Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin betimlemesi KANAL D tarafından Sesli Betimleme Derneği'ne yaptırılmıştır.
Erişim : www.seslibetimlemedernegi.com
Alo?
Benim, Özlem.
Sana kaç kere söyledim burayı arama diye!
Arama!
Arama dedim, anlamıyor musun? Arama!
- Benim seninle... - Konuşmamız lazım.
Konuşacağız.
Konuşacak bir şey yok. Ben sana diyeceğimi dedim.
Bak gelirim oraya!
Tamam.
Tamam. Yarın sabah Şile-Ağva yol ayrımına gel.
Beni orada bekle kimseye gözükmeden.
Bin hadi.
Demek sen beni tehdit ediyorsun ha?
Mecbur bıraktın.
Sana kaç kere söyledim. Benim seninle konuşacak bir şeyim yok.
Ben diyeceğimi dedim artık.
Ya nasıl oluyor da bu kadar umursamazmış gibi davranabiliyorsun ya?
Ya ben senin kızınım!
Sen benim annemsin tamam mı annem?
Tamam, sus!
Niye susacakmışım ya?
Ya susmayacağım işte ya. Annemsin benim tamam mı? Annem!
Tamam, kes!
Kes!
Bana bundan sonra anne demeyeceksin.
Ne diyeyim peki sana ha?
Ne diyeyim?
Hicran de...
Bana artık Hicran de!
Gelmediler abi hani?
Gelirler gelirler, birazdan gelirler.
Hep böyle dışarıda mı çalışıyorlar abi? Atölyede çalışmıyorlar mı?
Bunlar atölyede de çalışırlar, dışarıda da çalışırlar.
Sait Usta, sanatkâr adamdır.
İşini iyi yaptığı için, arayanı, isteyeni çoktur.
O hani; camiydi, kiliseydi, tarihi evler, konaklarda falan...
...tamirat, tadilat yapar da, işte o durumlarda hep Sait Usta'yı çağırırlar.
Çıkarma!
Sana kaç kere söyledim, ağzın yüzün açık çalışmayacaksın diye?
Alış.
Ama Sait Usta öyle her çağırana gitmez, müşteri seçer.
Sanatının kıymetini bilecek adama gider.
O’nun gibisi kalmadı.
Başka çalışan var mı yanında?
Cık. Yok, tek ikisi.
Güzel oldu.
Hadi bakalım. Sen üstünü değiştirir.
Ben malzemeleri yüklerim.
Kızın adı ne?
Hicran.
Hicran!
Ya bak Nazif, ben sana anlattım.
Sait Usta, temiz, namuslu, sözünün eri adamdır.
Mahallede sevilir sayılır. Muteberdir.
Hicran desen zaten, babasının...
...dizinin dibinde, babasının sözünden çıkmaz.
Hani...
...“Görgülü kuş gördüğün işler derler'' ya işte öyle.
Sokağa adımını attığında, başı önde.
Annesi de çok muhterem kadındır. Çok temiz aile.
Hem, Hicran da güzel kız şimdi.
Abi güzellik benim neyime ya? Kamyoncu adamım ben.
Namuslu olsun. Ben uzun yola çıkıyorum. Benim aklım evde kalmasın yeter abi.
Ben...
...ne yapayım güzelliği?
Çalışmasıymış, iyiymiş ama.
Ya oğlum sen de o zaman çalıştırmazsın evlenince olur biter ya. Ne var bunda?
Gelmeyecekler mi abi bunlar?
Oo! Nazif Bey, hele dur bakalım ya, bu ne acele?
Kız almak kolay mı ya?
Hicran Hanım.
-Hicran. -Hicran.
Nasırların azmış. Eve gidince merhem sür.
Ee seninkiler de nasır. Sen sürüyor musun?
Sen benimle bir misin kızım?
Benimkiler usta elleri, Sait Usta'nın elleri.
Ee gün gelir, belki benim ellerim de usta eli olur.
Ee usta eli dediğin de nasırlı olur değil mi?
Sen gene de eve gidince merhem sür.
Peki.
İşte geldiler.
Hicran'la Sait.
Kız araba mı kullanıyor?
Çok beceriklidir çok.
Senin kamyonu bile kullanır.
Yok artık...
Bak Nazif!
Tamam dersen, gönderirim yengeni, gider konuşur Hicran’ın anasıyla ha?
Tamam abi, Şadiye yenge gitsin konuşsun.
Hoş geldin Şadiye.
Vakitsiz geldim ama Hicran’la Sait geldiler mi?
Yo gelmediler daha, hayırdır?
Hayırdır, hayır.
İyi onlar gelmeden evvel sana diyeceklerim var.
Geç içeri.
İyi.
Bir şey mi var?
Hayır.
Selamünaleyküm.
Aleykümselam.
-Babacığım hayırlı akşamlar. -Hayırlı akşamlar.
Düğün salonu dekore ediyoruz, onunla ilgili görüşmeye geldim.
Kapatıyorum evlat, yarın gel.
Babacığım ne kapatması? Çok büyük iş, büyük para kaldıracaksın.
Evlat...
...sen şimdi git...
...ama yarın da gelme.
Babacığım, bu memlekette bu işin üzerine atlayacak birçok camcı var.
İyi, sen de onlardan git işte.
Peki, sen bilirsin.
Deli midir nedir ya?
“Camcı” dedi.
Duydum.
Hadi kalk evimize gidelim.
Sen git. Ben bakkala uğrayıp öte beri alıp geleceğim.
Ee kalsaydım, yardım ederdim.
Yok canım, öyle fazla bir şey almayacağım, kendim taşırım.
Ee tamam.
At, at!
Aa!
-Alsana!
Tuh! Bir atamadın sen de ya!
Bir tane versene.
Hicran abla!
Hicran abla misketleri getirdin mi?
Getirmedim.
-Niye ama ya? -Öyle işte.
Yarın getirsene Hicran abla.
Vallahi bilmiyorum.
Getir ya!
Cık. Cam fabrikasına uğrarsam belki.
-Yemin et? -Yemin etmem.
Bilmiyorum, bakacağız.
Hicran abla?
Ya bu sefer vermedi ama her gün veriyordu değil mi?
Getirmiş!
Çok korktun mu Hicran abla?
Korktum tabii ya.
Az kalsın eziliyordum ha.
Sen de kaçmasaydın? Verseydin misketleri?
O zaman tadı çıkmıyor ki.
Daha var mı?
Al, son dört.
O kadar.
-Ne zaman getireceksin yine? -Canım ne zaman isterse.
Şişt! Tamam.
Hadi, hadi, hadi bakalım miskete hadi.
Kanka bana da ver ya.
