All language subtitles for Vuslat 22. Bölüm

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Gerilim müziği...)

(...)

Korkmazer soyadını seninle birlikte toprağa gömüyorum anne.

Bundan böyle herkes Aziz sıfatının manasını anlayacak.

Adımla yaşayacağım.

Aziz.

Mağlup olmayan...

...mağlup edilemeyen.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Duygusal müzik)

Feride.

Aziz Bey sana bunu yapmaz.

Sadece birazcık daha zamana ihtiyacı var. Sen kendin söyledin.

İlişkimize dair hiçbir şey hatırlamıyor, dedin.

Yapmaz.

Aziz yapmaz.

Benim Aziz'im yapmaz.

Yapmaz benim Aziz'im, yapmaz.

-Feride, bana bak. -Yapmaz, yapmaz...

Yapmaz Emine, yap--

Feride! Feride bana bak!

Aziz Bey şu anda karanlık bir denizde.

Sen onun deniz fenerisin.

Senin ışığın sönerse, o hepten kendini kaybedecek.

O yüzden sen yanmaya devam edeceksin.

Tamam mı?

Tamam mı?

(Ağlıyor)

(Duygusal müzik)

(Alkışlıyorlar) (Deklanşör sesleri)

Düğün ne zaman Aziz Bey?

Ee...

Henüz bir tarih belirlemedik.

Sultan'ı gördün mü?

Aziz, Sultan'ı bırak şimdi.

Müsaadenizle arkadaşlar.

Ee... (Boğazını temizliyor)

Değerli arkadaşlar, hepinizin de çok iyi bildiği gibi...

...uzun zamandır Nehir kızımızla, oğlum Aziz'in evliliği zaten konuşuluyordu.

Bu akşam sizlerle birlikte bu birlikteliğe ilk adımı da atmış olduk.

(Kadın) İki büyük holdingin birleşmesinden söz edilebilir mi Tahsin Bey?

Elbette bizim bu aileyle hem dostluğumuz hem de ortaklığımız zaten...

...çok eskiden beri vardı.

Şimdi bu aile olmanın verdiği güçle...

...yatırımlarımıza hızla devam edeceğiz.

(Duygusal müzik)

Gidiyor musun?

Gidiyoruz. Beraber.

-Nereye? -Salih Baba'ya.

Hadi, yürü. Kalk, kalk, kalk... Hadi, çabuk.

Hadi.

(Duygusal müzik)

Sultan.

Sultan, neredesin?

(Müzik)

Sultan.

(Kapıya vuruyor)

(Aziz) Sultan, burada mısın?

Evet, abi iyiyim.

İyiyim, iyiyim abi. Geldim.

Abiciğim.

Abi? İyi misin?

Sana iyi misin diye bakmaya gelen abine, "İyi misin?" diye sorman çok manidar.

Gel buraya.

Gel.

Abi ya, geç şöyle otur.

Kardeş olmak bunu gerektiriyor galiba.

Abi.

Efendim.

Bunu neden kendine yapıyorsun?

Neyi?

Abi.

Daha iki gün önce uyanacak mı uyanmayacak mı diye başında nöbetteydik.

(Sultan) Kendine geldin, çok şükür.

Ama bu kaslar, bacaklar aylardır kullanılmadı, güçsüz.

Bu ne şimdi?

Bu kadar acil olan ne?

Ben yokken ortalık epey karışmış Sultan.

Annem babamı terk etmiş.

Ben uyurken holdingin hisseleri epey düşmüş.

Bir nevi güven tazeleme.

Henüz ölmedik, ayaktayız diyoruz.

Bunun için Nehir'le sözlenmen şart mıydı?

Neden?

Tamam, Nehir'le sık sık tartışır kavga ederdik ama...

...biz dağılınca her şeyi bir arada tutabilmek için epey paralamış kendini.

Hem bu ortaklık bir anlamda bizim ailemiz için de iyi olacak.

Yanlış olan ne?

Yarından itibaren dinlenmeye başlarım.

Sen de biraz sakin olacaksın.

Anlaşıldı mı? Sakin.

(Nehir) Aziz.

(Nehir) Aziz, neredesin? Misafirler gidiyor.

Yengen geldi.

Ay...

Görüşürüz Sultan Hanım.

(Müzik)

(Kerem iç çekiyor)

Sultan.

Efendim.

Bana kızgınsın, biliyorum.

Ama yapma böyle, hadi.

Kızgın değilim.

Yaşadığım şey öfke olsaydı...

...çok daha kolay atlatırdım.

Bu hayal kırıklığı abi.

Ne istiyorsun?

Hı?

Tamam.

İstediğin olsun.

Ne yapayım? Fırat'ı tekrar hapse mi attırayım?

Kerem abi...

Her şey senin için bir oyuncak, her şey dalga sebebi değil mi?

Anlamadım.

Fırat'ı hapisten çıkardın.

Sultan, hadi gel kaldığımız yerden oynamaya devam edelim.

Aa? Sultan kızmış.

O zaman Fırat'ı hapse atalım.

(Sultan) Anlamıyor musun?

Etrafında seni seven insanların hayatıyla ve duygularıyla oynuyorsun.

Fırat, seni niye vurdu?

Kardeşiyle oynadın.

Ama sonuçta Fırat sana o kurşunu sıktı mı?

Sıktı.

İşte benim hazmedemediğim şey de bu.

Sen kendi içinde al ver hesabı yapıp çözüyorsun.

Ya ben? Ya biz?

Etrafında sana bu kadar güvenen insanlar?

Kerem abi, ben seni çok seviyorum.

Ama anlayamıyorum.

Anlayamadığım binlerce şeyden sadece biri.

Ne dedin?

Demedim bir şey.

Çiçeğim.

Sarı papatyam, hadi ama lütfen.

Beni yalnız bırakır mısın abi?

(Müzik...)

(...)

(...)

Herkes nerede?

Hay Allah...

Nasıl oldu da bu kadar yıprandı ki bu?

(Kapı açıldı)

Hoş geldiniz.

(Feride) Hoş bulduk Salih Baba.

Hayırdır güzel kızım?

Öyle, sana bir uğramak istedik Salih Baba.

İyi yapmışsınız.

Buyurun, oturun.

Kahvenizi içtiniz mi Salih Baba?

Biz içtik güzel kızım ama senin elinden bir kahve daha içeriz.

-Değil mi Abdullah Efendi? -İçer misin Abdullah amca?

İçer, içer.

Tamam.

Faik fani nasıl güzel kızım?

İyi mi?

Ne iyi, ne kötü.

Dua et güzel kızım.

Dua et.

Derdi veren Allah dermanını da verecektir elbette.

(Müzik)

Aziz.

Hastaneye gidelim mi?

İyiyim ben.

Önüne bak, bana değil.

Senin şu inadından var ya--

Altan.

Feride nasıl? Haberin var mı?

Yok.

Hem kızın hayatını Çin işkencesine çeviriyorsun...

...bir de kalkmış nasıl diye soruyorsun.

Tebrik ederim seni.

Yapmak zorundayım.

Ne oldu bana?

Bunları sonra konuşalım. Olur mu?

Anlat.

En son Feride'nin de benim de yere düştüğümüzü hatırlıyorum.

Biri bizi zehirledi.

(Müzik)

Hoş geldin Gülten abla.

Asıl sen hoş geldin oğlum.

(Müzik)

Anlamıyor musun?

Etrafında seni seven insanların hayatıyla ve duygularıyla oynuyorsun.

(Lastik sesi) (Frene basıyor)

(Derin nefes alıyor)

Fırat seni niye vurdu?

Kardeşiyle oynadın.

(Derin nefes alıyor)

Allah kahretsin.

Kerem abi, ben seni çok seviyorum.

Ama anlayamıyorum.

Allah kahretsin.

(Altan) En azından bu gece hastanede kalmalıydın.

Yeterince kalmadım mı?

Aziz, emin misin bunu yapmak istediğinden?

Bana öyle bakmayın. İyiyim ben.

Eh...

Anlatın bakalım.

Neler oldu?

(Müzik)

Peki.

Feride yere yığıldıktan sonra, bir el silah sesi duydum.

Ortalık bir anda karıştı.

-Silah mı? -Ben de hemen dışarıya çıktım.

Hem Feride'ye ambulans çağırmak için...

...hem de silah sesini anlamaya çalıştım.

Fırat, Kerem'i vurdu.

Fırat, Kerem'i niye vurdu?

Ne bileyim? Kız kardeşine bir şey mi yapmış?

(Altan) Kandırmış mı, öyle bir şey.

Sonra ortalık işte hastane bilmem ne, ambulanslar derken...

...birileri sizi zehirlemiş Aziz.

Bu ne kitabı Salih Baba?

Kişisel bir hatırat.

Basılı değil.

Kişi kendi el yazısıyla, bir eser meydana getirip...

...ciltletmiş. Kendi anıları var bir de...

...kime olduğunu belirtmediği mektuplar.

Ne anlatmış peki?

Bilmem, bakalım.

Bakalım.

(Duygusal müzik)

Güzel kızım, hadi şunu oku.

-Ben mi? -Evet.

"Buraya geleli kaç gün oldu, bilmiyorum.

(Feride) Kaçtım.

İnsandan, şehirden, yalandan...

...gözyaşından ve öfkeden kaçtım.

Sanki bir ölüm oturuşundayım.

İnsan, burada yalnız olma duygusunun gerçekliğiyle...

...yüz yüze kalıyor.

(Feride dış ses) Hayatım boyunca hiç bu kadar yalın, taze...

...sıcak olmamıştım.

(Feride dış ses) Hücrelerimde hissettiğim o gücün hezeyanı...

...beni öldürmekten başka...

