Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
[tempolu müzik çalar]
Downloaded from YTS.BZ
[kadın iç çeker] Boncuğum benim. Kızlar sizi çok özledim.
Official YIFY movies site: YTS.BZ
[kadın] Güzel gülmüşüm, şu arkadakini yok edebilir miyim acaba?
Ne gündü ama. Sen nereden çıktın ya, of!
Şimdi görürsün sen. Sildim gitti. Kitabıma devam edeyim.
Her masalın sonunda ölene kadar diyorlar
ama hiç kimse yarına kadar bile kalmıyor artık.
Sevgime layık olan tek bir erkek var, canım oğlum Burak.
Bir de bizim gelin takımı. Peki şimdi onlar ne yapıyor?
[hareketli müzik çalar]
Benim ortağın eski hâlinden eser yok.
Şu sıralar tek derdi Poyraz'ın orta yaş krizi.
- Ne oldu, nefes nefesesin, iyi misin? - İyiyim.
- Sen botoks mu yaptırdın? - Hayır hep böyleydi zaten.
- Su ister misin Deniz abla? - Abla mı?
- Canım sen kaçlıydın? - 2001.
Tamam işte birkaç ay fark var aramızda sadece.
İstersen şimdilik çıkarma.
[kadın] Yaş ilerleyince metabolizma yavaşlıyor tabii.
[Poyraz] Arkadaşlar, esneme hareketlerine, hadi.
[adam] Devam esneme hareketlerine.
- Ben hazırım aşkım. - [adam] Aşkım gel, gel.
[kadın] Selin iş hayatında kayboldu sanki. Sürekli bir arayışta.
Her hafta yeni hobiler ediniyor kendine.
[uzak doğru müziği efekti çalar]
[telefon çalar]
Efendim Banu? Tamam, toplantımız var, tamam.
Hadi geldim Samet kusura bakma hocam, görüşürüz.
Akşam 17.00'ye kadar toplantılarınız
mesai sonrasında da Amerikalılarla Zoom'unuz var.
Ay Atlas'ın gösterisi var ama ya.
Yani gerçekten bu dünyaya üç tane daha Selin lazım.
[kadın] Eskisi kadar görüşmesek de Berrin hâlâ en yakınım.
En sevdiğim. Ben anneliğe taktım kafayı
o da birini bulmaya ama bay mükemmeli arıyor.
Tabii öyle biri varsa.
- Berrin. - Evet burada yazıyor.
Berrin. Berrin.
Berrin, ben hayatıma alacağım kadının tertemiz olmasını isterim.
Evet. Hani iç güzelliği bakımından, değil mi?
Yok canım, bayağı, dip köşe. Yani açıkçası
hayatıma alacağım kadından temizlik
tertip düzen ve üç çeşit yemek gibi beklentilerim var.
Ha bu arada, İngilizce bilirse de çok iyi olur tabii.
[dramatik ses efekti]
Zaten benim eski karım Defne de aynı sen.
Senin gibi zeki, komik. Şakayı yapıyordu
- ben anlamıyordum, kendi gülüyordu. - Ya ben ne kadar şanslıyım.
- Defne'yi ve seni aynı anda tanıdım. - Unutamam ben.
- [Berrin] Gerçekten. - Seni de unutamam.
Bir şey söyleyeceğim. Bir ara sen Defne'yi de al gel, biz üçlü yapalım.
- Bak ne diyeceğim. - [Berrin] Evet?
Bir çılgınlık yapıp yarın seni annemle tanıştırayım mı?
İki fingirdeyeceğiz şurada, gidip ananın elini mi öpeceğim sabahın köründe?
[Berrin] Bu ne hareket ya? Ağzını yüzünü topla, ne o hareket o, bu ne?
- Yarınki aile yemeğini unut. - Ne diyorsun?
Nasıl, nasıl, nasıl başıma geldi bu? Hay Allah ya.
- Bak kızım. - [Berrin] Evet?
Seni bugüne kadar kim üzdü bilmiyorum ama ben hâlâ masallara inanıyorum tamam mı?
Hâlâ masallara inanıyormuş da bilmem neymiş.
Bizim götümüze boz yılan kaçmış aslanım, ne masalı ya.
[Berrin] Dedem, maşallah, dişler. Porselen mi?
[Berrin] Tamam kapat, gördüm.
[Burak ağlar]
[kadın şaşkınlıkla nefes alır] Geldim. Ay, uyandın mı sen?
[kadın] Enecan? Enecan!
- Ne var ya? Ne var ya Ayça Hanım, ne var? - Ne, ne var?
- Çocuk ağlıyor, duymuyor musun? - Of bıktım vallahi!
Çocuk alıyor, çocuk kaka yapıyor. Çocuk, çocuk, hep çocuk.
Enecan'ın kendine hiç vakti yok. Gidiyorum ben.
Gerçekten gidiyor musun Enecan? Bir dakika, dur, dur, dur.
- Lütfen, özür dilerim. Neye takıldın? - Sus be kadın, baydın artık.
- Dur. Maaşına zam yaparım. - Önceden yapsaydın be.
Niye yapmadın bu zaman kadar? Yeter gidiyorum artık.
[kapı kapanır, nefes verir]
Gel bakalım. Gel.
Ne yapacağız biz böyle? Yine kaldık mı bir başımıza?
Kitabımın adını buldum galiba. Bir Başıma.
[jenerik müziği çalar]
Ay Denizciğim bir rapora bakmam lazım kusura bakma ya.
Yok yok, hiç önemli değil canım, hiç.
- [Ayça uzatarak] Teyzeler neredeymiş? - [Deniz çığlık atar]
Bu buluşmayı organize edebilmek için üç aydır kıçım çatladı.
- Canım. - Güzelim.
Vallahi ne desen çok haklısın Ayçacığım. Gerçekten hepimiz bir taraflara dağıldık.
[Selin] Ben çalışmaktan vallahi evin yolunu unuttum.
[telefon çalar] Timuçin Bey arıyor, pardon.
- [Selin] Buyurun. - Biz yine terk edildik.
Ay aşkım seni terk eden göttür, boş ver. Affedersin. Aşkım gel bana gel.
Git bakalım teyzene.
- [Selin] Anladım. Birazdan oradayım. - Deno.
- Bir tane sen de yap, sana çok yakışıyor. - Aynen Poyraz da öyle diyordu aşkım.
[Deniz] Bugün yine Melis'in fotoğrafını beğenmiş.
Sen de eskiden forgot'çuydun şimdi iyice stalk'çu oldun kız.
Aşkım sanki sen Akın'ı fake hesaplardan takip etmiyorsun.
Tamam neyse, anlat. Ne yapıyormuş forgot'çu.
- Ergen gibi Ürgüp'te paraşüt yapıyor. - Hani stalk'lamıyordun? Stalk'luyorsun.
[Ayça] Sus kız.
Ne kadar erkek varsa hepsinin ağzına salıncak kurayım, sıçayım hayatım.
[müşteriler cıklar] Ne? Ne var, Allah aşkına.
- Aşkım ne oldu yine? - Hayatım, ne olacak.
Bütün date'lerden golsüz döndüm yine.
- [Kızlar] Aa. - Ama neyse ki size bir haberim var.
[Ayça] Dur dur, dur. Güzel haberse dur. Benim de çok önemli bir haberim var size.
Ben bir karar aldım ve…
Tek başıma çocuk büyütmekten çok yorulduğumu hissediyorum.
İzmir'e, annemin yanına döneceğim.
O ne demek Ayça ya? Biz ne olacağız?
- İş ne olacak? - Halledeceğim.
Halledeceğim, şöyle olacak. Zaten çocuk annemin yanında olduğu için
gözüm hiç arkada kalmayacak, olmazsa gelir giderim.
Merak etme ne olur, vallahi ben her şeyi hallederim, görürsün.
Ya ne demek merak etme. Ben sana güvenip döndüm İstanbul'a.
Ya bu giden kaçıncı bakıcım. Çocuğun düzeni mahvoldu.
[Ayça] Hayatımızda hiçbir düzen kalmadı.
[Berrin] Her kararında yanındayım, biliyorsun
ama diyorum ki şu işi sen bir daha düşün.
Ya siz beni niye anlamak istemiyorsunuz?
Tamam, tamam.
Tamam, tamam. Ben şu matem havasını bir dağıtıyorum kızlar.
Şimdi benim anam, biliyorsunuz ne zamandır Fethiye'de spiritüel kampta.
[Berrin] Diyor ki, şu kızları topla getir. Beraber tatil yapalım.
Oteli, uçağı, her şeyi ayarlamış. Allah aşkına.
Ne olur gidelim. Şöyle keyfimize bakalım kız.
Aman öf, keyif mi kaldı aldığım haberden sonra.
Neyse ben zaten gelemem, çünkü Poyraz'la yine kampa gidiyoruz.
[Deniz] Her zamanki gibi ama bu sefer hissediyorum bak.
Bu sefer teklif edecek, o yüzden biraz shopping, bir şeyler.
Bir üzerimi değiştireyim, bir güzelleşeyim.
- Sana da kızgınlığım hiç geçmedi kanka. - Öyle dedi, gitti.
Kızlar, ben de bu seferlik izin isteyeceğim sizden.
[Selin] Cenk ile bir yurt dışı seyahati planladık, aramız çok kötü.
Neyse işte, tatilde biraz toparlarız diye umut…
- [telefon çalar] - Timuçin Bey arıyor.
Kızlar, sizi çok seviyorum.
Siz tatile gitmeden önce mutlaka bir 20 dakika bir kahve içeriz.
Efendim Timuçin Beyciğim. Evet, dinliyorum. Haydi, evet.
[Ayça] Bero. Herkes gitti, biz kaldık mı yine baş başa?
Herhâlde kız. Arkadaşın taş gibi, kaldırım gibi karşında!
O yüzden Ayçisko, Allah aşkına, ne olur şu tatile gidelim.
[Berrin] Bak bize çok iyi gelecek. Lütfen kız.
- [gerilim müziği çalar] - Tamam ulan, gidelim.
Seninle gurur duyuyorum, yemin ederim ha.
Son bakıcı bükücü. Ayrıca, o Sinan şerefsizine söyle çocuğuna baksın.
Sen bu çocuğu düdüklüde yapmadın hayatım, beraber yaptınız.
Bu çocuğu beraber yaptınız.
Biberon burada, emzik burada. Bu köpeği sakın kaybetme.
- Çünkü buna sarılarak uyuyor. - Kaybetmem.
Bu arada bezler burada, üç saatte bir altını değiştireceksin.
Değiştirmezsen çocuk pişik olur.
Tamam abartıyorsun. 10 yıllığına gidiyorsun sanki.
- Yarın gelmiyor mu annen? - Geliyor.
Bana bak Sinan, yaramazlık yok. Full time babasın.
Tövbe ettim dedim o işlere. Sen onu bırak.
Arkadaşlarına söyledin mi benim yanıma taşınacağını?
[Nefes verir] Söyleyemedim. Sadece İzmir'i söyledim.
Yavaş yavaş.
[gerilim efekti çalar]
Ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun ya? Hayır, yok öyle bir şey.
Bana bak, teklifini kabul ettim
çünkü Burak babasız büyüsün istemedim. Yaptığın hiçbir şeyi de unutmadım.
Çocuğuma iyi bak.
[müzik biter]
[Timuçin] Selinciğim, kurumsal gelişim raporu ne alemde?
Son dokunuşlarım kaldı Timuçin Bey. Yani hemen hazır diyebilirim.
O zaman sana kadeh kaldıralım.
Yakında eşinizin çok daha büyük sorumlulukları olacak Cenk Bey.
[yumuşak dramatik müzik çalar]
Ne vuruyorsun ya? Şerefinize.
Ne yapıyorsun sen ya? Ne yapıyorsun?
- Sıkıldım ya. - Sıkıldın?
Evde olsam ne güzel yeni televizyonda izlerdik maçı.
- Yeni televizyon mu? - Plazma, incecik, yılan.
Ne ara aldın onu?
- [Cenk] Bugün. - [Selin] Bugün?
Şimdi düşündüm, ya dedim zaten hep evdeyiz.
Sen hep evdesin.
Yani dedim, şimdi dedim, yani üç günlük bu
tatil masrafına ne gerek var diye düşündüm.
- [Cenk] Aldım. - Tatil paramızla mı aldın?
[Selin] Aramızı düzeltmek için gideceğimiz tatil?
Sen bir şey söyleme, ben sonra senin…
Kavga zamanına da sen karar ver Selinciğim.
Ben karımla çocuğumla evde oturmak istiyorum.
Ben de kocamla ve çocuğumla gezmek eğlenmek istiyorum.
- Sus, duydular, şu an duydular. - Sen o zaman git gez.
Tek başına gez.
Timuçin Bey, çok özür dilerim ama sizin için de uygunsa eğer
ben bir iki gün izin kullanabilir miyim?
[Selin] Sonrasında böyle çok yoğun bir döneme gireceğiz.
Bir kafamı toparlamış olurum.
Raporumu da uzaktan, gayet güzel tamamlarım hiç merak etmeyin.
