All language subtitles for Vuslat 26. Bölüm

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Emine) Dayı, sen de neredesin?

(Müzik...)

(...)

Altan?

(Duygusal müzik)

Sultan.

Daha iyi misin?

Değilim abi. Gelme üstüme.

Tamam, peki. Konuşmuyorum, sustum.

-Abi. -Efendim?

Sen...

...acılarını insanlara göstermemeyi nasıl başarıyorsun?

Ben onu, Fırat'ı gömdüğümde öğrendim.

(Duygusal müzik)

Sultan.

(Duygusal müzik)

Beni dinliyor musun?

Dinliyorum.

Annemi buldum.

Yıllar önce öldüğü söylenilen annemi buldum.

Nasıl?

Yalçın, indir silahını.

Ateş uyarıydı. Yolumuzdan çekil babalık, kimseye zarar vermeyelim.

İşimiz dükkânınla, seninle değil.

-Bırakın geçsin çocuklar. -Baba.

İzin ver, ben halledeyim.

Yalçın. Sakin olun.

Bırakın geçsinler.

Baba, bize bırak.

-Sakin olun dedim. -Baba bırak.

Sakin olun.

(Gerilim müziği)

Çekilin, kan dökülmesin!

(Gerilim müziği)

Ne oluyor lan, kim bunlar?

(Duygusal müzik)

Kim tuttu lan seni? Kim tuttu?

Kimin adamısın? Kim gönderdi seni, konuş!

(Altan) Aziz! Aziz, ne yapıyorsun?

-İyi misin sen? -İyiyim.

(Altan) Ver şunu. Alalım bu iyi buradan.

-(Aziz) Kalk! -(Altan) Aziz, tamam.

-(Aziz) Kalk! -Aziz, arkadaşla ben ilgilenirim.

(Altan) Sen onu al.

(Gerilim müziği)

Can! Bana bak.

Bak korkma tamam mı, hiçbir şey olmadı.

Korkma.

(Gerilim müziği)

Gençler.

Ne oluyor Necmi abi?

Sizi kim gönderdiyse şimdi gidip ona deyin ki...

...Çakal geri döndü, seni almaya geliyor.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Araba çalıştı)

(Gerilim müziği)

Abiler.

Sağ olun.

(Gerilim müziği)

Necmi abi?

(Gerilim müziği)

Al bakalım.

(Gerilim müziği...)

(...)

-Salih Baba. -Sakin ol Yalçın.

Baba, müsaadenle.

Hayırla git.

(Gerilim müziği)

Hani ben gözden kaybolmuştum ya...

...hani çok uzaklara, Almanya'ya gitmiştim ya...

...özel bir klinikte, özel bir odada...

...annemi buldum.

(Kerem) Çok hasta.

Aklını kaybetmiş.

Oğlum nerede diye sayıklıyor.

İlk, pencereden gördüm onu.

Müsaade istedim.

İçeri girdim yanına.

Ben odaya girince önce korktu.

Sonra yanıma kadar geldi.

Annemle ilk göz göze geldiğim andı o.

Gözünde gözümü gördüğüm ilk andı.

Dedi ki...

...oğlum nerede?

Beni tanımadı.

Çok enteresan, ben şu an bunları sana niye anlatıyorum bilmiyorum.

Ben aslında çok başka, çok farklı bir tanışma hayal etmiştim annemle.

Daha doğrusu...

...namıdiğer Alice'le.

Ne?

Aneta teyzenin sana Alice, Alice diye yapışması var ya...

...işte o Alice benim annem.

Senin Aneta teyze diye bildiğin kişiyse benim...

...anneannem.

Nasıl?

Bilmiyorum.

Yemin ederim bilmiyorum.

(Kerem) Anneme çok benziyorsun.

Hele gençlik fotoğrafı, aynı sen.

Bu nasıl oluyor, bilmiyorum.

Aranızda hiç kan bağı da yok.

Ama bildiğim tek bir şey var ki...

...hani bana, benden her şeyi saklıyorsunuz dedin ya, hatırlıyor musun?

Evet.

Aslında sana anlatacağım o kadar çok şey var ki.

Abi.

Abim.

(Gerilim müziği)

Sultan, daha sonra konuşalım mı?

(Kerem) Lütfen.

(Gerilim müziği)

Tamam.

Ama bana, baştan sona ne olduğunu...

...anlatacaksın, tamam mı?

Tamam.

Sultan.

Ben hayatımda ilk kez yalvarıyorum.

Yalvarırım bir daha beni merakta bırakma.

Yalvarırım bir daha beni bu kadar korkutma.

Yalvarırım.

Alice.

Tamam.

Anlaştık.

Daha iyi misin?

Evet.

Ortada buluşalım mı?

Sen gel.

Önce sen gel.

Bir dakika.

Öf.

Çok tozlu burası. Gözüme toz kaçtı.

-Ağlamadın yani? -Hayır.

-Sen ağladın mı? -Hayır.

Ben de ağlamadım.

Ağaca alerjim var benim.

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

Neredeydin sen Can? Aklım çıktı.

Annem kızdı, benim de kafam bozuldu.

Bir şeyler almak için Eminönü'ne gittim.

-Annem sana niye kızdı? -Babama yardım ettiğim için.

Tek miydin?

Evet abla, bak ben büyüdüm. Seni adamlardan korudum.

Dur. Ne o elindeki?

Sapan.

Sen bununla mı geziyorsun?

Herkesin bir silahı var, bu da benim silahım.

Can.

Bak, çok korktuk biz.

Bir daha sakın böyle bir şey yapma, tamam mı?

Bu seferlik bu aramızda kalsın.

Annemle babama hiçbir şey söylemeyeceğiz, tamam?

-Annem. -(Feride) Anneme de Can.

Annem burada.

Bak çok korktu kadıncağız. Hadi gel gidelim de iyi olduğunu görsün.

(Duygusal müzik)

Anne!

(Hasibe) Can! Oğlum!

(Duygusal müzik)

(Hasibe) Oğlum!

Neredeydin annem? Öldüm meraktan, neredeydin?

Eminönü'ne gittim.

Annem, bir daha bana sormadan gitme, he mi?

(Hasibe) Tamam mı?

-Neydi o silah sesleri? -Bilmiyorum.

Önüne gelen de bu mahalleye geliyor. Hadi, tekin değil buralar.

Allah'ım ne gündü ama. Bu saat oldu, hâlâ maillere yetişemiyorum.

Enes Bey, siz iyi misiniz?

İyiyim Serpil Hanım, sağ olun, siz nasılsınız?

-İyiyim ben de, sağ olun. -Allah iyilik versin o zaman.

Enes Bey, siz pek iyi görünmüyorsunuz.

Ateşiniz falan mı çıktı acaba, kızardınız sanki.

Heyecandan.

Şey, belki de ateşim çıkmıştır, değil mi?

Sıcak oldu içerisi, ben camları açayım.

Evet, üşütmüş olabilirsiniz. Havalar soğudu artık, akşamları serin oluyor.

Soğuk mu? Üşüdünüz?

-Yok. -Klimayı açayım hemen.

Yok, soğuk değil, üşümedim.

Yani soğuk dediniz az önce.

Yani o manada demedim.

-Sıcak yani? -Sıcak da değil de...

Ama sıcak değilse soğuktur Serpil Hanım, siz de bir karar verin artık.

Enes Bey, sıcak değilse illa soğuk mu olmak zorunda?

Öyle olur, ne bileyim. Soğuk olur yani herhâlde.

Bunların bir arası yok mudur?

Yani bilimsel olarak...

Aa yangın!

-Sıcakla soğuğun-- -Enes Bey, yanıyoruz!

Aa, hay Allah!

(Müzik...)

(...)

Böyle şey olmayacak galiba bunun içi.

Klimadan oldu herhâlde, siz soğuk deyince.

Enes Bey susun ve yol yardımını arayın lütfen.

Tamam, arayayım. Siz mi konuşacaksınız?

Bana susun dediniz çünkü.

(Gerilim müziği)

Paketimiz var, depoya gelin. Bir tane de doktor lazım.

-(Kerem ses) Efendim abi. -Sultan'ı buldum de Kerem.

-Buldum. Köşke doğru geliyoruz. -İyi mi?

(Kerem) Artık onu köşke gelince kendin sorarsın.

Tamam. Altan.

-(Aziz) Ben köşke gidiyorum. -Tamam.

-Bu herifi konuşturun. -Merak etme.

(Araba çalıştı)

(Araba uzaklaşıyor)

(Telefon çalıyor)

-Efendim. -(Aziz ses) Feride.

-Aziz. -Nasılsın?

-Buluşup konuşalım. -Olmaz Aziz.

-Sonra konuşalım. -(Aziz ses) Olmaz.

Arayacağım seni Feride, tamam mı?

Ah baba ah.

Umarım bunun da altından sen çıkmazsın.

Of.

(Duygusal müzik)

Enes Bey, ne zaman gelir yol yardımı?

İstatistiki olarak 35 dakikayla iki saat arasında.

-İstatistiki olarak mı? -Yani istatistikler bunu gösteriyor.

-Enes Bey sizin IQ'nuz kaç? -139

Bu kadar başarılı olmanıza şaşırmamak lazım.

Ben üniversite sınavında derece yaptım.

Çevremdekiler genetiğe gir, dedi ama ben finans okudum.

Neden?

Finans ve yatırım bence dünyamızın en önemli alanları.

-Yani para sonuçta. -Sadece para diye bakmamak lazım.

Yani onunla sınırlandırmamak gerekiyor.

Finans öyle elle tutulur, gözle görülür bir şey değil.

Soyut bir alandasınız.

Yepyeni bir dünya inşa edebilirsiniz.

Bazen bir yatırım, ön yargılı yaklaşmanıza rağmen...

...sizi o kadar şaşırtır ve o kadar çok imkânsızı bir araya getirir ki...

...buna hayal gücünüz yetişemez.

Mesela?

Mesela uyumsuz gibi görünen...

...yan yana durmaları imkânsız sayılan iki nesneyi bir araya getirebilirler.

(Müzik)

Ben bir babana bakayım oğlum, tamam mı?

-Tamam anne. -Hadi.

Özür dilerim abla.

-Neden? -Benim yüzümden oldu.

-Ben geç kalmasaydım-- -Hişt!

Asla böyle söyleme.

Hiçbir şey senin yüzünden değil, tamam mı?

O adam kimdi?

Ben bunları filmlerde olur zannediyordum.

Bilmiyorum. İnan bilmiyorum ama öğreneceğim.

-Sen çok kortun mu? -Biraz.

Ama seni daha çok korkmuş görünce...

-Abla. -Canım.

-Abla. -Canım.

Abla boğuluyorum.

Ben seni koruyacağım abla. Korkma, tamam mı?

Biliyorum.

Biliyorum.

Sen kocaman adam oldun, değil mi?

(Feride) Korkmam ben.

Korkmam.

Korkmam.

(Geçiş sesi)

(Müzik)

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi) (Silah sesi)

(Müzik)

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Müzik)

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Müzik)

(Geçiş sesi)

(Tahsin dış ses) Şimdi sen kendi isteğinle kaybolmazsan...

...bu defa ben seni kaybetmenin yolunu arayacağım.

(Tahsin) Değil mi?

(Tahsin) Ama kendi gönlünle yaparsan...

...ki benim tercihim de bu.

O zaman mutlu mesut yaşar gidersin.

(Tahsin) Aksini eminim düşünmek bile istemezsin.

