Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
(Ambulans siren sesi)
Abi, bana neler olduğunu anlatacak mısın?
Şimdi değil Sultan, lütfen.
(Tahsin) Şimdi sen kendi isteğinle kaybolmazsan...
...bu defa ben seni kaybetmenin yolunu arayacağım.
(Tahsin) Değil mi?
Ama kendi gönlünle yaparsan ki benim tercihim de bu...
...o zaman mutlu mesut yaşar gidersin.
Aksini eminim düşünmek bile istemezsin.
(Tahsin ses) Aşkın kadar aileni ve kardeşlerini de düşünüyorsundur umarım.
Tahsin Bey...
...beni istediğiniz gibi yok edebilirsiniz.
Ama aileme dokunamazsınız!
Affedersin!
(Telefon çalıyor)
Efendim, baba?
Sultan neredesin?
(Sultan ses) Aziz abimle beraberim.
De niye sordun?
İyi. Ben hastaneye gidiyorum. Nehir trafik kazası geçirmiş.
Ne!
(Sultan) Ne diyorsun sen baba?
Durumunu bilmiyoruz tabii.
Bir şey söylemediler tabii. Hastaneye gidince öğreneceğiz.
Ne oldu Sultan?
Nehir trafik kazası geçirmiş.
(Müzik)
(Aneta) Bas, bas!
Kaç yapıyor bu?
Ne?
Kaç basıyor, kaç?
(Altan) Kaç bassın?
-Oldu mu? -Hıh.
İnsan bir haber verir.
Yaptığım onca masraf boşa gitti.
Ama ben ondan kat kat çıkarmasını bilirim.
Dur bakalım.
(Müzik)
(Hasibe) Oğlum.
Hadi gel. Gel içeri.
Nereden geliyorsun anne?
Ee...
-İşim vardı. Bir arkadaşımla-- -Tahsin'le mi buluştun?
Başlayacağım sana da Tahsin'e de!
Delirdin artık sen. Ne Tahsin'le buluşması?
Bilmem.
Sen söyle.
Tahsin'le falan buluşmadım.
Anne, bak evde felçli babam var.
Küçücük çocuk var, Can. Aneta teyze var.
Sen şıkır şıkır giyinmişsin, gecenin bir yarısı eve dönüyorsun.
Aceleyle çıkmışsın desem, aceleyle çıkmış bir hâlin de yok.
Aa!
(Fırat) Üstelik bayağı da para vermişsin.
Neredeydin?
Bana bak, herkes bitti bir de doğurduğum çocuğa mı hesap vereceğim?
-(Hasibe) Yeter artık! -Evet, evet.
Sen bundan sonra bana hesap vereceksin.
Eh! Sen iyice delirdin. Yeter diyorum sana!
Bak, bak, bak.
Ailemizin kadınlarına bak, iyice gececi olmuş.
Ha... Sen bana bağıracağına sor bakalım Feride Hanım nereden geliyormuş?
Nereden geliyorsun abla?
Sana nereden geliyorsun, dedim!
Bir daha bana, ablana bağırma!
-Bak, bak. -Hıh.
Sen şu Aziz denen heriften güç alıyorsun, değil mi?
-Hii... Oğlum! -Sus!
Bana bağırma!
(Feride) Sakın bana bir daha bağırma!
Sizin Tahsin Korkmazer'le yaptığınız anlaşmaların şokunu...
...atlamaya çalışıyorum ben Fırat Bey, Hasibe Hanım!
-Ee? -Bana değil, annene sor.
Sor annene. İkinizin, hatta üçünüzün...
...Ceylan oralardan ne iş karıştırıyor bilmiyorum ama...
...neyin karşılığı olarak, neleri verdiğinizi bana değil birbirinize sorun.
Çünkü eğer ben sorarsam...
...kimse bana cevap vermeyecek.
Biraz konuşalım mı?
(Fırat) Yürü.
Fırat değil mi o?
Ne işleri var gecenin bu saatinde?
Olsun Aneta teyzem. Gel biz eve gidelim.
Onlar da gelirler elbet.
Gel sen.
Geç şöyle.
Herkes hata yapar.
Sen de yapacaksın.
Ve sen hata yaptığın an...
...ben orada olacağım.
Nerede?
İçeride işte. Tetkik falan yapıyorlar herhâlde.
Bir şey de söylemiyorlar. Durumunu da bilmiyoruz.
Ne aradığımı da ne bulacağımı da bilmiyorum.
Ama sen benim elime düşeceksin.
(Müzik)
(Fırat) Ne demeye çalıştı ablam?
Ne bileyim ben ne demeye çalıştı!
Ben sana yaptığım anlaşmayı anlattım.
(Hasibe) Sana sormak lazım.
Beni karıştırma.
Ne demek beni karıştırma?
Ne demeye çalışıyorsun sen?
Paraysa paramız var diyorum oğlum.
Sana bir hâller oldu.
Oldu. Bana bir hâller oldu!
Oğlum bırak bu işleri.
Peki, Salih Baba'n mı...
...Ceylan mı?
Bizi rahat bırakacağına nasıl emin olacağım?
Emin olamayacaksın.
Tamam.
(Tahsin) Aslında evlat seni ben de sevmeye başladım.
(Tahsin) Bak şimdi tehdit falan değil, yanlış anlama.
-Sana bir iş teklif etsem. -Mesela?
Mesela sen her gün Kerem'le adım adım, yan yanasın değil mi?
(Tahsin) Kerem'in yapacaklarını gel bana anlat mesela.
Ha bir de oğlumu, ablandan kurtarmam için bana yardımcı ol...
...ayaklarının altına cenneti sereyim.
Bak bunu sevdim.
(Fırat) Bu bana uyar.
Bir daha Ceylan konusu açılmayacak.
-Ne? -Bir daha Ceylan konusu açılmayacak.
Ne Ceylan'ı?
Ceylan kimdi ya?
Hop!
Az kalsın deliğe düşüyordun.
Fırat'ı deliğe düşmekten kim kurtardı?
Ben.
(Kerem dış ses) Ben kurtardım.
Bir şey diyeyim mi?
Beni sen bu hâle getirdin biliyorsun değil mi anne?
Aa! Tövbe estağfurullah. Üstüme iyilik sağlık.
Niye ben seni getirmişim bu hâle?
Her sabah uyandığımda ya babama ya ablama...
...para, para, para, diye yakarışlarınla uyandım.
Para, para, para!
(Fırat) Gideyim dedim çok para kazanayım, mutlu, huzurlu oluruz.
Ee? Malum çok para da öyle kısa zamanda kazanılmıyor.
Ben bunu mu istedim senden?
Bir: Nereden geliyorsun?
İki: Tahsin'le ne anlaşma yaptın?
-Nehir'le buluşacaktık gelmedi. -Nehir kim?
Ablanın iş yerinden yöneticinin biri.
Senin ne işin var böyle insanlarla, ha?
Ne işin var?
Tabii ya.
Ablamın çevresi zengin çevre, ablamı gıcık etme falan!
Allah kahretsin!
Allah kahretsin!
Bir şey diyeyim mi? Dua et.
Anne dua et.
Can benim gibi olmasın. Kardeşime bunu yapma.
Oğlum.
Dur oğlum. Gel buraya.
Gel evde konuşalım diyorum sana.
(Hasibe) Ha, tabii.
(Hasibe) Ben sizi büyütmek için nelere katlandım.
Hepiniz bağırın çağırın sonra da gidin, değil mi?
Ah çilekeş Hasibe!
Benim zaten çilem hiç bitmiyor.
Feride bir şey söylemeyecek misin?
Feride ben gideyim mi?
(Duygusal müzik)
(Sultan) Anne ve babasına haber verdin mi?
Acelesi yok.
Hem onlar şimdi gelemez.
Önce bir Nehir kızımız kalksın, kendine gelsin...
...telefon etsin.
Sesini duyarlarsa daha rahat gelirler.
İki ayaklarını bir pabuca sokmayalım insanların.
Ne kadar düşüncelisin.
Samimi, ilgili.
(Aziz) Keşke biz de nasiplenebilseydik.
Gülten abla, senden bir şey rica edeceğim.
(Aziz) Biraz zor ama...
(Müzik...)
(...)
(Müzik)
Hayırdır inşallah.
Allah Allah!
Nerede yanlış yaptım ben Emine?
Nerede yanlış yaptım?
Sen hiç yanlış bir şey yapmadın Feride.
Lütfen böyle şeyler yapma.
Yapmış olmam lazım Emine.
Yapmış olmam lazım.
Bu kadar şey...
Bilmiyorum.
Sen bile Emine...
Sen bile o oyuna ortak oldun.
(Feride) Nasıl?
Ben tesadüfen öğrendim her şeyi.
(Emine) Altan bana yeminler ettirdi, hiç kimseye hiçbir şey söylemeyeyim diye.
(Duygusal müzik)
Emine...
...ben ölüyorum sandım.
Biliyorum.
Çok özür dilerim.
Çok özür dilerim.
Lütfen beni affet. Çok özür dilerim.
Affedilecek bir şey yok.
Sadece anlamaya çalışıyorum.
Neden?
Neden?
Neden?
(Feride) Sultan biliyor muydu?
Hayır.
Sadece hafızasını kaybettiğini zannediyordu.
(Emine) Muhtemelen o şu an hâlâ seni hatırladığını düşünüyordur.
Yani hafızasının geri geldiğini zannediyor.
Oyun falan öyle şeylerden haberi yoktur onun, bilmiyordur.
(Kapı kapandı)
Selamünaleyküm baba.
Aleykümselam. Hoş geldin Yalçın.
Eyvallah baba. Geçerken bir duanı alayım dedim.
Estağfurullah.
Biz size her daim duacıyız.
Eyvallah.
(Müzik...)
(...)
Abdullah abiyi rahatsız mı ettim acaba?
Sence?
Senin içinde bir sıkıntı var gibi.
Öyleyim baba.
Çözemediğim, içinden çıkamadığım bir dava var.
Bana bir yardım ediversen de şu arkalarda bir parça vardı onu çıkarsak.
Ben de gençlerden biri gelsin diye bakıyordum.
Tabii baba, hemen.
Hadi bakalım. Gel.
Sen şunun içini aç, oraya bir bakıver.
(Müzik)
Salih Baba dükkânda mısın?
Buradayız Yağmur kızım. Bir şeyler arıyoruz bekle.
Sahi Baba biz ne arıyoruz?
Hakikaten biz ne arıyoruz?
Epeyce de yordum seni, elin de sıkıştı oraya.
Neyi aradığımız bilmezsek, onu bulduğumuzda da...
...o olduğunu bilemeyiz öyle değil mi?
Salih Baba ne arıyorsunuz? Ben de yardım edeyim.
Gerek kalmadı kızım, bulduk.
Öyle değil mi Yalçın?
-Bulduk baba. -Eyvallah.
Yağmur kızım, hadi bir çay koy da içelim.
Elin iyi mi?
(Tahsin) Doktor Hanım durum ne?
