'm yapma!

Bak rezil oluyoruz aleme.

Babam dedi gelinim...

...benim hatırımı kırmasın, diye rica etti.

Rica etti, senin baban rica etti.

Ayol senin baban, sadece emretmesini bilir.

Ya ben 40 yılın başında şehre iniyorum, elbise alıyorum diye...

...demediği lafı bırakmıyor ya!

Aa bizim gelin, ocağıma incir ağacı dikecek diyor...

...yeter ya yeter; ya ben burada nefes alamıyorum!

Zeliha'm durdun durdun, şimdi mi kuruldun buna, tam düğün günü?

Ne olur hadi gel, hatırım için gel, hatırım için gel, ne olur!

Ben zaten hatırın için burada, 25 yıldır ömrümü çürütüyorum.

25 yıldır, babanın söylediği her lafa katlanıyorum ya...

...yok yetti, bitti bu iş, buraya kadar!

Ne yapalım Zeliha'm?

Babam o, oluruna gideceğiz artık yaşlı adam.

Hiç öyle, oluruna falan gitmeyeceğiz!

Ya ben, İstanbul’dan peşine takılıp geldim.

Bana dedin ki öyle el öpüp gideceğiz, bir ay kalacağız.

Ya baksana, kaç sene geçti!

Adam bir höykürdü, pıstın kaldın!

Ah şimdi torunlar evleniyor, ne olacak iki gün sonra...

...bizim oğlanlara da bir kız bulup, oturtacak dizinin dibine!

Yok, ben çocuklarımı sokakta bulmadım, anladın mı sen?

Ben çocuklarımın geleceğini, buraya gömmeyeceğim!

Oy Farfara Farfara

Dede...

...çaktırmadan iç, başımı yakma benim tamam mı?

Düğün sahibi benim, asıl içmezsem ayıp!

Ama doktor, seninle aynı fikirde değil dedeciğim.

İçeridekiler, sana rakı getirdiğimi görseler var ya uu!

Yakarlar çıramı!

Yarasın!

Söz; düğüne gelirsen meseleyi babamla konuşacağım.

Meseleyi falan konuşmayacaksın ya...

...fikrini söyleyeceksin, benim kararım bu diyeceksin net!

Söz mü?

Şeref sözü!

Ne zaman?

Düğün biter bitmez.

Ya bunun, profesörlüğe kadar yolu var tabii inşallah.

Dede, ne yapıyorsun ya?

Basri'nin torunu, profesör olacak.

Aslan torunum benim ya, zaten senin yerin hep ayrıydı.

Bak abine; haytalıktan, liseyi bile zor bitirdi.

Sahi nerede o, bak gene kayboldu ortalıktan.

Kendine bir meşgale bulmuştur.

Yiğit...

...ne zaman, isteyeceksiniz beni?

Seni hep istiyorum kızım, bak!

İstedim, geldin.

Ayaş Yollarından Aştım Da Geldim

Bugüne kadar, hiçbir şeyimize ayak uyduramadın...

...ama bakıyorum, iş ayak oyunlarına gelince üstüne yok gelin hanım.

Ben artık, kendi havamda oynayacağım Basri Bey.

Senin havaların, geçmez buralarda.

Biliyorum, biliyorum; işte onun için ben de kendi yerimde oynayacağım.

Artık biraz, yalnız kalacaksınız ne yapalım, kader.

O senin kafanda dolaşan tilkilerin kuyruğuyla, yün eğiririm ben!

40 yıldır hep aynı laf.

İşte bir şeyi 40 kere söyleyince, olurmuş ya...

...eh 40 oldu, gidiyoruz inşallah.

Oğlan olduğu yerde, gelin geldiği evde kalır.

Hem hangi parayla, gideceksiniz?

Ne demek, hangi para ya?

Bunca çit çubuk var, Hasan'ın hiç mi payı yok?

Yok, üstüne kayıtlı bir çöp bile yok!

Ben öleceğim de miras kalacak da velhasılı, benim mezarımı çiğnemeden...

...hiçbir yere gidemezsiniz!

-Zaten Hasan, benim sözümden çıkmaz. -Bilmem vallahi.

Hasan'ın düğünden sonra edecek, bir çift lafı var.

-De git hadi, olmaz öyle şey. -Olacak, olacak!

Olmaz! Sen Allah!

Basri Bey, Hasan, Hasan!

Baba! Baba! Baba iyi misin?

Baba, kendine gel baba! Baba! Baba!

- Açılın açılın, hava! - Baba, iyi misin baba?

- Baba! Baba! - Basri amca!

Baba! Baba! Baba iyi misin?

Baba, bir şey de baba!

Baba! Baba aç gözünü!

Baba! Baba aç gözünü baba! Baba, aç gözünü baba!

Biliyorum canım biliyorum çok zor, çok zor!

Ama bak baban, çok güzel bir ömür sürdü değil mi?

Torunlarını gördü, torunlarını düğününü gördü.

Ee evlatları, hep dizinin dibindeydi.

Cenabı Allah, elden ayaktan düşürmeden yanına aldı.

Herkese, böyle ölüm nasip etsin değil mi?

Ah Hasancığım ah!

Eskiden ailenin reisi, sadece babandı.

Şimdi sensin.

Artık kararları, sen vereceksin.

Hıı?

Diyorum ki satalım; mirastaki payını al, sonra ver elini İstanbul ha?

Al iç.

Neyse bu da bitti, 40'ını bekliyorduk...

...artık yavaş yavaş, yola çıkarız.

-Aa nereye? -Ee İstanbul'a.

Bizim oğlana hocası, staj ayarladı ya...

-...biz de onunla beraber gideceğiz. -Aaa!

Hüseyin kardeşini gönderir mi hiç İstanbul'lara, laf!

Aman biz de Hüseyin'in lafını bekliyorduk çünkü...

...kızım benim orada evim var, babadan kalma...

...boş boş duruyordu, satacaktık vazgeçtik.

Şimdi biz gidiyoruz; aman çok şükür Yarabbim...

...doğduğum yere dönüyorum, buralarda kalıp da ölmeyi bekleyemeyeceğim!

Her cenaze evinde, gülünecek bir şeyler olur derlerdi de...

...ayıplardım; ay sen çok yaşa!

Allah Allah, ne var bunda gülünecek?

Yüzlemeyeyim dedim ama; bizim yeğen İstanbul'a okumaya gittiğinde...

...sizin oralardan ev bakmış da kenar mahalle diye, tutmamış.

Kenar mahalle mi, kızım orası İstanbul'un en tarihi semti, anlamazsın sen şimdi!

Ha sizin ev, Topkapı Sarayı'ydı da bizim yeğen mi bilememiş?

Emine delirdin mi, babamın 40'ında bu ne böyle, kah kah?

- Rezil olduk millete ya! - Sinirlerim bozuldu.

Zeliha'lar, İstanbul'a taşınıyor köşke!

Emine, şakanın sırası değil!

Kendine sor.

Tövbe tövbe!

Kiminle konuşuyorum ben be, kime laf anlatıyorum!

Senin bütün dünyan, bu kadar işte!

Bu mutfak, bir de şuradaki bahçe!

Yıllardır, İstanbullu gelinim diye bize tepeden baktın!

Git bacım git ama üç güne kalmaz, dibinize baka baka buraya geri döneceksiniz!

-Aha da yazdım! -Yaz yaz, daha fazlasını yaz!

Görürsün sen, o lafların hepsini yiyeceksin!

Bana bak Hasan abinle konuşuyorsun; yetti gayrı, hakikaten yetti gayrı!

Ya benimle gelirsin ya ben oğlanları alır İstanbul'a giderim!

Emir stajını, orada yapacak.

-İyide de bir iş kurar, başında dururuz. -Ne işi kuracaksın oğlum?

Çift çubuktan başka, bildiğimiz bir zanaat mi var bizim?

Çoluk çocuk serseri olur orada, hele ki Yiğit.

Bakma burada Basri Bey'in torunu diye, herkes önünde düğme ilikliyor.

İş bilmez, tahsili yok İstanbul'da, selam vereni olmaz!

-Dükkan açarız, o da başında durur. -Hangi parayla.

Babamın mirasından, payıma düşeni satacağım.

Ne diyorsun sen oğlum?

Baba toprağını böldürtmem ben, yedi ceddimizden kaldı buralar bize.

Kararım kesin abi, Zeliha'ya sözüm var.

Zeliha'ya sözün var ha?

Yazık, yazık!

Babamın ölmesi için gün sayıyormuşsunuz meğer, dükkan açacakmış!

İki günde kandırır, donunuza kadar soyarlar sizi!

Sanki çok mahir, girişken bir adamsın da!

Babam da sen de hiç itimat etmediniz bana, gölgenizden bunaldım artık!

Ne bu surat ha?

Takla atman lazım, İstanbul'a gidiyoruz diye.

Buradan gidiyoruz ya...

...ne bileyim koydu!

Oğlum zaten dört senedir Trabzonda'sın okul için...

...hem sen istemedin mi, İstanbul'da olmayı?

Aynı şey değil ki?

Ben her seferinde, geri dönmek gidiyorum baksana şimdi.

Pılı pırtıyı topladık gidiyoruz.

İstanbul, nasıl bir yer acaba ha?

Esas olmamız gereken yer.

Hep anlatıyorlar; ufku yok, sınırı yok!

Yok, yok!

-Burası tamam. - Hadi.

Hadi abi hakkını helal et, ver elini öpeyim.

