Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
ZOMBİLERİN ÖLÜM EVİ (1987)
" I LOVE YOU 80s "
Çeviri ve altyazı: ha46792...
"Çok zor durumdayım. Dinle, korkunç şekilde işe ihtiyacım var."
"Hey, sen Vietnam kahramansın."
"Ben iyi bir Amerikalıyım. İş istiyorsan onu alacaksın."
"Bu ne işi?"
"Benim şoförüm olacaksın."
"- Yalnızca şoförlük mü yapacağım? - Evet, sadece şoförlük."
Nereye gidiyorsun, yine alışverişe mi?
Evet, çok güzel bir elbise gördüm. Satış görevlisine bana ayırmasını istedim.
Gidip denemeliyim.
İndirimli, ha? İyi.
Derek, seni götürsün.
Acele et, bebeğim. Bu sadece başlangıç.
Buraya gel.
Tamam, hoşça kal.
Hey, dostum! Boş odan var mı?
Yüzbaşı!
Hey, Yüzbaşı!
Tom, seni gördüğüme sevindim.
- Nasılsın, dostum! - Ben çok iyiyim.
Harika görünüyorsun! Şuna bak!
Burada ne arıyorsun? Kuzeyde çalıştığını duydum.
Evet, güneyde, doğuda hatta batıda.
Şimdi buradayım. Bir odaya ihtiyacım var.
Kimin için çalışıyorsun?
Moretti için.
Moretti? Vic Moretti'mi?
Ben sadece şoförüm.
Vic'e kız kardeşime gideceğimi söyledim.
Derek, burada dur.
Hadi sana gidelim.
Hey Yüzbaşı, bunu görmek istersin diye düşündüm.
Giovani öldü, Moretti yeni mirasçı
Adamın biri hasta, sen bizimle çalışacaksın.
- Ben sadece sürücüyüm. - Evet, sen sadece süreceksin.
Arabada bekle. Hiçbir yere kıpırdama.
Harika teklifi boktan bir şey olmasa iyi olur.
Umarım şimdi böyle bir şey çıkmaz.
Şaka yapıyorsa, onun kahrolası kıçını tekmeleyeceğim.
Doğru.
Hey, geç kaldın, dostum..
Evet, ama sadece birazcık. Sende ne var?
Bizim için neyin var?
Takılar!
İyi mallar, ha?
- Fena değil. - Fena değil mi? En iyisi.
Bunlar için ne kadar istiyorsun?
- Değerinin yarısı. - Sen ne diyorsun?
Hey, dostum, burada bir milyon dolar var.
Unut gitsin.
Neden aşağı inmiyorsun? %40.
Deli misin, adamım?
- %40. - %50.
% 45 ya da hiçbir şey.
Hadi ama %55
Buna plastik çanta da dahil mi?
- Hadi ama! - Tamam.
Tamam.
Lanet olsun, bu bir pusu!
Yere!
Yere yat dedim, pislik!
Kapa çeneni!
Moretti'nin adamlarıyız!
Siktirtme Moretti'yi! Ona bir mesajım var!
Yerde kalın!
Hadi, orospu çocuğu!
- Ayağa kalk! - Onu rahat bırak!
- Onu bırak dedim! - Ne oldu? Sen bizimlesin.
Artık değil. Kaybolun!
Siktirip gidelim buradan! Yoldan çekil!
Moretti'ye nasıl anlatacağını görmek istiyorum.
Umarım yaşlı adam seni hayatta bırakır.
- Gitmen üzücü, Yüzbaşı. - Her şey için teşekkürler, Tommy. Senin ararım.
Dinle, eğer buraya gelirse, onlara ne söyleyeyim?
Son kez savaştığımı.
Hadi, Genelle, bize küçücük olsa da ipucu ver, ha?
Söyle bize.
Dinle, nerede olduğunu bildiğimi mi sanıyorsunuz?
Onun adını bile hatırlamıyorum.
Adı Don... Derek, değil mi?
Evet.
Vic'in şoförüydü.
- Ve senin. - Evet, birkaç haftadır ve...
...daha sonra istifa etti.
Nereden bileyim, ha?
Neden bana ondan bahsediyorsunuz?
Çünkü, Vic, adını hatırlamadığın, Derek'in neden yüzüstü bıraktığını bilmek istiyor.
Ona bazı sorular soracak, anlıyor musun?
Neden?
Augi!
- Ne? - Lazzada burada.
Lazzada mı?
- Silahını hazırla. Frank'a söyle, arabayı hazırlasın. - Vic'i arayayım mı?
Uyarıldın. Anlıyor musun?
Uyarıldın, şimdi dışarı çık.
Bu Lazzada'nın Moretti bölgesinde son kez girişi olacak.
Git ve beni bekle.
Burada ne arıyorsunuz?
Derek.
Benim, Genelle.
Hadi, aç şunu.
Tommy bana onun çok kızgın olduğunu söyledi.
Tatlım, daha fazla bekleyemedim.
Bay Moretti orada mı?
Sana bu girişe park etme diye beş kez söyledim, Sağır mısın?
Sana bebeğinizin bakıcısını beklediğimi söyledim.
Ne kadar sürer?
Bilmiyorum. Bunu izlemek zorunda kaldığınız için üzgünüm, Bay Moretti.
Dinle, hayatım.
Yeniden başlamaya çalışıyorum. Ve bu bana yardımcı olmuyor.
Moretti ile daha fazla şey istemiyorum.
Ve sen hala onunla birliktesin.
Olur.
Akılsızsın.
Bitti.
Daha fazla olmaz.
Hayatımın en büyük trajedisi bu kadına aşık olmaktı.
Şimdi onunla ilgileneyim mi, Bay Moretti?
Hayır, ben bunu hallederim.
Bu orospu çocuğu, özel bir şey hak ediyor.
Her ikisi de özel bir şey hak ediyor.
Bilirsin, bir adam istediği her şeye sahip olabilir,
ve hala daha fazlasını ister.
Senin yanımda olmandan başka bir şey istemedim.
Canımı yakıyorsun, tatlım.
Ne oldu? Üzgünüm bebeğim.
Her kadın aynı mıdır?
İstediği her şeye sahiptir, fakat hala daha fazlasını ister.
Ben değil tatlım. Bana ihtiyacım olan her şeyi verdin.
