Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Duydun mu?
- Bu işten nefret ediyorum.
Bir şey yapmalı mıyız?
- Evet.
Yapmalıyız.
Türkçe'ye çeviren; ufukbaba
Şuna bir bak..
Sigara içiyor.
Çabuk, bir resim çek.
- Ben gidiyorum. - Son bir sigara, yaşlı dostum..
Arı soktu AQ
- Burada arı yok.
Çiçek yok.
Bir çeşit kum arısı mı?
- Al şu küreği...
G
Bayan Hunter...
Bakalım şöyle.
72 yaşında...
İlaçlar...
Mesleğiniz neydi?
- Sosyetik.
Emekli.
- Ve kilo veriyorsunuz,
bu yüzden, daha çok yiyebilirsiniz.
Tamam.
Sizinle kocanız hakkında konuşmak istiyorum.
Yine ne oldu?
- Bu... çok hassas.
Bir bakıma sorun sizsiniz.
- Doktor ne dedi?
- Doktor tam bir yavşak.
- Zayıflıyorsun.
Sana daha fazla yemeni mi söyledi?
- Dedi ki; "Bekleme odasındaki kıza söyle,
siktiğiminin kasım ayında şort giymesin."
Ah, dün gece bir rüya gördüm.
- Öyle mi?
- Pis bir seks rüyası.
Ayrıntıları ister misin?
- Hayır.
- Kızlar nasıl?
- Örgü kulübü sensiz aynı değil.
Biliyor musun, sanırım Brenda
seni gruptan atttığına pişman oldu.
Seni özlüyor.
Acımasız olduğunu söylüyor.
5 para etmez bir laf işte..
- Sence amacı ne?
- Yani..Acımasız olmak,
tereddüt etmeden düşmanının, zayıf noktasına basmak demektir.
Genellikle bu ailesinden birisi olur.
Belki de Brenda diyor ki eğer benimle uğraşırsan,
Aileni mahvederim.
- Pekala.
Peki ya sen?
Yeni bir şey var mı?
- Sıfır.
Başarı yok, umut yok.
Bu kasabadan hemen çıkmalıyım.
- Bu duyguyu biliyorum.
- Birlikte ayrılmalıyız.
Değil mi? Burayı siktir et.
Yapmalıyız.
- Hey.... sapağı kaçırdın.
- Belki de seninle biraz daha vakit geçirmek istiyorumdur.
- Tamam.
Ama belki biraz yavaşlayabilirsin.
- O mu?
- İçeri gelmemi ister misin?
- Sorun değil.
- Bu hafta sonu bir randevum var.
- Hımm.
Ona bir bak.
Yakışıklı.
Ama, dalgası kol gibi mi?
- Evden çıkmam lazım.
- Hımm.
- Oraya tırmanmamı ister misin? Işığın sönmüş..
- Hayır.
Gelecek hafta görüşürüz.
- Hoşçakal.
- Emma... - Evet!
Hmm, dikkatli ol, tamam mı?
- Emredersiniz!
Nasıl gidiyor Chip?
- Lanet olsun, ayakların!
Doktor seni ihmal ettiğimi söyledi.
Tırnakları kesin, kremini sürün.
Gelincik bunu küçük defterine yazmış.
- Onca çetin sınava rağmen...
ilerlemiş yaşım ve ruhumun asaleti, her şeyin
yolunda olduğu sonucuna varmamı sağlıyor.
Bunu yarın yapacağız, Tamam mı?
Off!
Ah!
- Gördüğün en tuhaf şey.
- Ah.
- Bayan Hunter?
Ann? Neler oluyor?
- Sizi bir bakımevine nakletmek için mahkeme emrimiz var.
Ann? Ann?
- Sen kimsin?
- Yasal vasiniz.
Benim adım Rivera.
Bunu minibüste okuyabilirsiniz.
- Birkaç şey almam gerekiyor.
- Geri dönüp alırız biz onları.
Ben dışarı çıkıyorum.
- Hmm. Nereye gidiyorsun?
- Brenda ve kızları görmeye.
Ama önce bir adamla tanışacağım.
- Ah!
- Dikkatli ol.
Ne için? Şunun... Hmm?
- Charles'ı rahat bırak.
Bütün gün tavandan fareleri çekip çıkardı.
- Bu iştahını açıklıyor.
Peki, muayene...
nasıldı?
G gayet iyi.
G sonsuzdur.
