All language subtitles for Scandal (2012) S02E06 (1080p NF WEB-DL DDP5.1 AV1) - Vialle.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian Download
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

David Rosen kim ve neden sorunumuz var?

Skandal'da daha önce…

David Rosen, Cytron ve Doyle Enerji arasındaki bağlantıyı bulursa

buradaki herkes ömrünün kalanını hapiste geçirir.

Biraz araştırma yaptım. Cytron yalnızca

bir internet güvenlik şirketi değilmiş.

Yazılım da geliştirmişler.

Resmi olarak kumar makinesi.

Gayriresmi olarak?

Oy makinesi.

İşini yeni aldın, David.

bir şey demeyecektim ama…

Hayır, doğrusunu yaptın.

İşte böyle.

Diğerlerine bildireyim mi?

Hayır.

Geciktim mi?

Son dakika yetiştiniz. Buyurun.

Teşekkür ederim.

Sorun yok. İyi günler.

ABD POSTA HİZMETLERİ

OLIVIA POPE WASHINGTON D.C.

Peki. Adam Çin'i açtı.

Watergate'ı çürütüyor mu?

Hiçbir şey Watergate'i çürütemez. O bir felaketti.

Yine de Nixon harika bir başkandı diyorsun.

İşinde iyi olduğuna inanıyorum.

Beni üzüyorsun.

Her an ağlayabilirim.

Bir eylem, insanı tanımlamaz.

Başkanlığı tanımlayacağını da sanmıyorum.

Tabii Cumhuriyetçiysen.

Peki, tamam. Demokrat mı istersin?

-William Jefferson Clinton deme… -William Jefferson Clinton.

Yine mavi elbise konuşmasına döndük.

William Jefferson Clinton zeki, bilgili ve kusursuz bir politikacıydı.

Mavi elbise bunu geçersiz kılmaz.

Nixon Demokrat adayların ofisine böcek yerleştirdi.

O mavi elbise sayılmaz. Adam bir suçluydu!

Çin'i açan biriydi.

Bu güzel akşam için sağ ol.

-Bitti mi? -Edison.

Nixon'la ilgili bir şeyler diyeceğim. Senin evinde.

Seninle yatmayacağım.

Reagan hakkında da ilginç düşüncelerim var.

Bu ikinci randevumuz.

Biz birlikte yaşadık.

O kitaplığını ben yaptım. Saçını ütülemeni izledim.

Bu ikinci randevumuz değil, 4000. randevumuz.

İyi geceler, Edison.

Times sitesini yenileyince önüme bu çıktı.

Baksana.

"Yarını Güçlendirmek Doyle Enerji siyasal eylem komitesi,

beş eyalette oylama için milyonlar bağışladı.

Teklif edilen boru hattının

Kanada'dan Körfez'e gitmesi bekleniyor."

Yani konu, boru hattı.

Oy makineleri, patlama bununla ilgili.

Öyle görünüyor.

Ne?

Düşünüyorum.

Çekmece ister misin?

Ne?

Bir çekmecem var, içinde pek bir şey yok.

Dolabımda. İçinde doğa yürüyüşü için aldığım çoraplar var.

Ama hiç doğa yürüyüşüne çıkmam.

Düşündüm ki belki sen istersin.

Yani, iyiyiz, değil mi? İyiyiz gibi hissediyorum.

İyiyiz.

Çekmecemi istiyor musun?

David, çekmeceni çok isterim.

-Ben duş alacağım. -Tamam.

DOYLE ENERJİ'NİN CAPITOL HILL'E ETKİSİ

HAZIRLAYAN JAMES NOVAK BEYAZ SARAY BAŞMUHABİRİ

Hollis Doyle hakkında makale yazmışsın.

Ön sayfa, manşetin altında.

James, Hollis Doyle hakkında makale yazmışsın.

Ön sayfa, manşetin altında.

Hollis Doyle hakkında makale yazmışsın!

Ön sayfa, manşetin altında. Benimle gurur duymalısın!

Yataktaydık. Sen üşütmüştün.

Erişte yiyordum.

Doyle Enerji reklamı çıktı ve bir şey söyledim.

-Ne dedim? -Cyrus.

-Bebeğim… -Hafızanı tazeleyeyim.

Hem de bu makaleden okuyarak.

Times'ın ön sayfası, manşet altındaki makaleden.

Şöyleydi, "Hollis Doyle kızarmış, taşralı, akraba evliliği bir kıronun teki.

Onu asla Beyaz Saray'a sokmazdık.

Tabii, açık çekle gelmeseydi."

Senin değil, üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisinin sözü.

Senin üst düzey Beyaz Saray yetkilin olduğumu bir aptal bile bilir!