- Başka şey istemem. - Evet, katılıyorum, bebeğim
Kimseyi istemiyorum inan bana.
Bana dudaklarını ver.
Elveda tatlım.
Bu yumuşak dudakları özleyeceğim.
Vic, ben Frankie.
- Evet? - Başardık. Onu korkuttuk.
Artık motelden ayrılıyor. Şimdi ne yapacağız?
Hemen bana gel.
Onun motel odasına bırakın.
Odadan hiç ayrılmamış gibi ayarlayın.
Zavallı çocuk.
Madalyaları vardı.
Savaşın onu psikopat yaptığını sanacaklar. Evet, aklını kaçırdığını sanacaklar.
O boğdu ve kaçtı.
Araştırınca, kaçmadan birkaç saat önce onunla yattığını göreceklerdir.
Belki de tecavüz ettiğini sanacaklar.
Savaş insanları gerçekten, kafalarını mahvediyor, anlıyor musun?
İyi bir adamın bunu yapacağını kim düşünürdü ki?
Ama ipucu onu gösterecek.
Böyle bir şey yapıp sonra kurtulacağını mı düşünüyorsun?
Zavallı bebeğim, yumuşak dudakları vardı.
Ona özel cenaze töreni yapacağım.
Onların ikisine de yapacağım. Çok benzersiz olacak.
Bunu hak ettiler.
"Eski film yıldızı, Genelle Davis, İşadamı Vic Moretti'nin...
...sevgilisiydi, Westside'daki bir motel odasında ölü bulundu."
"Polis, şoförü Davis'i arıyor. Ana şüpheli o görünüyor."
"Kuzeydoğuda şüpheliyi gördüm..."
"Lanet!"
"Lanet olsun!"
Hey, kıpırdama!
Eller direksiyonun üstünde!
Direksiyonun üstünde!
Arabadan in!
Kapıyı aç ve arabadan çık.
Tutuklusun, sessiz kalma hakkın var.
Avukat tutma hakkına sahipsin. Eğer avukat tutacak...
Sanık ayağa kalk.
10 AY SONRA
Bay Keillor, mahkeme birinci derece cinayetten sizi suçlu buluyor.
Ve böylece siz Townsend devlet cezaevinde tutklu kalacaksınız.
Elektrikli sandalye ile cezanın hükmü verilmiştir.
Onu benim öldürmediğimi, söyledim.
Vic Moretti'nin hepinizi satın almasına izin...
...verdiniz. Vic Moretti, hepinizi satın aldı!
Ben Burgess.
Her şey hazır.
Townsend eyalet hapishanesi mi, emin misin?
Bu fırsatı kaçırmak hiç de iyi olmayacaktır.
Hapishane güvenli ve müdür bir sorun değil.
Doktor da muhtemelen olmayacak.
Yani, sen bir katilsin.
Peki, katil, bundan sonra 90724 numarasın.
90724.
Çok komik.
Ağzını bile açmadın ve durumunla ilgili sorunların olduğunu zaten biliyorum.
Merak etme, Sayın Müdür.
Başını belaya sokarsa,
- Kıçına tekmeyi basarım. - Onu yeni yerine götür.
O müdür, patron benim.
Hey, yakışıklı. Yeni mi geldin?
Kıçın burada iyi satacak.
Gerçekten yakışıklıymış.
Seni temin ederim, ölüm hücresindeki yeni evinde herkes seni ağırlamak isteyecektir.
- Hey, bu pisliğin geri kalan nerede? - Ne olacağını sanıyordun, dostum?
Boyu büyükse fiyatı da büyür.
- Onun için değil... - Siktir et onları!
Yaşıyorsun çünkü Franco seni seviyor, amcık!
Hey!
Sean'a daha fazla saygı göstermelisin, sikik! Defol!
Hoş geldin!
Franco.
Kardeşim Vic sana yiyecek ve içecek vermem gerektiğini söyledi.
Benim evim... Senin evin.
Kardeşim sana güzel bir numara çekti, ha?
Evet, demek tek kardeşinin burada oturduğu doğruymuş.
Ben tatlı kıçını alacağım.
Evlat, doğu kanadındaki odama gelmeyi unuttun.
Hey, sikik, sana benim Sean'ımla konuşma hakkını kim verdi?
Ne olmuş? Ona yemek ısmarlayacağım.
Hayır.
Ondan özür dilemeni istiyorum.
Anladın mı?
Pekâlâ, özür dilerim.
Dışarıda, kardeşim Vic'e hesap vermedin.
İçerde... Bana hesap vereceksin.
Onu buradan götür.
Tatlı kıç.
Ona da cevap veremediğini görüyorum.
İki hafta önce, kendi üzerine yarıklarından işeyen ölü bir mahkum buldular.
Onu öldüren kişi asla bulunamadı.
Tükürüğünü sakla, cehennemde ihtiyacın olacak.
Yeni tuvaletimde bok kalmış.
Onunla iyi eğlenceler.
Ölüm cezaevine hoş geldin.
Tanıştığımıza göre, Dr. Chaney.
Konuşmamız gereken önemli bir şey var.
Sabah kahvesi alacağımı sanıyordum.
Alacaksın, dostum. Dr. Chaney sana içmek için bir şey getirecek.
- Bu bir deney, Hayward. - Evet.
Evet, bu içki seni sakinleştirecek.
Ama bunun için endişelenmene gerek yok, Adams. Sen zaten aptalsın.
Bunun farkındasın, değil mi?
Lanet olsun dostum, sen de mi buradaydın?
Biliyor musun, Adams? Seni pişirirken, güzel ve yavaşça kızartmaya çalışacağım.
Barbekü tavuk gibi.
Burada ne yapıyorlardı?
Bu hükümetin işi, adamım. Burada bir deneme yapıyorlar.
Buna hakları var mı?
Evet, bunun için özel ayrıcalıkları var.
- Ayrıcalıklar? - Alkol ve amcık.
İşi bitmişleri beceriyorlar ve deneyin ne yöne gittiğini izleyip tadını çıkarıyorlar.
Katillerle kendimi güvende hissedeceğimi hiç düşünmemiştim.
Burgess'e karşı şüphem var bu da beni endişelendiriyor.
Bugün nasılsın, Hayward? Al bakalım.
Bazen ilacın çok iyi çalıştığını düşünüyorum. Dozu azaltabiliriz, ama...
Bunun bizi nereye götüreceğini kim bilir.