Bunu tekrar söyleyebilirsin.
- Babam nasıl?
- İyi olduğunu söylüyor.
Harika değil ama biliyorsun.
Hmmm.
Bütün gün sarhoş olup yüzüne
karşı sigara içmese daha iyi olur aslında.
Onu görmeye gitmeliyim.
Gitmelisin.
- G onu tedirgin ediyor.
- Eski halini bilmezsin sen.
Harika bir babaydı.
Boğa kadar güçlü.
Ona tapardım.
Ta ki o kimse ile tanışıp annemi terk edene kadar.
Artık dengesini zar zor koruyabiliyor.
- Tamam.
Yarın ilk gün..
- Bunu nereden buldun?
Dikkat et!
- Neredeyiz?
- Bilmiyorum.
- Birisi bir hata yapmış.
- Bunun bir hata olduğunu düşünmüyorum.
- Eve gitmek istiyorum.
- Sen bu değilsin, Chip.
İyi olacağız.
Ben halledeceğim.
- Geç kaldın.
- Randevum vardı.
Bu her kızın hayal ettiği şeydi.
Geç geldi ve sonra tuvalete kadar
çişimi izlemek için peşimden geldi.
Bazı erkekler bunu seviyor...
- Bu konuda ne biliyorsun Claire?
- Birkaç kez bloğun etrafında dolaştım.
- Bu benim lanet hayatım.
İşimi kaybettim, annemin yanına taşındım.
Ve boş zamanlarımda
Yabancı adamların önünde işemem isteniyor.
- Ne yaptın?
Ben... bir şeyler mırıldandım ve sonra ayrıldım.
- Belki yanlış sinyal verdin.
- Bir kelime daha...
- G olsa gözlerini oyardı...
- Telefonunuzu kullanmam lazım.
- Burada olmamanız gerekiyor.
Siz bekçi misiniz?
- Hayır.
Ama bahçede çalışmama izin verdiler.
Ben Joseph..
- Ann.
- Bir yere mi gidiyorsun?
- Neredeyiz Joseph?
Burası nasıl bir yer?
- Yaşlılar için bir yer.
Sadece vasini dinle.
Onunla iyi geçin, sorun çıkmaz..
Ama etrafta dolaşan insanlardan hoşlanmazlar.
Bir telefon kullanmam gerekiyor.
Hı..hı.
- Senin yok mu?
- Evet ama...
- Kullanmak istiyorum lütfen.
- Bunun sana bir faydası olmayacak.
- Evet.
- Jack'e bir mesaj iletmem lazım.
- Çöl gülü.
Öyle diyorsan...
- Her 3 haftada bir biraz su ver.
Baktığım tüm bitkiler öldü.
- Sabırlı ol. ♥Her şey çok güzel olacak♥
- Chip?
- Hey!
Ne oluyor AQ?
Hey!
Bayan Hunter nerede?
Hey. Gitmen gerek...
Geçen hafta buradaydılar.
- Saat kaç?
Saat sabahın 3'ü.
Hayvanlar gibi kilitlendik..
- Burada insanların çoğu gezinmez..
Ama sen dışarıda dolaşıyordun.
Yeni sakinler ilk ay
dairelerinde kalmak zorundadır.
Kendi güvenlikleri için.
Daha sonra kapının kilidini açarız.
- Eve gitmek istiyoruz.
- Artık bizimlesiniz.. Mahkeme sizi benim gözetimim altına verdi.
Varlıklarınızı inceledik.
Ve bir şey eksik, ki bu önemli.
Çünkü tüm bunlar, tıbbi acil durumlar da dahil olmak
üzere sizin için yönettiğimiz varlıklarınızdan ödeniyor.
- Bu konuda hiçbir şey bilmiyoruz.
- Kocanızla konuştum. Paranın nerede olduğunu bilmiyor.
O zaman para yok.
- Görünüşe göre baban iş adamıymış.
Biraz mirası vardır..
Hiçbir şeyimiz yok.
- Seninle konuşmuyordum!
Son şans.
- Bana vuracak mısın?
- Hayır.
- Eskiden olsa, seni çıplak elleriyle,
dümdüz ederdi...
- Para nerede?
- Ah!
- Ona bir daha vurma.
- Otur...
Nerede?
- Başka hiçbir şeyimiz yok.
Hala nefes alıyor mu?
Doktor onun sandalyeden düştüğünü söyleyecektir.