...ölüme yakın olan tanımadığım bir duygunun kollarına bırakıyor.

(Feride dış ses) Belki de burada oluşumun tek sebebi...

...niçinlerimin farkında olup...

...nasılına tahammül edecek gücü kendimde bulamayışım.

(Feride dış ses) Niçinlerinin farkında olarak...

...yaşamaya başladığın zaman...

...gerçeklerin peşine düşmüş buluyorsun kendini.

(Feride dış ses) Bu kez karşına şu soru dikiliyor.

(Feride dış ses) Gerçeklerin ne kadarına dayanabilirim?

(Feride dış ses) Belki belli bir noktaya kadar dayanabiliyorsun.

(Feride dış ses) Ama dayanamadığın bir an geliyor.

(Feride dış ses) Bu kez gerçeklerden kaçmaya başlıyorsun.

(Feride dış ses) Ama gerçeklerimizden kaçamıyoruz.

(Feride dış ses) Bizi muhakkak bir köşede...

...hiç beklemediğimiz bir anda sıkıştırıyorlar.

(Feride dış ses) Bazen bir yanımın...

...tümüyle korku olduğunu hissediyorum.

(Feride dış ses) Ama bu korku beni dik tutuyor.

(Feride dış ses) Ölmekten değil...

...seni bir daha görememekten korkuyorum.

Belki de bunları...

...belki de bunları sana çok uzun zaman önce yazmalıydım.

Ama kalemin ve kâğıdın kaderi...

...bugün buluşmakmış.

(Feride dış ses) İsterdim ki, yazacaklarımı yaşamamış...

...bir dünya olsaydı burası.

(Feride dış ses) Ama adı üzerinde...

...burası dünya.

(Feride dış ses) Belki de cennet dediğimiz...

...şüpheden arındırılmış o yere...

...her türlü kadere rağmen...

...doğduğumuz ilk günkü gibi...

...imanın şüphesiz saflığıyla ulaşabiliriz.

Bilmiyorum."

(Duygusal müzik)

(Kuşlar ötüyor)

(Kuşlar ötüyor)

(Duygusal müzik)

Tamam Altan.

Siz geçin, ben kahvaltıyı getireyim.

Kahvaltıyı bırak şimdi Gülten abla, gel şöyle konuşalım.

(Duygusal müzik)

Hayırdır inşallah oğlum, bir şey mi oldu?

Evet Gülten abla, senin eve dönmen gerekiyor.

Sultan'ın sana ihtiyacı var. Hatta bana da.

Sultan dağılmış durumda.

Hazır dağılmışken, gidip biraz daha mı dağıtayım diyorsun?

-Altan. -Yalan mı?

Bunun bir oyun olduğunu öğrenince, sana olan güveni ne olacak?

Sormayacak mı sana?

Abi, bana neden güvenmedin demeyecek mi?

Altan...

...bu hikâyenin maalesef başrolleri Feride ve Sultan.

İnsanlar onlara bakıp, benim gerçekten...

...hafızamı kaybettiğimi düşünecek.

Bu mu?

Bula bula bunu mu buldun? Çok zekice.

(Gerilim müziği)

Aziz oğlum...

...Altan haklı.

Sultan'a kıyamıyor.

Ben de öyle ama yapılması gerek.

Dün bana anlattıklarınız, bundan önce olanlar.

Benim; babamı, Kerem'i ve Nehir’i köşeye sıkıştırmam gerekiyor.

Ve bunları yaparken, kontrolü elimde tutmalıyım Gülten abla.

Aziz oğlum sen de haklısın ama bak--

(Aziz) Aması falan yok Gülten abla.

Aması yok.

Hadi hazırlan, seni eve götüreyim.

Peki.

Vay, vay, vay!

Kimse yok mu evde?

Yoksa henüz daha kahvaltıya mı inmediler?

Sultan Hanım sabah erkenden yürüyüşe çıkacağını söyledi.

Kahvaltı etmeden erkenden çıktı. Tahsin Bey de henüz inmedi.

Desene ev bana kaldı.

(Kerem) Şanslı çocuğum ha.

Vallahi güzel evmiş.

(Gerilim müziği)

Afiyet olsun Kerem.

Yerine mi oturdum babacığım? Kusura bakma.

Ziyade olsun.

Oh!

Ah!

-Sultan'ı gördün mü? -Yürüyüşe çıkmış.

Görüyorsun değil mi? Sen doğur doğur sokağa sal...

...içlerinden vefalı bir tek Kerem çıksın.

Ha bir de Nehir var.

Ailemizin yeni üyesi...

...Nehir.

Sen burada yokken...

...Nehir, holdingi kurtarmaya çalışıyordu.

(Tahsin) Senin de hisselerin olan o holdingi.

Her neyse.

Neler yaptın bunca zaman?

Farklı bir şey değil.

Bildiğin şeyler.

Çok bir şey yapmadım.

Konserler, bienaller.

Müze ziyaretleri.

Eş dost ziyaretleri.

Arkadaşlarla takıldık.

Ay! Arkadaş demişim.

Akraba diyecektim.

Biraz akrabalarımla takıldım.

Nehir'in annesiyle, Nehir'in babasıyla.

Ne de olsa bizim akrabalarımız.

Değil mi babacığım?

Holdingdeki hisselerim dedin.

Hazır giyimdeki yetkilerini geri istedin.

Hepsini sana verdim...

...ama sen ortalarda yoksun.

Bırak artık çocukluğu. İşinin başına dön.

Aziz'e de yardımcı ol.

Hangi konuda yardımcı olayım?

Hafızasını tekrar kazanmasına mı yardımcı olayım?

Yoksa hâlâ Nehir'in kuklası olmasına mı yardımcı olayım?

Hangisi baba?

Sen kendi işine dön, yeter.

Emredersin baba.

Emredersin.

Sıra sana da gelecek.

Hiç merak etme.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Telefonda olmaz.

Yüz yüze.

(Gerilim müziği)

Aa! Tövbe bismillah!

Feride!

Aa! Mutfakta kim var?

-(Emine) Günaydın. -Günaydın.

-Babam uyuyor mu hâlâ? -Uyandı.

Hayırdır Emine?

Hasibe teyze uyku tutmadı da. Mutfağa da gireyim...

...kahvaltıyı da hazırlayayım dedim.

Rahatsız olmadın inşallah?

Ha, gece burada kaldın yani?

-Pek de zahmet etmişsin. -Afiyet olsun.

(Can) Oo!

Aslansın be Emine abla!

Oy, yerim ben seni be!

Baba!

(Duygusal müzik)

Tamam, yavaş babacığım yavaş.

Ver babacığım.

-Çayları koyayım ben o zaman ha? -Ben hallederim, tamam.

Bir zahmet.

(Aneta) Fırat nerededir?

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

Yağmur abla.

(Yağmur) Fırat, kocaman olmuşsun oğlum sen.

Kocaman oldum evet. Şunu yapmasak, ha?

(Yağmur) Hayda! O ne demek öyle?

Bal gibi de yaparım işte. Ablan sayılırım ben de senin.

(Yağmur) Değil mi?

-Nail abi, bize iki çay versene abi. -Vereyim abim.

Hayırdır Fırat, sabah sabah evden mi kaçtın?

Öyle oldu abi.

(Dalga sesi)

Ne var ne yok, ne yapıyorsun?

Vallahi ne yapayım işte...

...takılıyorum, geziyorum.

Takılıyorum ne demek oğlum?

Yok mu iş, güç, okul falan?

Ne diyeceğim bak. Gel seni polis yapalım ha?

(Duygusal müzik)

Yağmur sana ne?

Ne dedim ben be? Allah Allah! Ne dedim şimdi?

Senin de bana laf sokacak bir fırsat geçmesin eline ha!

Hiç kaçırma!

-Çaylar. -Buyur.

-Eyvallah. -Afiyet olsun.

Sen ne yaptın abla? Niye geldin, tayin falan mı?

İşte...

...on yılı geçti doğudaydım ben.

Burayı istedim. Mahallemde olayım istedim.

-Nasipmiş oldu çok şükür. -Çok iyi.

-Zehra teyze? -O gelmedi daha memlekette.

Şimdi ben evi bir hâle yola sokayım. O da gelecek inşallah.

Kaç yıldır içinde kimse yaşamıyor tabii. Kiraya da vermedin.

Evet, işte annem istemedi.

Olmadı. Ne yapalım?

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Ben iki dakika müsaadenizi istesem?

(Telefon ısrarla çalıyor)

-(Fırat ses) Efendim? -Fırat, ofise gel bugün.

Sana verecek işlerim var.

Tamam. Hadi eyvallah.

Vay be! Kocaman olmuş bu resmen.

Ben geldiğimden beri niye hiç görmedim bunu?

İçeriden yeni çıktı çocuk.

-Sen de gel polis ol diyorsun. -Ne diyorsun?

Ciddi misin sen? Tüh be!

ne bileyim, müneccim miyim ben?

Müneccim olmana gerek yok. Bodoslama dalma yeter.

Neye bodoslama dalmışım?

Bir şeye dalmadım ben. Gayet normal hâlini hatırını sordum çocuğun.

-Senin derdin ne benimle? -Ne derdim olacak seninle?

Ne bileyim ben? Öyle...

...her lafımdan sonra bir laf sokmaya çalışmasan olmuyor vallahi.

-Sen de zemin hazırlamasan. -Ben mi zemin hazırlıyorum?

Yağmur tamam, bırak şimdi bunu.

Tövbe estağfurullah! Sen başlattın.

Sen başlatıyorsun.

(Duygusal müzik)

Aziz bekle.

Yok artık! Bu hâlinle araba kullanmayacaksın herhâlde?