Başka bir mahkûmu görelim.
Değişiklik programımızı daha önce duyduğunuzu varsayıyorum.
Sağ ol, ama sanırım öfkemle kalacağım.
- Gunther'in takımı kazanıyor. - Harika, öyle kalmasına izin ver.
Ben her zaman kazanırım ve bu hoşuma gidiyor.
Vic'e, Derek geldiğinde onunla uğraşacağımı söyledim.
Vic onunla biraz eğlenmek istiyor. Neden bu sefer endişelisin?
Bu yeni bir şey!
Bununla ne yaptın? Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.
Mikrobiyologlar ona küçük, genetik bir ekleme yaptı. HV8P.
Ne yapıyor? Davranış sonuçlarını falan mı kontrol ediyor?
Hayır.
Konuyu biraz daha teşvik edebilir...
Anti-depresan gibi mi?
Evet.
İdam söz konusu olduğunda özellikle faydalı olur öyle değil mi?
3 gün sonra infaz edilecek bir mahkum olduğunu biliyorum.
Arthur Adams.
Ama insanlar üzerinde test edilmediğini söylemiştin.
- Doktor... - Evet ya da hayır.
Doktor, bu yeni bir buluş.
Biz konuşurken düşmanlarımız da benzer araştırmalar yapıyor.
Herhangi bir engel olmadan.
Albay Burgess, vatansever olmadığımdan değil. Bunu düşünmeni istemem.
Ama herhangi bir deney ya da çalışmaya katılmayı reddediyorum...
Mahkum Adams yine de ölecek, değil mi?
En kötü senaryoyu düşüyorsunuz.
Ya eğer...
Hayatı anlam taşırsa?
Ben doktorum. Katil değil.
Buna dâhil olmak istemiyorum.
Bürom suçluların davranışları konusundaki...
...araştırmalarını kesinlikle destekliyor, değil mi?
Sana, Tony Carrington projesini verdik. Büroyu terk edersen..
...yardımlarını kesersen bu utanç verici olur.
Hayır, araştırmalarım insanlara yardım etmek, onları öldürmek değil.
Bunu düşün.
Kobay yalnız biri olmalı.
Sonuçları izlemek önemli.
24 saat içinde belirtiler görünür.
- Bu da diğer aptallar gibi mi olacak? - Hayır, hayır.
Ne mi bekliyoruz? Biraz daha dramatik, bir şey .
Burada hiç muzum yok, maymun götlü.
Devam et.
Kalk ayağa kalk! Bu bir arama!
Duvarın yanına, şimdi!
Burada neler oluyor?
Ne oluyor?
Gunther, neler oluyor?
Sana zarar vermeyeceğiz!
Onu hemen revire götürün.
Hızlı bir şekilde, tamam mı?
Nasıl bilmiyorum, ama ben buradan gitmek istiyorum.
Buna inanmazsın, gardiyanları Boş çuval gibi fırlattı.
Onu deli gömleğine sardık.
Onu iki kez bağlamamız ve uyutmamız gerekti.
Böyle bir ordu düşün.
- Ne? - Hâlâ hayatta mı?
- Evet. - Bir test daha.
İşbirliğin için. Hadi
Tamam.
- Ona ne olmuş olabilir? - Bilmiyorum.
Ancak Tanrı'ya şükür onu uyutmayı başardık. Şimdi onu laboratuvara götürelim.
Sana bir şey olmayacak, oğlum.
Bu lanet şey çok garip, dostum.
Bu ne bok?
Adams? Hey!
İyi misin dostum?
Beni izliyorlar, dostum.
Beni izliyorlar.
Yüce Tanrım, Fletcher'ı görmelisin!
Ya bulaşıcıysa?
Sakin ol. Birini göndereceğim.
Tanya Karrington bunu tanımlamana yardımcı olacaktır.
Tanımlamak mı? Bu nedir? Bu kabarcıklı vebaya benziyor. Bu grip gibi yayılabilir.
O yanına gelene dek, çeneni kapalı tut.
Lanet olsun, Burgess!
Hey, Raker? Revirdeki adam, onun nesi var?
O hasta. Çok şey bilmiyorum.
Dinle, sik suratlı. Bence buradaki herkesten daha fazla şey biliyorsun.
Tamam, bir şeyler öğrenmeye çalışacağım.
Yap!
- Alo? - Tanya?
Ben Gordon.
Bak sen, bu yaşlı şeytan değil mi?
Direk konuya gireceğim.
Dinle, Gordy, senin söylediğin hiçbir şey ilgimi çekmiyor.
2 yılımı, seni ve büroyu unutmaya çalışarak geçirdim.
Birlikte çalıştığımız HV8 projesini hatırlıyorsun, değil mi?
Virüsler aracılığıyla kişilik değiştirme projesini?
Sadece insanlar üzerinde deneniyordu.
- Tam onayıyla birlikte mi? - Elbette.
Virüs bir soruna neden olmuş gibi görünüyor.
- Bana ondan bahset. - Bir anlaşma yapalım.
Buraya gel, durumu kontrol etmemize yardımcı ol.
Bir çözüm yaratmamıza yardımcı ol.
Ve sana bu hikâyenin yayın haklarını vereyim.
- Seninle kamera önünde röportaj yapabilecek miyim? - Neden olmasın?
Anlaştık. Nerede buluşacağız?
Townsend Eyalet ceza İnfaz Kurumunda.
- Harika. Uçağı yakalamam lazım. - Sana bir tane gönderirim.
Asistanım, Jake Dorsey, benimle uçacak.
- Görüşürüz. - Seninle orada görüşürüz.
Başardınız mı?
Aşağı indiğimizde, Albayın gönderdiği bir araba sizi bekleyecek.
Tanrının lütfu ışığında yürümek...
...ve İsa'nın sevgisini kucaklamak.
Ebedi hayatı anlamak anlamına gelir.
Bu neşeli huzuru, ahenkli toplumuzda paylaşalım.
Hayır! Bu adamlarla yemek yemeyi reddediyorum.
Bize bakış biçimlerinden nefret ediyorum.
Tatlım, mahkûmlarla daima Noel yemeği yedik.
Bunu, her zaman yapmanız gerektiği anlamına gelmez, sadece bir kere, Mary. Lütfen.
Bu ailedeki çocukları yetiştirmek için ilginç bir yol.
