Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
ÜLKE BEKLEYİŞTE
Üç saat önce Başkan vuruldu.
Skandal'da daha önce…
FBI yüksek alarmı değerlendiriyor.
Ellerinde bir şüpheli tarifi var.
-Bayan Pope? -Evet.
-Siz… -Döndüm mü? Evet.
İhtiyacınız olduğu sürece buradayım.
Başkan Yardımcısı hamle yapıyor.
İki saattir Kabine'yi kendisini
başkan yapmaya ikna ediyor.
Ne yapıyor?
Başkan Sally Langston, ilk kadın
Başkomutan olarak tarihe geçti.
Günaydın.
İlk olarak, bugün burada olmamak için her şeyimi verirdim.
Hepiniz gibi dualarım Başkan,
eşi ve çocuklarıyla.
James Madison Hastanesi doktorları, Başkan Grant'in
durumunun hâlâ kritik olduğunu söylüyor.
Doktorlar dürüst oldular.
Ben de dürüst olacağım.
Başkan'ın birkaç günde uyanacağını umuyorlar.
Uyanırsa ve uyandığında
en az birkaç haftanın beynine verdiği zararın
boyutu bilinmiyor.
Belki daha uzun bir süre.
Bu sırada Başkan'a yapılan saldırının
sorumlusunu veya sorumlularını
arama çalışmalarını genişlettik.
FBI, İç Güvenlik ve CIA liderlerine
sorumlu yakalana kadar, her sokağa girip
her yeri aramaları talimatını verdim.
Aradıkları kişi?
Başkan'ı vurdu sandıkları?
O benim.
MDW'da Albay Jessup'la görüşmeliyim.
Seramoni ve Özel Etkinlikler Komutanı o.
İç Güvenlik ve Adalet Bakanlığı.
Ara ve 13.00'de toplantıya gelmelerini söyle.
Bir dakika. Ne?
-Buraya gelmelisin. -Olmaz.
Daha uzun kalacağım.
-Rica etmedim. -Neyse kendin çöz.
-Rica etmedim… -Bu da ne?
Olmaz. Açık hat.
Harrison. İşim var arayacağım…
Buraya gel, hemen!
Bir saate döneceğim.
Huck.
Nüksetti belki. Onu bulmalıyız.
Bana yardım etmelisin.
Batırdım, başım dertte, Huck.
Ben…
Gelmelisin.
Başı belada.
Dur. Becky seni ne zaman aradı?
Dün veya önceki gün, Quinn'le konuşuyordum ve…
Verna Thornton olarak kayıtlıydı. Yüksek Mahkeme Yargıcı.
Olivia'nın müvekkillerinden, değil mi?
Becky? Soru ne?
Ağlıyordu. Korkmuştu.
Ne yapacağımı bilmiyorum. Gelip beni alır mısın, lütfen?
Bana bir oda numarası verdi. Ben de gittim.
Stanworth'e.
Oda 807.
Kapı açıktı.
Becky?
Ama orada değildi.
Uzaktan kumandalı dürbünlü tüfek demek.
Psikopatlara, ilgi duyanlara, katillere dergi gönderiyorlar mı?
Dürbünde kamera var.
Radyo sinyaliyle hareket eder.
Model uçak uçurduğun teknolojinin aynısı.
Oyuncakçıda, elektronikçide bulabilirsin.
Takip edilemez.
Menzili ne?
Sinyale göre değişir, 150 metre de olabilir,
iki eyalet de.
-Ne yaptın? -Eğitildiğim şeyi.
Beşinci kovanı bulamadım
ama zaman yoktu, merdiven
inip personel kapısından çıktım.
Silahı neden bozup aldın?
Üzerinde yakalansa…
Yapan ve Becky'yi kaçıran kişiyi bulabiliriz.
Silahların hikâyesi var.
Onunla ne yaptın?
Yani bu…
Başkan'ı vuran silah.
Rebecca Flynn. 17 Ocak 1982 doğumlu.
Grafik tasarımcısı.