Sen iyice bir düşün.
Benim aklım yatıyor da...
...Sait ne der bilmem ki?
Makbule sen onu işlersin.
İşlerim.
Hem sana bir şey söyleyeyim mi?
Bu Nazif, Hicran için iyi bir kısmet.
Ya?
Geldiler.
Ee hadi, ben de gittim.
Nerede bu kadın?
Gevezeliğin sonu budur işte.
Cemal Efendi de gelmiştir.
-Merhaba Sait Efendi. -Merhaba.
Hicran kızım ne haber yavrum, iyi misin?
İyiyim, sağ olun Şadiye teyze.
Hadi ben gittim Makbuleciğim.
Gene gel Şadiye.
Gelirim, gelirim.
Cemal Efendi'ye selamlar.
Aleykümselam, söylerim efendim, söylerim.
Ne diye gelmiş Şadiye?
Çok hayırlı bir iş için gelmiş Sait, çok hayırlı bir iş için.
Hicran'ı...
Yavrum hadi sen de elini, yüzünü yıka da, ben yemekleri koyayım.
Ha ben yıkadım elimi yüzümü.
Siz geçin oturun, ben koyarım yemekleri.
Ay ne iyi olur vallahi, bugün çok yoruldum.
Dolan, topla, pişir gene ayaklarım şişti.
Çevir şunu Makbule, haber dinleyelim.
Bu saçma sapan şeyler ya, tövbe tövbe...
Sosyetenin tanınmış simalarından, deniz ürünleri ihracatında...
...sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da bir numaralı markasının sahibi...
...Recai Kutlu’nun kızı Lale Kutlu, yarın akşam nişanlanıyor.
Ya çevirsene!
- Recai Kutlu’nun kızı Lale Kutlu... -Aa bir dakika Sait!
...ilk evliliğini İngiltere’de yaşayan bir...
...müzisyenle yapmış ama dört yıl sonra boşanmıştı.
Ayol bu Recai bilmem ne!
Sen bu adamın evine miydi, yalısına mıydı onlara iş yapmamış mıydın?
Aa ah! Vallahi o!
Kızını nişanlıyormuş.
Lale Hanım, başında Recai Kutlu’nun bulunduğu Kutlu...
...Holding yönetim kurulu üyesi Murat Sezgin’le nişanlanıyor.
Nişan için çok büyük hazırlıkların yapıldığı...
...ve seçkin bir davetli listesinin hazırlandığı söyleniyor.
Ya, bize ne el alemin üç ayaklı beş keçisinden?
Nişanlanan nişanlansın, evlenen evlensin. Allah mesut etsin.
Çevir şunu haberlere!
Baban sen küçükken bu Recai Bey’in yalısına bir iş yapmıştın.
Pek de beğenmişti ama...
...sonra hiç mesut olmadılar o evde, karısı hastalandı, öldü.
Sonra da o evi satmışlar mıydı, öyle bir haber gelmişti değil mi Sait?
Haberler sende, televizyon yerine seni dinleyelim daha iyi.
Ha hah. Aman canım, sanki sen bilmiyorsun.
Nasıl bir nişan olacak acaba?
Anne ellerine sağlık. Çok güzeldi olmuş.
Afiyet olsun kızım.
Boş gitme yavrum şunları da götürüver mutfağa.
Tamam. Bulaşıkları da ben hallederim.
Hah, iyi olur vallahi çok yoruldum ben bugün.
Hicran bugün daha çok yoruldu. Bütün gün tavanda dolaştı.
Perişan oldu.
Bulaşıkları sen yıka.
Hicran da dinlensin biraz. Elleri de nasır içinde kaldı zaten.
Hadi bırak onları da git ellerine merhem sür biraz.
Sonra da yat uyu.
Hadi.
İyi geceler.
İyi geceler.
Evlenecek yarın öbür gün.
İstemeye gelecekler.
Yemek yapmasın...
...çamaşır yıkamasın...
...bulaşık yıkamasın...
..ee?
Nasıl öğrenecek?
Elin adamının gönlünü nasıl hoş edecek?
Nasıl ev çekip çevirecek Sait?
Evde kalırsa, görürsün.
Ne diyor Şadiye?
Cemal Bey’in Amasra’dan yeğeni gelmiş, Nazif. İş icabı yani.
Kamyonu varmış, kendinin. Çok düzgün bir oğlanmış.
Cemal Bey öyle diyor.
Bağları bahçeleri varmış Amasra’da Sait, bir de evleri varmış.
Ya uzatma şunu kestirmeden anlat Allah aşkına ya!
Aman tamam canım.
Bu kamyoncu Nazif, bir kız bakıyormuş kendine.
Namuslu, dürüst, iyi bir aile kızı olsun istemiş.
Cemal Bey'in de aklına Hicran gelmiş.
Şimdi müsaaden olursa, Hicranı gelip istemek istiyorlar.
Amasra’da mı oturuyorlarmış?
Ee dedim ya. Orada bağları bahçeleri falan varmış diye.
Evlenince de Hicran’ı Amasra'ya götürecek öyle mi?
Ee tabii.
Olmaz.
Uf!
Hicran’ın işi var, gücü var ya, sanatı da var.
Bana bak Sait, bu güne kadar ne kadar kısmeti çıktıysa...
...gelip istemelerine bile müsaade etmedin.
Kısmetini kapatacaksın.
Ne yapacaksın, turşusunu mu kuracaksın?
Ya o daha çocuk sayılır.
Ha, sen öyle san!
Bak sana bir şey diyeyim mi?
Senin yanında bir erkek gibi çalışıyor biliyor musun?
Ha?
Erkek gibi.
Hangi koca ister karısının böyle bir işte çalışmasını?
Ya başlama gene ya!
Of!
Bu sanatı öğrenmeyi ne kadar çok istediğini biliyorsun.
Taa bacak kadar olduğu zamanlardan beri.
Kapıdan kovdum, bacadan girdi atölyeye.
Ama kabiliyeti var, ruhunda var.
Zaten o öyle olmasa gene almazdım yanıma.
Şimdi bak, hem...
...kabiliyeti var, hem ruhunda var.
O zaman Hicran'ı görmezden gelmek, onu yok saymak, günah sayılır anladın mı?
Böyle kim gelse benim yanıma alırım gene.
Benim ustam, Artin Usta; nur içinde yatsın .
O da beni kabiliyetim yüzünden aldı yanına, sanatını öğretti.
Öyle soyuma sopuma falan bakmadı.
Ben böyle gördüm böyle bilirim vesselam ya.
Sen erkeksin!
Ya sanatın erkeği, kadını olur mu?
Sait büyüdü artık, büyüdü.