(Geçiş sesi)

("Yavuz Bingöl - Gönül" çalıyor)

"Kılavuzsuz dost köyüne"

"Girilmez gönül girilmez"

"Kılavuzsuz dost köyüne"

"Girilmez gönül girilmez"

"Rızasız bahçanın gülü"

"Derilmez gönül derilmez"

"Gönül gönül deli gönül dost"

"Çıkma münkir darasına"

"Merhem olmam yarasına"

"İki gönül arasına"

"Girilmez gönül girilmez"

"Dost"

"Çıkma münkir darasına"

"Merhem olmam yarasına"

"İki gönül arasına"

"Girilmez gönül girilmez"

"Dost"

("Yavuz Bingöl - Gönül" çalıyor)

"Yaprağın düşerse daldan"

"Kusurunu ara dilden"

"Yaprağın düşerse daldan"

"Kusurunu ara dilden"

"Aşk ile gidilen yoldan"

"Dönülmez gönül dönülmez"

"Gönül gönül deli gönül dost"

"Dost yüzüne çalma kara"

"Eziyet etme canlara"

"Müdafaasız insanlara"

"Vurulmaz gönül vurulmaz"

"Dost"

"Dost yüzüne çalma kara"

"Eziyet etme canlara"

"Müdafaasız insanlara"

"Vurulmaz gönül vurulmaz"

"Dost"

("Yavuz Bingöl - Gönül" çalıyor)

"Girmedim her türlü dona"

"Belendim al kızıl kana"

"Girmedim her türlü dona"

"Belendim al kızıl kana"

"Canından olmayan cana"

"Sarılmaz gönül sarılmaz"

"Gönül gönül deli gönül dost"

"Özünde eyleme feryat"

"İkiliği gönlünden at"

"Şahsenem bacıya Bağdat"

"Sorulmaz gönül sorulmaz"

"Dost"

"Şahsenem bacıya Bağdat"

"Sorulmaz gönül sorulmaz"

"Dost"

(Gerilim müziği)

Adam hakkında bilgi var mı?

Kendine geldi.

Konuşturalım bakalım.

Eğer bunun da altından babam çıkarsa...

...ki nedense eminim.

O özenle kurduğu imparatorluğunu yıkmak için bir saniye bile beklemeyeceğim.

Aynı çatı altındasınız Aziz.

Altında kalma pahasına Altan.

(Telefon çalıyor)

Yalçın arıyor. (Telefon çalıyor)

Ne olmuş acaba?

Efendim Yalçın.

Azim, konuşmamız lazım.

Baban artık çok oldu.

Ne oldu Yalçın?

Dün gece mahallede silahlar patladı.

Evet, haberim var. Bilmediğim bir şey mi var?

Hem de Salih Baba’nın dükkânının önünde. Uyarı ateşi olduğunu söylediler.

Siyah maskeli dört adam.

(Yalçın ses) Salih Baba’nın dükkânını bastı.

Sana babam olduğunu düşündüren şey ne?

Sence?

Aziz, babandan başkası gelmiyor aklıma.

Senin başka bir fikrin var mı?

(Yalçın ses) Kim, niye Salih Baba’ya saldırsın?

Bilmiyorum Yalçın.

Bilmiyorum. Yüz yüze konuşalım.

Tamam. Senden haber bekliyorum.

Gerekirse babamın peşine bir ordu tak, umurumda değil.

Aldığı nefesin sayısını bile söyleyin bana.

Sen ne yapacaksın?

(Gerilim müziği)

Günaydın.

Canım, sana da günaydın.

Günaydın abla.

Günaydın babacığım.

(Hasibe) Ee?

Biz uyuduktan sonra nereye gittin gece gece?

İşim vardı.

Ha, ne işiymiş acaba bu...

...gece gece sokaklarda?

Neyse, işe geç kalacağım ben.

Hadi kaç bakalım.

Feride, iyi misin kızım?

Solgun görünüyorsun.

Açtı yine şom ağzını.

İyiyim Aneta teyzeciğim, iyiyim.

Biraz kırgınlık var üzerimde, galiba havadan.

Dikkat et.

Ederim babacığım, ederim.

Dur. Sana nane limon kaynatayım. Zencefille balla içersin.

Aneta abla otur oturduğun yere, kahvaltını et sen.

Unuttun galiba, son macerandan sonra...

...mutfakta bu kadar bir tencereyi attık çöpe.

Ocağı sen yakmamış mıydın?

(Feride) Bir dakika, bir dakika!

Sen, Aneta teyzeyi evde yalnız mı bıraktın?

Ne zaman oldu bu, ha?

Sen işe gitmiyor muydun?

Haklısın Aneta abla, unutmuşum.

Onu ben yakmıştım, doğru.

Neyse. Çıkıyorum ben.

Seni ben uğurlayayım abla.

Aa ah! Ne gerek var ablacığım?

Uğurlayayım işte.

İyi, peki madem.

Görüşürüz babacığım.

(Kapı kapandı)

(Müzik)

-Al abla. -(Feride) Bu ne?

İzle işte.

Peki madem.

Özür dilerim.

Yaşından önce büyümek zorunda kaldın.

Hadi gir içeri.

(Müzik)

Emine, hayırdır?

Emine, iyi misin?

-Hasta mı oldun? -Yok, iyiyim. Bir şeyim yok.

-Bir şey olmuş. -Yok yok. Bir şey olmadı.

Gerçekten iyiyim.

Sadece sana yemek getirdim.

Annemler buradaymış gibi.

(Emine) Eskisi gibi yani.

Sen bütün gece çalışmışsın.

Biz bütün gece seni merak etmişiz.

Sonra işte annem dayanamamış, sana yemek göndermiş gibi.

Hadi gel. Gel içeri konuşalım. Hiç iyi görünmedin gözüme, hadi.

Yok dayı, iyiyim ben merak etme.

Hem senin de işin başından aşkındır zaten.

Kolay gelsin.

Amirim, mali şubeden arıyorlar. Acilmiş.

Tamam, geliyorum.

Bak, gördün mü? Her şey eskisi gibi oldu.

Hadi dayı, merak etme beni.

Emine.

Merak etme.

(Emine) Hadi akşam görüşürüz. Sen işine bak.

(Emine) Merak etme, iyiyim.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Aferin evlat.

Başlangıçta hiç sana güvenememiştim doğrusu ama bravo, beni yanılttın.

Dün istediklerimi bulamadın galiba?

Başlangıç diyelim.

Ha.

Güzel bir başlangıç.

Bir de iyi bir güven tazeleme oldu diyelim, ha?

(Gerilim müziği)

Merak etme, hak ettiğini alacaksın.

(Gerilim müziği)

Doydum.

Oh.

Gel bakalım.

Fırat...

Neydi soyadın?

-Çağlar. -Ha.

Çağlar.

(Gerilim müziği)

-Al bakalım. -Eyvallah.

(Gerilim müziği)

Evet.

Kendi işini kendin yapacaksın.

Eşeğini de sağlama bağlayacaksın. Biri olmasa öteki.

Aslana sormuşlar, neden ensen kalın?

O da demiş ki kendi işimi kendim yapıyorum ondan.

(Gerilim müziği)

Fırat.

Fırat.

Neler oluyor acaba?

Allah'ım çok heyecanlı.

Fırat, hoş geldin.

Hoş bulduk.

Hoş bulduk abi.

Hoş bulduk abi.

Bak ne güzel oldu.

Ee?

Babam nasıl?

Sen nasılsın?

Ne getirdin bana?

Dök bakayım çeyizini.

Antikacıdan bunları istemişti, biliyorsun.

Bunlar kopyaları. Orijinalleri babanda.

Hım.

Babamın niye böyle gizemli işlere karıştığını şimdi anladım.

Başka?

-Başka derken? -Diğer istediklerim.

Saat.

Kol düğmeleri.

Yani tek bunları bulabildim.

Bir de şey var.

Bu var.

Güzel ortakların başlangıçları için dedi.

Koy cebine.

Bozdur onu.

Bir şey anlaşılmasın.

Madem öyle...

...abin sana güzel bir cep harçlığı yazsın.

Sağ ol abi.

(Gerilim müziği)

(Müzik)

Selamünaleyküm Baba.

Ve aleykümselam güzel çocuk.

Ahmet, iyi misin?

Değilim Baba.

Sabahı zor ettim ben.

(Ahmet) Dün neydi öyle ya?

Ben hâlâ anlamıyorum.

Tekin abi gitti, hâlâ gelmedi.

Biliyorsun Baba, o benim ailem yani.

Abim, babam, arkadaşım.

Çok şey yani.

Lan ağlayacak mısın yoksa?

Abi ya.

Ağlayacağım tabii ya.

-Tamam, tamam. -Neredeydin?

Oğlum tamam. İşler vardı. Merak etme.

Konuşuruz sonra.

Baba ne yapıyorsun sen?

Bazı eşyalar var. Onları ayırıyorum Tekin.

Siz şöyle geçin oturun.

İyi, tamam Baba, sen söyle biz ayıralım işte.

Peki.

(Salih) Sen o zaman şu sandıktakileri ayır.

-(Tekin) Tamam. -Ahmet'im, sen de şu arkada bir sepet var.

-Şu mu? -Evet.

-Bunlar mı? -Onun içindekileri ayırırsın.

(Müzik)

Abdullah Efendi.

O da vardı, değil mi?

Unutmuşum bak.

(Müzik)

Acele ile muharebe.

Tarik tarik yürümekle.

Beşirlerle beşaret müşirlerle reşadet.

Kalayları, alayları.

Meydana çıkararak nişadırların dayanır mı?

Ne?

(Ahmet) Abdullah amca neyce konuşuyor?

Tek kelime anlamadım güzel çocuk.

On sekiz bin âlem hürmetine.

Say 19'u.

Al eline, çık topuzu.

Ben mi?

Topuz mu?

(Müzik)

Baba ne oluyor? Benim kafam haşlanmış patatese döndü.

Baba.

Vakti zamanında İstanbul'da Fatih caminin kapısında yatıp kalkan...

...gittiği her yerde köpeklerle beraber dolaşan…

...Hasan Baba diye biri varmış.

(Salih) Kendi devrindeki meczupların başı durumundaymış.

Sorulan her soruya şifreli cevap verirmiş.

Lakabı da Kelbi Hasan Baba'ymış.

Tam biz işte.

1800'lerde harp zamanı...

...şeyh-i muhteremlerden birisi Hasan Baba'ya sormuş.

Hasan Baba harp olacak mı, demiş.

Olacak ya, yazın demiş Hasan Baba.

Ve biraz önce Abdullah Efendi'nin bize söylediklerini tekrarlamış.

(Salih) Orada bulunanlar yazmış ama hiçbir şey anlamışlar.

Ha, iyi ya o zaman tek bir şey anlamayan ben değilim.

Bu ne demektir Hasan Baba, diye sormuşlar.

Düşman dayanır mı, demektir.

Kaç kelime oldu diye sormuş Hasan Baba.

18 demişler orada bulunanlar.

Hasan Baba sonra devam etmiş.

On sekiz bin âlem hürmetine. Say on dokuzu.

Al eline çık topuzu.

(Salih) Orada bulunanlar...

...o günden sonra...

...19 gün, gün saymışlar.

19 gün sonra Yunan'da harp çıkmış.

Kitap anlatır.

Baba, Abdullah abi de boşa laf söylemez şimdi.

Al işte, sonunda hep böyle oluyor.

Sonra sus Ahmet, sus Ahmet, konuşma Ahmet.

Ahmet.

Hadi topla abiciğim, hadi.

Bak, Ahmet topla Ahmet. Ahmet, topla Ahmet.

