Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
İşte geliyor Bay Des Voeux.
Hesaplamayı bekle.
- Saniyede 310 metre efendim. - Atmosfer basıncını 767 metrede işaretle.
Sıcaklık eksi 52 derece.
Bu sonuncu mu efendim? Ayağım artık gittikçe sertleşti.
Kurtul gitsin. İki tane daha var.
Terör'ün mürettebatı gemide efendim.
Günaydın kaptan.
Yine komutanımız olmadan komuta toplantımız mı var?
Kaptan Crozier eseflerini gönderdi.
Ancak istediğiniz üzere Terör'ün tüm ambarını getirebildik.
- Bay Hornby alt katta nakli denetliyor. - Bana söylemediğin bir şeyler mi var Edward?
Terör'de yapacak çok şey var efendim.
O hâlde bunu kısa tutacağım.
Birleşen adamlarla nasıl baş edeceğine dair Dundy seni bilgilendirebilir ve...
...Bay Reid'in sana doğrudan buz hakkında bilgi vermesini sağlayacağım.
Kız... Giderken bugün onu da yanında geri götüreceksin.
Efendim göz önünde bulundurdunuz mu ki Terör'deki pek çok adamın...
Bu artık Francis'in sorunu.
O kızı artık gemimde barındırmayı reddediyorum.
- Buradaki adamları altüst ediyor. - Altüst ediyor derken efendim?
Anlayacaksın.
- Ve nihayet ayak. - Ayaklar.
Evet, evet!
- Aferin. - Ayaklar.
Kaptan Fitzjames her sabah kaldırılmalarını emrediyor.
Onları bırakanların cezalandırılacağını temin ediyor.
Kızı toparlamak için emir aldım. Bundan böyle Terör'ün sorunu.
Doğru mu duydum teğmen? Onu götürüyor musun? Ben de gelebilir miyim?
İnuit dilinde bir lügat üzerinde çalışıyorum ve kız nihayet konuşuyor.
- Hem de bir hayli. - Yaratıktan da çok bahsetti mi peki?
Anlayabildiğim kadarıyla henüz değil ama...
...yaklaştığımızı hissediyorum.
- Terör'ün durumunu anlıyor musun? - Anlıyorum.
Git o zaman ve iyice toparlanın.
Hava bozarsa bir süreliğine bizimle olabilirsiniz.
Dışarı çıkıyoruz.
Terör'e mi?
Keyifli Seyirler
Çeviri ~ Nehirin & Irmak twitter: Nehirin_ & Irmak_tt
~ TERÖR ~ Bölüm 5; İlk Atış Galip Gelir Beyler
Kaptan Fitzjames şu anki sayımız göz önüne alındığında...
...bir kişiden kurtulunduğu için memnun olduğunu söylüyor.
Bir Newfie lügatı ya da Kapusen lügatı da yazabilirsin.
Tut şunu.
Neden bana soruyorsunuz Bay Goodsir? Kaptanla zaten konuştunuz ya.
Ve toparlandığını görüyorum.
Doktor artık merdivenden çıkacağımızı söylemeye geldim.
Benim ıskalamam durumunda kaptan kararı size bırakıyor.
Orayı kendime dert etmezdim.
İyi, kızla git hadi.
Hem düğüne bizi de davet etmeyi unutma.
Sizi bir düğüne davet eden oldu mu hiç Doktor Stanley?
- Her zaman böyle küstah mıdır? - Hayır.
Yeni bir şey bu.
İki ay kullanılacak Bay Closson. Her hafta hatasız okumaya devam edin.
- İsim! - Terör'den William Wentzell efendim.
Tırnaklarınız tam bir terör Bay Wentzell. Bunun için mazeretiniz olamaz.
Üç günlük vazife borcu ve şu yaka için de bir tane yaz.
Beyler!
Kendinizi temiz tutmak için bundan fazla vaktinizin olmadığına kalıbımı basarım!
Lakin sayımıza istinaden keza anladığıma göre...
...muhtemelen küvette pek vakit geçirmiş değilsiniz.
