All language subtitles for Bana.Derler.Fosforlu.1969.1080p.WEBRip.x264.AAC-[YTS.MX]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Nasıl fena olmayasın ayol? Ot yok, ocak yok.

O da sokaktan daha soğuk. Ne sobada odun... ...ne de mangalda ateş var.

Açlık da cabası.

Bu halini bilseydim... ...sana tarhana çorbası pişirirdim.

Yesem... ...ne fark eder ki?

Ölüm... ...yapışmış yakama bir kere. Üzme kendini dedim.

Canım hocanda bir iş bulsun.

Bu hale düşmeniz hep onun beceriksizliğinden.

Hayır.

Şanssızlığından zavallı.

Öyle düşecek adam mıydı?

Hem söz vermişler.

İşe girecekti bugün.

Ay, ay kazığın çıkacak kız.

Koca testi taşınır mı hiç?

çıkılır mı?

Sen susuzluktan yazarken yağmur değil taş yağsa çıkardım.

Senin için öldüyseler ölürüm.

Yavrum, altın kalpli kızım yaşayacaksın.

Fakat belki bir gün ayrılacaksın.

Nereye gitsem ben de gelirim arkamdan.

Soğuktan titrerim, aç kalırım, susuz kalırım.

Sensiz olamam, olamam anneciğim.

Bir gün herkes ayrılır anasından.

Ben ayrılmam senden, ayrılmam.

Bir gün çok uzaklara gitmek zorunda kalırsın. Beni almadan mı?

Sen belki çok, çok sonra gelirsin yanıma yavrum.

Ama unutma, nerede olursam, ne kadar uzağa gidersem gibiyim... ...hep seninle

olacağım.

Umut 'la seni bekliyorlar ana kız.

Bir şeyler getirirsin diye. Ama yine ellerim boş.

Biliyorum teyze biliyorum. Ben de çaresizlikten öleceğim.

Günlerdir dört dönüyorum iş bulmak için. Hangi kapıya başvursam duvar oldu.

Aklımı oynatacağım.

Karının vaziyeti fena.

Açlıktan soğuktan ölecek zavallı. Yetim kalacak yavrum.

Sus Zehra teyze yalvarırım.

Çöpçülük, hamallık, dağımcılık. Ne iş olsa rahatsızım.

Ama yok.

Hırsızlık yapayım diyorum.

Elim varmıyor.

Karım hasta.

Ölüm döşeğinde. Yavrum aç diyorum.

Gene de iş yok diyorlar.

Hüseyin.

Geliyorum. Hüseyin.

Nasılsın Ayşe?

Fena değilim.

Üzülme. Her şey düzelecek.

İş buldun galiba.

Şey iş buldum tabi.

Hem avaz bile aldım. Avaz mı aldın?

Allah 'ım.

Büyük Allah 'ım.

Dualarımı kabul edeceğini biliyordum.

Elbet kabul olunur duan.

Sen melek gibi bir kadınsın.

Ben gidip yiyecek bir şeyler alayım. Hemen dönerim.

Hüseyin.

Hastalığıma bakma Hüseyin.

Halsizlikten gör bak.

Sen dönene kadar iyileşip dipdiri olacağım.

Dükkan kapalı yarın gel.

Bekleyemem. Palto mu satacağım?

Gecenin bu saatinde mi?

Evde karım hasta aç üstelik.

Bırak palto mu diyorsun sen?

Ancak tahta beze olur bu be.

Çok değil ne olur yüz lira ver.

Yetmiş beş lira veririm. O da insaniyetimden.

Edeceğinden değil ha.

Sokağa atsam yüz lira eder.

Al. Sokak dışarıda.

Ederse kendin at.

Peki bunu da veririm.

Neredeyse kar yağacak. Donarsın.

Ben zaten ölmüşüm. Fark etmez.

Hadi. Gene iyi tarafıma rastladın.

Yüzüne bu parayı vermezdim.

Dur bakalım ahbap.

Bir merhaba demek yok mu? Merhaba.

Eh, madem dost olduk... ...ver şu paraları da görelim arkadaşlarının

Ceketim bile yok. Para ne gezer bende?

Eskiciden tonla para aldın lan.

Onlar evimin nafakası. Karım çocuğum aç hasta.

Aval okuma be.

Sökül paraları da canın yanmasın. Ölürüm de vermem. İnsaf yok mu sizde? Tek olun

metelik alamazsınız benden. Onlar karımın çocuğumun nafakası.

İş bulacağını biliyordum Hüseyin.

Allah korudu bizi.

Anne! Anneciğim!

Ekmek taze olsun Hüseyin.

Sıcak olsun.

Ölmüş. Başına vurmuşlar hem de bıçaklamışlar.

Sarhoştu herhalde.

Paltosuz, ceketsiz olduğuna göre muhakkak eser keşti.

Seni yumurtak seni!

Seni peş konusu seni, bu yaşta hırsızlık!

Gebersin senin gibi çocuk doğurduğu için. Yapma.

Yapma acı dayı. Ekmek çaldı.

Sen büyüksün affedersin.

Sokaklar orospu doluyor ya.

Tövbe tövbe sen gidersin.

Hadi kızım.

Sen de evine git.

Bir daha da böyle şeyler yapma.

...attılar içeride.

Gördüm. Niçin attılar?

Çünkü param yokmuş.

Anladım. Bu senin mi? Benim ya.

Bu klarnet var ya bu klarnet... ...hayatımın en bir kıymetler şeyi bu.

dünyanın... ...tekmil servetlerini değişmem.

Yahu be... ...sen in misin, çık mısın?

Gecenin bu saatinde... ...ne işin var buralarda?

Nasıl hiç?

Evin var ki yok mu senin?

Yok.

Ustu dur da sileyim.

Peki. Durdum durdum.

Demek evin falan yok ha?

Evet yok.

Benim var.

Sen Allah 'ın bir nimetisin.

Hep bir çocuk... ...bir can yoldaşı isterdin.

Benim kızım olur musun?

Söyle.

Benim de kimsem yok Allah'tan başka.

Yaşa bir kız yaşa. Hadi yürü.

Eve gidelim yavrum.