Beklediğimiz gibi, korkutucu bir şey yok.
Birkaç kırık ve sarsıntı. Şu an alçısı alınıyor.
İyi de neden bu kadar uzun kaldı içeride?
(Doktor) Taramalar yapıldı beyefendi.
(Doktor) Ama iç kanama, beyin kanaması gibi riskler var.
Bu gece gözetim altında kalacak. Geçmiş olsun.
Kerem, sen Sultan'ı eve götür.
Gülten abla geliyor yolda.
Kaldın mı yine bana?
Abi aksi bir durum olursa beni ara tamam mı? Hadi gel.
Geçmiş olsun.
(Gerilim müziği)
-Oğlum ben-- -Sen sus baba.
Bence sen sus. Hatta ne yap biliyor musun?
Sen hep sus. Lütfen şimdi git.
(Gerilim müziği)
Abi unutmuşum işte, insanlık hâli.
İnsanlar böyle unutabiliyor bazı şeyleri.
Baba kusura bakma gece gece seni de rahatsız ediyoruz.
Estağfurullah.
Siz ne yapıyorsunuz burada gece gece babanın yanında?
Bir şey diyeceğim, o ikinci gece gece bana ait.
Hayırdır çocuklar?
Baba, bu alık telefonunu burada unutmuş.
Siz ne yapıyorsunuz burada?
Hep sen mi takılacaksın babanın yanında. Bu gece de biz buradayız.
Ha.
Ne o kıskandın mı?
Bir şey diyeceğim, çaylar muhteşem olmuştu dayanamadım.
Ulan Alamet sen de bir yerde çay gördün mü çökmeden duramıyorsun.
Baba bir şeyler anlatsana.
Anlatalım bakalım. Bu gece bereketliyiz madem.
(Salih dış ses) Zamanın birinde bir grup insan...
...bilgeliğinden emin oldukları bir zat-ı muhteremin yanına...
...hazırladıkları sorunlarıyla giderler.
(Salih dış ses) Belki biraz da denemek için.
(Salih dış ses) Birincisi sorar, ey bilge kişi...
...dünyanın en akıllı kişisi kimdir?
(Salih dış ses) Bilge cevap verir.
...her zaman etrafındaki insanlardan...
...başkalarından öğrenecek şeyler bulan kişidir.
(Salih dış ses) İkincisi sorar, ey bilge kişi...
...dünyanın en güçlü kişisi kimdir?
(Salih dış ses) Bilge cevap verir.
(Salih dış ses) Öfkesine gem vuran...
...hâkim olan kişidir der bilge.
(Salih dış ses) Üçüncü kişi sorar, ey bilge kişi...
...dünyanın en zengin kişisi kimdir peki?
(Salih dış ses) Bilge cevap verir.
Ömrünün, yaşadığı anın zamanın kıymetini bilen.
(Salih dış ses) Onu anı anına yaşayan kişidir.
Zaman elimizdeki herkese ayırt edilmeden verilmiş hazinedir.
Onun kıymetini bilendir, der.
(Salih dış ses) Dördüncü kişi biraz düşündükten sonra sorar.
Peki, o zaman kim en çok saygıyı hak eder?
Söyle ki biz de bir kusur etmeyelim.
(Salih dış ses) Bilge cevap verir.
Öncelikle kendine saygı duyan kişidir.
Sonra dostlarına ve tüm yaratılmışlara saygı gösteren kişidir.
(Salih dış ses) Bu cevaplar üzerine adamlar pek de tatmin olmuş görünmezler.
Sonunda birisi içindekini söyleyiverir.
Ama efendim, siz yeni bir şey söylemediniz ki.
(Salih dış ses) Bunların hepsi o kadar açık, belli ve bilinen şeyler ki.
Bilge gelen adamlara bakar, gülümser...
...ve evlat...
...zaten çok açık belli ve bilinen şeyler olduklarından...
...insanoğlu onları hiç dikkate almıyor.
(Salih dış ses) Çok çabuk unutuyor, diye cevap verir.
(Salih dış ses) Demem o ki; gözümüzün önünde olanların...
...kıymetini bilmedikten sonra, sırları aramak...
...mucizeleri beklemek beyhude çabadır.
(Salih dış ses) Sen elindekiyle ne yapıyorsun, ona bak.
Hiç vakit kaybetmemişsin hayatım.
Hayatım biliyorsun, bu tarz dayanışmalar basın için çok önemlidir.
(Aziz) Bilmez miyim?
(Muhabir 1) Geçmiş olsun Nehir Hanım. Kaza nasıl oldu?
(Muhabir 2) Size karşı kurulmuş bir komplo olabilir mi?
Arkadaşlar gerçekten şu an çok yorgunum.
(Nehir) Zaten emniyetten arkadaşlarımız araştırıyorlar. Ben de bilmiyorum.
Çok teşekkürler geldiğiniz için.
Aziz Bey siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Yolumdan çekilmeniz gerektiğini.
(Muhabir 2) Aziz Bey bir şey söylemeyecek misiniz?
(Muhabir 2) Nehir Hanım kaza nasıl oldu? Kendi aracınızla mı yaptınız kazayı?
Nehir Hanım nasıl oldu kaza? Aziz Bey bir şey söylemeyecek misiniz?
Aziz Bey bu konu hakkında bilginiz var mı?
(Muhabir 2) Aziz Bey bir şey söylemeyecek misiniz?
(Muhabir 2) Aziz Bey.
(Gerilim müziği)
Başım çok ağrıyor anacığım.
Ah.
Günaydın Hasibe teyze.
Emine kimliğin yanında mı kızım?
Yanımda.
-Hayırdır? -Hayır hayır.
Sen annenlere şimdi söyle...
...vekâlet bir şey göndersinler...
...sen de o kimliği bana ver.
-Niye ki? -Seni nüfusumuza alacağım çünkü kızım.
(Hasibe) Maşallah iyice göçtün buraya.
Birkaç parça eşyanı da getir bari de git gel yorulma.
Dün gece Feride biraz kötüydü de. Ondan yani.
O, ne zaman iyi ki acaba? Nerede o?
Yok. Çıkmış.
İyi hadi.
İyi hadi görüşürüz o zaman.
İyi hadi.
-(Emine) Geçmiş olsun. -Sağ ol Emine.
Ay bir gidemedi.
(Müzik)
Alo Feride.
Neredesin canım? Nasılsın, iyi misin?
İyiyim kuşum iyiyim. Merak etme.
Biz de babamla çıktık öyle.
Dün gece hiç uyuyamadı. Kahvaltı yapıyoruz.
Hatta sen de gelsene, Yalçın da gelecek birazdan.
Yok canım, ben gelmeyeyim eve geçeyim şimdi.
Sonra da dükkâna geçeceğim. Bir alıcı daha varmış da dükkâna.
Tamam, tamam hadi görüşürüz. 'Bye bye'
Babacığım...
Bir terapiste falan mı gitsek? Konuşman...
Yavaş yavaş olur.
Babacığım.
Ama annene bir şey söyleme.
Tamam, tamam merak etme sen.
Hatırlıyor musun eskiden ne kadar çok gelirdik buraya?
(Feride) Hatta bir kere senin üstüne kaynar çay dökmüştüm.
Sen bu sakarlıkla zaten iyi geldin bu yaşa kadar.
Dalga geçmesene Yalçın.
Haksız mıyım Faik amca? Ne oldu, Feride ağaçtan düşmüş.
Ne oldu, Feride kolunu kırmış.
Abart Yalçın abart, olur mu?
Ne abartması ya! Yanlış mıyım Faik amca?
-Doğru. -Bak gördün mü?
Faik amca sen...
Yalçın yalnız anneme ya da başka birine söylemeyelim olur mu? Babam istemiyor.
Yok, söylemeyiz tabii.
-Maşallah. Hadi gözünüz aydın. -Sağ ol Yalçın.
Birkaç gündür evde çok bunaldı, bir de seni görmek istedi.
Ne demek Feride. Faik amca benim babam gibi.
Atacağım şimdi onu arabaya, Allah ne verdiyse bir İstanbul turu.
Hem benim de biraz kafam dağılır.
-Niye, ne oldu ki? -Boş ver sonra konuşuruz.
Çatlarım Yalçın söyle.
Emine ve Yağmur.
Tamam, anladım.
O zaman en kısa zamanda konuşuyoruz.
Ben konunun bu kadar derin olduğunu bilmiyordum.
Tamam.
Hadi işe gidiyorum, geç kaldım.
-Hadi görüşürüz. -Hayırlı işler.
Sağ ol babacığım.
Faik amca ne oldu?
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
-Sultan. -Feride.
Ay, sabahı zor ettim ben.
Ne oldu? Ben geldim, holdingdeysen eğer.
Yok, yok. Ben şimdi çıkacağım.
Ama çatlarım gelene kadar.
-Ne oldu Sultan? -(Sultan ses) Feride.
Hatırladı. Abim seni hatırladı.
Evet, çok şükür.
Bak ben sana söylemiştim. Hatırlayacak demiştim.
Evet.
Neyse çıkıyorum ben şimdi. Gelince konuşuruz uzun uzun.
Tamam.
Of Aziz of.
(Muhabir ses) Geçmiş olsun Nehir Hanım. Kaza nasıl oldu?
(Muhabir ses) Aziz Bey bir şey söylemeyecek misiniz?
(Muhabir ses) Nehir Hanım kaza nasıl oldu?
(Muhabir ses) Kendi aracınızla mı yaptınız kazayı?
(Muhabir ses) Aziz Bey bir şey söyleseniz.
(Muhabir ses) Aziz Bey bir şey söylemeyecek misiniz?
Feride.
-Senin haberin var mıydı? -(Feride) Yoktu.
(Feride) Büyük geçmiş olsun.
İnşallah en kısa sürede iyileşip aramıza döner.
-Feride. -İyiyim Serpil iyiyim.
Sonuçta Nehir Hanım çıkardı bizi bu krizden değil mi?
Korkmazerlerin vazgeçilmezi öyle değil mi?
Serpil bu fabrikada kalan belgeleri biz...
Hoş geldiniz Kerem Bey.
Hoş bulduk çocuklar.
Kazayı hepiniz biliyorsunuz.
Evet duyduk. Nehir nasılmış?
Sen niye sormadın?
Sen yavru yılan değil misin?
(Kerem) Kankan değil mi?
Kerem Bey, çok acil işiniz yoksa şu an fabrikalara gidebilir miyiz?
-Neden? -Kumaş depolarını görmemiz gerekiyor.
Hem size sormak istediğim şeyler var.
Çıkalım.
Kerem Bey toplatınız vardı.
Erteleyin.
Peki.
(Gerilim müziği...)
(...)
'Frido' Hanım size bir şey soracağım.
Buyurun sorun Kerem Bey. Ama...
...bence yeniden tanışalım.
Adım Feride.
Memnun oldum. Kerem ben.
-Kerem deyin bana. -Kerem Bey...
...adım 'Frido' değil, Feride.
