Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
BİR YIL BİR AY GİBİ, AYLAR HAFTA GİBİ, HAFTALAR GÜN GİBİ, BİR GÜN SAAT GİBİ GEÇERKEN.
İNSANLAR BİNA YAPMAKTA BİRBİRLERİYLE YARIŞIRKEN.
KIYAMET YAKINDIR...
13 MART
Sen Allah'tan hiç korkmuyor musun be adam!
Tövbe yarabbim!
Sen bu mübarek yeri, Allah'ın evini yıkamazsın! Yıktırmam sana!
Camiin artık benim.
Allah aşkına! Allah aşkına!
Alışveriş merkezi yapmak için bi cami mi yıkılır?
Senin aklın yerinde mi be adam? Ha?
Sana bir hafta veriyorum.
Pılını pırtını topla.
Devlete giderim.
Kanallara, gazetelere, hepsine giderim!
Nereye istiyorsan git!
Camii yıkılacak.
Göklerin ve yerin mülkü
sadece o'nundur.
Allah size izin vermiycek.
Ben gerekli izinlerimi aldım.
Kafir!
Allah seni kahretsin!
Bir hafta!
Allah sizi affetmiycek! Affetmiycek!
*ALAMET-İ KIYAMET: TARİKAT*
Çok sıcak.
Otel odalarından nefret ediyorum.
3 aydır yağmur yağmıyor, normal değil mi?
Otelde buluşmaktan sıkıldım.
E size de gidebilirdik.
Can Ekimoğlu.
Sen Bağcıların yolunu bile bilmezsin.
Beni seviyo musun?
Evet.
Karını boşıycak mısın?
Hayır.
En azından dürüstsün.
Sana bi sürprizim var.
Ama biraz beklemen lazım.
Ne kadar bekliycem?
Çok sıcaksın.
Ne kadar bekliycem?
Başaramıycaksınız!
Allah'ım affet!
Can? -Noldu?
Napıyosun? -Dişlerimi fırçalıyorum.
Kabus gördüm. Yanıma gel.
Ne gördün? -Beni hiç bırakma, olur mu?
Napıyorsun? Can! Canım acıyor, Can!
Yapma! Lütfen! Caaaan! Caaan!
Niye bağırıyorsun?
Caaan!
Şşşt! Uyuyakalıcan.
Bi sürü kabus gördüm.
Uff bayılcam sıcaktan. "Lübnan"dan sıcak, yemin ediyorum ya.
Biraz daha böyle giderse yağmur yağana kadar fabrikayı kapatacaklarmış.
Ne? E biz nolucaz? -Senin işin kolay.
Bulursun bi zengin koca olur biter. :)) -Ali, boş boş konuşma!
Tamam espri yaptım ya. -Öyle espriler yapma!
Elif Şener? Telefon? -Hadi koş koş.
Efendim?
Ya burdan aranır mı? Saçmalama!
Ne? Gerçekten mi?
Tamam, bi saate çıkıyorum. Hayır şimdi olmaz, bi saate... Hadi öptüm.
Alo?
Seni seviyorum.
Niye burdayız? -Sürpriz.
Ne güzel bi apartman.
Tıpkı filmlerdeki gibi.
Hoş geldiniz, Can Bey. Buyrun.
Beğendin mi? -Muhteşem.
Endonezya'da yaşanan yanardağ patlaması
sonucu Asya kıtasının büyük bölümünde gökyüzünü duman kaplamış durumda.
Ölü sayısının binlerle ifade edilebileceği söyleniyor.
Televizyon açık kalmış. Kusura bakmayın.
Bunlar nedir?
Valla, bunlar tüm dairelerde var burda.
Zamanında çok büyük bi yangın olmuş, binanın yarısı kullanılmaz hale gelmiş.
Daha sonra hiç dokuyu bozmadan yenilemişler.
Tarihi eser gibi düşünün. Onun dışında eşyalar çok kalitelidir. Bakın.
Garip.
Eşyalı tercih ettiğiniz söylendi.
Bizim mi burası?
Hayır, sadece senin.
Bize biraz müsaade eder misiniz? -Tabii.
Can, utanıyorum. Hem diğer evim nolacak?
Ben her şeyi hallediyorum. Merak etme. Buranın kirası 1 yıllık ödendi.
Rahat etmeni istiyorum, Elif.
Eğer beğendiysen bu ev senin.
Kıyafetler, ıvır zıvır, her şey buraya geliyor.
Hım... Ayrıca bu da...
son sürprizim. -Gerçekten mi?
Vosvos'un aşağıda seni bekliyor. -Seni seviyorum.
