Afrikaans
Akan
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Jenerik müziği...)
(...)
(Kız çocuğu) Bir, iki, üç, dört...
...beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on.
(Müzik)
Baba, neredesin ya?
(Müzik)
Pastam kocaman, yaşasın!
Yakaladım seni.
Aşk olsun Mehmet.
Ben burada gizli gizli pasta yaparken canım çıktı benim.
Pasta canavarı.
(Kapı zili çalıyor)
Tamam, geliyorum.
Gidiyor musun? Ama doğum günüm baba, off!
Bak, ben gelene kadar...
...bu seni oyalar.
-Hediyem! -Evet.
Hangisinde?
Ahh!
Bildin.
-Bak. -Adım yazıyor.
Evet.
İşte bu.
Bak, bu saat 9'a geldiğinde gelmiş olacağım, tamam mı?
Tamam.
(Mehmet) Üç dört saate gelmiş olurum, tamam mı?
("Sezen Aksu - Küçüğüm" çalıyor)
(Kapı kapandı)
"Küçüğüm, daha çok küçüğüm"
"Bu yüzden bütün hatalarım"
"Öğünmem bu yüzden"
"Bu yüzden kendimi" (Kapı zili çalıyor)
"Özel, önemli zannetmem"
"Küçüğüm, daha çok küçüğüm"
(Polis) İyi akşamlar Güler Hanım.
(Güler) Hayır.
(Güler) Hayır.
(Polis) Komiserimizi kaybettik. Başımız sağ olsun.
(Tabak kırıldı)
"Ne kadar az yol almışım"
"Ne kadar az"
"Yolun başındaymışım meğer"
"Elimde yalandan kocaman rengarenk"
"Geçici oyuncak zaferler"
"Ne kadar az yol almışım"
"Ne kadar az"
"Yolun başındaymışım meğer"
"Elimde yalandan kocaman rengarenk"
Özür dilerim.
Biliyorum, beni affetmeyeceksiniz.
Ben de kendimi affetmiyorum.
"Bu yüzden bütün korkularım"
"Gururum bu yüzden"
"Bu yüzden çocuk gibi korunmasızlığım"
"Küçüğüm, daha çok küçüğüm"
"Bu yüzden sonsuz endişem"
"Savunmam bu yüzden"
"Bu yüzden bir küçük iz bırakmak için didinmem"
"Ne kadar az yol almışım"
"Ne kadar az"
"Yolun başındaymışım meğer"
"Elimde yalandan kocaman rengarenk"
"Geçici oyuncak zaferler"
"Küçüğüm, daha çok küçüğüm"
-Günaydın Azize. -Günaydın.
(Müzik)
Yine perdeleri kapatmışlar.
(Azize) Kaç kere söyleyeceğim!
(Yaşam destek ünitesi sesleri)
Çok da gençmiş.
İnsan yakıştıramıyor.
-Birileri yakıştırmış. -Takdiriilahi.
Öyle olsa bir adalet olurdu.
Bu çocuk öksüz, yetimmiş. Bir tek ablası var.
O da çocuktan umudu kesince gelmekten vaz mı geçmiş?
Yani katı tanıtırken öyle dediler.
Kimsesi yok...
...bitkisel hayatta dediler.
Kim kardeşinden vazgeçer ki?
Çok iyi bir boksör olacakmış, biliyor musun?
Neşe, 204, 206, 208, ilaçları verildi.
Öğleden sonra 'shift'inde bunlar verilecek.
-(Neşe) Sen nereye? -Hapishaneye, mahkûmlarım aşı günü.
Onun yattığı hapishane, biliyor musun? Yiğit'in.
Onu o hâle getirmiş adamlara gidip aşı yapacağım.
Cezaların en büyüğünü hak ediyorlar ama grip bile olmayacaklar.
(Müzik...)
(...)
Hapishane ziyaretlerinin içinde tek güzeli.
Tahliye.
(Müzik)
18 yıl geçmez diyorduk, bak.
Onu bir de abime sormak lazım.
Abi, siz inin, hemen geliyorum.
Sabiha!
-Efendim Tuna Hanım. -Yemek 2'de hazır olsun.
Tamamdır Tuna Hanım.
(Kadın) Hala!
-Çantanda allık var mı? -Var, arabada sürersin.
Ceydacığım, hayırdır?
Minileri de giymişiz, abiyi böyle mi karşılamaya geliyorsun?
Bu ceketle iyi gitti hala.
Anladım. Hapishane kombini, pardon.
Hadi.
(Müzik)
Sofra bahçeye kurulsun, nefes olsun.
18 senedir dört duvar arasında oğlan.
Tabii efendim.
-Çimler ıslak ama. -Abi, ben terasa kurduruyorum.
Pırasalı börek şimdi çıktı fırından, vallahi sıcacık.
-Yok yenge. -Bir lokma al.
-Ceyda, gel buraya bakayım sen. -Yok yenge.
Aç ağzını bakayım.
Samsayla çerviş Balkan'ımın dönüşüne göre ayarla, Gül.
Fırından taze çıkarırım anne.
Aç bakayım.
Ucunu ben tutarım yavrum, şuradan bir lokmacık al.
Aç ağzını, Allah Allah!
Yıldız...
...ne bu hâlin?
Böyle mi gideceksin kocanı karşılamaya?
-Ne? -Yapma.
Ben senin için söylüyorum.
Bahane verme.
Bana bak Ceyda, sen yengenle aynı arabada geliyorsun.
Kendi süsünün yarısını alıyorsun, Yıldız yengene ekliyorsun, tamam mı?
Hadi, oyalanmayın daha fazla.
En azından.
Gel anneciğim.
Çocuklar da mı geliyor?
Babalarını karşılamasınlar mı?
Ne oldu Kartal, bir durum mu var?
Benim canımı sıkma, korkuyormuş gibi!
Aklı olan korkar.
Korkmayan ölür.
Hasan, Yaman, gözünüz açık olsun.
Ne olacaksa bugün olacak.
Bana bak, çoluğu çocuğu huzursuz etme!
Abini bunca sene içeride nasıl koruduysak bir gün daha koruruz.
-Hadi, binin arabalara. -Polis de rahat durmayacak.
Ölen unutulur.
Üstünden kaç amir, kaç başkomiser geçti. Yürü.
(Müzik...)
(...)
Bu sondu.
Bir kişi eksik. Balkan Alpan.
(Görevli) İstemedi, bugün çıkıyor.
(Müzik)
(Erkek) Allah razı olsun beyim.
Geçmiş olsun beyim.
Geçmiş olsun beyim.
(Gerilim müziği)
Sağ olun beyim.
(Gerilim müziği...)
(...)
Geçmiş olsun abi.
(Müzik)
Hoş geldin abi.
6570 gün.
6570 gece.
Allah bir daha düşürmesin.
Ben sıramı savdım.
Emanetin.
Alpanlarla sen uğraş.
Benim daha büyük planlarım var.
Balkan'ım.
Aslanım.
Şükür kavuşturana.
Abim.
Canım abim.
Koca kız olmuşsun.
Seninkiler de kocaman oldu.
(Müzik)
Birini biz salladık, diğerini de sen sallarsın artık.
(Müzik)
Geçmiş olsun.
(Müzik...)
(...)
Geçmiş olsun...
...baba.
(Müzik)
Kızım.
Hadi anneciğim, babana hoş geldin de.
Hoş geldin.
Hoş geldin...
...baba.
Babam?
(Müzik...)
(...)
(...)
(Müzik)
Abi!
Kaçın!
(Müzik)
(Bip)!
Ambulans getir, yaklaşma.
-Çekil. -Yaklaşma!
Hemşireyim, çekil. Ambulans çağır.
Bu kanamayla yaşamaz, bırak durdurayım. Çevirin.
(Hasan) Ambulans, acil!
(Hasan) Acil ambulans. Kapalı cezaevine.
Açılın, nefes alsın. Çekilin şuradan!
-Nabız? -Yok.
-Ne? -Ne demek nabız yok?
-Ambuyu çıkar. -(Hasan) Geliyor, geliyor.
-Ambuyu çıkar. -(Tuna) Tamam, tamam.
Buraya gel. Bastır buraya.
3 ve 4 ve 5 ve 6 ve 7 ve... Nabız?
Yok.
(Müzik)
Ambulans!
Çekil.
11, 12, 13... Devam et, bırakma!
(Azize) Bastır, iyice bastır.
(Nefes aldı)
(Derin nefes veriyor)
Devam et, bırakma. Hadi, hadi!
Bastır, iyice bastır.
-(Azize) Üç, iki, bir. -Yavaş!
(Aksiyon müziği) (Ambulans sireni çalıyor)
-Aç, aç! -Al güvenliği, çembere al.
-(Azize) Çabuk, kanama fazla. -Hadi hadi.
-Yolu aç! -Çekil, çekil.
Ateşli silahla yaralanma. Kurşun sağ lobu parçalayıp çıkmış.
Buraya alamıyoruz.
(Müzik...)
(...)
(Ceyda) Böyle bir şeyin olacağını biliyordu.