Eğer yaşarsa ikinizi ayıracağım.
Sert ve yaşlı bir kadınsın.
Ama şimdi ona yardım etmelisin.
- Onu bir daha götürmeyin.
Onu benimle bırak lütfen.
Peki para?
- Hadi!
Şu şekilde oluyor;
Bir vasi, parası olan, izole edilmiş yaşlı insanları bulur.
Doktorlara bu yaşlı insanların artık
kendilerine bakamayacaklarını yazdırıyor.
Ardından avukatlarıyla birlikte mahkemeye gidiyor.
Yaşlılar ne olup bittiğini bilmiyor.
Bazen orada bile değiller.
Yani yargıç, hayatlarının kontrolünü tamamen Vasî olan kişiye verir.
Ve kendisi de onların
parasından ödeme yapar..
Bu yasaldır ve büyük bir iş koludur.
- Büyükanne ve büyükbabanın burada olduğunu mu düşünüyorsun?
- Evet, belki.
Bilmiyor musun?
- Burası baktığım dördüncü yer.
Ama içerideki adamı G'nin doktorunun ofisinde görmüştüm.
G nedir?
- Burada ne yapıyorsun?
- Benim kendi işim var.
Çevre düzenlemesi ve onarımı yapıyorum.
Haftada iki kez buradayım.
- G büyükanne demek.
Bize büyük bir G ile imzalanmış, çılgın isteklerle dolu,
notlar bırakırdı.
Biz de ona, bu şekilde hitap etmeye başladık.
Annem notlara G-mail adını verdi.
Kimseden bir bok almaz.
Ona benzemeye çalışıyorum.
Bunu görebiliyorum.
Polise, avukata gittik.
Hepsi bunun normal olduğunu söyledi.
Aile bile vasinin onayı olmadan ziyarete gidemezmiş.
Bunu duyduğuma üzüldüm.
- Bu arada ben Matt.
-Emma.
- Hey, O zaman benim işe geri dönmem gerekiyor.
ama sana yardımcı olabileceğim herhangi, birşey olursa,
haber ver yeter. Tamam mı?
Beni içeri sokabilir misin?
Yapabilir misin?
- Sana ne diyeceğim.
Eğer bir ara benimle çıkarsan,
bir dahaki gelişimde, sana yardım ederim..
Adil mi?
Kim ayaklarını düzeltti?
Dur, Chip.
Seni ne kadar çok sevdiğimi unutma.
- Bana olanları anlattılar.
- Charles...
- Sen...
Seni yaşlı sarhoş!
1 ay boyunca, avukat bürolarında ikinizi de,
oradan çıkarmaya çalıştım durdum.
ve sen sadece...
ve sen onun ölmesine izin verdin.
Hikayene inanmıyorum.
Ve ayık olsaydın
bunların hiçbiri olmazdı.
Artık benden bir şey bekleme.
Tek başınasın.
Burada kalabilirsin.
Biliyorsun, O bizi bu kahrolası yere,
ailesinden tek kalan kişi olan, sana yakın olmak için getirdi.
Ölmeden önce seninle konuşma fırsatı
bulamadığı için,
senin hakkında ne düşündüğünü anlatayım..
Bütün o lanet olası hayatın, boyunca senden utandı.
Ama bunu göstermeyecek kadar iyi bir adamdı.
Ve bak bu onu nereye getirdi?
Üzgünüm.
Tanrım, çok kötüsün.
Gerçekten seni dışarı çıkarmaya çalışıyordu.
Neden beni aramadın?
Seni daha önce bulabilirdim. Yardım edebilirdim.
Seni görmeye geleceğim.
Beğensen de beğenmesen de seni görmeye geleceğim.
- Şimdi ne yapacaksın?
Artık yılanı deliğinden çıkardıklarını mı söylüyorsun?
Bunu sana söyleyemem Chip.
- Ne demek istiyorsun?
Para yok, koca yok, ev yok.
Sen ne yapardın?
- Bayan Hunter?
- Mesajınızı aldığımda sınırın güneyindeydim.
Bu kadar uzun sürdüğü için üzgünüm.
- Jack'e mesaj bıraktım.
- Jack öldü.
- Sen kimsin lan peki?
Ben Jack'in oğluyum.
Ve kocanız için de üzgünüm.
- Daireme uğradın mı?
- Bu gece gideceğim.
Burada mı kalacaksınız?