Hayır. Şoför geldi, o götürecek.

-Ben götürürdüm. -Olmaz Altan.

Ver çocuğa.

Feride ve Sultan'dan çok senden korkuyorum.

Sen şimdi Sultan'ı görünce su koyverirsin.

Gülten abla sen bin arabaya.

(Gerilim müziği)

Altan beni en iyi sen anlıyorsun.

Yani?

Senin dışarıdan düşünmeye ihtiyacın yok diyen sen değil miydi?

Ben ona bir şey demiyorum ki.

Bu Feride'ye ve Sultan'a yapacaklarını--

Telafi edeceğim, merak etme.

Sen telafi edene kadar onları kaybetmezsen tabii.

Aziz.

İnsanların duygularını öyle istediğin gibi yönlendiremezsin ki.

Yönlendirmiyorum ki.

Emin misin kardeşim?

Bir daha düşün istersen.

Sultan, Feride kadar acı çekmeyecek.

Feride?

Feride bize inanıyor.

Ve inanç Altan...

...bir insan için en büyük güç.

İnanan için de inanılan için de.

Tam da bu Aziz.

İnancı yıkarsan...

...bunu telafi etmenin bir yolu yok ki.

Sen beni, benim sana olan inancımdan vurma.

Yeter.

Zor olacak.

(Aziz) Ama olacak.

(Altan) Umarım.

(Araba çalıştı)

O zaman biz de kendi sorunlarımıza çözüm bulalım.

Emine hadi geç kalıyorum.

(Emine) Geldim, geldim.

Babacığım, ne oldu? Bir şey mi istedin?

Annem mutfakta, söyle.

Bu ne baba?

(Hasibe) Aneta abla her şeyi hatırla; bir tek dükkânı, evi hatırlama.

Başım şişti vallahi.

Otur babacığım hadi sen.

Faik tuvalete bile gidemiyorsun, kızını uğurlamaya mı kalktın?

Ben çıkıyorum, hadi sen dinlen.

Çok özür dilerim.

Telefonumu bulamadım da, yatağın arasına kaçmış.

Bir şeye ihtiyacın olursa ararsın.

Ararım.

Hadi Emine.

(Kapı açıldı)

Ne verdin Feride'ye? Bulurum ama ben onu.

Pes Faik. Bu hâlinde bile yine kızını kayır. Pes.

Daha iyisin değil mi canım benim?

İyiyim, iyiyim de ben Kerem'i düşünmekten sana hiç sormadım.

-Neyi? -Sen...

...Altan Bey. Ne oldu? Konuşmuyor musunuz hâlâ?

Dedim ya sana canım. Kapandı o konu, bitti gitti yani.

Ne demek kapadı? Niye anlatmıyorsun hiç?

Öyle işte Feride. Kapandı, bitti gitti.

Sana hiç inanmıyorum Emine.

(Emine) Feride ister inan, ister inanma. Bitti gitti işte.

Tamam, ben taksiye bineceğim, gideceğim.

Geç kaldım, tamam mı? Hadi 'bye bye'.

Feride nereye gidiyorsun? Feride.

Küstün mü şimdi, ben sana onu söylemedim diye?

Sizin ne işiniz var burada?

-(Altan) Sizce ne işim var burada? -Nereden bileyim ben canım.

Gerçekten bilmiyor musun?

Gerçekten bilmiyorum.

Konuşmamız lazım.

Durun Altan Bey, ne yapıyorsunuz?

Bir öğrenemediniz şunu, mahallenin ortasında.

Ne yapayım? Açsaydın sen de telefonlarımı.

Aylardır arıyorum, çıkmıyorsun sen de Emine.

Otur.

-Otur. -Tamam.

Altan da deli çıktı.

Hadi hayırlısı.

(Hareketli müzik)

(Duygusal müzik)

Sultan.

Hoş geldiniz abi.

Sultan. Bir dakika.

Bu kadar mı yani?

Ne, ne kadar mı abi?

Bak Gülten abla geldi.

-Ben de bundan sonra burada kalaca-- -Gerek yok.

Senin burada kalmana yani.

Gülten teyze, sen de hoş geldin.

Çamaşırlar epeyce birikti bu arada.

(Duygusal müzik)

Aziz, oğlum sen git.

Çok şey atlattı.

Atlatamadı. Henüz.

-Ben ilgilenirim. -Tamam.

Beni habersiz bırakma.

Dün gece ben aradıktan sonra bir şey olmuş. Ama ne?

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-(Aziz ses) Kerem. -Oo!

Abim uyanmış.

Sabah şeriflerin 'hıyırlı' olsun abi.

Eyvallah, öyle olsun.

Kerem, dün ben buradan ayrıldıktan sonra...

...Sultan'la ilgili bir şey mi oldu?

Bir şey mi oldu? Bilmem.

Ne olmuş Sultan'a?

Bir şey olmuş ama ne olduğunu bilmiyorum.

Onu hiç böyle görmedim.

Ne gibi?

Gülten ablayı tersledi. Hatta biraz aşağıladı.

Bak, bu çok kötü işte.

Kötü olan ne Kerem? Ne oldu?

Olanın dışında bir şey olmadı.

Biliyor musun? Dün gece beni bile kovdu yanından.

Dün gece sen evde kalmadın mı?

Yok. Dışarıda kaldım.

-Babam? -O da geç saatte çıktı.

Gülten abla da yoktu.

Anlaşıldı Kerem. Sağ ol.

(Gerilim müziği...)

(...)

-Hoş geldiniz. -Teşekkürler.

-Kahve? -Olur.

'Double shot americano' sütsüz, şekersiz.

Çok sert.

Sizi dinliyorum.

Üstlerinden epey zaman geçtiği için ulaşmak biraz zaman aldı.

Üstleri iyi örtülmüş. Her biri başka birinin üzerinde...

...farklı şirketlerde ve vakıfların malları olarak görünüyor.

Sanki babanız Kadırga'da hiç yaşamamış gibi...

...tüm izlerini silmeye çalışmış.

Burada, Kadırga'daki tüm taşınmazların bilgileri var.

Neredeyse mahallenin yarısı diyebiliriz...

...ama içlerinden bir bina var ki, üç kişi adına kayıtlı.

İkisi vefat ettiği için şu an hakları yakınlarına ait.

-Ama yaşayan kişi Bülent-- -Yani...

...dedem. -Evet, dedeniz.

Diğerleri kim peki?

Şakir Çağlar, Mehmet Şefik Korkmazer.

Bir dakika.

Şakir Çağlar'ın varisi kim?

Faik Çağlar.

Ve işler iyice karışır.

Şunu bir düzgünce anlayalım.

Belli ki bir tane anahtar var.

Ve bu anahtar, o evin kapısını açıyor.

Ev nerede?

Ben de aynı şeyi düşünüyorum.

Ama o mülke ait adres bilgilerine, hiçbir şekilde ulaşamıyoruz.

Neyin anahtarı bu baba?

Neyin?

Bir konuşabilsen.

-Abla bir şey mi dedin? -Yok size demedim.

Feride Hanım, siz hep gizli kapaklı işler çevirin bakalım.

Baban bu hâldeyken bakalım sana kim arka çıkacak?

Elbet seni bu evden göndermenin bir yolunu bulacağım.

Elbet.

Ah be adam! Ne verdin kızına?

Ben sizin ne sakladığınızı bulmasını bilirim.

(Yukarıda gürültü oldu)

Faik!

Faik ne oldu? Ne yapıyorsun orada, düştün mü?

Ah be adam! İki dakika sana arkayı dönmeye gelmiyor.

Ne oldu?

Hadi elini ver.

Faik tut elimi, tut kaldırayım seni. Hadi.

Hadi gayret et.

Allah'ım ya Rabb'im ya!

Dur. Madem bastonunu düşürdün beni ne diye çağırmıyorsun Faik?

Benimki de laf!

Zaten sen beni nasıl çağıracaksan!

Tövbe tövbe.

(Gerilim müziği)

Ne oldu?

Sen düşünce bir yerini mi vurdun?

Faik ne oldu?

Hadi sen benimle gel, salonda otur.

Dur, dur.

Hadi.

(Gerilim müziği)

Gel.

Otur Fırat.

(Tahsin iç çekti)

-Beni mi seyredeceksin Tahsin Bey? -Yoo, hayır.

Kızımla oğlumun sana neden bu kadar düşkün olduğunu anlamaya çalışıyorum.

Tabii ya.

Sen benim gibi düşünmüyorsun galiba.

Vallahi herkes kendi derdinde Tahsin Bey.

Kimsenin bana bu kadar düşkün olduğu falan da yok. Sizin öyle bir kurun...

Bir gerginliğiniz varsa rahat olun.

Neden böyle düşünüyorsun?

Neyse.

Bir önceki konuşmamızda...

...anlaştığımızı düşünüyorum.

Bana mahalleyi anlat.

Nasıl yani? Beni bunu için mi çağırdınız?

Mahalle.

Evet.

Neden diye sorsam?

Evet, bir önceki görüşmemiz biraz sert geçti, anlıyorum ama...

...benden korkman için bir sebep yok Fırat.

Yani.

Seni içeri geri gönderirim.

Ceylan'ın yaşadığı, okuduğu yeri biliyorum.

-Bu tehditlerinizden sonra bu lafınız-- -Şüphede haklısın, evet...

...ama meseleye bir de benim gözümden bak.

Ben de bir şok yaşadım.

Benim de...

...hatırlamak istemediğim, unutmaya çalıştığım birçok olay çıktı karşıma.

Eğer sen de beni anlamaya çalışırsan ve bana yardım edersen...

...seninle çok iyi anlaşabiliriz.

(Gerilim müziği)

Etmezsem?