Tamam. Sizdeki kayıtlar gelince konuşuruz tekrar.

(Kapı vuruluyor)

Gel.

Yalçın.

(Yalçın) Haber verecektin.

Hoş geldin, gel.

Bir an önce geleyim dedim.

Başkomiserim hayırlı olsun bu arada.

Eyvallah.

İyi geldin işler yoğunlaşmadan.

Olaylar soğumadan konuşalım dedim.

Aynen.

Malum soğuk savaşın sıcak hattındayız.

Üzerinden bir daha geçelim.

Dün gece mi? Çay?

Olur.

(Arama tonu)

Bize iki çay göndersene.

Sadece dün gecenin değil Yalçın, en baştan.

(Aziz) Bende bazı kopuk alanlar var.

Ben uyuduktan sonra neler oldu?

Bir de senden dinleyeyim. (Kapı vuruluyor)

Gel.

Teşekkür ederim.

Babanı almaya geldik defile mekânına.

İçeri bir girdik, her yer ana baba günü.

Tabii biz yerdeyiz.

Baban da o kargaşadan faydalanıp bir anda ortadan kayboldu.

Ne biliyoruz Yalçın, ne var elimizde?

Birçok şey biliyoruz.

Ama elimizde neredeyse hiçbir şey yok.

-Mali şubenin? -Onlar da peşinde.

Ama her seferinde son anda--

Paçayı kurtarıyor.

Hesaplarınızı mali şube hayalet takibine aldı.

Ki biz fark etmeyelim.

Tam bir pürüz buluyoruz.

İpin ucundan tutup harekete geçmeden son anda ortalığı sis basıyor.

Hem de dakikalar içinde.

Ben ne yapabilirim başkomiserim?

Sizin-- (Kapı vuruluyor)

Gel.

Başkomiserim, imzanızı bekleyen dosyalar.

Tamam.

İçeriden birine ihtiyacımız var.

O adamı buldunuz Yalçın Komiser.

Aziz, bak sonuçta--

Eminim. Bunun detaylarını sonra konuşuruz.

Sen şimdi bana dün geceyi anlat.

Ne oldu Salih Baba’nın dükkânında?

Silahlı dört özel tim adam.

Antikacıyı ablukaya aldılar silahlarla.

Neden?

Anlamadım. Salih Baba’ya seninle işimiz yok, işimiz dükkânla dediler.

Peki, sana babam olduğunu düşündüren şey ne?

Elimde ne delil ne de bilgi var Aziz.

Ama düşünüyorum.

Baban mahallede dolaşmaya başladı.

Feride'nin annesi ve babam.

Aynen. Hasibe teyze neden buluşur ki Tahsin Bey'le?

Bilmiyorum.

Defile gecesi tanışmış olabilirler.

Ama Hasibe gibi bir kadın neden Tahsin Korkmazer'e gider?

Tek bir sebeple.

Para.

Öyle.

Ama yeni tanıştığı birisinden para isteyecek bir kadın mı?

Orası öyle.

Ama Hasibe teyzeyi biraz tanıyorsam...

Hım.

Çay için teşekkür ederim.

Afiyet olsun.

-Detayları sonra konuşuruz. -Kolay gelsin.

Nehir, çatlatırsın adamı ya.

Sanki skandal sana patladı.

Aç şu telefonu.

Hâlâ ulaşamadın mı Nehir Hanım'a?

Haber patladığından beri ne gazetedeki arkadaşımdan...

...ne Nehir'den ses var.

Çatlayacak ya! Ne oldu bunlara?

Allah Allah! Ne oldu acaba?

Ben, Nehir Hanım kesin holdinge gelir, krize el koyar diyordum ama.

İşte dünden beri ulaşmaya çalışıyorum. 100 kere aradım.

Hem ne olduğunu merak ediyorum.

Hem de şirket batacaksa bilelim yani değil mi?

Böyle bir skandalla batmaz.

Yani maliyeyle böyle başı derde girerse batar şirket.

Nehir Hanım, Feride'nin Aziz Bey'e saplantılı olduğunu söyledi.

Ama sonra öğrendik ki Perihan Hanım, Feride'yi zehirlemeye çalışmış.

O zaman bu da Perihan Hanım'ı Feride'ye karşı saplantılı yapar.

Feride'nin tek taraflı aşkı Perihan Hanım'ı niye o kadar ilgilendirsin ki?

Nehir, Aziz Bey'i nişanlanmaya nasıl ikna etti?

Bence bundan sonraki soru bu olur.

Damla Hanım!

Serpil Hanım.

Sizin bölümünüz neydi?

Anlamadım.

Sizi magazin yazarlığına geçirelim diyorum.

Dedikodu potansiyelinizi boşa harcamayalım burada.

Doğru söyle, hiç merak etmiyor musun?

Kritikleriniz bittiyse işinizin başına dönün.

Serpil Hanım!

Bugün şirkete kimse gelmeyecek mi?

Bunun önemi var mı Damla Hanım?

Hepimiz işimizi yapmak için buradayız. İşimiz de dedikodu yapmak değil, değil mi?

Herkes işinin başına dönsün lütfen.

Mehmet Bey, sizden hiç beklemezdim.

Ama bu haksızlık ya.

-Feride, neredesin? -(Feride ses) Yoldayım, geliyorum Serpil.

Biliyorum biraz geç kaldım ama birazdan orada olurum.

Ne oldu, bir şey mi oldu?

Yok, seni merak ettim. En son iyi değildin de.

Tamam. Gelince konuşuruz olur mu?

Tamam canım.

Bu da kendini buranın patronu sanıyor.

(Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

Efendim Aziz.

(Aziz ses) Neredesin Feride?

Ee, mahalledeyim. Taksiye bineceğim.

-Bekle beni, geliyorum. -(Feride ses) Aziz, yapma.

Laf dinle Feride, yaklaştım zaten geliyorum.

Tamam, parkın oradayım.

Uf!

Nereye kadar Aziz?

Nereye kadar?

Bakalım ne kadar ileri gittiniz Nehir Hanım?

(Arama tonu)

(Nehir ses) Efendim Aziz.

Nehir, neler oluyor? Bu haberleri kim sızdırdı sence?

Ve gerçeklik payı var mı?

Bilmiyorum Aziz.

İstersen yüz yüze konuşalım.

Hem sen neden köşkten ayrıldın?

Sultan huzursuz oluyordu.

Biliyorsun kimseyi huzursuz etmek istemiyorum.

(Nehir ses) Zaten tek başıma değilim. Yardımcım var burada.

Anladım.

Nasılsın peki? Bir şeye ihtiyacın var mı?

Daha iyiyim. Teşekkür ederim.

İyi. Bir ara uğrarım Nehir.

Tamam, görüşürüz.

(Gerilim müziği)

Beni satamazsınız Tahsin amcacığım.

Eğer ben gidersem...

...beraberimde sizi de götürürüm.

Ben anlaşmamızda üstüme düşen şeyleri fazlasıyla yerine getirdim.

Aziz'i sana altın tepsi içinde sundum.

Savunmasızdı.

Yanında senden başka kimse yoktu.

(Tahsin) Bir de hafızası da yerinde değildi.

Ama buna rağmen yine de Aziz seni istemedi.

Ben daha ne yapabilirim Nehir kızım?

Bu işin zaten akıl işi olmadığını anlamışsındır.

Feride'den kurtulmam lazım.

Eğer ondan kurtulursam her şey yoluna girecek.

Sen...

...ortalığa saçtığın pisliklerini temizlemeye çalış.

Aziz bunu senin yaptığını anlamayacak mı zannediyorsun?

Aziz hiç öyle düşünmüyor Tahsin amcacığım.

İşin aslını öğrenmek için beni aradı.

Bir de benim ağzımdan dinlesin mi tüm olanları, ne dersiniz?

(Nehir) Her şeyi anlatayım mı Aziz'e?

Benim tek bir zaafım var. O da Aziz.

Bunu siz de gayet iyi biliyorsunuz.

Eğer ben Aziz'i kazanamazsam...

...siz çok şey kaybedersiniz.

Beni hafife almayın.

(Gerilim müziği)

Pisliğini temizle.

Her şey senin yüzünden Feride.

Her şey senin yüzünden!

(Gerilim müziği)

Senden kurtulana kadar pes etmeyeceğim.

Senden kurtulana kadar pes etmeyeceğim.

Pes etmeyeceğim.

Ay, ne iyi oldu değil mi Hasibe?

Evden birlikte çıktık, Can'ı okula bıraktık.

Ya. Ne iyi oldu Aneta abla, epeydir yapmıyorduk.

Can'ı okula yalnız göndermedim, sen ona dua et.

Bir de çarşıya gitsek.

Orada bir iki tanıdık görürüz belki, iki laf ederiz, ha?

Aneta abla maşallah, felekten bir gün çalalım diyorsun yani sen.

Güzel diyorsun da Faik evde.

Aa, Faik koskocaman adam, bakar başının çaresine.

Aneta abla, Faik hasta.

Hi! Ne oldu, hasta mı oldu Faik? Geçmiş olsun.

Ben de kime laf anlatıyorsam acaba.

Aneta abla, ben öyle çarşı pazar falan dolaşamam.

Eve gidelim, hadi.

(Telefon çalıyor) Dur, telefon.

(Telefon çalıyor)

Nehirciğim, merhaba kızım.

(Nehir ses) Hasibe teyzeciğim, nasılsınız?

İyiyim Nehirciğim, sen nasıl oldun?

Ben de daha iyiyim, teşekkür ederim.

Bugün müsaitseniz görüşmemiz lazım.

Bilmem ki, bugün biraz işlerim de var.

Bugün görüşmemiz şart. Ben size araba göndereceğim zaten.

Siz de işlerinizi ayarlayıp gelin.

Ha? Sıkışacağım ama...

...madem acil, olur. Peki Nehirciğim.

Tamam, bekliyorum.

Bunu ne yapsam acaba ben?

-Beni çarşıya götür. -Taktı çarşıya.

Aneta abla, bak ne diyeceğim, şöyle mi yapsak?

Emine'yi çağırsam, buraya gelse, o seni alıp çarşıya götürse, olur mu?

Olur. Emine beni çarşıya götürür.

Hah tamam. Dur bekle bakayım o zaman.

Alo, Emine.

Neredesin? İşin yoksa bak bir şey söyleyeceğim.

Aman kızım dikkat edin, hiçbir şey kalmasın, hepsini topla, tamam?

(Telefon çalıyor)

Aziz, oğlum.

Gülten abla, Sultan'a ulaşamıyorum, iyi mi?

Valla Sultan sabah erkenden çıktı gitti oğlum, bütün eşyalarını yenileyecekmiş.

(Gülten ses) Annesinin ona aldıklarını buraya taşıtmıştı ya...

...hani annesinin takılarını falan da, onların hepsini tekrar atın dedi.

Ne olacak oğlum böyle?

İyi olacak Gülten abla, sen de sakin ol lütfen.

Siz eşyalarını toparlayın, depoya kaldırın.

Sultan şu sıralar freni boşalmış araç gibi.

(Aziz ses) Ne zaman nereye çarpacağını bilmiyoruz.

O yüzden sabırla bekleyeceğiz, yaralarını saracağız.

Valla zaten Sultan paramparçaydı oğlum...

...bu son haberlerden sonra iyice dağıldı gitti. Nasıl toplayacağız biz?

Her şey yoluna girecek Gülten abla, sen merak etme.

Tamam oğlum.

Kızım kolileri de getirin, hadi.

Kolilerle beraber çıkaracağız, hepsini kolilere koyacağız.