İşime dönmemin heyecanıyla,

çizgiyi aştım. Özür dilerim, bu hataydı.

Özür dile, hataydı de ama…

Müdürüme göre

yönetim hakkında yazılmış en iyi ifşa bu.

Altın diyorlar.

Hollis hakkında daha çok araştırma istiyorlar.

Ve benim yazmamı. Kimsenin değil, benim.

Soluduğum bu hava ne ender, biliyor musun?

Ben Woodward'ım. Bernstein'ım.

Geri döndüm, hayatım. Hem de öyle bir döndüm ki!

James, Hollis Doyle hakkında yazamazsın.

İzle de gör.

Ona güvenmelisin.

Güveniyorum. Cidden.

Sadece parmak izine, geçmişine bakmak istiyorum.

Belki DNA analizi ve GBT'sine de…

Huck. O iyi, normal bir kız.

Normal tuhaf geliyor.

-Hukuk kitaplarım için yer lazım. -Ne kitabı?

Yerim olsa koyacağım kitaplar.

Stephen'ın ofisi lazım.

-Kimse orayı almayacak. -Öyle boş kalamaz ya.

Stephen için bir anıt gibi.

İkisinden birini seçemiyorsan ben…

-Tabii. -İyi deneme.

Niye nota kâğıdı göndermişler?

-Ve 100.000 dolarlık bir çek. -Kimden?

Yazmıyor.

Don Giovanni. Artık opera mı yapıyoruz?

Bu sırf Mozart değil.

Klasik casusluk. Abwehr'e kadar dayanır.

Nazi istihbaratı.

Kim yaptıysa eski kafalıymış.

Mors kodu mu o?

O kadar basit değil ama aynı prensip.

Teknoloji ne kadar ilerlese de analog en iyi yöntemdir.

-Ne diyor? -İşte burada. "Onları koruyun."

Kimi koruyun?

-Bunlar isim. -Kimler?

-Casusların sanırım. -Casus mu?

Nereden biliyorsun?

Çünkü bu isim, benim adım.

Damgada Ann Arbor yazıyor. İki gün önce basılmış.

O gün haber ajansında bir intihar haberi vardı.

Bir adam caddede, sabah vakti kafasına sıkmış.

-Robert Brooks. -Hatırladın mı, Huck?

Fotoğraf var.

Sokakta intihar etti

-Bu Crosby. -Crosby kim ya da kimdi?

-B-613'te istihbarat subayımdı. -B-613 nedir?

Quinn.

Bu kötü. Çok kötü.

Neden kendini ulu orta vurmuş?

Way of the Samurai gibi bir şeref cinayeti mi?

Dışarıda yapmış, suikast olmadığını bilelim diye. Yoksa…

Bu kötü. Çok kötü.

Casustu, biliyorum ama…

Dur. James Bond gibi mi?

Soğuktan Gelen Casus gibi mi?

Kurgu değil, gerçek. Huck katil casustu.

Bence "-tu"su fazla.

Bir katil casus hep öyle kalır, değil mi?

Diğer isimler de mi katil casuslar?

Huck.

Huck, ne yapıyorsun?

Gitmeliyim. Hemen.

Gitmek mi? Nereye?

Bilmeseniz daha iyi. Hoşça kal.

Huck! Dur.

Benim alanımdayız, tamam mı?

B-613 çok gizliydi.

CIA desteğiyle kayıt dışı yürütülüyordu.

Hayalet olmalıyım.

Adım… Gerçek adım değil, takma adım Huck

Pope ve Ortakları'nda kullandığım isim.

Ama asıl adım listedeyse kaybolma vakti gelmiştir.

Kurallar bunlar. Duramam.

Crosby listeyi bana gönderdi. Çek de benim adıma.

Yani bu neyse seni korumak için ne yapmalıysam

bu benim alanımda, senin değil.

Yani, bunu düzeltebiliriz.

-Liv… -Güven bana.

Bırak ben ilgileneyim.

Bırak seninle ilgileneyim.

Tamam mı?

Sana 24 saat veriyorum.

Tamam.

Gözünüzü dört açın.

Kaynaklarımıza bakalım. Ulusal Güvenlik, medya, CIA.

Bakalım bir şey var mı?

Hayaletleri korkutan neymiş?

Kimse basından dayak yemeyi sevmez.

Ama duyduğum kadarıyla dayağı atan senin sevgilinmiş.

Aslında evliyiz.

-Karın o zaman. -Kocam.

Pardon. Bilirsin, koca sensin sandım.

Yine koca oluyor.

İki koca.

Bir şey ima etmiyordum.

-Benim üstüme… Neyse. -Sadede gel, Hollis.