Etmezsen etmezsin. Yapacak bir şey yok.

Sen yoluna, ben yoluma ama...

...yoluma çıkarsan da... -Anladım.

Anlamadığım şey şu. Benim işim çalmak. Ben niye buradayım?

Siz bunu tek bir telefonla çok daha profesyonel bir şekilde...

...halledebilirsiniz.

Benimle neden uğraşıyorsun?

Zeki çocuksun.

-Zekiyim. -Evet.

Bunun sebebini günü geldiğin anlayacaksın. Neyse, şimdi sen...

...benimle anlaşma yapıyor musun?

Hâlâ tam olarak ne istediğinizi söylemediniz.

(Gerilim müziği)

-Serpil. -Buyurun Nehir Hanım.

-Aziz geldi mi? -Henüz gelmedi.

Bana kahve getir.

Ah yazık!

Sen gene mi yaranamadın? Ben sana çok üzülüyorum.

Sen kendi işine baksana. Ayrıca gene değil, yine!

(Gerilim müziği)

(Feride) Off!

Ben bu sakarlıkla nasıl yaşıyorum acaba?

(Müzik)

Şaşkın.

(Müzik)

Yolu açsanız da geçebilsek hanımefendi.

Özür dilerim Aziz.

Aziz Bey.

Daha dikkatli olun.

Siz hep böyle işe patronla aynı saatte mi gelirsiniz?

-Hayır. Sadece-- -Lakaytlık en sevmediğim şeydir.

Lakaytlık?

-Bir daha olmaz, emredersiniz. -Bir daha olmasın.

Üff! Eski Aziz'in de hiç yenilir yutulur tarafı yokmuş!

Bu ne ya, küçük dağları ben yarattım! Gıcık!

(Fırat) Evet, dinliyorum.

Mahalledeki antikacı.

Salih Baba'nın dükkânı.

Oradan...

...benim için bir şeyler almanı istiyorum.

Çalmamı.

Yani ister çalmak de, ister almak de. Sonuçta bana getirecek olduktan sonra...

...senin ona ne isim verdiğin umurumda değil.

Ne peki?

Bir eski cep saati...

...bir çift kol düğmesi, bir de dosya.

Salih Baba'ya bunu yapamam.

Peki...

...Salih Baba'n mı...

...Ceylan mı?

Bizi rahat bırakacağından nasıl emin olacağım?

Emin olmayacaksın.

Tamam.

(Tahsin) Fırat aslında seni ben de sevmeye başladım.

Bak şimdi tehdit falan değil, yanlış anlama.

-Sana bir iş teklif etsem. -Mesela?

Mesela sen her gün Kerem'le adım adım, yan yanasın değil mi?

Kerem'in yapacaklarını gel bana anlat mesela.

Ha bir de oğlumu ablandan kurtarmam için bana yardımcı ol...

...ayaklarının altına cenneti sereyim.

Bak bunu sevdim.

(Fırat) Bu bana uyar.

Bir daha Ceylan konusu açılmayacak.

-Ne? -Bir daha Ceylan konusu açılmayacak.

Ne Ceylan'ı?

Ceylan kimdi ya?

(Müzik)

İn.

Konuşacağız.

(Müzik)

Emine sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Neyi ne yapmaya çalışıyorum?

Defile gününden beri zaten bir soğukluk başlamıştı.

Telefonlarımı açmadın.

Bir daha karşıma çıkmadın.

Benden bilerek uzaklaşmaya çalıştığının farkında değil miyim sanıyorsun ha?

Özellikle o hastane günleri.

Sonrasında da...

...aylardır seni kaç kere aradım, kaç kere mesaj attım.

Alakası yok. Görmedim.

Görme-mişimdir.

Görmemişimdir.

Görmedin mi?

Emine...

...sana bu soruyu bir kere soracağım.

Ben sürüklenmekten nefret ederim.

Benimle ya varsın ya da yoksun.

Bu sorunun cevabına göre de belki hayatında beni bir daha görmeyeceksin.

-Ya da-- -Sor tamam, hadi sor.

Emine niye ağlıyorsun?

Bir şeyim yok benim. Tamam hadi sor.

-Su getireyim mi sana -Hayır, ben iyiyim.

Şey... Gel, otur.

İyiyim, hadi sorsana. Ne soracaksan sor.

(Duygusal müzik)

Nesi komik? Niye gülüyorsun? Soracaksan sor hadi, sor.

Vazgeçtim sormayacağım.

Seni de buraya kadar sürükledim. Hadi gel gidelim, ben seni bırakayım.

Özür dilerim. Her şey için özür dilerim.

(Duygusal müzik...)

(...)

Haklısın.

Çok özür dilerim.

(Gerilim müziği...)

(...)

Fırat?

Nasıl ya?

Fırat.

Fırat...

...sen ne haltlar yiyorsun?

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

-Alo? -Fırat...

...neredesin?

Seninle acil bir işimiz var.

Abi ben şu an babamın yanındayım. Çok acilse geleyim.

Öyle mi?

Tamam...

...babanın yanında kal.

Tamam.

Yapmayın lan bana bunu.

Bana bunu yapmayın.

Son olarak imza atacağımız sözleşmenin taslağı bu.

Yani istersen yeniden değerlendirip--

(Duygusal müzik)

Feride Hanım bu size.

(Duygusal müzik)

Bu nasıl olur ya?

Feride Hanım onaylanmayan dosyalarınız vardı ya, oradan arıyorlar.

Mithat Bey, bir bağırmadan dinler misiniz.

Mithat Bey, ne olduğunu öğrenir öğrenmez hemen size dönüş yapacağım...

...çünkü ben de gerçekten bilmiyorum.

Feride Hanım...

...gelebilir misiniz?

Mithat Bey'le ilgili bir problem mi var?

Kendisi en önemli müşterilerimizden birisi.

Kim olduğunu biliyorum Nehir Hanım...

...ama anlamadığım şeyler var.

Nasıl yani?

Öğrenip size haber veririm.

Hayır, şimdi anlatın.

Yaklaşık iki ay önce hazırladığım koleksiyonu...

...Mithat Bey'in firmasına göndermiştim.

Ama şimdi öğrendiğim bir duruma göre aynı koleksiyon...

...İtalya'da bir firmanın yarışmasına gönderilmiş ama benim haberim yok.

-Mithat Bey de-- -Bizimle dalga mı geçiyorsunuz diyor...

...haklı olarak.

Peki bütün bunlar olurken siz neredeydiniz? İsmi neydi?

Ben buradayken...

...Nehir Hanım'a sormanıza gerek yok. Adım Feride.

Feride.

Evet Feride Hanım...

...bütün bunlar olurken, tasarımlarınız ortalıklarda dolaşırken...

...siz ne yapıyordunuz? Çiçek mi suluyordunuz?

Aynı tasarımla biri olmazsa diğeri mi olur dediniz Feride Hanım?

Tasarımlarımı iki yere gönderdiğimi mi söylüyorsunuz?

Öyle görünüyor.

Bu işi çözün.

(Gerilim müziği)

Her şey planladığımız gibi gidiyor.

-Şu Feride'yi bir gönderelim. -Bana Kerem'le ilgili söz vermiştin.

Tamam merak etme. Neydi o mektup?

Büyük ihtimalle davet mektubu.

Az kaldı Feride. Senden kurtulmama az kaldı.

-Feride gelebilir miyim? -Gel Serpil.

Gel de şuna bak. Ben mi yanlış okuyorum anlamadım ki.

Feride bu aslında harika bir fırsat.

Bir yıllığına İtalya'da en iyi tasarımcılardan eğitim fırsatı.

Evet sevinsem mi, üzülsem mi ben de anlamadım.

Ama bunu ben göndermedim. Biri benim adıma göndermiş.

Ne hikmetse seçilmişim.

Hak etmesen seni davet etmezlerdi.

Neyse bunu düşünmeyeceğim. Biliyorsun Mithat Bey'le...

...daha önemli konularımız var.

Sen randevu alır mısın? Bu iş telefonla çözülemeyecek kadar uzadı artık.

-Tabii alırım. -Teşekkür ederim.

Enes Bey.

-Biraz konuşabilir miyiz? -Tabii buyurun.

Aziz Bey.

Evet?

İyi misiniz?

İyiyim de siz kimsiniz?

Ben, Damla Kılıç. Nehir Hanım'ın asistanıyım.

Acil bir durum varsa Nehir Hanım'la çözün lütfen.

Anlıyorum sizi ama gönül işi bu.

Öyle hadi hemen deyince olmaz, biraz düşünmek lazım.

-Aziz Bey. -Mithat Bey'le konuştunuz mu?

Henüz konuşamadım.

Neden?

Sohbet edecek vaktiniz var ama.

Feride Hanım, Mithat Bey sizi bekliyor, randevuyu aldım.

Teşekkür ederim Serpil.

İzninizle Aziz Bey...

...halletmem gereken bir problem var da.

Feride Hanım benim de toplantım var, yolumun üstü...

...isterseniz ben sizi bırakırım. -Teşekkür ederim Enes Bey.

(Gerilim müziği)

Aziz Bey...

...acaba siz...

-Acaba ben ne? -Siz Feride'yi--

Serpil...

...senden istediğim raporları hazırladın mı?

Bekliyorum.

Zihni değil ama duyguları hatırlıyor.

Yüzde 90 kıskançlık seziyorum.

Kapılar açık.

İyi de...

...siz nasıl kahve seviyorsunuz ben onu bile bilmiyorum ki.

Orta şekerli severim.

Orta şekerli. Tamam.

O zaman siz gidin de bir zahmet. Kendi orta şekerli kahvenizi...

...kendiniz yapın, sonra da afiyetle içersiniz.