Hata ediyorsun Hasan ama bak başın sıkışırsa, kapıma gelmeyesin!

Bütün gemileri yaktın gayrı.

Koş Hasan abi koş bak, İstanbul kaçıyor!

Zeliha!

...ardından su dökmüyorum hiç.

Nasıl olsa, dönüp geleceksiniz.

Bekleriz bekleriz, İstanbul'a da bekleriz!

Hadi bakalım, yola çıkıyoruz hakkımızda hayırlısı.

Vallahi, en hayırlısı yola çıkmak zaten.

Aman gideriz bankaya, azıcık bir para çekeriz eksikleri tamamlarız.

Allah'ım inanamıyorum ya, ilk defa kendi evim olacak!

Kendi seçtiğim eşyalar, aa ayol ben şimdi gelin gidiyorum asıl!

-Bankaya gitmeye gerek yok. -Niye?

Para yanımda.

Ay Hasan inanmıyorum, ya insan böyle tedbirsiz olur mu ya?

Aa ya, ya soyarlarsa bizi, hiç mi televizyon seyretmiyorsun?

Her şeyin kötüsünü düşünme, dünya o kadar kötü bir yer değil.

Hah oldu, sen böyle herkese gözü kapalı inan, yandık vallahi ya!

Ah, ah, ah şu sahilin bir dili olsa da konuşsa.

Ya ya, ah ah!

- Baba, çok derin bir ahtı bu? - Öyle icap etti.

- Ne derdi sahil? - Haa ne derdi?

Ah ne diyecek, aşk derdi.

Az mı dolaştık bey buralarda?

Çok dolaştık Zeliham'da çok değişmiş be, çok değişmiş.

Hişt, hişt!

-Bu hayat sana çok yakışıyor be Derya! -Derya!

Kız motorla, sahilde bir tur atalım mı?

Ya git işine, akşam akşam Selim!

Ee tamam, sabah gelip alalım?

Evden eve, servis olsun ha?

Cehennemin dibine servis varsa, siz oraya gidin!

-Ne oldu, yine eli boş döndünüz? -İşine bak kardeşim, işine!

İşine bak ulan!

Abi kız haklı, biz zaten iki kişiyiz motorda, hadi bineyim dese, nereye binecek?

Ulan o binecek olsa, seni anında atarım ben.

Bak, bak, bak işte orada Namık!

- Ah burası mı? - Evet, evet.

Aay!

Ay, oh tutulmuşum!

Şükür kavuşturana!

Yakışıklı amca oğlum.

Oo vay, vay, vay lacileri çekmişsin ne böyle genel müdür gibi?

Sen de hâlâ, bu mahallenin en güzel kızısın abla!

- Hadi oradan! - Hoş geldiniz.

- Hoş geldin Hasan abi. -Hoş bulduk.

-Hoş geldin. -Emir.

Bak o Emir bu Yiğit, tanıdınız değil mi?

-Hoş geldin, selam. - Namık.

-Ee biz geçelim. -Ay hadi geçelim ya.

-Hadi buyurun. -Siz geçin, biz eşyaları alırız, tamam.

- Hadi Emir. - Buyur abi.

Pişt!

Ne haber, ee gelsene?

İyiyim canım, işten geldim işte çok yorgunum.

Nereye telefon açıyorsun manyak, oradan söylesene!

Ya mahallenin ortasında, kim bu yakışıklı çocuk diye...

...bağıracak halim yok, herhalde!

Hangisi.

Ay hangisi olacak...

...şu mavi gömlekli olan.

Ay kas-göz, gerisi söz vallahi!

Aman be Derya, amma abarttın sen de nesi var ki canım?

Hah, buyurun buyurun!

İnanamıyorum ya!

25 yıl...

...25 yıl sürdü, şu eve geri dönmem!

Demek en uzun yol, eve dönüş yoluymuş.

Aman Yarabbim, ay şu pencere!

Ah şu pencerenin...

...ağzı olsa da konuşsa her, her akşam...

...annem orada babamı bekler, her sabah arkasından el eder.

Şurada, bir kırmızı koltukları vardı hatırlıyor musun?

Bak göreceksin, biz de öyle güzel yaşayacağız.

İnşallah, inşallah.

Aa aa!

Ne o kombi mi o, kombi mi yaptırdın?

Siz şimdi öyle dönüyoruz diye arayınca, bir elden geçirdik tabii.

Duvarlara dokunmadık, yasak o biliyorsunuz ama bunu yaptırdık...

...size kısmetmiş rahat edersiniz.

Ah Namıkcığım, vallahi yani ne diyeceğimi bilemiyorum...

...biz nasıl ödeyeceğiz senin hakkını?

Allah razı olsun.

Olur mu, öyle şey abla...

...koca aileden, kaç kişi kaldık?

Yardım edeceğiz tabii.

Siz şimdi eşyaları içeri atın, düzeniniz kurulana kadar, bize geçelim...

...İclal evde sofrayı kurdu, hazırladı bekliyor vallahi.

Ah canım benim sağ ol, var ol ama yok biz ilk gecemizi, evimizde geçireceğiz.

Olur mu öyle şey abla, od yok ocak yok nasıl yapacaksınız ya?

Getirdik, getirdik yatak yorgan hepsi var.

Sen Hasan'ım aşağıda çocuklara yardım et de...

...hızlı hızlı yerleştireyim.

Namık sen bizi, bir adamla tanıştıracaktın iş için ne oldu o?

-Sadullah abi mi? -Hah, sağlam papuç mu?

Aşk olsun abla yani, Sadullah abinin kefili benim.

Hayır yani böyle, gönül koyma da...

...şimdi biz bağ bahçe, elimizde ne varsa sattık.

Yani bir atımlık kurşunumuz var, öyle yaş tahtaya basmayalım diye, soruyorum.

Sen hiç merak etme abla, Sadullah abi çok iyi adamdır.

Eli kolu da uzundur, her yere yetişir.

İstanbul gibi yerde, kuş kanadıyla, adam adamıyla abla.

İncilerin dökülür, görüşürüz.

- Öpüyorum çok. - Görüşürüz.

Oh maşallah...

...dışarıdakilere kahkaha, eve çatık kaş!

Şu meretin mezesi, güler yüz ama ee ara ki bulasın!

Geç kızım geç.

Koy kızım, hadi yemekleri.

Biraz paran var mı, Derya?

Yok, dünkü yevmiyem elinde duruyor!

Bütün gün, milletin ağız kokusunu çekiyorum ki...

...boğazımızdan iki lokma geçsin; o da ya içkine ya da kumarına gidiyor!

Nankör! Ulan bunca yıl babalık ettim sana be, ettiği laflara bak!

-Terbiyesiz! -Çocuğu korkutuyorsun!

Korkma ablacığım.

Babalık etmişmiş!

Kızım...

...azıcık suyuna git, şu adamın.

Anne Allah aşkına, boşa şu adamı.

Görmüyor musun, huzurumuz kalmadı, ben bakarım eve, söz veriyorum.

O olmadığı zaman, gül gibi geçinip gideriz.

Kocam o benim.

Biz de çocuklarınız, unuttun mu?

Kocanın hayrını gör!

Ay yeni komşularımız, bunlar mı?

Aman köyünden kopan, kendini buraya atıyor.

Vallahi yeter, İstanbul'un kapısına kilit vursunlar artık ya.

-Bitti, İstanbul bitti. -Tabii, tabela da assınlar.

İstanbul var ama bize yetecek kadar.

Hadi şimdi şöyle, güzel keyif kahvesi yapayım.

Ya abla ev tam takır, kuru bakır nasıl olacak o?

Yahu Namık 25 yıldır, ben bu anın hayaliyle yaşıyorum yahu!

Ooo oo!

Ananız önümüzdeki 20 yılın menüsünü, hazır etmiş bile.

Aa tabii, ne sandın sen beni!

Ay hadi bakalım.

Ay bir kuru döşekle, gelmişler.

Anne sen de kimseyi beğenmiyorsun ha, sanki biz paşa torunuyuz.

Ay tamam, belki paşa torunu değilim ama benim sultanlar gibi kızım var.

Ee sen zengin biriyle evlenince, herhalde ananı da bu sefalette bırakmazsın?

Aa!

-Hoş geldiniz. -Ay vallahi, gerçekten hoş gelmişiz.

-Hadi, hadi gelin. -Ee aşk olsun, niye bizde kalmadınız?

Ay nasıl şımartıyorsunuz ya!

-İki çay alabilir miyiz lütfen? -Tabii.

-Türk kahvesi? -Bir su, alabilir miyim?

İyi de Namık abi, biz ne iş yapacağımızı, neden bir emlakçıyla konuşuyoruz ki?

Olur mu öyle şey ya, Sadullah abi sadece emlakçı değil ki...

...o burayı muhitte ofis niyetine açık tutuyor, onun başka bir çok sektörde yatırımı var.

Buralarda ne gider, ne iş yapılır, ne tutar hepsini en iyi o bilir.

Yani anneniz istediği için yoksa adamın işi, başından aşkın.

Hasan abii içiniz rahat olsun yani onun kefili benim.

Tanışalım canım.

-Kübra, Sadullah abi yok mu? - Geldim Namık, geldim.

Hah geliyor.

-Merhaba, hoş geldiniz. -Merhaba, hoş bulduk, Emir.

-Hoş geldiniz. -Hasan.

Hoş geldiniz.

Ee ee hadi, gidelim madem.