-Ona ne diyorsan… -Koca. Kocam diyorum.

Ona hâkim olsan iyi olur. Ve sesini kıssan.

Kocam James profesyonel bir gazeteci.

İşinde çok iyidir.

Ne ben ona ne yazacağını ne de o bana

Başkan'a ne diyeceğimi söyleyebilir.

Beyaz Saray'da sahibiymişim gibi dolaştığımı söylemiş.

Doğru değil mi? Nasıl oluyor da şu an ofisimdesin?

Randevun yok.

Bu nasıl istediğin gibi dolaşmak değil?

Konuyu anladım.

Sen de beni anla.

Sorunlarım, senin sorunların.

İşler ters giderse sonunda onun sorunları olur.

Sen ve kocan birbirinize istediğinizi deyin.

Ama karının dizginlerini eline al.

Nigel Sarnoff.

Uluslararası usta hacker.

Kimse yüzünü görmedi. Gerçek kimliğini bilen yok.

Yedi ana çok gizli belge dökümünden sorumlu.

2002'de siber sahneye çıkmış.

30 yıl öncesinden tonla diplomatik tebliği

açığa çıkarmış.

Aynısını iki yıl önce Savunma Bakanlığı'na da yapmış.

Bu da sonsuz oturumlara, ihraçlara neden olmuş.

Ölünce Pentagon'da şampanya patlatmışlar.

İnternete göre düzmeceymiş.

Sarnoff iki yıldır yeraltındaymış.

Hacker sohbetlerine göre geri dönmüş.

Büyük bir şey yayacakmış. Pek yakında.

İstihbarat camiasının odak noktasında sanırım.

Huck?

Bilmem gerek, B-613'teki bilgilerin paylaşılması ne kadar kötü olur?

Bir şeyler yaptık diyelim.

Ulusal marşı söylemenizi güçleştirecek şeyler, ciddiyim.

Ulusal güvenlik adına kötü adamlar olduk.

Sarnoff'u nasıl buluruz?

Dikkatlidir. İzlerini gizleyen bir hacker ordusu vardır.

Eminim avukatları da. Temsilcisi kimmiş bulun.

Sarnoff büyük bir müvekkil.

Çalışabileceği altı avukat var.

Hangisi bulun, toplantı ayarlayın.

Avukat. Güzel yer.

Doğal çim.

Nigel Sarnoff nerede?

Burada.

Bayan Pope, hayranınızım.

- Farklı gündemlerimize rağmen. -Yani?

Siz gerçekleri bastırırken ben ortaya çıkarıyorum.

Bu durumda, B-613 üyeleri üzerindeki örtüyü kaldırıyorsun.

Uzun süredir emekli olan insanların hayatını mahvediyorsun.

İşkence, darbe, suikasttan emekli.

Onlar hiç masum değil, Bayan Pope. Ellerinde kan var.

Ne bekliyorsun o hâlde?

Yeni haber bültenini. G8 Zirvesi sonucunu,

dünya liderlerinin evine dönmesini.

Katılıyorsunuzdur ki hükûmet yolsuzluğunun ifşası,

halkın azami ilgisini hak ediyor.

İyi günler, Bayan Pope.

Kurumda B-613 bilen kim var?

Kimse. Crosby ayrı bir birim olarak yürütüyordu. Tecritteydik.

Listede sen hariç kaç isim var?

Beş.

Onları getirmeliyiz.

Bu insanlar, benim yaptığımı yapıyor. Profesyoneller. Anlıyor musun?

Anlıyorum.

Buraya gelmelerini istemezsin.

Sarnoff blöf yapıyor. Daha elinde mal yok.

Olsa çoktan yayımlardı.

Yani kimse programı bilmiyorsa

o listedeki isimlerden biri yakın zamanda

ona B-613 belgelerini verecek kişi olabilir.

Yani nasıl olacaksa

onları nasıl çağıracaksan şimdi yapmalısın.

Çünkü o casuslardan biri köstebek ve hangisi olduğunu bulacağız.

Beş. Bir.

Sekiz. Yedi.

Üç. Beş. Bir. Sekiz.

Nedir bu?

Kısa dalga telsiz. İstasyon numarası.

İstasyon numaramız. B-613'ün.

Casus kodu mu?

Sana bir frekans verirler ve her gün dinlersin.

-Sahte gibi. -Sahte değil.

Radyo dinleyen casuslar.

Yüksek teknolojiye sızılabilir ama

radyoda nereden geldiğini, kimin dinlediğini takip edemezsin.

Radyo ile konuşuyoruz.

Tüm casuslar birbiriyle böyle konuşur.

