Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Daha Önce…
Lester sizi kuşa benzetirdi, en sevdiği hobisi.
Sen de guguk kuşuydun, en muhtaç kuş. İlgi manyağı.
Muhtaç mı?
Benimle ilgili aklına gelen ilk kelime ne?
Narsist.
Ne alaka ya?
Tanrım.
Mabel Mora?
Althea?
Artık adım THĒ oldu. T-H-E diye kısalttım.
Bir şey tutmuyor.
Bir göz atmaktan zarar gelmez.
Otopsi mi yapacağız?
Göğüste et satırı.
- Kokain olabilir mi? - Aldım!
Para meblağları. Kahverengi başlı sığırcık.
Belki bunlar kod isimleriydi.
Bu gece bir oyun olabilir. Gitmemiz lazım.
Lester ve Nicky, ikisi de buradaydı.
Sıçayım.
Bizi mafya katillerine öldürteceksin.
Bunların hepsi milyarder.
Bunlar mafya değil. Bu, New York’un yeni mafyası.
Bir milyar dolara sahip olmak nasıl bir his mi?
Dürüst olmam gerekirse
mükemmel bir blöfle ilk 100 dolarımı kazandığım zamanki kadar iyi değil.
O gün, tüm masa oyunlarına ve kazanmaya âşık oldum.
CAMILA WHITE İLE MASTERCLASS: GÜZELLİKLE KAZANMAK
Babamı satrançta ilk kez yendiğimde beş yaşındaydım.
Hep Makine Kazanacaksa Neden Oynayalım? YAPAY ZEKÂ VE OYUNLARIN GELECEĞİ
Onu dünyadaki en zeki kişi sanırdım.
Dünyadaki en zeki kişinin ben olduğumu öğrenince kalbim kırıldı.
Hayatım boyunca kimse beni yenemeyecekti. Bunun eğlencesi nerede?
Çoğu zenginin sorunu, ne kadar parası olsa da
daha çoğunu istiyor.
Para bir oyun ve kazanmaya bayılıyorlar.
İnsanlar bana zengin diyor ama para umurumda değil.
O yüzden normalim.
Tamam, güzel. Al şunu. Topunu at.
Yakala.
Köpekle çıkmak harika ya.
Bulamadı. Git sen getir.
Sıradan bir cumartesi değil.
Buradaki sıradan gecelerimiz geride kaldı.
Çabuk olalım. Şu konuyu ne zaman…
O neydi?
Fare olabilir.
Kim var orada?
Dünyanın en zenginleri niye bizim bodrumda?
Kapıcımızı onlar mı öldürdü?
Bir sonraki sezonda… Panorama çekmişim.
Dördüncü Bölüm - Beşinci Sezon Edepsiz Kuşlar
Jay Pflug’un eli bandajlıydı, bizde de kopuk parmak var.
Bizim parmağın ondan koptuğunu düşünmek çok saçma değil bence.
Kesinlikle şüphelilerden. En azından suç ortağıdır.
Belki Nicky’nin göğsündeki satır Jay’in de parmağını kesti.
Lester da oradaydı, yanlış bir şey gördü.
Merhaba.
Ne lan bu?
Adım LESTR.
Herkes nasıl duygulandı, baksana.
Yeni kapıcımız, saygıdan ölen kapıcımızın adını verdik.
L-E-S-T-R. Lokal Erişimli Sakin Takip Robotu.
Açılımı mantıklı gelmiyor.
Sözüm ona Lester'ın anısınaymış. Düpedüz makinelerin yükselişi bu.
Doğrudur. Önümdeki en büyük zorluk insanlara verdiğim rahatsız edici his.
Terminatör’ü izleyen makinelerin tarafını tutar.
Bina sırları koruyucusu olarak LESTR’ı eğitmem istendi.
Gerçekten çok üzücü. Robot kapıcı.
Eski New York’un sonunun başlangıcı.
Hayır.
Makine sadece teslimatlar, hatırlatmalar gibi işleri halledecek.
Sendika, yani sendikam sağ olsun
kapıda her zaman bir insan yüzü olacak.
Tabii, umarım bu insan olur.
Doğru diyor, ondan kurtulamadık.
Herkesin göz bebeğini ve parmak izini taramam gerekecek.
O şeyi hayatta göz bebeklerime yaklaştırmam.
