Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneği’ne yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Müzik - Jenerik)
(Ortam sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Kaan) Gökçe!
(Kaan) Gökçe bir dursana! Hey!
Ne? Ne yapacaksın? Bağıracak mısın yine bana?
Ya tamam, bak özür dilerim. Geçen gece ee...
Evet, tamam. Benim canım yandı, senin yanına geldim ama...
...belli ki sen beni görmek bile istemiyorsun.
Ben seni arkadaşım sandım ya.
Ya ben senin arkadaşın değilim!
(Müzik - Duygusal)
(Öpücük sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Nilüfer) Hayır anlamadım ki beni niye buraya getirdiniz?
Benim Tarık'la konuşmam lazım.
Kızım, bırak bir adam iyice bir düşünsün ya!
Benimle konuşmadan mı karar verecek baba?
(Sezen) Ya ablacığım, bak durum bildiğin gibi değil.
Eniştem de sana anlatmaya çalışmış ya...
...bir yıldır iş aramış...
...ama bulamamış.
Ya illaki burada da bir şeyler yapabilir.
Ama evladım...
...bak bu kadar büyük bir fırsat bir daha ele geçmez.
Onun için iyice bir düşünün.
Kafanı çalıştır.
Akıllıca düşün. Bak, çoluğunuz çocuğunuz oldu ya.
Ay ne yapacağım ben ya?
Ne demek ne yapacağım?
Tabii ki kocana destek olacaksın.
Tarık'a ne diyeceğimi bilmiyorum baba.
(Müzik)
(Kapı kilidi sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Bana bundan sonra ne Demir’den ne Kaan’dan bah...
Anne!
Sezen!
Nerede bunlar ya?
Off!
Aa, vallahi ben dayanamayacağım.
-Yok gidiyorum, konuşacağım. -Aman! Aman! Aman yavrum.
Otur otur.
Bırak adamcağız bir evladını öpsün, koklasın.
Belki uzun süre göremeyecek.
Ay baba!
Sen de hemen Tarık'ı yolladın bakıyorum.
-Ben daha son lafımı etmedim. (Kapı zili sesi)
Ee, siz hiç rahatsız olmayın tabii, ben bakarım.
(Sezen) Hıh! Ne de olsa Sezen!
Öff!
(Kapı açılma sesi)
Çekil!
Hepinizden nefret ediyorum, tamam mı?
Kırk yılda bir dertleşelim dedik, hiçbiriniz yoksunuz!
Her şeyden nefret ediyorum!
Ana!
Buna yine ne oldun ya? Gidin bir bakın ya!
-(Hikmet) Ne oluyor ya? -(Sezen) Tamam babacığım.
(Sezen) Da babacığım eh, sen, sen dur.
(Sezen) Yani sen dur.
Niye? Kızım, ben babayım, bakmam lazım.
İşte babacığım, ondan dolayı durman gerekiyor ya.
Hani belli ki çarşı karışık!
Allah Allah! Benim bildiğim Çarşı her şeye karşı olan çarşı!
İşte babacığım, o bildiğin çarşı değil.
Ya bu gönül çarşısı, anlarsın ya!
Allah kahretsin be! (El şaklatma sesi)
Annen de tam kaybolacak zamanı buldu ya.
Ne güzel, her şeyi bana haber veriyordu.
Nasıl yani babacığım?
Annem bizimle ilgili şeyleri, sana mı söylüyordu?
Ee...
...yani ben şey, ee, hayır yani o...
...o anlamda şey etmedim de...
Güzel bir zeytinyağlı barbunya yapayım değil mi akşam için?
-(Hikmet) Evet. Olur. -Yap. Yap tabii.
Ben de ablamın yanına gideyim bari.
Tabii canım.
Tabii.
(Müzik - Neşeli)
(Nesrin) İnanın hiç haberim yoktu.
Çok ani oldu.
Değil mi Nilciğim?
Bence şaka.
Değil mi Demirciğim?
Anneciğim, Nil haklı.
(Demir) Özür diliyorum gerçekten ama...
...bir anda ağzımdan çıktı yani, kendimi tutamadım.
Gökçe'ye dersini vermem gerekiyordu, o yüzden...
...tutamadım yani.
(Nesrin) Demirciğim, hiç olacak şey mi bu?
Anneciğim...
...diyorum ya, tutamadım kendimi. Tekrar özür diliyorum.
Size de rahatsızlık verdik, akşam akşam.
E artık bir dahaki sefere çiçekle, çikolatayla gelirsiniz.
(Demir) Nilciğim...
...senden de özür diliyorum.
Rica ederim.
-Çıkalım mı? -Çıkalım.
(Nesrin) Ben seni yarın arayacağım Nilciğim.
Çok mutlu oldum sizi gördüğüme.
Görüşmek üzere.
(Müzik) (Ayak sesleri)
-(Demir) Görüşürüz. -(Nil) Görüşürüz.
-(Nesrin) Görüşürüz Nilciğim. -(Nil) Nesrin teyzeciğim.
(Müzik)
Ben böyle rezalet görmedim.
Anneciğim, bak anlıyorum seni ama...
...birazcık sakin olur musun?
Nasıl sakin olayım Demir, nasıl sakin olayım?
Kız bizi nasıl rezil etti, farkında değil misin?
Ya biliyorum ama şu anda hiç zamanı değil.
O yüzden lütfen sakin ol.
Bence tam zamanı!
Hiç bu kadar küçük düştüğümü hatırlamıyorum.
Ama ben bunu onun yanına bırakmayacağım! Bırakmayacağım!
Anne!
(Demir) Off!
(Müzik)
(Gökçe) Ya ben ne kadersiz bir kızım!..
(Gökçe ağlama sesi)
Ay, ne oldu kızım?
Anlatsana, Demir bir şey mi yaptı?
Ya Demir bir şey mi yaptı diyor? (Ağlama sesi)
(Yastığa vurma sesi)
Evet. Çok kötü.
Ne dedi ya?
Onu sonra anlatırım. Sonra ne oldu?
(Anlaşılmayan konuşma)
-Bu daha da kötü. -Şimdi ne dedi?
Onu ben de anlamadım.
Hayatım, bir tanem bak...
...sen bütün sinirini at...
...vur yastıklara, parçala...
...e ama böyle bize bir sakin sakin anlat.
Ne demek istiyorsun?
(Anlaşılmayan konuşma)
Ben en iyisi bir çakayım ablama da kendine gelsin.
I ıh!
Ben sana bir çakacağım elimin tersiyle göreceksin gününü.
Sen git bir bardak soğuk su getir bakayım.
Tabii ben sakayım ya getireyim, tabii.
(Gökçe çığlık sesi)
Oo, canım benim.
Off! Ah Gökçeciğim ya!
Çıkart bütün sinirini.
Kim üzdüyse seni at ne varsa içinde.
Canım kardeşim benim.
Kimsenin seni üzmesine izin vermeyiz biz bir tanem.
Sakin sakin ol, sabaha kadar vaktimiz var.
İçinden geldiği gibi uzun uzun anlat bir tanem sen.
Sakin ol.
(Müzik)
-Sezen? -Hı?
Ablana ne olmuş?
Bir şey öğrenebildin mi?
Vallahi henüz anlayamadık çünkü düzgün cümle kuramıyor.
Nasıl yani?
Henüz konuşmaya başlamadı.
Yani temel sesleri çıkarıyor. Su istedi. Mama istedi.
E çişi geldiğinde de tuvaleti gösteriyor.
(Gülme sesi)
Hadi hadi!
Senin de ne mızmız olduğunu çok iyi biliyoruz, sarı!
Daha iki gün konuştuğun çocuktan ayrılıyorsun...
...ondan sonra ananın kucağına yatıp...
..."Anneciğim canım çok acıyor, anneciğim çok acıyor!"
Hıh! Ee, babacığım...
...bunu sen nereden biliyorsun acaba?
Ee, ya-yani bizim evin duvarları çok ince biliyorsun.
Bravo ya!
Annem bildiğini sana anlatıyor değil mi her şeyi?
Bir daha anneme hiçbir şey anlatmayacağım.
Sarı, şuradan ablana su ver...
...bir şey olursa da bana haber et, tamam mı?
Etmeyeceğim babacığım! Neden biliyor musun?
Çünkü benim DNA'mda ispiyonculuk yok!
Hadi sarı!
Hadi sarı!
Suyu götür sarı!
Çabuk sarı!
(Müzik)
Eh!
(Sezen) Nasıl oldun abla?
(Nilüfer) Off! Biraz daha iyi.
(Nilüfer) İç bir yudum iç hayatım.
Tabii ben bunun üstüne ancak bir bardak soğuk su içerim.
Ah!
(Sessizlik)
Hadi anlat bakalım kuzum. Ne oldu?
Ya Demir...
...Kaan... -(Sezen) Aa, dur bir dakika abla.
Sırayla gidelim.
İlk önce hangi (Bip) üzdü seni?
Demir!
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
Ay yok artık!
Hayatta inanmam!
Aa! Ya dün bir bugün iki kızım.
(Nilüfer) Yani hemen olur mu öyle şey? Ya...
...yanlış anlaşılma olmasın Gökçe?
Ne yanlış anlaşılması ya, ne yanlış anlaşılması?
Gözlerimle gördüm! Gözümün önünde istedi kızı ya!
Aa!
Ay, yok ya, hayatın anlamı yok artık benim için!
-Ben gideyim atayım ya şuradan kendimi! -Ya abla saçmalama!
-Ay bir dur Gökçe ya! -(Gökçe) Saçmalama.
Bırakın beni ya! Vallahi atacağım kendimi.
(Sezen) Ya! Off!
Off!..
(Emre) Bu isteme yapılamaz ne ya?
(Emre gülme sesi)
(Demir) Komik mi? Hayırdır oğlum, niye gülüyorsun?
(Emre) Ne yapayım abi, komik yani.
Abi, en son yirmi yıl önce görmüştüm ben bu insanları ya.
Rezil oldum adamların önünde.
Deli.
Sen de az deli değilsin ama.
Tamam, Gökçe bir delilik yapmış.
Ama senin yaptığının da ondan aşağı kalır yanı yok yani.
İyi de ben ona ders vermek istedim.
Durdurulamıyor ulan!
Kendine de bana da zarar veriyor sürekli.
Haklısın.
Biraz patavatsız bir insandır kendisi, doğru.
Ama bir de şu yanından bak, yani...
...bugüne kadar hangi kız sana bu kadar âşık oldu?
Hangi kız...
...kız istemeye gittiğin evi bastı?
Tamam...
...Gökçe sana çok âşık Demir.
Daha önce de söyledim...
...delidir melidir ama asla kötü niyetli değil.
Hani sen hep diyorsun ya ben...
...içten pazarlıklı insanlardan nefret ediyorum diye.
Bu dünyada duygularından gerçekten emin olabileceğin tek insan Gökçe.
Kız neyse o.
Ne daha az...
...ne daha fazla diyeceğim ama...
...fazlası olabilir yani, evet.
(Sezen) Ya abla az sakin ol, bak geçecek vallahi.
Yok, geçmez kızım bu geçmez.
Tamam, bak Demir'i anladık. O cepte.
E Kaan'a ne oldu peki?
(Sessizlik)
Çok kötü.
Nasıl yani?
Ne oldu kızım?
Ay, doğru düzgün anlatsana Gökçe.
Kaan var ya...
Ee?
Kaan, beni öptü.
Ne?
(Müzik)
(Zil sesi)
Selam!
Aa, selam.
Ne oldu sana? İyi misin sen?
İyiyim ya, yok bir şey.
Haha, o kadar inandırıcısın ki.
Gerçekten, yemin ederim, ne oldu? İşle mi ilgili?
Ya, vallahi bir şey yok.
Kaancığım...
...kaç senedir arkadaşız biz? Tanıyorum seni. Numara yapma.
İyi tamam, Gökçe'yle ilgili.
Ne oldu Gökçe'ye?
(Kalabalık uğultu sesi)
Ben...
...Gökçe'yi öptüm.
O-ha!
Oha yani.
Yani oha derken...
...na-na-nasıl Gökçe'yi öptüm ben?
Ben de bilmiyorum ki.
Yani aslına biliyorum da işte.
(Kaan nefes sesi)
Birden dayanamadım öptüm.
Ha tabii canım.
Çikolata yemek gibi bir şey zaten bu. Böyle ben de diyorum ki...
...ay şu çikolatayı yemeyeyim, tutayım kendimi ama bir anda dayanamayıp...
Yani tutamadım kendimi ne demek Kaan? Allah aşkına anlatır mısın şunu baştan?
Görüyor musun? Bir günde neler olmuş böyle ya?
Yani bir yandan kötü ama...
Ne? Ama ne?
Yani Kaan da hoş bir çocuk ya.
Yani sevgili mi olsanız acaba abla ha?
Ay, Sezen!
Kızım saçmalama, Kaan benim arkadaşım.
Hele arkadaş arkadaşı öper mi hiç?
Cık!
Ne yapayım?
Uzun zamandır Gökçe'den hoşlanıyordum ama kendime bile itiraf edemiyordum.
Ne oldu, şaşırttım mı seni?
Yani şimdi şaşırmadım dersem bir garip olacak.
(Gülme sesi)
Konu bu.
Ondan sonra da Gökçe benimle arkadaşlığını kesti.
Ya ne demek kesti?
Gökçe öyle bir kız değil ki.