Her gün dinlersin ve her gün mesaj olmaz.

Yıllar geçer, on yıllar, mesaj olmaz.

Ama bir gün dinlersin ve kod kelimesi gelir.

O zaman ne olur?

Eve dönme vaktidir.

Beş. Bir. Sekiz.

Eve gidiyorum. Huck'a göz kulak olun.

Ofiste işler ilginçleşiyor, Liv.

Neden bahsediyorsun bilmiyorum.

Quinn, Molotoflu Metres, soru sormayı hiç kesmedi.

Huck, her türlü gizli toplantı yaptığın bir suikastçı.

Şu ofis, yarım yıl önce ayrılan bir adamın tapınağı gibi.

Ve Abby, Savcı David Rosen'la yatıyor.

Burası gittikçe ilginçleşiyor.

Neye ihtiyacın var?

-Harrison… -Neye ihtiyacın var?

Her ne oluyorsa, burada böyle

tek başına oturup ne düşünüyorsan

neye ihtiyacın var söyle de yapayım. Ne olursa.

Bulaşmak istemezsin.

-Sana borçluyum. -Değilsin.

Tutuklandığım gece gelip benimle oturdun.

Nezarethanede, saatlerce.

Sana borçluyum.

İşim buydu.

İşim diyerek bana hakaret etme çünkü ben işin değilim.

Ben senin ailenim, gladyatörünüm ve bana göre bu bir iş değil.

Bu, olduğum kişi.

Şu an bana ihtiyacın var ve…

Soru sormayacağım. Ne olursa, neye ihtiyacın varsa.

Bana emir yağdır, Liv.

Abby ve David birlikte olmamalı. Nedenini söyleyemem ama olamazlar.

Oldu bil.

Eski kocası onu döverdi.

Bunu kullanabilirsin.

-Alo? -Benim.

Times'ın ön sayfası.

James yaramazlık yapmış.

- Cyrus… -Hollis mutlu değildi.

Hollis zaten mutlu değildi…

-Defiance'dan beri. -Evet.

James için endişeliyim.

Evet. Bunu anlıyorum.

Bu onun işi, Liv.

Karışırsam, incitirsem, benden nefret eder.

Önemi yok. Çünkü uzun vadede hayatını kurtaracak.

Onu Hollis'ten uzak tutmak hayatını kurtarır.

Ne gerekiyorsa yap, ne olursa.

-İyi geceler. -Cy?

-Evet? -O nasıl?

İyi. Londra'da.

Kraliçe'yle buluştu.

Kraliçe'ye bir şaka yapmış ve o da gülmüş.

Çekmişler. Kraliçe hiç gülmezdi, yani…

O iyi.

-İyi geceler. -İyi geceler.

Teresa Dunn?

Açık konuşayım. Bunu para için yapıyorum.

David Rosen iyi biridir.

Otuz saniye.

Casuslar hep geç mi kalır yoksa…

Dakiktir, hep dakiktir.

-Yapma. -Aspirin alacağım.

Silah alıyorsun. Anlar, seni öldürürler.

Huck'ın dediğini yap.

Artık katilden emir alıyoruz.

Benden alıyorsun.

-Geldiler. -Ben bir şey duymuyorum.

Üzgünüm. Yanlış tuşa bastım sanırım.

Wink.

Spin?

Dökül bakalım.

Üç çocuk annesiyim. Hâlâ taşır mıyım?

Tamam.

Arkada konferans odası var. Orada diğerlerini bekle.

-Spin mi? -Takma adım buydu.

-Anlamı ne? -Söylemem.

Adı Maggie Andrews.

Atlanta'da vergi avukatı eşiyle yaşıyor.

Üç küçük kızı var.

Neden adı Wink?

Keskin nişancıydı.

Hep bir gözü kapalı olurdu.

Ya konuştuğu adam?

O, Paul Gray.

90'larda onunla çalıştım.

17 dil biliyor ve birini en az o kadar farklı şekilde öldürebilir.

Şimdi profesör mü?

New York'un kuzeyinde. Boşanmış.

Öğrencileriyle yattığı içindir.

Ya cebinde reçete defteri olan adam?

Melvin Feen.

Günlerce uykusuz kalabilirdi ve bu asıl yeteneği değil.

Asıl yeteneği ne?

Birini öldürmeden ne kadar acıya

katlanabileceğini bilmek.

Büyüleyici biri.

Bu da Betsy Ray. Kibrit.

Vermont'ta B&B oteli var. Birlikte çalışırken…

Tahmin edeyim. Ateşe verirdi.

Hedef ne olursa olsun

kaza gibi gösterebilirdi.

-Sonuncusu kim? -Charlie.