Bakma böyle taşlı tarla otobüsü gibi çarpıklığımıza. Bir zamanların en kral

çalgıcısıydım.

Etrafımda kızlar fırıldak ki o biçim.

Sonra günün birinde tak kapıldım bir kadına.

Allah!

Aşkta mantara basınca sarıldım şaraba.

Çek baba çek, çek baba çek. Sonunda bir de baktım ki sokaktayım.

Benim gibi.

Eskiden şu mübareğe bir nefes verdim mi... ...milletin soluğu kesilir, tıs

olurlardı. Ama şimdi bir bardak şarap parasını ödeyemedim diye... ...tekme

köteks meyhaneden atıyorlar ise.

Ayıp, koca adam ağlar mı?

Ağlamaz da ne halt eder.

Bak ben ağlıyor muyum?

Hem sen benden daha şanslısın. Hiç değilse evim var başını sokacak.

İçini ısıtacak çayım var.

Şimdi ben de varım. Sana bakar, yemeğini pişirir, çamaşırını yıkarım.

Beraber çalışırız istersen. Sen zurna çalarsın, ben de şarkı söylerim. Şarkı

biliyor musun sen?

Bilmesi ne olacak, öğretirsin.

Bak bu kıyak dalga.

Belki de Allah yolladı seni bana.

Yok seni bana yolladı. Ha Ali hoca ha hoca Ali. Aynı şey.

Bu yaşta bir zekan var ki sırf fosfor.

Zaten gözlerinde fosforlu gibi ışıl ışıl.

Fosforlu kızım benim.

Aslan fosforlu. Adın fosforlu değil ki benim.

Olsun be kız.

Gönlümden öyle koptu.

Adını fosforlu koydum.

Bendenizde... Zurnak yazım.

Neymiş? Zurnak yazım. Zurnak yazım ve fosforlu dueti.

Şu insan milletine bir pintilik arz oldu yahu.

Sanki ceplerinde akrep var ineklerin.

Gazinoya gider cüzdanlarının astarlarına kadar kazınırlar. Bize gelince üç

kuruşa şahin kesilirler.

Şansımızı bir de sosyetik yerlerde deneyelim. Hadi.

Sultanlar sultanı, bir göbek de karşılıklı atsak mı acaba?

Sen o göbeği marul tarlasında at.

Bana bak yelloz, sen kocaman ne halka. Otuz beşe bakla.

Sen tokat yedin mi hiç?

Ya sen hiç tophane güllesi yedin mi?

Bana bak.

Ulan şimdi sana bir fosforlu dayağı atar gıcırlı sakız gibi çiğnerim. Sosyete

şıllı, kim kimi çiğner görürsün.

Görünmüşüm git pazarında.

Biz de adet böyledir.

Teşekkürler.

Hadi bize yolla.

Hoşçakal.

Bizi mi takip ediyorsun?

Gelsene ne duruyorsun?

Neden geliyorsun arkamızdan?

Bilmem. Veriyorum işte.

Adın ne senin?

Hüdaverdi.

Nereden buldun bu antikadı be?

Bilmem hep vardı.

Ben de sizinle çalışsam. Tek başına darbuka 'ya para vermiyor kimse.

Ne olur be abla.

Hiçbir zararım olmaz.

Bas para verin. Zararı yok.

İsterseniz hiç vermeyin.

Kimin kimsen yok mu senin? Yok.

Öyle şey yürü bakalım.

Neyi? Kardeşimi. Kardeşini mi?

Evet Abdullah.

Bir dakika bekleyin getireyim.

Şimdi tut kelim perçeminden. Bir kardeşi eksikti.

Hadi be yürü inat etme hadi.

Abdullah biraz inatçıdır. Ama aldırmayın iyidir.

Kardeşi geldi.

Abdullah 'ın yiyecek parasını da benden kesin.

...bizim kardeşi sayılır. Onun masrafları ortadan.

İşin harbisi de böyle olur tabii.

Çok iyisiniz.

Hem bize uğur getirdiniz. Hasılat arttı.

Artık üç kişiyiz.

Kardeşimizi sayarsan dört. Evet.

Dört kişi de koca bir orkestra sayılır.

Kaldırım orkestrası.

Ne yapalım?

Alnımızın defterine öyle yazmış Felek.

Şarkı ve...

Akis dans hususunda elimize su dökemeyen elini biçleri bu işin harcını yerken...

...bizim gibi validesinin karnından nota ile ihraç olmuş doğuştan müzisyenler...

...nal topluyoruz sokaklarda.

Şimdi kalplerimizin ve müzik dünyamızın eşsiz yıldızı Kemal Aşkın yüksek

huzurlarınızda.

Sevmesem çeker miyim?

Boş yere bekliyorsun.

Artık çok geç sevgilim.

Az mı çileni çektim?

Sevmesem çeker miyim?

Boş yere bekliyorsun.

Artık çok geç sevgilim.

Bana aşk dersi verme.

Altyazı M .K.

Bu geceki partide havamı bulamadım.

Eve erken dönmeyi tercih ettim. Misabet olmuş.

Yarın erken yola çıkacağız.

Ne yolu?

Ankara turnesini unuttun mu yoksa?

Ben vazgeçtim Ankara 'ya gitmekten. Sen yalnız git.

Yeteri kadar sarhoşsun Nermin ismi.

İhmal edilen bir kadının yapacağı başka bir şey varsa söyle.

Benden nefret ediyorsun değil mi?

Senden değil davranışlarımdan.

Seni mesut etmek için her şeyi yaptım.

Evet. Bol para, otomobil, elbiseler.

Ve gene de yaranamadın.

Fakir bir şarkıcı iken yaranabiliyordum.

Çünkü aşıktın o zamanlar.

Şimdi ise dudaklarımdan bile kaçıyorsun.

Kaçtım senin çılgınlıkların sadece.

Ama kaçamayacaksın.

Beni sevmesen de... ...birbirimizden nefret de etsek... ...gene

senden. Buna Ankara dönüşü konuşuruz.

Bir dakika.

Sabah giderken seni göremem.

Bana 80 bin liracık lazım.

Ne için?

İhmalinin bedeli sevgilim.

Bizon bir kürkeye ihtiyacım var.

Haklı değil miyim danışım?