Böyle bir şeyin olacağını biliyordu, dinlemediniz!
Hiçbiriniz dinlemediniz, bak! Olana bak!
(Ceyda) Abim ölürse--
Ağlanacak bir sebebin olsun diye vurdum.
Alpan senin soyadın. İnsan içinde ona göre davran.
Yaman, bayramda bizim evde görmediğim kimseyi katta istemiyorum.
(Gerilim müziği)
Bu sende kalsın.
Asıl sana sıktılar o kurşunu.
Kime emanet ettim ben oğlumu?
Kimmiş ameliyatı yapanlar?
Bizim doktorları bekleyecek vakit yoktu İskender Bey.
-Hastanenin doktorları. -Kontrol edemeyiz.
Herkesin ağzı yüzü kapalı. Doktor diye ben girsem, anlaşılmaz.
Adam sokayım mı içeri?
Soktuğun adam ne olduğunu anlayana kadar iş işten geçer.
Oğlanın ölüsünü alırız.
Hapishanenin oradaki hemşireyi bul bana. Hemen!
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruluyor) Bir dakika!
Benim, ben.
Ne yaptın sen? Herkes seni konuşuyor.
-Ölüyordu. -Ölmüş bayağı, geri çevirmişsin.
Kim bunlar? Hastanenin her tarafı araba dolu, basın falan da gelmiş.
Ne oluyor ya?
Silahlı adamlar her yerde. Yangın merdiveninden çıktım.
Yok artık! Hastalar?
Bir kendi hastaları değerli zaten! (Kapı vuruluyor)
-Ne vardı? -Hanımefendi görüşecek.
(Müzik)
Canım, hemen seni ameliyathaneye alıyoruz, bizim oğlanın yanına.
-Ameliyat hemşiresi değilim ben. -Bize sen lazımsın ama.
Neden?
Dışarıda öldürmeyi deneyen içeride de dener.
Nasıl? Ameliyatta?
Evet.
Bana nasıl güveniyorsunuz?
Öldürmek isteseydin kurtarmazdın çünkü.
Ben yeğenimi kime emanet edeyim şimdi?
İlgilenmiyorum.
Hastanenize 15 tane MR cihazı bağışlanacak.
Madem hastalarını düşünüyorsun...
...öyle kimse aylarca sıra da beklemez.
Şimdi ameliyata gir, kim ne yapıyorsa bak.
Yeğenim gözünü açana kadar da başında dur.
(Yaşam destek ünitesi sesi)
(Müzik)
(Doktor) Ameliyat anca bitti.
Karaciğerde hasar var.
-(Balkan) Ne demek o? -İyileşecek, değil mi?
Eğer orada müdahale etmeseydi, hastayı olay yerinde kaybedebilirdik.
(Doktor) Takip edeceğiz.
(Doktor) Eğer dikkat edilmezse zamanla karaciğer nakline kadar gidebilir.
(Doktor) Şimdilik geçmiş olsun.
(Müzik)
-Alpanlar içeride mi? -Evet komiserim. Getirelim mi?
Yok yok. Ben alacağım ifadelerini.
(Telsizden gelen anons sinyalleri)
(Gerilim müziği)
(Okan) Yaşlanmışsın be Balkan!
(Okan) Tabii, 18 yıl!
(Okan) Dile kolay.
18 yıl önce tanımıştık birbirimizi.
Başkomiserimi öldürdüğünüz gün.
Hatta o günden kalan da bir...
...hatıra var burada.
(Balkan) Niye geldin?
(Okan) İfade almaya.
Emniyette adam mı kalmadı?
(İskender) Benimle konuş!
(Gerilim müziği)
Tamam.
Biliyor musun oğlunu kimin vurduğunu?
Bilsem şimdi ölmüş olurdu.
Nasıl ya? Bulamadınız yani ha?
Koskoca Arnavut İskender'in oğlu kurşunlandı...
...kim yaptı bilmiyor.
Çaptan düşmüşsün.
Çık git komiser! Şimdi değil.
İskender...
...ben adalete hizmet ediyorum.
Sen bulamadın ama oğlunu kurşunlayanı ben bulacağım.
Hatta içeri atmadan alacağım karşıma...
...ellerine sağlık diyeceğim.
(Okan) Ben adaletin adamıysam...
...o da ilahi adaletin adamı.
(Gerilim müziği)
(Yaşam destek ünitesi sesi) (Müzik)
(Kapı vuruldu)
(Yaşam destek ünitesi sesi)
Neşe Hemşire temiz kıyafetlerinizi getirmiş.
Vermemi istedi.
(Yaşam destek ünitesi sesi)
(Kapı kapandı)
(Yaşam destek ünitesi sesi)
(Müzik...)
(...)
(...)
(Müzik)
Ben uyuyorsunuz diye.
(Öksürüyor)
Ne kadar oldu?
(Azize) Bir hafta yoğun bakımda kaldınız.
İki gündür de buradayız.
(Öksürüyor)
(Azize) Kalkamazsınız şu an.
-Bizimkiler nerede? -Her yerde.
Dikişleriniz açılır. Yaranız ağır.
Giyecek bir şeyler getir.
-Yalnız emir tonundan çıkıp dinlerse-- -Dediğimi yap!
Ahh! (Yaşam destek ünitesi sesi)
Anlaşıldı.
Ben en iyisi size alıştığınız türde bir emir kulu çağırayım.
Yaman'a söyle, çıkacağım.
(Kartal) Uyandığımdan kimsenin haberi olmasın.
(Yaşam destek ünitesi sesi) (Kartal zorla nefes alıyor)
(Kartal) Ailem tehlikede, ben burada yatıyorum.
(Kartal) Ahh!
(Müzik)
Çıkarsan ölürsün. Bence bayılmak daha makul bir seçim.
Bırak!
Bırakırsam düşersin. Düşersen dikişlerin patlar.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
İnsan içine çıkmayacaksın bugün.
Niye?
Babam yaptığını görmesin diye mi?
Yediğin haltın arkasında duramıyor musun?
Kime güveniyorsun ulan sen?
Babana mı?
O babam olacakla bir olup, beni hapse gönderen babana mı?
Hepsinden nefret ediyorum.
Beni senin gibi bir psikopatın önüne attıkları için.
İyi. Aferin.
Anladın sonunda.
Ama hepsinden çok...
...senden nefret ediyorum.
O daha güzel.
Orada da ortak bir noktamız var.
Duvağını kaldırıp, yüzüne ilk baktığımdan beri...
...onların yüzünü görüyorum yüzünde.
O yüzden onlara olan nefretini...
...benim yüzümden çıkardın.
Güçsüzsün çünkü.
Ulan!
Kan kusturacağım hepinize!
Yıllarımı çalan herkese ulan, herkese!
(Gerilim müziği)
(Kapı çarptı)
(Gerilim müziği)
Ağır abiler toplanıyor. Abim kim kimdir anlat dedi.
(Balkan) Kafa Adnan'dı bu, değil mi?
Bir şey mi oldu? Süzdün adamı.
(Tuna) Yok, o hayatta ihanet etmez abime.
İşte, Cevat Beyler de teşrif ettiler sonunda.
(Balkan) Cevat Zorba Zor. Onu tanımayan mı var?
(Balkan) Dinozor!
(Gerilim müziği)
(Balkan) Şişman Osman ne hâle gelmiş.
Mideden kelepçelendi.
-Saçlar? -(Tuna) Londra'da ektirdi.
(Tuna) Çim adam oldu. (Tuna gülüyor)
Eşeğe altın semer vursan, yine eşek, yine eşek.
(Gerilim müziği)
(Balkan) Vay, vay, vay!
(Balkan) Asya Gündoğan bu mu ya?
(Balkan) İçeride hepsinin dosyası geldi bana. Bunun fotoğrafı yoktu.
Şimdi anladım.
Çalar tabii abazanlar.
(Balkan) Buna yazılan olmadı mı?
Oldu Balkancığım.
(Tuna) Ama kimse ona değil...
...o Kartal'a.
(Balkan) Kartal Efendi'ye bak sen.
(Balkan) Kedi olalı bir fare tutmuş.
Kayınbaban gelir birazdan. Senin karşılaman icap eder.
(Gerilim müziği)
(Kapı kapandı)
Benim dünür geçmiş olsuna gelirken bile ağırdan aldı.
Gelsin öyle başlayalım, kanımın davasına.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Yaşam destek ünitesi sesi)
Nabzınız hızlandı. Kâbus mu?
(Yaşam destek ünitesi sesi)
(Azize su dolduruyor)
Alın, dudaklarınızı ıslatın sadece.
Kimsin sen?
Bırak beni!
(Azize) Bırak kolumu!
Abi!
Kim bu?
(Yaman) Abi, o seni kurtaran hemşire.
(Azize) Ambulans nerede? Açılın, nefes alsın, açılın!
(Ambulans sireni çalıyor)
(Yaşam destek ünitesi sesi)
Hastanıza sahip çıkın.
Sakinleşince başka hemşire çağırırsınız.
(Azize) Çekilir misiniz?
Çekilir misin ya?
Niye oradaydın?