(Müzik)

Sultan.

-Geldin mi? -(Fırat) Geldim.

(Müzik)

(Fırat) Nasılsın?

-(Sultan) Harikayım. -Şaşırdım beni aramana.

Neden?

En son bir kaşık suda boğacak gibi bakıyordun çünkü.

(Sultan) Haklısın.

Ve isteğim hâlâ geçmedi.

Neden buradayım?

Sana bir şans daha tanıyorum.

Öldürmeden önce mi?

Evet.

(Müzik...)

(...)

Neden Fırat?

Niye bu kadar zaman sonra merak ediyorsun bunu?

Artık evin minik kızı değilim.

Çok acı bir şekilde anladım bunu.

Bunca saçmalığın içinde bir şeyleri anlamam lazım.

(Sultan) Neyin neden olduğunu anlayamıyorum.

Ben kendi başıma düşündüğüm zaman hiçbir sonuca ulaşamıyorum.

Bir sürü boşluk var.

(Sultan) Her şey anlamsız geliyor.

Benim en başından her şeyi öğrenmem lazım.

Anlat Fırat.

Fırat ne olur anlat.

Ben deliriyorum, ne olur.

Lütfen.

Seni affedebilmem için bana bir şeyler söyle.

Yapma Sultan.

(Duygusal müzik)

Hayat ne tuhaf, değil mi Aneta teyzem?

Bundan bir sene önce bambaşka yerlerde, bambaşka dertlerdeydik.

-Şimdi şu hâlimize bak. -Ne olmuş ki hâlimize?

Çok şey oldu be Aneta teyzem.

Hadi gel. Gel benimle, yapacak çok işimiz var.

Nereye Aneta teyze?

Aziz ne yapıyorsun?

Ne?

Feride, bana inanıyor musun?

Yani beni böyle her gün alıp bırakacak mısın?

Evet, seni her gün alacağım ve evet, seni her gün bırakacağım Feride.

Ve evet, benden habersiz bir adım bile atmanı istemiyorum.

-Oldu, başka emrin? -Yok.

Aziz, böyle olmaz, biraz sakin olman lazım

Bana inanıyorsun, değil mi?

Sanki sana inanmayı bırakmışım gibi soruyorsun bir de.

Zaten ben sana inanmıyor olsaydım beni bir daha görmen mümkün değildi.

Ben sizin gibi ulaşılmazlara çıkamam ama...

...yanında olup asla orada olmazdım.

Feride, beni sakın sensiz bırakma.

Ben bir şey yapmıyorum ki.

Feride, daha önce de söyledim, bizi büyük bir savaş bekliyor.

Ve ben nasıl bir hâle girersem gireyim...

ve ağzımdan nasıl bir kelam dökülürse dökülsün...

...lütfen yıkılma ve dik dur.

-Lütfen Feride, sadece-- -(Feride) Sana inanıyorum.

(Aziz) O zaman...

...diyorum ki...

...şu kolyeyi-- -Sana inanıyorum.

Bize inanmam için biraz zamana ihtiyacım var.

Peki.

Babacığım.

Baba.

Şu dosyaları alabilmek için ne badireler atlattın.

Kıyamam sana.

Şimdi ofisinde kasıla kasıla zaferini kutluyorsundur.

Tonton babacığım benim.

Ee? Ne oldu?

Yakalandın.

Babacığım.

Yaşlandın mı sen, ha?

Beni nasıl hesaba katmazsın?

(Ritimle) Baba, yaşlandın.

Yaşlandın.

-Kaç yapıyor bu? -Ne?

Nasıl yani?

Aneta teyze, senin yanında çözüldü resmen.

Yani ne kadar hızlı gidiyor diye soruyorum.

Sana kaç lazım?

Anneanne!

Hadi, hız yapalım mı?

'Düt düt'e binelim.

(Gerilim müziği)

Hoş geldin abi.

-Konuştu mu? -Hayır abi.

İyi.

(Gerilim müziği)

Bak kardeş, kimsin, nesin bilmem.

Aslında seninle bir derdim de yok.

(Altan) Bak şimdi şöyle yapacağız.

Sen bana, kime iş yaptığını söyleyeceksin.

Ben de seni şu kapıdan el sallayarak yollayacağım.

Anlaştık mı?

Kim gönderdi seni? Kimin için çalışıyorsun?

(Gerilim müziği)

Bak, şimdi sana bunu son kez soracağım.

Tamam mı?

Kim yolladı seni? Kimin adamısın?

(Derin nefes veriyor)

(Adam bağırıyor)

(Adam inliyor)

Söyle, kim gönderdi seni?

Bak ben bunu sabaha kadar yaparım, benim çok vaktim var.

(Adam inliyor)

Nasıl?

(Adam inliyor)

Çocuklar bakın dikişleri patladı. Söyle!

Anlatacak mısın?

Tamam. Dur.

(Gerilim müziği...)

(...)

Dinliyorum.

(Gerilim müziği...)

(...)

Çıkarın.

Necmi, bütün bunlara gerek var mıydı?

Gel deseydin konuşurduk.

-Dün gece olanlardan haberin var mı? -Yo, bir şey duymadım.

Ne oldu?

Yeni bir oyun kuruluyor Ali.

Tıpkı geçmiş yıllardaki gibi.

Ama bu kez ben bu oyunu oynamayı çok iyi biliyorum.

Bir şey bilmiyorum ben. Olanlardan da haberim yok.

Bir sürek avı başlattım Ali.

Artık kenarda durmayacağım. Sessiz kalmayacağım.

En baştakine ulaştığımda bu yangını hiç kimse durduramayacak.

Durduramayacaksınız!

-Necmi, ben-- -Hadi, sen şimdi git.

Selametle.

(Müzik...)

(...)

(Hasibe iç ses) İşte layık olduğun hayat bu Hasibe.

(Hasibe iç ses) Akıllı kadınsın vesselam.

(Hasibe iç ses) Bu işin peşini bırakma sakın.

(Hasibe iç ses) Ne yap et, işin peşini bırakma.

(Gerilim müziği)

-Aneta teyze. -Gel.

Aneta teyze, bu insanlar kim, bu çanta ne böyle?

-Kim, kim? -Allah'ım, her güne de ayrı macera.

-Gel benimle. -Nereye?

Ben şurada inebilir miyim?

-Biraz daha. -Olmaz.

Bir gören olacak, zaten başımızda az dert varmış gibi.

Hem zaten şirketin önünde gazeteciler olabilir hâlâ.

Tamam, anladım.

-(Aziz) Buyurun küçük hanım. -Teşekkür ederim.

-Feride. -Efendim.

Hiç, öylesine.

Tamam.

Ah Feride ah.

Ah Aziz ah!

(Müzik)

-Kahvelerin biri bana galiba. -Size getirdim.

Özür dilemek için.

Affedilmek için daha fazlası gerekiyor ama.

Biliyorum.

Enes Bey, çok iyi bir çalışansınız, dürüstsünüz de.

Benim anlamadığım, o dedikodu üçgenine nasıl dâhil oldunuz?

Çok şaşırttınız beni, hiç sizlik bir şey değildi.

Valla inanır mısınız Serpil Hanım, ben de hiç farkında olmadan...

...alakam olmayan bir konuda istişare yapmış gibi göründüm.

İşte yok efendim, Perihan Hanım bu Feride'yi takıntı hâline getirmiş...

...yok efendim, şirket bu skandalla batar mıymış falan.

Hiç alakam olmayan konular.

Ama dedikodu çok kötü bir şeymiş Serpil Hanım, inanır mısınız?

Gerçekten. Yaşayarak öğrendim.

-Evet, bir daha sakın yapmayın. -Asla. Söz. Tövbe olsun bir daha.

Bu arada, ben size...

...kendimi affettirecek bir şey buldum ama. Yaklaşın.

Bu raporlardaki düzensizliğin...

...hangi tarihte ve hangi yatırımla başladığını buldum.

Enes Bey, bu çalışmanızla bir yemeği hak ettiniz.

-Allah! -(Serpil) İyi misiniz?

-İyiyim. -Yandınız mı?

-Yok, sıcak ne yapar ki zaten? -Ne yapacağız?

(Enes) Bilemedim ki ben de. Başıma da ilk defa geldi.

Sen de ne sakarsın.

Oo hoş geldiniz Feride Hanım.

(Feride) Hoş bulduk Damla Hanım.

Ne o, magazine haberlerin çıkınca işe geç gelmeye mi başladınız?

Ne o Duygu Hanım? Ne zamandan beri bu holdingin patronu sizsiniz?

Ben arada bir şeyler kaçırdım sanırım.

Hayırdır Enes Bey?

Sabah sabah ayılamayınca bütün kahveyi üstünüze mi boca etmeyi düşündünüz?

Ufak bir kaza oldu da Aziz Bey, kusura bakmayın.

Serpil Hanım, depoda denemek için gelen kıyafetler var, bir tane verirsiniz.

Tamam efendim.

Hayırdır inşallah?

Salih Baba dükkânı mı taşıyor?

Anneanne?

Aneta Hanım, hoş geldiniz. Emine kızım.

(Kerem) Anneanne!

Sen de hoş geldin güzel çocuk.

Güzel çocuk mu? Ben mi?

-Hoş bulduk Salih Baba. -Hoş buldum Salih.

Anneanne.

-Kerem, senin ne işin var burada? -Seni görmeye geldim.

Baba, biz gidiyoruz.

Hadi bakalım, selametle.

Bunlar ne?

Bunlar burada kalsın. Bizim Emine'yle biraz işimiz var.

-İşimiz mi var? -Var, hadi.

Sen burada kal, ben buraya gelirim. Beni burada bekle, buraya geleceğim.

İyi, peki. Bir şeye ihtiyacın olursa bana haber verirsin Salih Baba.

Tamam Emine kızım.

(Gerilim müziği)

Bu kız niye bana böyle bakıyor?

Tanımıyorum ki ben onu. Ben bir şey yapmadım ona.

İnsan bazen bilmeden de hata yapabilir evlat.

Evlat mı? Ben mi?

Hadi bir el at da şu dükkândaki eşyaları toplayalım.

-Ben mi? -(Salih) Sen.

-Ama işin varsa başka. -Yok. İşim yok.

Peki, gel hadi.

Geleyim o zaman.

-(Aziz ses) Efendim Altan. -Konuştu.

-Kimmiş? -(Altan ses) Baban.

Kahretsin.

Biliyordun.

Elbette biliyordum Altan da içten içe o olmasın diye ümit ediyordum.

-Bu arada bir isim daha verdi. -(Aziz ses) Kimi?

-Necmi. -Necmi mi?

(Altan ses) Çakal Necmi diyorlarmış.

(Gerilim müziği)

Tamam. Adamı ne yaptınız?

Konuşması için biraz dikişleriyle oynamıştım.

(Altan ses) Şimdi hastaneye götürüyoruz tedavisi için.

Tamam Altan, haberleşiriz.

Tahsin Bey.

(Telefon tuş sesleri)

(Telefon çalıyor)

-Aziz oğlum, nasılsın? -(Aziz ses) Durumu düzeltmemiz lazım.

Basında çıkan bu haberler, hem şirketin borsadaki...

...hem de bizim ailemizdeki işleri karıştırdı. Sultan yine dağıldı.

Bütün bunları konuşabilmek için bir araya gelmemiz gerekiyor.

(Aziz ses) Nehir'le konuştun mu?

O işi Nehir halleder.

Biz de konuşalım ne gerekiyorsa.

Aile itibarımız için daha fazla sessiz kalamayız.