Evini bilecek.
Evlenip, evinin kadını olma zamanı geldi de geçiyor bile.
Evlenip çoluğa çocuğa karışması, yerini yurdunu bilmeli.
Hem bak son bir şey daha söyleyeceğim sana...
...eğer bu kız evde kalırsa, evlenemezse, mesut olmazsa, mesulü sen olursun.
İyi.
Gelsinler.
Artık benimsin. Seni kimselere yar etmem.
Dilber, manyak mısın sen ya?
Korktun ama değil mi?
Ne korkacağım, sanki sen olduğunu bilmiyorum.
Üç buçuk attın, yusuf yusuf oldun.
-Hadi be sen de! -Ha!
-Ay kız? -Ha?
Kız ben hakikaten erkek olsaydım ne yapardın?
Bağırırdım.
Babam da iner seni böyle kıtır kıtır keserdi.
Oho oh!
Baban gelene kadar...
Ben olsaydım ne yapardım biliyor musun?
Ne?
Vallahi önce şöyle bir bakardım. Yakışıklı mı diye.
Ee?
Yakışıklıysa... cık, bağırmazdım.
Ya yakışıklı değilse?
Sen o zaman gör bendeki çığlığı!
Çok alemsin vallahi.
Vallahi kızım dünyaya bir kere geliyoruz yani.
Saçmalama ya!
Ne?
Giyinip, kuşanıp şöyle süslenip, gezip tozmak varken, evde...
...oturup, seni alıp götürecek bir hıyarı beklemenin manası var mı?
Hah!
İşte böyle bön bön bakarsın.
Ne yapalım ya? İşte senin anlayacağın mevzular değil ki bunlar.
-Ah kız? -Ha?
Şoför aşkım Tahir’le beni bir görsen.
-Ay bana böyle bir sarılıyor. -Ay!
Böyle dudaklarını dudaklarıma yaklaştırıyor.
Dilber git!
Böyle ateş gibi ya!
Tamam sus artık duyacaklar, tamam sus!
Öf, iyi!
Ben sana söyleyeyim kızım, sen bu kafayla gidersen, ya kız kurusu olup kalacaksın...
...ya da anan baban verecek hıyarın birine seni...
...göreceksin gününü yani, benden söylemesi.
Yapmazlar öyle şey.
Ha, sen öyle san.
Sen de öyle san.
Sen de; gene, gene, gene öyle san...
Sen de; gene, gene, öyle, öyle, öyle san...
-Sen de; gene, gene, gene, gene, gene, gene... -Sus, tamam be! Sus, duyacaklar!
Duyacaklar, sus, tamam, yeter! Vermezler.
Kız versene şu kumandayı! Televizyona bakalım.
Cık! Git ya!
Kız dur!
Duyacaklar şimdi.
Öf! Kısık zaten.
Daha da kıstım.
Cık! Bunu izlemiştim tekrarını veriyorlar.
...dünyanın da bir numaralı markasının sahibi...
...Recai Kutlu’nun kızı Lale Kutlu, yarın akşam nişanlanıyor.
Ah!
Yaz şoförü aşkım Tahir'den.
Beni göresi gelmişte.
-Kız? -Ha?
Sen de kendine alsana bir cep telefonu?
Hangi parayla?
Ee niye çalışmıyor musun sen?
Para için çalışmıyorum ki ben!
Ee babana söyle alsın o zaman.
Cık, olmaz.
Evde var zaten, dükkanda da var. Lazım olursa oradan ararsın diyor.
Ay tee Allah'ım ya! Cık!
Neyse...
Hadi ben kaçtım.
Nasıl yani, şimdi sen onunla buluşmaya mı gideceksin?
Ha, ne olmuş ki?
Ee annenle baban, anlarlarsa?
Cık, anlamazlar. Uyuyorlar, beni de uyuyor biliyorlar zaten.
Hadi ben kaçtım.
Ama biz bu nişanı çok merak ettik...
...ve Derya Holding yönetim kurulu üyesi.
...ve Murat Sezgin’in çok yakın arkadaşı, çapkınlıklarıyla ünlü Sinan Erinç’e sorduk.
Sinan Bey, yarın akşam çok yakın arkadaşınız Murat Sezgin nişanlanıyor.
Bir şeyler söyler misiniz?
Tabii ki söylerim, çok güzelsiniz.
Nişana siz de gelsenize dans ederiz, konuşuruz, eğleniriz.
Bir açıklama yapmayacak mısınız Sinan Bey?
Sosyetenin seçkin simalarından Lale...
...Kutlu’nun nişan törenindeyiz sevgili seyircilerimiz.
Gerçekten çok özel konuklar var bu akşam ve ben...
...hemen onların yanına gitmek istiyorum.
Dede annemler ne zaman gelecek?
Geliyorlar. Bak.
Hop! Uçak kalsın bakalım. Aç bakalım kolları.
Hop!
Kolay gelsin anne.
Hoş geldin kızım. Baban nerede?
Üstünü değiştiriyor.
Yardım edeyim mi sana?
İyi olur. Bardakları getir mutfaktan.
Tamam.
Allah! Pasta, börek falan.
Hayırdır, misafir mi geliyor?
-Hı. - Kim?
Sana hayırlı bir kısmet çıktı.
Ne?
İstemeye gelecekler. Babana sordum, tamam buyursunlar gelsinler dedi.
Akşam gelecekler inşallah.
Yavaş.
Hadi geçin artık sofraya.
Neden yemiyorsun?
Aç değilim.
Bütün gün çalıştın, yoruldun. Ye biraz.
Evet, Murat Sezgin ve Lale Kutlu'nun muhteşem nişanındayız bu akşam.
Evet, Recai Kutlu bir konuşma yapıyor şu anda. Yüzükler takılacak.
Bu gece mutluyum. Çünkü kızım da mutlu.
Mesela bu yakışıklı adam.
Eminim ki şimdi annen bizi görüyor ve o da seviniyordur.
İkinize de saadetler dilerim.
Bu yüzükler sizi birbirinize bağlıyor ve hayatlarınızı birleştiriyor.
Tebrikler oğlum.
Tebrik ederim.
Nazif Bey oğlum, börek çok güzel olmuş. Bir dilim daha koyayım mı ister misin?
Çok sağ olun, çok yedim. Elinize sağlık güzel olmuş.
Afiyet olsun.
O senin...
...Amasra'daki arsa denize bayağı yakındı değil mi Nazif?
Yakın abi.
İmar durumu falan nasıl onun?
İşte imar var, müteahhitler apartman yapalım diyor da...
...acele etmiyorum ben ya, yani bekliyorum.