Dokuzuncu Sokak'ta, ortak alanda çalışıyor.
Bulvarda alkolik toplantısına katılır. Tanışmamız bu.
-Alkolik mi? -Kokain.
Sen alkolik misin?
Bağımlılığım var. Uyuşturucu veya alkol değil.
En son gördüğün an?
Perşembe sabahı.
-Ne zamandır tanışıyorsunuz? -Üç ay.
Huck. Kızı seviyorsun ama sormalıyım.
Seni tuzağa düşürmüş olabilir mi?
Hayır, yalanı anlama konusunda eğitildim. Ayrıca onu tanıyorum.
Bunu bana yapmaz.
Asla. Başı dertte.
Onu alıp o otele götürdüler.
Geleceğimi biliyorlardı. Birinin elinde.
Bir profesonel, işi öldürmek olan biri,
uzaktan dürbüntü tüfekle yapabilecek biri.
Senin gibi biri mi?
Bunu diyorsun, değil mi?
-Quinn. -Becky'yi bulmalıyım.
Onun atılabilir olduğuna karar verirlerse…
O iyi biri. Onu bulmalıyım.
Buluruz, noktaları birleştirip
kiminle konuşmuş, nereye…
-Ben de gidiyorum. -Kal.
-Asla. -Amerika'nın en çok aranan adamısın.
FBI'ın elinde robot resmin var.
Burada kal. Kımıldama. Ofisten ayrılma.
Huck. Bana bak.
Bana bak.
Ofisten ayrılma.
FBI'ın elindeki robot resim bir kişinin tarifine dayalı,
tarif edilene göre
Başkan Grant ve Britta Kagen'ın
vurulmasından dolayı aranan kişi.
Soruşturma detayları için
kürsüyü Adalet Bakanı'na
ve soruşturma ekibine bırakıyorum.
David.
Resim şüpheliyi 8. katta yangın alarmını çalıştırırken kırmızı üstle
gören tanığına göre çizildi.
Otel kameralarından ipucu arıyoruz.
Yüz tanıma yazılımıyla her veri tabanından
eşleşme arandı.
Kabine toplantılarını, Beyaz Saray
programını masana bırakıyorum.
NSA toplantıları tutanağı da orada.
Seni Beyaz Saray
-istihbaratına dahil ederim. -Zahmet etme.
Başkan Langston yüzünden… Üzgünüm.
O kadının seni ofisinden atması Beyaz Saray'da
başka bir ofise geçmeni engellemez.
Başka ofisim var, Mary. Oradasın.
Başkan Grant, büyük ülkenin tek Başkan'ı,
iyileşmeden burayı terk etmem.
…nişancı eğitimli…
Açacak mısın?
-Hayır. -Mary.
Ev telefonun. Ev telefonunu açmam.
Senin aksine hâlâ Beyaz Saray'da çalışıyorum.
Merhaba.
Bayan Novak?
Hayır, işte değilim.
Evet, ben…
Evet, olanlara rağmen bana
ihtiyaçları yokmuş.
Yani en sevdiğim kayınvalidemle konuşmaya zamanım var.
Evet, ben de Başkan'ın atlatmasını umuyorum.
Hayır, James burada değil. İşte.
Evet, iş yerinde ona ihtiyaç vardı.
Bir şey iletmemi ister misiniz?
Sıradaki ziyareti mi? Bilmiyorum, muhtemelen yakın zamanda değildir.
Geçen haftasonu oradaydı.
James geçen haftasonu gelip sizi ve babasını ziyaret etmedi mi?
Hayır.
Karıştırdım sanırım.
Evet, eve döner dönmez sizi aratırım.
Masanda duruyorum. Neredesin?
Babam yine beni
Krystof amca sanıyor.
Üzgünüm. Elimden bir şey gelir mi?
Hayır. Gece burada kalmak istiyorum.
Tabii. Evet. Ne gerekiyorsa.
Teşekkürler.
Görüşürüz.
-James. -David. Selam.