Buyurun.

Sade gibi görünen, taşlarla süslü, sırt dekolteli...

...70'li yılların esintilerini taşıyan, gece elbisemiz.

Bu yılın trendi; etek uçlarında hareketlilik hakim.

Burası mı?

Dağınıklığa aldırmayın, ardiye olarak kullanılıyor.

Biraz bakımsız ama iyi bir temizlikle, birkaç güne hazır olur.

Beni yanlış anlamayın ama bu kira çok değil mi?

Biraz derdi toplu olsa, bir misli fazlasına veririm zaten.

Bir şey yok ya, eşyalar hurdacıya verilecek, bir badana boya, bitti mis!

Hem yeri çok merkezi abi, ticarette mühim olan bu zaten muhit.

Arka sokaklarda böyle yerler var ama...

...müşterisi kıt olur, kazanacağınız para...

...taa memleketten buralara kadar gelmenize değsin diye, burayı gösterdim.

Bence de kalkarız altından.

Ne iş yapacaksınız, bu dükkanda?

Vallahi, hediyelik şeyler satan bir dükkan açmayı düşünüyoruz.

İşte memleketten gelecek yöresel yemekler, ev yapımı reçeller...

...çaylar, sabunlar, kartpostallar!

Kartpostallar mı?

Ya siz İstanbul'a iki günde, topu atmaya mı geldiniz?

Kartpostalmış, bırak Allah aşkına!

İstanbul'da ne satmak gerekir ki?

Hem eskiden beri süregelen, hem de modası hiç geçmeyen şeyler.

Yani?

Yani altın.

-Ay çok güzeller bunlar, Derya! -Şuna baksana!

İyi de ben bunu alsam, nerede giyeceğim?

Babam, dükkana gelmeme bile zor izin veriyor.

Bunları burada giyindiğimi, düşünsene.

Olsun be, bakması bedava.

Derya bu birkaç gün, bende kalsın mı?

Ya babam yüzünden zaten, rahat rahat bakamıyorum...

...belki gece uyuyunca bakarım.

-Kalsın tabii keyfine bak. -Tamam.

-Kübra! -Baba!

Ben kaçtım.

Kolay gelsin.

Kuyumcu, kuyumcu, kuyumcu yani!

-Oğlum bir dur ya! -Tabağıma koyacaksın, nasıl olsa.

Biz ne anlarız ayol altından, kuyumcudan?

Sadullah Bey'in kuyumcu imalathanesi varmış, malları oradan alacağız.

İşte o da bize ne gider, neden ne kadar almak lazım gelir diye, akıllar verecek.

Altının her daim sattığı söyleniyor.

Kim diyor?

Sadullah Bey, bir de sizin Namık söylüyor.

Hee, vallahi Namık söylüyorsa bilmiyorum ama herhalde bir bildiği var.

Ya bakın, biz dükkan bakmaya gittik adam bize, altın satmaya çalışıyor.

Bedava vermiyor ya oğlum. Adam işlerini genişletmiş, ne var?

Tamam da biz yine de bir üstüne yatıp düşünelim, ne bu acele?

Hemen cevap vermek zorunda mıyız, yani?

Doğru söylüyor.

Merhabalar.

Neredesin oğlum sen?

Bak yeni evimizde ilk soframız, sen ortada yoksun.

Ya biliyorum ama işte bütün gün, sandalyeyle masa peşinde koşturduğum için...

...biraz hava almam gerekti.

A aaa! Bak yalancıya bak! Ay hava alacakmış.

Sen hava alacağım derken, kim bilir kaç tane kızın aklını, başından almışsındır?

Kimler?

Mahalle çalkalanıyor, mahalle.

Eeee, hadi anlat bakalım nasıl geçti bugün defile?

Nasıl geçsin anne, giydik çıkardık işte.

Bak kızım gün gelecek, seni kıyafetleri güzel gösteriyorsun diye seçmeyecekler...

...sen, seni güzel gösteriyor diye kıyafet seçeceksin.

Aman anne.

Ay ne var? Başlama yine aman anne.

Bak Marlyn Monroe de fakirmiş.

Ama sonra kadın, ne kadar başarılı oldu. Ayol, koskoca Kennedy ile çıktı.

Nasıl mutluydu.

Anne Marlyn Monroe, intihar etti biliyorsun değil mi?

Haa yok yani, öldürüldü diyenler de var.

Ahahah!

Ay benim için düşündüğün, mutlu son bu mu yani?

Cinayete kurban gitmek mi?

Ay Allah korusun kızım, o nasıl söz?

Bak ben hayattayken...

...sana zarar verecek olan adam...

...daha anasının karnından doğmadı.

-Hadi ben yatıyorum, iyi geceler. -İyi geceler.

Al bakalım.

Bak jilet gibi ütüledim, hadi iyisin yarın yine...

...işe paşalar gibi gideceksin. -Ohh! Sağ ol annem benim.

Canım benim! İnşallah seni, çok severler de...

...stajdan sonra, orada çalışmaya başlarsın.

Azıcık çevre edinirsin.

İnşallah, bizim de elimiz bollaşır, sana hemen, bir hukuk bürosu açarız.

Kısmet.

Ama sana, acaba daha kaç kere söyleyeceğim...

...ben akademisyen olacağım anne.

Bak belki, profesör olacağım, büyük bir adam olacağım yani.

Allah Allah!

Ay profesör dediğin, memur maaşı ben oğlum.

Yani şu aza kanaat etme huyun yok mu, aynı baban!

Anne ne yaptın yaa?

Ay ol akademisyen ol. İkisini birden ol.

Hadi. Çalış çalış.

Ohh! Şuradan gittiğimi hatırlıyorum da...

...Allah, ne havalıydım.

Vallahi sokakta yürürken, dönüp bakarlardı.

Yok, hâlâ bakarlar.

Hadi oradan.

Ya ne istiyorum, biliyor musun...

...hani şu yakası kürklü paltolar var ya çok şık, artistlerinki gibi...

Desinler ki vay be Zeliha Hanım'a bak, ne kadar şık.

Haza İstanbul hanımefendisi.

Vallahi çok şey istiyorsun, Zeliha Sultan.

İstiyorum tabii.

Ne var? Tabii istiyorum. Sen de isteyeceksin oğlum.

Bu, gözünü yükseğe dikmek değil ki.

Bu hak ettiğin şeyi, layık olduğun şeyi almak.

Tabii istiyorum.

Şimdiye kadar beni engelleyen, her şeyi geri istiyorum.

Artık önünde, engel kalmadı.

Hem hep olmak istediğin yerdesin, İstanbul'dasın.

Bir de ben varım yanında.

Bak oğlum, sana bir şey söyleyeceğim. Güçsüz olursan, yanındakini de ezdirirsin.

Ben niye, bu kadar ezildim?

Baban güçsüz olduğu için.

Ama ben inanıyorum, sen o kadar güçlü olacaksın ki...

...herkes ailemizin önünde diz çökecek.

Benle gurur duyacaksın anne.

Bütün umudum sende.

Kaybettiğim ne varsa...

...gelecek, güç, imkanlar...

...hepsini sen, teker teker geri alacaksın.

Ama bak eğer İstanbul'da, aza kanaat edersen...

...işte o zaman, kaybetmeye mahkum olursun.

Ama sen, o kadar güçlü olacaksın ki...

...herkes önünde eğilecek.

Şşş, söz mü?

Şeref sözü.

Aslan oğlum benim.

Şşş!

Vay avukat bey!

Nasıl?

Hani o stajdaki kızlar, bayılacak sana.

Eheheh! Eyvallah.

Hadi bakalım, işiniz rast gitsin.

Sağ ol anne.

Sağ ol.

-Ya Yiğit, ne diyeceğim sana. -Heh?

Sen bugün, babamla mı olsan?

Ya benim o Sadullah'ı falan, hiç gözüm tutmadı abi.

Üfff! Ya neden oğlum?

Bak taşı toprağı altın şehirde, kuyumculuk biçilmiş kaftan.

Biçilmiş kaftan, bize mi biçilmiş kaftan kuyumculuk?

Bak sana söylüyorum, bu Sadullah sadece mal satmak için...

...babamı kuyumculuk falan, ikna etmeye çalışıyor.

Sen başka bir dükkan bak abi, tamam mı?

-Başka emlakçıdan falan. -Tamam bakarız.

Hadi, şu muhitin havasını koklayalım.

Biraz da yeni modeller üretiyoruz.

Bu dükkan için ne kadar gerekir?

Kaç kilo altınla açacaksın?

Bilmiyorum.

Beş kilo altınla açacaksan, 500 milyarı gözden çıkaracaksın.

On kiloyla, açarsan da iki katı.

-İşe büyük gideceksin ki... -Fakat bizim, o kadar paramız yok.

Eviniz var, satar sermaye eklersiniz.

Ev Zeliha'nın üstüne, hayatta sattırmaz.

Bak Hasan, İstanbul'da küçük iş yapılmaz.

Gireceksen, işe büyük gireceksin.

Borç yiğidin kamçısıdır, bulacaksın bir yerlerden.

Fazıl da fakülteden arkadaşım benim.

O hoca oldu, ben de burayı açtım sonra.

Seni çok övdü bana.

Sağ olsun.

Buyur geç otur bakalım.

Gideceğiniz yere kadar, bırakayım isterseniz?

Kamyonla, çapkınlığa çıkılır mı ulan?

Karpuz muyum ben?

