All language subtitles for Gizli Sakli (4)(2)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

Bu dizide Tarık karakteri Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.

(Tarık) Ee, de bakalım Levent Bey...

...ne zaman çıkalım balığa?

Vallahi Tarık abi sen ne zaman istersen? Çıkalım de hemen çıkalım.

Aa, Âdemler geldi.

-Namık gel gel. -(Nehir) Hoş geldiniz.

(Namık) Geldim Tarık Bey.

-(Âdem) Afiyet olsun. -(Nehir) Merhabalar.

-(Namık) Merhaba. -(Nehir) Hoş geldiniz.

Merhaba.

Merhaba.

(Gerilim müziği)

Çaylar geldi.

(Gerilim müziği)

Naz!

(Gerilim müziği)

Naz!

Dayıcığım ne arıyorsun sen burada?

-Siz tanışıyor musunuz? -Naz, yeğenim benim.

(Namık) Eğitim için Londra'daydı.

Polis Akademisi'ni birincilikle bitirdi.

Psikoloji eğitimi alsın diye Londra'ya gönderdik.

Ben polis olduklarını biliyordum.

Demek polissiniz öyle mi?

İnanmıyorum! Kandırdın beni!

Sana demiştim.

(Hareketli müzik)

(Namık) Naz!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Naz) Ay!

Ay, yandı!

Ayağım takıldı. Çok özür dilerim. Su tutalım.

Buz koyalım buz koyalım. Yandı adam! Kusura bakmayın.

Biz bir hemen buz koyup geliyoruz.

-Ne yapıyorsun? -Sus!

Haşladı adamı! Bu kız çok sakar!

Hayatım sakarlıkla ne alakası var?

Ayağı takıldı. Kaza oldu yani.

Sen ne dersen de. Bu kızın aklı bir karış havada baksana!

Çay tepsisi öyle mi taşınır? Döktü bak. Yazık oldu çaylara.

Hişt, hayatım sakin ol. Sakin ol bak çok sinirleniyorsun.

Gel otur sen şuraya. Gel. Tamam.

Çarpıntı başladı.

Dayı benim, benim, benim, Naz ama onlar Yaz biliyor.

Onlar kim? Kim onlar?

Tamam, sus, anlatacağım. Anlatacağım. Sen bana bak.

Bana bak. Bak ben şu an bir gizli görevdeyim.

Eğer senin beni tanıdığını anlarlarsa ya da...

...benim polis olduğumu öğrenirlerse çok fena olur. Tamam mı?

Ne diyorsun? Hiçbir şey anlamıyorum!

Namık Bey, şu an hepimizin hayatı tehlikede.

Bunu bilmeniz sizin için yeterli tamam mı?

Sana her şeyi anlatacağım. Sen bir sakin ol.

Sen şu anda bilmen gereken tek şey beni tanımıyorsun tamam mı?

Sonra her şeyi anlatacağım.

Sen bu yüzden mi özbeöz dayını haşladın? Şu hâlime bak!

-Su tutalım. Bir şey yapalım. Yanıyorum! -Çok özür dilerim. Su tutalım su.

Aç şunu. Aç, aç, aç! Of!

Âdem sen git bir içeri bak bir, bir şeye ihtiyaçları var mı?

Yaz hadi. Namık Bey'i hastaneye götürme bahanesiyle gidelim buradan.

(Pamir) Biz size sonra her şeyi anlatacağız. Hadi!

-Tamam hadi. -Hadi!

(Naz) Hadi.

Abim soruyor. Bir şeye ihtiyacınız var mı diye.

Yok, sağ olun.

Ben de şimdi... Namık Bey'i hastaneye götüreceğiz.

Ben de şimdi bunu haber verecektim size.

Evet evet, hastane.

-(Tarık) İyi misiniz? -Çok fazla yanık olmuş.

Bizim acilen hastaneye gitmemiz lazım.

-Hemen. -Hemen.

Çok abartıyorsunuz siz de Levent Bey. Altı üstü bir çay döküldü.

Yani surlardan kızgın yağlar dökülmedi.

Pardon. Tarık nereden çıkartıyorsun yağları falan.

Çok güzel şaka. Gülerim ama canım yanıyor.

Benim acil hastaneye götürülmem gerek. 'Emergency'!

-Haklısınız beyefendi. -Bir de Yaz'ın huyudur yani...

...eğer biz şimdi var ya Namık Bey'i hastaneye götürmezsek...

...bütün hafta söylenir bana. -Söylenirim.

Tamam tamam. Siz tedbirinizi alın tabii ki.

Siz gidin. Zaten baksana beti benzi atmış kızın.

Allah muhabbetinizi arttırsın. Yumurta gibi haşlandım burada hâlâ konuşuyorsunuz.

Adam yanıktan saçmalamaya başladı artık. Ben götüreyim en iyisi.

Buz yok mu buz?

Kusura bakmayın, böyle olsun istemezdik ama siz lütfen keyfinize bakın.

Biz iki saate dönüyoruz.

Neyse hanım...

...ev sahibi olmadan misafirlik olmaz. Haydi biz de gidelim.

Hadi gidelim hayatım. Evde haber bekleriz. Gel.

(Müzik)

-Yardım edeyim Aynur teyzeciğim. -Yok hayatım, araba zaten.

-Edeyim edeyim. -(Aynur) Bırak, zahmet etme.

Allah Allah!

-Eve uğradım evde yoktunuz. -Aa!

Sonra ben de düşündüm dedim ki...

...nereye gitmiş olabilir Aynur annem?

Pazara dedim. Şurada bekledim sizi.

Allah Allah! Demek bak evde yokum...

...yani dışarıdayım, pazar. Bravo hafiye!

Hafiye misin sen zehir hafiye?

Ee, ne oldu, anlat bakalım. Hayırdır?

Pek hayır değil Aynur anneciğim.

Bak Nurhancığım tane tane anlatabileceksen anlat olur mu?

Sıcakta fenalık geliyor zaten. Hadi.

Şimdi Londra, şey vize, hani...

...vize için Londra'ya başvuru... Yani aslında öyle değil. Yani...

...vize için bir arkadaşım vardı hani size anlatmıştım.

Evet, vize için uğraşan arkadaşın. Ne olmuş o arkadaşa Nurhan?

Şimdi benim Londra vizesi için başvuruyu şey ederken...

...sizin başvuruyu da şey edelim dedim.

Baktım sizin Londra vize başvurunuz yokmuş Aynur anneciğim.

-Nasıl yokmuş canım? -Bayağı yok.

Olur mu öyle şey? Koskoca emniyet amiri geldi, kapıma geldi.

Kapıma kadar geldi. Ben ellerimle verdim...

...dosyayı adama. Nasıl olmaz benim vizem? Nasıl?

Nasıl yok?

Yok. Yani...

...kesin bilgi. Kesin olmasa sizi rahatsız etmezdim Aynur anneciğim.

Siz o memuru... Şey, amiri arayın. Bir sorun bence.

Namık dayıyı da alın gelin. Bir akşam yemek yeriz. Özledik.

Hem Naz'ı konuşuruz.

Sen bana mekân bilgilerini bildir tamam mı? Hadi bakalım.

Amirim, bu şahısla ilgili izleme istemişsiniz.

Şahıs dün ülkeye giriş yapmış.

Tamam. Eyvallah.

Sağ ol.

Evet.

(Talat) Tarık Bey'imizin kızı...

...yurda dönüş yaptı demek.

Güzel!

Dayıcığım şimdi ben doğru mu anlamışım?

Sen Londra'ya gittim dediğin günden beri burada mısın?

Evet dayı.

Vay anasını! Bir yaşıma daha girdim.

Dayıcığım sen neymişsin?

Namık Bey bakın, biz gizli bir görevdeyiz.

O yüzden o evde evli bir çift gibi yaşıyoruz.

Nasıl yani? Bizim sitede, o villada...

...karı koca gibi birlikte mi yaşıyorsunuz?

Evet. Aynen öyle. Görev icabı.

Bana bak, gerçekten evlenmedin değil mi?

Hayır! Evlenmek falan yok!

Pamir Komiser gizli görevlerde bizimle birlikte çalışıyor.

İşinde de çok iyi.

Naz da öyle.

(Namık) İnanamıyorum!

Ben daha bugün seninle telefonda konuştum.

Sen Londra'daydın. Bir de bana yalancı diyorsunuz.

Yalan konusunda ben senin eline su dökemem.

Senin yalanlarının yanında benim yalanlarım beyaz yalan kalır!

Bakın Namık Bey, biz uzun süredir Tarık Koşuoğlu'nun peşindeyiz ve...

...hiç bu kadar yaklaşmamıştık.

Kimliklerimizin deşifre olmaması gerekiyor.

Bu yüzden de...

...size ne yapacağımıza karar vermemiz gerekiyor.

Beni öldürecek misiniz?

Yok artık dayı! Ne öldürmesi? Bir sakin.

Bakın ben çok çabuk adapte olurum. Hemen her şeyi unuturum.

Bukalemun gibiyimdir. Öyle değil mi Yaz Hanım?

-Bakın Yaz Hanım diyorum. -Yok, yok, yok.

Ben anladım.

Birkaç ay hapse atmamız lazım...

...ki ayak altında dolanmasın yani bizim için tehlike oluşturmasın.

-Ne? -Hayır canım ne hapsi?

(Naz) Şaka yapıyor Pamir.

Gel.

Amirim, Tarık'ın kızı Zeynep...

...yurda dönüş yapmış amirim. -(Sadullah) Ne zaman?

Dün.

İyi etmiş.

(Telefon çalıyor)

Efendim Pamir?

Amirim acilen depoda toplanmamız gerekiyor.

(Sadullah ses) Hayırdır? Bir sorun mu var?

Evet.

Çok büyük bir sorun var.

(Pamir ses) Naz'ın dayısı Namık Bey...

...bugün bizim eve girdi. -Ne?

-Namık Bey sizi deşifre etti mi? -Hayır hayır.

Durumu kurtardık. Namık Bey şu an yanımızda.

Biz de depoya gidiyoruz...

...ama acilen ne yapmamız gerektiğini konuşmamız gerekiyor amirim.

(Sadullah ses) Tamam. Hemen geliyoruz.

Âdem ne söyleyeceksen söyle. Dikildin karşıma.

Yenge.

Eylülcüğüm, bir izin verir misin tatlım bize?

Tabii.

-Ne oldu Âdem? -Yenge şimdi...

Ay, Âdem söyle! Geveledin ağzında! Aa!

(Müzik)

İşte şimdi bittik.

(Namık) Vay, vay, vay!

Neresi burası böyle?

Bunlar ne?

Ay!

Resmî olarak emniyette falan görüşemeyeceğimiz için...

...burada toplanıyoruz.

'Head Quarter' yani burası?

Gizli üs. 'MI5'!

Niye abartıyorsun dayı? İşte depo.

Operasyon için gerekli olan her şey burada. Bir de...

...burada işte gizli buluşuyoruz.

Ragnar!

Sanırım birazcık daha iyisiniz?

Biraz yanıyor ama krem acısını hafifletti.

Öyle mi? O zaman soru geliyor.

Senin ne işin vardı sitede? Hani restoranda şeftin?

Sen benim kariyerime odaklanmayı bırak da...

...bu gizli görev ne? Onu anlat bana.

Gizliliği kaldıysa tabii.

Ne diyorsun sen be? Gizli kalsın diye ben dayımı yaktım! Canım.

(Namık) Ragnar!