-Şimdi iki dakikada ne demiş olabilirim? -Zaten siz hiçbir şey söylemiyorsunuz.

Her şeyi hep ben yapıyorum. Hep ben suçluyum değil mi? Hep ben suçluyum.

-Öyle bir şey demedim. -O zaman ne dediniz?

-N-Ne. Ne... Delireceğim ya! -Delirin. Birazcık da siz delirin.

-Hiç de vakit kaybetmemişsin. -Neye vakit kaybetmemişim?

Altan Bey madem beni evinize çağırıyorsunuz...

...artık o kadın her kimse, onun da eşyalarını...

...bir zahmet oradan kaldırıverseydiniz.

Hangi kadın?

-Ha bir de salağa yatın. -Ben mi salağa yatıyorum? Ben mi?

Altan Bey bunlar ne? Bunlar ne?

Yani eğer siz hırsızlığa başlamadıysanız dün gece bu evde bir kadın kalmış...

...ve ziynetlerini orada bırakmış.

(Müzik)

(Müzik)

Herkes nerede acaba?

-Anons geçildi, duymadın mı? -Yoo, duymadım.

Allah Allah, sen şaka mı yapıyorsun?

Üç kere anons geçildi, senin kafan nerede?

Komiserim, amir ikinizi de yanına çağırdı.

-Tamam. -Tamam.

Yalnız komiser benim.

Anladık Komiser Hanım! Buyurun.

(Müzik)

Değil mi ya...

...foyam meydana çıktı demek. -Evet.

Ben işte adamın foyasını böyle ortaya çıkarırım.

Bir şey diyeceğim.

Sen beni çok mu kıskandın yoksa bana mı öyle geldi?

Ya kıskan... Ben sizi niye kıskanayım?

Yani b-ben... İnsanı siz salak yerine koyuyors...

Bana bakın Altan Bey, ben Karadeniz kızıyım.

Vallahi benim tepemin tasını attırmayın, adamı böyle ayağımın altına alıveririm!

Sen şöyle otursana biraz.

Anlatacağım her şeyi.

Anlatacağım.

Anlatacağım çünkü bu ziynetler...

...benim Gülten teyzemin eşyaları.

Tabii! Hani senin hiç yaşayan akraban yoktu?

Azizlerin köşkünde çalışan Gülten teyze.

Onun burada ne işi var ki?

(Müzik)

Bak...

..kimseye, özellikle de Feride'ye söylemeyeceğine yemin edersen...

...sana her şeyi anlatacağım.

Söz. Yemin ederim. Vallahi de söz, billahi de söz.

Hiç kimseye hiçbir şey anlatmayacağım, çabuk anlat.

Tamam.

Acaba biz kahvelerimize yapsak da, bahçede otururken mi...

...bunları konuşsak? Öyle yapalım, bence öyle yapalım.

Ben kahveleri hemen yapayım, dışarıda öyle konuşalım.

Hadi bakalım.

Fırat.

Fırat.

Madem sen benim babamla bu kadar samimisin...

...bakalım ben de senin babanla bu kadar samimi olabilecek miyim?

Hem evin mirası da ona kalmıştı.

Biraz felçli falan ama...

...bir şeyler yakalarız.

Hem...

...anneannemi de görmüş olurum.

Anneanne, ben geldim.

Aferin size! Çocuk gibi bir de kavga ediyorsunuz değil mi?

-Biriniz komiser, biriniz-- -Amirim bakın--

Sen hiç konuşma.

Dün yine telsizi açık bırakmışsınız, didişmelerinizi bütün Emniyet...

...canlı yayın dinlemiş.

Yağmur sen çık.

Yalçın otur.

Siz de hoş geldiniz amirim. İyisinizdir inşallah?

İyi, küçük bir diz operasyonu işte. İyiyim, sağ olasın.

Ne oldu, anlat. Raporuna bakarım ama sen yine de en baştan anlat bakalım.

O geceki baskında ortalık bir anda bir silah sesiyle karıştı.

Aziz'le Feride yığılıp kaldılar.

O kargaşadan faydalanan Tahsin Korkmazer de...

...bir anda ortalıktan kayboldu.

-Oğlunu öylece orada bırakıp? -Aynen.

Oğulları, karısı... Ortalık toz duman, adam kaçtı.

Bir haftaya kalmadı, bize öten adamların hepsi ifadelerini değiştirdiler.

İki tanesi suçu üstlendi.

Anlayacağınız Tahsin Korkmazer avuçlarımın içinden kaydı gitti.

Yani aklandı.

Muhtemelen hepsini tehdit etti. Sana da itibara saldıran dava açtı.

Evet.

Ah o gece ben onu bir alacaktım ki!

Adam şimdi bildiğin yeraltına indi amirim.

Hiç olmazsa daha önce gözümün önündeydi.

Sen de gidip tam olarak adamın kuyruğundan kıskıvrak yakaladın be oğlum.

Sahaya inip onun için mi kayboldun.

Evet.

Yalçın, oğlum dikkat et. Artık daha tehlikeli.

Sağ olun amirim, biliyorum...

...ama birilerinin böyle adamlara dur demesi gerekiyor.

Amirim...

...acaba Yağmur'u başka bir şubeye...

Anladım.

Emine.

Emine.

Biliyordum. Vallahi de biliyordum, billahi de biliyordum.

Ben dedim. Aziz Bey seni unutmaz dedim. Söyledim yani.

Benim Feride'ye haber vermem lazım. Kız acıdan ölecek vallahi.

Hişt! Ne yapıyorsun?

Emine, bana söz verdin.

Olur mu canım! Böyle oyun mu olurmuş!

Emine...

...sana güvendim.

Ama...

...yani bu çok acımasızca.

Biliyorum ama bu Aziz’in kararı.

Şimdilik bir şeye karışmayalım.

Bazen o kadar çok kızıyorum ki ona.

Ama bir taraftan da hak veriyorum.

İyi de ben şimdi bunu Feride’den nasıl gizleyeceğim ki?

Ya yanlışlıkla ağzımdan kaçırıverirsem falan?

Kaçırmayacaksın.

Ay saat çok geç olmuş. Gidelim mi eve ha?

Gidelim.

Ay durun siz zahmet etmeyin. Ben hallederim.

O değil de Aziz Bey neden böyle bir şey yapıyor ki?

Karışık. Her şey çok karışık.

Sultan Hanım.

Sultan!

Sultan, kuzum.

Geldiğimden beri ağzını açıp, tek kelime etmedin bana kuzum.

Ben sana ne yaptım?

Bazen bir şey yapmak değil…

…hiçbir şey yapmamaktır asıl sorun.

Yapılması gereken şeyler varken…

…hiçbir şey yapmamak.

Sen de hiçbir şey yapmadın Gülten teyze.

Biliyor musun ben dün gece bu evde yapayalnızdım.

Yalnızlık sorun değil. Beni bilirsin.

Ama annem öldü.

Aziz abim gözünü açar açmaz çok acelesi varmış gibi Nehir’le…

…daha iki ay önce cenaze çıkmış bu evde sözlendi, parti yaptı.

Babam buna izin vermekle kalmadı, başı çekti.

İnsanları burada eğlenmeleri için çağırdı.

Sen? Sen çekip gittin.

Bana hiçbir şey söylemeden.

Bir tek sen vardın yanımda olan.

Kerem abim Fırat’ı içeriden çıkardı. Üstelik yanıma getirdi.

Allah aşkına bana söyle, bizim hayatımızda ve bu evde…

…gerçek olan tek bir şey var mı? Bırak gülümsemelerimizi falan.

En acısı da ne biliyor musun? Acımız bile yalan.

Haklısın kuzum, haklısın ama ben ne yapacağımı bilemedim ki.

-Ne yapacağımı bilemedim. -Öyle mi?

Öyle mi?

Niye döndün o zaman?

Aziz abin-- (Gülüyor)

Evet, beklediğim yanıt geldi.

Aziz abim. Konu Aziz abim. Aziz abim istedi diye.

Benim ne hâlde olduğum kimsenin umurumda değilse…

…ben neden sizi umursayayım ki?

Sana kolay gelsin. Ben anneme gidiyorum.

Sultan, Sultan.

(Arama tonu)

Aç şu telefonu Aziz, oğlum aç.

(Dram müziği...)

(...)

(Kapı vuruluyor)

Gel.

Gelin Serpil Hanım.

Bir şey mi oldu Aziz Bey?

Yok. Sadece geçmiş olsun demek istedim.

Kaza geçirdiğinizi öğrendim.

Siz de ciddi bir tedavi sürecinden geçmişsiniz.

İyi misiniz Serpil Hanım?

İyiyim. Teşekkür ederim.

Nasıl oldu?

Ayağım kaydı, merdivenden düştüm.

Durup dururken mi?

Oluyor, Aziz Bey. Adı üstünde kaza.

Serpil Hanım size bir soru soracağım. Lütfen bana dürüst cevap verin.

Tabii ki.

O gece tuhaf bir şey gördünüz mü ya da duydunuz mu?

(Gerilim müziği)

Serpil, otur lütfen.

Serpil, bugüne kadar bana yalan söylemediğini biliyorum.

O yüzden senden dürüst bir cevap bekliyorum.

Aslında evet.

Dinliyorum.

Siz hatırlamıyorsunuz ama Feride Hanım, son defilenin küratörü.

Öyleymiş.

Hazırlıklar sırasında mankenlerden birinin konuşmasına şahit oldum.

(Kapı açıldı)

Kapıyı çalmadan girdim ama böldüm mü?

Yok. Gel lütfen.

Biz de Serpil Hanım’la defile gecesini tekrardan konuşuyorduk.

Ben her şeyi anlattım ya sana canım.