-Ne oldu? -Ne demek istiyorsun?
Dün gece Ohio'da bir şey
buldum dedin. Sonra telefonu açmadın.
Cytron mı konu?
Bak, şimdi bunu konuşamam.
Neden?
Çünkü karışık. Özellikle…
Özellikle bunun ışığında.
Suikast girişimi mi?
Şüpheli geliyor ama bana güvenmelisin.
Tamam ama Başkan'ın vurulmasıyla en ufak en ufak,
ilgisi varsa…
İlk sen öğreneceksin.
Sayın Başkan, ilk kadın Amerika Birleşik Devletleri
Başkanı'nın karşısında
durmaktan şeref duyuyorum.
Çok kibarsınız.
Bunu söyleyecek kişi değilim…
Üslubumu affedin
ama öyle olduğumu biliyoruz.
Başkan Yardımcısı olarak
hakkınızı alamadığınıza inanıyorum. Söyledim işte.
Pozisyonumun zorlukları var.
Ne diyecektin, Hollis?
Tanrı sizi bu göreve neden getirdiyse
bu ülkeyi neden yönetiyorsanız
bir hafta, ay veya daha uzun süre de olsa
bir amaç için yaptı bunu, dünyanın yaratılışı gibi.
Bu amaç kendi tarihinizi yazmanız.
Eğer buna meyilliyseniz.
Verna Thornton'ı ziyaret etme zamanı olabilir.
Hiçbir şey yıkılmamış, eğilmemiş bile.
Becky kaçırılmışsa buradan olmamış.
Hâlâ bağlanmadı mı?
Başkan vuruldu, bakanlık yoğun.
Merak etme. Adamım sağlamdır.
Evet, Jim. Dinle.
Otel kamera görüntüleri
olay öncesi, sonrası.
Kopyası lazım. İyilik borcunu öde bana.
Alkollü araç kullanma cezasından kurtardım. 12 bin.
"Sana borçlandım" tam da bu demek.
Bekle, bekle…
Ne büyük borç.
Karantinadalar. Bir şey yayınlamayacaklar.
Arayabileceğim biri var.
Otel güvenlik kamerası ne oldu?
FBI aldı. Belleğe kopyaladılar mı, ona bakıyorum.
İkimiz de alay konusuyuz o zaman.
Cytron patlaması için ben. Başkan'ın vurulması için sen.
-İlişkililer gibi geliyor. -Ne diyorsun?
Beni Cytron patlması tuzağına düşüren
ellerinden kaçmama kızmış olmalılar. Beni alanın
sen olduğunu öğrendilerse…
Önce öfkelenmişlerdir. Daha önemlisi
araştırdılarsa eski CIA üyesi olduğunu bilirler.
Suç atılacaksa hükûmetin
kenara attığı biri gibisi var mı?
Kimdi onlar, Huck?
-Bana tuzak kuran kim? -Bilmiyorum.
Bilmiyorsun çünkü sormadın
veya beni Verna Thornton'ın uçağıyla
ülkenin diğer ucuna uçurup yeni kimlikle otele bırakan
kişi değilsin gibi mi davranıyorsun?
Hiç sormadım.
Bir kadın sana birini kaçırmanı söylerse sebebini sormaz mısın?
Olivia Pope bu sadakati hak ediyor mu?
Kızım arkadaşımı bulmaya çalışıyorum.
Yardım edecek misin?
Selam.
Selam.
Son 72 saatin otel güvenlik görüntüleri.
Teşekkürler.
Becky üç aydır çalışıyormuş.
Kartları üç ay önce mi çıkmış?
Ve Huck'la çıkma tarihi…
Üç ay önce.
Abby? Bu ne?
Otel odasına tek başına gitti.
Üst katta buluşmuşlardır.
İmkanı yok.
Sekizinci kattaki kameralarla oynanmış.
Huck, telefonuna baktım.
Hiçbir satıcıyla görüşmemiş.
Konuyla ilgili kimseyle. Sadece sen, Huck.
