Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
Bırakın!
Ya ne oluyor? Bırak! Bıraksanıza!
Ya!
Kimsiniz siz?
(Gerilim müziği)
Ya dayı, biz Feride'yle buluşacaktık.
Sonra bir baktım, Feride'yi böyle karga tulumba...
...bir aracın içine bindirdiler, götürdüler.
Yani ne olduğunu ben de anlamadım.
(Emine) Neler oluyor?
Allah kahretsin!
Ortalık biraz sakinleşti demiştim.
İyi de benim Feride’m den ne istiyorlar?
Tehlikeyi kendine çekecek bir adamla beraber Emine.
Başka bir şeye ihtiyacı yok.
Hiçbir fırsatı kaçırma dayı olur mu, hiçbir fırsatı kaçırma?
Hep ev sahibi suçlu değil mi? Hiç hırsızın suçu yok?
Yalçın!
Ne var, ne oluyor?
Feride’yi kaçırdılar Yağmur.
Hayda!
Tamam. Tamam bir sakin olalım önce. Emine, önce bir sakin ol.
Emine, sen arabayı hatırlıyor musun, plakayı görebildin mi?
(Yağmur) Renk ya da herhangi bir şey?
Yani baktım ama bu sefer plakayı göremedim.
Yani sadece siyah bir araçtı. Bir tek onu görebildim.
Tamam.
(Gerilim müziği...)
(...)
Baba!
(Gerilim müziği)
Bu gizemli kaçırılışımın sebebini öğrenebilir miyim Tahsin Bey?
-Gizemli? -Gözlerim bağlı.
Hâlbuki bir telefon açsaydınız gelirdim ben yanınıza sizin.
Çok haklısın. Bizim çocuklar abartmış biraz bu konuyu.
Yazık, gerçekten yazık.
Sizin için bir insanla görüşmek bu kadar mı zor?
Tamam söyleyin.
Neden buradayım?
Bravo, cesur kızsın.
Aziz’in seni neden seçtiğini anlamak zor değil.
Beni buraya kişisel tespitlerinizi söylemek için çağırmadınız herhâlde?
Tamam. O zaman hemen konuya gireyim.
Şimdi...
Aziz şu an hiçbir şey hatırlamıyor. En azından son bir yılı.
Ama böyle kalacak değil.
O gün geldiği zaman sen burada olmayacaksın.
Öyle mi?
Nerede olacağım?
Bilmem. Sana bağlı.
Kabul etmezsem mezarda...
...edersem de...
...istediğim yerde yaşayan zengin bir kız olacağım sanırım.
Bravo, çok zekisin.
Bunun zekâyla alakası yok.
Tahsin Bey bakın, yaşınıza hürmet etmek isterdim ama…
...siz hürmet edilecek bir insan değilsiniz.
Siz insanları parayla satın alabilirsiniz ama...
...ben satılık değilim.
Fark ettim, biliyorum.
Ama ne yazık ki annen ve iki kardeşin seninle aynı fikirde değil.
Ay.
Nehirciğim.
Güzel kızım.
Seni gördüğüm ilk andan beri seviyorum yani öyle söyleyeyim.
Ben de sizi Hasibe teyzeciğim.
Bütün detayları yarın yemekte konuşuruz olur mu?
(Nehir) Ama lütfen unutmayın.
Unutur muyum hiç? Mümkün değil.
Hasibe teyze, şu araba...
Bu? Kerem Bey'in arabası.
Ne işi var burada?
Anneannesini dolaşmaya götürdü.
Anneannesi?
Aneta abla, bizim komşumuz.
Kerem Bey'in anneannesiymiş.
Biz de daha yeni öğrendik sayılır.
Nasıl yani?
Ah Alice.
Ah yavrum.
Anneanne.
Anneanne, hadi gidelim, lütfen.
Hadi.
Kerem.
Bize bunu yapanlardan...
...beni evladıma...
...sana hasret bırakanlardan hesap sormazsan...
Ee, bu ayrıntıları da ben sana yemekte anlatayım Nehirciğim.
Anladım.
Tamam.
İyi akşamlar Hasibe teyzeciğim.
Görüşürüz Nehir kızım.
Şeytanın bacağını kırdım galiba sonunda.
Ay geldik gene.
Ailemiz, sevdiklerimiz bizim en zayıf tarafımız değil mi?
Birdenbire nasıl da bizi böyle güçsüzleştirebiliyorlar, ha Feride?
Ben sizin için öyle olduğunu düşünmüyorum.
İyi.
Tamam ya, bu konuşma yeteri kadar uzadı zaten.
Pekâlâ. Kardeşlerin...
...Fırat ve Ceylan.
Onların kaderleri bundan sonraki senin davranışlarına kaldı.
Size bir şey soracağım Tahsin Bey?
Siz benden, benim ailemden neden bu kadar korkuyorsunuz?
Kendini çok önemsiyorsun herhâlde. Ben senden niye korkacakmışım?
Senden niye korkayım ben?
Ben seni seven oğlumdan korkuyorum.
Ha korku, hani bu az önce konuştuğumuz konu var ya...
...hani senin, bende olmadığını zannettiğin şey...
...o, bu korku işte.
Ben oğlumu kaybetmekten korkuyorum.
Sevdiklerimiz Feride…
Bizi savunmasız bırakan yegâne sebep.
Ha dışarıya olan o gücümüz, pervasızlığımız…
...yakıp yıkmalarımız falan sevdiklerimiz devreye girince ne oluyor?
Bütün kalkanlarımızı gümbür gümbür indiriyor.
Anladım.
Siz Aziz’e diş geçiremeyince...
...bizim gibi kolay insanlara diş geçireyim dediniz.
Ne istiyorsunuz?
Vallahi ne isteyeceğim, çok fazla bir şey istemiyorum.
-Evet. -Kaybol.
Şimdi sen kendi isteğinle kaybolmazsan...
...bu defa ben seni kaybetmenin yolunu arayacağım.
(Tahsin) Değil mi?
(Tahsin) Ama kendi gönlünle yaparsan...
...ki benim tercihim de bu.
O zaman mutlu mesut yaşar gidersin.
Aksini eminim düşünmek bile istemezsin.
Şimdi sen iyice düşün taşın, tamam mı? Bak seni bekleyen araba şurada.
Evine götürecek seni.
Al şu kartımı.
İyice düşün ve beni ara.
Ama en geç yarın akşama kadar.
Ha?
Ha bu arada, seni böyle karga tulumba getirdiğimiz için...
...artık sen de bunun kusuruna bakmazsın herhâlde değil mi?
Feride.
(Gerilim müziği...)
(...)
Hoş geldin Ali.
Buraya gelmeyecektin Ali.
Baba, müsaaden olursa dışarıda konuşalım.
Müsaade senin Necmi fani.
(Gerilim müziği)
Allah yardımcımız olsun.
(Gerilim müziği)
Hoş geldin Abdullah Efendi.
(Gerilim müziği)
Hayırdır inşallah?
Bir gelişme olursa bana haber verin. Tamam.
(Erkek ses) Anlaşıldı, tamam.
Emine, ne diyeceğim bak sana.
Sen aramayı denedin mi hiç Feride'yi?
Yok.
Dur hemen arayayım.
(Arama tonu) Çalıyor!
Güzel.
Hadi Feride. (Arama tonu)
Ne olursun aç Feride.
(Arama tonu)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-Emine. -(Emine ses) Feride!
Feride, nasılsın, iyi misin?
Bak sakın korkma tamam mı? Sakın korkma.
Bütün polis, emniyet şu anda seni arıyor, tamam mı canım arkadaşım, sakın korkma?
(Feride ses) Tamam Emine, bir dur.
Sakin ol, iyiyim. Mahalleye geliyorum ben tamam mı?
Mahalleye mi geliyorsun?
Ha.
Tamam o zaman.
Tamam canım, tamam.
Yalçın, aramayı durdurun, tamam. Ulaştık Feride'ye, geliyor.
Bu neydi şimdi?
Bilmiyorum artık, gelince anlayacağız.
Kızla konuştum. Artık vereceği karara göre...
Oğlum ne yapıyorsun? Düzgün kullansana!
(Korna çalıyor)
Efendim!
Arkamızdaki araç.
Kim bu manyak ya?
Aha! Kör etti beni! Allah!
(Tahsin) Kim bu manyak? İn bak bakalım kimmiş?
-İn baba! -Aziz!
(Aziz) İn!
Aziz, oğlum!
Geç.
(Gerilim müziği)
Sana gönderdiğim konumdaki evin mülkü kime aitmiş, içinde kimler yaşamış?
Tuğlasını kim imal etmiş?
Tahtasını kim çakmış?
Yangında hortumuna su veren itfaiyeciyi...
...artık kimse hepsini tek tek öğren.
Çünkü ben hepsini öğrenmek istiyorum.
Sessiz ve derinden.
Aziz!
Oğlum nereye gidiyoruz?
Oğlum konuşsana, bir şey söylesene Aziz!
Oğlum niye bir şey söylemiyorsun bana, ha?
(Gerilim müziği)
-Bu, bu mezar-- -Mezar değil baba.
Oğlun.
Küçük oğlun.
Unuttuğun için hiçbir sorumluluk hissetmediğin...
...gömdükten sonra mezarının yerini unuttuğun.
Sanki hiç var olmamış gibi hayatına devam ettiğin...
...annemi acısıyla baş başa bıraktığın oğlun.
Niye buradayız baba biliyor musun?
Bugün Fırat'ın ölümünün 15. yıldönümü.
Bugün hepimiz oturduk, hep birlikte yemek yedik.
(Aziz) Paradan konuştuk.
Holdingden, işten güçten konuştuk, ortaklardan konuştuk.
Hayattan konuştuk.
Düğünden konuştuk.
(Aziz) Ama sen hatırlamadın.
Gözlerinin içine baktım baba, acaba dedim bir saniye...
...sadece bir saniye hüzün görebilecek miyim?
Ama yok.
Göremedim.
Neden buradayız baba biliyor musun?
Sana her şeyi en baştan hatırlatmak için.
Annem öldü.
Annem de öldü.
Ve siz benimle dalga geçer gibi...
...annenle kavga ettik, yurt dışına gitti dediniz.
(Aziz) Bunu şimdilik geçiyorum. Ama şimdilik.
Annem niye öldü baba, bir düşün.
İşte o gece...
...defileden sonra-- -(Aziz) Defilede...