Şimdilerde ne yapıyor bilmiyorum.

Ama birinin yok olması gerekse Charlie'yi ararlardı.

-Hey. -Hey.

Sarnoff'a belgeleri kim sızdıracak sence?

Söylemesi zor.

Ne zaman yayımlayacakmış?

Yaklaşık 12 saate.

Yani 10 yıl öncesine mi döndük? Firara mı?

Çocuklarım var.

En büyüğü altı yaşında, en küçüğü hâlâ bezli.

-Çok küçükler, ben evliyim. -Arteritim var.

Memuriyetimi yeni aldım. Hayatımdan memnunum.

Kendimi seviyorum. Bu ismi, evimi, dostlarımı, öğrencilerimi.

Arteritim var. Ben kaçmıyorum.

Bu yüzden bunu durdurmak için birlikte çalışmalıyız.

Ben üst düzey tanıdıklarımla çalışarak,

siz bu sorunu suç yoluyla çözmek için

ne arzunuz varsa ona direnerek.

-Neden? -Çünkü o artık sen değilsin.

B-613 bitti.

Hayatlarınızda ilerlediniz.

Ruhlarınız bir kısmını geri kazandınız.

Sarnoff'u bulup öldürebilseniz bile

burayı indirecek bir hacker ordusu vardır.

Hep bir sonraki hedefi avlarsınız.

Belki adınız kalır ama diğer türlü

kaçak olmaktan farkı yok.

Anlaşıldı mı?

Güzel.

Bir haber olursa söylerim.

O zamana kadar kimse çıkmıyor.

Kimi arıyorsun?

Çocuk bakıcımı.

Görünüşe göre bir süre buradayız.

-Ne var? -Hiç.

Kaydettiğimiz ilerlemeyi düşünüyorum.

Ne hoş bir ofis. Güzel ofis!

Kim burayı istemez ki?

O kadar sevdiysen…

O insanlardan biri köstebek ve onu bulmalıyız.

Huck odadaki gözümüz kulağımız.

Abby ve ben arka plandayız.

Aldatma ustası değiller mi?

Ama yeni hayatları köstebeğe dair ipucu olabilir.

Belki biri ekonomik sıkıntıdadır. Olmayan parasıyla

şehirden ayrılmak için bir şeyler alıyordur.

-Arşivle başlayayım. -İyi.

Quinn, giden çağrılara bak.

Huck ofisinde bir gözetim yayını kurdu.

Hiç pişman oldun mu?

Ben mi? Komik.

Tıp fakültesine dönünce düşündüm ki

birkaç hayat kurtarsaydım belki aldıklarıma telafi olurdu.

Sonra doktor olmamın asıl sebebini fark ettim.

İnsanları kesmek.

Bu benim mi hatam

yoksa beni canavara dönüştüren hükûmetin mi?

Bilmem. Düşünmemeye çalışıyorum.

Affedersiniz.

Dr. Blanchard.

Evet, reçetem yanımda.

Reçete numarası 002301151198.

22 hap, her biri 350 miligram.

Faturaları bilerek mi ödememiş yoksa unutmuş mu?

Numarasını ver, ararım.

Milton üstüne 10 sayfalık deneme.

Yapamayacaksa dersi alamamalı.

Değişir. Tatlı kız mı?

İki gol mü? Tatlım, bu harika!

Yarın eve gelince hepsini anlatacaksın, değil mi?

Arayacak kimsem yok.

Becky, benim. Merhaba demek istedim.

İstersen beni ara.

Güle güle.

Bilmeliyim Edison,

hükûmet, B-613 programındaki

casusları tanımaya ve korumaya istekli mi?

Öyle bir şey yok deme sakın.

Sanrıların hiç hoş değil.

Seni komiteye yeniden soktum.

-Beni kovdurttuktan sonra. -Detaylara gerek yok.

Arkadaş olarak mı soruyorsun avukat mı?

-İkisi de. -Yanlış cevap.

İşle zevki karıştırma günleri bitti.

Artık ya biri ya da diğeri.

Peki, avukat olarak soruyorum.

Yine yanlış cevap.

Seni ararım.

KOMİTE ODASI

21. yüzyılda neden topuzlu bir makinedeki

belgelere bakıyorum?

Şunu söyleyeceğim.

Vergilerim yazıcıya gider sanıyordum.

Bu vakit kaybı.

Arşivde hiçbir şey bulamayız.

Onlar profesyonel yalancı. Özgeçmişleri harika.

Özgeçmiş demişken

sevgiline gereken önemi gösterdin mi?

Bana hiç öyle

"Ne diyorsun bilmiyorum" deme.

Geç geliyorsun, gülümsüyorsun.