[hareketli müzik çalar]
Benimle evlenmeni istiyorum.
[kadın] Maalesef evlenemem.
[erkek] Neden?
[hafifçe güler]
[nefes verir] İçim geçmiş hayatım.
- Günaydın aşkım. - Günaydın.
- Nasıl film? - Çok güzel.
Tamam, sabahtan çıkarız.
[Poyraz] Tabii tabii, güneşi kaçırmayalım.
[Poyraz] Anlaştık, görüşürüz.
Sabahtan nereye çıkıyoruz aşkım?
Kampa gidiyoruz ya aşkım. Sen eşyalarını hazırlamadın mı Deniz?
Aşkım eşyalarımı hazırladım ama biz baş başa gitmiyor muyuz kampa?
Hayır, yani grubumu dâhil ettim.
[Poyraz] Deniz, ne kadar çok kalabalık olursak o kadar keyifli olacak.
Sonuçta burası romantizm bir yer değil.
Ya gerçekten artık sıçacağım andropozuna da
sana da gerçekten sıçacağım bak.
Poyrazcığım, geçen hafta annen benimle tanışmak istedi, şu anda vakit yok dedin.
Tatile çıkalım baş başa dedim, romantik tatil yapalım dedim.
Şu anda sırası değil dedin, kampa gideceğim ben dedin.
Tamam dedim, gönlü olsun dedim, ne istiyorsa onu yapalım dedim.
Şimdi peşimize insan mı taktın?
[Poyraz] Bak sana söz veriyorum, çok eğleneceğiz, o kadar eğleneceğiz ki.
Tamam canım. Sen istediğin gibi git kampa, hiç önemli değil.
- Hayır. - Hayır. Ben tatile gidiyorum. Kız kıza.
- Hadi bay bay. - [Poyraz] Deniz.
[Poyraz] Sorun ne anlamış değilim. Dur!
[hareketli müzik çalar]
[Selin] Kızlar, ben bu tatili bayağı yanlış anlamışım.
İçimize döneceğiz dedik, çikolata reklamı erkekleri çay ikram etmeye başladı.
[Deniz] Ağzınızın suyunu silin kızlar, geldi. Hop, hop.
Omzuma ağrı girdi.
- [Adam] Neresi? - [Deniz] Şurama.
Dilerseniz hemen aura terapiye başlayabilirim.
- Başlayalım. - Hemen başlamayın.
Ne girdi, ne biliyoruz biz bu kıza ne girdi?
[Berrin] Şimdi, dakika bir gol bir.
Hani denizdeyiz ya hayatım, yel girmiş olabilir, Poyraz var ya bir tanem.
Şimdi biz otele varalım, orada auramızı mı yırtacaksın
çakramızı mı öpeceksin, ona bakarız orada.
- [hepsi güler] - Oldu, iyi günler. Deniz.
[Ayça] Deniz, sen var ya bak sen, çok fena bir şeysin.
- [Deniz kahkaha atar] - [Ayça] Ay ay, Deno, kız.
Sen bizi mi çekiyorsun?
[İngilizce] Hayır, manzarayı çekiyorum.
Senin manzarana sıçarım!
- [Berrin] Selo, nereye kız? - Ağzını burnunu kırmaya geliyorum.
[adam 2] Hanımefendi, hanımefendi, ne yapıyorsunuz?
- Anlaşmazlığı sevgi diliyle çözebiliriz. - Ne sevgi dili be, saçma saçma konuşma.
Ver şu telefonu. Ver.
- [Ayça] Ay, çekmiş mi? - Kızlar, bütün götümüzü başımızı çekmiş.
[herkes şaşırır]
- Pislik. - [İngilizce] Yanlış anladınız, pardon.
Senin yanlış anlamana sıçarım.
[bağırır] Haydi bakalım!
Çek şimdi oradan su altı fotoğraflarını çek, şerefsiz!
- Şerefless. - [herkes alkışlar]
Kızlar, daha otele varmadan huzurların içine sıçtık mı?
- [hepsi] Sıçtık! - Kızlar hoş geldiniz.
Yardımcı olmamı istediğiniz bir konu var mı?
Ne konuda, ne konusu? Yani siz kimsiniz? Ne manada?
- Pamir ben. Otelde çalışıyorum. - Öyle mi?
Anneniz Şenel Hanım sizinle ilgilenmemi istedi.
[Deniz] Pamir Bey, benim aslında çok önemli bir sorum var.
Şimdi otelde yediğimiz içtiğimiz her şey dâhil mi
yoksa içkilerimizi kendimiz mi ödüyoruz?
[Pamir] Bu otelde böyle şeylere ihtiyacınız olmayacak kızlar.
Ruhsal detoksumuz başladı. Kabak'a hoş geldiniz.
[hareketli müzik çalar]
- [herkes birden bağırır] - Getirdim kızları.
- Ay, harikasınız. - Çok özlemişim seni zilli.
Gel buraya aşkım benim, bir tanem.
- İyisin değil mi anneciğim? - İyiyim.
- Seni çok özledim. - [Berrin] Ben de.
- Kilo mu verdin sen? - Sus kız, içimde korse var. Sus!
[herkes güler]
- [Berrin] Gözlüğün bende kalmış. - Çok şeker.
Kırpışa kırpışa gezip duruyordum burada.
- [Şenel] Oh be. - Selam kızlar! Ben Fikret!
- Otelimize hoş geldiniz. - Hoş bulduk!
Merhaba. Bellboy değil mi? Valizler çok ağır.
- [Berrin] Kusura bakmayın. - Çok güzelmiş.
Bellboy değilim, Berrinciğim.
- Animatör? - Yok, animatör de değil, daha iyisi.
- Söylüyorum. - Söyle.
Ben, annenin nişanlısıyım.
[Şenel] Sürpriz! Fikret'le ben evleniyoruz.
Tipe bak. Kıvır kıvır Şenel, aynı biz. Allah'ım, yiyeceğim vallahi.
- Kızım. - Anne!
Konuşamıyorum ki, konuşamıyorum ki anacığım.
Gözünü seveyim, ne evliliği? Sen bana anlatsana şunu bir.
Bak çocuğum, o kadar ani gelişti ki ben sana haber veremedim.
Yahu, ne ara tanıştınız?
Biz Facebook'ta tanıştık. Ondan sonra da o beni buraya davet etti.
- Facebook ne ergenler gibi? - Maşallah ergenler gibiyiz.
Anne, anneciğim, vallahi oturamıyorum sinirden.
[Berrin] Ya adamın yaşı küçük.
Hem belki sana paran için yanaştı, sen ne biliyorsun?
Bak bir tanem, asla böyle biri değil Fikret.
[Şenel] Ya sen onu bir tanısan seveceksin.
- Çok güzel adam. - Hâlâ güzel adam diyorsun anne.
Gözünü seveyim, kaç yaş küçük senden. Bana bak, herkesle olur
ama eğer bununla evlenirsen, bak sana burada söylüyorum
senin Berrin diye bir kızın yok.
Tamam, bir sakin ol, bir dellenme sen. Sadece senden bir tek şey istiyorum.
Şans tanı Fikret'e, eğer hâlâ sevmezsen
o zaman söz, ben ondan ayrılacağım.
- Söz mü kız? - Anne sözü.
O sineği…
[neşeli müzik çalar]
[müzik biter]
Şenel'in benden önce evleneceğine inanamıyorum.
Teşekkür ederim. Bende mi sorun var acaba? Ben güzel falan değil miyim?
[Ayça] Saçmalama ya, bebek gibisin.
Evet kızlar, ben hızlıca bir Zoom toplantısı yapıp geliyorum.
- Ben de duşa gidiyorum. - Ben de oğluşumu göreyim bari çok özledim.
[heyecanlı müzik çalar]
- [Selin] Ayça. - He.
[Selin] Ay çok mu erken bıraktın acaba Burak'ı ya?
Ay travma kalmaz inşallah.
[Ayça iç ses] Anne olunca görünmez bir diploma mı veriyorlar insana?
Herkes birden akıl vermeye başlıyor.
Bütün dünya el ele verip
annelere kendini yetersiz hissettirmeye çalışıyor sanki.
[Selin] Ay. İptal oldu Zoom. Bana bak, Akın ile yazışmıyorsun değil mi?
Ya saçmalama. Akın bitti kızım, bitti. Finito.
Ben şu an sadece internetten gelinlik modeli çizdiriyorum.
- Tamam. Deniz! Koş bak Ayça evleniyor. - Yalancı yatağa düşsün mü?
[bir ağızdan bağırırlar]
Bana bak, eğer ben daha evlenmeden ikinci tura geçersen seni gebertirim.
Ya evlenme falan yok, saçmalama.
Butik için bir şeyler çizdiriyorum internetten, çabuk buraya gel.
[bir ağızdan bağırırlar]
Niye çizdiriyorsun ki sen zaten İzmir'e gidiyorsun ki bizi bırakıp.
Bana trip atıp durma yoksa seni parçalayacağım.
[Ayça] Dua et Burak var, yoksa seni gebertmiştim.
[Deniz] Geldi karanlıklar lordu.
[Ayça] Bu ne surat ya, bu ne surat? Gelir misin lütfen?
- [Deniz] Hay Allah. - Gel, bak senin için buradayız.
- Bak tatile geldik. - Bana ne?
Atla!
- [bir ağızdan] Atla! Atla! - Ya bir gidin be!
[gülüşürler]
[Berrin] Ya özlemişim sizi. Manyaklar.
- [Deniz] Ay. - [nefes verir]
Annem dedi ki, eğer dedi Fiko'yu dedi sevmezsen dedi evlenmeyeceğim, söz diyor.
- Canım Şenel'im. Yazık ya. - E be yavrum, kıyamaz ki o sana.
Aman susun be, hemen vicdan yaptırmayın. O Fiko, bize Fethiye turu attıracakmış.
Allah kahretsin sizi be. Bana bakın, düşman gibi davranacağız.
[Berrin] Anladınız mı? Gelin takımının kim olduğunu
o hippiye göstereceğiz!
[hepsi bağrışır]
[Manifest "Zehir" çalar] ♪ Olamaz bizim gibi, parlamaz bizim gibi ♪
♪ Parlamaz bizim gibi ♪ ♪ Kendinden de çok emin ♪
♪ Parlamaz bizim gibi ♪ ♪ Kendinden de çok emin ♪
♪ Olurum sana zehir, olurum sana zehir ♪
- ♪ Olurum sana zehir, olurum sana zehir ♪ - [Pamir] Kızlar.
O kıyafetlerle rahat edebilecek misiniz?
Ne var ki kıyafetlerimizde?
[komedi müziği çalar]
- Allah Belasını versin böyle yolun. - Ben size ne dedim?
İyi, madalya mı takalım? Bir de seke seke gidiyor önden ya.
[Ayça] Kızım, aranızda bir çekim hissediyorum ha.
Aman sus be sen de, zor yürüyorum şurada.
Elinden telefon düşmüyor bunun, bin tane sevgilisi vardır.
Ben bu Şenel'den evlilik taktiği alacağım galiba.
Adamları bu hâle getirmesi olay.
Aman, çok marifet sanki evlenmek. Koca kadın, yakışıyor mu bu hâlleri?
[Berrin] Vallahi düşüyordum.
- [Fikret] Ne oldu? - Alo, efendim Banucuğum, efendim güzelim.
[Selin] Evet canım. Alo.
Banu! [kısa çığlık atar]
- Kapandı. - Hanımefendiciğim, rica ederim.
- Lütfen benim aletimi kullanın. - Çok teşekkür ederim Fikret Bey.
Rica ederim, ben her zaman hazırlıklıyımdır.
Neye hazırlıklısınız ya, dijital kıyamete falan mı?
- Sen niye bu kadar hırçınsın ya? - Sen niye bu kadar meraklısın?
- Açıldı! - Allah kabul etsin.
- Aha! - Kızlar!
Ve geldik!
[hepsi şaşırır]
- [Deniz] Çok güzel. - [Ayça] Şahane! Fikret abi!
- Şahanesin! - Her türlü!
- [Berrin] Ne yaptı kız? - Ay ağzımdan kaçtı.
[Deniz şaşırır]
Hadi çabuk bak. Eğer acele edersek sessizlik terapisine de yetişebiliriz.
[Fikret] Bu arada, Fethiye'yi en tepeden görmeyi kim ister?
[bir ağızdan] Hepimiz!
[müzik biter]
[kuş ve böcek sesleri]
[Ayça] Ay, bu ne be?
[slow flüt çalar]
[fısıltıyla] Yattım Allah kaldır beni. Nur içine daldır beni.
Ama çok yakın ha, Beyefendi biraz yakınsınız.
- Çekilir misiniz? - [mentor] Sessizlik.
[Ayça] Bu işlerin hepsi boş. Her şey beyinde bitiyor.
[Deniz] Aynen, sen de bizi beyinde bitirip İzmir'e gidiyorsun işte.
Ulan hanımefendi.
Sessiz olur musunuz lütfen? Herkesin hakkına ne güzel girdiniz.
Ay beyefendi, döner misiniz önünüze? Kütüphanedeyiz sanki, Allah Allah.