...dünyanın en güzel...
...en masum, gencecik bir kadını öldüreceğim derken...
...neredeyse oğlunu öldürüyordun.
İyi de sen bunları nereden biliyorsun?
Gerçekten bu mu baba? Şimdi önemli olan bu mu?
Uyanamayabilirdim.
Anne yüreği işte.
Dayanamadı, çekti gitti.
(Aziz) Sense, ben hiçbir şey yapmadım ki dedin ve kendini akladın.
Kenara çekildin, sıyrıldın.
Muhtemelen...
...cenazede birazcık gözyaşı döktün...
...ve sen, ortada bir cinayete teşebbüs olmasına rağmen...
...holdingi kurtaracağım diye sessiz kaldın.
Feride ölebilirdi.
Fırat öldü baba.
Annem evlat acısıyla kaldı.
(Aziz) Beni iki evladı yerine sevdi.
Bana ne zaman baksa Fırat'ı da gördü.
Annemle kavga ederdim ama...
...ona hiç kızmazdım.
Feride...
...Feride'yi... -Tamam.
Tüm hayatım boyunca...
...hiç kimseyi sevmediğim kadar sevdiğim ilk ve tek kadın.
(Aziz) Feride'm.
Annem onu reddettiğinde, hatta birbirimize rest çektiğimizde bile...
...kızmadım ona, kızamadım. Çünkü onu anladım baba.
Hastalıklı bir sevgiydi ama beni çok sevdiğinden yaptı.
Annemin yalnızlığının bedelini ben hastalıklı sevgisiyle...
...ve bana yaklaşan herkese saldırmasıyla ödedim.
Peki sen baba?
Sen ne yaptın? Bir tane çiçek aldın, gittin annemin mezarına koydun. Gördüm.
Peki hiç annem yaşarken bir çiçek alıp...
...yanına da çiçek gibi birkaç tane kelâm ekleyip kendisine verdin mi?
(Aziz) Hiç sanmıyorum.
Şimdi Nehir'le bana yaptığın gibi. Zaten sizinki de şirket evliliğiydi.
(Aziz) Acaba anneme ne hissettiğini hiç sordun mu?
Şimdi...
...bu kadar lafı neden söyledim, bu kadar şeyi neden döktüm?
Biraz önce Feride'ye söylediğin şeyler vardı ya...
...sevdikleri, insanın elini kolunu bağlar.
Senden değil...
...seni seven oğlumdan korkuyorum, dedin ya.
-Duydun demek. -Maalesef.
Ve haklısın.
Benden kork.
Zamanı geldi.
Çünkü baba, sen beni çoktan kaybettin.
Ellerini Feride'min üzerinden çek.
Hafızamı kaybetmediğimi...
...tüm gerçeği bildiğimi bir kişiye söylersen...
...özellikle işbirlikçin Nehir'e...
...işte o zaman...
Şimdilik susuyorum.
Ama konuşursam...
...çıkacak kasırgada hiçbiriniz...
...hatta hiçbirimiz sağ kalmayız baba.
(Gerilim müziği)
Ben kardeşimin mezarını buraya taşıyalı tam 15 yıl oldu baba. Haberin bile yok.
Ben mezarı buraya taşıdıktan sonra...
...sen Almanya'da bir defa bile ziyarete gitmedin.
Kontrol bile ettirmedin.
Şimdi de çıkmış bana evlat sevgisinden bahsediyorsun.
Sakın bir daha kimseye bu konu hakkında nutuk atma.
Senin sevdiğin bir şey var.
O da kendin.
En azından bu konuda dürüst ol Tahsin Bey.
(Gerilim müziği)
-Feride! -Feride!
(Duygusal müzik)
Geçti.
Çok şükür.
Ne oldu, kim almış seni?
-Tahsin Korkmazer. -Şerefsiz!
Emine.
Bu gece müsait misin, bizde kalabilir misin?
-Sana biraz ihtiyacım var. -Tabii ki canım benim.
Tabii ki.
-Hadi iyi geceler. -İyi geceler.
(Gerilim müziği)
("Baran Bölükbaşı - En Sonunda" çalıyor)
"Anlatacaklarım içimde sağır dilimde kahır"
"Vakti yok hep sen neşeyle çağır"
"Adınla kayıp hayatım..."
Gel lan ben sana gösteririm!
(Üst üste bağrışmalar)
"Damarıma kastı var"
"Sen gel, hep sen gel, ben yenildim anne"
"Dert değilmiş anne"
Buldum.
"Ama şimdi kuş gibiyim, istediğin gibiyim baba"
Buyurun?
Aziz Bey gönderdi.
"Kolay mı, hayır olaylar hiç eksik değil ama sahibi ben gibi miyim?"
Teşekkür ederim.
"Bir elimde kinim, diğerinde nefret"
"Üzdüklerim için affet"
("Baran Bölükbaşı - En Sonunda" çalıyor)
Yani dün çuvala girdi bu adam burada kapının önünde şekil yapıyor.
-Cipler falan, çanta bırakmalar. -Ne bileyim ben.
Ara sor istiyorsan.
-Numarası? -Fırat!
"Yana yana kül oldum"
Bak içeride adamımız var, davetli gibi alacak seni içeri, güzel giyin.
Oğlum anlamıyor musun, peşimde polis var diyorum!
Sen beni dinle, gel. Bak hepimiz kurtulacağız ciddi söylüyorum.
"Aramaktan yoruldum"
Senin yapacağın işe.
"En sonunda kaybettim"
Küçük hırsızlıklar yapan bir çetenin üyesi.
Ama çok da küçük hırsızlıklar yapmıyorsun değil mi?
Elimde, polise verdiğimde seni içeri alacak bir sürü belge var.
Ama merak etme, ben kötü bir adam değilim.
Bunları polise vermeyeceğim. Verebilirim de.
Henüz karar vermedim.
Diyelim ki verdim, istersen şu kapıdan çıkıp gidebilirsin.
Ama benimle gelirsen...
...o çok istediğin zengin hayatın kapılarını sana açabilirim.
Kısa yoldan zengin olmak istiyorsun ve o yol benim.
(Silah sesi)
("Baran Bölükbaşı - En Sonunda" çalıyor)
Bak, yapma.
Çiçek göndermek istersen adresimiz aynı. Bana da gönder.
Yakında.
Çok yakında çıkaracağım seni buradan.
Sabret, tamam mı?
Kerem'e bağlı kal.
Bırak seni içeriden kendi çıkardı zannetsin.
Aksini ısrar etme.
Bir de kimin adamı olduğunu asla unutma...
...Fırat.
("Baran Bölükbaşı - Zaman" çalıyor) "Güçlendim yine yok oldum"
"Bir derdim bin dert oldu"
Anne!
"Güçlendim yine yok oldum"
Her şeyin bu kadar tesadüf olması imkânsız.
Bu oyun artık benim oyunum.
(Gerilim müziği)
(Fırat) Oo.
Ne haber maymuncuk?
Özledin mi beni?
Ben seni özledim.
Hadi bakalım bu kadar dinlendiğin yeter.
(Gerilim müziği)
Gülten abla.
-Gülten abla? -Hah Aziz, şükür geldin.
Ne oldu Sultan'a?
Sultan yemekten sonra kendisini odasına kapattı.
Sesleniyorum çıkmıyor, içecek bir şeyler götürdüm kapısını da açmıyor.
-Tamam Gülten abla, sağ ol. -Aziz, bir şey daha var.
Benden, Perihan Hanım'ın onun için hazırlattığı elbiseleri...
...tekrar dolabına koymamı istedi.
Annesinin takılarını da odasına istiyor.
(Gülten) Eski elbiselerinin hepsini de atmamı söyledi.
Annemi özlüyor.
Senin gibi.
Sanki senin kardeşinden bir farkın varmış gibi.
Sultan. Sultan.
Uyudun mu? Sultan!
(Aziz) Sultan.
(Kapı vuruluyor)
Uyumamışsın.
Biraz konuşabilir miyiz?
(Duygusal müzik)
(Kapı kapandı)
Sultan.
(Sultan) Abi.
Konuşmasak olmaz mı? Sadece olsan. Yanımda olsan.
Gel bakayım yanıma.
Gel bakalım.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
Demek kasan burada değil.
(Gerilim müziği)
(Fırat) Nece bu, Almanca mı?
Çekelim, anlaşılır.
(Gerilim müziği...)
(...)
Baba.
Gelebilir miyiz?
Hoş geldiniz güzel kızım, gelin tabii, buyurun.
Hayırdır güzel kızım?
(Emine) Eve, yere sığamadı Salih Baba. Ben de aldım sana getirdim.
İyi yapmışsın.
Ne yapıyordun sen, müsait miydin? Biz seni rahatsız etmeyelim.
Estağfurullah, o nasıl kelam öyle? Kitap okuyordum.
Baba.
Hani bana küçükken hikâyeler anlatırdın.
Tam şurada uyur kalırdım.
-Anlatır mısın yine? -Olur tabii, olur güzel kızım.
(Müzik)
(Salih) Mesnevi'de anlatılan...
...Azrail'in bakışından korkan bir adamın hikâyesidir.
(Salih) Hikâyedir, masaldır.
(Salih dış ses) Bize sadece duyduklarımızdan, dinlediklerimizden...
...ders almak düşer güzel kızım.
(Salih dış ses) Uzun yıllar önce bir kuşluk vakti...
...safça bir adam Hazreti Süleyman'ın sarayına gelir.
(Salih dış ses) Korkudan beti benzi sararmış...
...dudakları mosmor olmuş.
(Salih dış ses) Hazreti Süleyman ona sorar...
..."Efendi, ne oldu sana böyle?"
(Salih dış ses) Adam korkudan konuşamaz hâlde...
...sesi titreyerek, "Ey Süleyman...
...Azrail'le karşılaştım...
...bana öyle bir öfkeyle kin güder gibi baktı ki." der.
(Salih dış ses) Hazreti Süleyman merakla sorar...
..."Peki sen benden ne istersin, onu söyle bana."
(Salih dış ses) Adam, "Sen canları korursun...
...rüzgâra söyle de beni Hindistan'a götürsün...
...belki oraya gidince...
...Azrail beni bulamaz da canımı kurtarmış olurum." diye cevap verir.
(Salih dış ses) Hazreti Süleyman adama acır, dua eder.
(Salih dış ses) Rüzgâr da adamı alıp Hindistan'a atıverir.