Anlattın hayatım ama sen bildiğin kadarını anlattın.

Bu işin mutfağında, kulisinde neler olduğunu nereden bileceksin?

Kapsamlı bir şekilde araştırıldı ama bu konu.

Değil mi Serpil?

Anladım. Serpil Hanım çok teşekkür ederim.

Anlattıklarınız benim için çok değerliydi. Tekrar geçmiş olsun.

Çıkabilirsiniz.

Ha Serpil Hanım, şu bahsi geçen mankenin adını…

…benimle de paylaşırsanız memnun olurum.

Tabii Aziz Bey.

(Kapı kapandı)

Aziz, ne lüzum vardı bu konunun araştırılmasına?

Niye? Benden sakladığın bir şey mi var?

Yok.

Yani sadece yorulmanı istemiyorum o kadar.

Nehir, telefonum çalmış duymamışım. Sakıncası yoksa konuşabilir miyim?

Peki. Benim de işlerim var zaten.

Tabii.

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

(Arama tonu)

Efendim, Gülten abla.

Bunca yaptığımı senin insafına bırakacak değilim Serpil.

-Damla. Serpil nerede? -Bilmiyorum.

Serpil’in bakıcısıyım sanki.

(Asansör kat zili)

-Aziz Bey! -Sonra Duygu Hanım.

Damla, Aziz Bey. Ben Damla.

Sen ne yapmaya çalışıyorsun Serpil?

Neden bahsediyorsunuz Nehir Hanım?

-Aziz’e ne anlattın? -Hiç.

Serpil!

Canımı acıtıyorsunuz.

Benim amacım da bu zaten.

Bak o ağzını açıp Aziz’e manken ya da benimle ilgili bir şey söylersen…

Evet, söylersem ne yaparsınız? İşten mi attırırsınız?

Aslında bu işime daha çok gelir.

Kaybedecek bir şeyim kalmaz, rahat rahat konuşurum ben de.

Ayağını denk al Serpil.

Neler yapabileceğime dair hiçbir fikrin yok.

Aslında var.

Sizin yüzünüzden aylarca hastanedeydim. Unuttunuz mu?

Unutmadığım Serpilciğim. Sen de unutma.

Onu fragman olarak al olur mu?

(Derin bir nefes aldı)

Allah’ım ben hiç alışık değilim böyle şeylere.

Öf!

-Teşekkür ederim Emine. -Ben teşekkür ederim asıl.

O zaman senden haber bekleyeceğim.

Ne zaman gel dersen.

Tamam.

Emine!

Dayı.

Ne oldu, bir şey mi oldu?

Bir şey mi oldu diye soruyor musun bir de?

-O giden Altan değil miydi? -Evet, Altan.

Altan? Altan Bey’e ne oldu?

Dayı sen neden bu kadar öfkelisin?

Sana o adamla bir daha görüşmeyeceksin demedim mi?

-Evet, dedin. -Ee?

Dayı lütfen böyle yapma.

Emine hadi eve yürü. Konuşacağız bunu.

Tamam, konuşalım. Ama şimdi burada konuşalım. Neden ev?

Hiç kimse yok merak etme. Konu komşuya da rezil etmem seni.

Emine ne diyorsun? İyi misin sen?

İyiyim.

Hem de hiç olmadığım kadar iyiyim.

Birini seviyorum, o da beni seviyor.

Üstelik bana sadece acil durumlarda ihtiyaç duymayan biri…

…sadece benim yanımda olmak istediği için yanımda olan biri.

Emine--

Dayı, sence de ben kendime ait bir hayatı hak etmiyor muyum?

Sonuna kadar hak ediyorsun ama o, bu adam değil.

Neden, neden?

Sana kaç kere dedim. Bunların canı namlunun ucunda.

Tehlike bunların göbek adı. Ne yapacağım ben…

…yeğenim ne zaman dul kalacak diye mi bekleyeceğim?

Sen Feride’yle evlenmek için kahve içerken…

…bu adam benim için göğsüne kurşun yiyordu dayı.

Sana gerçekten bunu hatırlatmama gerek var mı?

Tamam. İşte kendi ağzınla söylüyorsun.

O zaman seni tanımıyordu bile. Kurşunun önüne atladı.

Evet. Demek ki kesinlikle menfaat falan kollamıyor.

Emine, ne oldu sana?

Dayı sen kaç gündür evde yoksun? Dört mü, beş mi?

Haber verdin mi? Yok.

Ben evde kim bilir ne hâldeyim beni merak ettin mi? Yok.

Ne bileyim belki ben, evde doğalgaz açık kaldı öldüm…

…ya da senin peşindeki adamlar benim peşime dadandı falan.

İşte o yüzden sana gelme, kal ablamların yanında dedim.

Doğru, haklısın. Ben buradaki hayatımı silip atayım.

Çünkü ben burada büyümedim, benim burada arkadaşlarım yok…

…benim bir hayatım yok, ben bir tercih yapmayayım.

Daha bir hayatı seçmeden, başkalarının peşi sıra sürüklenip durayım.

Emine kim ki çünkü? Emine kim?

Dayı.

Beni tercih yapmak zorunda bırakma. Çünkü seni de çok seviyorum.

-Sen eve dön. -Sen?

Özür dilerim dayı.

(Kuşlar ötüyor)

(Hüzünlü müzik)

(Giden arama)

Hadi aç şunu Sultan.

Hadi güzelim aç.

Neden?

Neden anne, neden bırakıp gittin?

Tamam…

(Burnunu çekti)

…tamam, kavga ederdik.

Ama sen benim evimdin.

Bizim evimizdin.

(Ağlıyor)

Seni asla affetmeyeceğim.

Böyle…

Böyle bırakıp gittin.

Anne!

Böyle gitmeye hakkın yoktu.

(Ağlıyor)

Anne…

Anne kalk.

Kalk. Anne kalk.

Yakıp yıkıp gittin. Kalk.

Anne…

Annem…

(Ağlıyor)

Allah’ım, bugünleri de mi görecektim.

(Kokluyor)

(Arama tonu)

-Tekin. -Efendim, Hasibe abla.

Şey, sana bir şey söyleyeceğim. Bugün benim biraz işim var dışarıda da…

…hasta bakıcıya ulaşamadım…

…eğer senin dükkânda pek işin yoksa…

…Faik abine bakmaya biraz gelir misin diyecektim. Ha?

Tamam, Hasibe abla geliyorum.

Hay bin yaşa!

Hadi görüşürüz.

Allah!

Ne diye içeriye dalıyorsun be kadın? Geç.

Bu paralar nedir Hasibe?

Bana bak Aneta abla, sabrımın son sınırındayım artık.

Bundan hiç kimseye bahsetmeyeceksin tamam mı?

Çantadaki paradan kimseye bahsetmeyeceğim. Tamam.

Yok öyle bir şey. Sen yanlış gördün.

Yok, görmedim.

Bir çanta dolusu parayı görmedim ben.

Bana bak görmedin!

Görmedim.

Görmedim.

(Kapı tıklanıyor)

Bu da kapının önünde miymiş neymiş!

Çocuğum sen de herhâlde hemen kapının önündeydin.

Yok, abla. Arka sokaktaydım. Yeni çıkmıştım dükkândan.

Anladım. Hadi bakalım. Artık hastalarımız sana emanet.

(Hasibe) Benim çok küçük bir işim var, hemen gidip geleceğim. Tamam mı?

(Tekin) Tamam, abla.

Hadi bakalım. Neyse. Hayırlısı.

Faik amca nasılsın?

Sakin.

Serpil, kimseye söylemeyeceksin!

(Yuvarlanıyor)

-Serpil Hanım. -Damla Hanım.

Kusura bakmayın korkuttum galiba sizi.

Dalmışım biraz. Önemli değil. Buyurun.

Ben Aziz Bey’in istediği dört aylık raporlar üzerinde çalışıyordum.

Ancak fark ettim ki patron Aziz Bey’i yeterince tanımıyorum.

Yani Aziz Bey bu raporlarla ilgili nelere dikkat eder…

…en çok önem verdiği mevzular nelerdir…

…detayların ne kadar derinleştirilmesine--

Nehir Hanım’a nasıl hazırlıyorsanız aynı şekilde hazırlayın Damla Hanım.

Ben de öyle düşünmüştüm aslında.

O zaman?

Ancak…

…yani Aziz Bey çok farklı bir patron ve ben onu hiç tanımıyorum.

Siz de takdir edersiniz ki ben çalışmaya yeni başlamış biri olarak--

Patronun gözüne girmek istiyorsunuz.

Bir nevi öyle.

O zaman sadece işinizi düzgün yapın Damla Hanım.

Başka bir şey yapmanıza gerek yok.

Ama ben Aziz Bey’i hiç tanımıyorum.

Düşündüm ki siz onu çok iyi tanıyorsunuz.

Damla Hanım…

(Telefon çalıyor)

Buyurun.

Tamam. Ben geliyorum dosyaları almaya. Kopyalarını da halledeceğim.

Dediğim gibi, işinizi düzgün yapın yeter Damla Hanım.

“Dediğim gibi, işinizi düzgün yapın yeter Damla Hanım.”

Çokbilmiş.

Sanki biz işin nasıl yapıldığını bilmiyoruz.

Ah Serpil, seninle çok iyi arkadaş olabilirdik.

(Deklanşör sesi)

(Hüzünlü müzik)

Sultan.

(Hüzünlü müzik)

-Abi. -Efendim?

Çok üzgünüm Sultan.

Gerçekten üzgünüm tamam mı?

Bütün bunlar olurken yanında olamadığım için çok üzgünüm.

Dayanamıyorum abi. Canım çok yanıyor.

İçim acıyor.