Namık Bey, lütfen birazcık sakin olur musunuz?

Birazdan amirimiz gelip size gerekli bilgiyi verir.

Dayına sahip çık.

Kim? Sadullah Amir mi?

Vallahi Sadullah Amir de güzel kandırdı bizi.

Londra dedi falan hepimiz inandık.

Şunu bana geri gön... Amirim ben tuvalete gidiyorum.

Aa, Sadullah Amir'im.

Sizi gördüğüme çok sevindim. Çünkü sizi görmek istiyordum.

Buyurun Aynur Hanım? Hayırdır, bir sorun mu var?

Hayırdır, bir sorun mu var? O benim sorum.

Hayırdır, bir sorun mu var? Benim vize işlemlerim ne durumda?

İyi. Yakinen takip ediyorum Aynur Hanım.

-Öyle mi? -(Sadullah) Evet.

Ama siz evrakları benden alalı epey bir zaman oldu.

Hâlâ bir gelişme yok. Hayırdır, bir sorun mu var?

(Aynur) Kaç günde alırsınız?

Elimden geleni yapacağım. Siz hiç merak etmeyin.

Şimdi gidebilecek miyim yani?

Aynur Hanım, bir bakalım durumlar nasıl ilerliyor.

Ben size bilgi vereceğim. İyi geceler.

(Müzik)

-(Aynur) Sadullah Amir'im. -Evet.

Bir anne olarak soruyorum bu soruyu.

-Naz iyi bir polis mi? -Çok.

Tam tahmin ettiğim gibi.

Neden çok iyi bir polis biliyor musunuz?

Çünkü hafiye gibidir.

Çünkü burnu çok iyi koku alır.

(Aynur) Çünkü onu ben yetiştirdim.

Annesiyim, bana çekmiş. Çünkü...

...ben de hafiye gibiyimdir.

Benim de burnum çok iyi koku alır.

Bilmiyorum anlatabildim mi?

Gayet iyi anladım Aynur Hanım.

Güzel. O zaman asıl soruya geçmek istiyorum.

Buyurun.

Siz şimdi ilgileniyorum dediniz, ilgileniyorsunuzdur mutlaka ama...

...benim dosyam İngiliz Konsolosluğunda sistemde görünmüyormuş.

-Hayırdır, bir sorun mu var? -Bunu siz nereden biliyorsunuz?

-Nereden mi biliyorum? -(Sadullah) Evet.

Bir tanıdıktan. O tanıdık bana dedi ki...

...senin ismini konsoloslukta arattım...

...fakat ismine herhangi bir vize başvurusu görünmüyor dedi.

Hayırdır, bir sorun mu var?

Tabii. Tabii görünmez.

Tabii görünmez. Çünkü ben sizin vize evraklarınızı...

...sisteme sokmadan önden halletmeye çalışıyorum.

Tabii onun için sistemde görünmüyor...

...ama şimdi benim çıkmam lazım.

Ben de bütün bunlara inanıp eve dönsem çok iyi olur değil mi?

Evet, inanın. İyi günler diliyorum.

(Müzik)

İşte insanı zorla hafiye yapıyorsunuz.

Âdem, sen mi söylesen acaba?

Yenge senin söylemen lazım.

Öyle mi diyorsun?

Tamam.

Hayatım.

Ne var?

Nedir ne?

Şey...

...Tarıkçığım biz sana bir şey söyleyeceğiz ama bak kızmayacaksın.

Sen böyle deyince olmuyor Nehir Hanım.

Âdem söyle.

Abi bir durum var.

Sen gevelediğine göre durum (Bip).

(Tufan) Hayırdır?

Hayır değil Tufan. Hem de hiç hayır değil.

Ben yine ne yaptım?

Yok, yok Tufancığım. Bu sefer seninle alakası yok. Gel.

-Ne o zaman? -Çıldırtmayın adamı! Ne oldu?

Baba baba! Baba gördün mü?

Neyi gördüm mü? Neyi gördüm mü?

Zeynep abla haberlere çıkmış.

(Müzik)

(Tarık iç ses) Ünlü oyuncunun olaylı gecesinin sebebi aşk üçgeni mi?

Çapkınlık yaparken sevgilisi Zeynep Koşuoğlu tarafından...

...basılan Semih Parlak...

...nereye kaçacağını bilemedi.

Arayın onu.

Arayın onu çabuk.

Baba, iyi misin?

-Tarık iyi misin? -Abi açmıyor.

Bulun bana o Zeynep'i.

Bulun bana o Zeynep'i.

-Bulun bana... -Tarık! Tarık!

-(Ömer) Baba! -(Tufan) Abi!

(Tufan) Yenge şu göğsünü falan aç.

-(Nehir) Tarık! -(Tufan) Ambulansı ara!

(Nehir) Tarık ne olur yapma!

Nerede kaldılar?

Gelirler birazdan.

Senin de ellerin yanmış.

Sağ ol.

(Duygusal müzik)

Ver.

Ben açayım istersen.

Açardım.

(Duygusal müzik)

Acıdı mı?

Çok az.

(Duygusal müzik)

(Kapı açıldı) -(Sadullah) Namık Bey.

Amirim.

Neler olmuş öyle neler!

Hiç haberimiz yok vallahi.

İşte haberinizin olmaması gerekiyor Namık Bey. Gizli görevdeyiz ya.

Amirim ne yapacağız şimdi? Bitti mi yani her şey?

Operasyon bu kadar ilerlemişken bitiremeyiz.

Namık Bey işinden ayrılacak.

Yalnız amirim şöyle bir durum var.

Namık Bey işe daha bugün dönmüş.

Tarık Bey de Numan Bey'le Namık Bey'in işe geri dönmesi için konuşmuş.

Yani sizce de fazla dikkat çekmez mi bu durum?

Doğru söylüyor. Katılıyorum. Amirim...

...yapabileceğim ne varsa seve seve yapmaya hazırım.

Ben daha önce de bu tip operasyonlarda bulundum amirim.

Gerçi yanlış taraftaydım ama bu sefer doğru taraftayım.

(Naz) Dayıcığım.

Dayıcığım yardımcı olmaya çalışıyorum ama.

Namık Bey, sizin bize yapabileceğiniz en büyük yardım şu...

-Evet. -Bu olayların hiçbirine şahit olmadınız.

-Olmadım. -Naz şu an Londra'da.

-Uçtu. -Uçtu.

-'Okay'. -Bugün yaşadığımız her şeyi...

...unutuyoruz. Tamam mı Namık Bey?

Bugün ne yaşadık ki?

(Namık) Ben hiçbir şey hatırlamıyorum.

Burası neresi? Sizi çıkaramadım ben.

O zaman sitedeki işinize biraz daha devam edin.

(Sadullah) Daha sonra ayrılacaksınız.

Merak etmeyin. Biz size yeni bir iş buluruz.

Amirim, yapabileceğim başka bir şey varsa ben hazırım.

Tam görev adamıyımdır efendim.

Talat...

...Namık Bey'i evine bırak.

Emredersiniz amirim. Buyurun Namık Bey.

(Namık) Dayıcığım kendine dikkat et.

Yeğenime sahip çık.

Hadi bakalım. Buyurun.

Çocuklar siz de hiçbir şey olmamış gibi siteye dönün...

...ama dikkatli olun tamam mı?

-Başüstüne amirim. -Hadi gidelim.

(Kapı vuruldu)

(Kapı kapandı) -Geçmiş olsun Tarık Bey.

Sağ olun Doktor Bey.

-Bugün nasıl hissediyorsunuz? -İyi işte öyle. Daha iyiyim.

Size yapılan testlerin sonucu çıktı.

EKG'nizde ve kan testlerinizde bu durumunuza sebep olabilecek...

...hiçbir bulguya rastlamadık.

Yani bana bunu bir de benim...

...anlayabileceğim şekilde açıklar mısınız Doktor Bey?

Yani Tarık Bey durumunuz tamamen psikolojik.

(Doktor) Muhtemelen panikatak krizi yaşamışsınız.

-Panikatak mı? -(Doktor) Evet.

Bu durumda psikiyatri servisiyle görüşmenizi tavsiye edeceğim.

Ayrıca da serumunuz bittiği zaman da sizi taburcu edeceğim.

Geçmiş olsun.

Doktor Bey...

-Buyurun Tarık Bey. -Sizden bir şey rica edeceğim.

-Tabii ki. -Bunu sakın aileme söylemeyin olur mu?

-Ben kendim açıklarım. -Peki, tamam.

Bir de hani burada bu akşam kalsam?

Ne olur ne olmaz. Neyse parası veririm.

(Doktor) Şimdi maalesef Tarık Bey. Burası hastane.

Yani ben burada kalayım diye kendi isteğinizle kalamazsınız.

Ya bir şey olursa? Tekrar ederse?

Hiç endişelenmeyin. Sizin durumunuzdaki hastaların böyle endişelenmesi normal.

Kendinizi iyi hissettiğiniz zaman evinize çıkabilirsiniz.

-Tekrar geçmiş olsun. -Sağ olun.

Sağ olun Doktor Bey.

(Kapı açıldı)

Doktor Bey nasıl Tarık?

Vallahi endişe edecek bir şey yok Nehir Hanım.

Tarık Bey'in durumu gayet iyi. Görebilirsiniz. Buyurun.

Oh, çok şükür!

Peki nesi var? Yani ne olmuş?

Vallahi bunu Tarık Bey size kendisi açıklamak istiyor. İyi günler.

Peki. Teşekkür ederiz.

(Müzik)

Tarık!

-(Hemşire) Geçmiş olsun. -Hayatım ne oldu?

(Âdem) Sağ olun.

Doktor iyi olduğunu söyledi ama kendin açıklayacakmışsın.

Ne oldu? Önemli bir şey mi var?

Yok. Öyle doktor endişelendirmesin diye ben açıklarım dedim.

Öylesine işte. Küçük bir kalp spazmı, o kadar.

Öyle mi?

Çok şükür o zaman.

-Geçmiş olsun abim. -Abi geçmiş olsun.

Korkuttun.

İyiyim iyi.

Azrail öyle bir yokladı ama...

...daha bir yerlere gitmiyoruz.

Buralardayız.

Ne diyorsun? Dayın ağzını sıkı tutabilir mi sence?

Tutar bence. O her şeye çok kolay adapte olur.

Kendi de söyledi ya, bukalemun gibidir.

Desene dayına hiç çekmemişsin o zaman.

Ne yönden?

Dayım her şeye çok kolay adapte olabiliyor diyorsun ya.

İlk gün hatırlasana Numan Bey'in karşısında nasıldın?

İlk? İlk gündü o.

-Ayrıca bir şekilde de kurtardım. -Tamam ama şansın yaver gitti.

-Şans? -Evet.

Hem de acemi şansı.

Levent. Levent.

Levent.

Hadi bakalım Naz Hanım!

Yaz olma zamanı. Gülümse.

Gülümse bakayım.

(Korna çaldı)

Levent Bey merhabalar. Namık abi nasıl, iyi mi?

-İyi, gayet iyi. -Oh çok şükür.

Aa!

Merhaba Günday Hanımcığım nereye, hayırdır?

Tatlım hastaneye gidiyoruz.

Yok, hiçbir şey yok. Hatta ucuz bile atlatmış diyebiliriz.

Sadece bir yanık.

-Kalp dediler bize. -Kalp mi dediler?

Yok canım, alt tarafı iki bardak çay.

Öyle demediler. Hatta yere yığılmış falan.