(Salih dış ses) Ertesi gün divan kurulur, divana Azrail de gelir.
(Salih dış ses) Hazreti Süleyman Azrail'e sorar.
(Salih dış ses) "Sen dün bir adamcağızın karşısına çıkıp ona öfkeyle bakmışsın.
(Salih dış ses) Senin korkundan gelip bana sığındı.
(Salih dış ses) Onu avare etmek için mi öyle baktın ey Azrail?" diye sorar.
(Salih dış ses) Azrail, "Ben ona öfkeli bakmadım...
...ben onu yolumun üzerinde görünce şaşkınlığımdan öyle baktım...
...çünkü Cenab-ı Hak bana onun canını bugün Hindistan'da almam gerektiğini...
...emir buyurdu. Şaşkınlığımdan kendi kendime dedim ki...
...bu adamın yüz tane kanadı olsa...
...bir gün içinde Hindistan'a varabilmesi çok zor."
(Salih dış ses) İnsanoğlu işte böyledir.
(Salih dış ses) Kaderine koşarken ondan kaçtım zanneder.
(Salih dış ses) Yoksulluktan, ilahi takdirden korkan...
...ve ihtiraslarına kapılan bizler...
...böylece oraya buraya koşar dururuz.
(Salih dış ses) Kimden kaçıyoruz? Kime koşuyoruz.
(Duygusal müzik)
(Salih dış ses) Kendimizden mi kaçıyoruz yoksa? Kimden neyi kaçırıyoruz?
(Salih dış ses) Olacak olan vakti zamanı gelince...
...olması gerektiği gibi, olması gereken zamanda olur.
(Duygusal müzik)
(Müzik...)
(...)
-Biraz dinlensem baba? -İstediğin kadar.
Eyvallah.
(Müzik...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
(Müzik)
(Feride dış ses) Aziz! Aziz neredesin?
(Feride dış ses) Aziz!
(Feride dış ses) Aziz!
(Müzik) (Kalp ritim efekti)
(Feride dış ses) Aziz.
(Müzik) (Kalp ritim efekti)
(Feride dış ses) Neredesin?
(Aziz hızlıca nefes alıp veriyor)
(Feride dış ses) Aziz.
(Feride dış ses) Aziz neredesin?
(Feride dış ses) Aziz!
(Feride dış ses) Aziz.
(Müzik...)
(...)
(...)
(Müzik...)
(...)
"Ve tevekkel alellah...
...ve kefa billahi vekila."
(Derin derin nefes alıyor)
"Ve tevekkel alellah...
...ve kefa billahi vekila."
(Gerilim müziği)
(Abdullah) "Ve tevekkel alellah...
...ve kefa billahi vekila."
"Ve tevekkel alellah...
...ve kefa billahi vekila."
"Ve tevekkel alellah...
...ve kefa billahi vekila."
"Ve tevekkel alellah...
...ve kefa billahi vekila."
(Abdullah) "Ve tevekkel alellah...
...ve kefa billahi vekila."
(Abdullah) "Ve tevekkel alellah...
...ve kefa billahi vekila."
(Salih) Aziz.
-Baba, o ne demekti? -Allah'a tevekkül et...
...vekil olarak Allah yeter.
Eyvallah. Müsaadenle ben gideyim artık.
Müsaade senin.
"Ve tevekkel alellah...
...ve kefa billahi vekila."
(Tuşlara basıyor)
(Müzik...)
(...)
(...)
(Arama tonu)
(Telefon çalıyor)
Efendim Aziz, ne oldu, bir şey mi oldu?
-(Aziz ses) Yo. -İyi.
Ne arıyorsun beni sabahın köründe o zaman?
Altan, hani şu içini açıp kurcaladığımız saat vardı ya, hatırladın mı?
-Evet. -O saati bana getir.
Ha o saati mi? Tamam da...
Ne oldu, da ne demek?
-Ben o saati-- -Ne yaptın Altan?
(Altan ses) Abdullah amca gelip aldı, ben de ses etmedim...
...Salih Baba'ya götürür diye.
(Aziz ses) Niye?
Çünkü benim eve omuz atsan giriyoruz.
Bir de zaten peşimizde binbir türlü adam.
Bir de böyle şifreli falan olunca en doğru yer orası olur diye düşündüm.
Aferin Altan.
Aferin bana tabii Aziz.
(Altan ses) Zaten defile gecesi eve girip her yeri talan etmişler.
-Sen de teşekkür edeceğine-- -Talan mı etmişler?
-Evet. -Bunu neden şimdi söylüyorsun?
Ne bileyim fırsat olmadı, konu açılmadı.
Ah Altan.
Ne oldu ki?
Nur topu gibi yeni bir saatimiz oldu.
(Aziz ses) Dün gece Abdullah Efendi verdi.
Muhtemeldir ki bunun ucu da dedeme kadar gidecek.
-Hayda! -Hayda Altan!
-Hadi bir an önce kalk da... -Tamam.
Senin nasıl bir deden var be oğlum?
Adamın işi gücü yokmuş herhâlde böyle ömrü boyunca saat şifrelemiş.
Aman neyse.
Nerede bu?
(Gerilim müziği)
Allah Allah!
Nasıl bir ağrı bu? Hay Allah'ım!
Bir bu eksikti başımda.
-Ne oldu? -Ay!
Ne öyle evde arkamdan sinsi sinsi takip ediyorsun? Korktum!
-Dişim ağrıyor? -Dişin mi?
Bir dakika. Hangi dişin?
Niye bana haber vermiyorsun? Gece uyandırsaydın doktora giderdik.
Merhametli cici kız ayaklarına geri mi döndünüz Feride Hanım?
Ne oldu o ayağını denk allar, sen benim annem değilsinler falan?
Peki, sen bilirsin.
Bir defolup gidemedin şu evden.
(Gerilim müziği)
Üf! Param yok!
(Gerilim müziği)
-Günaydın. -Günaydın canım.
Günaydın güzel oğlum.
Anne hasta mısın?
Çok dişim ağrıyor geceden beri.
Ağrı böyle beynime beynime vuruyor.
Çok acayip.
Sana da kahvaltı hazırlayamadım oğlum.
Hadi geçmiş olsun. Ben okula gidiyorum.
Annen seni kahvaltı yaptırmadan göndermezdi.
Ben sana şimdi çok güzel bir sandviç yaparım, onu yersin ablacığım. Olur mu?
Teşekkürler abla. Ben yoldan simit alırım.
O zaman dur, bekle.
Al bunu, harçlık yap.
Gidince hemen kantinden simidini al, ayranını al, ye tamam mı?
Hatta gel beraber çıkalım.
Sen nereye kaçıyorsun? Dur!
-Kaçma! -Hadi ben kaçtım.
-(Feride) Hadi 'bye bye'. -(Can) Görüşürüz.
Bana bak, Fırat'ıma, Ceylan'ıma yaptığın gibi öyle hemen para vermeye kalkma.
Ah! Annem! Annem! Annem!
Bana bak, evde üç tane hasta var.
Bunlara kim kahvaltı hazırlayacak? Kim karınlarını doyuracak?
Senin hiç umurunda değil.
Günaydın Feride.
Ay ay ay!
Ay! Ne oldu sana Hasibe?
Yoksa Faik mi vurdu?
Aneta abla ne Faik'i, ne vurması ayol?
Feride Hanım...
...nereye?
İşe gideceğim. Geç kaldım.
Sana söylüyorum sabahtan beri. Başkasına mı konuşuyorum ben?
(Hasibe) Hastayım diyorum ayol!
Bu evde kontes gibi yaşamayı bırak da bir işin ucundan tut artık.
İşlerin ucundan tutuyorum ya. Borçlarını ödedim o kadar, yetmiyor mu?
Neyse ne.
Ben bugün, bu Aneta ablaya falan bakmam.
(Hasibe) Bak zaten ileri geri konuşup duruyor, benim asabımı iyice oynatıyor.
Bakmam. Anca Faik'le ilgilenirim.
Sen ilgilen. Bak yattım bile.
Hadi bakalım.
(Müzik)
-(Damla) Günaydın Nehir Hanım. -Günaydın Damlacığım.
Bugün çok enerjiksiniz.
Evet. Dün gece harika bir akşam geçirdim.
Çok sevindim.
Bugünkü programımda bir değişiklik var mı?
Yok. Sadece şu firmayla ilgili hâlâ sorun yaşıyoruz.
Zehir zemberek bir mail yazmışlar.
Hangi firma?
Feride Hanım'ın...
Tamam, sen benim devreye gireceğimi, halledeceğimi söyle.
Nehir Hanım.
Madem sorun tekstille ilgili...
...sorunla niye siz ilgileniyorsunuz?
Kerem Bey, çok haklısınız.
Damla Hanım, bu sorunlu süreci ve mailleri Kerem Bey'e aktaralım.
Zaten işim başımdan aşkın.
Günaydın bu arada.
Hımm 'ok'.
Kendi giyinmeyi bilmiyor...
...yeşil kuşakla karateci gibi ortada dolanıyor...
...bir de tekstilin sorunuyla ilgileniyor.
Damla Hanım...
...laf mı dinliyorsunuz?
Buyurun geçelim.
Bana bir kahve getir.
Tabii.
Gel.
Aneta teyzem, ben seni işe götüremem ki.
Götür, götür. Ben uslu uslu bir kenarda otururum.
Kıyamam sana ben. Ama sen yorulursun bütün gün ofiste.
Yorulmam.
İnşallah Emine müsaittir. Ben bir onu arayayım olur mu?
(Telefon çalıyor)
Aa! Hayırdır inşallah sabah sabah.
Günaydın canım. Hayırdır?
Günaydın canım.
Ne yapıyorsun bugün? Müsait misin? İşin var mı çok?
Yani dükkânda biraz işim var ama ne oldu ki?
Annem biraz rahatsız da Aneta teyzeyle pek ilgilenemeyecek.
Sen müsaitsen sana bırakayım diyecektim.
Olur olur tabii. Dükkânda oturur. Hem ona da değişiklik olur.
Teşekkür ederim kuşum. Nerede buluşalım?
Rica ederim canım benim. Ben evden çıktım şimdi.
İşte ortada bir yerlerde buluşalım.
Tamam, tamam. Hadi öptüm. 'Bye bye'.
Tamam, görüşürüz.
Gel Aneta teyzeciğim. Kusura bakmıyorsun değil mi? Özür dilerim.
