Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Polis! Baskın yedik!
Ne?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Kulübe!
Siz ikiniz sola, siz sağa, siz de benimle gelin.
İçeri girin siz.
(Gerilim müziği)
İçeride kimse yok başkomiserim.
Buralarda bir yerde o (Bip)!
Kaçamayacak elimden!
(Polis kornası çalıyor)
(Polis sirenleri çalıyor)
Ne olacak şimdi?
Lan kedi gibi çatıya zıplamış olmasın bu?
Çatıya bakın bakayım.
(Gerilim müziği)
Gelme abi.
(Gerilim müziği)
Gel, gel, gel.
(Gerilim müziği)
Hah.
Al şu silahı.
(Gerilim müziği)
Hızlı koşan atın (Bip) seyrek düşermiş de...
...bizim at (Bip) nereden düşürdü?
Çatıdaymış. Çatıda, yürüyün. Siz şu tarafa. İkiniz, gel.
(Gerilim müziği)
Silah atıyorsun, kurşun atmıyorsun.
(Geçiş sesi)
(Silah sesleri)
(Tahir) Silah yok lan, silah yok!
Lan silah yok demedim mi? (Geçiş sesi)
Bomban 'fake'.
Vicdanlı haydut.
Kimsin lan sen?
(Tahir) Yalnız kal abi, bir yalnız kal.
Dur, kaçma!
Beni yakıyordun en son, şimdi komple hepimiz yanacağız. Bir şey düşündün mü?
Hayır. Bunlar burayı nasıl buldu?
Sence şu anda daha önemli bir sorunumuz yok mu?
(Polis) Etrafınız sarıldı, bir yere kaçamazsınız.
Silahlarınızı bırakın, teslim olun.
(Gerilim müziği)
İçeride kaç kişiler bilmiyoruz. Özel harekât gelene kadar girmiyoruz.
Tamam komiserim.
Mevzi alın, sağlam durun. İçeriden kim çıkarsa indirin.
Tamam komiserim.
Bugün Orhan Koşaner denen (Bip) maskesini düşüreceğiz. Ben arka tarafa geçiyorum.
-Tamam komiserim. -42'den merkeze, acil destek istiyorum.
(Gerilim müziği)
-Çıktım de ne olur. -Hayır abla.
Allah kahretsin! Neredesin?
(Orhan ses) Ben arka taraftayım Tuncay, İlyas'ı alıp işaretimle çıkacaksınız.
Gerekirse çatışacağız.
Tamamdır amirim.
-(Gönül) Abla, biz bittik. Ne yapacağız? -(Farah) Tamam, sakin ol, bir şey yok.
-Sakın dışarı çıkma, tamam mı? -Sen ne yapacaksın?
Bilmiyorum ama seninle ilgili bir tehdit yok.
Burada kal sadece. Baban şüphelenmeden gitmem lazım.
-Abla, beni bırakma, ne olur. -Merak etme, ben senin yanındayım.
Merak etme, seni bırakmayacağım.
(Farah) Sakın korkma.
(Gerilim müziği)
-Kanaması durmuş. Orhan nerede? -Arka tarafta, bize bekleyin dedi.
Niye?
Gelecek polislerin arasında kendi adamı var mı diye öğrenmeye çalışıyor.
(Tuncay) Yoksa biz buradan çatışma yaparak çıkacakmışız.
Allah'ım sen yardım et.
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
Mukadderatım.
Karanlık dünyamı aydınlatan tek ışığımsın.
-Farah. -Tahir, müsait miydin?
Sen ararsın da müsait olmam mı?
İki elim kanda olsa bile yine açarım telefonunu.
(İkisi birden) Bilmeni istediğim bir şey var.
-Sen söyle. -Yok, önce sen söyle.
Ben şey diyecektim...
Ne diyecektin?
(Duygusal müzik)
Akşam...
Akşam eve biraz geç kalabilirim.
Ne oldu? Kötü bir şey mi oldu? Sesin bir garip geliyor.
Ağır yaralı bir hasta geldi de ona üzüldüm.
Anladım.
Sen neden alçak sesle konuşuyorsun?
Etrafım kalabalık da ondan.
Sen ne diyecektin?
Ben ne diyebilirim ki?
Seni çok sevdiğimi elbette.
Ben de.
(Farah ses) Ben de çok.
Eğer benden önce eve gidersen...
...bizimkileri benim yerime öp, olur mu?
Zor görünüyor ama öperim elbette.
O zaman zorumuz kolay olsun, ne diyeyim.
Olsun Farah.
Olsun aşkım.
(Duygusal müzik)
O zaman zorumuz kolay olsun.
Harekete geçiyoruz. İlyas'ın üstünde takip cihazı varmış. Hemen onu bulun.
(Gerilim müziği)
(Polis sireni ve kornası çalıyor)
Buradayım, gel, gel.
Orhan abi gitti. Şimdi sıra sizde, çabuk olun.
-Niye daha önce aramadın? -Sana ne lan! Sana hesap mı vereceğim?
Adam zaten kime baskına geldiğimizi son anda söyledi.
Millet ön tarafta, ben burada tek başınayım...
...nasıl izah edeceğim diye düşünüyorum.
İlyas'ı alın çabuk çıkın. Özel harekât beş dakikaya gelir. Hadi, hadi, hadi.
İlyas'ın üstündeki takip cihazını buldun mu?
Buldum.
Güzel. Onu arabaya taşıyın. Diğer adamın da kafasına sıkın gitsin.
-Hayatta olmaz. -Polisin eline geçerse onu konuştururlar.
Tamam, o da bizimle gelsin o zaman. Yoksa İlyas'ı iyileştirmem.
Tamam, çabuk al onu. Ama sen de bizimle geliyorsun Farah.
Siz önden çıkın, ben arkanızdan geleceğim. Polis çevirmesin diye.
-Tartışmaya vaktimiz yok. Lütfen. -Evet, bence de yok.
O yüzden ne diyorsam onu yapın. Polisler peşinizdeyken hayatta olmaz.
Eğer İlyas'ın iyileşmesini istiyorsanız çok uzatma.
Tamam.
Hepsinin peşime düşmesini sağla. Bu takip cihazından yolda kurtulacağım.
Araç ses çıkaracak.
Merak etme, silah sesinden bir şey duymayacaklar. Hadi, çabuk olun siz.
(Gerilim müziği)
(Silah sesleri)
(Farah) Buradayım, yanındayım.
Korkma, korkma, yanındayım. Merak etme.
Abla, benim için kaldın, başına silah dayanmasına rağmen.
İlk defa kafama silah dayamıyorlar.
Şimdi seninle beraber ön kapıdan çıkıp gideceğiz, anlaştık mı?
(Silah sesi)
(Silah sesi) Ah! Kahretsin!
Komiserim.
Çabuk! Çabuk arabalara! Çabuk, çabuk! Kaçtılar, çabuk!
-Ben seninle kalırım. -Gerek yok.
Özel harekât beş dakikaya gelecek.
Sen bak bakayım konum hâlâ gösteriyor mu?
-Orhan Koşaner miydi harbiden? -Değil, yanılmışız.
-Çabuk hadi, hadi arabalara! -Ambulans istiyorum, acil!
(Polis sireni çalıyor) (Acıdan çığlık atıyor)
Gitmişler. Gel.
(Polis sirenleri çalıyor)
Gel.
(Polis sirenleri çalıyor) Tamam, tamam, tamam.
Geçti sayılır, biraz daha dayan, az kaldı.
Çık ortaya!
Hangi deliğe girersen gir, seni bulacağım!
(Gerilim müziği)
Lan bitsin artık bu kâbus.
Takviye kuvvet çağırın. Her santimine bakılacak buranın!
(Mehmet) Çık ortaya!
Hangi deliğe girersen gir, seni bulacağım!
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Bu ormandan çıkamayacaksın.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-Müsait değilim kardeşim. -Biliyorum abi, benim yüzümden değilsin.
Ne diyorsun ya?
Hapse girmek için çok yanlış zaman diyorum.
Sağ çaprazındayım abi.
Göreceksin beni.
(Gerilim müziği)
Siz şu tarafa doğru gidin. Sen de şu yöne doğru.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bizim hikâyemiz kısa sürdü be abi.
Rüzgâr gibi esti geçti.
Her şey çok şahane olabilirdi.
Harbiden.
Şahane olabilirdi, olmadı.
Hamur tutmadı diyelim.
Senin kalbin polis, biliyorum.
Suçla yoğrulmuş bir kardeşin orada yeri yok.
Zor.
Şimdi beni görmezden gelsen, yok, bu seni öldürür.
Şimdi beni tutuklarsan, kardeşini hapse atmış olursun.
Serbest bırakırsan, bir suçluyu serbest bırakırsın.
Zor be abi.
Zor.
Senin için çok zor.
Keşke böyle olmasaydı, değil mi? Keşke.
(Hüzünlü müzik)
Beni görmemiş gibi yapman lazım, lütfen.
Lütfen.
(Polis) Dur, kaldır ellerini!
Bu da üçüncü seçenek işte.
Bende başkomiserim, merak etmeyin.
İlyas'ı kaçıran malum şahıs yakalandı.
Malum şahıs için hikâyenin sonu.
-Çok konuşma da yürü hadi. -(Mehmet) Bırak!
Onu merkeze ben götüreceğim.
Siz bizi araçla takip edin.
Benim şu mukadderat işi...
...bildiğin kör talihmiş.
Farah, oradaki adam benim babam değildi. O başka biriydi diyorum sana.
Bunu gördüğün için çok üzgünüm ama görmeyince de ikna olmayacaktın.
(Mesaj geldi)
Benim onların arkasından gitmem lazım.
Seni almak için Bade gelecek, tamam mı?
O zamana kadar hiç kimseyle konuşma Gönül, anlaştık mı?
-Abla, sen korkmuyor musun? -Korkuyorum.
Ödüm kopuyor. Ama güçlü olmak zorundayım.
Zorundayız.
Bak Gönül, benim sana çok ihtiyacım var. Bana yardım edeceksin, değil mi?
Abla, dikkat et.
Bade'yi bekle.
(Tahir ses) Bu yaptıklarından pişman olacak.
(Kerimşah ses) Teşekkür ederim.
Ne yaptın, tarayabildin mi sesleri?
Tarattım Behnam Bey.
Yüzünün hâli ne Hamid?
Haberi duyunca çok mu ağlamış?
Merjan Hanım'ın gazeteyi Kerimşah'a verdiğini sanmıyorum Behnam Bey.
Nasıl yani?