Yalnız, bu ev hakkında bilmeniz gereken bir şey var.
Neymiş o? -Merdiven yok.
Onu söyleyecektiniz, dimi? -Evet, merdiven yok.
İniş-çıkış asansörle olacak.
Nasıl ya? Girişte vardı.
Orası sadece bodrum kat için var. Yani apartmandan ayrı. Özel bir kuruma ait.
Giriş-çıkış kesinlikle yasaktır. Bilginiz olsun.
Sorun olmaz, değil mi?
Yok da garip yani. Merdivensiz apartman...
İlk defa duydum.
Güle güle otur, sevgilim.
Biz dışarda konuşalım.
Teşekkürler.
Hadi bakalım.
Nerdeydin? Onunlaydın, dimi?
Onu bulup ona hayatı zindan edeceğim!
Cevap bile vermiyorsun!
Senin erkekliğin bu kadar işte! Biraz adam ol... Belki bir çocuğun olur...
Merhaba, kızı. Biz yan komşunuzuz.
Ben Füsun, bu da kocam Atilla.
Merhaba. Ben Elif.
'Hoş geldin' desene, Atilla.
Bizimki de böyle bir cins işte.
Neyse. Hoş geldiniz. Memnun musunuz evinizden?
Daha yeni geldim ama çok güzel...
Biz de yeni geldin diye geldik zaten. :) Şimdi senin yemeğin de yoktur.
Akşam yemeğine davet edecektik.
Ama daha... -Aması maması yok.
Bekliyoruz, güzel kızım. Atilla amcan da çok sevinicek.
Peki, bi üstümü değiştirip geliyim o zaman.
Tuhaf.
Nerelisin, kızım?
Aslen Konya ama ben hiç gitmedim. -Ailen orda mı?
Yok. Annem rahmetli.
Babamla pek görüşmeyiz. -E neden?
Ah yine burnumu soktum. -Yok. Önemli değil. Babam hakkında konuşmayı pek sevmem.
Ben doğma büyüme buralıyım. Hatta
bu apartmanda doğdum. Atilla amcan da... (devşirmişler)
Yaa, ne güzel. Komşu aşkı yani.
Mesleğin nedir, kızım?
Bir fabrikada çalışıyorum. -Yüksek bir mevkide herhalde.
Misafirimiz var!
Hiç önemli değil.
Hayır, önemli. Odana!
Afiyet olsun. Şimdi başlayabiliriz.
Doruk bizim torunumuz. (devşirmişler) Ailesi 5 yıl önce trafik kazasında vefat etti.
Başınız sağ olsun.
Onu düzgün büyütmeye çalışıyoruz. Elimizden gelenin
en iyisini yapıyoruz ama bi anne bi baba gibi olmuyor, tabii.
İşiniz zor, tabii ama keşke o da bizimle yeseydi.
Öğrenicek masa adabını. Nasıl beğendin mi yemeği?
Beğendim.
Şu tablo ve göz gibi figürler benim evimde de var.
Onlar apartmanın geçmişinden gelir. Her dairede var.
Emlakçı bahsetmişti. -İyi misin, kızım?
Ay çok pardon. -Yemek mi dokundu acaba. Atilla, su getir!
Lütfen zahmet etmeyin!
Benim midem biraz kötü oldu da. -Ben hemen bi nane-limon yaparım.
Yok. Gerek yok. Ben eve gideyim.
İyi hissetmiyorum. Taşıma falan fazla geldi herhalde.
Gelmemi ister misin? -Yok. Çok teşekkürler. Tekrar elinize sağlık.
Kızım, burda dinlenseydin.
Neyim var? -Ne hissediyorsunuz?
Kusuyorum, başım dönüyor.
Normal hissetmiyorum. -Çok normal.
Nasıl normal?
Tebrikler, bi bebeğiniz olacak.
4 haftalık.
İmkansız.... Olamaz.
Galiba beklenmedik misafir?
İsterseniz kocanızla konuşun. -Kocam yok.
Tamam. Yani babası kimse onunla konuşun. Hızlıca karar verin.
Başka bi konuda yardımcı olabilirim size.
Koluma noldu ki?
Bilmem. Neyse.
Bugün Nisan'ın 18'i. Tekrar ne zaman görüşelim?
Nisan mı? Yanlışınız var.
Yanlış mı?
Ama Martın 30'u benim doğum günüm.
Can'la kutluycaktık.
Sakinleştirici yazmamı ister misiniz?
Kendisi de düşebilir, değil mi?