Tabii canım, tabii. Boş ver, ne acelen var?
Durdukça para, öyle değil mi? Dursun boş ver.
Bakalım abi.
Hicran.
Kızım daha yapmadın mı kahveleri?
Geç şöyle, geç.
Tabii duvardı, tavandı...
...öyle kaynak makinesiyle dolaşıp durursan...
...böyle kahve pişirmeyi beceremezsin işte. Şuradan şekeri ver bana.
Anne...
...ben evlenmek istemiyorum.
Kızım, artık çocuk değilsin.
Evini bil, yuvanı kur.
Bir ömür boyu babana yamaklık mı yapacaksın?
İyi de anne adamı tanımıyorum.
Ben babanı tanıyor muydum hı?
Ben de böyle kahve verirken gördüm. Sonra da kocam oldu.
Bir ömür boyu geçinip gidiyoruz işte Allah'a şükür.
Şansına da iyi köpürüyor ha.
Sağ ol.
Afiyet olsun.
Hicran.
Otur kızım.
Efendim müsaadeniz olursa ben sebebi ziyaretimizi arz edeyim.
Estağfurullah buyurun.
Malum yalnızlık Allah'a mahsus.
Vakti zamanı geldiğinde gençler de kendi yuvalarını kurmak...
...anne baba evinde gördükleri mutluluğu, saadeti...
...kendi evlerinde yaşayıp, kendi çocuklarına miras bırakmak isterler.
Bizlere düşen de bu konuda onlara yardımcı olmaktır.
Nazif oğlumuz, ben daha önceden size söz etmiştim kendisinden...
...Hicran kızımızı görmüş, beğenmiş. Bize söyledi.
Bizden elçi olmamızı istirham etti.
Biz de olduk. Efendim hasılı kelam...
...Hicran kızımızın desti izdivacına talibiz.
Kendisini Allah'ın emri, peygamberin kavliyle...
...Nazif oğlumuza istiyoruz efendim.
Kısmet, Cemal Efendi.
Bize biraz müsaade. Bir düşünelim.
Tabii efendim, elbette.
Siz düşünün, biz cevabınızı bekleriz.
"Tarlaya ektim soğan"
"Bitmedi yedi doğan"
"Bitmedi yedi doğan"
Hop! Pardon!
"Tarlaya ektim soğan"
"Tarlaya ektim soğan"
Ya bırakın bu ağır havaları, gel eğlenelim, gel.
Yok oğlum bırak.
-Gel, gel ya. -Bırak hayır ya.
"Tarlaya ektim soğan"
"Tarlaya ektim soğan"
"Bitmedi yedi doğan"
"Bitmedi yedi doğan"
"Tarlaya ektim soğan"
Ahh!
"Tarlaya ektim soğan"
"Tarlaya ektim soğan"
"Tarlaya ektim soğan"
"Bitmedi yedi doğan"
"Tarlaya ektim soğan"
Sinan da artık iyice zıvanadan çıktı.
Ne yani bu yeni bir şey mi? O hep böyleydi.
Bu deliyi gittin yetiştirme yurdundan alıp getirdin...
...şirketin tepesinde bir yere koydun baba ama...
...şu hallerine bakınca "Hata mı ettim" diye düşündüğün olmuyor mu?
Bravo!
Padişahlığın bitti oğlum, bitti. Burada padişah benim.
Yok, hiç akıllanmayacak bu çocuk ya.
Vay be! Oğlum koskoca Kutlu Holding'e damat oldu.
Kutlu Holding'e değil, Recai Bey'e damat oldu.
Aynı şey, ne fark eder?
İnşallah mutlu olursun oğlum.
Sağ ol anneciğim.
Mutlu olmadıktan sonra, paranın pulun bir değeri yok.
Selvi Hanım yine saçmalamaya başladın.
Hadi öpeyim sizi.
Gelmeyecek misin?
Yok anneciğim, ben gideyim ya.
Epeydir gelmiyorsun eve. Giyeceklerin ne alemde, bir şeye ihtiyacın var mı?
Anneciğim Lale her şeyi hallediyor. Artık merak etmene gerek yok.
Tamam, peki.
Oğlan artık bizden çıktı hanım, o Lale'ye ait. Alış buna.
Oğlum birine ait olmaya alıştıysa...
...bana da alışmaktan başka çare kalmıyor.
Şimdilik Lale'nin evinde kalıyorsunuz değil mi?
Evet, evlendikten sonra daha büyük bir yere geçmeyi düşünüyoruz.
İyi iyi, çocuk da var, büyük bir ev lazım zaten.
Telefonun çalıyor baba.
Bakayım.
İş yerinden bir arkadaş, sonra ararım.
İyi geceler canım benim.
Bugün benim en mutlu günüm.
Aslan oğlum benim, gurur duydum seninle.
Hadi görüşürüz sonra.
Girin girin, beklemeyin.
Açmayacak mısın?
Çok yorgunum, yarın ararım tebrik telefonlarını. Hadi gel.
Neresi?
Burası.
Ayy ayy!
Ben bir çıkarayım anahtarı.
Lale hayatım.
Murat neredesin?
Nişan gecemi tek başına geçiriyorum.
Ee sana söyledim ya, annemleri bıraktım.
Sıkıldım ama.
Tamam tamam, geliyorum.
Tamam. Hadi bekliyorum.
Gel.
Lale Hanım, Emre Bey yatağına gitmiyor, sizi bekliyor.
Tamam. Şunu çıkarmama bir yardım eder misin?
Tabii.
Demiştim sana.
Demiştim.
Sen kendi kafana göre birini bulmazsan,
...anan baban kendi kafasına göre birini bulur.
Takarlar seni tanımadığın herifin koluna, tıpış tıpış gidersin. Ya.
Ne yapacağım ben ya?
Baban "İstiyor musun" diye sorduğunda, "İstemiyorum" diyeceksin.
Ya sormazsa?
Nasıl yani?
Sormaz mı?
Bilmiyorum ki. Daha önce hiç böyle bir durumla kalmadım, bilmiyorum.
Ya sormazsa?
O zaman istemiyorum de, sen söyle. Sormasını bekleme.
Yok olmaz, yapamam.
Karşısına çıkıp istemiyorum diyemem. Ters olur.
Ayy başlayacağım şimdi senin tersine de düzüne de.
Yani verecekler seni kamyoncuya, doğru Amasra.
Göreceksin orada tersi, düzü.
Ay yok yapmaz, babam yapmaz. Bana sormadan yapmaz.
Annen, anne ne diyor? İstiyor mu kamyoncuyla evlenmeni?
İstiyor.
Ne?
Kızım yani yandın sen o zaman.