Olur mu kızım? Kusur olur mu hiç?
(Gerilim müziği)
Kerem konuşabilir miyiz?
Ayağıma kadar geldiğine göre önemli bir sorun olmalı.
(Gerilim müziği)
Kerem...
...sen gerçekten çalışıyorsun.
Ama kalbimi kırıyorsun abi.
Ben hazır giyimin başındayım.
-Kahve? -Yok, sağ ol.
Sana bir şey soracağım.
Şirket hesaplarıyla ilgili sıkıntılar var.
Bildiğin bir şey var mı?
Yok, ne gibi?
Ben de henüz bilmiyorum.
Ama raporlar arası tutarsızlıklar var Kerem.
Bazı yatırımlarımız uzun vadeye yayılı biliyorsun.
Ama yılsonunda hepsini topluyoruz.
Biliyorum. İlk başta ben de öyle düşündüm ama...
Bakayım mı perde arkasına.
Şimdilik bekle. Şimdilik.
Kerem...
...şu Feride...
Ne olmuş Feride'ye?
Nehir, fazlasıyla bana takıntılı olduğunu söylüyor.
(Aziz) Hatta rahatsız edecek dereceye geldiğini söyledi.
Bildiğin bir şey var mı? Gerçekten böyle mi?
Abi...
Abi...
...Feride sana değil...
...Nehir, Feride'ye takıntılı diyebiliriz.
(Gerilim müziği)
Kim aldı peki işe kızı?
Ben.
Tamam. Teşekkür ederim Kerem.
Abi...
...Fırat'ın mezarını nereye taşıdın abi?
Sadece son yılı hatırlamıyorsun değil mi?
(Gerilim müziği)
(Kapı kapandı)
Affedersiniz.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Ve bu anahtar, o evin kapısını açıyor.
Ev nerede?
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Aziz...
(Gerilim müziği)
Kusura bakmayın. Benim sabah önemli bir işim vardı da o yüzden geç kaldım.
Şirket en önemsiz işiniz herhâlde Feride Hanım.
(Nehir) Sizin açtığınız sorunlarla uğraşıyoruz burada.
Önem sıramızı söyleyin de bilelim.
Nehir Hanım anlıyorum, sizin aile kavramınız yok...
...ama ben size hemen açıklayayım.
Benim bir Aneta teyzem var. Sabah zor bir durum yaşadı. O yüzden onu bırakamadım.
Yani bazen anların gelişimine göre, önem sıramız değişebiliyor.
Önemli değil Feride.
Siz daha sonra odama uğrayın lütfen.
Olur böyle şeyler Feride Hanım. Siz benim odama uğrayın.
Tamam Kerem Bey.
Önce Kerem Bey'e uğrayın, daha sonra bana uğrarsınız.
Tamam Aziz.
(Gerilim müziği)
'Frido' Hanım...
...ne oluyor?
Anneannemin durumu nasıl?
Yok, Aneta teyze gayet iyi. Annem...
Her şeyi hallettim ben. Merak edilecek bir şey yok.
Feride Hanım...
...kötü, acımasız, ezber bozan, ısrarcı...
...ve iyi dans eden biri olarak görebilirsiniz beni.
Nitekim de öyleyim.
Ama söz konusu anneannem olunca ona iyi bakın.
Yanıma almama çok küçük bir zaman kaldı.
Çok kısa.
Kerem Bey...
...Aneta teyzem sizin anneanneniz olabilir...
...ve biz ona akrabamız olmamasına rağmen bakıyoruz...
...ve bundan en ufak bir rahatsızlık duymuyoruz.
Yani sizin bildiğinizin aksine bizim değer yargılarımız biraz farklı.
(Feride) Siz söylemeden önce nasıl ki o benim...
Yani siz söylediniz diye bir şeyler değişmedi.
İçiniz de kafanız da rahat olsun.
-Anladım. -Sevindim.
Peki şu ana...
-Efendim? -Anneannem.
Anneanneme iyi bakacağınızdan hiç şüphem yok diyecektim.
Ah! Bir şey yok, yüzüğümü gösteriyorum.
(Kerem) Yeni aldım.
Siz çıkabilirsiniz o zaman.
Teşekkürler.
Çıkarken dikkat edin, yine biriyle çarpışmayın.
(Kerem) Bunu genelde yapıyorsunuz.
(Kapı kapandı)
Ah bu aile.
Biz nasıl bir aileye bulaştık?
Böyle aile mi olur ya?
(Kapı açıldı)
-Aziz neydi o? -Ne neydi?
Yani yukarı çıkarken suratıma bakmadın bile.
Evet, bakmadım.
Dün gece düğün tarihini konuşurken bugün...
-Yani bir şey mi oldu? -Hayır, bir şey olmadı.
Ama o tavrına bakınca o Nehir'le muhatap olmak istemedim.
Hangi tavır?
Holdingde bu kadar gücün varken...
...şirkette bana takmış olduğunu düşündüğün...
...Feride Hanım'la bu kadar uğraşman...
...seni gözümde başka bir yere taşıdı Nehir.
Aziz, sadece işinin başında olması gerektiğini söyledim. Azarlamadım ki.
O zaman uyarırsın ve gereğini yaparsın.
Neydi o öncelikler diye başlayıp, devam ettiğin konuşma?
Sanki o benimle değil de...
...sen onunla uğraşıyormuşsun gibiydi.
Nehir...
...senin benden sakladığın...
...ya da söylemek istediğin bir şey mi var?
(Kapı vuruldu)
Gel.
Yanlış bir zamansa sonra geleyim ben.
Buyurun Feride Hanım.
Nehir Hanım, bizi yalnız bırakır mısınız?
Ben de eşlik edebilirim size.
Gerek yok. Teşekkür ederim.
Çıkarken kapıyı kapatın lütfen.
Buyurun Aziz Bey.
(Duygusal müzik)
Ne için çağırmıştınız beni?
Patronunuz olduğum için.
Yani?
İş varsa konuşalım, sorun varsa çözelim...
...ama onun dışında benim burada olmam biraz yakışıksız kalıyor.
Ayrıca benim için kötü bir durum.
(Duygusal müzik)
Aslında...
...Feride Hanım...
Aslında?
(Duygusal müzik)
Çantanızdan düşen o saat ilgimi çekti.
Yani?
Size mi ait?
Neden soruyorsunuz?
Tanıdık mı geldi?
Hayır.
Çok ilginç.
İlginç olan ne?
Koskoca holding veliahdının...
...çalışanlarının çantasının içindekileriyle...
...bu kadar ilgileniyor olması.
Sahip olduklarınız yetmiyor herhâlde.
Eski bir saat sanırım.
Evet de bundan size ne?
Haklısınız.
Evet, konu çantamdaki saatse onu hallettiğimizi düşünüyorum.
Artık başka bir şey yoksa çıkabilir miyim?
Bedelini ödesem...
...o saati bana satar mısınız?
(Duygusal müzik)
Neden istiyorsun?
Uz!
İçimde bir his var.
Sanki bana aitmiş gibi.
O zaman size ait olduğuna inandığınız şeylere sahip çıkın Aziz Bey.
Yani bana.
(Duygusal müzik)
İspatlayın.
Bazı şeylerin ispata ihtiyacı yoktur Feride Hanım.
Bilmek yeterli.
Sabırla bekliyorum Aziz.
Bey.
Ha bir de bu saatin bedeli ödendi.
Ben de emanetçisiyim.
Sahibi geri döndüğünde ona vermek için.
Sahibi nerede?
Çok yakınımda...
...ama çok uzağımda.
O ne demek Feride Hanım?
(Duygusal müzik)
Kalbinin atışlarını duyacak kadar.
Ben de...
(Duygusal müzik)
Başka bir şey yoksa çıkabilir miyim?
Tabii.
(Duygusal müzik)
Kaç kere söyledim size şu raporlar eksiksiz hazır olsun diye?
Feride Hanım, odama gelebilir misiniz lütfen?
Ne Feride'ymiş ya?
Patronlar aralarında bir paylaşamadı.
Ne bakımdan Merve Hanım?
Yok bir şey Enes Bey.
Size de hiçbir şey söylenmiyor.
Allah Allah! Raporlar da hazır. Niye bu kadar sinirlendi bu ya?
Aziz'le ne konuştun?
Neden soruyorsun?
Aziz benim nişanlım Feride.
O zaman ona sor.
Söyleyecek olsa beni çıkarmazdı.
Ben niye söyleyeyim?
Tek bir lafımla kapı önündesin Feride.
Şansını zorlama.
Yap o zaman.
Çok cesursun.
Bilmiyorum. Öyle miyim? Farkında değilim.
Oyun oynayacaksın yani benimle öyle mi?
Vallahi oyun oynayan ben değilim.
(Feride) Sizsiniz.
Ben de merak ediyorum bu evcilik oyununuz ne zaman bitecek acaba diye.
Kim bilir? Ayağını denk al Feride!
Olur. Alırım.
Bitti mi?
Sabah bir sürü mail gelmiş senin yüzünden! Hepsi senin hatan yüzünden!
Tamam.
Beni bırakırsanız ve yeterince egonuzu tatmin ettiysem eğer...
...gideyim de başımıza açtığım dertlerden kurtarayım bizi.
Çık!
(Gerilim müziği)
Faik ben dişçiye gidiyorum. Öleceğim yoksa bu ağrıdan.
(Hasibe) Tamam mı?
Şey yapayım mı, çocuklardan birini çağırayım mı sana?
İçime sinmeyecek ama.
İyiyim ben iyiyim.
İyisin, tamam. Gideyim geleyim.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Müzik...)
(...)
İnşallah Tekin ya da Ahmet müsaittir de...
...seni böyle çarşı pazar peşimde dolaştırmam.
Azıcık şöyle oturur musun Aneta teyzeciğim? Evet, buraya.
(Arama tonu)
(Telefon çalıyor)
Efendim Emine?
Tekin nasılsın? Müsait misin?
İyiyim, sağ ol Emine. Müsaidim, buyur.
Bugün Aneta teyze benimle de Hasibe teyze birazcık rahatsızmış.
Ama benim dükkân için alışveriş yapmam lazım.
Şimdi şuncacık kadını da çarşı pazar peşimde dolaştırmak istemiyorum.
Siz müsaitseniz birkaç saatliğine size bırakabilir miyim?
Emine ben mahallede değilim ama.