- Bu eşek sikenleri hadım edene kadar.
Yeni bir giriş var.
203'ün anahtarı lazım.
Ne... ne...
Ne istiyorsun?
- Birisi beni apartman dairesinden beri takip etti.
Genç biri, bol pantolonlu.
- Ve?
- Onunla ne yapacağımdan emin değildim.
Ve daireniz...
Satılmış.
- İçeri girdin mi?
- Hiçbir şey kalmamış.
Kızgın mısınız?
Annem şöyle derdi;
"Öfkeni dışarı atarsan, daha uzun yaşarsın."
102 yaşına kadar yaşadı.
İşte bir telefon.
Senin için bir şey bulmamı ister miydin?
Şimdilik bekleyebilir.
Daha önce yapabileceğin başka bir şey var.
Ah, tatlı kahrolası İsa!
- Üzgünüm.
Her zaman böyle mi konuşursun?
- Burada ne yapıyorsun Joseph?
- Bahçede çalışacağım.
Seni biriyle konuşurken gördüm.
Arkadaki bakım kapısından çıktın değil mi?
Şu anda biri orada bekliyor.
Burada çalışıyor.
Beni takip et.
Farklı görünüyorsun.
Daha genç.
Öyle mi?
Sakat kocamı dövdüler.
Öldü.
Üzüldüm.
İçeri geri dönmelisin.
Onların sana da zarar vermesini istemiyorum.
- Teşekkür ederim Joseph.
- Eve hoş geldin!
Bana ölüm bakışı atmaya devam et. Gitmiyorum.
- Örgü işi nasıl gidiyor?
- Siktir git.
- Bir fincan çay?
- Doktorun bize günde iki paket sigara içtiğini, ve bol bol i.
votka içip, yemek yemediğini söyledi..
Charles'a kocanı aslında senin öldürdüğünü söyledi.
Bu arada harika görünüyorsun.
Doktor işin içindeymiş.
Senin yetersiz olduğunu yazan belgeyi o imzalamış ve,
Rivera bunu mahkemede kullanmış..
Paramız olduğunu sanıyorlardı.
Öyle mi?
Neden bunu düşünsünler ki?
Belki Chip'in sakladığı para vardı?
Para olsa neden hâlâ burada olayım ki?
Ama sonra benim param da gitti.
Buraya nasıl girdin?
Ahh şu çocuk. Kendisi taşeronmuş.
Tamir falan yapıyor, bilmiyorum.
Oldukça sevimli.
Seni buradan çıkarabilirim.
Belki evi geri alabilirsin.
Nasıl?
Birini tanıyorum. Bağlantıları var.
Biz... karşılık vermeliyiz.
Değil mi? Senin felsefen bu.
Asla kimsenin bir bokunu almıyorsun.
- Felsefem bu mu? - Evet!
Değil mi?
Sana yardım edemeyeceğimi düşünüyorsun.
Bu yüzden beni aramadın.
Ne düşündüğüm önemli değil.
Benim için önemli.
Sanırım bu senin sorunun.
Tamam.
Biliyor musun, herkes gibi seni terk etmeliyim.
Ama onun yerine seni buradan çıkaracağım.
Sırf seni kızdırmak için.
Sana bunu getirdim.
Buzdolabının üzerindeydi.
Teşekkür ederim Emma.
Bu benim için önemli.
Evet.
Gitmeliyim.
Emma...
Paran güvende.
Ama bu işin dışında kal.
Yardımına ihtiyacım yok.
Görmeye geldiğin için teşekkürler.
Nereye gidiyoruz?
Hiçbir yere. Buradayız.
Harika. Eğlenceli bir akşam olmalı.
Biliyor musun?
Sanırım yağmur kontrolü yapacağım.
Hadi gel. Piknik yapacağız.
Uzak değil.
Buraya nasıl girdin?
Kendi işim, unuttun mu?
Yüzmeyi bilmiyor musun?
Hiç öğrenmedim.
Geliyor musun?
Hayır. Böyle iyi.
İstersen kıyafetlerimi tekrar giyebilirim.
Seni rahatsız etmek istemem.
Tamam, güzel.
Tamam.
Buraya gelmemen gerekiyor.
Çay için biraz şeker lazım.
Beni içeri alacak mısın?
Sigara içemezsin.
Burada tanıdığım tek kişi sensin.
Onları topluyorum.
Silah delisi misin?
Neden? Sen silah kontrol memuru musun?