Yine de bugün seyir defterinde dokuzunuza vazife yazıldı.
Bunun ıslah edilmesi şart!
- Gelecek hafta bu sayı sıfır olacak! Anlaşıldı mı? - Evet efendim!
- Güzel. - Devam edin beyler!
- Bay Collins! - Efendim mesele Terör mürettebatı.
Ne oldu?
Olduysa böyle bir şeyi bildirmemi söylemiştiniz ve oldu.
Teğmen Little bugün Kaptan Crozier tarafından imzalanmış mahzen için bir taleple geldi.
- Kaç tane aldı? - On altı şişe efendim.
- Teşekkürler Bay Collins. - Efendim.
Bay Hornby! Bay Hornby!
Sertleşmeden önce onu alıp götürün Bay Hickey.
Gördüğünüz gibi bu gece çuvalladım.
Aşağı inin. Onu da arkanızdan indireceğiz.
Bay Hornby buzda yığılıp kaldı. Öldü. Bayan Sükût'u yanımızda getirdik.
- Kızı ambara indirmek güvenli olur. - Yanında birisi olacak mı?
Teğmen Hodgson'la iyi olacaktır. Yürü hadi.
Aşağı indirin onu. Yavaş!
- Bay Hornby'ye ne oldu? - Bilmiyoruz.
Yaralarınız iyileşene kadar ağır şeyler taşımamalısınız Bay Hickey.
Ağrıdan beteriyle cebelleşeceğinizi Doktor MacDonald söylemiştir muhakkak.
Evet! Bay Darlington'la az önce bunu tartışıyorduk.
Affedersiniz.
Geminin ağırlığıyla merkez ekseninden kaymış.
Edward! Medusa'nın Salı ile nasıl gidiyor?
Geri dönerken Bay Hornby buzun üzerinde yığıldı.
Doktor MacDonald kalbinin durduğunu düşünüyor.
- Hornby öldü mü? - Öldü.
Onu diğerleriyle birlikte tutmak için şimdi aşağı almaya hazırlıyorlar.
- İyi, istikrarlı bir ikinci kaptandı. - Çevikti.
İşler karıştığı için üzgünüm efendim ama Bayan Sükût'u da yanımızda getirdik.
Gemide bulunan Kaptan Fitzjames'e hatırlatmaya çalıştım ama ısrar etti.
Ayrıca Bay Goodsir de geldi.
- Anlaşılan istediğiniz şeyde ilerleme kaydetmiş. - Çok güzel.
Kız yerleşip de yemeğini yer yemez onu ve Bay Goodsir'ü alıp getirin.
Çay ikram edeceğim. Yapmamız gereken bir sürü şey var.
Thomas sakıncası var mı?
Çapraz kirişleri kontrol edip herhangi bir sızıntı bulursan bana haber ver.
Yedek direkleri hazırlayın, bu lanet soğukta kimse yarım saatten fazla dışarıda kalmamalı.
Haklısın. Yarın onun için ayin düzenleyeceğim.
Yedek direkleri gerilmeye hazır edin.
- Buzun ne istediğine bakıp ertesi ardından sabah payanda planını netleştirilsin. - Peki.
Erebus'un mahzeninde hiç viski yok efendim.
- Yalnızca cin... Rom ve cin var. - Lanet olsun!
Jopson!
Babam cin içerdi.
Bay Collins'in umduğumuz kadar ihtiyatlı olacağından emin değilim.
Pekâlâ... İşte yapman gereken!
Geri gidip bu kez Bay Collins'e James'in şahsi stokundan getirmesini söyleyeceksin.
Yıllardır yeteri kadar memba var. Cin içmeden önce kafama bir kurşun sık.
Jopson. Bay Hornby öldü.
Bay Helpman Erebus'ta olduğuna göre Bay Hornby'nin şahsi eşyalarını toplayıp...
...ailesi için ambara koyacak kadar nezaket gösterir misin?
En iyi arkadaşının kim olduğunu öğrenip ona Bay Hornby'nin tütününü ver.
- Olmuş bilin efendim. - Sağ ol.
Stokumda ne kadar viski kaldığını hatırlıyor musun?