Dün akşamdan bir ses kaydı var Kerimşah'la Tahir'in. Bayağı neşeliler.
Aç bakalım şunu, çabuk.
(Tahir ses) "Acımasız canavar...
...prensesi şövalyenin bulamayacağı bir kaleye hapsetmiş."
(Kerimşah ses) Tıpkı babamın yaptığı gibi.
O da bir canavar, değil mi? Ben ondan nefret ediyorum.
Bana Merjan'ı getir, çabuk!
(Tahir ses) Sen o güzel kalbini, yüreğini bunlarla besleme, tamam mı?
Hem baban canavar değil ki.
Emin ol o da bir gün bu yaptıklarından pişman olacak.
(Kerimşah ses) Teşekkür ederim.
(Tahir ses) Ne için?
(Kerimşah ses) Babamı düşündüğümde içimdeki üzüntüyü azalttığın için.
(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.
Lütfen sinyal sesinden sonra mesaj bırakın.
(Sinyal sesi) Baba, ya lütfen şu telefonlarımı aç!
Cevap vermen gereken sorular var.
Merjan Hanım, Behnam Bey sizi bekliyor.
-İşim var, sonra konuşuruz. -Merjan Hanım, şimdi bekliyor.
Üf!
(Kerimşah ses) Hadi babacığım, ne olur.
(Tahir ses) Sen var ya sen. Bak, bu babacığım çok tehlikeli.
Seni mini çakal seni.
O zaman müzik çalmak yok, tamam mı? Ağzımızla yapacağız.
(Kerimşah ses) Söz.
(Tahir ses) Hadi gel.
-Ders bir, önce ne yapıyoruz? -Bu ne?
Oğluma verdiğin oyuncağın içindeki kayıt cihazı.
Ne?
(Tahir ses) Aç kolları.
Hani haberi alınca kahrolmuştu?
-(Tahir ses) Ayaklar böyle. -Vermedin, değil mi?
(Sesi titriyor) Verdim. Yemin ederim Behnam.
Seni doğduğuna pişman ederim demiştim Merjan.
Gel benimle.
Dört saatte bir serumunu yenile.
Orhan nerede, nerede sizin o korkusuz patronunuz?
Emniyette hasar kontrolü yapıyor. Şimdi de telefonda.
(Orhan ses) İlyas ne durumda?
Kan kaybından hipovolemik şoka girmiş.
(Orhan ses) İlyas'ı yaşatmak zorundasın. O hepimiz için çok önemli.
Niye hepimiz için çok önemli?
(Orhan ses) Oğlunu almaya kalksalar ne yaparsın?
Benim yapacaklarımın sınırı olmaz.
(Orhan ses) Behnam'ın da yok. Tek oğlunu elinden aldın.
Can düşmanına baba dedirttin.
Ne biliyorsan söyle, Behnam ne yapacak?
Ne yapacaktın?
Beni bırakacak mıydın, yoksa tutuklayacak mıydın?
Harbiden bunu mu merak ediyorsun lan?
Evet, cevabını merak ediyorum.
Benimle ilgili bir şeyi de bilme lan Tahir!
Tahir mi olduk şimdi? Önüne bak.
-Ben de bakacak ön mü bıraktın lan? -Önüne bak lan, önüne!
Kafa kafaya gireceğiz, önüne bak! (Korna çalıyor)
Önüne bak.
Bana yalan attın lan! Gözümün içine baka baka yalan söyledin!
Hani bırakmıştın oğlum bu işleri, öyle demedin mi?
-Dedim. -Ee?
Sadece bunu duymak istedin çünkü, kafayı yeme istedim.
Vay arkadaş, ne hayırlı kardeşim varmış ya!
Lan sen Orhan'la nasıl iş tutarsın oğlum, ha?
Nasıl iş tutarsın Orhan'la, kafama sıkan adamla nasıl iş tutarsın?
Ailemizi parçalayan adamla nasıl iş tutarsın lan?
Var mı lan mantıklı, makul bir açıklaman?
Var!
Söyle o zaman, alkışlayalım seni!
Ben de şu hareketlerini alkışlamak isterdim ama ellerim kelepçeli.
Ulan hep senin duyguların, hep senin hassas kalbinin acıları.
Benim ne dertlerle uğraştığımdan haberin var mı senin?
Lan söyledin mi ki bileyim? Müneccim (Bip) miyim ben?
Anlatacağım, dinleyecek misin?
Ne oluyor?
Çöz beni, çöz, çöz.
Kim bunlar ha, kim bunlar?
(Polis kornası çalıyor)
Bu dünkü adam değil mi?
Salim Müdür.
(Mehmet) Salim Müdür.
(Geçiş sesi) Mesai arkadaşlarını...
...delilleri karartmakla suçlayıp zan altında bırakmışsın.
Yetmemiş, bir memurun yakasına yapışmışsın.
Ulu orta Orhan Müdür'e saydırıp suçlamak hele...
...onu hiç saymıyorum bile. En beteri! (Geçiş sesi)
Orhan'ın bir ortağı daha çıktı.
(Gerilim müziği)
Bildiğim, inandığım ne varsa her şey yerle bir oldu.
Babam öz oğlu gibi seviyordu abimi. Nasıl yapar, benim aklım almıyor!
Öz amcamın beni iki defa öldürmeye çalıştığını düşünürsek benim alıyor.
Tabii ya, ben bu yüzden yapabildim.
Bu yüzden öldürebildim Ali Galip'i.
-Babamın katil genlerini taşıdığım için. -Saçmalama Gönül.
Adam cam sehpaya düşmese en fazla iki tane dikiş atılırdı...
...domuz gibi gezerdi yine.
Ablacığım, çok şükür.
Ben çok korktum abim gibi sana da bir şey yapacak diye.
Tamam, geçti. Geçti.
-Merak etme. -Geçmedi, geçmeyecek işte.
Ben hep bir canavarın kızı olarak kalacağım.
Öyle bir şey olmayacak. Herkes kendinden mesul.
Sen Gönül olarak kalacaksın tabii ki.
Eğer sen toparlanamayacak gibiysen bu gece bizde kal.
-Ama babam daha çok şüphelenmez mi? -Tamamen anlamasından iyidir.
Nefretimi belli etmeden nasıl bakacağım o canavarın yüzüne bilmiyorum.
-Ya bana da aynısını yaparsa? -Yok artık.
Babamın abimi büyütürken nasıl sevdiğini kendi gözlerimle gördüm ben.
Babam beni de seviyor. Gerçeği bildiğimi anlarsa...
...beni de öldürür, yapar. Yaptı işte. -Saçmalama, böyle bir şey olmayacak.
Herkesin bir zaafı vardır, en kötüsünün bile.
Babanın zaafı da sensin. Baban seni çok seviyor.
Yere batsın onun sevgisi. Kâbusum oldu benim.
Gir içeri.
-Telefonunu ver bana. -Neden?
Ver dedim!
Ver.
Ne yapacaksın bana?
İhanetinin karşılığını alacaksın Merjan.
Cumartesi gününe kadar buradan çıkmak yok.
-Cumartesi ne olacak? -Bazı insanlar için her şey bitecek.
Bazılarımız için de yeni bir hayat başlayacak.
-Bazıları kim? -Senin merak etmen gereken...
...senin hangilerinden olacağın.
(Gerilim müziği)
Yine kilitlenen ben oldum.
(Gerilim müziği)
Geç otur karşıma.
Sen kime şekil yapıyorsun ya?
Bu ne şimdi böyle?
İnsan makamından utanır be.
Vay arkadaş, herkes mi bu Orhan denen (Bip) çalışıyor ya?
Kes sesini lan! Yoksa pişman ederim seni.
Abime bir şey olsun var ya, hepinizi harcarım.
-Lan (Bip)! -Vay!
Ateşsin, öyle mi? Yani düştüğün yeri yakacağım diyorsun illaki?
Oğlum, abin seni tutukluyor, sen hâlâ onu kolluyorsun.
-Kolluyorum, zoruna mı gitti? -(Mehmet) Kollama lan beni.
Ben kendimi kollarım.
İşimiz emniyette bizim.
Ben neredeysem sizin işiniz orada.
Söyle bakalım Tahir Efendi...
...abinle birlikte yakalayıp hapse tıktığınız İlyas'ı niye kaçırdın?
(Gerilim müziği)
Sevabına, hayır işi.
Demek ki Orhan hayır işlerini artık sana yaptırıyor.
Bak, bu dün mezarlıkta yakasına yapıştığın adam.
Bak bak, iyi bak.
(Gerilim müziği)
-Sen Orhan için çalışmıyorsun. -Ben soysuzlarla çalışmam.
Yani bana emniyette yaptığın şekil herkes işkillenmesin diyeydi, öyle mi?
Bak Tahir, sana hayatının fırsatını veriyorum.
Akıllı olursan hapisten kurtulursun yoksa...
...o kelepçe geri takılır ve doğru hapse gidersin.
Doğruyu söylersem nereye giderim?
Orhan'ın yanına gidip haydutluk yapmaya devam edeceksin.
Orhan bayağı tehditle mafya doktorluğu yaptırıyor sana.
Anlatalım şu işi Tahir'e de işler çığırından çıkmadan...
...durdursun şu adamı. -Tahir'e hiçbir şey söyleyemeyiz.
Eğer söylersek her şey daha da altüst olur.
Nasıl yani?
Bizim kaderimiz İlyas'ın yaşamasına bağlı.
Behnam cumartesi günü kendi sevkiyatını patlatacak.
Sevkiyatın yerini de sadece İlyas biliyor.
-Behnam neden yapıyor ki bunu? -Amcasına kanıt olarak vereceğimiz...
...görüntüler yüzünden. Eğer bunu yaparsa aramızda böyle bir sorun kalmayacak.
-Kendini de bizi de yakacak. -Hayır, onun derdi benimle.
Orhan'a cumartesiye kadar zaman vermiş.
Eğer polise kanıtı sunmazsan hem kendimi hem de ciğerini...
...ne pahasına olursa olsun yakarım, demiş.
Bir dakika, babam Ali Galip'i benim öldürdüğümü biliyor mu?
Öldürme... Gönül, sen öldürmedin ki.
Abla, ben öldürdüm, görüntüm bile var.
Şu anda hangimiz daha katiliz tartışması yaşayacak zamanda mıyız sence?
(Gerilim müziği)
Bu işi biz başlattık, biz bitireceğiz.
(Sessizlik)
Kuzum, sen çok mu seviyorsun arabaları?
Dünden beri bu oyuncağını hiç bırakmadın elinden.