Şimdi benimle tekrarlayın lütfen. Fe...
-Fe... -Ri...
-Ri... -De.
-De. -Feride.
-Söyleyin bakayım. -'Frido'.
Çok akılda kalıcı bir isim değil galiba. Almıyor aklım.
Feride Hanım.
Size bir hâller olmuş Feride Hanım.
(Feride) Bana bir hâller olmadı Kerem Bey.
Sadece hak ettiğim saygıyı görmeye çalışıyorum.
Yani oyunu kurallarıyla oynamayı öğrendim diyelim.
Ama ben kendi kurallarımla oynayacağım. O yüzden...
...eğer bana bir daha 'Frido' derseniz...
Ama ben Nehir'e de Zehir diyorum.
O Nehir Hanım'ın problemi, benim değil.
-Tekin'e de Tekir dedim. -Umurumda değil Kerem Bey.
Peki, 'Frido' Hanım.
Oyunu sizin kurallarınıza göre oynayalım bakalım.
Ne taktınız bu isim meselesine.
Ben Gülten'e de Gluten diyorum.
Cık cık cık.
Feride Hanım.
-Geçmiş olsun Nehir. -(Nehir) Teşekkür ederim Sultan.
Sultan.
Nehir'le böyle konuşmana müsaade edemem.
Öyle mi?
Ne yapmamı istiyorsun babacığım?
Sultan iş yerinde görüşüz.
Sakin ol.
Gülten, Nehir kızıma benim odamı hazırlayın.
Başüstüne.
Kusura bakma Nehir kızım. Olacak iş değil.
-Rica ederim Tahsin babacığım. -Gel kızım.
(Gerilim müziği)
Selamünaleyküm. Hayırlı sabahlar baba.
Aleykümselam.
(Salih) Hayırdır sabah sabah çocuklar?
Baba, Necmi abi kaç gündür yok.
Dükkânda devren satılık yazıyor. Buraya da gelmedi.
Allah'u âlem. Dua edelim.
Baba edelim de merak etmeyelim mi?
Abi bakma öyle bana.
Soracağım kimse kusura bakmasın. Ben meraktan ölüyorum burada.
Gel Ahmetciğim biz gidelim.
-Abi... -(Tekin) Baba kusura bakma.
Sabah sabah bunun böyle çene yaylarının gevşeyeceğini tahmin edemedim.
(Gerilim müziği)
Estağfurullah.
(Gerilim müziği)
Herkes iyice anladı değil mi kardeşler?
(Hep bir ağızdan) Anlaşıldı Çakal. Merak etme.
Eyvallah. Kolay gelsin.
Diğer herkes yerini aldı mı?
(Erkek) Aldılar Çakal abi.
Eyvallah.
Bir arzunuz olursa Nehir Hanım bizler buralardayız tamam mı?
Teşekkür ederim. Sağ olun. (Kapı vuruldu)
-(Aziz) Müsait misiniz? -(Gülten) Buyurun.
Tekrar geçmiş olsun Nehir kızım.
Rahat et, rahatına bak. Burası artık senin de evin sayılır.
(Tahsin) Kendini hiç rahatsız hissetme.
Hissetmiyorum Tahsin babacığım. Çok teşekkür ederim.
Tekrar geçmiş olsun.
-Nasılsın? -Daha iyiyim.
Tam olarak nasıl oldu Nehir?
Çok hızlı gidiyordum, direksiyon hâkimiyetimi kaybettim.
Benim hatam yani.
Neler geçiyordu aklından? Kendini kaybedecek kadar.
(Aziz) Neyse.
Sen şimdi dinlen, daha sonra konuşuruz bunları.
Tamam. Akşam geleceksin değil mi?
Bilmiyorum.
Ev zaten yeterince kalabalık, bir isteğin olursa söylersin.
(Kapı açıldı) (Kapı kapandı)
(Hasibe) Ay Aneta abla bu ne gürültü?
(Hasibe) Başım çatlıyor zaten. Ay! Öf!
Ahh!
(TV ses) Aziz Bey siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Aç sesini aç.
-Başım ağrıyor dedin ya. -Bırak şimdi. Aç sesini aç.
(TV ses) Nehir Hanım kaza nasıl oldu?
Aa! Aa!
Görüyor musun bak. Tüh!
Hiç aklıma gelmedi.
Tabii beni ihmal edecek değil ya.
Dur, bir geçmiş olsun demem lazım. Bir telefon edeyim.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
Tabii ya!
Hasibe teyzeciğim.
(Hasibe) Nehirciğim, canım!
Ben seni dün gece aradım, aradım ulaşamadım.
Bir evhamlandım. Şimdi haberlerde gördüm.
Nasıl oldu böyle Nehir? Geçmiş olsun.
Bir şeye ihtiyacın var mı?
Çok teşekkür ederim Hasibe teyze.
Kaza sarstı tabii biraz.
Tabii, tabii.
Nehirciğim evde misin? Seni bir ziyarete geleyim ben.
Yok, gerek yok.
Tabii, tabii gelin ben size konum atarım.
Tamam, Nehirciğim görüşmek üzere.
-Görüşürüz canım. -Tamam görüşürüz.
Çok eğleneceğiz.
Oh çok şükür. Boşuna kürek çekmemişim demek ki.
Evet.
Bunu kime bırakacağım şimdi?
Neyse giyinirken düşünürüm.
Aziz Bey çok geçmiş olsun, çok üzüldüm.
Ben Nehir Hanım'a ulaşamadım, eğer görüşürseniz...
-Söylerim Duygu Hanım. -Damla ben.
Bugün program ne?
Nehir Hanım'ın programları vardı...
...onları da sizinle görüşmem gerekecek Aziz Bey.
Sabahki toplantınızı da öğleden sonraya aldım.
-Niye? Kerem girseydi. -Kerem Bey şirkette değiller.
Gelmedi tabii.
Geldi ama Feride Hanım'la fabrikaya kumaş depolarını kontrole gittiler.
(Aziz) Neden gittiler peki?
Feride Hanım'ın, sebep olduğunu düşündüğünüz soruna bir çözümü varmış.
Yani soruna sebep Feride değil mi?
Öyle düşünmüyor musunuz?
-Hayır, öyle düşünmüyorum. -Çok eminsiniz.
Evet, çok eminim.
Anladım. Geldikleri zaman bana haber verin.
Bir de Nehir Hanım'ın programını benimkine dâhil edin.
Bakalım bugün bizi neler bekliyor.
-Tamam efendim. -Serpil Hanım...
...bir kahve rica edebilir miyim?
(Kapı kapandı)
(Aziz) Teşekkür ederim.
Şimdi Kerem'in yanındadır.
-Günaydın Tahsin Bey. -Herkes çıksın bugün.
-Efendim? -Ofisi boşaltın.
Emredersiniz.
Siz de çıkın.
Adamları toplayıp hemen ofise gel.
(Gerilim müziği)
Herhangi bir iz falan bulamazlar değil mi?
(Erkek ses) Hayır Tahsin Bey. Frenlerle oynadım sadece.
(Erkek ses) Ön tarafı pert olmuş. Bir şey çıkmaz.
İyi. Tamam.
(Gerilim müziği...)
(...)
Merhaba Şahika.
(Şahika ses) Tahsin.
Evet, benim.
(Şahika ses) Benimle dalga mı geçiyorsun sen?
Yok, canım ne alakası var?
Kızın Nehir bir trafik kazası geçirdi.
Ama şimdi durumu iyi. Onu haber vereyim dedim.
(Şahika ses) Ne, ne oldu?
Şahika, sen ne alakasız bir annesin böyle.
Sabah haberlerinde bile çıktı.
Neyse, merak edilecek bir şey yok. Şimdi evimde...
...odamda, istirahat ediyor.
(Şahika ses) Ne istiyorsun?
Şimdi beni iyi dinle.
Kızının oğluma olan saplantısı...
...maalesef elimi çok güçlendirdi Şahika.
Şimdi o sana gönderdiğim anlaşmalar var ya...
...onları onaylayıp, hemen bana gönderiyorsun.
Eğer göndermem diyorsan...
...evimde mışıl mışıl uyuyan...
...tatlı kızına...
...lezzetli bir çorba yapıp Perihan'ın yanına yolcu ederim.
(Şahika ses) Yapamazsın.
Deneyelim mi?
Şimdi bak...
...bu konuşmadan kimsenin haberi olmayacak.
Bu kararları, bu anlaşmayı sen onayladın.
Hatta sen istedin.
(Şahika ses) Tahsin bunu yapma. Bu bize çok zarar verir.
Evet biliyorum, tam da bunun için yapıyorum zaten.
Şahika, kızının ortalıkta dolanıp benim ailem, benim gücüm...
...benim param demesinden bıktım usandım gerçekten.
Şimdi bak eğer bu istediklerimi yapmazsan...
...o sizin tertemiz iş dünyanızı...
...gerek kızının benimle yaptığı telefon konuşmalarıyla...
...gerekse imzaladığı yasa dışı anlaşmalarla...
...bir anda yerle bir ederim.
Öyle bir ederim ki hızıma sen bile inanamazsın.
Hadi bakalım, onayları bekliyorum.
Ee, beni arama olur mu? Aziz'i ara.
Ben bugün biraz meşgulüm.
(Gerilim müziği)
Ah Nehir kızım ah!
Aşk hiç de iyi bir şey değil.
İnsanın gözünü birdenbire kör ediyor.
Bırakın sonra devam edersiniz?
Niye?
Hava çok güzel, yolun tadını çıkarın.
İyiyim ben böyle Kerem Bey teşekkürler.
(Telefon çalıyor)
Allah Allah kim bu?
Alo.
Annemi aradınız mı?
Tamam, ben en kısa sürede geliyorum.
Hayırlara vesile. Ne olmuş?
Sizi ilgilendiren bir şey değil Kerem Bey. Aile meselesi.
Ben de aileden sayılırım.
(Kerem) Niye böyle yapıyorsun?
Beni niye dışlıyorsun 'Frido'?
Feride Hanım.
Çünkü sizin soğuk esprilerinize...
...tahammül edebilecek durumda değillim Kerem Bey.
Ama siz de bugün beni laflarınızla ne dövdünüz ya.
Haklısınız, özür dilerim.
Önemli değil.
Abimin kafa hop gidince siz de boşluğa düştünüz.
Nereye saracağınızı bilmiyorsunuz vallahi.
İzin verirseniz ben şu küçük aile meselemizi halledip geleyim.
Ben götüreyim sizi.
Yok, ben giderim. Teşekkürler.
Bu havada taksi bulamazsınız. Hem zam geldi.
Kerem Bey teşekkürler!
(Müzik)
Şurada inebilir miyim ben?
Şurada mı?
-Teşekkürler. -Rica ederim.
(Müzik)
Bir de çiçek aldım mı tamamdır.
(Telefon çalıyor)
Aman, bu bankalar da fenalık getirirler insana!
Ay, bunu ne yapsam ben?
(Nefes veriyor)
Faik'i mi arasam?
