Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Jenerik müziği...)
(...)
Bir yalan üzerinde yaşamaktansa her zaman gerçeği duymayı tercih etmişimdir.
Buyurun, sizi dinliyoruz.
(Sessizlik)
(Gerilim müziği)
(Bardak kırıldı)
(Gerilim müziği)
(Feride) Babacığım, iyi misin? Korkutma beni.
(Feride) Gel babacığım, gel.
Bu kader ortaklığı nasıl bir şey acaba ha? Kârlı bir şey mi?
Ben artık yatayım. Hasibe beni aşağıya indir.
Aman be Aneta abla! En olmadık yerde böyle yapıyorsun, araya giriyorsun.
Can kalk, al bakalım Aneta ablayı.
Götür, yatır yatağına, hadi!
Yavaş yavaş.
Evet, sonra?
(Gerilim müziği)
Anneannemi yanıma almanın zamanı gelmiş galiba.
(Gerilim müziği)
Evet, bunu ilk benden duymanıza gerçekten çok şaşırdım.
Öyle değil mi Faik?
Üçünüzün dedesi Korkmazer Holdingin kurucu ortakları.
(Gerilim müziği)
Bu ortaklıkta üç ailenin de hisseleri var.
Bir dakika, lütfen en baştan anlatır mısınız rica etsem?
En başından istiyorsanız bunu babanıza soracaksınız.
(Gerilim müziği)
Toplama bugünlük, kalsın Ahmet.
O zaman ben çayları tazeleyeyim.
İyi olur.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Hazırlıklar tamam mı?
Ben gelmeden kimseyle irtibat kurmayın, dikkatli olun.
Hayırdır?
Bizim işler bu akşam biraz karışık Baba.
(Yalçın) Seninle konuşmaya gelmiştim ama acil çağırıyorlar.
Nasip, söz uzadı, hakkını helal et.
Hayırlar feth ola, şerler defola.
İnşallah Baba.
-Allah kolaylık versin Yalçın. -Eyvallah Necmi abi.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Senin ne dediğini kulağın duyuyor mu Zehra?
Babam bize böyle bir ortaklıktan hiç bahsetmedi.
İşin o tarafı aile meselesi, mahrem.
Peki, siz bunları nereden biliyorsunuz?
Ben bu konuya başka bir sebeple vâkıfım.
Bu anlattıklarınızı kanıtlayabilir misiniz peki?
Nasıl yani?
Resmî bir evrak mesela.
Evrak mı? Ciddi misiniz?
Yani insanların elinde evrak olsaydı bugün bu durumda olurlar mıydı sizce?
Biz ne durumdaymışız Yağmur?
Hay ağzınla bin yaşa Yağmur kızım.
Adamın ömrü çürüdü o terzi dükkânında.
Bakın, ben kimseye bir şey kanıtlamaya çalışmıyorum.
Yanlış anladınız, babama olan duygularınız yüzünden ön yargılı davranıyorsunuz.
Yok canım, ben kimseye ön yargıyla davranmam.
Evet, mesleğimi icra etmiyorum ama aslen hukukçu sayılırım.
Konuya olan ilginiz de kuru bir meraktan ibaret değil anladığım kadarıyla...
...yanılıyor muyum?
Bu sefer haklısınız.
(Gerilim müziği...)
(...)
Hiçbir aksaklık istemiyorum!
(Yalçın) Telefonlarınızı meşgul etmeyin.
Her ne olursa olsun hiç kimseyle bilgi paylaşımı olmayacak.
Hadi aslanlarım, bu gece bizim için çok önemli.
(Yalçın) Mali şube hazırlığını tamamladı mı?
(Yalçın) Tamam, şimdi beni iyi dinleyin.
Eş zamanlı operasyon yapacağız. Şirkete ulaşır ulaşmaz beni bilgilendirin.
Pusuya yatıp benden haber bekleyin.
Sait, Yağmur Komiser izinli.
Olur da ararsa operasyonla ilgili bilgi vermeyin.
-Gerekirse ben hallederim. -(Sait) Emredersiniz başkomiserim.
(Araba motorları çalıştı)
Ben zaten hissedarım şirkette.
(Zehra) O senin zaten payın Kerem.
Ben dedenin payından bahsediyorum.
-Görünen o ki sen de tek varissin. -Dedeme bak.
Sonunda bir hayrı dokundu.
Yalnız şunu söyleyeyim.
Kimin ne kadar hissesi var, onu bilemiyorum.
Tabii ki gerçek bilgilere ulaşınca ancak ortaya çıkacak her şey.
Hayır, ortaklığın bozulduğu aşikâr da...
...öküzün ne zaman öldüğü ve kim tarafından öldürüldüğü biraz meçhul.
Mizacın aynı annene benziyor Kerem.
Nasıl yani?
O da senin gibi dalga geçerdi böyle hayatla.
Tabii zor, yani birtakım şeylerin üstesinden gelmek için...
...herhâlde öyle davranıyordu.
O da kurtarmadı desene.
Annen Alice mahallede çok iyi arkadaşımdı.
Eskiden burada oturuyordunuz anladığım kadarıyla.
Yağmur polis memuru. Doğu görevindeydi. Daha yeni döndüler mahalleye.
Rahmetli eşiniz Savcı Kudret Özkan...
...bu konulara vâkıf mıydı?
Siz nereden biliyorsunuz babamın adını?
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
Aslında eşinizin öldürülüşünü tesadüfen öğrendim.
Ben ve kızım aslında bu acıyla...
...yıllardır savaşıyoruz.
(Zehra) Hatta unutmak için çok uzak yerlere gittik.
Ama işte insan kabullenemiyor.
Gittiği yere acısını da götürüyor.
(Gerilim müziği)
Vallahi...
...açıkçası babamın ölümüyle ilgili bu kadar şey bilmeniz beni şaşırttı.
(Yağmur) Madem öyle, o zaman şunu da bilin.
Kudret Özkan'ın katillerini mahkemeye çıkarmadan bana gün yüzü yok!
Yağmur, acını anlıyoruz ama sakin olmakta biraz fayda var.
Sakin?
İyi bakalım, öyle olsun.
(Hareketli müzik)
Başlıyoruz.
(Hareketli müzik...)
(...)
(Telsizden gelen anons sesleri)
(Gerilim müziği)
Korkmazer Holdingin hak sahiplerinin hakkını ihlal eden...
...sumen altı eden biri ya da birileri var.
Tahsin Korkmazer, yani babam olduğunu düşünüyorsun.
En büyük şüpheli o tabii ama hukuken bir delil yok.
Tabii ki yok! Her zamanki gibi.
Ne tesadüf ki babam da tam olarak bu işin üzerindeyken suikasta uğradı.
Eşinizin çalıştığı dosyayla ilgili başka bir şey hatırlıyor musunuz?
Bu benim için çok önemli.
Bu belgelerin özel kasalarda saklanıldığına dair bir bilgimiz var.
(Zehra) Ama bu kasalar nerede saklanıyor, gerçekten bilmiyoruz.
(Zehra) Hiçbir iz, belirti yok.
(Müzik)
Ah!
(Gerilim müziği)
Bir şeyi gözden kaçırmayın, her şeyi alın.
(Gerilim müziği)
Hiçbir şeyi gözden kaçırma!
(Erkek) Sağ tarafa bakın, sağ tarafa!
(Dışarıdan gelen konuşma sesleri)
Hepsi ruhsatlı sıkıntı yok.
(Yalçın) İş öğretme lan bize! Al bunu da al.
(Gerilim müziği)
Altlarda kalmasın bakın.
(Telsiz sesi)
(Gerilim müziği)
(Kapı kırılıyor)
(Gerilim müziği...)
(...)
(Yalçın) Tamam, o bende.
(Gerilim müziği)
Kapıyı çalmak varken kırmak sana hiç yakışmadı Yalçın Başkomiser.
Senin gibi saygın...
...bir iş adamına...
...alelacele evrak yok etmek yakışıyor mu?
Tahsin Korkmazer!
(Gerilim müziği)
Bu nazik ziyaretinizin sebebini öğrenebilir miyim?
(Gerilim müziği)
Hakkında gözaltı kararı var. Bizimle geliyorsun!
Neyle suçlanıyorum peki?
Cinayete teşebbüs.
Ay!
Bunun üzerine bir soğuk su içilir artık.
Feride Hanım...
...babanın canına rahmet, bir soğuk su verir misin?
(Kerem garip sesler çıkarıyor)
(Gerilim müziği)
Ay insanlar para için neler yapıyorlar?
Şaşırdım vallahi.
Allah'ım sen bana sabır ver.
Sen koş Fırat'a da Ceylan'a da haber ver Hasibe teyze.
(Kerem) Talih kuşu kondu başlarına.
Ay baltayı taşa vurduk galiba.
-Biri mi geldi? -Ah Kerem!
Affedersiniz. Herkese iyi akşamlar.
Kalk!
(Gerilim müziği)
Pardon.
Bana bak! Acilen konuşmamız lazım. İşler iyice karıştı.
Şimdi değil Kerem.
Ama sana her şeyi anlatacağım. Benden haber bekle.
Allah Allah ya!
Ayaküstü iki dakikada zengin oldum.
İşe gitmiyorken para kazanıyorum. Bir de gitsem ne olacak acaba?
Arabanın arkasına "Dedem sağ olsun." yazdırayım bari.
Konuştuğumuz gibi özellikle Arkan Madenciliğe ait bütün belgeleri istiyorum.
Tahsin Korkmazer'in başkanlığını yapmış olduğu...
...bütün yönetim kurulu karar belgeleri önüme gelsin.
Emredersin amirim.
(Telefon çalıyor)
Alo?
Tamam, tamam çok sağ olun. Geliyorum hemen.
-(Yağmur) Alacağınız olsun sizin! -(Zehra) Yağmur, kötü bir şey yok ya?
(Yağmur) Yok yok sonra konuşuruz anne. Hadi iyi akşamlar hepinize.
(Gerilim müziği)
Hadi toplayayım ben de.
(Telefon çalıyor)
-Efendim Feride. -Ben böyle olsun istemezdim Aziz.
Ben de üzgünüm ama hepsinin üstesinden geleceğiz merak etme.
Kader ortağıymışız.
Ne kadar kolay söylediler.
Ortaklık iki kişi arasında olur Feride.
Biz biriz.
Peki, sonrasında bizden bir şey kalacak mı geriye?
Aziz, ben çok korkuyorum.
Gönlünü karartma Feride'm.
Evinize tekrar geleceğim günü bekle.
(Duygusal müzik)
(Aziz iç ses) Artık bizim için yanmak var.
(Aziz iç ses) Yana yana kül olmak.
(Aziz iç ses) Kül olup arınmak var.
(Aziz iç ses) Bir olmuş iki yürek...
...ancak böyle tazeleyebilir birbirine olan inancını.
(Duygusal müzik)
Baba, çarkıfelek ikinciye mi dönecek bugün?
Bu gece gönlümden böyle geçti.
Eyvallah Baba.
(Aziz dış ses) Aileler dağılacak, dostlar seyredecek ardından.
(Aziz dış ses) Yollar çatallanacak. Yersiz, yurtsuz, yönsüz kalınacak.
(Aziz dış ses) Herkes, her şey yabancı gelecek belki.
(Aziz dış ses) Yalanı gerçekten ayırt edebilmek, adaletle hükmedebilmek...
...ne zor bir mücadele.
(Aziz dış ses) Kendime bile uzak kaldım o savaşta.
(Aziz dış ses) Tutunacak tek bir dalım kalacak.
(Aziz dış ses) Aşk, hem pusulam hem nihai hedefim.
(Salih) Üç.
Tahkikler...
...yani araştırıp soruşturma.
Yani...
...hakikati ortaya çıkarma.
Baba, ok var orada. O bizi yukarı taşımaz mı?
Ok seni ulvi âleme atar.
Ama seni o basamağa gark eden vasfı tanımadan geçip gidilmez.
(Salih) O yüzden tahkikleri konuşalım.
