All language subtitles for Adim Farah hs afa 27

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Kaan) Söyle! (Silah sesi)

Ah!

(Duygusal müzik)

-Ben bir şey görmedim. -Görmüş işte, her şeyi görmüş!

Kimsin?

Ben...

...temizlikçiyim.

-Yalvarırım bırakın gideyim, lütfen. -Nereye gidiyorsun?

Nasıl gidiyor Tahir, bir şey söylesene! Bir şey yapmayacak mısın?

Kaan Bey haklı abi, kadın her şeyi gördü, şahit oldu.

Bakın yalvarırım, ben hiç kimseyim. Lütfen izin verin gideyim.

Ne yapacağız Tahir?

Benden bir zarar gelmez yemin ederim, ben polise gidemem.

Benim kimliğim bile yok. Ben, ben göçmenim, kaçak çalışıyorum.

Lütfen, biraz vicdanınız varsa bırakın gideyim.

Beni nereye götürüyorsun?

-Bana ne yapacaksın? -Arabaya geç.

(Duygusal müzik)

Dur.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Neden?

Arkanı dön.

Tahir, lütfen. Lütfen bir kere daha düşün.

Kerimşah için.

Onun hiçbir suçu yok.

Bu abi kim?

Kerim...

Annenin iş yerinden bir arkadaşıyım.

(Tahir dış ses) Değil mi Farah?

(Duygusal müzik)

Her şeyin bitmesine çok az kaldı Farah, çok az.

-Sen olmasaydın ben ne yapardım? -Ne yapardın, annenle konuşuyor olurdun.

Gerçekten.

Seninle hiç tanışmasaydım ne yapardım?

-Bu şaşırtmalı soru mu? -Yok, bildiğin dümdüz, gerçek bir soru.

Eğer cinayete tanıklık ettiğimde, yakalandığımda sen orada olmasaydın...

...benim başıma neler gelirdi.

Şimdi dertler azalmaya başladı...

...kendine dert mi bulmaya başladın...

...böyle bir yoksunluk falan mı hissediyorsun?

Beni geç, Kerimşah'a ne olurdu?

Görüyorum ve arttırıyorum, devam ettiriyorum, diyorsun.

Kızım, annen duyacak, kadıncağız kahrolacak, yapma.

Bir de o var.

-Anneme ne olurdu? -Ne olurdu Farah?

Ne olurdu?

Görecek güzel günleriniz varmış, benimle alakası yok.

Allah bir şekilde yolunuzu açar, vesile olurdu.

Vesilemiz sensin.

Allah seni karşımıza çıkardı.

Senin ayağına taş değmesin.

Senin ayağına taş değmesin.

O ayağına dolanan taşları var ya, ezer geçerim.

Sen olmasaydın ben ne yapardım? Şimdi bunu mu yarıştıracağız?

Yarıştıracaksak söyleyeyim, seni fena harcarım. Tamam mı?

Gel buraya.

(Duygusal müzik)

(Karakol ortam sesi)

Mehmet.

-Hişt! Ay! -Ah!

Ödümü patlattın, sen burada ne yapıyorsun?

Ne bu böyle, ortalık darmaduman. Sen bu gece burada mı yattın?

Senin burada ne işin var?

Bana bak, Bade'yle mi kavga ettiniz?

Tabii, sonunda kız seni kapının önüne koydu.

Sana ne? Sen ne yapacaksın?

Benim odamda ne işin var?

Merak etme bak, ben buraya sana saydıra saydıra girdim.

Orhan'a haber uçursalar bile kıllanmaz.

Bu odaya her gelen saydırıyor zaten. Evet, sadede gel.

Dün Gönül'le konuştum, o da öğrenmiş babasının şey...

...işte şey olduğunu. -Aşağılık olduğunu.

Evet, bunu söylemeye mi geldin?

Yani... Of, Gönül'le konuşurken ona bir şeyler söyledim, o da...

...anne git, aynısını abime de söyle, dedi.

Ne dedin?

Ne kadar önemli bilmiyorum ama...

...şimdi şöyle oldu, Orhan döndüğü akşam ben ona dedim ki...

..."Bunlara, bu yaptıklarına hâlâ devam edecek misin?"

O da ben artık mecburum, bir canavar yarattım...

...ve o canavar bana hükmediyor, dedi.

İstesem de istemesem de artık bunun dönüşü yok, dedi.

-Bir canavar ona hükmediyormuş, öyle mi? -Evet.

(Telefon çalıyor)

Efendim Tahir?

Orhan'ın patronuyla alakalı elime bir bilgi geçti.

-Müsaitsen konuşalım mı? -(Mehmet ses) Tamam, buluşalım.

Bende de bir şeyler var.

Bekir'e de söyle o da gelsin, belki ona da lazım olur.

Tamamdır.

Sen ne yapıyorsun? Bıraksana!

Ne yapayım, ben titiz kadınım, of!

Gözümün manzarasını bozuyor, topluyorum işte.

Bırak, ben hallederim.

(Perihan) Aa, bu ne?

Neye benziyor?

Bade'ye mi aldın? Çok güzelmiş.

Şunu bırakır mısın? Ya da al, çok beğendiysen senin olsun madem.

Anlaşıldı, Bade seni reddetti, sen de onun için böyle perperişansın.

Allah'ım sana geliyorum ya Rabb'im.

Yeter ama! Hep böyle ters, hep böyle aksisin.

Otur biraz şöyle, eski günlerdeki gibi dertleşelim, hadi.

Biz seninle ne zaman dertleştik?

Hep birbirimize dert olduk, ne zaman dertleştik?

Mehmet, uzatma, hadi otur şuraya, dertleşelim.

Bak sana muhbirlik yapmaya geldim, iki de kahve söyle, hadi!

Orhan'la Behnam'ı buluşturan aracı İskender'miş demek.

Adamın saygın bir işi var, doktor.

Koskoca hastanenin başhekimi.

Güvenilir bir adam, insanlara ulaşması kolay tabii ki.

Peki, biz bu sayede Orhan'ın üstündeki adamı bulabilecek miyiz?

Azadilerin sevkiyatını durdurarak aslında büyük bir krize sebep olduk.

Ama vakit kaybetmeden doğru hamleleri yaparsak...

...krizi fırsata çevirebiliriz.

Gerçekten mi? Kurtulabilecek miyim?

Benim hâlâ aklım almıyor, böyle bir suçtan nasıl sıyrılacağım?

Senin aklın almaz tabii. Çünkü aklın bende.

Polisle anlaşma yaptım. Seni suçlamayacaklar.

Tamam mı? Şimdi benim gitmem lazım.

-Sen ne yapacaksın? -Benim de halletmem gereken bir iş var.

-Uzun sürmez herhâlde. -Sayılmaz, niye?

Şimdi bugün karışık ya, bir yere gitmemiz gerekebilir.

Yani bir iş çıkabilir, o yüzden.

Bana yine söyleyecek söz bırakmadın.

Alacağım olsun.

Senin bütün dertlerini halletmeden bana huzur yok.

Gerçekten hiçbir derdim kalmayacak mı Tahir?

Düzeltiyorum...

...bir tek ben kalacağım.

-Ben senden gelecek derde razıyım. -Ben de senden razıyım.

(Gerilim müziği)

Yok, olmaz, ben yapamam, dedi, çıktı gitti yani, öyle mi?

Evet. Hem de arkasına bile bakmadan.

Hayır, bu kız niye böyle bir şey yaptı ki?

Ne bileyim.

Bilsem seninle dertleşecek kadar düşer miyim?

Yani yüzüğü beğenmedi desem...

...seni beğenmiş, yüzüğü mü beğenmeyecek? -Sen ne demek istiyorsun?

Laf sokuyorum! Hep sen mi sokacaksın?

-Neyse, hadi. Ağzını aramamı ister misin? -Yok, istemem. Sen karışma.

Kapat da falına bakayım, belki orada görürüm.

Yok daha neler! Bu kadar yeter, tamam, çirkinleşmeyelim lütfen.

Tamam mı?

Benim de bir sınırım var, buraya kadar. Benim işim gücüm var zaten.

Bence de durum yeterince çirkin.

Benim anlamadığım bu kızın ya bir derdi var...

...ya da sana söylemekten çekindiği bir durumun içinde.

Sorun sende değil Mehmet, kızda.

-Yani bence durum öyle. -Yok ya, çok biliyorsun.

Biliyorum tabii, bu kız sana bir yıl boyunca çiçek gibi baktı.

Bu kız gece gündüz, 24 saat başından ayrılmadı.

Kardeşine, ailesine onca hakaret ettin...

...hiçbir şey yapmadı, senden ayrılmadı da...

...sen evlilik teklif edince mi ayrılacak bu kız senden?

Bu işin içinde bir tuhaflık var işte.

Bilmiyorum, belki kafası yeni gelmiştir.

Yok, öyle değil. Bak, buraya yazıyorum, dedi dersin...

...bu işin içinde başka bir şey var Mehmet.

İşte Behnam'ın bizi hayatımızla tehdit ettiği görüntüler bunun içinde.

Ne?

-Her şey saniyesi saniyesine kayıtlı. -Abla, bunu nasıl yaptın, inanılmaz.

Kerimşah sayesinde Behnam'ı ikna ettik.

Şimdi bunu hep birlikte yok edeceğiz.

Artık sizin de bu olayla bir bağlantınız kalmayacak.

Ama sana ne olacak o zaman?

Babam elindeki cam parçasını ortaya çıkarırsa sadece sen cezalandırılırsın.

Sizin bu zamana kadar yaşadığınız korku en büyük, en ağır ceza oldu zaten.

Şimdi benim için bir umut ışığı var.

Eğer işler yolunda gitmezse de sorumluluğu alacağım tabii ki.

-Abla ama... -Aması yok Gönül!

Adamın boğazından camı ben çekip aldım, sorumluluk da benim.

Hayır, biz bunu kabul edemeyiz. Bade abla, sen de bir şey söyler misin?

Farah da buna izin vermez zaten.

Ki Tahir çoktan senin suçunu üstlendi bile.

Ne?

Her şeyi itiraf ettiği bir ses kaydı hazırlamış.

Çoktan Mehmet ve amirine teslim etti.

Hayır, bu mümkün değil, olamaz.

Ayrıca uyduruk bir ses kaydıyla suçu üstlenebilir mi?

Savcıyı inandırırsa olabilir.

O zaman onların kendi arasında yaptığı pazarlık bunun içindi.

Sen ne zannediyordun ki?

Ben de salak gibi hâlâ kurtulma ihtimalimin olduğunu düşünüyordum.

Tahir abiye bak, her seferinde kendini aşıyor.

Mümkün değil. Tahir'in işlemediği bir suçu...

...benim yüzümden üstlenmesini asla kabul etmem.

Senin izin vermene gerek kalmasın diye yaptı belli ki.

Kızlar, çok özür dilerim.

Bu görüntüleri yok etmek için toplandık ama...

...Tahir'in suçsuz olduğunu kanıtlayacak en büyük delil bu.

Hem siz de suçsuz birinin suçu üstlenmesini istemezsiniz, değil mi?