Kocadan bulamadığım sıcaklığı Kürt'te bulurum belki.

Buyurun.

Kemal aşkın mısınız?

Sizi çok takdir ederim.

Kımdan sıkışık bir adamı takdir edersiniz herhalde.

Gel hele, gel kıpırdıyor.

Neredeyim? Neden karanlık burası?

Karanlık mı?

Işığı yak.

Siz neredesiniz?

Buradayız.

Yakarız lambayı.

Sen al hele bir cigara.

Yaksanıza. Yaktım bey.

Görmüyorum. Görmüyorum.

Ne oldu sana bey?

Bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum.

Neredeyim? Kimim?

Hiçbir şey hatırlayamıyorum.

Kimim ben?

Ne bilelim biz bey?

Her kişi kendi adını kendi bilir.

Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum. Korkunç bir şey bu.

İsim bu bulunur. Ali olur, Veli olur.

Belki Hasan'dır. Belki de Ömer.

Ömer mi?

Ömer.

Ömer.

Bak buldum bey. Yarın seni şehre götürür bir doktora gösteririz.

Altyazı M .K.

Sinemeki tohumu da nereden çıktı be?

Saati zor doğrultuyoruz üç kuruşu. Al başına bir ortak. Var mı yani bizim

bölgede icrayı sanat eylemek?

Başkasının çöplüğünde esinmeyi ben ona gösteririm.

Kör mü?

Tuh be!

Dilenci çanağından para çaldık.

Ver paraları be abla.

Zavallı işte.

Vereceğiz ama usulüyle ver.

Ayıp değil mi lan? Vicdanı tırasla eskiye.

Erkek sen başkasının kulağısını yürü.

Eşşoğlu beş kulak. Şimdi defol da... ...bir de karakol seyahati çektirmeyelim

sana.

Alnıyıp tüyümek. Ulan daha başım burası be. Sonra alırlar adamın tozunu.

Tak bir yumruk kökledim köstebeğin suratına.

Yardımınıza teşekkür ederim. Duydum kavganızı.

İşte paralarınız.

Çok teşekkürler.

Yalnız şey.

Burası İstanbul.

Her köşesinde bir öküz evliyası bulunur.

Paraları çaldırmamak için tetikte olmalısınız.

Yoksa öleleri var ki anladın mı? Allah 'ın cebinden peygamberi yürütürler diye.

Alışırız.

Allah'tan kötülerin yanında sizin gibi iyi kalpler de var.

Bu hareketiniz inanın yeni bir umut kapısı açtı hayatımda.

O kadar büyütmeyin canım.

Çelimsiz yarım porsiyonluk bir yumurcaktı.

Mühim olan yardımıma koşmanız.

Sokaklar ve insanlar ürkütüyordu beni.

Bana cesaret verdiniz, teşekkürler.

Fazla başınızı ağrıtmayayım.

Allah 'a ısmarladık.

Şey, bir dakika.

Şurada bir kahve var. Bizimle bir çay içmez miydiniz acaba?

Rahatsız etmek istemem. Daha değil, rahatsız etmeyin.

Şey, sahi söylemeyi unuttuk. Bizler de aynı meslekteniz.

Biz isteniriz yani.

Ama sahnemiz kaldırım.

Duvuliyemiz yirmi beşlik.

Ben şahsen şarkı söyler dans ederim.

Bir daha verdi darbuka çalar.

Bendeniz de klarnet üzerine tanıyor.

Bana da körler okulunda akordiyon öğrettiler.

Rahattım orada.

Ama sıkıldım.

Oradan ayrılıp kendi hayatımı yaşayayım dedim.

Bu ilk çalışmaya başladığım gündü.

Kurtardığınızda ilk kazandığım para.

Etraf hırsız dolu. Görmeden çalışmak kolay değil.

Görenin gözünü bile şeşimeş ediyor it oğulları.

Peki nerede kalıyorsunuz?

Bilmiyorum. Henüz düşünmüş değilim.

Bizde kalırsınız.

Evimiz kocaman.

Ne kocaman?

Saray gibi.

Odalarımızın sayısını bilmiyoruz.

Ama kocaman ya.

Hep beraber kalırız. Hep birlikte çalışırız. Akordeonlu orkestra.

Peki peki tabii.

Akordeon tabii şarkı.

Yakınlarınıza teşekkürler. Ama görmeyen gözlerimle ayağınıza bağ olmak istemem.

Benim alnıma kimsesizlik yazılmış.

Yok canım.

Bizler de kimsesizlik. Ama Felek akrabadan yakın yaptı birbirimizi.

Siz de katılırsınız aramıza.

Söyle Kazım abi.

Tabii ya. Hep beraber daha eğlenceli olur. Doğru laf.

Öyleyse itiraz yok. Bizimle geliyorsunuz eve.

Hasretmişim böyle sıcak bir dostluğa.

Yaşamaya başladığımı hissettim yanınızda.

Çok teşekkür ederim, içim ısındı.

Lafına değmez, alt yanı bir çorba.

İçimi ısıtan çorba değil, iyiliğiniz, dostluğunuz, insanlığınız.

İnsanlık dediğiniz nedir ki? Sermayesi olmayan bedava bir nesne.

Öyle de olsa herkese nasip olmayan bir mezi.

Hırsıza bin defa teşekkür borçluyum. Niye?

Sizleri tanımama sebep oldu diye.

Bizim Abdullah.

Abdullah mı?

Güdaverdi 'nin kardeşi.

Supaların en sevimlisidir.

İsmi biraz acayip de anlayamadım birden.

Sabah erken ayaklanacağımıza göre yatsak artık.

Ben size odanızı göstereyim. Buyurun.

Yatağınız biraz serttir ama temizdir. Gelin.

Şüphesiz.

Yürekleri sizler kadar temiz olanların evleri de öyledir herhalde.

Hamarattır fosforlu.

Yüzünü göremiyorum ama dünyanın en tatlı, en güzel kızı olduğunu

Allah rahatlık versin.

Size de.

İyi misiniz?

Fosforlu. Unuttunuz galiba hani dün.

Hatırladım. Birden uyanınca.

Bizimkiler işe çıkarken kıyamadılar sizi uyandırmaya.