Sikimde olmaz..
Seni rahatsız ettiğini bilsem de,
küfür etmeyi bırakmayacağım Joseph.
Teşekkürler.
Küçük bir kızken...
Sürekli küfür ederdim.
Bir gün kaçırıldım.
Babamın...
çok düşmanı vardı.
Bir gün yolda oynuyordum...
ve birkaç adam geldi.
Ona mesaj göndermek için
haftalarca her gün beni dövdüler.
Sonra yarı ölü halde,
beni yol kenarına attılar.
Bir çiftlik işçisi beni buldu.
Kaçak bir işçi.. Beni hastaneye götürdü.
Ve herkesi şaşırtacak şekilde hayatta kaldım.
Ailem bana ne dedi biliyor musun?
Benim kaçırılmamın, küfürlerimden dolayı
Tanrı'nın cezası olduğunu söylediler.
Onlara gidip kendilerini sikebileceklerini söyledim.
Tamam.
Buna katlanacağım.
Burası neresiydi, büyüdüğün yer neresiydi?
Batı Teksas.
Arkadaş olmak istiyorum Joseph.
Sen... sen iyi bir adama benziyorsun.
Uzun zamandır misafirim olmadı.
Ve sen beni tedirgin ediyorsun.
Peki G'nin bir sonraki hamlesi ne?
Öncelikle eskiden yanında çalıştığım bir yargıçın yanına gideceğim.
Hadi be, yargıç mı?
Roy.
İşi bırakmak zorunda kaldım. Üzerime gelmeye devam ediyordu.
Hukuk fakültesine başvuruyordum.
Roy benim için bir mektup yazacaktı. Ben...
Şu sıralar hayatım berbat durumda.
Ve G benim bankerimdi..
Yani artık birikimlerim de gitti.
Banker mi?
Biriktirdiğim her şeyi ona verdim, o da bana %10 faiz verdi.
Haftalık gibi.. Böyle yaşıyorum.
Yani parası vardı.
Onu da mı aldılar?
Belki de almadılar.
Sakladı mı?
Vay.
Sanırım beni her hafta görmekten hoşlanıyordu.
Bu yüzden parayı bana verdi.
Belki başka türlü onu ziyaret etmeyeceğimi düşünmüştür.
Burayı beğendin mi?
Evet.
Sevişmek ister misin?
Şu anda mı?
Hımm.
Sandviç.
Bir süredir buradasın.
Kocam gibi başkaları da var mıydı?
Söylentiler duydum.
Geçen sene burada bir adam vardı.
Burt.
Sert yaşlı bir adam, Donanma komutanı.
Ve buradaki çoğu insan gibi onun da ailesi yoktu.
Böyle insanları severler.
Onu da mı öldüresiye dövdüler?
Ortadan kayboldu.
Bazı şeyler duydum.
Muhtemelen bizi korkutmak için anlatılan hikayeler.
Defolup gitmek için uygun bir yere benziyor.
Sen bir havai fişeksin, Ann.
Havai fişekleri her zaman sevdim.
Ama benimle hiç ilgilenmediler.
Bu doğru mu?
Ne yapıyorsun Joseph?
Mmm.
Yaşıyor musun?
Evet.
Ben iyi bir insan değilim Joseph.
Ama iyi bir eştim...
Son birkaç yıldır berbat bir hemşireydim.
Hayatımın bittiğini sanıyordum.
Onu kendim öldürmeyi düşündüm.
Ondan önce de berbat bir ebeveyndim.
Sabırsızdım ve bazen de...
zalim...
Hepimiz hatalar yaptık.
Bugün kafamı karıştırdın Joseph.
Normalde ben...
Konuşmayı sevmem.
Ah...
Neyse...
İyi biri değilim.
Ama başka niteliklerim var.
Bence inanılmazsın..
Emma?
İyi misin?
Ondan yardım istemekten nefret ediyorum.
Son gördüğümde,
çok agresifti.
Belki bu kötü bir fikirdir.
Sadece doğru şeyleri söylemeliyim.
Manipüle etmeliyim..
Bir yargıcı manipüle edeceksin, öyle mi?
Belki korunmak için bir şeyler alabilirsin.
Orada.
Umarım çok çirkin bir heriftir..
Oldukça büyük bir hikaye.
Bu Rivera'dan tam olarak ne istiyorsunuz?
Büyükannem Ann Hunter'a bir çek yazmasını istiyorum.
