All language subtitles for My Sole Des22)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Neden bana öyle bakıyorsunuz?

Neye bulaştığınızı mı merak ediyorsunuz?

Daha önce hiç striptiz kulübüne gitmediniz mi?

Aklınızdan geçmiş olmalı. En azından bir kere.

Sadece cesaret edememişsinizdir.

Ben size buna cesaret eden birinin hikâyesini anlatacağım.

Kendimi kastetmiyorum!

Size hikâyemi anlatamaya çekinirim.

Hanımefendi?

Bir şey arıyor gibisiniz.

Aşk değildir umarım.

Onu burada bulamazsınız da.

- Nasıldı efendim? - İyi.

Bir de salona ne dersiniz efendim?

Seçeneğiniz bol: Sarışın, esmer...

Şu kıza bakın mesela. Çok güzel, değil mi?

- Hayır, teşekkürler. - Nasıl isterseniz.

Hoşça kalın efendim.

- Merhaba. - Merhaba.

Denemek istiyorum da. Birilerini arıyor musunuz?

Önce aşağı inip bir bakmalısın.

Burası erotik bir tiyatro. Filmlerdekine benzemez.

Yeni bir dansçıyı her zaman özenle karşılamalı.

Taze kan iyi olur çünkü.

Kızlarımızı seviyoruz. Ama yeni birisi

enerji, körpelik ve saflık getirir,

bu da güzel olur.

Bu yüzden ona iyi davranın.

Belki bunu daha önce hiç yapmamıştır.

Daha sonra izleyelim ve tartışalım. Tamam mı?

- Güzel kız! - Ne giriş ama!

- O basamağı görmedin sanırım. - Merhaba. Evet, öyle oldu.

Nasılsınız?

- Adın ne? - Mia.

M-I-A, kulağa "miyav" gibi geliyor.

Bize biraz striptiz yapmaya ne dersin Mia?

- Şimdi mi? - Tabii, neden olmasın?

Azgınım.

Çok azgınım.

Dur, dur, dur. Dur, Mia.

Buraya gel, o beyefendiden uzak dur.

Tatlım, bu bir striptiz. Cumartesi Gecesi Ateşi değil.

Eğlenmek için burada değilsin. Affedersiniz beyefendi.

Umduğunuz bu değildi, farkındayım.

Striptizcilik bir meslektir.

Sana hızlandırılmış bir eğitim vereceğim.

Beş dakika içinde,

çok iyi iş çıkaran bir kız olacaksın.

Şu çok önemlidir:

Ağırdan almak.

Bakmak.

İzleyicilerimi büyülüyorum.

Her hareketimi takip eden o gözleri görüyor musun?

Bundan sonra ne yapacağım acaba?

Hop! Bir düğmeyi açtım.

Sonra bir tane daha...

Onları büyüledim, etkim altıma aldım.

Mesafeyle oynuyorum. Hepsini baştan çıkarıyorum.

Kendine bir adam seçiyorsun.

Muhteşem vücudunla onu tahrik ediyorsun,

hınzır bir yılan gibi.

En sonunda da,

ona dokunuyorsun.

Büyülendim.

Şimdi ne yapacağım hanımefendi?

Herkesin yaptığı şeyi.

Patronun kıçını öpeceksin.

Teşekkürler. İyi seyirler!

- Herkes çift olarak mı sahne alıyor? - Hayır, alakası yok.

İstersen kendi başına da deneyebilirsin.

Bilemedim.

Ücret nedir?

Saati on avro.

Sonuçta alt tarafı striptiz bu.

Külotunu çıkarabildiğin müddetçe bir sıkıntı yok.

Bir sahne adına ihtiyacın olacak.

Uyuyan Güzel'in Aurore'u nasıl?

Çok güzel.

Elody!

Biraz makyaj ister misin?

İstersen yapabilirsin.

Çok teşekkürler.

Ee, kralın tahtı nasıldı?

En iyi koltuktaydın. Kralın tahtında.

İstersen burada yer var.

Eşyalarını koyabilirsin.

Kaç salon yaptın?

Gidiyor musun?

Kendimi tanıtmadım.

Mia.

Hoşuna gitti, ben anlarım.

Evet, gitti.

Daha önce Dört Göz'ün para dağıttığını hiç görmemiştim.

Güzel bir ilk denemeydi.

Senin şovun kadar yaratıcı değildi.

- Çok rahat görünüyordun. - Ben oyuncuyum ama.

Öyle mi?

Oyunculuk mu yapıyorsun yani?

Evet. Konservatuvara başvuruyorum.

Fırsat buldukça buraya geliyorum. Seyirci karşısına çıkmak bir şans.

Çok seviyorum.

Kot pantolonumu gördün mü?

Hayır, patron almıştır.

Bunu bütün yeni kızlara yapıyor. Sebebini anlayamadık,

kokunu mu kokluyor, kaç beden giydiğine mi bakıyor, yoksa büyü mü yapıyor...

Patron, kıyafet mi çalıyor?

Üst katta yaşıyormuş güya. Onu hiç görmedim.

Biraz tuhafsın.

- Kötü bir ayrılıktan mı çıktın? - Hayır, bir şeyden çıkmadım.

Bakire değilim

ama gerçek bir ilişkim de olmadı hiç.

Merak etme, olur.

Aşkı beklemek istemiyorum. Buna inanmıyorum şahsen.

İnsanlar korktuklarında böyle derler.

Görüşmek üzere.

- Birkaç kez yaptın yani? - Onunla da mı birlikte oldun?

- Kim bu kız? - Seks yapmayı seviyor.

Gerçekten mi? Sanmıyorum.

Onunla yatmak çok hassas bir deneyim.

- Beni gerçekten etkiliyor. - Çok bilgi verdin.

Cadılar Bayramı partisinde öyle düşünmüyordun ama.

Üstüme atladı resmen.

- Bir öpücüktü sadece. - Kendini savunmayı bırak.

Neden bunu itiraf edemiyor?

Senden sessiz kalmanı, hiçbir şey olmamış gibi davranmanı istedi.

Kaç arkadaşımızı gizlice yatağa attı kimbilir?

Manon?

Bizi duydun mu? Üzgünüm.

Kira için şu 50 avroyu alsana.

Büyükannem iki hafta bekleyebilir.

Al.

Sağ ol o zaman.

Özel bir gün mü Manon?

Süslenmiş püslenmişsin bakıyorum. Harika görünüyorsun!

Teşekkürler.

- Randevun mu var? - Hayır.

Bana söylemeyecek misin?

- Sana diyorum. - Bu benim son günüm. Biraz özendim.

Demek öyle...

Beni terk edeceksin, hayatından çıkıp gideceğim yani?

Pat diye!

- Ne yapacaksın? - Evime yakın bir iş buldum.

Rahatsız etmiyorum ya?

Şaka gibi!

Teşekkür ederim!

Aurore'la birlikteydiniz.

Şovun keyfini sürün! Teşekkür ederim.

Doğum günün olduğunu duydum.

Evet, bugün doğum günüm.

Kaç yaşındasın?

- Sekiz. - Sekiz mi?

Arkadaşlarınla parti yaptınız mı?

Evet, pasta yedik.

Başka ne yaptınız? Şeker mi yediniz?

Ne oldu, yüzün beş karış?

İyi geçmedi mi?

- İçerideki sarışın kim? - Sati.

Yeni kızlara karşı biraz sert davranır ama zararsızdır.

Ben o kızı sevmiyorum.

- Senden de hoşlanmayacaktır. - Niye?

Genç görünüyorsun. Onun olayı.

İyi ki onun gibi kızlara sahibiz.

Çok yararlı bence. Onun hakkında böyle konuşma.

Canım ne isterse söylerim.

Mia, iki adam seni soruyor. Ne diyeyim?