Görev!
Cezaevi rutin aşı günü.
Araştırdınız mı?
(Yaman) Evet abi. Temiz.
Buraya geldikten sonra...
...kimseye değdi mi?
Yok. -(Kartal) Polis?
(Öksürüyor) Diğer aileler?
Yok. Özellikle rahat bıraktık.
(Yaman) Kimse yanına yaklaşmadı.
Çık.
Ben daha fazla dayanamayacağım.
(Azize) Açsana şunu! Barbar mısınız siz ya? Aç şunu!
Hemşire bak...
...polis dahil hiç kimseye konuşmayacaksın.
(Kartal) Beni sevmemiş olabilirsin.
(Kartal) Sevmek zorunda da değilsin.
Bunu yapan bir daha yapacak.
Ailem söz konusu yani.
(Kartal) Onlar buraya gelip gittikçe...
...tehlikedeler.
Şimdi bana yardım edeceksin.
Ben de buradan çıkacağım.
Babanız, halanız gelmeden olmaz. Hesabını veremem.
Uğraştırma beni onlarla diyorsun.
(Kartal) Bu aileyle ben uğraşamam diyorsun yani.
Tanımışsın bizimkileri.
Tanıdım.
(Kartal) Yaman. (Kapı açıldı)
(Yaşam destek ünitesi sesi)
Hemşire Hanım'ı ödüllendirelim.
-Ben hiçbir şey istemiyorum. -Çıkmak istiyordun.
Önce senin istediğini gerçekleştirelim.
Sonra da benimkini.
(Yaşam destek ünitesi sesi) (Müzik)
(Kapı açıldı)
(Tuna) Baban geldi. Karşılayalım hadi.
Sen niye kendin geldin?
Morlukları kapatabilmiş miyim diye bakmaya, değil mi?
-Nasıl olmuş? -(Tuna) Asabın bozuk Yıldız.
(Tuna) Bana yürüme şimdi.
Al Selin'i, babana git birkaç gün. Kartal da iyileşiyor zaten.
(Tuna) Ben abimle konuşacağım.
Balkan'a bir dur, çüş dedirteceğim, merak etme.
Selin'i al, babana git.
Kuzey burada kalıyor ama.
Bütün bu kadın dayanışması ayakları bu yüzden, değil mi?
-Kuzey'i bu işe karıştırma. -(Yıldız) Yoksa?
Sırrımız ortaya çıkar.
Senin benden daha çok korkacak şeyin var.
Hatırlatmama gerek yok herhâlde.
Sır, ikimizin.
İkimiz birden ölürüz. Sen, ben yok.
Daha fazla bir şey söylememe lüzum var mı?
Ölümden öte köy olmadığına göre...
...yok.
Güzel.
Güzel.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Kapı kapandı)
Geç haberim oldu, kusura bakma.
Bir balık sürüsünü takip ediyorduk. Teknedeydim.
Telefon falan da olmayınca...
-Estağfurullah! -Kartal oğlumuz iyileşecek.
Daha çok güzel günler görecek.
Buradaki kısmeti bitmemiş daha.
Bak, bu balıklar da onun kısmeti.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Şu balıkları alın da mutfağa götürün.
Bir balık çorbası yapsınlar. Kartal'ım içsin, şifa olsun.
-(Selin) Dede! -Selin.
Gel bakalım, gel. Oyy.
Hoş geldin baba.
Hoş bulduk.
-Kusura bakma, tutamadım. -Aa! Torunuma yasak yok.
Öyle değil mi? Abin nerede?
Odasında. Kulaklığı vardır, duymamıştır.
Haber veririm geldiğini.
-Deniz gibi kokuyorsun. -Denizden geldim, ondan.
Bir dahaki sefere seni de götüreyim mi?
(Barbaros) Ne yaptın? Bisiklete binmeyi öğrendin mi?
-(Selin) Evet. -(Barbaros) Tamam.
(Barbaros) İşim bitsin, bana da gösterirsin.
-Tamam. -Hadi şimdi annene.
(Yıldız) Gel anneciğim.
(Gerilim müziği)
Ellerim balıklı.
(Barbaros) Şimdi şey etme.
Değişmişsin Balkan.
Yakışmış yaş almak.
En son ne zaman görüşmüştük?
(Balkan) 18'ime bastığım gün...
...cezaevinde.
-Nikâhta. -Cık!
Kızma İskender, kızma.
Gönül, umduğuna küsermiş.
Balkan da bizi baba bilmiş...
...beklemiş orada. Haklısın.
Gelseydim, uğrasaydım arada bir...
...herkes ayağını denk alırdı.
Kurşun sıkmak, yürek isterdi biraz.
Haklısın.
(Gerilim müziği)
Senin çocuklar göndermişler.
(Yaşam destek ünitesi sesi)
-Haberleri yok inşallah. -Televizyonda görmüşler.
Hediye göndermişler.
(Duygusal müzik)
Ara Yaman, ara. Ara da...
...merak etmesinler. Rahatlasın yavrular.
Dur, çekidüzen vereyim.
Müdüre Hanım, Kartal Bey konuşacak durumda.
-Çocuklar ne âlemde? -(Müdüre ses) Bahçedeyiz. Oynuyorlar.
(Müdüre ses) Geçmiş olsun Kartal Bey.
Sağ olun. Sağ olun.
-Ahmet nasıl oldu? -(Müdüre ses) İyi iyi.
Söylediğiniz doktor iki gün yatırdı. Şimdi kendine geldi.
(Müdüre) Çocuklar bakın, Kartal abiniz.
(Çocuklar bağırıyorlar)
Tonton, dur, dur. Ezme Ali'yi. O senden küçük.
Mert, sen de. Ayşegül.
Kız, aç bakayım ağzını.
-(Kartal) Dişin mi düştü senin? -Evet.
-Karga götürdü. -(Kartal) Bana bakın...
...kimin bu? Kimin hediyesi?
(Gülüyorlar)
(Kartal) Dur tahmin edeyim. Tonton, senin değil mi?
-(Tonton ses) Evet. -(Kartal) Dayanamamış, yarısını yemiş.
Paylaştım seninle.
Üstüne yazamamış da yazıyı, kargacık burgacık.
-Oğlum, okumayı sökmedin mi sen? -Hayır, söktüm. Bak...
...alnında enayi yazıyor mesela.
(Çocuklar gülüyorlar)
(Kartal) Hadi hadi şapşallar, kapatıyorum.
(Kartal) İki güne uğrarım yanınıza, tamam mı?
(Duygusal müzik)
Ne yaptın hemşire? Doktorla konuştun mu?
Çıkmanıza karşı.
Ama inatta sınır tanımam diyorsanız...
...son bir iğne var, onu yapacağım. Sonrası size kalmış.
Yap, çıkalım.
İnat bize ata toprağından yadigâr.
Yaman, bizimkilere bir şey söyleme.
Şimdi çıkarsın çıkamazsın, onlarla uğraşmayayım.
(Yaşam destek ünitesi sesi)
(Gerilim müziği)
Asya.
Sen yakın görüşüyorsun, bilirsin.
Kartal'da bundan var mı?
(İskender) Ne o?
-Hoparlör. -(Barbaros) Vallahi büyük rahatlık.
(Barbaros) Balığa mı gidiyorsun, götür. Dağa mı çıkıyorsun, çıkar.
Asıl konumuza gelebilir miyiz?
Kurşunu kim sıktı, bulacak mıyız?
Emniyetin eli boş. Bir şey bulamadılar.
Vallahi âlemden yurt dışına kaçan göçen de yok.
(Adnan) Silahın atasına, ceddine kadar gittim.
Hasımla, hısımla bir bağlantısı yok.
(Asya) İskender amca...
...sizin işaret edeceğiniz bir isim de mi yok?
Ben Barbaros Bey'in lafını bitirmesini bekliyorum.
Eyvallah.
Racon bilen adamım hâli başka oluyor.
Ama boş ver İskender. Kızın sinirleri bozuk, baksana.
Asya, ben sana bir şey çalayım da rahatla biraz.
(Erkek ses) Ferhat abi, adamlar hazır.
(Erkek ses) Bu şerefsiz Balkan çıkacak, evine varamadan çapraza alınacak.
(Ferhat ses) Söyle yeğenlerine, gözlerinden öpüyorum.
(Ferhat ses) Cezaevinin önünde o köpeği kim karşılayacaksa...
...hepsi geberene kadar sıkacak! Bir tane Alpan kalmayacak!
(Erkek ses) Tamamdır abi. Emrin başım üstüne.
Şerefsiz Ferhat!
Görsün bakalım, bir tane Gürbey kalacak mı!
Gerekeni yaparız.
Yapacağız tabii.
Balkan'ın ilk işi bu olacak.
Balkan'a düşmez bu iş.
Biz ölmüş müyüz İskender?
(İskender) Burada bulunan herkes şahittir.
Yaşı yetmeyenin de atası şahittir.
(İskender) Ne dedin sen 18 sene evvel?
Balkan hapishaneden çıkınca gelecek, benim koltuğuma oturacak...
...masayı o yönetecek.