Abartmışlar.

-Siz gördünüz mü? -Tabii birazcık benim yüzümden oldu gibi.

Size mi sinirlendi?

Sinirlendi mi? Kim sinirlendi?

-Tarık Bey. -Tarık Bey'e ne oldu?

-Kalp krizi geçirmiş efendim. -Hastanede mi şimdi?

-Nasıl durumu? -İyiymiş, şimdilik bir sorunu yok dediler.

Biz yine de ziyarete gidelim diyoruz.

-Biz de gidelim. -Biz ararız onları.

-Çok teşekkürler bu arada. -(Numan) Rica ederiz.

Görüşmek üzere.

(Günday) Yürü Numi.

Biz niye girdik eve? Adam hastanede yanına gitseydik yakınında olurduk.

Komşuluk önemli.

Böyle zamanlarda rolümüz artar.

Şimdi herkes Tarık'ın yanında hastanedeyken...

...bize Ömer'i yalnız bırakmak yakışıyor mu?

Ara Nehir'i zaten Tarık'ın iyi olduğunu biliyoruz.

Çok geçmiş olsun de.

Küçük Ömer ikimize emanet.

Hiç de kimseye emanet edilecek çocuk değil ama...

Doğru söylüyorsun ama sen yine de Nehri ara evin giriş anahtarını al.

Tamam.

(Boğazını temizledi)

(Nehir ses) Alo.

Nehirciğim neler olmuş, neler olmuş!

Sorma tatlım. Gerçekten çok korktuk, kâbus gibiydi.

(Naz ses) Tarık Bey nasıl?

İyi, korkulacak bir şey yok. Küçük bir kalp spazmı.

Ama tedbiren birazcık tutuyorlar.

Ah ah! Bizden çok geçmiş olsun dileklerimizi ilet.

Lütfen Levent'ten de benden de.

(Nehir ses) Sağ ol canım. İletirim.

Şey diyecektim. Ömer evde yalnız mı? Ben gider... Ben bakarım.

Çocuk bir de bununla travma yaşamasın Nehir lütfen.

Travma diyorsun.

Doğru söylüyorsun aslında. Sonuçta neredeyse babasını kaybetti.

Tamam, Eylül evde ama sen de gidersen çok sevinirim Yazcığım.

Tabii ki, bende. Hiç aklın kalmasın. Hadi iyi bakın kendinize.

Hadi.

Hop! Bir saniye.

Ne oldu?

(Müzik)

Sen küçük Ömer'in travmalarıyla ilgilenirken...

...ben de Tarık'ın odasına dinleme cihazı yerleştireceğim.

Buyurun güzel karıcığım.

Biz evde yokken bizim komşuları neden evimize sokuyorsun Nehir?

Çünkü Ömer'le ilgilenecek en doğru insan Yaz olduğu için Tarık.

-O niye? -Ne demek niye? Kadın psikolog.

Ömer'in travmalarından şu an en iyi o anlar.

Bana psikolog falan deme Nehir.

Tarıkçığım insanın bugün içine attığı yarın kendine zarar.

Değil mi Tufancığım? Sen de söyle yengeciğim.

Yengeciğim bu psikolog işleri bana gelmez.

Hastane ortamı zaten beni çok gerdi.

Abi müsaade var mı?

Doktorlar bana stresten uzak dur diyor...

...sen stresin ta kendisisin Tufan.

(Yaşam destek ünitesi çalışıyor)

Ah be Tarıkçığım, çok üstüne gidiyorsun şu çocuğun.

O da üzüldü sonuçta.

İstersen Ömer'e tuttuğumuz gibi bir pedagog da Tufan'a tutalım, Nehir.

-Sen benim işime karışma. -Ben onu zaten konuştum Tarık.

Dayak olayından sonra hiçbir şey hatırlamıyorum falan deyince...

...ben gidip Yaz'a söyledim.

Al karşına bir psikolog olarak ne gerekiyorsa yap dedim.

Sen benim psikopat kardeşimi komşumuza mı göstermek istiyorsun?

Merak etme Tarık. Zaten psikolog-danışan gizliliği diye bir şey var hayatım.

Var. Var da benim kardeşimin ayarı yok.

Herkes hassas. Herkes ayrı hassas.

(Müzik)

Tufan.

Ben Zeynep'i bulup getireceğim.

Sen eve geç. O komşular bize yakınlaştıkça ben bir ayar oluyorum.

-Böyle buyurun lütfen. -Ömer nerede?

Hemen içeride, orada.

Merhaba.

Nasılsın?

İyiyim Yaz.

Yakışıklı.

Nasılsın Ömerciğim?

Senin için yapabileceğimiz bir şey var mı?

Ama böyle sessiz sessiz oturamayız değil mi?

Çok sıkıldıysan bir şeyler mi oynasak?

Ne gibi bir oyun?

Bilmem, senin odanda vardır bir sürü oyun.

Var da sıkıldım hepsinden.

Başka bir şey oynayalım.

Doğruluk mu cesaret mi oynayalım mı?

Doğruluk mu cesaret mi mi?

Ömer daha çocuklara uygun bir şey mi oynasak?

Yaz beni küçük olarak görmekten vazgeç. Ben sürprizlerle doluyum.

Farkındayım Ömer.

-Hadi oynayalım o zaman. -Süper. Siz ikiniz oynayın.

Ben bir telefon görüşmesi yapacağım.

Aa! Yok öyle kaçmak. Birlikte oynayacağız.

Hem iki kişi güzel olmaz. Yoksa kaybetmekten mi korkuyorsun?

Ben mi?

Buyurun.

-Bir oyun alt tarafı. Ne korkacağım! -Korkma. Dürüst olursan kazanırsın.

İlk sorum sana Yaz. Doğruluk mu cesaret mi?

Hmm.

Doğruluk.

Hiç kendinden küçük birine âşık oldun mu?

Hayır.

Ve düşünmüyorum da.

Evliyim ve mutluyum. Sıra bana geçti.

Hadi. Doğruluk mu cesaret mi?

Cesaret.

Hmm.

Levent abinin saçlarını dağıt.

Dur ya!

Gerçekten yaptığınız şey komik mi sanıyorsunuz?

Çak.

Sıra sende.

-Sıra bende mi? -Evet.

Tamam o zaman Yaz Hanım. Doğruluk mu cesaret mi?

-Doğruluk. -Kaç kez âşık oldun?

Bir.

Bir kez âşık oldum.

Sana.

İlk karşılaşmamızda.

Londra'da konser çıkışında.

Bu Levent'in nesine âşık oldun sen?

Gülüşüne.

Bakışlarına. Çok romantik ve kibardır Levent.

Sonra dürüst, düşünceli.

Ama en önemlisi de...

...kendimi onun yanında çok güvenli hissediyorum.

Levent sana nasıl Yaz'a âşık oldun diye sormuyorum bile.

Yaz sana beş numara büyük, beş.

O niyeymiş?

Bir kere Yaz çok güzel.

Hmm.

Güzel de...

...ben onu güzel olduğu için sevmiyorum ki.

Neden seviyorsun o zaman?

Bir kere o hayatı yaşamayı çok seviyor.

Böyle hep mutlu, hep bir gülüyor.

Bir de neyin içine düşerse düşsün bir şekilde çıkmayı başarıyor.

Çok güçlü yani anlayacağın.

Bir de yaşadığım yer...

...ilk defa bir bina değil.

Ev oldu bana.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Annen.

Nehirciğim.

Merhaba. Nasılsınız?

İyi, oturuyoruz. Ömer'le oyun oynuyoruz.

-Nasıl Ömer? -Bak, dur.

Duyuyor seni.

Ömerciğim, bak baban yanımda.

-(Ömer ses) Baba iyi misin? -İyiyim evladım Ömer.

-Sen nasılsın? -Yaz geldi, oturuyoruz.

Kocası da burada.

Evladım ben sana Yaz demeyeceksin demedim mi?

Kaç kez söyleyeceğim bunu?

Yaz değil, akranın mı o senin? Yaz abla diyeceksin.

Geçmiş olsun Tarık Bey.

Siz hiç merak etmeyin. Biz geldik Ömer'in yanına ilgilenmeye.

-Tarık abi geçmiş olsun. -Sağ ol Levent kardeş.

(Levent ses) Ömer bize emanet, merak etme.

-Anne tabletle oynayabilir miyim? -Aa, hayır oğlum.

Senin bugünkü kotan doldu. Niye soruyorsun boşu boşuna?

Ben odama gidiyorum.

(Nehir ses) Ömer!

Çocuk üzüldü. Nasıl böyle etkilenmiş.

Sen hiç merak etme, bende. Ben ilgileniyorum.

Tamam tatlım, teşekkürler. Konuşuruz.

Ay, çok geçmiş olsun Nehirciğim. Müsaade var mı?

Tabii ki Günday. Gelmişsiniz buraya kadar.

Siz de hoş geldiniz Numan Bey.

Tarık Bey duyunca ne kadar üzüldük anlatamam.

-Soluğu hemen hastanede aldık. -Ayağınıza sağlık. Keşke gelmeseydiniz.

Nehirciğim aslında kocaman bir çiçek yaptırdık ama...

...hastaneye almadıkları için danışmaya bıraktık, haberin olsun.

-Çok âlemsin Günday. -Niye?

Hastaneye çiçek sokulmaz diye kamu spotu falan mı yaptırsın devlet...

...ne yapsın bilmiyorum ki. -Niye öyle söylüyorsun tatlım?

En azından biz çiçek getirdik.

Aa, öyle mi? Ben ararım deyip evine gidenler var.

Sen Yaz'dan mı bahsediyorsun şu anda?

Aa! Tatlım az önce ben Yaz'la konuşuyordum.

Aradı o beni. Ben gelme, istemiyorum dedim.

Çünkü Ömer'le ilgileniyor Yaz şu anda. Öyle vefalı bir dost ki.

Ömer şu an mesela ona emanet.

Kesin öyledir tabii.

Tarık Bey gerçekten çok geçmiş olsun.

Size tavsiyem...

...stresten uzak durmanız.

Gerçi bu şartlarda nasıl başaracaksanız?.. Allah kolaylık versin.

Komik!

Tarık bey bir şeye ihtiyacınız olursa lütfen çekinmiyorsunuz.

-Buralardayım ben. -Muhakkak.

Oldu. Size iyi günler.

Bir zahmet buyurun.

-(Günday) Numi hadi. -Bekle hayatım, ben açarım kapıyı.

-Hadi. -Ne?

Hadi sen git şu çocuğu oyala ben de dinleme cihazını yerleştireyim.

Off!

Ben yerleştirsem sen çocuğu oyalasan?

-O kadar mı be? -Bu çocuk bir acayip.

Ben istemiyorum yalnız kalmak. Korkuyorum.

Yaz hadi git işini yap, ben de işimi yapayım tamam mı?

Sen çocuğu oyalarsan bulaşıklar bende.

-Hepsi mi? -Bir hafta boyunca.

-Gömlekler? -Hepsini ütülerim.

Bir düşüneyim. Sabahları bağıra bağıra uyandırmak yok.

Öyle mi uyandırıyorum?

İyi, tamam. Yok, o da yok. Hadi çık.

Teklifin çok güzel ama şu an değerlendiremeyeceğim.

Biliyorsun, küçük çocukla yıldızımız pek barışmıyor.

Hadi.

Uff!

Ömer'in yanına çıkıyorum.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Ömer?

Yaz.

Hoş geldin.

Burada mıydın sen?