Tamam, müdavimimi alayım.

- Diğerini ister misin? - Bilmem ki.

Ah, ne kadar tatlı!

İlk salonun.

Göreyim seni!

Benden sana tavsiye: İlkel benliğinle temas kur.

Pençelerini göster ama dikkatli ol.

Kendine zarar verebilirsin.

Neyse, sen sike hükmet. Yani dansa.

Bekle, salon ne oluyor tam olarak?

15 dakikada fazladan 30 avro kazanırsın.

Daha fazlasını isterlerse %30'u sende kalır.

Gerisi kulübe gider.

Ücretlerde kesinti yapılması gibi düşün.

Bu özel bir dans.

Ya bana dokunmak isterse?

Parasını öderse ona dokunabilirsin.

Sen bileceksin.

Kendine dokunabilir ama sana dokunamaz. Sana sen dokunabilirsin.

Ama seks yok. Ağız da kapalı.

Ağzın altın değerinde, anladın mı?

Korkma. Her iki taraf da kazanıyor.

Adamın biri sırf kolunu okşamam için bana iki bin dolar verdi.

- Yok artık! - Evet.

Şu adamı görüyor musun?

Kravatının içine boşalıyor.

Yemin ederim!

- Fabien! - Merhaba Mia.

- Nasılsın? - Bu sana.

Çok sağ ol tatlım. İçeride görüşüyor muyuz?

Geliyorum.

Bana kesik de.

Çok güzelsin!

Eminim kimse seni benim kadar güzel bulmuyordur.

Ne yapıyorsun? Yok bir şey.

Sen yenisin, sana söylememişler. Uyum sağla sadece.

Siktir! Çirkin olduğun için kimse güzel olduğunu söylemiyor!

Uyum sağlamazsan burada tutunamazsın.

O yüzden bırak da yapayım şunu!

Pekâlâ beyefendi... Striptizcilerimize saygınız yok mu?

- Yok bir şey. - Ne oluyor?

- Dışarı! - Kimse kimseye dokunmadı.

- Pislik! - Bir daha geleyim deme.

Aynı şey bir kızın daha başına gelmişti.

Şikâyette bulunmak istedi, doktoru gördü...

- Ve elbette kovuldu. - Şimdi sırası mı bunun?

Rahat ol tabii, kız tecavüze uğramamış gibi!

Onu epey tahrik etmişsin bu arada.

İlk seferde olan şu olaya bak!

Bunun seni korkutmasına izin verme.

- Bütün müşteriler böyle hayvan değil. - Kötü bir ilk deneyimdi.

Marlene, eşyalarına dokunmana izin mi verdi?

Hayır. O yüzden elleme.

Tam teçhizatlı!

Marlene partilemeyi iyi bilir zaten.

Altına bayılıyorum.

Burada bir tane daha var.

Bakın!

Kocamanmış.

İlkbahar-yaz koleksiyonu.

En sonuna kadar açalım bakalım.

Uçuracak seni.

Meme kapağı, çok tatlı!

Nasıl yapıyorsun?

Memelerini sallayacaksın böyle.

Hayır. Size öğreteyim. Büyük meme, küçük meme fark etmez.

Hepsinde sallanır.

Eşyalarını bir yere kilitleseymiş ya?

Patron bulursa el koyuyor.

Çekip gitti belki de.

Bundan bahsediyordu çünkü.

Çelyabinsk'e annesini görmeye gitmemiş miydi?

Kim iki bin dolarlık ıvır zıvırı geride bırakır ki?

Bu ne?

Limon sıkacağı değil herhalde.

Bu senin limonuna bağlı!

Selam.

Ara sınavlara mı çalışıyorsunuz?

Evet, öyle.

- Bu ne? - Göstereyim mi?

Merhaba Manon.

Merhaba.

Neden okula gelmediğini anladım şimdi.

Sessiz olabilir misiniz? Çalışıyoruz.

Biz de öyle. Bir gösteri üzerinde çalışıyoruz.

Ne sanmıştın?

Bütün ev arkadaşların böyle mi?

Paraya bakış açılarımız farklı. Karışık bir durum.

Yaptığımız şey kolay para değil, hızlı para.

Herkes yapamaz.

Onun çalışmasına gerek yok. Yüzünden belli.

Başkalarını çamura sürükleyenlerin ayakları genelde kirlidir.

Aklımda bir sürü plan var ama kendime ortak bulamadım.

Hiç bir kadınla seviştin mi?

Hayır.

Çok kolay, göreceksin.

Geldik.

Film bitirme partileri, çevre yapmak için en iyi fırsattır.

Birisi sorarsa figüranlık yaparken tanıştık.

Ne? Ne yaparken?

Figürasyon. Oluyor ya filmlerde.

Bir yudum alayım.

Oradalar.

Bu oyuncuyu çok seviyorum.

Tanıyor musun?

Tanıyorum diyemem, birlikte oynamadık ama büyük hayranıyım.

Çok yakışıklı!

Gidelim hadi!

- Eve gitmek istemiyorum. - Al benden de o kadar.

Kulübe yakınız.

- Uğrayalım. - Olur.

Yavaş.

Merhaba.

Nereye gidiyorsunuz?

Yürüyüşe mi çıktınız kızlar? Size eşlik edebilir miyiz?

Hayır, edemezsiniz. Aynaya baktınız mı hiç?

Kes şunu!

Arkadaşıma dokunma.

- Arkadaşlık edelim demiştik. - Ben etmiyorum.

Ağzınıza da almaz mısınız?

- Seni mi? - Evet, beni.

Hayır, ama istersen seni götünden sikerim.

İster misin?

İstemiyor galiba.

İyi akşamlar!

Merhaba hissedarlar. İyi misiniz?

Evet!

Bugün küçük insanlardan iyi para kazandınız mı?

Kazanmışsınız!

Bu geceki gösteriye hazır mısınız?

Kuduruyor muyuz bu gece?

Bizimle birlikte eyleme katılır mısınız?

Sizi duyamıyorum... Evet mi?

Kulübün en büyük oyuncusu bu gece bizimle!

Şehirde ondan iyisi yok.

Sahneye gelir mi?

Beyler ve hanımlar, hazır mısınız?

Aramıza yeni katılan kızımızı karşılamaya hazır mısınız?

Aurore!

Bir alkış alalım!

Aurore!

Bana öyle geliyor ki Aurore bizden bir şeyler saklıyor.

Kim ne olduğunu öğrenmek ister?

- Evet, Aurore... - Evet?

Bugünkü eyleme katıldığınızı duydum.

Evet, ama açıklayabilirim.

Oradaydım ama gitmek zorunda kaldım.

- Zorunda mı kaldınız? - Evet, eylemcilerden nefret ederim.

- Sizi kim zorladı ki? - O.

O mu? O mu sizi zorladı?

Gelmezsem başımın belaya gireceğini söylediniz.

Olacak iş değil.

Hiç hoş değil.

Sizi incitti mi Aurore?

Beni çılgın bir kalabalığın içine girmeye zorladı.

- Sanırım bunlara "vandallar" deniyor. - Vandallar mı?

Aurore, üzerinizde sakıncalı bir nesne var mı şu anda?

- Bu genç adam... - Yine o!

- Çok fenasınız beyefendi! - Öyle!

Bana bu şeyi almamı ve onu buraya saklamamı söylemiştiniz.

- Ben de... - Nerede, Aurore?

- Burada. - Burada mı?

Bakabilirsiniz.

Sakin olun Aurore!

Lütfen sakin olun.

Medya insanlara zarar verdiğinizi söylüyor ama ben buna inanmıyorum.

- Seni incitmiyoruz. - Polis çok nazik.

Polis seni seviyor, bunu biliyorsun Aurore.

Gömleğinin düğmelerini açmak durumundayım.

Açayım mı?