Keşke o zaman da olsaymış böyle şeyler de...
...boşu boşuna yormasaymışız seni.
Bunamadım daha.
Sözümü hatırlıyorum.
(Gerilim müziği...)
(...)
Çok dikkatli bakılması gerekiyormuş. Öyle diyorlar.
Karaciğer nakli bile gerekebilirmiş.
Onların elleri kırılsın, elleri! Kurban adadım.
Hele bir çıksın, bak ben ona nasıl bakıyorum.
O ciğeri var ya, yerinden çıkarıyorum...
...pırıl pırıl yapıyorum, tekrar yerine takıyorum. Bak görürsün.
Bak, orada zemzem getirdim.
Şimdi bir güzel ben onu akşama okurum...
...geldiği zaman da bir güzel içiririm...
...bak o zaman o Kartal uçuyor mu, uçmuyor mu?
Yengeciğim, bakarsın, takarsın tabii de tıbbi bakım lazım diyorlar.
Yok yengem, oralara gelmeyecek Allah'ın izniyle.
-Servise başlayayım mı? -Yok, girme şimdi. Konuşuyorlar.
Gül abla, bana bir tane börek verebilir misin?
Tabii canım, hemen. Acıktın mı sen?
(Tuna) Benim tatlı dillim.
Özlemiş misin babanı?
Artık özlemek falan kalmadı.
Daha önce görmedim ki özleyeyim.
(Müzik)
Al anneciğim.
İnsan gelince bir çocuklarına sarılır, başını okşar.
Geldiğinden beri höt, zöt!
Neye uğradığını şaşırdı tabii çocuklar.
Kolay mı canım? 18 sene.
Katilin, hırsızın arasında insanlığını unutmuştur.
(Yıldız) O çok başka ya.
(Gerilim müziği)
Bitir anneciğim sen böreğini.
(Yıldız) Ben bir odaya çıkıyorum.
Ne o bileğinin hâli? Abim mi yaptı?
Dua etsin de kayınbabası görmesin.
(Telefon titriyor)
Hayırdır inşallah, başhekim arıyor.
Efendim?
Öyle mi?
Allah'ım çok şükür.
-Ya Rabb'im çok şükür. -Açmış gözünü.
-Çıkacağım diye bile tutturmuş. -Ya Rabb'im.
Tamam, çok teşekkür ederiz Doktor Bey. Sağ olun.
Ee damat, hazırım diyorsun yani?
Bedeli ödendi.
Hazırlıklar içeride yapıldı, evelallah.
Âdem.
(Barbaros) Yapılacak sevkiyatlar, imzalanan anlaşmalar...
...liman, inşaat, kumar, silah...
...bahis, petrol...
...ortaklığın ne kadar yürüyen işi varsa raporunu Balkan'a vereceksin.
(Barbaros) Güdülen kanlar, verilen başlar...
...ne kadar husumet, rakip varsa hepsi Balkan'a.
Bana müsaade.
Balkan hatmedene kadar ben de gidip Kartal'ımızın kanını alayım.
Ki bir an evvel koltuğu devredeyim.
Görüyorum ki...
...Balkan yerime geçmeye pek hevesli, ha?
(Yıldız) Baba.
Gidiyor musun?
Evet.
Ne oldu Yıldız, bir şey mi var?
(Barbaros) Ha?
İyiyim.
Bir şikâyetim yok.
İyi.
İyi.
(Gerilim müziği)
İkimizden de büyük kim olacak biliyor musun İskender?
İşte bu.
-Hoş geldin dede. -Hoş bulduk aslanım.
Geçmiş olsun.
Amcanı çok seversin, bilirim, baba gibi oldu sana.
(Tuna) Müjdeler olsun.
Kartal'ım uyanmış.
Amcam uyanmış.
(Gülüyorlar)
(Barbaros) Gördün mü?
Dedenin ayağı uğurlu geldi.
Amcandan hayırlı haberler var.
Ne yapacaksınız İskender?
Bu delikanlıyı da götürecek misiniz hastaneye?
Yok.
Şu başımızdaki bela bir temizlensin, çocuklar sonra.
İyi o zaman.
Gidin görsünler amcanı. Biz de seninle dede torun bir kaçamak yapalım.
Ne dersin?
-Tamam dede. -Hadi, yürü.
(Barbaros) Gel bakalım aslanım, gel.
Buyurun hocam, beni istemişsiniz.
Hastayı en iyi bilen senmişsin kızım.
Gördüğüm kadarıyla altı aydır durumunda olumlu bir gelişme yok.
-Böyle giderse çoklu organ yetmezliği-- -Hocam, hayır.
Hayır, lütfen.
Bu teşhisi koyarsanız üniteden ayrılır.
Sonrasını biliyorsunuz.
Hocam, güçlü bir çocuk o, tutunacak.
Heyetle görüşeceğim.
Ama bak...
...bu ünite sayesinde hayata tutunma ihtimali olan, bekleyen hastalar var.
Onları mahrum bırakamayız.
(Yaşam destek ünitesi sesi) (Müzik)
(Gerilim müziği)
(Yaman) Evin haberi olmuş, geliyorlar.
Balkan Beyleri karşılayın.
Siz de hastanenin önünde, otoparkta yer bulun.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Tuna) Hah, Balkan.
-Nasıl durumu, iyi mi? -İyi iyi. Hadi siz de girin, bakın.
-Sen burada bekle, ben geliyorum. -Başüstüne abi.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
Erkekler burası.
Biliyorum.
Biliyorsun da ne işin var burada?
Bir çocuk hasta kaçmış.
İğneden korkar, hep buraya kaçar.
Sen niye korktun o kadar?
Sen sen ol, hapisten yeni çıkmış birinin arkasından böyle yaklaşma.
Bir kaza çıkmasın.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Kapı açıldı) Abi, İskender Bey.
Geliyorum.
(Gerilim müziği)
Ne işi varmış kadının abi?
Kaşıntısı var herhâlde.
(Gerilim müziği)
Hişt! Hişt! Benim, benim!
(Gerilim müziği)
Melek, sen ne yapıyorsun?
Ben hemşireyim, burası da hastane.
Bir haftadır göz hapsinde tutuyorlar seni.
Tehlikeye düşme diye yanına bile yaklaşmadım.
O hayatını kurtardığın adam kim biliyor musun, ha?
Hapishaneden çıkan onun abisi.
(Okan) O gün senin doğum günündü.
(Okan dış ses) Kapıya geldiğimde mutlu seslerinizi dışarıdan duyuyordum.
(Okan dış ses) Babanın uzun zamandır beklediği istihbarat...
...yanlış günde gelmişti.
(Okan dış ses) O gün her şey yolunda gitseydi...
...bugün suç dünyasında Alpanlar diye bir aile kalmayacaktı.
(Okan dış ses) Baban emindi. Gözümüzün önündeydi.
(Okan dış ses) Alpanların kaderi çiziliyordu.
(Okan dış ses) Müdahale etsek biteceklerdi.
(Okan dış ses) Etmesek büyüyeceklerdi.
Abiciğim.
Bin güvenmediğim adamla gideceğime, bir güvendiğim adamla giderim Okan.
Hadi yürü.
(Okan dış ses) Baban emniyetin içinde bir köstebekleri olduğunu anladı.
(Okan dış ses) Alpanların birileri tarafından korunduğunu.
(Okan dış ses) Ya ikimiz girecektik...
...ya da öylece palazlanmalarını seyredecektik.
(Okan dış ses) Başkomiserimi hiç bu kadar gözü kara görmemiştim.
(Okan dış ses) Malları ele geçirdik. Yani biz öyle sandık.
(Okan dış ses) O tır dorsesinin kapıları meğer cehennemin kapılarıymış.
(Okan dış ses) Tuzakmış.
(Gerilim müziği)
(Okan dış ses) Gözümü açtığımda İskender Alpan'ı gördüm.
(Okan dış ses) Yanında iki oğlu.
(Okan dış ses) Balkan ve Kartal.
(Okan dış ses) Bir elinde aile sembollü çift başlı kartal tespih...
...bir elinde silah.
(Okan dış ses) Oğullarına uzattı.
(Okan dış ses) Biri babanı öldürüp, içeri girecekti...
...diğeri tespihi alıp, dışarıda İskender'in sağ kolu olacaktı.
(Okan dış ses) Babanla birlikte o gün orada kendi oğullarının...
...kaderini de çizdi.
(Okan dış ses) Kartal talip oldu.
Aferin Kartal.
(Okan dış ses) Ama İskender kararını baştan vermişti.
(Okan dış ses) Silahı Balkan'a uzattı.
(Okan dış ses) Balkan'dan adam olmayacağını biliyordu.
(Okan dış ses) Kartal ona dışarıda lazımdı.
(Okan dış ses) Kardeşi, abisine tercih etti.
(Okan dış ses) İskender böyle vahşi bir adam işte.
(Okan dış ses) Namı yürüsün, emniyet teşkilatı dâhil...
...herkes Alpanlardan korksun diye basit birini yatırmayacaktı içeride.