Üç ay boyunca o telefonla sadece seni aramış.
Kanıt değil. Bırakıyordu.
Hayatını bırakıp ayık kalmak için geldi buraya.
Çok arkadaşı yoktu.
Hesaplarını kontrol ettik. Kira ve ihtiyaçlara
yetecek kadar para tutmuş.
Çek yazmamış.
Huck,
Becky diye biri yok.
-Var. -Kandırdı seni, Huck.
Bunu asla yapmaz.
Üzgünüm.
Hata yaptın. Onu bulacağım.
Olivia gitme dedi.
-Kim durduracak? -Dur.
Eğitimli bir katilim.
Anlıyor musun?
Beni geçmeden gidemezsin.
Bir şeyi kaçırdın.
Becky hakkında yanılıyorsun. Bana yardım edemezsin.
Hiçbiriniz.
Kendim halledeceğim.
807
807 POI 1763
Sayın Başkan.
Selam, Yargıç Thornton.
Kötü hissetiğinizi duydum.
"Kötü hissetmek" yetersiz kalır, değil mi?
Yapabileceğim bir şey var mı?
Kendine bakmalısın.
Kendi iyiliğin için. Ülkenin iyiliği için.
Sağlığına odaklanmalısın,
enerjini iyileşmeye harcamalısın.
Stresli bir iş böyle bir durumda sana iyi gelmez.
Geri çekilmiyorum.
Yargıç Thornton, Başkan'ın bir ricada bulunuyor.
Kabul etmemek vatanseverlik değildir.
15 dakikalığına Başkan sizsiniz.
Sonra bitecek.
Ben kürsüde oturuyor olacağım.
Demir akciğere bağlı hüküm vermem gerekirse de
kürsüde olacağım.
Yüksek Mahkeme'de oturduğun koltuğu
doldurma yetkisi bana ait.
Kampanya sırasında bu söz bana verildi.
Benim. Ve bu hakkı kullanacağım.
Senin gibi sol kanat, bebek katili,
homoseksüel sevici, tanrısız biri olmayacak seçimim.
Hemen istiyorum.
Bana vereceksin. Vermezsen liberal
gazetelerinden birine, ileri evre kanser
olduğunu sızdırırım.
Onay duruşmaları sırasında da ileri evre kanser olduğunu.
Amerikalılara ileri evre kanserin hakkında
yalan söylemeni.
Sistemine giren ilaçların, geceleri aldığın
tıbbi kenevir ilaçları dahil,
muhtemelen karar verme yetini etkilediğini.
Ülkenin en yüksek mahkemesinde verdiğin her kararı
tartışmaya açarım.
Seni basının ve tarihin gözünde
itibarsızlaştırırım.
Dünyada kalan kısıtlı zamanını mahvederim.
V bunu yapmaya hakkım var çünkü Tanrı'nın hakikati bu.
Kürsüden geri çekil, Verna.
Kibarca istiyorum.
Öğle yemeğine gelmen güzel oldu.
Şey, itiraf etmeliyim ki
eve dönünce bulacağım şeyden endişeliydim.
Dört saat siyasetsiz kaldın.
Seni bir köşede C-SPAN izlerken
ve Kongre kayıtları okurken bulacağım sandım.
-Ama iyisin. -İyiyim. Çok iyiyim.
Biraz araya ihtiyaç vardı.
Yani…
-Babam nasıl demiştin? -Ne?
Baban. Geçen geceyi onun evinde geçirdin.
Fitz ve vurulması konusundan
onu konuşmaya fırsatımız olmadı.
Merak ettim, baban nasıl?
Daha iyi mi? Daha kötü?
Aynı, sanırım.
Hardal lazım. İster misin?
Hayır, teşekkürler.
12025550174
İşte. Bu o.
Yangın alarmını çalan kırmızı kapüşonlu adam
ve ateş edilen
sekizinci kata gidiyor.
Yüzünün net açısı yok.
Yüzü net değil,
sekizinci kat kamerasıyla oynanmış.