Yani tabii hoşlanıp hoşlanmayacağı kısmını bilemeyeceğim, orasına karışamam da.
Ama senin arkadaşlığını kaybetmek istemeyecektir o.
Emin misin?
Emin miyim? Emin değilim, Gökçe'den bahsediyoruz.
(Gülme sesi)
Ama...
...ne yapsın işte, kıyamam, o kimseye küs kalamaz ki bir kere Kaan.
Biliyorsun, tanıyorsun, kin bile tutamaz o.
Orasını bilmez miyim?
Yani seni de arkadaş olarak çok seviyor, onu da biliyorsun.
Sorun da o zaten işte. Beni arkadaşı olarak seviyor.
Haa!
(Gülme sesi)
Anladım. Ya bak, hiçbir şey söyleyemem bu konuda. Bana düşmez, karışmam.
Ama bence git Gökçe'yle konuş.
Dinlemez ki.
Ya dinler. Ne demek dinlemez? Git konuş sen.
Ya Kaan!
Hıı!
İyi, ne yapayım, konuşayım bari de önce bir kafamı toplayayım. Şimdi gideceğim...
...kızın karşısında salak salak durmayayım.
Aynen! Tamam, toparla, konuş, ama öpme.
(Gülme sesi)
Bir şey içiyor musun?
(Müzik)
Ay sizi bu saatte buraya çağırdım. Çok özür dilerim Yaseminciğim...
...ama biriyle konuşmaya ihtiyacım vardı.
Aşk olsun, çağırmasan gönül koyarım.
Anlat bakalım, ne oldu?
Demir'i bilirsin, çok nezaketli, çok sakin bir çocuktur.
İlk defa bana sesini yükseltti.
Hem de ne için? Bir kız için.
Bak sen, kimmiş bu kız? Hemen gereğini yapalım.
Ajanstan bir kız, adı Gökçe.
Ay, öpmüş görüyor musun abla?
Ay nasıl öptü acaba?
E şimdi böyle dayanamadı tabii...
...yakınlaştılar, göz göze baktılar...
...öyle de öpmüştür.
Ama sana bir şey söyleyeyim mi?
-Çocuğun bakışlarından belliydi. -(Sezen) Tabii canım.
Bayağı âşık! Net âşık!
Ben sana söylemiştim ama.
Söylemiştin abla vallahi.
Ya!
Yeter be! Saçmalamayın!
Ben size ne anlatıyorum, siz ne diyorsunuz ya? Demir'e dönün Demir'e.
Peki ablacığım.
Demir'e dönersek eğer...
Ay sen salak mısın Gökçe?
Yoksa mazoşist misin abla?
Yani Kaan gibi biri dururken niye Demir için üzülüyorsun ki? Gözyaşlarına değmez.
Kızım, indireceğim şunu kafana! Ne dedim ben sana?
Kaan benim arkadaşım diyorum, anlamıyor musun?
Ha, artık burada Demir'in lafı geçmeyecek.
-Kendini çok üzüyorsun. -Ablama katılıyorum.
Ay yok, ben onu unutamam.
Gayet de unutursun canım.
A yok ya, ben Demir’ siz bir hiçim ya.
Vallahi onsuz yapamam. Ay gidiyor yakışıklım.
Annem o gitmiş zaten ya. Hâlâ gidiyor diyor zavallım.
(Nilüfer) Bak, ben şimdi Fikret'i bir emzirmeye gidiyorum.
Ben gelene kadar kafasına sakın saçma sapan şeyler sokuşturma.
Ay saçmalama abla, ne zaman böyle bir şey yaptım ben?
(Müzik)
(Nilüfer) Ben geliyorum.
(Kapı kapanma sesi)
Ee...
...abla...
...şimdi...
...beni bir dinle.
Çivi çiviyi söker diye bir laf var, biliyorsun değil mi?
Şimdi sen ağlayıp zırlamak yerine...
...kendini akışına bırakacaksın.
Nasıl olacakmış o acaba?
Kaan'la olacak abla. Yani...
...acaba şans vermen bu kadar zor mu Kaan'a?
Sezen! Anlamıyorsun değil mi ya?
Kaan benim arkadaşım diyorum kızım.
Deme böyle şeyler. Yani bak yakışıklı çocuk...
...işi gücü var. Yanında dursun, ne olur ya?
Kızım saçmalama ya, arkadaşım o benim. Anlamıyorsun herhalde.
Abla nereye gidiyorsun ya?
Bir şeyler atıştıracağım ya, o da mı yasak?
Ay değil tabii. Git.
Su içeyim bari.
(Müzik)
Ya bu evde bir yudum su içmek için ne yapacağız acaba? Ha?
Nereye başvuracağız? Dilekçe falan mı vereceğiz? Nasıl olacak bu iş?
Kusura bakma da bu kızlar olmamış baba.
Hee!
Bu kızlar olmamış ama sen oldun değil mi?
Evladım, eceline mi susadın sen?
Ya baba, tamam da nerede bu kızlar?
(Bartu) Gökçe nerede mesela?
Gökçe bunalımda.
Oho!
Bizim su içmemiz Gökçe Hanım'ın bunalımdan çıkmasına kaldıysa biz yandık zaten.
(Gökçe) Off!
Hah!
Nilüfer! Ne oldu kızım? Ne oldu?
Demir evleniyormuş.
Ne? Kiminle?
Gökçe'yle.
Yo, bir dakika, olmaz!
Benim elimi öpmedi, benden izin almadı. Olmaz o iş. Öyle olmaz. Baba kusura bakma.
Ya salak mısın Bartu ya?
Ne Gökçe'si? Tabii ki başkasıyla evleniyormuş.
Başkasıyla mı evleniyormuş?
O zibidi benim kardeşimle gönül mü eğlendirmiş yani?
Ben gidip vuracağım bunu.
(Hikmet) Otur ulan oturduğun yerde!
(Hikmet) Vuruyormuş.
Kimi vuruyorsun? Biri vurulacaksa ben vururum.
Ne olacak bu evladımın bahtsızlığı?
Zavallı kara kuzum benim. Şu başına gelenlere bak ya.
Vay!
Baba, böyle mi oldu şimdi?
Benim kocam gidiyor...
...bana böyle bir şey söylemedin hiç.
Evladım, şimdi, ee yani senin durumun başka...
...onun durumu başka.
(Müzik)
(Yasemin) Hatırlıyor musun, geçen sene kızın biri Tolga'ya kancayı takmıştı?
Evet, ayrıldılar ama değil mi?
Hayır, ayrılmadılar. Ben ayırdım.
Nasıl yani?
Tolga'ya ayrıl desem...
...kıza daha çok bağlanacaktı.
Ben de kendi yöntemlerimi devreye soktum.
Ay, o yöntemleri bir de ben öğrenebilsem çok iyi olacak.
Bir kadını en çok ne rahatsız eder arkadaşım?
Bilmem. Ne rahatsız eder?
Başka bir kadın.
(Yasemin) Madem Demir böyle bir oyun çevirdi...
...neden bu oyunu sürdürmeyesin ki?
Demir'le Nil gerçekten evleniyormuş gibi yapsan...
...Gökçe de bu sürece dahil olsa...
...bak bakalım Gökçe kalıyor mu ortada?
(Gülme sesi)
Ay sen yok musun sen?
(Nesrin) Sen gerçekten şeytana pabucunu ters giydirirsin.
Erkek annesiysen böyle olmak zorundasın Nesrinciğim.
(Yasemin) Şimdiki kızlar fena.
(Müzik)
(Gökçe dış ses) Çekil bakayım sen.
(Gökçe dış ses) Durun! Bu isteme yapılamaz!
(Demir dış ses) Gökçe!
(Gökçe dış ses) Ay çünkü bu kadın zengin avcısı yani...
...Demir Bey'i ağına düşürmek istiyor.
(Gökçe dış ses) Ayrıca Demir Bey'in hiçbir şeyden haberi yok.
(Nil dış ses) Bu ne hadsizlik? Evimden çıkar mısınız lütfen?
Ne oldu tatlım? Zoruna mı gitti gerçekler?
Kızım, benim adım Gökçe. Demir'i yedirtmem sana.
Kendisi benim korumam altındadır.
Gökçe! Yeter!
Ama ben seni korumaya çalışıyorum.
Koruma Gökçe! Koruma!
-Hayır Demir Bey, ben sizi koru-- -(Demir) Öff!
Allah'ın emri, Peygamber’in kavliyle ben Nil'i istiyorum.
Ama Demir!
Gidebilirsin Gökçe.
(Müzik)
(Flashback)
(Müzik)
Hii! Aman! Aman evladım!
(Hikmet) Aman yavrum!
(Hikmet) Aman kurban olayım onu...
...onu yavaş yavaş yere bırak yavrum. Uzaklaş ondan.
(Hikmet) Uzaklaş! Ne olur uzaklaş!
Iı!..
Yapma rica ediyorum evladım, bak ben de annen gibi konuşmaya başladım.
Hım!..
Yavrum bak depresyondan ölmeyeyim derken, obeziteden öleceksin, yapma bırak şunu!
Iı!..
Amanın da amanın!..
(Hikmet) Benim kuzum, uf mu olmuş?
Hı hı.
Döverim ben onları.
(Bartu) Babam...
...garip babam, dertli babam, çileli babam! (Müzik - Saz)
Sen kimseyi dövme!
Giderim, ben döverim.
Suçu da Sezen üstlenir.
Bakma öyle kızım ya! Sen küçüksün, yaşın küçük, az yatarsın.
Bartu! Bir sus Allah aşkına ya!
(Müzik - Hareketli)
Kızım...
...bak yine sen bilirin ama istersen bir kaç günlüğüne oraya gitme tamam mı?
Hem bu herifin yüzünü göreceksin, boşu boşuna canın sıkılacak.
Mutsuz olacaksın evladım.
(Gökçe mırıldanma sesi)
Ne?
Seni işten mi kovar?
(Hikmet) Hiçbir şey yapamaz!
Görürsün, ben ona böyle on beş günlük bir rapor yapıştırdım mı...
...hiçbir şey yapamaz.
(Gülme sesi)
Yalnız babacığım sen dişçisin, nasıl rapor yazacaksın ki?
(Hikmet) Evladım, sen diş hekimlerini ne sanıyorsun bakıyım ha?
Niye küçümsüyorsun diş hekimlerini?
Yirmilik diş çıkarıyor diye bir rapor yapıştırırım!
Ondan sonra görürler günlerini.
Ay evet yaz baba ya! Ben Demir'in yüzünü falan görmek istemiyorum.
-(Nilüfer) Baba! -Hı!
Senin bir asistana ihtiyacın yok muydu?
Yok!
Ya vardı ya baba, bir asistana ihtiyacın.
He he tabii! Tabii arıyordum, arıyordum doğru.
E Gökçe'den daha iyisini mi bulacaksın?
Evet!..
Hadi bakalım kızım!
Gel, seninle şöyle bir mülakat yapalım tatlım benim.
Tamam mı? Gel hadi canım.
(Hikmet) Ya geç bakıyım şöyle otur karşıma.
(Nilüfer) Gökçe'den daha iyisini mi bulacaksın baba ya?
Söyle bakayım çocuğum.
Hangi üniversiteden mezun oldun?
Kalp kırıklıkları üniversitesi.
Güzel! Bölüm?
Hicran ve hüsran bilimleri, ah ben bu kafamı nerelere vursam enstitüsü.
Ya abla ama böyle demesen?
(Hikmet) Tamam, oldu bu iş.
Tam benim istediğim özelliklere sahipsin çocuğum.
Ne zaman başlayabilirsin?
Her bitiş bir başlangıç değil mi zaten?
Yarın sabahtan itibaren yavrum, özel kurye ile...
...raporu onlara çat diye göndeririz tamam mı?
Ondan sonra gelip, benim ofisimde çalışmaya başlıyorsun.
Ay ben zaten kimim ki? Demir'in yanında çalışayım değil mi?
Ben böyle zavallı, çirkin bir ördek yavrusuyum.
(Müzik - Hareketli) (Gökçe ağlama sesi)
Demir kimmiş ya?
Kim be Demir?
Kızım!..
Yarından itibaren Demir'den daha yakışıklı birinin yanında çalışmaya başlıyorsun.
Babanın yanında çalışmaya başlıyorsun, anladın mı?
Bu çikolatayı da ananıza verin, o yesin.
Neticede benden ayrılmış bir kişi.
Hüznü büyük.
O zaman onu şey edeyim...
Çek ulan elini! (Ele vurma sesi)
(Müzik - Hareketli)
(Müzik)
(Gökçe dış ses) Ben seni arkadaşım sandım ya!
(Kaan dış ses) Ya ben senin arkadaşın değilim.
(Müzik - Duygusal)
(Öpücük sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Emre dış ses) Haklısın.
(Emre dış ses) Biraz patavatsız bir insandır kendisi doğru.
(Emre dış ses) Ama bir de şu yanından bak yani...
...bugüne kadar hangi kız sana bu kadar âşık oldu? Hangi kız...
...kız istemeye gittiğinde evi bastı?
(Emre dış ses) Tamam, Gökçe sana çok âşık Demir.
(Emre dış ses) Daha önce de söyledim, delidir melidir ama asla kötü niyetli değil.
(Emre dış ses) Hani sen hep diyorsun ya ben...
...içten pazarlıklı insanlardan nefret ediyorum diye.