Vallahi dört teker, iki ayaktan iyidir her zaman.

Tabii canım...

...ayakkabılarım, bu arabadan fazla eder.

Bu külüstür yolda kalır, biz inip arkadan itmek zorunda kalırız.

Heh! Haydi anam gazla!

İki ayak, dört tekerden iyidir.

Allah kahretsin!

Sadullah abi, abi biraz konuşabilir miyiz?

Sen doğruca eve git, ben gece geç geleceğim, işim var.

-Kapıyı kilitle yat. -Tamam baba.

Söyle.

Abi benim içim hiç rahat değil, vicdan azabı duyuyorum ben ya.

Vicdan azabı...

...benim böyle şeyler için ayıracak vaktim yok, Namık.

Başta düşünecektin.

Abi, vazgeçebiliriz.

Namık, akşam akşam kafamı şişirme!

İçin rahat değilse, işten geri çekil.

Bir daha da benimle, iş yapmayı unut.

Karar senin.

Çoluk çocuk serseri olur orada. Hele ki Yiğit. Bakma burada...

...Basri Bey'in torunu diye herkes önünde, düğme ilikleyiveriyor. İş bilmez...

...tahsili yok, İstanbul'da, selam vereni olmaz.

Vallahi işin boyu, bizi aşıyor. Bir yerden, para bulmamız lazım.

Bankadan kredi falan, alamaz mıyız?

Bilmem ki. Elimizdeki paranın, dört katı para istiyorlar.

Evi satsak mı acaba?

Ne? Delirdin herhalde.

Ya ben yirmi beş yıl döneceğim diye hayal kurmuşum, tam yerleştim...

...hayatta sattırmam.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar oğlum.

Ya baba, biz arabayı değiştirsek mi?

Sermaye için mecbur satacağız da...

...yenisini ne zaman alırız, Allah bilir?

İyi, zaten ha bire yolda kalıp duruyor.

Dedim, gökten kadın mı düşüyor?

Ehehe!

-Alıyorum bunu ha? -Al.

Ama ileride yengen olur, ona göre. Yan gözle bakma.

Kitap ayracı yaptım, gitti.

Anlat bakalım, neyin var?

Senin gibi olmayı, çok isterdim biliyor musun?

Benim gibi mi? Niye?

Oğlum sende insanları cezbeden her şey var, özellikle de kızları.

Yaa.

Ahh! Amcam haklıymış galiba.

Bizim saltanatımız, kendi memleketimizde.

Sen... Sen nereye gidersen git, geçer akça olacaksın ileride.

Meslek sahibisin, akıllısın...

Göreceksin, herkes sana saygı duyacak.

Kızlar da.

Sen geç dalganı.

Sen daha kendinin, farkında bile değilsin.

Sağ ol ya.

Oğlum bir bisiklet al ulan, daha hızlı gidersin. Ahahah!

Yürü ulan yürü!

Tabanvay kullanıyorsun diye, kıskanıyorsun değil mi?

Bir motosiklet mezarlığı varsa, gömelim şu hurdayı.

Kaç gündür uğraşıyorsun, boşu boşuna.

Ellerine bak, leş gibi oldu leş.

E tabii bütün gün, iki tane şarkı tıngırdatıyorsun kapıyorsun yevmiyeyi.

Benim gibi bütün gün, araba tamir et bakalım, o eller nasıl olacak?

Ne yevmiyesi oğlum? Alamadık son parayı, biliyorsun işte.

Çalıyoruz da bir işe mi yarıyor sanki?

Ama inadım inat, bak gör bir gün kaset yapacağım.

Şşş gel gel, şu yeni arkadaşa bir merhaba diyelim.

Hop!

-Selam. -Selam.

Buyurun.

Çok da kibarız.

Hadi çocuklar siz işinize, ben yoluma.

Bir dakika ya, bir dakika.

Ooo!

Oğlum, kitap mitap okuyor ulan çocuk. Maşallah zehir gibi.

Eee o elindeki kitap değil, klasör.

Hee.

Mahallemizin, kültür seviyesini yükseltiyor.

Mahallemizin, eğlence seviyesini de siz mi belirliyorsunuz?

Fakat terbiyeli çocuk. Görüyor musun, hiç adabını bozmadı, aferin.

Ufff! Çocuklar benim öyle itle, kopukla uğraşacak zamanım yok.

Sen işine, ben işime...

Bir dakika, bir dakika. Sen şimdi, hangimize it-kopuk dedin?

İkinize de.

Beyler, bir derdiniz varsa benimle çözün.

Değmez değmez.

Hayırdır, sen arkadaşın velisi misin birader?

Gerçekten bak hiç gerek yok, sen yanlış anladın.

Ya Yiğit, ne yapıyorsun?

Bırak!

Kimsiniz ulan he?

Oh iyi oldu!

Ay dövdü çocukları resmen.

Kimsiniz ulan?

Yavaş yavaş yaa!

Allah Allah yaa! Üfff!

-Bunlar senin galiba? -Evet. Sağ ol.

-İyi misin? -İyiyim iyiyim.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

Bye bye.

Gel soralım Sibel'e.

Ne yapıyorsun sen ya?

Burada da mı?

Kim onlar?

Mahallenin kızları.

Kavga mı etti onlar bayağı?

Hee. Klasik Ender'le Selim işte.

Hadi hadi.

Şşş mukayyit ol haa!

Kardeşini mi korudu?

He hee.

Tam aile babası olacak çocuk.

Ay Derya, sen de bir alemsin yaa.

Elin serserisini, yılın babası ilan ettin iki dakikada.

A aaa! Ne var? Kardeşini korumuş işte, ne güzel.

Hee kardeşini korudu. Ne yapıyorsunuz, gezmeden mi?

Hee gezmeden.

Televizyonda kadınlar can sıkıntısından, kendilerini alışverişe verirler ya...

...ben de dedim biz de gidelim yani, neyimiz eksik? Paramız eksikmiş.

Alışverişe gidip, patates soğan alıp geri döndük.

Bir söyle, bin işit.

Yine üvey babanla, kavga mı ettin sen?

Çok mu belli oluyor?

Hadi bana gelsenize birer kahve içeriz, balkon sefası yaparız, olmaz mı?

-Ay harika olur. -Yok ben gelemem.

Akşama misafirim var, hazırlık yapmam lazım.

A aaa! Kim geliyor?

Şey şu yeni taşınanlar var, yok mu işte onlar.

Ooo Sadullah abiye bak sen, bir de tutucu derler.

Mahallenin en yakışıklı çocuğunu, eve davet etmiş kızım...

...senin kimseyle görüşmene izin vermiyor.

Hangisini diyorsun, o uzun boylu olan mı?

Cık! Biraz önce geçen, kardeşini koruyan var ya o.

Ay hadi Derya tamam, hadi hadi.

Hoş çocuk!

Tamam çok hoş çocuk, tamam.

Detayları istiyorum Deryacığım, lütfen.

Haydi Kübra, görüşürüz.

Her şeyi anlatacaksın.

Gel sen deli, gel buraya gel.

Üff yaa, kırk yılın başında...

...attığımız taş, kuş vuracak diye çok heveslenmiştim.

Biz elimizden geleni yaptık, Zeliha.

Gittim konuştum bankayla işte, kredi vermiyorlar, ne yapalım?

Üzülme üzülme. Anamızdan, sarraf doğmadık ya.

Başka bir iş kurarız. Elimizdeki paranın, yeteceği bir iş.

Acaba bir başka bankaya gidip, bir daha mı konuşsak?

Ne değişecek Zeliha?

Elimizdeki paranın, dört katı kredi istiyorsun.

Bu durumda 10 milyara yakın, aylık gelir göstermezsek vermiyorlar krediyi işte.

Şimdi öbür banka, 10 milyar yerine 9 milyar aylık gelir gösterin dese...

...gösterebilecek miyiz sanki? Gösteremeyeceğiz.

Allah Allah, bu nasıl iş ya? Yani borç almak için zengin mi olmak şart?

Allah Allah!

Ehehehe!

Aaaa hoş geldin, İclal abla.

Siz de.

Ay ne güzel, böyle kızları cıvıl cıvıl görünce, genç kızlığımı hatırlıyorum.

Senin de giderin var bence, fena değilsin.

Arsız!

Ahahahah!

Kimin dedikodusunu yapıyorsunuz bakayım? Fokurduyordunuz gördüm, bana da anlatın.

Aman ne dedikodusu canım?

Şu Zeliha ablalara gelmiştim, hani karşıya yeni taşınanlar.

Evde yokmuş, ben de hazır gelmişken, Neriman ablaya uğrayayım dedim.

Sen tanıyor musun onları?

Namık'ın akrabaları. Ayvalıktan geldiler.

Hoş gelmişler.

Aman gelecek başka mahalle, bulamamışlar mı canım?

Biz, nereye kaçacağımızı şaşırdık.

Ay Neriman abla, komşuluk etsen seversin bak.

Evleri babadan kalma.

Küçük oğlan, okulu bitirince...

...burada iş tutsun diye geldiler.

Büyüğünü de kuyumcu dükkanının başına, geçirecekler.

Vallahi benim genç kızım olsa, kaçırmam.

Ay sen genç kız olsan, sen de kaçırmazsın da artık kısmet!

Aman halt etmişsin sen!

Ben şimdi de niyeti bozsam, siz erkek namına avucunuzu yalarsınız.

Hey maşallah!

Ahahahah!

Nasıl gidiyor?