Yani bu evlilik konularında hep babalar son kararı verdiklerini zannederler ama...
...o aslında annelerin ilk kararıdır.
Yani her zaman annelerin istediği olur.
Allah'ım ne yapacağım ben?
Ne yapacaksın canım?
Eğer seni kamyoncuya vermeye kalkarlarsa...
...evden kaç.
Evden kaç.
Dilber sen ne diyorsun?
Ya kaç diyorum, kaç. Vur bohçanı sırtına kaç.
Hicran.
Hı.
Sen miydin?
Biri var sandım, ödüm patladı.
Ne yapıyorsun burada, bu saatte?
Uykum kaçtı, ben de işte şunu bitireyim dedim.
Kızım karanlıkta mı çalışıyorsun?
Anne bilmiyor musun? Gerekirse gözlerim kapalı çalışırım ben.
Hem zaten ay ışığı var.
Neyse.
Uykum geldi zaten.
Allah rahatlık versin.
Hadi bakalım, uyku vakti.
Nasıl, eğlendin mi bu gece?
Evet. Sinan abim çok komik ya, çok güldürdü beni.
Ya ne şaklaban ama.
Şaklaban ne demek?
Komik işte.
Sinan abim babama çok benziyor.
Nasıl yani?
Babam da çok komik, çok güldürürdü beni.
Anne ben ne zaman gideceğim babamın yanına? Onu çok özedim.
Canım benim, daha yeni geldin ama.
Bir hafta kaldım orada, çok az geldi.
Ama canım benim bunu konuştuk seninle.
Sen burada yaşıyorsun.
Tamam biraz zaman geçsin, sonra yine gidersin.
Ne zaman?
-Merhaba. -Merhaba.
Bunu sonra konuşuruz. Tamam mı? Şimdi uyku vakti, hadi.
Ne haber?
Emreciğim nasılsın?
Al bakalım.
Bu ne?
Bu gecenin hatırası olarak sana küçük bir hediye.
Al.
Alsana.
Ee açmayacak mısın?
Hadi.
Hadi.
Aa çok güzel bir saatmiş.
Emre ben çok beğendim. Sen?
Güzel.
Taksana canım.
Benim çok uykum var.
Yarın takarım.
Ama Emreciğim...
Hayatım.
Emre haklı, çok geç oldu. Onun da uykusu gelmiş belli ki.
Fazla zorlamayalım hı.
Lale.
Emre'yi hiçbir şey için zorlama olur mu?
Yani onun için her şey daha çok yeni. Zamanla alışacaktır.
Emre'yi kıskanacağım hiç aklıma gelmezdi.
Emre'yi kıskanmak mı? O nereden çıktı şimdi?
Keşke Emre'yi düşündüğün kadar beni de düşünsen.
Nasıl yani, ben seni düşünmüyor muyum?
Nişan gecemizde eve tek başına geldim.
Tek başına mı?
Seni şoförün bıraktı hayatım.
Şoförüm annenle, babanı da bırakabilirdi.
Haklısın ama...
...annemle, babamı uzun süredir görmüyordum. Biliyorsun.
Nişanda da fazla ilgilenemedim.
Benden başka kimseyle ilgilenmeni istemiyorum.
Nasıl ya, sen annemi de mi kıskanıyorsun yani?
Evet. Anneni, babanı.
Sana bakan herkesi kıskanıyorum.
Affet beni sultanım.
Affet.
Gidiyor musun?
İşe geç kaldım.
Ara beni.
Arayacağım. Aramaz olur muyum hiç?
Numaramı bilmiyorsun.
Doğru. Uyanamadık ki daha.
Aramayacaktın değil mi?
O zaman şöyle yapalım. Ben seni akşam Boğaz'da bir yemeğe çıkarayım.
Baş başa, hı?
Harika olur.
Tamam, sen ver numaranı.
0595...
...426...
...44 56.
Yazdın mı?
Allah belanı versin senin! çocuğu.
Köpek herif! Köpeksin sen ya, pislik.
Hicran nerede?
Gönderdim, ekmek almaya.
Ee...
...ne diyorsun? Ne diyeceğiz Cemal Bey'e Hicran için.
Bakarız.
Cemal Bey'i iyi tanırız. Nazif'e kefil.
Ee çocuk da düzgün birine benziyor Allah için. Durumu da iyiymiş.
Bir düşüneyim.
Sait neyini düşüneceksin?
Evlenince Hicran'ı Amasra'ya götürecekmiş.
Götürsün. Sen de beni Adapazarı'ndan getirdin. Ne olmuş?
Ya sen de amma telaş yaptın bu işi ya.
Duyan da kız evde kaldı sanır. Daha onu çok isteyen olur.
Düzenli işi var, çalışıyor, zanaatı var.
Yaptığı iş, erkek işi Sait.
Biliyorum ben sana bir erkek evlat veremedim. Ama olmadı.
Allah vermedi işte, ne yapayım.
Bir şey mi dedik?
Takdiri ilahi işte.
Elleri hep yara bere içinde. Biliyor musun?
Canı çıkıyor oraya buraya tırmanmaktan.
Ya ben mi dedim?
Kendi istedi.
Bak birkaç seneye kalmaz o kaynak makinasını mıdır havya mıdır nedir?
O alet yüzünden gözleri akmaya başlayacak senin gibi.
Bir an evvel ev temizlemesini, koca geçindirmesini öğrenmesi lazım.
Yoksa kimse almaz bilmiş ol.
Ama haklısın kadın.
Sen de haklısın.
Hicran erkek değil.
Her cinsin kendi tabiatına uygun bir kalıba girme şartı var hayatta.
Günaydın.
Gel. Otur, bir şeyler ye.
Yok, ben sabah erken kalktım, yedim. Afiyet olsun.
Türkiye'de irili ufaklı yüzlerce balık çiftliği bulunuyor.
Ülkedeki balık üretiminin beşte biri bu çiftliklerden sağlanıyor.
Şu anda, sektörün öncü isimlerinden Recai Kutlu'ya ait...
...kıyıdan üç kilometre uzaklıkta balık çiftliğine gidiyoruz.
Recai Bey, bu balıkları hangi ülkelere satıyorsunuz?
Akdeniz havzasında Güney Kıbrıs, Yunanistan, Tunus gibi ülkelere satıyoruz.
Dubai ve Mısır'dan da talep var.
Bu da ihracat alanımız giderek genişleyeceğini gösteriyor.
Bu doğrultuda, taşıma filomuzu geliştirmek için yeni yatırımlar yapacağız.
Ağı çekelim!
Ağı çekelim mi Mustafa abi?
Balıklar kaçar.
Kaçacaklar zaten!