Duyduğum huzur gevşetti herhalde.

Kendimi dostluk ve aile havası içinde bulunca bir başka oldum.

Size kahvaltı getirdim.

Kör olduğuma şimdiki kadar üzülmedim hiç.

Neden?

yumuşak bir el uyandırıyor beni.

Sonra kulaklarımda daha sıcak bir ses.

Bu avuçlarımda tuttuğum ilk kadın elin.

İlk mi?

Belki ilk değil ama hatırladığım bir başkası yok.

İlk olmak güzel şey.

Parmaklarımız incecik, yumuşacık.

Bir gariplik veriyor insana.

Bana bu kadar yakın olan, beni koruyan bu parmakların sahibini görememek çok

acı. Beni görebilseydiniz pişman olurdunuz.

Halim öyle berbat ki.

Yüzünüzü merak ediyorum ben, halinizi değil.

Peki nasıl bir kızım sizce?

Nasıl mı?

Mesela bu ses ancak çok güzel dudaklardan dökülebilir.

Bakışlarımızın sıcaklığı... ...ellerimizden belli.

Neden kaçırdınız elinizi?

Bilmem.

Şaşırdım bizden.

Böyle güzel laflar... ...işitmedim şimdiye kadar.

Bütahaf oldum.

Oturma!

Geliyorum! Geldiler.

Allah iş kaldırımlara paydos artık.

Kız Allah baba yürüyün ya kullarım dedinize.

Resmen Zümrüt meyhanesinin çalgıcıları olduk anladın mı?

Geçene kara kış soğuk yengen artık ha. Yengen ya.

sıkacakmışsınız. Sana yük oluyorum.

Genç bir kız herhalde bir köre baston olmaktan daha başka şeyler ister.

Keşke her erkek görmese de sizin kadar ince olsa.

Niye siz diyorsun bana?

Bilmem. Bir tuhafsınız.

Alışamadığım bir insan.

Yumuşak, kibar, kaba olsaydınız ulan bile derdim size.

Sadece sen de yeter.

Sen.

Ömer sen.

Bir daha tekrarla!

Sen!

Kulaklarımda sesi silinmedi,

silinmedi,

silinmedi.

Bu da...

Geçen o günleri sevemedim,

sevemedim, sevemedim kimseleri.

Sevemedim, sevemedim, sevemedim.

Çok güzel bir şarkı. Senin için söyledim.

Benim için mi?

İnanmam. Neden olmasın?

Şarkı dediğin doğru dürüst kıza söylenir.

Beni görsen? Seni hissediyorum yetmez mi?

Gözlerim görmüyor ama... ...bütün duygularımla çizdiğim bir fosforlu var

kalbimde. Nasıl çizdin?

Anlatsana ne olur. Merak ettim.

Nasılım sence?

Seni görenler güzelliğin için neler söylediler bilmem ama.

Neler mi? Hiç.

Islık çalarlar.

Sonra yani o biçim laflar atarlar. Başka ne diyecekler?

Halbuki benim görmeyen gözlerimde bir başka kız var.

Islık çalanacak değil. Saygı beslenecek bir kız.

Ne o gülüyorsun?

Yoksa tuhafına mı gitti sözlerim?

Kendime gülüyorum ben.

Saygı kim ben kim. Ama gene de hoşlanıyorum bu laflardan.

Sen konuşurken başka hissediyorum kendimi.

İçmişim gibi tıpkı.

İnanır mısın bayağı sarhoş oluyorum.

Biraz da korkuyorum.

Neden korkuyorsun?

Beni görmüş olsaydın yakıştıramazdın bu sözleri bana.

Başka şeyler söylerdin belki.

İnan bana fosforlu tahil ettiğim güzelliğini. Altın kalbini.

Ellerimle sıcaklığını hissettiğim iri ve büyülü gözlerini... ...içimi titreten o

ılık sesini anlatmak için kelime bulamıyorum.

Sus Ömer, sus!

Ağlatacaksın beni.

Ağlıyorsun zaten.

Ama tatlı bir ağlayış bu.

Keşke ömrümce ağlayabilsem.

Sevgilim, Ömer 'im!

Canım.

Galiba sözlerimi yanlış anladım Fosforlu.

Bütün sözlerimin altında sadece dosya bir mana yatıyordu.

Dosya mı?

Evet Fosforlu. Belki bana acıdığın, belki alışık olmadığın bir insan olduğum

için... ...sana olan kardeşliği sevgimi aşka yordu.

Doğru. Ben kimim ki aşık olasın? Alt tarafı basit bir sokak kızıyım. Pisin,

aklının aptalım biriyim.

Böyle konuşma yavrum. Bazen dostluk aşktan da üstündür.

Boş yere yorma kendini Ömer.

Cahilim ama ne demek istediğini anlayacak kadar da olgunum.

Onu öyle söyleme fosforlu.

Hem sana olan isterim kardeşçi olmasa bile... ...ne bekleyebilirsin bende?

Asıl ben kimim? Ben neyim?

Başkalarının yardımına muhtaç körün biriyim. Ne olur Ömer gözlerini bahane

bana.

Senin gözün senin desteğin olmaya razıyım ben.

Bana hakikati söylesen. Seni sevmiyorum sevemem desen bu kadar kırılmazdım.

Ne dalmışsın öyle?

Hiç.

Hiç dediğin de içeride aynı senin gibi.

Ne o kavga mı ettiniz yoksa?

Sorma Allah 'a sen Kazım abi.

Dert dediğin konuşa konuşa tükenir kızım.

Üzme tatlı canını. Sevmek senin de hakkın.

Sen ne sevmek hakkından bahsediyorsun Kazım abi? Sevmek haram bana. O da

sevmiyor işte. Zorla güzellik olmuyor. Sen onu seviyorsun ama.

Hem de nasıl.

Deliler gibi.

Ölesiye seviyorum.

Aşk dediğinde ölesiye olur zaten. Seninki gibi geberircesine.

Ama benimki kahretti beni. Bitirdi.

Şu içim. Şu yüreğim var ya Kazım abi.

Yanıyor.

Eridiğimi hissediyorum vallahi.

Ağlama boş yere. Ömer layık bu sevgine. Melaike gibi çocuk.