(Okan dış ses) Alpan soyadlı biri, yani oğullardan biri sıkacaktı o kurşunu.
(Okan dış ses) Sonra da göğsünü gere gere girip çekecekti cezasını.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Silah sesi)
Onlar çok tehlikeli insanlar.
-Onlar-- -Aptal mıyım ben?
Melek!
Ben babamın katilini tanımayacak mıyım?
(Erkek) Hanımefendi.
-(Kadın) Buyurun. -(Erkek) Çok üzgünüm.
(Erkek) Bebeklerden birini ve annesini kaybettik.
(Kadın) Hih!
Başınız sağ olsun.
Vah! Hay Allah, hay Allah!
Canım, canım, canım.
-Melek, beni deli etme. -Benim adım Melek değil, Azize.
Hatırla. Onlardan korumak için sen değiştirdin kimliğimi.
Madem biliyorsun kim olduklarını, niye böyle bir şey yaptın?
-Neden kurtardın o zaman Kartal'ı? -Her an yanlarında olayım diye.
Balkan benim ayağıma, hastaneme kadar gelsin diye.
Onun için yaptın, değil mi? Yiğit için yaptın.
Onu komaya soktuklarında verdin değil mi bu kararı?
Melek, ne yapmaya çalışıyorsun? İntikam mı almaya çalışıyorsun?
Gücümün yettiğini.
Alpanlar beni önce babasız, sonra annesiz, sonra da kardeşsiz bıraktı.
O Balkan denen insan müsveddesini ben kardeşim gibi yapacağım.
(Azize) Adaletse adalet!
Yiğit'i daha gencecik yaşında ölmeden öldürdü o Balkan.
Ablacığım! Kardeşim!
Hayır!
(Okan) Tamam.
(Azize) Aslında ne biliyor musun?
Biz kötüler kadar cesur olamadığımız için dünya böyle bir yer.
Melek! Melek, Melek!
İzin vermem sana.
Bu insanlara uzaktan bir şey yapmak imkânsız.
İçlerine girmek lazım.
(Azize) Az önce felç edecektim onu.
Kardeşi bu hastaneden çıkmadan bitecek bu iş.
Melek!
Bununla mı yapacaktın, ha?
(Okan) O kadar insanın içinde bununla mı yapacaktın?
Zehir mi bu?
Orada mahvedelerdi seni, anlıyor musun?
İskender seni kendi elleriyle boğardı.
O yavaş etkili bir zehir.
Öyle hemen etki etmez.
(Azize) Önce titremeye başlarsın. Sonra vücudun yavaş yavaş uyuşur.
Hem üşürsün hem terlersin.
Dört beş saat sonra kramplar, kasılmalar.
Sinir sistemin acıyla çöker.
Onu bulduklarında ben çoktan gitmiş olacaktım.
Tamam.
Tamam Melek, bırak.
Ben yapacağım, tamam mı?
(Kapı açıldı)
Abi, ne olur bak, ciddi dediler.
Kartalcığım, odana döner misin lütfen? Yapma ne olur.
(Azize) İnada devam yani.
(Müzik)
Bir şeye ihtiyacınız olursa.
Herhangi bir şey.
Sağ ol hemşire.
Ben böyle inat görmedim.
(Ceyda) Yemin ederim bizden büyük Arnavut çıktı kız.
Çıkacağım demiştim.
Çıkamazsın demiştim. Çıkamayacaksın.
Yardım ederseniz tutamayız burada.
Bir hemşirenin lafıyla mı iş yapılacak?
Gel abiciğim sen şöyle.
(Azize) Çıkarsa karaciğer nakline kadar gider.
Karar sizin.
Ellemeyeceksiniz.
(İskender) Düşecek...
...düştüğü yerden alıp baygınken yatağına taşıyacaksınız.
Taburcu olana kadar da bir daha yerinden kalkmayacak.
Çekil Yaman!
(Tuna) Kartal!
Hemen odana dönüyorsun.
Gözün kararıyor, değil mi?
Kanamadan.
Ayağa kalkmayı denediğin an bayılacaksın.
(Azize) Ki bunları zaten biliyorsun.
Yaralarından belli, daha önce yaşamışsın.
(Müzik...)
(...)
(Yaman) Kimseye benzemez Hemşire Hanım.
Askerde göğsünde şarapnel parçasıyla sınırı geçti.
Yanlış anlamayın, omuzunda da yaralı askeri var.
Ki o ben oluyorum.
Sendeki inat sanma, Arnavut'la tanış derler.
Duydun mu sen onu?
Duvar olmaz, omuz bulmazsa...
...dedesinin inadına tutunur, kalkar benim yeğenim.
Bir de inadı meşhur Azrail var. Duydunuz inşallah.
(İskender) Hemşire Hanım...
...sen de bizimle eve geliyorsun.
Kurtardın madem, işini yarım bırakma da emeğine değsin.
-Ben nasıl-- -(İskender) Sen yok.
Hele senin lafın hiç yok. Tuna...
...başhekimle konuş.
Rapor falan, yıllık izin, bir şey ayarlansın.
Hemşire Hanım bir süre bizimle.
Duydun.
Bir yerde İskender Alpan varsa onun sözü vardır.
Ee, madem bir süre aynı evdeyiz...
...öğren.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Azize) Bastırın.
Benim yadigâr tespih eşyaların arasından çıkmadı.
(Yaman) Sorayım abi.
Ne kadar sürecek bu iş?
Özel bakım olayı?
Bu kafayla çok.
Anlaşılan Hemşire Hanım yenilgiyi pek hazmedemiyor ha Yaman?
Yüzü düştü.
Evinizde bir yabancıyı ne kadar istediğinize bağlı.
-Hiç. -Güzel.
O zaman uslu olmak lazım.
Kim bilir belki beklediğinizden daha çabuk biter.
(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
(Operatör ses) Sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz.
(Sinyal sesi)
Melek, etrafın silahlı adamlarla çevrili olacak.
O herifi öldürmek isteyen kaç kişi var, sen biliyor musun?
(Gerilim müziği)
(Okan dış ses) Ordu gibi adamı olan aileler bile bir şey yapamıyor.
(Okan dış ses) Sen tek başına ne yapacaksın?
(Gerilim müziği)
(Okan dış ses) Kendilerine aile diyorlar diye aile mi zannediyorsun sen onları?
(Okan dış ses) Akşam oturup televizyon mu seyrediyorlar?
(Okan dış ses) Ben sana söyleyeyim ne yaptıklarını.
(Okan dış ses) Odalarına kapanıp katliam planlıyorlar, anladın mı?
(Okan dış ses) Evlerine aldıkları insanı araştırırlar.
(Okan dış ses) Anlarlarsa kim olduğunu yok ederler seni.
(Gerilim müziği)
(Okan dış ses) Sen onların inindeyken ben bile yardım edemem sana.
(Okan dış ses) Dönüşü olmayan bir yola giriyorsun Melek. Yapma.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Konuşma duyulmuyor)
(Konuşma duyulmuyor)
(Gerilim müziği)
(Konuşma duyulmuyor)
Bunun fırını, bu harçtır.
Ateş ne kadar değecek, neresi daha az pişecek...
...neresi daha çok pişecek, bu ilimdir.
Öğreteceğim sana.
Kuzey, kaptanlık ehliyeti için başvurdum.
Sana. Dede torun birlikte açılacağız. Kutba kadar.
Al bakalım usta.
Derisini üstünde gezdiriver ki tuzu içine geçsin, tamam mı?
-Tamam beyim. -Gel.
Gel.
Geç otur bakalım şuraya.
Seninle liman liman dolaşırız, biliyor musun?
Ha?
Her limanda bir sevgili. Latin falan.
(Kuzey) Ya dede.
Sonra akşam olunca büyük bir ateş yakarız.
O gün denizden ne çıktıysa onu yeriz.
Oh! Kafamızı dinleriz.
Ben gelemem.
Annemin yanında olsam daha iyi.
Aklım kalıyor.
(Barbaros dış ses) Yıldız Hanım bu gece diyor. Uygun mu?
-(Kuzey) Bu durumda olmaz. -Hangi durumda?
Ha, sen babanı takıyorsun.
Takma.
Senin arkanda kapı gibi deden var.
Ben hallederim o işi.
Bu gece.
Bak bakalım şimdi ne geliyor.
Hadi bakalım.
Nasıl, güzel, değil mi?
Çok güzel.
Güzel.
Maketi değil...
...sana bunun hakikisini yaptırıyorum.
Birkaç ufak işi kaldı. Doğum gününe yetişecek.
-Gerçekten mi? -(Barbaros) Gerçekten.
Adını ne koydum, biliyor musun?
Kuzey.
Aa! Benim teknem mi olacak şimdi?
Ee, ne zaman çıkarız?
Gördün mü Âdem?
Ne zaman çıkarız diye soruyor.
Yakın dünyayı bu akşam da...
...biz de torunumla serin sularda keyfimize bakalım.
(Müzik)
Ceydacığım, sen hemşireyle beraber Kartal'la ilgilen. Odasına yerleştirin.
Sonra. Babamla konuşacağım.
(Müzik)
Ben öyle baktım.