Tam da Recai Bey'in geleceği zamanı buldu. Allah kahretsin!
Ne oluyor ya, ne bu telaş?
Ağda yırtık var herhalde Sinan Bey, balıklar denize kaçıyorlar.
Dalgıçlar nerede?
Vardiya değişimi. Öncekiler gitti, sonrakiler de daha gelmedi.
Yapma ya.
Tut bakayım şunu.
Bunu. Hıh.
Sinan Bey, yanlış anlamayın ama dalgıçları beklesek? Başınıza bir şey gelirse?
Peki ya, Recai Bey dalgıçlardan önce gelirse?
Öyle anlaşılıyor ki ülkedeki balık üretimi hem Türkiye'ye...
...hem de çevre ülkelere büyük bir ekonomik hareketlilik kazandırıyor. Değil mi?
Elbette elbette.
Sadece bu balık çiftliğimizde bin üç yüz işçi istihdam ediyoruz.
Üretimimizin büyük kısmının ihracata yönelik olduğu düşünüldüğünde...
...sektörün öneminin Ortadoğu ve Akdeniz için giderek artacağını söyleyebiliriz.
Canavar saldırmış, ağı parçalamış.
Ben ilk müdahaleyi yaptım. Gerisini dalgıçlar halleder.
Ayhan zıpkını ver bana.
Recai Bey, burada da birkaç bir şey konuşalım.
Tabii olur.
Tamam. Sercan burada da konuşacağız.
Yalnız arkadan balık çiftliğini görelim tamam.
- Nerede duralım biz? -Siz şöyle geçin.
Şöyle. Buyurun.
-Murat gel yanıma. -Ben gelmeyeyim Recai Bey.
Hayır gel diyorum. Yüzün görünsün biraz.
Tamam mı?
Kayıt. Üç, iki, bir.
Şu anda arkamızda gördüğünüz balık çiftliğinde...
Kestim. Şurada arkada adamlar var. Görüntüyü bozuyorlar.
Hey! Ne oluyor orada?
Bir aksaklık oldu da.
Kaptan!
- Ne aksaklığı? - Bir kaza.
Kaza mı?
Ne oldu ki?
Canavar saldırmış, ağları parçalamış.
Hay aksi.
Peki Sinan nerede?
Söylesene oğlum. Sinan nerede?
Huh!
Ne işin var senin orada?
Canım balık çekti.
Oğlum çok büyük bu, tek başına yiyemezsin onu.
Birlikte yiyeceğiz tabii ki var ya bunun buğulaması öğle efsane olur ki.
İyi fikir.
Benim de zaten akşam sizlerle konuşacaklarım vardı.
Ağdaki yırtık ne oldu?
Ben ilk müdahaleyi yaptım. Gerisini dalgıçlar halleder artık.
Hadi yemekte görüşürüz.
Kaçıklıkları, zıpırlıkları var ama bu çocuğu bunun için bulunduruyorum yanımda.
Cesur. İş bitirici.
Murat, Lale'ye telefon et o da yemeğe gelsin.
Tamam.
Şunları da gönder, sıkıldım.
Hmm leziz.
Hakikaten öyle.
Bu da size nişan hediyem olsun, daha da bir şey beklemeyin artık.
İyi vallahi, düğün hediyesini de bedavaya getirdin.
El emeği oğlum bu, para versen bulamazsın.
Ben pek el becerim olmadığı için nişan hediyenizi parayla aldım çocuklar...
...kusuruma bakmazsınız inşallah.
Boğazın en güzel yerinde ellerimle bir yalı inşa edemezdim sizin için...
...mecburen satın aldım.
O çok beğendiğim bir yalı vardı... yoksa?
Evet evet, o yalıyı size nişan hediyesi olarak aldım.
Çok teşekkürler baba.
Saltanatın buraya kadarmış dostum bak unutuldun.
Evet, hediyemi beğendiniz mi bakalım?
-Ben çok beğendim. -Çok güzel.
Durumu gayet iyi.
Durumu çok iyi, temiz, biraz düzenler dekore ederiz.
Doğru, ben özellikle dekorasyonu yapmaya kalkmadım.
Artık siz kendi istediğiniz gibi yaparsınız.
-Teşekkür ederiz baba. -Güle güle oturun.
Yerleri mermer yapalım. Merdivenler ahşap güzel, yenilenir.
Trabzanlar için de pirinç başlıklar olur.
“Hiç kimseyi öpemem”
“Kimse içten öpmedikçe”
“A hey hey hey!”
Bence burada tadilat falan yapmayın, eşya falan da koymayın, böylece kalsın.
-Nedenmiş o, sorabilir miyim? -Tabii ki sorabilirsin.
Nedenmiş o?
Çünkü ses güzel yankılanıyor, böyle kuru bir hamam gibi.
Siz şimdi oturduğunuz yerde oturun...
...ne zaman ki canınız şarkı söylemek ister, gelir şarkınızı söylersiniz.
Ayrıca da benim ev de buraya yakın, gelir bir de kahvemi içersiniz.
-Sen buralarda mı oturuyordun? -Bir sokak arkada.
İyi iyi, dekorasyonu da yapılınca yalının bütün güzelliği ortaya çıkar.
-Ama bu güzelliği taçlandırmak lazım. -Yani?
Vitray. Yalıyı güneşin yedi rengiyle boyayın, camın büyüsüyle.
Şahane, harika bir fikir, değil mi aşkım?
-Sen öyle istiyorsan... -İstiyorum.
Eğer kararınız kesinse bu işin erbabına gideceksiniz.
-Tanıdığın biri mi var? -Var tabii, adı Sait, Sait Usta.
Yıllar önce ona bir vitray yaptırmıştım, gerçek bir sanatkar.
Onu bulun, ve işi ona verin.
-Bu adamı bulalım. -Tamam.
Atölyesi Eğrikapı'daydı bir zamanlar.
E o zaman gidip bir Eğrikapı havası alalım he?
-Baba. -Ne?
Baba ben şey diyecektim...
...hani bizim şu mesele var ya...
Doğru dürüst konuşsana kızım.
Ya hani kamyon var ya, kamyoncu...
...baba benim fikrime göre...
İşe gidiyoruz şimdi kızım, işimizi düşünelim şimdi.
Doğrudur, Sait Usta'nın atölyesi burası. Ama şu anda kendisi burada yok.
Ya bizim ona acilen ulaşmamış lazım, nasıl yapsak?
Cengiz!
Cengiz oğlum hele bak buraya Cengiz.
Beni mi çağırdın Cemal abi?
Cengiz, sen Sait Usta nerede biliyor musun oğlum?
Hee şey, Beyoğlu'ndaki büyük kilisede iş almıştı, oraya gitti.