Beni biraz sevseydi de melaike olmasaydı keşke.

Daha nasıl sevsin yahu?

Zavallı. Aşktan şaşkına döndü çocuğum.

Beni kandırmak için söylüyorsun biliyorum.

Yok yahu. Bakma feleğimiz morarmış. Aşka meşke yan çizmişiz. Ama çakarım gönül

davalarından. İnan seni seviyor fosforlu. Çok seviyor. Eşekler gibi.

Hayır be Kazım abi. Kendi ağzıyla söyledi beni sevmediğini.

Dostmuşuz. Arkadaşmışız.

Onlar işin raconu be kızım.

İşin aslını ne biliyor musun?

Gözleri. Kör ya zavallı.

Kendisini sana layık görmüyor. Gözleri bir görmüş olsa.

Daha kötü.

Beni görünce hiç beğenmez belki de.

Hadi be beğenmezmiş.

Aynaya dargın mısın sen kız?

Hem o başka dünyanın insanı. Bir gün kendi alemine dönerse.

Onun alemi sensin bana sor.

Keşke açıkça konuşmasaydık.

Ne güzel rüyada gibi aldatıyordum kendimi onun yanında.

Korkma. Ömür boyu sürecek rüyan.

Hem de gerçek olarak.

İnan bana hayatta ölmeden evvel arzu ettiğim tek şey... ...seni gelinlik

görmek.

Hadi hayırlı geceler.

Gözüm abi. Yavrum.

Dalmışım. Damat Abdullah mıydı?

Hadi be sen de Ömer'din.

Gözleri de açılmıştı.

Rüyada gelinlik görmek iyidir abla. Belki Ömer ağabeyinin gözleri sahiden

açılır.

Var bunda bir hayır.

Vallahi de var billahi de var.

Bu rüya Allah 'ın gönderdiği bir haber.

Ömer 'i doktora götürsek ha Kazım ağabey ne dersin?

Ben ne diyeyim kendi desin. Bak burada.

Gözlerini bir doktora göstermeyi düşündük.

Teşekkür ederim ilginize ama... ...benim gözlerim iyileşmez. Doktorlardan büyük

Allah var.

Bir rüya gördüm seninle ilgili.

Hayra yordu. Kırma bizi.

Peki ama... ...boşuna umutlanıyorsunuz.

Başınızda bir yara izi var.

Bu ne zaman oldu?

Hatırlamıyorum.

O halde bir kazaydı.

Olabilir. Hatırlamıyorum efendim.

Peki çocukluğunuzu anlatın.

Onu da hatırlamıyorum.

Bütün hatırladığım bana bastonla yürümesini öğretmeleridir.

Körlerin gözleri bastonlarıdır.

Adımlarını açma.

Dikkat et diyorlardı.

Hepsi bu.

Ağlıyorum.

Hastanız hatırlayamadığı kaza sonucu hem gözlerini hem de hafızasını kaybetmiş.

Yapacağımız ameliyatla belki hafızasında kazanacak.

Yani görebilecek mi? Evet.

Ameliyatı için ne lazımsa yapalım.

Mazisini hatırlayınca bizi tanımayacak, bizi unutacak bile olsa.

Ben de unutmaya çalışırım.

Yeter ki o ışığa kavuşsun.

Bu ameliyat için ne kadar para lazım doktor bey?

Ameliyatı para almadan yapacağım. Siz sadece hastane ve bakım ücretlerini

edin yeter.

Teşekkür ederiz. Ne kadar tutar?

Üç bin lira kadar.

Arkadaş için üç bin liranın lafı mı olur?

Yatırıyoruz hastamızı.

Ben de elimden geleni yapacağım.

Teşekkür ederiz.

Hele bilakis insaniyetinize teşekkür ederiz.

Sen misin fosforlu?

Evet, benim Ömer.

Gidiyor muyuz?

Sen kalıyorsun.

Sevineceğim bir haberim var. Gözlerin açılacak.

Demek seni görebileceğim.

İnşallah.

Demek artık gözlerin içine baka baka... ...seni ne kadar sevdiğimi

söyleyebileceğim.

Kör bakışlarımı kaçırmadan, yalan sözler aramadan bütün aşkımı anlatabileceğim.

Saadetten ölebilirim Ömer.

Öyleyse bana olan sevgin dostça kardeşçe değildi.

Evet yavrum.

Seni karanlık dünyama ortak etmemek için yalan söyledim.

Yoksa seni ilk hissettiğim günden beri aşkların en güzelini yaşıyorum.

Ömer 'im.

İki bin altı yüz doksan lira daha lazım.

Ölme eşim ölme.

Öleceğiz ama gene de bulacağız parayı.

Yaşım yetti de toto oynardım.

Başlarım şimdi senin totona hüdaverdi.

Ulan zenginlik, ulan para.

Gözünüz kör olsun emi.

Öyle seviniyor ki gözleri açılacak diye.

Buldum.

Buldum.

Benim emektar klarneti mektep edelim. O senin gözünün bebeği bek yazım abi. Sana

feda olsun. Ömer 'e de.

Bir fikrim var.

Abdullah 'ı satalım. O senin kardeşim be. Mühim değil. Alt tarafı eşek sıpası

işte. Bir başkasını bulurum.

Memlekette eşek mi arıyorsun tonla?

...söylemem lazımdı. Yoksa sen canımsın. Hayatım... ...kardeşimsin benim.

Sen fedakarsın... ...basındır.

Eğer dilin olsaydı... ...aynı şeyleri söylerdim. Madem arkadaşız... ...zatın

benim fosforluğunun... ...sadefi için derdim.

Yokluğun kahredecek beni.

Ama sen... ...gece gündüz çalışıp... ...seni geri alacağım.

...bir sıpar. Tavşandan hızlı kaçar. Deveden fazla yük taşır. İnsandan çok

düşünür. Yok mu meraklısı?

Satılık mı bu?

Evet. Baba, sıpa satıyorlar.

Alsana bana.

Hadi yürü. Sıpa alınır mı?

İsterim.

İsterim. Bak, kovboyculuk oynamak için bundan iyisi bulunmak.

...bu bizim saatin sesi. Sus lan.