Araba olduğu için değil, babam aldığı için seviyorum aslında.
Tamam, şimdi anladım.
-Kızdın mı? -Aa, aşk olsun.
Kızar mıyım hiç? Niye kızayım ki?
Gülsima anne...
...Rahşan Hanım geldi, seni görmek istiyor.
-Rahşan mı? -Babaannem mi?
Evet. Ben olmaz dedim ama ısrar etti. Kapıda bekliyor.
Al içeri, gelsin oğlum.
Senin canını sıkmasın?
O artık bana hiçbir şey yapamaz, merak etme. Sen al içeri.
(Gerilim müziği)
Gülsima Hanım sizi bekliyor. Yalnız önce çantanızı aramam gerekiyor.
Ne münasebet! Ne yapacağımı düşündünüz ki?
Vallahi sizin aileden her şey beklenir.
Utanmıyorsunuz, değil mi?
(Gerilim müziği)
Oldu mu?
Hâlâ konuşmayacak mısın?
Konuşmayacağım, muhbir değilim ben.
Muhbir falan değildir, biraz salaktır benim kardeşim.
Kardeşim diye söylemiyorum.
Karıncayı bile incitmiyor artık, değil mi? Bıraktı o işleri.
İlyas'ı vurduğum zaman oraya bıraktığı bomba da 'fake'di.
Hatta adamlar bana ateş etmesinler diye silahlarını doğrultmalarına bile...
...müsaade etmedi, değil mi?
(Gerilim müziği)
-Peki, niye Tahir? -Uzun zamandır...
...içimdeki insanı şey etmeye çalışıyorum.
Madem bu fotoğrafı çektin, bu fotoğraftaki kar maskelilerin...
...Orhan'a çalışan çürükler olduğunu biliyorsun.
Biliyorum elbet.
(Geçiş sesi) Lan şurada senin var ya...
...nefesini kessem, alsam ne yaparsın lan?
Ben bir şey yapmazdım.
Ama...
(Salim dış ses) Sadece Orhan mı emniyetin içine sızdı?
Aslan gibi vatan evladı var bir tane içlerine sızdırdığımız.
İçi yana yana görevini yapıyor. Öl desek ölecek kadar dürüst bir polis.
Ee, Orhan'ı niye tutuklamıyorsunuz o zaman?
Orhan'ın peşinde değiliz de ondan.
(Salim) Bu sistemi Orhan kurmuş olabilir ama yöneten başkası.
(Mehmet) Salim Müdür narkotikten gelmiş biridir.
Anladın mı? Yani böyle torbacılarla uğraşmaz.
Zaten bir torbacıyı yakalarsın, hemen (Bip) beliriverir oraya.
Çözüm torbacı değil, torbayı dolduranları bulup onu almak.
(Salim) Orhan'ı alırız, kolay ama yerine bir başkası gelir.
Mesele çoban değil, sürünün sahibini bulup yakalamak.
Madem içeride adamın var...
...o niye bulmuyor?
Rütbesi yetse seninle burada zaman harcamazdım.
(Salim) Orhan yeni Ali Galip olarak seni seçtiğine göre...
...senin bulup ortaya çıkartman daha kolay olur.
-Sen de beni seçtin, öyle mi? -Henüz değil.
Daha cevaplaman gereken sorular var.
(Salim) Mesela aileni öldürüp, üstelik...
...abinin kafasına sıkan Orhan...
...seni kendiyle çalışmaya nasıl ikna etti?
Para, çok para teklif etti.
Yalan söyleme. İyi düşün, tek cevap hakkın var.
Bir daha sormayacağım.
Ali Galip'i ben öldürdüm.
(Gerilim müziği)
Orhan'ın elinde kanıt var.
Onunla çalışmazsam kanıtı polise verecek.
Şimdi teklifinizi kabul etmezsem hapse gireceğim.
Kabul edersem Orhan kanıtı polise verecek, yine hapse gireceğim.
Sen benimle pazarlık mı yapıyorsun lan?
İş birliği yapmak için suçumu görmezden gel mi diyorsun?
Yok, eğer hapse gireceksem, illa hapse gireceksem...
...Orhan'ı mahvederek hapse girerim.
Bana şans verin, ona bu dünyada cehennemi yaşatayım.
Sana o şansı verecek olan ben değilim, yanındaki.
Kaderini bundan sonra abin belirleyecek.
(Gerilim müziği)
Küçük dev adam, hadi gel, biz seninle top oynayalım.
Prensim, babaannene sarılmayacak mısın?
(Gerilim müziği)
Prensim, niye böyle soğuk davranıyorsun?
(Sessizlik)
Çocuğu iyi doldurmuşsunuz bize karşı.
Sizin yaptığınız kötülükler onu bu hâle getirdi, biz değil.
Evet, niye geldin? Ne istiyorsun?
Akbar'ın peşini bırakacaksın.
Senin yüzünden beni terk edecekmiş.
Yine aklını çeldin değil mi adamın?
Delirmişsin sen.
Akbar benim için sadece bir dost, bir abi. Ben onu öyle sevdim.
Ve bunu sana o zaman da söylemiştim.
Peki, Akbar'ın dediklerini ne yapacağız?
(Rahşan) Ben onun büyük abisine...
(Rahşan ses) Ben...
...ona âşıkken zorla abisiyle evlendirildim.
Ama o hep seni anlattı bana.
Anne!
Sizi bir araya getirmem için yalvardı.
-Körkütük âşıktı sana. -İstediğini elde etmedin mi sonunda?
(Gülsima ses) Hâlâ ne istiyorsun benden?
Ne diyor bu kadın?
Ne kadar çok beklediğimi bir bilsen.
Merjan'ın annesinin ölümünden sonra...
...Akbar'ın zayıf bir anında başladı ilişkimiz.
(Rahşan ses) Ama o hiçbir zaman beni sevmedi.
Ben onun için sadece bir teselliydim.
Sırf bu yüzden kızıma iftira attın.
Farah'la Behnam evlenseydi...
...Akbar'la karşılaşacaktın.
(Rahşan ses) Bunu göze alamazdım.
O zaman tekrar sevgisi canlanacaktı.
Benden uzaklaşacaktı.
Neyse, çok oturdum. Sözün özü...
...Akbar'ın peşini bırakacaksın.
Kapına bile gelse karşısına çıkmayacaksın.
Şu hâlime bak, her şeyimi aldınız elimden.
(Gülsima ses) Kızımı, kocamı, hayatımı!
Bir de utanmadan geçip karşıma hâlâ Akbar diyorsun!
Akbar benim için sadece bir dost. O kadar.
Sizin gibiler beni anlayamaz.
Kızın da sana benziyor. Sizi herkes sever.
Kimi isteseniz âşık edersiniz kendinize.
Sekiz yıl hücrede kalmış, ne acı.
Hiç sevilmeden...
...önemsenmeden geçen bir ömrün yanında ne ki?
Çocuğu tarafından değer görmeden geçen bir ömür.
Hiç tattın mı böyle bir şeyi?
Bir tutam ilgi, bir damla sevgi için...
...hiç çırpındın mı?
Sana artık kızamıyorum bile, biliyor musun?
Sadece acıyorum.
Git buradan.
Ve sakın, sakın bir daha da gelme.
(Gerilim müziği)
Madem Orhan, kızını bu kadar korumayı önemsiyor...
...neden Behnam'a istediğini verip sadece seni yakmıyor?
Çünkü bu geçici bir çözüm olacak.
Orhan, Behnam'ın elinde ona karşı kullanabileceği bir koz olsun istemiyor.
Bütün kozlar onda olsun istiyor, (Bip)!
Bir koz olmadığım kalmıştı, o da oldu, tam oldu şimdi.
Gönül, bir dur. Orhan, Behnam'ı çaresiz bırakmak istiyor.
Böylelikle bizi yakamayacak, burası tamam.
Burası tamam da tamam olmayan kısmı neresi?
Orhan'ın, Behnam'ın altınlarıyla gücüne güç katacak olması.
Sakın sevkiyatı biz patlatacağız deme. Bir onu yapmadığımız kaldı.
Biz yapamayız, biz yapamayız ama...
...bunu yapabilecek birini tanıyoruz. -Tahir.
Tahir değil. Tahir'in başı yeterince benim yüzümden belaya girdi zaten.
Burada iş sana düşüyor.
Bekir'e yaptırtacaksan o iş olmaz. Ben onu bu işlere bulaştıramam.
Bekir değil.
Bu sevkiyatı başını belaya sokmadan çözebilecek biri var.
-Benim erkeğim? -Başkomiser Mehmet.
En doğrusu bu sevkiyatı polise patlattırmak olacak.
Ben yarın İlyas'tan sevkiyatın yerini öğreneceğim...
...sen de gidip abine her şeyi anlatacaksın.
-Her şeyi mi? -Her şeyi derken sadece sevkiyatı.
Nereden duyduğunu da sorarsa babam telefonda konuşurken duydum diyeceksin.
Suçüstü yaptıracağız.
Hem Behnam'ı hem Orhan'ı hem de adamları aynı anda yakmış olacağız.
Pardon...
...bir su rica edebilir miyim? Soğuk olsun lütfen.
Ulu orta her yerde ben katilim diye söyleme, tamam mı?
-Tamam abla. -Tamam.
Anlamadım...
...benim kaderimi nasıl abim belirleyecekmiş?
Şimdi şöyle olacak...
...ya abin seni tutuklayıp hapse gönderecek...
...ya da seninle birlikte hapse girmeyi göze alıp...
...sana özgürlüğünü geri verecek.
Kardeşini tutuklayarak dürüstlüğünü kanıtladın.
Peki, şimdi cevap ver bakalım...
...kardeşine kefil misin?
Kabul edersen bu gizli görevin bütün sorumluluğunu sen üstleneceksin.
Nasıl ya?
Kabul.
Tahir, Orhan'ın yanında gizli görevde olduğu sürece...
...yaptığı her şeyin, attığı her adımın...
...senin bilgin doğrultusunda ve senin talimatlarınla olduğunu...
...beyan edip görevin bütün sorumluluğunu kabulleneceksin.
(Gerilim müziği)
Hâlâ kabul mü?
(Gerilim müziği)
-Hâlâ kabul. -Abi, ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun abi?
Her zamanki salaklığımı.
Tahir, bundan sonra yapacağın tek bir hatada sadece kendini değil...
...abini de yakacaksın. Bunu sakın unutma.
(Duygusal müzik)
Abi, konuşalım bir?
(Duygusal müzik)
(Arama tonu)
-(Akbar ses) Efendim? -Neredesin sen?