Yani istemeyiz tabii, o kadar da değil.

Doğru olanı yapacağız.

Biz elimizden ne geliyorsa her şeyi yapmaya hazırız.

Peki, bize yardım edebilecek tek kişi olan Mehmet'le yüzleşmeye hazır mıyız?

(Duygusal müzik)

Gelin bakalım, oturun.

Abim yok mu?

Seninle ilgili bir mesele vardı, onu halledip gelecek.

-Nasıl bir meseleymiş? -Birazdan anlarsın.

Şimdi siz söyleyin bakalım...

...Orhan, yarattığım canavar bana hükmediyor, demiş.

Bu ne demek?

Yani Orhan'ın şimdiki sahibi...

...bir zamanlar Orhan'ın kuzusuymuş demek.

Ak kuzusu mu, kara kuzusu mu onu da bilmiyoruz da muamma.

En azından nereye bakacağımızı biliyoruz. Emniyete.

Bir zamanlar Orhan'ın tedrisatından geçmiş kim varsa...

...almış yürümüş kim varsa isim isim teker teker bakmak lazım.

Çemberi daraltmak için...

...Orhan'ın sisteminin ne kadar eskiye dayandığını bilmemiz lazım.

20 yıl.

Amcamla ilk iş tuttukları günü biliyorum.

Beraber iş yaptığımız zamanları hatırlasana.

İkimiz nasıl da güçlüydük.

Kimse önümüzde duramazdı.

Hadi gel, tekrar o eski günlere dönelim...

...yeniden birlikte çalışalım.

Bak göreceksin, kimse önümüzde duramayacak.

(Ali Galip) Ne dersin?

Dur, dur, sakin ol, celallenme.

O kim?

Bekir. Benim yeğenim Bekir, amcası. Sakin ol.

Kendisini çekirdekten yetiştiriyoruz.

20 yıllık bir süre. Bulmamız hiç de kolay olmayacak.

O zaman bir süzgeçten daha geçirmek gerek.

Şimdi müdürüm, bu adam...

...İskender Selvi. Bu bilgiyi bana Behnam verdi.

Behnam'la Orhan'ı bir araya getiren adam bu. Bu herif başhekim.

Orhan'a çalışıyor ama aslında Orhan'ın adamı değil. Büyük patronun adamı.

O zaman hem Orhan'la çalışmış hem de bu adamla bağlantılı birini arayacağız.

(Mesaj geldi) Aynen.

Abim mesaj atmış da.

Burada birtakım numaralar var.

Bu ne demek oluyor?

Mehmet şu an hâlâ adliyede demek.

Neyse, benim emniyete geçmem lazım.

Görüşürüz.

(Gerilim müziği)

Ne zaman gideceğiz abime?

Şimdi Tahir'le Bekir yanındadır ama...

...çok vakit kaybetmeden yanına gitmemiz gerek.

-Tahir sana bunu ne zaman söyledi? -Ses kaydını aldığı gün.

Mehmet sana evlenme teklif etmeden önce.

-Abim sana evlenme mi teklif etti? -Sen de bu yüzden kabul etmedin.

-Sen de ret mi ettin? -Tek sebebi bu değil malum.

Hey, alo, ben de buradayım! Bana da bir şey anlatır mısınız?

Anlatacak bir şey yok ki Gönül.

Tahir ve sana olan kırgınlığından sonra...

...hayatındaki tek gerçeğin ben olduğumu fark etmiş.

Sana tek gerçeğim mi dedi? Çok romantikmiş.

Romantik mi? Gerçek dedi Gönül, bana dedi. Bana gerçek dedi.

Paçalarımdan yalanlar akarken bana bunu söyledi.

Tamam işte, şimdi herkese gerçeği söyleyeceğiz, o zaman kabul edersin.

Doğru, ederim. Düğünümüzü mahkemede yaparız.

Hâkimle savcı da şahidimiz olur. Ben de cezaevinde tek başıma balayına girerim.

Kızlar, çok özür dilerim.

Ben artık kurtuldunuz deyip müjde vermek için buraya geldim.

Şu Allah'ın cezası görüntüden kurtulacaktık...

...sen de Mehmet'le barışacaktın. -Yalanlarla yola devam edecektik yani?

Neyse, böyle daha iyi oldu. İnceldiği yerden kopsun.

Babamın yaptığı gibi.

Görüntünün Behnam'ın elinde olduğunu bile bile hiçbir şey yapmadı.

Kılını bile kıpırdatmadı.

Ben size demiştim, ben onun umurunda bile değilim.

Yaptıklarımı öğrense abim gibi hiç düşünmeden beni de öldürür.

Ah Tahir ya!

(Mehmet ses) İki, üç, altı, üç, üç, sıfır, dokuz.

Bunu ezberle. Bu senin hayat sigortan. Rakamları aklına kazı.

Sonra mesajı sil, sakın telefonunda kalmasın.

O nedenmiş?

(Mehmet ses) Olur da müdürle benim başıma bir iş gelirse...

...polise çalıştığına kimseyi inandıramazsın.

O rakamlar senin gizli dosyana ait. Polisle çalıştığının tek kanıtı.

İşler sarpa sararsa adliyeye gideceksin. Ancak o zaman seni ve aileni korurlar.

Buna ihtiyaç olmayacak, her şeyi tertemiz halledeceğim.

Orhan'ın patronuna suçüstü yapacağım.

Sonra Ali Galip'i öldürdüğüm için gelip sana teslim olacağım, tamam mı?

(Mehmet ses) Bir de Behnam mevzusu var tabii.

Onu da yaraladın sonuçta.

Onu ben yapmadım, kuzeni Merjan yaptı.

(Mehmet ses) Kuzenini senin için mi vurdu?

Benim için vurmadı.

Behnam, babası Akbar'ı kaldırmış.

Kız benden yardım istedi, ben de yardım ettim, babasını buldum.

Sonra bastılar gittiler zaten. İkna oldun mu?

(Mehmet ses) Eh işte, doğru söylediğini farz ediyorum diyelim.

Farz edelim ne? Sıkıyor muyuz burada?

(Mehmet ses) Yalancı çobanın yalancısısın sonuçta, ben senin neyine güveneyim?

Allah'ım ya Rabb'im, sen bana...

Bak sana ne diyeceğim. Dinliyor musun?

-(Mehmet ses) Ne? -Al, bu.

Sen anca bundan anlarsın. Bu cahili nasıl polis yapmışlar ya?

(Gerilim müziği)

Farah, bir gelişme oldu.

Şimdi sana bir konum attım, hemen oraya geleceksin, tamam mı?

Soru sorma, çok önemli.

Konum attım, Adil seni getirecek, tamam mı?

Hadi.

(Gerilim müziği)

-Adil, doğru konum mu, emin misin? -Evet, konum burası.

-Burası restoran. -Evet, restoran.

Hayır, şık da bir restoran, şu hâlime baksana.

-Sen de şıksın. Yani genelde. -Çok sağ ol Adil.

Çok sağ ol.

(Erkek) Hoş geldiniz efendim, buyurun.

(Duygusal müzik)

Ne oldu Tahir, beni buraya niye çağırdın?

Yemek yiyeceğiz.

Yemek yiyeceğiz? Beni buraya yemek için mi çağırdın?

Sen bir de karşıma geçmiş yemek yiyeceğiz mi diyorsun?

İnsanlar acıkınca yemek yer.

-Sıkıntı ne? -Tahir, sana o kadar sinirliyim ki.

Şu an sana her şeyi yapabilirim. Seni asla affetmeyeceğim.

Ne oldu?

Niye bana kızgınsın, ne yaptım?

Daha ne yapacaksın, apar topar çağırdın, getirttin beni buraya.

Şimdi karşıma geçmiş, yemek yiyeceğiz, diyorsun.

Madem normal bir yemek yiyecektik, bari izin verseydin de hazırlansaydım.

Sıkıntın bu muydu yani?

Evet, sıkıntım buydu, başka ne olabilirdi?

Bir kere sen her hâlinle güzelsin ama illa sınırları zorlamak istiyorsan...

...sen yeter ki iste, benim için emirdir.

-Sen bir şeyler çeviriyorsun ama... -Hayır, çevirmiyorum.

Doğal akışındayım.

Tahir Lekesiz romantizmi için sıradan bir gün. Gel.

-Sen yine jilet gibi olmuşsun, tabii. -Gel, gel, gel.

Evet, işte böyle. Burada hazırlanabilirsin.

-Tahir, bunlar ne için? -Hazırlan diye.

Niye bu kadar çok kıyafet var?

-Şimdi sen zor beğenirsin. -Sana inanamıyorum.

Sen hazırlanırken...

...ben de şu yemek işini halledeyim. -Sen mi hazırlayacaksın?

Sence bu şerefi başkasına bırakır mıyım?

Orada tarak falan da var, saçını tararsın.

Tahir, tamam.

Benim suçumu üstlenip hapse girmene asla izin vermeyeceğim.

(Duygusal müzik)

-Hayırlı günlerin olsun. -Mehmet?

Sen burada ne yapıyorsun?

Bana bir açıklama borcun vardı, onu almaya geldim.

Şimdi olmaz, yapamam.

Gel, gel, yine başladın inciler döktürmeye, gel.

Yapamam, edemem falan.

Kızım, bu laflar bende travma yapıyor.

Bunları duymak istemiyorum.

Tamam. Ne duymak istiyorsun Mehmet?

Gerçeği. Tabii cesaretin varsa.

(Duygusal müzik)

Perihan haklıymış.

Sen benden bir şey saklıyorsun.

Keşke bir tane şey saklasam.

O zaman cesaret edebilirdim belki.

(Duygusal müzik)

Çok fazla şey var Mehmet.

Kızım, bir kere şunu bodoslamadan söylemeyi denesene.

Hiç sabrın yok değil mi bana?

Birkaç saat önce karar verdik sana her şeyi anlatmaya.

Yarın sana gelecektik ama...

...sen yine bekleyemedin tabii.

Kiminle geliyorsunuz siz? Çete misiniz, nedir?

Lan, Orhan'la mı çalışıyorsun yoksa?

-(Mehmet) Söyle. -Elimi tutsana.

-Ayakta durmakta çok zorlanıyorum. -Tamam.

(Duygusal müzik)

Ali Galip'i Tahir öldürmedi.

Farah, Gönül, ben...

...birlikte yaptık.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

Çok güzel olmuşsun.

Bu kadar güzel olmaya hakkın yok bence.

Gerçekten mi? Beğendin mi?

Beğenmek var ya, hakaret sayılır.

Çok güzel olmuşsun.

Sana ne demeli?

Her gün kendine âşık etmeyi nasıl başarıyorsun?

(Duygusal müzik)

Hep bir koşturmacadır gidiyoruz ya.

Vay efendim, geleceğimiz ne olacak?

(Duygusal müzik devam ediyor)

Yarınımız ne olacak?

Belki yarın olmayacak.

İlla bir gün...

...o yarın olmayacak.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bazen anın tadını çıkarmak lazım.

Yoksa hayatımızdaki güzellikleri çok pis ıskalıyoruz, değil mi?

(Duygusal müzik devam ediyor)

Haklısın.