Sana başka bir şey söyleyeceğim.
Erken emekliliğini istemeyeceksen,
bu bizim en son ortak tatilimiz olabilir.
Bunu sonra konuşalım.
Baba, seni evde benden bir hediye bekliyor.
- Öyle mi, ha? - Nerede kaldın? Gidelim.
- Uçuş nasıl geçti? - İyi geçti.
Seninle tekrar çalışacağımı hiç düşünmemiştim.
Jake Dorsey. Albay Gordon Burgess.
Hoş geldiniz. İhtiyacınız olan her şey seni içeride bekliyor.
Hazırlığını yap, Jake.
Yani insanlar üzerinde test mi ediyorsunuz?
- Üstlerini ikna etmeyi nasıl başardın? - Dr. Chaney seni bekliyor.
Bir şey söylemek istemiyor musun? Hastalığın öyküsü, araştırma ilerlemesi...
Chaney seni aydınlatacak.
Peki ya röportaj ne olacak?
Söz veriyorum. Ayrıntılara girmeden önce en azından temelini öğrenelim, olur mu?
Dinle, her şey iyi olacak. Bundan sonra sizi izleyeceğiz.
Rutin prosedür olacak, her 2 saatte bir kontrol edeceğiz.
Sanırım şimdi merkeze gitmelisin, bu acil bir mesele.
Hadi kontrol odasına gidelim.
- Ne? - Sayın Müdür, laboratuvara gelebilir misin? Sana ihtiyacım var.
- Şimdi mi? - Evet, derhal. Görmeniz gereken acil bir durum var.
Yakında orada olacağım.
- Ne yine var? - Özür dilerim.
Mahkumlardan biri ölmüş olabilir.
Her zaman bir şeyler buluyorsun!
Geri döndüğümde gideceğiz, Mary.
Şey... Geri döndüğünde artık burada olmayabiliriz.
Buranın ele alınmasın istiyorum.
- Ekip buraya gelsin. - Tamam, efendim.
İyi ekipmanlarla, Bazı soruların cevaplarını alabiliriz.
Nedir bu aptalca gizem?
Size bunun nedenini göstereceğim.
- Aman Tanrım. - Çekiyor musun, Jake?
Evet.
Fletcher'ın kanından birkaç numune aldım. Bu kesinlikle bir virüs.
Bunun, HV8P ile bir ilgisi olduğuna dair güçlü bir kuşkum var.
Bekle biraz.
Ölüm hücresindeki mahkûmlar üzerinde mi kullanıldı?
Hayır. Bu tamamen farklı bir şey.
Albay Burgess'in istediği tamamen yeni bir tür,
Adams'ın üzerinde denemek istemişti.
- Adams ölüm cezasına çarptırılmıştı. - Bazı yeni varyasyonlar var mı?
Burgess, sana ne dedi?
Virüsün genetik olarak değiştirilmiş bir versiyonu...
...olduğunu, 2 yıl önce geliştirmeye yardım ettiğinizi.
Bunun tam olarak HV8B olarak adlandırıldığını.
Elbette bu proje ile ilgim olmasını istemedim.
Dinle, ben bilmek istiyorum!
Bu bulaşıcı mı?
Laboratuvarınızın karantinaya alınması gerekir.
Ayrıca, enfekte olmuş kişiyle temasa giren tüm insanların listesini istiyorum.
Çok hızlı çalışmaya başlamak zorundayız.
Cezası yerine getirilecek. Ben seni ararım.
Adams'ın gece yarısı idam edilecek.
Müdüre bildirim evrak işi hazırlansın.
İletişimi tamamen yasaklıyorum.
Bundan böyle kimse içeri girmiyor ve kimse ayrılmıyor.
Paran, sik suratlı.
Kiminle konuştuğunu sanıyorsun, seni küçük kaltak?
Franco'nun önüne eğildiğin gibi bana da vereceksin.
İndir şunu.
İndir şunu.
Hemen.
Sen kimsin? Neler oluyor burada?
Üzgünüm, bayan ama geri dönmelisin.
- Kimse burayı terk edemez. - Bu ne anlama geliyor?
Kaldır kıçını, Adams.
- Barbekü zamanı. - Harika!
Ama önce beni iyi yağlayın, böyle iyi tat elde edersiniz.
Onu revire götürmeliydin, Raker.
Nesin sen, Kızılhaçtan mı?
Aşağı in sikik, senin için gelmeyeceğim.
Tanrı benim çobanımdır...
Burada ne haltlar dönüyor?
Aç şu lanet kapıyı ailem geçsin!
Müdür Bey, artık cezaevi benim emrimde.
Kimse içeri girmez ve kimse dışarı çıkmaz. Bu sizi ve ailenizi de içeriyor.
Göreceğiz bakalım. Burada durup, herkesi kobay...
...faresine döndürmeni izlemeyeceğim, Burgess.
- Bunları dinlemek için burada dikilemem. - Son sözü henüz söylemedim, bayım!
Adams, gerçekten bu çok canını yakacak.
Çünkü sen benimlesin. Çomağın, değneğin güven verir bana...
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.
Ne?
Tanrım, lanet olsun! Kahrolası müdür, geç kalacak.
Bekleyeceğimizi bilseydim, sana bir mızıka getirirdim.
Bize biraz serenat yapardın.
Artık yoruldum. Beni becermeye başla.
Çıkın buradan!
İşte buradalar.
Bir ömür boyu bunları sakladı.
Geride bıraktığı tek şey bunlar.
Kokun beni sana çekti.
- Ne yapıyorsun? - Telefon çalışmıyor.
Bu kısa dalga telsiz.
Bu hapishaneyi yöneten kimin olduğunu, Burgess'i göstereceğim.
Franco! Orada bir şeyler oluyor.
İşini bitireceğim. Çok ileri gitti.
Bunun için onu öldüreceğim.
Hey, yeni adam! Hücremi aç.
Geri kalanı serbest bırak.
- Oldu bil! Silaha ihtiyacım var. - Silahlar müdürün ofisinde.
Serbest bıraktıktan sonra orada buluşacağız. Rehine için gardiyanlar lazım.
Kimseyi öldürmeyin, onlara canlı ihtiyacımız var.
- Merhaba tatlım. - Burada neler oluyor?
Bir parti hazırlıyoruz. Sensiz.
Ne halt dan bahsediyorsun? Neler oluyor burada?