-Kaç zamandır yoksun ortalıkta. -İşlerim var.
İşlerine biraz ara verip ailenle mi ilgilensen?
-Akşam yemeğe bekliyorum. -Gelemem, işlerim var Behnam.
Sana müsait misin diye sormadım, bekliyorum, dedim.
Hem Merjan da burada.
Kızın üzülsün istemezsin, değil mi?
-İstemem. Tamam, geliyorum. -Ben de seni dört gözle bekliyorum.
Oğlum...
...kiminle konuşuyordun?
Ne oldu, ne oldu eline? Yaralanmışsın!
Dokunma.
Yaralandı.
Paramparça oldu, her yerine cam kırıkları battı.
-Tamam, bakayım işte. -Bakma.
-Sen bakarsan daha çok acır. -Dikkat ederim oğlum.
Ben senin canını yakar mıyım hiç? Behnam?
-Yakmazsın, değil mi? -Yakmam tabii.
Amcamla konuştum.
(Kekeleyerek) Anlamadım?
Yemeğe davet ettim. Ne zamandır ailece yemek yememiştik, öyle değil mi?
Tabii. İyi yapmışsın.
İyi yapmış mıyım gerçekten?
Ben sizin için daha neler yapacağım.
(Gerilim müziği)
(Motor sesi)
Farah.
Tahir!
(Müzik)
-Sen beni çok mu özledin? -Hem de çok.
Bugün bana bin yıl gibi geldi.
Benim için de öyle.
Nasıldı hastane, yoğun muydu?
Hem de çok.
Bir dakika yerimde duramadım.
Senin nasıl geçti, anlaşabildin mi iş yaptığın kişilerle?
Önüme öyle bir sözleşme koydular ki...
...elimi kolumu bağladılar. Kabul etmek zorunda kaldım.
O zaman hayırlı olsun diyelim.
(Müzik)
Ne aldın?
Bir sürü sürpriz var içinde.
(Telefon çalıyor)
Tahir, Mehmet, Ali Galip'in katilinin kim olduğunu biliyorum...
...gel konuşalım, dedi. -Konuşsun bakalım.
Neyse ki katilin kim olduğunu biliyorsun.
Ne? Ne biliyorum ya?
Bir dakika, geldi, ben sonra arayacağım seni, tamam mı?
-Onunla mı konuşuyordun? -Kiminle?
Ali Galip'in katilini çok seviyorsun ya, onu söylüyorum.
Sen beni bir dinlesene ya. Anladık, namuslu adamsın da bazen böyle...
...şey olmaz yani... -Nasıl olur?
-Söylesene, nasıl olur kızım? -Avukatım ben, tamam mı?
Bazen suçla ceza arasında ince bir çizgi olur.
Ben öyle ince çizgi, kalın çizgi falan anlamam, tamam mı?
Kafam karıştı mı böyle bodoslama dalarım.
Tamam, neden geldin bana? Öttürmek için mi beni?
-Ben adam satmam oğlum, tamam mı? -Niye yalan söyledin bana?
Neyi ya?
Ali Galip'in katilinin Tahir olduğunu biliyordun, değil mi?
Niye yalan söyledin?
(Geçiş sesi) (Tahir ses) Ali Galip'i ben öldürdüm.
Camla boynunu kestim.
(Farah ses) Tahir, sen şu an ne saçmalıyorsun?
(Tahir ses) Saçmalamıyorum. Sadece gerekirse polise vereceğim...
...itirafı söylüyorum.
Tahir, sana inanamıyorum ya.
Bir şeyler ters giderse diye.
Hepinizin kurtuluşu bu. (Geçiş sesi)
Ben de seninle birlikte öğrendim, tamam mı?
O adamın işi bitti kızım. Onu hiçbir avukat kurtaramaz, anladın mı?
Manyak mısın sen ya, kardeşini mi yakacaksın?
-Bir sus lan! -Susmuyorum be!
-Sus! -Susmuyorum!
Sen değil misin Behnam'ın elinden kardeşini kurtarmak için...
...Tahir'in kafasına silah dayayan? -Yeter lan!
Ben mi tutukladım adamı? Kendi gelip söyledi.
Ne? Niye?
Tamam, kes!
Buraya bunun için gelmedim zaten, mevzu başka.
(Bip) dünyasında senden başka güvenecek kimsem yok kızım.
Anladın mı?
Bana yalan söylemeyen tek kişi sensin.
Kardeşim dediğim adam gözümün içine baka baka bana bin tane yalan söyledi.
Sırtımı yaslayabildiğim, güvenebildiğim, bana yalan söylemeyen bir tek sen varsın.
Öyle tabii.
Hani ben sana boşboğazlısın falan diye kızıyordum ya...
...meğer ne kadar önemliymiş ya, meğer ne kadar gerçekmiş.
Bir tek benim çünkü ağzına gelince ne söylediğini bilmeyen.
Bekir'e ettiğim laflar için bana hâlâ kızgınsın, değil mi?
Kızgınım ve bunu fark etmen de büyük başarı.
Benim tek başarım sensin.
Bence senin kardeşin adamlıkta benim kardeşime bin basar.
-Yani basmaz tabii de... -Basar, basar, basar.
Bak, Tahir'i gördüm, kendini korumak için bin tane yalan attı herif.
Hayatımda kendimi bu kadar kandırılmış, bu kadar yüzüstü bırakılmış, bu kadar...
...kimsesiz...
(Mehmet gülüyor)
İşte o zaman seni fark ettim.
Benim senden başka kimsem yok kızım.
-Bade... -Efendim?
(Duygusal müzik)
Bir dakika.
Hah, buldum.
(Duygusal müzik)
Biz evlenelim mi?
Ha?
Bence becerebiliriz ya, yapabiliriz biz bunu, ne dersin?
(Duygusal müzik)
Böyle yalansız, riyasız bir dünya kurabiliriz.
(Duygusal müzik)
Yapamam, olmaz.
Ha!
(Mehmet) Ee...
...ben de hani biz...
Ben beni seviyorsun diye düşündüm, o yüzden...
(Mehmet) Ne bileyim...
...kabul edersin zannettim ama...
Yapamam Mehmet.
Özür dilerim.
Affet beni.
(Hüzünlü müzik)
Şahım, nereye daldın öyle?
Hiç.
Nasıl hiç?
Senin canın mı sıkkın bakalım?
Yok yok, değil.
Anneler hisseder, bir şey olmuş, söyle bakalım bana.
Söylersem kızmazsın, değil mi?
Olur mu öyle şey, ben hiç kızar mıyım! Hadi, söyle.
Ben babamı özlüyorum galiba.
(Kerimşah) Ama bir yandan da kızgınım.
Bir yandan da özlüyorum.
Ben buna hiç kızar mıyım!
Tabii ki özlemek hakkın, o senin baban.
Ayrıca istediğin her zaman da onu görebilirsin.
Gerçekten mi?
Gerçekten.
Belki iyi biri olmuştur artık, değişmiştir, olamaz mı?
Olabilir. Tabii, değişmiş olabilir.
Yaşasın!
(Müzik)
Onun içinde ne var?
Aslında onun içinde sana bir sürprizim var.
Ne sürprizi?
Bizim çok büyük bir hayalimiz vardı.
Bir sürü hayalimiz vardı. Hepsi de gerçek oldu.
Ne güzel evimiz var, koşup oynayabiliyorum.
Sanki bir tane daha hayalimiz vardı.
Okula gitmek gibi.
Ne? Şaka yapıyorsun!
Ciddiyim. Pazartesi günü okula başlıyorsun.
Oley be! Okula gideceğim.
-Arkadaşlarım olacak. -Evet, hem de bir sürü.
Bak, bu da üniforman.
-Çok güzel. -Beğendin mi?
Evet.
(Duygusal müzik)
Al bakalım.
Papatya, melisa, biraz tarhun otu.
Derdine, sıkıntına iyi gelir.
Teşekkür ederim de sıkıntı falan öyle bir şey yok.
Demek birden fazla hem de, öyle mi?
Hayda!
-Nereden çıktı şimdi? -Yoğurduğun hamur söylüyor.
Gel bakayım sen şöyle.
Mantı?
Beklesin.
Al bakayım şundan bir yudum.
Tamam.
Biliyor musun...
...ben çok iyi sır saklarım.
(Öksürüyor)
İlla öyledir, de benim bir sırrım yok efendim.
Birden fazla çünkü.
Kusura bakma, sen de haklısın.
Sonuçta iki gündür tanıdığın bir kadınım ben.
İki gündür tanıdığım kadın? O ne biçim laf anne?
Oh! Anneye geldiysek ilerleme kaydediyoruz, güzel.
O zaman şöyle yapalım.
Sen anlatırsan ben de anlatırım.
Neyi?
Derdimi.
Farah'ın çektiği bütün acıların sorumlusu benim oğlum.
Ve ben bunu ona nasıl anlatacağım bir türlü bilmiyorum.
Akbar'la tanışıklığınızı mı kastediyorsunuz?
Senin haberin var mı?
Akbar buraya geldiğinde ne olduğunu bizim çocuklar biraz anlattı.
(Tahir) Sonra Merjan gelmiş, sonra Rahşan.
Akbar'la Rahşan arasındaki o çarpık ilişkiyi biliyorum.
Farah'ın başına gelenlerin...
...o Rahşan'ın attığı iftirayla başladığını da.
Parçaları birleştirmek zor olmadı tabii.
Peki Farah?
-Ona bir şey söylemedim. -Neden ama?
Bana da bir şey sormadın.
Bilmemizi isteseydiniz anlatırdınız diye.
Düşündüğün gibi bir şey değil.
Ben kızımı utandıracak kötü bir şey asla yapmadım.
Efendim, benim sizinle ilgili hiçbir zaman kötü bir zannım olamaz, lütfen.
Peki, benim seninle ilgili olabilir mi?
Anlamadım?
Kapıda silahlı adamlar bekletiyorsun.
İran'daki hücrede onca haydudun arasından tek başına kaçmayı başardın.
Bu durumda muhasebe müdürü falan olmanı beklemiyorum yani.
Bu yüzden bana hiç mesleğimi sormadınız.
Bilmemi isteseydin sen söylerdin.
Hiçbir zaman anlatabileceğimi sanmıyorum. Yani buna dilim varmazdı zaten.
Ben senin kötü bir şey yaptığına inanmam.
En fazla hataların olduğunu düşünürüm.
Peki, tekrarlanan hatalar kötülük sayılmaz mı?
Kötülüğe ulaşmadan durdurabilirsen bence sayılmaz.