(Emre dış ses) Bu dünyada duygularından gerçekten emin olabileceğin tek insan Gökçe.
(Müzik - Duygusal)
(Araba sesi)
(Ayak sesi)
Ay! Canım babacığım ya! Bana börek bırakmış.
Ay neyse ki börek var.
(Müzik)
Nerede bunlar ya?
(Kapı açılma sesi)
(Anahtar sesi)
(Sezen) Selam.
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
Gökçe!
Ay ablacığım!..
Sen de mi benim derdime ağlıyorsun? Kıyamam.
Ya bu evde her şey hep seninle mi ilgili ya?
Ne oluyor be?
Enişteni yolcu ettik, kızım.
Aa beni niye uyandırmıyorsunuz?
E çünkü sen bunalımdasın, daha çok bunalıma girme dedik abla.
Kızlar!
Kendinize gelin!
(Hikmet) Bugüne bugün Şenkallarız biz!
Derde, gama, kedere, kasvete yer yok bizim hayatımızda!
Biz düştüğümüz gibi kalkmasını da biliriz.
Ayrıca evladım sen de suratını asma.
Tamam, kocan çalışmaya gitti ama geri gelecek.
Bak Allah'a şükür, gül gibi evladın var.
Sen de sağlıklısın, o da sağlıklı.
(Hikmet) E babanız da sizler için çalışıyor değil mi?
(Hikmet) Daha ne istiyorsun yavrum?
Senin de mis gibi okulun var.
Ayrıca evladım, senin de şeyin var!
Ee, yani senin de şeyin var.
(Müzik - Hareketli) -Ne?
Ya! Şey!
Şey, ee...
...ee muayenehaneye gidelim, hadi bitir kahvaltını.
Hadi! Bana haber.
Reçel yedin mi abla?
(Müzik - Hareketli)
(Kapı açılma sesi)
Evet!..
Hoş geldin yavrum.
(Gökçe) Hoş bulduk. (Kapı kapanma sesi)
Gökçeciğim, sen şimdi içerdeki odaya gidiyorsun.
Orada asistan kostümü var.
Onu giyip, geliyorsun kuzum, tamam mı?
Ay o nereden çıktı baba ya? Ben şurada oturayım yeter bana.
Olmaz! Hani yavrum havamızı değiştiriyorduk hı?
Hani kafamızı rahatlatıyorduk?
Ayrıca burası ciddi bir müessese.
İyi ya tamam, bir şey demedim.
(Müzik - Hareketli)
(Kapı açılma sesi)
-(Kaan) Günaydın, ne haber? -(Sezen) İyidir, senden?
İyi ne olsun? Gökçe evde mi?
Ee, babamla dışarıya çıktı.
Hadi ya!
Neyse ben, onu sonra ararım o zaman.
(Sezen) Yok aramana gerek yok.
Babamın muayenehanesi hemen şurada ben sana tarif edeyim, oraya git.
Olur.
Baba, pardon d a bu ne acaba?
Üniforma kızım.
Kaç yılından kaldı bu?
Vallahi kızım, en son asistanım 1987 yılındaydı.
(Hikmet) O zamandan kalma.
Ya ben bununla nasıl insan içine çıkayım ya?
Şimdi bak yavrum, normal kıyafetle olmaz.
(Hikmet) Burada çalışacaksan, giymen lazım.
Şimdi ben bu önlüğü giymiyorum, istemiyorum diyebilir miyim Allah aşkına ya?
İyi ya, tamam!
Zaten ben hak ettim bunları ya, bunlar bana az bile.
Zaten evde kalmıştım, bununla da garantiledim artık.
(Kapı zili sesi)
İlk hastamız geldi.
(Kapı açılma sesi)
(Hikmet) Oo, Kaancığım ne haber ya?
(Kaan) İyiyim Hikmet abi.
Yok de! Yok de!
Gökçeciğim, duyuyorum.
(Kaan) Hikmet abi, müsaade edersen Gökçe ile bir beş dakika konuşabilir miyim?
(Hikmet) İşte, bak!
Görüyorsun değil mi? Adam! Adam!
Babadan izin alıyor.
(Hikmet) Aferin sana evladım.
Ben sizi yalnız bırakayım, ne konuşacaksanız konuşun.
Yok babacığım, sen rahatsız olma biz çıkarız.
(Müzik - Duygusal)
(Gökçe) Sen nereye götürüyorsun beni? Öpebileceğin bir yere mi?
(Kaan gülme sesi)
Gökçe, bak tamam dün gece...
...yani nasıl demeli bilmiyorum, keşke zamanı geri alabilseydim.
Evet, keşke.
Vallahi ben de istiyorum tabii zamanı geri almak ama olmuyor maalesef.
Özür dilerim.
Bir an saçmaladım işte.
Yani.
Peki, en azından unutmayı deneyebilir miyiz? Yani gerçekten...
...isteyeceğim en son şey senin arkadaşlığını kaybetmek, inan bana.
Ya bilemiyorum artık.
Ne yapayım, çünkü tuhaf hissettim.
Ben de aynen öyle hissettim. Affedecek misin beni?
(Korna sesi)
Bakacağız artık.
Zamana ihtiyacım var.
Haklısın, tekrardan özür dilerim ne olur?
(Müzik)
-Ben gideyim. -Hop!..
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
(Müzik)
-(Demir) Günaydın Nilay. -(Nilay) Günaydın Demir Bey.
Demir Bey, bugünkü toplantınızı unutmadınız değil mi?
Hayır, ben niye unutayım toplantıyı?
Konu neydi?
Caner Bey, Caner Bey Kimya, piyasaya yeni bir yumuşatıcıyla giriyorlar...
...bunun için görüşmeye gelecekler bugün.
Tamam, ben de onu diyorum işte.
Birazdan burada olurlar.
Tamam.
-(Demir) Toplantıya sen de geliyorsun. -(Nilay) Tamam, Demir Bey.
(Müzik)
Ay Hikmet Bey, ben çok korkuyorum.
Korkmayın efendim, sakin olun. Korkacak bir şey yok.
Size bir şey söyleyeyim mi?
Ben otuz yıldır bir kere bile dişçiye gitmedim.
Oh! Yok daha neler?
Hah ha, yapmayın ne olur?
Oldu vallahi, şu azı dişim olmasa yine de gelmem ya.
(Kadın) Bu acı öldürüyor beni.
Şöyle böyle hissettirmeden çekebilir miyiz?
(Hikmet) Sakin olun efendim.
Şimdi sizin gibi fobisi olan hastalar için sedasyon yöntemi uygulayacağız.
Aslında şanslısınız tabii yani normalde her hekimde bulunmaz.
Ama bizde var.
-Pardon ne dasyon demiştiniz? -Sedasyon efendim.
Ne oluyor o?
Şimdi efendim, narkoz gibi uyutacağız sizi.
Ben de o arada problemli dişi puh diye kökünden çekip, çıkaracağım.
Eh tamam ondan yapalım, ben böyle hiçbir şey hissetmeyeyim.
(Hikmet) Tabii merak etmeyin.
Ver canım onu.
Şimdi efendim.
Evet!..
Nefes alıp veriyoruz. Nefes alıp veriyoruz.
Biz de bu arada hanımefendiyle konuşuyoruz.
(Hikmet) Ben hemen geliyorum.
(Gökçe) Evet, şimdi başlıyoruz. Neydi adınız bu arada?
Nesrin.
Nesrin mi?
Ay!..
Nesrin ne demek? Siz biliyor musunuz acaba?
Yıkılmayan savaşçı, onun yerine kendisi yıkıyor.
Nasıl yani?
Şimdi Nesrin benim müstakbel kayınvalidemin adı.
Ya beni hayattan soğuttu kendisi var ya.
Şimdi ben size anlatayım, bir dakika bir indirelim onu, bir ara verelim.
Hemen iki dakika anlatacağım.
Şimdi şöyle oldu.
Piyasaya yeni bir yumuşatıcı sokuyoruz, çok kalıcı bir kokuya sahip.
Yani dolabını bir ay sonra bile açsan yumuşatıcının kokusunu alabiliyorsun.
Ben size zaten bazı örnekler getirdim.
Şöyle vereyim.
(Demir) Anladım.
Yani diğer markalara göre daha farklı bir şey yapmamız lazım.
Ben sizi hiçbir şekilde kısıtlamak istemiyorum.
Ne isterseniz onu yapın.
Ama benim için önemli olan şey bu koku.
(Adam) Yani bunun üzerinden gitmeliyiz. Koku benim için çok önemli.
Hı hı, bize biraz zaman tanıyın.
Bir çalışalım, sonra çıkanlar üzerinde tekrar konuşalım.
Harika olur, fakat çok samimi ve içten bir kampanya olmasını istiyorum.
O bizim işimiz, halledeceğiz biz.
Tamam, teşekkür ederim o zaman.
-Görüşmek üzere. -Görüşürüz, iyi günler.
Ay sonra ben gittim tabii evi bastım yani düşünebiliyor musunuz?
Evi basınca ne oldu peki? Hiç hoş şeyler olmadı tabii yani.
Demir'le aramız açıldı hayır ben niye ev falan basıyorum yani?
(Gökçe) Ya niye konu oralara geliyor yani?
Hayır, neden yaptım diye bir sorun ya? Ayrıca yani orada ben dururken...
...onu istemek de neymiş artık ya?
Oh!..
(Hikmet) Evet! Bayıldı mı Nesrin Hanım?
Aa!..
Ben narkoz vermeyi unuttum.
Ay Hikmet Bey, ben bayılmak falan istemiyorum.
Ne olur şu dişimi çekin, bu kızı da benim başımdan alın lütfen.
Ee, Gökçeciğim bir bakar mısın canım, telefon mu çalıyor?
Ne geldiyse başına hak etmişsin sen!
Ay ama aşk olsun yani Nesrin Hanım.
Şurada dertleşiyorduk sizinle.
Evladım telefon çalıyor galiba.
Yok, çalmıyor.
Bir saniye.
(Müzik)
(Gökçe oflama sesi)
Kızım, sen ne yapıyorsun ya?
Ben seni sakinleş diye buraya getirdim, şu yaptığın işe bak.
Ama ben hak ettim bunların hepsini.
Evladım, böyle konuşma.
Sen hiçbir şey hak etmedin.
(Kapı zili sesi)
Bak, gördün mü yeni hasta geldi.
Sen şimdi yeni hastayla ilgilen, içeri al.
Ben de içerdekine bakayım, tamam mı?
(Öpücük sesi) Hadi canım hadi canım.
(Kapı açılma sesi)
Nesrin Hanım! Ne işiniz var burada?
(Gülme sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Sen gelenleri böyle mi karşılıyorsun?
Ay yok! Tabii öyle değil de ben birden sizi karşımda görünce şaşırdım.
Olanlardan sonra seninle konuşmak istedim.
-Oldu o zaman ben kaçıyım siz... -(Nesrin) Yo yo yo.
Sen kalıyorsun, ben de kalıyorum, konuşuyoruz.
-Ne içersiniz? Çay, kahve? -Su!
Su.
Buyurun.
(Müzik)
Ne hissediyorsunuz?
(Demir) Nilay?
Vallahi Demir Bey yani hiçbir şey hissetmiyorum, biraz gül, biraz sabun.
(Nilay) O kadar.
Hayır, ne kokladığını sormadım. Sen de ne çağrıştırıyor? Ne hissediyorsun?
Hiç, hiçbir şey.
Hı!
Muharrem?
Demir Bey sanki böyle...
...keklerin arasında koşar gibiyim.
(Muharrem) Her yanda taptaze kekikler.
(Muharrem) Oh yani nasıl anlatsam?
Hım! Böyle fesleğen kokusu var gibi sanki.
Böyle dalından taptaze koparılmış, kan kırmızısı...
...domates kokusu da alıyorum Demir Bey.
Muharrem, ver bakayım onu.
(Demir) Oğlum, deniz kokusu bu sallama.
Ya Demir Bey, vallahi ben de bir şey anlamadım ya.
Ya Demir Bey...
...biz size yardımcı olamıyoruz, Gökçe olsaydı böyle olmazdı.
Tamam.
Çıkabilirsiniz.
(Nilay) Kolay gelsin.
(Müzik)
Domates dedi ya! Hıh!
(Müzik)
(Nefes sesi)
(Nesrin) Yalan söylemeyeceğim Gökçe, geçen gece bizi çok üzdün.
(Gökçe) Çok affedersiniz, ben neden yaptım hiç bilmiyorum.
Ama ben seni yine de kaybetmek istemem.
Senin de kendini affettireceğini düşünüyorum.
Yanılıyor muyum?
Ay vallahi ne olursa?
Ay Nesrin Hanım, ben gerçekten çok utanıyorum.
Yani böyle tamamen bir yanlış anlama yüzünden şey ettim ben.
Güzel, senden bir ricam olacak.
Tabii buyurun.
Sen de fark etmişsindir, Demir'le Nil çok ciddi.
Hıh!..
(Nesrin) Yakında bir düğünümüz olacak.
Senin de her şeyi geride bırakarak bize yardım etmeni istiyorum.
(Nesrin) Nil, çok yoğun çalışan bir kız.
Belli ki düğün hazırlıklarına yardımcı olamayacak.
Ee, düğün hazırlıklarının da başlaması lazım değil mi?
Yani?
Birçok şeyi onun adına benim seçmem gerekecek.
Senin de bize yardımcı olmanı istiyorum.
(Gülme sesi)
Ben şimdi.