(Aziz ses) Hissedarlar sorun çıkarmaya başladı.

Bizim bir basın açıklaması yapmamız gerekiyor, hem de en kısa zamanda.

Tamam oğlum, merak etme. Ben bakacağım o işe, halledeceğim, merak etme.

Basını ben hallederim. Sen karışma, haber vereceğim.

Tamam oğlum.

(Gerilim müziği)

Şu gazeteyi kapatın. Gerekirse satın alın.

Yaptığı haberin bedelini ödetin her kimse.

(Gerilim müziği)

Büyük parti başlasın bakalım.

Serpil Hanım, lütfen odama gelin.

(Kapı vuruldu) Gel!

Buyurun Aziz Bey.

Serpil.

Bundan sonra asistanım değilsin.

Bu şirketteki sağ kolumsun.

-Bir şey mi oldu? -Bir şey oldu.

Bir şeyler olmaya da devam ediyor, edecek de.

(Aziz) Ama konu bu değil.

Dediğim gibi, bu şirketteki sağ kolum sensin.

Bunu sadece sen ve ben bileceğim.

Şirkette başka kimseye söylemeyeceğiz.

Bu şirkette senden başka kimseye güvenmiyorum.

Sağ olun Aziz Bey.

Seni biraz sıkıntılı bir sürece dâhil edeceğim.

-Sağlam durman lazım. -Merak etmeyin.

Tamam Serpil. Otur, sana her şeyi anlatayım adım adım.

Eline sağlık. Şu sandığı da...

...şu camlı dolabın önüne doğru koyuver, hadi bakalım.

-Ben mi? -Sen.

-Bunu? -Evet, bunu.

(Gerilim müziği)

-Hay maşallah. -Ne var bunun içinde, ceset mi var?

Hatıralar da bedenler kadar ağırdır evlat.

(Gerilim müziği)

Maşallah ölü gibi.

Şu küçük bavulu da hemen şu pufların oradaki boşluğa bırakıver, hadi bakalım.

-Küçük bavulu? -Evet.

-Bunu? -Evet.

-Ta oraya? -Ta oraya, evet.

Tamam.

Yalnız dikkat et, bavulun başına bir iş gelmesin.

(Gerilim müziği)

Maşallah, ne anı biriktirmişsiniz be.

(Gerilim müziği)

(Nehir) Nerede kaldı bu kadın?

Nehir Hanım, beklediğiniz misafir geldi.

Tamam, sen çık.

Hoş geldiniz Hasibe teyze.

Ben kalkamıyorum, lütfen siz şöyle oturun.

Hoş buldum.

Biraz acele oldu.

Bir sürü işimi gücümü bırakıp geldim Nehir kızım.

Sanki biraz tatsız oldu böyle.

Haklısınız ama biliyorsunuz durumları. Ortalık çok karıştı.

-Haberlerde çıkanları mı diyorsun? -Evet.

O haberlere rağmen Feride hâlâ holdingde.

Ben anlaşmamızın bana düşen kısmında yapmam gerekeni yapacağım.

Hım.

Lafta kalan şeyleri diyorsun herhâlde Nehirciğim.

Çünkü ben şu âna kadar ne bankada...

...ne de nakit olarak bir şey gördüm.

Dolayısıyla biraz düşünmem lazım.

Sen Feride'yi gönder, istediğin kadar para hemen elinde olsun.

Hı.

İşte şimdi sevdiğim konulara geldik.

Bir planım var.

Anlat hemen.

Bir sade kahveni içerim o zaman Nehirciğim.

Berna, bize iki sade kahve.

Of.

Odaklanamıyorum.

Allah'ım yardım et.

Sabret, diyorsun Feride.

Sabırla yapman gerekeni yap diyorsun, demek.

Sultan ne yaptı acaba?

Çok toz kalktı.

(Salih) Al bakalım.

Yalnız şu dolapların içindeki objelere...

...bu suyu kullanma, olur mu? Çamaşır suyu var, leke bırakır.

Ben sana ayrı bir su yapacağım, yerleri de silersin onunla.

-Ben mi? -Sen.

Eldiven var mı?

-Eldiven? -Eldiven.

-Temizlik için kullanılıyor ya. -Ha.

Eldiven başkasının eli gibidir. Temizliği hissedemezsin.

Gülten teyze hep eldivenle yapıyor.

Kadınlar, elleri narin olur.

Senin ellerin için gerekmez.

Ben hissederek yapayım o zaman.

Hisset.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim Feride.

(Feride ses) Alo Sultan, nasılsın canım?

Nasıl olunabilirse.

-Gelmeyecek misin bugün şirkete? -Çok kötüyüm Feride.

Bugün gelemem.

Aslında yalnız kalmasan çok iyi olurdu.

En kötü birbirimize sarılıp ağlardık.

(Sultan ses) İyi olursam gelmeye çalışırım.

Ama gelemezsem de beni affet, olur mu?

-Tamam. -(Sultan ses) Görüşürüz.

(Müzik...)

(...)

(Merve) Ne var yukarıda, niye gülüyorsun?

Bir şey yok. Öyle gökyüzüne bakayım dedim biraz ilham versin diye.

(Feride) Sen de dene arada, iyi oluyor.

Ellerim çatladı valla, yandım.

Hadi oturmadan bize bir yorgunluk kahvesi yap da içelim.

-Ben mi? -Sen.

Şimdi her şey tamam da ben hiç kahve yapmadım hayatımda.

Her şeyin bir ilki vardır evlat.

(Müzik)

-Ben gidip kahve yapayım. -Hadi bakalım.

-Nasıl içersiniz? -Sade.

(Müzik)

(Bir şeyler düştü) (Kerem) Allah!

(Kerem) Kırılmadı, hiçbir şey kırılmadı!

Hiç mühim değil.

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

Hay aksi!

İçine kaçtı!

Şuraya bırakıver.

(Gerilim müziği)

Gel gel. Karşıma otur da kahveyi karşılıklı içelim.

(Gerilim müziği)

(Müzik...)

(...)

(...)

Oh.

Ellerine sağlık. Çok güzel olmuş.

Oh.

Hakkını helal et. Seni çok yorduk bugün.

Helal olsun.

Bu mübarek de başka bir şey ya.

Tadı başka, kokusu başka. Öyle değil mi?

Afiyet olsun.

Ben artık kalkayım.

Anneannemin de geleceği yok zaten.

Sen nasıl istersen.

Yoksa cam çerçeve sildirecek bana.

(Müzik)

(Salih) Al bakalım.

O ne?

Seni çok yorduk bugün. Hediyemiz olsun.

Ne güzelmiş. Rengârenk.

Bahçendeki çiçekler gibi.

(Duygusal müzik)

Şunu da sana zahmet, Sultan kızıma götürüver.

Tabii.

Hayırlı işler.

Yine gel güzel çocuk.

(Duygusal müzik)

-Serpil. -Efendim?

Seni zor bir durumda bırakıyorum ama...

(Serpil) Yapmak zorundasınız, biliyorum.

Teşekkür ederim.

-Müsaadenizle Aziz Bey. -Tabii.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Müzik)

Sen de hiçbir şey anlatmayacaksın. Geldiğimizden beri.

(Telefon çalıyor)

(Sultan) Anladım.

(Fırat) Alo.

-(Aziz ses) Benim, Aziz. -Dinliyorum.

Buluşalım. Dün konuşamadık. Yarım kaldı.

İyi olur.

Yeri ve zamanı belirtirim.

Kuralları ben koyarım diyorsun.

Çocuk.

Öyle olsun.

Şimdilik öyle olsun.

-Evet. -Gel benimle.

Nereye?

Gerçekleri istemiyor musun?

Yoksa ailenin sırlarını uluorta ifşa mı edeyim?

-Değişmişsin. -Değiştim.

Ben bile kendimi tanıyamıyorum.

Kolum.

Pardon.

Gidelim mi?

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruluyor)

Gel.

(Kapı açıldı)

(Aziz) Feride.

Müsaitsen şu yeni koleksiyon hakkında konuşmak istiyorum.

Gel, tabii. Otursana.

(Aziz) Keşke biraz dinlenseydin.

Nasıl Aziz? Ne zaman?

Sen dinlenebildin mi?

Dün olanlardan sonra…

Alıştım artık ama işimize bakalım.

Tamam. Nasıl istersen.

Peki, anlat. Dinliyorum.

Şimdi bu fikir benim aklıma daha öncesinde gelmişti.

Başka bir yerde kullanmak istiyordum ama şu sıralar biraz sıkıştım.

Evet.

(Feride) Şimdi Türk giyim sanatı bir geçmişimiz var.

Bize özgün olan motifler, hikâyeleri olan desenler.

Bizim hikâyemiz yani.

(Feride) Kerem Bey'le fabrikaya gittim. Kumaşlarımız bunları karşılıyor ama...

...dikim için birazcık...

(Kapı açıldı)

Eyvallah.

Başkomiserim çok yoruldunuz.

Yok Sait, iyiyim böyle, sağ ol.

Senden önceki arkadaşın ismi de Sait.

Bir Sait gitti, başka Sait geldi ha?

Öyleymiş başkomiserim.

Yağmur Komiser'im ne zaman dönüyor?

(Gerilim müziği)

-Bu ne? -Bizim evin anahtarı.

Kimseye güvenemem ben sana güvendiğim gibi.

(Yağmur) Babamdan sonra kalan bir arazi diye… Güven sorunu.

Neyse.

Bir zahmet bir temizlikçi ayarlayabilirsen...

...Emine falan da ilgilenir işte.

Allah kahretsin!

(Sait) Başkomiserim?

Bittim ben.

Yapacağımız bir şey var mı?

(Yalçın) Yok Sait, sağ ol.

(Duygusal müzik)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Telefon çalıyor)

Efendim dayıcığım?

(Yalçın ses) Emine hemen Yağmur'un evi için temizlik yapan birini ayarlayalım.

-(Yalçın ses) Bittim ben. -Niye? Ne oldu ki?

Yağmur'la Zehra teyze gelecekler.

Eşyaları da getirecek. Evin anahtarını bana bırakmıştı...

...temizlik yapan birini ayarlayabilir miyim diye.

Sen de unuttun tabii.

(Yalçın ses) Evet.

Aferin dayıcığım aferin.

Anahtar bizim evde, benim odada, masanın üzerinde.

Sen bir ilgileniversen dayım ha?

(Emine ses) Tamam dayıcığım, ben hallediyorum.

Sağ ol dayım.

(Duygusal müzik)

Bittin sen dayı, bittin.

Ama hak etti de.

Ne olmuş?

Gel Aneta teyzem gel. Olanlar olmuş, gel.

(Müzik...)

(...)

Burası...

Burada mı yaşıyorsun sen artık?

Evet.

(Müzik...)

(...)

Neden getirdin beni buraya?

Anlatacaklarımı duyduktan sonra sığınacağımız bir yer olsun istedim.

Karanlık, havasız.

Benim gibi.

Nefes alamıyorum Sultan.

Pencere gerekiyor.

(Müzik)

Ne yapıyorsun?

Elimdeki baltayı duvara vuruyorum.

Pencere için.

'Okay.'

(Feride) Aziz...

-(Feride) Aziz ,iyi misin? -Evet.

-Aziz. -(Aziz) Efendim?

-İyi misin? -Evet, iyiyim.

Lütfen. O kadar güzel anlatıyordun ki. Anlatmaya devam et.

Sen dinledin mi beni?

Bütün bedenimle. Can kulağıyla.

Tamam.

O elbisenin deseninin hikâyesi neydi o zaman?