Belki de o yarın hiç olmayacak.

Peki, bunca derdin, işin gücün arasında...

...böyle bir şey yapmak nereden aklına geldi?

Bizim derdimiz umut değil mi?

Şu umudumuzu kıranlara bir yuh olmasın mı?

-Olsun. -İşte.

Hem fena olmadı değil mi, güzel oldu?

Çok güzel oldu, çok iyi düşünmüşsün.

Yani bunca zaman sonra çok iyi oldu.

İşte, getir.

Alır mıydınız Farah Hanım?

Bak, en pahalısı, değil mi?

Masraftan kaçmak yok, tamam mı?

-Elbette efendim. -Olur tabii.

Bence sen, o...

...tekrardan eski hâline şey yap da.

Böyle masraftan kaçınma falan, sen karına şov mu yapıyorsun?

En ucuzunu getir desem, olur mu?

Fark ettiysen mekânı da kapattık.

Tabii ki fark ettim.

Herhâlde mekân sahibi tanıdık. Hizmette sınır tanımıyorlar.

Tanıdık. Çok sevdiğim biri.

Peki, ben tanıyor muyum?

Tanıyorsun, hem de çok iyi.

Hızır diyeceğim ama...

...Hızır'ın tarzına fazla klas kaçıyor burası.

Yalnız duyarsa fena bozulur.

Onun o zaman burası?

Onun değil ama yine de bozulur.

Bilmecelere devam diyorsun yani?

Aşka devam diyorum.

Anımıza.

Anımızı, şimdimizi, geçmişimizi, geleceğimizi...

...birleştirmesi dileğiyle.

(Duygusal müzik)

-Sen yeni gelen çocuksun. -Evet.

-Kerimşah. -Işılsu.

Benim yanım boş. İstersen aynı sırada oturabiliriz.

Olur.

Niye oturuyormuş yanına?

Sana ne be yapışkan? Of, yine geldi ya.

Oturmayacaksın onun yanına, tamam mı?

Sana ne ya? Sana ne oluyor ki?

Sen bir kere düzgün konuş lan.

Oturmayacaksın işte kızın yanına.

-Oturursam ne olurmuş? -Döveriz.

Gider misiniz artık?

Gelir gelmez neden korkutuyorsunuz Kerimşah'ı?

Korkmuyorum ben. Ne korkacağım?

-Kerimşah da ne tuhaf isimmiş be. -Aynen ya.

Gidin ya başımdan.

(Sessizlik)

(Gerilim müziği)

Kerimşah, okulun ilk günü ne yapıyordur acaba?

Şimdi o herkesi kendine hayran bırakmıştır.

Herkes onunla tanışmak için sıraya giriyordur.

Bütün kızların var ya aklını almıştır, aklını.

Tıpkı babası gibi.

Diyorsun?

("Dolu Kadehi Ters Tut - Sen ve Ben" çalıyor)

"Sen ve ben, uzak bir yer"

"Gitmeli ve görmeliyiz"

"Buralara ait miyiz?"

Bu anı benimle paylaşmaz mısın?

Bakalım, deneyeyim ama.

"Kim ne derse desin"

"Kim ne derse desin"

"Kokun hâlâ üzerimde"

"En güzel düşlerimde"

"Ruhumun en içinde"

"Kalbimden bile derinde"

"Belki de önemli değil"

"Büyüttüğümüz bu dertler"

"Belli ki bizim değil"

"Büyüdüğümüz şehirler"

"Tüm gözler ıska geçer"

"Sanki yokmuşuz gibi"

"Kimse özlemez bizi"

"Sen ve ben, uzak bir yer"

"Gitmeli ve görmeliyiz"

"Buralara ait miyiz?

"Bilmeli, öğrenmeliyiz"

"Sen ve ben, uzak bir yer"

"Buralardan gitmeliyiz"

"Kim ne derse desin"

"Kaygılar aldılar"

"Ruhumu götürdüler"

"Kim bilir nerelere?"

Başım dönüyor.

Benim de dünyam.

"Topyekûn gömüldüler"

"Kim bilir nerelere?"

(Kuşlar ötüyor)

(Kuşlar ötüyor)

Asla affetmeyeceğim, asla.

Biliyorum.

Teklifini o yüzden kabul etmedim zaten.

(Kuşlar ötüyor)

Ben senden bahsetmiyorum.

Kendimi affetmeyeceğim.

Kendini mi?

Evet.

Ne sen, ne Tahir, ne Gönül, hadi Farah'ı geçtim...

...hiçbiriniz bana gerçeği söyleyememişsiniz.

Biz istedik.

İçimiz içimizi yedi ama cesaret edemedik, söyleyemedik.

İşte neden?

Perihan haksızmış.

Sorun sende değil, bendeymiş yani.

Perihan mı? Ne diyorsun ya sen?

Sana yalan söyleyen biziz.

İşte ben de onu diyorum ya gülüm.

Nasıl korkuttuysam gözünüzü.

Hiçbiriniz bana gerçeği söyleyememişsiniz.

Ne olacaktı yani söylemiş olsaydınız? Ne zannediyordunuz?

Sizi kelepçeleyip tutuklayacak mıydım? Öyle mi zannettiniz?

Ben çok üzgünüm Mehmet.

Gerçeği söyleyemediğimiz için çok özür dilerim Mehmet.

Hâlâ anlamıyorsun, değil mi?

Senden özür dilemesi gereken benim.

Ben ne yapmışım, nasıl bir adammışım ki yani...

...bütün sevdiklerimle arama mesafeler koyup...

...duvarlar örmüşüm.

-Allah da benim belamı versin. -Sus, deme öyle.

Ne söyleyeyim, ne diyeyim, ne yapayım Bade?

(Duygusal müzik)

İstersen önce kendini affet.

Ama sonra mutlaka beni affet.

Ben seni kaybetmek istemiyorum.

Ben seni olduğun gibi mesafesiz seviyorum.

Senin de bu olduğum, dönüştüğüm Bade'yi sevmeni bekleyeceğim.

Sana gerçeği dürüstlükle söylediğim için değil...

...Bade olduğum için.

(Duygusal müzik)

Sen de bunun için hazır olduğunda tekrar konuşalım.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Buyurun efendim.

Ver bakayım şu hesabı, ne gelmiş.

Yuh! Çüş!

Bu ne böyle, dosya kalınlığında hesap mı olur?

Al bunu yengene ver, yengen halledecek hesabı.

Buyurun efendim.

Tanıdık değil miydi burası? Ne bu Tahir?

(Tahir) Aç bakayım, aç, aç, aç.

(Duygusal müzik)

Restoran sana ait.

Tanıştırayım, garsonların kralı Şefik.

Şefik, büyük patron Farah.

Hadi hayırlı uğurlu olsun.

İtiraz kabul etmiyorum. Burası senin, bitti gitti.

Nasıl benim? Niye senin üstüne değil burası?

Dedim ya...

...belki yarın olmayacak, o yüzden. -Doğru.

-Belki yarın yok. -Senin olacak.

Benim bütün yarınlarım senin olacak.

Tahir... (Telefon çalıyor)

(Farah) Efendim?

-Ne? -Ne oldu?

-Tamam, hemen geliyoruz. -Ne oldu?

Kerimşah okulda kavga etmiş.

Bizim yavru aslan, hemen bölgesini belli etmiş, öyle mi?

Tahir, ne biçim konuşuyorsun! Hadi okula gitmemiz lazım.

Dur, dur, dur. Bekle beni, dur.

Gel, gel, gel. Bu taraftan, yanlış yerden çıkıyorsun, gel.

Neyse, tamam oğlum alırsın. Gel, gel.

-Montum nerede, montum nerede? -İlk günden, ilk günden.

(Kapı vuruldu) Gel.

-Beni çağırtmışsın müdürüm. -Gel Mehmet, gel şöyle.

Kötü haber mi?

Kötü değil de felaketle kötü arasında bir şey yani.

Benim ruh hâlim gibi.

Yolla gelsin bakalım.

Bilişimdeki çocuklar taramaları bitirdi.

-Bu kadar çabuk? -Dijital çağdayız.

Sonra arşivden sağlamasını da ben kendim yaptım bizzat.

-Bizzat hem de? -Evet.

Elimizde üç kişi kaldı, birini eledik.

-Emirhan Çelik. -Kendisi alzaymır hastasıymış.

-Yedi aydır özel bir klinikte kalıyor. -Oh.

Ogün Alaz, biliyorum, bu bir ara bayağı yükselmişti.

Aradığımız adam da inşallah budur.

İnşallah derken?

Yok artık ya.

İşte az önceki inşallah bu olmasın diyeydi.

Ya bu olmasın ya, of!

Bu ne alaka hem? Ne ara bu Orhan'a çalışmış?

Kısa bir süre, sanırım böyle beş ay kadar falan.

Değildir o zaman, değildir. O zaman değildir.

Çünkü bu kadar kısa sürede sürüye katılmış olamaz.

Orası hiç belli olmaz.

-Eğer buysa... -Kıyamet kopacak demektir.

(Kadın) Öğretmen Hanım, görüyor musunuz çocuğumun hâlini?

Bu arsız ilk günden zorbalığa başlamış.

O başlattı bir kere.

Sen sus bakayım terbiyesiz, hem suçlu hem güçlü.

Yavaş!

Yavaş. Oğluma niye sesini yükseltiyorsun?

Geçmiş olsun.

Bunlar da ne böyle?

Siz kimsiniz?

Kerimşah'ın annesi babası. Ailesiyiz biz.

Sen benim kim olduğumu biliyor musun arkadaşım?

Al işte.

Benim kim olduğumu bilmeden konuşan biri olduğunu biliyorum.

-Yeter, yeter bu. -Tahir, yapma.

Tamam, karışma. Pardon, sen devam et.

(Tahir) Devam et sen.

Kerimşah, ne oldu? Oğlum, iyi misin?

Sizin oğlunuz gayet iyi hanımefendi.

İyi olmayan benim oğlum.

(Kadın) Baksanıza biricik yavrum nasıl korkmuş.

Çok korktum anne.

Kerimşah, niye vurdun arkadaşına?

Önce o başlattı, çelme taktı bana.

Hayır, yalan söylüyor.

Hişt, Kerimşah yalan söylemez.

Ne demek yani, benim oğlum mu yalan söylüyor?

Asla söylemez, bu bayağı bir iftira.

İftira mı?

Hanımefendi, biz neden iftira atalım?

Durumu anlamaya çalışıyoruz öncelikle.

Sizin bir şey anlayacak hâliniz mi var?

Kibrit çaksam patlayacaksınız.

Siz trafik polisi falan mısınız?

Neyi ima etmeye çalışıyorsunuz şu anda onu anlayamadım ben!

Lütfen sakin olalım, çocukları dinleyelim. Olur mu?

-Tamam, şey yapma. -(Öğretmen) Lütfen.

-Tamam. -Şey yapma, şey yapma.

Hadi siz şey yapın, hadi konuşun.

Işılsu'nun yanına oturmayacaksın dedi bana.

Ama Işılsu otur dedi.

Tabii ya, tabii ya. Kız meselesi, kız meselesi.