Ama ben bunu hak ettim tabii.
Ay tamam, yapacağım.
Yardım edeceğim size.
Aferin sana.
Senden de bunu beklerdim zaten.
(Gülme sesi)
(Müzik - Hareketli)
Nilay!
Caner Beyi arayıp, söyler misin gelsin.
Tamam, Demir Bey.
Biliyor musun?
Aslında burada çalışmak senin için büyük bir avantaj diye düşünüyorum.
Sana çok uygun.
Değil mi?
(Nesrin) Üstelik kovulma riskin de yok.
Ne de olsa babanın yanı.
Ya aynen öyle.
Neyse.
Sana güveniyorum.
Bu sefer güvenimi boşa çıkarma.
Tabii Nesrin Hanım, zaten bu hayatta herkesin çekmesi gereken çileler var.
Benim ki de buymuş. Siz hiç merak etmeyin.
Tamam, o zaman.
Seni arayacağım.
-Hoşça kal. İyi günler.
(Kapı açılma sesi)
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
Gökçe nasıl?
Ya pekiyi değil.
Ama iyi olacak.
İyi olmak zorunda yani.
İyi olmazsa da ben yanındayım, bir şekilde iyi ederim onu.
Ay Bartu, neler söylüyorsun böyle?
Ne oldu kötü bir şey mi dedim?
Hayır, aksine ilk defa abi gibi konuştuğun için heyecanlandım.
Bir anda yapma böyle, yapma ne olur?
Yavrum biz abiyiz her zaman abiyiz de işte bazen kıymetimiz bilinmiyor o kadar.
Aa, o ne?
Şey işte bu ee, helikopter.
Nasıl helikopter bu ya?
Kızım, oluyor işte hiç filmlerde görmedin mi?
Ay görmedim belki Allah Allah.
(Sema) Ne işe yarıyor ki o?
Bu kamerasız herhalde bu modeller pek işe yaramıyor da...
...millet uçuruyor işte uçak gibi eğlence.
Aa, hakikaten.
Uçurtmaya da benziyor aslında.
Öyle öyle, makineli uçurtma işte.
Evet.
Gerçi makinesiz uçurtmam da olmadı benim hiç biliyor musun?
(Sema) Ya alır mıyız bunlardan bir tane, çok pahalı mıdır?
Alırız bir tanem, alırız yavrum, yeter ki sen iste.
Gerçekten mi?
Ya Allah aşkına Sema.
Ya sana samimi bir şey söyleyeceğim.
Sen hiç Bartu Şenkal'da yalan gördün mü ya?
Bartucuğum yani...
Tamam anladım. Her ikisi de tamam okey anladım ama...
...merak etme helikopter bende.
Ayy, kahramanım ya. Peki, bu kahraman beni durağa bırakır mı?
İşe gideceğim ya.
Bırakır. Nereye istersen oraya bırakır.
Baba ben yarın gelemeyeceğim.
Oo, daha ilk günden kaytarma mı hemen ya?
Yani birazcık öyle olacak.
Peki. Ne oldu?
Ne istiyormuş Nesrin Hanım?
Hiç ya, öyle işle ilgili ufak tefek şeyler istedi.
Nasıl yani ufak tefek?
Ya ajansta yapılması gereken birkaç iş var işte.
Onları yapacağım. Yarı yolda bırakmış olmayayım yani yapayım bitsin...
...kapansın şu mesele.
Bak evladım.
İstemediğin hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin. Tamam mı?
Biz ailece senin yanındayız biliyorsun.
Biliyorum. İyi ki varsınız.
Canım benim.
Hadi bakalım.
Buyurun.
Aklıma bir şey geldi de sormak istedim.
Tabii, nasıl isterseniz.
Şimdi üründen bahsederken...
...özellikle bu koku meselesinin altını çizdiniz.
Ben çalışmaya başladım ama şu an tam istediğim gibi olmuyor.
O yüzden hani koku meselesinin sizin için özel bir anlamı var mı?
Onu bilmek istedim.
Yani var tabii ama bu konu biraz uzun.
Yani vaktiniz varsa anlatayım.
Ee tabii zaten o yüzden çağırdım. Buyurun.
Ben bir ailenin yanında büyüdüm. Beni hep kendi evlatları gibi bildiler.
Ama benim hiçbir zaman evlatlık olduğumu da benden saklamadılar.
Bunu gizlemediler.
Önceleri çok önemsemedim.
Yani yıllar geçtikçe geçmişimi bir şekilde...
...arkamda bırakacağımı düşünüyordum.
Sonra bir gün kendi ailemi merak etmeye başladım.
Peki, buldunuz mu ailenizi?
Buldum.
Yani yıllar süren arayışlardan sonra...
...annemi buldum.
O an böyle kızsam mı...
...sarılsam mı darılsam mı bilemedim.
Sonra sarıldım, tuhaf bir şey oldu.
O kokuyu aldım.
Yani yıllar önce aldığım o kokuyu hatırladım.
Annenizin kokusu mu?
Ben bu reklamın neden...
...kokular üzerine olmasınız istiyorum biliyor musunuz Demir Bey?
İnsan...
...her şeyi unutabilir.
Sesleri, sözleri...
...hatta yüzleri bile.
Ama kokuları asla.
Anlıyorum.
Abi.
İyi misin?
Sert bir şeyler vereyim mi?
Pardon, ne dedin?
Ya yeni bir kokteyl yaptım da birazcık sert oldu.
İstersen bir tadına bak derim.
Olur olur, ver.
(Müzik)
Öff Gökçe.
Sana bu kadar ihtiyacım varken.
(Müzik)
Vay arkadaş ya.
Hepsi çok pahalı bunların.
Yok mu o kadar paran?
Var. Var Mustafa, çok param var, aşırı çok param var ama nakit değil.
Alacak olarak var.
Salak mısın oğlum sen, para bende ne gezer ya?
Ne yapacağız o zaman?
Vallahi bilmiyorum.
Vardır bunun herhalde bir yan sanayisi, Çin malı, bir ucuz bir şeyi vardır yani.
Vardır, vardır da tabii ne bileyim yani.
Ben anlamam Mustafa.
Bartu sevgilisine hediye alamıyor dedirtmem ben.
Sen git bir araştır, ben de bir bakayım. Akşam tekrar buluşalım, tamam mı?
Tamam, sen hiç merak etme. İçini rahat tut.
(Tuşa basma sesi)
(Müzik)
(Müzik)
Demir Bey ben çıkıyorum ama bir işiniz varsa kalabilirim.
Ha, yok. Sen çıkabilirsin.
Tamam, peki. İyi akşamlar.
(Sessizlik)
Nilay Hanım, Demir Bey çıkıyor mu?
Vallahi evet, çıkıyormuş.
Varsa bir işiniz kalabilirim dedim ama istemedi.
Ha, yo yo siz gidin Nilay Hanım.
Ben burada kalırım, kendisiyle ilgilenirim.
Tamam Muharrem, görüşürüz.
Görüşürüz.
(Müzik)
Muharrem!
Buyurun Demir Bey.
Ne yapıyorsun sen bu saatte burada?
Ee sizi bekliyordum Demir Bey.
Niye?
Ne olur ne olmaz, belki bir şeye ihtiyacınız olur diye düşündüm efendim.
Ee bugüne kadar da hiç beklemezdin.
E bugüne kadar böyle davranmıyordunuz çünkü.
Nasıl davranıyorum ki?
Söyle çekinme.
Gece burada kalıyorsunuz.
Bu aralara çok yalnızsınız.
Mutsuzsunuz bir de.
Ne bileyim, Gökçe gelmediğinden bunlar oluyor sanırım.
Yani...
...ne olur ne olmaz Gökçe sizi...
...sizin yalnızlığınıza ilaç gibi geliyordu Demir Bey.
Bir de...
...son zamanlarda olan olaylar, annenizin rahatsızlığı...
...yani ne bileyim yalnız kalmamanız gerektiğini düşünüyorum efendim.
Muharrem.
Teşekkür ederim.
Ama rahat ol. Evine git, ailenin yanına git.
Demir Bey.
Gerçekten bak. Ben iyiyim, iyi olacağım merak etme.
Nasıl isterseniz efendim.
Telefonum yirmi dört saat açık, istediğiniz zaman arayabilirsiniz.
Sağ ol Muharrem.
(Müzik)
Ohh, çok güzel doydum ha.
Aşkım yani iki tane orta pizza yedin neyse, tamam.
Ay Sema stresten ama.
Biliyorum. Tamam, haklısın.
Nasıl olacak şimdi yarın?
Bilmiyorum ki. Ben de yaşayıp göreceğim işte.
Gökçe, niye yapıyorsun bunu kendine?
Niye bu kadar yükleniyorsun kendine?
Çünkü hak ettim Sema ben bunların hepsini tamam mı?
O evi isteme basma olayından sonra falan hepsini hak ettim.
Ya zaten Demir'le aramızda ne varsa da bitti bu saatten sonra.
Yani zaten aramızda bir şey de yoktu bence.
Eğer olsaydı zaten gidip hemen başka kızla evlenmeye kalkmazdı değil mi?
Ay tamam, öyle. Evet, haklısın.
Ama yani ne bileyim çok tuhaf bunlar.
Tamam, evet. Tuhaf ama yani...
...ne bileyim.
En azından Nesrin Hanım'a affettiririm belki kendimi.
Öff.
(Müzik)
Off.
(Müzik)
Kesin kızacaksın şimdi ama...
...yine de söyleyeceğim yani kendine fazla yükleniyorsun.
Hayır, yani anlamıyorum sonuçta...
...sen bilerek kötülük yapmadın herhalde değil mi yapmadın?
Yani tabii ki yapmadım da yani...
Ee o zaman Demir sana fazla yükleniyor, bu kadar.
Ay hayır hiç de fazla falan yüklenmiyor.
Sen yaptıklarımı bilmiyorsun da hepsini o yüzden böyle konuşuyorsun.
Ay Gökçeciğim ne yaptın, ne yapmış olabilirsin?
Kronolojik olarak mı sayayım, yoksa karışık mı söyleyeyim?
Mesela annesini öldürüyordum neredeyse.
Sonra birkaç projesini batırma tehlikesi yaşattım.
Ondan sonra istemeyi bastım falan.
Daha sayayım mı yani? O yüzden de yani her şeyi hak ediyorum ben.
Hayır.
Sonuçta ne yaptıysan hayatının aşkı için yaptın.
Doğru.
Hayatımın aşkı için yaptım.
Canım benim.
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Seni seviyorum.
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Ay yok ya, bunlar bana müstahak ben kendim kaşındım zaten.
Hadi bakalım Gökçe, bunlara da dayan bakalım.
Ay yok ya, be yakında kesin deliririm yakarım cıvataları.
(Nesrin) Gökçe.
Ay Nesrin Hanım.
Ahh, çok bekletmedim seni değil mi?
Yok, ben de yeni gelmiştim zaten.
Tamam. Hazırsan gidebiliriz.
Tabii tabii, hazırım. Çok hazırım.
Sanki yıllardır bunu bekliyormuşum gibi hazırım.
Ay senin için sorun yok değil mi?
Ay yo, niye?
Ay ne bileyim yani hani, o yaşananlardan sonra.
Aa, yok canım. Ben büyük bir zevkle yapıyorum.
(Sessizlik)
Anam ya, Gökçe ne hallere getirdi bu adamı ya.
Ya Muharrem deli deli hareketler yapıp durma. Ne alakası var Gökçe'yle?
İşi vardır kalmıştır adam ya.
Allah Allah! Bu zamana kadar kaldı mı?
Bugün kalası mı tuttu yani Nilay Hanım?
Hem ben Demir Bey'le konuştum. Kesinlikle Gökçe yüzünden bunlar.
Bir şey mi söyledi sana?
Yok canım, öyle yüzeysel konuştuk.
(Nilay) Uyandıralım mı?
(Muharrem) Uyandıralım tabii.
Sen seslensene.
Niye ben sesleniyorum Muharrem? Sen seslen.
Ben niye sesleniyorum ya?
Yani çaycıyım diye hakkım yok mu arkadaş?
Bana bak Muharrem, her sıkıştığın yerde ben çaycıyım edebiyatı yapma bana.
(Müzik)
Kim seslenecek, karar verdiniz mi?
Günaydın Demir Bey.
Günaydın efendim.
Günaydın. Nilay.
Buyurun Demir Bey.
Caner Bey'i ara, bir toplantı ayarla.
Benim için ne kadar erken, o kadar iyi.
Tamamdır Demir Bey.
Muharrem.
Buyurun efendim.
Kahve.
Bol köpüklü yapıyorum hemen getiriyorum efendim.
(Müzik)
Ahh neredeyse geldik.
Nereye gittiğimizi söylemeyecek misiniz?
Sürpriz.
Ay bayılırım sürprizlere.
Ama biliyor musun sana gerçekten çok teşekkür ediyorum.
Yani Nil için yaptıkların harika bir şey.
Gerçi Demir bana senin ne kadar tatlı bir kız olduğunu anlattı ama ben anlamamışım.
Haklıymış biliyor musun?
Öyle mi dedi?
Evet.
Senin için çok yardımsever bir kız dedi.
Ay çok sevindim.
Evet, şimdi sırasıyla...
(Nesrin) Ben önce düğün pastasını seçelim diyorum.
(Gökçe) Düğün pastası mı?