İki şişe efendim.
- Getiriver. - Peki efendim.
Senin zamanın.
- Tükenmesine izin verme. - Peki efendim.
Artık tuzu bıraksan olur. Güzelce iyileşiyorsun.
İyiliğiniz sonsuz Bay Goodsir. Ciddiyim.
Bu gemilerde artık gönlü yüce adam pek kalmadı.
Bayan Sükût kaptan tarafından sorgulanmak üzere mi gemiye getirildi?
Bu birinde sahiden işe yarıyor mu Bay Hickey?
Bugünkü yardımlarınız için teşekkürler.
Gemide bu kadar az adam olduğu hâlde, düşündüğümden daha meşgul bir reviriniz var.
Hava yüzünden.
Kaptana hava kırılana dek Erebus'a tüm giriş, çıkışların iptal edilmesini teklif edeceğim.
Bu çocuklardan birinin daha bir parçasını, bir uzvunu kaybetmesini istemiyorum.
- Bu soğukta dişlerin patlayabileceğini duymuştum. Düşünün. - Düşünmeme gerek yok.
1839'da Kaptan Penny ile bizim kılavuz balina avcısının dişinin akıbeti tam buydu.
Kök sıcak kalırken, yüzey küçük bir bomba gibi donuyor.
Hazır buradayken...
...gemide hiç diş etlerinde çekilmeden muzdarip adamınız var mı?
- Dokudaki kül çizgisi gibi. - Hayır.
- Başka belirtiler var mı? - Baş ağrısı, uyuşma, eklem ağrısı...
...muhtemelen hafızada distrofi.
İskorbütten başka bir şey mi? Hastaları görmeye başladığınızı biliyorum.
- Hayır bu... Bu oldukça farklı. - Aklınıza ilk gelen ne?
Aklıma hemen bizmut geldi.
Kadavralar üzerinde çalıştım, ki bazıları frengiliydi.
Aylarca bizmutla tedavi edilmişlerdi ve diş etlerinde birikmişti.
- Renkler aynı değilse de görüntü aynı. - İçkiye düşkün mü?
Akşam içkisi haricinde pek fazla kullanımı yok. Neden?
Yalnızca yıllar evvel okuduğum elma suyu sıkacaklarının...
...benzer bir sıkıntıya sebep olduğu Devon'daki bir vakayı hatırladım.
- Sıkacaklar mı? - Evet. Kurşundan yapılmışlardı.
- Su tanklarımız da kurşundan. - Neyse ki nötr sıvıları etkilemez.
Maddenin kullanımı zararlı olabilir. Fransızlar bunu kanıtlamıştı.
Charles Thackrah lehimcilerde görülen gut hakkında yazmıştı.
- Şu senin adamın mesleği ne? - Kaptanlardan biri.
Sanırım yıllardır güvertede eldivensiz hiçbir şey yapmamıştır.
Peki, soruşturma yapmaya başlayacağım Bay Goodsir. Bunu bizzat görmedim.
- Bana Harry diye hitap etmenizi isterim. - Size doktor diye hitap edebilirim.
Az önce bana bir doktor gibi geldiniz.
- Cornelius. - Biraz konuşalım Billy.
Ne var? Ne istiyorsun?
Bugünlerde subayların düşüncelerinin ne ile meşgul olduğunu...
...kimin mutsuz olduğunu bilmeyi.
- Senden daha iyi nasıl bileyim? - Şu sihirli hat sayesinde.
Anlayacağın helayı kalafatlamadıkça hiçbir şey duyamıyorum.
O hattın arkasında her gün her öğünü servis ediyorsun.
- Neredeyse o hattın arkasında yaşıyorsun. - Karşılığında ne alacağım?
Donanmadan havadis mi?
Ambara Bay Hickey. Vazifeniz var. İki dakika!
- Derhâl efendim. - Morgta Bay Hornby'ye yardım edebilirsin.
- Kapat gözlerini, uzat elini. - Hayır.
- Rahatla. Elini becerecek değilim. - O zaman beni rahat bırakacak mısın?