Ah, Faik'im de konuşamaz ki.
Emine?
Olmaz. Sabah onu kovmaktan beter ettim.
Tükürdüğümü yalamak olur.
Dur bakayım şimdi.
Hah!
Aneta abla, bak ne diyeceğim sana.
Sen evde tek başına kalabilir misin bugün?
Benim ufacık bir işim var. Hemen gidip geleceğim.
Tabii ki kalırım Hasibe.
Ben bu yaşa kadar hep yalnız geldim.
Hah! Değil mi ama?
Al bakalım, senin programlar başlayacak şimdi.
Sen güzel güzel izle, tamam mı? Hadi.
Hadi bakalım.
Bak ne diyeceğim? Masada yemek var.
Ama sen sakın ocağı açma. Sonra unutursun, tamam mı?
-Tamam. -Hadi bakalım.
Hadi, güzel güzel seyret.
Güzel güzel de bu hangi kanaldı?
Ben nereden bulacağım şimdi bu kanalı?
Dört, beş miydi?
(Müzik)
Benim de canım var ama değil mi? (Kapıyı kilitledi)
Koskoca kadın. Hemen gider gelirim.
Kimse de anlamaz.
Sizce ne yapılmalı peki?
Önümdeki bu tablo pek iç açıcı değil.
Yatırımcı firmaları araştırdım. Şu anda bir sorun görünmese de...
...nakit aktarımı, şirketi maliyeyle sıkıntıya sokar.
(Enes) Yani duyulmadan yapılması bu aşamada çok önemli Aziz Bey.
Aldığımız tüm nakdi iade edelim.
İflas etmesek de epeyce sarsılırız.
(Gerilim müziği)
Serpil Hanım, yürüttüğümüz bütün projelerin, taşınmazların...
...tam listesini çıkartın lütfen.
Hemen efendim.
-Teşekkürler Enes Bey. -Rica ederim.
(Gerilim müziği)
(Boğazını temizliyor)
Enes Bey.
Efendim Serpil Hanım?
-Buyurun. -Nasıl?
Toplantımız bitti. Teşekkür ederim, çıkabilirsiniz.
Tamamdır Aziz Bey, bir şey lazım olursa buradayım.
(Aziz) Serpil Hanım.
Feride Hanım'la Kerem Bey döndüler mi?
(Kerem) Beni mi özledin?
Aa, ben.
(Aziz) Kerem biraz ciddi olamaz mısın?
(Kerem) Olamam.
Ne oldu, bir sorun mu var? Neden gittiniz fabrikaya?
-Yok. -Ee?
Yoksa fabrikaya neden gidildi?
İşimiz vardı.
Feride Hanım geldi mi?
Anlaşıldı, senden cevap alamayacağım.
(Kerem) Feride Hanım gelmedi.
Niye?
İzin istedi, ben de verdim.
(Aziz) Mesai saatlerinde?
Ailevi meselesi varmış. Arabada telefonu çaldı.
(Kerem) Ben de yufka yürekli ve...
...iyi kalpli bir patron olduğum için izin verdim.
Sorunlarını akşam evde çözse iyi olur Kerem.
İletirim, kötü patron.
-Ben gidiyorum. -(Aziz) Çık Kerem.
Çocuk bana çok benziyor.
(Kerem) Zaten çakmamı almışsınız işe.
(Hareketli müzik)
Ay.
Bu ne be?
Dizilerdeki gibi.
(Gerilim müziği)
Kime baktınız?
Nehir Hanım'ı ziyaret için gelmiştim ben.
Bir saniye.
(Gerilim müziği)
Buyurun geçelim.
(Kapı zili çalıyor)
(Kapı açıldı)
Buyurun, hoş geldiniz. Salonda bekleyebilirsiniz.
Teşekkür ederim.
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gülten) Hoş geldiniz.
Merhaba.
Nehir Hanım biraz sonra gelecekler.
Teşekkür ederim.
(Gerilim müziği)
Bir yerden gözüm ısırıyor bu kadını ama...
(Nefes veriyor)
Neyse.
Nerede gördüm acaba?
Niye böyle yapıyorsun ablacığım? Koskoca adam oldun artık sen.
Kocaman adam olduğum için yapıyorum abla.
Ama kaçıncı oldu bu Can. Niye kavga ediyorsun insanlarla?
(Müzik)
(Arama tonu)
Aç şunu Feride.
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Feride neredesin?
Kerem Bey'e söylemiştim, acil bir işim çıktı.
Feride'm, benim Aziz.
İyiyim. Kardeşimin okulla ilgili bir problemi çıkmış da.
Tamam.
(Feride ses) Can'la ilgilendikten sonra gelirim.
Tamam.
(Aziz) Benim öğleden sonra...
...genel kurul toplantım var. Bir süre burada olmayacağım.
Tamam. Görüşürüz.
(Duygusal müzik)
Abla, o kimdi?
-Patronum. -Aziz mi?
Gel bakayım.
Sen Aziz'i nereden biliyorsun?
Abimin dün gece kapıda bahsettiği Aziz, bu Aziz mi?
Evet, o Aziz de.
Ablacığım sen dün gece olanları duydun mu?
Sadece duymadım, gördüm de.
Çok özür dilerim olanlar için.
Keşke seni bu kargaşanın içinden çekip çıkarabilseydim ama yapamıyorum.
Önemli değil abla. Daha çok şey biliyorum.
Ne biliyorsun?
Ama annemle kavga etmeyeceğine söz ver.
Can, ne biliyorsun söyler misin!
Annem, babamın dükkânını satmış.
Ne?
Nasıl? Nasıl satar?
O dükkân babamızın üzerine.
Annem, abime "Oğlum zengin olduk, sana kafe açalım." diyor.
Yani satmış.
Peki sen duydun mu bunları, emin misin doğru olduğundan?
Yok , izledim.
Nasıl izledin?
Bilim projemin üstünde çalışıyordum.
(Can dış ses) Kamera yapmaya çalışıyordum.
Bakalım kameram çalışıyor mu?
Çalışıyorsa okulda bilim ödülünü alırım ben.
Babam da sevinir hem.
Denedim, denedim olmadı. Son denememde oldu.
Allah be, çalışıyor!
Bu ne ya?
Odamda konuşmuşlar.
-Peki kayıtlı mı hâlâ? -Flash belleğime kaydettim.
Ama sana göstermeye korkuyorum.
Neden korkuyorsun?
Annemle kavga edeceksin diye.
Tamam, şimdi konuşmayalım bunları.
Eve gidelim, ben de oradan işe geçeyim.
Hadi gel.
(Duygusal müzik)
Ev, ev değil başka bir şey.
Neredeyse bizim mahalle kadar var burası.
Ah, şu manzaraya bak.
(Hasibe) İnsan burada yaşlanır mı hiç?
Biraz şöyle oturayım.
Şöyle bir oturayım bakayım.
Hatta şöyle.
(Müzik)
Hasibe teyzeciğim.
Nehirciğim.
(Gerilim müziği)
Ah, ah, ah. Öpeyim.
Nehirciğim geçmiş olsun.
Nasıl oldu bu böyle birden?
Hasibe teyzeciğim teşekkürler. Oldu bir kaza işte.
Oturun siz lütfen rahat rahat.
Aman.
Teşekkürler.
Hay Allah.
İşten bir çıktım, baktım zaman geçiyor, buluşmaya geç kalacağım.
-Biraz hız yaptım, acele ettim. -Ah, ah.
Kimseyi bekletmeyi sevmem Hasibe teyzeciğim.
Hele ki sizi.
Ah Nehirciğim, olur mu öyle şey?
Ben, senin ne kadar çok çalıştığını, nasıl yoğun olduğunu bilmiyor muyum?
Çok da önemli bir konu konuşacaktık seninle.
Artık bugün buraya kısmetmiş.
Biliyor musunuz bilmiyorum ama...
...Feride, yurt dışından çok önemli bir teklif aldı.
Öyle mi?
Yok, söylemedi henüz.
Herhâlde daha karar vermediği içindir.
Demek ki.
Ona karar vermesi için yardımcı olmanızı istiyorum.
Tabii makul bir karşılıkla.
Nehirciğim, ben Feride'nin kendini geliştirmesini...
...yeteneklerini başka yerde göstermesini çok isterim.
Ve desteklerim tabii ki...
...makul bir karşılıkla.
Hasibe teyzeciğim, madem sizinle bu kadar güzel anlaştık...
...acaba Kerem'le Aneta Hanım arasındaki bağ için de bir anlaşma mı yapsak?
Hmm...
Aa, bu da...
Nehir Hanım, misafirinize ne ikram edelim acaba?
Gülten Hanım.
Hasibe teyzeciğim, şöyle bol köpüklü bir Türk kahvesi içer miyiz?
Ben orta şekerli alayım Nehirciğim.
Benimki de sade olsun. Teşekkürler.
Hemen.
Aa, pardon.
Ben bir lavaboyu kullanabilir miyim acaba?
-Tabii. -Buyurun.
Geliyorum hemen.
Buyurun.
(Derin nefes veriyor)
Tam sırtlan bu kadın, sırtlan!
Iyy!
Bu ne ya?
(Müzik)
İnsan bu aynada daha güzel, daha genç görünüyor.
(Müzik)
Çilekeş Hasibe.
Sen ancak mezar taşında göreceksin bu mermeri.
Şu eve bak, her yer mermer.
Sanırsın sultan hamamı.
(Gerilim müziği)
(Kokluyor)
Hepsi de ayrı kokuyor.
(Kokluyor)
(Gerilim müziği)
Kimse fark etmez. Ne olacak ki?
Sonunda iyi yere kapak attın Hasibe.
Aferin sana.
(Gerilim müziği)
Gel Faik amca.
(Duygusal müzik)
Faik amca.
-Eminsin değil mi? -Evet.
Eminim.
Peki o zaman.
(Duygusal müzik)
-Feride. -Yalçın.
Babam dükkâna mı geldi?
Buraya gelmek isteyince ben de getirdim de senin...
...daha doğrusu, ikinizin burada ne işi var?
Birinizin okulda, birinizin işte olması gerekmiyor mu?
Öyle de bugünlük böyle oldu artık, değil mi ablacığım?
(Can) Tamam abla da...
Babam dükkânda. Nasıl?
Bilmiyorum ablacığım, inan ben de bilmiyorum.
Yalçın, sen bekleme istersen.
Yok, yok bekleyeyim ben.
Seni ben bırakayım.
Peki. Hadi gel.
(Gerilim müziği)
(Kapıya vuruyor)
-Girebilir miyim? -Gel abi.
Ne yapıyorsun?
Feride'nin çizimlerine bakıyorum.
Kafasında bir çözüm önerisi var gibi bugün çıkan sorunla ilgili.
Sahi siz bugün beraber fabrikaya gitmişsiniz.
Allah Allah! Hemen de duymuşsun.
Niye, gizli miydi?
Hayır.
Daha doğrusu ben duymadım da...