David Rosen'la aranızda bir şey var.

Onu araştırmadın mı?

Ne demek araştırmak? Özgeçmiş araştırması mı?

Dinle. Stephen'ın ofisi konusunda üstüne geldim

ama seni kardeşim gibi severim.

Birlikte olduğun kişinin sana layık olmasını istiyorum. Hepsi bu.

Tamam, sekiz saat oldu.

Birilerini arayıp saklandığı yeri öğrenelim.

-Ne olur ne olmaz. -Olivia bakıyor. Sabırlı ol.

Sabır mı? Lütfen. Burada boşa geçen her dakika

bir lağım faresi daha derine gidiyor.

Sarnoff bizim sorunumuz değil.

Haklı. Sorunumuz, kaynak.

Kimin bilgi sızdırdığı önemli, Sarnoff'un ne yaptığı değil.

Kurumda Crosby hariç kimse B-613'ü bilmiyordu.

Ki onun da beyni dağıldı.

B-613'ü bilen alt kişi daha var.

Bu altı kişi köstebek olabilir.

Ve hepsi bu odada.

Huck nasıl?

İyi, şimdilik. Ya sen?

Duvara tosladım. B Planı vakti.

- Yakında gelirim. -Dur.

Ne kadar yakın? Bir saat mi?

Quinn, yapabilirsin.

Herkesi mutlu et yeter. Bir şekilde dikkatlerini dağıt.

-Geleceğim… -Yakında.

David kötü biri değil, iyi biri.

Hayatımda bir kez, iyi birini buldum.

Ne olursa olsun o iyi biri.

Tamam, bakma o zaman. Ama bir şey olursa koşarak…

-Quinn? -Tüm silahlarını bırakmamışlar.

Kaynak burada. Bu odada.

Bahse varım Charlie'dir ama direkt vursam da olur.

Charlie'yle çalıştım. İnançlıdır.

Üç saniye veriyorum…

-Silahları indirsek? -Uzak dur, yakışıklı.

-Uzağım. -Çok ciddiyim, Melvin!

Birbirinizi vurmak, çözüm mü?

Evet. Hepimiz ölürüz. Köstebek olmaz.

-Bana uyar. -Korku içindeki canavarlar.

Bana da. Önce Charlie giderse.

Sen de ikinciliğe yakınsın.

Bunu sorgulayarak anlamada hepiniz çok iyisiniz.

Yürüttüğünüz bu B Planı da

karşılıklı yıkım garantili.

Neyse ki başka bir plan da yürüyor.

Adı da Olivia Pope ve her an gelebilir.

Hepiniz sorununuz var sandınız.

Ama yok. İşinin ehli biri hallediyor.

Yani silahları bırakalım.

Üç deyince. Bir.

Huck, öncülük et. İki.

Şimdi herkes.

Üç.

Harika.

Şimdi silahlarınızı verin ve…

Peki, tamam. Sizde kalsın.

Sıkı sıkı tutun.

Her an gelir.

Tanrım, Harrison, bu…

Büyük ofis konuşmasıydı.

-Çok cesurcaydı ve… -Büyük ofis, bebeğim.

-Liv yakında geliyor, değil mi? -Bilmiyorum.

Planı vardır, değil mi?

-Sanırım. -Sanır mısın?

Muğlak biri! Çok muğlak!

Neyse ne, işe yarasa iyi olur.

Bu takım elbise, delik ve kan için fazla iyi.

Tatlım!

Gir içeri… Gel.

Buraya hiç gelmemiştim.

Çok oval.

Sandığından küçük, değil mi?

Otursana.

Oval Ofis'le beni yıldırmaya çalışıyorsun.

Hep buraya gelmek istemiştin. Hepsi bu.

-Bana yağ çekiyorsun. -Sana yağ çekiyorum.

Öyle mi? Neden?

Makalen için teşekkür etmek istedim.

Ciddiyim. Bana büyük iyilik oldu.

Artık o ırkçı, cinsiyetçi, homofobik şerefsizin Beyaz Saray'a

girmemesi için yalnızca kişisel nefretim değil,

geçerli bir bahanem de var.

-Ama… -İşimden olacağım.

Hollis Doyle'la ilgili makaleler devam ederse Başkan beni kovar.

Yarın değil ama yakında.

Çünkü onu kötü gösteriyorum.

Ve eşime bir şey sızdırmayacağıma güvenemezler.

-Cyrus, bilmiyordum… -Senden Hollis Doyle hakkında

yazmayı kesmeni isteyemem. Yapamam.

Seni seviyorum ve seninle gurur duyuyorum.

Ama… Bilmen gerek…

Hollis Doyle hakkında nasıl yazdığın, beni etkiliyor.