Lanet olsun, burası benim yerim!
Şimdi benim.
Siktir...
Dr. Chaney'nin nerede olduğunu bilmiyorum. Birkaç saat önce kayboldu.
Bir dakika bekle. Jake, sakın gitme oraya!
Dinle, birbirimizi çok uzun zamandır tanıyoruz.
Artık bana ukalalık etme.
Kendi yolunda hareket ettin ve birisine bir şeyler enjekte ettin.
Beni kullandın. Buna inanacak kadar aptaldım.
Bulaşıcı olabileceğini düşündün mü?
Bunun olmasını beklemiyordum.
Aksi takdirde çalıştığını nasıl öğrenebilirdim, Tanya? Söyle bana
Ayrıca, onlar dejenere ve hayvanlar!
Bence onların yaşamalarının anlamı yok!
Neden, Gordon?
Çünkü ben hep bana söylenenleri yaptım. Asker bunu yapar.
Ama kenarda çok uzun kaldım.
Bu ülkenin korkunç bir masal haline nasıl geldiğini gördüm.
Kendi topraklarımızda hiçbir zaman savaş yapmadık.
Milyonlarca insanın öldüğünü görmedik.
Virüs bunu değiştirecek.
Artık çalıştığını biliyorum. Tek yapmamız gereken,
onu kontrol etmeyi öğrenmek, böylece onu kendi amaçlarımız için kullanabiliriz.
Seni buraya getirmemin gerçek nedeni buydu.
Sen tamamen kafayı yemişsin, Albay.
Ben bir askerim.
Ülkem için her fedakârlığı yapmaya hazırım.
Onların şansı çok, çok az.
Tanrım, bize yardım et.
Hey, ne yapıyorsunuz?
Ben bu balodaki kavalyenim.
Bu Albay Burgess, Yüzbaşı.
İsyanı bastırmak için Validen emir aldık.
Cezaevi sıkı bir karantinada, Yüzbaşı.
Salgın patladı. Kimse içeri girmiyor.
- Evet, efendim ama... - Durumu kontrol etmeye çalışan bir sağlık ekibim var.
- Ama emirler... - Burada en üst rütbeli benim! Bekle...
- Sana başka emir verene kadar, bekle. - Evet, efendim.
Burayı bir mil kadar çembere alın ve yerel medyayı orada tutun.
Evet, efendim.
Kalk!
- Rehineye ihtiyacımız var. - Bu domuz ölmeyi hak ediyor.
Hector, dostum, sen yaptın?
Rehinelere ihtiyacımız var.
Bu domuz bugün ölmeyi hak etti.
Aç, Gordon, silahlarımız var!
Aç dedim!
- Kapıyı aç! - Yüce Tanrım!
Ateş etmeyin, onlar benim ailem.
Durun, onlara zarar vermeyin!
- Hayır! - Onu oraya götürün!
- Baba! - Kes sesini, çocuk!
Lütfen!
- Baba... - Kapa çeneni, çocuk.
Hadi...
Özür dilerim, Mary...
Baba...
Ona zarar vermeyin!
Hey Gordon, neden korkmuş görünüyorsun?
Bu konuda sana yardım etmeye istekli oluruz, pislik.
Hayır.
Tanrım, hayır!
Neyin var senin? Tanrı aşkına, sadece bir çocuk!
Durun! Tartışmayı kesin!
Dinleyin. Ben, sen, hepimiz deney tavşanlarıyız.
Hepimiz bizi öldürebilecek güçlü virüse maruz kaldık.
Dostum, bu ciddi mi?
Aptalca saçmalıklar!
Hayır, Fletcher'ı gördünüz mü? Berbattı...
- Kes şunu! - Kapa çeneni, dostum!
Orada garip bir şeyler oluyor. Dino gördü.
Evet... Beni dinleyin!
Belki virüsü tanımlayabiliriz.
Bir aşı oluşturabilirim!
Evet bayan. Sen ve doktor. Bak...
Zaten enfekte olmuş.
Boşa zamanlarımızı harcıyoruz!
Laboratuvara geri dönmeliyim.
- Bu bizim tek umudumuz. Ona bir şans verelim. - Laboratuvara geri dönmeli.
- Öyle yapsın... - Hadi!
- Ne? - Bu ikimize de olabilir.
Ne yapıyorsun?
Ateş etme. Ben T.K, Tanya Karrington'la birlikteyim.
- NDT haber, hükümetin deneylerini ortaya çıkarmak istiyoruz... - Kendinizi kurtarın!
- Kimi izliyor? - Dışarıda, çektiğim her şeyi kayda alıyorlar.
- Ancak dışarıya sinyal yok. - Bunu yapamazlar mı?
Evet, sanırım daha geniş yayını, ayarlayabilirler, ancak bunu...
...yapmak için herhangi bir sebepleri olacağını düşünmüyorum.
Şimdi var. Hadi.
Durun!
Unutmayın, rehinelere zarar vermek yok!
- Anladınız mı? - Evet!
İstediğin gibi olsun, patron.
Tamam.
Şimdi taleplerimizi bildirelim.
- Evet. - Gidiyoruz.
Efendim... Buna bakmalısınız.
Orospu çocuğu!
Silahları hazırlayın.
Silahlarınızı hazırlayın!
Bu mesafe yeterli!
Orada durun!
Kimseye zarar vermek istemiyoruz!
Ancak rehinelerimiz var!
Müdür ve ailesi var!
Gardiyanlar ve diğer rehineler!
Evet!
Kiminle konuşabilirim?
Benim adım Keillor!
3 talebim var!
Bize hemen doktorlar gönderin ve buradan çıkmak istiyoruz.
Ve üçüncü talep!
Vica Moretti'yi burada istiyorum!
Mafya patronu! Vica Moretti!
Evet, bu doğru!
Eğer buraya gelmezse, kardeşi Franco'yu parçalayıp ona göndeririz!
Evet!
Konuşacak bir şey yok!
Patron, sen bir pisliksin.
Konuşacak bir şey yok mu?
Siktiğimin kapısını aç!
Yoksa 10 saniye içinde bunu kafasından vururum!
- Sakın yapma! - Yapacak!
- Yapma... - Kapa çeneni!
Karım hamile.
- 10... 9... - Lütfen, yapma...
8...
Burgess, benim! Burgess!
Burgess, benim Raker!