Yani öyle bir risk her zaman var, tabii ama şu an sağlıklı gözüküyor.
Aldırırsam
canı yanar mı?
Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
ÖLÜYORUM.
Gel, kızım. Gel.
Bugün nasılsın? Kendini iyi hissediyor musun, Elifçiim?
Pardon, tanışıyor muyuz? -Alem kızsın.
Fisun'la bana çay içmeye geldiniz ya.
Ne zaman?
Geçen hafta.
İyi misin sen? -Doktordan geliyorum.
Biraz kafam karışık da.
Aman benim bi tanem gelmiş!
Bu aslan parçası benim oğlum: Hasan.
Memnun oldum. Gitmem lazım.
Erkek.
Ne?
Erkek olucak. Öyle hissettim.
Ne mutlu, ne güzel bir haber!
Ne gerekiyorsa yan kapıdayız, komşu!
Alo?
Alo, nereyi aradınız?
Korkuttun beni. -Kapınız açık kalmış.
Gelsene içeri.
Aç mısın?
Bi şeyler içer misin?
Gel o zaman, annene götüreyim.
Noldu?
Neden gitmek istemiyorsun?
Korkuyor musun onlardan?
Yoksa sana zarar mı veriyorlar?
Ne o zaman? Anlat bana?
Onlar benim ailem diil. -Senin ne işin var burda!
Çok özür dileriz. Atilla, doğru onu eve götür.
Sohbet ediyorduk.
Doruk, ilgi çekmek için bir sürü yalan söyler.
Sen ona bakma, kızım. Çocuk işte.
Her neyse. Yorgunum. Dinlenicem biraz. İyi günler.
Dinlen tabii, dinlen. Can taşıyorsun.
Efendim? -Gönül söyledi. Hamileymişsin.
Ama daha yeni konuştuk. -Yaşlılık işte. İşimiz gücümüz dedikodu.
Ama unutma, biz senin yanındayız.
Unutucak vaktim olmadı henüz. (vaay)
Çok haklısın, hıh.
Kusurumuza bakma. Hadi iyi akşamlar.
Elif, delirdin mi? -Noluyo? Nerdeyim?
Napmaya çalşıyorsun? Deli numarası falan mı? Yoksa tazminat için bir oyun mu bu?
Ne tazminatı? Ne diyorsunuz siz?
İstifa ederken bağırmaya başladın. Günlerdir işe gelmiyorsun.
Bir kuruş para vermem, haberin olsun. Zaten kapanıp gitçek burası.
Su yok, elektrik yok! Yakında buğday ithal edeceğiz, buğday! Domates bile satamıyoz!
Günlerdir işe mi gelmiyorum? -Tek dertleri başkanlık...
Elif?
Bir dakika!
Ya Elif nerdesin?
Ya niye gelmiyorsun? Arıyorum açmıyorsun? Konuşsana benimle!
Ali, bugün günlerden ne?
Cuma. Neyin var senin? -Hayır, hayır.
Tarihi ne?
14 Mayıs.
Elif?
Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.
Kararımı verdim. Ben bu bebeği istemiyorum. -Baba mı istemiyor?
Onunla konuşmadım ama o da benimle aynı fikirde olucaktır.
İmkansız. -İnanın bana, babası sorun değil
Hayır. İmkansız, çünkü yasal süreci kaçırdın.
Tarih ne?
15 Haziran.
Ama bana yardım ediceğinizi söylemiştiniz?
O günden 2 ay geçti, Elif.
Sen iyi misin? -Değilim! Deliriyorum ya da hastayım!
Bugüne nasıl geldik hatırlamıyorum. Uyudum mu naptım!
Kafayı yiyorum.
Daha geçen hafta buradaydın. Keyfin yerindeydi.
Onu doğurmak istediğini, anne olmak istediğini söyledin.
Ben böyle bir şey hatırlamıyorum.
Bak, sen de bebek de gayet sağlıklısınız.
Doğum öncesi kadınlar stres yaşar, depresyona girerler.
Yani bu kürtaja karar vermiş olmak sana ağır gelmiş olabilir.
Psikiyatrist bir arkadaşım var, onunla görüşmeni istiyorum.
Bunlar dışında söylemek istediklerin var mı?
Hayır.
Ailen nerde?
Görüşmüyoruz. Gerçekten yalan söylemiyorum.
Bunların hiçbirini uydurmuyorum da. Zamanın nasıl geçtiğini
anlamıyorum. Korkunç rüyalar görüyorum.
Gördüğün kadın, bebeğini mi almaya çalıştı?
Hayır. Yani bilmiyorum.