Bir düğme daha?

Cumhuriyetin iyiliği için yapmanız gerekeni yapın.

Şöyle bir bakayım mı...

Pantolonununuzun içine?

Ah, burada bir hareketlilik var.

Aurore?

Evet, Memure Hanım?

Milli marşı söyleyebilir misin?

Tabii, çok sevdiğim bir eser zaten!

İyi akşamlar!

Hoş geldiniz, girin!

Adam vücudunun her yerine mandal tutturmamı istedi.

Beni bilirsin... Hiç acele etmedim.

En aşağı 30 dakika sürmüştür.

- Gerçekten mi? - Yemin ederim!

Dediğim gibi fiyatı arttırdın mı?

Çok bile söyledim bence. Şimdi beni görünce kaçıyor.

Bu memelerle sırtın yere gelmez.

- Öyle mi dersin? - Kesinlikle. Bakayım.

- Gerçek mi? - Elbette.

- Adam kıçımı ellemeye çalıştı. - Parmaklamasından iyidir!

- Balina sikli burada mı? - Formunda!

Bize bayıldılar.

Merhaba!

- Ne haber? - Bu akşam dışarı çıkalım.

Erkek arkadaşımı göreceğim.

- Bana bir sürprizi varmış. - Erkek arkadaş mı?

- Sana söylemedim mi? - Hayır!

- Ne oldu? - Muhteşemsin!

Sevgilin çok mutlu olacak. O kaslı, yakışıklı adam mı?

O, evet.

İkinci sıradaki dövmeli mi?

- Aynen öyle. Kaçırmamışsın. - Çok seksi!

- Evet, hiç fena değil. - Hop, çek ellerini!

Tamam canım!

Aurore, çok zevklisin. Buraya gel.

- Ne oldu? - Beğendin mi?

Gözleri kamaşacak.

Renkli rimeli seviyorum, gözlerimi öne çıkarıyor.

Seninki Sevgililer Günü için mi burada?

Acayip hevesli.

Pek ateşli! Bir yüzük falan mı verecek yoksa?

Sati, bir salon daha çıktı!

Bu kız büyük paralar kazanıyor.

Benden salon mu istediniz?

- Bu Vergine'inki değil mi? - Evet.

Olaya bak!

- Ah zavallı! - Canım!

Biz yanındayız.

Sati gerçekten çizgiyi aştı.

- Çok güzel görünüyorsun. - Minnoş.

- Tam bir aptalmış. - Kesinlikle.

Yukarı bak.

- Dikkatli ol, renkli rimel o. - Tamam.

Amımı kaybettim.

II. Ramses adına, ne yapacağız?

Şuna bakın!

Sen peki?

- İtiraf et hadi. - Benden ne istiyorsun?

İlgilendiğin hiç değilse tek bir müşteri yok mu?

Cidden mi?

- Dört Göz. - Ne?

Gözleri hoşuma gidiyor.

Gözlüğünün arkasından göremiyorsun bile!

Şişe dibi gibi!

Dört Göz'ü seviyorsan birisi canını yakmış olmalı.

Hem çirkin hem de ucuzcu! Asla salon rezervasyonu yapmıyor.

Hakikaten, ne buluyorsun onda?

Gizemli biri galiba.

- Sen peki? - Ben ne?

Erkek arkadaşında ne gördün?

Çok sadık.

Bekârlığa veda partisi teklifini kabul ediyorum.

Taşınabileyim diye para kazanmak için her şeyi göze alacağım.

Harika! Senden ne haber? Geliyor musun?

Hadi ama...

Üç erkek var. Üç kişi olursak daha kolay olur.

Havalı ve tatlılar.

Harika olur!

Zamanı gelince hatırlat. Bakalım, gelebilecek miyim.

Sen gidersen ben de giderim.

Kızlar, bana yardım edin.

İngilizce bilen var mı? Ne dediğini hiç anlamıyorum.

Sapık olmadığını bilsem yeter.

Salonun kamerasını kapatmanı istiyor.

Patronu onu gözetlemesin diye.

Bu muydu?

Teşekkürler.

Vay canına sayın seyirciler!

İnanılmaz!

Çok şaşırttın beni!

- Bayıldım! - Bülbül gibi şakıdın!

- Çok iyi ya! - Nasıl öğrendin?

Merak etme, çok güzel.

Özel dans alt tarafı. Tangamızı çıkarmayacağız.

Bizi bütün gece istediler ama bir anlaşma yaptım.

Gece yarısı biter, dedim.

İsterseniz sizi alabilirim.

Hayır, teşekkürler.

Bağımsız çalışanlar birbirine destek olmalı.

- Bitirseniz iyi olur! - Ben isterim.

- Şişesi 500 kayme. - Hadi be!

Cidden mi? Bir bakayım!

Hafif ve sek.

Uçuyor. Ses var hatta...

Fısıltı gibi.

Sen de pazarlama işinde misin?

Hayır, arkadaşınla oynaşan adamla birlikte çalışıyorum.

Arthur, düğün ne zaman?

Hey, Arthur, sen bize bakma!

Pazarlama işindesin yani.

Evet.

- Mia da oyuncu. - Yok canım!

Oyuncu mu?

Normal oyuncu yani ha? Ünlü falan mı?

Belli ki değil.

Kusura bakma, seni hiç görmedik.

Önemli değil.

Alınma lütfen.

- Alınmadım. - Güldüm, kusura bakma.

Şaka kaldırabiliyorum.

Şu boyuna, şu açıya bak...

- Ne kadar hoş. - Bence daha ziyade zarif.

- Çok hoş bir fiziğin var. - Teşekkürler.

Sadece fiziğin de değil, sesin...

Çok kendine has.

Doğa Ana sana cömert davranmış.

Çok pardon, sakarlık ettim!

Şurada ya, şunun altında.

Savannah!

- Ne kadar ileri gideceğiz? - Oral seks yok.

Rahatlat onları, gerisinin önemi yok.

Millet!

Bir dansa ne dersiniz? Bu yüzden buradayız, değil mi?

Mia dans etsin, başka bir şey istemez.

Beş dakikaya dönerim. Her şeyle ilgileneceğiz.

Siz sadece arkanıza yaslanıp gösterinin tadını çıkarın.

Sağdıçlara bir hediye.

Küçük bir sürpriz.

Birazdan görüşürüz beyler.

Dur.

Beyler, iki kadını sevişirken izlediniz mi hiç?

Hayır mı? İzlemek ister misiniz?

Çok hoşunuza gidecek.

Tek şart var: Artık bize dokunmak yok.

Sen, şuraya otur.

Siz de buraya.

Sen ortalıkta yokken kızlar böyle yapıyor işte.

Böyle takılıyorlar.

Yardıma ihtiyacınız var mı kızlar?

Hayır.

O ne yapacağını çok iyi biliyor.

Durma!

O kadar iyi ki.

Çok iyi değil miydi?

Tıpkı söylediğim gibi.

Sana bir içki ısmarlayayım.

Kendimi iğrenç hissediyorum.

Neden? Kulüpteki gibiydi işte.

İşletme okumuş bir grup salaktı sadece.

Ondan değil. Konservatuvarı iki kez denedim.

26 yaşındayım, bu benim son şansım.

Çevrem ezik dolu,

arkadaşlarına şov ısmarlıyorlar.

Bir sonraki denemene odaklan.

Bu gece kazandığın para,

yorucu başka işleri geri çevirmeni sağlayacak,

karşılığını alacaksın yani.

Uzun zaman evvel, dans etmeye başlamadan önce,

bana bir şey oldu.

Çıktığımızı söyleyebileceğim bir adam,

yerel bir tiyatronun müdürüydü, beni aradı.

Beni bir yönetmen arkadaşıyla yemeğe davet etti.

Ben de eğlenceli olacağını umarak bir arkadaşımı davet ettim.