Neyse, ben saçımı yaptıracağım. Neden bilmiyorum, sanki fark eden var da.
Bizim tatlı cinayet binamıza neler oluyor böyle?
Evet, her şey çok hızlı değişiyor.
- Parmak ucunda yükselme mi yapıyorsun? - Evet.
Hiç yaptığını görmedim.
Diş fırçalarken gördün mü? Onu da yapıyorum.
Winnie’nin köpek ilacını aldım, uyumadan davayı çözdüm.
Bugün sizi çekemeyeceğim sanırım.
- Vince. - Ne var ne yok?
İki gözün birden açık gelmişsin.
Selam millet! Lester’la kuş gözlemi arkadaşıydık.
Oliver defteri çözmek için çağırdı.
Öldüğü gece hangi kuşun kart oynadığını bulmak istedi.
Lester’la gözlem?
Asıl uzman oydu, ben dürüst kalmasını sağlamaya çalışırdım.
Serçeyi ardıca çevirmekte üstüne yoktu, bilmem anladınız mı?
Yok, kimse anlamıyor.
İyimserdi, yaşamayı becerirdi. Kuş gözlemini pek değil.
Onu özlüyorum. Parkta geçirdiğimiz günleri özlüyorum.
Oturun.
Tamam.
Vay be. Oliver Putnam cinayet panosu. Sariye de bayıldım.
Evet, yetmişlerdeki Rajneesh günlerimden.
Umarım şu haşiş lekesidir.
Ne kadar uğraşmışsın. Oliver, ne oldu sana?
Geçen gün bana iltifat ederken söylediklerini düşündüm.
- Neydi? - Kendini beğenmiş narsist.
Evet, aynen oydu.
Neyse, öyle dedin.
Sonra dün gece yatmış kendimi düşünürken
çok garip bir şey oldu, birden aklıma sen geldin.
Cinayet panolarını hep senin yaptığın geldi.
Sonra düşündüm, senin için bunu ben yapmak istedim.
- Aferin Oliver. Tebrikler. - Büyük gelişme.
- Peki. - Bir gizemi çözdük.
Lester'ın, oyuncuların isimlerini neden gizli kuş koduyla yazdığını.
Dünyanın en güçlü insanları bunlar. Korktu elbet.
Biri kayda bassın, birazdan kuş benzetmeleri başlıyor.
Lester’ın notlarına göre salonda büyük kuş sürüleri ağırlanıyormuş.
Fakat geçen cumartesi sadece beş tane varmış.
Evet, ilk olarak Nicky. O, kahverengi başlı sığırcık kuşu.
Mafya benzeri, misilleme davranışlarıyla bilinirler.
Tamam, sesi yapmana gerek yok.
Kulağa mafya gibi gelmiyor mu?
Sonra, Jay Pflug.
Pflug servetinin vârisi, Pflug Muslukları'nın yapımcısı.
Muslukları kurşun zehirlenmesine yol açınca Pflug İlaç'ı kurdular.
Kurşun zehirlenmesini tedavi eden bir ilaç buldular.
Milyarlar kazandılar.
Kendini kara koyun hayırsever ilan etti.
İşin doğrusu adam tam bir canavar.
Son hayır kurumu, parayı gerilla gruplara aktardı.
Teröristlere, maymunlara değil. Biz kuşlarda kalalım.
Bu, Avrasya sığırcığı.
Biz de kuşçuyuz.
Bir günde bu kadar yenilik fazla.
Neyse, sığırcığın bir pençesi eksik olduğu için…
Kusura bakmayın, yetti. Bir parmağı eksik, yani belli ki…
Hayır, daha bitirmedik.
Bash Steed. Yapay zekâ dâhisi, uzun yaşam manyağı.
Göründüğünden çok yaşlı ama yaşını bilen yok çünkü internet onun.
Yaşını aşırı merak ettim şimdi.
O da kakapo kuşu.
Vahşi doğada 90 yıla kadar yaşadıkları biliniyor.
Son olarak da Camila White.
Yaşam tarzı kraliçesi, oteller patroniçesi, kaşmir düşesi.
Burnunun içi gibi kokan mumlar satıyor.
Dekorun kraliçesi. Çardak kuşu. Muhteşem yuvalar yapar.
Peki, her neyse.
Charles’ın dondurucusunda bir parmak var, parmağı eksik bir şüphelimiz var.