-Gelebilir miyim? -Gel, gel tabii.

Oturayım mı?

Oturdum bakalım.

-Ne oynuyorsun? -Süper kahraman kartları.

Hmm. Neler varmış?

-Bak şimdi, bu Ateş Adam. -Ver bakayım Ateş Adam.

Ateş Adam.

Bir de bunun yanına Şövalye'yi koyarsan...

...okçuları vurabiliyor. -Allah Allah!

Bir de kaleleri savunurken yanlara savaşçıları koydun mu...

Bak sen!

Çek bir tane.

Hmm.

Hemen bunu çekeyim.

Oo Gantleman.

Neymiş özellikleri Gantleman'in?

Bak şimdi, bu en özel kart. Joker gibi düşün.

Gantleman girdiği her savaşı kazanır. Kazanmak için de her şeyi yapar.

O aslında bütün kadınlar ona âşıktır ama o sadece prensesi kurtarmak ister.

Başka? Senin favori kartın ne?

(Kapı açıldı)

Sen neredesin Allah aşkına?

Öyle kaşla göz arasında nereye kayboldun? Aa! Kollarına ne oldu?

Sıcak mı o ütü? Kapat. Buharlı bir şey görmek istemiyorum.

-Tamam. -Ablacığım haberin yok mu senin?

-Ne? -Ortalık yıkılıyor.

-Her yerde yazıyor. -Ne yazıyor, ne olmuş?

-Kahvecinin çırağı haşladı beni. -O ne demek yavrum?

-Çok kötü, çok kötü. -Ne kötü, ne oldu sana?

Pembeleşene kadar haşlanmış bir insan kendini ne kadar iyi hissederse...

...o kadar iyi hissediyorum ablacığım. -Anladım.

Bu aralar esnaf ziyaret ederken çok dikkat et.

Niye, ne oldu?

-Okullar tatil oldu ya. -Evet.

Ortalık çıraklık yapmak isteyen küçük suikastçilerle dolu ablacığım.

Ne yapacağız?

Kahvecinin çırağı var ya yaktı beni.

Geçmiş olsun yavrucuğum. Ne sürdün sen koluna?

-Ne bulduysam sürdüm ablacığım. -Hastaneye gittin mi?

-Ne sürdüler? -Çok üstüme geliyorsun.

Eczacı mıyım ben ablacığım?

Allah Allah! Ne bulduysan sürdün değil mi? Olmaz öyle iş!

Ben senin ilacını biliyorum. Gel bakayım buraya, uzat.

İyi geldi değil mi? Ben bilirim işimi.

İyi geldi ama ben iyi değilim.

-Değilsin? -Nefes alamıyorum.

-Evet. -Hava almam lazım.

Balkona çıkacağım ablacığım. Çok üstüme geliyorsun.

Çok soru soruyorsun. Balkona çıkıyorum ben.

Çık.

(Aksiyon müziği)

(Aksiyon müziği devam ediyor)

Eylül.

-Eylül! -Buyurun.

Neredeler?

Yaz Hanım Ömer'in yanında ama Levent Bey'i görmedim.

(Aksiyon müziği devam ediyor)

(Anlaşılmayan konuşmalar)

"Ve Claire büyüdükçe ok atma yeteneğinin daha da güçlendirmeye başladı.

Geçmişi ve doğduğu gezegen hakkındaki gerçekleri öğrendikten sonra..."

(Aksiyon müziği devam ediyor)

(Aksiyon müziği devam ediyor)

Tufan Bey! Tufan Bey!

Hoş geldiniz. Nasıl Tarık Bey?

İyi. Gayet iyi.

Abim eski topraktır. Kontrolleri bitsin çıkacak.

Siz ne yapıyorsunuz?

Biz ne yapalım Ömer'le kart oynuyorduk.

Levent Bey?

O da buralarda. Tuvalette olabilir.

Baktım, orada yok.

Ben bir aşağıya bakayım.

Tufan Bey! Tufan Bey!

Tufan Bey!

Size de geçmiş olsun. Nehir anlattı.

Sağ olun. Trafik tehlikeli bu aralar.

Öyle. Polise başvurdunuz mu?

-Bir şey hatırlamıyorum. -Hatırlamasanız da yine de...

...bir polise başvursaydınız. MOBESE vardır, bir şey vardır.

Nerede oldu tam olarak? Plakayı gördünüz mü?

-Yine de polise haber verseydiniz. -Gerek yok, affedersin.

Polise yine de...

(Aksiyon müziği)

(Pamir) Hayatım neredesiniz?

Buradayım hayatım, buradayız!

(Aksiyon müziği devam ediyor)

Ben de sizi arıyordum, bulamadım.

Bahçeye çıktım biraz hava almaya.

Artık siz geldiğinize göre bizlik bir şey kalmadı.

-Müsaadenizi isteyelim. -Tabii tabii.

-Çok teşekkürler Ömer'e baktığınız için. -Rica ederiz Tufan Bey.

Bir şeye ihtiyacınız olursa lütfen söyleyin.

-Amca tabletinle oynayabilir miyim? -Ne yapacaksın amcacığım tableti?

Çok üzüldü tabii o da, etkilendi.

Acaba tabletten pozitif bir şeyler mi açsanız?

Hem çocuğun gönlü olur hem de modu değişir.

Haklısınız ama alıyor eline tableti...

...ne izliyor, ne oynuyor, neye bakıyor bilmiyoruz ki.

İnternet de derya deniz.

Yanında da değiliz, hiç kontrol edemiyoruz.

Bilmez miyim!

Ailelerin en önemli kaygılarından biri bu durum.

Pedagolojik olarak da büyük problem. Çok da haklılar.

Gerçekten ne izledikleri hiç belli olmuyor. Şaşırırsınız.

Patlamalar, çatlamalar.

Bir yerlerden atlamalar, garip yaratıklar, bir şeyler.

Siz Türkiye'ye 14 Haziran'da gelen yeni izleme platformuna üye misiniz?

Sadece yetişkin ve çocuk diye de değil...

...yedi, 13, 18 yaş altına göre...

...ayrıştırılmış ebeveyn kontrol özelliği var.

(Ömer) Annem üyelik almıştı.

Neyse, hadi biz gidelim. Görüşürüz. Ömer.

Görüşürüz.

Gel bakalım o zaman, ne dersin? Ver bakalım.

-Hangisi olsun? -Luka olsun.

Bak sen, tamam Luka. Al bakalım.

(Müzik)

-Yerleştirebildin mi? -Evet.

Bir an yakalanacaksın diye o kadar korktum ki.

Ben açık vermem Yazcığım, merak etme.

Ver canım, sen kal burada. Ben götüreyim.

Aa, Hemşire Hanım ne oldu, bir şey mi oldu Tarık'a?

-Korkmayın, rutin kontrol. -Tamam. Aslında...

...sizi gördüğüm iyi oldu. Ben de bir şey danışacaktım size.

-Buyurun? -Şimdi, malum biz...

...çok korktuk ailece. Bizim bundan sonra nelere dikkat etmemiz gerekiyor?

Yani, bakımını ben sağlıyorum.

Korkmanız çok normal. Genelde panikatak belirtileriyle...

...kalp krizi karıştırılır.

Panikatak mı dediniz siz?

Evet ama endişelenmenize gerek yok.

İlaçlar ve psikolojik yardımla hastalar genelde iyiye gidiyorlar.

-Peki, anladım. Teşekkürler. -Geçmiş olsun.

Ah Tarık ah!

(Müzik)

Sana sandviç getirdim.

Oo, çok iyi düşünmüşsün Nehir Hanım.

-Bunun yanında çay yok muydu? -Aa, olmaz mı hayatım?

Sen istersin de olmaz mı?

-Al bakalım, madem bu kadar acıktın. -Ver bakalım.

-Aa, Tarık benim aklıma bir şey geldi. -Ne geldi?

(Nehir) Ama sen bunu yiyemezsin ki.

Sen daha yeni kalp spazmı geçirdin hayatım.

Bunun içinde kavurma var, kaşar var, yağlı şeyler var.

Bundan sonra sana hep tatsız tuzsuz sebze.

Yok canım, ben çok iyiyim. Ver de yiyeyim onu.

Aa, sen bana yalan söylemiyorsun değil mi hayatım?

Hayır, asla. Çok iyiyim ben dedim ya.

Hadi, gidelim evimize o zaman.

Biraz daha kalsak, olmaz mı?

Tarık...

...gidiyorum, çıkış işlemlerini başlatıyorum...

...sen de bir kendini toparla, evimize gidiyoruz hayatım, tamam mı?

(Müzik)

-Buyurun? -Zeynep burada mı?

-Kim soruyordu? -Ben.

Sen ne yaptığını sanıyorsun?

Bak, sen kimsin ben bilmiyorum, hiçbir fikrim yok.

Her ne düşünüyorsan düşündüğün gibi değil.

Ben oyuncuyum, tamam mı?

Yüzüme vurma. Ben yüzümle para kazanıyorum, lütfen.

-Sen oyuncu musun şimdi? -Evet.

-Neyi oynuyorsun? -Mafya.

-Mafya! Görevin ne? -Abi tetikçisiyim.

Sen beni mi oynuyorsun şimdi?

Abi sen tetikçi misin?

Benziyor muyuz birbirimize?

(Semih) Abi!

Benzemiyoruz.

Ben aradım, açmadı. Şimdi, sen ara neredeymiş öğrenelim.

Hadi.

Tamam abi, hemen arıyorum.

(Arama tonu)

(Zeynep ses) Sen hangi yüzle arıyorsun beni hâlâ?

-Zeynep neredesin? -(Zeynep ses) Benim nerede olduğumdan...

...sana ne? -(Semih) Zeynep bak, ben çok pişmanım.

Son bir kez görüşmek istiyorum.

(Zeynep ses) Begüm'deyim ben.

Tamam, geliyorum.

Aferin, çok güzel oynadın.

(Âdem) Şimdi, şu adresi yaz şuraya. Hadi.

Tamam abi.

(Müzik)

(Eylül) Tarık Bey hoş geldiniz. Çok geçmiş olsun.

(Tarık) Sağ ol kızım sağ ol.

(Tayfun) Abi hoş geldin.

Geçmiş olsun desene oğlum babana.

-Geçmiş olsun baba. İyi misin? -İyiyim, iyiyim. Sağ ol.

Zeynep nerede?

Hayatım bakıyor çocuklar daha.

Bakıyor ne demek?

Bu kız yer yarıldı da içine mi girdi?

Tufan hani her yerde adamların vardı senin?

Hayatım sinirlenmesene.

Siz de sinirlendirmeyin o zaman adamı. Nerede bu Zeynep?

Zeynep, geldi seninki.

Zeynep nerede?

Bir dakika!

Nereden çıktın sen?

Baban seni istiyor.

Çok kızdı mı bana?

Evet, kızdı. Sanki babanı tanımıyorsun.

Zeynep niye böyle şeyler yapıyorsun? Adamın bir gün kalbine inecek.

Korkma, Tarık Koşuoğlu'na hiçbir şey olmaz.

(Zeynep) O şimdi, kesin kredi kartlarımla tehdit eder beni.

Ya da önce arabayı mı alır sonra kartları mı? Hangisi?

Bence seçim yapmaz.

O derece sinirlendi diyorsun, öyle mi?

Baban hastanelik oldu, diyorum, sen hâlâ sinirlendi mi diyorsun.

Hastanelik mi oldu?