(Gerilim müziği)
Bu basamakta talip gerçeğin, yalnızca gerçeğin peşine düşer.
Bu başlı başına bir cesaret gerektirir.
Hakikati üstlenmek.
Yolcu geldi.
(Duygusal müzik)
Yolcu geldi.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Salih) Aziz.
Geç, otur.
Eyvallah.
Hakikati üstlenmek ağır bir yüktür.
(Salih) Aslında insan olmanın yüküdür.
Dinlemekle kalmayın, kulak kesilin dostlar.
(Salih) Burada insan derken canlılık arz eden varlığı kastetmiyorum.
(Salih) İnsaniyetten dem vuruyorum.
Küfür, hakikatin üzerini örtmek demektir.
Kâfirin lügat manası ise...
...hakikatin üzerini örten demektir.
(Salih) Münafık ise...
...bu kadarını bile göze alamayıp...
...gerçeği eğip bükene denir.
(Salih) Mümin, yani gerçek mümin ise...
...bu örtüyü çekip alarak hakikati ortaya çıkarandır.
Bu mücadele mümin olmanın en temel vasfıdır.
(Müzik)
Tüm bunları anlatmakla doğru mu yaptım, bilmiyorum.
Ama gerçekler ortaya çıksın istedim.
Gerçekler derken çok emin konuşuyorsun.
Yaşadıklarını hiçe saymıyorum, merak etme.
(Sultan) Ya sandığın gibi değilse?
Ya olayın bilmediğin tarafları varsa?
Gözümle gördüm diyorum Sultan.
Göz aldanabilir Fırat.
Tabii ya. Sen abinlere toz kondurma.
Öyle olsun bakalım.
Tamam, sana inandım, tek doğru bu, desem...
...rahatlayacak mısın?
-(Sultan) Bitecek mi mesele? -Bitmeyecek.
Ama en azından ortaya çıkıp yalandan laf çeviriyormuşum gibi muamele yapmasan...
...daha iyi olabilirdi.
Niye böyle alıngan bir tavır içine giriyorsun, anlamıyorum ki.
Çünkü ben sana yalan söylemedim.
Kendimizi bile tam olarak tanımıyoruz aslında.
Senin kendi gerçeğinle yüzleşmen gerekiyor.
Buna cesaretin var mı senin?
(Salih) Yalan ile hakikati ayırt etmek için...
...tahkikat yapılır.
Araştırılır, soruşturulur.
Yol çıkmaza girerse bir bilene sorulur.
(Salih) Sebep sonuç ilişkisi kurulur.
Böylece hadisatı zahiren anladığımızı düşünürüz.
(Salih) Tahkikatın bir de batıni tarafı vardır.
(Salih) Yani iç yüzü.
Bunu anlamak içinse hikmet gerekir.
(Salih) Hikmet...
...yani eşyayı tüm gerçeklikleriyle ve özellikleriyle bilmek.
Hadisatın yaratılış hikâyesine vâkıf olanın duyduğu manevi lezzet...
...tarif edilemez.
(Salih) Derler ki bu hâl...
...tarife sığmaz bir saadettir.
(İç çekiyor)
Şimdi...
...taklidi iman ile tahkiki iman arasındaki fark üzerine düşünmek gerekir.
Cesaret edip bu yola baş koyanlara ne mutlu.
Ne mutlu bu lezzeti duyanlara.
(Fırat) Aslında ben...
...bunların hepsini, kendimi senin gözünde aklamak için anlatmıştım.
İşte ben de tam olarak bundan bahsediyorum.
Ailemden kimse kalmadı, biliyor musun?
Fırat, artık kimsenin umurunda değil.
Korkmazerlerin oyuncağı gibiyim.
Ya da ne gibiyim, biliyor musun? Basit bir bilardo topu.
İstekanın ucunda duruyorum.
Her vurduklarında farklı bir deliğe düşüyorum.
Boğazıma kadar pislikteyim Sultan.
Ve bunu onlar sağladı.
Kendini böyle aklayamazsın.
Bu kadar kolay değil.
Ben gelmedim.
Onlar geldi.
Beni buldular. Tehdit ettiler.
Tekliflerini kabul etmeyebilirdin.
Ailemi korumak zorundaydım.
Tek sebebin bu olduğuna sen inanıyor musun Fırat?
Evet.
Paraya da ihtiyacım vardı.
-Ama-- -(Sultan) Aması yok.
Bir kere bile sana neden bu parayı verdiklerini sorguladın mı?
Bu yaptığın şeyin...
Söyle, söyle. Hırsızlık diyebilirsin.
Benim dilim varmıyor söylemeye.
Senden istenilen işi, yaşadığın hayattan...
...sıyrılmak için bir fırsat olarak görmeseydin...
...cazip gelir miydi bu fırsat sana?
Lütfen bir kere daha düşün Fırat.
Onların yaptıklarını hiçe sayarak mı?
Başkalarının günahı seni aklamaz.
Sen, başkalarının günahında yıkanarak arınamazsın Fırat.
İtiraf et.
Lütfen bunu itiraf et.
(Duygusal müzik...)
(...)
Affet beni Sultan.
Affet diye anlattım.
(Duygusal müzik)
Sultan.
Affettin mi?
Affettim.
(Duygusal müzik)
Şimdi sıra bende.
Kendi gerçeklerimle yüzleşebilecek miyim, bilmiyorum.
Bilmiyorum.
(Duygusal müzik)
Hazreti Peygamber ‘sallallahu aleyhivesellem’.
(Salih) Celallendikleri zaman mübarek alınlarında beliren bir damar vardır.
(Salih) Mümin yalan söyler mi, diye sorulduğunda bu damar belirir...
...ve şöyle buyururlar:
Mümin, asla yalan söylemez.
Mümin, asla yalan söylemez.
(Salih) Söyleyemez.
Yalan söyleyerek ya da uydurarak...
...hakikatin üstünü örtemez.
(Salih) Ha, unutmadan…
Yalan ile hakikat arasındaki...
...farkı bize gösterecek olan kesin bir ölçü daha var elimizde.
Yalan, gürültü eder.
(Salih) Hakikat ise daima sakindir.
Sen beni böyle uydurma birtakım ifadelerle, belgelerle...
...evrakta sahtecilikle suçlayamazsın.
Onu mali şubeye anlatırsın.
Feride Çağlar'ı öldürmeye teşebbüsle suçlanıyorsun.
Elimde tetikçinin ifadesi var.
Allah Allah!
Ben niye öldürmeye kalkayım Feride Çağlar'ı?
Feride Çağlar benim kendi çalışanım.
Birbirimizi gayet yakından tanıyoruz Tahsin Korkmazer.
Yapma.
Yahu gencecik bir kızcağızı öldürüp ne geçecek benim elime?
Üstelik oğlumla gönül ilişkisi varmış. Bak bunu da öğrenmiş oldum bu arada.
Ben kendi oğluma öyle bir acıyı çektirir miyim hiç?
Tövbe tövbe ya. Bunu düşünmek bile insanın canını acıtıyor.
(Tahsin) Allah'ım, tövbe...
Yahu Feride Çağlar; çalışkan, dürüst bir çalışanım benim.
İşçi mi kaybedeyim? Niye öldürmeye kalkayım?
Bunlar senin için engel değil ki Tahsin Korkmazer.
Seni dizginleyen bir ahlak kavram varmış gibi konuşuyorsun.
Ha, bak Yalçın Komiser.
Hep bunu yapıyorsun.
Hep yapıyorsun.
Sıkılmaya başladım artık.
Buluyorsun sokaktan zavallı bir adam. Alıyorsun ifadesini.
O zavallı adamın uyduruk ifadesiyle...
...bu ülkenin en önemli ailelerinden birini...
...yerin dibine batırmaya çalışıyorsun.
Sinirim bozulmaya başladı bak. Gerçekten sinirim bozulmaya başladı.
Cık, cık, cık...
Bu sefer yanılıyorsun.
Tetikçiyi ben konuşturmadım.
Dur, dur. Bir dakika. Bir dakika.
Ne demeye çalışıyorsun?
En önemli aile derken, kastın Korkmazerler mi?
Elbette.
Elbette.
Hani şu dağılmış, paramparça olmuş olan aile.
Oğulun babaya, babanın oğula tuzak kurduğu aile.
Yalçın Başkomiser'im, sen hâlâ işin magazin tarafındasın.
Geç bu lafları Allah'ını seversen.
Benim karşımda komik duruma düşme.
(Müzik)
(Yalçın) Aziz gönderdi tetikçiyi.
(Yalçın) Altan konuşturmuş.
(Tahsin gülüyor)
Yalçın Komiser'im, böyle demode olmuş sorgu teknikleriyle...
...bir yerlere varamazsın.
Geliştir kendini biraz.
(Gerilim müziği)
Baba, merakımı mazur gör.
Ben ilk defa böyle bir oyuna şahit oldum.
Ariflerin Satrancı derler buna.
(Salih) Bir çeşit manevi yolculuk haritası.
Ahmet de güzel anlatır.
Kim? Ben?
Estağfurullah Baba. Ben nasıl anlatayım?
Olur mu canım? Bugüne kadar en çok soru soran sendin.
Bakalım o cevaplardan sende ne kalmış.
(Boğazını temizliyor)
Yani...
Ee...
Nereden başlasam?
Başta ben de çok zorlanıyordum.
Ama sonra yavaş yavaş anlamaya başladım her şeyi.
(Ahmet) 100 kare var.
(Ahmet) Her kare de bir hâli temsil ediyor.
(Ahmet) İyi ya da kötü hâller, huylar.
(Ahmet) En üstte de vuslat var.
(Ahmet) Ona ulaşmaya çalışıyoruz.
(Ahmet) Ama bayağı zor, değil mi Salih Baba?
(Salih) Öyle, değil mi Ahmet?
(Salih) Dua et.
(Salih) Eğer niyet ettiysen, nihai hedefinde vuslat var.
(Ahmet) Çok zor be Baba. Nerede bizde o kısmet?
Ben en yukarı çıkana kadar, bu yılanlar yer beni.
Oklara da denk gelebilirsin ama.
Benim için tek ihtimal o zaten.
Şurada muhabbet var ya, oraya denk geldim mi...
...hiçbir yere takılmadan, hop vuslat. Çok iyi ya.
Çok yaşa Ahmet. Alametin muhabbet olsun.
Devam et.
Ee...
Oyun en aşağıdan başlıyor.
(Ahmet) Çarkıfelek dönüyor, dönüyor.
Oyuna girmek için kaç gelmesi gerekir Tekin abi?
Altı.
Altı gelmesi gerekiyor.
(Gerilim müziği)
(Müzik)
Hanımefendi, iyi misiniz?
İyiyim.
(Gerilim müziği...)
(...)
Baba, bu...
...altı rakamının önemli bir anlamı var mı?
Onu da Tekin, senden dinleyelim.
Ee...
Baba, şimdi böyle birden sorunca bilemedim tabii.
Mahcup olduk Salih Baba.
(Salih) Estağfurullah.
Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp.
O zaman tahkikat yapmak lazım.
Hem de esaslı bir tahkikat.
(Müzik)
Müsaadenle Baba.
Müsaade senin.
Eyvallah.
Geç, şöyle otur.
(Gerilim müziği)
Beyefendiyi tanıyor musun?
Hayır.
Seninle irtibata geçen adamın adı...
...geldi mi nezarette aklına?
Anladım.
Seninle ilişki kuran kişi kimdi peki?
(Gerilim müziği)
Tahsin Korkmazer'in seni, Feride Çağlar'ı öldürmek için...
...parayla tuttuğunu beyan etmiştin.
Ekleyeceğin başka bir şey var mı?
İfademi değiştirmek istiyorum.
Beni iftiraya zorladılar.
Tahsin Korkmazer'i tanımıyorum.
Hep aynı hikâye!
Yok Yalçın Başkomiser'im. Hikâye falan yok.
Adam açık açık gerçekleri söylüyor.