Tamam, teşekkür ederiz, sağ olun.
Bak, bak o kırmızı biraz açık kaldı, onu biraz koyultalım.
Bundan sonraki katı öyle düşünelim tamam mı?
Tamam.
Hadi ben aşağıya iniyorum, ikindiyi kılacağım.
Sana da bir açık renk boya göndereceğim asansörle.
Tamam.
Oğlum yavaş git biraz ya!
-Acele ediyordun? -E saçım bozuluyor.
Yok yok acele edelim biz, ne olur ne olmaz.
Şimdi Sait Usta'yı bulamayız, vitraysız kalırsınız, Lale kızar, küser...
...mutluluğunuz gölgelenir. -Sen eğlen bakalım eğlen.
Yok ciddiyim ben.
Mutluluk öyle kolay bulunan bir şey değil oğlum...
...böyle bacağından tuttun mu bırakmayacaksın.
Ne güzel işte bak böyle vitray vitray pencereleri olan bir evde oturacaksın.
-Bu senin çocukluk hayalin değil miydi? -Tabii tabii canım çocukluk hayalimdi.
Yaa gördün mü bak?
Oğlum ben evi modern döşemek istiyordum ya, nereden çıktı şimdi bu vitray işi?
-Vitray sanattır oğlum sanat. -Heh sen de çok anlarsın he!
Çok anlamam... gerçi biraz anlarım.
Yetiştirme yurdundayken bir adam bize kurs verirdi.
Renk renk camlar getirirdi, tablolar yapardık mozaik gibi.
Öyle işte, ağaçlar, kuşlar, kül tablaları falan...
Sonra da o kül tablalarını kafamıza gözümüze fırlatırdık, her yerimizi yarardık.
Öyle yani...
Vay vay vay!
Vallahi böyle bir şey göreceğimi hiç beklemiyordum he.
Eee Sait Usta neredeymiş?
Şurada bir çocuk var, sorsana.
Oğlum bir baksana.
Şşş! Baksana bir!
Sağır mıdır, nedir?
Aslanım bir bak bakayım.
Koçum, oğlum aşık mısın nesin ya, duymuyor musun?
Salak galiba.
Ya biz Sait Usta'ya bakmıştık, Sait Usta.
Buyurun, benim.
Ne istemiştiniz?
Merhaba usta, bizi Recai Bey gönderdi, sana ondan ulaştık zaten.
Recai Bey?
Bir iki sene önce evine vitray mı ne yapmışsın.
Recai Bey?
Recai Kutlu.
Hee bildim. Ne vardı?
Şimdi bizim bir yalı var, ona vitray yapılacak da...
...müsait misin, nedir durumun?
Vallahi şu ara elim çok dolu. Siz nasıl bir şey istemiştiniz?
Vallahi usta sizsiniz yani, gelip bir bakın, siz neyi uygun görürseniz biz ona uyarız.
Yani acele etmenize de gerek yok, bizim öyle bir acelemiz falan yok.
Siz ne zaman müsait olursanız biz sizi bekleriz.
Sait Usta, pencereler için istediğin camları getirdim.
Yalnız birazcık acele edelim sana zahmet, araba biçimsiz bir yerde.
-Neredeydi bu yalı? -Emirgan'da.
Gelir bakarım.
-Ne zaman? -Müsait olduğum zaman.
Peki, ben size bir kartımı vereyim...
...siz müsait olduğunuzda beni ararsınız, beraber gider bakarız olur mu?
İşin bittiğinde dükkana git sen, beni bekleme.
Eşyaları yarın toplarız.
Gel bakalım, gel de gözün vitray görsün.
Çok acayip!
Bak, bak bak şu desene bak!
Cık cık cık! Yaaa!
Yalnız bir şey diyeyim mi bayağı zor iş he!
Evet.
Şuraya bak be, her yeri yapmışlar, ne emek var ya!
Ulan!
Hadi!
Ulan oğlum ne yapıyorsun ulan sen? Bu ne oğlum?
ulan ceketin içine!
Şşş! Dön bakayım dön. Bu renk açtı yalnız seni he.
Oğlum dalga mı geçiyorsun sen benimle ya?
İn ulan aşağıya! İn aşağıya, bak geberteceğim seni he!
Ne gülüyorsun oğlum ya?
Aaa! Bu ne ulan?
Oğlum seni var ya geberttim! İn aşağıya!
Aşağıya gel! Gel bak ben geliyorum yoksa!
Ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun?
Bak ben seni ne yapıyorum seni eşek seni!
Oğlum, gel sen de ya bir yardım et yakalayalım şunu.
-İniyor iniyor! -Bak ben seni ne yapıyorum şimdi?
Kaçma kaçma!
İniyor iniyor yakala!
Bak ben seni ne yapıyorum, oğlum yakalasana şunu bakma öyle ya!
Tutuyorum, kapıyı tutuyorum.
-Oğlum nereye gitti? -Bilmiyorum.
Oğlum bak geberteceğim he, onu çok fena yapacağım.
Nerede?
Neredesin ulan? Eşek!
Neredesin ulan?
Ulan seni bak ben ne yapıyorum yakalarsam?
-Nerede oğlum bu? -Yok.
Bak ben ne yapıyorum onu bulunca?
Cimbom'un yeni sezon forması sen olmalısın.
Oğlum dalga geçme ulan!
Gel dışarıda bekleyelim şunu, nasılsa çıkacak o.
Bu ne ya?
Re re re, ra ra ra, Galatasaray Galatasaray cimbombom!
Ne kadar cıvıksın ya! Gel buraya gel.
-Eee, ne oldu şimdi? -Kapılar kapandı, herkes gitti.
Nasıl herkes gitti ya? Çocuk nerede?
Yürü hadi.
-Ne yürü oğlum çocuk nerede? -Yürü!
Ulan böyle bir şey var mı ya? Şu hale bak abi.
-Bana bak bu kafamdan çıkar mı benim? -Bakacağız.
-Oğlum sen hâlâ gülüyor musun ya? -Estağfurullah canım, niye güleyim?
Allah Allah!
Şu hale bak ya!
Üç gündür bizde kalıyor Nazif.
- Sen tanıyorsun değil mi? - Ben tanıyorum.
Bitti mi işin?
Yok, az bir şey kaldı.
İyi yarın bitirirsin. Oradan da yalıya geçeriz.
Yalıya mı?
İki kişi gelmişti ya, yeni bir iş aldım, yalı işi, yarın oraya gideceğiz.
Bir şey mi var?
Yok hayır, yok bir şey.
Tamam, sen hadi git o zaman.
Tamam.