Kapat gözlerini.
Nereden buldun bunu?
Artık ihtiyacı olmayan birinden.
Kulaklarını aç Billy.
Magnus.
Mesele ne Manson?
- Aşağı inemem efendim. - Sığabiliyorsun değil mi?
Demek istediğim...
...şu an aşağı inmek istemiyorum efendim.
Donanmadan gemi ambarında çalışmak için para alıyorsun.
Sadece... Strong ve Evans orada öylece yatarken...
- Seslerini duydum efendim. - Onları mı duydun?
Kâfir misin sen?
Hayır. Hayır, başkaları da duymuş efendim.
Cesedi aşağı indir Manson. Onu omzumda taşıyabilirim.
Bana bak Manson!
Strong ve Evans'dan geriye kalanlar...
...kat kat yelken bezine sarılıp hamaklarına dikilen donmuş parçalar.
O sesler kefenlerinden çıkmaya çalışanlardan değil...
...içeri girip onları yemek isteyen sıçanlardan geliyor. - Lütfen efendim.
Derhâl o merdivenden aşağı inmeni emrediyorum.
Reddedersen seni temin ederim yeniden kırbaçlanırsın.
Sana tavsiyem şu; Tanrı'nın bu dünyada bize hayalet haricinde...
...pek çok şey bahşettiğini öğrenene kadar kilitli kapılar ardında dostlarınla otur!
Anlamıyorsunuz efendim.
Görmek ister misin?
Tek ihtiyacınız daha fazla ışık Bay Manson.
Gidip bir fener getirin.
Böylece Bay Hartnell ile basamaklara dikkat edebiliriz.
Hadi.
Basamak.
Onu en üste yerleştirelim.
Sorun yok Manson. Adamı güzelce yerleştirdik.
Mevzi kampından topların ani ışıklarını görürler ve...
...ardından ışıktan ne kadar zaman sonra sesin duyulduğunu bir kenara yazarlar.
Işık hızlı yol alır fakat soğuk hava elini daha çabuk tutar.
Öyle bir şey işte.
6 pounder topunu ateşlemek için bir bahane de olabilir.
Burada top seslerini duymuş olmalısın.
Prince Regent'daki fahişelerin 6 pounder diye lakap taktıkları ihtiyarı hatırlıyor musun?
Sence o adam şimdi nerede?
Yukarı çıkmaya hazırım er.
En kısa sürede bir atış daha yapın çocuklar.
Buzdaki adamların Erebus'a ulaşmak için daha yürüyecek bir kilometre yolu var.
- Evet. - Bahse girerim bu sene hiç bu kadar düşük sıcaklıklarla karşılaşmamıştık.
Ya yaratık efendim?
Top ateşi o kadar uzaktan duyulabiliyorsa...
...tüm gün çıkan bu sesle yaratığı üzerimize çekmiş olmadık mı?
Ya da korkuttuk.
Soğuktan daha çok korkuyorum çocuklar. Memleketteyken piyano çalarım.
O aleti kullanmak için on parmağınıza da ihtiyacınız olur.
Doktor Goodsir. Gelin lütfen.
Teğmen Little hanımefendiyi getirmeye gitti.
Erebus'tayken ona vekâlet ettiğiniz için teşekkür ederim.
Duyduğuma göre epey tecrübe edinmişsiniz.
En başta konuştuğu dili fonetik olarak deftere nasıl kaydedeceğimi anlamadım ama...
...işe kelimeleri sembollerle göstereceğim bir lügat düzeni oluşturarak...
Peki ya yaratık?
Uğraştım fakat kız bu konudan bahsetmek istemiyor.
Sanırım bu mesele sahip olduğu kültürde mahrem sayılıyor.
Bir aydan beri sizinle kalıyor.
Nelerden bahsediyorsunuz?
Toprak, buz.
Araç gereçleri, giysileri. Araç gereçlerimiz, giysilerimiz.
Ancak yaklaştığımızı hissediyorum.
Bu defa onun için uygun olan zamanı bulduğumuzu düşünüyorum.
Birlikte deneyelim.
Lütfen.