Buradan sonra görüntüsü yok.
Ama dikkatinizi tekrar ekrana verirseniz…
İşte. Gördünüz mü?
Kadının telefonunu aldı.
Parmak izini de bırakmıştır.
Kadını buldunuz mu?
Şuan arıyoruz.
Huck'ın parmak izleri. Hükûmet veritabanlarında varlar mı, bak.
Tamam, ama önce…
FBI'ın elinde Huck asansörde bir telefon alırken
-çekilen görüntü var. -Tamam, ama…
Telefonu ve izlerini
bulurlarsa eşleşecek mi öğrenmeliyiz.
Bu durumda kadını arayıp
telefonunu FBI'dan önce almalıyız.
Liv, Huck gitti.
Ne?
Pazartesi makarna, pazar sandviç günü.
Ama bu gece favori gecem.
Pizza yiyip oyun oynarlar.
En iyi kısım bu, oyun gecesi.
O Carol, 34 yaşında, doğal sarışın ama sorun değil.
Lisede matematik öğretmeni.
Bu da Billy, spor malzemeleri satıyor.
Böyle bir şey var, spor malzemeleri.
Küçük kızlar sekiz yaşında Lucy
ve on yaşında Sarah Beth.
Peki ya sen?
Sen ne yapmayı seversin?
Merhaba, Huck.
Ne, konuşmayacak mısın?
-Bana tuzak kurdun. -Evet, öyle.
Seni kim tuttu?
Söyleyemem, biliyorsun.
Meslek etiği. Bir kızın standartları olmalı.
-Kimsin sen? -Ben Becky.
Sunnybrook'tan Rebecca gibi.
Memnun oldum, Huckleberry Finn'den Huck.
Öleceğim gün bugün mü? Önceden bilmek isterim.
Öldürmeyeceğim. Neden yapayım?
Sen ve ben aynıyız.
Tabii ben Başkan'ı vurdum. Bu büyük bir iş.
Beni suçlamak istiyorsun.
Seni suçlamak istesem çoktan
Gitmo'nun karanlık hücrelerinde olmaz mıydın?
Oteli senin kartınla ödeyebilirdim.
DNA'nı her yere bırakabilirdim.
Seni öldürüp
kendini de vurdun gibi gösterirdim.
Yapmadım. Yapmalıydım ama yapmadım.
-Neden? -Senden hoşlanıyorum, Huck.
Başkan'ı vurdun.
-Ne olmuş? -Becky.
B-613 üyesiydin. Üç dünya lideri öldürdün.
Kalp krizi süsü verdi ama yine de üç.
Ben bir tane vurdum ve benden iyi biri misin?
Koleksiyon sorunun için mi toplantılarda sandım seni?
İnsanları öldürmeyi seviyorsun. Yaptığın şey bu. Busun sen.
Seni ele geçirdiğim için öfkelisin.
Çünkü gardını indirdin ve seni kandırdım.
Huck, asıl noktayı kaçırma.
Benziyoruz biz. Benim gibisin.
Aynıyız.
Birbirimiz için yaratıldık.
Her gece burada oturup
küçük ailenin sandviç yemesini izleyebilirsin
veya benimle gelirsin.
Benimle gel.
Şehirden ayrılıyorum. Beraber kaçarız.
Bonnie ve Clyde gibi saklanırız.
Sadece sen ve ben.
DÜşün bunu, Huck.
Nerede olacağımı biliyorsun.
'94 du Bellay Chateauneuf du Pape.
Özel bir durum mu var?
Kocam beni aldatıyor.
Ne dedi?
Ona sormadım. Ailesini ziyaret etmek
hakkında yalan söylüyor.
Seni seviyor.
Benden çok daha genç ve çok yakışıklı.
Biraz da sürtük.
Cyrus.
Benimle tanışmadan önce sürtüktü. Bunu çok çekici bulmuştum.
Bunu yapmamalıydım
çünkü genç, yakışıklı
kocam beni aldatıyor
ve tek başıma yaşlanacağım.