Ama hiç de beklediğim gibi geçmedi.

Ne oldu?

Şarap içtik,

olacakları hiç öngöremedim.

Bir baktım, yönetmenin kucağındayım.

Onunla oynaşıyorum.

Arkadaşın neredeydi?

Daha gelmemişti.

Her zaman geç kalırdı zaten.

Tiyatronun müdürü olan diğer adam,

ortadan yok oldu.

Hoşça kalın demiş miydi, emin değilim...

Her neyse...

Yönetmenle ben o sırada öpüşüyorduk.

Ama çok istemediğimin farkındaydım, bu yüzden ondan durmasını istedim.

Birkaç kez "hayır" dedim.

Galiba gülüyordum,

ama açıkça "hayır" dedim.

Ve...

Prezervatif taktığına eminim

çünkü şöyle düşündüğümü hatırlıyorum:

"Siktir, bunu sahiden yapacak."

Ne yapacağımı bilemedim.

İçimden şöyle dediğimi hatırlıyorum,

boyun eğersem her şey daha çabuk biter.

İşte böyle.

Daha sonra arkadaşım geldi.

Adam utanıyordu. Banyoya koştu,

pantolonunu tutarak.

Arkadaşım ve ben gülmeye başladık.

Erkekleri sikinden yakalayıp

pencereden dışarı atarak arkadaşlarını kurtardığını söyledi.

Sana tecavüz etmiş.

Tiyatrocu adam

seni arkadaşına hediye etmiş.

Bu, Benjamin!

Sarhoş sanırım. Sizi tanıştırayım.

Aynı tiyatroda teşrifatçıyız. Tamam mı?

Merhaba aşkım.

Merhaba canım.

Seni yeni teşrifatçımız Aurore ile tanıştırayım.

Oyunun nasıldı?

Fena değil. Oyuncular pek iyi değildi.

Brecht'e de pek ilgi duymuyorum.

Tiyatro için ne düşündüğümü biliyorsun. Oyun ilgini çekmediyse...

Hoşça kal.

Görüşmek üzere.

Görüşürüz.

"Hanımefendi, beni affedin. Utanarak itiraf ediyorum.

"Masum bir ifadeyi yanlış değerlendirmişim.

"Mahcubiyetim tarifsiz."

Beni uzun uzun dinledin, zalim adam.

Aldanmaman için sana yeterince şey anlattım.

Phaedra'yı düşün,

ne kadar öfkeliydi.

Seviyorum.

Ama şu anda seni sevmemi düşünme.

Kendi gözümde kendimi masum buluyor ya da hatta bunu...

- Kusura bakma, ellerim yağlı. - Sorun değil.

Ezbere biliyorsun. Hazırsın.

Merhaba zilliler!

Elo. Nasılsın?

- İyiyim, sen? - Harika görünüyorsun.

Sen de öyle.

Ah, kalmışsın!

- İyi gidiyor mu? - Harika.

Patatesini yemiyor musun? Bu civarda çok pahalı.

- İyi misin Elody? - Canım.

- Nasılsın? - İyiyim. Sen?

- Neredeydin? - Patagonya'da!

- Kiminle? - Şeyle...

Corto Maltese'le.

- Müşteriler ne âlemde? - Her zamanki gibi.

- Marlene'den haber aldın mı? - Hayır, neden?

Dışarıdan özel müşterilerim oluyor bazen, biliyorsun.

- Müşterilerden biri Marlene'i istiyordu. - Onun da mı özel müşterileri vardı?

Ara sıra.

Müşterisine dansçı olmak için Katar'a gideceğini söylemiş.

Hem krala hem kraliçeye yapılacak bir gösteri için.

Katar'da pasaportlara el koyuyorlar.

Bu yüzden haber alamadık. Çölde bir yerde mahsur kaldı.

Bence bir prensle evlenmiştir.

Ne kadar olumsuzsun!

- Kızlar, Dört Göz salon istiyor. - Ne?

Piyango mu çıkmış?

- Aurore, seni istiyor. - Hadi bakalım...

Hanımefendi!

Yasak olan bir şey önermek istiyorum.

Lütfen dans etmeye devam edin.

Size telefon numaramı vereceğim.

Sizinle sevişmek istiyorum.

0-6...

- 0-7... - 0-6-0-7...

8-5...

Şarap çok güzelmiş.

Ağzımda bir sürü yeni tat bıraktı.

Rhône kıyılarından.

Güneye bakan, kireçtaşı arazi.

Ona bu oturaklı tadı veren bu işte.

İstersen sana mahzenimi gösterebilirim.

Müşterilerimden biri bana Grand Cru şaraplarıyla ödeme yapıyor.

Hatta...

Teşekkür ederim.

Sesin çok hoş.

Çok nazik.

Teşekkür ederim.

Ben de seninle ilgili her şeyi seviyorum.

İlk gece seni sahnede gördüğüm an,

âşık oldum.

Seninle hemen bir bağ kurdum.

Sen ve ben, aynıyız.

Yalnızlığın nasıl bir his olduğunu biliyoruz.

Yanlış mıyım?

Hayır, haklısın.

Bu bizi birbirimize yaklaştırıyor.

Öpüşelim mi?

Mia burada mı? Ona telefonla ulaşamıyorum.

Çıkmak bilmeyen, çok zengin bir müşteriyle.

Adam istedikçe istiyor.

Anahtarları ver istersen, kapatalım.

Ben Savannah değilim. Onun bir müşteri olduğunu, çıkmadığımızı biliyorum.

Ne dediğini duyuyor musun? Fahişeler gibi konuşuyorsun.

Biz dansçıyız, fahişe değil!

Paranın seni tahrik etmesi tuhaf.

Olabilir ama durum bu.

Arzum konusunda dürüstüm.

Anlat bakalım.

Belki de para karşılığında seks yapma hayali kurduğum içindir.

Ama o kadar kendiliğinden ve doğaldı ki...

Daha başlamadan sırılsıklam oldum.

Onunlayken, yattığım çoğu erkekten daha rahattım.

Gözlüğünü çıkardı mı?

Hayır!

- Ne iş yapıyor? - Çok bilmiyorum.

Bana söylemedi.

Ama anlatacak çok şeyi vardı.

Belki o anın sıcaklığıydı, bilmiyorum

ama neredeyse bana evlenme teklif edecekti.

Hadi oradan...

Bana oldukça dokunaklı geldi şahsen.

- Orgazm oldun mu? - Neredeyse.

Kendinle gurur da duyuyorsun!

Tamamdır, bitirdim!

- Anahtarlar sizde mi? - Evet, birini bekliyorum.

Merhaba.

Selam.

- Kruvasan getirdim. - Teşekkürler.

- Hazır mısın? - Evet.

İlk başta bir süpermarkette kasiyerlik yapıyorum.

İçeri girip yerel üreticilerle çalışmaktan bahsetmeye başlıyorum.

İndirimlerden falan... Ve sen içeri giriyorsun.

Çiftçinin kızısın...

Özel bir paket hazırlamışsın.

- Tamam mı? - Ne tür bir müzik çalıyor?

Bilmem ki, düşünürüz.

Sen içeri girdiğinde ben yarı çıplağım.

Kendi dalgama bakıyorum.

Sen şuradan geliyorsun.

- Buradan mı? - Harika.

Şimdi sıra bende...

Merhaba hanımefendi, bugün gelemeyen kocamın yerine ben geldim.

Bir sürü mevsim meyvesi getirdim.

Çileklerim var,

elmalarım,

biraz da armut.

Bir de

greyfurtum var.

Merhaba...

Prova yapıyoruz.

Sahneleme konusunda bize yardım eder misin?

Teşekkürler ama üstümü değiştirmem lazım.

- Tamam. - Sorun değil.

Görüşürüz.