Açık açık tanımadı beni diyor, bilmiyor diyor.
Kim bilir neyle tehdit ettiniz adamı!
Hayır, hayır, lütfen. Teessüf ederim.
Hayır.
Ben kimseyi tehdit etmedim. Lütfen, rica ederim.
Feride Çağlar'ı neden öldürmek istedin peki?
-Emir aldım. -Kimden emir aldın?
Kimseyi görmedim. Kulağıma fısıldadılar.
Adam gibi konuş lan!
Zıvanadan çıkarma beni!
(Yalçın) Kim fısıldadı? İsim ver!
Kelebek.
Kelebek kondu omzuma.
(Gerilim müziği)
Başlatma lan kelebeğine! Kalk!
Sait!
Al şunu. Elimden bir kaza çıkacak.
(Müzik...)
(...)
(...)
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Annem.
Benim, annem.
(Duygusal müzik)
Beni hatırladın mı anne?
Bak yüzüme.
Kerem ben.
Oğlun.
Annem.
Senin oğlun.
Kerem.
Bak.
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
(Müzik)
Tetikçiyle aranda özel bir şifre var galiba.
(Tahsin gülüyor)
Ya affedersin. Sinirlerim bozuldu.
Kaç defa daha söyleyeceğim?
Ben bu adamı tanımıyorum.
Herif kelebek deyince bakışın değişti.
Değişir tabii. Adamın söylediklerinden hiçbir şey anlamadım çünkü.
Sen anladın mı sanki?
(Yalçın) Yağmur, ne yapıyorsun?
Seninle sonra konuşacağız Yalçın.
-(Yağmur) Aç şu dosyanı. -Hayda.
Affedersin başkomiserim de bu kızcağız kim?
Niye girdi aramıza?
Kızcağız mı?
Kızcağız dedi cidden.
Aç şu dosyayı dedim sana.
Aç şunu.
Açayım mı?
Bence aç.
(Tahsin) Açıkmış zaten şöyle.
(Tahsin) Açtım. Evet.
Tanıyor musun?
Yok, tanımadım vallahi.
Tamam.
Belki hatırlamıyor olabilirsin.
Ama tanımıyor olman mümkün değil.
Ee...
Bir daha bakayım.
(Boğazını temizliyor)
Gerçekten tanımıyorum. Ne tanıyorum ne hatırlıyorum.
Olsun, olsun. Ben sana hatırlatacağım.
Yavaş yavaş hatırlatacağım. Hiç acelem yok benim.
(Tahsin) İyi o zaman.
Bana isnat edeceğiniz başka bir suç yoksa ben...
Ha, şeyi soracaktım. Bir dakika.
Bu dosyayı siz niye benim önüme koydunuz?
Kadırga'daki hatıraları geri getirmek için diyelim.
Ya da bir dakika, şöyle mi demeliydim?
Kadırga'daki hayaletleri geri getirmek için.
Vay.
O zaman bir daha, daha dikkatli bakayım.
Gözlük falan, hepsini de aldınız tabii.
(Tahsin iç çekiyor)
(Tahsin) Bir şey diyeceğim.
Bu beyefendiyle, rahmetliyle...
...bir akrabalık falan var mı aranızda?
Nereden çıktı şimdi?
(Tahsin) Canım, işte şeyden...
Yani... Duygusal tavrınızdan.
(Müzik)
Evet.
Kudret Özkan benim babam.
(Tahsin) Allah rahmet eylesin. İyi adamdı herhâlde de...
Bak, yanılmadım. Anladım. Gördün mü?
Yahu bu dosyayı niye önüme koydunuz? Ben hâlâ onu anlamış değilim.
-Bana iyi bak Tahsin Korkmazer. -(Tahsin) Bakayım.
-Çok iyi bak bana. -Evet.
Ben senin, bu suikastla bağlantılı olduğunu adım gibi biliyorum.
Ve bu bağlantıyı bulup adaletin önüne çıkarmak için geri döndüm.
Sana açıktan meydan okuyorum.
Artık bir düşmanın daha var.
İyi kızım. Allah kolaylık versin.
(Tahsin) Ne diyeyim?
Ne zaman hatırlayacaksın anne?
Seni bulunduğun yerden çekip çıkarmanın çaresi ne?
Neredesin?
Hangi âlemdesin?
(Kerem) Hadi, gel.
(Kerem) Gel.
Ya da beni yanına al anne.
Beni yanına al.
Anne.
(Duygusal müzik)
(Yaklaşan ayak sesi)
(Müzik)
(Gerilim müziği...)
(...)
(Müzik...)
(...)
Hah! Bütün gece neredeydin sen? Allah aşkına.
Ofisi aradım, kimse cevap vermedi. Meraktan öldüm.
Sürekli şikâyet edip hesap sormandan...
...senli benli konuşmandan usandım artık Gülten.
(Tahsin) Haddini bil!
Sana hiçbir şey izah etmek zorunda değilim.
Ben sadece merak ettim.
(Tahsin) Yeter!
Tek bir laf bile duymak istemiyorum.
Bundan sonra böyle. Ben ne dersem o.
Sen de bana sürekli hesap sorma.
(Gerilim müziği)
Oo, babacığım.
(Kerem) Hoş geldin.
(Kerem) Gözümüz yollarda kaldı.
Bak, 'Gluten' teyze bile seni soruyor.
Başlatma şimdi Gülten'inden de babacığından da.
Oo, şekil giriş.
Neredesiniz siz bütün gece?
Bu evin babası bütün bir gece ortalıkta yok.
İnsan merak edip sormaz mı, nerede bu adam, başına bir şey mi geldi diye?
Hiç mi merak etmediniz be?
Aslan gibi adamsın.
Her gece dışarı çıktığında peşinden gelmiş olsaydık...
Oho...
Bütün geceyi leş gibi bir sorgu odasında geçirdim.
Ah, kıyamam.
Çok üzüldüm.
Gerçekten.
Mahpusta mıydın baba?
Aziz ama...
Yani söylemeyeyim, söylemeyeyim diyorum...
Aziz...
Aziz, bu kadar yürümeseydi şirketin...
...kaçak göçeğine.
Aziz, böyle olmazdı.
Aziz, değil mi? Aziz.
Nerede Aziz? Nerede o şimdi?
Bütün bunlar onun başının altından çıktı, değil mi?
Vallahi ben bilmem.
Artık nereden ne tuttu...
...şapkadan tavşan mı çıkardı, bilmem.
Aziz.
Senin bu kadar kirli işlerine böyle yürümeseydi...
...böyle olmazdı.
(Kerem) Aziz.
Çok iyi niyetli bir abi bu.
Ne güzel yetiştirmişsiniz.
(Kerem) Nerede yetiştirdiniz?
Hâlbuki aynı okula gitmiştik.
Benim oğlum ya. Benim oğlum!
Beni emniyetin kucağına atıyor!
Aa!
Al oğlunu...
...oturt karşına, konuş bence tatlı tatlı.
Konuşacak ne kaldı ya?
Kaç defa uyardım, kaç defa söyledim.
Ben onun düşmanı mıyım ya?
Dünyada düşman olacak başka adam mı kalmadı?
Baba.
Bunlar hiç benim sorumluluğum değil.
Ama dinlemeye bayılıyorum.
(Tahsin) Ben sizin bu saçmalıklarınızla mı uğraşacağım?
(Tahsin) Oğlumuz var, kızımız var, sahip çıkarlar...
...baba hakkı var, dedik.
(Tahsin) Ama nerede, yok öyle bir şey!
(Gülüyor)
Yahu edep, adap hiçbir şey kalmamış.
Öz oğlum beni emniyetin kucağına atıyor ya.
Daha ne?
Baba.
Aziz abime mi yükleniyorsun sen yine?
Babam bütün gece sorgudaymış.
Sormuşlar sabaha kadar.
Öyle mi?
Hak etmiştir belki abi.
Oo! Şekilli giriş!
Bir dakika.
Anlamadım.
Ne diyorsun sen?
Diyorum ki...
...durup dururken emniyet peşine düşmedi herhâlde.
Aziz abimin mi suçu bu?
(Gerilim müziği)
Yahu şu hâlinize bir bakın.
Yediğiniz önünüzde, yemediğiniz arkanızda.
(Tahsin) İş, güç derdi yok.
Evler, arabalar, giyim kuşam son moda.
Ha?
Daha ne istiyorsunuz?
Millet sürüm sürüm sürünürken...
...benim çocuklarım rahat, refah içinde yaşıyor.
Ekmek elden su gölden, bir eliniz yağda bir eliniz balda.
Oh ne âlâ!
Hayat Korkmazerlere güzel!
Tahsin Korkmazer'in oğlu olmak, kızı olmak...
...evlatları olmak şahane!
Ama...
...iş, aileye...
...babaya sahip çıkmaya geldiği zaman...
...her şey kötü. Her şey benim kabahatim. Değil mi?
Evet.
(Tahsin) Nankörsünüz.
Nankörsünüz nankör.
Bak, bu ağır oldu ama.
Ya...
...ben şimdiye kadar size her istediğinizi verdim.
(Tahsin) Daha ne istiyorsunuz?
Bir günden bir güne bana bir teşekkür ettiniz mi?
Sağ ol babacığım, teşekkür ederiz bundan dolayı. Dediniz mi?
(Tahsin) Duydum mu ben böyle bir şey?
(Tahsin) Duymadım.
Yazıklar olsun.
Yazıklar olsun.
Hele sen Sultan...
...annen öldüğü zaman...
...yanımda durmanı isterdim.
Ama sen ne yaptın?
Hep karşımda durdun, hep karşımda!
Yazık, çok yazık.
Tahsin Korkmazer...
...baba...
...bak, şimdiye kadar hep sustum.
Ama istersen...
...Sultan'ın üstüne gitme.
Ha?
Size laf anlatmak ne zor, ne beyhude bir işmiş.
Ne hâliniz varsa görün.
(Gerilim müziği)
İyi misin?
Üzülme sen.
Tamam mı?
Ben halledeceğim.
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik...)
(...)
(Kuşlar ötüyor)
Bütün gece gözünü kırpmadın. Bari bir şeyler ye.
İyiyim ben.
(Altan) Bak sana asker tostu yaptım.
Otlu peynirliden mi?
Bu tostla az şafak saymadık.
Saydık, saydık da...
...gece hiç güne dönmedi.
Tam diyorum, tamam...
...bugün güzel bir gün olacak.
Hep geri sarıyor.
Aynı yerde sıkışıp kalıyorlar.
Tostun hâlâ lezzetli ama.
Ne yapacaksın şimdi, kararını verdin mi?
Meğer koca bir yalan üzerine kuruluymuş Korkmazer Holding.
Geleceğimin rüyasıydı...
...şimdi kâbusum olmaya başladı.
Dur bakalım, hemen öyle söyleme.
Daha ortada kesin bir şey yok. Hem bu...
...Zehra'nın doğru söyleyip söylemediğini nereden biliyoruz?
Öyle de, ortaya atılmış bu kadar iddia varken...
...yok sayamam Altan. Gerçek ortaya çıkmalı.
Tamam. Nereden başlayalım, söyle.
Askerlik günlerimizi hatırla.
Sahadayken, her şeyden önce tahkikat yapıyorduk.
Evet, önce tahkikat.
Doğru her neyse...
...benim dünyevi gücümü azaltacak dahi olsa ortaya çıkmalı.
Dün geceden sonra baban iyice üzerine gelecek.
(Altan) Bunun farkındasın, değil mi?
Farkındayım.
(Aziz) Ama haksızlık karşısında susamam Altan.
Bugüne kadar öğrendiğim ne varsa...
...hepsini Feride ve Kerem'le paylaşacağım.
Aziz...
...gün gelir de paranı pulunu kaybedersen...
...ben sana her zaman asker tostu yaparım kardeşim.
Eyvallah.
İçime su serptin.
Desene, Aziz'e karada ölüm yok.
Zehra teyze...
...söylediklerin benim aklımı çok karıştırdı.