Hoş geldin. Lütfen otur.
Çay içmek ister misin?
Öyleyse başlayalım.
Bizi avlayan şey nedir?
Tuunbaq.
Tuunbaq.
Tuunbaq.
- Tuunbaq. - Tuunbaq.
Kelimeyi biliyor musunuz Bay Blanky?
Rus Amerikasından bildiğim Yupik kelimesine benziyor.
Tuunraq bir ruhtur.
- Ruh mu? - Kız bunu kastetmiyor olabilir.
Hayvan şekline giren bir ruh.
Konuşulanlar aramızda kalacak.
Tuunbaq...
...kaptanımızla babanı...
...aynı yere yolladı.
Nereden biliyor?
Bunu ona kim yaptırıyor?
Sen mi?
Bunu o mu yaptı?
Artık kimseye bağımlı değil.
Onunla konuştun mu?
Denemedim.
Artık gitmek istiyorum.
- Hayır, hayır, hayır. - Belki...
Bir de ben deneyeyim.
O şey bu keşif gezisinde beş adamı parçalayarak öldürdü.
Kibarca sorulduğunda cevap veriyor.
Onu nasıl öldürebiliriz?
Hadi sor.
Umarım lügatınızı satacak kadar uzun yaşarsınız Bay Goodsir...
...ve umarım ben de hayatta kalıp lügatınızı satın alırım.
Tuunbaq'ı nasıl öldürebiliriz?
Tuunbaq.
Bize yardım et.
İş birliği yapmadığına konusunda hemfikir miyiz?
Efendim, burada kaldığı süre boyunca...
...bir kez bile gitmekten bahsetmedi ve herhangi bir kaçma teşebbüsünde bulunmadı.
Kendine bunun sebebini sordun mu?
Yaratıktan o da korkuyor.
Bir şekilde çekip gitmiş olabilir.
Teğmen Little, Sükût hanım iki gemiden gelecek himayeyi kabul etmiyor.
- Efendim... - Elbette...
Thomas Terör'den giderken ona eşlik et.
Sadece imdat haykırışlarını duyarsan onu yeniden gemiye al.
Hayır, bunu yapmayacağım Francis.
Onu durdurmamıza yardım et yoksa gemiden git!
Peki sizi kim durduracak?
Buraya gelmek için rüzgârı kullanırsınız. İçinde saklanmak için ormanı kullanırsınız.
Her şeyi kullanırsınız ama burada olmak bile istemezsiniz.
Yaşamak istemiyorsunuz. Halinize bir bakın.
Yardım etsem bile bunu istemezsiniz.
Niye ölmek istiyorsunuz?
Sana niye ölmek istiyorsunuz diye sordu.
Tanrım! Gemimden siktir git.
Tanrı aşkına burada neler oluyor?
Yapmanız gerekeni biliyorsunuz fakat yapmıyorsunuz.
- Francis... - Bana bir daha Francis deme.
Bana layık görüldüğü şekilde sesleneceksin.
- Gemimden 16 şişe içki çalmışsın. - Böyle bir şey...
Neye layık olduğunu bilmiyorum. Seninle yemek masasına her oturuşumuzda...
...layık görüldüğün şeyler hakkında övünmediğin tek bir konuşma olmadı.
Talihin döndü Francis. Senden başka çalışan yok.
Bu keşiften tamamen sen sorumlusun.
Lanet olsun sana.
Başka neye ihtiyaç duyuyorsun?
Saygıya mı?
Hak et öyleyse.
Yoksa türünün tek kötü örneği olmaya da kararlı mısın?
Francis!
- Bırakın beni! - Otur!
Bundan sonrasına dikkat et!
Yoksa Fury Beach'de John Ross'un başına gelenleri yaşarsın.
Herkes çıksın.
- Francis... - Git pipo iç Thomas.
Ya da en iyisi gidip buza bak.
Bir saat içinde tekmil vermeni istiyorum. Bu bir emirdir.
Thomas.
Kaptan.
Sana neler olduğunu ikimiz de biliyoruz.
- Neler oluyor Bay Blanky? - İçki yüzünden hasta.