Bizi görmüş müdür sence?

Ne olmuş ki? Prova yapıyoruz.

Değil mi?

- Merhaba. - Manon burada mı?

- Eşyalarını alayım, ıslanmışsın. - Hayır, teşekkürler.

- Emin misin? - Evet.

- Merhaba! - Merhaba.

Bu civarda biriyle buluşacaktım da.

Ne güzel, gel içeri bir şeyler içelim.

- Odama gidelim mi? - Tamam.

Teşekkürler.

Kalamam.

Özür dilerim, ben...

Derdim de hiç bitmiyor...

Ama tadın çok güzel.

Beni sevmekten korkmuyor musun? Bunun imkânsız olduğunu biliyorsun.

Tam tersine, bana güven veriyor.

Yıllar sonra ilk kez yaşadığımı hissediyorum.

Ne kastettiğimi anlıyor musun?

Evet, anlıyorum.

Küçük bir dans ister misin?

Depozito ne olacak peki?

Anladım.

Bu mümkün değil.

Teşekkürler, hoşça kalın.

Annenle baban varlıklı değilse burayı nasıl kiralayacaksın?

Paris'te kiralama. Ben Bobigny'deyim.

Candy, Stains'de. Banliyö yani!

Ben Paris'teyim ama evi yaşlı biriyle paylaşıyorum.

- Nasıl gidiyor? - Çiş gibi kokuyor ama sorun değil.

Satın almak kiralamaktan daha kolay olabilir.

Satın almaya gücüm yetmiyor.

Bugünlerde o kadar da pahalı değil.

Sana maaş bordrosu hazırlayabilirim. Emlakçılar ve ev sahipleri pek seviyor.

Size söylemedim mi? Kalıcı bir işim var artık!

Muhteşem!

- Tebdili mekân. - Ne demezsin!

- Gerçek bir iş mi buldun? - Muhasebe. Burası çok istikrarsız.

Hiç haberim yoktu.

Bugün çalışıyor musun?

Kızlar... Konservatuvara giriş için ilk turu geçtim!

Tebrikler canım!

Hadi bakalım!

- Benim de kutlayacak bir şeyim var! - Neymiş?

- Yeni bir erkek arkadaşım var. - Öyle mi?

Bilin bakalım, kim. Bir polis.

Soruşturmalara bakıyor mu?

Onunla sokakta tanıştım.

Ne yapacaktı biliyor musunuz, bana ceza yazacaktı!

Kulüpten çıkıyordum.

Neyse ki hâlâ süslü püslüydüm!

Cezayı geri çekip numaramı istedi.

Ben de verdim.

- İster misin? - Hayır, teşekkürler.

Benim için daha çok erken.

- Sağlığına. - Bravo sana.

Sen bir tanrıçasın!

İki saatte ne kazandığına bak.

- Hadi canım. - Evet.

Tüm hizmetlerimi listeledim.

İstersen ortak bir profil oluşturabiliriz.

- Bilemedim... - Bak.

Bu, bireysel bir profil.

Bence gerçekten işe yarayabilir.

Cinsel açıdan hayal kırıklığına uğramamış erkeklerle muhatap olacağız.

Biraz hayatına renk katmak isteyenlerle.

Cidden güzel olabilir. Bir göz at.

Acele etme. İşin bitince çantama bırakırsın.

- Sonun Marlene gibi mi olsun istiyorsun? - Çok olumsuzsun!

İkili durumlarda risk sınırlı.

Seks yapmaya başladığımda

bu kadar harika bir şeyin

hâlâ bedava olduğunu inanamamıştım.

Bedava mı? Kimbilir kaç kere süslendim,

ağda yapdım, prezervatif aldım ve birini sinemaya davet ettim,

üstelik bir hiç uğruna...

Kıskançsın.

Bunu senin yerine Elody ile yaptığım için kıskanıyorsun!

Burası gibi güvenli olmaz.

İstatistiki olarak riskli.

İstatistiklere hile karışabilir.

Kadın avukatlara ve fırıncılara anket yapsalardı

onların da saldırıya uğradığını öğrenirdik.

Senin için endişelendiğimden ötürü affedersin.

Bana otelin adresini verir misin?

Söz.

Benim işim bitti. Çıkalım mı?

Olmaz, bir randevum var.

- Kiminle? - Çok mu merak ettin?

Asıl kıskanç sensin.

712 no'lu oda, saat 18.00. YOLDAYIZ

Müşteri önce ödeme yapar.

Ben parayı gizlice sayacağım.

Bir şeyler ters giderse böyle yap. Tamam mı?

- Oradan ayrılırız. - Tamam.

İyi misin?

- İyi olacak. - Neye benzediğini merak ediyorum.

Kimbilir?

- Hadi! - Yedinci kat.

Açtın! Bu adam inanılmaz!

Şu işe bak!

Güzellerim benim!

Hanginizden başlasam acaba?

Sabaha kadar kalamaz mısın?

Yapamam.

Benjamin bu gece eve geliyor.

Sihirli formülü bulmuş gibiyim.

Huzur içindeyim.

Şu an hiçbir eksiğim yok!

Çünkü bana âşıksın.

Belki de.

Ne?

Fazla mı kaptırıyorum sence?

Asıl mesele ne biliyor musun,

bana bakış şeklin.

Yıllardır kimse bana böyle bakmamıştı.

Gerçek ismini çok seviyorum.

Manon.

Bana bir sır ver.

Önce sen.

Tezini ne üzerine yazdığını bana hiç söylemedin.

Bunun hakkında konuşmayı sevmiyorum...

Bıraktım çünkü.

- Geri dönersin. - Hiç sanmıyorum.

Tez nasıl yazılır, biliyorsundur herhalde.

Bir konuyu sınırlarsın,

uğruna birkaç yılını harcayacağın kadar ilginç bir şey olmalı bu.

Sonra kendine bir tez danışmanı bulursun.

Ben bir profesörle birlikte çalışıyordum.

Kendisiyle yüksek lisans sırasında tanıştım.

Sürekli yayın yapan, etkileyici bir adamdı.

Mükemmel bir danışman yani.

O kadar mükemmel ki

küçük bir ilişkimiz oldu.

Onu çok değil, ayda bir iki görüyordum.

Beni sürekli yemeğe götürürdü. Çok hoşuma giderdi.

Komik gelecek belki ama o yemekler danışmanlığı kadar önemliydi.

Sonra bana tek kelime etmeden,

benimle yaşamak için karısını

ve çocuklarını terk etti.

Seni yuva yıkan kadın seni!

Hiç komik değil.

Ona hiçbir şey istemediğimi söyledim.

Ben bir vaat beklemiyordum, aşk bana göre değildi.

Bunu duyunca çıldırdı.

Çok fettanmışım ve hayatını mahvetmiştim.

Tabii ki birlikte çalışmaya devam edemedik.

Başka bir danışman bulamaz mısın?

Başkasına geçemezsin.

Artık sırrımı biliyorsun.

Sıra sende.

Benim bir çocuğum var.

Öyle mi?

Yedi yaşında bir kız.

İnanılmaz biri.

Zamanın yarısında babasıyla birlikte ama ilk başta yalnızdım.

Bilhassa gençken çocuk sahibi olmak işleri zorlaştırıyor.

Özel ders almaya başladığımda

çok iyi bir bebek bakıcım vardı. Kızım çocuğu çok severdi.

Ben de tatlı bulurdum.

Fizik okuyordu.

Benjamin mi?

Beni yapabileceğime inandırdı.

Onunla her şey daha kolaydı.

Babasıyla bazı şeyleri açıklığa kavuşturmama yardım etti.

Çok âşıktık ve bir düzen kurduk.

- Çalışmadığın hafta... - Onunla birlikteyim.

Onu haftada bir görüyorum, bu yüzden tadını çıkarmak istiyorum.