(Duygusal müzik)
Hadi hadi, soğutma çayını.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Gel şöyle, gel.
Annemin karşısında otur, gel.
(Gerilim müziği)
Merjan yok mu?
Olmaz olur mu!
İyi insan lafının üstüne gelir. Bak, orada.
Kızım.
Ne oldu sana?
Bir şey olmadı. Bana ihanet etti, ben de odasına kilitledim.
Ne diyorsun sen?
(Akbar) Sen nasıl böyle bir şey yaparsın?
Oğlum, olacak şey mi bu?
Olmayacak şey mi kaldı bu ailede?
Kalk Merjan, gidiyoruz.
Hiçbir yere gidemezsin!
-Behnam! -Kes sesini!
Otur, daha yeni başladık!
Otur!
Otur dedim!
Aklını mı kaçırdın sen?
Akbar, otur.
Otur dedim!
(Gerilim müziği)
Hiçbir şey yapmadım.
Hadi başlayalım. Afiyet olsun.
Hadi başlayın.
Yiyin siz de.
Bırak şimdi yemeği.
Çıkart ağzındaki baklayı.
Hangi birinden başlayayım?
Hangi birinden?
Az önce Merjan bana ihanet etti dedim, hiç şaşırmadınız.
Ne yaptığını sormadınız bile.
Bir ailede ihanet bu kadar mı kanıksanır?
Bak şimdi, Merjan söyleyeceğim şeye hiç şaşırmayacak.
Neye?
-Annemle babanın ilişkisine. -Aa!
Aa!
Bak, bak! Şaşırmadı. O da biliyor demek.
O iftirayı Farah attı, değil mi?
O attı. İnanma onun dediği yalanlara, inanma.
Farah, o da mı biliyor?
Sen söyledin!
Gülsima'ya söyledin, kendi kulaklarımla duydum!
(Gerilim müziği)
Niye herkes bana ihanet ediyor ya? Niye herkes yalan söylüyor?
Söyle anne, söyle, sen söyle.
Sen bize ihanetten bahsetme.
Bizim yaptıklarımız senin yaptıklarının yanında günah bile sayılmaz!
Akbar.
Aa! Behnam!
Seni şu an öldürmemem için bir neden söyle!
(Rahşan) Behnam!
-Bırak! -Hayır!
-Çekil şuradan! Çekil! -Beni de öldür! Çekilmem!
Onu vuracaksan beni de vur, beni de öldür.
Utanmıyor musun?
Ya sen, ya sen amca?
(Gerilim müziği)
O çok sevdiğin ilk aşkın Gülsima'nın kaderini yaşayacaksın.
Bir hücrede tek başına öleceksin.
Sen de İran'a dönüyorsun.
Hayatının sonuna kadar ne benim...
...ne de torunlarının yüzünü bir daha asla göremeyeceksin.
Sana gelince.
Cumartesi gününe kadar burada, benimle kalacaksın.
Eğer dediğimi yapmazsan...
...sen de babanın yanına gidersin, ona göre.
(Gerilim müziği)
Çekin şunları gözümün önünden!
(Gerilim müziği)
Ne gündü ama.
Hem de ne.
Gününün en heyecanlı anını anlatsana.
(Müzik)
(Geçiş sesi)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Polis! Baskın yedik!
Ne?
(Geçiş sesi)
Aslında sıradan bir gündü. Yani anlatılacak pek bir şey yok.
Sen anlat.
Benim için de sıradan bir gündü.
Ama en heyecanlı anını biliyorum.
Neymiş?
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği) (Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
Mukadderatım.
Karanlık dünyamı aydınlatan tek ışığımsın.
(Geçiş sesi)
Seninle telefonda konuştuğum an.
Hayır. Tahir ama bu şaşırtmalı soru.
İşte böyle şaşırtırlar.
Aslında benim de anlatabileceğim heyecanlı bir anım var.
Hım, neymiş?
-Şu an. -Yapma ya!
Hazır mısın?
Hazırım.
Farah'ım...
...hayat bu be.
Keşke hep şu anda kalsak.
En sıradan anımızda yani.
(Hüzünlü müzik)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
(Kapı zili çaldı)
-Ben öldüm. -Ne oldu?
-Mehmet'le ayrıldık. -Neden?
Çünkü ben deli gibi sevdiğim adama hayır dedim.
Tamam, gel. Gel içeride konuşalım.
-Bakın, nasıl olmuşum? -Güneş gibi parlıyorsun.
Ay, çok yakışmış.
Benim çocuğum olmayacak. Artık kocam da olmayacak.
Bade.
Neyin var senin güzel kızım?
Hiç, öyle Kerimşah'ı görünce bir böyle duygulandım.
Sömürmeyin be Gülsima teyzeyi!
-Hakikaten anne, kendini yorma. -Tamam, tamam, bir şey yok.
Kendimi böyle çok daha iyi hissediyorum.
Normal hissetmek ne kadar muhteşem bir duyguymuş anlatamam.
Bilmem mi!
Biz de teyzem mutlu olsun diye yiyoruz zaten.
(Adil) Dayı, vallahi hepsini yerim de bunu yemem.
(Gülüyorlar)
Çok komiksiniz siz.
Bizim de işimiz seni güldürmek, 'junior' patron.
-Yalnız okula giderken bu kolye çıkacak. -Asla!
Gömleğimin içine sokarım.
Anne olmak böyle bir şey, değil mi? Her ayrıntıyı hatırlıyorsun.
Bade, sen gelsene bakayım şuraya.
(Gerilim müziği)
Abim yok mu?
Yoldaymış, gelir şimdi.
İyi, iyi.
Abim yokken anlatmak istediklerim var.
İşlediğim en alçakça suçu abimin duymasını istemem.
Ali Galip cinayetini masum bir kadının üstüne yıktım.
Eşim Farah Erşadi'nin üzerine.
(Farah) Niye ayrıldınız?
Mehmet bana evlenme teklif etti.
Kızım, senin kafan mı güzel, ne söylediğini duyuyor musun?
Hayır dedim.
Köpek gibi sevdiğim adama ben hayır dedim.
İyi de neden?
Adam bana ne dedi biliyor musun?
Bu dünyada bir tek güvenebildiğim...
...bana yalan söylemeyen bir tek sen varsın, dedi.
(Bade) Bana bu yüzden evlenme teklif etti.
Sonsuz güvendiği için. Ben ne yaptım?
Yalan söyledim ben bu adama.
Bitti ya, rüya bitti yani.
Tek ayak üzerinde bin tane yalan söyledim ya gözünün içine baka baka.
Sorgusuz sualsiz güvenmesi, en acısı da bu, biliyor musun?
Bin kere, yüz bin kere evet diyeceğim adama ben hayır dedim.
Ben bunu nasıl yaparım ya ona? Nasıl karısı olurum?
Asıl şimdi ona yaptığın kötülük, sebepsiz yere onu terk etmen.
Aynı benim Tahir'e yaptığım gibi.
Yalanlar ortaya çıkınca ne olacak? Daha fazla üzülmeyecek mi?
Bade, biz yarın ne yaşayacağımızı biliyor muyuz?
Bırak, onu o zaman düşünürüz.
Neyse.
-İlyas nasıl? -Hâlâ stabil.
-Ona bakmaya gideceğim ben de bugün. -Anladım.
Tamam.
(Tahir ses) Kendi günahımın bedelini sana ödetecek değilim.
Ali Galip'i ben öldürdüm. Camla boynunu kestim.
(Farah ses) Tahir, sen şu an ne saçmalıyorsun?
(Tahir ses) Saçmalamıyorum. Sadece gerekirse polise vereceğim...
...itirafı söylüyorum.
İşin aslı bu.
Karıma itiraf ettiğim gibi.
Böyle alçakça davranabilen birisin madem...
...yani işin içinden sıyrılabilecekken niye suçunu itiraf ettin?
Değiştim.
Değiştim çünkü.
Farah'la ilk tanıştığım zamanki Tahir değilim.
Benim gibi alçak bir katilden vicdanlı bir insan yarattı.
Beni ikna ettin. Ama savcıyı da ikna etmen gerekecek.
Sonuçta kanıt ortaya çıkarsa karının parmak izi çıkacak üstünde.
Daha dün işlemediği bir suçu abimin üstünde yıkan sen...
...bunun da bir yolunu bulursun.
-Ya bulamazsam? -Ya bulamazsan?
O zaman Orhan'ın sahibini bulmam. Bulursam da söylemem.
Ta ki Farah'ın suçsuzluğu ortaya çıkıp...
...ben hapse girene kadar, tamam mı?
Anlaştık mı?
Bu değişmiş hâlin yani öyle mi şimdi?
Evir çevir, işte mal bu, yapacak bir şey yok.
Anlaştık.
Sen bana istediklerimi verirsen ben de sana karının özgürlüğünü veririm.
Ama karının özgürlüğü uğruna...
...en küçük bir hata yaparsan abinin mahkûmiyetine sebep olur.
Kendini ikisi arasında tercih yapmak durumunda bırakma sakın, tamam mı?
(Telefon çalıyor)
Abla, ne oldu, öğrenebildin mi sevkiyatın yerini?
Hâlâ komada.
Sen bence bir an önce her şeyi abine anlat.
En azından zaman kazanalım.
-Belki de yeri bizden daha önce bulur. -(Gönül ses) Tamam abla.
Ne söyleyeceğini hatırlıyorsun, değil mi?
-Evet. -Tamam.
(Gerilim müziği)
Müdüre telefon geldi, gelecek.
Gördük.
-Abi, sakinlediysen bir konuşalım mı? -Ne abisi lan!
Başkomiser diyeceksin!
-Başkomiserim, müsait misiniz? -Değilim!
Bak tamam, anlıyorum. Yerden göğe kadar haklısın.
Ama çaresizdim, anlamıyor musun? Çaresizdim.
Çaresiz olduğun için gittin Orhan'la anlaştın, değil mi?
-Gittin onun (Bip) oldun. -Yavaş!
Ne yavaşı lan, ne yavaşı!
Senin yalanlarına yetişemiyorum artık!
Madem bana o kadar kızgınsın, niye kefil oldun?
Anamız babamız mezarında ters dönmesin diye.
Götüreyim mi?
-Ne diyorsun lan, nereye? -Mezarlarına götüreyim mi?
Ne alakası var lan? Buldun mu mezarlarını?
Orhan götürdü.
Bir de gittin orada anlaştın, değil mi?
Tüh! Utanmadın mı lan, utanmadın mı?
-Eğer gerçekten anlaşsaydım utanırdım. -Ne demek o?