İyi. Eee...

...güzel.

Biz neden hep, icra davalarına bakıyoruz?

E bizim işimizin, bir parçası bunu takip etmek.

Seni hayal kırıklığına uğratan ne?

Yok, hayal kırıklığı değil de...

...insan bir yıl burada çalışsa...

...adalet, sırf alacak-verecek davası üzerine, bir kavram sanır.

Ne bileyim, bize okulda daha başka şeyler de öğrettiler.

Allah Allah!

Tabii, ben hukuk okuyarak değil, tıp okuyarak avukat olduğum için bilemiyorum.

Başka, neler öğretiyorlar okulda?

Yok yok siz beni yanlış anladınız, yani siz tabii ki benden daha iyi biliyorsunuz.

Ben...

Yarın sabah bir dava var, sen de gel benimle, izlersin.

Yürü abi yürü, olay çıkmasın gece gece.

Ya dur yaa.

Adama bak ya, daha dün geldi bugün bize atar yapıyor.

Haklı oğlum o da kendince, kardeşini koruyor işte ne var.

Eli ağırmış ama hee.

Mahallemize, Muhammet Ali geldi.

Dikkat etsene kızım.

Geldik geleli çok dostluk gösterdiniz bize, sağ olun.

Ama biz, kuyumcuyu açmaktan vazgeçtik.

Neden?

Maliyeti bizi aşıyor.

Bankaya, kredi için başvurduk ama...

...elimizdeki teminata, o kadar yüksek kredi vermiyorlar.

Velhasıl, kuyumcuyu açmak için gerekli parayı bulma imkanımız kalmadı.

Bulursunuz bulursunuz. Evi satmayı, düşündünüz mü?

Aman yok!

Ev durduk yere, dükkan aldırmaz.

Ama bir dükkan, bir ev daha aldırır size.

Hem istimlak söylentisi dolaşıyor.

Sonra, daha ucuza gider elinizden.

İyi de böyle bir söylenti varsa, kimse almak istemez ki.

İşte ben de onu söylüyorum.

Fazla dillenmeden, elinizden çıkarın.

İşiniz görülsün diye, söylüyorum.

Ben yirmi beş yıl bekledim, bu eve geri dönmek için.

Hayatta öyle, kendi ayağımla çıkmam.

Ayrıca söylenti diyorsunuz.

Yok canım, bu ev bizim hayattaki tek güvencemiz.

Satmam, sattırmam da.

Bizim öyle, büyük beklentilerimiz yok.

Yani, başımızı sokacak bir evimiz olsun...

...ekmeğimizi kazanalım, başımızı yastığa rahat koyalım, yeter.

Ya durun bakalım, karamsarlığa kapılmayın.

Hem biz hemşehri sayılırız. E biz de size yardımcı olmayacaksak...

Biz kimseye, gebe kalmak istemiyoruz.

Neyse, yarın dükkana uğra da ne yapalım, bir bakarız.

Heh tatlılar da geldi.

Kübra'nın üstüne, yoktur bu işte.

Ooo Yiğit'in en sevdiği tatlı. Hadi yaşadın.

Rahmetli karımın tarifiydi, Kübra pek güzel yapar.

Çok güzel olmuş.

Ellerine sağlık.

Afiyet olsun.

Kübra biraz dalgındır.

Sadullah Bey borç verdi, dükkan çok kazandıracak gör bak, güven bana.

Ya baba, iyi kazandırsın da bu...

Annene sakın söyleme, tamam mı? Evlendiğimizden beri, ilk defa çok mutlu.

İlk defa yüzünü güldürebiliyorum, ilk defa, çok güveniyor bana.

Bu senetleri görürse, evhamlanacak.

Söyleme annene, tamam mı?

Ya baba tamam, ben anneme söylemem ama bu senetleri sakın imzalama.

Ver sen ver onu bana, tamam imzalamam.

Geliyorum geliyorum, iki dakika.

Ama bitmedi, iki dakikaların hadi.

Ne yapayım?

Hadi gel bekliyorum.

Ooo Derya Hanım hayırdır, pazar gezmesi mi?

Sana ne yaa?

E ayıp oluyor ama yaa!

Biz de bu mahallenin çocuğu, değil miyiz?

Ne hemen böyle, terslenmeler falan?

Ay plaja gidiyorum, nereye gideceğiz böyle?

Sağ ol canım.

Oğlum, sen adamsın yemin ediyorum.

İclal, hayran oldum ben Kübra'ya.

Vallahi, ne becerikli şeysin sen öyle.

Hem bütün gün, dükkanda çalışıyorsun...

...hem koskoca evi tek başına çekip çeviriyorsun, aferin sana.

Yemekleri de çok güzel.

Değil mi?

Ay şuna bak, çok da mahcup.

Ya yok aslında, bir şey yapmıyorum.

Ama böyle, yaptığım işi de yarım yamalak yapınca da içime sinmiyor hiç.

Haklısın.

İnsan ne iş yaparsa yapsın, hakkını vererek yapmalı diye düşünüyorum.

Hop! İyi misin?

İyiyim. İyiyim sağ ol.

Öyle konuşmaya dalınca, dikkatim dağıldı.

Nazar değdi, benim güzel kızıma.

-Hadi görüşürüz. -Görüşürüz.

Görüşürüz.

Yiğit.

Cık cık cık!

Annemler Sadullahları yemeğe davet etmiş akşam, dükkan kutlaması. Ne diyorsun?

Vallahi, onlara afiyet olsun.

-Bizim seninle, başka işimiz var. -Ne?

Abi-kardeş alemlere akacağız.

Hem biz alemi görelim, hem de alem delikanlı görsün.

-Hadi hoşça kalın. -Görüşürüz Namık abi.

Bizim mahallenin gençleriyle, pek kaynaşamadınız galiba he?

Ya bırak onları ya.

Sanki mahallenin sahipleriymiş gibi, gelip bize posta koymaya çalıştılar.

Ama gördüğün gibi, yüzümüze bakamıyorlar.

Cık, yok ikisi de iyi çocuklardır.

İkisi de ekmeğinin derdinde...

Ama işte insan bazen derdine derman bulamayınca, böyle sinirleniyor.

Ben de böyleydim, gençken.

İnsan bazen, sinirini çıkaracak yer arıyor.

Size dişleri geçer, sanmışlar.

Siz hoş görün.

-Hadi görüşürüz. -Görüşürüz.

Hadi görüşürüz koçum.

Arabayı ne yaptın?

Ya bakalım, sabah bir şeyler yaptım da. Marşa bas.

Ne oluyor ulan?

Mahallede bulaşacak adam bulamadınız da benim yeğenlerime mi, sardınız oğlum?

Abi biz, senin yeğenlerin olduklarını bilmiyorduk ki.

Abi biz öyle kimdir, necidir bilmediğimizden...

...kendi usulümüzce bir merhaba diyelim, dedik.

İkisi de iyi efendi çocuklardır.

Ama öyle başlarını ezdirmezler.

Memlekette bunların dedeleri, oranın ağası gibiydi oğlum.

Çocuklar öyle, lolo yapmaya gelmezler.

Bak iyi geçinirseniz, arkadaş olursanız...

...sizi kendi kardeşleri gibi kollarlar.

Düşmanları olursanız, çekeceğiniz var ben diyeyim.

Hadi gidin düzeltin arayı, hadi.

Gel ulan yürü.

Gel gel.

Selamlar.

Ulan ben size, gözüme görünmeyin demedim mi?

Şşşş!

Ya geçen gün bir tatsızlık oldu, biz onu bitirmeye geldik.

Ya Namık abiyi biz sayarız, severiz.

Şurada yüz yüze bakacağız. Arada husumet olmasın.

Kardeş, sen de kusura bakma.

Selim ben.

Yiğit.

-Ender. -Emir.

Biz sahile gideceğiz, isterseniz siz de gelin. Hem dolaşmış olursunuz biraz.

Hee iyi fikir, hadi gelin bizimle.

Bir gezdirelim sizi, dolaştıralım.

Şöyle bir plaja gidelim, aynen, güzel kızlar falan.

Sen git, benim işlerim var.

Araba güzelmiş.

Öyle. Haftada bir değiştiriyorum.

Sürekli aynı arabaya binince, bende asilik yapıyor da ondan.

Selim, oto tamirhanesinde çalışıyor da.

Canım arabayı yapıyoruz, önce bir test ediyoruz.

Her şey, müşteri memnuniyeti için.

Eee, sen ne yapıyorsun?

Ben müzisyenim abi.

Bir barda çalışıyordum akşamları, yalan oldu.

Ama ileride, albüm yapacağım.

Gitar mı çalıyorsun?

Tellilerin, hemen hemen hepsine hakimim.

Telliler?

Gitar, bağlama, ud...

Yaylılardan kabak kemane, vurmalılarda da fena değilim.

Üflemelilerde de nefesim yettikçe...

Ulan başka, ne kaldı ki geriye?

Ne zaman öğrendin, bütün bunları?

Doğarken biliyordum.

İnsan büyürken, unutuyor müziği.

Ama enstrümanları elime aldıkça, hatırlıyorum.

Allah vergisi.

Ya bunlar nereden çıktı ya?

E adı üstünde halk plajı.

Mahalle halkı gelmiş işte.

Demiyor muydun ulan, hemen atlayacağım diye?

Tamam dur dur!

-Aaaa merhaba. -Merhaba.

Adağım vardı.

Ay Allah kabul etsin. Buyur geç.