Adı ne?

Eve.

Görüyor musun, üstünde sarı yağmurluk var.

- Saçı örgülü, küçük kız mı? - Evet.

Görmedi.

Striptiz yapmaya başladığımdan beri bir şeyler görüyorum.

Anlatmamı ister misin?

Bunu bir tehdit olarak aldım.

Onu kaybetmekten korktuğun için mi, yoksa bir tarafına mı dokundu,

belki ortalıkta pek olmamanla alakalıdır? Hep uzaktasın.

Evet, olabilir... Hayır. Bu beni korkutuyor!

Çocuklarla da...

Her ne kadar ortalıkta olmasam da

uzaktayken her akşam aramaya çalışıyorum.

Sana bir yardım çağrısı ya da bir uyarı gönderdi belki.

Ona bunu duyduğunu göster.

Her şeyi değiştirmek zorunda değilsin.

Küçük şeyler olabilir bu.

Neden ona sormuyorsun?

Şöyle diyebilirsin mesela: "Seni düşünüyorum...

"Seni özledim, uzun bir hafta oldu."

- Bu iyi olur mu? - Acayip iyi olur.

Kadınlar buna bayılır.

Kiraladığım arabayı beğendin mi?

Evet, fena değil.

Sanırım bunu yaparak gelmeni sağlayabilirim.

Deneyelim mi?

Böyle.

Alışveriş yapmak ister misiniz? Super X'e hoş geldiniz!

Ben en gözde kasiyeriniz Aurore.

Mağazada iyi zaman geçirmenizi

sağlamak için buradayım.

Neden bizden alışveriş yaptığınızı biliyorum.

Kışın neden kavun yemeyi sevdiğinizi de biliyorum.

Çok fena!

Ayrıca siz de nisan ayında armut yemekte ısrar ediyorsunuz!

Çok feci.

Neyse ki Super X'te

GDO'lar sayesinde her şey mümkün!

Genitalleri Durmayan Organizmalar.

Bunu birazcık tutar mısınız?

Göreceksiniz, çok hızlıyımdır. Hemen döneceğim.

- Ne haber? - Çabuk!

- Ne oldu? - Benjamin burada!

- Hadi be! - Erkek kardeşin mi?

- Erkek arkadaşı. Neden geldi? - Ne bileyim.

Ben senin yerine geçerim.

- Ona bir salon yapayım istersen. - Hayır canım!

Sakin olmalıyım.

Hadi bakalım. Burası masaj salonu değil.

İnsanlar buraya izlemeye geliyor. Dışarı lütfen.

Evet beyefendi. Kapanış niyetine salona ne dersiniz?

Burada ne yapıyorsun?

İşin bu mu?

Evet, ön büroda çalışıyorum.

Gerçek bir tiyatro kadar havalı değil. Sana söylemeye korkuyordum.

Sen burada ne yapıyorsun?

Şovu izlemeye mi geldin?

Hayır.

Seni takip ettim.

Son zamanlarda biraz

tuhaf davranıyordun.

Ne düşündüm de geldim, bilmiyorum.

Beni aldattığını düşündüm.

Başka kızlarımız da var beyefendi.

Mia kasada çalışıyor ve temizliğe yardım ediyor.

Bu benim erkek arkadaşım.

O senin kız arkadaşın mı?

Çok şanslı bir adamsın.

Harika bir kıçı var!

Eşyalarımı alıp çıkacağım. Beni dışarıda bekler misin?

Bekler misin?

Hiçbir şeye dokunmayın.

Çok değerlidir.

Bu ne, parfüm mü?

Eteğinizi çıkarın lütfen.

Güzel...

Kimden başlasam acaba?

Arkadaşımı rahat bırak!

Telefon numarasını vermedi. Sana şüpheli olduğunu söylemiştim.

Aşk hayatından hiç bahsetmiyorsun.

Nasıl yani?

Huzursuz olduğunu görebiliyorum. Aklın başka yerde.

Her müşteriyi kabul ediyorsun.

Evli biriyle birlikteyim.

- Canın yanmasın, aman. - Yok ya.

Sadece...

Sürekli ben arıyorum, ondan ses çıkmıyor.

Yapma.

Bu onun sorunu.

Sen özgürsün.

Korkacak ya da suçlu hissedecek bir şey yok.

- Sen birisiyle birlikte misin? - Hayır!

Uzun zamandır bedava sevişmedim.

Hayır, kızım orada.

- İyi misin? - Evet.

Benjamin'le ne yaptınız?

Hâlâ çalışabilyor musun?

Beni şaşırtmayı hâlâ başarıyor.

Bu olaya ses çıkarmadığı gibi benden onun için dans etmemi bile istedi.

- Anne, susadım. - Ne?

Susadım.

- Sanırım suyumuz bitmiş. - Bende var.

Teşekkür ederim.

Bu, arkadaşım Manon.

Bu da Eve.

- Merhaba desene. - Merhaba.

Seninle tanıştığıma çok memnun oldum.

Japonca bilen sen misin?

Evet, benim.

- Bir şeyler söylememi ister misin? - Evet.

- Bir bakalım... - "Merhaba" de.

"Burun" nasıl denir?

"Burun" mu?

"Ağız"?

- "Kulak"? - "Kulak" çok tatlıdır. Dinle bak.

Merhaba.

Buyurun.

"Okulumuzun olmadığı günlerde

"annem bizi hizmetçilik yaptığı evlere götürürdü.

"O çalışırken biz mutfakta durur,

"ev sahibinin ondan yapmasını istediği işleri dinlerdik.

"Onu över ya da azarlarlardı.

"Bir gün ev sahibi şöyle dedi:

"'Büyük hayal kırıklığına uğradım.

"'Size güvenilmezmiş.'

"Annem gözyaşları içinde mutfağa daldı.

"Onu bu halde görmekten korktuk.

"Bunu düşündüğümde, hâlâ tiksinti duyuyorum,

"hem o ses tonu yüzünden

"hem de başkalarını aşağılamak bu kadar kolay olduğundan.

"O zamandan beri iktidar mücadelesinden

"ve hiyerarşik ilişkilerden nefret ediyorum.

"Tahakküm mekanizması üzerine o kadar çok şey yazdım ki.

"Neden toplumsal tahakküm hakkında hiç yazmadım peki?

"Oysa toplumsal utanç ne demektir bilirim,

"geçmişimden utanıyordum ne de olsa.

"Paris'e yerleştikten sonra

"geçmişleri benimkinden farklı insanlar tanıdım.

"Onlara kökenim hakkında yalanlar da söylerdim.

"Başkalarına

"kökenimi itiraf etmekten utanırdım.

"Bu konuyu neden hiç araştırmadım peki,

"kitaplara, makalelere bakmadım?"

Bravo!

Eğer seçilirsem

kutlamak için seni bir geziye götüreceğim.

Benimle gider misin sahiden?

Sen benim uğurböceğimsin!

- Emin misin? - Evet, benim için bir zevk.

Bravo.

Teşekkürler! Of, çok açım!

- Güzel, bir sürü yemek var. - Merhaba!

- Girsene. - Evimize hoş geldin.

Eğer içeri girersen

kulübü bırakacak mısın?

Sorun nedir?

Kariyerin konusunda endişeleniyorum. Sorunlara neden olabilir.

Porno film falan çekmiyorum yahu!

Tamam da...

Bir düşün sadece.

Oscar'lar çok da çılgın bir fikir olmayabilir.

Değil mi?

Kötü haber. Şarabımız bitti.

- Hayır! - Ben bir şişe getirmiştim.

Ne olduğunu bilmiyorum.

Bir arkadaşım hediye getirmişti. Çok iyi gibi.

- Arkadaşın çok tatlı. - Öyledir.

Şunu açayım.