Açık konuşucam. Sesler, ağlama, paranoya,
bunların hepsi hamilelikte olabilir.
Ki senin hamileliğin pek planlı olmamış.
Yalnız hissediyorsun kendini.
Hastalık derecesinde yalnızlık
zaman algısını yitirmene sebep olabilir. Ailenle,
arkadaşlarınla, komşularınla vakit geçirmeyi dene. -Ailem yok.
Arkadaşlarım da yok.
Komşularım,
onlar garip insanlar.
Söylediklerini kayda geçersem denetime girersin.
Ve sonrasında bebeğini senden alırlar.
Bunu ister misin?
Bilmiyorum. -Yazacağım ilaçlar dışında sana tavsiyem, yalnız kalmaman.
Birileriyle buluş. Zaman kargaşasını engellemenin en iyi yolu bu.
Şu tablo nedir?
Taşındığımda burdaydı.
Teşekkürler vaktiniz için. Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum.
Şerefsize bak!
Ya böyle bi durumda seni nasıl yalnız bırakır, Elif?
Durumu bilmiyor ki.
Ya, napıp edip ona anlatman lazım.
Bak, ben yanındayım. Hadi. -Telefonu kapalı diyorum.
Evden ara o zaman. Karısı çıkarsa da
bir bahane uydur. Bir şekilde konuşman lazım. Bilmesi gerek, Elif.
Efendim?
Ee, merhaba. Can beye ofisten ulaşmaya çalışıyoruz da
telefonu kapalı. Acil bir durum vardı da.
Senin ismin nedir?
Ee, Merve.
Bekle bakalım, Merve.
Can, seni arıyorlar?
Efendim? -Can, benim.
Delirdin mi sen? -Hamileyim, Can.
Bebeği aldıramam, çünkü zamanı geçti. -Saçmalama.
Aldırmıycaksın zaten. Anladın mı?
O zaman gel konuşalım.
Şimdi gelemem. Yurtdışına çıkıyorum.
Gitmeden sana fazlasıla para gönderirim.
Sakın bi aptallık yapma.
Can, korkuyorum diyorum. Anlamıyor musun?
Korkucak bir şey yok, hayatım. Beraberiz.
Bebeğimiz olucak, Elif.
Bizim bebeğimiz.
Seni seviyorum. Hiç merak etme.
Şimdi kapatmam lazım.
Ama ben...
Alo?
Noldu? Ne dedi?
Gece dışarı çıkmak istiyorum. -Elif sen kendinde misin?
Yine zaman atlaması falan... -Ali!
Ya herif ne dedi, onu söyle? -Boş ver onun ne dediğini.
Gece benimle dışarı çıkıcak mısın çıkmıycak mısın?
Senden bi istediğim daha var? -Ne?
Oturduğum apartmanı araştırabilir misin?
Apartmanı mı? -Evet. Yani daha öncesinde
tuhaf bir şeyler olmuş mu onu merak ediyorum.
Olur.
Çok sağ ol.
Gece görüşürüz.
Canım, kedim kaçmış da onu arıyorum.
Sizin kediniz benim evime nasıl girdi?
Kedi işte bilmez misin, canım? Her yere girer çıkar.
Bilmem de sevmem de.
Yemeğe gelsene, balık yaptım. -Yok.
Gece dıraşı çıkıcam. -Nereye?
İzininzle dans etmeye. -Ama canım, hamileyken doğru değil bu!
Gönül hanım, bakın, terbiyesizlik yapmak istemiyorum.
Bak, senin evde oturup dinlenmen lazım.
Yüzyıllardır bu kitabı arar durur. -Hıı neyse, çok
girmeyelim o konulara. Birden fazla alamet var dediniz.
Bilmemiz, görmemiz gereken, kaçırdıklarmız var mı?
Siz körsünüz, kör!
Berzenci'den hadis: İki müslüman ordusu savaşacaktır.
İran-Irak savaşı: 1980.
Ondan bir yıl evvel 1979'da Kabe'de kan akmıştır.
Bu topraklarda minareler yükseldi.
İçlerini lüks lüks donattılar.
Yüksek namaz sesleri duyulur oldu, ama içlerinde mümin yoktu.
Bunlar hep alamet.
Ahir zamanı güneş tutulması yakındır. Kuraklıklar artar. Daha ne...
Kıyametten evvel iki büyük hadise vardır.
Sonrasında depremle...
Ya siz laftan anlamaz mısınız?
Kaç yaşındasın sen?
25.
Beni tanıyo musun?
Sen bi orospusun, bunu biliyosun dimi, Merve?