(Müzik)

Biri girdi odaya.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor) (Kasa şifre sinyal sesi)

(Müzik devam ediyor)

Hoş geldin Zeynepçiğim.

Daha Türkiye'ye geldiğinden haberimiz yok...

...maşallah, bütün manşetlerdesin.

Bu kadar ses getireceğini düşünemedim Nehirciğim.

Aa, getirdi tatlım.

Getirdi, yeri göğü inletti.

(Nehir) Baban aşağıda. İn, geçmiş olsun de.

-Amca. -Amcacığım.

(Tayfun) Hoş geldin bir tanem. İyi misin?

Yani.

(Tayfun) Ne oluyoruz?

Habersiz gelmeler, telefonu açmamalar.

Ufak bir boynuzlanma vakası diyelim amcacığım.

Londra'dayım ya, sanki yakalayamayacağım.

Anladım.

Ama manşetlerdeyiz, nasıl olacak?

İşte onu pek düşünemedim.

Peki.

-Zeynep baban bekliyor, hadi. -Hadi.

Eylül, Zeynep'in çantalarını odasına yerleştirir misin tatlım?

(Müzik)

Meyve falan ister misin? Sessizliği dinliyoruz ya.

Hişt!

Hişt!

(Müzik)

Biri girdi odaya.

Tamam, girsin, ne olacak? Meyve yerken birini dinleyemiyor muyuz?

Tamam, git, ne yapıyorsan yap. Yeter ki sessiz ol.

(Zeynep ses) Baba.

Sus!

(Müzik)

Geçmiş olsun. Neyin varmış?

-Küçük bir kalp spazmı. -Öyle mi?

Senin kalbin var mı?

Zeynep!

(Derin bir nefes alıyor)

Bak, adamların aldı, getirdi beni hücreme.

(Zeynep ses) İstediğin gibi konuş, anlat.

Bağır çağır.

Sen niye hep böylesin?

Hep bir ters hep bir sorun.

Bilmem baba.

Bir baba göremediğim için olabilir mi?

Çok çalıştığım için sen beni suçlayamazsın.

Ben seni çalıştığın için suçlamıyorum ki.

Annemle bana çalışıyorum deyip çalışmadığın o geceler için suçluyorum.

Öfken geçmedi mi hâlâ?

Hayır.

Sen annemi o kadınla aldattıktan sonra...

...sizi böyle aynı çatı altında çok mutlu hep birlikte görüyorum ya...

...tekrar öfkeleniyorum baba.

Sen Nehir'e o kadın diyemezsin.

-Kapa çeneni! -Emredersin babacığım.

(Müzik)

Oo, çok sert.

Anne travması hiç kolay atlatılamıyor. Bütün kitaplarda...

...mevzu dönüp dolaşıp hep anneye geliyor.

(Naz) Biliyorsun, bir sürü psikoloji kitabı okudum.

Hepsinde böyle dönüyor, anne, anne.

Yaz...

...yukarı çık artık. Uyumamız lazım.

Tamam, çık işte. Biliyorsun, yukarıda bir tane boş yatak odası var.

Çık, uyu. Ben biraz daha dinleyeceğim. Sus.

Tilt bütün kayıtları dinleyecek.

Eğer önemli bir şey olursa bize haber verecek.

Uyumak istemiyorum, salonda oturmak istiyorum...

...biraz daha dinlemek istiyorum.

Yaz yukarı çık...

...kapını kapat sonra da kilitle...

...rahat rahat uyu. Ben burada nöbetteyim.

Rahat rahat uyu mu?

Ne demek rahat rahat uyu?

Ben yukarı çıkıtığımda rahat rahat mı uyuyorum?

(Naz) Ben de görevdeyim. Sen ne demeye çalışıyorsun?

Burada beni mi koruyorsun? Kendini şövalye falan mı zannediyorsun?

Ben şu an sana öyle bir şey mi söylüyorum?

Çık, rahat rahat uyu diyorsun. Ben rahat rahat mı uyuyorum?

Ben de görevdeyim.

(İç çekiyor) Tamam.

Sen de görevdesin.

Ama ben yalnız kalmak istiyorum. İyi geceler.

İyi geceler.

(Müzik)

(Geçiş sesi)

(Müzik)

Baba!

Baba!

(Çocuk Pamir dış ses) Baba! (Geçiş sesi)

(Hızlı hızlı nefes alıyor)

(Naz) Pamir!

Pamir iyi misin?

İyiyim.

Tamam, iyi misin? Tamam.

Su almaya kalktım...

...bir anda böyle irkildiğini duyunca hemen geleyim...

Tamam, teşekkür ederim. İyiyim.

İyi, tamam.

Sen şimdi kendi işine bak, tamam mı?

İyi geceler.

Bu senin olsun. İyi geceler.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

(Müzik)

Pamir.

Pamir.

(Müzik)

Yine nereye gidiyorsun acaba gece gece?

(Geçiş sesi)

(Kadın) İmdat!

(Geçiş sesi)

(Müzik)

Hişt, nereye gidiyorsun bu saatte?

Kurt kapar bak. Yalnız dolaşma buralarda.

-Çekil önümden. -Yolunu kaybettiysen yardım edelim.

Tek başına gezme, sıkıntı olur.

-Bırak kolumu. -Bırakmazsam ne olacak?

Gel de gecemiz şenlensin.

(İnliyorlar)

Hiç boşuna yorma bizi. Hadi lan.

(Müzik)

Ben hallederdim.

-Yolunu mu kaybettin? -Şey...

Ney?

-Seni takip ettim. -Neden takip ettin beni?

Gecenin bir yarısı kâbusla uyandın sonra dışarı fırladın...

...merak ettim.

Çok meraklısın sen.

Biliyorum.

Hava almaya çıkmıştım.

Ben de.

Aldın mı?

-Aldım. -İyi, hadi dönelim.

Hadi dönelim, evimize.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Az kaldı anneciğim. Burada her şey yolunda, merak etme.

(Aynur ses) Burada da her gün bir aksiyon bir aksiyon, sorma.

Dayının başına her gün bir şey geliyor. Şimdi de yanmış.

Aa, nasıl?

Adamın üstüne çay dökmüşler.

-(Naz ses) Kim? -Çırağın teki, dedi.

Çırağın teki mi, dedi o bana?

Canım sana niye çırak desin? Çayı dökene söyledi.

-(Naz ses) Öyle dediyse demek ki. -Naz mı o?

Evet, gel konuş.

Yok, siz konuşun. Ben şimdi şey yapmayayım.

Niye canım, özlemedin mi yeğenini? Gel, konuş işte.

İyi, konuşayım madem.

(Naz ses) Nasılsın dayıcığım?

Nasıl gidiyor? Her şey yolunda mı?

Hiç iyi değilim Naz.

Dikkat et bak, Naz diyorum.

(Naz ses) Tamam, tamam dayı. Naz.

Hepsini kafama yaz-dım.

Tamam, tamam. Ee, ne yapıyoruz? Az konuşuyoruz, uzatmıyoruz.

Bu işi becereceksin.

Hangi işi? Ne oluyor? Ne işi diyorsun sen?

Güvenlik işi güvenlik. Sır küpüyüm ben.

Şimdi onlar düşünsün.

Tamam. O zaman ben şimdi kapatıyorum. Kapatmam lazım.

Sizi çok öpüyorum. Birbirinize çok iyi bakıyorsunuz.

Hadi, gidiyorum ben. Geç kalmayayım. Şimdi yine kovarlar falan.

-Bekle. -(Namık) Ne oldu?

Ben de geliyorum.

Nereye?

-Ablacığım nereye gidiyorsun? -Siteye.

Bu iş nedir, ben hiçbir şey anlamadım. Zaten seni de hiç iyi görmüyorum.

-Ben de geleceğim, o kadar. -Yahu, 43 yaşında adamım ben.

Çocuk muyum? Beni şu anda çok rencide ediyorsun.

-Rencide oluyorum ama ya. -Allah Allah, sen de olma rencide.

(Aynur) Niye sen durduk yerde rencide oluyorsun?

(Aynur) Bu ne biçim iş anlamadım ki.

Bir gün işe al, öbür gün işten çıkar. Çocuk oyuncağı mı bu?

(Aynur) Böyle şey mi olurmuş. Gideceğim, konuşacağım. Olmaz öyle şey.

Gidemezsin! Gidemezsin, olmaz!

İndir şunu, Allah Allah! Niye gidemiyormuşum?

Çünkü o sitede görevli değilsin. Yasak.

Evet, sitede bir görevin olmadığı için içeri giremezsin.

Allah Allah! Düş önüme, yürü Allah aşkına.

O müdürle konuşacağım.

(Müzik)

Çiçekler Tarık Bey'e.

Hadi hazırlan, hasta ziyaretine gidiyoruz.

(Müzik)

Gıcık.

(Ömer bilgisayarda oyun oynuyor)

(İç çekiyor)

Tarıkçığım bak, Levent Beyler seni ziyarete gelmişler.

Oo, komşular hoş geldiniz. Buyurun, buyurun.

Geçmiş olsun.

Yaz hoş geldin.

Oğlum ben sana düzgün konuşacaksın demedim mi?

Yaz senin asker arkadaşın mı? Yaz abla diyeceksin.

Hiç, hiç takılmayın Tarık Bey, o daha çocuk.

Takılmayın, takılmayın Yaz Hanım da asıl bu yaşlarda takılmak gerekiyor.

(Tarık) Bizim oralarda öyle bir laf vardır...

...ağacı yaşken eğerler ki sonra kütük olmasın.

Tarık abi sen gerçekten çok haklısın, biliyor musun?

Ben senin çocuk yetiştirme şekline hayranım.

Bu Ömer'in dik duruşu var ya...

...hep Tarık abinin çocuk yetiştirmesi sayesinde.

Öyle tabii, o bir Koşuoğlu.

-Evet, o bir Koşuoğlu. -Evet.

Bu arada bu elimde kaldı, size vereyim.

Çok naziksiniz, alayım.

Tarık abi biz duyduk...

...o kadar üzüldük ki kahrolduk ikimiz de mahvolduk ama...

...çok şükür, iyisin. -İyiyim, iyiyim.

- O doktorların abartması. -Aman, aman...

...size bir şey olmasın Tarık Bey abi.

Levent Bey siz şöyle oturun o zaman.

Annem hadi sen odana, misafir geldi.

Yaz rica etsem, bana mutfakta...

...yardımcı olabilir misin?

Öyle mi? Tabii.

Şimdi geliyoruz biz.

Abi acaba bir şey mi tetikledi?

Bilmiyorum Levent kardeş, belli bir yaştan sonra...

...hayat insana ayağını denk al, diyor.

Cıvataları tekrar sıkmak gerekiyor.

Sen daha gençsin Tarık abi, öyle deme.

Eylülcüğüm Ömer yukarı odasına çıktı.

Bir bak bakayım, acıkmış mı ne olmuş?

Tabii Nehir Hanım.

-Yaz. -Efendim?

(Nehir) Tarık gizliyor.

-Neyi? -Konulan teşhisi.

-Neymiş? -Benden gizledi ama ben öğrendim.

Panikatak.

Aa!

(Geçiş sesi)

Panikatak.

Panikatak; aniden ortaya çıkan, zaman zaman tekrarlayan...

...insanı çıkmaza iten... (Geçiş sesi)

...yoğun sıkıntı ve korku nöbetleridir.

-Spazm değil yani. -Yok.

Ne yapacaksın?

Yani öyle psikoloğa danışacak falan bir profil değil gibi Tarık Bey.