Kapıyı aç.
Kapıyı aç, beni buradan çıkar! Bana söylediğin şeyi yaptım.
Ben...
Burgess, yardım et bana!
Yardım et!
Geri çekiliyoruz! Geri gelin, hadi!
Rehinleri alın! Hapishaneye dönüyoruz!
- Bırak gitsinler. - İsteklerimizi dinlediniz!
Ev sahipleri 6 saat içinde ölecekler!
Diğerleri için de aynısı olacak!
Şu Keillor hakkında her şeyi öğrenin.
Vic Moretti'yi ne yapacağız?
Onunla ben ilgileneceğim.
Evet, efendim.
Yıllar önce kariyer merdivenlerinden çıkarken...
Onu desteklediğimi hatırlıyorum.
Kentte bir evde yaşıyordum. Hiç de abartılı bir yer değildi.
O asi biriydi, çünkü ailesini ya da herhangi birinin bayrağı altında değildi.
Daima binamın merdivenlerinin altını uyumak için kullanılırdı.
Binanın önüne süpürmesi için ona sürekli para verirdim.
Bir gün, yaklaşık sabah 5 falandı, ben sabah koşusu için hazırlanıyordum.
Kapının çaldığını duyduğumda iç çamaşırlarım vardı.
Gerçekten çalınıyordu.
Kapıyı açtım.
Rozetli biri yüzüme bakıyor.
Bir polis.
Bu o serseri, kelepçeleri bana takıyor.
Ona ne söyledim biliyor musunuz?
Ona bir iş bulduğuna sevindiğimi söyledim.
Gördün mü? O herkesi sever.
- Augie, Julie'yi eve götür, tamam mı? - Tabii, patron.
Tatlım, gitmek istemiyorum.
Git, tatlım daha sonra sana katılırım.
Aguie sana eşlik edecek.
Tamam, eve kendim gideceğim.
Sana eşlik edeceğini söylemiştim.
Endişelenme. senin için daha iyi olur.
Yumuşak dudaklara direnmek benim için çok zor.
Şey...
Bu sefer ne var?
Zehirlemek istediğin Amerika karşıtı başka bir diktatör mü?
Hayır, hayır.
Sana kardeşin Franco desem bana nasıl tepki verirsin?
Hey, Bay Keillor!
Bayım... Biraz bana zaman ayır. Konuşmak istiyorum
Biliyor musun, Vic gerçekten seni orospusu yapar.
Saklanacak bir yere sahip olmayan fahişe olacaksın.
Seçenekleri düşün. Saklanma yeri yok.
Londra, Ay, Palm Springs, Beyrut.
Saklanma yerin yok. Sik kafanı çalıştır.
Kesinlikle nereye gideceğimi biliyorsun, Franco.
Bunu yapmak zorunda değilsin.
Azizler aşkına, kardeşimi görmek istiyorum.
- İsyan ne zamandır sürüyor. - Geceden beri.
Yardım etmek için elimden gelenin yapmaktan mutluluk duyacağım.
Biliyorsun, oraya yalnız gitmek zorunda kalacaksın.
Bensiz bir yere gitmiyor.
Hayır, tamam, Augie. Sorun yok.
Tatil günlerinde eski bir yeri ziyaret etmek gibi olacak.
Bize ihtiyacın olursa buradayız.
- Endişelenme, bana bir şey olmaz. - Onu izleyin.
Ona ne söylediniz?
Eski günlerden bahsettik.
Sanırım, ona virüsten bahsetmeyi unuttum.
Şu, Keillor, herkes onu destekliyor mu?
Birçoğu, hepsi değil.
Bu ne Bu koku da ne?
Bilmek istemezsin.
Tanrım, burada ne haltlar dönüyor?
Burada veba gibi bir şey var dostum
Cildi yanık gibiydi, ilk kez koridorda rastladık.
Vücut çürüyor ve kemikleri çıkıyordu.
Bu gardiyanı öldürdü.
Diyorum ki, dostum, fırsat doğar doğmaz buradan kaçmazsam, siksinler.
Beni de, dostum.
Beni de.
Hey, patron, bir ziyaretçin var.
Bize katılman ne kadar güzel, Bay Moretti.
Neyin var senin?
Burada söz sahibi olduğunu düşünmüştüm.
Basit ve çok basit bir iş sen yine de mahvettin.
Beni buradan çıkart. Beni buradan çıkart, kötü hissediyorum.
Hasta mısın? Çok mu hastasın?
- Bu ne? Bu ne tür hastalık? - Hayır, hayır.
Bu hastalık değil, sadece kendimi iyi hissetmiyorum. Beni buradan çıkart.
Şunu yüzümden çek, tamam mı? Ayrıca, kardeşimi de çözün.
Buradan çıkacağız.
Çıkmak mı, nasıl, Vic? Evet!
Hepimiz burada sıkı karantina altındayız. Dünyadan kopuğuz.
Burada bir salgın yaşanıyor.
Onları kavrayamıyorsun, Frank. Hepimiz buradayız.
Kimse buradan çıkamaz, Vic.
Gülümse, televizyona çıkmak ister misin?
Sam amca sana bakıyor.
Hazır TV' ye çıkmışken bana nasıl tuzak hazırladığını anlatabilirsin.
Siktir git, Derek.
Buradaki herkese baskı kurmuşsun.
Genelle ne derdi, merak ediyorum.
Asla onun adını bana söyleme!
Sen bir hiçsin, bunu biliyor musun?
Bozuk para kadar değerin yok.
- Buradan çıkmak istiyor musunuz? - Evet!
Ben sizi buradan çıkarabilecek tek kişiyim.
Bu ne bok, ha?
Muhtemelen gardiyanlar kapıdan çıkmaya çalışanlara ateş ediyorlar.
Bize verebileceğin tek şey, vurularak ölüm.
En azından bir şeyde haklısın, piç kurusu.
Anlayamadın, değil mi, Vic?
Burada çürüyecek olan, Franco ve ben değilim. Sende varsın.
Çekin ellerinizi!
Ateş etmeyin yoksa çocuğu vurursunuz!
Hayır!
Luke! Tatlım!
Lütfen, sakin olun!
Bu eşim ve oğlum.
Onları rahat bırak. Beni al.
Senin için çok daha değerliyim. Lütfen!
- Onları rahat bırak. Beni al. - Evet, iyi fikir.