Biraz da korkuttu açıkçası.
Yani hiç üzülüp tasalanacak bir şey yok kızım.
Yani herkes, her şey birbirine girebilir.
Söylediğiniz bu şeyin belgesi, ispatı olmadan...
...yani nasıl olacak?
Ortaya öyle bir şey attınız ki herkesin kafası karıştı.
Tamam işte, hep birlikte gerçekleri ortaya çıkaracağız.
(Zehra) Sen korkma. Hiç üzülmene gerek yok.
Bak, Yağmur da ben de senin yanındayız.
Şirketmiş...
...hisselermiş, ortaklıkmış.
Bunların hiçbirisi benim umurumda değil.
Yani bunları düşünecek durumda değilim.
Benim için tek bir şey var. O da babam.
Babam...
...zaten çok üzülüyor. Hasta biliyorsun.
O yüzden...
...başka bir sorunu daha kaldıramaz.
Bence zaten bizim ona daha fazla yüklenmeye hakkımız yok.
Senin aklında başka şeyler var sanki.
Aziz mesela.
Ona zarar vermekten de mi korkuyorsun?
Ben eğer bu söylediklerinizin peşinden gidersem...
...ne bu mahalle ne bu aile...
...ne de Korkmazerler...
...hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Ben sadece biriktirip sakladığım...
...değer verdiğim şeyleri kaybetmekten korkuyorum.
(Kapı açıldı)
Günaydın.
(Kapı kapandı)
Dur, dur, dur. Ben sana yardım edeceğim.
Gel, gel. Oh.
Maşallah.
Günden güne daha da iyi oluyorsun Faik.
Tabii kendine dikkat etmen lazım.
Çocuklarının hakkını aramak için...
...güçlü olma gerek. Değil mi?
Yok öyle kendini salmak falan.
Kay yana azıcık.
Bak, ne güzel sana şöyle bir kahvaltı hazırladım.
Güzel. Değil mi?
-Hasibe. -Sen sakın yorma kendini Faikciğim.
Bak, giderek konuşman da geri gelmeye başladı.
(Hasibe) O da hallolacak zaten. Tamam mı?
Kim bilir senin de ne çok söyleyeceğin şey var...
...bu ortaklık işiyle ilgili değil mi Faik?
Bunca sene nasıl sustun sen?
Hoş geldin Yağmur, geç.
Sağ ol Feride.
Size de zahmet veriyoruz, kusura bakma.
Vallahi böyle aniden geldik, patırtılı gürültülü.
Kusura bakma.
Evet, kusurumuza bakmayın.
Kızım, çok keyifsiz görünüyorsun. Gece kötü mü geçti?
Tahsin Korkmazer'i sorguya aldık.
Aa!
Ama şu an serbest bırakmak zorunda kaldık tabii.
Elimizdeki tanık son anda terse döndü.
Adam öyle bir korku salmış ki herkese. Yani...
...nereye dokunsak elimizde kalıyor resmen.
Yani yine elinizden sıyrıldı ha?
Maalesef anne.
Adam allem ediyor, kallem ediyor bir şekilde mutlaka...
...son anda sıyrılıyor işin içinden.
Merak etme kızım. Bak, gün gelecek...
...her şey eline koluna dolanacak.
Elleri kelepçeli olarak cezasını çekmeye gittiği günü...
...hep beraber göreceğiz.
Yağmur...
...siz...
...Tahsin Korkmazer'i neden sorguya aldınız?
Şu an söylemesem daha iyi Feride.
Senin de keyfini kaçırmayayım ben.
Peki...
...bu konunun Aziz'le bir ilgisi var mı?
Şimdilik yok diyelim.
Olamaz da zaten.
Babamın resmiyle beraber dosyayı önüne koyunca...
...Tahsin'in suratını görecektin. -Ne?
Babanla ilgili konuyu açtın mı hemen?
Kızım, erken değil mi daha?
Ne yapayım anne?
Dayanamadım yani.
Babamın resmini görünce Tahsin'in suratındaki ifadeyi...
...yani vereceği tepkiyi görmek istedim.
Kızı olduğunu söylemedin inşallah.
Adam öyle gözümün içine bakıp her şeyi inkâr edince...
...dayanamadım ben de. Hâkim olamadım kendime.
Yıllar önce yaşanmış mevzuyu...
...niye benim önüme sürüyorsunuz deyince böyle...
...sinirim bozuldu.
Ama suratı kireç gibi oldu.
Beti benzi attı resmen, görecektin hâlini.
Yani şimdi bu ortaklık işi gerçekse...
...Feride sizin holdingde böyle...
...pay sahibi gibi bir şey mi olacak, doğru mu anlıyorum?
Öyle.
Ama beni düşündüren...
...hisseler değil Altan, kendi hislerim.
İçim de biraz paramparça.
Neden tedirginsin peki?
Feride değişir mi sanıyorsun?
Hayır, ondan şüphem yok.
Çok güzel işte.
Feride sizin holdinge ortak çıkarsa...
...o zaman evlenmeniz daha da kolay olur.
Sen kendini niye üzüyorsun?
Temiz bir sayfa açmak istiyorum Altan.
Bir yanda babamın bu tavırları...
...bir yandan geçmişin tozlu anıları peşimizi bırakmıyor.
Hep bir şeyler bize engel olacakmış gibi hissediyorum.
Ne bileyim...
...kurduğum hayallerin sonunu göremeyecekmişim gibi geliyor bana.
Kul kurar, planlar yapar...
...kader de bir taraftan güler.
Ben askerde en iyi neyi öğrendim biliyor musun?
Bu hesap kitap işini bırakmayı.
Geçmişte ailemin ve şirketin bana yüklediği sorumluluk...
...beni her zaman hesaplı ve...
...kitaplı düşünmeye mecbur kıldı.
Eğer hesap kitap yapmazsam...
...hiçbir zaman kendimi rahat hissedemezdim.
Ama şimdi geldiğim noktada, ne kadar hesap yaparsam yapayım...
...iki ipin ucunu birbirine bağlayamıyorum.
Düşman kurşunu havadan ıslık çalarak gelir.
Nereden geldiğini hesaplayamazsın.
(Altan) Yedin mi mermiyi, bir anda sıcaklığını hissedersin.
Bu böyle hesaplanabilir bir şey olsaydı...
...savaş alanında istatistik uzmanları olurdu.
Kurşunun ıslığını duydun mu...
...hiç düşünme, yat yere diyorsun.
Ama ben sana öl demiyorum.
Madem bir savaşın içindeyiz...
...biraz da buranı dinle diyorum.
Elbette er meydanında...
...taktik de var, strateji de var.
Ama taarruz da müdafaa da yürek ister yürek.
Yağmur...
...bak, babanı çok hain bir saldırı sonucu kaybetmişsin.
Bunun acısını senden başka kimse anlayamaz.
Ama Yağmur bak, eski bir hesaplaşma yüzünden...
...bütün Korkmazer Ailesi’ni zan altında bırakman...
...bana hiç doğru gelmiyor.
Bütün aile derken Aziz Korkmazer'i kastediyorsun herhâlde?
Hayatım bu konuda Feride'nin hassasiyeti gayet açık değil mi?
Bak, Aziz farklı.
Yani ben de Tahsin Korkmazer'i savunmuyorum.
Onun tarafında değilim ama Aziz...
...Sultan, Kerem hatta.
Onların durumları çok farklı.
Vallahi ...
...açıkçası Feride, bana olaya biraz kişisel yaklaşıyormuşsun gibi geldi.
Öyle mi düşünüyorsun gerçekten?
Tamam kızlar, bir dakika durun. Gerilmenize gerek yok ki.
Bak Feride...
...ben somut verilerle hareket etmek zorundayım.
Öyle duygusal yaklaşımlara yer yok benim hayatımda.
Emin misin Yağmur?
Babanın davasına...
...bir intikam hissiyle sarılıyorsun gibi geliyor da bana.
Peki, bu çok normal değil mi sence?
Normal.
Ben de bundan bahsediyorum. Bu yüzden benim...
...Aziz'e bakışımı rahatça anlayabilirsin.
-Aziz Korkmazer benim için-- -(Zehra) Kızım yeter, tamam!
Burası emniyet sorgulama odası değil ki.
Şimdi aile meselelerine niye böyle soru yağmuruna tutuyoruz ki kızı?
Yorum yapmak bize düşer mi?
Kusura bakma. Yani tabii ki Tahsin cezalandırılmalı, evet.
Ama ailesi bunun bedelini ödeyecek diye de bir şey yok.
Sen bizim kusurumuza bakma Ferideciğim.
Ben haddimi aşmak istemedim Feride.
Gerçekten kusura bakma.
Dün gece biraz...
...yoruldum ben sanırım.
Tamam, problem değil.
Hepimiz güzel bir kahvaltıyı hak ettik sanırım.
-Afiyet olsun. -Hadi çayları koy.
Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım.
Al Faikciğim. Faik ne diyeceğim.
Bu iş ortaklığıyla ilgili...
...senin bildiğin ne varsa...
...çekinmeden bana anlatabilirsin.
Tamam mı Faik?
Faik bak, ne diyeceğim sana.
Kurtuluruz artık bu çöplükten.
Eğer bu Zehra'nın anlattığı doğruysa...
...aman da aman!
Çocuklarımız gün yüzü görürler.
Hem, bu son ömrümüzde...
...borç harç düşünmeden yaşar gideriz. Değil mi?
Biraz daha vereyim.
Bak, dediğim gibi...
...bu ortaklık işiyle ilgili ne biliyorsan...
...sen hepsini bana anlat.
Ben söke söke gider alırım onlardan hakkımızı.
Tamam mı? Dur.
(Hasibe) Biraz da peynir.
(Telefon çalıyor)
Belalı nişanlın.
(Telefon çalıyor)
Açmayacak mısın?
(Arama tonu)
(Telefon çalıyor)
Ben hemen konuşup geliyorum.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Efendim Aziz?
Feride, hemen buluşmamız lazım.
Tamam, olur. En kısa zamanda konuşalım.
-Ne yapayım, şirkete mi geleyim? -Hayır.
Ben iş konuşmak istemiyorum.
Aklımda başka bir yer var.
Tamam.
Polis belgeleri topladıysa işin peşini bırakmazlar.
Her şeyi didik didik ederler.
Acaba bilmediğimiz bir şey var mı?
O zaman ne olacak?
Yani şirketi bile kapatırlar.
Deme öyle.
Şirket kapanırsa ne yaparız biz?
Sen şirkete mi üzüldün yoksa Kerem Bey'i bir daha...
...göremezsin diye mi korktun?
Saçmalama Damla. Ne alakası var?
Koskoca şirket batma noktasına gelmiş...
...senin düşündüğün şeye bak.
Ne oluyor burada?
Şirket batma noktasına geldi de ne demek?
Nehir Hanım, hoş geldiniz.
Biz dün gece olanlardan sonra biraz endişendik de.
Ne oldu ki dün gece?
-Sizin haberiniz yok. -Çok kötü, çok fena.
Ne oldu? Söylesenize!
Polisler falan, bayağı ortalık karıştı.
Yani polis belgelere el koymuş.
Tahsin Bey de tüm gece sorgudaymış.
Hesap açıkları varmış.
Siz nereden biliyorsunuz tüm bunları?
Bilmeyen kalmadı aslında.
Yani kötü haber çabuk yayılıyor.
Bir ben bilmiyorum yani, öyle mi?
Sorarım ben bunun hesabını ama!
-Çok fena kızdı. -Şimdi önüne kim çıkarsa yandı.
Vallahi yandı.
(Gerilim müziği)
(Nehir) Kerem ne saçmalıklar dönüyor burada?
-Gel otur, anlatayım. -Hadi anlat.
Bak şimdi, geçen gün...
...sahile indim, yürüyüş yapan insanlar...
...köprü altına boncuk gibi nasıl dizilmişler biliyor musun?
(Kerem) Böyle sıra sıra. Herkes balık tutuyor.