Şey diye...
(Ceyda) Haklısın.
Her evin girişinde böyle şeyler olmuyor sonuçta.
(Ceyda) Millet girişte paltosunu falan bırakır, bizde bu.
Halam da pek diğer halalara benzemez.
Amca yokluğu çektirmiyor sağ olsun.
Kız halaya çeker derler aslında ama keşke azıcık daha bana çekseymişsin.
(Tuna) Sen şimdi hemşire kızımızı Kartal'ın yanındaki odaya yerleştir.
Balkan abim o oda Ömer'e verilecek demişti.
-Öyle mi? -Evet.
Odasına alsın bari.
Açtır bir yatak, başucunda uyusun.
(Tuna) Tövbe estağfurullah. Nerede görülmüş fedailerin evde kaldığı?
Hadi bakalım. Evimize hoş geldin.
Gel.
Ben sana evi gezdireyim.
(Ceyda) Burası salonumuz.
Sen git yat, dinlen. Çok işimiz var sonra.
Yoo, işimiz şimdi. Şu an.
-Bunu yapanı bulacağız. -Bizim elimiz armut mu topluyor?
Bulundu.
Kim?
Gürbeyler.
Abin içeride büyük abilerini indirmişti ya, işte o dava.
Onlar değil.
-Adnan'ı ara. -Uşağın mı var lan?
Uzanamıyorum ben.
-Görüntülü. -Ne görüntüsü lan?
Başlatma görüntüsünden. Al, kendin ara.
Buyur İskender Bey.
Kartal?
Vay be. Çok şükür, nasılsın?
İyiyim abi. Zahmet verdik sana da oralara kadar, kusura bakma.
Olur mu öyle şey, söyle bakalım.
Abi, şu tamirhanenin arkasındaki dorselere doğru gidersen.
-(Kartal) 45-G1 -Eyvallah.
-(Adnan) Kartal, korkuttun bizi. -Devrilmedik daha.
Neyin peşindesin?
Sana bu yemi kim attıysa oyununu bozmanın peşinde.
(Gerilim müziği)
(Adnan) Aç!
Evet Kartal, kadronun yarısı burada.
Aç!
Burası da yedek kulübesi.
-Ne lan bunlar? -İşte bize sıkan adamlar.
Gürbeyler yaptı dedin ya...
...bak bakalım öyle bir hâlleri var mı.
Adnan, yorduk seni. Kusurumuza bakma sen.
Olur mu öyle şey? Bir isteğiniz olursa söyleyin.
Çocuklara söylerim, gereğini yaparlar. Hadi selametle.
Ben tır dorsesinde iki abimi kaybetmişim!
Gösterdiğin şekle bak, ter bastı. Ne diyeceksen de!
Ne gösteriyorsun bana racon racon?
(İskender) Söyle, başlarındakini getirsinler buraya.
Ötekileri de ilk gemiyle en uzak yere sallasınlar.
Bu Gürbeyleri ne zaman aldırdın diye sormayacak mısın?
Soru o çünkü.
Balkan hapisten çıktığı günden bir gece önce.
(Kartal) Ya.
Onlar yapmadı diyorsun.
Gürbeyleri kim söyledi sana?
Barbaros.
Barbaros bizi şaşırttı mı diyorsun?
Göreceğiz diyorum.
-Zeynep, çantamı odaya bırakır mısın? -(Zeynep) Tabii.
Bu tarafta Balkan abimle Yıldız ablamın odası var.
Yukarıda babam kalıyor, oraya kimse izinsiz geçmez.
Biz bile yani.
(Selin) Abla, sen hemşire misin?
Bak, benim de hemşirecilik oyuncaklarım var. Oynayalım mı?
-Senin böyle kepin yok mu? -Artık takmıyoruz biz.
Ne yapıyorsun sen bakayım? Gel buraya, darlama kimseyi, uyku saati.
Halacığım, döndün mü? Kartal abim seni sordu, özlemiş.
Tamam, ben uğrarım yanına.
Kuzey, Balkan abimin oğlu.
Memnun oldum.
Bu arada teşekkürler. Herkes sizi anlatıyor.
Görevimi yaptım ben.
Niye teşekkür ettin? Neyi anlatıyorlar?
İşinde çok iyi olduğu için.
Peki, senin bir yerine bir şey olursa bundan sonra nereye gidecekmişsin?
Bu ablaya, anlaştık mı?
Çak.
Bu taraftan.
Kartal abimin odası üst katta. Senin odanı da onun yanına hazırladık.
(Müzik)
Bu Kartal abimin odası, bu da senin.
Çantaları bıraktım.
Kartal abimle ilgili herhangi bir yardıma ihtiyaç olursa...
...müştemilattayım Hemşire Hanım.
Normalde korumalar bu katlara pek girmez mi?
Neden sordun?
Öyle sordum. Merak ettim.
Sevgilin yok mu senin?
Güzelsin de.
Yok.
-Hasan abi, Gül'le evli. -Babanın koruması?
Rahmetli amcamın oğlu. Aynur yenge vardı ya aşağıda...
...o da rahmetli amcamın karısı. -Herkes akraba mı?
Bir tek Yaman değil.
Tek bekâr o. Ama onun da aklında biri var herhâlde.
Ben yemeği sorayım.
-Sen mutfakta yersin, tamam mı? -Tamam.
(Gerilim müziği)
(Mehmet dış ses) Bu saat 9'a geldiğinde gelmiş olacağım, tamam mı?
(Melek dış ses) Tamam.
(Gerilim müziği)
(Müzik...)
(...)
Hadi Azize.
Melek için yapacaksın.
Babanın küçücük kızı için.
Annen için yapacaksın.
Yiğit için.
Yaşayamadığı her gün için.
Ondan çalınan ömrü için.
(Gerilim müziği)
(Kapı gıcırdadı)
Ne yapıyorsunuz siz?
(Balkan) Bakacağız tabii topla mı geldin tüfekle mi.
Korumalar hepsini aradı zaten, bırakın eşyalarımı.
Bir de ben bakayım bana ne getirdin.
Eşyalarımı karıştıramazsınız, verir misiniz?
Burası benim evim, istediğim her şeyi yaparım!
Bırak!
İffet yapma bana.
Ne işin vardı erkekler tuvaletinde peşimde?
(Azize) 18 yıl, çokmuş.
-Suçun ağırdı herhâlde. -Kanun ağır demiş.
Yoksa bizde günlük rutin.
Hah.
Ha şöyle.
(Balkan) Biz öyle sinyali...
...yanlış alacak adam değiliz.
(Gerilim müziği)
Şimdi değil.
(Gerilim müziği)
(Azize) Alırım senden.
Bu gece.
Bu gece?
(Azize) Saat tam burayı gösterdiğinde.
(Gerilim müziği...)
(...)
Kaymaçina tatlısı yaptım, mutfakta.
Eskiden sen çok severdin Balkan.
Balkan Bey.
Çok yaşlanmamışsın Gül.
Çocuk nasıl?
(Gül) Oğlan yakında askerden dönecek.
Öpecek elini inşallah.
Senin çıktığını söylediğimde nasıl sevindi bir bilsen.
Upuzun oldu, servi gibi. Maşallah.
Hasan'a çekmiş demek ki.
(Gerilim müziği)
Sen bir şeye ihtiyacın olduğu zaman bana seslen, olur mu?
(Gül) Ben ilgilenirim.
(Aynur) Gül! Neredesin? Oyalanma, miskin!
Bak, o ayran sönüyor, en son karıştırasın onu.
Kolay gelsin.
Sen misin kızım? Bizim miskin gelin sandım seni.
Siz İskender Bey'in korumasının annesi mi oluyorsunuz?
Hasan'ın annesiyim.
İskender Bey'in hem yeğenidir hem de koruması.
(Aynur) Acıktın mı?
(Aynur) Geç şöyle otur.
Birazdan İskender Beyler yedikten sonra kızlar da yiyecekler. Geç otur kızım.
Kolay gelsin.
-İskender Beyler indiler mi? -Yok, daha inmediler.
İyi, o zaman şu çorbanın altını kıs, indiklerinde açarsın.
Ben sizi Kartal Bey'in annesi zannetmiştim ilk gördüğümde.
İskender Bey'in eşi.
Vefat mı etti?
-Yanlış bir şey mi söyledim ben? -Kızım...
...bunu kimseye sorma. Genellikle soru sorma, olur mu?
Burada çok soru soranı sevmezler.
Siz de aileyle beraber salonda mı yiyorsunuz yemekleri?
Yok, ben yemek yemem.
-Nasıl? -Burada öyle atıştırdıklarımla falan.
Kızım, geç otur, dikilme orada.
Kavurma çıktı sıcak sıcak, şekerin düştüyse at bir tane ağzına.
Geç otur.
Bu kavurma adamların anne.
Ben zaten su içecektim.
(Azize) Bir Kartal Bey'e bakmam lazım.
-(Azize) Sonra yerim. -Sen ne yapıyorsun orada?
-Su içeceğim. -Abdestin var mı senin?
Zemzem o.
-Zemzem mi? -Kartal için.