Onun dairesini satarken çaldığı para için.
Ben de onun...
Tamam, bak...
Onu kaçırdılar.
Bu biraz abartı olabilir.
Bak, emekliler büyüyen bir iş.
Ve bu işte, işadamları, politikacılar, gangsterler var,
bazen onları birbirinden ayırmak zor oluyor.
Bana yardım edecek misin?
Roy?
Geri gelip benim için çalışacak mısın?
Seni özledim.
Evet. Bunu çok isterim.
Ayrıldığım için üzgünüm.
Hmm.
Rivera.
İsim tanıdık. Birkaç telefon görüşmesi yapacağım.
Teşekkür ederim Roy.
Kafanı takma..
Bunu telafi etmeni sağlayacağım.
Beni ikna ettin.
Siz sapık, şiddet yanlısı,
işe yaramaz orospu çocuklarından,
bıktım usandım..
Beni vuracak mısın?
Evet.
Ben büyükannenin bir arkadaşıyım.
Saçmalık..
Teksas'tan geliyorum. Ben bir askerim.
Ailem büyükanneni uzun zamandır tanıyor.
Benden sana göz kulak olmamı istedi.
Seni seviyor.
Neredeyse kimseden hoşlanmaz..
Hastanede olduğunu sanıyordum.
İyiyim.
İyi görünmüyorsun.
Adamın biri daireye geldi.
Ve senin içinden geçti..
Sakin ol..
Pekala.
İçeri girdi...
Yani orada bir şeyler olmalı.
Daireyi aradık.
Yaşlı çiftin elinde başka bir
şey olsaydı bize söylerlerdi.
Çok daha fazla paraları olması gerekiyordu, değil mi?
O iş Bitti. Başka işlerle meşgulüz.
Ama o ibne herif, hâlâ dışarıda bir yerde.
Neden biraz ara vermiyorsun?
Kendine çeki düzen ver.
Adam gelirse, biz hallederiz.
Pekala..
Evet.
Evet. Tam orada olacağım.
Sana bir sorum var Joseph.
203 numaralı odada ne var?
Palyatif. Ölmek üzere bakımı.
Burada çalışanlar buraya kalkış pisti diyor.
Evet?
Emma hakkında konuşmamız lazım.
Arkadaşın Roy benimle
kilisemde buluşacacağını söyledi.
Kilisene gittim.
Sonra seni buraya kadar takip ettim.
İşverenimi tanıyor.
Şehirdeki seçim tabelalarını fark etmiş olabilirsin.
Senatör mü?
Sektörün babası.
Eyalet genelindeki
huzurevlerinin yarısının sahibi.
O yerlerden birinde büyükannem var.
Bu benim için bir iş.
Ve hiçbir şey asla kişisel değil.
Benden sana yardım etmem istendi.
Daha kişisel olamazdı..
Çaldığını ona geri ver.
Oğlun, Middlebury Hazırlık Okulu'na gidiyor, değil mi?
Bunu bana neden soruyorsun?
Büyükannemin senin tanımadığın arkadaşları var.
Ve sadece oğlunun hangi okula gittiğini
bildiklerini bilmenizi istiyorlar.
Hepsi bu.
Ailemi tehdit ediyorsun.
Hayır.
Ben sadece bir haberciyim.
Ama belki de, yaşlı insanları kaçıracak
ve onlara kötü muamelede bulunacak türden bir kişi
olduğunu düşünebilirler..
Hakkında bilmediğim bir şey olan
hiçbir arkadaş yok ortada.
Hastasın.
Ve yalnızsın.
Geçen gün bir şey gördüm. Şey...
Bir adam başka bir adamın ayaklarını yıkıyordu.
Bana İncil'deki hikayeyi hatırlattı.
Kocamı hayal kırıklığına uğrattım Joseph.
Onu koruyabilirdim. Ben...
Ona daha iyi bakabilirdim.
Bu senin hatan değil Ann.
Bunlar kötü insanlar.
Ve şimdi torunum onlarla ilgileniyor.
Bunun olmasına da izin veremem.
Bana Teksas'taki ailemi sormuştun.
Tabi onlar da kötü insanlar.
Kendimce kötü şeyler yaptım.
Bu insanlara yaptıklarının karşılığını vermek istedim.
Ama şimdi Emma'ya bir şey olmayacağından emin olmak istiyorum.
Sen şüphesiz, bir gülsün.