Oltaları böyle atan atana.
Hayır, yani palamudun da mevsimi geçti.
Çok şanslıysan sarıkanat...
...lüfer. Ben şanssız bir adamım, senin gibi sazanlar geliyor.
Ondan sonra...
...insanlar böyle bir balık bayramı içerisindeler.
Kerem ne saçmalıyorsun sen?
Dur sakin ol, anlatıyorum işte.
Oltayı atan atana, atan atana. Derken bir olta da ben buldum.
Salla, salla...
...attım denize. Oo, nasıl uzağa gitti.
Bir balık geldi. Ben çekiyorum, o çekiyor.
Ben çekiyorum, o çekiyor.
Namussuz nasıl da 'guvvatlı', nasıl da güçlü.
Polis diyorum Kerem, polis!
Şirkete baskın yapmış diyorlar!
Sakin ol kuzum, ben de ondan bahsediyorum.
Bak, polis gözlüklerimi de taktım.
Sakin ol. Şimdi ben çekiyorum, o çekiyor.
Ben çekiyorum, o çekiyor.
Derken, derken sen bir geldi. Hi!
Oltamın ucunda bir baktım Korkmazer Holding var.
Rezilsin ya.
Her şey senin başının altından çıktı değil mi?
Sen karıştırdın ortalığı yani?
O 'ancuğaz' da bir uyandım!
Oo, her şey bir rüyaymış!
Olta bir baktım Aziz abimin elinde.
Ucunda da böyle Korkmazer Holding sallanıyor.
Neden her şeyden en son benim haberim oluyor?
Çünkü...
...oyun dışı kaldın 'zehir'.
Tahsin amca da sorgulanmış.
Yani her şey Aziz'in başının altından mı çıktı diyorsun sen?
Onu abime...
...yani müstakbel nişanlına sor istersen.
Tabii Feride'den sana...
...bir vakit ayırabilirse.
Sen niye böyle kanatlı karınca gibi oldun, pelerinli falan?
Sana ayırdığım vakit doldu.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Uf! Efendim?
Emrinizdeyim Ejder Bey, buyurun.
(Ejder ses) Duyduklarım doğru mu Tahsin?
Efendim endişelenecek bir şey yok.
Ben dün geceyi atlattım.
Yani gereken önlemleri, tedbirleri de aldım.
(Ejder ses) Hemen sana atılan konuma gel.
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Bu belgeleri sizden başka kim sızdıracak ki?
Aziz Bey'in aklını çelmekten başka bir işe yaramaz mısınız siz?
Yaptığınız suçlamalar haddinden fazla Nehir Hanım.
Bu ne demek?
Bana had mi bildiriyorsunuz Enes Bey?
Nehir Hanım...
...biz Aziz Bey'in de şirketin de kötülüğünü istemeyiz.
Sonuçta onların dediklerini yapmakla sorumluyuz.
Bütün bu karmaşada hiçbir payınızın olmadığını...
...iddia etmiyorsunuz herhâlde?
Önlem alabilirdiniz ama yapmadınız.
Şimdi her şeyin sorumlusu biz mi olduk yani?
Biz neden çalıştığımız yerin kötülüğünü isteyelim ki?
Madem öyle, hesaplarda hiçbir açıklık olmamalı ol zaman.
Maliye baskın yapmış, siz hâlen mazeret uyduruyorsunuz.
Hoş...
...Tahsin Bey'in neden sorgulandığı da ayrı bir konu ama.
Orası hiçbirinizi ilgilendirmez.
Derhâl gerekli önlemleri alacaksınız.
Yoksa bunun bedelini ödersiniz.
Feride Hanımlar neredeler?
Feride Hanım, Aziz Bey'den özel izinli.
Aziz Bey'den özel izinli!
Öyle mi?
Umarım bunun için de bizi suçlamazsınız Nehir Hanım.
(Kapı vuruldu)
Gel bakalım gel, gel, gel. Gir içeri gir, gir.
Gel, gel, gel.
Gel, gel. Geç otur şöyle.
-Ne oldu? -Geç otur söyle.
Ne oldu apar topar çağırdın beni?
Neler oldu neler.
Neler oldu bir bilsen.
Kederimiz değişti oğlum, kaderimiz değişti.
Yok anne. O bizim değil başkasının kaderi.
Öyle değil oğlum öyle değil işte.
-Korkmazerler var ya... -Ha?
...nasıl zenginler…
nasıl güçlüler…
Hanlar, hamamlar falan.
Evet.
Sana ne?
(Fırat) Bize ne?
Anne, zenginin malı, züğürdün çenesini yorarmış.
-Hiç okumadın mı bu lafı? -Oğlum...
...onların nesi var nesi yoksa...
...hepsinde bizim de payımız varmış.
(Hasibe gülüyor) Ne diyorsun?
Patron falan olduk o zaman ha biz şimdi anne?
Evet oğlum.
Düşünsene, sende de böyle...
...o takım elbiselerden.
Altında arabalar.
Kapında şoförler.
Eh...
...ben de köşklere yakışırım zaten.
Değil mi?
Hişt, düşündüm.
Yakışırsın.
-Ben de yakışırım ama. -Yakışırsın tabii oğlum.
-Yırttık diyorsun o zaman ha? -Yırttık ki ne yırttık!
Cümle âlem görsün şimdi.
Bunca yılın Hasibe’si...
...boşuna mı sabretmiş acaba?
Nereye oğlum, nereye gidiyorsun?
Şoförü arayacağım.
(Fırat) Londra'da akşam yemeğim var.
(Fırat) Oradan da parfüm eksiğim var demedim mi?
(Fırat) Paris'ten parfüm eksiklerimi alacağım, geleceğim.
Feride'ye de söyle, gökdelenin temizliği bitti.
Eğer oraya taşınmıyorsa ev yapacağım.
Otur şuraya dedim sana, otur çabuk!
Sen benim lafıma inanmıyor musun?
Hı, inanmıyor musun?
Benim dalga geçtiğimi mi sanıyorsun sen?
İnanmıyorum.
Anne beni buraya çağırdın.
Ben vallahi önemli bir şey var sandım, geldim.
Oğlum...
...dün gece neler oldu bilmiyorsun.
Dinlemedin daha.
(Hasibe) Bana baksana sen.
Annen de gelini görmeden, ya nasip diyecek göz var mı?
-Bak bakayım gözüme. -Var.
Hatta sende her türlü göz var.
(Fırat) Hatta senin her şeyde gözün var anne.
Ama şu Korkmazerlerle ortaklık falan yalan.
Ah! Babanın bir dili açılsaydı da o anlatsaydı sana.
Geçtin karşıma, yine dalga geçiyorsun benimle.
Geç bakalım dalganı sen.
Tamam, anlat.
Anlat ama ne olur beni yorma.
Tamam.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
Bülent...
...çıkmışsın.
İçeride, mahpusta sıkıldım Tahsin.
Ne de olsa...
...temiz hava iyi geliyor insana.
Evet.
Ejder beni buraya bunun için mi gönderdi?
(Tahsin) Sana eşlik etmem için, açık havada.
Her şeyi berbat ettin Tahsin.
O sorgu odasındaki adamın seninle ilgisi neydi Bülent?
Onu oğluna...
...Aziz'e soracaksın. -Aziz benim kontrolümde.
Hiç sanmam.
Babayla oğul arasında olacak şeyler bunlar.
Bak, çok eskilerde...
...bir şehre…
...yabancı bir adam gelmiş.
Meydana doğru yürümüş.
Kimseler yokmuş sokaklarda.
Yalnızca ortada bir sehpa.
İdam sehpası.
(Bülent) Siyahlar içinde, ince...
...kuru bir adam fark etmiş.
(Bülent) Taş köşeye oturmuş, ağlayan...
...gariban bir adam.
Bizimki sormuş derdin nedir, diye.
Babamı astılar bugün.
Ona ağlıyorum diye yanıtlamış.
-Allah rahmet eylesin. -(Bülent) Âmin.
İnce, kuru, kederli adam...
...sahile doğru yürümüş.
(Bülent) Bizimki de takip etmiş.
(Bülent) Merakından.
(Bülent) Sonra üşüyen garibana ceketini vermiş.
(Bülent) Sabaha kadar babasını anlatmış gariban.
Eski mutlu aile günlerini.
Bizim yabancı da...
...dinlemiş, sabaha kadar ne anlattıysa.
İyi. Hem merhametli hem de sabırlı adammış.
Sabah olunca...
...aç mısın, diye sormuş bizimki...
...garibana. Gariban...
...iki büklüm.
Hemen gitmiş, yiyecek bir şeyler almış.
Sonra da tekrar koşmuş garibana.
Bir de bakmış her yerde askerler.
Bizim ince, kuru, kederli adam da...
...yerde uzanmış yatıyor.
Bizimki...
...askerlere koşmuş.
Demiş, ne olmuş garibana?
Demişler ki...
...dün sabah sehpada idam edildi.
Ama ne gariptir ki dün gece sahile yuvalanmış gelmiş.
Yani...
...bazen...
...dirilerle gezdiğini sanırsın ama...
...ölüsündür aslında.
Canlı dolaşan bir leşsindir.
Beni...
...tehdit mi ediyorsun Bülent?
Yoo.
Benimki sadece rica.
Diyelim ki omuzuna kelebek kondu.
Bana biat etmeni...
...ben ne dersem onu yapmanı rica ediyorum Tahsin.
-Bülent bunu neden yapıyorsun? -Oğlun kontrolden çıktı.
Kasayı açtı ama senin ruhun bile duymadı.
Yaşlandın. Paslandın.
Tekstil, tasarım derken...
...zayıfladın Tahsin.
Senin ağırlığın bu mevzulara yetmez.
(Müzik)
Yani anlattıklarında en ufak bir doğruluk payı varsa...
...bizim bu işte hakkımız olsa dahi Tahsin bize bunu yedirtmez.
Ne demek yedirtmez? Hak var, hukuk var.
Belgesini, ispatını önüne koyduktan sonra...
...kim kimin malını kimden kaçırıyormuş acaba?
Babamın işe el atması lazım.
Oğlum, babanın elini kolunu kaldıracak hâli mi var? Ne el atması?
Sen, babanın bir tanecik, aslan gibi oğlu değil misin?
Sen ne güne duruyorsun?
Ağırlığını koyacaksın, bu işi çözeceksin.
Ya anne bir...
…Zehra'nın lafıyla olacak şey mi? Sen de beni gaza getirme.
Oğlum...
...Zehra'nın elbette bir bildiği var. Savcı karısı.
Sen beni dinle.
Sadece hakkını ara. Korkma, cesur ol yeter.
Bilmiyorum anne, benim kafa şu an yandı.
Oğlum...
...sen her zaman babanın gözüne girmek istemiyor musun?
(Hasibe) Bizi rahat yaşatmak istemiyor musun?
Al sana fırsat.
-Feride'yle de konuşmak lazım. -Bırak şu Feride'yi falan.
Aziz denilen adam onun aklını başından almış.
Feride işin içine girerse elimizdekinden de oluruz, Allah korusun.
Anne elimizde ne var ki elimizdekinden oluyoruz?
Sen ne çabuk karaktere giriyorsun!
Oğlum sen sadece hakkını ara.
Sonra anacığına hak vereceksin.
Korkmazerlerin kafamıza ördükleri çorapları...
...ikimiz onların kafasına tekrardan geçireceğiz. İnşallah, tamam mı?
Değil mi oğlum? Tamam değil mi? Tamam.
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Buluşmak için ilginç bir yer seçmişsin.
Ânın nabzını tutmayı seviyorum.
Belki sen de şehrin gürültüsünden biraz uzaklaşıp sıyrılabilirsen...
...akıp geçen zamanı görebilirsin.
Bazen insan zaman dursun ister.
Geçip gitmesin ister.
Öyle şeyler oluyor ki bazen...
...bizi nelerin beklediğinden korkar oldum.
Ben zaman dursun istiyorum.
Geçip gitmesin istiyorum.