Yoksa Elif mi demeliydim?
Bu bebeği doğurmak istiyo musun?
Can mı söyledi?
Elbette ki Can söyledi.
Ve bi daha seni görmek istemiyo.
Yalan söylüyosun.
Yurtdışında falan da diil.
Evde.
Beni, yani karısını bekliyo.
Seni de
o piçi de istemiyo.
Bi daha Can'ı arıycak olursan
buraya gelirim ve seni öldürürüm!
Neyse ki güzelsin.
E şanslısın da sana yardım edicem.
Nasıl? -Jinekolog bi tanıdığım var. İsmi Faruk.
Ona durumdan bahsettim.
Biraz yaşlıdır ama temiz iş çıkarır. Seninle ilgilenicek.
Gençlik.
Ne güzel şey öyle değil mi?
Can'ı unut. Bu evin tadını çıkart.
Git başka bir evli adam bul. Etrafta bi sürü. Hıhhım.
Ama sana söylediklerimi sakın unutma!
Diyorum ki, acaba gece çıkmaktan vaz mı geçsen? -Defol!
Elif? İçkim bitmiş. Ben kendime bi tane alıcam, sen de istiyor musun?
Offffss!
Hah aa nihayet. Pardon, bakar mısın?
Ay lastiğim patladı da.
Alooo?
-Nasıl geldim buraya? +Şşş, sakin sakin, acımıycak. -Napıyosun sen? +Çok acımıycak.
Bana tarihi söyle? -Tansiyonun biraz yüksek.
Cevap ver! -10 Ağustos.
Psikiyatrist arkadaşımla konuştuk.
Bu yaşadığın durumun geçici olduğunu söyledi. Kendine yabancılaşma deniyor.
Son 1 ayda 3 kez gördüm seni.
Kendindeydin, mutluydun.
Beni duyuyo musun?
Elif?
Elif?
İçeri girin.
Onların ne işi var burda?
Son 1 aydır seni onlar getiriyo.
Kendi kızları gibi bakıyorlar sana. -Teessüf ederim. O bizim kızımız zaten.
Hem de ne güzel bi kız.
Merak etme, kızım. Seni hiç yalnız bırakmıycaz.
Teşekkür ederim.
Merak etme....
Acımız çok büyük. Kardeşlerimizi, ailemizi, çocuklarımızı, binleri kaybettik.
Yetkililer artçı şoklar için halkı uyarıyor.
Başka bir 17 Ağustos yaşanmaması için
herkesi duyarlı davranmaya davet ediyor. -17 Ağustos.
Ali, bugün ayın kaçı? -17 Eylül.
Elif, lütfen telefonu kapatma.
Neden kapatayım?
Haftalardır telefonumu açmıyorsun. Bak, sana ulaşamıyorum.
Hayır.
Hayır, ben...
Ben hatırlamıyorum. -Beni dinle.
Apartmanla ilgili tuhaf bi şey var mı araştırmamı istemiştin.
Senden önce o dairede oturan bi kadın bikaç ay önce intihar etmiş.
Olaydan sonra kocası ordan taşınmış. Yeni adresini buldum.
Hamileliğin ne alakası var bilmiyorum ama
seni rahatlatacaksa gidip konuşabiliriz.
Ali, lütfen beni yalnız bırakma.
Elif? Bak, konuya yavaş yavaş gir, olur mu?
Yani sonuçta adamın karısı ölmüş.
Ters bi şey söylerse doğaldır.
Buyrun? -Selamünaleyküm.
Ee biz Kaan beyi aramıştık. Kaan Yamoğlu.
Kendisini buldunuz.
Evet, sizi dinliyorum.
Öncelikle başınız sağ olsun. -Ha o mesele.
Gazeteci falan mısınız? -Yok. Yok.
Ben sizin eşinizle oturduğunuz dairede oturuyorum.
Ne güzel. Çok kaliteli bir apartmandır orası.
Güzel anılarımız oldu orda.
Pardon da eşiniz orda ölmedi mi? -Elif?
Sizin bana sormak istediğiniz şey nedir?
Apartmanla ilgili söylüyeceğiniz bir şey var mı?
Sizi ya da eşinizi rahatsız eden bir durum oldu mu?
Komşular mesela? -Komşular çok iyidir.
Fisun hanım az yardım etmedi bize, sağ olsun.
Hepsi öyle.
Eşime gelince, uzun süredir psikolojik problemler yaşıyordu.
Bir de üstüne o büyük sorumluluğu kaldıramadı.
Ne sorumluluğu? -Anneliği. Eşim hamileydi.