Hı hı, Nil böyle ayrıntılara çok önem veriyor.
Merhabalar.
Hoş geldiniz Nesrin Hanım, nasılsınız?
Çok mersi.
Sizin numuneleriniz hazır. İsterseniz böyle geçin, ben hemen getireyim.
Tamam.
Buyurun.
(Müzik)
Bak senin damak zevkine çok güveniyorum Gökçe o kadar.
Ee, kararını verdin mi?
Bilemedim ki şimdi.
Sen şu çikolatalıyı da sevmiştin galiba değil mi ha?
Bir daha tadın isterseniz.
Yo, gerek yok.
Şu, yani şu iyi.
Ahh, tamam. Peki, o olsun.
Biraz acele edelim Ela Hanım'ın dükkânına da gideceğiz daha.
Ela mı?
Hı hı.
(Müzik)
Şu pasta işini hallettiğimiz çok iyi oldu.
Hı evet, bir de mideme oturmasaydı.
Bir şey mi söyledin?
Yo yo, çok güzel pastaydı dedim.
Şimdi ne yapacağız acaba, beni kurşuna mı dizeceğiz?
Ay burası mıydı acaba?
Evet evet, burası.
(Müzik)
Oo, yok artık. Bu kadarı çok fazla.
Pardon.
Bir şey demedim, o dedim, harika dedim, iyi geldik dedim.
Ee sonuçta...
...her kadın düğünde ne giyinecek düşünür değil mi?
Bunu seveceğini biliyordum.
Ay sevmek ne kelime, bayıldım bayıldım. Şurada şak diye bayılacağım hatta.
Hadi gel şu modellere bir göz atalım.
Geleyim Nesrin Hanımcığım.
(Gökçe iç ses) Nesrin Hanımcığım ne ya, o "Cığım" niye var orada ya?
(Gökçe iç ses) Yemin ediyorum gelinliklerin kuşağıyla böyle boğacağım kendimi.
Hol geldiniz. Nasıl yardımcı olabiliriz?
Aa, bir gelinlik bakmak istedik de.
Kim için?
Gelinim için ama kendisi gelemedi maalesef.
Programı çok yoğun. Arkadaşı onun yerine bakacak.
Gerçi bekâr ama o bu işleri çok iyi bilir.
Ya evet, aşırı bekârım.
Size birkaç model gösterelim Beğendiğinizi denersiniz.
Tabii.
Dener misin Gökçeciğim?
Olur olur Nesrin Hanımcığım. Niye olmasın?
Bu arada bir şeyler içmek istemisiniz?
Zehirli neleriniz var?
Efendim.
Ay ben bir bardak soğuk su alayım.
Bunun üstüne iyi gider.
(Müzik)
(Ortam sesi)
Ne yaptın bizim oğlan?
Oo, baba hoş geldin ya.
Abi bir sürü parça buldum hepsinin de fiyatı uygun.
Ee tamam. Hemen yapalım o zaman toparlayalım.
O kadar da kolay olmuyor.
Bunun önemli olan motoru. Motoru da çok pahalı.
Bizim Kemal abinin dükkânında var.
Sordum ama vermedi.
Ya manyak mısın Kemal abi deli gibi sever beni.
Benim istediğimi söyleseydin.
Senin için istediğimi söyleyince vermedi zaten.
Ağza alınmayacak bir sürü laf etti.
O Bartu benim gözüme görünmesin, dedi.
Onun topuklarına sıktırırım dedi.
Olmadı dedi ben onu çam ağacının dibine yatırırım üstüne asit suyu dökerim, dedi.
O da dedi bana yetmez.
Onu götürürüm, dedi ormana kuşa, kurda yem ederim, dedi.
Vallahi dedi o da beni tatmin etmez dedi.
Afrika karıncalarının önüne atarım dedi.
Bütün o karıncalar onu tırtıklasın, dedi.
Bunların hepsini o mu söyledi?
Yok. Biraz ben ilave ettim.
Bravo be, çok güzel ilave etmişsin bravo.
Boş ver sen onu. Kemal abi şaka yapmıştır, sever beni.
Şu çayı içeyim gider alırız, hallederiz.
Gelinim ince ve uzun.
O yüzden onu şöyle balık gibi gösterecek bir model istiyorum.
Tamam.
Sen ne dersin Gökçe?
Hı, yılan balığı.
Efendim.
Şey evet, böyle balık modeli çok güzel olur.
(Nesrin) Ahh, denemek ister misin?
Gerçi Nil'le senin fiziğin çok farklı ama...
...yine de bir fikir verir diye düşünüyorum.
Ay ben Nesrin Hanım...
Aşk olsun, beni kıracak mısın?
Ay aşk olsun sizi kıracağıma kafamı kırarım yani.
Hatta ben kırayım kafamı ya.
Sizi kabine alayım. Buyurun.
(Nesrin) Ahh.
Olur.
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
(Nesrin ses) Alo, Yaseminciğim.
Ah sen yok musun sen.
Planımız tıkır tıkır işliyor.
(Nesrin ses) San haber vermek için aradım.
Hiçbir şey anlamadı değil mi? Aman dikkat et Nesrinciğim.
Hayır hayır. Hiçbir şey anlamadı.
Ben sonra seni gene arayacağım tamam mı?
Tamam.
(Nesrin ses) Görüşürüz.
(Kadın) Buyurun.
Teşekkürler.
Off, ne hallere düştüm ya. Sonum böyle mi olacaktı benim?
Gelin olacağım düğünün dublörü oldum resmen.
Sabahın erken saatleri.
Kamera mesela gün doğumundan açılıyor bir tane simitçiyi buluyor.
Simitçi taze, fırından çıkmış simitleri alıp tezgâhına yerleştiriyor.
O sırada genç bir adam geçerken...
...sıcacık simitlerin kokusunu alıyor içine çekiyor.
Yüzünde bir tebessüm, hop kestik.
İş yerinde, masasına taze bir çay geliyor.
Buharından geliyoruz yüzündeki tebessümü buluyoruz.
Bardağı alıyor bir tane yudum alırken, dış ses giriyor.
Bazı kokular unutulmaz.
Kestik. New York gibi bir şehirdeyiz.
Adamın elindeki çay kahveye dönüşmüş.
O sırada bir yere aceleyle yetişmeye çalışıyor.
Diyelim bir toplantıya.
Yudumu alırken hop üstüne söküyor.
Adam çaresiz ne yapsın. Tekrar otele geri dönüyor.
Bavulunu açıyor başka bir gömlek alıyor. Giyerken bir şey hatırlıyor.
Hop kestik, eskiye döndük.
Adam iş yerinden gelmiş, yorgun dökülüyor.
Gömleğini çıkarıp sepetin içine koyuyor.
Annesi gidip sepetin içinden alıp...
...çamaşır makinesine yerleştiriyor.
O sırada bizim ürünümüzden ilave ediyor.
Yıkıyor, ütülüyor, katılıyor. Adamın bavuluna yerleştiriyor.
Hop kestik, gene bizim adamdayız.
Adam bir an duygulanmış telefonu eline alıyor, annesini arıyor.
Alo anne seni çok özledim diyor.
Annenin sesini duyuyoruz. Merak etme oğlum, işerin rast gidecek diyor.
O sırada müzik yükseliyor, dış ses giriyor.
Ama bazı kokular vardır dünyanın neresine giderseniz gidin...
...unutulmaz. Anne şefkatinin kokusu bu şişede.
Bizim yumuşatıcı.
Bravo. Tam olarak istediğim buydu Demir Bey.
-Teşekkür ederim. -Rica ederim.
Ben dayanamayacağım. Gidip anamı arayayım bari.
(Müzik)
Aa.
Çok güzel.
Nil'e de çok yakışacak bu ama biraz tadilat gerekiyor galiba değil mi?
Yani eminim çok yakışacak.
Ay biliyorum, biliyorum çok yoruldun ama...
...benim için bir tane daha giyer misin lütfen?
(Gökçe iç ses) Bağırmak yok, Nesrin Hanım karşındaki. Sakin ol Gökçe.
Ay ne demek Nesrin Hanımcığım, seve seve.
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
Alo.
Demir Cerrahoğlu değil mi?
Evet, benim.
Merhaba ben Tapi pastacılıktan arıyorum İsmim Eylül.
Az önce Nesrin Hanım buradaydı.
Annem mi?
Evet. Düğün pastanızı seçmek için geldiler Gökçe Hanım'la.
Seçtiler de ama biz iletişim adreslerini almayı atlamışız sanırım.
(Eylül ses) Buradan Ela Hanım'ın butiğine gideceklerdi.
Oradan ulaşmaya çalıştım ama ulaşamadım. Sizden rica edebilir miyim adresi?
Hayır hayır, gerek yok. Sipariş iptal.
İyi günler.
Allah Allah! Annem neyin peşindesin gene ya?
Gene ne çeviriyorsun acaba?
Vay!
Kemal abim, canım abim, cananım abim. Ne haber?
Dükkân çok güzel olmuş ha, hayırlı olsun.
Bartu, bende sana verecek motor falan yok Bartu. Yürü git işine deli etme beni.
Ya Kemal abiciğim, sen bu kadar geçmişe niye takılıyorsun ya?
Biraz önüne bak ya. Bu ne kin, bu ne nefret ya? Kin tutma.
Ulan senden sonra ben dükkânı kapatmak zorunda kaldım biliyor musun sen?
Maliye memuruna fiş almazsanız indirim yaparım ne demek ulan?
Hâlâ kestikleri cezayı ödüyorum Bartu. Çık git elimden bir kaza çıkacak.
Ama Kemal abiciğim bak...
(Kemal) Bartu.
Tamam ulan, senin dükkânına mı kaldık? Yürü.
Gel ulan buraya ne diyorsun, gel ulan buraya!
Eşeğe bak ya.
Utanmaz herif, hâlâ geliyor şuraya.
Ay niye hediye alıyoruz ki biz şimdi?
(Kadın ses) Şube müdürümüzün kızının doğum günü canım.
(Kadın ses) Kendi çocuğumuz kadar coşkulu kutlamamız lazım.
Niye ki?
(Kadın ses) Neden söyleyeyim mi canım? Şube müdürümüzün kızı çünkü.
Hayata bak ya, benim daha kendi tabletim yok.
El alemin kızına gidip tablet alıyorum ya.
Aman neyse tamam, alacağım da...
...ben niye gidiyorum? Sizden biri gitsin.
(Kadın ses) Kusura bakma, arkadaşlarla seni uygun gördük. Yapacak bir şey yok.
Tamam, ne yapayım.
(Kadın ses) Ee, meşhur sevgilini çağırmıyor musun?
Ee, yok ya. Onun şeyi var.
(Kadın ses) Neyi?
İşi var, işi.
(Kadın ses) Onun da hep işi var. Adamın kendisi var mı merak ediyoruz.
Merak ediyoruz derken kim kim merak ediyorsunuz canım?
(Kadın ses) Vallahi herkes merak ediyor.
Öyle mi? O zaman tamam yarın ki partide görürsünüz.
(Kadın ses) Ee işi var demiştin?
Şimdi yok diyorum.
(Kadın ses) Getireceksin yani.
Getireceğim yani, hadi bye bye.
Tövbe yarabbim.
Off, ne yapacağız abi?
Dur be oğlum.
Böyle sürekli müdahale ederek bu büyük zekânın nasıl çalışmasını bekliyorsun ki?
Bir sus, bir süre ver bana.
Süre.
Düşündün mü?
Evet.
Sonuç?
Bir şey bulamadım.
Ee bu da güzel.
Bu da güzel.
Güzel.
Moral bozmana gerek yok.
Yok. Sen kafamı ütüle.
Ben bir şey bulamadım.
Gökçeciğim iyi misin?
(Gökçe) Evet evet, biraz şey oldu, zor oldu.
Ee o kadar pastadan sonra normaldir.
(Gökçe) Ay yok ondan değil, arkası düğmeliymiş.
Yardım edeyim size isterseniz.
(Gökçe) Yok tamam, hallettim.
(Nesrin) Çok güzel olmuşsun.
Harika. Nil'e çok yakışacak bu.
(Nesrin) Dön bakayım şöyle. Dön, dön, dön.
(Nesrin) Aa.
Demir Bey.
Ne oluyor anne?
Ne oluyor? Genç bir kadının cenazesini kaldırıyoruz.
Demir.
Anneciğim ne oluyor, cevap verir misin? Ne bu saçmalık?
Şey bi-bi-biz be-be-beraber...
Nil Hanım'a gelinlik bakıyoruz düğününüz için.
Düğün falan yok Gökçe.
Kokteyl de olur tabii.
Hiçbiri yok.
Nişanı mı attınız?
Nişan da yok.
Biz Nil'le evlenmiyoruz tamam mı?
Ay ama ben kendi kulaklarımla duydum.
İşte bu sana ders olsun diye.
Ama görüyorum ki başkalarının derse ihtiyacı varmış.
Ay Demir çok özür dilerim oğlum.
Ne değiştirecek anne?
Özür dilemek neyi açıklayacak?
Bak ben gerçekten senin mutlu olman için yani...
Ha Gökçe'yi üzerek mi beni mutlu edeceksin?
Yürü Gökçe.
Yürümüyorum.
Gökçe yürü dedim.
Hayır.
Yürümeyecek misin?
Hayır.
İyi, sen bilirisin.
Ayy!
Ya ne yapıyorsunuz? Bırakın beni.
Bırakın.