Belki tam burada, şu an.
Feride zamanı durdurunca elimize ne geçecek?
Derler ki...
...rüzgâr, günün getirenidir.
Bence biz de kendimiz rüzgâra bırakalım.
Bakalım bize ne getirecek?
Mutluluk mu keder mi?
Bence ikisi de iç içe.
Eğer kederi tanımazsan mutluluğa erişemezsin.
-Dünyanın kanunu. -Bana göre öyle değil.
Eğer bir gün oğlum olursa, ona şöyle diyeceğim.
-Oğlum mu? -Evet.
Ne var? Bence hayal kurmak güzel bir şey.
Tamam, devam et. Oğluna ne söyleyeceksin?
Diyeceğim ki: Oğlum...
...ben çok matah bir adam değilim belki ama yaşamayı bildim.
Güldüm, ağladım...
...çünkü âşık oldum.
Aşk böyle bir şey.
Bir güldürüyor, bir ağlatıyor.
Sonra diyeceğim ki...
...sana bir tek sadakatimi miras bırakıyorum.
Sadakatimi sevdiğime, bildiğime her zaman gösterdim.
Her zaman kalbinin sesini dinle, diyeceğim.
Ve o sese her zaman sadık ol, diyeceğim.
Kızına ne söyleyeceksin?
Vay be, kızım da mı olacak?
Kızıma şöyle diyeceğim.
Senin bu annen bana çok çektirdi diyeceğim.
-Aşk olsun Aziz. -Olsun ya. Yeter ki aşk olsun.
Sonra kızıma diyeceğim ki...
...senin annen çok güzel bir kadındı.
Kalbi daha da güzel, diyeceğim.
Haa!
Kuru fasulyeyle pilavı da çok iyi yapıyor.
Gerçekten böyle mi söyleyeceksin?
Ne o, bana inanmıyor musun?
Ben sana inanmasam nasıl ayakta kalırdım Aziz?
Sen benim göz aydınlığımsın.
Artık şu ayrı gayrıyı bitirmenin zamanı gelmedi mi Feride?
Onu nasıl yapacağız Aziz?
Ortaya çıkabilecek gerçekler seni korkutmuyor mu?
Hayır, seni korkutuyor mu?
Sen...
...ben, babam.
Bu olanlar...
Kendimi her şeyin ortasında kalmış hissediyorum.
Kaçacak yer bulamıyorum.
-Bir tek... -Bir tek...
...senin yanında huzur buluyorum.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Pardon, acaba ben Kerem Bey'le görüşebilir miyim?
Siz kimsiniz?
-Emniyet'ten Yağmur Komiser. -Haa!
Şey... Ben bir yetkililerle görüşeyim, siz burada bek--
Yetkili falan çok vaktim yok. Beni hemen Kerem Bey'in yanına götür.
Tamam, buyurun.
(Kapı vuruldu)
Kerem Bey engellemeye çalıştım ama...
...hanımefendi polis olunca...
Merve önemli değil.
Bilirsin...
...sürprizleri çok severim. Çıkabilirsin.
(Kapı kapandı)
-Size nasıl yardımcı olabilirim? -Aziz'le ortaklık işini konuştunuz mu?
Kusura bakmayın...
...randevusuz sorgulama yapmıyorum.
Peki babanla konuştun mu? Ne diyor?
Ben raporumu yapar, size dönüş yaparım amirim. Teşekkürler.
Bak Kerem...
...ben bu işin üstündeyim.
Artık istesen de istemesen de sen bile sandığından fazlasıyla karşılaşacaksın.
Eğer hisselerim artacaksa benim için bir problem yok.
Ama bence siz bu kadar heyecanlanmayın.
Sanki...
Sanki sizin hissenize bir şey düşmeyecek diye...
...bana biraz geriliyorsunuz gibi geldi.
Saçmalama be!
Sen ne diyorsun? Bak...
...benim tek bir derdim var...
...o da babamın katillerini mahkemeye çıkarıp ömür boyu hapse tıkmak.
Anladın mı?
Bunlar ne kadar güzel hayaller.
Geleceğe dair ne güzel planlarınız var.
Ama...
...sizce de biraz...
...iç karartıcı değil mi?
Sizin daha renkli şeyler düşünmeniz lazım.
(Gerilim müziği)
(Feride) Gücünü...
...paranı kaybetmek...
...başka ortaklarla paylaşmak seni düşündürmüyor mu?
Hayır.
Benim olmayanla hayatıma devam etmektense...
...benim olanı alırım...
...köşeme çekilirim daha iyi.
Ben, Kerem'in senin gibi düşündüğünü sanmıyorum Aziz.
Kerem'den bize ne.
Peki ya sen Feride?
Sen artık zengin bir kadın sayılırsın. Koca holdingin ortağı çıktın.
Sen ne yapacaksın?
Gelecek benim için dalgalı bir deniz gibi.
Ben oradan oraya savrulmaktan korkuyorum.
Aziz, bizi zor günler bekliyor.
Küpen güzelmiş, beğendim. Nedir?
Vav harfi.
Bilmiyordum.
Bana iyi gelir.
Vuslat da vav harfiyle yazılır.
Vuslatı biliyorum.
Kavuşmak.
Kavuşmak mümkün mü Feride?
Olmalı ama zor görünüyor.
Eskiden bir madenin, altın veya gümüş gibi...
...kıratını öğrenmek için ateşe atarlarmış.
Değeri ancak öyle çıkarmış. Ateşe atınca.
Peki biz o ateşe dayanabilecek miyiz?
Tabii ki.
Aşk bizi yakacak. Biz de aşka yanacağız.
Ve bu dünyada karşımıza kim çıkarsa çıksın...
...hangi sorunla karşılaşırsak karşılaşalım...
...hep birbirimize verdiğimiz sözleri hatırlayacağız.
Söz.
Feride bu yol uzun ve...
...bu uzun yolda bir sürü engel bizi bekliyor.
Her birini tek tek atlatacağız.
Bir tek aşkın yolundan çıkmayacağız. Söz mü?
Söz veriyorum Aziz...
...ama lütfen sen de söyle.
Çünkü benim bunu duymaya çok ihtiyacım var.
Abi çiçek ister misin?
-Al bakalım. -Abi sağ ol, teşekkürler.
Allah sizi bu güzel ablamla hiç ayırmasın.
Allah yüzünüzü hep güldürsün inşallah.
Teşekkür ederim.
(Duygusal müzik)
Söz, Feride.
Yeter ki aşk olsun.
Aşk olsun.
(Duygusal müzik)
(İmam) Mevlit Kandili hürmetine.
Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa ‘sallallahu aleyhi ve sellem’ Efendi’miz...
...hürmetine.
Abdullah Efendi...
...kandilleri uyandıralım.
Aşk olsun.
(Mevlit okunuyor) "Âmine Hâtun Muhammed annesi"
"Ol sadeften doğdu ol dür danesi"
"Çünkî Abdullah’tan oldu hâmile"
"Vak-t erişdi hafta vü eyyam ile"
"Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn"
"Çok alâmetler belirdi gelmeden"
"Ol Rebi-ûl evvel âyın nîcesi"
"On ikinci gece isneyn gecesi"
"Ol gece kim doğdu ol Hayr-ûl-Beşer"
"Annesi anda neler gördü neler"
"Dedi gördüm ol Habîbin annesi"
"Bir acep Nûr kim..."
"...güneş pervânesi"
"Allâhümme salli alâ Muhammed"
"Ulu devlet buldun ey dildâr sen"
"Doğmuştur senden ol Hulk-ı Hasen"
"Bu gelen İlm-î Ledün Sultânıdır"
"Bu gelen Tevhîd-i İrfân kânıdır"
"Bu gelen aşkına devreyler felek"
"Yüzüne müştak durur ins ü melek"
"Allâhümme salli alâ Muhammed"
"Bu gece ol gecedir kim, ol Şerîf"
"Nûr ile âlemleri eyler Latîf"
"Bu gece şâdân olur Erbâb-ı dil"
"Bu geceye..."
"...can verir Eshâb-ı dil"
"Yâ Resûlallah"
"Geldi bir akkuş kanadı ile revân"
"Arkamı sığâdı kuvvetle hemân"
"Doğdu ol saatte ol Sultân-ı Dîn"
"Nûr’a gark oldu semâvât-ü zemîn"
"Sallû Aleyhi ve Sellimû teslimâ"
"Hatta tenâlû cenneten ve naîm"
(Dua okunuyor...)
(...)
(Dua okunmaya devam ediyor...)
(...)
Ya Rabb'i.
Resulu Ekrem ‘sallallahu aleyhi ve sellem’ Efendi’mizin...
...dünyaya teşriflerini ayakta karşılıyoruz.
(Salih) Şahit ol ya Rabb.
(Salih) Şahit ol ya Rabb.
Şahit ol ya Rabb.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
Aziz Bey hoş geldiniz.
Sizin emirlerinizi uyguladık ama şirkette pek iyi karşılanmadı.
Teşekkür ederim.
İstediğiniz dosyaları ve bilgisayarları biz Enes Bey'le teslim ettik.
Zaten şu an herkes bize yükleniyor.
-Nehir Hanım geldi mi? -Geldi, buradalar.
-Söyleyin, odama gelsin. -Tabii efendim.
Teşekkürler.
(Gerilim müziği)
Oo!
Feride Hanım...
...nihayet görevinizin başına teşrif edebilmişsiniz!
-Bir tek dün gelmedim, izinliydim. -Bilmez miyim?
Aziz Bey'den özel izinliydiniz, değil mi?
Siz nasıl derseniz öyle olsun Nehir Hanım.
Feride söylesene...
...sen, beni çıldırtmak için mi varsın?
Senin asıl mesain bu mu yani?
Hayır, hiç öyle bir derdim yok.
Seni gören de gerçek bir tasarımcı falan zanneder.
-Sen kaç aydır buradasın? -Sekiz.
Sekiz ay...
Peki sekiz ay önce neredeydin?
Böyle Paris'te ya da New York'ta bir tasarımcının yanında...
...çalışmıyordun herhâlde, değil mi?
Nehir Hanım öyle olmadığını siz de çok iyi biliyorsunuz.
Peki neredeydin?
Dur bir düşüneyim.
Oranın adı neydi? Dur.
Bağcılar mıydı? Öyle bir yerdi galiba değil mi? Sen oradaydın.
Evet, öyle bir yerdeydi. Bağcılar'ın nesi varmış?
-Beğenemediniz mi? -Yok canım, hiç beğenemedim.
Hiç tarzım değil.
Nereden nereye!
Sen git bir tekstil atölyesinden koskoca Korkmazer Holdingin...
...tasarımcısı ol, öyle mi?
Sonra defileler, uluslararası tasarımcılarla tanışmalar...
...yemekler, davetler.
Bunu bana sık sık hatırlatmaktan hoşlanıyorsunuz sanırım.
Nasip diyelim. Allah dilediğine daraltır, dilediğine genişletir.
Tabii tabii öyle!
Sen gir patronun aklına, sonra Allah verdi değil mi?
Ya Rabb'i şükür!
-Haddinizi aşmıyor musunuz? -Ben mi haddimi aşıyorum?
Benim nişanlımla özel izinlerle gezip tozmalara giden sensin.
Sen haddini aşıyorsun Feride!
-Gezmeler tozmalar, öyle mi? -Evet, gezmeler tozmalar.
Aziz benim nişanlım.
Biz o nişanın nasıl zoraki bir nişan olduğunu biliyoruz.
Herkes bunun farkında.
Sen ne avam bir kadınsın ya!
-Sende hiç gurur, hiç namus yok mu? -Yeter artık!
Ben, senin bu saçmalıklarını dinlemekten çok sıkıldım.
Aziz Bey, sizi acilen odasına çağırıyor.
En azından Aziz, benim nişanlım olduğunun farkında.
(Müzik)
(Korna çalıyor)
Emine.
Emine dursana!
Emine.
Bak yine duymazdan geliyorsun, telefonlarımı açmıyorsun.