...Merve çok öfkeliydi, ondan öğrendim.
Niye sinirlenmiş ki?
O da bu şirketin tasarımcısı değil miymiş...
...siz onu niye yanınıza almamışsınız.
Feride'nin derdi neymiş, onu dışlıyormuş.
Almış başını gitmiş yani, öyle mi?
Evet.
Oh iyi.
Neyse. Siz niye gittiniz?
Feride artan kumaşlara baktı, ona göre tekrar tasarlayacakmış.
Yine kendi çıkarmadığı problemi, canla başla çözmeye çalışıyor yani.
Sence kim yaptı bunu?
Abi Allah aşkına, kimin olduğu ortada değil mi?
Abisinin kızı, hemen çözmüş.
Zehir Nehir.
Neyse. Abi...
...ben kurul toplantısına gelmesem olmaz mı?
Olmaz küçük hanım.
Ayrıca artık ikiniz de buradasınız.
Ben ayrılsam?
Olmaz.
Of! Peki, tamam. Kaçta çıkıyoruz?
Birlikte gideceğiz zaten. Ben çıkarken sana haber veririm.
Yani bu kadar darlamasak mı canım küçük limonumuzu?
(Kerem) Yazık.
Çok kötü baktı.
Tamam ben bir şey söylemedim.
Şansımı deneyeyim dedim.
Neyse, tamam. Hadi ikiniz de dışarı. Benim çalışmam lazım.
Hadi, ben kovuldum.
Aziz abi.
Nehir bizde mi kalıyor?
Maalesef evet. Bir süre.
Tamam.
(Müzik)
(İçecek dolduruyor)
Görgüsüz! Bu ne ya?
Hiç sevmedim ben bu kadını.
Kahvesine şeker istememiş!
Orta şekerli istedin ya, Allah Allah!
Nehir de çanak tutuyor buna.
Vela havle vela kuvvete ya Rabbi ya!
(Telefon çalıyor)
Sultan Hanım.
Gülten teyze, senden bir şey rica edeceğim.
Bana küçük bir bavul hazırlayabilir misin?
Hayırdır, bir yere mi gidiyorsun?
Evet. Nehir ve babamla aynı evde kalırsam...
...iki güne zehirlenip ölürüm ben.
Doğru söze ne denir?
(Gülten ses) Tamam, hazırlarım kuzucuğum.
Nereye gidiyorsun bakayım?
Yani daha düşünmedim.
Feride'ye gidebilirim.
(Sultan ses) Hem Aneta teyzem orada.
Ama daha konuşmadım.
Tamam.
Bak, abime hemen yetiştirme lütfen, olur mu?
Ben sadece senin için endişeleniyorum Sultancığım.
Endişelenme.
Tamam, endişelenmem.
Teşekkür ederim.
(Duygusal müzik)
Babacığım, gelmişsin dükkâna.
(Feride) Biz mi?
Can'ın dersi boşmuş.
Benim de buralarda işim vardı, o yüzden geldik.
Baba, yanında kalabilir miyim?
Tamam, o zaman ben gideyim.
Gel ablacığım, üstündekileri çıkaralım.
Ablacığım, bak şimdilik kimseye bir şey söylemeyelim.
Ben biraz araştırayım.
-Ondan sonra hareket ederiz, tamam mı? -(Can) Tamam.
Hadi ben çıkıyorum.
(Feride) Hadi görüşürüz.
(Gerilim müziği)
Ne oldu acaba yine?
(Gerilim müziği)
(Yalçın) Feride.
Hemen mahalleden çıkalım mı Yalçın?
Anlatacak mısın?
Anlatacağım da...
...önce benim biraz sakinleşmem lazım.
Tamam mı?
(Duygusal müzik...)
(...)
(Nefes veriyor)
Hepiniz tekrar hoş geldiniz beyler.
Beklemeyecek miyiz Tahsin?
Yok, hayır beklemeyeceğiz. Yeterince bekledik zaten.
(Yaklaşan ayak sesi)
(Kadın) Yeterince değil Tahsin.
Hoş geldin Feraye.
(Feraye) Pek hoş bulduğum söylenemez.
(Gerilim müziği)
Neymiş bu kadar önemli olan?
Beni tatilimin tam ortasında bölüp, buraya getiren şey?
Senin tatilin hiç bitmedi ki Feraye.
Mesele de bu zaten.
Tatilimin bitmemesi için binlerce insan çalıştırıyorum.
Evet, biz konumuza dönelim.
Ne arıyorsun Feraye?
(Feraye) Güzel ofismiş.
Peri burayı göremedi değil mi? Çok yazık.
Bu arada başın sağ olsun, çok üzüldüm.
Sağ ol, teşekkür ederim.
Eğer ilgiyi ve konuyu dağıtacak başka bir şeyin kalmadıysa...
...konuya girelim istersen Feraye?
Evet beyler.
Son dört ay çok şey yaşandı.
Bir yandan holdingi içine düştüğü darboğazdan çıkarmaya çalışırken...
...diğer yandan da hakkımızda yapılan suçlamalardan aklanmaya çalışıyorduk.
Ama yine de...
...benim bazı kaygılarım var.
(Aziz dış ses) Evet, geçtiğimiz bu darboğazda...
...dostlarımızı da düşmanlarımızı da tanımış olduk.
Zayıf anımızı fırsat bilip bize saldıranlarla da ayrıca hesaplaşacağız.
Ama şunu söylemek isterim.
Kerem Bey de ben de burada yokken...
...dik durduğunuz için teşekkürler.
Kaygılarınızı anlıyoruz tabii.
Geldiğimiz bu noktadan sonra...
...arkamızda bırakacağımız en küçük bir boşluk...
...benim ve bütün organizasyonun çökmesi demek.
Buna ne yazık ki...
...Bülent Bey'in intikam hırsı...
...ve torun zaafı da eklenebilir.
Ama yine de o ailede...
...güvenebileceğimiz, gerektiğinde sırtımızı dönebileceğimiz...
...karşılılı konuşup anlaşabileceğimiz bir arkadaşımız var.
Aziz, yıllardır birlikte çalışıyoruz.
Özellikle de geçirdiğin zor dönemin farkındayız.
Ancak kaygılarımızı anladığını pek düşünmüyorum açıkçası.
-Biraz daha açık olur musun? -(Erkek) Tabii.
Bünyemizde birçok yapılanma var.
(Erkek) Ancak inşaat ve hazır giyimdeki dalgalanmalar...
...yönetim kurulu olarak bizleri çok ciddi rahatsız ediyor.
(Erkek) İmajımızı da zedeleyecek birçok şey yaşandı ve hâlâ yaşanıyor.
Olmadığım zamanın daha doğrusu olamadığım zamanın...
...hesabını bana sormanızı her ne kadar anlamasam da...
...hâlâ bu koltukta ben oturduğuma göre...
...oluşan bütün aksiliklerin sorumluluğunu alıyorum.
Yani rahat olun Nejat Bey.
Biz rahatız.
Rahatsız olması gereken bir kişi varsa o da sensin Aziz.
(Nejat) Ailendeki ve holdingdeki krizleri çözmeni sabırla bekleyeceğiz.
(Nejat) Özellikle de Feride Çağlar'ın açtığı krizleri.
(Nejat) Koleksiyonun hem İtalya'ya...
...hem Türkiye'deki en iyi müşterilerimize gönderilmesi.
(Nejat) Holding senin için eskisi kadar önemliyse tabii.
(Nejat) Yoksa yani yönetim kurulu olarak bizler...
...hızlıca bu konu için aksiyon alacağız.
Toplantı benim için bitmiştir.
(Gerilim müziği)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Bu zarfları buradan çıktıktan sonra açmanızı istiyorum.
(Tahsin) Bu zarfların içinde hareket planlarımız...
...muhtemel düşmanlarımız...
...ve yapmamız gerekenler var.
Holding krizini, aile dramlarını bir kenara bıraksak da sadede mi gelsek?
Saati buldun mu Tahsin?
Saati bulduğum zaman...
...hepinizin haberi olacak, merak etmeyin.
Ediyorum. Organizasyonun geldiği son noktada...
...o saate ihtiyacımız olduğunu, sen de en az benim kadar iyi biliyorsun.
Babamı harekete geçiren de buydu.
O saat dışarıda olduğu müddetçe risklerimiz büyümeye devam ediyor.
Sanırım arkadaşlar da benimle aynı fikirde.
Bu organizasyonun, bu kanadının sorumlusu ben olduğuma göre...
...izin ver de riskleri ben düşüneyim Feraye.
Risklerimizi düşünecek kadar vaktimiz olduğunu sanmıyorum Tahsin.
Ya o saati bulur ve kim olduğunu ispat edersin...
...ya da ben devreye girer, kim olduğumu gösterir ve seni tahtından indiririm.
(Gerilim müziği)
-Tehdit mi? -Hayır, asla Tahsinciğim.
Sistemin işleyişi diyelim.
Sistemin işleyişi.
Hatırladığım kadarıyla size bir hikâye anlatmak istiyorum.
Bir gün, bir kral yanındaki asillerle beraber bir yürüyüşe çıkar.
Bu yürüyüşte adamın biri durdurur. Ve şöyle der...
...bana 100 altın verene çok iyi bir tavsiye vereceğim.
Kral şöyle düşünmüş, 100 altın edecek tavsiye çok değerlidir.
Adama dönüp, söyle bakalım nedir, demiş.
Adam şöyle demiş, önce bana 100 altın verin.
Kral adamlarına emretmiş, adam 100 altın verilmiş. Ve adam şöyle demiş...
...sonunu düşünmeden hiçbir işe başlama.
Kralın yanındaki asiller güler.
Adamın tavsiyeden önce 100 altın almasını akıllıca bulurlar.
Kral asillere dönmüş, her öğüt değerlidir, ben çok beğendim.
Bence siz de aklınızda tutun, demiş.
Bu öğüdü de aklında tutmaya karar verir ve sarayın duvarlarına bu öğüdü...
...altınla yazılmasını emreder.
Her zaman yemek yediği gümüş tabağa da bunu ekletir.
Bir süre sonra kralın veziri...
...krala bir komplo kurmaya karar vermiş.
Sarayın doktoruna 50 altın rüşvet vermiş ve...
...kralı zehirleyip, kanını akıtmasını söylemiş.
Doktor kabul etmiş.
Kralı zehirlemiş, koluna neşteri vurmuş...
...kralın kanını tabağa akıtırken, tabaktaki yazıyı okumuş.
Ve doktor o an kendine gelmiş. Ve sonunu düşünmüş.
Çünkü bu olaydan sonra vezir kral olacak...
...ve doktoru öldürecek. Önünde hiçbir engeli yok.
Doktor karar verir, kralı kurtarır.
Kral bir süre sonra kendine gelir ve doktora sorar.
Neden son anda vazgeçtin?
Doktor, tabağınızdaki yazıyı okudum, der.
Yani sonumu düşündüm, der.
Kerem Bey, Sultan Hanım.