Bir tamir işi var. Üç, dört saate işim biter. Geç olur mu senin için?
Evet ya, biraz geç olur.
Neyse, sağ ol.
Kusura bakma Emine.
Estağfurullah. Olur mu öyle şey?
Hadi görüşürüz.
Salih Baba'nın da işi başından aşkındır şimdi.
Allah! Niye geldi ki bu şimdi?
Emine...
Emine Hanım...
Emine Hanım!
Emine Hanım olduk şimdi. Evet, çok güzel. Emine Hanım.
Emine, biz bir şey mi yapsak?
Sizin burada ne işiniz var Altan Bey?
Siz her seferinde beni nasıl bulabiliyorsunuz?
Dükkâna uğradım, bu tarafa yürüdüğünüzü söylediler.
Emine biz bir konuşsak mı seninle?
Benim işim var. Alışveriş yapmam lazım.
Tamam işte. Gel, bin arabaya. Ben götüreyim seni gideceğin yere.
Hem konuşuruz.
Altan Bey, benim sizin nezaketinize ihtiyacım yok.
Ayrıca bizim sizinle konuşacak bir şeyimiz de yok.
Emine lütfen bin şu arabaya.
Bir yere gidelim, öyle konuşalım.
Meşgulüm Altan Bey, meşgulüm.
İşim var. İşim var! Yürü Aneta te...
Aneta teyze!
Aneta teyze aklım çıktı!
Kayboldun zannettim.
(Telefon çalıyor)
Efendim Hamdi?
Ne?
Ne alaka ya? Nasıl?
Dur tamam, tamam.
Tamam, ben geliyorum dükkâna tamam.
Ne oldu?
Yani bizim dükkâna ceza yazmışlar. Hatta dükkânı kapatmışlar.
(Emine) Benim hemen dükkâna gitmem lazım.
Allah'ım dokuz ayın çarşambası gelir, bugüne mi denk gelir? Bu nedir?
Emine, bak yapabileceğim bir şey varsa söyle bana tamam mı?
Aslında var.
Tamam söyle. Nasıl?
Ben Aneta teyzeyi birkaç saatliğine sana bıraksam...
...hem sonra biz konuşacağımız şeyi de konuşuruz.
Emine sen benden başka bir şey iste lütfen.
Altan, bak sana hâlâ sinirliyim.
İstersen ayağına gelen fırsatı tepme.
Tamam, tamam.
Hadi Aneta teyzeciğim, ben geliyorum birkaç saate tamam mı?
(Emine) Hadi görüşürüz.
Her seferinde nasıl böyle oluyor ben anlamıyorum.
(Telefon çalıyor)
-Efendim Aziz? -Altan neredesin?
Mahalledeyim. Saati almaya geldim.
Saati buldum. Feride'de.
İyi, tamam.
Aziz bir saniye. Sen nereden biliyorsun?
Soramazsın da şimdi.
Anlatacağım Altan. Buradan çıkar çıkmaz sana geleceğim.
Aman ya neyse.
(Müzik)
Eh be Emine!
(Duygusal müzik)
Karıcığım.
(Gerilim müziği)
Aa, Faik!
(Hasibe) Maşallah maşallah.
Kanal tedavisi yaptı Faik.
Uyuşturdu yüzümün böyle bu kadar yarısını.
Sana benzedim.
Konuşma.
Hazır Aneta abla yokken üstüme başıma bir şeyler aldım.
(Hasibe) İyi yapmışım değil mi?
Sen de geç şöyle hadi.
Anlamıyorum Serpil.
Önce koleksiyonu yurt dışına gönderiyoruz.
Sonra çok önemli bir müşterimizi kaybedecek oluyoruz.
Sonra oh diyoruz, hallettik, her şey tamam.
Hop, yeni bir kriz çıkıveriyor. Niye?
Yani bunlar çok tuhaf değil mi?
Yani sen bütün bu krizler birinin komplosu mu demek istiyorsun?
Yok komplo demem ama açıkçası birinin günahını almak istemiyorum.
Çok tuhaf geliyor bana bunlar.
Yani.
Yani ne yapsam? Odamdaki kasaya mı saklasam koleksiyonu?
(Serpil) Aslında iyi fikir.
Yani en azından Kerem Bey ya da Aziz Bey onaylayana kadar.
Biz niye daha önce düşünmedik ki bunu?
Bilmiyorum.
Hayda!
Kasası mı varmış?
Ben niye fark etmedim ki?
Feride Hanım odasında mı?
Biraz önce girdi.
(Damla) Serpil Hanım var.
Buyurun Enes Bey?
Ee... Şey...
P-pardon. Kolay gelsin, görüşürüz. İyi çalışmalar.
Teşekkürler.
Galiba biraz özel konuşuyorlar.
Değişik.
(Kapı vuruluyor) Gel.
-Buyurun Aziz Bey, bir şey mi oldu? -Serpil Hanım...
...çabuk geldiğiniz için teşekkür ederim.
Raporların içerisinden çıkamıyorum. Bazı tutarsızlıklar var.
Bir süredir de burada olamadığım için. Biliyorum siz de burada değildiniz ama...
...acaba bildiğiniz bir şey var mı diye merak ettim.
Aziz Bey bilmiyorum ama isterseniz araştırayım?
Gözünüzü açık tutun.
-Tamam efendim. -Teşekkür ederim.
(Müzik)
Muhasebe şefini yollar mısınız?
-Buyurun Enes Bey? -Kolay gelsin.
Ee... Aziz Bey'in istediği raporlar size ulaştı mı?
Siz mi gönderdiniz? Ne zaman?
Arkadaşlar belki masaya bırakmıştır. Benim elime geçmedi.
Tam olarak hangi raporlardan bahsediyorsunuz?
Aziz Bey'in istediği son dört aylık maliyet ve yatırım raporları.
Aslında bayağı oldu. Şirkete ilk döndüğü zaman istemişti.
Ben de hazırlamıştım.
Harcamalarla yatırım raporları arasında bir düzensizlik vardı.
Henüz gelmemiş. Kiminle gönderdiniz?
Allah Allah!
Aslında size ben göndermedim. Aziz Bey'e gitmeden önce...
...Nehir Hanım kontrol etmek istedi. Ben de götürdüm.
Zaten muhasebede bir hata yapılmış gibi duruyordu.
Nehir Hanım kontrol edip göstereceğini söyledi ama anlamadım.
Neden hâlâ göstermemiş?
Anladım. Benimle gelin.
Buyurun.
Allah kahretsin!
(Kapı vuruluyor) Gel.
Aziz Bey, Enes Bey'in size anlatacakları var.
Ne var Serpil Hanım?
Bana anlattıklarınızı Aziz Bey'e de anlatın lütfen.
Serpil Hanım oturun.
Sizi dinliyorum Enes Bey.
Harcamalarla yatırım rakamları arasında düzensizlik vardı.
(Gerilim müziği)
Bir dünya para verdim ama...
...gayet güzel oldu.
Demek ki neymiş?
Kalite böyle geliyormuş.
Neyse.
Acaba hangi restorana gideceğiz?
Yakışmak lazım değil mi Hasibe?
Serpil ne oluyor?
Aziz Bey raporları incelemek istiyor.
Damla Hanım, Aziz Bey sizi görmek istiyor. Lütfen hemen gider misiniz.
-(Nehir) Ben bir bakayım. -Nehir Hanım, Aziz Bey müsait değil.
O ne demek Serpil?
Rahatsız edilmek istemediğini söyledi.
Damla Hanım, Aziz Bey sizi bekliyor.
(Serpil) Alo, iyi günler Şevket Bey. Ben, Aziz Bey'in asistanı Serpil.
(Serpil) Aziz Bey sizinle toplantı yapmak istiyor efendim.
(Serpil) Evet.
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Nehir kızım.
Hasibe teyzeciğim ben de tam sizi arayacaktım.
Kalp kalbe karşıymış demek ki.
Yaa, öyle, evet.
Ne zaman buluşacağız güzel kızım?
Ee... Ben rezervasyon yaptırıp size zaman ve mekân bilgisini...
...mesaj atacağım, olur mu?
Olur tabii. Görüşürüz.
Tamam, görüşmek üzere.
Bir de bu çıktı başımıza!
(Müzik)
Hoş geldin Abdullah Efendi.
(İç çekti)
Ne çok zaman olmuş böyle...
...Boğaz havası almayalı.
(Müzik)
Amca hoş geldin.
Buyurun Aneta Hanım.
Sağ ol evladım.
(Müzik)
Amca bak, bu da senin nasibinmiş.
Ben kendime içeride yenisini yapardım. İçsene.
Ekmek ve sudan başka hiçbir şey yiyip içmez Abdullah Efendi.
Siz tanışıyorsunuz o zaman.
Bizim mahalledendir.
Salih Bey'in ahbabıdır.
Güzel. Mahalledeki herkes eski o zaman.
Yani eskiden beri tanışıyor.
Mahallemizde çok güzel insanlarımız vardı.
Feride çıkıp gelirdi.
Alice'imi alıp gezmeye giderlerdi.
Feride mi?
Faik'in kız kardeşi, Feride.
Kapalıçarşı'ya, Eminönü'ne giderlerdi.
Böyle elleri kolları dolu dolu bizim eve dönerlerdi.
Sonra...
...Süheyla gelirdi.
Aa!
Annesi bir börek yapardı, kokusu taa...
...mahallenin öbür ucundan duyulurdu.
Sonra bir bakmışsın ki annesiyle Zehra gelmiş.
Mahalle birdenbire böyle cıvıl cıvıl olurdu.
Herkes evinde ne var ne yoksa getirirdi.
Mahallede bir delikanlı vardı, mahallenin çırağı...
...çığırtkan...
...borazan sesli bir şey.
O da iş yaparken; haydi gelin...
...Aneta teyze kurmuş çilingir sofrasını...
...aç olan varsa gelsin, muhabbet isteyen varsa gelsin, derdi.
Tam bir eğlence desene.
Düğün veya bayram değil ama herkes sebepsiz yere buluşabiliyor.
Düğüne, bayrama ne gerek var evladım.
Zaten herkes orada.
Sonra Faik, babasının plaklarından getirirdi.
Türk Sanat Musikisi dinlenirdi. Ahh, illaki.
Oo, gece yarılarına kadar.
Nasıl oluyor öyle? Komşu falan kimse şikâyet etmiyor mu?