Gece okuyacağım, Kartal'a içireceğim insanlar yattıktan sonra.
Abdestin varsa iç ama.
-Yok. -Yok, olmaz.
Mundar etme onu, ver. Ver ben içeyim.
(Aynur) Bismillah.
Kolay gelsin tekrar.
(Gerilim müziği)
-Kız, senin ne zorun var bununla? -Ne zorum olacak canım?
Ne zorum olacak canım, ben seni anandan uzun tanırım.
-Ne zorun var? -Gözüm tutmadı anne.
-Adamların etrafında dolanıyor devamlı. -Kız, Hasan öyle bir şey yapar mı?
(Aynur) Yapar mı Hasan'ım?
Birine gözü kaymış mıdır acaba hiç? İnsafsız!
Bu evde tek adam Hasan çünkü anne.
Git, git o ağzını çalkala.
(Anlaşılmayan konuşma)
İftira en büyük günahtır, sen bilmiyor musun?
Kız Kartal'ın hayatını kurtarmış, şunun ettiği lafa bak Allah aşkına.
Neymiş, gelin olmak istiyormuş. Sana ne, olsun!
(Aynur) Eltisi misin, görümcesi misin? Allah Allah!
Ha o Pamuk Prenses, ben cadı.
Bütün kötülükleri sen benden bil, tamam mı?
Bir şey çıkacak bu kızdan, görürsün.
(Yaşam destek ünitesi sesi)
Ne oldu hoca?
-Niye çağırdın beni? -Neşe, sen çıkabilirsin.
Umutlar tükendi.
Makineden ayırmak zorundayız.
-Başka kimse biliyor mu? -Heyet bu saate kadar sürdü.
Az önce karar verildi.
Makineden ayrılınca yaşayamayacak, değil mi?
Bütün imkânları kullandık.
Emniyete de yazı yazdım, durumu bildirdim.
-Kimliğini kimse bilmiyor. -Söylediğiniz gibi.
İnsan hep daha fazla umut arıyor be hoca.
(Okan) Ama nedense bünye her gün umudunu biraz daha kaybediyor.
(Doktor) Öyle.
Tamam. Ben biraz yalnız kalayım.
(Duygusal müzik)
Ne yaptın oğlum sen, ha?
Ben bunu ablana nasıl söyleyeceğim şimdi?
Kendimden çok sizin için öldürmek istedim bu Balkan itini.
En çok da ablan için.
Ama vazgeçmeyeceğim oğlum. Sana söz veriyorum alacağım intikamınızı.
Sonra da ablanı karşıma alıp anlatacağım.
Ona ne kadar âşık olduğumu.
(Yıldız) Börek yemen için önce sebze yemelisin, tamam?
(Balkan) Ceyda!
Kim dedi Ömer müştemilatta kalacak diye?
Kim dedi?
(Balkan) Cevap ver.
(Balkan) Cevap ver!
Ben ne dedim sana? Ne dedim?
Siz kimsiniz ulan?
(Balkan) Kimsiniz lan benim lafımı ezecek, ha?
Balkan, yeter! Ne yaptığını sanıyorsun sen? Çocukları korkuttun, bu ne hâl?
Ömer'i hemen buraya aldırıyorsun, koruma değil o.
18 yıl kim vardı yanımda? Babam mı? Kartal mı? Kim?
Ömer falan umurunda değil senin...
...bir de kalkmış bize aile reisliği taslıyorsun.
Koğuş bitti Balkan Efendi.
Bundan böyle herkese doğru düzgün davranacaksın.
(Tuna) Bize, oğluna, kızına, karına, herkese!
Sen benim arkamdan mı konuşuyorsun lan? Ailemi bana mı dolduruyorsun?
Bu çocuk o yüzden mi soğuk bana, ha?
-Baba, yeter! -(Balkan) Sus!
(Tuna) Kuzey! Kuzey, yapma! Hayır Balkan!
(Üst üste bağrışmalar)
Bırak çocuğumu!
Balkan! Sakın. Herkes elinden gelen her şeyi yaptı!
-Yapma! -Bırak çocuğumu, bırak!
(İskender) Bırak torunumu.
Şımarta şımarta hanım evladına çevirmişsiniz.
(Gerilim müziği)
(İskender) Uğraşma el kadar çocukla.
Ben hapse girdiğimde bundan bir yaş büyüktüm.
Kimse el kadar demedi.
Uzatmayacaksın.
Bir hesap sorulacaksa ben sorarım.
Gidin toplatın şunları.
(Gerilim müziği)
Çocuklar babalarını neden sever, bilmem.
Ama evlat babasından neden nefret eder, bilirim.
Bana ters bakıyorsun ya...
...beni beğenmiyorsan, benim yaptıklarımı yapma.
Al silahını peşimden gel.
(Müzik)
İstemem.
İzi kalırsa baktıkça sinir olursun.
Sinirim geçsin istemiyorum.
Annenle kardeşini ne yapacağız peki?
Sana baktıkça üzülmeyecekler mi?
(Müzik...)
(...)
(...)
Amcam iyileşecek, değil mi?
Efendim?
Nakil falan diyorlardı.
Ha. Yok, iyileşecek.
Yakında sizinle yemeklere iner.
Bakabilir miyim?
(Müzik)
Amcanı diğerlerinden farklı çizmişsin.
-Yoo, aynı. -Endişe etme, dediğim gibi.
İyileşecek.
Sizi babanın ellerine bırakmaz.
Hem senin baba figürün daha çok amcan gibi duruyor, o yüzden söyledim.
Yanlış bir şey söylemedim umarım.
-Sızlıyor mu? -Hayır.
Açık verdin, ondan yedin darbeyi.
Böyle yapacaksın. Gardını hiç indirmeyeceksin.
Bir yakınım boksördü, oradan biliyorum.
Maçlarından sonra kritik yapardık.
Artık boks yapmıyor mu?
Hayır.
(Duygusal müzik)
Sağ ol.
(Gerilim müziği)
(...)
(...)
(İskender) Sinirini çoluk çocuktan değil, kanlından çıkar.
İçerideki mevzu da bir daha tekrarlanmasın.
(Gerilim müziği)
Ferhat Gürbey. Ne oldu? Olmadı mı?
Cezaevinden çıkarken çapraza atacakmışsınız.
Soyumu kurutacakmışsınız, ha?
(Balkan) Hepsini dinledim.
Abini içeride ben öldürdüm. (Ferhat hırlıyor)
Sıra sende.
Onlar yapmadı Balkan.
(Gerilim müziği)
Kardeşim!
Hayır!
Gel bakalım, gel.
Demek soyumu kurutacaksın ha?
Hadi. Dur, dur, dur, daha yeni başladık.
Daha yeni başladık.
Onlar yapmadı.
Anlatmadın, değil mi baba?
(Gerilim müziği)
Sen hapisten çıkmadan aldım ben bunların hepsini.
Ya. Kurşunu sıkanlar bunlar değildi.
(Kartal) Söyle.
Bir haftadır konteynırda tıkılıyız.
(İskender) Hasan, kapıyı aç, hava gelsin.
(Gerilim müziği)
Bunlar yapmadı, ha?
Ne iş baba?
İt miyim ben? Sağa sola saldırmayayım diye önüme kemik atıyorsun!
Pusu kuracak mıydı, kurmayacak mıydı?
Evlatlarımın, kardeşimin canına kastedecek miydi, edecekti!
Evet baba ama önce bir--
(Silah sesi)
(Gerilim müziği)
Nasıl? Adam olmuş muyum baba?
Çok laf üretiyorsun Kartal.
İş yapmaya adam lazımmış bu eve.
Bunların da iplerini tutan vardı. Şimdi Allah bilir nasıl öğreneceğiz.
Dibimizde düşman olsa...
...ruhumuz duymayacak.
Biz, bize kurşun sıkan adamı bulamayacaksak...
...kendi kafamıza sıkalım.
(Gerilim müziği)
Yürü Yaman.
(Gerilim müziği)
(Telesekreter ses) Mesajınızı sinyal sesinden sonra bırakabilirsiniz.
Melek, şu telefonunu aç!
Bunu sana söylemezsem vazgeçmeyeceksin, biliyorum!
Heyet kararı çıktı.
Kardeşinle vedalaşman lazım.
Yiğit'i...
...ayırıyorlar makineden.
(Okan) Bırak bu saçmalıkları ve son nefesinde kardeşinin yanında ol.
(Okan) Balkan benim meselem.
(Okan) Sana söz veriyorum, intikamınızı ben alacağım.
Bu gece geleceğim, alacağım seni o evden.
(Müzik)
(Okan) 54-44, Okan Komiser konuşuyor.
(Telsiz erkek ses) Dinlemedeyiz komiserim.
Gidiyoruz.
(Telsiz erkek ses) Arama emri henüz ulaşmadı.
Başlatma arama emrinden! Bana ulaştı.
Gidiyoruz diyorsam gidiyoruz.
Kartal'ın alıkoyduğu adamlar burada. Tamam.
(Telsiz erkek ses) Emredersiniz komiserim.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Erkek) Yat, yat, yat!