(Gökçe) Ya bırakın beni ya, nereye götürüyorsunuz?
Bırakmayacağım. Konuşacağız.
Hayır istemiyorum konuşmak, bırak. Bırak.
Bırak dedim.
Off.
Ama ben konuşmak istiyorum tamam mı? O yüzden lütfen arabaya biner misin?
Gel buraya.
Gökçe hadi.
İstemiyorum.
Gökçe, lütfen arabaya bin.
Kendim binerim.
Kendin bin.
(Müzik)
Ne yapacağız be oğlum, nereden bulacağız bu helikopteri ya?
Cüzdanın közü kör olsun.
Ah ne bileyim ben para olsa.
Ulan para olsa para olsa.
Para olsa ben bunlarla mı uğraşırım ya?
Bilmiyoruz sanki biz, para olsaymış.
Hayır, kıza da söz verdik ayıp olacak yani.
(Mustafa) Ha ya.
(Oyuncak helikopter motor sesi)
Allah'ım.
Güzel Allah'ım ne olursun şu kuluna acil...
...bir oyuncak helikopter getir.
Ne olursun Allah'ım.
Ahh!
Dualarım kabul oldu ulan.
Abi senin duaların kabul olmaz ya.
Oğlum mal mısın baksana.
(Oyuncak helikopter motor sesi)
Ulan ben de diyorum bu ne arı sesidir.
Yakala.
Yak...
Yakaladık.
(Müzik)
Oyuncağımı verir misin?
Ne oyuncağı ya, benim bu bir kere, senin değil ki.
Saçmalama, benim bu.
Nereden belli senin oyuncağın olduğu?
Üstünde adın mı yazıyor? İspatla, hadi ispatla, ispatla.
İspatlamama gerek yok ki. Ben çocuğum.
Şurada ağlasam herkes senden nefret eder.
Doğru diyor.
Bana bak çokbilmiş, kaybol git buradan canımı sıkma benim bak. Hadi.
Bunu sen istedin.
Ne yapacaksın ulan, dövecek misin ne yapacaksın?
Anne!
Anne!
Delikanlı ol ulan. Ne anneni çağırıyorsun, ben annemi çağırıyor muyum?
Onu bana annem aldı.
Ne oluyor?
(Çocuk) Anneciğim oyuncağımı vermiyorlar.
Ayıp olmuyor mu? Küçücük çocuk o ama.
Yok be yenge öyle bir baktık bıraktık. Şakacı.
Bana vurdu, tokat attı, kötü şeyler söyledi.
Ulan sen görürsün.
Yardım edin, sapık var. İmdat!
Kaç ulan kaç.
Ne oluyor ulan?
Ya nereye gidiyoruz söylemeyecek misiniz acaba?
Üstümde gelinlik var. Farkında mısınız siz?
Evet, farkındayım.
Ya size soruyorum, nereye gidiyoruz?
Konuşmaya.
Ee tamam, konuşalım işte.
Ya hayır, burada olmaz.
Ya ben belki burada konuşmak istiyorum. Tam şimdi konuşmak istiyorum.
Cık. Üff.
Bak Gökçe, bugüne kadar hiç sesimi çıkarmadım.
Ama bundan sonra kontrolü elime ben alıyorum.
Eve gidiyoruz ve sakin sakin konuşuyoruz tamam mı?
Tamam.
(Müzik)
(Kuş cıvıltısı sesi)
Ne yapacağız abi?
O çocuğa gününü göstereceğim.
Çocukla çocuk mu olacağız yani?
Olacağız kardeşim, ne olmamız gerekiyorsa onu olacağız.
Hani bildiğin bayağı insanları takip edeceğiz.
Aynen öyle.
E hadi bakalım.
(Martı sesi)
(Demir) Geç.
(Gökçe) Off.
Geldik işte, tamam konuşalım hadi, Demir Bey.
Bak, annem adına senden özür diliyorum tamam mı?
Kendi başına saçma sapan işlere kalkışmış.
Hiç önemli değil ya, ben alıştım zaten Cerrahoğlu ailesinden dayak yemeye.
Bak işte böyle yaparak beni sinirlendiriyorsun.
Siz durduk yere sinirleniyor olabilir misiniz acaba?
Ya artık siz değil, sen desene bana.
Demeyeceğim Demir Bey.
Gökçe, işte tam ben de tam olarak bundan bahsediyorum.
Ya ben ne yapsam kabahat zaten değil mi?
Ya öyle bir şey demedim.
Sen anlamadan, dinlemeden kendi başına sürekli iş yapıyorsun.
Sizin iyiliğiniz için yapıyorum ama.
Sonunda beni sinirlendiriyorsun ama.
Tek sinirlenin siz değilsiniz ama.
Ya sen desene artık bana.
Ya demeyeceğim ya, demeyeceğim.
Her şey sizin istediğiniz gibi olmayacak Demir Bey.
(Müzik)
Ama içeride uçurtmana izin vermezler. Sor istiyorsan bir.
Soralım hadi.
İzin vermezler çünkü.
Bartu.
Bak çocuk falan kaçıracaksak ben o işte yokum.
Saçmalama oğlum, gangster miyiz biz? Senin o dediğin suç.
Biz sadece helikopteri alacağız.
Ha, o suç sayılmıyor yani.
Bu çocuktan alınınca sayılmıyor. Şeytanın ta kendisi bu.
Bana bak, şimdi ben çocuğun yanına gideceğim sen de onu alacaksın tamam mı?
Abi ya...
Uzatma.
Şişt.
Beni hatırladın mı?
Ben çocuğum, bana bir şey yapamazsın.
Seni anneme dersem burada olay çıkartır.
Şuna bak, hâlâ felsefe yapıyor.
Ne biçim çocuksun ulan sen?
Beğenemedin mi?
Beğenemedim canım.
Aa, kuş mu o?
(Mustafa) Bartu koş, koş, koş.
Anne!
Anne!
Ya çok inatçısın vallahi.
Siz de çok ukalasınız hiçbir şeyden memnun olmuyorsunuz.
Ya Nil'in ailesiyle otururken geldin evi bastın, normal mi bu?
Tamam, normal değil. Nil'le evleniyorum demek normal mi peki?
O sana ders olsun diye.
Ay çok işe yaradı gerçekten bravo. Şimdi mutlu musunuz?
Değilim.
Neden?
Çünkü sonunda sen üzüldün.
Benim üzülmemin bir önemi var mı sizin için?
Var tabii.
Hiç inanmıyorum size.
İnan.
İnanmıyorum ya, inanmıyorum işte.
Yani benim sizin için herhangi birinden hiçbir farkım yok.
İstediğiniz zaman gelirim, istediğiniz zaman giderim değil mi?
Gökçe.
Ne, yalan mı?
Yalan mı ya?
Benim sizin için mesela bu biblodan bir farkım var mı?
Ha, var mı ya?
Şundan ne farkım var? Bir oradayım, bir yerde.
Ne yapıyorsun Gök...
Bir oradayım, bir yerde.
(Gökçe) Hii.
Elin mi kanıyor?
Tamam, yok bir şey.
Bir dakika, göster.
Yok bir şey, tamam. Önemli değil.
Acıyor mu?
Çünkü bir tek elim acıyor.
Tamam, gel pansuman yapalım.
Gel dedim hadi.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Ne oldu, sorun çıktı mı?
Tertemiz, sorun yok. Takip edilmedim, net.
İyi, hadi tüyelim hadi.
Acıyacak biraz.
Hii.
İyi misin?
İyiyim.
Şunu da yapıştıralım.
(Sessizlik)
Siz de zahmet oldu.
(Sessizlik)
Bir şeyler yiyelim.
Sonra oturup konuşalım tamam mı?
Gökçe, lütfen.
(Müzik)
Ben gideyim artık.
Gitme.
Gitmezsem ne değişecek?
Kalsam da yine aynı şey olacak, biz yine kavga edeceğiz.
Ya biliyorum fazla üstüne geldim, farkındayım.
Ama bu aralar...
...inan böyle...
...kolay şeyler yaşamıyorum.
Evet, biliyorum yani.
Konuşamadık hiç şey hakkında.
Evlatlık oluşum.
Ya düşünsene annen, baban...
...senin gerçek annen, baban değil.
Çok zor bir şey.
Bayağı zor.
Yani karşında böyle durduğuma bakma. Kafam...
Kafamda şu an neler var...
...anlatamam.
Peki, gerçek ailenizi arayacak mısınız?
Arayacak mısın?
Siz yok.
Tamam, peki.
Arayacak mısın?
Arayacağım da...
...şu an hazır değilim.
Demir.
Bak, seninle aramızda ne olursa olsun...
...ben bu konuda hep senin yanındayım.
Biliyorum.
Ben de senin yanındayım.
Her konuda.
(Müzik)
Babacığım, annem ne zaman gelecekmiş konuştun mu?
Ne bileyim kızım.
Yonca teyzenin turnesi var ya onların işi bitmez.
Ya ne diyeceğim aranızda Gökçe'yi arayan oldu mu?
Ben aradım.
Ha, ne dedi, ne dedi yavrum?
(Hikmet) Dün gece gelmedi biliyorsun.
Şu an müsait değilim, dedi. Ben de ne oldu deyince yüzüme kapattı.
Ben bu Gökçe'yi hırpalayayım mı ya hı?
Ne diyorsunuz? Ciddi soruyorum.
Kes ulan! Hırpalıyormuş.
Şimdi seni ayağımın altına alır bir hırpalarım görürsün ha.
Bırak kız kafasını dinlesin yahu.
Ama baba kız kısmını da bu kadar boşlamamak lazım yani.
Ee bazılarını da sokağa tasmasız salmamak lazım ama.
Ne dedin sen ya, ne dedi o? Kötü bir şey mi dedi, ne dedi?
Ahh.
Benim de işte kocam tekrar Tokyo'ya gitti.
Ben yine yalnızım, siz hiç oralı olmayın olur mu?
Ben acımı böyle usul usul kendi içimde yaşarım.
Allah Allah!
Evladım, senin kocan Tokyo'ya çalışmaya gitti yahu!
Şikâyet etme, şikâyet etme günah.
Ya siz vallahi delirteceksiniz beni.
Ya kızım, dua et senin bir kocan var.
Bak Gökçe'ye, kız elimizde kaldı.
Ha öyle diyorsun yani.
Ee tabii canım, yani bu kız bir süre yalnız kalır böyle.
(Kapı zili sesi)
Sezen, kalk kız. Kapıya bak hadi, geç.
-(Sezen) Hıı? -Kalk kapıya bak.
Ya ama ben ailenin en küçük kızı olarak...
Uff!Yaa!
Böyle sen yaptın baba bunları.
(Kapı açılma sesi)
Aa! Hoş geldin Sema.
Ne haber? (Öpme sesi)
-İyiyim. Sen ne yapıyorsun. -İyiyim ben de.
(Bartu) Aşkım! Aşkım sen mi geldin? Tez mi geldin? Sen mi geldin?
-Yok gelmedim aşkım, yoldayım hâlâ. -Hah!
Ya geldim işte. Ne diye çağırdın söyle?
-Sana bir sürprizim var. -Ne?
Sana bir sürprizim var.
Hayır ne, ne? Sürpriz ne onu soruyorum.
-Sen laf mı dinliyorsun? -Ee-v-ve. Yoo yani evet biraz ya...
...ay ne yapayım abi, burada eğleniyorum. Bunlarla eğleniyorum ben.
(Bartu) Geç içeri hadi. Biz Sema yengenle bir şey konuşacağız.
Tamam be uff!
Burada olmaz ya parkta göstereyim mi?
Tamam bekle. Hikmet amcalara merhaba diyeyim, sonra gidelim o zaman.
Sen nasıl emredersen sultanım.
Aa manyağa bak ya!
(Müzik)
-Uff! -Ya sen de böyle kaldın da.
Iyy öyle oldu biraz.
Ben sana bir şeyler vereyim mi?
-Yani size zahmet olmazsa. -Gökçe!
Ay yani sana zahmet olmazsa.
(Müzik)
(Nefes sesi)
(Müzik)
Ya hadi artık, aç de çok merak ediyorum.
Sabret kızım biraz. Allah Allah!
Bartu!
Tamam. Bir kere öp, ondan sonra aç.
(Öpme sesi)
Yani bu pek olmadı ama neyse. Hadi kendin aç al.
(Kutu sesi)
Ay bu ne ya? Çok merak ettim.
(Kutu açma sesi)
(Müzik)
İnanmıyorum!
Almışsın ya inanmıyorum!
Herhalde kızım, sen Bartu Şenkal'ı ne sandın?
Benden sevgilim bir şey isteyecek, ben almayacağım.
Ya aşkım benim ya, çok pahalıdır kesin bu. Çok masraf yaptın.
Yok be yavrum, sen takılma para sıkıntı değil bende biliyorsun.
Uçuralım mı hemen?
Olur. Senin oyuncağın ne zaman istersen.
Ya hadi şimdi nasıl oluyor bu? Bir dakika bunu…
...atıyor muyum böyle? -Yok, yok atma bir dakika.
Yok dur, dur.
Uff nasıl çıkaracağım ben bunu ya!
(Sessizlik)
Gökçe.
(Sessizlik)
-Kıyafetleri merdivene koyuyorum. -(Gökçe) Ihh!
(Sessizlik)
(Ayak sesi)
(Nefes sesi)
(Nefes sesi)
Gökçe.