Striptiz dışında neler yapıyorsun?

Sen?

Teorik fizik çalışıyorum.

Parçacıklar üstüne. Tat çalışıyorum.

Harika! Yemek yemeyi çok severim!

Moleküler gastronomi falan da mı çalışıyorsun?

Tam sayılmaz. Lezzet, fizik açısından,

şeyi ayırt etmemizi sağlar...

Kuark gibi birbirinden farklı parçacıkları.

- O ne? - Bildiğimiz en küçük şey.

Altı farklı türü var: Yukarı, aşağı, garip, tılsım.

Kulağa çok şiirsel geliyor.

Bunu bir oyuna dönüştürmek isterim.

- Yukarı, aşağı! - Kesinlikle!

Tılsım dediğin ne?

Tılsım kuarkı işte.

- Tılsım kuarkı mı? - Evet, tılsım kuarkı.

Garip parçacıkların entegrasyonuyla ilgili.

Sonra güzellik kuarkları gelir.

Hâlâ bana ne yaptığını söylemedin.

Söyledim ya, coğrafyayla ilgileniyor.

Kay biraz.

Tezi yazmaktan vazgeçtim.

Öğretmeye de hiç ilgim yok.

Gayet anlaşılabilir bir durum. Ama hayatta bir amacın vardır herhalde?

Düş yakasından!

Neden herkes hayattaki amaçlara bu kadar takık?

Votkamız yok mu hiç?

Var, şeyde...

Buzlukta olması lazım.

Geliyorum.

Bence

Benjamin'in aklında bir şey var.

- Öyle mi? - Evet.

Sana küçük bir sürprizimiz olduğunu söylesek ne dersin?

- Bunu geri çeviremem, değil mi? - Hayır.

- Babama benziyor! - Baban iyi bir adam değil midir?

Biliyorsun, hafta sonu seninle gezmeye gideceğimiz için çok heyecanlıyız.

Özür dilerim, gerçekten isterdim ama çok korkuyorum.

O iş yattı.

- Ne? - Fikrimi değiştirdim.

Hay Allah, yazık oldu!

Seninle olacağız diye büyük bir fırsatı geri tepmiştik.

Hayal kırıklığına uğradık bak şimdi.

Anlaştığımız gibi size ödeme yapacağım. Sorun değil.

Teşekkürler.

Çok şekersin.

2.000 demiştik değil mi?

Her birimize mi?

Teşekkürler.

Gidiyor musun?

Evet.

- Yine görüşür müyüz? - Güle güle.

Merhaba.

Affedersiniz, ateşiniz var mı?

Teşekkürler.

Tanışıyor muyuz?

Fotoğraf mı istemiştin? Provanın ortasındayız da...

Hayır, teşekkürler.

Ama yollarımız kesişmişti.

Bir kutlama partisinde.

Bir arkadaşımla birlikteydim.

Sizin işlerinizi çok sever.

Burada ne yapıyorsun?

Onu görmeyi bırak.

Parayı ödedim, bu yüzden beni dinleyeceksin.

Onunla ilgileniyorum.

Sabah, öğlen ve gece.

Aşkımız gerçek.

Beş yıldır gece gündüz onunla ilgileniyorum.

- Ona fikrini sordun mu? - Sırf gece eğlenmek değil amacım.

Kızıyla da ilgileniyorum.

Onu hiç görmedin. Ben onu hep görüyorum.

- Onu tanıyorum. - Kapa çeneni!

Kapa çeneni!

Onunla görüşmekten vazgeç.

Camelia bana Marlene'den bahsetti.

Kendisi Macau'da.

Zengin ibnelere taşıyıcı annelik yapıyor.

Hadi be! Vay canına!

Yeni bir canlı yaratacak.

Mumlar!

Dikkatli olun. Saçınız yanmasın.

Nasılsın?

Teşekkürler bebeğim. Çok naziksin.

Sağ ol canım.

- Bu neymiş bakalım. - Mia ve benden.

- Mısır'a ait bir uğurlu bir bileklik. - Güzel!

Bu renkler sana çok yakışıyor.

Benim için Mia'ya teşekkür et. Çok hoş bir hediye.

Bu hafta "izinli" olduğunu bilmiyordum.

Bugün gelmiyor mu?

Son günümde üzülme lütfen.

Dairemle ilgili sorunlar var da.

Ben de isterdim burada olmasını.

Buraya sadece onu görmeye geldiğini biliyoruz.

Hadi ama Sati. Rahat bırak onu.

İstediğini yapabilir.

Bana bir şeker versene.

Hey, şekerlerimin hepsini bitirme!

Onu erkek arkadaşıyla görmek acı veriyor olmalı.

Çocuk çok âşık görünüyor.

Kapat o çeneni. Senin sorunun ne kaltak karı?

Büyükmüş.

Evet.

Hayallerim bana iki beden büyük galiba.

Fark ettiysen bir de çocuk odası var.

- Ben bir şey istemedim. - Ben de öyle.

Senden Benjamin'i bırakmanı istemeyeceğim.

Ama düşünüyordum da...

Olur da ara vermek istersen

işte...

Sana ve hayatına yer var.

Ne kadar aptalım!

Hayır değilsin.

Hiç hem de.

Ben de bunu düşünüyorum.

Üstelik ciddi ciddi.

Birlikte olalım istiyorum.

Ama artık fahişeliği bırakmalısın.

Ne demek bırakmalıyım?

Sorun ne ki?

Bir yıllık kirayı iki ayda kazandım!

Bırakamam. Bırakmak da istemiyorum.

Bu işe devam edeceksen Benjamin'i terk edemem.

Bu kadar namus düşkünü olma, sana yakışmıyor.

Belki öyleyimdir.

Anlamıyorsun, hayatın boyunca arkandan gelecek.

Yolumu bulamayacak biri miyim?

Gelecekte sevdiğin herkesle ilişkine gölge düşürür.

Vücudunu satmak

tam anlamıyla teslimiyettir. Buna dayanamıyorum.

Birbirimizi dışarıda görmeyi bırakmalıyız.

Ne oluyor? Tezini mi yazacaksın?

Hayır.

Ama birisiyle tanıştım.

Ve yapabileceğimize inanıyorum.

Bu adamda bende olmayan ne var?

Adam değil, kız.

Hayır, onunla buluşacağım. Geç kalamam.

Girmişim!

Tebrikler.

Dondurma sever misiniz kızlar?

Ya? Benim favorim tutti-frutti.

- Bütün tatlar içinde. - Kesinlikle.

Yaz boyunca sana ihtiyacımız olacak.

Bizi serin tutman için.

Senin en sevdiğin dondurma ne?

Greyfurtu beğeniyorum.

Mia, seninki ne?

- Ahududu. - Mia?

Benim medyumun telefonunu ister misin? Bana gerçekten yardımcı oluyor.

- Yardımlık halim mi kalmış! - Böyle söyleme!

Mia, bence sen buradaki en iyi aktrissin.

Seni defalarca izledim. Her seferinde de

ilk kez izliyormuşum gibi oluyor. Mükemmelsin.

- Umudunu kaybetme. - Selam.

Çalışmıyor muyuz?

En güzel kızlar, en iyi şovlar burada ama müşteri yok.

Ben buradayım!

Aurore, sen de bizimle dondurma yemek ister misin?

Hayır, teşekkürler.

Üstümü değiştireceğim, eridim.

Neden mesajlarıma dönmüyorsun?

Dinle...

Seni o teselli etti.

Ben değil.

Ağlama.

Olur da ayrılırsak arkadaş bile olamayız.

Hiç aynı anda iki kişiyi birden sevmedin.

Biriyle bile zor başa çıkabiliyorum.

Böyle söyleme.

Daha iyi birini bulmanı çok isterdim.

Sana gerçekten iyi gelecek birini.