Kim şikâyet edecek ki evladım? Herkes zaten orada.
Bir gün ben şöyle...
...kocaman bir kıymalı tepsi böreği açtım.
Yapabilirsin Enes.
Sen milyon dolarlık yatırımcılarla...
...aynı masaya oturup ikna etmiş adamsın oğlum.
Alt tarafı bir yemek için ikna kabiliyetini kullanacaksın.
Yaparsın tabii. Yaparım tabii.
Önce iki tane kahve kapayım.
Yaparsın tabii.
Yaparsın.
Ay, Serpil...
...inanmazsın, bu sefer efsane köpüklü oldu.
Aa!
Enes Bey, siz niye öyle donup kaldınız?
Hee, siz ikiniz beraber kahve içecektiniz!
Ben, Feride Hanım'a bakmıştım. Feride Hanım odasında mı?
-Zeki alıklığı var sanki. -O ne demek be?
(Müzik)
Off!
Sultan Hanım?
Enes Bey.
Kahve içer misiniz?
İçerim.
Bence sen de benimle iç. Yani gördüğüm kadarıyla iki kahve var.
Olur.
(Sultan güldü)
-Teşekkür ederim. -Rica ederim.
Enes Bey...
...hiç kendinize ben kimim diye sordunuz mu?
Sormadım. Sorayım mı?
Sorun bakalım.
Ben kimim?
Sen kimsin?
Yani bu hayatta niçin varsın?
Hımm...
Beş kardeşim var.
Annem yatalak.
Sanırım sadece onlara bakmak ve sorumluluk yüzünden...
...ne istediğimi bilmiyorum.
Yani düşünmeye pek fırsatım olmadı.
Babam yıllar önce fabrikada bir iş kazasında öldü.
(Sultan) Üzüldüm.
Bir gün...
...bizim evin yanındaki bahçeye baktım.
Orada bir ağaç vardı. Böyle kocaman erik ağacı.
Can eriği.
Biliyorum, böyle kütür kütür olur. Onu bir de tuza basacaksın.
Şimdi olsaydı ne yerdik değil mi Abdullah amca?
Alice de ağacın tepesine çıkmış.
Bizim komşu da bir titiz. Oo! Neymiş efendim...
...erikler birbirine değmeyince yenmezmiş.
Tabii, erikler birbirine değince yumuşuyor, yenmez.
İşte anlatamıyoruz. İnatçı.
(Aneta) Alice'i ağaçta görse kıyameti koparır.
Kızım in aşağı diyorum. Seni böyle görmesin.
Yok. Böyle böyle yapıyor, omuz silkiyor.
Gördü mü yoksa?
Yoo, görmedi. Görmedi de...
...görmesin diye ben ne hileler, ne oyunlar yaptım sorma.
Alice hâlâ gelmedi mi? Vakit de geç oldu.
(Duygusal müzik)
-Yalçın nerede? -Bilmiyorum komiserim.
En son Feride Hanım için aramaları durdurduktan sonra kayboldu.
Allah Allah.
Gelirse ya da ararsa bana haber ver tamam mı?
Emredersiniz komiserim.
(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşamıyor.
Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.
Yalçın acaba yine ne haltlar peşindesin?
(Gerilim müziği)
Seni bitirene kadar durmayacağım Tahsin Korkmazer.
(Aneta) Akşam oldu, ezanlar okunuyor.
Komşu içeri girmez.
Sağa sola bakıyorum yok.
Kadını içeri sokamıyorum ki Alice'i ağaçtan indireyim.
Tabii kadın sendeki bu güzel muhabbeti görünce bırakmak istememiş.
Öyle de Alice de yukarıda ağaç oldu.
Ağaç mı?
Artık nasıl bütünleştiyse o ağaçla.
Bir de sıkışmış.
Baktım Süheyla geliyor.
Süheyla'ya kaş göz yaptım, Alice'in orada olduğunu çaktırmasın diye.
Süheyla da komşuyu biliyor tabii.
O kadar azar yediler o erik aşırırken.
Baksana bütün mahalle erikten aşırmış.
(Aneta) Tabii canım. Tam komşu içeri girecek...
...Süheyla, annem maya istedi diye.
Bakkalın çırağı da bağırdı, o borazan sesiyle.
Kadın geri döndü deme.
Hem de ne dönüş.
Ne sen sor ne ben söyleyeyim.
Vay be! Alice'e yazık.
Serpil, ben aşağıya yürüyeceğim sen de gel istersen.
Ama Feride Hanım böyle bir dakika yalnız bıraksanız da...
...bize de fırsat doğsa be!
Damla gelmiyor musun?
Enes bizi bıraksın.
Yok, siz gidin. Ben galiba telefonumu ofiste unutmuşum, ona bir bakayım.
Tamam, bekleriz işte.
Yok yok, siz gidin.
-Tamam. -Ben ofiste bir şey unuttum da...
...herkes çıktı mı?
-Daha kontrol etmedim. -Tamam, ben hemen çıkarım.
(Müzik...)
(...)
Kasalarda saklayacak nasıl bir koleksiyon hazırlıyorsun bir de ben göreyim.
Bakalım Feride Hanım'ın, beni Nehir'in gazabından koruyacak ne cevherleri var.
Acaba başka ne saklıyor ki bu dolapta?
(Gerilim müziği)
Açıl hadi!
(Gerilim müziği)
Açılsana!
Feride.
-Damla? -Sul-Sultan Hanım.
Burada ne yapıyorsun?
O elindeki ne?
Ben...
...ofiste telefonumu unutmuşum da.
Ve onu Feride'nin odasında...
...kilitli dolabında mı arıyorsun?
Şey...
Aslında şöyle oldu.
Bence doğruyu söyle...
...yoksa daha fazla batacaksın.
Nehir Hanım... Benden Nehir Hanım istedi.
Nehir, senden Feride'nin odasını karıştırmanı mı istedi?
Sonuçta o bizim patronumuz.
Patronunuz ben ve abilerim, Damla Hanım!
Sultan Hanım, ben çok özür dilerim ama ne yapacağımı bilemedim.
-Sonuçta Nehir Hanım-- -Tamam o hâlde...
...bu konuyu yarın üçümüz konuşuruz.
Sultan Hanım ne olur bu seferlik beni affedin.
Bir şartla.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
Efendim Nehir?
Tahsin amca iyi misiniz? Sesiniz pek iyi gelmiyor.
Bir şey yok kızım, iyiyim. Söyle, hayırdır?
Tamam.
Bu akşam buluşabilir miyiz? Burada işler çok karışıyor.
Tamam kızım, tamam. Buluşuruz.
Tamam. Ben o zaman iş çıkışı yanınıza gelirim.
Tamam, olur.
Bu işte başka bir iş var.
Hadi bakalım.
(Telefon çalıyor)
-(Tahsin ses) Efendim? -Tahsin Korkmazer.
Çakal?
Çakal ya!
Bir dakika. Sen beni nasıl, nereden buldun?
Seninle uzun uzun muhabbet edeceğiz Tahsin.
O zaman anlatırım.
(Gerilim müziği)
Emrimi bekleyin.
Emine ne çabuk geldin.
Pes Altan pes yani!
Birazcık göz kulak olun dedim diye...
...hemen tutmuşsunuz Aneta teyzemi buraya getirmişsiniz.
Ne yapsaydım Emine? Kadıncağızı lunaparka mı götürseydim?
İnsan bir teşekkür eder ya!
Tamam.
Kusura bakma, teşekkür ederim.
-O zaman biz gidelim. -Gitmeyin canım.
Akşam hep birlikte yemek yeriz. Ben sizi sonra eve bırakırım.
Hımm...
Yani bilmiyorum ki.
Şimdi Feride bana emanet etti ya, olur mu ki?
Bilmem. Onu da ara.
Haa, öyle diyorsun.
Tamam.
(Telefon çalıyor)
Alo, efendim Emine?
Feride, sana şimdi bir şey soracağım ama tabii ne düşünürsün bilemiyorum.
(Gerilim müziği...)
(...)
Abi biraz vaktin var mı?
Seninle bir şey konuşmam lazım.
Tabii, Altan abine gidiyorum.
Gel, beraber gidelim, yolda konuşuruz.
(Duygusal müzik)
Kıyamam ya, uyumuş mu?
Yoruldu tabii.
Feride de yoldaymış.
Haa... Of!
Ne?
Ya ben şey...
Altan ne, ne oldu? Bir şey olmuş, söyle.
Aziz de geliyor.
Altan ne diyeyim yani ben şimdi sana!
Ne demeye, bu kadar insanı topluyorsun başına?
Ne bileyim. Seni görünce böyle bir anda...
...aklım çıkmış demek.
Yaa.
Nereye çıkmış?
Biz şimdi ne yapacağız?
Ne bileyim.
Aziz Bey de kendi düşünsün artık. Ben zaten ona kızgınım.
İyi.
Emine...
...ben kavun, karpuz bir şey alsa mıydım?
-Gerek yok, üzüm var zaten. -Ekmek? Ekmeğe baktın mı?
Merak etme hepsi var.
(Emine) Pes Altan ya, vallahi pes!
-(Altan) Yine ne yaptım? -(Emine) Bu ne, bu?
-(Altan) Ne ne? -(Emine) Bu, bu.
Kavga ediyorlarsa her şey yolunda demektir.
Oo, benim güzel kızım gelmiş. Hoş geldin.
Salih Baba rahatsızlık vermedim ya?
Estağfurullah, o nasıl söz öyle!
Aa, Yağmur. Ne işin var senin burada?
Allah Allah, o ne demek? Salih Baba'yı görmeye gelemez miyim?
Hiç.
Yok, ondan değil de ne bileyim şaşırdım burada görünce.
Baba, ben bir bardak kırdım.
Sakar herif.
Hoş geldiniz.
-Sen Ahmet'sin sanırım değil mi? -Siz?
Yağmur.
Aa, tamam! Şaibeli Zehra teyzenin kızı.
Şaibeli derken?
Bakmayın bana öyle abi.
Benim kafam zaten patates püresi olmuş.
Ben öğrenene kadar soracağım da söyleyeceğim de.
-Kusura bakma Yağmur. -Yok, estağfurullah.
Kusurluk bir şey yok da işte merak ettim şaibeli annemi.
Geç kızım, geç otur. Senin nasibinmiş.
Eyvallah Salih Baba, vallahi otururum.
(Ahmet) Ee, Necmi abi nerede?