O yüzden arkadaşlar, sonunuzu düşünmeden hiçbir işe başlamayın.
Karar size kalmış.
Feride, geldik ama ağzını açıp tek kelime etmedin.
Üzerine gelmeyeyim diyorum ama neler oluyor?
Sadece tek bir şey söyleyebilirim Yalçın.
O da bu sorunu nasıl çözeceğimi bilmediğim için.
Annem, babamın dükkânını satmış.
Ne? Kime satmış?
Nasıl yani? Dükkân Faik amcanın üzerine değil mi?
Öyle. Aynen öyle de...
...annem ne yaptı? Yani ne yaptı da o dükkânı sattı, kime sattı?
Tamam, ben bir araştırayım bakayım.
Sağ ol Yalçın.
(Müzik)
(Merve) Ee, Feride Hanım?
Ne, ee Merve Hanım?
Madem fabrikaya gidecektiniz, bana da bir zahmet haber verseydiniz.
Hani ben de bu şirketin bir tasarımcısıyım ya.
Merve Hanım, konuşma şeklinize dikkat edin lütfen.
Dikkat etmezsem ne olur? Kovdurur musunuz beni?
(Feride) Merve Hanım, haklısınız.
Ama ben düşündüm ki benim açtığım sorunu yine ben halledeyim.
Zira bu olaylar başladığından beri...
...benim yanımda duran, bana hak veren bir duruş sergilemediniz.
Ben de dâhil olmak istemeyeceğinizi düşünerek size hak verdim.
Yani o yüzden, sizi fabrikaya kadar sürüklemek istemedim.
Sonuçta ayak işiydi.
Hayır, ben başından beri sizin destekçinizim.
-Öyle mi? -(Merve) Evet.
Yani ayak işi olması, sizin için problem değildi.
Hayır, tabii ki değildi.
Tamam, o zaman bir daha böyle bir ziyarette bulunacak olursam...
...sizi önceden bilgilendiririm.
Lütfen, bir zahmet.
(Feride) Tamam, o zaman odama yeni taslaklar istiyorum.
Bir de kafamı toplamam için bayağı acı bir kahve getirirseniz sevinirim.
(Feride) Nasıl olsa desteğin her türlüsüne açığız değil mi? Sizin için fark etmez.
Yoo, hayır. Fark etmez. Ben her zaman yanınızdayım.
Teşekkür ederim.
Bu Feride'yi de anlamadım.
Sevsem mi, sevmesem mi bilemedim.
Efendim Damla Hanım.
Yok bir şey Enes Bey, size söylemedim.
Tamam.
Feride'den ekmek çıkar mı acaba bize?
Nehir Hanım, kendinizi yormasaydınız.
Evet ama alışkanlık işte.
Siz bilirsiniz.
Gülten teyzeciğim.
-Biraz oturabilir misiniz? -Neden?
Size bir özür borcum var.
Ne özrü Nehir Hanım?
Şu geçen işten çıkarılma mevzusu.
Özre gerek yok.
Eğer aramızda kalacağına söz verirseniz size söyleyeceğim.
Elbette.
Tahsin amcam istedi.
Yani bir düşünün, benim sizinle ne gibi bir problemim olabilir ki?
Öyledir elbette.
Tabii, anladım. Sorun değil.
Evet, haklısınız.
Bir arzunuz olursa ben mutfakta olacağım.
Tamam, çok teşekkür ederim.
Aziz bu kadına neden bu kadar düşkün, anlamadım ki.
(Telefon çalıyor)
Efendim Merve.
Nehir, ne zaman döneceksin?
Çok teşekkür ederim. Kaza geçirdim de iyileşmeye çalışıyorum.
Özür dilerim. O kadar üzüldüm ki canım arkadaşım.
Evet, çok belli oluyor.
Canım, gerçekten özür dilerim. Sabah aldık haberi. Sabahtan beri kaynıyor burası.
Yokluğun buraları sallıyor, biliyorsun.
Biliyorum. Bana bilmediğim bir şey söyle.
Sabah Feride'yle Kerem fabrikaya gittiler.
Neden?
Bilmem, kalan kumaşlarla ilgili bir çizelge tutulacakmış.
(Merve ses) Bir de kumaşları kendi mi ne görmek istemiş. Öyle bir şey söyledi.
Feride--
(Nehir ses) Tamam Merve, çok sağ ol.
Allah kahretsin, çözüm buldu.
Ben kahveyi götüreyim.
Pınar Hanım, merhaba. Müsait misiniz?
Bugün fabrikaya Kerem Bey ve çalışanlarımızdan Feride Hanım gelmişler.
Onlara verdiğiniz belgeleri bana gönderebilir misiniz?
Tamam, çok teşekkür ederim. Sağ olun.
Hadi bakalım Feride Hanım...
...yarın fabrikada kumaş kalmadığını öğrenince ne yapacaksınız acaba?
Feride'den ne istiyor acaba?
(Kapı vuruluyor)
Gel.
-Buyurun Serpil Hanım. -Benden istediğiniz dosyalar Aziz Bey.
Tamam, teşekkür ederim.
(Müzik)
Kadırga mı?
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
-Efendim Aziz. -Altan, neredesin?
Nerede olacağım, konuştuğumuz işlerin peşindeyim.
Hepsini bırak, derhâl holdinge gel Altan.
Tamam.
Yine bir şey bulmuş bizimki.
Ne oluyor ya?
(Telefon çalıyor)
Evet, söyle.
(Erkek ses) Tahsin Bey, saatin izini antika dükkânına kadar sürdürdüm.
(Erkek ses) Ama o dükkân--
O dükkânı yıkın ve saati bana getirin.
Ah baba ah! Her şeyi o saatin içine sokuşturmanın anlamı neydi?
Yetti be, sizin sırlarınız da bilmeceleriniz de.
(Kapı vuruluyor)
(Gerilim müziği)
Hayırdır Feraye? Bir şey mi unuttun?
Evet. Oyun arkadaşlarının yanında karizmanı bozmak istemedim.
Şimdi asıl işi konuşalım.
Ne diyorsun sen?
Babamı içeri attırmak iyi bir fikir değildi.
Hele de onun yerine geçmeye çalışmak.
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruluyor)
Gel.
Komiserim. Pardon, başkomiserim.
Önemli değil.
Üzülme Sait, kendisi de alışamamış daha, baksana koltuğuna bile oturamıyor.
(Kapı kapandı)
Ne var?
Hayırlı olsuna geldim. Niye kızıyorsun ki?
Memurların yanında ayıp oluyor.
Bugüne bugün başkomiserim diyorsun yani.
Bir şey demiyorum.
İki günlüğüne izin isteyecektim ben.
Niye?
Annemle eşyaları alıp geleceğim.
Bitti mi ev, hallettin mi?
Vallahi çok yoruldum ama hallettik.
İyi, hadi bakalım. Güle güle, hayırla oturun.
Eyvallah.
Eyvallah ne ya?
Eyvallah, yani bir çeşit selamlaşma şekli. Evelallah gibi bir şey herhâlde.
Onu biliyoruz da hani sen kadınsın. Ne bu eyvallahlar falan?
Kadınsın derken?
Yani böyle sokak ağzını bıraksan da daha kibar konuşsan.
Eyvallah kaba mı sence?
Tamam, tamam. Bir şey demiyorum ben.
Sana benden bir hafta izin, hatta git bir de taşınmadan tatil yap.
Allah aşkına, sen bana söylesene şunu, senin benimle derdin ne?
Seninle ne derdim olacak benim? Sürekli aynı soruyu sorup duruyorsun.
Sen de niye o zaman sürekli damarıma basıyorsun benim?
-Sen de bastırma o zaman. -Ne yapıyorum ben ya?
-Benimle öyle ya'lı falan konuşma? -Konuşursam ne yaparsın?
(Telsiz sesi)
Neyse, hadi. Yapabileceğim bir şey var mı benim?
-Var. (Yalçın) Dövseydin.
O da olur inşallah.
-Bu ne? -Bizim evin anahtarı.
Kimseye güvenemem ben sana güvendiğim gibi.
Babamdan sonra kalan araz diyelim. Güven sorunu. Neyse.
Bir zahmet bir temizlikçi ayarlayabilirsen.
Emine falan da ilgilenir işte.
Ulan Yalçın, ulan Yalçın! İyi halt ettin.
Kız ne için gelmiş senin yaptığına bak. Aferin sana.
Sait!
(Kapı vuruluyor)
Buyurun kom... Başkomiserim.
Arşive bak bakalım, Kudret'le ilgili dosyaları bul getir bana.
Yağmur Komiser'in babasının cinayeti mi?
Evet.
-(Tahsin) Anlaşabildiğimize sevindim. -Ben de öyle.
Bülent Bey'e selamlarımı iletin lütfen. Gözü arkada kalmasın.
Kalacak olsaydı seni vekili yapmazdı.
(Müzik)
İşte bu iş böyle yapılır.
İnsanın zengin arkadaşının olması başka bir şeymiş.
Bir havam değişti.
Aa! Ne işi var onun burada?
Okulda olması gerekmiyor muydu? Dur bakayım ben şimdi.
(Faik) Evet.
-Tam buradan değil mi? -(Faik) Evet.
Can, ne yapıyorsun sen bakayım burada? Niye okulda değilsin?
Babama yardım ediyorum. Ne bağırıyorsun?
Bir tane terziyle ihya olduk, bir de sen terzi ol başımıza.
Bak bir de tavır yapıyor. Yürü bakayım çabuk eve, çabuk!
Aa! Bilim projelerinle zaten evi patlatacaksın.
Bir de gelmiş senin yanında kumaş kesiyor.
Aman, Aneta abla.
(Hasibe) Aa! Aneta abla.
Hay Allah'ım ya Rabb'im.
Ee, affedersi...
Altan Bey, hoş geldiniz.
Sağ olun Serpil Hanım. Hoş gördük.
Ben buraya ilk defa geliyorum da Aziz Bey...
Altan abim gelmiş. Hoş geldin.
Aa, Sultan. (Sultan gülüyor)
-Nasılsın bakalım? -İyiyim.
Ben senin nereye aradığını biliyorum sanırım. Hadi gel benimle.
Sağ olun.
Ama bu şekilde olmaz ki yani.
Önemli biri galiba.
Kimdi o?
Kimdi o?
Aziz Bey'in en yakın arkadaşı ve koruması. Kardeş gibiler yani.
Bir özür dilemek lazım şimdi.
Abiciğim.
(Sultan) Abi!
Şükür geldin. Kafayı yiyeceğim burada.
Onun bu hâliyle ancak sen baş edebilirsin Altan abi.
Sana güveniyorum.
Evet, söyle bakalım, ne oldu yine?
Gerçi dün geceden sonra başka bir şey olmasına da gerek yok ama.
Neyse, sen iyi misin? Hiç konuşamadık.
Değişen bir şey yok.
Tabii bu beklenilen bir tepkiydi. Hatta senin beklediğin bir tepkiydi.