Bak, eğer İlyas'ı vurmasaydın, İlyas'ı Orhan'a vermeyecektim, tamam mı?
Açığını bulmak için, onu bitirmek için onunla çalıştım.
-Oğlum, niye bana söylemedin o zaman? -Abi, sen polissin.
Benim yaptıklarım sana gelmezdi, olmazdı.
Hay Allah'ım ya!
Ne düşünüyorum biliyor musun?
İkimizi birden hapse attırman senin kaç gününü alır acaba, onu düşünüyorum.
(Tahir) Bak.
Anamız babamız.
Abi, isimleri Mustafa'yla Sevil'miş.
Bak.
Bir de bize bir soy ismi bırakmışlar. Temizyürek.
Temizyürek?
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
(Orhan ses) Neredesin sen? Niye aramadın beni?
Peşime düşürdüğün abimi kardeş katili yapmamaya uğraşıyorum.
(Orhan ses) Atlatabildin mi bari?
Polislere yakalandım, onların yanından arıyorum.
İlyas ne durumda?
(Orhan ses) Doktor durumu hâlâ kritik, dedi.
İyi, ben bir geleyim, göreyim. Malum, sana güvensizliğim sonsuz.
(Orhan ses) Gel, benim de sana anlatacağım önemli mevzular var.
-Adresi gönderiyorum. -Yolla.
Dakika dakika rapor istiyorum senden, tamam mı?
Attığın her adımdan haberim olacak.
Başkomiser, al bunu.
Emniyetteki kuzuları artık bileceksin.
Vay!
Demek kimlerle operasyona çıkmayacağımızı biliyoruz artık.
Ben gidiyorum.
Buyurun.
(Gerilim müziği)
Orhan Amir'im gitmenizi istedi.
Bir anda nabzı düşebilir, müdahale etmem gerekebilir.
Gerekirse ben sizi çağırırım. Amirimin emri.
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu)
Ee, Orhan yok mu?
Olay kriminale bağlandığı zaman amirim ortadan kaybolur.
Malum, dürüst polis kimliğini koruması gerekiyor.
Teh! Dürüst polis kimliğiymiş! Göster bakalım şu İlyas'ı.
(Gerilim müziği)
Doktorun dediğine göre komaya girmiş.
(Tuncay) Durumu bayağı kritikmiş.
(Tahir) Bunun gibi (Bip) anca baytar bakar.
Tahir.
Eğer o ölürse senin ve Farah'ın felaketi olur.
O ne demek lan?
Amirimin dediğine göre Behnam cumartesi günü...
...kendi sevkiyatını patlatmayı planlıyor.
-Kürşat'la anlaşma yapmış. -Kürşat'la?
Yemin ediyorum bu herif delirmiş, yemin ediyorum delirmiş.
(Metal yere düştü)
-Yalnız değil misin lan? -Hayvandır o abi. Baytar burası.
(Gerilim müziği)
Farah?
Ben şey...
Lan!
-Lan siz benim karımı mı kaçırdınız? -Abi, ne olur yapma.
-(Tuncay) Kendi isteğiyle geldi. -(Tahir) Karımı mı kaçırdınız lan?
-Abi, ne olur yapma. -Ha!
-Kendi isteğiyle geldi. -Karımı mı kaçırdınız lan?
Hayır! Yapma bir şey adama, doğru söylüyor.
Doğru söylüyor.
Baytar sensin?
Baytar sensin! Orhan şeytanı...
...ikimizi de aynı şeyle tehdit etmiş, öyle mi?
Delireceğim ya, delireceğim! Benim niye haberim yok?
Benim niye haberim yok Orhan'la çalıştığından?
-Hani senden bir şey istememişti? -Bunu benden nasıl saklarsın?
Delirme diye. Bak, böyle davranacağını biliyordum işte.
Gözümün içine baka baka yalan söyledin Farah.
Niye sadece ben yalan söylemişim gibi davranıyorsun bana?
Sen neden Orhan'la ortak olduğunu bana söylemedin?
-Üzülme diye, başka niçin olacak? -Bir sakin olun.
-Sus lan! -Sus be sen!
İlyas gidiyor!
Kalbi durmuş.
Sevkiyatın yerini bilen tek kişi İlyas. O yüzden kaçırttı amirim onu.
(Tuncay) Eğer ona bir şey olursa asla öğrenemeyiz.
Öldü mü?
(Gerilim müziği)
Şimdi hepimizin başı belada.
Abi, aslında senin karşına çıkmaya hiç yüzüm yoktu.
Sana bir ton laf ettim.
Sana deli muamelesi yaptım.
Babama iftira atıyorsun dedim, sana inanmadım.
Affettin değil mi beni?
Şimdi inandın mı bana?
Evet abi.
Bana kızgın değilsin, değil mi?
Sen benim canımsın, gel.
(Müzik)
Abi, ben biliyorum artık.
Benim babam çok kötü bir adam.
Nasıl oldu, sen nasıl anladın bunu?
Telefonda konuşurken buydum.
Ne diyordu?
Çok kötü şeyler.
(Orhan ses) Sevkiyat yerini bilen tek kişi İlyas'tı.
Kürşat da biliyordur, adamlarını gönderecek sonuçta.
Maşallah her şeye de hâkimiz, Kürşat'ına kadar.
(Orhan ses) Bundan sonrası sende Tahir.
Bu Kürşat'tan sevkiyatı öğrenme işi sana düşer, ortağız ya hani.
Ortak diyor bir de ya.
İllaki senin böyle derin bağlantıların falan vardır.
Onlar üzerinden çözersin, değil mi?
(Orhan ses) Herkes kendi dengiyle muhatap olur.
Bu işlere bulaşmak istesem...
...şu an yanında olurdum.
Ama bu durum istisna, değil mi?
Senin ve kızının hayatı söz konusu, geleceği söz konusu.
(Orhan ses) Kızımın görüntüsünü değil, bendeki kanıtı dert et sen.
Behnam kızımı bulaştırmaya kalkmadan...
...elimdeki kanıtı emniyete veririm.
Kürşat'ı konuşturmanın bir yolunu bul...
...Behnam'dan önce teslimatı ele geçir.
Ne? Tahir mi yapacak bu işi?
(Orhan ses) Ondan iyisi mi var?
Bittik biz.
Henüz bitmedik.
Henüz bitmedik.
Bizim Hızır, Kürşat'ı tanır.
Eğer Kürşat'tan sevkiyatın yerini öğrenirse...
...ben de gider sevkiyatı alırım.
-Peki, polis sevkiyatı öğrenirse ne olur? -Polis sevkiyatı öğrenirse biteriz.
O zaman bittik.
Ben Gönül'ü Mehmet'e gönderdim sevkiyatı haber vermesi için.
Ne?
Ne yaptın?
Ne yaptın?
(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Telefonu kapalı.
Benim telefonum kapanmıştı.
Şarjımı almak için eve gittim. O sırada babamı telefonla konuşurken duydum.
Evde kimse olmadığını bildiği için rahat rahat konuşuyordu.
Ne diyordu?
Cumartesi günü bir altın sevkiyatını soymaktan bahsediyordu.
Ama Behnam da kendi sevkiyatını soyacakmış.
Ondan önce davranması gerekiyormuş.
Behnam neden kendini soysun?
Bilmiyorum, onu da babama sormak lazım.
Tabii baba denirse artık.
Telefonda kiminle konuştuğunu öğrenebildin mi?
Hayır. Ama çalıştığı mafyalarladır herhâlde.
Vay benim aslan Hızır'ım. Vay benim herkesi tanıyan Hızır'ım.
Hadi göster şu hünerini, git şu Kürşat'ın yanına...
...sevkiyatın nerede olduğunu öğren, tamam mı?
Tamamdır. Hemen uçuyorum.
Bak, kalabalık gitme.
(Tahir ses) Bak, silahla çözülecek mesele değil, tamam mı?
Sadece yanına Bekir'i al.
Kalabalığa kalabalıkla girersen savaş çıkar.
Sen tek git ki güvendiğin bir şey olduğunu düşünsünler, tamam mı?
Ya önce tatlılıkla denerim, baktım olmuyor...
...şeklin kralını yaparım ona, tamam mı? Merak etme.
-Tahir, sen sakın karışma. -Orhan'ı duymadın mı?
Kanıtı hemen polise veririm, dedi.
Tamam, polis de biliyor artık, tutuklanırsın.
Değil mi?
Acaba kimin yüzünden?
Tamam. Bir şekilde bir yolunu bulacağız.
Bulacağız diye bir şey yok Farah, tamam mı? Karışmayacaksın.
Bak, sen karıştıkça başımız beladan kurtulmuyor, tamam mı?
-Bak, yakında biri gelecek kafama sıkacak. -Allah korusun, o nasıl laf öyle!
Böyle giderse lafta kalmayacak.
-Canımı yakıyorsun ama. -Hadi Farah, hadi arabaya geç.
(Bip)! Hadi.
Bu işin en güzel tarafı sana tekrardan kavuşmak oldu.
Ama...
...artık daha fazla başını belaya sokmanı istemiyorum.
Abi ama sana faydam olur.
Benim yanımda Bekir var, o gereğini yapar.
Nasıl yani?
Senin hakkında o kadar atıp tuttu, hepsi yalan mıydı?
Evet.
Orhan şüphelenmesin diye.
Bana da hiçbir şey demedi. Domuz!
Çünkü senin başının belaya girmesini istemiyorum.
(Duygusal müzik) (Martı sesleri)
Babamı nereye yolladın?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Karışmayacaksın, tamam mı? Bak, başın belaya girmesin.
Girmeyecek, merak etme.
Peki, yaptığın işin önünü arkasını düşündün mü?
Bu sevkiyat işini nereden duydun diye Mehmet, Gönül'e sormayacak mı?
Düşündük herhâlde.
Gönül, Orhan'ın iş yaptığı adamla telefonda konuşurken duyduğunu söyleyecek.
(Telefon çalıyor)
Yani benimle.
Mehmet biliyor mu Orhan'la iş yaptığını? (Telefon ısrarla çalıyor)
Anlat bakalım, konuşacak bir şeyler var mı?
Var.
Orhan cumartesi Behnam'ın sevkiyatını patlatmamı istedi.
Yerini öğrenip söyle hemen.
(Salim ses) O sevkiyatı Orhan değil, polis basacak.
Elbette öyle olacak.
Ah Farah, ah! Başıma ne işler açtın!
Senin Orhan'la iş birliği yaptığını polis nereden öğrendi?
Dün bana suçüstü yaptılar.