Artık onun hakkında yazmayacağım.

Yazmayacağım. Tamam mı? Yazmam.

Ağlamayacaktım…

Sorun değil, anlıyorum. Üzgünüm. Yazmayacağım.

Toplantım var. Gitmem…

Evet, tabii… Tamam.

-Görüşürüz… -Evde.

-Seni seviyorum. -Ben de seni.

Yapmak zorunda kaldıklarım…

KİŞİ BUL

KİŞİ İSMİ - DAVID ROSEN

Bunu yayımlarsan

-avukatın ölür. -Ne?

Bu yayımlanırsa yarım düzine yüksek eğitimli suikastçı

intikam isteyecek ve Barry de

nerede olduğunu bilen tek kişi olabilir.

Nerede, bilmiyorum!

Bir şey söyleyeyim, Bayan Pope.

İşiniz, döndürüp geçiştirmek.

Dur! Hayatını kurtarmaya çalışıyorum!

Sarnoff nerede bilmiyorum!

Barry, seni bulurlar. Sana işkence ederler.

İhtiyaçları olanı alıp seni öldürürler.

Tek bildiğim, parayı iki saat önce gönderdiğim!

-Kime? -Banka hesabına.

-Kimin hesabına? -Bilmiyorum.

Banka hesabı numarasını biliyorum.

Yaz.

Banka numarası aldım.

CH0023011

5119822350.

İlk iki harf var ya, İsviçre'ye ait demek.

Yani…

İsviçre hesabını hackleyemezsin.

Hele ki kalan iki saatte.

İki saatte çok şey yaparız, Huck.

Yapamayız. Oyun bitti.

-Eve git, Liv. -Hayır… Öylece gidemezsin.

Veda etmeden sonsuza dek ortadan kaybolamazsın.

Seni bir daha görmemek olmaz.

- Huck… -Yapmam.

Veda etmeden gitmem.

Ama eve git.

Lütfen. Ofise dönme. Eve git.

Şu an benim alanımdayız.

Bu, Sarnoff'un parayı ödediği İsviçre banka hesabı.

Senin aramandaki reçete, Doktor.

Reçete numaran.

Evet, reçete burada.

Evet. Reçete numarası..

00230115…

1198.

22 tablet…

Phozerol.

Her biri 350 miligram.

Her biri 350 miligram.

-Depoda, dediğin gibi. -Güzel.

-Eve gitmelisin. -Peki ya…

Abby, Quinn, Olivia, evdeler.

Arkadaşlarımla yalnız kalmalıyım.

Vaktinde geldi mi?

-Vaktinde geldi. -Tanrıya şükür.

-Çok şükür. -Müthiş.

Yarım kalmış işi bitirmemiz an meselesi.

-Hayır. -Peki, siz yapmazsanız ben…

Hayır Charlie, yapamazsın.

Hoşlandığım bir kız var. Adı…

Adını söylemeyeceğim

çünkü hepiniz benim gibisiniz.

Birbirimizin zaaflarını bilmemeliyiz.

Ama ondan hoşlanıyorum.

İyi biri. Çok soru sormuyor ama…

Onu çok iyi tanıyorum çünkü normal biri

ama beni asla tanıyamayacak.

Ben bir askerim.

Teknik olarak, hepimiz askeriz.

Ülkemize hizmet ettik. Ama kimse bunu bilmeyecek.

Geçit töreni yok. Madalya yok.

Eve gidip normal hayat sürmeye çalışabiliriz.

Ama normal nedir ki?

İnsan öldürmeyi gerçekten seviyorum.

Çok güzel, değil mi?

Bize bunu sevmeyi öğretip elimizden aldılari

bize bıraktıkları…

Melvin birinin bilmesini istedi.

Olmadığı biri gibi davranmayı kesmek istedi.

Özgür hissetmek, normal hissetmek istedi.

Hepimiz normal hissetmek için her şeyimizi vermez miyiz?

Melvin yalnızca…

Bizden biri.

Deli manyak Huck.

Kim bilebilirdi?

Keşke ağzındaki baklayı çıkarmadan Oprah şova…

Güzel konuşmaydı, Spin. Gerçekten.

Temizliğe başlasak iyi olur.

Arabada poşetim var.

Biraz bez bulmayım.

Varil getireyim.

Hâlâ buradasın.

Olanları bilmek istemiyorum. Anlatma.

Umurumda olan, hâlâ burada olman…

Başa çıkamazdım eğer…

Benim için önemlisin.

"Evde kalmış"ın kısaltması.

Ne?

Spin.

Takma adım buradan geliyor.

Biriyle tanışacağımı düşünmezlerdi.