Hangi elbisenin?

(Feride) Dinlememişsin işte.

Diba diye bir kumaştan tasarlamayı planlıyorsun.

(Aziz) Çiçek nakışları bezenmiş ipekli bir kumaş.

Hatta aralarına eskiden kalın teller atılırmış.

Herhâlde elbiseyi taşıyabilsin diye.

Dahası, ülkemizde de dokunuyormuş.

Hatta iki çeşit daha diba var.

Hint dibası ve Avrupa dibası.

Biz ikisini de ithal ediyormuşuz.

Tamam, dinlemişsin.

Özür dile.

Niye?

-Beni suçladın. -Hayır, suçlamadım.

-Evet, suçladın. -Suçlamadım Aziz.

-Özür dile. -Suçlamadım Aziz.

Sadece...

Sadece?

(Aziz) Devam edeyim mi?

Sadece ne?

Gelme üstüme.

Devam edeyim mi Feride Hanım?

(Duygusal müzik)

"Güllü diba giydin ama korkarım azar eder nazeninim"

"Saye-i har-ı gül-i diba seni"

Ne?

(Aziz) "Ey nazlı..."

"...nazik sevgilim"

"Güllü elbise giydin ama…"

"…elbisenin gülün dikenindeki gölge"

"Korkarım ki incitir seni"

(Duygusal müzik)

Demiş Nedim bir gazelinde...

...karşısında diba giymiş bir güzeli görünce.

Sen nereden biliyorsun bunu?

Ben de Nedim gibi karşımda bir güzel gördüysem demek ki.

İçimden bir şair çıkıverdi.

Ne o?

Holding veliahdına yakıştıramadın mı?

Hayır, yakıştıramamak değil.

Sadece tahmin edemedim.

Tahmin edilememek iyi bir şey bence değil mi?

Bilmiyorum.

Şey yapayım ben, çalışayım biraz.

Size de kolay gelsin.

Feride.

Efendim?

(Duygusal müzik)

(Feride) Teşekkürler.

(Aziz) Kaç bakalım kaç.

Şaşkın seni.

(Duygusal müzik)

(Mesaj geldi)

(Fırat dış ses) Holdinge geliyorum.

Coştu çocuk.

Gel bakalım gel.

Bilmeden bana nasıl da hizmet ediyorsun Fırat.

Gel bakalım gel.

Fırat, anlatacak mısın?

Yoksa bu siyah duvardaki boşlukta beni bırakacak mısın?

O kadar ağır ki.

Babamın Yalçın abiyi öldürmeye çalıştığını biliyorum.

Arada sen ve ben de...

Daha neler yaptı tahmin edemezsin.

(Gerilim müziği)

Annemin abimi zehirlediğini öğrendim ben.

Senin ablanı zehirlemek isterken.

Beni abini vururken gördün o gece.

O gece.

Senin abin kardeşimi kullandı.

Kandırdı.

Hem bilirsin, Kerem abi sever zaten oyuncaklarla oynamayı.

Sultan, Ceylan nerede şimdi biliyor musun?

Veya niye bizimle görüşmüyor biliyor musun?

Çünkü Kerem abin pis oyunlarına Ceylan'ı alet etti.

(Fırat) Onu evlilik ve zenginlikle kandırdı.

Kız kaçtı gitti şimdi.

Evine dönemiyor. Yüzünü göremiyoruz.

Diyor abimi öldürmek isteyen kişi.

Anlat dedin, anlatıyorum Sultan.

Ben buraya kendimi aklamaya falan gelmedim.

(Fırat) Sen beni aradın. Bazı cevaplar istedin.

Ben de sana cevapları veriyorum.

Ha şuna hazır ol...

...gelecek olan cevapların içinde milyonlarca soru yükü olacak.

Hâlâ istiyor musun?

Evet.

Süslü bir hayatın içinde bir sürü yalanla yaşamak zorunda kalmaktansa...

...evet.

Bence beni yargılamayı bırak.

Ben zaten kendimi her gün idam ediyorum.

(Fırat) Buna gerek yok.

Dinliyorum.

Aziz abin...

Aziz abim.

Ne?

Şöyle başlayalım.

Tüm bunların ne zaman başladığını biliyor musun?

Yani bizim, sizin ailenizin lanetine ne zaman bulaştığımızı biliyor musun?

Aziz abinin üç kişiyi öldüresiye dövdüğü o gece...

...öldü sandığımız adamlardan biri benim can dostumdu.

Yalan söylüyorsun.

Keşke yalan söylesem.

Keşke şu an yalan söylesem.

Babam evet, Kerem abim evet ama Aziz abim yapmaz.

Olmaz!

(Sultan) Buna inanmamı bekleme benden.

Sen bilirsin.

Gerçek olamaz.

Aziz abim olmaz!

Yapmaz!

Niye olmasın Sultan?

Hiç düşündün mü...

...Yalçın abi neden Aziz abini içeri aldı?

Baban neden Yalçın'ı öldürmek istedi? Sen bunları hiç düşündün mü?

Sen bunları hiç kendine sordun mu?

Ya da cesaret edip çıkıp babanın karşısına...

...neden böyle böyle oldu diye sordun mu?

Yok. Sen duyacağın cevaplardan korktun.

Sen duygusal davrandın.

Aziz abim olmaz!

O yapmaz!

İlkinde babanın adamlarından biri suçu üstlendi.

(Fırat) Aziz abin yakalanmadı.

(Fırat) İkincisinde Altan başka bir adam getirdi.

(Fırat) Soktu içeri, Aziz abin yine dışarı çıktı.

(Fırat) Neden Sultan? Neden?

Çünkü Aziz abin, adamları öldüresiye dövdü, dövdü, dövdü...

...adamları temizledi.

(Fırat) Baban da abinlerin pisliğini temizleyip duruyor.

Aziz abim katil değil.

Sultan ben o kurşunu sıktım.

Yaptığımı da savunmuyorum ama ben neden dışarıdayım?

Düşündün mü hiç?

(Fırat) Düşün, düşün.

Yeter! Yeter!

Hayır, yetmez! Çünkü güçsüzüm!

Çünkü fakirim. Çünkü abin beni kullandı, kardeşimi kullandı.

Bizi sevdiği için değil, beni sevdiği için değil.

Ben bir hırsız olduğum için yaptı bunu.

(Fırat) Sultan ben bir hırsızım ve iyi bir hırsızım.

Babanın pis işlerini yapmam için baban bana bol sıfırlı çekler yazıyor.

Kerem abin ise onu babana ispiyonlamam için daha bol sıfırlı çekler yazıyor.

Nasıl?

Şimdi kim kötü?

Fırat ölüyorum, yeter.

Yeter.

Senin abinler var ya...

...sadece sizin şatonuzda, gösterişli hayatınızda...

...sana melek yüzünü gösteriyorlar.

Onun dışında sizin ailenizin bütün erkekleri canavar!

Şimdi karşıma geçip sakın bana ahlak dersi vermeye kalkma.

(Fırat) Sen bunları bilmiyor olabilirsin...

...ama hissetmemiş kadar da aptal olamazsın.

Bu kadar aptal olamazsın Sultan.

Sultan özür dilerim.

(Fırat) Sultan özür dilerim.

(Duygusal müzik)

Gerçekler.

(Telefon çalıyor)

Efendim Merve?

(Merve ses) Ne bağırıyorsun be? Nasılsın diye aradım.

Kusura bakma Merve. Çok gerginim. Çok sinirliyim.

Yardıma ihtiyacın var mı?

(Nehir ses) Yok.

-Ne zaman dönüyorsun sen? -Neden?

Bilmem. Birileri meydanı boş buldu da Aziz Bey'in odasından çıkmıyor.

Haber vereyim dedim.

Buradaki tek işim buydu, değil mi?

İyi misiniz Nehir Hanım?

(Merve ses) Nehir...

...iyi misin? Ses versene.

İyiyim Merve.

İyiyim, çok iyiyim.

Holdinge geliyorum.

Bu da bir garip.

Bana ne?

Kerem nerede?

Arasam mı acaba?

(Gerilim müziği)

O neydi ya?

Ne oldu bana öyle ya?

Bir şekilde içine giriyorsun ve kurtulamıyorsun.

İçine çekiyor resmen seni.

Of!

Ay nasıl ağırlık çöktü.

Benim derhâl fabrika ayarlarıma geri dönmem lazım.

Ay.

Çamaşır suyu ve ben.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Minik limonum nasılsın?

İyiyim.

Sultan, limonum, iyi misin sen? Neredesin?

Bir şeyim yok. Niye aradın?

Tamam. Sen öyle diyorsan yoktur bir şeyin.

Bu...

...antikacı baban var ya senin, Salih Baba.

(Kerem ses) O sana bir emanet gönderdi.

Tamam.

(Kerem ses) Bu kadar mı? Tamam yani.

Bu ne soğukluk kız?

Limon mu yedin sen gerçekten ekşi limon?

Ekşi.

Alo.

(Telefon kapandı)

Şakam havada kaldı.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

Emine ayarladım de ne olur.

Yağmur'la Zehra teyze yoldalar.

Dayıcığım bir şey söyleyeceğim.

(Yalçın ses) Ne var? Ne oldu?

Evde su borusu patlamış.

(Emine ses) Bütün tesisat eski olduğu için de bütün evi fena hâlde su basmış.

Yani ben birilerini ayarladım.

Bizim dükkâna bakan tesisatçı, iki de kadın falan ama...

...iki günden önce bitmez diyorlar.

Deme ya!

(Emine ses) Vallahi dedim bile.

Tamam dayım, sağ ol.

(Mesaj geldi)

(Yağmur dış ses) “Yalçın biz uçağa biniyoruz.

(Yağmur dış ses) Eşyayı dün gönderdim. Haber vereyim dedim. Sağ ol.”

Hayda!

(Kerem) Selam kızlar.

Hadi biraz beni ne kadar özlediğinizden bahsedin. Özlediniz mi?

Çok.

Ben de özledim Kerem.

Aa!

Robocop, sen de mi özledin?

Sen niye böyle seke seke geliyorsun?

Kriz varmış.

(Kerem) Aman kriz mi varmış?

Hiç de kaçırmazsın krizleri.

(Kerem) Sen kriz mi çözeceksin?

Sanki hiç kriz çıkarmıyormuş gibi.

Feride Hanım, odama gelin lütfen.

Tabii Kerem Bey.

(Kerem) Buranın havası kaçtı.

Merve, Damla'yı odama gönder.

Tamam. Ben yardım edeyim sana.

Bu isminizi bir ezberleyemedim Feride Hanım.

Ne yaptınız? Nedir durumlar?

Tasarımların bazılarını bitirdim.

Planlamalarını yaptım. Aziz Bey'le de paylaştım.

Ev ödevinizi yaptınız, öğretmeninize gösterdiniz öyle mi?

(Kerem) 'Kurdale' aldınız mı peki?

Feride Hanım, burada patron benim.

Öyle mi? Sizi şirkette çok göremiyoruz da o yüzden.

Uzaktan yönetiyorum ben.

(Kerem) Yani...

...burada patron benim de...

...neyse.

Hazır buradayken anlatayım size isterseniz hemen.

-(Kerem) Anlat. -Peki.

(Kerem) Şaka yaptım. Anlatma.

Abim gördü mü?

Evet, onayladı.

Onayladıysa sıkıntı yok, tamam.

Feride Hanım...

...çıkış, tam arkanızdaki heybetli, büyük, kocaman kapıdandır.

Açıyorsunuz, çıkıyorsunuz, kapatıyorsunuz. Buyursunlar.