-İlyas'ı kaçırdığın için? -(Tahir) Aynen.
Orhan'a karşı polisle çalışmam şartıyla polis beni serbest bıraktı.
Abim de tüm sorumluluğu üstüne aldı.
Eğer bir şeyler ters giderse, işlediğim suçlardan dolayı abim de yargılanacak.
Orhan'ın dediğini yapmazsam seni kaybederim.
Dediğini yaparsam abimi.
Ne yapacağım ben Farah?
(Tahir) Ne yapacağım?
Doğru olan yapacaksın.
Sonucunda hapse girecek olsan bile doğru olanı yapacaksın.
(Gerilim müziği)
Ah!
(Martı sesleri)
Anne.
Nasılsın?
Oradan bakınca nasıl görünüyorum?
Kapana kısılmış gibi.
Yapma ya!
Babam geldiğinden beri gülümsediğini görmedim.
Hani buradan gidiyorduk, yeni bir hayat kuracaktık?
Git gidebilirsen.
Söylesene anne, babamı sevdiğin için mi kaldın...
...yoksa ondan korktuğun için mi?
Sen ne demek istiyorsun?
Babamın nasıl bir insan olduğunu biliyorum artık.
Yaptığı tüm kötülükleri.
Ve senin de bunun bir parçası olmak istemediğini görüyorum.
Sen babanın gerçek yüzünü nasıl öğrendin?
(Geçiş sesi)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor) Yoksa bak kelepçeleri takar...
...seni Ali Galip'in katili diye alır götürürüm.
Kızını da mı yakacaksın?
Hayır, sadece seni yakacağım. O, kızımla benim problemim.
Mehmet'in kafasına sıkıp, ondan sonra da hapisten kurtuldum, biliyorsun.
Yap!
(Geçiş sesi)
Anne, anladım işte, fark eder mi?
Sen sadece bu çamurun ne kadar içindesin, onu öğrenmek istiyorum.
Ben bu çamurun hiç içinde değilim.
Ama yanlış bir adamla birlikteysen...
...onun bütün günahlarına ortak oluyorsun.
Onun için işte ben senin Bekir'le birlikte olmanı istemedim.
Sonun benim gibi olmasın diye.
Anne, inan bana Bekir öyle biri değil.
Zaten kimse de babam gibi olamaz.
Doğru, olamaz.
Bana şimdi babam hakkında ne biliyorsun, her şeyi anlatır mısın?
Gönül, baban biliyorsun bana hiçbir şey anlatmazdı zaten.
Ama geçenlerde bir canavar yarattığını...
...yarattığı canavarın kendisine hükmettiğini söyledi.
Bu ne demek sence?
Ben de anlamadım.
Bana bak.
Onun hakkında bildiklerini sakın Gönül...
...sakın söyleme, sakın bilmesin, olur mu?
Ne yapar?
Abim gibi benim de mi kafama sıkar?
Yok, yok, onu yapmaz işte.
Çünkü onun insan kalan tek yanı sensin.
Onun dışında yakar, yıkar etrafındakileri, yerle bir eder.
Kızım, beni bile.
Bu işin peşini bırakmayacağım. Belki de yardımım dokunacak sana ya.
Ya tehlikeli, tehlikeli, anlamıyor musun? O şeytan kılıklı Orhan'la ne yapacaksın?
Tehlike yok. Ben sadece yaralıları iyileştiriyorum.
Sen Orhan'ın başındaki adamı aramıyor musun?
Aramıyorum, tamam, bitti.
Belki de aradığın adamla bağlantılı biri gelecek yaralı olarak.
-Ee? -Ne ee'si Tahir?
Aradığın adama yaklaşacak bir iz bulacağız.
Allah'ını seversen geç Farah, geç!
İnatçı!
Tahir bak, bizim ikimizin de sırt sırta verip...
...başaramayacağımız hiçbir şey yok. -Bak, beni dellendirme, tamam mı?
Düşüneceğim. Çözeceğim.
Çözemezsem zaten bu sevkiyat meselesi patlarsa her şey biter, tamam mı?
Tamam Tahir.
Şunun yakışıklılığına bak be, şu yakışıklılığa bak.
Her şey bu manzara için, değil mi?
Hem de her şey.
-Hoş geldiniz. -(İkisi birden) Hoş bulduk.
Vallahi sen aldığından beri elinden hiç düşürmüyor.
Neyi ben almışım?
Arabayı. Babam aldı dedi de.
(Gerilim müziği)
Bir bakalım şu arabaya.
-Kerimşah, nasılsın? -İyiyim baba, sen?
İyiyim.
Oğlum.
Oh.
Babam artık pişmandır, değil mi?
Üzülüyordur yaptığı kötülüklere, ondan yolladı arabayı.
Tabii canım, ondan yollamıştır.
Baban seni çok seviyor oğlum.
-Tabii ki yaptıklarına pişman olmuştur. -Biliyordum.
Onu düşündükçe içim acıyordu hep. Artık hiç üzülmeyeceğim.
(Hızır) Bu Kürşat paranoyaktır.
Kıllanırsa canlı çıkamayız mekândan.
Var ya çok rahatladım şu an, bunu iyi ki söyledin, çok iyi oldu.
Bak, bunun üç tane has adamı var. Selim, Ayhan, Ömer.
Bu üçünden hangisi Behnam için çalışacak çözmemiz lazım.
Ama soru üstüne soru sorarsak bizim (Bip) gider.
Nasıl çözeceğiz onu biraderim?
Var bir sinsi planım, rahat ol.
-Siz bekleyin, haber vereceğim. -Kimsin lan sen?
Sinsilik falan dedik.
Biz seninle düşman olmayız, değil mi?
Ne oldu lan, düşman olasın mı geldi?
Yok.
Tahir abim aranızdaki mevzuları anlattı da.
Bir ortaklık anlaşmanız falan varmış.
Şimdi ben sonradan dâhil oldum ya, bana kurulmuyor musun, değil mi?
Yok be, ben sana ne kurulacağım? Ne güzel eğleniyoruz.
Zaten benim olayım bu Orhan şeytanını cehenneme yollayana kadar.
Ondan sonra bana paydos.
Gönül'üme sözüm var.
Çok sıkıcıymış lan.
O zaman sana dost olarak ilk tavsiyem.
Bu Kürşat'a korktuğunu asla belli etme.
Korkan adamın vardır bir pisliği, bunun ceza kitabındaki ilk madde.
Tamam mı?
Ya bu plan işlemezse?
Restimizi çekeceğiz.
Ya yemezse?
Tahir.
(Gerilim müziği)
Ne oldu?
-Behnam bizi dinliyormuş. -Ne?
Ne yapacağız?
Bilmiyorum.
Bilmiyorum.
Tamam, birlikte bir çözüm bulalım.
Çözümsüz. Çözümsüz.
Sevkiyatı Orhan alırsa...
...polis, abimle beni tutuklar.
Sevkiyatı polis alırsa...
...Orhan, Ali Galip'i öldüren cinayet aletini polise verir.
Sen kurt kuzu ot bilmecesini biliyor musun?
Ne?
Kerimşah'ın en sevdiği bilmecedir.
Bir adam tekneyle karşı tarafa kurdu, kuzuyu, otu geçirmek zorundadır.
Ama adam her seferinde sadece bir tanesini karşıya geçirmek zorundadır.
Farah, sen ne anlatıyorsun?
Dur, önce sen beni bir dinle.
Eğer adam önce otu karşıya geçirirse kurt, kuzuyu yer.
Ama kurdu karşıya geçirirse de kuzu, otu yer.
Ben de kafayı yemek üzereyim, daha açık konuşsana.
Yani bizim durumumuz şu anda bu bilmeceye çok benziyor.
(Gerilim müziği)
(Hızır) Kürşat başkan!
Vallahi sana işimiz düştü, geldik.
Başka türlü niye geleceksin ki zaten?
Vay, vay, vay.
Akıncıların veliahdı Bekir.
Tanışmak bugüne nasipmiş.
Hoş geldin.
Eyvallah, hoş bulduk.
Dedi ki bana sağlamından on tane adam lazım.
Ben de tuttum sana getirdim.
Harbiden lazım adam, cumartesiye lazım.
Ama böyle sağlam adam, biraz benimle takılacaklar.
Böyle attığını vuran tipler.
Benim adamlarımın hepsi öyle.
-Belli. -(Kürşat) Koruma işi.
Gerekirse operasyon diyorsun.
Aynen dayı.
Şimdi sen bize hangi ekibi vereceksin?
Cumartesiye lazım.
Selim.
Yok ya, Selim olmaz, nanay.
Alkole, kumara falan düşmüş.
Bana böyle gözü açık adam lazım.
Yalan, yok öyle bir şey.
Kim uyduruyor bunları?
Şimdi şöyle yapalım.
Sen Ayhan'ın ekibi ver.
-Ayhan olur. -Benim de içim rahat etsin.
Sıkıntı mı var?
Gelmişsin buraya, en has adamlarımdan birine laf ediyorsun.
O da yetmezmiş gibi seçmece adam istiyorsun.
O da yetmezmiş gibi beni burada darlıyorsun.
Olmasın mı sıkıntı?
Sen böyle işler yapmazdın.
Bak senin kafa uçtu yine.
Bir sakin.
Abi, acilmiş.
Siz burada bekleyin.
Alo?
Telefon falan gelmedi buna ya.
Bu ne yapacağını bilemediğinde böyle numaralar çekiyor.
Şu an bize ne yapacağını düşünüyor.
Lan emanet var mı yanında?
Emanet dediğin canımsa...
Oğlum, böyle çözemeyiz. Silahla olacak iş değil bu.
Çok iyi ya, çok iyi şu an.
Şimdi bilmecelerin en büyük numarası nedir?
Nedir?
Seni bir şeyi düşünmeye zorlayıp çözümü zorlaştırmak.
Bak şimdi.
Bak şimdi, bu Behnam'ın sevkiyatı, tamam mı?
Polis, polis.
Bu da Orhan.
Eğer sen sevkiyatı polise verirsen...
...Orhan başına bela olur.
Eğer Orhan'a verirsen de polis seni yakalar.
Allah'ım biz ne yaşıyoruz?
Yani bizim hatamız, cevabı çözümsüz bir şeyin içinde aramak.
Çözüm, bunların hiçbirini bir araya getirmemek.
(Müzik)
Sevkiyat.
Yani diyorsun ki sevkiyat yoksa sorun da yok.
Ne polis seni yakalar ne de Orhan'la başın belaya girer.
Benim akıllı karım.
Hadi bitirelim şunun işini.