Oturacaksın tabii ki. Davete icabet şarttır.

Beyefendi, lütfen.

Pardon hocam, siz devam edin lütfen. Kusura bakmayın.

Çelme takıp düşürdü beni. Dizlerim çok acıdı.

Oh, kuzum benim.

Kuzum.

Ben de sen hayırdır ya dedim, kafayı indirdim suratına.

Aferin!

Tahir.

Aferin diyeceğimi zannediyorsan Kerimşah yanılıyorsun.

-Of baba ya. -Biz ne konuştuk?

Şiddet asla çözüm değildir.

-Değil mi annesi? -Çok haklısın babası.

Oğlumdan hemen özür dileyecek.

Benim oğlum, sizin oğlunuzdan özür dileyecek zaten.

Biz orada hemfikiriz de...

...sizin oğlunuz da benim oğlumdan özür...

...bizim oğlumuzdan özür dileyecek.

Hayır, benim oğlum özür dilemeyecek.

Baksanıza, az kalsın burnunu kırıyormuş yavrumun.

Burnum acıyor anne.

Duymadınız mı, oğlunuz başlatmış her şeyi.

Benim oğlum yapmadım diyor. Asla yalan söylemez.

Benim oğlum yalan söylüyor yani?

Bilemiyorum artık aldığı terbiye nasılsa.

Ben size göstereyim mi nasıl bir terbiye aldı?

Nereden aldı terbiyeyi, ister misiniz?

Tamam karıcığım, sakin ol ya.

Hanımlar, lütfen sakin olalım.

Çözüm üretmek için geldik buraya, değil mi?

(Öğretmen) Lütfen kavga etmeyelim ve bir çözüm üretelim.

Evet hocam, doğru söylüyorsunuz. Çözüm.

Arkadaşım, sen benimle dışarı gelsene.

Kocan kaşınıyor.

Sakın, sakın bak, seviyesizler. Seviyesizler, sakın.

Sakin, normal, sakin.

(Tahir) Medeni medeni, medeni medeni, hadi.

-Konuşun, sakin sakin konuşun. -Ben çizgimi bozmam.

(Neşeli müzik)

Sen hayırdır, içeride diklenmeler falan?

Sert kayaya çarptın, haberin yok.

Haklısın, yani çocukların yanında tatsızlık oldu.

Dost eli uzatıyorum.

Sıkıyı görünce böyle yola gelirsin işte.

Sabır, sabır, sabır.

Sizin gibilerin ben feriştahını tanırım.

İki dakikaya seni hemen buradan aldırırım.

Şurada içimizdeki insanı şey etmeye çalışıyoruz.

Mücadele ediyoruz.

Normal, sıradan hayat diyoruz.

Çok zorlamasan mı?

Zorlasam ne olacak, zorlasam ne olacak?

Doğru, haklısın. Hiçbir şey olmayacak.

Ben normal ve sıradan bir adamım. Hiçbir şey olmayacak.

Bir de benimle dalga geçiyorsun!

Gösteririm ben sana.

Tahir, kafa atmayacaksın.

Kafa atmayacaksın, kafa atmayacaksın.

Kafa atmayacaksın, kafa atmayacaksın.

Bak, benim oğlum hatalı olmamasına rağmen...

...yanlış davrandığı için senden özür dileyecek.

Ama sen de ondan özür dileyeceksin.

Ama ben hiçbir şey yapmadım.

Işılsu her şeyi biliyormuş. İstersen ona sorarız.

Özür dilerim Kerimşah.

Özür dilerim.

Ne dedin oğlumun kulağına?

Korkutup tehdit ettin, değil mi?

Şikâyetçiyim bunlardan.

Müdüre gideceğim, attıracağım bunları okuldan.

Hocam, bir müsaade edebilir misiniz bize?

Ben bir derdimi anlatayım hanımefendiye.

Tabii, gelin çocuklar.

Ne yapacaksın? Beni de mi tehdit edeceksin?

O gangster kılıklı kıro kocana güveniyorsun, değil mi?

Bak, bu bendeki de can, değil mi?

Ayrıca benim kocama benden başka hiç kimse kıro diyemez.

Ne üstüme geliyorsun ya!

-Seni mahvederim. -Yok artık.

Benim oğlumla uğraşmayacaksın!

Benimle, kocamla ilgili konuşurken saygını takınacaksın!

-Seni mahvederim! -Tamam Farah. Ne yapıyorsun?

Sakin, sakin ya.

Sakince konuşuyoruz hanımefendiyle, değil mi canım?

Sakin sakin, medeni medeni, değil mi? Medeni medeni.

Medeni medeni, hadi gel. Medeni medeni, gel.

(Farah) Anlaştık. Allah Allah.

Tamam, medeni medeni. Medeni medeni.

Biz aramızda konuşup hallettik. Sorun yok.

Aynen kanka, yarın görüşürüz.

İşte bu be, küçük dev adam.

Sen adama bir şey yapmadın, değil mi?

(Neşeli müzik)

-Hiç inanmıyorum. -Ne?

Sana hiç inanmıyorum.

(Neşeli müzik devam ediyor)

Şimdi...

...annenin de dediği gibi şiddet çözüm falan değil.

Kabadayılık falan da yok.

Ama biri sana kabadayılık yapmaya kalkarsa...

...alttan almak da yok. Çaktın mı?

Bak, bunları annen duymasın. Yoksa ikimizi de bitirir.

-Tamam. -Tahir abi, haberleşiriz.

Hatta müsait olduğunuzda görüşelim.

-Ev ziyaretine gelmek isteriz. -Tamam tamam, hadi.

Hani sen bir şey yapmamıştın adama?

Vallahi bir şey yapmadım ya.

Nasıl bir şey yapmadın Tahir? Adamın rengi bembeyaz.

Bunun amcasının oğlu...

...Ceset'i tanıyormuş. -Ceset?

(Geçiş sesi) Yengeyi dinle abi.

-Ne yapayım? -Yengeyi dinle abi.

-Ne yapayım? -Yengeyi dinle.

(Neşeli müzik)

(Geçiş sesi)

Ceset mi?

Ceket, ceket, ceket.

Üstünü kapatalım, kafanı da ört, üşüme. Hadi bakalım.

Aradı Ceset'i, bana ayar vermeye kalktı.

Ben de selam söyleyince öyle tırstı gitti işte.

Tahir, doğru söylüyorsun, değil mi?

-Vallahi ya, ekmek musap çarpsın. -Evet, tabii tabii.

Biraz önce kadını sinek gibi duvara yapıştıran ben miydim?

Bana neyin hesabını soruyorsun?

Ben fiziksel temasta bulunmadım, ben sözlü uyarıda bulundum sadece.

Tabii canım. Ben içeri girmeseydim var ya...

...kadının saçlarını tutmuştun böyle eline, avuçlarına...

Hiç tarzım değil, tarzım değil.

Ya ne oluyor ya?

Ne oluyor? Annenle böyle kulaklarını ısıtmaya çalışıyoruz.

Sen şimdi şu okulun ilk gününü bir anlat. Boş ver bu olayı.

Işılsu'yu anlat Işılsu'yu.

Çok tatlı bir kız.

-Çok tatlı? -(Farah) Efendim?

Annene şöyle bir bak, bak şu annene.

(Tahir) Bak, 'top' model.

On üzerinden Işılsu'ya kaç verirsin?

Şartlar eşit değil.

On üzerinden...

...20!

-Ne? 20, 20, 20! -Ne?

Bak bak, gör Kerimşah, anneni gör bak.

Şimdiden kaynanalık yapmaya başladı. Sen bittin, bittin, bittin.

-(Kerimşah) Kaç, kaç, kaç. -Gel buraya. Bitiririm.

-Anneme on üzerinden bir milyon. -Tahir, koşamıyorum.

Belki bu...

...yüzünü gülümsetir, değil mi?

Ne bunu ne de bana bir daha elma şekeri demeni istemiyorum.

Niye? Hoşuna gidiyordu eskiden.

Artık gitmiyor.

Bana sadece kendimi bir çocuk gibi hissettiriyor.

Saf, kandırılması kolay, aptal bir çocuk gibi.

Nereden çıktı şimdi bu?

Bekir, her şey çok fazla üstüme geliyor.

Babamın yaptığı şeyler.

Gizlenen gerçekler, söylenen yalanlar.

Ben artık ciddiye alınmak istiyorum...

...çocuk gibi davranılmak değil.

Tamam, bir kere tut ya.

Bir kere tut şunu lütfen, hadi. Tut bir, tut.

Sana bu yüzden elma şekeri diyorum işte.

Seni ilk gördüğümde...

...elinde böyle elma şekeri vardı. (Geçiş sesi)

(Bekir dış ses) Baban, amcamla buluşmuştu.

Sen arka koltuktaydın.

Öyle seni gördüm...

...yanına gelmek istedim. Sen direkt...

...elma şekerini bana uzattın.

Elma şekeri.

Al, senin olsun. (Geçiş sesi)

Ben hatırlamıyorum ama.

Çok normal, sen...

...sen biraz küçüktün.

Ve belki senin için çok, çok sıradan bir olaydı.

Ama benim için o zamana kadar hayatımda yaşadığım...

...en sıra dışı olaydı galiba.

Nasıl yani, sana bir elma şekeri vermem mi?

Şeker değil ki verdiğin.

Şeker değildi yani.

Sen hiç karşılık beklemeden...

...elindeki en değerli şeyini paylaştın benimle.

Çok, çok önemliydi.

Akıncıların o...

...o karanlık kibirli dünyasının dışında...

...gerçekten bir sevgi ihtimali olduğunu gösterdin bana.

Sonra hep o anı düşündüm, biliyor musun? Hep.

Bana elma şekeri verdiğin anı.

Kaan beni hep aşağıladığında...

...yengem beni küçümsediğinde...

...amcam o sevgi diye...

...iyilik diye yaptığı şeylerin karşılığında...

...elime ilk silah tutuşturduğunda onu düşündüm.

Sevginin çok başka bir şey olacağını anlattın bana.

Elma şekeri verdiğin an çok güzeldi.

Bekir...

...şu an ne diyeceğimi bilmiyorum ama al.

Belki bu üzgün yüzünü biraz olsun gülümsetir.

Artık çok geç elma şekeri.

Senden başka hiçbir şey gülümsetemez benim yüzümü.

(Duygusal müzik)

Çocuklar, hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

Müdürüm, hayırdır?

Mehmet söyledi, arkadaşlarınla konuşacakmışsın.

Ben de bir geleyim, tanışayım istedim.

Yemeğe kalırsınız, değil mi?

Yok, zahmet vermeyelim hiç.

Müdürüm, buyurun, biz dışarıda konuşalım.

Şahım, bugün okulun ilk günüydü.

Nasıl geçti? Çok merak ediyorum.

Güzel, güzel. Güzel geçti. Güzel olanları anlat.

Her şey çok güzeldi ya zaten.

-Hadi gel anneanne. -Hadi.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Mehmet ses) Her şeyi biliyorum. Bade gerçeği anlattı.

Tahir'in suçu üstleneceğini...

...ve benim buna asla izin vermeyeceğimi de...