Zor bi dönemden geçiyoruz da.
Elif?
Elif?
Ben su getireyim.
Burdaydı.
"Alkarısı."
Anlattığın tarifi yazınca bu çıkıyor.
Genellikle kırmızı içindedir.
Vücudu çürük ve çöküklerle dolu. Oldukça çirkin.
Oldukça güçlü. Hamile kadınlara musallat olup....
Eee?
Boş ver.
Söyle?
Bebeklerini yermiş. -Bebeğe zarar vermek istese
şimdiye kadar verirdi. Bir hikaye de şöyle...
Yerli olmayanlar buna "Lilith" dermiş.
Ademin ilk karısı.
Adem'in ilk karısı. Evet ama
daha sonra isyan edip yüzlerce cin çocuk doğurur.
Ceza olarak çocukları katledilince
İblis ile beraber Ademoğlulları'na musallat olmaya yemin etmiştir.
İblisin yeniden doğacağı günü beklemektedir.
İblis ne yaa?
"Deccal."
Bebeği korumaya çalışıyor.
Dur dur. O ne?
Yok artık, Elif. Buna inanıyor olamazsın?
Ya lütfen okur musun?
İblis ve Lilith'in birleşmesi sonucu bu figür ortaya çıkmıştır.
Tapınak Şovalyeleri denen örgüt (tarikat), bu resimdeki keçiye taptıkları için
1310 yılında Kilise tarafından satanist ilan edilip diri diri yakılmışlardır.
Ya bunlar kafayı yemiş. Biz niye okuyoruz ki bunları? -Devam et.
Tapınakçılar dağıldıktan sonra tekrar bir araya gelerek
"Baphomet"e tapmaya devam etmiştir.
Baphomet bu keçinin adı herhalde. -Anladık.
Tapınak Şovalyeleri yıllarca gizlendikten sonra
"ilüminati" adı altında tekrar ortaya çıkmışlardır.
Dünya liderlerini kukla olarak kullanan bu örgüt gizli kalmak zorunda oldukları için
en büyük silahları sembolleridir.
Mimaride, medyada üst başta, parada, her yerde.
Napıyosun yaa? -Yeter artık. Açlıktan ölücem.
Sen bu isimleri nerden biliyorsun?
Babam imamdı da.
Nasıl? Ciddi misin?
Ama sen hiç dindar değilsin?
O çok dindardı ama
annemi dövmeyi hiçbir zaman günahtan saymadı.
Özür dilerim.
Bi gün o kadar çok dövdü ki
annem beni de alıp kaçtı.
Ne beni
ne annemi hiçbir zaman sevmedi.
O yüzden dindarlık o ise ben böyleyim.
O yüzden mi görüşmüyosun onla?
O evden çıkmam lazım.
Çık o zaman.
Hamileyim ve kalıcak yerim yok.
İstersen bende kalabilirsin.
Yok. Sana yük olmak istemem.
Saçmalama, Elif.
Bak, ben senin her zaman yanındayım.
Hadi. Bu konu kapanmıştır.
Teşekkür ederim.
Hadi gidip eşyalarını alalım. -Yok.
Senin oraya gelmeni istemiyorum. -Niye?
Komşularım.
Onlardan korkuyorum.
Ben hemen alıp gelirim, tamam mı?
Tamam.
Can sana ulaşamıyorum. Evine geliyorum. Başka çarem yok.
Kızım, saatin var mı?
10:30
Pardon? Burası Can Ekimoğlu'nun evi değil mi?
Öyleydi. Can bey ve karısı rahmetli oldular.
İyi misin, abla?
Depremler, güneş tutulması, dumanlar söyledikleriniz bir bir çıktı, hocam.
Bak ben söylemiyorum ki. Sen bizzat gıyamet alameti
eğer açıyip okusaydın Guranı kim söylüyor görürdün.
Deccal konusuna gelelim. Ne zaman geleceği hakkında bir bilgi var mıdır?
Bir hadis şöyle der:
Her yüzyılın başında önemli bir olay olur.
Bir yüzyılın başında da Deccal çıgıcaktır.
Başka bir hadis de şöyle diyor:
Bir Ümmetin ömrü 1000 yılı aşıcak fakat 1500'ü
görmiycektir der.
İşte bu,
şu an bulunduğumuz zamanı gösterir. -Kimdir Deccal? Nedir?
Kimilerine göre Siyonizm, kimilerine göre Kapitalizm,
kimilerine göre Komünizm'dir.
Ama Deccal, Deccal'dir!