Hiç bana öyle bakma.
Sen Behnam'ın işini bitireceksin, ben burada oturacağım, öyle mi?
Hişt, geliyor. Ne yapacak sence?
Pek hayırlı değil gibi.
Resti çekeceğiz.
Korkan adamın vardır bir pisliği maddesini...
...kendinden ilham alıp yarattı bu.
Oğlum, dayı çok korkar gibi gelmiyor da sen bilirsin yani.
Güçlü ya, ondan öyle gözükmüyor.
-Siz beni aptal mı sandınız? -(Bekir) Oğlum ya!
Sen Behnam'la iş yapıyor gözüküp...
...Tahir'in safına geçmedin mi?
Behnam benden cumartesiye adam istiyor...
...buraya siz damlıyorsunuz.
Ne tesadüf ki cumartesi size de adam lazım.
Derdiniz cumartesi günü...
...Behnam'la hangi adamın iş yapacağını mı anlamak?
-Bir uyanık siz misiniz? -(Hızır) Ya tamam Kürşat!
Açık açık konuşalım, tamam.
Bizim sana bir teklifimiz var.
Bana bak, para için her şeyi yaparım ben ama...
...parasını aldığım bir işi daha fazla paraya satmam.
Yoksa bana güvenip kim bana iş verir?
Ulan şu an paradan bahseden kim!
Şu silahları bir indirin, bir açık açık anlatayım.
Sonra maçası yiyen varsa sıksın, tamam mı?
Bizim derdimiz savaş olsaydı, orduyla gelirdik buraya.
Sen bizim topumuz tüfeğimiz yok mu sanıyorsun?
Lan bizim yüreğimiz yok mu sanıyorsun sen?
Var bu arada yürek, harbiden var yani bizde.
Behnam Bey, sevkiyat hazırlıkları tamam İran'da.
Tahir'in teslim almasını bekliyorlar.
Güzel.
Sen şimdi git, altınları nakde dönüştüreceğimiz...
...bağlantımızla görüş, hadi.
(Gerilim müziği)
Bak, Behnam kendi sevkiyatını patlattıracak sana.
Suçu da Tahir'in üstüne atacak.
Beni bağlamaz.
Biz seni bağladık ya, kusura bakma.
Az önce buraya girerken adamımıza fotoğraflarımızı çektirttik.
Çok güzel çıktı.
O fotoğrafları İranlılar görürse ne olur dayı?
Ne olacak biliyor musun? Tahir'in ortaklarıyla Kürşat bir oldu...
...malımıza çöktü derler. -Derler biraderim.
Milletin ağzı torba değil ki büzesin.
Ya Kürşat, uyan artık! Behnam bütün işi Tahir'e yıkacak.
Sevkiyatı kim patlattıysa onu da yakacak.
Bu adam yoksa İran'a hesap veremez.
Diyelim hadi şöyle bizi çok ciddiye almadın da...
...sen Tahir'den de mi korkmuyorsun?
-Korkmuyorum Tahir'den. -Korkmuyorsun.
Çünkü Tahir senin düşmanın değil de o yüzden korkmuyorsun.
(Bekir) Bak bu adamı İran'a gönderdiler.
Ne yaptı biliyor musun?
Adamların hepsini yedi...
...üstüne bir de altınlarına çöktü, öyle bir efsane.
Kürşat başkan, bak bence tonlarca yeni düşman istemezsin.
Bu altın işindeki ortağımız Vanlı'yı...
...beni, Akıncılardan Bekir'i, Tahir'i.
Malına çökülmüş İranlıları bence istemezsin.
(Gerilim müziği)
İndirin silahları.
Tamam, tamam, yetti, anladım.
Peki, ne istiyorsun benden?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kapı açıldı)
Bitti.
Bitti. Bitti Behnam.
Her şey bitti, kabul et, tamam mı?
Neymiş o biten şey acaba?
Beni hapse attırmak için kalkıştığın deliliği biliyoruz.
Ne saçmalıyorsun sen?
Cumartesi günü olacak sevkiyattan bahsediyoruz.
Asla başaramayacaksın.
Hızır, Kürşat yanında mı?
Yanımda, çok öfkeli.
Behnam Azadi'nin yanındayım.
Telefona ver de sebebini anlayalım.
(Gerilim müziği)
Behnam Azadi.
(Kürşat ses) Kendi sevkiyatını patlatıp...
...beni pis yakacaktın ha, öyle mi?
Bunu amcası Mahmud Azadi'ye de söyler misin?
Söylerim.
İyi.
(Tahir) Sevkiyatı polis biliyor...
...Orhan biliyor, Kürşat biliyor.
O altınlar sana yâr olmayacak.
Amcanı ara, polisin sevkiyattan haberdar olduğunu söyle.
Altınlar buraya gelmeyecek, sevkiyat iptal olacak.
Sevkiyat yoksa...
...sorun da yok.
Şu yaptıklarını amcan duysa başına neler gelir bir düşün.
(Farah) Senden kurtulmanın hayalini o kadar çok kurdum ki.
Yüzlerce kez düşündüm o anı.
Hayalimde korkusuzca konuştum seninle.
Bazen yalvardım, bazen çok korktum.
Sürekli aklımda cümleleri değiştirdim, sürekli değiştirdim.
Sanki seninle konuşmanın bir faydası varmış gibi.
Ama şimdi doğru cümle aklıma geldi.
Bitti Behnam. Buraya kadar.
Şu an var ya kafana sıksam, amcan bana aferin der.
Ama seni öldürmeyeceğim.
Senin gibi beş para etmez bir adamı öldürüp...
...Kerimşah'a baba acısı yaşatmayacağım.
Sana bir şans vereceğim.
Sana karşı nefretim ne zaman büyüdü biliyor musun?
İnşaatta beni kurtardığın an.
Sen merhamet ettikçe ben daha acımasız oldum.
Beni bu hâle sen getirdin Tahir.
İndir!
İndir, sıkarım.
(Tahir) İndir, sıkarım!
Madem ben bittim, sen de biteceksin.
Beraber kaybedeceğiz.
İndir, sıkarım. İndir şunu.
Yakarım.
İndir şu silahı, yakarım.
Behnam, yapma.
Oğlumuza iyi bak Farah.
Biz Tahir'le gidiyoruz.
(Gerilim müziği)
(Silah sesi)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Duygusal müzik)
Baba.
Baba, uyandın mı?
Oğlum.
İyisin, değil mi?
İyiyim.
İyiyim. Sen buradasın ya, çok iyiyim ben.
Annemle Tahir babam dedi ki...
...sen benim babam değilsin dedim diye çok üzülmüşsün.
Kaza geçirmişsin. Acıyor mu bir yerin?
Geçti oğlum, geçti.
Merak etme, tamam mı?
Sen nasıl geldin buraya?
(Kapı açıldı)
Biz getirdik...
...vedalaşmanız için.
İran'a dönmeden önce görüşün diye.
Ama telefonla konuşacağız hep, değil mi?
Tabii ki konuşacaksınız, ne zaman istersen.
Hadi, baban daha fazla yorulmasın. Sen anneannenin yanına git.
(Duygusal müzik)
Hadi.
Gel.
Sen bekle bizi, geliyoruz hemen.
Bana bir daha merhamet etme dememiş miydim sana?
Senin için yapmadık, Kerimşah için.
Seninle olan son anısı, onu kaçırdığın gün mü olsun?
Tahir'le ilgili son anısı peki?
Orhan sevkiyatı bana zorla iptal ettirdiğini öğrenirse...
...seni yaşatır mı sanıyorsun?
Sevkiyatı zorla iptal etmedin.
Kerimşah'ın arabasına koyduğun dinleme cihazından...
...sevkiyatı patlatacağımızı duydun.
Kendin iptal ettin.
(Farah) Kürşat'ı konuşturmanın bir yolunu bulmamız lazım.
Her şey buna bağlı.
Behnam hiçbir şeyden şüphelenmemeli.
Eğer Kürşat ona bir şey söylerse her şey mahvolur.
Kaydettiğin bütün sesleri Orhan'a dinlettim.
Kulağıyla duydu, ikna oldu.
Aptal herif.
Başına gelecekleri bilmiyor tabii.
Kabul et Behnam, kaybettin. Başka çaren kalmadı.
Bundan sonrası yokuş aşağı.
Seni İran'a götürecekler. Haberin olsun.
Neden?
Amcanı öldürtmeye çalıştığın adamı yakalamışlar, her şeyi itiraf etmiş.
Artık İran'a gittiğinde...
...idam mı olursun, müebbet mi yersin orası amcanın insafına kalmış.
Ama bizi ilgilendiren, senin oğluna karşı insafın.
Görüntüleri verirsen Kerimşah'ın hayatı yanar.
Annesi hapse girince ne olacak?
Tek tanıdığı ben olacağım. Kerimşah'ı ben büyüteceğim.
Anne acısı çeke çeke, hasreti çeke çeke büyüyecek.
Mutlu mu olacaksın?
Kimden intikam alacaksın Behnam? Benden mi yoksa oğlundan mı?
Çok iyi düşün, ona göre karar ver.
(Gerilim müziği)
Görüntüleri Hamid'le göndereceğim.
-Yanında bir de sürprizim olacak. -Ne sürprizi?
Orhan'la beni bir araya getiren aracının adı ve adresi.
(Gerilim müziği)
(Kuşlar ötüyor)
-Heyecan var mı? -Çok!
-Bunu içeri sokuyorduk ama. -Dışarıda kalsın.
Olmaz Tahir.
Öyle anlaştık.
Hadi bakalım aslan parçası, hepsinin canına oku, tamam mı?
Tahir, çocuk okula gidiyor, kimin canına okuyacak?
Lafın gelişi. İyi dersler anlamında.
Çok heyecanlıyım, hadi.
(Farah) Ay!
Çok yakıştı forma.
(Rahşan) Akbar nerede? Akbar'ı bırakacaksın, değil mi?
(Rahşan) Bak.
Merak etme, her şey düzelecek.
Anne, senden bir şey isteyebilir miyim?
(Araba sesi)
(Müzik)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
İstanbul'a hiç gelmemeliydik.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Dur, dur.
-Hadi bakalım. -Çantanı ver bana.
Bin bakalım. Sen otur, göreyim. Al bakayım.
-Araya koy. -Hadi iyi dersler.
(Duygusal müzik)
-Çok mutlu, değil mi? -Çok.
Hep öyle olacak.
Bizim gibi.
(Duygusal müzik)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...
...Hatice Başpınar - Sunay Temür
Editör: Beliz Coşar
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.