...biliyorsundur o zaman Mehmet.

Tahir benim yüzümden hapse girmeyecek.

(Mehmet ses) Olmaz, başka bir yolu olmalı Farah.

Başka bir yol yok, her yol denendi.

Her yolun sonu çıkmaz sokak.

Tahir'le amirin arasında yapılan anlaşmayı bozacaksın.

Tahir bir gün bile hapse girmeyecek, duydun mu beni?

(Mehmet ses) Ses kaydı itirafı vermiş ona.

Bade öyle söyledi.

Sence bu delil mi? Yeterli mi?

Benim elimde cinayet görüntüleri var.

Benim bunları ortaya çıkarmama sakın müsaade etme.

Bak, ne olursa olsun. Gönül'ü de Bade'yi de yakarım.

Beni buna sakın zorlama.

(Mehmet ses) O ses kaydını arıyorum şu an.

Sonra konuşacağız bu meseleyi.

(Sessizlik)

(Tahir) Müdürüm, buyurun.

Abo!

Abi, kumpasa mı geldik? Ne oluyor ya?

Kumpas değil, marifetlerini görmeye geldim...

...meşhur Hızır Efendi.

Sıkıntı yok, kumpas yok. Hepimizi aynı taraftayız.

Buyurun oturun. Otur, otur.

Müdürüm, abim niye gelmedi?

Biraz işim var dedi. Halledip gelecekmiş.

Şimdi...

...sıkıntı büyük, zamanımız az.

Peki müdürüm, nasıl ilerleyelim, siz söyleyin.

Önce bu belanın çapını idrak etmemiz adına...

...sizinle paylaşmak istediğim bir şey var.

Son 20 yılda Orhan Koşaner'le emniyette yolu kesişen...

...sonrasında çok önemli mevkilere gelen...

...iki tane aday bulduk.

Peki, bu iki aday İskender'le bağlantılı mı?

Aynen.

İlk adayımız bu, Ogün Alaz.

Evet, ben biliyorum bu (Bip).

-Bu çocuk, bu değildir. -Öyle deme.

Vallahi değildir müdürüm. Malın teki bu.

-(Hızır) Diğeri kim? -Diğeri?

-Yok artık! -(Bip)! Pardon müdürüm, pardon.

Yok, şu an müdürüm bizimle dalga geçiyor.

Ortamı ısıtmak için şakalar falan. Müdürüm ya.

Vallahi mi? Abim, yanarız.

Oğlum, sen demedin mi Ogün değil diye?

Tamam, yanlış demişim. Bence Ogün.

Müdürüm, şey yapsak, oldubittiye getirsek?

Gözünü seveyim, bu ne?

Yani ben şahsen konduramam ama...

...eğer oysa, ki daha biz adını telaffuz edemiyoruz.

Neye bulaştığımızı anlayın artık.

Hani olacağından değil de eğer o çıkarsa...

...onu tutuklayabilecek misiniz? Yetki var mı?

Yani prosedür olarak baktığımızda...

...sarsılmaz adalet anlayışımızı da göz önüne alarak...

Yani müdürüm diyor ki aradığımız adam Ogün'dür.

(Tahir) Yani ismi lazım değilin olma ihtimali yoktur.

İsmi lazım değil öyle bir adam değildir.

Orhan'ın kuzusu olma ihtimali yoktur.

-Ogün'dür diyor yani. -Bence müdürüm haklı.

Tamam, o zaman adamımız dümdüz Ogün Alaz yani.

-Bence de. -Evet, bence de.

-Bence de. -Bence de. Hayırlı olsun.

Oy birliğiyle patronu bulduk, güzel.

Helal olsun bize, vallahi helal olsun.

Helal olsun bize. Şimdi...

...nasıl ulaşacağımızı bulmamız lazım, değil mi? Hadi bakalım.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

Anneciğim, ne yapıyorsun sen burada?

Kaldırmamışsın yatağını.

Ben de biraz vakit geçirmek istedim.

İyi ama neden?

Karartma içini. Hadi gel. Yukarı çıkalım, olur mu?

Biraz kalalım, olur mu?

Ben senin nasıl başardığını anlamak istiyorum.

Neyi başardığımı anneciğim?

Dört duvar arasında...

...onca işkenceye maruz kaldın koskoca sekiz sene. Nasıl dayandın?

Aslında ben sana anlatmıştım ama unuttun galiba.

Unutur muyum hiç?

Ben bilmek değil, ben gerçekten anlamak istiyorum.

Esaret işte kızım. Anlaşılacak nesi var?

Her şey insanlar için, değil mi?

Yarın ne olacağımız hiç belli olmuyor.

Kelam haktır, kötüyü çağırma.

Gel bakayım sen şöyle.

Ver onu bana.

Gel.

(Duygusal müzik)

Benim başarım sendin.

(Gülsima) Sana kavuşma ihtimalim.

Tabii bir de karnındaki bebişe.

İnsan en çaresiz anında bile hep evladına tutunur.

Değil mi? Ne olursa olsun hep tutunmaya devam eder.

Bazen bir an gelir, özellikle geceleri...

...gözün karanlıkta duvarı bile görmez. O zaman...

...ne bileyim, böyle kendini boşlukta...

...hiçlikte gibi hissedersin.

O zaman her şey anlamını yitirir, değil mi?

Nerede olduğunu unutmazsan yitirmez.

Sonra o karanlıktan küçük bir ışık hüzmesi görülür.

(Gülsima) Benim ışık hüzmem sendin.

Seni korumak için hapsolduğumu düşünüp, ona tutundum hep.

Tahir de benim ışık hüzmem.

-Bir şey mi dedin anneciğim? -Yok, bir şey demedim.

-Yukarı çıkalım mı artık? -Anne, biraz daha kalalım.

Bak, uzun zaman oldu dizlerine yatmayalı.

-Biraz daha anlat ne olur. -Tamam.

(Duygusal müzik)

Şey mi yapsak...

Sayın Müdür'üm, sizin üstünüzde dinleme cihazı falan yok, değil mi?

Hani patlatmazsınız bizi, değil mi?

Şu an hepimiz aynı taraftayız.

Ne kadar garip görünse de durum bu.

Tamam müdürüm. Abi, şey mi yapsak Tahir abi?

Sen İskender'e gitsen.

Sınır bağlantılarım o biçim desen.

Hani altınları hoplata zıplata götürüyorum desen.

Mesela yani, biz yoksa anladığımız şeyler değil bunlar müdürüm.

Hakikaten müdürüm, bizim 'max' olay...

İnternette falan görüyoruz böyle şeyleri, yapıyorlar.

İşe yaramaz, yaramaz.

Orhan zaten sınır bağlantılarını biliyor.

Peki, şey yapsak müdürüm, yani...

...polisler bizim altınlarımıza baskın bile yapamaz desek?

-O ne demek lan? -Müdürüm, şimdi sırası değil.

Oğlumdur, fantezi kovalamıyoruz zaten şimdi burada.

Bir şekilde patronun kafasını kaldırıp...

...beni göreceği bir şey bulmamız lazım.

Abi, cumartesi günü o sevkiyat yapılacaktı.

Biz bunların hiçbiriyle uğraşmayacaktık.

Aferin lan Hızır.

Aferin lan Hızır, aferin lan Hızır.

Aferin lan, çözdün lan mevzuyu, aferin.

Çözdüm lan tabii. Abiciğim, sen şimdi Sayın Müdür'ümüzle...

...Bekir kardeşimize de benim fikrimi anlat da...

...onlar da zekâmdan nasiplensinler.

Aferin lan sana. Şimdi şöyle.

Ben Orhan'ın güvenini de kazansam...

...kafasına silah da dayasam...

...büyük patron benimle tanışmaz, değil mi?

Lekesiz, kurban olayım şu adama büyük patron deyip durma.

Ogün Alaz diyelim dümdüz, çok ürkütüyor öyle.

Evet, tanışmaz. Ogün de tanışmaz.

Ama Orhan'ın onlara ihanet ettiğini ispatlarsam...

...bir de bir kamyon altın verirsem...

...yine de benimle tanışmaz mı?

Sen nasıl becereceksin ki bunu?

-Anlat abi fikrimizi. -Fikrimizi?

Hayali bir sevkiyat patlatarak müdürüm.

Müdürüm, cumartesi günü olmayan sevkiyatı...

...Orhan'ın bana patlattırdığını düşünecekler.

Ben de onlara bir kamyon altın vereceğim.

Hayali sevkiyat kolay da...

...hayali altınları pek yemezler.

Bizim de var biraz altınımız böyle zor günler için.

Hangi zor günler için?

Ne kadar altından bahsediyorsun?

Yani bir kamyon olmasa da böyle birkaç...

...sırayı dolduracak kadar bir altınım var yani.

Abimin bundan haberi var.

Ben size anlatacaktım ama fırsat olmadı.

-Yeni bir suç yani? -Suç yok.

Bu bütün bu olanların içerisinde, suç yok.

Ben anlatacağım size, anlatacağım. Şimdi müdürüm, müsaadenizle.

Yarın şu ortalığı bir karıştıralım, olur mu?

Peki, öyle olsun.

(Sessizlik)

-Müdürüm, iyi akşamlar. -İyi akşamlar.

Hadi büyük gün yarın, dinlenin hadi.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Behnam'ı paket edip göndermişsin İran'a.

Görüntü meselesini nasıl hallettin?

İnanmazsın, anlamazsın da. Çünkü sende yok.

Adamı vicdana getirdim.

Farah hapse girerse...

...Kerimşah'ın benden başka kimsesi kalmayacak dedim.

Kerimşah'ı ben büyüteceğim dedim. O da vicdana geldi...

...kabul etti.

Görüntüleri polise vermeyecek.

-Bu kadar mı yani? -Daha ne olsun?

Daha ne olsun?

Gerçi doğru, sen evladım dediğin adamın...

...kafasına sıkmış adamsın. Sana ne anlatıyorum ki ben?

Senin için Kerimşah neyse...

...benim için de Mehmet öyleydi bir zamanlar.

Yani büyük konuşma, başına gelir maazallah.

Allah'ın belası psikopat herif.

Dur dur, daha kapatma.

Daha diyeceklerim bitmedi.

Yarın sabah gel de şu İranlılar meselesini bir konuşalım.

Neyini konuşacağız? Kapandı, bitti o mesele.

Bitecek iş mi o? Milyonlar dönüyor, milyonlar.

Mahmud'u bizimle çalışmaya ikna edeceksin.

Mahmud Azadi, öz yeğeninden kazık yemiş adam.

Bize niye güvensin? Hayal kurma.

Bırak şimdi hayali falan.

Sen önündeki gerçeği düşün. Farah'la ilgili olanı hani.

Bul bir yolunu ve Mahmud işini ayarla.

O altınları istiyorum.

(Gerilim müziği)

Sen dur, sen dur.

Seni var ya, o altınlara gömeceğim lan.

Gömeceğim seni o altınlara dur sen.

(Kuşlar ötüyor)

(Puhu kuşu ötüyor)

(Gönül dış ses) Hayır, biz bunu kabul edemeyiz.

Bade abla, sen de bir şey söyler misin?