Duymamışım Altan Bey, kusura bakmayın.
Emine...
...konuşmamız lazım, sen de biliyorsun. -Altan Bey konuşacak bir şey yok.
Bak, Altan Bey diyorsun. Demek ki bir şey olmuş.
Of Altan! Konuşacak bir şey yok. Bırak da artık işime gücüme gideyim.
Emine niye böyle yapıyorsun? Neler oluyor?
Bu ne Altan? Bu ne? Bu ne?
(Müzik)
(Kapı vuruluyor)
Gel.
(Nehir) Hayatım.
Otursana.
Feride'nin yanındaydım.
Bir sorun mu var?
Özel izinliymiş ya senden.
Nehir...
...hiç lafı ağzında geveleme. Direkt sadede gel.
Feride'yle gezip tozmanı onaylamıyorum, Aziz.
Ben de sürekli bu olayı önüme getirmeni onaylamıyorum Nehir.
Niye çağırttın sen beni? Bilmem gereken bir şey mi var?
(Müzik...)
(...)
Bu... Bu ne demek oluyor?
Her şeyi biliyorum demek oluyor.
Her şey derken?
Mesela babamla çevirdiğin işleri.
Mesela hesaplardan uçan paraları.
Peki böyle düşündüğün için mi polislere yardım ettin?
Nehir böyle düşündüğüm için değil...
...koca bir yalanın üzerine oturduğumuza emin olduğum için.
Aziz daha fazla rezil olmamız gerekmez.
Yani zaten herkesin ağzına düştük.
Lütfen şu yüzüğü alıp takar mısın?
Nehir, ben o yüzüğü hiçbir zaman gerçekten takmadım.
-O zaman neden taktın? -Beni mecbur bıraktığınız için.
Aziz niye?
Yeni nişanlanmışken, ailelerimiz ortaklığını açıklamışken...
...gücünü düşürmek neden? -Hak yerini bulsun diye.
Hâlâ anlamıyorsun, değil mi? Hafıza kaybı...
...sizin gerçek yüzlerinizi görebilmek için...
...benim yaptığım bir plandı ve maalesef işe yaradı.
Bana bunu nasıl yaptın?
Nehir, ben bir şey yapmadım.
Ne yaptıysan sen kendin yaptın. Ben sadece...
...sizin oyunlarınız karşısında kendimi korumak zorundaydım.
Senin defile gecesi neler yapmak istediğini bilmediğimi mi sanıyorsun?
Aziz lütfen, bitirme bizi. Biz gerçekten çok mutlu olabiliriz.
Biz diye bir şey yok.
Hiçbir zaman olmadı, hiçbir zaman da olmayacak.
Aziz takar mısın şu yüzüğü, buna izin vermem.
Sen benimsin! Sadece benimsin!
Çocuk gibi davranmaktan vazgeç. Lütfen çık.
Çocuk mu?
Çocuk, öyle mi?
Ben, çocukluğumdan beri sana âşığım.
Benim için hep sen... Sadece sen vardın Aziz.
Sen, bana bir kere aşkla bakmadın.
Ben, senin sevgi dolu bakışın için, senin aşkın için dünyaları yakarım.
Ama sen bunu hiç görmedin.
Çünkü ben başka birine söz verdim.
Feride.
(Duygusal müzik)
(Kapı kapandı)
(Duygusal müzik)
Nehir Hanım...
...iyi misiniz?
Nehir, ne--
(Damla) İnanamıyorum, olaya bak.
Tam bir kaos.
(Duygusal müzik)
Nehir!
(Duygusal müzik)
Dur, dur, dur...
Dur.
-(Sultan) Dur, dur, dur. -(Nehir) Yüzük gitti.
Holding var ya, resmen alev alev yanıyor.
Bu tam çöküş.
-Bu sefer ben de katılıyorum. -Ben de.
Vallahi ne yalan söyleyeyim, ben de.
(Duygusal müzik)
Emine.
Efendim Altan?
Ben bir çay alıp geleyim, değil mi?
Ben çay alayım, çay.
Nehir...
...kendini harap ettin.
Hem belki böylesi...
...ikiniz için de daha iyidir.
Sen şuna işime geldi desene.
Yanlış anladın. Nehir!
(Müzik)
Kendine yazık ediyorsun.
Acaba Aziz Bey nişanı niye attı?
Nehir gibi bir kadına yapılacak şey değil.
Vallahi bence de.
Yani üzücü bir durum. Çok kötü bir durum.
Emine ben senin neye kızdığını biliyorum.
Benim makineye kızdın değil mi?
-Makine mi? -Benim silaha işte.
-O yüzden korktun. -Evet, korktum. Üzüldüm.
Bireysel silahlanmaya karşıyım çünkü.
Evet, haklısın.
Ama biz seninle nasıl tanıştık hatırlıyor musun Emine?
Ben de bundan bahsediyorum Altan. İkimiz de ölmüş olabilirdik.
Abdullah amca o gün orada olmasaydı, o telefonu bana vermemiş olsaydı…
…ölmüş olabilirdik.
Benim hayatım bu, Emine.
Ama bak hırlı da değilim, hırsız da değilim.
Bir bak etrafına. O kadar çok kötü niyetli insan var ki.
Elbette ki hanemi, eşimi dostumu, sevdiklerimi korumak isterim.
Senin korktuğun şey sadece tedbir Emine, tedbir.
Polis misin sen Altan? Git polis ol o zaman.
Yani her evini, eşini korumak isteyen insan…
…eline bir silah alsa ne olurdu diye hiç düşündün mü?
Tamam, biliyorum Aziz senin yakının…
…ve belli ki kolay bir hayat da yaşamıyor.
Ama sen böyle elinde silahla onu daha ne kadar koruyabilirsin ki?
Aziz her şeyden önce benim dostum, kardeşim.
Biz askerliğimizi onunla birlikte yaptık…
…omuz omuza çarpıştık.
Hatta biliyor musun, Aziz benim hayatımı kurtardı.
Ben ona canımı borçluyum.
Bunu bilmiyordum.
Emine sence biz mafya falan mıyız ha?
Evet, bir duruşumuz…
…kendimize göre bir yolumuz var.
Askerdeyken bize pusu kurdular.
Bir gecede otuz canımı verdim ben. Otuz kere öldüm.
Belki daha yürekli olsaydım, belki…
…belki şimdiki Altan gibi daha tedbirli olsaydım…
…bazılarını kurtarabilirdim. Ama olmadı.
Ben aynı acıyı bir daha yaşayamam Emine.
Gerekirse de ölürüm.
Evet, sevdiklerimin canına zarar geleceğine ölürüm.
Ben buyum Emine.
O yüzden cevap sende.
Benimle misin değil misin?
(Dram müziği)
Seninleyim Altan.
(Oh çekti)
Oh be!
(Gülüyorlar)
(Gerilim müziği...)
(...)
-Sen gel bakayım buraya. -(Enes) Ben mi?
Gel, gel!
Bu ne? Ne bu laubalilik? Nerede bu çalışanlar?
-Şey… -Şey ne?
Çabuk bana Aziz Bey’i ve Kerem Bey’i toplantıya çağır.
-Sultan Hanım’ı da. -Emredersiniz.
Nerede sizin toplantı odanız?
Şurada. (Kekeliyor)
-Tamam. Sen işine bak. -Emredersiniz.
Serpil.
Serpil Hanım.
Evet. Evet.
Dediğim gibi bu operasyon kesinlikle medyada yer almayacak.
Ne gerekiyorsa yapın. Her yerden sildirin lütfen.
Teşekkürler.
(Kapı vuruluyor)
Enes Bey, yavaş.
Sultan Hanım, Tahsin Bey sizi toplantı odasında bekliyor.
(Enes) Biraz acil galiba.
Tamam, geliyorum.
Bir gidin istersiniz.
Aziz Bey, şey geldi, sizi şeyde bekliyor.
(Serpil) Tahsin Bey sizi toplantı odasında bekliyor.
Geç bile kaldı.
-Kerem! -Kerem?
Ne o öyle yan odadan kocana sesleniyor gibi Kerem, Kerem?
Merve Hanım acaba aramızda biraz resmiyet mi olsa?
Hani ben patronum, siz çalışansınız ya o yüzden söylüyorum.
Peki, Kerem Bey. Babanız geldi. Toplantı odasında bekliyor.
Ne? Babam mı geldi?
Kız niye daha önce söylemiyorsun? Vır, vır, vır!
Platonik, çekil şuradan. Çık dışarıya.
Allah Allah. Babam gelmiş.
(Kapı kapandı)
Sen ne yapıyorsun benim odamda?
İki dakika yalnız bıraksak şirketi üzerine yapacak.
(Kerem) Çık şuradan!
-Hoş geldin. -Hoş bulmadım ama.
Hmm…
Senin için ne yapabilirim?
Sen zaten yapacağını yaptın.
Ben ailemiz ve şirket için temiz bir sayfa açmaya çalıştım sadece.
Haddini aştın ama.
Size bir çekidüzen vermek lazım. Az sonra kardeşlerin gelecek.
Hep beraber oturup konuşacağız. Otur şuraya.
Benim seninle konuşacak tek bir cümlem bile yok, baba.
Çünkü aynı dili konuşmuyoruz.
Otur dedim sana.
(Kapı açıldı)
(Kerem) Baba, baba biz geldik.
Ah ne kadar ayıp. Biz gelmeden başlamışsınız.
Bize koltuk mu ayırdın? Burası benim olsun. Tam karşın.
(Gerilim müziği)
Baba, dünden beri ateş saçıyorsun.
Biz de yorulduk artık.
Kızım sen daha bu yaşta yorulduysan benim yaşıma geldiğin zaman…
…kim bilir ne olursun.
Ve Tahsin Korkmazer yine yaş kozunu oynadı.
Tamam.
Aziz, oğlum benimle bir derdin varsa otur benimle konuş…
…yüz yüze hallet.
Ne demeye polisleri buraya şirkete çağırıyorsun?
Oğlum sen bu aileyi hiç mi düşünmüyorsun…
…bu işi hiç mi düşünmüyorsun? Eğer bu tezgâh dağılacak olursa…
…en çok kim zarar görür sence?
Beni geç bir kalem. Kerem’i de boş ver.
Ya Sultan?
Abisin sen oğlum. Hiç mi aklına gelmiyor bu?
Neyse. Siz ikinize diyeceğimi dedim zaten ama son bir şey daha.
Aziz bu haltları yerken hiç mi fark etmediniz ha?
Hiç mi demediniz abi ne yapıyorsun diye?
Kardeşlerimi benim üzerime kışkırtmaya çalışarak…
…kendi yaptıklarının üzerini örtemezsin.
Eğer karşımda duran sen olmasaydın, başka biri olsaydı…
…çoktan işini bitirmiştim. Ama sen benim babamsın.
Ben senin canındanım, senin kanındanım.
Bana ne yaparsan yap, tam olarak karşında durmam mümkün değil.
Aynı şekilde sen bana ne yaparsan yap…
…günün birinde başına bir şey gelirse…
…yine yanında duracak tek kişi benim.
Öyleyse…
Oğlum öyleyse niye beni cümle âleme rezil ediyorsun?
Önce senin, sonra ailemizin adını temizlemeye çalışıyorum.
Hak etmediğimiz bir servetin üzerinde oturarak…
…şerefli bir isim bırakamayız baba.
Abi.
Durum bu kadar mı kötü?
Biz bu kadar mı kötü bir aileyiz?
Ne zaman oldu bu?
Nasıl oldu bu?
(Gerilim müziği)
Ben de bunu araştırıyorum Sultan. Sakin ol, tamam mı?
Ooo!
Onu bulamazsın.
O çarşı pazar çok önceden karıştı, çok.
Bir şey soracağım baba.
Ama samimi bir cevap bekliyorum. Senin için zor olacak ama.