Sağ olasın. Ay yok, ben daha bunları dağıtacağım.

Geç geç, bir çayımı iç öyle dağıtırsın.

-Hadi gel. -Vallahi, çaya hayır diyemeyeceğim.

Sağ olasın.

Eee nasıl gidiyor İstanbul, alışabildin mi?

Manzarası güzel...

Zamanın varsa, her şey güzeldir burada.

Deniz, eğlence...

Bizim memlekette de var.

Elbet vardır.

Ama burada Taksim var. Sinemalar, kafeler... Beyoğlu çok güzel.

Belki bir gün gideriz.

Seversin. Cıvıl cıvıl.

Aman maşallah, bir içim su, ne kadar güzel.

Kızınız değil mi?

Eh, gelinlik çağına geldi artık. O da Derya da.

Ne alakası var canım? Sibel, hiç düşünmüyor evlenmeyi.

Yani o öyle ev işi falan, yapamaz çünkü.

Ne bileyim kocasına, kaynanasına falan hizmet edemez.

Anca işte, ona böyle hizmetçiler tutacak birileri çıkacak da karşısına, belki.

Vallahi ne diyeyim, gönlünüze göre versin Allah.

Eee yiğit'le Emir'in var mı, ciddi düşündükleri birileri?

Yok canım nerede? Ooooo!

Daha Yiğit bizim, kuyumcu dükkanımız var da onun başına geçecek...

...işleri rayına oturtacak...

Hiç öyle, kafasını karıştırmak istemez. Emir de zaten askerliğini bile yapmadı.

Yani bizimkilerin, daha çok vakti var.

Şu kız kim?

Ooo, sen fazla yüksekten uçuyorsun abi ya.

“Yüksek dağın kuşuyum, selviye konacağım”

Burun üstü, çakıl da gör o zaman.

Sibel o Sibel, bakar mı senin benim gibilere o?

Bizim neyimiz varmış?

Oğlum kız lüks butikte manken, kim bilir neler neler görüyordur?

Bakar mı, senin benim gibi mahalle çocuğuna?

Al.

Ucuza gitti ya.

Pek fazla bir şey etmez bu. Yine de iyi verdin.

Bunu ilk aldığımda, yoktu kimsede.

Oğlanlar ne sevinmişlerdi.

-Neyse, hayrını gör hadi. -Teşekkürler.

Canım çekilir misin? Güneşimi kesiyorsun.

Çıkaramadın mı beni?

Karşı komşunum.

Çıkaramadım canım.

Tanışmak istedim, belki arkadaş oluruz.

Bu yaşına gelmişsin, hâlâ bu şekilde arkadaş edinilmeyeceğini öğrenemedin mi?

Doğru, haklısın böyle olmaz.

-Akşam bir şeyler yapalım? -Bu akşam uygun değilim.

-Yarın? -Yarın da uygun değilim.

Peki ne zaman uygunsun?

Senin gibiler için hiçbir zaman.

-Gidiyor musunuz? -Aa evet gidiyoruz.

Ya biz bırakalım sizi?

Olur.

E size, iyi yolculuklar o zaman.

Ya Sibel, dursana kızım.

Canım bak istiyorsan sen git onlarla, mahallede görüşürüz.

Cins abi cins!

Ne işi var ya? Cık cık!

Dikkat et, bu çocuk sağlam pabuç değil.

Niye ya? Bence çok hoş çocuk.

Ay ne bileyim ben, bu yiğit'ten hoşlanıyorum galiba biraz.

Ne diyeyim ben sana Derya, ne diyeyim yani?

İzin ver ben gideyim.

-İyi hadi tamam. -Merak etme.

Hadi görüşürüz,arayacağım.

Tamam. Bye bye.

Bye bye görüşürüz.

Ben sizinle geleyim dedim.

Hadi bakalım.

Ne gülüyorsun?

Çok mersi.

Karnım yapıştı, yemin ederim.

Ay dur dur, burada çok güzel, balık ekmek yapan yer var.

Balık ekmek yesek ya.

Ya eve yaklaştık zaten, ben evde yerim.

Aaa hayatta olmaz, her maaşım dağıtıldığında, bir balık ekmek yerim.

Bu sefer, ben ısmarlıyorum. Hadi kırmayın.

Ya ısmarlamasından değil, biz de öderiz yani ama...

Ama sonuçta, insanın anasının yaptığı yemeğin yerini tutar mı balık?

Yani...

Annesinin yaptığı yemeğin yerini tutmaz tabii balık yaa.

Ama ne uzattınız yaa! Hadi kırmayın beni.

Gidelim mi Yiğit?

Hadi.

İyi hadi gidelim.

Balıklar da geldi.

Ohh!

Ver abiciğim.

Sağ ol abi.

Eyvallah.

Ohh değdi vallahi.

Vallahi teşekkür ederiz, madem sen ısmarladın yemekleri, sen yaptın sayıyoruz.

Tamam. Balıkları da sen tutup getirmiş ol, mesela.

Bu balık-ekmek işinde, para var mıdır ulan?

Vallahi bence kârlı iş. Baksana, bir tezgah alıyorsun...

...bir tane de küçük tekne...

...sonrası kolay.

Oğlum tekne almanın, neyi kolay?

Balığı, denizden tutuyorsun ama.

Sermayenin yarısı, bedavaya geliyor.

Sonra var ya, üç dört yıla paraya para demezsin.

Karınları doyurdunuz, şimdi de zenginlik hayalleri değil mi?

Niye abi, sen istemez misin böyle bir teknen olsun?

Yok.

Ben bu işe girsem, direkt film olur.

Neyse şimdi kızı da sıktık.

Hadi Derya, en iyisi biz bir yürüyüşe çıkalım.

Bunlar da nereden oltalarını alacaklarını konuşsun.

Uzun zamandır, geçirdiğim en güzel gün.

Vallahi, gün daha bitmedi.

Şu teknenin orada, oturalım mı?

Olur.

Ne güzel değil mi?

Vallahi insan denize mi baksın, Derya'ya mı baksın şaşırıyor.

Rahmetli babam bana, yıldızları öğretmişti.

Bak mesela, şu Büyükayı.

Uçurtmaya benzeyen.

Şu uzanan şey de kuyruğu, gördün mü?

Bak şurada ileride de Kutup Yıldızı var, aslında çok güzel parlar ama...

...burada ışıklar çok yandığı için net görünmüyor.

Biz eskiden köye giderdik.

Yani okullar tatil olunca.

Bizim köyde yıldızlar, çok güzel görünür. Apaçık.

Burada o kadar güzel görünmüyor.

Benim çenem düştü, değil mi?

İnsan söyleyecek bir şey bulamayınca çok konuşuyor, pardon.

Sustum.

Ee sen anlat.

Neler yaparsın, nelerden hoşlanırsın?

Ben...

Ne yapıyorsun?

Nelerden hoşlanırsın diye, sormadın mı?

Nelerden hoşlanırsın?

Güzelliklerden.

Bu benim için çok hızlı.

Daha tanışmıyoruz bile.

Haklısın, tamam tanışalım.

Ben Yiğit, çok konuşmayı sevmem.

Ama aynı zamanda, ne hissettiğimi anlarsın.

Ne hissettiğini anlıyorum.

Ama ben, bunun için gelmedim buraya.

Daha doğru düzgün, sohbet bile etmedik Yiğit.

Peki, aa...

...hobilerin neler?

Dalga geçme.

Çok hızlı gidiyoruz.

Nereden bileceğim bunun son olmadığını, ortadan kaybolmayacağını?

Kaybolmayacağım.

Madem ortadan kaybolmayacaksın, madem bu son olmayacak...

...o zaman acele etmemize gerek yok, değil mi?

Israr yok.

Nereye?

Bir sonraki buluşmamıza sana anlatacak, birkaç hobi edinmeye.

Ustacığım, şöyle vereyim.

Tamam. Eyvallah, kolay gelsin.

Hop babacığım sen bırak ben hallederim, bırak.

Yiğit nerede? Bir işin ucundan tutsa ya.

Görürsen kendisine sor.

Ee ama bugün taşınacağımızı biliyor. Hiç sorumluluk yok. Kime çektiyse.

Hadi hadi, keyfini çıkarın. Bak çok şükür.

Allah'ım Yarabbim, İstanbul'dayız, mis gibi dükkânımız oldu.

Bu dükkân sayesinde hepimiz ihya olacağız. Bırak bırak ben yaparım.

Hoş geldiniz efendim.

Afiyettesiniz inşallah.

Kolay gelsin.

Sağ olun.

-Kim bu? -Nihat Bey. Çok mühim adam.

Bu bölgede ondan habersiz kuş uçmaz. Bir çok alanda da yatırımı var.

Ha, yani muhitin Ali kıran, baş keseni.

Selam söyledi, açılışa da gelecekmiş.

Ne?

Koyma, vitrine koyma. Şimdi daha açılış olmadan...

...hırsızların ağzının suyunu akıtmaya, hacet yok.

Tabii tabii.

Güzel olmuş, güzel. Gördün mü bak, bir de korkuyordun?

Sayenizde, her şey çok kolay oldu.

Ne zaman açıyorsunuz?

Her şey hazır, biz yazar kasayı bekliyoruz.

Ulan bu zenginler, nasıl yaşıyor böyle ya?

Bu herifin var ya, bunun gibi iki tane arabası daha var. Aynı böyle, bundan.