Aldattığından emin değilsin.
Özel dedektifim dönüş yapınca emin olacağım.
-Dedektif mi tuttun? -Yapmaz mıydın?
Evet, tek başıma yaşlanacağım.
Listeler yapıyorum.
Fitz'in favori şarkıları, sevdiği gruplar, alıntı yaptığı şiirler,
kararkterine uyan İncil'den alıntılar, sevdiği ilahiler.
Sally bana cenazesini planlatıyor.
Mellie bir kez ziyaretime izin verdi.
Sonra ayrıcalıklarımı sonlandırdı.
Veda bile edemeyebilirim.
Bunu bir kez söyleyeceğim ve tekrar etmezsem iyi olur.
Bana III. Fitzgerald Thomas Grant
ölecek deme bir daha.
Senin bunu söylemen kabul edilemez.
Sana hayatımın aşkı diyor.
Ondan vazgeçmeye cürret etme.
Evet.
Haberleri izleyelim mi?
-Evet, tabii. -Tamam.
Yalnız başına yaşlanmayacaksın.
Asla yalnız değilsin. Ben buradayım.
Bu şantaj.
İncil'i zorlayan kadın bana şantaj yapıyor.
Ona pes etmek istemiyorum. Etmem.
Görevde resmi Başkan varken istifa edecek kadar
yaşamak için her şeyi yapacağım.
Yasal Başkan Fitz.
Anladın işte…
Hastanede yaşam savaşı veriyor
ve seçilme şekliyle alakası yok.
Vatansever ve resmi Başkan.
İkimiz de hastane odalarındayız.
Karma tuhaf bir şey.
Yaptığımızın bedelini ödüyoruz.
Liv, bu işi Sally'yle çözmek mümkün mü?
Şantaj yapmasını engellemem mümkün mü?
İstifa et. Kürsüden çekil.
Liv!
Mirasını korumanın tek yolu bu.
Kalan zamanını ailenle, torunlarınla geçir.
Kulağa hoş geliyor.
Tüm gün kırmızı kapüşonlu giyen adamın resimlerini gördüm.
Huck'a çok benziyor.
Hah.
Söylediğim gibi,
karma tuhaf bir şey.
Seninle geleceğim.
Gerçekten mi?
Evet, biz aynıyız.
Aynı şekilde yetiştik.
-Seni seviyorum. -Ben de seni.
Gerçek adın ne?
Fark eder mi?
Hayır, etmez.
Eşyalarımı almak için bir saat ver.
-Mekânında buluşuruz. -Tamam.
Yumuşatmadan söyle. Ne kadar sürmüş?
Ciddi mi? Fotoğraf çektin mi?
Araştırdım.
Kocan kimseyle görüşmüyor.
Şükürler olsun.
Telefondaki numaranın sahibi David Rosen.
David Rosen?
Federal savcı.
Eşcinsel değil.
Bir kızıl terk etmiş. Zor atlatıyor.
James'i bir bilgi için aramış ama gördüğüm
kadarıyla James bilgiyi paylaşmamış.
Bak, kaba olmak istemem
ama ben sanatçıyım. Alanımın yenilikçisiyim.
Bana ödediğin avans çömert
ama kocan her Ohio'ya küçük
bir şehre iş gezisine gidince beni arama.
Hangi şehir? Ohio'da. Hangi küçük şehre gitmiş?
Defiance, Toledo akınlarında.
Gider hesabından ödemiş. Kişisel değil, iş.
Takip etmeye devam et. Ne kadar istersen veririm.
Asansördeki kadını takip ettim.
-İyi haber. -Ne yazık ki FBI'da etmiş.
Dokunduğu telefon onlarda.
Geç kaldık. Üzgünüm.
İyi haber değil.
Huck, neredesin?
Aklını mı kaçırdın?
Ofise dön. Burası güvenli değil.
-Veda edeceğime söz verdim. -Ne?
Otel odasındaydım. Görüldüm.