-(Kerem) Feride Hanım. -Buyurun.

Çağlar Ailesi'nin biricik üyesi Fırat ne yapıyor?

Neden sordunuz?

Aklıma geldi. Serbest çağırışım.

Kendisi galiba bu ara biraz çamurda oynuyor.

Dikkat edin de üstü kirlenmesin. Haber vereyim dedim.

O zaman siz de kardeşimden uzak durun ki üstünüze çamur bulaşmasın.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Ben çamurun ta kendisiyim.

Uzak durmak mı?

Namümkün.

(Müzik)

(Feride) Fırat.

(Feride) Ne işin var senin burada?

Aziz'in odası nerede?

(Kerem) Oo Fırat, hoş geldin.

Holdingde işe mi başladın? Ablan mı aldırdı işe?

-Hadi gel benim odamda konuşalım. -Aziz'le konuşmaya geldim.

(Aziz) Yukarıdayım, gel.

(Müzik)

Kameradan gördü herhâlde.

Bakma hiç. Vallahi bu sefer ben de bilmiyorum.

Bilgim yok.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Seni dinliyorum.

Ben dün gece diyeceklerimi dedim.

Artık ailemin yakasından düşün.

Ablamı da kardeşimi de annemi de rahat bırakın.

Cevabın?

(Aziz) Rahat bırakalım?

Merak ettiğim bir şey var Fırat.

Sen bu pis işlerin arkasından koşarken ailenle gerçekten ilgilenebiliyor musun?

Ne bileyim, mesela en son...

...ailece oturup ne zaman yemek yediniz?

Mesela dün silahlar patladığında...

...küçük kardeşin Can'ın kaybolduğunu...

...annenle ablanın onu aramak için sokaklarda perişan olduğunu...

...hatta ablanın neredeyse vurulmak üzere olduğunu...

...biliyor musun Fırat?

(Aziz) Yok. Tahmin etmiştim.

O yüzden...

...bana aile edebiyatı yapmaktan vazgeç.

-Ne diyorsun sen? -(Aziz) Duydun.

Tamam, bu benim meselem.

Seni de hiç ilgilendirmez.

Zaten siz hayatımıza girdiğiniz günden beri her şey ters yüz oldu.

(Aziz) Öyle mi?

Acaba biz mi sizin hayatınıza girdik?

Yoksa siz mi bizim hayatımıza girdiniz Fırat?

(Aziz) Bir düşün bakalım.

(Aziz) Elindekileri yayınlayıp yayınlamamak sana kalmış.

(Aziz) Gerçekten umurumda değil.

Bir daha sakın beni tehdit etme.

Eğer Feride'nin kardeşi olmasaydın...

...seni çoktan ortadan kaldırmıştım.

Anladın mı?

Bir dakika.

Sen hafızanı kaybetmedin.

Bunlar da işine geliyor.

Hafızamı kaybetmedim ve evet...

...yayınlaman çok işime geliyor.

(Aziz) Hatta sana yardım edebilirim Fırat.

İstersen bunu uluslararası bir yayına çevirebiliriz.

Tek bir kişiyi aramam yeterli.

Neler oluyor?

Bilmiyorum.

Sen söyle Fırat.

(Aziz) Gerçekten neler oluyor?

Babamın bu pis işleriyle senin ne alakan var?

Neden sürekli Kerem'in peşinden koşup duruyorsun?

Çünkü Kerem...

...insanlarla sadece oyuncakmış gibi oynar.

Ablan da geldi Fırat.

İstersen o da buradayken her şeyi açıkça konuşalım.

Hatta dur. Kerem'i de çağırayım, o da katılsın bize.

Ne oluyor Fırat? Niye buradasın sen?

Umarım...

...o belgeleri bir an önce yayınlarsın çocuk.

(Feride) Fırat!

Fırat!

Fırat neler oluyor Fırat?

Fırat!

Of Fırat of!

(Gerilim müziği)

Bu defa akıllı ol Hasibe.

Akıllı ol.

(Gerilim müziği...)

(...)

Şimdi bu paraları hak etme zamanı.

(Duygusal müzik...)

(...)

Ver onu bana. Ben gideceği yere ulaştırırım.

Kafa da kalmadı ki.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Müzik)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Müzik)

Bakalım puzzle'ın parçaların birleştirince ne çıkacak?

(Müzik)

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

Bu fotoğraftaki...

...çocuğu tanıyor musunuz? -Torunum.

Kerem.

(Bülent) Sana bıraktığım her şey, o anahtarın açacağı evin içinde.

Aa!

Anahtar çıktı.

Saat de sende.

Bende.

Ne yaptığını bilmiyorsun. O saatin içinde çok şey saklıyor.

(Gerilim müziği)

Bakalım bu anahtar hangi kapıları açacak.

Ama önce evi bulmam gerekiyor. (Geçiş sesi)

Bu anahtarın bir benzeri de Feride'de var.

Benim dedem.

Feride'nin ailesi.

Mehmet Şefik dede.

Bunların üçünün bağlantısı ne?

Anneannemin aradığı ev hangisi?

Aralarında bir bağlantı var.

Ama ne?

Bir konuşabilseydin keşke.

(Geçiş sesi) Alice teyzeyi buldunuz yani?

(Kerem) Bir dakika, bir dakika!

Sen, annemi tanıyor musun?

Yok. Şimdi yani... Öyle denemez.

Benim değil de annemin çok yakın arkadaşlarından biriydi.

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

Tabii ya!

Komiser Yağmur'un annesi.

Komiser.

Komiser.

Benim midem mi guruldadı?

Akşam anneanneme yemeğe gideyim bari.

Hasibe teyze.

Hasibe teyze.

Akşam 'yimağa' geleceğim.

Paça çorbası yap.

Üşütmüşüm, içerim.

(Kapı vuruldu)

(Aziz) Feride.

Burada mıydın?

Ne oldu?

Ee...

Fırat neden gelmiş? Ne konuştunuz?

Anladım, sen de susuyorsun.

Bunu Abdullah amca galiba sana getirdi.

-Baktın mı? -Neye?

-İçine. -Yok, hayır.

Belki sana geldi?

Yok, bana gelmiş olsaydı buraya getirmezdi.

-Feride teşekkür ederim. -Rica ederim.

(Kasa kilitlendi)

-Feride. -Efendim?

Abdullah Efendi'nin hikâyesi ne?

Bilmiyorum. Yani kimse bilmiyor.

-Salih Baba? -O da bilmiyor.

-Feride. -Efendim?

Peki...

...bunları biliyor musun?

(Müzik)

İmkânsız.

-Ne o? -Ee...

Yani... Aynısı değil ama çok benzer olan bir kol düğmesi...

...dedemde de vardı. Bizim evde görmüştüm.

Annenle babamın buluşması.

Salih Baba'nın bana yolladığı saat. Bu kol düğmeleri.

Senin broşun, kolyen.

Hatta o bulmaca evdeki kadının kolyesi. Yani Bülent, yani Kerem'in dedesi.

-Aneta teyzem. -Hepsi birbiriyle ilişkili.

Ailelerimiz bizden bir şey saklıyor ama ne?

-Bilgisayarını kullanabilir miyim? -Tabii.

(Gerilim müziği)

(Hasibe ses) Yakalayacağım oğlum. Ablanın defile gecesinde.

O gece sen, hani...

(Fırat ses) Evet, ben o gece Kerem'i vurdum. Ceylan yüzünden.

Tamam. Ben de o yüzden o adama gittim, yardım istedim. Ne var bunda?

(Fırat ses) Nasıl yani? O adam da senin yardımına hemen karşılık verdi...

...anlaştığınız için de hemen görüştünüz öyle mi?

(Hasibe ses) Tövbe estağfurullah! Önce Feride, şimdi de sen!

(Hasibe ses) Oğlum, siz beni ne sanıyorsunuz?

(Fırat ses) Anlatmazsan, konuşmazsan çok kötü olacak. Anlatabiliyor muyum?

-(Fırat ses) Hadi dökül. -(Hasibe ses) Tamam.

Tahsin abi...

...eskiden bu mahallede oturuyordu.

(Fırat) Nasıl ya?

(Hasibe ses) Oğlum anlat dedin, anlatıyorum işte.

(Hasibe ses) Dinle. Şimdi baban...

...Feride'nin öz annesi...

...Tahsin abi, Aneta ablanın kızı Alice, Necmi amcan, Salih, ben...

...hepimiz bu mahallenin çocuklarıydık.

Sonra herkes ayrı bir tarafa dağıldı. Ne yaparsın, hayat.

Doğru mu duydum?

Bilmiyorum. Sanırım evet.

(Hasibe ses) Ben de yıllar sonra Tahsin abiyi görünce--

(Fırat ses) Sen şu adama abi deyip durmasana.

(Hasibe ses) Aman, neyse ne! Tahsin'i görünce şaşırdım.

(Hasibe ses) Bize yardım etmesi için o eski yılların hatırına rica ettim.

(Hasibe ses) Ne var bunda?

(Fırat ses) Anneciğim, sen bu adamı tanımıyorsun galiba?

(Fırat ses) Bu adam senin öyle hatırına, gönlüne...

...yardım edebilecek bir adam değil.

(Fırat ses) Anladın mı?

(Fırat ses) Sen bu adama karşılığında ne verdin?

(Hasibe ses) Oğlum ne vereceğim? Neyim var ki vereyim?

Beni aptal yerine koyuyorsun. Hâlâ beni aptal yerine koyuyorsun!

Söyle, ne verdin?

Şey...

Babanın...

...terzi dükkânının tapusunu ona verdim.

Annem, dükkânı babana mı satmış?

Yapamaz... Yapamaz, tapu benim babamın üzerine.

Feride, eğer annen tapuyu babam verdiyse...

...babamın yapamayacağı hiçbir şey yok.

(Hasibe ses) Oğlum anacığını bir dinle. Dükkân epey para etti.

Sana dükkân falan açalım, kendi işinin patronu ol.

Sen, babamın gözü gibi koruduğu dükkânı...

...sattın mı? -Sattım ama--

Yok pahasına sattın mı?

(Hasibe ses) Sen hâlâ bana teşekkür edeceğine bağırıyorsun.

(Hasibe ses) Ben olmasaydım hâlâ hapishanedeydin.

Keşke beni orada bıraksaydın. Allah kahretsin!

(Hasibe ses) Aptal.

(Hasibe ses) Ne çabuk unuttun, anne paran var mı, diye peşimde koştuğun günleri.

Besle kargayı, oysun gözünü.

Ahh, ah! Tü, Allah!

Buna da, deneğine de! Einstein kesildi başımıza!

Evi üstümüze yıkacak!

-Nasıl ya? -Nasıl ya?

(Nehir) Aziz, hayatım ben geldim.

Nehir?

Senin burada ne işin var?

Feride bekle.

(Aziz) Feride.

-Aziz ne oluyor? -Bilsem.

(Aziz) Feride.

(Müzik)

-Feride. Feride dur, bekle. -Aziz bırak! Öldüreceğim o kadını!

Sakin ol. Birlikte gidelim tamam mı? Lütfen beni bekle.

Beraber gideceğiz. Hemen geliyorum.

-Nehir sen niye gelmiştin? -Rahatsız ettim galiba.

O ne demek?

Ben ne bileyim. Feride'yle çok yakındınız.

Nehir ne demek istiyorsun?

Senin için... Sizin için yaptığım onca şeyden sonra...

Ne yaptım Nehir? Ne gördün?

Aziz, Feride'yle dip dibeydiniz!

-Yani? -O kızı burada istemiyorum.