Şimdi gözlerimizi kapatıyoruz
ve bizi üzen ne varsa hepsini hayali bir çuvalın içine koyuyoruz.
- Ben iki tane çuval alabilir miyim? - İçimizden konuşuyoruz.
Bir şey söyleyeceğim, benim çok çişim geldi, kalksam ayıp olur mu?
- Oturun lütfen, akıştayız. - Pislik Poyraz, görürsün sen.
Poyraz kim hanımefendi? Eğer canınızı sıktıysa biz de onun canını sıkalım.
Size ne beyefendi, sessizlik seansındayız susar mısınız? Car, car, car.
Hazırsanız başlayabilir miyiz?
[mentor] Bakın, sessiz öfke, duygularımıza odaklanmakla başlar.
[mentor] Şimdi elinizi kalbinize götürün
ve söylediklerimi içinizden tekrar edin.
[mentor] Size ihanet eden kim varsa, aldatan, kandıran, zekânızla alay eden.
[mentor] Keşke sevmeseydim dedikleriniz. Güvenip terk edildikleriniz.
[mentor] Boşa emek verdikleriniz.
- [mentor] Hepsinin… - Ağzına sıçayım.
Hepsinin ağzına sıçayım, yeter be! Biz de insanız ya, teker teker gelin.
[Deniz] Arkadaşımız kötü oldu da. Selo, alsana onu.
[Selin] Hocam, ben bir arkadaşımızı alacağım.
Ya burada parti falan vermiyor musunuz? Hadi kalkın eğlenelim.
Bu ne ya böyle? Eğlenmek istemiyor musunuz?
Ay içimize döne döne şiştik ya. No more çocukluk travması.
Yes bitch!
- [kadın 1] Ne duruyoruz ki? - [kadın 2] Bence de haklı.
- Gecelere akalım. - Hadi gelin.
[trance müzik çalar]
Bunlar var ya, hayatlarında hiç parti görmemişler bence.
Ne oldu ya, siz müziği mi beğenmediniz? Türkçe çalar birazdan, eğlenirsiniz.
Valla ben Türkçe dinlemiyorum hiç. Keşke biraz dinlesem.
[kahkaha atar] Seni Allah kahretmesin kız seni.
[Ayça kahkaha atarak] Türkçe dinlemiyorum diyor. Bero.
Selo bırakır mısın sen de şunu?
Tamam aşkım ya bir mail'im vardı işte onu gönderdim.
Allah Allah, arınma kampına geldik, hâlâ böylesiniz.
Pamir Bey, Fikret abi buranın nesi oluyor?
Halası gülüm, halası.
- Fikret abi otelin sahibidir. - [herkes] O.
Evlenmeden olmaz.
- [Şenel kahkaha atar] - Evlenmeden… Oraya dokunma.
[Şenel kahkaha atar]
[gülerek] Ay kızlar, siz ancak geldiniz. Biz çoktan başladık.
Belli belli, az daha içersen bu gece gerdeğe gireceksin anacığım.
Yok artık, denir mi öyle?
[Fikret] Pamircan, bizim çocuklara söyle bu gece bu masayı boş bırakmasınlar.
Az önce söyledim.
Duydunuz değil mi bak güzelimin ne dediğini?
Çünkü benim sevgilim her şeyi halleder.
- Her şeyi. - [abartılı öksürür]
Hey. Sen neden milletle ilgileniyorsun sürekli?
[Pamir] Biraz ortamın tadını çıkarsana.
Hiçbir şeyin tadını çıkaramam ben şu an, anam gidiyor elden.
Allah Allah, bak ben sana bir şey diyeyim mi?
Ne yaparsan yap, bir şey yaşanması gerekiyorsa yaşanacak.
Allah Allah, ağzın da iyi laf yapıyor ha. İyi kız düşüyordur bu çapkın laflara.
Pamir, bir iki dakika konuşalım mı seninle? Gidiyorum, geleceğim.
- [Şenel] Tamam. - Gül biraz, bakma oraya.
Bir de dürtüyor ya giderken.
[Ayça] Selo, onu sen de ver artık. Bu gece telefon melefon yok.
- Yakıyor muyuz kız bugün burayı? - [Ayça] Selo.
[Deniz] Hadi, hadi.
- Hadi. - Kız.
- Yakıyoruz ulan Kabak'ı. - [hepsi bağırır]
İtfaiye çağırın arkadaşlarım yanıyor.
Çak, çak, çak, kız dur.
Bu kadehleri göt patronum Timuçin Bey adına…
[hepsi bağrışır]
- Bu bir işaret. - Selo. Her yerde götünü gösteriyor bu kız.
Baydın be baydın, çekil.
[Sezen Aksu "Seni Yerler" çalar] Türkçe pop.
[herkes bağırır]
[Berrin] Manyak! Kız, manyak! Bedava diye niye içiyorsun ayı gibi.
Ama biz ne konuştuk ya? Bu gece ben Kabak'ı yakacağım demedim mi?
- Yak anasını satayım. - Yakacağım tabii.
[Selin] Aa.
♪ Sen bizim mahalleye geldin geleli ♪
Berrin, şunu görüyor musun?
- Neyi kız? - ♪ Bittik ♪
Bana bak, ispirto mu içtin kız? Çıkar, kus.
- Bak atacağım parmağı. - Hayır, hayır.
- [İngilizce] Merhaba. - [İngilizce] Selam.
- [İngilizce] Kaç yaşındasın? - Ay bir de yaşımı soruyor salak.
Kadınlara yaş sorulmaz. No yaş.
- [İngilizce] Sen kaç yaşındasın? - [İngilizce] Ben mi? 20.
- "Twenty." Twenty kaç kız? - 20 aşkım.
Ay yok yok, bizi tutuklarlar. Yok canım sağ ol.
[İngilizce] Çok teşekkürler.
[Berrin] Kız ne sallanıyorsun, içimi sıktın ya. Azıcık el, kol, bacak.
Bu hareketler hep var. Bak bana. Saçım başım hep dağıldı.
[sesler çıkarır] Hareket. Fark edilmen lazım, anladın mı?
İyi eğlenceler, bir şey demiyorsan ben kaçıyorum.
Erkencisin, sevgilin mi aradı?
Çok yanlış sulardasın Berrin ama dikkat et boğulursun.
Pamir? Nereye?
Sıktın, sıktın, içimi sıktın, baydın beni baydın.
Ya sallan, az oyna. Hareket, bak bana.
Ne saç kaldı ne baş. Anladın mı? Böyle oynayacaksın, kendini ver.
Pardon, pardon, pardon. Efendim, buyurun.
- Vay. - [herkes bağırır]
Korktum.
Efendim, Yaman Bey'in ikramıdır, kendisi barda.
[Deniz] İstemez, kıro. Al, istemiyorum gider misin? Sağ ol.
- Kız, ziyan ettin. - [Öfler] Aman.
Bak, kız siz ne oturuyorsunuz? Cenazeye mi geldik?
- Başımız sağ olsun. - [Selin] Ya bir ruh ya, bir can.
- Hadi. - [Ayça] Helal kız Selo.
[herkes bağrışır]
Kız, ne ettin?
Ben demedim mi hayatım? Bu gece Kabak koyunu yakacağız dedim.
Aşkım, gerçekten yanıyorsun.
[hepsi bağrışır, Selin çığlık atar]
[Selin] Kız yanıyorum. Bir şey yapın be, bir şey yapın.
Aptallar! Ne yapacağım? Ne yapacağım?
[su altı uğultusu sesi]
[zor şekilde nefes alır]
Oturmaya mı geldik?
- [Sezen Aksu "Seni Yerler" devam eder] - [herkes bağırır]
Bir tane daha alabilir miyim lütfen?
Hanımefendi, kusura bakmayın sizi böyle rahatsız ediyorum
ama siz biraz akıllı birine benziyorsunuz.
Şimdi biz bu lavuklara bütün sırrımızı veriyoruz ya.
Sizce bunların ağzı sıkı mıdır?
Ne bileyim beyefendi? Ben bugün geldim buraya.
Öyle mi?
Ben biraz insan sarrafıyım da, sizin bu göz temasından kaçınmalarınız olsun
şampanyayı yere dökmeleriniz olsun falan, bunlar çok irite edici hareketler.
Ama maşallah, dans pistindeki kıvraklığınız her şeyi aldı götürdü.
Okay, yani?
[Yaman] Diyorum ki, sizinle iletişim kurmak istesem, ne tavsiye edersiniz?
Bu tip durumlar için çok güzel bir ilacım var aslında.
- Allah Allah. - Bir siktir ol.
- Nasıl, anlamadım? - Bir siktir ol. Günde iki kere alıyorsun.
[Deniz] Tok karnına ve yolumdan çekiliyorsun.
Bak, seni severim ha! Yani ne bu? Narsistik kişilik bozukluğu mu?
Siz doktorsunuz herhâlde beyefendi, psikolog falan.
Yok estağfurullah, ben düz mafyayım
ama böyle ruhani bir çekim olunca geleyim konuşayım istedim.
İyi yaptınız beyefendi.
En azından bunun ilk ve son konuşmamız olduğunun farkına varmışsınızdır.
[Yaman] Civcive bak civcive. Sen bakma lan.
[adam] Evrakları hazırladım. Şenel Hanım'ın gayrimenkulleri bu dosyada.
Antalya'daki daireleri de koyduk, değil mi?
İpotek varmış onlarda, aman yanlış olmasın.
Efendim, tüm mal varlığı bu sözleşmede.
Hukuk müşavirleri ile birlikte hazırladık.
- [Fikret] Bundan sonrası sizde. - Merak etmeyin.
Ben senin ağzına sıçmaz mıyım?
[Berrin] Müsaade eder misin arkadaşım?
[Berrin] Arkadaşım, yeni dans etmeyi öğrendiniz daha, ne bu?
Anacığım, iki dakika gelsene, konuşabilir miyiz?
Ayol eğleniyorum ben şurada.
- Bağırtma beni anne, gözünü seveyim. - Aa.
- [kızlar] Berrin! - Yaklaşmayın be sizde.
- [kızlar] Ne oluyor? - Allah Allah.
Pılını pırtını topluyorsun, İstanbul'a… Anne, şunu bir bırakır mısın elinden?
Yahu tamam, tamam, bir tanem. Ne oluyor, niye gidiyoruz?
İki dünya bir araya gelse o adamla evlenmeyeceksin anne.
Bak nokta diyorum ha.
- Ya bir dellenmeden bana anlat, nedir? - Ne anlatacağım ya?
Avukatı ile konuşurken duydum.
Ben sana ne dedim anne? Mallarında gözü var demedim mi?
Ta Antalya'daki dükkânları… Sen bunları ne zaman söyledin?
Onların hesabını yapıyor çakal.
Ben anlayamıyorum, neden böyle bir şey yapıyor?
Anne, ben de seni anlayamıyorum ya. Neyi anlayamıyorsun?
Ya sen bir yaşına başına baksana. Anne, adam senden küçük.
[Berrin] Ya sence niye seninle evlenmek istiyor? Paran için.
- Ya bir aç gözünü, lütfen anne, lütfen ya. - Hah, buldum sizi.
[Fikret] Hayırdır ben yanlış bir zamanda mı geldim?
- Aşkım, iyi misin? Bembeyaz olmuşsun. - Lan ne aşkım aşkım hâlâ be!
[Berrin] O elini bu kadının üstünden çekeceksin.
Yemin ediyorum çok kötü olur ha.
- Ne olacak? Ben anlamadım. - Kesin.
- Ben sana öyle bir… - [Şenel] Kesin!
İkiniz de kesin lütfen.
- Tamam, yürü. - Bırak elimi.
Anladım. Ben yaşlıyım.
Çirkinim, akılsızım.
- Aşk benim neyime? - Aşkım, ne diyorsun?
[Şenel] Sus.
Bu ilişki bitti, düğün iptal.
Ayrıldık seninle, ayrıldık.
[Fikret] Şenel.
Beni takip etme, düş peşimden.
[duygusal müzik çalar]
[müzik biter]
[kapı çalar]
[Şenel] Gelin kızlar, gelin.
- [Ayça] Ay Şenel. - Fazla vaktim yok yavrucuğum.
- Ne oldu, iyi misin? - Fikret gelecek çocuğum.
- Fikret gelecek, biz gideceğiz. - Nasıl yani?
Sen Fikret ile ayrılmadın mı?
Yavrucuğum, biz konuştuk, o meseleyi kendi aramızda hallettik.
[Şenel] Ben başkaları için yaşamayı istemiyorum ki artık, istemiyorum.
- Şenelciğim. - [Şenel] Canım.
- Canım. - [Şenel] Efendim.
Bak, sen böyle yapıyorsun ama Berrin üzülmeyecek mi?
- [duygusal müzik çalar] - [nefes verir]
Çocuklar, ben de bunun için çağırdım ya sizleri.
Biliyorum bu kız bu düğüne engel olacak. Yaptırtmayacak bana bu düğünü.
[Şenel] Ama benim de bir tane hayatım var çocuklar.