Hayır, asla. O yüzden ben hiçbir şey yapmayacağım.

Sen yapacaksın. Onu sen ikna edeceksin.

Sen psikologsun sonuçta. Bugün bir konuşsan?

Öyleyim. Tabii ki de ben ikna edeceğim. En çok da ben ikna ederim ama...

...bugün şimdi benim danışanlarım var. Buradan çıkışta ofise gideceğim.

-Ama halledeceğiz. -Halledeceğiz.

Tabii ki halledeceğiz.

Burası mı?

(Boğazını temizledi)

(Kapı zili çaldı)

(Boğazını temizledi)

Buyurun Aynur Hanım.

Hiç buyurmayacağım Numan Bey, iki kelam edip gideceğim.

Siz de beni dinleyeceksiniz.

-Şimdi Aynur Hanım... -Şimdi beni dinleyeceksiniz.

Çünkü ben buraya konuşmaya geldim.

Benim kardeşim uyutuluyor.

Benim kardeşim uyutuluyor.

(Aynur) Nasıl uyutuluyor?

Görev başındayken, güvenlik kulübesindeyken...

...ayranına ilaç atılarak benim kardeş uyutuluyor...

...ve bu sebeple de işten kovuluyor. Aa!

Ama hemen sonra işe geri alınıyor.

Bu nasıl iş? Bu nasıl iş ahlakı anlamıyorum.

Ben ne anlatmaya geldim size biliyor musun?

Benim kardeşim sahipsiz değil.

(Aynur) Saf görünebilir, saftirik olabilir...

...ama benim kardeşim asla sahipsiz değil.

Çünkü neden? Çünkü kardeşimin ablası benim.

Ben kimim? Aynur Arıca.

-Neymiş? -Aynur Arıca.

Evet.

Şimdi Aynur Hanım, kardeşiniz Namık bugünden sonra bana emanet...

...siz hiç merak etmeyin, efendim.

Allah Allah! Herkes de aynı şarkı.

O merak etmeyin diyor, bu merak etmeyin diyor.

Kızım amirin elinde güvende merak etmeyin.

Kardeşim sizin elinizde güvende merak etmeyin. Ben merak ediyorum!

Ben merak ediyorum!

Hiçbirinize de güvenmiyorum, anladınız mı?

Söylemek istediğim şu...

...eğer bugünden sonra kardeşimin saçının tek teline zarar gelirse...

...ben bunu sizin burnunuzdan fitil fitil getiririm.

Tamam, benim kelamlarım bitti. Çok teşekkür, iyi günler.

Numan Bey, siz yine de çok şey yapmayın olur mu?

Yani ablacığım.

Tarık abiciğim, günde kaç bardak çay içiyorsun?

13.

Sana vermiyorum sen döküyorsun.

Bizim evde çay çok mühim bir şeydir, bunu herhâlde anladınız Levent Bey.

Bugün anladım, anlamış oldum.

(Nehir) Hıh. Afiyet olsun.

Sağ ol canım.

Yazcığım, bu senin ofis tam olarak nerede? Bize yakın mı?

Emirgan'da, sahile çok yakın.

Böyle kocaman Uzman Psikolog...

...Yaz Güneş yazıyor hatta üstünde... -Uzman diyor.

...psikolog. -Çok hoş.

Nasıl peki danışan, mesela yoğunluk var mı?

Asla. Danışan gizliliği. Hiç bahsetme.

Yani şimdi yeni geldiğimiz için Yaz'ın danışan sayısı az tabii...

...ama butik çalışıyor.

Bu arada karım diye söylemiyorum gerçekten çok iyi bir psikologdur.

Maşallah hanım kızıma.

Bunlar kim?

Abimin yeni kankaları.

Kanka mı?

Benim babamın kankası mı var?

Yeni komşularımız ama son zamanlarda biraz fazla samimi olduk.

Nehir'in işidir o. O çok sever yabancıyı.

(Müzik)

Gidip tanışalım şu yeni komşularımızla ne dersin?

Merhabalar.

-Zeynep ben. -Aa Zeynep! Merhaba, Yaz ben.

Nehir senden çok bahsetti.

-Aa! Nehir benden mi bahsetti? -Evet.

Hayret.

Aşk olsun hayatım, tabii ki bahsettim. Yalan söyleyecek hâli yok Yaz'ın.

Kesin.

Merhaba, Zeynep ben. Siz?

Levent ben, yan komşunuz.

Anladım.

Hangi evdi o tam olarak?

Şey aynı evde oturuyorlar doğal olarak.

Aa! Siz evlisiniz yani?

Çok erken olmuş.

Yok, tam zamanında.

Allah bir yastıkta kocatsın o zaman, ne diyelim?

-Sevgilim. -Aşkım.

Hasta ziyaretinin kısası makbuldür. Evimize gidelim mi artık?

(Pamir) Doğru söylüyorsun bir tanem.

Tarık abi.

Leventçiğim, ayağınıza sağlık, her zaman bekleriz.

-Geçmiş olsun. -Tekrar bekliyorum.

Sağ ol hanım kızım.

Halledeceğiz canım.

Görüşürüz Zeynep.

Görüşürüz Yaz.

Görüşürüz.

Allah'ım bu kız beni öldürecek!

Sakin ol hayatım.

Zeynepçiğim, ne yapıyorsun?

Evli barklı adam, el âlemin kocasına ha?

Aa! Bunu bana sen mi söylüyorsun Nehir?

Yeter Zeynep, yeter da!

(Müzik)

Bu kız sağlam arıza.

Tilt dedi zaten bize sorunlu bir tip diye.

Hangi evdi sizinki tam olarak?

Ah Levent Bey çok erken evlenmişsiniz.

Yaz, sen beni mi kıskandın?

Ay, ay, ay!

Bayılıyorsun değil mi kadınlar seninle ilgilensin?

-İyi misin şu an? -İyiyim.

Uf! Birazdan çıkacağım zaten, ofise gideceğim.

Neden?

Nehir evde Tarık'la konuş deyip durdu.

Ben de işte ofiste danışanım var dedim öyle kurtuldum.

İyi, tamam. Ben seni bırakırım. Benim de zaten işim var.

Ne işin var?

Karıcığım sen fazla soru sormaya başladın.

Hadi.

(Müzik)

Namık Bey.

Ne işiniz var burada?

Bak Levent Bey, Yaz Hanım burada mı?

Dayı, ne oldu?

Yaz Hanım, benim içeriye girmem lazım.

Buyurun, buyurun.

-Ne oluyor? -Ablam siteye geldi.

Ne diyorsun?

Sen benim kardeşimi yalnız mı zannediyorsun deyip...

...Numan Bey'e bağırıp çağırdı.

Annem şu an bizim burnumuzun dibinde mi yani?

Oldu olacak bir de Tarık Bey'le tanışsaydı.

Merak etmeyin, her şey benim kontrolüm altında.

Şu an sitede değil ve hepiniz güvendesiniz.

Gerçekten mi? Çok teşekkür ederiz Namık Bey.

Şu an gerçekten ikimiz de acayip rahatladık.

-Ben çıkıyorum. -Nereye?

-Gizli görev. -Anladım.

Ne kadar az şey bilirseniz sizin için o kadar iyi.

Cahillik mutluluktur diyorsun yani.

-Yani. Hadi dayıcığım. -Ben önden çıkayım.

-Hadi sen önden çık. -Aç kapıyı.

-Buyurun. -Teşekkürler.

Şu dayını çöz.

-(Âdem) Abi nereye? -İşim var.

Tek mi çıkacaksın? Çocuklar arabayı hazırlasın.

Ben yalnız giderim Âdem, sen evde kal.

(Gerilim müziği)

-Tarık mıydı o? -Evet yengeciğim.

-(Nehir) Nereye çıktı? -Çıktı.

Onu anladım Âdem, tek başına nereye çıktı?

Vallahi bilmiyorum yenge, kimse gelmesin dedi.

Yahu bu adam daha dün panikatak geçirdi Âdem.

Yalnız başına nereye gidiyor olabilir?

(Gerilim müziği)

Kolay gelsin.

Ben size söyledim küçük hanım.

Yalan söylemeyin sonra başınıza bela olur dedim ama...

Nehir sıkıştırınca ben de birden ofiste danışalım var dedim.

Biraz oturur sonra siteye geçerim, ne var?

Kolay gelsin canım karıcığım.

(Müzik)

(Korna çaldı)

Hayır canım ne konuşması?

Yine söyleyecek hiçbir sözü yok, öyle sağa sola atarlandı, kapıyı çekti gitti.

Onun yüzleşecek yüzü yok kızım.

Çok abartıyorsun ama.

Tatlım biz bu şekilde 23 yaşına geldik.

O düşünsün artık bir zahmet.

Zeynep, senden rica ediyorum...

...babanı sinirlendirecek hiçbir şey yapma artık.

Babamın sinirlenmesi için bir şey yapmama gerek yok ki.

Adam 7/24 barut gibi geziyor, görmüyor musun?

Zeynep, adam senin yüzünden hastanelere düştü farkındaysan.

Sen de hareketine biraz dikkat et artık.

Nehir, ben kimseyi huzursuz etmemek için hepinizden uzağa gittim.

Ama adam beni oradan bile kontrol ediyor. Ne yapabilirim?

Zeynep, senden ilk ve son kez bir şey rica ediyorum.

Ve farkındaysan bunu gayet kibar bir şekilde yapıyorum.

Artık babanı üzecek hiçbir şey yapma, tamam mı?

Hayırdır Nehir Hanım?

Siz de mi racon kesmeye başladınız yoksa?

Eh! Bana bak!

Ben senin bahçede bana ettiğin lafı senin ağzına tıkmasını bilirim de...

...sen babana dua et!

Sen benim önümde ağzını bile açamazsın kızım!

Susacaksın sen!

(Nehir) Sana son kez söylüyorum.

Babanı sinirlendirme Zeynep, o kadar.

Güzel. Güzel bak, babamdan öğrenmişsin.

Bravo. Sevdim bunu Nehir.

(Müzik)

(Kapı zili çaldı)

Tarık Bey.

Benim sorun buradaymış, kafada.

Onu tamir edebilir misiniz?

Buyurun.

Buyurun.

(Müzik)

Nereye oturuyoruz?

Buyurun böyle, karşıma lütfen.

Bir şey içer misiniz Tarık Bey?

Çay içerim.

Sallama olur mu?

Olmaz.

Da sizin hatırınızı olsun hadi bakalım, tamam.

Hemen geliyorum.

(Müzik)

(Arama tonu)

Aç hadi, aç!

(Telefon çalıyor)

Ne acelen var acaba Yaz Hanım?

(Meşgul tonu) Allah'ım ya!

Açsana, aç!

(Müzik)

Maşallah Yaz Hanım, ne çok diplomanız var.

Öyle öyle.

Yardımcım henüz başlamadığı için böyle ben uğraşıyorum çayla kahveyle.

Artık kusura bakmayın.

Sağ olasın hanım kızım.

(Pamir ses) Efendim karıcığım?

Pardon bir şey mi dediniz?

Niçin geldiniz psikoloğa Tarık Bey?

(Tarık ses) Şimdi ben bu...

...dün kalp spazmı için hastaneye gittim ya.

Bizi çok korkuttunuz.

Kalbimde sorun yokmuş psikolog hanım.

-Anladım. -Na burada.

Kafamda.

-Hım. -Yani bu panikataklar beni çok yordu.