Öyle değil mi Altan?
Gel seninle iş konuşalım. Nedir şimdi gündemimiz? Neler oldu?
Bir mahallede neden bu kadar çok taşınmazımız olsun ki?
Üstelik o mahalle...
-(Altan) Ne? -Neyse.
Altan...
...sen bunların üzerinde biraz dur, araştır.
En çok da Kadırga'daki babamı araştır bakalım.
Her şey derine indikçe karışıyor Altan.
(Altan) Hiç sorma.
Bak Aziz, benim kafa durdu zaten, o yüzden sen ne diyorsan o.
Ben bunlara bir bakayım o zaman.
Ben bir Feride'ye bakayım.
(Damla) Altan Bey! Altan Bey!
Buyurun.
Ben sizden özür dilemek isterim.
-Neden? -Geldiğinizde sizi fark edemedim.
-Çünkü-- -Hiç sorun değil.
Kabalık ettim ama.
Yani şirkette işler o kadar yoğun ki kimseyi görecek hâlde değiliz.
Anlıyorum. Ama dediğim gibi hiçbir önemi yok. Size kolay gelsin.
(Müzik)
Çetin cevizim diyorsun yani.
(Müzik)
-(Sultan) Feride. -Sultan.
Seni yakaladığım iyi oldu. Gelsene.
-Hayırdır, bir şey mi oldu? -Gel sen.
Sen geçen gün bizim ev çok civcivli demiştin.
Evet.
Ama ben birkaç gün sende kalsam, olur mu? Birlikte gider geliriz iş yerine.
Ama...
...sorun olursa, yani olmaz dersen de...
Yok, ondan değil.
Sultan, biliyorsun bizim evlerimiz küçücük.
Eğer gelirsen, benim odamda beraber kalmak zorundayız.
Hem bir şey mi oldu? Ne oldu?
Babam Nehir'i bizim eve yerleştirdi. İyileşinceye kadar bizimle kalacakmış.
Ben babamla Nehir'le aynı evde kalamam Feride, ölürüm.
Bir otele yerleşeyim desem, kapının önüne ordu dikerler, biliyorsun.
Sultan, bak biliyorsun başımın üstünde yerin var ama...
...bu pek uygun değil. Abin çok üzülür.
Tabii, tabii.
Hem Gülten teyze var.
Zaten sizin evde birbirinizi görmeden, bir hafta kadar yaşarsınız.
Haklısın.
Nehir hasta olduğu için sizde.
Tamam. İkna oldum.
-İyi. Sonra görüşürüz. -Görüşürüz.
(Müzik)
(Duygusal müzik)
Feride, biraz konuşabilir miyiz?
Tabii, buyurun Aziz Bey.
Feride, lütfen yapma.
Oyuna devam etmeliyim diyen sensin. Ben de oyuna devam ediyorum işte.
Haklısın.
Otursana.
Yerden göğe kadar haklısın.
-Ama-- -Ama?
Aması yok Aziz.
Ben senin yüzünden dün geceyle ilgili, sabah Sultan'a sustum kaldım.
Feride'm.
Efendim.
Lütfen yüzüme bak.
(Duygusal müzik...)
(...)
Bunlar sana ait.
Sen de bana.
Bunları beni affettiğin zaman tak ki...
...beni affettiğini anlayayım.
Ve bana bir söz ver lütfen.
Niye?
Niye Aziz?
Feride'm, bizi her zamankinden daha büyük şeyler bekliyor, hissediyorum.
Dahası içten içe biliyorum.
Lütfen sağlam dur.
Sen yıkılmadığın sürece ben yıkılmam.
Ben yıkılırsam?
O zaman hiç yıkılmam.
Seni kaldırmak için.
Feride'm.
Ama bu seni affettiğim anlamına gelmiyor.
(Aziz) Evet.
Senin yüzünden yakalanacağız.
Aa! Benim yüzümden mi?
Evet.
Ben mi dedim gel karşıma otur diye?
Ne yapayım?
Kalbim burada atıyor, bedenim yukarıda yaşıyor.
Bu ayrılık bünyeme ters geldi Feride.
Parçalanıyorum. Hem ben daha hastayım, daha yeni uyandım, kendime gelemedim.
Biraz ilgiye ihtiyacım var.
Tabii, tabii.
Tabii.
Bence bir an önce dön.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Ahh!
(Telefon çalıyor)
Efendim Nehir kızım.
Tahsin amca, neler oluyor? Siz benden bir şey saklıyorsunuz.
Tam ne demek istediğini anlayamadım kızım.
İki gündür sorduğum sorulara kaçamak cevap veriyorsunuz, benden kaçıyorsunuz.
Ee, yani?
Bu anlaşmanın benim için tek bir maddesi vardı. Aziz.
Ve şu anda Aziz--
Sen bu işten vazgeç kızım. Bu işler zorla olmaz.
Son sözünüz mü?
Hayır, benim son sözüm değil. Önemli olan Aziz'in son sözü.
Ama gelgelelim o da seni istemiyor işte.
Biz sözlendik ama.
Sen sözlendin kızım. Aziz hiçbir şey hatırlamıyor.
Şimdi sen Aziz'in boşluğundan faydalanıp bir şey yaptın...
...ama bu, er geç açığa çıkar değil mi?
Peki, siz bana niye destek oldunuz?
Ama o zaman öyleydi.
Bir dakika ya.
-Şu an bana ihtiyacınız kalmadı değil mi? -Hayır kızım, tam tersi.
Sen bana ihtiyacım olan birçok şeyi fazlasıyla verdin.
Alo Aslı, sana bomba bir haber vereceğim.
Bütün belgeleri şimdi sana mail atıyorum.
Ama bana çok büyük bir iyilik borçlusun.
Bu hayatının haberi olacak. Kariyerinin yükselme tahtası.
Tamam.
Tamam ne zaman düşer internete?
Tamam. Yarım saatten fazla sürmesin.
Yarım saat içinde internette olsun, tamam mı?
Gelip beni alın hemen.
Gülten Hanım!
-(Gülten) Efendim Nehir Hanım. -Eşyalarımı toplayın, hemen!
Ama bu hâlde nereye gidiyorsunuz Nehir Hanım?
Sizi ilgilendirmez.
Eşyalarımı hazırlayın ve hemen buraya getirin.
Tamam, tamam.
Ah!
(Hareketli müzik)
Aneta abla! Hah, uyuyor çok şükür.
(Kapı açılıyor)
Heyecanlandım. Nefes nefese kaldım, oh.
Bu koku ne? Duman?
Aneta abla yaktın evi kalk!
Ay! Ay ne oldu Hasibe?
Eh be kadın. Yakma demedim mi sana ocağı ben?
Hey Allah'ım, ben ne günah işledim de bunlar geldi başıma.
Telefonda konuşurken unuttun herhâlde Hasibe.
Söndür söndür, ev yanacak.
Sus be kadın, zaten canım burnumda!
-Ay ne bağırıyorsun bana, ben mi yaktım? -Yok yok, ben yaktım.
Ben yaktım anlıyor musun? Evet, bu başımı ben yaktım.
Ah ben bu başımı hangi taşlara çarpsam acaba?
Bana bak bir de burada duruyor hâlâ. Boğulacak bir de başıma, çık dışarı!
Allah'ım ya Rabbi ya!
İşin yoksa bir de şimdi yemek yap. Senin yüzünden yapacağım bir tane daha!
Bıktım bu Aneta'dan.
(Erkek gazeteci) Bir açıklama yapmayacak mısınız?
(Kadın gazeteci) Bir açıklama yapacak mısınız Aziz Bey? Aziz Bey!
Ne oluyor arkadaşlar, bu sesler de ne?
Basın toplantısı yapacak mısınız Aziz Bey?
(Üst üste konuşmalar)
Ne oldu Kerem?
Ne oluyor?
(Gerilim müziği)
Sultan.
Abiciğim seninle biraz konuşmam lazım.
(Erkek gazeteci) Aziz Bey, lütfen bir açıklama yapmayacak mısınız?
Zehirleme konusu hakkında bilginiz var mı?
Ver şu tableti abi, ne oluyor?
(Sultan iç ses) Korkmaz ailesinin...
...imparatoriçesinin ölümünün arkasındaki sır perdesi açıldı.
(Gerilim müziği)
(Serpil iç ses) Ailenin cenazeyi neden apar topar kaldırdığı da ortaya çıktı.
(Feride iç ses) Perihan Korkmazer, istenmeyen gelin Feride Çağlar için...
...az bulunur bir zehir hazırlatmış. Feride Çağlar...
...koleksiyonunun tanıtıldığı defile gecesi, onu öldürmek için...
...tespit edilmesi çok zor olan...
...ve hayli yüklü miktarda para ödeyerek getirttiği zehirle...
(Aziz iç ses) Ancak Feride Çağlar'la birlikte...
...Korkmazer Holdingin tek veliahttı...
...Aziz Korkmazer’in de içmesiyle işler çığırından çıktı.
(Kerem iç ses) Aziz Korkmazer’in bir daha uyanamama riskiyle...
...aylardır komada olduğunu hepimiz biliyorduk.
(Kerem iç ses) Ancak basına trafik kazası diye sunulan bilgi baştan sona yalanmış.
(Sultan iç ses) Perihan Korkmazer...
...kendi oğlunun acısına dayanamayıp intihar etti.
(Sultan iç ses) Perihan Korkmazer’in intihar sonrası son fotoğrafları.
Aa!
(Duygusal müzik)
Sultan!
(Erkek gazeteci) Sultan Hanım bir açıklama yapacak mısınız?
-Çekil! -Sultan Hanım.
(Aziz) Sultan!
Sultan!
(Gazeteciler üst üste sorular soruyor)
Sultan güzelim, Sultan aç şunu. Sultan!
Sultan!
(Erkek gazeteci) Aziz Bey bir açıklama yapacak mısınız?
Abi!
(Gazeteciler üst üste sorular soruyor)
(Araba çalışıyor)
(Duygusal müzik)
(Telefon çalıyor)
Efendim Tahsin amca.
Nehir ne yaptın sen, ne yaptın? Delirdin mi sen?
(Nehir ses) Daha hiçbir şey yapmadım. Bu uyarı ateşiydi diyelim.
Artık dikkatini çektiğime göre...
...benimle yeniden masaya oturmak zorundasın Tahsin…
…amcacığım.
(Gerilim müziği)
Sultan.
Nereye gidiyorsun Sultan, nereye?
(Telefon çalıyor)
-Efendim? -Neredesin?
-(Aziz ses) Sen kimsin? -Fırat ben.
Her ne istiyorsan, şimdi hiç sırası değil.
Bir şey diyeyim mi? Tam sırası. Haberi gördüm.
Benimle buluşmazsan eğer, size öyle bir ikinci dalga vereceğim ki.
-Açık konuş. -(Fırat ses) Mahalleye gel.
Yoksa gerçekten sonrasına karışmam.
(Gerilim müziği)
-Ne oluyor? -Fırat.