Bu iyi bir fikir.
Ailen. Anlıyor musun? Ailenle gideceğiz.
Ama çocuklar gelmeyecek.
- Tamam mı? - Güzel
Çocuk bizi yavaşlatacaktır. O burada kalacak.
Şuraya!
Franco, hadi.
Hayır. Sean olmadan gitmeyeceğim.
Sean olmadan gitmeyeceksin, ha?
Tanrım!
Gittiğimiz yerde ona ihtiyacın yok. Hadi.
Tanrım...
Hadi!
Ailemle birlikte yürüyüşe çıkıyorum.
İtirazı var mı, Keillor, ha?
- Bırakın onları. - Anne.
Hadi, gidelim.
Onları izleyin.
T.K?
T.K!
Her şey yolunda mı? İyi misin?
Sakin ol.
Burgess'i telsiz de ara.
Hemen.
Gordon. Gordon!
Buradayım.
Her 2 saatte bir iletişim kuracağımızı sanıyordum.
Ağrı kesici ve test tüpleri tükendi.
Cezaevi nüfusunun yaklaşık% 20'sinin virüs bulaşmış olduğunu tahmin ediyorum.
Nasıl yayılıyor?
Bilmiyorum!
Doğrudan temas yoluyla.
- Her kişi taşıyıcıdır. - Ver şunu bana... Burgess.
Bizi derhal buradan çıkarmalısın!
bu şey hepimize bulaşabilir! Beni duyuyor musun?
Asını zaten elinden almışsın, kovboy. Şimdi tek başınasın.
Sakin ol.
Bu hastalığın belirtileri neler olabilir?
Bize de bulaşmış olabilir mi?
Burayı çöp yığınına dönüştürmek için neye ihtiyacımız var?
Tamam, onları kaybettik.
Başka bir çıkış yolu olmalı, değil mi?
Birkaç yıl önce kapatılmış bir tünel var.
Birkaç mahkûm oradan kaçmak istemişti.
Nerede o?
Ben onu güvenli bir yere bırakmak istiyorum.
Seni buradan çıkaracağım, yemin ederim.
Tamam.
Hadi anne, buraya gel.
Endişelenme, her şey düzelecek.
- Söz veriyorum. - Hangi yöne?
Göstereceğim.
Franco, beni dinle. Benimle geliyorsun.
O çok güzeldi.
Franco, hadi. Yola koyulalım.
Pekala... Burada ne ile uğraşıyoruz?
İlk belirtisi normal burun kanaması.
Sonra panik, paranoya, asabiyet.
Hey! Dokunma bana, dostum.
Panik, birinci katmanın üzerinden yükselmeye başlar.
Adrenalin tüm vücuda pompalanır, bu da insanüstü bir kuvvete neden olur.
O zamana kadar kurban, taşıyıcı virüs haline geliyor.
Bu bir roket gibi.
Sadece yakıtı biterse diğeri de sona erecek.
Kendini yakacak.
Tünel nerede, arkadaşım?
Burada!. Kesinlikle burada.
Tamam...
Kazmaya başla bakalım.
Annelerini kaybettiler.
Hey, Franco!
Franco, neyin var senin?
- Franco, hadi.. - Moretti. - Franco!
Biraz durmam gerekiyor. Karımın ve çocukların nasıl olduğunu görmek istiyorum.
Hemen döneceğim, söz veriyorum.
Lanet olası duvarı delene kadar hiçbir yere gitmiyorsun.
Neden kendin yapmıyorsun?
Belki de kahrolası takım elbiseni kirlenmekten mi korkuyorsun?
Ver şunu bana. Geri çekil.
Hadi ama hoşuma gitmiyor, ama bunu yapmak zorundayız, beyler.
virüslüleri C bloğundaki bir hücreye kapatacağız.
Dostum, beni hiçbirine dokunmaya zorlayamazsın.
Onların derisi zehirli!
Kimseye dokunmamız gerekmiyor.
Revirde cerrahi eldivenler var.
Doktor iyileştirecek bir şey buldu mu?
- Sik ilacı! Buradan gitmek istiyorum! - Evet!
Buna ne yapacaksın, patron?
- Dinleyin, işbirliği yapmalıyız! - Evet, tamam.
İşbirliği, söylediğin gibi bizi kurtaracak mı?
Daha iyi bir çözüm biliyor musun, Morales?
Enayi.
- Hey, Derek! - Hey! Bizi dışarı çıkardığın için teşekkürler!
Burada ne yapıyorsunuz, piknik mi?
- Hasta mısın? - Hayır.
- Biz de bilmiyoruz. Görünüşe göre hasta değiliz. - Bu doğru!
Bize verdikleri o berbat ilaçlar sayesinde kendimizi iyi hissediyoruz.
Silahımız var, içkimiz var, müzik var.
İhtiyacımız olan tek şey amcık. O da 3 gün sonra geçer!
Buraya kapanmadık, hastalığı önledik.
Evet, bu doğru!
Iyi fikir, beyler. İyi şanslar.
Sana da. Tamam, sende ne var?
Tek çıkış yolu bu.
Orayı kavurmak.
"Silahımız var, içkimiz var, müzik var."
"İhtiyacımız olan tek şey amcık. O da 3 gün sonra geçer!"
- Tanrım! - İyi misin?
Evet, evet, iyiyim.
Emin misin?
Ölüm hücresindeki diğer mahkûmları düşünüyordum. Önceden virüsü alanlar...
- Evet, onlara ne oldu? - Hiçbirine bulaşmamış olması garip değil mi?
Olabilir, çünkü erkenci virüs bir aşı gibi davrandı.
Ben de aynısını düşündüm.
Tıpkı, suçiçeği çıkarmadan çiçek aşısı olmak gibi.
Suçiçeği hastalığına yakalanan insanlar bunu hafif atlatır.
Suçiçeği hastası olmaz.
Suçiçeği ve çiçek aşısı aynı genetik reseptörlerdedir.
- Diğer tutukluların aldığı şey bizi hastalığa karşı kurtaracak! - Evet!
Bu kadar kalmış.
İşte tatlım.
Bizi kurtaracak mı?
Öyle umuyorum.
Bu yeterli değil, Jake.
Jake.
Önemli değil, ben hasta hissetmiyorum.
Siktir git!
Neyin var böyle?
Konuş benimle.
Konuş benimle!