Çok yorucudur tabii, yoruyordur ama hiç merak etmeyin hallolur.

O yüzden buraya geldik.

Doğru yere geldiniz.

Ya böyle işte psikolog falan ben bu işlerden pek anlamam, sevmem de.

(Tarık ses) Çok laf söylerim aslında ama...

...neyse bu panikataklar da az değil yani.

Hayat kalitenizi düşürür.

Evet, hayat kalitesi. Bak, bu doğru.

Burada anlatacaklarım aramızda kalacak, değil mi?

Aynen öyle.

(Tarık ses) Yani böyle hasta doktor ilişkisi.

Psikolog danışan ilişkisi.

Ya her ne (Bip)!

Burada konuşacaklarımız aramızda mı kalacak diyorum?

-Evet. -Güzel.

O zaman seansımıza başlayalım mı?

Yavaş Yaz Hanım, yavaş.

(Tarık ses) Ben öylesine bir geldim. Siz bana randevu verin.

Ondan sonra bir gün geleyim ben bütün derdimi anlatayım.

Hım.

Kafamdaki neyse onu çözeriz, değil mi?

Çözeriz, merak etmeyin.

İnşallah.

O zaman randevu ayarlayayım ben.

(Müzik)

Bu hafta iki kere görüşelim.

Sonra seans düzenimizi ben ayarlayacağım.

Yaz Hanım, tekrar söylüyorum, benim psikoloğa geldiğimi kimse bilmiyor.

Nehir de.

Aramızda, siz hiç merak etmeyin. Siz sadece sakin kalın.

Böyle günlük hayatınızın kargaşası sizi yormasın.

Derin nefesler alın.

Tamam Yaz Hanım, tamam.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

-Duydun mu? -Duydum.

-Neredesin? -(Pamir ses) Kapıdayım.

Hah.

(Duygusal müzik)

Tarık Koşuoğlu'nu kapımda görünce çok korktum.

Tarık Koşuoğlu bana...

...Uzman Psikolog Yaz Güneş'e terapiye geliyor.

Süper. Hadi.

Namık abiciğim, senin de başına ne işler geldi be!

Sorma Ferdiciğim, bizim mesleğin cilveleri de bunlar işte.

Abiciğim olacak iş mi, ne cilvesi?

Bayağı haşlamış kadın seni.

-Yaz Hanım da amma sakarmış. -Ne alakası var ya?

Ne saçmalıyorsun sen Ferdi?

Yani onlar benimle hemen ilgilendiler.

Sağ olsunlar Levent Bey'le birlikte hemen beni hastaneye götürdüler.

Bak, Levent Bey, çok kibar, jilet gibi adam.

Ama Yaz Hanım öyle mi? Aramızda kalsın.

Sanki böyle soğuk biri gibi.

Burnu havada gibi ha, ne diyorsun?

Daha neler Ferdi, nereden çıkartıyorsun bunları?

Abiciğim bazen kadın gelip geçerken selam vermiyor bile.

Belki kafası doludur.

Bak Ferdi, yine insanlara etiket yapıştırmaya başladın.

Dikkat et bir gün biri sana bir etiket yapıştırır...

...utancından bu siteye gelemezsin.

Abi...

Namık Bey, nasılsınız, umarım daha iyisinizdir?

-Çok iyiyim, sağ olun. -Ay, ay, ay.

Çok özür dilerim tekrar sakarlığım için.

Ya olur mu öyle şey, sakarlık demeyelim.

Siz şimdi kendinizi kötü hissedersiniz ben daha çok üzülürüm.

Kazaymış, olacağı varmış olmuş.

Koca yüreklisiniz.

İyi çalışmalar, kolay gelsin.

(Namık) Güle güle.

Ne oldu etiketçi Ferdi?

Bak, Yaz Hanım gayet kibar, sıcak bir insan.

Abiciğim ne dedim ya? Bir sakin ol. Belki bana öyle gelmiş olabilir.

Gelmesin. İşin gücün yok mu senin? Hadi işine git.

-Nereye gideceğim? -Vardiyan bitti. Git istirahat et, hadi.

İyi, tamam.

Soğukmuş. Sensin soğuk.

Bizim ailede bir tane bile soğuk insan yoktur.

Benim yeğenim görevi gereği öyle davranıyor.

Normalde halkın içinden halkçı bir insandır.

(Müzik)

Yardım edeyim mi?

Gerek yok, ben hallederim bir tanem.

Dikkat et kırma.

Bir de bagajı kapatır mısın karıcığım?

Tabii canım.

Vay be.

Niye bu kadar alışveriş yaptın bir tanem?

Kapıyı açar mısın aşkım?

Bütün komşularımızı çağıracağımız bir barbekü partisi veriyoruz.

-Sebep? -Tarık'a geçmiş olsun demek için.

Nereden çıktı şimdi bu?

Ne demek nereden çıktı?

Geldiğimizden beri adamların evindeyiz.

Yani birazcık diğer komşularımızla da kaynaşalım.

Kaynaşalım.

Şu Zeynep'le tanış, arkadaş olmaya bak.

Yani o daha çok seninle tanışmak istiyor gibi ama.

-Üf! Saçmalıyorsun ya. -Ne?

Zeynep'i tanımak için bu kadar büyük organizasyonlar yapmana gerek yok.

Kız zaten dünden razı kendini sana tanıtmaya.

Hadi, toparla şuraları.

(Müzik)

Ne izliyorsun?

Film.

Bir terapist karakter varmış da onun sahnelerini bekliyorum.

Belki bir şeyler kaparım.

Ne yapıyorsun ya?

Ne yapıyorsun? İzliyorum.

Psikologluğu böyle filmlerden mi öğreneceksin?

-İzliyordum. -Hadi geç karşıma.

Niye?

-Çünkü seansımız başlıyor. -Of, saçmalama, aç şunu.

(Pamir) Hadi.

(Saat tiktak sesi çıkarıyor)

-Zamanımız tükeniyor. -Gerçekten mi?

Yarın bir gün adamın karşısında kalakalma.

Sana güvensin. Güvensin ki anlatsın.

Önemli olan onun, senin iyi bir psikolog olduğunu hissetmesi.

Ben psikolog bile değilim ki.

Konsantre ol.

İyi! (Boğazını temizledi)

Seanslara nasıl başlıyoruz?

Sizi buraya getiren sebep nedir Yaz Hanım?

Pardon? Terapist sen misin?

Önce izle ve öğren. Şimdi tekrar...

...sizi buraya getiren sebep nedir Yaz Hanım?

Peki.

Ortağım.

-Bunu biraz açar mısınız? -Tabii ki açarım.

Ortağım çok kaba.

Sürekli beni yargılıyor, sorguluyor ve en önemlisi ne, biliyor musunuz?

-Bana asla güvenmiyor. -Peki bu sizde ne hissettiriyor?

Sinir. Sinirleniyorum. Sinirlendikçe hata yapıyorum.

Sinirlendikçe hata yaptığımı bildiği için de sürekli beni kızdırıyor.

Onun düşünceleri sizin için neden bu kadar önemli?

Çünkü birlikte yaşıyoruz. Evet.

Sürekli dip dibeyiz.

İşte de evde de. Tamam, bundan şikâyetçi değilim ama...

...insan birazcık empati yapmaz mı be?

Aynı soruyu kendinize soruyor musunuz peki?

-Hangi soruyu? -İnsan birazcık empati yapmaz mı?

Hiç böyle düşünmemiştim.

Bir sonraki seansımıza kadar düşünün lütfen.

-Bunu sonra konuşalım ama. -Düşünürüm.

Terapi böyle yapılır işte, tamam mı?

Sen düşünme, karşındakine düşündür.

Ve Yazcığım, senin için çok zor olacak biliyorum ama lütfen çok konuşma.

Dinle.

-(Nehir) Tarıkçığım. -(Tarık) Nehirciğim.

Gel benim canım.

(Nehir gülüyor)

Anne, Gentleman kartımı gördün mü?

-Hayır oğlum görmedim, ne olmuş ki? -Daha prensesi kurtaracaktım.

Oğlum, canım oğlum benim. Yarın kurtarırsın benim canım oğlum.

Prenses bir gün beklesin, ne olmuş yani?

Oy benim güzel oğlum, gel.

Hadi bakalım, yat şimdi. İyi geceler benim güzel oğlum.

Anne, babam iyi mi?

Hadi oğlum, sen git yat annem. İyi geceler.

-Tarık sen iyi misin? -İyiyim Nehir.

-(Nehir) Sende bir hâl var gibi. -Ne gibi Nehir?

Sakin gibisin.

-Aa, öyle mi? -Evet, sakinsin. Sakin.

Bir anda mı?

-Hemen oldu mu yani? -Ne oldu ki?

Yani demek daha başlamadan insan havasından etkileniyor Nehir.

Hayatım, Yaz'la Levent bizi yarın bahçeye barbeküye bekliyorlar.

Son zamanlarda başımıza gelmeyen kalmadı, hep beraber stres atalım diyorlar.

-(Nehir) Ne dersin, gider miyiz? -Güzel. Olur.

Çok güzel olur.

(Pamir dış ses) Onun düşünceleri sizin için neden bu kadar önemli?

(Naz dış ses) Çünkü birlikte yaşıyoruz. Evet.

Sürekli dip dibeyiz.

İşte de evde de. Tamam, bundan şikâyetçi değilim ama...

...insan birazcık empati yapmaz mı be?

(Pamir dış ses) Aynı soruyu kendinize soruyor musunuz peki?

(Ömer dış ses) Gentleman girdiği her savaşı kazanır.

Kazanmak için de her şeyi yapar.

Aslında bütün kadınlar ona âşıktır. Ama o sadece prensesi kurtarmak ister.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

Kâbus falan görmüyorum.

Merak etme.

Sen her gece beni böyle kontrol mü edeceksin?

Yo.

O yüzden gelmedim.

Şeyi soracaktım, hani dedin ya, sonraki seansa kadar düşün, diye.

-Evet? -Sonraki seans ne zaman?

Sen ne zaman istersen.

İyi geceler.

Yaz.

İyi geceler.

(Sessizce) Pamir.

(Müzik)

-Hadi! -Oğlum hadi bekliyoruz.

-(Ömer) Tamam anne, saçımı yapıyorum. -Çabuk ol oğlum.

(Ömer) Tamam, geldim işte.

-Tövbe estağfurullah. -Oğlum bu hâlin ne?

Peki nasıl olmuş, yakışmış mı? Levent'e benzemiş miyim?

Âdem amcana benzemişsin.

Her neyse oğlum, hadi. Zaten geç kaldık. Hadi gidelim. Hadi Âdem.

-(Tarık) Hadi. -Aa, nereye böyle hep beraber?

Yaz'la Levent barbekü partisi veriyormuş.

Aa, öyle mi?

-Şey, küçük bir grup Zeynepçiğim. -Ben de gelirim.

Hatta bekleyin, telefonumu alıp hemen geliyorum, olur mu? Bir dakika.

-Bana bak, gözünü üstünden ayırma. -Tamam hayatım, merak etme.

Hadi.

(Arama tonu) Bu kız telefonu niye açmıyor?

Delireceğim. Sen yemek yemeyecek misin?

-Ablacığım ben partiye gidiyorum. -Ne partisiymiş o?

-Sitede, barbekü partisi. -Aa!

Barbekü.

Kulağa ne kadar havalı geliyor. Şimdi Cemal abilerle...

...kanat yapıp mangal yapınca, mangala gidiyorum...