Ya bırak oğlum, en iyisi bizim barın patronuydu, o da üç aylık paramın üstüne yattı.

Nasıl yattı? Adam iflas mı etmiş?

Ya yok ya, piyasaya da personele de borcu takıp devretmiş.

Ulan evine kadar gittik, adamın paramızı istemeye...

...param yok diye ağlıyordu, tekne turuna çıkmış, it ya.

-Nerede yaşıyor? -Kavacık'da, büyük bir villada.

Kaç kişiler?

Hizmetçiyle karısı var diye, biliyorum.

- Peki evde mi? -Yok. Şu an tekne turunda, Bodrum'da.

Oğlum bunlar zengin adamlar, kamera mamera yok mudur orada?

Üç katlı büyük bir ev.

Üst katta yatak odaları var. Altta büyük bir solan.

Komşular?

Çoğu tatilde.

Mis.

Ne yapıyorsun ulan?

Geri zekâlı mısın?

Eyvah, parmak izi bıraktık.

Sabıkanız var mı ulan?

-Araba var mı? -Araba kolay.

Birkaç tornavida, törpü birde varsa...

...el feneri.

Abi...

...dolap, ağzına kadar yemek dolu.

Oğlum sen, harbi safsın.

Biz buraya, yemek için mi geldik?

Ya bırak ya, hadi.

Al bakalım.

Abi bu parayı çerçeve yapıp duvara asacağım, yemin ederim.

Oğlum sen saf mısın? İlk çaldığın para değil, ilk kazandığın para asılır.

Abi ben bu parayı, kazanmıştım zaten.

Aç, aç, aç.

Adam bana vermeyip, kasasında saklıyorsa suç benim mi?

Oğlum bak, buna self servis denir. Adam sana vermiyorsa, sen gidip kendin alacaksın.

Hadi, hadi hadi hadi.

Kalkın ulan.

Bizim mahallede 13 yaşından büyük olup...

...kitap okuyan tek kişi, sensin herhalde.

Okulun bitmedi mi daha?

Bitti.

Hukuk mezunuyum ben.

Ooo, Avukat Bey.

Okulun bitmiş, ne diye hâlâ kitaptan kaldırmıyorsun başını?

Yok ya şey...

...roman, ne bileyim iyi geliyor.

Güzel, geliştiriyor falan.

Sen?

Hı.

Ne tarz kitaplardan, hoşlanıyorsun?

Ee...

...ne bileyim. Genel kültür sınavında mıyız?

Hayır canım, yani...

...ne bileyim, muhabbet ediyoruz.

Muhabbet deyince, aklına hep kitap konuşmak mı geliyor?

Yok tabii ki.

Hem...

...sevgilin ondan çok kitaplara vakit ayırmanı, kıskanmıyor mu?

Sevgilim yok.

Görüşürüz.

Görüşürüz.

Salak, el salladın iki metre ötendeki kıza.

Oğlum ben hayatımda, bu kadar parayı bir arada görmedim ulan.

Evet abi, kendimi Robin Hodd gibi hissediyorum.

Hani Robin Hodd zenginden çalıp, fakire veriyordu. Sen kime vereceksin?

Biz de fakiriz abi, zenginden alıp, kendimize veriyoruz.

Yiğit.

Al.

En çok parayı sen al, en çok sen çalıştın sonuçta.

Yok ya, ben aldım alacağımı.

Vov.

Onu kime vereceksin müdür?

Sana ne ulan, hadi gel.

Şuraya bak.

Gençler yiyor musunuz kokoreç?

Yapsın bir üç çeyrek. Çeyrek.

-Ender. -Yerim.

-Abi üç çeyrek yapsana bize. -Hemen abi, hoş geldiniz.

Günaydın.

Allah Allah.

Öyle abi Sibel, bizim mahallenin selamını bile, beğenip almaz.

Dedik oğlum sana dün.

Anca zengin olacaksın, mallı mülklü olacaksın ki tenezzül edip yüzüne baksın.

Ye kürküm ye işte.

- Acılı olsun mu abiler? - Olsun abi, olsun.

Bu gelinlik rüya gibi.

Değil onu satın almak, kiralayamayız bile.

Allah Allah, kendi adına konuş.

Ha pardon, çünkü trilyonerler kapında kuyruk oluyor.

İstesem olur. Ama gözüm yok.

Dürüst...

...alnının teriyle, para kazanan bir hayat arkadaşını...

...para babası, bir kocaya tercih ederim.

Hayat arkadaşı?

Fakir olunca hayat arkadaşı, zengin olunca, koca mı deniyor?

Kızlar siz devam edin, biz sonra görüşürüz tamam mı?

Tamam.

Ne arıyorsun sen burada?

Sen insanları hep böyle, hırpalayarak mı seversin?

Gerçek pırlanta.

Nereden çıktı bu?

Seversin diye düşündüm.

Çaldın mı yoksa?

Hayır.

Böyle bir şeyin imitasyonu bile kaç para eder, sen biliyor musun?

Tabii ki bilmiyorsun. Zaten bunun, fiyatını da bilmiyorsundur.

Ne yaptın? Daha açılmadan, babanın dükkânını mı soydun sen?

Hayır.

Ben aldım, senin için.

Senin mesleğin neydi?

Sibel, seni gördüğüm an tutuldum ben.

Ne istersen, o olurum.

Daha bir şey değilsin yani. Aferin.

Benimle ilgili, boşuna hayal kurma.

Nihayet bugünleri de gördük. Hadi hayırlı olsun.

Allah utandırmasın.

Aa!

Ne yapıyorsun sen?

Kitap okuyorum.

Kitap okuyorsun.

Nereden çıktı bu şimdi?

Kitap işte anne. Kendimi geliştirmek için.

Allah Allah, yeni yeni huylar.

Kitap kurtaracak sanki bizi. Başımıza, kültür ataşesi kesildin.

Nereden çıktı bu, münasebetsiz şey?

Nereden buldun bunu, ha?

Baba dergi sadece o. Moda dergisi.

Neye özeniyorsun? Bu dergideki kızlara mı?

Baba dur yapma, baba dur, baba, baba.

Yürü! Doğru eve.

Baba dur, düşeceğim.

Yürü dedim, doğru eve!

Doğru eve, yürü!

Baba bağırma.

Kes sesini.

Yürü dedim.

Kapa çeneni, doğru eve.

Balığı elle yesek, millete ayıp olur mu?

Yok ya, evinde gibi rahat et, nasıl olsa daha çok geleceğiz buralara.

Mmm.

Mmm.

Seni, ilk gördüğüm günü hatırlıyorum.

Askerde çarşı iznindeydik.

Demiştim ki bu kız nereye gidiyorsa...

...peşine takılıp, firar edeyim.

Askerlikten, hayattan.

Ben sana, hâlâ çok aşığım.

Güzelliğine...

...cesaretine...

gücüne.

Sen olmasaydın, İstanbul'a gelmeye cesaret edemezdim.

Biliyorum.

Bundan sonra ne yapıyorsam, senin için.

Mutlu ol, benimle gurur duy diye.

Ömrümü yoluna serdim, be kadın.

Ayy.

Ayy, yağ oldu ya.

Dur dur, limon limon, al.

Çıktı mı?

Buyurun beyler.

Buyuruyoruz işte.

Burası, sizin boyunuzu aşar gençler.

Merak etme, boğulmayız.

Hani ulan, suç işleyen cehenneme giderdi?

Biz ev soyduk, cennete düştük oğlum.

Ulan şu, Sadullah değil mi?

Ha.

Ne işi var burada?

Ne şaşırıyorsun oğlum, buralar onun mekanları.

Sen bakma, onun kızını koruyan namuslu baba pozlarına.

Yazık ulan o kıza. Bütün gün, evin her işini yapar.

Camdan burnunu bile çıkarttırmaz ama geceleri burada beyefendi.

Vay.

Adama bak ya.

Sadece eğlenmeye de gelmiyor ha, buranın sahibiyle iş de yapıyorlar.

Pavyoncu. Emlakçıyla pavyoncunun ne işi olur?

Emlakçılık sadece, paravan işi abi. Bizim patrondan biliyorum.

"Nerede o mis gibi leylaklar"

Gideceğiniz yere kadar, bırakayım isterseniz.

Kamyonla, çapkınlığa çıkılır mı ulan?

Bu külüstür...

...yolda kalır, biz inip arkadan itmek zorunda kalırız.

Haydi anam gazla.

"Her sabah yollarını gözlüyorum"

Masadaki hanımefendiyi, buraya çağır.

Bana bak...

...bu kıza falan, aşık olmaya kalkma. Sen onun takıldıklarıyla, aşık atamazsın.

Rahat ol.

Tanışıyoruz.

"Nerede o mis gibi leylaklar"

"Bir taş attım pencereye tık dedi"

"Anası çıktı kızım evde yok dedi vay vay"

"Anası çıktı kızım evde yok dedi vay vay"

"İnanmazsan gel yukarı bak dedi"

"Armut dalda kız balkonda sallanır vay vay"

"Şeker yemiş dudakları ballanır vay vay"

Sana doyum olmaz.

Oğlum.

Bir şişe viskiyle, şampanya aç hemen.

"Rakıyı da şaraba katalım mı vay vay"

Ee?

Ee.

Buradan gidebileceğimiz, bir yer var mı?

"Demirciler demir döver ocakta şimdiki kızlar bir hoş olur kucakta vay vay"

"Şimdiki kızlar bir hoş olur kucakta vay vay"

Sibel.