Ama biz her zaman bir gül oluruz.
Ben gidiyorum Joseph.
Param var.
Veya... Yakında biraz olacak.
Neden burada benimle kalmıyorsun?
Sen...yine de paranı harcayabilirsin.
Çünkü bu lanet yerden nefret ediyorum.
Burası yaşlılık yeri.
İstediğin gibi Emma'ya göz kulak oldum.
Seni dinlemedi. Yardım etmeye çalışıyor.
Ama o iyi değil mi?
Evet.
Evet, şunu söyleyebilirim ki...
kendisi oldukça etkili oldu.
Paranın bir kısmını geri aldı.
Bunu Emma mı yaptı?
Fena değilmiş..
Ama fikrimi değiştirdim.
Sonuçta yardımına ihtiyacım olmayacak.
Bunun için biraz geç.
Rivera?
Kaçtı.
Onun peşinden gidebilirim.
Ah, unut gitsin.
Ben devam ediyorum.
Alınacak şey...
Onu kendim alacağım.
Onlardan birinden.
Biliyorsun babam senden bahsetmeyi her zaman severdi.
Babanın geri gelip işi devralacağını
ummaktan asla vazgeçmediğini söyledi.
Senin şimdiye kadar tanıştığı en kızgın insan olduğunu söyledi.
Artık değilim..
Anne?
Bazı iyi haberlerim var!
Bu senin baban.
Üvey babam.
Emma, sen misin?
Gerçek annen, değil mi?
Biyolojik annen mi?
Evet.
Emma? İyi misin?
Lütfen...
Mutfakta konuşalım.
Büyükannenin bir miktar para sakladığını duyduk.
Nerede?
Bilmiyorum.
Şimdi annenin suratında bir delik açacağım.
Eğer dinliyorsan bana hiçbir
şey söylemediğini bilirsin.
Ne?
Eğer bir şey varsa, onu sana getireceğim.
Onu görmeye gideceğim.
10.000 dolardan fazla param vardı.
10.000 dolar mı?
Bundan çok daha fazlasına ihtiyacımız olacak.
Yönetimden.
Ne kadar hoş.
Bu çiçekler kocamı öldüresiye dövmemin telafisi.
Kocanıza dokunmadım.
Ayaklarını düzelten sendin, değil mi?
Bunun için teşekkür ederim.
Görünüşe göre bir ziyaretçiniz var.
Tamam, buradan dön.
Beni aradığına sevindim.
Bu çılgınlık.
G ne dedi?
Umurunda değil, oradane varsa al ve
"Annenin iyi olduğundan emin ol," dedi.
Eğer anneni geri alırsan,
onu buraya getir ve beni bekle.
Sen çok cesursun, Emma.
Değilim.
Acımasız olmaya çalıştım ama...
beni hasta etti.
Alışırsın..
Ben bu değilim.
Titremeyi bırakamıyorum.
Sadıksın.
Akıllısın.
Naziksin.
Bazen keşke sana daha çok benzeseydim diyorum.
Lütfen dikkatli olun.
Geriye kalan tek gerçek ailem sensin.
Bankalara asla güvenmezdi.
Sanırım bunda da haklıydı.
Bunun sadece para olduğunu söyledi.
Her zaman daha fazlasını elde edebilirsin.
Onun için söylemesi kolay.
Sanırım.
Bir gerileme yaşandı.
Ama yine de gidiyorum. Benimle gelecek misin?
Artık gidemezsin.
Para olmadan.
Ne demek istiyorsun Joseph?
Bu olmalı..
Arkada kürek var.
İhtiyacımız olacağını sanmıyorum.
Hadi.
Tamam...
Çok kolay, değil mi?
Tamam.
Lanet olsun!
Büyükannem ne yaptı demiştin?
O benim gerçek büyükannem değil.
Ve hiçbir fikrim yok.
Tamam.
Bekle..
Dinle, korktuğunu biliyorum, Tamam mı?
Ama, anneni bağlayan...
o adamların, burada ne
olduğuna dair hiçbir fikirleri yok.
Tamam mı?
Gidip onlara bu çantayı vereceğim.
Sonra sen ve ben geri kalanlar için geri gelebiliriz.
Başka hiçbir şey yapmana gerek yok.
Onlar G'nin..
Ama zaten alabileceğini söylemiş.
Özgür olacağız. Ne istersek onu yapabiliriz.