Peki ne yapabiliriz senin için?
İstanbul'a götürün onu, tamam mı?
Ne olur engel olmasın bana ama bunu sakın söylemeyin.
Yoksa canımızı okur biliyorsunuz.
[Deniz] Yani illa böyle mi olması gerekiyor?
Hani en azından son bir kez konuşsanız Şenel.
Ben kızımın fikrini değiştireceğini bilsem,
ben kızımı tanımasam sabahlara kadar konuşurum onunla.
[Şenel] Hem böyle bir aşkı ancak bu yaşımda bulabildim.
Nasıl vazgeçebilirim ki?
Ya Ayça, benim hiç uyuyasım yok, bir tur atsam gelsem olmaz mı?
Aa, kızım manyak mısın ya? Görmedin mi tipleri, ne alaka?
- Hadi yürü gel, odamıza gidiyoruz. - Ya aşkım vallahi bak.
Ne yapacağım ben senin bu korumacı tavırların olmadan?
Neyse hadi git, yat uyu.
Beni bırakıp gittiğini hatırlayıp sana iyice sinirlenmeyeyim.
Bana bak, sakın başını belaya sokma tamam mı?
- Bana canlı konum atıyorsun. - Tamam.
- Söz ver. - Söz.
- Aşkım, ne haber? - [kadın] Deniz, selam.
[kadın] Poyraz telefonunu çadırda bıraktı da, ben Melis.
Poyraz'ın telefonunun sende ne işi var ve bu saatte çadırında ne yapıyorsun?
Bir tek bir single gelmişiz.
Herkes çift olunca bize de çadır kalmadı maalesef.
Kalmayınca tabii biz de çadırı paylaşalım dedik.
[Melis] Poyraz tuvalete kadar gitti, istersen ben gelince…
[hareketli müzik çalar]
[Ayça] Kızlar, Deno gelmedi biliyor musunuz?
[Ayça] Ya bu kız beni öldürecek.
Selo, o benim tabletim mi?
- Niye alıyorsun, ne hakla? - Başkalarına tavsiye vereceğime
kendi çocuğumla vakit geçirecekmişim, öyle mi?
Kontrolcü bir deliymişim ben Ayça.
- [Ayça] Onun devamı var. - Okudum, devamını da okudum.
- Manipülatif demişsin bana. - Selo sus Allah aşkına ya, tövbe tövbe.
Sen de hayatım.
Bir erkek bulmak için kendini parçalayan biriymişsin mesela.
Bu konuda da susayım mı?
Sence sadece bunları yazmış olabilir miyim?
Yo, asıl bombayı söylemedim.
[Selin] Ayça, sen İzmir'e Sinan'la mı taşınıyorsun?
- Yok ebesininki. - [Selin] Yo böyle, buyurun.
- Bakın. - Ya verir misin şunu bana?
- Çocuk gibi davranmayı bırak, kendine gel. - Kızım ben kendimdeyim, sen kiminlesin?
Kimseyle değilim, kendine gel Selo.
[Berrin] Ne bağırıyorsunuz? Ayça, bir gelebilir misin buraya?
Ayça, şuraya gelsene sen bir, ne bağırıyorsun kızım?
Ne oluyor?
Ne o, Sinan meselesi ne? Sen manyak mısın? Kafayı mı yedin?
[Berrin] Kızım, bu adam seni aldatmadı mı? Sen ne istiyorsun?
Bana destek olsun istiyorum.
Burak doğduktan sonra hayatımın en zor günlerini yaşadım.
Akın da gidince yapayalnız kaldım.
Yemek yiyemiyorum, uyku uyuyamıyorum, duşa giremiyorum.
- [Ayça] Çünkü çocuk sürekli ağlıyor. - Ay benim arkadaşım.
[Berrin] Selo sana ne oluyor? Sen niye ağlıyorsun?
[Berrin] Sen niye ağlıyorsun gülüm? Bir şey konuşuyoruz, bir dur hele.
Kızım, gitme. İzmir ne?
Tamam, sen burada kal, biz destek olacağız ya sana.
Ya Sinan'a orada iş teklifi gelmiş.
Eğer beraber olursak ben sana destek olurum dedi.
- [Ayça] Bana bak Berrin. - Ne?
Deniz'e hiçbir şey söylemeyeceksiniz, Deniz benden duyacak.
- [Ayça] Ben söyleyeceğim, duydun mu Selo? - Ayça, ayıp ettin, biliyor musun ya?
[Selin] Bak kontrolcü montrolcü yazmışsın ama benim nerem dominant ya?
Senin çenene eşek osursun, ha!
[Berrin] Bir yatamadın karı, bir yatamadın, yat uyu ya.
Aa, bu daha içmesin ha.
- İçki kaldıramıyor zaten. - Ay.
Duyuyorum ha.
[hareketli müzik çalar]
[Berrin] Kızlar!
Ayça!
Selo!
Kızlar kalkın! Annem yok!
Kalk, kalk kızım, kalk!
- Kız, ne diyorsun sabah sabah? - Ya içim elvermedi.
Gittim bir konuşayım dedim, özür dileyeyim dedim.
Odasında hiçbir şey, ha bundan başka hiçbir şey yok
ve telefonu kapalı. O Fikret serserisi şu anda benim anamı kaçırıyor olabilir.
Berrin, bir şey söyleyeceğim, mantıklı düşünelim.
Şenel koskocaman bir kadın.
- Kendi isteği ile gitmiş olamaz mı? - Olamaz abi.
Olamaz. O bana her zaman haber verir.
Ya bir sakin ol, bir gidelim resepsiyona soralım.
Resepsiyon. Ben zaten size niye geldim ki?
Berrin, bir dur.
[Selin] Bir şey görmüşlerdir etmişlerdir Ayça.
Bismillah. Allah kabul etsin. Allah kabul etsin.
[müzik biter]
Annem nerede? Nereye götürdü o Fikret? Söyle bakayım sen bana.
[zen müzik çalar]
- Namaste! - Ananın…
Panik anlarında kontrolü kaybetsek de
kök çakramızla uyumlanarak sakinleşebiliriz.
Ağzının içinden konuşma, sıçarım bacağına.
Küfür bizim burada kırmızı çizgimiz.
Ayrıca ben müşteri bilgisi veremiyorum maalesef.
Senin müşteri bilgine sıçarım ha!
- Annemle Fikret nerede? - Tamam, söyleyeceğim.
Sabah çıktılar abla, çok mutlulardı.
Berrin, baksana, kendi isteği ile gitmiş, kimse kaçırmamış.
- Bırak. - Belki annemde Stockholm sendromu var.
Nereden biliyoruz, isteyerek mi gitti ne yaptı? Nereye gittiler?
[Selin] Pardon, ben bölmek istemiyorum
ama toplantı saatim geldi de Wi-Fi şifresini alabilir miyim?
Çünkü kaosu da pek kaçırmak istemedim şu an.
Bana bak, eğer söylemezsen senin şu saçlarını
- tek tek yolarım! - Bırak kız, elin bitlenecek.
Tamam, tamam. Söyleyeceğim, söyleyeceğim.
- [Ayça] Öf gidelim artık buradan. - [Deniz] Bununla mı gidiyoruz?
[Berrin] Kızlar, dikkatli olun çok yüksek.
Hadi.
[Berrin] Pamirciğim, gıy gıy kullanma şunu, gözünü seveyim, haydi.
Tamam da nereye gidiyoruz?
- İskeleye. - Hangisi?
Beşiktaş. Allah Allah ben nereden bileyim, burada oturan sensin, haydi.
- Durun! Durun! - [Berrin] Ay ne oldu be?
Deniz yok!
[hareketli müzik çalar]
- [Ayça] Deniz! - Hah.
- Geldim. - [Ayça] Gel.
- Nereye gidiyoruz kızlar? - Sen yine ne işler karıştırdın?
Bir şey karıştırmadım, hadi sür. Sür hadi, sürsene lan!
Pardon, vallahi pardon. Pamir Bey, sürer misiniz lütfen?
[Berrin] Beyefendi, bu yine bir haltlar karıştırdı.
[hepsi çığlık atar]
[Pamir] Berrin, niye rahat bırakmıyorsun insanları?
Bak, onlar kararını vermiş.
Sana ne ya? Karışma işime.
Bir gün annen tanımadığın bir adamla evlenirse sen bu şekil davranırsın
ama ben bu şekil davranıyorum. Allah Allah.
[Berrin] Hadi kardeşim, al bizi.
Berrinciğim, güzelim, Şenel'in bu teknede ne işi var?
[birlikte] Evet, Şenel'in bu teknede ne işi var?
- [Ayça] Saçmalama. - [Berrin] Gelir misiniz şuraya?
[Berrin] Ne oluyor Ayça? Kızım, ben yukarıda, siz aşağıda.
Dik hilal şeklinde kuşatıyoruz, tamam mı? Hadi. Ayça, gelir misin şuraya lütfen?
- Ayça, gel. - [Deniz] Hadi hadi, tamam, tamam.
[Pamir iç ses] Durduramadım abi, teknedeler.
[Berrin] Kızlar, başlayın aramaya. Annemi bulan bağırsın.
[tekno müzik çalar]
- Üstümü değiştirdim çok rahatladım. - Ya nerede bu kadın Denizciğim?
Beni Zoom toplantım var şimdi.
Selin, bir şey söyleyeceğim bir mikrofonu kapasana.
Hayatım, bir yarım saat sonra söylesen?
Hayır, çok önemli. Ben içimde tuttum, şiştim.
- Tamam, söyle güzelim, söyle. - Şimdi şöyle bir şey oldu aşkım.
Şenel, Ayça ile beni odasına çağırdı gizlice ve dedi ki
Fikret ile beni kimse ayıramaz, onunla evleneceğim.
Kızım, sen ne diyorsun ya?
Ya böyle bir şey olabilir mi? Ne evlenmesi?
Bizim bunu acilen Berrin'e söylememiz lazım.
Hayır, sakın öyle bir şey yapma bak söz verdik çok ayıp olur.
Delireceğim ben, ben artık delireceğim, burada yapamıyorum.
[Selin] Kusura bakmayın, açtım şimdi mikrofonu.
[Timuçin] Selin, rapor hâlâ neden gelmedi?
Timuçin Bey, hiç beklemediğim bir şey oldu.
Bir sorun ama halledeceğim, bir gün istiyorum sizden sadece.
Yarın yetiştireceğim.
- Ne haber yavrum? - Ne yavrumu ya, öf.
Bu ne hadsizlik ya, bu ne samimiyet?
Sen sapık mısın, her yerde beni takip ediyorsun?
Bak, pişmanlık duygusu, suçluluk, öfke.
Bana olan aşkından kaçmaya çalışıyorsun ama yemezler be Deniz Hanım.
İki gün spa merkezinde kaldın diye başıma psikolog mu kesildin?
[Deniz] Bak Yamancığım, ben dansı severim, müziği de.
Seninle şöyle birazcık eğlendik diye
freni patlamış kamyon gibi üstüme gelirsen duvara toslarsın.
Ulan böyle herkes benden korkuyorken bana posta koymana bayılıyorum.
Yemin ediyorum bayılıyorum. Hakikaten hakikatli karısın ha.
Sen de mazoşistsin herhâlde. Böyle aşağılanmaktan hoşlandığına göre.
- Gel. Sakin, sakin. - Bırak, bağırırım! İmdat diye bağırırım!
Sana zarar verir miyim kızım ben? Yanlış anladın.
İste, dünyaları önüne sereyim senin ya. Sakin ol.
[müzik hareketlenir]
Gönül sarayımın sultanı olur musun be Deniz?
- Tam bir duygusal boşluk anı. Bravo sana. - Seni yerim.
Yettim Deniz.
- Bırak lan kızı, bırak. - Ulan hanımefendi, bir sakin ol.
Sence şu an kıza zarar verecek gibi mi duruyorum?
Deniz, arkama geç, anladım. Bir arkama geçer misin lütfen?
Beyefendi, öncelikle ben sizin o elinizi alır götünüze sokarım.
O biraz zor da hanımefendi, ben size bir tespitimi söyleyeyim mi?
Sizi eğer ki ben tanımasaydım da
Deniz'in arkadaşı olduğunuzu bir kilometre öteden söylerdim.
- Ay öyle mi, başka ne söylerdin? - Bir de ne söylerdim biliyor musunuz?
O hanımefendi yakın zamanda hiç takaş tukaş yapmamış derdim.
- Takaş tukaş ne be? - Tutti frutti.
- Tutti frutti mi? - Al ver hanımefendi, al ver.
- Al ver? - Vur kaç.
Vur kaç? [ıslık çalar]
- Ne bu ya? - Karpuz tarlasında dolaşmak.
- Karpuz tarlasında ne? - Bongoyu çaldırmak da mı yok?
- Ne bongoyu çaldırmak falan ya? - Pompa hanımefendi, pompa.
Ne pompa… Ben sana şimdi gösteririm pompayı.
[hareketli müzik çalar]
[müzik artar]
- [uzak doğu müziği çalar] - [şaşkınlıkla iç çekerler]
Orospu çocukları. İyi misin aşkım?