Al bunu. Bir daha da benim kafamı karıştırma.

-Bir dakika ne oluyor, bu ne? -Kitap.

Hani okur musun diye sormuştun ya, hani kendini geliştirmek için.

Okudum. Hayat böyle akmıyor. Anladın mı?

Bir dakika sakin ol, kapının önünde konuşmayalım. Gelmek ister misin?

Anlat. Ne oldu?

Anlatayım. Mesela bu kitap.

Kız güzelmiş...

...ailesi, zengin birine vermek istiyor.

Kız da fakir bir işçiye gönlünü kaptırıp, bütün paralı pullu adamları, reddediyor.

Neymiş efendim? Çalışıp, alın teriyle geçinecekmiş.

Kimseye müdana etmeden, güzelliğini kullanmadan.

Olamaz mı yani?

Evin parlak oğlusun, anan baban başında, okutmuşlar etmişler.

Sırtınız sağlam ki gelir gelmez, iş kurdunuz.

Saksıda büyüyüp, düzgün insan olmak kolay tabii.

Sakin, ölçülü, ideal insan. En gıcık olduğum tip!

Vallahi ben sakinliğimi, uzun süre koruyabileceğimi sanmıyorum.

Niyeymiş o?

Sanırım, deli bir kıza aşık oluyorum.

Hadi, bir şeyler içelim.

Oldu.

Sonra sarılır uyuruz.

Ben sabah kahvaltıyı hazırlar, seni kaldırırım.

İşin bitti, paranı verdin. Tamam.

Bu seninle ilk karşılaşmamız değil. Biliyorsun değil mi?

Arabam yolda kalmıştı.

Yolda her gördüğümü, hatırlayacak halim yok.

Tabii.

Sen sadece, önemli insanları hatırlarsın.

Pahalı arabaları olanları.

Hadi canım, yürü sen.

Al.

Gerçek pırlanta mı?

Hı hı.

Ne oldu?

Hâlâ, gitmemi istiyor musun?

Dükkânım soyulmuş! Dükkânım soyulmuş!

Dükkânım soyulmuş!

Dükkânım soyulmuş!

Senin dükkâna bakan, MOBESE kameraları arızalıymış.

Parmak izi de bırakmamışlar.

Kanıt yok, şahit yok yani.

Böyle kapanabilecek mi bu melese. Ömrümü koydum, o dükkâna ben.

Sizin şüphelendiğiniz biri, var mı?

Yok. Biz yeni geldik İstanbul'a.

Doğru dürüst tanıdığımız kimse yok ki düşmanımız olsun.

Senin beyanından başka, bir şey yok.

Sırf sigorta para ödesin diye, kendi dükkânını soyan var.

Ben daha dükkânı, sigorta yaptırmadım ki.

Şu kameralar...

...bir daha kontrol etseniz, civar kameralar görmüştür belki, uçup gitmedi ya bu adam.

Kamera bozuk diyorsak bozuktur.

Baba.

Senin ne işin var burada?

Bittik oğlum biz.

Dükkânı soymuşlar.

Ne?

Savcılığa bildirmeye geldim.

Kameralar bozukmuş, şahit de yok diyorlar.

Bir şey çıkarsa, bildirecekler ama…

Nasıl giriliyor söylesene?

Gel, gel.

Bitti.

Her şey bitti.

Bütün hayallerim bitti.

Bitti.

Her şey bitti.

Sen ne oturuyorsun ya?

Hımbıl hımbıl, ne oturuyorsun?

Git konuş. Sadullah mıdır nedir?

Madem eli kolu uzunmuş.

Namık'la konuş. Ya koskoca dükkân...

...bir Allah'ın kulu görmedi mi? Nasıl soyulduğunu.

Tamam anne, tamam. Konuşacağız.

Sadullah Bey...

...ben mahvoldum. Dükkânım soyuldu.

Telaşlanma.

Sigorta şirketi, nasılsa karşılar kaybını.

Elde avuçta ne varsa dükkâna, altınlara gitti.

O da yetmedi de dünya kadar, borçlandım sana.

Önümüzdeki haftalarda yaptıracaktım sigortasını. Hızsızlar hızlı çıktı.

Bana niye geldin? Senetlerin tarihi belli.

Bana sözün var.

Bu durum, beni ilgilendirmez.

Durumum müsait değil, bana müsaade et azıcık.

Ticaret bu, batmak da var, çıkmak da.

Senin hatanın vebalini, ben çekecek değilim.

Ama Sadullah abi, biz hemşeriyiz.

Zor günümüzde, birbirimize destek olmayacaksak ne zaman olacağız?

O senetleri, kendimi güvenceye almak için yaptım.

Senin ne kaybettiğine değil, bana ne kadar borçlu olduğuna bakarım.

Ticaret adamıyım ben.

Bak iyisi mi, sen evi bana ver ha.

Borcunu sileyim.

Gerçi karşılamaz ama ne yapalım?

Dükkânım soyuldu dedim...

...yüzünde kıl oynamadı. Şaşırmadın bile.

Niye?

Çünkü dün gece dükkânımın soyulduğunu, zaten biliyordun.

Dükkânımı, sen soydurdun.

Ağzından çıkanı, kulağın duysun.

Bu burada kalmaz Sadullah. Seni ihbar edeceğim.

Sen kimsin be?

Dün geldin daha İstanbul'a. Hem kanıtın yok, şahidin yok.

Boş konuşuyorsun, boş.

Bana imzalattığın, senetler var.

Beni burada, herkes tanır. Benim sözümün yanında...

...senin senetlerinin, hükmü bile olmaz.

Ben dürüst adamım.

Bana inanacaklar.

Sokaktaki tüm kameralar, bozuk ha.

Hem de dükkânımızın soyulduğu gün.

Emir...

...ben biraz bakınacağım.

İyi, ben de babamın yanına gidiyorum.

Hayırlı olsun Hasan Bey, dükkânı açmışsın.

Lakin vitrin, biraz seyrek.

Siz kimsiniz?

Biz seni tanıyoruz. Aileni de biliyoruz.

Mühim olan bu.

Para pul falan, fani şeyler.

Önemli olan, insanın ailesiyle birlikte olabilmesi. Değil mi?

Polise, savcıya gitmişsin. Şikayetini geri alacaksın.

Hayır almayacağım.

O zaman borcunu, ailen öder. Sen bilirsin.

Kim bunlar baba?

Hiç. Dükkânı boş görmüşler de kiralık mı, diye soruyorlar.

Ne oluyor baba?

Hadi söyle bana.

Yok bir şey oğlum, bir şey olduğu yok.

Sadullah'a gittin mi?

Yardım edecek mi?

Yahu hangi akla hizmet, sigorta yaptırmazsın?

Hangi akla hizmet?

Hiç param kalmamıştı.

İlk kazancımızla, yaptıracaktım sigortayı.

Ben geri dönmüyorum. Abinler, tefe koyar bizi.

Tükürdüğümü, yalamam ben.

Mahvolduk ya.

Bitti, her şey bitti. Hayatım kaydı.

Hep senin, beceriksizliğin yüzünden.

Her şeyi böyle, eline yüzüne bulaştırıyorsun. Ondan sonra, el aleme rezil oluyoruz.

Anne el alemden bize ne, Allah aşkına ya?

Aptalsın, sen de aptalsın. Aynı baban gibisin çünkü.

Mahvolduk diyorum.

Hep senin, beceriksizliğin yüzünden.

Özür dilerim.

Nereye?

Nereye?

Dükkândan almam gereken, bir şey var.

Dükkânda bir şey kaldıysa, git al.

Baba bekle, ben de geliyorum.

Baba.

Baba.

Hadi neyse sabah beraber gideriz, hadi. Baba.

-Bu olanlarda, Sadullah'ın bir payı var mı? -Hayır, hayır hayır.

-Kesinlikle yok. -Doğruyu söyle, o adam yanlış bir şey var.

Sakın böyle düşünme, böyle düşünme.

Ee senetler?

Bize borç verdi, yardım etti, onun bir suçu yok.

Her şey, benim ihmalkârlığım yüzünden. Annen haklı.

Bu duruma gelmemizin, tek suçlusu benim.

Ben biraz, yalnız kalmak istiyorum.

Sen, annene sahip çık.

Abine de göz kulak ol.

O bir, delilik yapmasın.

Tamam mı oğlum?

Hay Allah'ım ya. Nerede bu adam?

Nerede bu adam?

Biraz yalnız kalacakmış.

İşte, ben böyle sinirlenince...

...ağzımdan çıkanı, kulağım duymuyor.

Bu sefer, çok ileri gittim ama.

O şimdi, bizden daha üzgün.

Üff gideyim ben, en iyisi.

Dur, nereye gidiyorsun?

Gideyim de bir özür dileyeyim.

Ne yapalım, olan oldu artık işte.

Sonunda ölüm yok ya.

Hadi.

Hayır hayır, siz gelmeyin ben yalnız konuşayım.

O şimdi, size de mahcup oldu oğlum.

Yanınızda, bağırıp çağırdım ya ben.

Hay Allah'ım ya.

Geleli kaç gün oldu, bak düştüğümüz hallere ya.

Yürü hadi, gece gece hırlısı var, hırsızı var.

Ahh!

Hasan!

Hasan!

Hasan!

Hasan!

Ahh!

Baba.

Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneği'ne yaptırılmıştır.

Erişim : www.seslibetimlemedernegi.com

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.