Şeytan hayalinizdekinden çok daha korkunçtur. Canlı canlıdır.
Nereden çıkıcak, peki?
Bazı filmlerde Amerika'dan,
Avrupa'dan, Rusya'dan çıkıyor.
Halbuki Hz. İsa ve
Hz Mehdi'nin
Deccal'i öldürmek için kullanıcağı kılıç,
yani Hz. Davut'un gılıcı nerde biliyo musun?
Nerede? -Ah benim cahil kızım, ahh!
Topkapı Sarayı'nda!
Kutsal emanetler bölümünde.
Bi git, ziyaret et, gör.
Üstünde 'Kılıcın son sahibi
İsa Mesih olacaktır' yazar.
Deccal Dünya'ya gösterişle diil.
En sade yerden
gizlice gelecektir.
Yani Deccal aramızda olabilir.
Belki de içimizde.
Esselamü aleyküm ve rahmetullah.
Esselamü aleyküm ve rahmetullah.
Seyit?
Yardımına ihtiyacım var?
Seyit, neyin var?
Ne yaptığını,
zamanın nasıl geçtiğini çoğu zaman hatırlamıyosun değil mi, kızım?
Bi bakıyorum, günler,
hatta aylar geçmiş.
Hadis der ki:
Kıyamet yakınsa
yıllar ay gibi,
aylar
gün gibi, günler saat gibi geçer.
Ne demek şimdi bu?
Bu evi kim buldu?
Bi arkadaşım.
Hz. Süleyman, mabedini inşa ederken
Şeytan ondan emir almaktan usanıp
fani duvar işçilerine
fitne verir.
Fakat işçilerin başı Hiram,
Hz. Süleyman'a bağlı ve onurludur.
Kalfalar Şeytan'a uyup onu öldürürler.
O gün Şeytan ve kalfaların arasında başlayan ortaklık
günümüze kadar gizli örgütler olarak devam eder.
Bu örgütler binlerce yıldır
Deccal'ın dönüşünü bekler.
Tek göz: @
İlüminatinin simgesidir. Çünkü
Deccal'in de tek gözü vardır.
Alnında
"Kafir" yazıcaktır.
Neden yardım ediyor insanlar ona? Deli mi bunlar?
Binlerce yıl önce,
o kalfalara vadettikleri için yardım ediyorlar.
Deccal bu Dünya'ya geldikten sonra uzun süre mescitten gizlenicek.
O dönemde bu örgütler
devletler kurarak
savaşlar yaratarak onu görünmez kılıcaklar.
Unutma, kızım:
Cinler onun yardımcısıdır.
Çocuk, kadın, erkek
herkesin kılığına girebilirler.
Seyit?
Ne biliyosun da anlatmıyosun bana?
Yalvarıyorum sana, anlat!
Lanetli olan ev değil.
Sensin!
Elif?
Kızım?
Seyit, nolur kendine gel!
Seyit, benim, Elif!
Seyit?
Kendine gel! Sana ihtiyacım var!
Babaaa! Nolur beni yalnız bırakma! -Sana yardım edemem, kızım.
Üzgünüm.
Babaaaa!
Güzel kızım, iyi misin? -Bize ihtiyacın var mı?
Alo? -Elif hanım?
Evet. -Ben Jinekolog Doktor Faruk Özarman.
Nazan hanım rahmetli olmadan önce sizin hakkınızda görüşmüştük.
Bir ödeme yapmıştı. Ona sözümü tutmak isterim.
Ama yasal süreci kaçırdım.
Alo? -Elif hanım istiyor musunuz istemiyor musunuz?
İstiyorum. Yeriniz nerde?
Çember Sok. No:3 Osmanbey. -Ne zaman?
Mesai bitiminde hemen bekliyorum.
Ne kadar zaman.....
Tarih ne? -Biraz önce koridorda baygındınız.
Buraya gelmenize yardım ettim.
Allah'ım.
Burdan gitmeniz lazım. Yoksa sizi öldürücekler.
Ne dedin sen?
Sizden önceki ablayı da onlar öldürdü. -Onlar kim?
Nolur beni de alıp kaçın burdan yoksa bana zarar vericekler.
Kim onlar, kim? -Doruk!
Beni onlarla bırakma. -Doğru eve!
Gider misiniz, lütfen? Dışarı çıkmam lazım. -Çıkamazsın.
Binaya ilaçlama yapılıyo. O yüzden bu gece giriş-çıkış olmuycak.
Daha başlamamışlardır. Ben hemen çıkarım. -Yok!
Zemin kattan başladılar. O yüzden dışarı çıkamazsın.