[Ayça] Ay, ah. Ay Selo, sen karate mi yaptın?
[Berrin] Bulabildiniz mi annemi?
Kalkın lan, kalk! Beceriksiz herifler sizi.
Deno, senin peşine takılan mafya kılıklı serseri bu mu ya?
Abartma aşkım, mafya demedim, biraz şekilsiz duruyor o kadar.
Serseri öyle mi?
Biz de o zaman bu ismin biraz hakkını verelim artık be.
[silahını çeker, herkes çığlık atar]
[herkes bağırır]
Kızlar, kaçın!
- Lan bir yerinizde durun artık. - [Selin] Duramıyorum.
Ulan bana bakın. Kimse zarar görsün istemiyorum ama onu almadan da gitmem.
Ulan arkadaşınızı ben sizin saraylarda yaşatacağım.
- [Yaman] Siz daha ne istiyorsunuz? - Tamam, geliyorum zaten.
Kafa üstü mü düştün, manyak mısın Deno?
Aşkım, ben kendimi feda edeceğim sizin için.
- Manyak karı! [Ayça] Ya gel buraya ya!
Ya sen kimsin? Ya kimsin sen, kimin elinden kimi alıyorsun?
- Kendine gel! - Ulan siz kimsiniz asıl?
- Kocasıyım ben onun kocası. - Yuh artık, kocam falan değilsin.
Kocan değil de bunu ne ara taktın? Deno, çıkarır mısın şunu?
- Ama çok güzel. - Yeter artık bu çocuk oyunu. Yürü.
Bir yere götüremezsin onu manyak!
[Deniz çığlık atar]
Gerildim!
Bu hikâye fazla uzadı. Nereye kaçacaksınız acaba minnoşlar sizi?
Başka çaremiz yok. Gel kız buraya!
[Deniz çığlık atar]
[Deniz çığlık atar]
[Ayça çığlık atar]
- Selin, hadi. - Lan, dur.
Bismillah, sağ ayakla.
[Berrin çığlık atar]
- Gidin getirin lan onları bana. - Biz yüzme bilmiyoruz ki abi.
[cam kırılır]
[Deniz nefes verir]
- Niye attın beni suya? Sıçan gibi oldum. - Ya seni mafyaların elinden kurtardık.
- Çıt çıtım koptu, laf ediyor muyum? - Kızım siz manyak mısınız, iyi misiniz?
Ayça, Deniz, Berrin. Berrin yok, Berrin yüzme bilmiyor.
[hepsi çığlık atar]
[slow piyano çalar]
Nefes al.
[derin derin nefes alır]
[Pamir] Berrin, aç gözlerini hadi.
[Berrin öksürür] Berrin.
Berrin iyi misin? [Berrin öksürür]
Sen ne yapıyorsun? Ben burada hayat mücadelesi veriyorum
sen beni mi öpüyorsun? Sapık mısın? Sapık mısın?
Ya senin hayatını kurtardım, teşekkür edeceğine sapık mısın diyorsun.
Ya hadi oradan, ben bilmiyor muyum
hayat öpücüğü nedir, Fransız öpücüğü nedir ben bilmiyor muyum ben?
Ben Fransız öpücüğüne kalktım zaten.
- Allah Allah. - O uyandırdı beni.
Sana yaranılmaz ha, bıraksaydım da boğulsaydın.
Keşke, keşke.
- [Berrin öksürür] - [Selin] Berrin, Berrin.
[kızlar bir ağızdan] Berrin. Berrin iyi misin?
[aynı anda konuşurlar]
Kızlar çok korktum, çok korktum, çok korktum.
- Nereden çıktın? - [Pamir] Fikret abi aradı.
Kızlara göz kulak ol dedi.
Bir de dedi ki, bizi aramasınlar, rahatsız etmesinler.
Biz çok mutluyuz, dedi.
Bak, vallahi az önce ölüyordum, ölümden döndüm.
Evet. Ölüyordun az önce. Sayemde ölmedin.
Yalvarıyorum sana.
Ne olur? Şu Fikret nerede? Allah aşkına. Bana bir öğren. Yalvarıyorum.
- [Fikret ve Şenel mırıldanır] - [Fikret] Aha.
[Fikret] Dur bakalım ne diyecek bizim oğlan.
- Alo? - [Pamir] Fikret abi selam, neredesiniz?
Ha Pamir, biz yola çıktık, çıktık yola. Sana söylemeyi unuttum.
Kredi meselesi de halloldu.
Muhasebeye, çocuklara söyle halledin onları tamam mı abiciğim?
- Çok sevindim abi, ne tarafa yolculuk? - Canım.
Bak Fikret'le ben bu Nevşehir tarafına gidiyoruz.
- [Şenel] Konum atarız sana. - İyi yolculuklar Şenel Hanım.
O zaman ben kızlardan haber alır almaz size yazarım.
- Teşekkür ediyorum. - Hadi görüşmek üzere.
- Aşkım. - Canım.
Sen niye yalan söyledin?
Hayatım, bizim kızları tanıyorum. Onlar çoktan bu çocuğu kafakola almıştır.
- [ikisi de güler] - Ay bırakalım da azıcık eğlensinler.
Canım benim.
[müzik yumuşar]
- Fikret. - Canım.
Berrin bizi kabul edecek mi, ne dersin?
Eğer gözüyle değil, gönlüyle bakarsa eder.
Hadi bakayım. Tamam. Konuşmalar bitti. Sen şimdi gözünü kapat.
Güzelce bir dinlen. Bu ne enerji? Nereden geliyor anlamıyorum ki.
Senin sayende bir taneciğim.
- Senin sayende. - Bir tanem benim.
Canımın içi.
[Berrin] Kesin batıyor bu bak. Kredi falan çekmiş.
Onu da benim anama yükleyecek, ben bilmiyor muyum?
Hikâye bu, ben biliyorum.
- Tamam, sakin ol. - Sen ver şunu bakayım.
Ya bu kadar ön yargılı olma. Tamam, otel zor durumda
ama Fikret abi halledeceğim dediyse halleder, öyle şey yapmaz.
Ay. Bozacının şahidi şıracı bu da. Şen şu üçkâğıtçıyı bana övmeyi bırak
Sen bir söyle bakalım.
Biz Nevşehir'e gideceğiz. Nasıl gideceğiz? Nevşehir'e nasıl gidiliyor?
[Berrin] Evet, sana ayrılan sürenin sonuna geldik.
Nasıl yani, ne demek oluyor bu?
Yani sen bizimle gelmiyorsun demek oluyor.
Tamam da ne yapacaksınız, nasıl gideceksiniz?
- Elinizde konum yok bir şey yok. - Bunu iş bitince vereceğim tamam mı?
Kız arkadaşın ararsa açmam.
Kız arkadaşım değil ki arayan. [garip sesler çıkartır]
- [Berrin] Şaka yapıyorum. - [Ayça] Ay Pamir ya.
Ayıp mı oldu? Sen istemedin diye sana almadık.
- Afiyet olsun. - Pamir, her şey için çok teşekkür ederiz.
- İnşallah tekrar görüşeceğiz zaten. - Evet, inşallah.
Keşke Yaman Bey bizi gideceğimiz yere kadar bıraksaydı.
Bin Deno bin, trene bin.
[Berrin] Yerine otur, e mi gülüm sağına soluna bakmadan.
[Deniz] Hadi binelim.
Bir kere daha, beni bir kere daha öpersen eğer…
Gerçekten… Tamam mı?
Ben de yokum yanınızda, yine başınız belaya girecek bak.
[Berrin] Üf.
[tren kornası çalar]
Teşekkür ederim her şey için.
[tavuk gıdaklar]
Maşallah.
Allah bağışlasın. Biz bir taneyle zor, değil mi?
- [Selin] Pardon. - Gelin gelin, gelin kızlar gelin. Geçin.
- Merhaba. - Merhaba, buyurun.
- Sizi rahatsız etmeyelim. - Estağfurullah, olur mu, buyurun.
- Hoş geldiniz. - [Ayça] Merhaba.
- Trende romantik seyahat mi, çok tatlı. - Evet, sayılır.
Bizimki hem iş hem seyahat diyelim.
Ah, ben laptopunuzu bir kullanacağım hanımefendi.
- Ne iş yapıyorsunuz? - Şimdi biz emekli olduktan sonra
dedik ki böyle biraz meşgale olsun bize diye ticaret yapalım.
- Kızlar, nereye yolculuk? - Biz böyle Ürgüp'e gidiyoruz.
Harika. Festival falan mı?
Yok yok, annem evlenecek de herhâlde, onu bir durduracağız.
Pamir de seni durduracaktı kız, binemiyordun trene az kalsın.
Milletin için vıcık vıcık romantizm hiç hoşlanmadığım şey.
- Bunlar biraz gergin. - [Berrin] Ayrıca ben kim, o kim be?
O benim dengim mi kızım?
Âşıksın bence.
- Ayça, susar mısın? - [kadın] Kızlar.
Çok tatlısınız ama ben sizi biraz gergin gördüm.
Bir gerginlik var.
- Yeni çay demlemiştim, vereyim mi size? - [Deniz] Verin.
[kadın] Ama bu böyle bildiğiniz çaylardan değil.
İnsanın ruhunu böyle çok tatlı, pespembe yapacak.
[kadın] Vücudunuzu gevşetecek böyle.
Nerede? Keşke yani, çok isterdim.
Teşekkürler, çok sağ olun.
[yutkunur]
[reggae müzik çalar]
Bir tane daha alabilir miyim?
Yavrum, sen yeteri kadar içtin, bu kadar yeter.
- Sen artık uyu, hadi bakayım. - Baba. Babam! Bir masal oku da
- uyuyuvereyim. - Yavrum, yok yok, öyle yok.
Sen şöyle uzan bakayım, şöyle otur. Böyle uyu. Böyle uyu kızım. Düşme.
- Ayça? - Ben çıkıyorum.
Canım benim.
- Baba. - Yavrum.
- Bırak kızım. - Nereye?
[adam anlaşılmaz sesler çıkarır] Çıkıyorum.
[nefes verir]
- İlk aşk mısınız? - Yok, üçüncü eşim.
[Selin] Ben sizi böyle hep birbirini bulmuş ruh eşleri olarak görüyordum.
Evet, en sonunda ruh eşimi buldum ama biraz geç geldi.
- Pişman mısın nenem? - Nenem mi? Ne nenemi be?
- Ne nenemi? Pişman değilim. - Bana hiçbir şey yapmadı ya bu çay.
- Pişman değilim, hiç pişman olmadım. - Hop!
Sen neredesin ya?
[tekno müzik çalar]
Çok iyi ya.
♪ Yok bir sitemim Hayatta her şey kısmet ♪
♪ Soldu gençliğim Ömrümü aşkla ziyan ettim ♪
♪ Ağla gönlüm, nasip değilmiş vuslat ♪
♪ Rahat uyuyorsan, hakkımı helal ettim ♪
Çıkıyoruz canım hadi. Acele acele.
Yavrum bırak, bırak güzel kızım bırak. Çek evladım elini.
Bırak yavrum. Hadi aşkım, hadi canım, hadi aşkım.
Ne kadar güzel aşkım dedi.
♪ Ah aşkım, tamam aşkım Sen ne dersen tamam aşkım ♪
♪ Acılar içinde kaldım Ne istersen tamam aşkım ♪
Ne oluyor burada?
Çok iyi denk geldin. Al bir tane fotoğrafımızı çek.
Çabuk çabuk.
♪ Ah aşkım aman aşkım Sen ne dersen tamam aşkım ♪
♪ Acılar içinde kaldım, ne istersen… ♪
[dehşetle nefes verir]
Söyle bakalım, kime götürüyordunuz bunları?
Efendim?
Kimin için çalışıyorsunuz?
Oğlum için çalışıyorum ben, bir yaşında.
Sinan'a bıraktım. Sinan benim eski kocam. Oğlumun babası
ama tam bir göt lalesi! Aldattı beni.
Ama hayat işte, büyük konuşmayacaksın.
Kocam tatil parasıyla ne almış olabilir sence?
Bir tahminde bulun, rica ediyorum ya.
Allah aşkına öyle bakıp bisküvini yiyemezsin.
Düşünün bakayım, ne almış olabilir? Televizyon aldı. Televizyon.
Biz güya tatile gidecektik bu parayla Londra'ya.
Ben gecelik almıştım, dantelli. Anlatabiliyor muyum?
Arkası Brezilyan ama pamuklu Çok da detay vermek…
- Benim revizyonum var ya. - Hangi organizasyon için çalışıyorsunuz?
Timuçin Bey için çalışıyorum ben.
Timuçin Bey adına insan kaynakları müdürüyüm.
[Selin] Ben içine sıçayım kurumsal hayatın.
[çığlık atar]
♪ Anne derdim dağlardan çok ♪
♪ Sorma hâlimi, hiç gücüm yok ♪
♪ Elinde derman kaldıysa ♪
♪ Başımı okşa biraz anne ♪
[Berrin] ♪ Anne ♪
Girer miyim be o tize?