Bu kadar basit!

Senin yanında görmeye tahammül edemiyorum, anlamıyor musun?

İnsanın kendine körleşmesi diye bir şey var.

Biliyor musun?

-Hayır, o ne demek? -Bunu biraz düşün Nehir. İyi düşün.

İşim var, gitmem lazım.

(Gerilim müziği)

Baba, biz üç kişiyiz ama burada altı bardak var. Niye?

Hadi Alamet, hadi.

(Müzik)

(Ahmet) Necmi abi.

-Evlat. -(Ahmet) Abi şöyle buyur.

Hoş geldin.

Selamünaleyküm.

-Aleykümselam. -Aleykümselam.

Yalçın biraz dinlenseydin.

Yok Baba.

Oyundan sonra seninle konuşmam lazım.

Peki.

(Gerilim müziği...)

(...)

Hadi o zaman başlayalım.

(Gerilim müziği)

(Müzik)

İki.

Harabeler.

(Müzik)

İnsanoğlu...

...yaşadığı müddetçe kâh aşağı kâh yukarı...

...iner, çıkar durur.

Tıpkı tamamlanması gereken bir desen gibi.

Bitmesi gereken bir tablo gibi.

Yolcu harabelere gelince...

...işte tam da bunun gibi bir yılanla karşılaşır.

Ve 18. basamağa...

...yani...

...kötü huya geri düşer.

En aşağıda olmak, insanı kötü yapmadığı gibi...

...en tepede olmak da insanı iyi yapmaz.

Ayaklarımız her an kayabilir.

O yüzden daima Hakk'a dua etmeliyiz.

Kalplerimizi ve ayaklarımızı rızasınca sabit kılsın diye.

Âmin.

Âmin.

Âmin.

Âmin.

(Salih dış ses) Kötü huy. Bir başka nüshada yaralama diye de geçer.

(Salih dış ses) Yaralanan, canı acıyan can havliyle saldırdığında...

...saldıran mı kötüdür, yaralayan mı?

(Salih dış ses) Ki en büyük kötülük...

...gönlü yaralamaktır.

(Müzik)

(Salih dış ses) Gönülleri yıkmamak lazım.

(Salih dış ses) Yaraladığın gönlün içi ne sırlarla dolu bilemezsin.

(Salih dış ses) Döner dünya, başına yıkılır da...

...sebep nedir çözemezsin.

(Müzik)

(Salih dış ses) Yıktığın, yaraladığın gönüllere dikkat et.

(Salih dış ses) Ne diyor hadis-i kutside?

(Salih dış ses) "Yere, göğe sığmam; kulumun kalbine sığarım."

Olur ki Allah'ın içine sığdığı bir kalptir o, bilemezsin.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

Nihayet.

Buyurun efendim, uzun zaman oldu.

Hayır, hayır. Ben, Feraye'yle konuştum, bizzat kendim istedim.

Evet.

Hayır, Bülent içeride ama Feraye'nin, babasından nefret etmesi...

...elimizi bayağı bir güçlendirdi.

Evet.

Saat...

Saate ulaşmak üzereyim. Yani çok yakında elimize geçer. Çok yaklaştım.

Peki.

Teşekkür ederim.

Teşekkür ederim.

(Müzik...)

(...)

(Gerilim müziği)

(Salih dış ses) Karun kadar zengin olsan ne hikâye.

(Salih dış ses) Herkesin sonu iki metre mezar.

(Salih dış ses) Kaçamazsın.

(Gerilim müziği)

Feride...

...bana söz ver, sakin kalacaksın.

Tamam.

-Söz ver. -Tamam, söz.

Annene de hiçbir şey çaktırmayacaksın. Bu işi ben halledeceğim.

-Tamam. -Tamam.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

(Müzik)

Yağmur?

(Yağmur) Anne bak, Feride geliyor.

(Duygusal müzik)

Tıpkı annene benzemişsin.

Zehra teyzem.

(Feride) Hoş geldin.

Hoş bulduk yavrum.

Ee, burada bavullarla ne yapıyorsunuz?

Sorma Feride. Ev eski, biliyorsun.

Tadilat yapılırken su borusunu patlatmışlar.

Her taraf su içinde, ev girilemez hâlde.

Ben de eşyaları bir yerde bekletiyorum, biz de kaldık böyle.

Tamam, hadi bize gidelim.

Yok, rahatsızlık vermeyelim. Biz zaten bir otele yerleşeceğiz.

Olmaz Yağmur, delirme. Hadi Zehra teyzeciğim, bize geçelim.

Ya sen ne kadar büyümüşsün.

(Salih dış ses) Semavi duygular yeryüzü diliyle konuşsa da...

...dilleri hayat, akıl, hesap ve kitaptır...

...anlayamazsın.

(Müzik)

Faik amcacığım niye böyle kızgın kızgın bakıyorsunuz?

Aa! Ben Tanrı misafiriyim.

-Öyle değil mi Hasibe teyze? -Tabii tabii Kerem Bey oğlum.

Nedense ipini koparan da bizim eve geliyor!

-Hasibe teyze. -Efendim?

-Size bir şey soracağım. -Tabii.

-Sizin komşu kızı vardı, polis. -Ee?

Onun evi nerede?

-Oo-- -(Aneta) Kerem!

-Anneanne. -Hoş geldin.

Aa, Faik amca!

Yağmur gel.

(Kerem) Dur, ne yapıyorsun?

Yok muydu sokakta evsizler? Onları da getirseydin bari.

Hasibe.

(Salih dış ses) Gönül, Hakk'ın kuluna nazargâhıdır.

(Salih dış ses) Yunus'la bitirelim.

(Salih dış ses) "Miskinlikle buldular...

...kimde erlik var ise.

Merdivenden iterler...

...kim yüksekten bakar ise."

Altan.

(Altan ses) Efendim Aziz?

Altan düğmeye basıyoruz.

(Aziz ses) Yarın Korkmazer Holdingi büyük bir deprem bekliyor.

Sultan'ı al, senin eve götür.

(Aziz ses) Ben holdingi yıkarken senin yanında olsun.

Babama iyi bir ders vermenin vakti geldi.

-Aziz emin misin? -Hiç bu kadar emin olmamıştım.

Tamam, sen nasıl istiyorsan. Ne diyorsan öyle.

Feride.

(Salih dış ses) "Gönlü yüksekte gezer...

...dem-be-dem yoldan azar.

Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise.

Ak sakallı pir hoca, bilmez ki hâli nice.

Emek yemesin hacca, bir gönül yıkar ise.

Sağır işitmez sözü, gece sanır gündüzü.

Kördür münkirin gözü, âlem münevver ise."

Can.

Ne haber cesur delikanlı?

İyiyim.

-Adamı kör edecektin neredeyse. -Ablamı vuracaktı.

Olsun.

Sen bir daha ne olursa olsun böyle şeyler yapma, tamam mı?

Tamam. Bize mi geldin?

Evet. Sanırım Kerem de burada.

Ohoo! Bizim ev kalabalık. Yağmur ablalar da bizde.

Annem delirdi.

Öyle mi?

Hadi gel.

Olur.

Yardım edeyim mi?

Zehra teyze hoş geldiniz. Sizler nasılsınız acaba?

Siz kimdiniz oğlum?

Benim torunum, Zehra.

Senin torun derken, Aneta abla?

Alice'in oğlu Kerem'dir.

Kerem?

-(Hasibe) Nerede kaldı bu oğlan? -(Feride) Hah, geldi işte!

(Feride) Gel.

-Aziz, senin ne işin var burada? -Seni merak ettim.

-Daha az önce ayrılmadık mı? -Seni merak etmek ya da özlemek için...

...araya uzun bir zaman girmesine gerek yok.

Bak sen haspama.

-Takıp getirmiş peşine. -(Feride) Babam?

Eğer müsaade edersen ona da bir merhaba demek isterim.

Emin misin?

İyi tamam, gel o zaman.

(Müzik)

Herkese merhaba.

Afiyet olsun.

(Gerilim müziği)

(Feride) Şöyle vereyim.

-Teşekkür ederim. -(Feride) Rica ederim.

Abi hoş geldin, gel.

Kaynanan seviyormuş. Otur, otur.

Terliğini giydin mi? Bu evin kuralıdır da.

-Hoş geldin oğlum. -Hoş bulduk Aneta Hanım.

Ayy, şaşılacak şey! Ne kadar çok benziyor.

Bu delikanlı kim Hasibe?

Vallahi onu Feride'ye soracaksın Zehra.

Aziz, benim...

...çalıştığım yerin patronu.

(Müzik)

(Geçiş sesi) Eğer izin verirsen...

...bir arkadaşımla buluşacağım.

Olur tabii ama geç kalma.

Geç kalacaksan da haber ver, gelip alalım.

Tamam babacığım.

Kim bu? Tanıyor muyuz?

Yok...

...ama inşallah yakında tanıştıracağım.

Yanlış bir şey yapmadığından eminim.

Merak etme babacığım, yanlış bir şey yapmıyorum.

Peki madem.

(Geçiş sesi)

Aneta Hanım...

...sanırım beni bir yakınınıza benzettiniz.

-Beni tanıyorsunuz? -Evet.

Kerem'in anneannesi olduğunuzu biliyorum.

Şefik Bey.

Sen, Mehmet Şefik Bey'e benziyorsun çocuk.

Siz nereden tanıyorsunuz?

(Aneta) Ah... Çok iyi bir adamdı.

(Aneta) Sana onu nasıl anlatsam?

İyiler çabuk göçüyor.

Onun gibi birine benzetilmek güzel.

-Ben-- -Lütfen ayakta kaldınız, oturun.

-(Aziz) Teşekkür ederim. -Ben, Zehra Özkan.

Aziz Korkmazer.

Mehmet Şefik Korkmazer’in torunuyum.

(Gerilim müziği...)

(...)

Faik Bey merhaba. Çok geçmiş olsun.

O malum gece hepimiz için kâbus gibiydi. Hepimiz ciddi bir imtihandan geçtik.

(Aziz) Sizinle daha güzel bir vakitte tanışmak isterdim.

Ümit ederim en kısa zamanda sağlığınıza kavuşursunuz.

Aa! Kadere bak Faikciğim.

Tahsin Korkmazer'in oğlu bize misafir geldi.

Ben bu kadar erken karşılaşabileceğimizi hiç düşünmemiştim.

Peki siz üçünüz nasıl bir araya geldiniz?

Bunda garip olan ne?

Üç kader ortağı bir araya geldiğine göre gerçeğin ortaya çıkmış olması lazım.

Gerçekler derken?

Feride hiçbir şey bilmiyorum deme sakın.

(Yağmur) Anne şimdi bunları konuşmasak?

(Kerem) Lütfen Yağmur Hanım...

...lütfen karışmayın.

Benim gerçekleri öğrenme sezonum daha yeni açıldı.

Gerçekleri duymaya henüz hazır olduğunuzu zannetmiyorum.

Bir yalan üzerine yaşamaktansa...

...her zaman gerçeği duymayı tercih etmişimdir.

Buyurun...

...sizi dinliyoruz.

(Gerilim müziği)

(Bardak kırıldı)

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

(Salih dış ses) "Gönül Çalap'ın tahtı, Çalap gönle baktı.

İki cihan bedbahttı, kim bir gönül yıkar ise."

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve işaret dilini...

...kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen Argüç - Aynur Çelebi

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...

...Çağıl Doğan - Çağrı Doğan - Ayhan Özgören

İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt

Son Kontroller: Zerrin Çınar- Ela Korgan - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.