İyi misin?
Hıı iyiyim, iyiyim.
Bir sorun yok değil mi?
Yok da şey, şu gelinliğin arkasını açmak biraz zor oluyor.
Haa!
Yardım edeyim mi?
Ay bilemedim de galiba yardım etmen gerekecek ya.
O zaman geliyorum.
Tamam hıh.
(Ayak sesi)
Masaya bıraktım o zaman.
(Gökçe) Şey, arkası düğmeli de ben şey yapamadım, açamadım.
Sorun değil hallederiz...
...dön istersen.
Evet döneyim ben.
(Sessizlik)
(Müzik)
(Müzik)
Bayağı zormuş.
Evet yani, o hırsla ben tek başıma giydim bunu.
Annem işte.
(Müzik)
Oldu galiba.
(Müzik)
Teşekkür ederim.
(Müzik)
Ben iniyorum.
Tamam.
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Pervane sesi)
Ay beceriyorum galiba, biraz uzaklaşayım mı?
Olur benden uzaklaşma da.
Ya Bartu.
(Sema) Aa gidiyor bu arkaya.
Kızım, kızım yükselsene! Bak ağaca çarpacak, yükselsene!
(Sema) Ya yükseltiyoruz herhalde, geri zekâlı!
(Bartu) O ağaca çarpacak!
Ya gördük herhalde, gidip alıp gelirim yani ne yapayım.
(Düşme sesi)
Düştü ya! Ben de alıp gelirim düştükten sonra.
(Erkek sesi 1) Arabanın üstüne helikopter indirmek de ne kardeşim?
(Erkek sesi 2) Yahu kaza yaptı kaza!
(Kadın sesi) Parkın içinden geldi, parkın içinden.
(Erkek sesi 1) Bu nasıl iş ya? Nereden çıktı bu?
Bartu galiba koşmamız gerekiyor.
Yok ya, hep koşuyoruz bu sefer de yürüyerek kaçalım.
-Tamam ama hızlı yürüyelim tamam mı? -Tamam sevgilim.
(Müzik)
Yok. Bu böyle olmayacak.
(Nefes sesi)
Değil mi ya?
Ben böyle nereye kadar hasret çekeceğim.
Ay senin durumundan bahsetmiyorum be abla.
Gökçe'nin durumundan bahsediyorum.
Ay sen zaten bir kere beni düşünsen.
Abla Gökçe'nin durumu acil.
Bu kızı başıboş bırakmamak lazım.
Ay ne yapacağız Sezen? Demir'le evlenmekten vaz mı geçireceğiz?
Cık!
Kaan'ı devreye sokacağız.
Ne yaparsan yap, Gökçe o çocuğu istemiyor.
Şimdi istemiyor olabilir. Ama Kaan birkaç güzel hamle yaparsa...
...ablam Kaan'ı isteyecek.
Ay Sezen bence sen hiç ortalığı karıştırma.
Abla burada Gökçe'nin mutluluğu söz konusu.
Bilmem farkında mısın?
-(Sezen) Ben gidiyorum! -Nereye gidiyorsun?
-(Sezen) Kaan'la buluşmaya. -Allah Allah!
(Ayak sesi)
(Nefes sesi)
(Ayak sesi)
Teşekkür ederim.
(Sessizlik)
-Gökçe. -Hı.
Ben seninle artık kavga etmek istemiyorum.
Ben de.
Nasıl olacak peki?
(Burun çekme sesi)
(Nefes sesi)
Küçükken heves ettim diye, uçurtma istemiştim babamdan.
O da gidip kırtasiyeden aldı bir tane.
İşte o zamanlar biz böyle, pikniğe giderdik hep.
Uçurtmayı da aldık gittik bir gün.
İşte böyle ilk başta hemen yükseldi falan, sonra birden düşmeye başladı.
Sonra bir baktım ağacın dallarına takılmış.
Sonra ne oldu?
Sonra tabii babam onu almaya çalıştı ama olmadı.
Sonra biz birkaç kere daha aynı yere pikniğe gittik.
Her gittiğimizde baktım, hâlâ orada duruyordu.
Sonra sonbahar geldi.
Biz de bir daha pikniğe falan gitmedik.
(Müzik)
İşte sen o uçurtma gibisin benim için.
Hem çok yakınımdasın...
...hem de bir o kadar uzağımda.
(Müzik)
Peki bunu nasıl değiştireceğiz.
Bilmiyorum ki. Yani biz seninle daha böyle...
...bir gün bile geçiremedik baş başa.
Hep bir şey vardı aramızda. Hep bir sorun, hep bir engel.
Halbuki beraber zaman geçirebilseydik...
...birbirimizi birazcık tanıma şansımız olsaydı...
...belki hiç bir şey böyle olmayacaktı.
Ne ben her şeye burnumu sokacaktım...
...ne de sen benim kalbimi kıracaktın.
(Müzik)
(Ayak sesi)
Tamam yeter dur.
Ay korkudan uçuk çıkarıyordum baksana.
Korkma aşkım kimse yaralanmamış. Maddi hasarlı trafik kazası.
Her gün oluyor yani.
-Ben sana asıl ne diyecektim? -Ne diyeceksin aşkım, söyle?
Ama hemen hayır demeyeceksin.
Aşkım aşkolsun ya. Ya sen ne söyledin de ben hayır dedim. Aşkolsun!
Benimle yarın, şube müdürünün kızının doğum günü partisine gelir misin?
Şimdi yarın araba yarışları var biliyorsun. Şu araba yar...
Hayır uzatma, istemiyorsan gelmek zorunda değilsin Bartu.
Aşkım! Aşkolsun yavrum! Sen iste ben seninle ölüme bile gelirim.
-Yaa! -Yaa!
(Gülme sesi)
Ya bu, bunu at, bir şey yapalım, niye bende duruyor ayrıca ya.
Tamam, at gitsin ya. (Çığlık sesi)
(Düşme sesi)
(Erkek sesi) Ne oluyor ulan gece gece!
(Müzik)
Selam.
Selam. Hayırdır Sezen bu saatte gelmezdin sen buraya.
Iı çünkü seninle konuşmaya geldim.
Biliyorum ya farkındayım. Eşeklik ettim!
Böyle bir şeyin hiç yaşanmaması gerekiyordu.
Ama yaşandı yani yapacak bir şey yok.
Gökçe affetmedi beni biliyor musun? Zaman istedi ki haklı da.
Eğer sen böyle beklersen, bu zaman hiç gelmeyecek...
...bunu da biliyorsun değil mi? -Nasıl yani?
Bak...
...Gökçe dünyanın en tatlı insanıdır. Kalp yerine pamuk şekeri taşır...
...kabinde öyle söyleyeyim.
-Bilmez miyim? -(Sezen) Ee o zaman?
Bak, böyle beklemekle olmaz. Git konuş Gökçe'yle affettir kendini.
Ya ters tepmesin sonra.
Tepmez, bana güven.
İyi sonunda içim rahatladı...
...ailenin içinden böyle bir öneri gelmesi iyi oldu.
Sabahtan beri ben de ne yapacağımı düşünüyordum kara kara.
Ee ben diyeceğimi dedim. Şimdi bana kokteyl hazırlar mısın? Damağımız şenlensin.
Hemen hazırlayayım tatlı kız.
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Bir…
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor) (Ayak sesi)
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Nefes sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Gülme sesi)
Günaydın.
Günaydın.
Ayy saat kaç oldu ya?
Boş ver şimdi saati. Sen yüzünü yıka gidiyoruz.
Ee ben ajansta çalışmıyorum ki.
Ajansa gitmiyoruz ki.
-Nereye gidiyoruz. -Gezmeye.
(Gülme sesi) Yolda görürsün.
Ama bir şey söyleyeceğim.
Ben birazcık acıktım.
E tamam. O işi de hallettim ben. Her şey hazır.
Sen o zaman hazırlan. Ben dışarıda bekliyorum, olur mu?
-Tamam. -Bekletme çok.
(Gökçe) Tamam.
(Müzik) (Ayak sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
Nereye gidiyoruz hakikaten ama ya?
A bu ne? Bu çok güzel bir şey.
Babamın arabası ya.
Ya bir süredir burada duruyordu, kimse de kullanmıyordu.
Ama...
...bugün biz kullanacağız. -Biz mi?
-Şaka yapıyorsun herhalde. -Yoo.
-Ay gerçekten mi? -Evet.
-Ee hadi atla. -Ayy yaşasın!
(Kapı açılma sesi)
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Çok güzel.
(Araba sesi)
-Hazır mıyız? -Evet.
(Müzik) (Araba sesi)
Ya benim tam hayalimde ki gibi bir araba bu biliyor musun?
Hayaller geleceğin gerçeğidir. Babamın lafı.
Canım o hepsi için geçerli değil.
Vallahi bir şeyi çok istiyorsan illâ ki olur.
(Gökçe) Nasıl olacak canım. Yani şimdi ben mesela bu arabayı çok...
...istedim diyelim, nasıl alacağım? Alamam ki imkansız.
Belki alamayacaksın ama...
...kullanacaksın.
(Gökçe) Yok canım daha neler.
(Müzik)
Ne yapıyorsun? Ay yok Demir gerçekten kullanamam, saçmalama.
-Ciddiyim. -Hayır kullanırsın.
Hayır bir şey olur, başına bir şey gelir. Yo hayır, hayır...
...kullanmayacağım hayır yok. Beni biliyorsun ya...
...giderim çarparım falan bir yere. Geçekten olmaz Demir, hayır olmaz...
...ıı mümkün değil hayır.
(Kapı kapanma sesi)
(Gökçe) Yapamam...
...Demir yapamam gerçekten
Benim bildiğim Gökçe her şeyi yapar, hadi atla.
-Öyle mi diyorsun? -(Demir) Atla.
(Sokağın sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Ay bir dakika nasıl olacak ama şimdi? Nasıl yapacağım?
Şimdi sen bunu alıyorsun...
...vitesi geri çekip buraya sonra bırakıp şu, bu kadar.
Gerisi otomatik.
-Tamam. -(Demir) Hadi bakalım.
Başlıyorum.
(Müzik)
Gezdir beni Gökçe Şenkal.
Ay gidiyor. Vallahi gidiyor.
(Gülme sesi)
(Müzik)
-(Gökçe) Çok eğlenceli. -Sevdin mi?
(Gökçe) Çok güzel. Bayıldım.
(Müzik)
Vallahi gidiyorum ya!
(Müzik)
(Gülme sesi)
(Müzik)
Birazcık yavaşla istersen. Bak ilerde çalışma var.
Tamam.
Ya aslında artık sen mi alsan, yeter bu kadar bence.
(Demir) Olur nasıl istersen.
(Müzik)
Hazır mısın?
Hiç olmadığım kadar.
Canım benim, hadi girelim o zaman.
Aa anne bak! Bu adam çaldı benim helikopterimi.
-Gerçekten mi? -Evet.
(Müzik)
Rezil adam! Bir de utanmadan gelmiş yanımda duruyor.
Yüzsüz! Hain! Alçak!
Semacığım gel buraya, hırsız o. Gel buraya.
Kaç Bartu sonra soracağım hesabını. Kaç!
Aa yardım edin, çocuğun helikopterini şey yapmış.
(Kadın) Ayy iyi misin, sana bir şey olmadı değil mi?
-Canımı zor kurtardım -Ayy!
Canım benim canım. Aa gelin girelim bari.
-(Kadın) İyi hadi. -Polisi arayalım.
(Müzik)
(Araba sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Sokağın sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Sokağın sesi)
(Kapak açılma sesi)
Aa bayağı, bayağı hazırlık var burada.
Nilay'dan rica ettim onun eseri.
Ha fındık ezmeli sandviç var, sen seversin.
Unutmamışsın.
(Kapak kapatma sesi) Unutmadım.
Daha bitmedi gel.
(Müzik)
-İşte geldik. -Çok güzelmiş burası.
(Müzik)
-Beğendin mi? -Çok beğendim.
Sevindim.
Ay bizimkilere haber vermeyi unuttum ama.
Ya bir dakika burada telefon olmaz ki.
Ama merak ederler.
İyi o zaman mesaj at sonra kapat.
Tamam. (Gülme sesi)
-Attım. -Sen versene telefonu.
Ne olur, ne olmaz sana belli olmaz şimdi.
(Dalga sesi)
O zaman dünyayla bağlantımızı koparalım.
Koparalım bakalım.
(Dalga sesi)
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Dalga sesi) (Müzik)
Ya ben dün gece düşündüm de...
...haklıydın.
Ya biz daha baş başa bir gün bile geçiremedik.
Evet ama yani bu kadarını beklemiyordum dünden sonra.
Ama saçma sapan davrandım. Özür dilerim.
Olsun boş ver, olan oldu.
(Dalga sesi)
Ben de seni üzdüysem özür dilerim.
Önemli değil.
(Dalga sesi)
(Gülme sesi)
(Müzik)
İyi misin?
(Dalga sesi) (Müzik)
Ben geliyorum bir saniye.
-Ne oldu, nereye? -Bekle.
(Müzik)
Çok güzel. Bu nereden çıktı?
Senin.
Nasıl yani?
Sana yaptım. Dün gece konuştuk ya.
Sen benim için...
...Demir çok teşekkür ederim.
(Dalga sesi)
(Gülme sesi)
Çok güzel olmuş.
Hadi durma uçuralım.
-Hadi. -Tamam.