Bu kibar sıpadır. Acıkınca karnını zil çalar. Hadi yürü kandırıyorlar seni.

50 lira için böyle paşa pantolonu gibi çocuk ağlatılır mı?

Peki peki alıyorum.

Durmadan uyumadan çalışacağız.

Yalnız gazinoda çalışmak yetmez. Dışarıda da ne iş bulursak yapacağız.

Niye yüz vermiyorsun bana?

Cehennemdeydin dün gece.

Fazla mesai yaptık karıcığım. Hangi sürtüple?

Halbuki ben de sana yüzük almıştım. Dokuz bin lira nonoşum.

Kocaların en tatlısı. Erkeklerin en güzelisi.

Daha iki bin doksan lira lazım.

Bir haftada nasıl tamamlarız gerisini? Allah büyük ablacığım.

Allah büyük ama sandal küçük.

...bana bak bozulurum ha.

Madem dansöz oynatıyorsun biraz geniş ol be kardeşim.

Geniş senin baban susak ağzını.

Ağzını toplan yoksa... Yersin hayvayı.

Yürü Kazım abi bunlara sanat değil kasaplık et lazım.

Anam bir zolanı yiyeyim yavrum.

Şimdilik şunu ye de...

Çalıştık dedin de 1960

lira eksik hala.

Yarına kadar hastaneye yatırmamız lazım.

Abdullah da kaçmadı ki bir kere daha boyayıp satalım.

Hay güzel Allah 'ım.

Herkese çuvalla veriyorsun.

Bir gün de bizi gör.

Senin kararttığın bir çift göz için istiyoruz bu parayı.

Tam çarşafa dolandık yani.

Bu yaştan sonra hırsızlık etmek çanmak geliyor içimden.

Beş yüz papelden fazla etmez.

On bin liralık yüzük bu be insaf.

Biz insaf tüccarı değiliz.

Sen de yüzüğün sahibi değilsin. Daha fazla vermem.

Bana bin altı yüz doksan lira lazım.

Beş yüzden fazla vermem.

Ben de başkasına götürürüm. Dur dur dur. Peki ver oğlum ver oğlum. Dur bir

dakika.

Nerede kaldın be kız?

Meraktan ölüyordum.

Parayı buldun Kazım abi. Bu kadar parayı nasıl buldun?

Yoksa... Yoksa çaldın mı?

Çaldın değil mi yavrum?

Melek kız.

Çaldım Kazım abi.

Çaldım.

Ömer 'imin görmesi lazım.

Ya seni yakalayıp hapse atarlarsa?

Fark etmez.

Onsuz dünya zaten cehennem gibi gelecek bana.

Ama pusta olmuşum. Ha dışarıda.

Ne fark eder?

Melek.

O da insan bizim gibi.

Bunca zaman beraber yaşadık. Beraber mutlu olduk. Beraber aç kaldık.

O bizi sevdi biz de onu.

Gözleri görünce...

Önceki hayatında kral bile olsa unutmaz.

Bırakmaz.

Yitirme Umut.

Doğru.

Ümit fakirin ekmeği derler.

Hiçbir şey olmasa Allah var yukarıda.

Garibanız diye bizi de unutacak değil ya.

Üzdüm seni Kazım abi.

Sen benim anam, babam, her şeyimsin.

İsterdim senin gibi düşünmeyi. Ama faydası yok ki. Nasıl faydası yok? Bir

bakalım.

Benim gibi sokak kızları ancak rüyalarında saadete ererler.

İnsan tatlı bir rüya görür de uyanınca şaşırmaz mı?

Benimkinde rüya farz et.

Hem de tadı hayatım boyu yetecek bir rüya.

Yarın son defa görmeye gideceğim onu.

Fark ettirmeden vedalaşacağım.

İyi ameliyat başarısız yaşarsın. Sus Ömer sus.

Sana bir şey olursa ben yaşayabilir miyim sanıyorsun?

Sensiz hayat ölümden beter olur benim için.

Peki.

Şimdi sen söyle bana Ömer.

Şayet günün birinde beni kaybeder bir daha bulamazsan unutur musun beni?

Sensiz yaşamayı düşünemem bile.

Bana sevmeyi, sevilmeyi sen öğrettin.

Kurumuş gözlerimden mutluluk yaşları akıttın.

Nasıl unuturum seni?

Ömer, Ömer 'im.

Affedersiniz. Ömer Bey 'i ameliyata hazırlamamız lazım.

Başımda olacaksın değil mi?

Gözlerimi açınca ilk seni görmek istiyorum.

Hep seninle olacağım sevgilim.

Allah yardımcımız olsun.

Demek otomobildeki sen değildin.

İnanamıyorum gözlerime.

Affedersiniz. Beni birine benzetiyorsunuz herhalde.

Şakayı bırak kuzum.

Güldürme beni. Sen özü bilinen ünlü şarkıcı Kemal Aşkın'sın. Ben de karın

ben.

Yanlışlık olacak.

Adım Kemal değil hanımefendi. Ömer.

Kimseyle de evli değilim.

Bunu bana nasıl söylersin?

Beni nasıl tanımazsın? Beni, karını.

Gözlerim görmüyor. Sizi nasıl tanıyabilirim hanımefendi?

Ya Rabbi.

Demek gözlerini kaybettim. Rica ederim. Karım yok benim dedim.

Adım da Ömer.

Hastanede olduğuna... ...ve hiçbir şey hatırlamadığına göre...

...o kırk kere dilimin ucuna geldi.

Ömer Kemal aşkına benziyor diyecektim... ...işte bir şey oldu söyleyemedim.

Gazeteler sayfa sayfa resimlerle... ...kazada öldü diye yazdıktan sonra...

...kimin aklına gelirdi?

Karısı bile inanmış öldüğüne.

Bugün onu ikinci defa kaybettim.

Ben insansan rafiyim be kızım.

Ameliyattan sonra Ömer... ...değil Kemal aşkın... ...Hint padişahı olduğunu

öğrense... ...gene koşar bulur seni.

Boşuna üzülüyorsun abla.

Ömer ağabey bırakmaz bizi.

Tabii ya. Sana dünya bir yana sen bir yana demiyor muydun?