-Olsun. Sen yapmadın. -Olsun. Görüldüm.
Asmak isterlerse asarlar.
Ne?
-Sana ulaştı, değil mi? -Hayır.
Öyle. Seni buldu ve ikna etti.
Huck, o Başkan'ı vurdu.
Sadece o da değil, Başkan'ı vurup suçu sana attı.
-İşini yapıyordu. -İşini mi?
Huck, konu artık sadece sen değilsin.
Konu sevgilin kafasından vurduğu için
hastanade yatan adam.
Kendini korumak için seni kullanan kadın,
bunu göremiyorsan körsün.
-Huck. -Dokunma bana.
Kimi seveceğine
karışıyor muyum? Hayır. Sen de karışma.
Bağımsızlık Bulvarı'ndan, Pennsylvania'ya dönüyor.
Bayan Pope.
Cenaze için muhtemel rotaları tartışıyorduk.
Cenaze Kongre Binası'nda
olur diye düşündük. Geleneğe göre
24 saat ziyarete açık olmalı.
Evet. Tabii ki.
Tabut açık mı olmalı kapalı mı?
First Lady'ye iletirim bu soruyu.
Askeriye ve protokole gelince
yedinci sayfayı açın,
21 pare top atışı yapılacak,
altı merasim kıtası First Lady'ye sunmadan önce
tabut bayağını katlayacak.
Ayrıca ABD Hava Kuvvetleri
kayıp adam hava uçuşu düzenleyecek.
Tabutu dışarı koymayı düşündünüz mü?
Açık alanları sever.
Becky'yle bir saat içinde buluşuyoruz.
Evinden çıkınca
10 dakika bekle, silahı yerleştir.
Anlaşıldı. Huck?
-Evet? -Doğru olanı yapıyorsun.
10 dakika dolmadan gitme.
Genelde bir şey unutulduğu düşünülüp dönülür.
Ben geldim! Cyrus?
Bu da ne…
Hepsini sen mi pişirdin?
Dışarıdan söyledim.
Olsun, masayı sen kurdun…
Amalia kurdu.
Bugün izinli ama çağırıp masayı kurdurdum çünkü…
Ben liderim.
Cyrus Beene.
Ama bir sebebi vardı.
Ne yaptın?
Bugün 15.42'de hastanede bir bebek doğdu.
Bir kız. 2 kilo, 580 gram.
Evet dersen bir haftaya onu eve getirebiliriz.
-Bebek mi çaldın? -Hayır…
Satın mı aldın?
Ayarlamalar yapıp bizi ön sıraya aldım,
bu yanlış, çok yanlış.
Ama Cumhuriyetçi liderim,
senin de hayalin bir bebek, yani…
"Neden şimdi?" diyor olmalısın.
Daha önce bebek istememiştim, neden şimdi?
Birisi en yakın arkadaşımı vurdu.
Hastane yatağında yatıyor, ölüyor.
Bu yüzden aile kurmak istememek saçma geliyor.
Hastanede bir kız bebek var.
Evet dersen bir hafta içerisinde kızımız olabilir.
Evet.
Biliyorsun, yakında işe döneceğim.
Evet. Bebek bizim.
Bu evde kalmalısın demek.
Evet.
İstifa etmelisin.
Birimiz evde kalmalı…
Evet demeyi bırakmayacağım.
Evet mi?
Evet.
Evet, evet, evet.
Tamam. Buraya gel.
Aradığınız numara, 202-555-0186,
kullanılmıyor.
Becky'yle bir saat içinde buluşuyoruz…
Becky'yle buluşuyoruz.
Evden çıkar çıkmaz,
10 dakika bekle, silahı yerleştir.
Anlaşıldı.
Becky'yle buluşuyoruzr.
Evden çıkar çıkmaz,
10 dakika bekle, silahı yerleştir.
Anlaşıldı.
Becky'yle buluşuyoruz.
Evinden çıkar çıkmaz,
10 dakika bekle, silahı yerleştir.