Yokluğuna alışamıyorum annemin.

Biliyorum. Ama ben buradayım. Bak ben buradayım.

Uyansın, kalksın.

Biri desin ki bu olanlar kötü bir şaka…

…annen ölmedi, desin abi.

O gitti Sultan.

Bizi, insanoğlunu en zayıf olduğu yerde bıraktı ve gitti.

(Hüzünlü müzik)

Kendimi sıkmaktan ben bittim.

Annemin ölümüne bile yas tutamadım.

Ağlayamadım abi.

Ağla.

Ağla Sultan.

(Ağlıyor)

(Gerilim müziği)

Hasibe teyze.

Yağmur ben. Zehra’nın kızı.

Ha Yağmur. Tanıyamadım vallahi.

Hayırdır ne yapıyorsun burada?

İşte mahalleye dönüyoruz artık.

Anladım. Ne güzel.

-Annen de geldi mi? -Yok, o daha gelmedi.

Hasibe teyze biliyorsun annem evi kiraya verdirmedi…

…o yüzden biraz kötü durumda şimdi.

Ben de tadilat tamirat falan o işlerle uğraşıyorum.

Hazır olunca gelecek inşallah.

Anladım. Sen ne iş yapıyorsun bakayım?

Polis oldum ben de.

Ah tamam.

Kafa gitti bende.

Demişlerdi zaten, babası öldürülünce kafayı taktı diye.

Evet, öyle oldu.

Eh bulabildin mi bari katilini?

Yok, bulamadım da…

…bulacağım inşallah.

Hadi bakalım kolay gelsin sana.

Hasibe teyze, Faik amca rahatsızlanmış onu duydum da…

…ben müsaitse evde bir ziyaret edeyim diyecektim.

Müsait, müsait.

Ev zaten panayır yeri gibi oldu mübarek.

Sen de git tam olsun çocuğum.

İyi günler.

Bu Zehra da nereden çıktı şimdi?

Allah’ım neyle sınıyorsun sen beni? Nedir bu çektiğim çile?

Gülten.

Buyurun Tahsin Bey.

-Dönmüşsün. -Aziz istedi.

Anladım.

Tahmin etmiştim.

Neyin var Gülten?

Ne bu hâlin?

Sultan’a bir şey mi oldu?

Sen nasıl bir babasın Allah aşkına? Sen nasıl bir insansın?

Gülten neler oluyor?

Gerçekten bu kadar kör müsün? Nasıl, neler olduğunu görmüyorsun?

Yaptıklarının nelere mal olduğunu nasıl göremiyorsun?

Sultan’a bir şey mi oldu?

Hmm…

Sultan’ı yeni mi merak ettin?

Aylardır o kuzucuğun neler çektiğini görmedin, görmek istemedin de…

…şimdi mi soruyorsun Sultan’a ne olduğunu?

Peki Aziz, Aziz’e ne oldu? Tahsin sen Aziz’e ne yapıyorsun?

Nehir’le sözlenmesine nasıl izin verirsin? Hem de bu hâldeyken.

Holding için.

Ah holding. Tabii ya. Ben onu unutmuşum.

Holding, cemiyet, güç, para.

Sen her şeyi onlar için yaparsın değil mi?

Senin için önemli olan tek şey bu.

Gör artık Tahsin, her şeyi kaybediyorsun.

Holdingin uğruna çocuklarını feda ediyorsun.

Bak koskocaman bir evde yaşıyorsun…

…bomboş.

Koskocaman bir evde yaşıyorsun ama evlatların buraya yuva demiyor.

Dur artık. Cemiyet ne der diye senelerce delirdiniz.

Sadece onlar için yaşadınız. Peki, cemiyet şimdi nerede Tahsin ha?

Cemiyet nerede?

Perihan nerede, karın nerede Tahsin?

Öldü.

Dur artık.

Sen arkadaşlarını para için sattın.

Kendi ellerinle onların ölümlerini hazırladın.

Senin dostların nerede Tahsin? Arkadaşların nerede?

Dur artık, dur.

Aziz, elinde kalan tek güç Aziz.

Ama sen onu tutmuş çakallara emanet ediyorsun.

Aziz, Sultan, Kerem…

Hepsi ellerinden kayıp gidiyor Tahsin.

Gör artık, gör.

(Gerilim müziği)

Ben her şeyi onlar için yapıyorum.

Durman için daha neler olması gerekiyor Tahsin?

Durman için daha neleri yaşamamız gerekiyor?

(Gerilim müziği)

Aa! Bu ne?

Gözü gibi baktığına göre çok kıymetli bir şey olmalı.

Ama ofis manzaramı kirletiyor. Bir şeye de benzese bari.

(Kapı tıklanıyor)

Faik amcayı ziyarete geldim.

Çünkü Vefa sadece İstanbul’da bir semt adı değil.

Tekir, Tekir.

Aç kapıyı. Ben Tanrı misafiriyim.

Elimden bir kaza çıkmadan yürü git.

Ah ne kadar korktum. Çok kabasın, çok.

Terbiye senin mahallenden geçmedi mi?

Aa, Kerem! Oğlum. Canım.

-Anneannem. -Gel. Gel. Ay canım.

Çekil bakayım, çekil şöyle. Gel canım benim.

(Aneta) Ohh.

-(Kerem) Canım benim. -Gel.

-Ayakkabıların. -Haa.

Doğru, ben bunu hep unutuyorum. Bu eve çok sık gelip gidiyorum da.

Tekir hopla.

(Aneta) Gel.

(Kerem) Faik amcacığım.

Öpeyim.

(Müzik)

Ee, daha daha nasılsınız inşallah?

Maşallah çok iyi gördüm sizi. Dipçik gibisiniz.

(Gerilim müziği)

-Hallettiniz mi bari? -Hallettim de bittim.

Aa! Nasıl ikna ettin?

Çiçeğim!

Çiçeğim!

-Çiçeğim nerede? -Bi-Bilmem.

Ne demek bilmem! Buradaydı.

Belki çalışanlardan biri almıştır. Arayıp sorun.

Sakine Hanım odamda küçük bir çiçek vardı, onu gördünüz mü?

Tamam.

Buradaydı. Nereye gider?

Nereye gider? Buradaydı, hiçbiriniz görmediniz mi?

-Nereye gitti? Çiçeğim nereye gitti? -Feride ne oldu?

Serpil çiçeğim yok. Görmediniz mi?

Enes sen bakar mısın?

(Feride) Görmedin mi Serpil? Odamdaydı.

Şoförle eve yolladım Gülten abla, biraz dinlensin.

İşim biter bitmez ben de geleceğim.

(Nehir) Feride Hanım kendinize gelin.

Kimse çiçeğinizin bekçisi olamaz. Burası bir iş yeri.

(Nehir) Çocuk gibi davranmayı kesin artık.

(Feride) Kimse görmedi mi arkadaşlar?

(Feride) Nerede bu ya?

Ne oluyor? Ne bu gürültü?

Feride Hanım'ın çiçeği kaybolmuş. Delirmiş, hesabını bize soruyor.

(Duygusal müzik)

Feride'ydi değil mi?

Evet, Feride.

(Feride iç ses) Aziz beni nasıl hatırlamazsın?

Çiçeğin olayı ne ki bu kadar yaygara kopartıyorsunuz?

(Aziz iç ses) Feride'm...

...bu kadar üzülme Feride'm.

(Aziz iç ses) Ben sana yine alırım.

Benim için çok önemli bir hediyeydi.

(Feride iç ses) Aziz, onu bana sen hediye ettin.

(Feride iç ses) Her şeyi kaybederim, onu kaybedemem.

Madem...

...bu kadar önemliydi, neden ortalıkta bıraktınız?

(Aziz iç ses) Yapma Feride, dayanamam o gözyaşlarına.

Ortada değildi.

Odamdaydı. Aylardır orada duruyordu.

(Feride iç ses) Ben ona gözüm gibi, kalbim gibi bakıyordum.

(Feride iç ses) Büyüyecek...

...çiçek açacaktı. Bana söyleyemediklerini o söyleyecekti.

Şimdi lütfen odanıza dönün ve yaygara koparmaktan vazgeçin.

(Aziz iç ses) Sakin ol Feride. Sakin ol.

(Duygusal müzik...)

(...)

(Enes) Feride Hanım.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

Efendim hasta ziyaretleri ömrü bereketlendirirmiş.

Ben de gelip bir göreyim dedim.

Şansını çok zorluyorsun.

Bu da tepemde kötü melek gibi.

Değil mi, değil mi?

Ama ben şansa inanmam.

Ben fırsata inanırım.

Bence sen de öyle yap.

(Kapı zili çaldı) Aa!

Tekir... Tekir. Kapı çalıyor, kapıya bak.

Koş, koş.

Ayakkabılarını çıkarmasını tembihle ama tamam mı?

Aa!

Yağmur sen nereden çıktın?

Faik amcayı ziyaret edeceğim diyorum kaç gündür.

Eve bile uğrayamadım doğru düzgün.

Şimdi Hasibe teyzeyle karşılaştım da o, ev müsait deyince geleyim dedim.

Girebilir miyim?

Tabii tabii, gir. Gel, terlik vereyim ben sana.

-Anneanne kim bu Yağmur? -Yağmur? Ee...

Hee! Yağmur, Zehra'nın kızıdır.

Süheyla'nın da en yakın arkadaşıydı.

Yağmur.

Geç.

Faik amca...

...nasılsın, iyi misin? -İyi iyi.

İyiyim, iyiyim, çok iyiyim diyor.

Bu kim?

Bu kim mi? Bu mu?

Bu, Kerem.

Bazen baş döndüren Kerem derler. Bazen ezber bozan.