Yapamam.
Bunu sonra konuşuruz.
Yapmamız gereken ilk şey annenin iyi olduğundan emin olmak.
-Tamam mı? - Tamam.
Tamam.
Umarım Rivera buradaki insanlara göz kulak olur.
Daha önce görmediğim bazı adamlarla
birlikte yanıma gelip sorular sordu.
Çok agresifti.
Ona hâlâ paran olduğunu söyledim.
Özür dilerim.
Seni ziyaret eden herkesi takip etmelerini söyledim.
Paranı alacaklar ama yine de
seninle burada ilgilenebilirim.
Ben senin gibi değilim Ann.
Bunlar kötü adamlar.
Biz normal insanlar, korkarız.
Ben de korktum.
Evet.
Seni önemsiyorum Ann. Lütfen kal.
Orada tek başına hiç şansın yok.
Büyükannenin tanımadığım arkadaşları olduğunu söylediğinde,
yalan söylediğini sanmıştım.
Öyleydi..
Teksas'ta bir suçlular klanı.
Katil haydutlardan oluşan bir aile.
Ve şimdi o burada, insanları
öldürüyor, ailemi tehdit ediyor.
Bu arada siz çocuklar, onun ailesini kaçırıp
bizi de suça karıştırıyorsunuz.
Bu konuyu Ralph'la da konuşmam gerekecek.
Ve sen...
Seninle bir anlaşma yaptığımızı sanıyordum.
Sadece büyükannemi geri istiyorum.
Üzgünüm Bay Rivera.
Üzgünüm.
Tam bir karmaşa.
Ralph'ın fikriydi.
Harika son sözler.
Bir anlaşmamız var.
Tut onu.
Siktir lan!!
Senin gibi insanlar için,
Özel bir şey yapıyoruz...
O nerede?
Senin yüzünden artık silahlı korumalarla dolaşmak zorunda kalıyorum.
Adamların tekrar gelirse...
Hazır olacağım.
Beni bırakabilirsin. Başka kimse gelmiyor.
Sana parayı vereceğim.
Para zaten bende.
Emma nerede?
Vurdum onu..
Ben...
ölüm belgeni doldurdum..
Kumun altında,
uyandığın zaman, seni oraya kimin,
koyduğunu hatırlarsın.
Bu kasabadan hemen çıkmalıyım.
Birlikte ayrılmalıyız.
Değil mi? Siktir et burayı..
Yapmalıyız.
Nereye gideceğiz?
Buffalo'ya
Buffalo mu?
Orada iki kızım var.
Benden nefret ediyorlar.
Yıllardır benimle konuşmadılar.
Torunumu müzik dersine götürürdüm.
Benim için her hafta
Pırıltı, Pırıltı Küçük Yıldız çalardı.
Onlar benim ailem.
Ve ne gerekiyorsa yapacağım.
Dizlerimin üzerine çöküp beni
affetmeleri için yalvaracağım.
Tamam.
Sorun yok.
Seni bekliyordum.
Ah...
O nerede?
Ona vurdum.
Aferin sana.
Ah...
Yavaş ol.
Dolabın içinde.
Silahlarından biri yanında mı?
Kurşunum yok.
Bunu nereden buldun? Bir arkadaştan..
Nasıl kullanılacağını biliyor musun?
Ah Tanrım.
Onu tanıyorum. Sosyopattır.
Burada bekle Joseph.
Bana yardım et!
Ben yaşlı bir kadınım.
Joseph, Rivera'yı alıp buraya getirmeni istiyorum.
Sedye kullan. Yürü!
Bunları ona tak..
Sonra bagaja..
Onu dışarı çek ve ayakkabılarıyla çoraplarını çıkar.
Şimdi ne yapacağız?
Ters çevir.
Hımm.
Türkçe altyazı; ufukbaba
Ne diyor?
Bize bir ailesi olduğunu söylüyor.
Kocamı hatırlıyor musun?
Hava soğuk ama burada bir gün dayanabilir.
Belki biraz daha az.
Paran orada mıydı?
Beni affettin mi?
Evet Joseph, seni affediyorum AQ
Burada bekle.
Ah!
Öldüğünü sanıyordum.
Seni affediyorum Joseph.
Ama neredeyse torunuma mâl oluyordun.
Seni yanımda götüremem.
Ann...
Senin için odaya biraz para bıraktım.
Nereye gideceğiz?
Buffalo.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.