Anlaşıldı.
Başkan Grant'in cenaze planı, First Lady'nin onayı bekleniyor.
Hım.
Cenazede neden binicisiz bir at olacak?
Artık ata binmeyen bir savaşçıyı temsil ediyor.
Ters asılmış botlar?
Bir liderin son kez dönüp ordusuna bakmasını temsil ediyorlar.
İyi iş.
Umarım kullanmamız gerekmez.
Bu arada FBI o kadının telefonundan
izleri aldı mı?
Aldı.
Ama eksikti.
Tutuklanmış şüpheli olmadan bir işe yaramıyor.
-Başka bir şey var mı? -Hayır.
İyi geceler, Başkan.
İyi geceler.
Olivia.
İşte istediklerini yapacak bir başkan.
Paylaşmayı bilmez misin?
Birlik olmalıydık. Anlaşmamız var.
Ben bu anlaşmanın neresindeyim?
Verna'yı bitirdin.
İlk kanı sen akıttın. Sen ve Verna
Lindsay Dwyer için birlik oldunuz.
Benim sonrasında yaptıklarım
tamamen adil.
Seninki dün çıldırdı. İki bebek dükkânına gitti.
Önce arabaya bebek koltuğu takmayı öğrendi.
-Heyecan vericiydi. -Şimdi nerede?
Hâlâ bebek dükkânındadır. Döneyim mi?
Sorun değil. Takip etmene gerek yok.
En azından şimdilik.
Bu biberonlar yeni doğanlara uygun.
-Kız mı, erkek mi? -Kız.
-Tebrikler. -Sağ ol.
Sorunuz olursa köşedeyim.
Teşekkürler.
Tamam, nerede kalmıştık?
Ulusal seçime hile karıştırılmasında.
Kanıtlarım dedin.
Evet ama Grant'in ekibinden bilenleri kanıtlayamam.
Kocan duydu mu bunu?
Bebek teklif etti bana. Bebeklerden nefret eder.
-Yani biliyor. -Seni takip edecek.
Bu yüzden bunu almalısın.
Bu ne?
Defiance oy makinesinden çaldığım hafıza kartı.
Kaybedersen Watergate'den beri en büyük hikâye gider.
Tutarsan…
Tüm yönetimi beraber bitiririz.
Gitmeliyim.
Sayın Başkan,
Yüksek Mahkeme Yargıcı Verna Thornton.
-İyi görünüyorsun. -Evet.
İstifa mektubunu mu vereceksin?
-Elimde. Ama… -Ama…
Ama size başka bir şey vermek istiyorum.
Koltuğun hariç senden
bir şey istemiyorum…
Kırmızı kapüşonlu adamın adını bile mi?
Size istifa mektubumu verebilirim.
Veya Başkan'ı öldürmeye çalışan
adamın adını.
Dünyanın en çok aranan adamının. Sizin Usame bin Ladin'iniz.
Bir hap sizi büyütür, diğeri küçültür.
Buraya gelmelisin. Huck için.
Ailesini öldürdüğünü söylüyor.
Bu ne demek, biliyor musun? Ne ailesi?
Huck, beni dinlemelisin.
Bu yanına kalmayacak. Onu bulacağız.
Onu bulacağız.
FBI'a Becky'yi anlatmalıyız.
İşe yaramaz. Kayboldu.
Ne olmuş? Binlerce ajan onu arar.
Tüm ülke onu arar.
Tüm ülke seni iki yılda
buldu süper ajan da değilsin.
Becky'yi araştırırlarsa Huck'ın bağlantısı bulunur.
FBI eksik iz bulmuş.
Eşleştiremedikleri sürece sorun yok.
Bubu izleyemem.
Sus.
Nerede o?
Yat yere! Yat yere, şimdi!
Ondan uzak dur.
Hareket etme! Hareket etme!
Suçlama ne?
Vatanseverlik Kanunu kapsamında tutuklandı.
Alt yazı çevirisi: Aybala Demirbaş
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.