Girilmez. Derya nasıl giriyor ama?
- ♪ Anne! ♪ - [polis 1] Kaç kişi daha var çetenizde?
[kıkırdar]
Benim sıram geliyor.
Ne sırası? Ne diyorsun sen ya?
Davul biraz hızlı girdi yalnız. Neyse. Yaylılar!
- Halüsinasyon geçiriyor bu komutanım. - Öyle mi?
Ve perde!
Dünya bir oyun sahnesi. Hepimiz birer…
…oyuncuyuz ama ben hep başrolüm. [güler]
Adım Mesut göbek adım Bahtiyar. Beni yıllarca böyle bildiniz.
Mesut Bahtiyar'dan şarkılar dinlediniz.
[sırayla üfler] Teveccühünüz efendim.
Sağ olun.
At bunları içeri.
Bir tane film izlemiştim, dört tane kız hapse düşüyordu.
Bir daha da hiç çıkamadılar. Yok, yok, o film değildi, belgeseldi.
[Selin] Şşşt.
[Selin] Çıkış planımızı yapıyorum. Menteşeler zayıf, demirler esnek.
- Çıkacağız buradan. - Kötü bakıyorlar ha.
Vallahi bak, ben biliyorum. Hain planları var.
[Berrin] Hele bu bıyıklı, ne oluyor ya sana?
Tinder'da sola kaydırdıysam zağar. Sola mı kaydırıldınız?
Kızlar, hep birlikte yüklenirsek beyin gücümüzle demirleri bükebiliriz.
Yok, uğraşamayız biz bu delilerle.
Belli ki aradığımız bunlar değil. Salalım gitsin.
- [polis 2] Kanda idrarda bir şey çıktı mı? - Sıfır, kamera kayıtları da temiz.
Ha. O zaman anlaşıldı.
Geliyor.
Hay Allah, anahtarları düşürdüm.
Bu ne ya? Bu bana mesaj mı? Sanki anlamıyoruz.
Benimle dünya evine girmeye çalışıyor bıyıklı.
Allah kahretsin, yeter artık ya.
Beyefendi?
Kız, idrar verirken elime işedim, tutma.
Defolup gidin buradan. Çıkın çabuk. Çık, göremeyeceğim sizi bir daha.
Kızlar arkamda durun. Saldırıyorum.
- Bismillah. - Hop, hop, kızlar durun, durun!
Abi, bir gelir misin iki saniye?
- Halüsinasyon mu görüyorum ben? - Tek ayağının üstünde, helal.
- Hadi gidelim, özgürsünüz. - Kurtulduk mu?
Evet ama polisten de beladan da bir süre uzak durun.
- [Ayça çığlık atar] - Pamir, çok teşekkür ederiz.
Sen çok değerli bir çocuksun.
Pamir.
Gelin, gelin. Gelin ablanıza.
Sen nereden çıktın ya?
Başını belaya sokacağını bildiğim için peşinden geldim.
[Pamir] Vay be, demek ben olmasam hapislerde çürüyecektin.
Nereden geldiğini bilmiyorum ama iyi ki geldin.
- İyi akşamlar. - Hadi.
[Pamir] Bir şey soracağım ama dalga geçmeden cevap vereceksin.
Anneni durdurmak senin için neden bu kadar önemli?
Şakaya vurma.
İyi.
İki yıl önce bir adam vardı hayatımda. Âşık oldum zannediyordum yani.
O konuda
beni o kadar fazla uyardılar ve durdurmaya çalıştılar ki ve hiçbirini dinlemedim.
Ve ne yaptı biliyor musun? Düğünden bir gece önce bizim Deniz'e yürüdü.
Yani şu kızlar olmasa, hayatımın en büyük hatasını yapacaktım.
O yüzden uğraşıyorum işte. Annem de öyle bir hata yapmasın diye.
- Bilmiyorum. - [telefon çalar]
Ah. Allah kahretsin.
Günaydın Timuçin Bey, merhaba.
Lütfen kusuruma bakmayın. İnanın, başımıza gelmeyen bela kalmadı.
Son bir şans istiyorum sizden. Alo, Timuçin Bey?
Kapattı.
Allah kahretsin. Nah yükselirim ben.
Nah terfi alırım ben. Size uyup buralara gelen kafama sıçayım.
Ay Selo ya, saçmalama, ne üzülüyorsun?
Azıcık çocuğunla vakit geçir sen de.
Affedersin, benim anneliğim mi eleştiriliyor şu an?
Affedersin, sen bana niye kızıyorsun ki? Sen beni hep eleştirmiyor musun?
Güzelim, bak hazmet diye söylüyorum.
Ben bu çocuk işinde senden daha tecrübeliyim.
Ya geçen gün doğum gününde oğlun babasına anne diyordu.
Hiç yoktan benim çocuğum kimin anne olduğunu biliyor.
Ban kariyer yapıyorum diye, ben hayatımı yaşıyorum diye kıskanıyorsun.
Bence sen boşluğa düştün yavrum.
Önce kafayı bize taktın, sonra Akın'a taktın.
Fıstık gibi çocuğu da kaçırdın elinden.
Aşkım, tamam doğru olabilir ama sen de hakikaten
son zamanlarda biraz işle kafayı bozdun yani.
Sen neyle kafayı bozdun Deniz? Ha? Sen Poyraz'la kafayı…
[Selin] Kızım 7/24 stalk'luyorsun çocuğu. Ben görmüyor muyum bunları?
Bebeğim, öncelikle şunu unutma ki ben aslan burcuyum.
[Deniz] Burnum yere düşse yerden almam. Ayrıca ben stalk'lamıyorum haberi geliyor.
- Aynı şey değil. - Bu ne tür bir dürüstlük fırtınasıdır?
Tamam o zaman şöyle yapalım kızlar. Gidelim, Berrin'e diyelim ki,
[Selin] Şenel diyelim, Fikret'e âşık olmuş, evleniyorlar, düğününde de
- seni istemiyor diyelim. - Sen ne dedin?
[Berrin] Sen ne dedin, sen ne diyorsun?
- Hayatım, ben diyorum ki… - Ha?
Şenel diyorum, Fikret'e âşık, çok da mutlu.
[Selin] Seni de düğününde istemiyor.
[Selin] Seni durdursunlar diye bizim kızları tutmuş diyorum.
Bu ne diyor şimdi, gerçekten, bu ne diyor acaba?
[Ayça] Ya ne yapsaydık Berro ya?
Kadın gelmiş 100 yaşına, bizden bir şey istiyor, yapmayalım mı yani?
Ya siz kafayı mı yediniz arkadaşlar? Siz benim arkadaşım değil misiniz?
[Berrin] Niye arkamdan iş çeviriyorsunuz? Biz karış karış Anadolu'yu geziyoruz.
Kafayı mı yediniz ya?
Arkandan iş çevirmiyoruz aşkım ama herkesin bir tane hayatı var ya,
o hayatı herkes istediği gibi yaşayabilir. Sen de artık büyü ve bir sakin ol lütfen.
Böyle mi konuşuyoruz Deno? O zaman ben de konuşayım.
Sen biliyor musun Ayça İzmir'e Sinan'la gidiyor?
[Berrin] Bilmiyorsun. Bilmiyorsun çünkü arkandan iş çevirdik.
Bilmiyorsun, hadi şimdi sen sakin ol!
El ele tutuşalım sakin olalım.
- Ayça doğru mu bu söylediği? - Canım, ne diyorsunuz ya?
Sen Sinan için mi bütün hayallerimizi rezil ettin?
Deniz, bir dakika, açıklamama izin verir misin?
[Deniz] Hayır, açıklayamazsın ama madem öyle, al bak, bak, bak.
Eski kocana bak, senin o döndüğün eski kocan
hâlâ karı kız kovalıyor eski yedek hesaplarından.
[Deniz] Al bakalım. Melis'in sayfası denk geldi.
[Deniz] Bak ona da yavşamış, herkese yavşıyor.
[Deniz] Artık hayatımızda değil diye söylemeyeyim demiştim ama
adam burnumuzun dibindeymiş maşallah!
- Müzik açayım mı? - [hepsi birden] Hayır!
[çığlık atar]
Gelme, gelme!
[nefes alıp verir]
- [çığlık atar] - [telefon çalar]
- Alo? - Deniz, neredesin bir tanem?
Sen bir de pişkin pişkin nerede olduğumu mu soruyorsun ya şu anda?
Berrin, sakin ol. Annenin burada ne işi olabilir?
Niye gönderdi o zaman bizi buraya?
Belki eğlen diye göndermiştir. Parti ortamı.
[Berrin] Avokado. Sen, sen.
- Berrin, Berrin durur musun? - [Berrin] Gel buraya gel, buraya.
Kendime not.
Bir daha kızlarla asla tatile çıkma.
Ayça?
Akın?
[Poyraz] Neyi yanlış anladığını çok iyi biliyorum. Her şeyi anlatacağım.
- [çığlık atar] - Deniz?
[Deniz] İmdat!
[Deniz] Ne oluyor be? Ay bırak beni! Ay bırak beni, bırak!
Annemin parasını aldılar, üstüne çöktüler. Açgözlüler.
Fikret Bey dolandırıcı olsa, niye evlilik sözleşmesi imzalasın?
Ne sözleşmesi ya?
Müvekkilim, annenizin bir lirasına bile dokunmayacağına dair sözleşme imzaladı.
[Akın] Berrin aradı, buraya geleceğinizi söyledi.
Bir de yardıma ihtiyacın olduğunu söyledi.
İyi misin?
İyiyim.
Yanlış söylemiş. Evet, buradayım şu an.
Sen de buradasın ama yardıma ihtiyacım falan yok.
Tamam, tamam. Anladım, kabul ediyorum. Yine de oturup biraz konuşalım mı?
Hadi o kadar yoldan geldim senin için, kırma beni.
Nefes verir.
- Popeye's? - Duydum.
Kulaklarımla duydum. Oteli batıyormuş, kredi çekmiş falan.
Ondan imzaladı zaten.
Bir terslik olursa, Şenel Hanım'a bir zarar gelmesin diye.
Anneniz kabul etmez diye emri vaki yapacaktı.
Sen kimsin de ben sana inanacağım ya? Sen kimsin?
İster inanın, isten inanmayın.
Zaten bu saatten sonra engel olamazsınız, bugün evleniyorlar.
Senin bacağına sıçarım ha. Nerede, kim nasıl evleniyor?
Abi, sen de söylesene nerede evleniyorlar, söyle de kurtul.
- Adana'da. - Adana mı?
Adana, ha?
- Adana'da, ha. - Berrin.
İstesek de yetişemeyiz, nereye gittiklerini bilmiyoruz.
- Ben biliyorum, bizim eve gidiyorlar. - Tamam da istesek bile yetişemeyiz.
- Bırakır mısın şu işin peşini artık? - Gelme.
- Ne demek gelme? - Gelme.
Tek başıma giderim. Hayatım böyle geçti zaten.
Geleceğim.
- Kızlar ne olacak? - Hiçbiri umurumda değil.
Evet, inanılmaz macera.
Zaten hepiniz ayrı ayrı delisiniz de, bir araya gelince demek ki…
- Ne oluyor, fışkırıyor musunuz acaba? - [güler]
Bilmiyorum valla, bu sefer düzelebilir miyiz
- bilemeyeceğim. - Düzelirsiniz bence.
Sen gerçekten gidiyor musun İzmir'e?
Gidiyorum.
Oğlum için gideceğim.
Zaten kaç gündür görmedim, onu çok özledim.
Ben de.
Diyeceksin ki o zaman neden gittin, değil mi?
Korktum Ayça. Yani ilişki, evlilik, çocuk. Bir anda hepsi
geldi ve köşeye sıkıştım. Hatırlıyor musun bir gün sana
kafam çok karışık, gel, oturup biraz konuşalım dedim?
Sen de yapamayacaksan bırak git, dedin hatırladın mı?
O lafın, o korkularıma o kadar iyi geldi ki.
En azından o benden ayrılmak istiyor dedim.
Aslında kalmanı istemiştim, savaşmanı ama…
Sen ikiletmedin bile, kararını vermişsin zaten.
Başkasının çocuğuna babalık yapmak, evlenmek…
[Ayça] bunlar zor şeyler tabii. Kaldıramayabilirsin, o yüzden…
Burak, sana alışmadan git istedim.
Biliyorum.
Ben de yapabilirim sandım.
Çünkü seni çok sevdim.
Hâlâ da çok seviyorum.
[Ayça] Sadece beni sevecek birine değil bence…
…benim aile olacak birine ihtiyacım var.
Ayça, senin hiç kimseye ihtiyacın yok biliyor musun?
Ne bana ne de bir başkasına, hiç kimseye.
Gel buraya, gel.
- [telefon çalar] - [Ayça] Ağzına sıçayım ya.
- Sana demedim, telefon çalıyor. - Evet, duydum.
- Efendim Poyraz? - Ayça, Ayça. Dinle ben
Deniz'le telefonda konuşurken birileri ona saldırdı.
[Poyraz] Bağırış çağırış, bir anda telefon kapandı.