Onu diyen basit bir sokak şarkıcısıydı.

Meşhur şarkıcı Kemal Aşkın değil.

Bak kellemi keserim. Eğer iyileşince gelip seni bulmazsa ya.

Nerede bulacak beni? Hapishanede mi?

Dur bakalım.

Yakalanmadın ya hemen.

Hem ben senin hapishane köşelerinde sürünmene göz yumamam.

Ben de.

Daha olmazsa gider ben çaldım derim. Var mı ötesi?

Yok ben çaldım derim.

Aaa durun durun buldum.

En iyisi kaçarız buradan. Kimsenin bulamayacağı yerlere gideriz. Bir

deneriz ha.

Varsa şans deneriz.

Yaşa be abla.

Anca beraber kanca beraber.

Allah kahretsin.

Bunca zaman bekle... ...tam miras muameleleri biterken... ...herif

berbat etsin bir çuval inciri.

Dur telaşlanma kızım. Daha her şey bitmiş sayılmaz.

Biraz aklını kullansaydın... ...hafızasını kaybetmiş bir serseme...

olduğunu hatırlatmaya çalışmazdım.

Ne bilirdim kör ve hafızasını kaybetmiş olduğunu.

Ama bir şansımız daha var.

Ameliyat sonu gözleri açılsa bile... ...hafızası yerine gelmeyebilirmiş.

O zaman da gene her şey bildim. Ya her şeyi hatırlarsa?

Onun da kolayı var.

Varın yoğunu elinden alacak bir şeytanlık düşünürüm.

Hastanede. Neden?

Ne oldu bana?

Dün. Dün evet.

Ankara 'yı aldığım adam.

Dün değil. İki yıl önce. İki yıl mı?

Hayır imkansız. Deliriyor muyum yoksa? Peki ya Ömer?

Ömer. Allah 'ım.

Evet Kemal 'im ben. Kemal aşkınım.

Konsele gidiyordum.

Fakat ya Ömer?

Ya Kazım?

Fosforlu! Fosforlu nerede?

Sakin olun. Gelirler elbet.

dedikleri sensin herhalde.

Evet. Tam zamanında geldim öyleyse.

Bunu size Kemal gönderdi.

Bir süre ona bu çöplükte bakmış, hizmet etmişsiniz.

Demek bizleri hatırladı.

Bir zahmet kendileri gelemezler miydi?

Sizden önce gideceği önemli yerler, göreceği mühim kişiler vardı.

Kemal 'cığım dürüst insandır.

Borç altında kalmak istemedi. Bize bir borcu yoktu onun.

Belki iyi ama çok fakirsiniz.

Kemal ise zengin ve şöhretli.

Onun kazara aranıza düşmesini fırsat bilip para koparmak için ikide bir

geleceğinizi düşündü. İleride şantaj yapmamanız için gönderdi.

Hayır inanmam. Hakkımızda böyle şeyler düşünemez.

Sizce mühim olan Kemal 'in düşüncesi mi yoksa gönderdiği para mı?

Parayı az mı buldunuz? Sadece terbiyeni az bulduk. Eğer bir an önce çıkmasam

fosforlu düm tutar pataklayabilirim. Ne bakla? Otuz beşe bakla. Sus lan!

Evet.

Burası bir çöplük.

Sefiliz.

Yoksuluz.

Belki garibanız.

Kemal Bey 'e kim olduğunu bilmeden el uzattık.

Belki karnımız da aç olabilir ama gözlerimiz toktur. Bizim Kemal Aşkın

beklediğimiz ihaneti sadece bir selamdır.

Onu denen sen değil misin?

Evet.

Seni hırsızlık suçundan tevkif ediyorum.

Bekliyordum zaten.

Ona yataklık ettiğiniz için sizleri de tevkif ediyorum.

Çok zorluyor Kazım abi.

Yeni taşındık buraya. Hem kirasını da peşin verdik.

İnsan utandığı kadar insandır. Sen yüzüğü çaldığını... ...bunlar da suça

iştiraki... ...öylesine yüzünüz kızarmadan itiraf ettiniz ki... ...sizin

namınıza ben utandım.

Haklısınız tabii ama... ...biz açlık duymaktan... ...utanç duymayı unuttuk

bey. Ben hırsızlığa çocukken başladım.

Başka kızların bebek oynadıkları bir yaşta benim sıska omuzlarımda hayatın

ağırlığı vardı.

Hastaydı anam.

Açtı. Ölecekti.

Bir lokma ekmek onu kurtarır zannetmiş ekmek çalmıştım.

O ekmeğe karşılık beni çamurlu kaldırımlara çarpan bir tokat yedim.

Hatırladıkça acısı hala yanaklarımı sızlatan bir tokat.

Ama pişman değilim.

Eğer utanmak şartsa ekmeği çalan altı yaşındaki kız çocuğu değil, çocuğun

babasını işsiz bırakanlar, amacını açlıktan ölüm düşeni düşürenler utansın.

Hiçbir hırsızlığımdan utanmadım hakim bey. Belki kanımda var hırsızlık. Ama

kendim için kimsenin çöpüne uzanmadı bu eller.

Kendim için tek toplu iğne çaldımsa bileklerim kopsun hakim bey.

Ama hasta bir komşu çocuk için yumurta çalmak...

İhtiyarın öksürüklü sırtı için çamaşır ipinden bir hırka yürütmek ayıp gelmedi

bana.

Sonra Allah'tan Kazım abiye rastladım.

Fakir ama ruhu zengin Kazım abiye.

İnsanların en insanı Kazım abime.

O olmasaydı belki beni karşınıza bir kaldırım yosması olarak çıkarırlardı.

İşte o zaman kızarırdı yüzüm. Anlıyorum.

Kızım önce yaptığın hırsızlıklar belki affedilecek şeyler ama bu kıymetli

çalmanın cezası çok ağır.

Yapmayacaktın. Namusumu feda edip evin beyine teslim olsaydım o yüzük benim

olurdu. İstemedim.

Cezası idam olsa gene çalardım o yüzüğü.

Çünkü hapishane kapıları yüzüme kapanıp beni karanlığa boğarken sevdiğim bir

çift göz aydınlığa kavuşacaktı. Aslında ben bir yüzük çalmadım hakim bey.