(Erkek 2) Önce silahları!
-(Erkek) Geç şöyle! -(Erkek 2) Çök, çök, çök!
(Erkek) Geç şöyle!
Aç.
(Gerilim müziği)
-Bunlar mı kayıp beyler? -Evet, bunlar.
Şimdi bittiniz Alpanlar!
Kartal Alpan mı alıkoydu sizi burada?
-(Erkek) Evet. -Ne?
Evet.
Tamam. Götürün, yazılı ifadelerini alın.
Bu gece Kartal'ı evinden alacağız.
Kapıyı kilitleme.
Ağrım falan tutarsa kapıyı yumruklatma bana.
Rahatsız mı oldun?
Yok.
-Ben-- -(Kartal) Otele gelmedin.
Sen bizim mahremimizdesin. Biz tedirgin oluyor muyuz?
(Gerilim müziği)
Ağrınız mı var sizin?
O yaptığın iğneden yap yine.
Kuvvetli olandan.
Keşke öncekini de yapmasaydık.
Ayakta kaldığınız her saniye zarar.
-İnsanlığa zarar. -Efendim?
Yok bir şey.
(Müzik)
Kollarınızı sıyırın.
(Müzik...)
(...)
Yine sızıntı olmuş.
(Kartal) Kalsın.
Kan iyidir, tutkal yapar.
(Müzik)
Önce kan alacağım.
(Azize) Sabah karaciğer değerlerinize bakmak için istediler.
İğnenizi sonra yaparım size.
Sen...
-Anlamadım? -Siz değil, sen de.
-Böyle iyi. -(Kartal) Sana iyi.
Gördün işte.
Bizim buralarda hayat, bir kurşun boyu kadar.
Siniz, sunuz, her kelimede üç harflik vaktimi yiyorsun.
Burada olduğundan birilerinin haberi var mı?
Ailen?
Uzakta olduklarını öğrenmişsinizdir.
(Müzik)
Bastırın.
Merak mı ettin?
Bu evde bir şeyi merak etmek için bayağı cesur olmak lazım.
Biri bir şey mi yaptı? Korkuttuk mu seni?
(Azize) Otele gelmedim. Sizin mahreminizdeyim.
Siz benden tedirgin olmuyorsanız...
Kartal Bey şu an müsait değil.
Bana hep müsait.
Çıkabilirsin.
(Müzik...)
(...)
(...)
(Müzik)
İçeri girebilir miyim?
Ne yapıyorsun sen burada?
Bana öğretir misin diye soracaktım.
Vaktim yok şimdi. Sonra.
Kimin o künye?
Hatıra.
Kimden?
Babamdan. Hadi odana git artık.
(Selin) Nerede baban?
Hapiste mi?
Benimki hapisteydi.
(Selin) Benim de hatıram var.
Hapisten mektup.
Aslında babam yazmadı. Annem yazdı.
Babamdan gibi.
(Selin) Çünkü onun yazısı gibi yazısı.
Ama ben yine de seviyorum.
Çünkü babam şimdi sinirli...
...ama siniri geçince bana mektuptaki gibi şeyler söyleyecek.
Sen niye sevmiyorsun beni?
(Selin) Ben sana ne yaptım ki?
-Bir şey yapmadın. -Ama sevmiyorsun.
Benim işim seninle ilgilenmek değil.
Ben de seni sevmiyorum artık!
Sevme.
Sevme daha iyi.
Nasılsa bir gün nefret edeceksin.
(Balkan) Annen nerede?
-(Balkan) Ağzınla cevap ver. -(Selin) Bilmiyorum.
(Balkan) Sen benden neden korkuyorsun?
(Balkan) İnsan babasından korkar mı?
Hep bağırıyorsun. Anneme de vuruyorsun.
Kolunu acıttın. Böyle büktün.
Kim söyledi?
-Gördüm. -(Balkan) Yalan söyleme!
(Selin) Dün gece gördüm.
-(Balkan) Yalan söyleme! Annen nerede? -(Yıldız) Buradayım.
Bırak çocuğu.
Birini boğuyordun. Yetmedi mi?
Terbiyesini vermeyen sensin!
Bak, bu yüzden oluyor işte. Sen böyle yaptığın için.
Ne demek bırak çocuğu? Ben bir şey mi yapacağım çocuğuma?
Oğlanı düşman etmişsiniz, buna da başlamışsınız.
Anneciğim, sen odana git, ben geliyorum şimdi. Tamam mı?
Geç odaya! Geç!
(Müzik)
(Kapı kapandı)
Hadi gel abiciğim, sen benim odamda kal bu gece, tamam mı?
(Kuzey) Hem müzik falan dinleriz biz beraber.
(Müzik)
-Çocukların nüfus kağıdını çıkar. -Neden?
Bu ailede hastalık olmuş.
Herkesin ağzında bir neden!
Çıkar diyorsam çıkar!
(Gerilim müziği...)
(...)
Benden şüphen mi var?
Ne bileyim ne halt ettiğini 18 yıldır dışarıda?
(Balkan) Baban torun torun diye deli oluyordu.
Nasıl becerip hamile kaldın hapishane köşelerinde bir kerede?
Belki çocuklar da biliyor.
O yüzden öyle saygısız o oğlun.
Evet. Babalık ediyorsun çünkü.
-Haddini bil! -(Yıldız) Haddim yok benim!
(Yıldız) Yıldız Karakaya'yım ben. Sen haddini bil!
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
(Kapı açıldı)
(Gerilim müziği)
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği...)
(...)
(Balkan) Ne çabuk gece oldu, değil mi?
(Gerilim müziği)
(Kapı kapandı)
Burada olmaz.
Bir yerimiz olsun. Bize özel.
Güzel bir yer biliyorum.
Nerede?
Beni takip et.
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
(Yaşam destek ünitesi sesi)
Senden bunu almaya geldiğimde adalet sağlanmış olacak.
O pislik bir daha kimsenin hayatını çalamayacak.
Beni son kez affet ablacığım.
(Müzik)
Sen bana kavuşamadın.
(Geçiş sesi)
(Azize dış ses) Ama ben sana bir gün kavuşacağım.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
Orada kal! Yat yere! Yat yere!
(Erkek) Yat lan, yat!
-(Erkek 2) Aç kapıyı! -(Erkek) Yat, yat, yat!
(Erkek 2) Aç kapıyı! Yat!
-(Erkek 3) Çekilin! -(Erkek) Geç şöyle, geç!
(Erkek 3) At silahını! At silahını!
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Telefon titriyor)
Efendim amirim?
(Erkek ses) Yarım yamalak iş yapıyorsun Okan Komiser. Derhal geri dön!
(Okan dış ses) Amirim, delilim sağlam.
(Erkek ses) Başsavcı yakalama emrini geri çekmiş. Dön!
Baş üstüne amirim.
(Gerilim müziği)
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği)
Hadi.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
Kimin o künye?
(Azize dış ses) Hatıra.
-(Selin dış ses) Kimden? -(Azize dış ses) Babamdan.
(Kuzey dış ses) Peki, senin bir yerine bir şey olursa...
...bundan sonra nereye gidecekmişsin?
Bu ablaya.
(Yiğit dış ses) Onlar yüzünden bu hâldeyiz abla! Öğrendim!
-(Azize dış ses) Bana bak! -(Yiğit dış ses) Alpanları öğrendim.
Kardeşim!
(Selin dış ses) Benim de hatıram var.
(Selin dış ses) Hapisten mektup.
(Selin dış ses) Aslında babam yazmadı...
...ama ben yine de seviyorum.
(Polis dış ses) Komiserimizi kaybettik. Başımız sağ olsun.
(Selin dış ses) Çünkü babam şimdi sinirli...
...ama siniri geçince bana mektuptaki gibi şeyler söyleyecek.
(Melek dış ses) Anne!
(Melek dış ses) Anne!
Şimdi değil.
Sabah yapıyordun, ne oldu?
-Böyle konuşmadık. -Yapamam.
(Gerilim müziği...)
(...)
Oyun mu oynuyoruz?
Sen kimsin lan?
(Balkan) Oyun mu oynuyoruz?
(Gerilim müziği...)
(...)
Hişt.
Ne yapıyorsun?
-Canını yaktırma! -(Azize) Bıraksana beni!
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
Ben...
...Mehmet Komiser'in kızı Melek.
(Azize) Öldürdüğün adamın.
Dünyanın en iyi babasının kızı.
Ama o yüzden burada değilim.
Senin suçunu üstlenmedi diye döve döve komaya soktuğun Yiğit'in ablasıyım ben.
Hayatını çaldığın o çocuğun ablasıyım!
Gözlerime bak.
(Azize) Gözlerime bak.
Gözlerime bak!
Sen dünyanın en pislik insanısın.
(Azize) Bunu bilerek öl.
Mezarının başında bir kişi bile olmayacak.
Bir kişi ağlamayacak. Çocukların bile!
(Azize) İğrenç birisin sen.
İğrenç birisin sen, iğrenç birisin!
(Gerilim müziği...)
(...)
www.sebeder.org
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.