Kesin ona bir şey yaptılar ve çok korkuyorum.
Hayır, korkma, korkma, Ben halledeceğim. Ne olduğunu çok iyi biliyorum çünkü.
Hemen seni aratıyorum sonra, tamam mı?
[Ayça] Deniz'i kaçırmışlar, koş.
Bir dakika, bir dakika. Ne demek Deniz'i kaçırmışlar?
Kaçırmışlar işte, bir şey yapmamız lazım.
- Polise gidelim. - Hayır, dur.
Polise falan gidemeyiz, polisle başımız belada.
Ne demek polisle başınız belada? Siz ne yaşıyorsunuz kızım?
Biz ne yaşıyoruz acaba? Vallahi bilmiyorum dur.
Şey, canlı konum atmıştı bana.
- Dur bulacağım, duruyor mu acaba? - Ver bakayım.
Hangisi, şu mu?
- [Akın] Tamam. Yakın, yetişiriz. - Tamam, neyle gidiyoruz o zaman?
Akın, makyajım güzel, saçım güzel. Sürekli dağıtıyorsun beni.
[Deniz bağırır] İmdat! Adam kaçırıyorlar!
- [Deniz] İmdat! - Lan dur, dur.
Sen bu aşk işini bayağı bir abarttın yalnız.
Gündüz vakti insan mı kaçırılır? Bu ne vandallık kıro?
Lan aşkım, ben seni kaçırdım mı?
Gelmediğin için zor kullanmak zorunda kaldım, ikisi aynı şey mi?
- Evet! - [nefes verir]
Kurban olduğum, bak, Adana'ya gidiyoruz, memlekete gidiyoruz
ve sen bu yaptıkların için çok pişman… Benden özür dileyeceksin Deniz Hanım.
Bir saniye, ben seninle evlenmeyeceğim ki nereden çıktı.
Allah Allah, öyle mi diyorsun? Parmağındaki yüzük niye duruyor o zaman?
Bana bak gülüm. Seni, gideceğiz annemle tanıştıracağım.
Saray gibi ev var orada.
Aşçılar, uşaklar, ne istiyorsan yap. Yaşatacağım kızım seni.
- Saray gibi evin mi var gerçekten? - Ne zannediyorsun sen?
Bundan sonra sen benim kraliçemsin. Para derdi yok.
Ne istiyorsan al, Adana senin.
Bu konuşma bayağı enteresan bir yere doğru gidiyor yalnız.
Detaylandırır mısın, biraz aç bu konuyu, başka neyin var?
Bak, Adana'da herkes seni parmağıyla gösterecek.
Diyecekler ki Deniz Hanım geliyor lan, kalkın ayağa diyecekler.
Herkes sana sike sike saygı duyacak.
Bu peri masalının ortasında yakıştı mı hiç küfür ağzına?
- Hiç yakışmıyor sana küfürler. - Özür dilerim.
Ben benim çeneme sıçayım, alışkanlık. Çözeceğiz, hepsini beraber çözeceğiz.
Tamam ama ben annenle bu şekilde tanışamam yani.
Daha mutaassıp bir kıyafet lazım.
Sen benden mutaassıp kıyafet mi istiyorsun?
Lan, oğlum, mutaassıp kıyafet alın lan ablana.
Sütyen de alın.
[mesaj sesi]
- [Ayça] Berrin, Deniz'i kaçırdılar! - Ne?
[Ayça] Biz Akın'la onu kurtarmaya gidiyoruz.
- Ne? - [Ayça] Canlı konuma bak. Size atıyorum.
Biliyorum bana çok kızgınsın ama şu an Deniz'in bize çok ihtiyacı var.
Annene yetişemeyiz eğer gidersek.
Selo, Selo!
Ben daha önce hiç helikoptere binmedim, biliyor musun?
Televizyon var mı içinde?
- [Ayça] Bırak arkadaşımı pis mafya! - Akın? Nasılsın görüşmeyeli?
- Ben iyiyim Deniz, sen nasılsın esas? - İyiyim, kötü mü görünüyorum?
Seni kurtarmaya geldim. Arkaya geç.
[Deniz] Ben gayet iyiyim aşkım, sen hiç merak etme.
Bak ben çok sıkıldım sizin bu oyunlarınızdan ha!
[Yaman] Sabrım taşıyor, elimden bir kaza çıkmasın, defolun.
Tamam, sen hallediyorsan o zaman, biz gerçekten gidelim.
- [Ayça] Yürü gidelim. - Ya bir dakika, ne münasebet?
Adam kaçırmak ne demek? Polis yolda zaten, geliyor.
- Kardeş, sen konsepti anlamadın herhâlde. - Anlamadım, bir anlatsana sen bakayım.
- [silah ateşlenir, herkes çığlık atar] - Ya sen niye konsepti anlamıyorsun?
[adam] Kaçın, kaçın! Yaman abiyi koruyun.
[Deniz] Hayır, kaçmayalım.
- [Akın] Geçin, geçin. - [Ayça] Tamam, geliyorlar değil mi?
- Ne? Akın? - Ben bir şey unuttum.
- [Akın] Koşun koşun. - Kızım, ne oluyor sana?
- Otursana. - Allah kahretsin.
- Denizciğim, senin için geri geldik. - İyi bok yediniz.
- Ne? - Abi?
- Kim lan bunlar? - Abi, hadi kaldırsana şunu.
- Ne bağırıyorsun? - Kaldırsana şunu, helikopteri kaldır.
Kardeşim, parası neyse vereceğiz, kaldır şunu artık ya!
Ha para. Kızlar, sizin maşallahınız var
ama bu ağırlıkla kalkmaz bu kuş.
Sen bizi zorbalayacağına kendi koca kıçına bak.
Kalkın lan.
Arkadaşlar, ben kendimi feda etmek istiyorum, bırakın ineyim.
Ya sana ne oluyor kızım?
En son inmesi gereken isim sensin, kuş gibisin.
Ayçacığım, sen biraz doğum kilom var diye bana laf mı soktun, ne gerek var?
Hayatım sen de, çocuk askere gidecek doğum kilosu diyorsun hâlâ, Selo.
- Dur abi, dur sen. - Lan bırak!
Arkadaşlar, kavga etmeyin lütfen, ben inmek istiyorum.
Ayça'nın o kadar da inmesine gerek yok yani.
[Ayça] Ben niye iniyorum arkadaşım? Ben sporda kıçımı yırtıyorum.
Yani sizin gibi löp löp yediğim falan yok benim.
Ne bana bakıyorsun kız, manyak mı ne?
Duygusal yeme bozukluğum yok mu benim, tedavi görmüyor muyum?
Biz fıstık gibiyiz, bunlar gibi kuru göt değiliz en azından.
Kuru göt?
[Ayça] Akın? Akın gidiyor. Akın? Akın! Akın gidiyor!
- Abi hadi, kaldır şunu, kaldır! - Neyi?
Helikopteri!
Hadi kalk, kalk!
Abi, uyansana! Bu ne Allah aşkına?
- Kızım sen de inince ararsın be ne o öyle? - Akın'la biz arkadaşız, tamam mı?
Bu konuyu hiç uzatmayalım. Ayrıca bizi Akın kurtardı.
Aman ne kurtarması sen de ya. Allah Allah.
Yaman bir şey yapmayacaktı ki. İyi biri Yaman.
Şimdi senin yüzden hem sevgilimden oldum hem de eşimden.
[Deniz] Ama kabahat bende tabii. Niye güvendim ki sana?
Sana güvendim döndüm İstanbul'a.
Sen hiç, sen hiç var ya, güvenden bahsetme.
Arkamdan sinsi gibi iş çevirdiğini daha unutmadım hanımefendi.
Sanki biz senin kötülüğüne yaptık.
Ayrıca sana gelince, bir açıklama bile yapmama izin vermiyorsun.
O zaman küsün benimle.
- Küs be. - Küs.
- Küs. - Küs.
[hepsi çığlık atar]
- [hepsi çığlık atar] - [helikopter alarm verir]
Allah aşkına şunu kaldır abi! Abi, uyansana!
- Pamir, ne oluyor? - Bilmiyorum.
[kızlar çığlık atar]
- Pamir! - Kızlar, sizi çok seviyorum.
Selo, sen hayatımda gördüğüm en iyi annesin.
Ayça, ben de seni çok seviyorum.
Kızlar, hakkınızı helal edin. Kurban olayım, hakkınızı helal edin.
[Berrin] Ben hiç kimseyle küs ölemem. Allah aşkına, yalnız ölmek istemiyorum.
[kızlar çığlık atar]
Ayça, ben seni çok seviyorum ve gayet haklısın.
[Deniz] Sen ne yapıyorsan oğlun için yapıyorsun.
Ben de bir çocuk istiyorum. Ben de Poyraz'dan üremek istiyorum.
Ama ben daha, yumurtalarımı donduramadan öleceğim.
[çığlık atarlar]
Ben boşanmak istiyorum, çok sıkıldım artık, yeter!
- Allah! - [çığlık atarlar]
[bağırırlar]
Oğlum, niye uyandırmıyorsun? Çarpacaktık bir yere.
Tutsana abi o zaman.
♪ Adana'ya gidek mi? Şalvarından giyek mi? ♪
♪ Kebabından yiyek mi? He ya gardaş gel gidek ♪
♪ Adana'ya gidek mi? Şalvarından giyek mi? ♪
♪ Kebabından yiyek mi? He ya gardaş gel gidek ♪
Vay, Berrin'e bak sen, nerelerde yaşıyormuş.
Berrinciğim bayağı konaklarda büyümüşsün sen?
Hadi geçin içeri kızlar, geliyorum ben.
- Benim midem bulanıyor. - Geç, geç
- [Berrin] Gelmeyecek misin? - Yok, benden bu kadar.
Pilota beni beklemesini söyledim.
İyi, ne yapalım?
Hoşça kal.
- Ne oldu? - Ne?
Ne bu korku?
Hem istediğin şeyin peşinden gidebilecek kadar cesursun
hem herkesin aynı olmadığını bilecek kadar zekisin.
Peşinden gitmeye değecek bir şey varsa denemeye değmez mi?
Tanımadığım kimsenin peşinden gitmem ben.
Hem ne bileceğim ya senin beni üzmeyeceğini?
Öyle canım, nereden bileceksin? Çok haklısın.
- Şans vermeden bilemezsin. - Bilirim.
- [Pamir] Öyle mi? - Hevesle söylenir böyle laflar.
Bilirim yani, yaşadım ben daha önce.
Berrin.
Beni başkasıyla karıştırma.
Bana bak.
Yüzüme bak.
Hadi gel benimle.
Gelemem.
Eninde sonunda, gerçek nal gibi dikilir karşımıza.
[Berrin] Görürüz yani, göreceğiz.
Hani bir de zaten nasıl diyeyim ki? Yani biz
farklıyız. Davul bile dengi dengine.
Demedim, vallahi, başka bir şey diyecektim.
[Berrin] Pamir, aslında Pamir, vallahi başka bir şey…
Vallahi başka bir şey söyleyecektim.
Ya Şenel'in bizden istediği tek şey buydu.
İyi, yetişmişiz Şenel'in düğününe. Kızlar Allah aşkına beni bir bırakın.
- Annem nerede? - [Ayça] Sakin olabilir misin?
Annem? Canım, bir bakar mısın gülüm.
Şenel nerede? Annem.
Kızıyım ben onun! Gelin ya? Tövbe ya.
- [Berrin] Kızlar, yürüyün. - [Ayça] Kadının en mutlu günü bugün.
- [telefon çalar] - Siktir, telefonu bende kaldı.
Alo?
Abi, Pamir?
Ha. Düşürdüğü için telefonunu ben aldım. Bende telefonu.
Yok yok, korkma, o seni arar. Tamam, oldu.
- Ne oldu? - Konuştuğu kız.
- Kız kardeşiymiş. - Hah işte, gördün mü?
- Demek ki her konuda haklı değiliz. - Of tamam hadi neyse.
Dalıyorum, Allah aşkına bırakın beni artık.
- [Ayça] Kızım bir dur artık! - Nerede lan o fırıldak?
Anam, ne güzel olmuşsun kız.
Kim dikti bunu, niye biz dikmedik? Aşk olsun Şenel.
[Ayça] Ay Deno, sırası mı? Şenel'im, denedik ama başaramadık.
Olsun. Ben zaten biliyordum kızımın geleceğini.
Ne yapar eder, gelir benim bir tanem demiştim. Gelir o, gelir.
Kimin kızı? Hadi gelin böyle. Siz de oturun çocuklar.
[Şenel] Sonra isterseniz kapışırız.
Sen benim babana ihanet ettiğimi mi düşünüyorsun?
- [Şenel] Ondan mı bu kadar öfkelisin? - Anacığım, yok.
Acele ediyorsun. Vallahi pişman olacaksın diye korkuyorum ya.
Anacığım, farklısınız ya.
Tamam, farklıyız, olabilir, ne olmuş yani?
Eğer uyuşamazsak boşanırız.
[Şenel] Ucunda ölüm yok ya?
[Berrin] Anne, yapma Allah aşkına böyle ya.