Sığırcığa nasıl ulaşacağız?
Peşinde olduğumuzu fark ettirerek.
Evet.
Sadece Bina İçindeki Cinayetler olarak henüz kimseyi suçlamıyoruz
fakat hem eski mafyanın hem de yenilerinin tehlikeli sularına giriyoruz.
Bacak kırmadan istediklerini alan ultra zengin güç sahipleri.
Her şey bir çeke bakıyor.
Artık kimse çek yazmıyor.
Bu iki ölümde parmağı olanlar hakkında bazı fikirlerimiz var,
- o yüzden beşinci sezonu kaçırmayın. - Harika oldu.
Kesin haber alacağız. Kendini savunmak isteyecek.
Paylaş bakalım genç.
Keşke “falanks” kelimesini kullansaydık.
Son kez söylüyorum Charles, “falankstropist” çok kötü bir şaka.
Komik bence.
Sana göre.
- Aman Tanrım, selam. - Althea… THĒ.
- Bu da Oliver. - Merhaba.
- Nasılsın? - Selam. Yastık tatlıymış.
Genç Mabel’e bırakıyorum, yeni dairesi için.
Ne kadar naziksin.
Kendim de yastık alabilirim ama bunlar vintage Missoni.
THĒ. Selam. Howard Morris.
Bu kız THĒ.
- Howard. - Selam.
THĒ, 13 haftadır üst üste en çok indirilen sanatçı.
Son hit şarkısı.
Kız, ne tatlısın Bütün gün aklındayım demek
Affedersin. Pardon.
Göz alıcı. Tamam. Eyvah. Yeter hadi.
Dur, neden kapattın?
Şaka yapıyorum.
Neyse Mabel, nasılsın? Podcast’çiğin nasıl gidiyor?
Harika. Birkaç gün önce beşinci sezon tanıtımını yayınladık.
Dinlenmeleri dördüncü sezon tanıtımına göre %24 daha az…
Yeni podcast çıktı, “Sarhoş Kaşarlar Cinayet Konuşuyor".
Tanrım evet, kaşarlara bayılıyorum.
- "Kaşar" deniyor mu? - Kaşarlar diyor.
- Adli tabiple striptiz oynadıkları bölüm? - Muhteşemdi!
“Sarhoş Kaşarlar”, “Sadece Bina İçi”nin 19 sıra önünde.
Hayır, kendinizi kötü hissetmeyin.
Wondify, kaşarları sürekli suratımıza vuruyor ondan.
Bağımsız yeteneklerin fark edilmesi çok zor.
Aslında Wondify ile çok büyük anlaşma imzaladık.
Yani hazır ol, bizi de yakında suratına vuracaklar.
Öyle mi?
Hâlâ inanamıyorum buna.
Harikaymış!
Tanrım, size halkla ilişkiler uzmanım lazım.
Sezgileri muhteşem, hem medyum, hem kiralık katil
ama benden duymadınız, tamam mı?
- Hoşça kal Howard, Robot. - Güle güle kız.
Evet, yalan söyledim ama bence kötü olmadı
çünkü şimdi süper bir sunum yollayacağım.
Onlar da podcast anlaşması isteyecekler.
Zaten filmimizi de çekecekler.
Şimdiye kadar bize gelmemelerine şaşırıyorum ben aslında.
Mabel, bunu neden yaptın?
Tamam, iyi.
Althea ile ortaokulda birbirimizin tek arkadaşıydık.
Her şeyimle ona güvenirdim.
Saçma kısa videolar çekerdik, karakterlerimizi oynardık.
Güneş ve Bulut.
Güneş iyimser Bulut karamsardı.
Sen Bulut'tun.
Hayır, Güneş'tim.
- Yani şaka buymuş. - Nasıl yani?
Devam et sen.
Neyse, sonra Zoe öldüğünde…
Zoe çok tanıdık bir isim.
Oliver, Mabel’in arkadaşı işte. Çatıdaki.
Birinci sezondan!
Aman Tanrım. Çok üzücüydü.
Evet. Pek iyi durumda değildim işte.
Yaz boyunca burada kaldım.
Depresyondaydım.
Sonra eve döndüğümde Althea tamamen değişmişti.
Yeni arkadaşlar edinmiş, herkesi bana karşı çevirmişti.
Dibe vurdum.
Lisenin geri kalanını odamda Tumblr’a bakarak geçirdim.