Sahiden anlamıyorsun.

Benim biriyle birlikte olmaya ihtiyacım yok.

Seninle olmak istedim,

herhangi biriyle değil.

Özür dilerim.

Nasıl seçim yapacağımı bilmiyorum.

Ne istediğimi bilmiyorum.

Gel.

Son kez olsa bile.

Şov zamanı kızlar!

Bak, kim burada.

Biliyor musun,

bu dünyada özgür bir kadın olmaktan daha kötü bir şey yok.

Yapacak hiçbir işi olmayan özgür bir kadın.

Ahlaksız olmaktan kendimi alamıyorum.

Ben ahlaksız bir kadınım Platonov. Belki de bu yüzden seni seviyorum.

Çünkü ben ahlaksızım.

Beni kötü bir son bekliyor.

Benim gibi olan bütün kadınlar gibi.

Profesör olmalıydım.

Ya da ne bileyim, bir yerin yöneticisi.

Diplomat olsaydım

dünyanın altını üstüne getirirdim.

Özgür bir kadın.

Yapacak bir şeyi olmayan.

Ben ne işe yararım ki?

Böyle mi?

Bu saçmalık neydi böyle?

Çehov'un Platonov'u.

Adam buraya tonterías dinlemeye gelmedi.

Seni salonda bekliyor.

Sevdiğin insanı böyle izlemek kolay değil, ne dersin?

Benim de yolum bir dansçıyla tanıştıktan sonra buraya düştü.

Evliydi.

Tam on yıl kocasından ayrılmasını bekledim.

Ama sonunda onu seçti.

Şu ırkçı herif gerçekten çok ürkütücü. Nasıl yapıyorsun, bilmiyorum.

- Başka bir seçeneğim mi var? - Her zaman vardır.

Bana akıl verme, seni küçük zengin kaltak.

Faturalarım var. Annem ve babam bana destek olmuyor.

Sakin ol.

Ailem bana yardım etmiyor ama yine de sapıkları reddediyorum.

Tabii ki öyle. Sen kenardan iş çeviriyorsun.

Patrona söyledim. Boku yedin.

Kovulacaksın.

Ee, salon nasıldı?

- Aferin sana! - Ona büyü mü yaptın?

Ünlü bir aktör mü? Kesin reklamlara çıkıyordur.

Ay, keşke iş bulmana yardım etse!

Senin adına çok sevindim. Biliyordum zaten.

Bunu fazlasıyla hak ediyorsun.

SANA İNANIYORUZ

Geri geleceğini biliyordum.

Sen ve ben iş yapmayı biliyoruz bebeğim.

Hiç bitmeyecek sandım. Adam beni çok yordu.

Ücretimize zam yapabiliriz bence.

Fazla mesai için daha fazla ücret almaya ne dersin?

Müdavimlerimizden değil tabii ki.

Müşteri bulmanın zor olacağından endişelenmiyor musun?

Hayır, daha zenginleri yolacağız sadece.

Elimizdekilerden daha zengin mi var?

Var tabii.

Bak kim geldi.

Aurore!

Vay!

Burada ne yapıyorsun?

Ona içki ısmarladım. Harika bir ortam var burada.

Kulüpte çalışıyordun, değil mi?

- Evet. - Şovlarını hatırlıyorum.

Her yerine para yapıştırdığın şovunu.

Ne hafıza!

Açıkçası kulüpten ayrıldığından beri,

pek tadı yok.

Artık hiç gitmiyorum.

Sana rastladığıma inanamıyorum.

Elody'nin önünde konuşabilir miyim?

Evet, hiç sorun değil.

Sana güzel bir hediye vermek isterim.

Aklımda bir fikir var.

Japonya'ya gitmeye ne dersin?

Beni Japonya'ya mı götüreceksin?

Evet... Yani hayır.

Yalnız gitmeni istiyorum.

Kendine vakit ayırıp dinlenebilirsin.

Çok şanslısın!

Bu olağanüstü olurdu!

Vay be!

Hiç beklemiyordum!

- Bu gerçek mi? - Kesinlikle.

Sonra bir araya geliriz.

Bana nasıl geçtiğini anlatırsın.

TEK ARZUM

- Merhaba beyefendi. Salon mu? - Hayır, teşekkürler. Salon yok.

Genç bir hanımı görmeye geldim,

geçenlerde burada görmüştüm.

Çehov okumuştu.

Ben oyuncuyum, ilk uzun metrajlı filmim üzerinde çalışıyorum.

Filmi ben yöneteceğim ve bir oyuncu arıyorum.

Biz flört hizmeti vermiyoruz ama.

Ne sanmıştınız?

Peki, bunu ona verebilir misiniz?

Bakarız.

Giriş bileti alacak mısınız?

Merhaba.

Bana haber verseydin keşke.

Bence bir salon tutalım. Baş başa konuşabiliriz.

Salon olmaz. Derdim sizinle yatmak değil.

İş maksatlı geldim.

İşte.

Oku.

Hoşuna giderse beni ara. Bir deneme yaparız.

Bu rol tam sana göre.

Numaramı kapağa yazdım.

Beni şovuna davet ettiği için arkadaşına binlerce teşekkür.

Hoşça kal.

Merhaba Aurore, benim...

Beni arar mısın?

Bu mesajı alınca yani.

Sana söylemem gereken bir şey var.

Benimle kal, gitme

Kulağa biraz tuhaf gelse de

Bir kaçamaktan fazlası bu

Pat diye bitiverdi yarıda

İçten içe biliyorum

Benim için ne ifade ettiğini

Gidiyorum bin pişman

Hatıran kalbimde yara

Sonsuza kadar seveceğim seni

BİRKAÇ YIL SONRA

Aurore Japonya'dan dönmedi.

Yer yarıldı içine girdi sanki.

Ortada ne bir peri masalı var

ne bir koca ne de geri döneceğine dair bir işaret.

Bazıları onun için öldü dedi. Müşteriler onu sordu.

Zamanla yerine başka kızlar geçti.

"Kötü insanlara mı çattı acaba?" diyorsunuzdur.

Bu hikâyeyle size kıssadan hisse verecek değilim.

Evlerinizden çıkın kızlar.

Kendi sınırınızı kendiniz belirleyin.

Risk almaktan çekinmeyin.

Bir bagajda da bulmayın kendinizi tabii.

Mia! Seni çok özledik!

Git hazırlan, aşağıda buluşalım.

BİR YILDIZ DOĞUYOR

KIRMIZI HALIDA YENİ BİR YÜZ IŞILDIYOR

Neden orada kaldın?

Senin olmadığın bir ülkede yaşamak istedim.

Birisiyle tanıştın mı?

Tanıştım, evet.

Hatta...

birkaç kişiyle.

Ne şanslıyım ki sen benim ilk gerçek aşk hikâyemdin.

Tadını almıştım.

Yeni bir başlangıç yapmak istedim.

Canım benim.

Oyunculuğumun gerçekçi olduğunu söylediklerinde seni düşünüyorum.

İlham gelmediğinde seni

ve birlikte geçirdiğimiz zamanı düşünüyorum.

Her seferinde de geliyor.

Bu özel şovu sonlandırırken

o çok hak ettiğin emekliliğini kutlamak için,

sana küçük bir sürprizimiz var.

Bugün burada bulunan her kızın hikâyesini derledim

ve onlara bunu kendimce aktarmak istiyorum.

Ama sonunu bilmediğimiz bir hikâye var.

Seninki.

Umarım burada aşkı bulamayacağınızı söylediğimde bana inanmamıştınız.

Hayatımızı aşkı arayarak geçiririz,

onu kaybeder ve tekrar buluruz.

Büyük aşk, küçük aşk, şefkat...

Hepsi yabani otlar gibi

hiç beklemediğin yerlerde bitiverir.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.