-Geldi işte. -İyi.
Selamünaleyküm.
(Hep bir ağızdan) Aleykümselam.
Annen hâlâ gelmedi güzel kızım. Bir sıkıntı mı var?
Yok Salih Baba, çok şükür öyle bir şey yok.
Bizim ev çok uğraştırdı. Hiç öyle sandığım gibi olmadı.
Boya badana, temizlik yetmedi. Ben de eve usta soktum...
...o da çok iş var deyince, dedim geç gelsin ama temiz eve gelsin...
...şaibeli annem.
İyi yapmışsın güzel kızım.
Ver.
Necmi amca...
...annem senden çok bahsederdi. Nasılsın, iyi misin?
Eyvallah kızım.
(Duygusal müzik)
Bu ne şimdi?
Aneta teyze?
Alice.
Alice mi?
Alice mi?
(Sultan) Evet.
Abi uzun hikâye. Aneta teyzem.
Alice, kızım.
Burada ne işi var, benim için de bir muallak.
(Duygusal müzik)
Beş dakika yemeğin başında duramadın değil mi?
Özenerek yaptığım yemeğimin dibini tutturmuşsun.
Abi?
Altan abim evlendi de haberim mi yok?
Yoo...
...henüz değil ama yakında olur.
Ne bileyim Emine! Bu da az ısınsam da dibim tutsun diye bekliyormuş.
Emine yaptığın ayrana bak. Su gibi incecik olmuş.
İnsan buna bir ayran des--
(Duygusal müzik)
Altan, Allah da seni bildiği gibi yapsın.
Evet yine bir finaldeyiz ve kabak benim başıma patladı.
(Altan) Hadi yemekler soğumasın o zaman. Hadi bakalım sofraya.
Evet, hadi buyurun sofraya.
(Müzik)
-Tahsin amca. -Efendim?
Pek iyi gözükmüyorsunuz.
Yok kızım, ben iyiyim, merak etme.
Sizinle Aziz ve şirket hakkında konuşmak için buluşmak istedim.
Aziz'de bir tuhaflık var. Bana karşı olan tavırları değişti.
Tahsin amca...
...Aziz araştırma yapmaya başladı.
Bugün şirkette birçok çalışanın dâhil olduğu ama beni dâhil etmediği...
...birçok toplantı gerçekleştirdi.
Sanırım bir açık yakaladı.
Ne yap, et...
Aziz'in bu işi anlamasını engelle.
Tahsin amca, zaten elimden geleni yapıyorum. Biliyorsunuz.
Biliyorum kızım ama demek ki elinden gelenin fazlasını yapman gerekiyormuş.
Anladım.
Bana geçen gün gösterdiğiniz dosyanın orijinalini bulabildiniz mi?
Ya da herhangi bir ipucu.
Merak etme. Ben o işle bizzat ilgileniyorum.
Tahsin amca...
...üzerinize geliyor gibi olmak istemiyorum ama...
...bana söylemediğiniz ya da söyleyemediğiniz bir şey mi var?
(Aziz dış ses) Hafızamı kaybetmediğimi...
...tüm gerçeği bildiğimi, bir kişiye söylersen...
...özellikle iş birlikçin Nehir'e...
...işte o zaman...
Şimdilik susuyorum.
Ama konuşursam...
...çıkacak kasırgadan, hiçbiriniz...
...hatta hiçbirimiz, sağ kalmayız baba.
Yok kızım, bir şey yok.
Ben sadece bu günlerde dalgınım, o kadar.
Peki.
Ben o zaman müsaadenizi isteyeyim.
(Gerilim müziği...)
(...)
Hah, görüşelim.
Tam sana göre bir işim var.
Anlaşıldı...
...bu işi, bizzat kendim halledeceğim.
(Araba çalıştı)
(Gerilim müziği)
(Arama tonu)
(Aziz ses) Efendim Nehir?
Aziz canım, neredesin? Bir şeyler içelim mi?
-Neredesin? -(Aziz ses) Ben mi?
(Sultan ses) Feride, Feride bekle beni. Birlikte halledelim.
(Feride ses) Tamam, koşma. Bekliyorum.
Tamam, tamam sonra konuşuruz.
(Yağmur) Annem beni, kulağımdan tuttuğu gibi eve götürdü.
(Yağmur) O saatten sonra o terliği yer misin, yemez misin, kaçış yok yani.
Ben anlatmaya çalışıyorum, ben kırmadım camı, Tekin kırdı.
Ama yok. Bu sefer de sen misin yalan söyleyen, bir tur daha.
(Tekin) Hayda!
Tamam, ben kırdım da senin yüzünden kırdım.
-Yapma be! -Vallahi öyle.
-(Salih) Zehra Hanım'ın eli sopalıydı. -(Tekin) Öyleydi vallahi.
Vallahi öyleydi baba. Komşu, tanıdıkmış değilmiş fark etmez.
Yanlışı gördüğünde, çocuksa sopayı, büyükse lafı yiyordu vallahi.
Kaçarı yok.
Vallahi hiç kimseden lafını esirgediğini görmedim.
Hatta bir keresinde bana bir posta koydu...
...bildiğiniz korktum ya.
Annem!
-Hâlâ aynı mı? -Aynı, hiç değişmedi.
-(Necmi) Eyvah! -Eyvah ki ne eyvah!
O yıllarda mahallemiz çiçek gibiydi.
Her pencereden bir sardunya, bir küpeli sarkardı değil mi?
(Necmi) Mahallemize bahçelerden hanımeli kokuları yayılırdı.
Allah'ım çok şükür ya! Yemin ederim çok şükür ya!
-Alamet hayırdır? -Alamet mi?
Evet, lakabı o. Sebebini sonra anlatırım.
Şey, ben ilk defa böyle anladığım bir muhabbete dâhil oluyorum da ondan.
Da, bir şey soracağım ben size. Peki...
...Faik amca, Zehra teyzeden bahsedince neden bu kadar kötü oldu?
Anladığım kadarıyla çok sevilen birisiymiş mahallede.
(Ahmet) Öyle değil mi?
(Müzik)
Zehra Hanım'la, Feride'nin öz annesi Süheyla...
...canciğer arkadaştılar.
Bu mahallede çocukluktan beri, birlikte büyüdüler.
Sevim bacı bir de. Üçü...
...canciğer arkadaştılar.
Fakat Zehra Hanım'la...
...Süheyla'nın arkadaşlığı bir başkaydı.
-Kardeşten öteydiler. -Allah Allah!
Bundan bana hiç bahsetmedi.
(Müzik)
Mazide kalmış şeyler güzel kızım, ondandır.
Ben aslında sana bir şey sormak için geldim Salih Baba.
-Sor güzel kızım. -Ben şimdi birisinin peşindeyim.
Sizin de bağlantıları biliyorum az çok, annemden dolayı.
Eyvallah.
Şimdi ben...
...kime gitsem, kime sorsam...
...hep bir çıkmaz sokak. Tam bir yola girdim diyorum...
...ya bir şekilde kapamışlar dosyayı...
...ya delil karartılmış ya da işte...
Şimdi önemsiz detaylarla şişirmeyeyim başınızı.
Kim güzel kızım?
Tahsin Korkmazer diye bir adamın peşindeyim.
(Yağmur) Bu adam dün gece, Feride'yi de almış.
Bir türlü kuramıyorum bağlantıyı.
(Tekin - Ahmet birlikte) Feride'ye bir şey yapmış mı?
Hayır, yok. Merak etmeyin.
Tabii dün kız geldiğinde, suratı kireç gibiydi.
Artık ne demişse, nasıl tehdit etmişse hiç konuşmuyor.
(Yağmur) Yalçın ben konuşacağım dedi ama...
...açık konuşmak gerekirse Yalçın beni dışarıda bırakıyor.
(Gerilim müziği)
-Sultan'ın babası Tahsin Korkmazer mi? -Sultan mı?
O adamın peşini bırak kızım.
Anladım.
Tamam Necmi amca, sen merak etme.
(Telefon çalıyor)
Efendim?
(Yağmur) Tamam. Ekipleri hazırlayın, geliyorum ben.
-Benim kalkmam gerekiyor. İhbar gelmiş. -Estağfurullah. Peki kızım.
Yine gel olur mu?
(Yağmur) Eyvallah Salih Baba. İyi akşamlar herkese, rahatsız olmayın.
(Tekin) İyi akşamlar.
(Kapı kapandı)
Hadi bakalım, biz de tahtamızı açalım.
-(Ahmet) Eyvallah baba. -Sen toparla Alamet.
Baba bu akşam müsaaden olursa...
Estağfurullah. Ne demek? Tabii ki.
(Müzik)
Allah yardımcımız olsun.
(Aneta anlaşılmayan konuşma)
(Telefon çalıyor...)
(...)
-Efendim? -Kararını verdin mi?
(Tahsin ses) Cevap yok.
O zaman sessizliğini, kabul ediyorsun diye yorumlayabilirim.
(Tahsin ses) Malum sükût ikrardan gelir. Ama...
...aşkın kadar, aileni ve kardeşlerini de düşünüyorsundur umarım.
Tahsin Bey...
...beni istediğiniz gibi yok edebilirsiniz.
Ama aileme dokunamazsınız.
Aziz'den de vazgeçmeyeceğim.
-Anladım. -Sevindim.
(Gerilim müziği)
Feride sen bunu duydun mu? Bak dinle.
-Neyi? -Anlat.
Ben bir gün yine sizin mahalledeyim, bir baktım...
...böyle bir tepede Emine. Bir turşu bidonu var yuvarlanıyor.
(Altan) Bu da peşinden yuvarlanıyor.
(Altan) Bir taraftan da benimle konuşmaya çalışıyor telefonda.
(Altan) Ödüm koptu bir şey olacak diye. Ama azmine hayran kaldım.
Yeter istersen.
-Âlemsin Emine ya. -Ama ne yapsaydım?
Annem turşuyu kurmuş özene bezene. Ki turşu kurmak hiç kolay değil.
(Emine) Hele de o turşu, karışık bir turşuysa...
...onun limonu, sirkesi gerçekten kolay değil.
-(Sultan) Gerçekten mi? -(Emine) Turşu deyip geçmemek lazım.
Ama senin bana yaptığın, o levrek oyununu da unutmayacağım.
Bir gün Aziz Bey aramış Altan'ı, bana rezervasyon yaptır diye...