Benimle buluşmazsan ikinci darbeyi ben indiririm diyor.
Haberleri izlemiş.
Eline sağlam bir şey olmasa tehdit etmez.
İyi tanırım.
İndir beni.
Altan, sana konum yolluyorum beni buradan al.
(Aziz) Sultan'ı bulmadan gelme.
Sence?
(Hareketli müzik)
(Duygusal müzik)
Feride, gerçekten iyi misin? Bak bir hastaneye falan gitseydik.
İyiyim, iyiyim arkadaşlar.
(Kapı kapanıyor)
(Hasibe) Al işte, ikinci kere yemek yaptım.
Ah Feride, geldin mi kızım? Gel bak...
(Tabaklar kırılıyor)
(Erkek spiker ses) Perihan Korkmazer'in cinayete teşebbüs edecek kadar...
...bu kızı istememesinin sebeplerini herkes merak ediyor.
(Televizyon kapanıyor)
Hayır, hayır, hayır.
Sen sonunda katil de oldun demek ha?
Hayır, o beni öldürmek istedi.
Kadının oğluna yapışmasaydın öyle yapmazdı.
Hayır, hayır, hayır.
-(Faik) Hasibe! -Faik'im yok bir şey yok.
Tepsiyi düşürdüm.
Bana bak Aneta abla, Faik'e bir şey söylemek yok tamam mı?
Eğer bir atak daha geçirirse dayanamaz, anladın mı ablam?
Anladım.
Çünkü senin ayarın belli olmuyor ya ondan söyledim.
Gel, gel canım gel, gel gel. Gel canım.
Gel, gel. Tamam, hadi. Yavaş, yavaş.
Hah tamam, şöyle geç.
(Hasibe) Hadi bakalım.
Ha, ha... Haber.
Faikciğim televizyon bozulmuş, seyredemiyoruz.
Biz de Aneta ablayla onu konuşuyorduk. Değil mi Aneta abla?
Evet bozuldu. Açılmıyor Faik.
Ben kalkayım.
-Sen nereye? -Odama gideyim bari.
Hadi.
Çok şükür, Allah yüzüme güldü.
-Can? -Odasındadır Faikciğim.
Sana yemek getiriyorum ben şimdi. Çok güzel dolmam var.
(Hasibe) Tamam mı, geliyorum.
Yoruldum, yoruldum.
Yoruldum çok yoruldum. Artık çok yoruldum.
Çok yoruldum çok.
Çok.
Uf!
Allah'ım sen bana yardım et Allah'ım.
Sen güç kuvvet ver.
Yoruldum ben çok yoruldum.
Yoruldum. Çok yoruldum.
Sen yardım et Allah'ım.
Yardım et Allah'ım.
Aç baba şu telefonu, aç!
Aziz sakin ol lütfen. Şu an en sakin olman gereken zaman.
Bunu bize nasıl yapar? Nasıl!
Açmıyor.
Açmıyor.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Kerem) Sultan!
Sultan!
(Duygusal müzik...)
(...)
Faikciğim.
Can! Hadi oğlum yemek hazır.
Aneta abla! Hah, gel gel.
Geç, geç sen de böyle otur.
Tamam siz oturun, ben Can'ı uyandırıp geliyorum tamam mı?
Hadi.
(Hasibe) Hadi ama ya. Uyuya mı kaldın, ne oldun bu kadar sen?
Can!
Oğlum!
Neredesin, bak şakanın sırası değil.
Can?
(Hasibe) Can!
(Hasibe) Oğlum!
Can?
Can?
Can!
-Aneta abla Can geldi mi? -Gelmemişti.
Eh be kadın, bu saate kadar niye söylemiyorsun?
Nereden bileyim, arkadaşına gider bazen.
Can yok. Can yok Faik, Can yok!
Şeyi arayalım, Yalçın'ı arayalım. Yalçın'a gidelim Can yok.
Hey Allah'ım ya Rabbi.
-Ne demek yok, nerede? -(Hasibe) Yok işte.
Nerede, ne demek yok işte?
Bilmiyorum kızım bilmiyorum.
Sırt çantası yok, bugün giydiği ayakkabı yok, bir şey yok.
Duramam ben gidiyorum.
(Hasibe) Can!
Baba, baba sen dur. Belki eve gelir.
Sen geldiğinde beni ararsın. Ben annemle arayacağım tamam mı?
Durun burada tamam mı?
(Feride) Anne, anne!
Anne bekle.
Anne.
(Hareketli müzik)
Altan, Nehir hangi deliğe girdiyse bul çıkart.
-Bana bunun hesabını verecek. -Tamam ama sen sakin ol.
(Gerilim müziği)
(Salih) Beş.
Keder.
(Salih dış ses) Derler ki...
...eğer ona, ancak kötülüklerin son bulduğunda...
...ve iddiaların yok olduktan sonra vuslatın gerçekleşeceğini düşünüyorsan...
...ona ebediyen ulaşamazsın demektir.
(Salih dış ses) Fakat Allah seni kendisine ulaştırmak isterse...
...kendi vasfıyla seni örter, kendi sıfatıyla seni kapatır.
(Salih dış ses) Yani vuslat senden olanla değil...
...ondan sana olanla gerçekleşebilir.
(Salih dış ses) Kederlerin asıl sebebi seni dünyadan vazgeçirmek...
...ve dünyanın senin gözünden düşmesini sağlamak...
...ve ondan yüz çevirmenin istenmesidir.
(Salih dış ses) O hâlde keder sana dokunduğunda var gücünle Allah'a yönel.
(Salih dış ses) Dünyadan yüz çevir.
(Salih dış ses) Kedere düşünce insan kendini sorgulamaya başlar.
(Salih dış ses) Kendi ile kavga etmeye başlar.
(Salih dış ses) Bu gidiş gelişlerle birlikte çöküş başlar.
(Salih dış ses) Ancak yükselişin ilk basamağı ise çöküştür.
(Salih dış ses) Der ki; kederi de lütuf bilmek lazım gelir, Yunus'un dediği gibi.
(Salih dış ses) “Cana cefa kıl, ya vefa.”
(Salih dış ses) “Kahrın da hoş lütfun da hoş.”
(Salih dış ses) “Ya dert gönder ya deva.”
(Salih dış ses) “Kahrın da hoş lütfun da hoş.”
(Salih dış ses) “Hoştur bana senden gelen...
...ya hilatü yahut kefen.”
(Salih dış ses) “Ya taze gül yahut diken.”
(Salih dış ses) “Kahrın da hoş lütfun da hoş.”
(Salih dış ses) “Gelse celalinden cefa, yahut cemalinden vefa.”
(Salih dış ses) “İkisi de cana sefa.”
(Salih dış ses) “Kahrın da hoş lütfun da hoş.”
(Salih dış ses) “Ger bağu, ger bostan ola...
...ger bendü ger zindan ola...
...ger vaslü ger hicran ola.”
(Salih dış ses) “Kahrın da hoş lütfun da hoş.”
(Salih dış ses) “Ey padişahı lemyezel...
...zatı ebed, hayyı ezel...
...ey lütfu bol, kahrı güzel.”
(Salih dış ses) “Kahrın da hoş lütfun da hoş.”
(Salih dış ses) “Ağlatırsın zari zari...
...verirsen cenneti huri...
...layık görür isen narı.”
(Salih dış ses) “Kahrın da hoş lütfun da hoş.”
-Söyle. -Dur bakalım ya, ağır ol.
Fırat, elimden bir kaza çıkmadan konuş.
Tamam, tamam konuşacağım.
Ama seni şöyle bir izleyeyim ya. Çok sıkışmış ve çaresizsin.
Biraz tadını çıkarayım.
Fırat!
Konuş!
Tamam.
Senin dediğin gibi olsun. Bunun hesabını soracağım.
(Gerilim müziği...)
(...)
Bak, bak.
Nereden buldun Fırat?
-Şimdi kıvama gelmeye başladın. -Fırat, nereden buldun?
Babanın ofisinden. Nasıl?
Şimdi gelelim anlaşmaya.
Ablamdan uzak duracaksın. Babana da söyleyeceksin.
(Fırat) Ailemizin yakasından düşecek.
Yoksa bu belgeleri çok hızlı bir şekilde dünyaya yayarım.
Tamam mı?
(Salih dış ses) “Gerek ağlat, gerek güldür...
...gerek yaşat, gerek öldür...
...âşık Yunus sana kuldur.”
(Salih dış ses) “Kahrın da hoş, lütfun da hoş.”
Feride?
(Hareketli müzik...)
(...)
Sultan!
(Kerem) Sultan!
Neredesin Sultan, neredesin?
Neden geldin ki?
Yalnız kalmak istiyorum ben.
Sultan.
Sultan.
(Duygusal müzik)
Sultan, ben seni ne zaman yalnız bıraktım ki?
Buna kaçmak denir.
Ölürken bile gerçeklerle yüzleşmekten kaçtı annem.
Sen bu ailenin vicdanısın.
Sen bu ailenin vicdanısın.
Sen bu ailenin, tıpkı bu ağaç gibi...
...sırtını yasladığı...
...güvendiği...
...dayandığı...
...vicdanısın.
Senin böyle kendini harap etmene izin veremem.
Tahammülüm kalmadı artık.
Acımızı bile yaşayamıyoruz.
(Sultan) İnsanlar...
...hırsları için ezip geçiyorlar kalbimizi.
Sultan.
Çok özür dilerim ama bir şey hatırlatmam lazım.
Senin soyadın Korkmazer.
Korkmazer olmak bunu gerektirir.
-Alışmaya çalış. -Neye alışayım?
(Sultan) Ben annemin öldüğünü...
...tabletten öğreniyorum.
Bu acımasızlığa mı alışayım?
Sultan...
...savaşmalısın.
Savaşmazsan...
...dışarıdakileri sevindirirsin.
Ailemle mi savaşayım abi?
Kendi oğlunu zehirlemeye çalışan bir annem olduğuna mı yanayım?
(Sultan) Yoksa insanların bu acıyı, adice suiistimal etmesine mi yanayım?
(Gerilim müziği)
Ah be Aziz.
Niye yalnız bırakırsın adamı?
-Can'ı arıyorum gördün mü? -Görmedik. Ne oldu, görmedik.
Can! Can!
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Ne oluyor ya?
Çocuklar, sakin olun. Hele bir anlayalım.
(Hareketli müzik)
Salih sen misin?
Benim.
(Hareketli müzik)
(Duygusal müzik)
Feride, saklan. Saklan Feride.
(Hareketli müzik)
Hah Can, saklan.
Saklan.
(Hareketli müzik)
(Silah patlıyor)
Aziz!
(Duygusal müzik)
Aziz.
(Duygusal müzik)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve işaret dilini...
...kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen Argüç - Nezahat Şalkamcı
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Miliza Koçak...
...Nuray Ünal - Özgür Deniz Türk - Tugay Çiftci
İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat
Son Kontroller: Zerrin Çınar- Dolunay Ünal - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği...)
(...)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.