...yeşillikler içerisinde havuz kenarında mangal yapında barbekü.

-Seni davet mi ettiler? -Yo.

-(Aynur) Ee? -Komşuda pişer, Namık'a da düşer.

Bir şey söyleyeceğim, sen bugün Naz'ı gördün mü?

Naz'ı mı? Ne alakası var? Niye göreyim ki? Ben Naz'ı nereden göreyim?

-Naz'a bir şey mi oldu? Niye soruyorsun? -Ne oluyor canım, Allah Allah!

Aradım, açmadı, ulaşamıyorum merak ettim. Sen niye panik oluyorsun?

Niye panik olayım canım? Bana niye böyle şeyler soruyorsunuz?

Herkes bana soru sorup duruyor. Yeter, stresliyim.

Patlayacağım ama, yeter artık!

Allah Allah! Dur bakayım sen.

Hiçbir yere gidemezsin. Oralarda abuk subuk şeyler yiyorsun.

Şu hâline bak Allah aşkına.

Bir de bana mangal diyor. Mangala gitsen seni küle çevirirler. Otur şuraya.

Bu kadar yemek yaptım, sağlıklı yemekler yiyeceksin.

-Ama ben barbekü insanıyım ablacığım. -Bugün zeytinyağlı yiyeceksin.

Of!

Yazcığım sanırım bu barbekü kararı epey yanlıştı.

Aa, niye?

-Bence gayet iyi bir fikirdi. -Yok, fikir kendi özünde iyiydi zaten.

Ama ortalığı ne kadar batırdığına baksana.

-Biz burayı anca iki günde temizleriz. -Bir şey yok, abartma.

Ayrıca toplarız, ne var?

Tamam, sus hadi. Git, bir şeyleri götür.

(Naz) Hadi git bak ne güzel hazırladım, şunu götür.

Hadi koş. Hâlâ bir sürü işim var.

Konuşuyor.

Merhaba, hoş geldiniz.

(Pamir) Numan Bey hoş geldiniz.

Yemekler birazdan hazır oluyor.

Biz geldik!

-Hoş geldiniz. -Her şey şahane olmuş.

Hoş bulduk Levent kardeş.

Hoş bulduk Levent Bey.

-Yaz nerede? -Yaz abla.

Mutfakta.

-İşte geldi. Aşkım! -(Naz) Hoş geldiniz.

Ay, eviniz ne kadar güzelmiş.

Böyle pembe panjurlu, tam hayallerdeki gibi.

(Naz) Aa!

Sen hâlâ pembe panjurlar mı hayal ediyorsun?

Hep öyle anlatılır ya, değil mi tatlım?

Evet, bir hayaller vardır bir de gerçekler.

-Hepiniz hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

Yaz, saçım nasıl olmuş?

Çok güzel olmuş Ömerciğim, maşallah.

-Ne yapalım? -Hadi buyurun lütfen.

-Kendi bahçeniz gibi rahat edin, hadi. -(Naz) Lütfen geçin rahatınıza bakın.

Benim almam gereken birkaç parça bir şey var canım.

-Yazcığım ben de sana yardımcı olayım. -Gel canım.

Buyurun Nehir Hanım.

Tarık abi, mangala geçelim mi?

Mangalı çok severim, hadi gel geçelim.

Geliyor çıyan.

-Sakin ol Günday. -Sakinim de geliyor.

-Aa Zeynepçiğim. -Gündaycığım.

(Günday) Canım.

Numan Bey.

-Nasılsınız? -Zeynepçiğim hoş geldin.

Ben dün senin geldiğini gördüm ama selam veremedim.

Kameralardan mı gördünüz?

Ondan selam verememişsinizdir canım.

Tabii, kamera tek yönlü olduğu için izleyen bir şey yapamıyor.

Bir dahakine ben size selam veririm, hiç merak etmeyin.

Yine çok tatlısın, her zamanki gibi.

(Tarık) Yaktın Levent kardeş.

Ben evden çıkmadan önce Nehir'e söyledim...

...dedim bunlar çaya çağırdılar, adamı yaktılar...

...şimdi mangal yakarlar, bunlar evi de yakarlar Allah korusun.

Vallahi abi çok dalgınım, kusura bakma. Haklısın gerçekten.

Ne oldu, hayırdır?

İşte biraz problem var.

-Ne gibi bir problem? -Abi birilerine güvendik, işe girdik...

...şimdi adamlar paramı vermiyor.

Yok, teslimat gelmedi, yok, teslimat gecikti.

Tarık abi artık bıktım vallahi.

Babam bu işi bana bırakmasaydı var ya inan ki hiç uğraşmazdım.

Benlik de değil zaten.

Adam senin paranı ödemiyor mu?

Evet.

Zaten ben de böyle adamlarla uğraşabilecek biri değilim ki. Yani...

...kime gideceğim onu da bilmiyorum.

Levent kardeşim, ben buradayken başka kime gidebilirsin ki?

Sana da zahmet ettirmek istemiyorum abi.

Yok oğlum, ne zahmeti.

-Şunlardan bir tane atsak ağzımıza. -Efendim abi?

Bak şimdi adamın biri...

-Bu adamın adı neydi? -Kasım Tezcanlı.

Kasım Tezcanlı.

Bu adamın bir adresi, şirketi, ne bileyim, bu adam nerededir?

Âdem gitsin bunu sokak sokak arasın mı?

Yok, var tabii. Maslak'ta, ben adresini size veririm.

Ben gider ziyaret ederim de mevzu neydi?

Bu adam Levent kardeşe parasını ödemiyormuş.

Sen o adrese git, bir ara araştır bakalım.

Tamamdır abi, o iş bende.

Tatlım benim, ne çok çeşit yapmışsın, ne çok zahmet etmişsin.

Levent de yardım etti, öyle beraber altından kalktık.

(İkisi birlikte) Bir şey diyeceğim!

-Söyle. -Hayır, sen söyle.

Hayır canım, söyle işte. Misafir olan sensin, dinliyorum.

Yaz, dün Tarık bana yalan söyledi.

Karı koca arasında böyle şeyler olur canım.

Sen toparlardın, niye bu kadar takıldın?

Vallahi korkuyorum. Zeynep geldikten sonra çok korkmaya başladım.

(Nehir) Ya gidip Zeynep'in annesini falan ziyaret ederse?

Dün ortadan kayboldu. Nereye gidiyorsun diye sordum, hiçbir şey söylemedi.

-Adamın başka bir işi vardır. -Bana hiç öyle gelmedi.

Bence Tarık Bey hiç de öyle bir adam değil gibi duruyor.

-Öyle mi diyorsun? -Gibi.

Sen ne diyecektin?

Hiç. Ben hallederim, hadi gidelim.

İyi madem, o zaman ben bir şeyler alıp gidiyorum.

Tamam.

(Hareketli müzik)

Biz bu organizasyonu yaparak gerçekten ne büyük hata etmişiz.

Bunca insana servis yapmak o kadar zor ki.

Niye öyle diyorsun? Tam senin sevdiğin gibi işte.

Böyle sımsıcak, samimi bir komşuluk ortamı.

-Ya. -Sana ne diyeceğim?

Tarık abim bana yardım edecek.

-Hemen geldi mi gaza? -Hemen.

-Yapabileceğimiz ne varsa yaparız, dedi. -Aa.

Canım!

Köfteleri yakma. Ben de komşularımızla ilgileneyim.

Tamam karıcığım.

Evet.

Nasılsınız Tarık Bey abi?

İyiyim hanım kızım. Sağ ol.

Kızınız da gelmiş, gözünüz aydın.

Ya... Ne kadar aydın, zamanla göreceğiz.

Yalnız...

...benim size geldiğimi kimseye söylemediniz, öyle mi?

Hayır.

Aramızda. Bunu konuşmuştuk, hiç merak etmeyin.

Psikolog, danışan ilişkisi.

Öyle, aynen öyle. Gizli saklı.

Aynen öyle.

Mutfağa gideceğim, içecek bir şey ister misiniz, soğuk?

Yok, istemem kızım, sağ ol.

Görüşmek üzere.

Afiyet olsun babacığım.

(Müzik)

-Pişti mi? -İki dakikası kaldı.

O zaman iki dakika sohbet etmemizde sakınca yok.

Tabii ki.

-İngiltere'de yaşadığınızı duydum. -Evet.

Siz de İngiltere'deymişsiniz galiba, London University.

Babanız anlattı.

Babam herkese aynı hikâyeyi anlatır.

Benim sizden bir ricam olacaktı aslında.

Tabii ki.

(Zeynep) Malum babam bahsetmiş, ben İngiltere'den yeni geldim...

...gerçi zaten öncesinde de burada çok arkadaşım yoktu.

Madem komşuyuz, eğer siz de isterseniz belki...

...bir şeyler yapardık. -Tabii ki.

Siz ne zaman sıkılırsanız istediğiniz zaman bize gelebilir...

-(Naz) Levent! -(Pamir) Efendim aşkım?

İçeride benim halledemeyeceğim kadar büyük bir problemimiz var, mutfakta.

-Gelir misin? -Tabii ki karıcığım.

Hemen. Hadi, hadi, hadi.

-Kusura bakmayın. -Hiç sorun değil.

-(Naz) Gel. -(Pamir) Gel.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

Ne yaptığını zannediyorsun?

-Seni mutfağa çağırıyorum. -Onu anladım da...

...beni niye mutfağa çağırıyorsun? Sen kendinde misin?

Yoksa sen kıskandın mı?

Nasıl yani?

Sen Zeynep'i mi kıskandın?

-Bunu mu duymak istiyorsun? -(Pamir) Evet.

Kıskandım!

Yaz kıskandı.

Yaz olsa kıskanırdı.

Kendi evinde, ateşin başında kocasına başka bir kadın kur yaparsa...

...Yaz kıskanırdı. Sonra onu mutfağa çağırırdı...

...sonra da ağzına geleni söylerdi. Anladın mı?

Yaz.

-Yaz diyorsun yani? -Aynen.

Yaz kıskandı ve şu anda öfke kusuyor. Dışarıdaki herkes de öyle zannediyor.

O yüzden ne yapacağız, biliyor musun? Birazcık bekleyeceğiz...

...ondan sonra da sen sinirli numarası yaparak oraya döneceksin.

Hadi başlıyoruz.

(Müzik)

Yaz kıskandı.

Yaz kıskandı.

Bu kadar beklemek yeterli mi?

Düşünüyorum.

Yeterli.

Şimdi fırça yemiş koca gibi ateşin başına dönebilirsin, hadi marş marş.

Bunu var ya, Pamir'e asla yapamazsın.

Ama Levent'e yapabiliyorsun işte canım karıcığım.

Hadi kocacığım.

Of!

Vallahi aradım aradım, bütün gün açmadı.

Ablacığım belki derstedir, niye ısrar ediyorsun?

-Aklım kaldı Namık, Allah Allah. -Allah Allah.

Yok, ben arayacağım, derste falan neyse ne, açsın.

Niye açmıyor?

(Telefon çalıyor)

Aa, kızım, siz kimsiniz?

Ben Zeynep.

Öyle mi? Ben kızımı aramıştım.

Yaz mı? Yaz şu an burada yok.

Yaz mı? Yaz?

Evet.

Eşi geliyor, ben size hemen onu vereyim mi?

(Zeynep ses) Hemen.

(Zeynep ses) Levent Bey!

Eşinizin annesi.

(Hareketli müzik)

Aa!

(Hareketli müzik)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.