Aa! Ne rezervasyonu Altan abi?
Ben de aynısını sordum. Altında çalışan bin tane adam var...
...benden niye istiyorsun? Ben ne anlarım restoran rezervasyonundan.
(Sultan) Hayır, niye rezervasyon?
(Altan) Niye olacak? Yine Feride'yle konuşurken çuvallamış...
...eline yüzüne bulaştırınca, yemeğe çıkarmak istemiş. Beni arıyor.
Sonra da Altan beni aradı.
Durumu anlattı. Ne gerek var öyle lüks restorana falan.
(Emine) Sonra beraber alışverişe gittik. Ben zannediyorum ki hamsi aldım.
(Emine) Eve geldim bir baktım, hamsiler yok. Levrek.
(Emine) Sen kaşla göz arasında git değiştir balıkları.
-Yok artık! -(Emine) Evet.
Öyle. Aziz hamsi yemez, levrekçi o.
Evet ama Feride de hamsi sever.
(Müzik...)
(...)
Alice tuvalete götürür müsün beni?
Tabii götürürüm.
(Müzik)
Biz de...
...tatlıları mı getirsek? -Ben de sana yardım edeyim.
(Müzik)
(Salih) Ee, kaldık mı yine baş başa?
-Biz hâlimizden memnunuz be baba. -Eyvallah.
(Salih) Ver bakalım güzel çocuk.
(Sessizlik)
(Salih kahveyi höpürdetiyor)
-Ohh ellerine sağlık. Güzel olmuş. -Afiyet olsun baba.
Hadi bakalım, çevirelim şu çarkıfeleği.
(Müzik)
Üç.
İstenen amaç.
(Müzik)
El Muradul Matlûb.
Yani istenen amaç.
Yani kuldan asıl istenilen...
...asıl özellikleri olan muhtaçlığın hakikatine erişmesidir.
(Salih) Üstat bu konuda şöyle der.
"Sen kendi vasfının hakikatine eriş ki...
...o da yani Allah Celle Celaluhû da...
...kendi sıfatıyla sana...
...destek olsun, yardımcı olsun."
Ama biz yine, anladığımız yerden anlamaya çalışalım.
Muhtaç olmak, aciz olmak diyelim.
(Salih dış ses) Kuldan istenen...
...acziyet ve muhtaçlığın hakikatine erişmesidir.
(Salih dış ses) Ki onu terk edebilmenin yollarını öğrenebilsin.
(Salih dış ses) Bilmediğini nasıl terk eder insan?
(Salih dış ses) Hiçbir şey ihtiyaç kadar kuvvetli değildir.
(Salih dış ses) Herkese boyun eğdirdiği için.
(Duygusal müzik)
(Salih dış ses) Acizliğin kimedir?
(Salih dış ses) Muhtaçlığın kimedir ey yolcu?
(Salih dış ses) Çok şey istiyoruz. Her şeyi istiyoruz.
(Salih dış ses) Kendimizi isteklerimizin...
...muhtaçlığımızın hapishanesine, kendi ellerimizle kapatıyoruz.
(Salih dış ses) Neye muhtaçsan...
...ona sahip olana boyun eğersin.
(Salih dış ses) Köle olursun.
(Salih dış ses) İçindeki öfkeye, intikama...
...güce, paraya muhtaçsan ona.
(Salih dış ses) Amma en büyük muhtaçlığımız Hakk’adır.
(Salih dış ses) Ne güzel anlatmış Yunus.
("Yunus Emre - Aşkın Aldı Benden Beni" şiiri)
(Salih dış ses) "Aşkın aldı benden beni...
...bana seni gerek seni"
(Salih dış ses) "Ben yanarım dün ü günü...
...bana seni gerek seni"
(Salih dış ses) "Ne varlığına sevinirim...
...ne yokluğuna yerinirim"
(Salih dış ses) "Aşkın ile avunurum"
(Salih dış ses) "Bana seni gerek seni"
(Müzik)
(Salih dış ses) "Aşkın âşıklar öldürür"
(Salih dış ses) "Aşk denizine daldırır"
(Salih dış ses) "Tecelli ile doldurur"
(Salih dış ses) Bana seni gerek seni"
(Salih dış ses) "Aşkın zincirini üzem...
...deli olam dağa düşem"
(Salih dış ses) "Sensin dün ü gün endişem"
(Salih dış ses) "Bana seni gerek seni"
(Müzik)
(Salih dış ses) "Sofilere sohbet gerek"
(Salih dış ses) "Ahilere ahret gerek"
(Salih dış ses) "Mecnunlara Leyla gerek"
(Salih dış ses) "Bana seni gerek seni"
(Salih dış ses) "Eğer beni öldüreler...
...külüm göğe savuralar"
(Salih dış ses) "Toprağım anda çağırır"
(Salih dış ses) "Bana seni gerek seni"
(Salih dış ses) "Ne tabuda yer eğledim...
...ne uçmağda köşk bağladım"
(Salih dış ses) "Senin için çok ağladım"
(Salih dış ses) "Bana seni gerek seni"
(Korna çalıyor) (Fren sesi)
(Arabalar çarpıştı)
(Salih dış ses) "Cennet dedikleri ne ki?"
(Salih dış ses) "Birkaç köşkle birkaç huri"
(Salih dış ses) "İsteyene ver onları"
(Salih dış ses) "Bana seni gerek seni"
(Müzik)
Feride.
(Salih dış ses) "Yunus çağırırlar adım"
(Salih dış ses) "Gün geçtikçe artar odum"
(Salih dış ses) "İki cihanda maksudum"
(Salih dış ses) "Bana seni gerek seni"
Ağlama! Yalvarırım ağlama!
Özür dilerim. Özür dilerim.
Seni unutmadım.
Feride'm.
(Salih dış ses) Ey yolcu...
...âşıklığın sonu ise ihtiyacı terktir.
Özür dilerim.
Özür dilerim.
(Salih dış ses) Kemale ermek yani aşk...
Seni unutmadım.
(Salih dış ses) Sevgiliden gayrıya ihtiyacı olmamaktır.
(Salih dış ses) Muhtaçlığımız Hakk’adır. Hakikatedir.
(Feride) Biliyorum.
(Salih dış ses) Hakikate götüren aşk ise..
Biliyor musun?
(Salih dış ses) Muhtaçlığın bittiği yerdir.
Bizi tanıyorum Aziz.
Sen beni gerçekten unutmuş olsaydın...
...yaptıklarından sonra benim hareketlerime odaklanmazdın.
Tanıyorum seni Aziz.
Sen insanları ezip geçtiğinde, arkana bakmayan bir insansın.
Ama hep arkana baktın.
Biliyordum.
En başta inandım biliyor musun?
Mahvoldum.
Sonra kendime hep şunu söyledim.
Olabilir...
...hayatta her şey insan için.
Biz bunu da atlatırız.
Yaparız, yapabiliriz.
Savaşırım, yaparım.
Aziz beni unutmaz.
Hatırlar muhakkak hatırlar.
Ama...
...senin beni gerçekten...
...hatırladığını anladığım an...
...kendime şunu sordum.
Aziz bana bunu neden yapıyor?
Aslında cevabı çok belliydi.
Bizi...
...en çok da beni korumak için.
(Feride) Benim ona inandığımı...
...ne yaparsa yapsın, inanacağımı...
...çok iyi bildiği için.
(Feride) Çünkü ben...
...ona, üç kişinin katili olduğunu bildiğim hâlde...
...inanmaktan hiç vazgeçmedim.
(Feride) Sonra kendime, yine şu soruyu sordum.
Benim ona inandığım kadar...
...o bana neden inanmıyor?
Öyle değil Feride.
Nasıl Aziz? Nasıl?
Oynadığın bu oyuna ben inansaydım, herkes inanacaktı.
Çünkü senin beni hatırlamıyor oluşunu, en çok...
...bu en çok, benim canımı acıtacaktı.
Acıttı. Haklıydın.
O nedenler, nasıllar, niyeler...
...beynimin içinde...
...beynimin içinde cirit atıp durdu.
Kalbimi hiç söylemiyorum bile.
Ben...
...ben kaç parçaya bölündüm biliyor musun?
O, bir günlük acı...
...o bir günlük acı, bin yılmış gibi geldi bana.
Bir an geldi...
...delireceğimi düşündüm.
Ama delirmedim.
Çünkü Allah vardı.
(Feride) Benim için...
...bizim için...
...bir takdiri vardı ve ben...
...ben o takdire inandım.
-O zaman sorun ne? -Sorun?
Sorun...
...senin...
...Nehir'le kol kola geziyor olman...
...bütün dünyanın...
...onun, senin müstakbel eşin olduğunu bilmesi...
...değil!
O içeride lime lime olan Feride de değil. Sorun...
...o takdiri, Allah'ın değil senin yazmış olman.
Senin bana, hiç inanmamış olman.
Ben isterdim ki...
...benim sana inandığım kadar sen de bana inansaydın keşke.
Madem öyle bir oyuna başladın, söyle bana.
Söylemedin.
Ben bir kere değil...
...iki kere yıkıldım Aziz.
Sana, beni eve bıraktığın gün bir şey söyledim arabada, hatırlıyor musun?
(Geçiş sesi)
Sen beni, benim sana olan inancımdan vurma.
Sana inanıyorum.
Senin bana olan inancını yıkmaktansa, dünyayı yıkarım Feride.
(Geçiş sesi) Hatırlıyorum.
(Duygusal müzik)
O zaman...
...o dünyayı...
...yık Aziz!
(Duygusal müzik)
Ha!
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Bunlar bendeki emanetlerin.
Hak ettiğimiz zaman...
...takacağım günü bekleyeceğim.
(Duygusal müzik)
Bir şey daha var.
(Duygusal müzik)
Ama onu veremem.
Çünkü o burada.
(Duygusal müzik)
Çok derinde.
(Feride) Eğer onu verirsem...
...Feride'nden geri bir şey kalmayacak.
Feride yapma!
(Duygusal müzik)
Aziz...
...seni çok seviyorum.
(Duygusal müzik)
Lütfen bizi bırakma olur mu?
(Duygusal müzik...)
(...)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve işaret dilini...
...kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Aynur Kolivar Çelebi - Nezahat Şalkamcı
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temur - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan
İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat
Son Kontroller: Zerrin Çınar- Dolunay Ünal - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Müzik...)
(...)
(...)
(Jenerik müziği)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.