Kerem, Sultan, ben, yani biz senin gerçekten umurunda mıyız…
…yoksa sen kendi hırslarının peşinde koşarken biz senin ayağına bastık da…
…bu fırçayı bugün bu yüzden mi yiyoruz?
Hah! Ne güzel soru.
Ağzına sağlık.
Ortam iyice ısınmaya başladı. Benim en sevdiğim alan.
Buyursunlar, söz sizde.
Abi, baba. Sürekli birbirinizi yiyorsunuz, farkında mısınız?
Holding batıyor, bütün hesaplar birbirine girmiş…
…iş dünyasındaki saygınlığımız yerle bir olmuş…
…ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Sultan, önemli olan holdingin yükselmesi değil, nasıl yükseldiği.
İleride pişman olacağım ve şüphe duyacağım hiçbir şey ve hiç kimseyi…
…bu kapıdan içeriye sokmayacağım.
Lafa bak. Saçma.
Zaten bu ailenin ve bu şirketin başına ne geldiyse…
…hep senin bu kendini beğenmişliklerinden geldi.
Ben sadece ama sadece gerçeğin peşindeyim baba.
Gerçekleri sana o Salih denen eskici mi öğretecek ha?
Oğlum, o adam zaten senin kafana bu saçma sapan fikirleri soktu.
Evet. Bak doğru söylüyor.
Geçenlerde ben antikacı dükkânına gittim, bana her yeri temizletti…
…cam bile sildim.
Bir şey söyleyeceğim. Hem de karın tokluğuna.
Beş kuruş para vermedi. Allah seni inandırsın, kahve yapmayı öğrendim.
Bol köpüklü.
Bir dakika.
Salih Baba’nın ne ilgisi var şimdi konuyla?
Onu abine soracaksın güzel kızım. Baksana yavaş yavaş aklını kaybediyor.
Tahkikat yaptığımız için…
…derinlemesine bir tahkikat yaptığımız için mi acaba…
…aklımızı kaybettiğimizi düşünüyorsun baba?
(Gülüyor)
Lafa bak, lafa.
Ne büyük laf bunlar. Tahkikatmış!
Abi şu an gerçekten beni de kaybettin.
Çok anlayamadım. Neyin tatbikatı bu?
Aziz oğlum, sen deli misin? Sen kafayı mı üşüttün?
Bana bak, eğer bu şekilde devam edersen…
…nasıl verdiysem o koltuğu elinden, altından çeker alırım.
(Gerilim müziği)
Bundan sonra böyle. Ben ne dersem o.
Ve bundan böyle benim onayım, iznim olmadan…
…tek bir iş bile çevirmeyeceksiniz.
(Gerilim müziği)
(Kapı kapandı)
Buldum, buldum.
Tahkikatmış o, tatbikat değil. Tahkikat. AR-GE. Araştırma-geliştirme.
Abi madem sen araştırma-geliştirmeyle bu kadar ilgileniyorsun…
…seni oraya koyalım, araştır ve geliştir.
Kerem, yakında seninle öyle bir AR-GE yapacağız ki…
…senin bile aklın şaşacak. Merak etme.
Sabırsızlıkla bekliyorum.
Abi. Abilerim.
Siz ikiniz de herhâlde artık keçileri falan kaçırdınız.
Ya ne yaptığınızı, ne dediğinizi bilmiyorsunuz…
…ya da ben sizi anlamıyorum artık.
Sultan.
Ah…
(Kapı kapandı)
Aziz Bey, ikimiz de aileden aforoz edildik.
Benim gibisin artık, böyle.
(Gerilim müziği)
Tozu toprağı perdeledim, sandukaları örtüledim.
Ricalden hakkı almak gerek.
Sırdan başka ne kârımız ola?
Bunu bildiysen ne âlâ.
Çin Maçin ifşa olmuşlar hep.
Destarları düzgün sarsınlar.
Sinek kartala ne etsin?
Göz değerse sallayıp vurur yere.
Göz değerse sallayıp vurur yere.
Abi nereye gidiyoruz?
Ben ne bileyim Ahmet.
Necmi abi hadi dedi, yola düştük işte.
-Ben tırsıyorum ha. -Niye ulan?
Abi, Necmi abinin hâli hâl değil. Ben sana diyeyim yani.
Ulan Ahmet…
Tabii abi anlarım. Akşama kalmaz çıkar kokusu.
Görürsün bak.
Bana boşuna Alamet demiyorlar. Ben adamın dışından içini görürüm.
-Allah Allah. -Tabii canım.
Siz ne konuşuyorsunuz fısır fısır öyle?
Yok, abi. Bir şey değil.
Ahmet kendi kendine bir şeyler anlatıyor işte.
İyi. Aha şu ileriden sağa gireceksin, kaçırmayasın.
Tamam, abi.
(İç çekiyor)
(Aksiyon müziği)
Ne yapıyoruz?
Feride’yi alıyoruz ve devam ediyoruz.
(Dram müziği)
(Necmi) Siz burada bekleyin.
Niye mezarlığa geldik ki şimdi?
Alamet?
Alamet?
Hişt!
Efendim, abi?
Ne o ulan transa geçtin?
Yok.
Mezarlıklar beni hep çeker de ondan yani.
Allah Allah. O niye?
Abi, benim en büyük amcam, Abdullah amca gibiymiş.
-Nasıl Abdullah amca gibiymiş? -Meczup yani.
Harbi mi ulan? Sonra?
Dedemgil Sivas’tayken, yani 25-30 sene önce…
…amcam her gece gider bir mezarlıkta uyurmuş abi.
Öyle sadece bizim köyün mezarlığında da değil…
…böyle çevre köylerde falan. Aklına neresi gelirse yani.
Allah Allah. Niye ki acaba?
Niyesini bilmem.
Niyesini bilmem de…
(Dram müziği)
…mezarlıktan her döndüğünün ertesi günü…
…o köyde bir cenaze çıkarmış abi.
Yok artık.
Bir gün yine gidiyor bu…
…ne de olsa sabaha dönerler diye kimse takmıyor.
Ama bir gün oluyor yok, iki gün oluyor yok, üç gün yok.
Dedemgil ve nenemgilde bir panik.
Aramaya başlıyorlar. Çevre köylere yayılıyorlar falan.
Yok.
-Bulamamışlar mı? -Bulamamışlar.
(Dram müziği)
Ertesi gün kendi geliyor. Üstü başı perperişan.
Hadi be.
Kendine kimseyi dokundurtmuyor. Öylece gidip yatmış.
Ama meczup olduğundan beri ilk defa bir yatakta yatmış.
Akşama uyandığında da--
Akşama kadar uyumuş mu?
Akşama uyandığında da işte dedemgil, babamgil evde yok…
…ninemin karşısına geçmiş…
…oğlunu sabah mezarlıkta görürsün demiş.
Allah Allah. O ne demek ki?
Ninem de daha ne olduğunu anlamadan zaten gözden kaybolup gitmiş.
Kadıncağız feryat figan ortalığı birbirine katmış abi.
Aramaya başlamışlar.
Ertesi gün bizim köyün mezarlığına gidiyorlar.
Sonra?
Taze bir mezar var.
Hocayı çağırıyorlar işte. Açtırıyorlar mezarı.
İçinde amcam yatıyor.
Hadi! (Sesi titriyor)
Oğlum Alamet, ulan tüylerim diken diken oldu.
İşte ben de...
...mezarlık görünce öyle kötü oluyorum.
Oğlum sen niye kötü oluyorsun? Amcanı hiç tanımamışsın, görmemişsin.
Görmedim, görmedim de…
Ee?
…amcamın adı Ahmet, abi.
Hoppala!
-Onun adını mı vermişler sana? -Aynen.
Amcamın mezarlıktan her dönüşünü...
...bir cenazenin habercisi olarak kabul etmişler.
Kimse amcama ilişmezmiş, kötü söz söylemezmiş.
Bu onun alameti, kimse Alamet Ahmet’e karışmasın derlermiş.
(Gülüyor)
Hayda!
Oğlum o zaman senin lakap da oradan kalma.
Aynen abi.
Ben yanlış biliyormuşum.
Uff!
Necmi abi hayırdır?
Hayırdır inşallah evlat.
-Şimdi nereye abi? -Kahveye.
Eyvallah.
(Araba çalıştı)
(Ağlıyor)
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
Of! Unuttum ben bunu.
Tüh!
Alo. Nasılsın Nehir kızım?
Bırak şimdi muhabbeti. Ne yaptın şu Feride işini?
Şey, halletmeye çalışıyorum.
Çalışmayacaksın, halledeceksin!
Tamam dedik işte. Öyle iki günde olacak şey mi bu canım?
(Gülüyor)
Öyle mi?
Paraları alırken ayağıma kapanıyordun ama canım cicim diye.
Bana bak Nehir misin ırmak mısın, sıkma benim canımı.
Bana bak, ya o Feride’yi gönderirsin ya da ben sana yapacağımı bilirim.
Yok ya! Ne yapacakmışsın acaba?
Bana bak, öyle benimle tepeden tepeden konuşmalar…
…geçti o devirler artık Nehir Hanım!
(Hasibe ses) Ne zaman istiyorsan gel paranı al git. Bir daha da beni arama.
Allah kahretsin!
Gıcık.
Sevimsiz şey.
(Gerilim müziği)
Aziz ben bunu yapmak istediğimden emin değilim.
Feride, başka bir seçeneğimiz mi var sence?
Bilmiyorum. İçimde kötü bir his var.
Bence kadınların altıncı hissi kuvvetlidir. Ne de olsa gönül gözüyle görüyorlar.
Dinlemek lazım.
Ne yapalım yani Kerem, gitmeyelim mi? Bu konuyu burada kapatalım mı?
Yok. Ben şahsen kapatmam.
Ama yükselirken ağırlık atmak gerekiyor.
Acaba Feride Hanım’ı zorlamasak mı ha?
Bir dakika, bir dakika. Siz ikiniz gidiyorsanız ben de geliyorum.
Bak gör, nasıl da altıncı his bir anda canavara dönüverdi.
(Kerem) Sekizinci his oldu o.
Şimdi şu anahtarlar, üçü de farklı farklı kasaları açıyor…
…ama bizi birbirimize bağlıyor. Öyle mi?
O kadarını bilmem Kerem.
Bildiğim tek şey birlikte hareket etmemiz gerektiği.
Çok esrarengiz.
O zaman yani bizi bu kasalara ne götürecek?
Elimizde adres falan da yok.
Benim elimde bir adres var.
Bunu nasıl başarıyorsun?
Yani bir adım önce olmayı nasıl beceriyorsun böyle?
Tecrübe diyelim Kerem.
İyi de her şey daha geçen gece konuşuldu.
Sen hangi ara adres buldun ki?
Dedemden kalma bir kutunun içinde.
Ulan başımıza bir de kutu çıktı.
(Aziz) Bence vakit kaybetmeyelim. Geri kalanı giderken yolda konuşuruz.
Dur be yolcu, dur. Nereye gidiyorsun bir bekle.
Allah Allah.
Yolcu mu? O nereden çıktı Kerem? Sen de mi?
Ben nereye gidiyorsun diye merak ettim, ondan sordum. Sen hayırdır?
Tamam.
Ee…
Ben size buluşacağımız yerin konumunu ve…
…buluşacağımız saati mesaj olarak yollayacağım.
İşten ayrı saatlerde çıkalım.
Babam peşimize birilerini takmıştır çoktan.
(Gerilim müziği)
Kulağınız kesik olsun.
Mahallede son zamanlarda acayip rüzgârlar esiyor.
Tedbiri elden bırakmayın.
(Gerilim müziği)
Al işte ben sana demedim mi Necmi abide bir hâller var diye, al gördün bak.
Ulan Alamet başlama Allah aşkına.
Zaten tüylerim hâlâ diken diken. Yürü hadi.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
(Jenerik müziği...)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve işaret dilini...
...kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı - Aynur Çelebi
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz...
...Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar - Feride Tezcan
İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat
Son Kontroller: Olgun Yılmaz- Ela Korgan - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği...)
(...)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.