Abby, seni bekledim ama hiç…

Abby?

Abby, sen ne…

Eminim buradadır, sadece bulmam gerek!

Neyi bulacaksın, Abby?

Abby! Konuş benimle!

-Buldum. -Abby…

Tamam. Hadi konuşalım.

Teresa Dunn, 37 yaşında.

Ama tanıştığınızda çok daha gençti.

Sen hukuk okurken o Georgetown Taverna'da çalışıyordu.

Birkaç kez çıkma teklifi ettin.

Sonunda evet dedi. Üç ay çıktınız.

20 yıl önceki eski sevgilimin ne ilgisi…

Teresa Dunn'ın yaralı hastane fotoğrafları.

Onları nereden buldun?

Güçlü bir savcı olduğundan bulmak zor oldu.

Yargıcın oğlu.

Ne? Sınavı geç diye baban kayıtlarını mı temizledi?

Merdivenlerden düştü…

Düştü. Düştü.

Tartışıyorduk, evet.

Ama çıktı ve merdivenlerden düştü. Düştü.

Ona dokunmadım.

Bunu daha önce nereden duydum?

Evet, ben de düşmüştüm.

Abby…

En iyi yanı da şu, bu fotoğrafımı,

burada buldum, araştırma çöplüğünün içinde.

Yatmamızdan önce ya da sonra beni mi araştırdın?

Önce. O barda tanışmadan çok önce.

Pope ve Ortakları'ndaki herkesi araştırıyordum. Biliyorsun!

Ama sadece benimle yattın. Aptal olanla.

Hassas olanla. Kullanıldığını bilmeyen

çünkü berbat bir erkek zevki olanla.

Şu an saçmaladığının farkına var.

Teresa Dunn'a hiç dokunmadım. Sor ona. Bul ve sor!

Dün gece birlikte kahve içtik.

Bana bir şeyler anlattı, inanamayacağım şeyler.

Ama gözlerinin içine baktım ve o ağlıyordu.

İçten içe hissettim.

Olivia'nın dediği gibi içgüdün, bilmen gereken her şeyi söyler.

-Evet. -Abby,

Teresa Dunn yalan söylüyor. Neden, bilmiyorum.

Ama beni üzen şey bu değil,

bana bir şans dahi vermemiş olman.

Haklı olabileceğimi düşünmek aklının ucundan bile geçmedi.

Sen kötü birisin.

İyi birine benziyorsun ama değilsin.

Sana çekmece verdim…

Bir daha dokunursan seni öldürürüm. Ciddiyim.

Kırık pencereler ve boş koridorlar

Gri çizgili gökyüzündeki solgun ölü ay

David Rosen'la yatıyordum.

Seni inciteceğini biliyordum. Üzgünüm.

-Sorun yok. -Sorun var!

Sen benim dostumsun.

Sana kaba davrandım, korkunçtum. Üzgünüm.

-Çok üzgünüm. -Her şey düzelecek, Abby.

Güven bana.

-Her şey düzelecek. -Tabii.

…yeni stillerde

Aşkı kovalayacak donmuş gülüşleriyle

Sonunda kendi ofisimin olduğuna inanamıyorum.

İlk ne mi alacağım? Koltuk. Gerçek bir koltuk.

-Ne oldu? O iyi mi? -İyi olacak.

Bence bugün yağmur yağacak

Yapayalnız…

LAUREL LANE PANSİYON

Siz Ferguson'lar olmalısınız.

İçeri gelin. Doğanın Renkleri Süiti hazır.

İyi eğlenceler.

William Kennedy demişti ki, "Bin Yıllık Yalnızlık,

Yaratılış Kitabı'ndan sonra tüm insanlığın

okuması gereken ilk edebi eserdir."

Sizi yakalayacağım! Yakalayacağım!

Yakaladım! Yakaladım!

Hey, benim.

Evet, döndüm. Bir süre kalmayı düşünüyorum.

Belki işe geri dönerim.

Arkadamdan parla

İşaretler yalvarıyor

Muhtaçlara yardım et ve yolu göster

İnsan nezaketi…

Sana patlamış mısır ve şarap,

bana İtalian sandviçi ile bir şişe viski

ve iki film.

Ya silahlı Angelina Jolie'yi izleriz

ya da Angelina Jolie'yi başka silahla izleriz. İkisi de mükemmel.

Ya da başkanları tartışırız.

Beni içeri davet etme vaktin geldi.

Ben erkeğim, oyun oynamıyorum.

Sen ve birlikte çok iyiyiz.

Yani ya gireyim ya da gideyim.

Liv?

Liv, iyi misin?

Alt yazı çevirisi: Aybala Demirbaş

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.