(Bade dış ses) Farah da buna izin vermez zaten.

Ki Tahir çoktan senin suçunu üstlendi bile.

(Farah dış ses) Ne? (Geçiş sesi)

Her şeyi itiraf ettiği bir ses kaydı hazırlamış.

Çoktan Mehmet veya amirine teslim etti.

(Gerilim müziği)

Farah?

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Al.

Elinize batmasın.

(Geçiş sesi)

Dur eline batmasın, dur.

Tamam, benim elime batmasın, senin mi eline batsın?

Senin eline batarsa benim canım daha çok yanar.

Tamam mı?

Tehlike geçmiş değil, gel bakalım şöyle. Hoppa.

-Tahir. -Ben burayı toplayana kadar...

...uslu uslu duracaksın, tamam mı?

(Gerilim müziği)

Ben böyle hep kırıp dökeceğim.

Sen benim arkamı mı toplayacaksın?

Sen benim hayatımı toplamışsın.

Birkaç parça cam parçası ne ki?

(Gerilim müziği)

Bak.

Sen benim hayatıma girmeden önce...

...ben böyle bir şeydim işte.

Böyle keskin, dokunanı kanatan.

Manasız.

Şekilsiz bir şey, hiçbir halta yaramayan.

(Duygusal müzik)

Sonum da böyle...

...bu cam parçası gibi çöp tenekesinde bitecekti.

Bu insana bu hayatta en ağır gelen yük ne, biliyor musun?

Uğrunda öleceği bir şey olmadan yaşayabilmesi.

Sen bana o kadar çok şey verdin ki.

O kadar çok şey verdin ki uğruna ölebileceğim.

Bu aşkın hakkını uğruna ölerek veremezsin Tahir.

Bu çok kolay olur.

Zaten senin kendin için canının kıymeti yok ki.

Bir önemi yok. Çok basit olmaz mıydı?

Her ne olursa olsun...

...aşkın için yaşayarak bu aşkın hakkını verebilirsin.

-O ne demek? -Şimdi ben temizleyeceğim...

...sen izleyeceksin demek.

(Duygusal müzik)

Ben yaşadığım sürece buna izin vermem.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Orhan'ın patronu kimmiş, söylemedin hâlâ.

Gereksizin biri işte. Ogün diye biri.

Çapsızın biri. Büyük ihtimal o çıkacak.

Madem çapsız, sistemi nasıl ele geçirmiş o zaman?

Orhan'ın sistemi sonuçta.

Büyük ihtimalle onun gibi bir çapsız çıkacak karşımıza.

Benim içimde çok garip bir his var Tahir.

-Benim de. -Böyle her şey kötü gittiğinde...

...içinden bir duygu geçer ya...

..."Merak etme, her şey yoluna girecek.

Sonu çok güzel olacak."

Ne kadar karanlıkta olursan ol, sana tebessüm ettirir.

Ben de öyle hissediyorum, biliyorum.

Bu çok güzel olacak, biliyorum.

O yüzden mi bütün gece uyumadın?

Sen de heyecandan uyuyamadın o zaman uyumadığımı gördüğüne göre.

Aynen, heyecandan, heyecandan.

Tahir, bizim meselemiz neydi?

Umut.

Allah'ım umut ne fiyakalı bir hismiş böyle.

Karanlığın içinde var ya, insana böyle gündüz düşü kurduruyor.

(Sessizlik)

Orhan'ı yakaladıktan sonra...

...bombanın pimini çekmiş olacaksın, biliyorsun değil mi?

Artık geri dönüşü olmayacak.

Olmasın zaten.

O bombayı, o şeytanın kucağında patlatacağım.

Ondan korkan onun gibi olsun, değil mi?

-Hatta var ya, daha beter olsun. -Evet ya.

Ne böyle korkuyoruz? Mıy mıy hareketler.

-Hiç bize yakışıyor mu? -Yakışmıyor tabii ki.

-Hiç yakışmıyor. -Yakışmıyor.

-Bize ne yakışır? -Ne yakışır?

-Bize ne yakışır, biliyor musun? -(Farah) Ne?

(Duygusal müzik)

Hayırdır Bekir?

-Ne işin var bunlarla? -Çık lan!

(Bekir) Gel, gel, gel.

Ne oldu? Sen, sen bir şaşırdın gibi.

Çok. Ama bu kadar aptal olacağınızı düşünmüyordum.

Başından beri onlarla birlikteydin değil mi sen?

Sana mı çalışacaktım dayı?

Beni öldüremezsiniz.

Bu mu ya senin yalvarma şeklin?

Hayatınızın hatasını yapıyorsunuz.

Bu işten sıyrılmanız öyle kolay olmayacak.

Sen bizi boş ver ya, biz öyle olduğumuz kadar.

Sen daha benim ablama yaptıklarının hesabını vereceksin.

Benim arkamdaki gücü bir bilseniz.

Biliyoruz biliyoruz, vallahi biliyoruz.

Onun yüzünden bu hâllerdeyiz.

(Gerilim müziği)

Hadi bakalım.

Bunu nasıl açıklayacaksınız bakayım?

Bence açıklanacak bir şey yok ortada.

-Bekir'in elinde silah var. -Aa, öyle mi?

-Yok, ben bir şey görmüyorum. -Bakmıyorsun çünkü.

Sizin işiniz var belli ki...

...o zaman ben gideyim. -Perihan Hanım...

...korkacak hiçbir şey yok artık, merak etmeyin.

Orhan bir yolunu bulur kurtulur.

-Her zaman kurtuldu o. -Konuş, konuş yavrum.

Aklını başına alsın bunlar.

Yok, bu sefer kurtulamayacak.

Tahir işin içinde.

Mehmet işin içinde.

Polis, herkes. Rahat olun.

Emin misin sen?

-Eminim. -Yüzde 100 mü?

Allah senin belanı versin Orhan. Allah seni kahretsin.

Geber sen Orhan, geber. Geber!

Bana yaptıkların fitil fitil burnundan gelsin Orhan.

Bitti mi?

Bu ne kindir kadın!

Seni sevdiğim için mi yanındayım sanıyorsun?

Niye yanındayım ben senin Orhan? Niye?

Korkuyorum çünkü. Korktuğum için buradayım.

Kendi evladının kafasına sıkan adam...

...bana neler yapmaz ki.

Bu iş bitecek Perihan.

Bir daha çıkıp gideceğim buradan.

Bu sefer senin için geleceğim Peruş.

Bu asla olmayacak.

-Hadi dayı, yürü. -Hadi hadi.

(Gerilim müziği)

Orhan'ı almışlar.

Hazır mıyız?

Hadi bakalım.

Yakalım her yeri.

(Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

Farah Hanım.

Orhan nerede? Niye ulaşamıyorum ben Orhan'a?

-(İskender ses) Anlamadım. -Sevkiyatta çatışma çıkmış.

Tahir aradı, yaralılar varmış.

Nereye getirelim diyor. Baytara mı götürelim?

Ne sevkiyatı? Ne çatışması? Farah, ne oluyor?

Cumartesi günü ertelenen sevkiyat.

Bak yaralananlardan biri Tahir'in çok değer verdiği bir adam.

Ona bir şey olmaması lazım. Hastaneye mi getirelim?

Hayır, hastane olmaz. Bu olaydan benim niye haberim yok?

Sen kimsin de senin haberin olacak? Sen bize yer ayarla.

(Gerilim müziği)

Efendim...

...Orhan, Tahir'e altın sevkiyatını patlattırmış.

Orhan'ı arıyorum ama ulaşamıyorum.

Tuhaf şeyler oluyor. Ne yapmamı istersiniz?

Anladım efendim.

Güzel. Güzel.

Şimdi büyük patronu arıyor. Güzel, bekleyeceğiz.

Bekleyeceğiz. Bekleyeceğiz, işe yarayacak.

(Telefon çalıyor)

(Tahir) Arıyor.

Çalsın, çalsın.

Çalsın.

(Telefon çalıyor)

Alo?

Neredesin?

Neler oldu orada, anlat bana.

Sen kimsin lan? Ben sana ne anlatacağım?

Biraz önce eşinin konuştuğu adam.

Doktor.

Lan senin Allah belanı versin.

En önemli adamımı kaybettim biraz önce.

Dinle beni, Orhan'a ulaşamıyorum.

Neler olduğunu anlatmalısın.

Lan sen kimsin ki ben sana anlatacağım?

Kamyon altında kalakaldım zaten, Orhan'a ulaşamıyorum.

En önemli adamımı kaybettim. Orhan'ı bul, ne soracaksan ona sor!

Kamyonu yollayacağım adrese getir hemen.

Ben sana niye güveneyim? Belki de Orhan'la kumpas kurdunuz bana.

Belki de sevkiyatı öğrendin, Orhan'ın kafasına sıktın...

...şimdi de bana sıkacaksın, ben sana niye güveneyim?

Sevkiyattan haberim yok benim.

Altınları getir, seni bütün dertlerinden kurtarayım.

Sana güvenmiyorum.

Altınları Orhan'dan başkasına teslim etmem.

Adresi yollayacağım sana.

Söylediğim mekâna gel. Güvenebileceğin tek adamla konuş.

Sonra altınları tıpış tıpış getireceksin zaten.

Bak eğer bir yanlış yaparsan...

...seni pişman ederim.

Asıl yollayacağım konuma gelmezsen, gerisini sen düşün.

Havalı havalı kapattı.

Güzel.

İşe yarayacak.

-Gerginlik yok. -Yok.

-Hiçbir sorun çıkmayacak. Tamam mı? -Tamam.

-Çıkmayacak hiçbir sorun. -Çıkmayacak tabii.

Senin başlayıp da bitiremeyeceğin bir iş yok.

İşte bu be. Benim kadınım bu be, işte bu!

Şimdi benim gitmem lazım.

Hazırlıklar falan vakit alacak. Biraz uzun sürebilir.

Tabii, tabii, git sen.

-Zaten birkaç saate görüşürüz, değil mi? -Görüşeceğiz tabii.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Sana sakın bir şey olmasın. Yoksa senin canına okurum.

Biliyorum okursun.

Seni çok seviyorum Tahir.

Ben seni daha çok seviyorum.

Ben daha çok.

(Duygusal müzik)

İlk iki sıra orijinal biraderim. Gerisi nanay.

Kötü yani bunlar, sahte.

Şunu da şöyle şuraya zulalayalım.

Ne olur ne olmaz hesabı.

Yazık olacak canım altınlara.

Bunların hepsini polise mi verecek şimdi Tahir?

Evet. Yani böyle başta bir insanın kalbine iniyor da...

...sonra ilk şoku atlatınca rahatlıyorsun. Oh mis, bitti işte.

Bu dün arada kaynadı, nereden buldu bu kadar altını?

-Sen bilmiyor musun o mevzuyu? -Hayır.

Bizim Behno yok mu, Behnam Azadi.

Bizimkini İran'a postaladı.

(Gerilim müziği)

Bizim deli Tahir oradan geri döndü.

İadeli taahhütlü, bunlarla geri döndü.

Alalım mı birer külçe?