(Müzik)
Ya çok güzel.
-Dur kaçacak. -Dikkat et elini melini kesme.
Ayy! Iyy! Bir şey oluyor, bir şey oluyor.
(Müzik)
-Oluyor mu? -Oluyor.
(Müzik)
Sarma işini sevdin sen.
(Müzik)
Keşke hep burada kalsak.
Yine geliriz.
Demir.
Her şey için teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.
-Gidelim mi? -Hı hı.
Hadi.
(Müzik)
Telefon, sen bana ver onu.
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
Al işte, dakika bir gol bir.
Efendim Sezen.
Hıı geliyorum bir saate. Tamam hadi bay bay.
Ne diyor?
-Eve geçeceğim. -Ha.
Ya ben aslında seninkileri bayağıdır görmüyorum.
-Ben de geleyim mi? -Olur.
Hadi o zaman.
(Müzik)
-(Demir) Uçurtmanı bırakayım mı burada? -(Gökçe) Hayır.
(Müzik)
(Sema) Vallahi bir daha böyle bir şey istemiyorum Bartu...
...aşk maşk anlamam, çarparım ağzına bir tane.
(Bartu) Tamam aşkım özür dilerim.
Velet bir şey dedi mi?
Çok demedi de, çok ağladı. Çok üzüldüm.
Aman bırak ya! Anası zengin, babası zengin. Alır bir tane daha.
(Sema) Ne biçim konuşuyorsun be Allah Allah!
(Bartu) Ama öyle şimdi, zengin değil mi sonuçta.
(Su sesi) Ahh!
Bu ne şimdi ya?
İnsan geçiyor buradan insan. Ayıp!
(Öksürme sesi)
Hayır benim sevgilim şeker gibi kız.
Su dökülünce eriseydi, ne olacaktı? Kim verecek bunun hesabını?
Ne biçim laf bu be, şapşal!
Güzeldi değil mi?
Ayıp, ayıp!
Cık cık cık!
Gel sevgilim biz şöyle güneşten, güneşten yürüyelim.
(Hikmet) Ne iyi ettin de geldin be oğlum. Dün hiçbir şey anlamamıştık.
(Kaan) Aynen öyle oldu Hikmet abi.
(Ortam sesi)
Teşekkürler.
(Ortam sesi)
(Müzik)
Gökçe seni öldürecek.
Ablacığım aşk için ölmeli.
Iı şey abi, Rezzan teyze yok mu?
Evladım şimdi bizim Yonca'nın turnesi varmış...
...o turne için bir takım alışverişler yapmaları lazım bunlara...
...kostüm, ayakkabı mayakkabı sorma yani. Kadınsı işler işte.
O yüzden, hepimiz evde per perişan olduk vallahi.
Aa! Babacığım aşkolsun ya! Neyini eksik ettik senin?
(Sezen) Ayrıca baba mutfakta level atladım söyleyeyim.
(Hikmet) Biliyorum evladım biliyorum da hani söylenmezsem...
...eksik kalırım diye o yüzden söyledim. Yoksa yani ne var.
Ee Gökçe nerede kaldı ya?
(Nilüfer) Ha Gökçe ıı yolda geliyor şimdi.
O gelsin de ondan sonrası ne olacak? Muamma tabii.
(Müzik)
O ne demek şimdi ya?
Hiç ya öylesine! Öylesine!
(Müzik)
(Bartu) Ne yapalım aşkım? Şurada bir yerde oturup çay içelim mi?
(Sema) İçelim vallahi, acıktım. Simitte alalım.
(Bartu) Ha. Kurudun mu sen?
Kurudum, kurudum ya iyi oldu sıcakta. Aslında fena olmadı.
(Gülme sesi)
-Hay Allah'ım! -Ya neredeydi ya çaycı buralarda?
Şurada ilerde var da.
-Aa! -Ulan şerefsiz!
Ahh!
(Ağlama sesi)
Aşkım!
Aşkım sen iyi misin? Bir yerinde bir şey var mı ha?
Bir yerine bir şey oldu mu?
Yok. Aa, bırak başım döndü ya!
Ay çantam gitti ya. İçinde her şeyim kartlarım falan var.
Ya hallederiz yavrum hallederiz ya.
Memlekete bak arkadaş ya!
-Memleket Detroit'e döndü ya. -Teksas o.
Teksas değil mi? Tamam o işte. ama onlar yakın komşu yani.
(Ağlama sesi)
Aşkım, cana geleceğine mala gelsin.
Ya geldi zaten çantam gitti ya. Mala geldi ya!
Kıyamam ben sana.
(Ağlama sesi)
Yılışma!
(Müzik)
Tamam çaycıya gidelim, bende para var. Gel.
Allah'ım yarabbim ya!
Ben sana borç veririm ya.
Ben de gittim...
...adama dedim ki...
...evladım senin ağzında bir kere diş kalmamış diş.
(Gülme sesi)
Selam (Kapı kapanma sesi)
(Hikmet) Aa! Hoş geldin Gökçe.
(Müzik)
Hoş geldin evladım.
Hoş bulduk.
Ne haber Gökçe?
-İyi Kaan. Senden ne haber? -İyidir.
(Müzik)
-Selam. -Selam.
(Sezen) Be-ben o zaman oraya geçeyim.
Sen de geçsene.
-Ben de şöyle geçeyim o zaman. -Olur.
Gel canım.
(Müzik)
(Hikmet) Gökçe, nerede kaldın evladım? Merak ettik seni.
Iı şey oldu babacığım.
(Gökçe) Şey yapayım ben anlatayım. Iı şimdi şey yaptım ben.
Ohh! Nereden başlasam bilemedim gerçekten.
(Gülme sesi)
Ya üzülme aşkım artık tamam. Ya sana bir şey olsaydı?
Ya tamam olmadı da yani önce su dökülür sonra çantam çalınır...
...ne kara bir gün ya.
Ben şu Mustafa'yı arayayım bakayım polis falan...
(Cep telefonu düşme sesi)
Hayır! Hayır!
Bakamam ben bakamam!
(Müzik)
Gitmiş mi?
-(Sema) Gitmiş. -Hayır gidemez!
Gidemez! İzin veremem hayır!
(Sema) Yapacak bir şey yok gitti telefonun.
İzin veremem, gidemez!
Ee! (Vurma sesi)
Yeter artık be! Kendine gel, kendini bu acıyla...
...yüzleşmen lazım anladın mı?
(Tokat atma sesi)
(Ağlama sesi) (Müzik)
Beni terk edemez
Tama aşkım geçti.
(Ağlama sesi)
Güçlü ol!
(Müzik)
(Ağlama sesi) (Müzik)
Sen çağırdın değil mi Kaan'ı?
Senin bilmediğin şeyler oluyor. Ne olur.
Göstereceğim ben sana arayı.
(Hikmet) Efendim biz o zamanlar öğrenciyiz tabii.
Bizde bir tane (Bip) Cemil var...
...zengin çocuğu. Bizler o zamanlar o kadar zengin değiliz tabii.
Okula hep böyle tabanvay gelip gidiyoruz.
Cemil öyle değil. Her gün okula iki farklı arabayla geliyor.
Ertesi gün bir başka arabayla geliyor.
Bir sonraki gün bir başka arabayla geliyor.
Bunda bir havalar, bir cakalar. Etrafındalar hep.
Ama çok kızın kalbini kırdı şerefsiz!
Ya Hikmet abi, değişen bir şey yok ki şimdide var öyleleri...
...istedikleri zaman kıza yakınlaşıyorlar alan ondan sonra...
...istedikleri zaman da bağırıp çağırıyorlar.
Vallahi doğru. Ağzını öpeyim çok doğru.
(Demir) Ama daha kötüleri de var. Sinsi olanlar...
...böyle arkadaş gibi yanaşıp, arkadan iş çevirenler.
(Hikmet) Ayy hiç sevmem! O ne öyle ya yılan gibi.
Şey televizyon mu açsak biz? Ses olur.
Asında bu adamların kalıbına bakarsın, bir şey zannedersin...
...ondan sonra biraz daha yakından bakarsın, mal olduğunu anlarsın.
(Demir) Bazılarına yaklaşmaya gerek yok. Zaten uzaktan...
...nasıl oldukları belli.
Nasıl oluyorlarmış?
Korkak!
Ayy şey radyo da açabiliriz aslında.
Bence de.
Aa korkak olup olmadıklarını anlamak için, önce bir karşılarına çıkmak lazım.
Çıkılacağı varsa çıkılır.
(Hikmet) Ya...
...siz neden bahsediyorsunuz? Ben bir şey anlamadım ya.
(Kaan) Boş ver Hikmet abi, arkadaştan bahsediyoruz.
Hadi ben müsaadeniz isteyeyim.
(Demir) Ben de.
Aa şimdi böyle zengin kalkışı olunca tabii...
...başka bir laf etmeye de gerek yok sanki değil mi?
Ben sizi geçireyim.
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
-Kendinize iyi bakın. -Siz de öyle.
Hoşça kalın çocuklar.
(Müzik) (Ayak sesi)
Çok zor.
(Müzik)
Neden böyle olduk ya?
Hakikaten neden böyle olduk?
Ne bileyim hayır yani, aynı gün ikimizin başına da bu kadar çok...
...şey gelmesi tesadüf mü yani? Tesadüf değil.
Niye ya?
Gelebilir yani olabilir. Bahtsız bedeviyi biliyorsun...
...çöle gidiyor sonra başına neler geliyor.
Başka bir şey olması lazım işte.
Yok be!
(Sokağın sesi)
Tabii ya!
Ne oldu, ne oldu, ne oldu?
Ya tabii buldum başımıza neden bunların geldiğini.
Karma yüzünden oldu.
Kim ya? Karma kim ya? Gideyim ağzını burnunu kırayım. Kim o?
Bartu aptal aptal konuşma! Karma bir...
...denge felsefesi gibi düşün yani hayata ne veriyorsan...
...onu alıyoruz öyle düşün.
Haa! Şey mi bu? Etme bulma dünyası yani, dizisi de var. O mu?
Aynen işte.
Ya tamam da...
...biz ne yaptık ki yani? Burada sevgili sevgili, uslu uslu oturuyoruz...
...kime ne yapmışız? Kimin tavuğuna kış dedik ya? Lütfen!
(Gülme sesi)
Tabii tabii küçücük çocuğun, o günahsız, suçsuz...
...masum çocuğun helikopterini çalmadık yani değil mi Bartu?
Ee!
Ee’si şimdi de evren onu bizden geri almaya çalışıyor.
Yapma ya!
Bak ben tırstım biraz ha!
Sema ne yapsak ya? Kurşun mu döktürsek?
Nazar boncuğu mu şey etsek? Bir sadaka mı versek?
Hocaya mı, ne yapalım ya?
Bartucuğum şunu yapacağız. Ne yapıp edip o helikopteri...
...alacağız, çocuğa geri vereceğiz.
Yani öbür türlü, huzur muzur yok bize.
Saçmalama Sema ya! Senin o helikopterin fiyatından haberin var mı?
Bırak Allah aşkına ya! Zengin çocuğu o ya.
Ney? Annesi babası alır ona ya.
Aşkım, karmayla arayı düzeltmemiz lazım.
Yoksa çok fena olur.
Karma neymiş ya Sema? Yemişim karmasını ya.
(Müzik)
(Sokağın sesi)
(Müzik)
Kuş çıktısı.
(Müzik)
Haklısın Semacığım, durum çok fena.
(Müzik)
Öpüşelim mi?
(Gülme sesi)
Nereye? Şaka yaptım, öpmeyeceğim gel.
Sezen öldüreceğim seni ya vallahi öldüreceğim.
Abla vallahi bilmiyordum özür dilerim. Benim suçum yok vallahi bak.
Ahh dedim ben sana değil mi dedim.
(Nilüfer) Gökçe sen de bununla uğraşacağına gidenlere bir baksana.
Ya çocuklar herhalde birbirlerine tatlı ısmarlamaya inmedi aşağıya.
Ayy kesin kavga edecekler!
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
Allah Allah!
(Kapı kapanma sesi)
-Ne oluyor ya? -Ya bilmiyorum ki baba.
(Nilüfer) Vallahi ne oluyor göreceğiz babacığım.
Göreceğiz!
(Müzik)
(Demir) Sen ne yapmaya çalışıyorsun ya?
Onu sana sormak lazım.
Bak arkadaşısın diye sesimi çıkarmıyorum ama...
...haddini bilsen iyi olur.
Vay be Demir Bey'e bak sen! Racon kesiyor çok korktum.
Bence de kork!
Ama ben kuru gürültüden korkmam, sorun o işte.
İyi sen bilirsin ama ne yapmaya çalıştığının farkındayım Kaan.
O yüzden kızdan uzak dur.
Sen hangi sıfatla konuşuyorsun pardon? Gitsene sen nişanlına.
Ben nişanlı falan değilim. Ayrıca Gökçe'yle konuştuk çözdük mevzuyu.
Sen üç güne yine bir şey yapar kızı üzersin ama biliyorsun.
Neyse ne, Gökçe'den uzak dur.
Durmayacağım!
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneği’ne yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimle Metin Yazarı: Gülşen Argüç
Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak
Alt Yazı: Çağıl Doğan / Feride Tezcan / Nuray Ünal
Son Kontroller: Fulya Akbaba / Dolunay Ünal
İşaret Dili Tercümesi: Hasan Hüseyin Korkmaz
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.