Ama normali Kerem Saltuk. Sen, Kerem de.

-Memnun oldum. Ben de Yağmur. -Öyle mi Yağmur?

-Ne güzel ismin varmış. -Sağ olasın.

-Aneta teyzem sen de mi buradaydın? -O artık hep burada.

-Annen nasıl? Gelecek mi? İyi mi? -İyi, iyi. O da gelecek, az kaldı.

Baban nasıl?

Aneta teyze bu ara biraz iyi değil.

Faik amcalar o yüzden yanlarına aldılar. Burada yaşıyor.

Vay be.

Biz gideli bayağı şey olmuş desene.

Değil mi? Neler oldu, neler.

Baksana Pandora'nın kutusundan ben bile çıktım.

-Pandora'nın kutusu derken? -Kutu kutu.

Kutu kutu.

O ellerini tuttuğun Aneta teyze kim biliyor musun?

Benim anneannem.

Nasıl ya?

Sen ciddi misin?

-Alice teyzeyi buldunuz yani? -(Kerem) Bir dakika, bir dakika!

Sen annemi tanıyor musun?

Yok. Yani öyle denemez.

Ben değil de, annemin yakın arkadaşlarından biriydi.

(Müzik)

Neyse. Faik amca kusura bakma lafa daldık.

Gelemedim bir türlü. Nasılsın, şimdi daha iyi oldun mu?

İyiyim, iyi.

İyi gördüm seni.

(Gerilim müziği)

-Hayatım yemeğe çıkalım mı? -Feride Hanım...

...kesin kalacak mısınız?

Evet, kalacağım.

Feride Hanım çiçek krizinizden sormayı atladım.

-Mithat Bey'le ne yaptınız? -O sorunu çözdüm.

Kendilerine 15 gün içerisinde yeni bir kreasyon hazırlayacağım.

Gitmeden teslim etmem lazım.

Gitmeden?

Size söylemeyi unuttum.

Birisi benim için harika bir fırsat yaratmış.

Mithat Bey hazırladığım kreasyonu İtalya'ya göndermiş.

Beni de bir yıllığına İtalya'ya eğitim için çağırıyorlar.

Kreasyonu teslim ettikten sonra İtalya'ya gidiyorum.

Size de 15 gün içinde söylediğim için sorun olmaz herhâlde?

Yok, yok. Çok güzel bir fırsat bu, kaçırmamalısın.

Ben de öyle düşünüyorum.

Feride Hanım akşam çıkarken haber verin, ben de mesaiye kalacağım...

...sizi ben bırakırım. -Tamam.

Siz birini mi ziyarete geldiniz?

Yok, ben burada çalışıyorum.

Kılığınız daha çok sahilde dolaşmaya çıkmış birini anımsatıyor da.

Burada çalışmaya devam etmek istiyorsanız buraya uygun giyinin.

Hayatım benim okumam gereken önemli bir rapor vardı.

Yemeğe başka bir gün gideriz.

(Nehir) Tamam canım.

(Müzik)

-Nehir, yemeğe birlikte gidelim mi? -Olur.

(Gerilim müziği)

Ya Aziz.

Ya... Aziz.

(Müzik...)

(...)

-Gülten abla. -(Gülten ses) Efendim oğlum?

Sultan nasıl?

Sakin, uyuyor.

Besbelli sabaha kadar uyumamış. Ağlamış durmuş çocuk.

Sinir krizi falan derken... Ama biraz yemek yedi.

Bitki çayı da yaptım, onu da içti, derin uyuyor.

-Seninle hiç konuştu mu? -Yok.

-Benimle hâlâ konuşmuyor. -Sakinleşecek.

Yeter ki o iyi olsun. Benimle hiç konuşmasa da olur.

Teşekkür ederim Gülten abla.

(Duygusal müzik)

Ya Aziz.

(Duygusal müzik...)

(...)

Evet...

Tekin çok sağ ol çocuğum. Çok sağ ol.

-Rica ederim abla, ne demek. -İyi akşamlar Hasibe teyze.

Sana da, sana da.

Ee, nasıl gidiyor tadilat?

İşte iş güç arasına sığdırmaya çalışıyorum bir şekilde.

İyi.

Ne garip bir tip böyle.

Yağmur beladır, aman uzak dur.

Tamam.

-Ciddiyim. -Tamam, merak etme bir şey yok.

İyi.

Benim bir yere uğramam lazım. Bir ihtiyacın olursa ara.

-Eyvallah, sağ olasın. Görüşürüz. -Görüşürüz.

İsterseniz tekrar tanışalım.

Ben, Kerem.

-Ben de Yağmur. -Memnun oldum.

Sakın içerideki hâllerime bakıp beni yargılamayın.

Ben deli değilim.

Vallahi emin olamadım.

Ortam gergin olunca renkli kişiliğimle orayı yumuşatmaya çalışıyorum.

Ya da ortalığı daha da germek için ha?

Bak açıkçası ben, Alice teyzenin oğlu olduğunu öğrenince biraz şaşırdım.

Sonuçta kayıp diye biliniyordu.

O hikâye biraz uzun aslında.

Ama bana zaman verirsen sana bunu uzun uzun anlatmak isterim.

-Olur. -Olur mu?

-Gerçekten mi? -Gerçekten.

-Hadi yürüyelim o zaman. -Yürü.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Tahsin ha bire ne diye arıyorsun?

Hasibe konuştuğumuz konularda üstüme düşen her şeyi ben yaptım.

Şimdi sıra sende, hadi bakalım. O istediğim belgeleri...

...ve albümü getir.

-Tamam, yarın getiririm. -Bu gece.

Öyle hemen olmaz. Evden çıkamam. Faik var, Aneta abla var.

Zaten bugün birilerine emanet edip çıktım. Olmaz.

O zaman bu gece mahalleye ben geleyim ne dersin?

Ya da ee... Ben acaba sizin eve mi gelsem?

Allah seni kahretsin!

Tamam. Tamam ben getiririm. Benden mesaj bekle.

Aferin Hasibe, bu işleri öğreniyorsun.

(Gerilim müziği)

(Ahmet) Baba şu yolcu olayı bize çıktı galiba ha?

İnşallah güzel çocuk, inşallah.

Vallahi çok özlemişim oyunu ya.

Lan oğlum, konuşmayı bırak da çayları doldur.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Müzik)

Hayda! Abdullah amca nereye gitti? Çay doldurdum.

Vardır bir nasiplisi. Sen gel, otur.

(Müzik)

Güzel çocuk hoş geldin.

Fırat hayırdır, bir şey mi oldu?

Yok, ben öyle geldim.

Ne iyi ettin de geldin.

Çayın nasiplisi senmişsin. Gel.

Gel gel, afiyet olsun.

Al.

(Müzik)

(Salih) Araf’ta kalmıştık.

(Müzik)

Sadece izle ve dinle.

Üç.

(Müzik)

Sahra.

Baba, biz Sahra'yı geçtik ya. Geçmedik mi?

Demek ki geçememişiz.

Sahra der üstat.

Kulun, kendi cinsinden olan herkesten kendisini çekmesidir.

(Salih) Kul burada herkese karşı yabancılaşır.

Ama biz yine anladığımız yerden dem vuracağız.

(Salih dış ses) Uzlet.

Yani bir köşeye çekilmek.

Kendini çekmek.

(Salih dış ses) Yalnızlığı bilinçli tercih olarak seçmek.

Ama âşık, yalnızlık bilmeyen insandır.

(Salih dış ses) Yanına giden olunca yalnızlık duyandır.

Halk iyi desin, kötü desin, aldırmayandır.

(Salih dış ses) Dost diyor kendi kendine gözlerini kapayıp...

...gönlüne dönerek bir an tefekkür edebilirsen...

...ne mutlu.

(Salih dış ses) İnsanların dedikodusundan ne kadar uzaklaşırsan...

...gönlüne ve gönlündekine o kadar yaklaşırsın.

Ne mutlu.

(Salih dış ses) İnsanların elinden gelecek olandan ümidi kes.

Beklentiden arın. Ne mutlu.

(Salih dış ses) İnsanların iyilikleri ve kötülükleri vardır.

Senin de öyle.

(Salih dış ses) Sen insanlardan ve nefsinden sıyrılıp...

...onların hiçbir iyiliğini ummaz...

...ve hiçbir kötülüklerinden korkmaz olduğunda...

...geriye sadece Allah kalır.

(Salih dış ses) Allah'ın kaderinde hayır ve şer vardır.

O, seni şerrinden kurtarır, hayır denizine daldırır. Ne mutlu.

(Gerilim müziği)

-(Ahmet) Ne oldu ya? -Bırak Ahmet, gitsin.

Allah yardımcın olsun güzel çocuk.

Hadi bakalım, bu akşamlık da bu kadar olsun.

Allah razı olsun Baba.

Allah sizden de razı olsun.

Size de zahmet oldu, teşekkür ederim.

Rica ederim, ne demek.

Yalnız size söylediklerimi lütfen bir kez daha düşünün olur mu?

Düşünecek bir şey yok.

Gönül bu...

...sormak lazım, belli mi olur.

İyi geceler.

(Müzik)

(Gerilim müziği...)

(...)

Yine neler karıştırıyorsun acaba?

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Arama tonu)

Annem bugün nasıl?

(Gerilim müziği)

Anne bakalım neler karıştırıyorsun?

Anne!

Nasıl?

(Duygusal müzik)

Aziz.

(Gerilim müziği...)

(...)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve işaret dilini...

...kapsayan eşerişimi A23 Medya tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen Argüç - Aynur Çelebi

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz...

...Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar - Feride Tezcan

İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat

Son Kontroller: Zerrin Çınar- Dolunay Ünal - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.