-Beni mi yiyorsun lan sen? -Yiyeyim mi?

İki külçe alalım lan, kimse anlamaz.

Lan git ya, kapat oğlum şunu. Hayır, ver.

Koy oğlum şunu, bırak, kapat.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Arıyorlar.

-Hazırlıklar tamam mı? -Evet abi, tamamız biz.

16'dan merkeze 23'ten herkese, erketeyiz amirim.

Uyandırmayalım tilkileri.

Zevzek.

(Yaklaşan araba sesi)

(Gerilim müziği)

-Abi. -Gel bakalım aslanım.

Panik yapmaya gerek yok, tamam mı? Sen altınları verdiğin zaman...

...biz operasyona başlıyoruz.

Sonra?

Sonrası Allah kerim.

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği)

-Sözüm söz. -Benim de sözüm söz.

Ama bütün bu olanlardan sonra eğer Farah'ı tutuklarsanız...

...bak yakar yıkarım. En büyük düşmanınız ben olurum.

Ateş oldun yine Tahir.

Bak hizmetlerinden dolayı bu hırçınlıklarına göz yumuyorum bilesin.

Ama söz, operasyon bitsin...

...o şeref madalyanı tam böyle kalbinin üzerine takacağım.

Sonra da Ali Galip cinayetinden...

...kelepçeleri takacağım.

-Mehmet. -(Mehmet ses) Farah.

Tahir sana emanet. Eğer onun kılına zarar gelirse senden bilirim.

İki cihanda elim yakanda olur, haberin olsun.

Tamam be kızım, amma panik yaptın, Allah Allah.

Merak etme, bir şey olmayacak. Ben kendi kardeşimi tehlikeye atar mıyım?

(Farah ses) Bu benim ilk söyleyeceğim şeydi.

Son söyleyeceğim şeyse eğer Tahir'i benim suçum yüzünden tutuklatırsan...

...bu dünyadaki en büyük düşmanın ben olurum.

(Gerilim müziği)

Evet.

Gel şunu bir takalım sana, gel.

Hah.

Sana böyle bir çelik yelek mi giydirsek? Öyle yapalım. Çıkart şunu.

Abi, şimdi belli olur falan, sıkıntı olmasın?

(Salim) Kardeşin doğru söylüyor Mehmet.

Yani şimdi üzerini ararlar...

...sonra çelik yelek giydiği belli olur.

Peki.

O zaman şu son kontrolleri yapalım. Ali, ver bakayım.

İyi, görüntü iyi.

Tamam, bir de sese bakalım, uzaklaş.

Benim abim var ya...

...adamdır lan, adam adam. Adam.

Ses gelmiyor ya. Ali, şunun ayarlarını yap bakayım.

Diyorum ki...

...benim abim var ya, benim abim adamdır lan.

Emanetimi al, gönlüm rahat gideyim diyorum.

Tamam lan, tamam, anladık, tamam.

Alacağız emanetini, başımızın üstüne, gel.

Senden başka hiçbir şey istemiyorum, tamam mı? Başka hiçbir şey istemiyorum.

Tamam, tutuklama yapmak için ses kaydı da şart, o yüzden.

Tamam.

Peki, patron, ismi lazım değil çıkarsa...

...müdürüm, tutuklayabilecek misiniz?

Bence o çıkmayacak.

Sen merak etme aslanım, her koşulda yapacağız biz o tutuklamayı.

Tamam.

-O zaman ben gittim. -Tamam.

Bak sakın merak etme. Abin senin yanında.

Anlaştık mı?

En ufak bir problemde ışık hızıyla yanına gelirim.

Eyvallah, varlığın yeter.

Bir dakika ya, ne oluyor, böyle aslanımlar, kıllar tüyler?

Kızgınlığın geçti mi? Beni seviyor musun artık?

Eh.

Allah'ıma var ya, tripli sevgili gibisin.

-Beni bir çaldırsana. -Niye?

Bir çaldır, bir çaldır beni.

(Telefon çalıyor)

Bak burada ne yazıyor.

Bunu sabah yazdım.

Bütün triplerine rağmen var ya...

...Allah'ıma çok pis seviyorum seni.

(Bip)!

-Ne oldu lan? -(Bip) be!

-Ne oldu oğlum? -Allah kahretsin!

Hişt, ne oldu? Söyle bakayım.

-Çorap. -Ne çorabı?

Bak!

Bordo yerine siyah çorap giymişim.

Oğlum, beni ağlatacak mısın lan?

Çelik yelek giy diyorum, giymiyorsun, kafayı çoraba takıyorsun.

Biliyorum, saçma. Takıntılar da saçma olur zaten.

Sıyırın paçaları. Kimde bordo çorap var?

Tamam, gerek yok. Tamam, saçma, biliyorum. Takıntı işte.

Bu da aramızda kalsın, tamam mı?

Âlemde bir ismimiz var. Ben gidiyorum.

(Müzik)

Vay be, kardeşimin bordo çorabı yokmuş.

Bundan sonra yanımda sürekli bir çift bordo çorap taşıyacağım.

Anne, biz yılbaşı kutlamayacak mıyız?

-Yılbaşı mı? -Bugün 30 Aralık ya.

Nasıl, ayın 30'u mu?

Unuttuk tabii koşuşturmacadan. Akıl mı kaldı!

Ama mümkün değil, ben aralığın başındayız sanıyorum.

Aman, ha başı ha sonu, ne fark eder?

Değil mi? Ne fark eder?

Hadi bakalım başlıyoruz.

Hadi inşallah Ogün Alaz çıkar.

Mukadderat.

Kötü yazıldıysan da bozul, ailem için bozul.

İlk nazımız sonuçta.

Üç araba geldi. Demek ki büyük patron geldi.

Bugün kuzuların hepsini bitireceğiz.

(Gerilim müziği)

Tahir Lekesiz.

Ben İskender.

Ne yapmam lazım, etkilenmem mi gerekiyor?

Gel, seni görmek isteyen biri var.

(Gerilim müziği)

Lan altınları veren benim, benim sizin üstünüzü aramam lazım.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ogün Alaz değil bu. Bizim beklemediğimiz adam geldi.

Şimdi bunlar altınların çoğunun sahte olduğunu anlayacaklar.

Kardeşimi rahat bırakmazlar.

Hadi biz tutuklamaya başlayalım.

Sizi göreceğimi düşünmemiştim.

İkna olduysan, adamlarına söyle, altınları getirsinler.

(Gerilim müziği)

Hızır.

Altınları getir.

(Haydar ses) Alo, efendim yenge?

-Orhan'ı telefona ver. -Tamam.

Bana Ali Galip'in cinayet kanıtını vereceksin.

Hani şu üzerinde senin parmak izlerinin olduğu şeyi mi?

Ama lütfen demedin.

Sen kimden, ne istediğinin farkında mısın? Aptal kadın!

Sen Gönül'ü hiç mi önemsemiyorsun?

Sen kimseyi sevmiyor musun ya? Sen insan olamazsın.

Gönül'ün ne alakası var?

Çok alakası var. Haydar, izlet şunu.

(Gerilim müziği)

Nasıl ya? Bu...

İyi izle, çok iyi izle, belki vicdana gelirsin.

Sen bunu nasıl aldın?

Sende ne işi var? Blöf yapıyorsun.

Sen Gönül'ü seversin, ona kıyamazsın.

Ben Gönül'ü severim ama Tahir için ölürüm.

Sen böyle bir insan değilsin.

Kanıtı almak için blöf bu.

Seni çok iyi tanıyorum, sen bu değilsin.

Ali Galip de son nefesini verirken buna benzer şeyler söyledi.

Eğer dudak okumayı biliyorsan anlarsın.

(Gerilim müziği)

(El frenini çekti)

Siz burada bekleyin.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Gel.

(Gerilim müziği)

Seç. Hangisini istersen.

-Ben seçeyim? -Aynen.

Tamam.

(Gerilim müziği)

(İskender gülüyor)

Altınlar burada.

Gerçekten büyük sevkiyatı patlatmışsın Tahir.

(Gerilim müziği)

Aslan kardeşim benim.

Ne yaptı, veriyor mu altınları?

-Veriyor. -Hadi bakayım aslanım.

Orhan'ın sizden gizli yaptığı sevkiyatın altınları.

Buyurun.

Büyük patron görüntüye girdi.

Altınları aldı mı?

(Gerilim müziği)

Aldı.

Aslanım benim, aslan kardeşim benim be!

Aferin sana Tahir, aferin evlat be.

-Ses de çok temiz. -Öyle mi? Ne diyorlar?

Tahir masalı anlatıyor, o da hepsine inanıyor.

Oo! Orhan'a çok pis küfretti.

İkimiz birlikte olursak çok para kaldırırız diyor.

Sen para kaldırırsın, bekle!

Kanıt yolda ama sen buna sevinemeyeceksin.

Çünkü kötü haber de yolda.

Ne kötü haberi, ne diyorsun sen?

Tahir'in ölüm haberi.

Böyle bir şey mümkün değil.

Tahirler şu anda senin patronunu hapse tıkmak üzere.

Sana yolladığım o kanıtın artık hiçbir kıymeti yok.

(Orhan ses) Tahir bitti, Mehmet bitti, Salim Müdür bitti.

O nereye giderse gitsin, bütün alanı tarar.

(Gerilim müziği)

Yerden de değil, havadan.

Vız vız dolanan drone'lardan bahsetmiyorum bile.

Kendine özel drone'lar yaptırdı.

Görünmeyecek kadar yükseklerden uçuyor.

Ne görürsün ne de duyarsın.

Ama o hem görür hem de duyar.

Sana Mehmet'ten gelen mesajı okuyorum...

..."Her şey kontrol altında, suçüstü yaptık."

(Telefon çalıyor)

Tuzak efendim, tuzak!

(Silah sesleri)

Fotoğraf alınacak! Polisler, polisler!

(Silah sesleri)

Bırakın lan kardeşimi!

(Gerilimi müziği) (Silah sesleri)

-Yaşıyor musun kardeşim? -Yaşıyorum hem de ölene kadar.

Senin bordo çorapların benim, oğlum.

(Kapı zili çalıyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Bağırarak) Abi! (Silah sesi)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Silah sesleri)

Bana bak!

Araba çağırın lan! Araba çağırın!

Ölmeyeceksin oğlum.

Vallahi de billahi de ölmene izin vermeyeceğim senin. Ölmeyeceksin.

Nerede kaldı lan araba?

Sen niye benim kurşunumun önüne atlıyorsun lan?

Niye benim kurşunumun önüne atlıyorsun? Abi olan benim oğlum.

Seni koruması gereken benim.

Ben ne hesap vereceğim şimdi Farah'a?

(Duygusal müzik)

Kötü talih yok. Bu sefer olmayacak.

Abi, Salim...

...Salim Müdür'le...

...anlaşma bozulmasın.

Ne Salim'i, ne anlaşması, ne diyorsun oğlum sen?

Abi, bir terslik olursa...

...Salim Müdür'le olan anlaşma bozulmasın, tamam mı?

Olmayacak bir terslik, tamam mı?

Kurtaracağız seni. Olmayacak bir terslik!