Paltonuzu alıp yukarı gelin.
Bay Blanky! Bay Blanky!
Geliyor! Darlington'ı öldürdü!
Adamı gebertti!
Sıkışmış!
- Öndeki kapağa gidelim. - Kapak daha bugün mühürlenmişti efendim.
Küpeştenin orada!
Yardım edin!
Onu göremiyoruz!
Kıç tarafında!
- Thomas! - Aşağı inemiyoruz!
Kıç tarafında! Yukarı çıkıyor.
Kıç tarafında!
Silahımız yok!
Pruvanın yanından buza inip saklanın.
Gidin hadi! Gidin!
Topçu! Lanet olasıca topçu!
Topçulara sesleniyor.
Topu bağlama pinlerine kadar taşıyıp yönünü ileriye çevirebiliriz.
- Yardımınıza ihtiyacım var çocuklar. - Pekâlâ. Gel hadi.
Topa o lanet gülleyi yerleştirsenize!
Hodgson!
Topu hazırlıyorum!
Bay Blanky yaratıktan kaçarken pruva direğine çıktı! Kendisini oradayken gözden kaybettik!
Blanky!
Hiçbir şey göremiyorum!
Orada!
- Yanıyor. - Yukarı çevir!
Yukarı çevir!
Beş santim! Bir santim daha!
- İlk atış galip gelir beyler. - Ateş!
Evet!
Bize bırakın!
Kaçıyor efendim.
Yüce Tanrım!
İşte orada!
Tamamen donmuş.
Bana biraz...
...bana biraz ışık getirebilir misiniz?
- Teğmen Hodgson iyi misiniz? - İyiyim.
Anahtarı bulup biraz rom getirebilir misiniz?
Bay Blanky'e yatışması için koka vereceğim ama...
...onu bir güzel sarhoş da etmeliyiz.
Ben gider, getiririm.
Olaydan sonra kaçtı. Beni yere serdi.
Viski.
- Al iç hadi. - Hayır, Francis.
Herkes payını almalı.
Bu gece o şeyle aramda bir bağ oluştuğunu düşünüyorum.
Sanki nişanlandık ve canım kutlama yapmak istiyor.
- Bize! Ona ve bana! - Affedersiniz.
Bay Jopson mümkünse...
Hadi devir şu şişeyi! Hadi, hadi!
Hazır mısınız Bay Blanky?
Bize katılmanı isterim Jopson. Otur.
Buraya, masaya gel.
Korkarım...
Muhtemelen büyük bir zahmet olacak ama...
...dördünüzden de bir iyilik rica edeceğim.
Ayrıca...
...daha kötü bir zamanlama olamazdı, biliyorum.
Fakat daha büyük bir zaruret de olamazdı.
Ben iyi değilim beyler.
Düşündüğümden çok daha kötüyüm.
Ne kadar süreceğimi bilmiyorum. Bir hafta mı? Hayır.
İki.
Belki daha fazla.
Mümkün olan en kalın perdeyle...
...olan biten saklamaya çalışmanın yanı sıra benimle de ilgilenmeniz gerekecek...
...çünkü ben kendime bakacak durumda olmayacağım.
Hiçbir şey için endişelenmeyin efendim.
Kaptan rütbesini taşımayacağım.
Her şeyin mesuliyeti Kaptan Fitzjames'e ait.
Vekilim sen olmalısın Edward.
- Francis... - Hayır.
Üzgünüm ama ben kurtulana kadar devam etmeliyiz.
Vazgeçmemeliyim, bunu yapmama izin vermemelisiniz.
Size yalvarabilirim.
Bu şişeyi o şeyin kanının olduğu yere götürüp dökün.
İşte.
Al bunu. Al.
Beni güvertede...
...üniformalı bir halde görmediğin sürece sakın iade etme.
Yardımına muhtacım Jacko.
Boyalı küçük kâsen değil, biliyorum fakat ben onu bulana kadar bununla idare edelim.
Çeviri ~ Nehirin & Irmak twitter: Nehirin_ & Irmak_tt
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.