Tamam kalk, Hicran'dan başkası yok.
Şşş! Hicran!
-Tahir miydi o? -Hııı, tabii ki de Tahir'di.
Ay yakışıklı ama değil mi?
Bilmem, sen beğendiysen öyledir.
Hicran, ne oluyor?
Var mı bir gelişme senin kamyoncu meselesinde?
Yok.
Ah kızım bak ben sana söyleyeyim vallahi seni dertop, baş göz edip evlendiriverecekler he.
Beni dinle, al bohçanı yallah!
Cık! Yok yapmazlar öyle şey.
Hee!
Hem kaçsam nereye kaçacağım ki?
Kız, benim Tahir'in dul bir teyzesi var, onun yanına gidersin.
Delirdin mi ne?
Ay deli meli değilim canım, hem niye deli olacakmışım?
Elinde mesleğin var, işin gücün var, bakarsın kendine yani.
Kolaydı!
Vitray atölyesi nasıl çevrilir haberin var mı senin Dilber?
Şimdi her şey fabrikasyon.
Ben gidip elimle takana kadar elin adamı geliyor, hazırdan takıyor, hem de plastikten.
Ay!
Yok ben yapamam!
Anneme babama böyle bir şey yapamam ben.
Kız, bir dinle beni, bari bir düşün.
Cimbom bayrağı gibi olmuşsun abi.
Oğlum bırak makarayı ya, çıkar şunu kafamdan.
Seni böyle Ali Sami Yen'in önüne mi koysak acaba, ne yapsak he?
Böyle dilek ağacı gibi, taraftar çaput falan bağlar.
Aslında iyi fikirmiş, kişi başı on milyondan otuz bin taraftar...
Sinan yeter artık vallahi yeter!
Oğlum sus ya tamam!
-Yalnız bu boya çıkmıyor abi. -Nasıl çıkmıyor?
-Ne yapacağız? -Keseceğiz.
Nasıl keseceğiz ya?
Hayatta olmaz o.
Tamam tamam, gerek yok.
Bu ne hal oğlum ya! Ben bildiğin muşmulaya döndüm ya!
Evet, dost acı söyler dostum muşmula.
Bu kim şimdi ya?
Efendim?
Kim?
Ha, evet evet Sait Usta, buyur.
Yarın öğlen.
Yarın öğlen, tamam.
Tamam, tabii tabii Sait Usta.
Ne diyor?
Sait Usta yarın yalıya gelecekmiş.
- Hımmm... -Yaaa.
O de gelecek oraya değil mi? Gelecek tabii.
Bunu bana satsana.
Şimdi intikam zamanı işte.
Ne gülüyorsun oğlum ya?
Allah!
Bu ne ulan?
Bak ben seni ne yapıyorum şimdi?
İniyor iniyor yakala!
Neredesin ulan? Eşek!
Taze simitlerim var! Simitlerim var sıcak sıcak!
Allah'a emanet olun. Dikkat et kendine.
Hicran, yemeği almadın kızım.
Sait Usta günaydın.
Günaydın Cemal Efendi. Nasılsın iyi misin?
-Sağ ol, sen nasılsın? -Hamd olsun.
Bizim Nazif yarın sabah yola gidecek, gitmeden önce cevabını merak ediyor senin.
Akşama gelsin.
Akşama yemeğe misafir var.
Güzel bir börek hazırlayayım o zaman, şöyle bol kıymalı, bol soğanlı...
Afiyetle yeriz inşallah.
İnşallah Makbule Hanım, inşallah.
Hadi bana müsaade.
Sen içeri git üstünü değiştir, ben eşyaları toplar getiririm.
Bu kim?
Bilmem, temizlikçi kadın falan herhalde.
-Hoş geldin Sait Usta. -Merhaba.
-Senin çırak yok mu? -Kalfa, çırak değil.
-Neyse işte, senin kalfa yok mu bugün? -Geldi, içeride.
Şimdi yakaladım seni .
Bana bundan sonra anne demeyeceksin.
Ne diyeyim peki sana he? Ne diyeyim?
Hicran de.
Bana artık Hicran de!
Ya beni doğurduğun için senden nefret ediyorum tamam mı nefret ediyorum!
Dur kızım ne yapıyorsun? Kaza yapacağız dur!
Yap kurtuluruz işte ya kurtuluruz!
Dur öleceğiz!
Ölmekten mi korkuyorsun yoksa he?
Bakalım ona anlatınca ne yapacaksın?
Herkese her şeyi anlatacağım, bakalım o zaman ne yapacaksın?
Bunu herkese... her şeyi ona anlatınca nasıl yaşayacaksın o zaman he?
Nasıl yaşayacaksın?
Gel ulan buraya! Sinan, yukarı yukarı!
Kaçıyor bak eşek sıpası seni! Bak ben seni ne yapıyorum!
Şoför bey, biraz daha hızlı gitmez mi bu meret?
Acelemiz var bizim hadi!
Abla acele gidip de ecele gitmeyelim, ancak bu kadar oluyor.
Allah'ım sen yardım et!
Allah'ım sen yardım et yarabbim!
...small still growing sea cages in base that free of size...
...and remain above zero degrees.
The fish will be fed a large amount of food...
...and if the fish grow well, they will market size in eighteen months.
The most important decision...
Selvi teyze?
Beni iyi dinle, hiç vakit kaybetmeden Murat'ı da bul...
...hemen söylediğim yere gelin. -Selvi teyze ne oldu?
Koş koş koş!
Hadi bakalım...
Yaktınız beni kızım yaktınız.
Gün yüzü göstermediniz benim kızıma!
Buralarda bir yerlerde olması lazım ama...
Alo Murat, yaklaştınız mı?
Anne, yaklaştık yaklaştık. Anne, neler oluyor anne?
Alo!
Alo Murat, Murat!
Alo!
Anne yaklaştık biz, ne oluyor?
Bak çekmiyor, görüyor musun?
Alo.
Ne? Ne oldu?
Allah kahretsin ya, kesildi.
-Bir şey demedi mi peki? -Anlamıyorum ki ne söylediğini.
Aaa işte orada! Gel.
Tamam.
Eeee, kaçacak yerin de kalmadı, ne yapacaksın şimdi?
Sinan dur Sinan buradalar!
Anne! Anne, çekilin oradan!
Çekilin çekilin!
Hicran!
Hicran!
Oğlum bakma, tut şunun kollarından tıraşlayalım hadi.
Nereye gidiyorsun? Nereye gidiyorsun? Gel!
Bana bak tüysüzün de tekiymişsin sen he.
Tut tut.
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneği'ne yaptırılmıştır.
Erişim: www.seslibetimlemedernegi.com
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.