Abi, Farah'ı ara.

Farah'ı arayın lan biriniz!

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Tahir, iyi misin? İyiyim de ne olur.

İyiyim. İyiyim.

Sesin niye böyle geliyor?

Bir şey mi oldu Tahir, doğru söyle bana.

Küçük bir sıyrık.

Ne demek sıyrık Tahir, ne diyorsun sen?

Allah aşkına korkutma beni! Mehmet korumadı mı seni?

(Duygusal müzik)

Farah, bir dinle.

Seçme şansım olsa...

...yine seni seçerdim.

(Duygusal müzik)

Tahir, ne biçim konuşuyorsun!

Ne biçim konuşuyorsun! Sen söylediklerinin farkında mısın?

Hemen, hemen seni eve getirsinler, hemen!

Mehmet, duyuyor musun beni? Tahir'i eve getirin!

Farah...

Farah...

Farah. bir dinle. Bak mecalim yok. Bir dinle.

Tamam. Tamam, tamam, tamam. Dinliyorum.

Farah...

...bir şeyler ters giderse...

...Salim Müdür sana her şeyi anlatacak, tamam mı?

Ne biçim konuşuyorsun Tahir, ne ters bir şey olacak!

Seni hemen eve getirsinler diyorum!

Çok can alan bir cellat...

...bir can veriyor...

...çok mu?

Ödeş bile sayılmaz.

Oğlumuzu...

...annemizi...

...benim için de sev.

Tahir...

Adım Farah...

...iyi ki tanıdım seni.

Tahir...

Tahir, bizim bebeğimiz olacak.

Baba olacaksın sen.

Baba...

(Duygusal müzik)

Bebeğimiz olacak.

O yüzden bizi bırakıp gidemezsin, beni bırakıp gidemezsin, duydun mu?

Bak olmaz! Olmaz Tahir, olmaz!

Baba olacağım.

Abi...

(Duygusal müzik)

(Mehmet) Kardeşim.

Tahir, konuşsana benimle.

Cevap versene Tahir, bir şey söyle!

Tahir! Tahir!

Kardeşim! Kardeşim!

Kardeşim!

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(İmam) El Fatiha.

(Duygusal müzik)

Bu da mı mukadderat Tahir?

Ne yapacağım ben sensiz?

Ne yapacağım?

(Duygusal müzik)

Nasıl oldu?

(Duygusal müzik devam ediyor)

İyiler hep önden gidiyor abim.

Yenge, ben her zaman yanınızda olacağım.

(Duygusal müzik)

Ben bütün neşemi buraya gömdüm.

Tamam abi, tamam.

İsyan edilecek yer değil burası, tamam.

(Duygusal müzik)

Vay be Lekesiz...

...ne hâllere koydun lan bizi.

Bir bebeğin olacaktı, öyle mi?

Onu bile çok gördüler sana.

Agayı Tahir öldürmüş, duydun mu?

Vallahi ne yalan söyleyeyim, herkes rahat nefes alacak.

Ne konuşuyorsunuz lan siz! Ne konuşuyorsunuz!

-Ne konuşuyorsunuz! -Oğlum!

Dur, burası yeri değil. Dur.

(Farah ağlıyor)

Beni yalnız bırakır mısınız?

(Duygusal müzik)

Dürüstlük abidesi Orhan Koşaner.

Sonunda masken düştü.

Senin de kuzularının da...

...o çok güvendiğin büyük patronunun da işi bitti.

(Gerilim müziği)

Hayret.

Mehmet kaçırmaz, bu işi yapar demiştim ama...

Mehmet hastanede.

Kardeşinin ölümü çok ağır geldi.

O çocuk hep hassastı zaten.

Lan senin hiç mi vicdanın yok?

Var ama sevdiklerime.

Beni bitirmek isteyen adam için üzülmem mi gerekiyor?

Lan!

Alın lan, götürün şunu! Götürün! Gözüm görmesin.

(Duygusal müzik)

Gitmeseydiniz yenge. Zaten acımız büyük, bir de siz deşmeyin yaramızı.

İstanbul'da kalmak için bir sebebimiz yok artık.

Hem burada acıdan başka bir şey yok.

Bence en doğrusu bu.

(Duygusal müzik)

-Dikkat et kendine. -Sen de.

Gel bakalım küçük dev adam.

(Duygusal müzik)

Haydar.

(Adil) Görüşürüz.

(Duygusal müzik)

Geçelim.

-Seni çok seviyorum. -Ben de seni çok seviyorum.

Ağlama.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Niye seviyorsun beni baba?

Kızım...

İçinde saf kötülük var senin.

Senin beni sevmen bana sadece acı veriyor.

Kirlenmiş hissediyorum.

Kızım...

Farah yakmayacaktı beni.

İşe yaramaz dedim, babam o kanıtı vermez dedim ama verdin.

Niye seviyorsun beni baba?

Sen benim iyi olma ihtimalimdin.

Sen benim...

...en mutlu anımdın.

Bir pikniğe gitmiştik.

Abin...

...annen, sen dört yaşında falandın.

(Orhan) Hafif esen rüzgârı ben...

...ensemde hissediyordum.

Oradaki çimen kokusunun...

...esintisi hâlâ aklımda.

Piknik tüpünde çay demleniyordu.

İki ağaç arasına gerilmiş bir hamak vardı.

(Orhan) Sen o an bana bakıyordun.

Abin de bir soru sormuş, merakla cevabını bekliyordu.

Annen elini tutmuş...

...gülümseyerek bana bakıyordu.

(Orhan) Hepiniz o an bana bakıyordunuz.

Dünyanın merkezi gibiydim.

Hayatımın en mutlu anıydı.

Ve o anı hiç unutmuyorum.

İşte o an...

...sensin.

O anda bir tek...

...temiz sen kaldın.

Anneni Vera'yla kirlettim.

Abini öldürmek istedim.

Eğer o gün...

...karşıma çıkan abin değil de...

...sen olsaydın...

...yani seni vursaydım kızım...

...Mehmet abin için bu dünyada yapamayacağım şey olmazdı.

Çünkü o mutlu anımdan...

...geriye bir tek o kalmış olacaktı.

Ben sadece hayatımın...

...en mutlu anına sahip çıkmaya çalıştım.

Hepsi bu.

Hapisten çıkamayacaksın.

Bu da benim en mutlu günüm olacak.

Sakın artık sevme beni.

(Gerilim müziği)

(Tahir Dış ses) Gel bakalım. Tuhaf bir hikâye anlatacağım.

Gel otur şöyle.

Gel.

Yıllar önce...

...güzeller güzeli bir doktor bir iftiraya uğramış.

Ailesini, kariyerini...

...ülkesini ardında bırakıp...

...karnındaki mucizeyle bilmediği bir ülkeye kaçmak zorunda kalmış.

(Tahir dış ses) Doktorlar mucizeye birkaç ay ömür biçmişler...

...ama o mucizeyi yaşatmayı başarmış.

Hem de kimsesi yokken...

...hiç parası yokken.

Sonra hayatına...

...kalbi çürük bir cellat musallat olmuş.

(Tahir dış ses) Cellat onu öldürmek istemiş.

Ama güzeller güzeli doktor...

...onun da hakkından gelmiş.

Bir rüya görüyorum.

Kerimşah'ın iyileştiği, parka gittiği, dondurma yediği...

...senin mesleğini yaptığın.

Dur artık.

Kerimşah'ın bir elinden sen tutmuşsun, bir elinden ben.

Normal bir hayat, sıradan insanlar gibi.

İşte tam burası...

...hayalini kurduğum bahar bahçesine açılan kapı.

(Tahir dış ses) Celladın çürük kalbini iyileştirmiş...

...iyileştirmekle kalmamış...

...celladı sevmiş.

(Farah dış ses) Çok sevmiş.

Hani aşkı...

...ateş gibi tarif ederler ya.

Hem uzaktan böyle gözünü alır...

...hem de dokunmaya korkarsın.

Ben yandım.

Hayatımı yaktım.

Kerimşah doğunca daha iyi anladım...

...sevmenin gerçekten ne demek olduğunu.

Hem yüreğin ağzında yaşıyorsun hem de seviyorsun bu duyguyu.

Sonra sen geldin.

Hiç bilmediğim bir ülke.

(Farah) Merak ettim, görmek istedim.

Önce gözümü aldı...

...sonra yaklaşmaya korktum...

...çok korktum.

Kaçtım.

Ben kaçtıkça sana daha çok yakalandım.

Bunun içinde...

...şefkat var...

...güven var...

...mutlu olma ihtimali var.

Ama en beteri...

...yanacağını bilmek.

Ama bu sefer yanmayı çok sevmek.

Bile isteye.

Değil mi?

İnsan bir şekilde kaderine yakalanıyor, değil mi?

Ben razıyım bu kaderden.

Ben de...

...razıyım.

(Tahir dış ses) Şimdi söyle bana...

...kâbus bile olamayacak kadar...

...tuhaf olan bu değil mi?

(Farah dış ses) Değil...

...çünkü sen kalbi çürük bir cellat değilsin.

Senin kalbin büyük olduğu için aldığın yara da o kadar büyüktü...

...ve hiçbir zaman şifa bulamayacağını düşündün.

(Tahir dış ses) Benim şifam da ilhamım da sensin.

Sen kimlerle mücadele ettin, ne savaşlar verdin.

Ama artık yalnız değilsin. Ben de varım.

Bir oğlumuz var.

Gel bakalım.

(Kerimşah) Çok teşekkür ederim.

İlk defa diğer çocuklar gibi oldum.

Normal gibi.

Şu anda benden daha mutlu hiç kimse olamaz, hiç kimse!

(Duygusal müzik)

Tahir abi!

(Duygusal müzik devam ediyor)

-(Kerimşah) Tahir abim gelmiş! -(Tahir) Aslanım!

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Tahir dış ses) Bir annemiz var.

(Gülsima) Oğlum!

(Duygusal müzik)

Beni görmeden mi gideceksin?

Estağfurullah efendim.

Yani...

...rahatsız etmek istemedim, ondan.

İnsan çocuğundan rahatsız olur mu hiç?

Elini öp.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Aşkınız, vuslatınız daim olsun evlatlarım.

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Sıradan hayatımıza. -Sıradan hayatımıza.

(Tahir dış ses) Kazanmak için çok sebebimiz var.

(Farah dış ses) Tahir, ne yapacağız şimdi?

(Tahir dış ses) Ne yapacağız...

...uyuyacağız.

Kâbuslarımızdan uyanabilmek için.

Biraz uyumamız lazım.

Gel.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Farah dış ses) Sahte bile olsa cenazende olmak çok acı vericiydi Tahir.

(Tahir dış ses) Ama birbirimize kavuşabilmemiz için...

...o Tahir'in ölmesi gerekiyordu.

(Farah dış ses) Bitti mi gerçekten?

(Tahir dış ses) Bitti.

Bizim de herkes gibi bir hayatımız olacak.

Herkes gibi.

(Farah dış ses) Herkes gibi.

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Büşra Koçak - Çağıl Doğan...

...Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz - Nilsu Hozanlı Tuncer

Editörler: Beliz Coşar

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.