Üstelik sen hamilesin.
Polisi ararım. -Tamam. Ara tabii.
Ama neden? Ne diyceksin?
Hadi iyi geceler.
Bi sorunun olursa Hasan buralarda.
Yardım edin!
Biri yardım etsin! Nolur biri yardım etsin! Yardım edin!
Nerdeyim ben?
Hastanede miyim?
Hayır, evindesin. Bizimle. Ailenle.
Sen de onlardansın. -Suyu hazırlayın. Doğuma az kaldı.
Doğum mu? Tarih ne? -Geliyo! O geliyo!
Bazı aksaklıklar oldu, güzelim ama bebek sıhhatli.
Tarih ne? -31 Aralık 1999. Onun gecesi.
Şşş. Sakin. Sakin.
Sıcak suyu getirin hemen.
Bırakın beni! Yalvarıyorum bırakın!
Bırakamayız. Sen bize lazımsın.
Biri gelip beni bulucak!
Polisler gelicek! -Polisler mi?
Onlar en son bizi ararken Akmar diye bi pasajı basmışlar. Orayı duydun mu, Gönül?
Hah Hah Hah Ha Ha Ha...
Onlar garip müzikler dinleyen çoluk çocukla uğraşsınlar.
Ama bu bebek senden, benden, hepimizden daha büyük.
Neden ben?
Naptım ben size?
Doğurmam onu!
Doğurmuycam!
Sen bi şey yapmadın, güzelim.
Bundan 9 ay önce bi imam camiisini kurtarmak için
adaklar adadı, dualar etti, yalvardı.
Ne diyosun sen? -Ama cevap alamadı.
İmam son çare olarak bize geldi ve büyü yaptı.
Ama sizin kitabınızda büyü haramdı.
Benimle ne alakası var? -Münafık kendini
kurban etmeye çalıştı ama istediğimiz o değildi.
Sonra,
imam son çare olarak
kendi canından, kanından olanı öz kızını feda etti.
O imam, senin babandı. -Hayııır!
Bundan önce Hasan ilk başarısızlığımızdı.
Doruk'ta ümitlendik ama o da olmadı.
Son aptal canına kıydı ama sen...
senin hiçbi suçun yok.
Bu gece başarıcaz. O kadar şanslısın ki.
Yardım edin!
Yardım edin! -Çekilin.
Fedakarlığın unutulmuycak.
Herkes çıksın. Sakinleştirici verdim.
Tansiyonu biraz dengesiz. -Kaçamaz, dii mi?
Hayır.
Hadi çıkalım.
Hadi, kızım. Hadi.
Baba?
-Ha canım? +Sen misin? -Evet.
Uyan kendine gel...... Hadi. Gel.
Bunu bana sen mi yaptın?
Kızım....
Öldürürüm!
Hasan, buraya gel!
Elif?
Hasaaaan!
Hamile kadınlara musallat olup bebeklerini yermiş.....Bir sorunun olursa Hasan buralarda.....
Tek göz, ilüminatinin......Bebeğimiz olucak, Elif....
Hasret derecesinde yalnızdım....
Burdan gitmeniz lazım, yoksa sizi öldürücekler....
Cinler... Deccal'in de tek gözü var..... Çocuk, kadın, erkek.....
İblisin yeniden doğacağı günü beklemektedir..... Geliyo! O geliyo!....
Nolur beni de alıp kaçın burdan yoksa bana zarar vericekler.....
Doruk? -(Beni onlarla bırakma....)
Doruk? Gel, gidiyoruz!
Hadi acele et.
10....9.....8...7...6... 5..4...3...2...1
O benim bebeğim!
O benim bebeğim!
O benim bebeğim. Lütfen verin onu bana.
Bu camii artık benim.
11 EYLÜL 2001: TOZLU DUMANLI BİR FİTNE GÖRÜLECEK, BUNU DİĞERLERİ TAKİP EDECEK.
2003 BAĞDAT İŞGALİ: AHİR ZAMANDA BAĞDAT ALEVLERLE YOK EDİLİR.
2004 DOĞUDA TSUNAMİ - 2005 BATIDA KATRİNA: BİRİ DOĞUDA BİRİ BATIDA
MEYDANA GELECEK YER BATMA HADİSELERİ.
TEMMUZ 2012: TOPKAPI SARAYINDA HZ. DAVUD'UN KILICININ SERGİLENDİĞİ
MUKADDES EMANETLER BÖLÜMÜ, ZİYARETE KAPATILDI.
ARAŞTIRIN...
Altyazılar: teSir 10.09.2017
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.