Asıl sen yapma.
Kötü bir tecrübeden geçtin, tamam, ben bunu anlıyorum
ama aşka sevgiye küsme kızım.
[Şenel] Bir tanem, ben hata yapmaktan korktum.
Korktum çünkü ben yapayalnızdım.
[Şenel] Ama bak sen yalnız değilsin ki senin etrafında dostların var.
[Şenel] Sizler o kadar şanslısınız ki, çünkü birbirinize sahipsiniz.
[Şenel] Ben yalnızdım çocuğum.
Bak canım, benim paramda pulumda gözü yok Fikret'in.
[Şenel] Öyle. Ayrıca olsa ne olur?
Birbirini seven iki insanın arasında paranın pulun lafı olmaz ki.
Kimin nesi varsa paylaşır, yaşam dediğin böyle bir şeydir zaten.
[Şenel] Bak bir tanem, ben babanla bu konakta evlendim.
Kocaman bir düğünün mutsuz geliniydim.
Şimdi artık, hayatımda karşıma yeni bir şans çıkmış.
[Şenel] Bu yaşımdan sonra
ben bunu kaybetmek istemiyorum. Kaybedecek vaktim yok çünkü.
Benim de vaktim yok. Benim hele hiç yok.
- Pamir, Pamir. - Koş, koş. Deno.
- Atlas! - Anne!
- Selam kızlar. Ne yapıyorsunuz? - Selam enişte.
- İyiyiz. - Kızlar.
Benim yakışıklım.
- Nereden çıktınız siz ya? - Şenel abla çağırdı.
Sen bilmiyor muydun bizim geleceğimizi?
Ah, Poyraz?
[Deniz] Yaman? Sen nasıl buluyorsun bizi her seferinde böyle?
Benim memleketimdesin yavrum. Hoş geldin.
Burada uçan kuştan haberim olur benim. Bir de telefonuna GPS yerleştirmiştim.
- İti var uğursuzu var biliyorsun. - Sen gerçek bir hastasın yani.
[Deniz] Görüyor musun bak seven adam nasıl yollara düşüyor?
- Nasıl kovalıyor? - Kim bu lavuk?
[Poyraz] Sevgilisiyim, asıl sen kimsin?
- Kocasıyım. - Yok artık abart. [güler]
Yok yok, kocam falan değil, öyle bir şey yok.
Ama işin özünde gördüğün gibi ben yine hiçbir şey yapmadan biri bana âşık oldu.
- Hatta benimle evlenmek istiyor. - Göster yavrum yüzüğü.
- Al. - [Poyraz] Deniz saçmalama.
Magandanın biri sana evlenme teklifi etti diye sevinecek misin?
Evet.
Bana bak kardeşim.
Bu kadın benim hayatımın aşkı. Bas git buradan.
Yok, ben gitmeyeyim. Siz bir konuşun bakayım. Ne oluyor burada?
Ya ben senin hayatının aşkı mıyım ya?
O zaman o kaltak Melis'in ne işi vardı çadırında?
Deniz, bak bunları neden yaptığını biliyorum.
Ama Melis arkadaşımın kardeşi. Kendi kendine âşık olmuş.
Gece ben yokken çadıra girmiş ve utanmadan üstüne yalan söylemiş.
- Öğrenince hemen geldim. - Olabilir.
[Poyraz] Bak, inanmıyorsan, benim önümde ara.
- Deniz, ara. - Ara kızım ara.
İstemem. istemem, istemem. Başka ne istemem biliyor musun?
Liseli gibi takılmak istemem. Huzur isterim ben artık.
Dön artık, İtalya'dan İstanbul'a dön diyen Poyraz'a ne oldu?
Ya Deniz. Bunları şimdi mi konuşacağız?
Bak bana layık görmediğin her şeyi iki günlük maganda verdi.
Aşkım, alınıyorum ama ha.
- Ne oldu kız? - Deniz?
- [herkes çığlık atar] - [Poyraz] Benimle evlenir misin?
Yırta yırta aldık bunu, yırta yırta.
Şok oldum şu an, hiç beklemiyordum.
Ne oluyor lan burada? Ne yaşıyorsunuz siz?
- Evleniyorlar. - Evleniyorlar.
Bu oyun fazla uzadı. Hadi yürü gidiyoruz.
- Hop. - Bırak beni.
- Onu götürmen için önce beni ezmen lazım. - Ezeriz o zaman.
- Sakin, Berrin, sakin. - [Deniz bağırır]
[Fikret] Ne oluyor burada?
Fikret abi, hoş geldin. Neyin oluyor abi bunlar senin?
Bunlar, kardeşim…
Benim ailem. Hayırdır, bir sıkıntı mı var?
Lan, abi bir sıkıntı olsa ne yapacaksın? Enerji mi yollayacaksın?
[kahkaha atar] Enerji mi yollayacağın diyor.
Hayır Yamancan, enerji yollamayacağım ama
senin bana terapilerde anlattığın bütün sırları ifşa edebilirim.
- Mesela. - Yapmazsın.
- Öyle bir yaparım ki. - Yapmazsın.
Tahtanı bile sikerim senin.
Bir daha insan içine çıkamazsın, hapislerde çürürsün lan!
Hayırdır, sen deniz kenarında hippi gördün diye yanlış anladın galiba.
Biz de Adanalıyız kardeş. Hayırdır?
Abi.
Size sır verenin ben gelmişini geçmişini…
- Yüzüğü ver. Ver hanımefendi, yüzüğü ver. - Hayır, vermeyeyim, vermeyeyim.
- Denocuğum. - Satarız, yapma.
- Kız! - Al.
Zaten çöp gibi kadınsın, annem de beğenmezdi seni.
Sensin çöp. Beğenirdi bir kere.
- Pamir, Pamir. - Fikret abi, acil arabaya ihtiyacımız var.
- Benim arabamı kullanın Ayşeciğim. - Ayşe değil, Ayça.
Ne de olsa biz artık aile sayılırız, değil mi kızım?
Hop, senin ailenin şarap çanağına artık.
- Bero, hadi. - Kız taştan gelemiyorum ki.
- Geç kaldık zaten. - Ayça, hızlı sürebilecek misin kız?
- Berrin, hadi dikkatli kızım. - Anasını bile ağlatırız alimallah.
Hadi, yürü.
- [çığlık atarlar] - Kızım!
[Berrin] Pamir! Ne olur geri dön!
[halay havası çalar]
Hâlâ tepkisizsin.
Deniz teklif ettim işte, cevap bile vermedin.
Ne teklif ettin, zorla teklif ettin, sanki içinden gelerek teklif ettin.
- Öyle teklif etmedin ki. Yani. Neyse. - Deniz.
Çok seviyorum zaten bir şekilde ite kaka böyle devam edeceğiz.
- Problem yok, böyle devam. - Ben daha önce yüzüğü almıştım.
[Poyraz] Bir sürü de plan yaptım, sadece cesaret edemedim.
- Niye? - [Poyraz] Hayır dersin diye.
Daha önce hep kaçmışsın.
İlişkiye heyecan katmak için yapmadığım bir şey kalmadı Deniz.
[ıslık çalar]
- Ama sanırım her şeyi batırdım. - Evet.
Evet.
Evet, evlenme teklifini kabul ediyorum. Evet.
- Teşekkürler. - Aşkım.
- Teşekkürler, teşekkürler. Çok sağ olun. - Seni çok seviyorum aşkım.
[sevinçle bağırırlar]
- Hemen çocuk yapacağız, hemen. - Hayır, hayır, Deniz saçmalama gel.
Aa!
Sen bunu görüyor musun?
- [Cenk] Görüyorum. - [Selin] Gel, gel, canım.
- Ay harika bir çocuk ya. - Ne yapıyor, nasıl yapıyor ya?
Ay gel, benim canım. Bak bu en iyi numarası. Bak bak bak.
Çok seviyorum, hadi dikkatle.
- İnanılmaz görünüyor. Gidebilir misin? - Gider gider. Isınmalarını ihmal etme.
Ya müthiş ya, müthiş. Akrobasi.
Ay.
Pardon Cenk, özür dilerim. Ben seni çok seviyorum öyle birden elin…
Biliyorum, ben de seni seviyorum.
Hep de seveceğim. Ayrılsak bile.
- Niye öyle dedin? - Ben hayatımda
bir tek seni tanıdım, sen benim ilk aşkımsın.
Sen de benim, başka kimseyi de tanımak istemiyorum zaten
ama böyle birbirimizi zorlarsak artık sevmeyeceğiz gibi geliyor bana.
Yani haklısın, ne diyeyim?
Ama tabii bu ayrılık
seni sevmeme engel olmayacak.
- Söz mü? - [Cenk] Söz.
İnanamıyorum, yetiştim.
[boğazını temizler]
Vallahi harika. Saçım güzel, makyajım güzel, daha ne olsun yani?
[telefon çalar]
- [Sinan] Bak, bak anne! - Burak.
[bebek gülücükleri duyulur] Burak, canım oğlum.
Seni o kadar çok özledim ki.
Yarın gelince senin o minicik ayaklarından öpüp öpüp koklayacağım seni.
[Sinan] Yarın mı dönüyorsun?
- Bir Burak'ı yatırsana. - [Sinan] Tamam, yatırayım.
- Sen söyledin mi bizi? - Söylemedim.
Çünkü artık biz diye bir şey yok.
Ben Burak'la gidiyorum annemin yanına. Seni bütün hayatımdan engelliyorum.
Her yerden. Artık beni fake hesaplarından takip et, olur mu?
- [Deniz, sevinçle bağırarak] Ayça! - Deniz.
- Aşkım. - Çok güzel olmuşsun.
- Teşekkür ederim, sen de yakıyorsun. - Her zaman.
- Enişte, ne haber? - İyi.
Ayça, Ayça! Biz gerçekten evleniyoruz.
- Ay, sonunda. - Evet.
- Biz de boşanıyoruz. - Evet, bir anda.
İyi haber bu, sevineceksiniz, burada sevineceksiniz.
[kızlar bağırır]
- [Poyraz] Hayırlısı olsun. - Sağ ol abi, teşekkür ederim.
- [Şenel] Canım. - Şenel?
- Canım. - Çok güzelsin. Çok yakışmış.
- Berrin gelmedi mi? - Berrin…
- Nerede Berrin? Nerede? - [helikopter sesleri gelir]
Berrin! Berrin burada! Budur. Evet, evet, evet.
Annem! Geldim kız. Kurban olurum sana.
Kızın geldi. Ay Allah'ım, ağlıyordur şimdi.
- Bero, yavrum benim be! - Berrin!
Oy. Çok teşekkür ederim geri döndüğün için.
[Ayça iç ses] Küçükken masal okumamış çocuklar, büyünce gerçeklere sarılırlar.
[Ayça iç ses] Bu onları daha yaralı ama daha güçlü yapar ve masallar…
[telefon çalar]
Anneciğim.
Evet, evet. Evet. Burak uyuyor.
- Gelmediler daha. - [kapı zili çalar]
Geldi galiba taşımacılar. Tamam canım, tamam.
Hadi kapatıyorum, ben sana haber vereceğim.
Yok artık, hani vedalaşmayacaktık?
Ne vedası kız? Biz seni bırakır mıyız kızım?
[Berrin] Hafta içi gündüzleri buradayım artık.
Akşamları da benimlesin.
Gelinliğimi dikmeden hiçbir yere gidemezsin.
Kızım ben bitmiş evliliği üç sene yürütmüş insanım, seni mi bırakacağım?
Ben artık hafta sonları buradayım kardeşim, çekil şuraya.
Hadi hadi, açın şunları kızlar.
[Ayça] Hayır, hayır. Taşımacılar geliyor.
- Bırakın, bırakın. Hayır. - Hayır diyor ya. Hayatım.
Taşımacılar gelmeyecek, biz onları hallettik.
- [Burak ağlar] - Bir dakika, ilk bebek bende.
Kız, sen bir gel bakayım.
Şu saçını başını gitsin bir yıkasın, bitleneceksin artık.
Hadi biz buradayız kuzum. Hadi git.
Tamam, ben de gideyim, şu mutfaktaki kolileri açayım, tamam.
[Ayça] Ay, teyze mi gelmiş, teyzeler mi gelmiş?
[Selin] Deniz, yeni kalktı ya uykudan, onun boynunu şöyle biraz dik mi tutsan ya?
[Selin] Tamam, ben bir çay koyayım, içelim hadi, keyfimize bakalım.
Hadi biz de oynayalım, hadi bakalım.
[telefon çalar]
Ne bakıyorsun kızım? Hadi git, yap banyonu.
[Berrin] Hadi kuzum. Ne olur Ayça!
Bizi bırakma.
[burnunu çeker]
Pamirciğim, evet, hallettik. Kalıyor!
[Ayça iç ses] Masallar gerçekmiş arkadaşlar.
[Ayça iç ses] Benim gibi dostlarınız varsa sırtınız yere gelmezmiş.
[Ayça iç ses] Ve hayat, kendi masalının kahramanı olanları severmiş.
Alt yazı çevirmeni: Sercan Metin
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.