Hürriyetimi sattım.

...sana suçlu muyum?

Müjdanımdan gelen sesi dinlersem... ...seni yanıma çağırıp... ...o temiz

yanaklarından öperek... ...şöyle derdim.

Suçsuzsun yavrum, suçsuzsun.

Yaşasın Hacı Bey!

Ama toplumun bana verdiği görevi... ...yerine getirerek sana iki yıl...

vermek zorundayım.

Durumunuzu anlıyorum. Onun için sizi tonton yanaklarınızdan öpebilirim.

Sevgi dolu bakışlarınıza tekrar kavuşmanın sevinci içindeyim.

Ne yazık ki beni bu güzel güne kavuşturan üç büyük insan aramızda

Müsaadelerinizle karanlık günlerimin üç meleğine huzurlarınızdan seslenmek

istiyorum. Sen, canım kardeşim Hüdaverdi.

Sen, Kazım abi.

Abilerin en kralı. Sen, canım Fosforlu.

Acı hatalarımın taklı sesi.

Karanlık günlerimde bana ışık olan aziz varlık.

Karanlık bir mutluluktan ışıklı bir umutsuzluğa yuvarlandığımı...

Tanrı 'ya al gözlerimi, ver fosforlu mu diye yalvardığımı söylersem... ...inanır

mısın bana sevgi?

Eğer beni duyuyorsan yalvarırım.

Koş bana, atıl kollarıma, seni bekliyorum.

Bekleyesin.

Tebrik ederim.

Gözlerimde nasıl

...yaşayamam bu şehirde. Bana kalırsa dışarıda yaşayamazsın sen.

Her yerde sesini duyup... ...her köşede afişini görüp... ...ona koşmamak elimde

değil.

En iyisi İstanbul'dan çok uzaklara gitmek.

Bilmediğin bir şey var. Sen ondan kaçıyorsun. O da seni kovalıyor.

Her zaman, her yerde.

Acaba Ömer 'e bir görünsek mi dersin?

Görünmek mi?

Deli misin be Kazım abi?

Bir ona bak.

Bir de bizim perişan halimize.

Ne çıkar?

Seviyorsun ya onu.

Hem de nasıl.

Aşkından geberiyorum.

Ölene kadar da seveceğim.

Öyleyse niye gitmiyoruz be yavrum? Anlamıyorum.

Hayalinde yaşayan Fosford 'u öldürmemek için Kazım.

Haklısın bunu düşünemedim.

Acaba onu son bir defa gazinoda uzaktan seyredip dinleyelim desem mi? Bana kızar

mısın? Ne dersin?

Bir halini bir kere daha doyasıya gönlüme doldurmak istemez miyim hiç?

Ama nasıl gideriz?

Kolayını buluruz. Düşünme onu sen, ben hallederim. Merak etme.

Bıktım bu fosforlu da.

Yapacağımız en akıllıca iş ayrılmamızdır İvan.

Ayrılmak mı?

O sokak kızı için mi?

Belki o bir sokak kızı ama senin gibilerinin çok üstünde.

Senin fosforlun varsa benim de beni seven bir erkeğim var. Bana tapan, benim

için her fedakarlığı yapan, benimle evlenmek isteyen bir erkek.

Öyleyse neden bırakmıyorsun yakamı? Niçin boşanmıyoruz hala?

Sana verdiğim yıllar ne olacak?

Karşılığını vermeden ayrılmam.

Pazarlığını açık yap.

Merak etme.

Senden fazla bir şey isteyecek değilim. Bu villayı, arabayı bir de beş yüz bin

lira.

Peki.

Boşanmak için mahkemeye müracaat ettiğin zaman... ...bu istediklerin senin

olacak.

Bu klarnete ne verirsin ahba?

Yüz elli lira.

Etme be birader. Şaka mı ediyorsun yani? Çok bir sıkışık olmasam ne diyorum...

...on bin liraya bilem vermem. Bu benim hayatım ne kardeşim?

Ha bir ananın yavrusundan ayrılması... ...ha benim bu klarnetimden ayrılmam.

Müze de yok böyle sağ ama... ...al şu iki yüzü de fazla uzatma.

Sattım gitti.

Bir beklenme kızım benim.

Seni okşarken zevkten çıldırıyorum.

Aynı sözleri şu Neriman olacak... ...kaç sevgiline kim bilir kaç kere

söylemişsindir.

Merak etme suyu ısındı sayılır. Yakında basacağım tekmeyi beline.

Peki ne biliyorsun?

Koyasından alsın malı mülkü. Ben bir nikah basıp yolcağı bas.

Sepetledim gitti karıyı.

Onca emeğimin boşa gitmesini istemezsin herhalde.

Alçak!

Ne aldı?

Kraliyetini Hüdaverdi usulü geri aldı.

Allah 'ım şükürler olsun sana.

Bu fedakarlığını unutamayacağım Kazım abi.

Muhterem dinleyenlerim, radyoyla da yayınlanan bu konserimde belki beni

ümidiyle üç sevgili meleğime her zamanki gibi huzurlarımızdan seslenmek

istiyorum. Sen kardeşlerin en tatlısı Hüdaverdi. Sen Kazım abi, abilerin en

altın kalbisi. Sen fosforlum, gözlerimin ışığa, yokluğunla kalbimin karanlığa

boğansaydın. Benden niye kaçıyorsun?

Birlikte yaşarken beni yalnızca kör bir çalgıcı olduğum için mi seviyorum?

Aramızdaki uçurum şöhretse her şeyimi bırakıp eski akordiyonumla ve kırık

kalbimle yanınızda şarkı söylemeye hazırım.

Fosforlu, tatlı kızım, sevgilim dön bana. Seninle körlük bile tatlı, ısrar

hoştur. Ben ışığa aşağına şöhrete değil sana muhtacım ne olur dön bana.

Kollarımı hasretle açık bekliyorum.

Ve ömür boyu bile olsa bekleyecek.

Gönül.

Altyazı M .K.

Geçen mutlu günleri Sevemedim

Sevemedim Sevemedim Kimseleri

Sevemedim Sevemedim Sevemedim

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.