Gordon, sanırım bir aşı buldum.
Bize HV8 kaynağı ver.
- Üzgünüm, bunu yapamam. - Neden olmasın?
Artık çok geç.
Ne? Ne demek istiyorsun?
Ne yönde karar alındığını tahmin ediyorsundur.
Bu bir kâbus.
Ne yapacağını, Tanrı bilir. Bir çıkış yolu bulmamız gerek.
Buradan nasıl çıkacağımızı biliyorum. Babam bodrumdaki eski tüneli kapattırmıştı.
Ben iyiyim.
Biliyorsun...
...çıktığımda, yapacağım ilk şey...
...Maria ile bir çocuk yapmaktı.
Hep, Pamela adında kızım olmasını istemiştim.
Kahretsin, dostum...
Sen de onlardan birisin.
Olamaz!
Hayır, dostum...
Böyle ölmek istemiyorum.
Vur beni, dostum.
Yap şunu, kardeşim!
Senin için yapardım.
Vur beni, dostum!
Hiç fena değil.
O benim arkadaşımdı!
Evet, bu bazen olur.
Buradan çıkmak ister misin?
Ha?
İkimizin tempolu çalışması gerek, hadi.
Evet, bu taraftan.
Babam o adama bu tüneli göstermek zorundaydı.
- Yolu bildiğinden emin misin? - Evet, beni takip edin.
Twinkies'lerime dokunma.
Müdür'ü indirdin, ha?
- Bunu ben yapmak isterdim. - Ha?
Bunu ben yapmak isterdim.
Hadi işimize dönelim.
Hadi, güçlü vur. Böyle.
İşte buradan, hadi!
Açalım.
Hey, bekle, Luke.
- Burgess ne kadar ileri gidebilir? - Neler yaptığına baksana.
Bunu söylediğim için üzgünüm, ama...
İyi hissetmiyorum.
Birkaç virüslü bu yöne doğru geliyor.
- İçeri girin ve kapıyı kapatın! - Hayır!
Silahını ver, Leon.
Onları durduracağım siz yolunuza devam edin.
- Hadi ama... - Benim için çok geç.
Hadi, gidin...
Gidin...
Hadi, gel!
Gidelim!
İşleme koyalım.
Hadi...
Korkuyorum.
Hadi, tatlım, sorun yok. Gidelim.
- Her şey yolunda, efendim. - Mükemmel.
İyiminsiniz?
Çok iyiyim, Crowley. Çok iyiyim.
- Siktir! - Bodrum katına giden tek yol bu.
Bunu yapamayız.
Korkarım ki yapmak zorundayız.
Tamam, bekleyin. Duvara yakın gideceğiz.
Mümkün olduğunca sırtınızı yapıştırın.
Tamam mı?
Derek!
Derek!
- Çocuklar! - Hayır, git başımdan!
- Hayır, Leon! - Siz devam edin!
Hadi, Leon!
Hadi gidelim!
Leon!
Herkes buradan ayrılmaya hazır, efendim.
Ben kalıyorum, Crowley.
- Sizinle kalmak için izin istiyorum. - Talebin reddedildi. Tanrı seninle olsun.
Hadi...
Yavaşça.
Sen iyi bir adamsın.
Oluyor, tamam, iyi.
- Bu bizim çıkış biletimiz. - Evet.
Biliyor musun? Ben gençken Brooklyn'de yaşıyordum,
sık sık bu tür tünelleri kullanırdım.
Hey, Amigo, bu da neydi?
Bilmiyorum.
Git kontrol et.
Tamam, işte öyle.
Sen misin, patron?
Neredesin, patron?
Buradayım!
Şimdi ne yapacaksın, Vic?
Beni almak senin gibi önemsiz birinin boyunu aşar.
Tanıştığımız ilk gün seni mahkum ettim.
Sen hiçbir şeysin, dostum.
Beni duyuyor musun? Hiç bir şey.
Bunun için çok bekledim, Vic.
Hadi!
T.K!
Hadi!
Albay... Albay.
Albay...
Ben Collins.... Beni duyuyor musun? Tamam.
Collins?
Collins, buradayım ancak seni yeterince duyamıyorum. Neredesin? Tamam.
Hapishanenin ötesine geçen, bilmediğimiz bir tünel var.
Mahkûmlar oranın kontrolünü elinde tutuyorlar.
Tünel nerede?
Kuzeydoğu kanadında...
Collins. Gelebilir misin?
Collins!
Collins!
- Baba! - Baba!
Hayır, babam, babam...
Çok üzgünüm, Luke.
Baba!
Gitmeliyiz... Götür onu.
Çok üzgünüm, hadi.
- Hadi. - Yapma...
Hayır, lütfen, hayır...
Baba!
Hayır!
Baba!
Serseri...
Yapma... Hayır!
Derek, senin peşinde!
TK, kaçın!
Koşun, koşun!
Sadece birkaç soru, lütfen.
Townsend Hapishanesindeki viral testler yapıldığı doğru mu?
Mahkûmlara yasadışı viral testler yapıldığı hikayeleri tamamen asılsızdır.
Trajediden önce Townsend ceza infaz kurumunda böyle bir şey yapılmamıştır.
Söylentilerin, neden çıktığını bile bilmiyoruz.
Hükümet bu konuyu araştırmak için bir komisyon atadı.
Herhangi bir bilgiye sahipseniz, lütfen bizimle paylaşın.
Başka soru yok.
Buradan gitmemiz gerek.
Buna bir şey eklemek ister misiniz?
ZOMBİLERİN ÖLÜM EVİ (1987)
Ç
Çe
Çev
Çevi
Çevir
Çeviri
Çeviri
Çeviri v
Çeviri ve
Çeviri ve
Çeviri ve a
Çeviri ve al
Çeviri ve alt
Çeviri ve alty
Çeviri ve altya
Çeviri ve altyaz
Çeviri ve altyazı
Çeviri ve altyazı:
Çeviri ve altyazı:
Çeviri ve altyazı: h
Çeviri ve altyazı: ha
Çeviri ve altyazı: ha4
Çeviri ve altyazı: ha46
Çeviri ve altyazı: ha467
Çeviri ve altyazı: ha4679
Çeviri ve altyazı: ha46792
Çeviri ve altyazı: ha46792.
Çeviri ve altyazı: ha46792..
Çeviri ve altyazı: ha46792...
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.