Porno sitesi değil mi o?
Artık değil. Mahvettiler.
Şimdi beni arkadaş edinmekten soğutan kişi
burada, bir numarada, biz 32 numaradayız ve…
Ben travma dökerken ihtiyarlar mesajlaşıyor mu?
Jay Pflug bize video gönderdi.
Podcast'çiler, tanıtımı dinledim. Bazı düşünceleriniz var, belli.
Yedide oradayım, netleşelim.
Sıçayım.
Milyarder yemeğe geliyor.
Şampanya. Havyar. Godiva.
Milyardere hazırladığın yemek bu mu?
Hayır, akşam yemeği değil.
Susatmak için tuzlu tatlılar veriyor
sonra da şampanya sunuyoruz.
Küfelik olup dökülecek. Planım bu.
Evet, olası bir katili aç bırakıp sarhoş edelim. Harika plan.
Saat yedide gelen misafir doyurulur.
Toplumun kuralı bu o yüzden size…
O nedir? Magna Carta mı?
Büyük büyükannemin duck à l'orange tarifi.
Milyarderlerin favorisi.
Charles, 17. yüzyıl yemeklerine, demode sosyal kurallara gerek yok.
Burada kaç milyarder ağırladım biliyor musun?
Aslında sıfır.
Seksenlerin milyonerleri sonra milyarder oldular.
Misafir eğlendirmeyeceğiz biz, sorgulama yapacağız.
Biri için öbürü lazım.
Adam dünyanın en zenginlerinden.
Tam menü bekler. Bir sürü tabak. Görgü kuralları ölmedi ya.
Görgü kuralları internetin icadından dört ay sonra öldü.
Sonra adamın kafası da filin kıçına girdi.
- Erken geldi. Erkenci kuş! - Tamam.
Jay, hoş geldin, girsene.
Hediyelerle geldim.
Elim sakat olsa da eli boş gelmemeye çalışırım.
Alabilir misin?
Bira. Ne cömertsin.
Hepinizle tanıştığıma çok sevindim.
Burası cinayet binası diye kart oynamaya geliyorum.
Bu da tamamen sizin sayenizde.
Katillerin de hakkını veriyoruz.
Söyle bakalım, seni ünlü Kadife Oda'da oynamaya getiren nedir?
Birkaç ay önce başladım.
Tüh, takip edildiğimi de anlamıştım.
İyi akşamlar. Camila White.
Her şeyden bu kadar olması gözlere saldırı.
Daha iyi.
Aman Tanrım. Jay, sen misin o?
Burada olacağın aklıma gelmezdi.
Podcast’ten sonra, mafya cinayetinde parmağın var sanıyorlar gibi geldi.
Camila White, memnun oldum.
Camila White.
Aman Tanrım. Mor ekose.
Jay’in adını temize çıkarmaya geldim.
Sİktir oradan, onu ben yapacağım. Sen, hakkında konuşurum diye korktun.
Kesinlikle doğru değil.
Ayrıca kaba ve çirkin kelimeleri hiç sevmem.
Daha yumuşak sözlerle baştan başlayalım mı?
Ev sahibimiz dört çikolata getirdi.
Merhaba. Sebastian Steed.
Daha çok çikolatam olsa davet ederdim.
Aman Tanrım. Bizi mi gözetliyorsun?
Tabii ki, internetin sahibi.
İçki için mi uğradın Bash?
Hayır. Sizi araştırdıkları için geldim.
Bir de sizi takip ettiriyorum.
Suçu bana atacağınızı biliyordum.
Robotsu dürüstlüğün için teşekkürler.
Rica ederim.
Harika bir parti olacak gerçekten. Lütfen oturun.
Kim şampanya istiyor?
Ben 97 Bordeaux alayım.
Sanırım ondan kalmadı.
Herhangi bir 97 Bordeaux olur.
Elimde hiç 97 Bordeaux yok.
Bakıyorum dünyanın en zengin üç kişisi küçük binamıza teşrif etmişler.
Ben ilk üç, onlar ilk yirmi.
Sebastian, birçok listede dördüncüyüm.
Küçük araştırmamızın ortaya çıkardıkları yüzünden biraz gerilmişe benziyorsunuz.
Kimse gergin değil, hepimiz bir sebep için geldik, değil mi?
İftira davası açmadan önce bizi podcast’inizden çıkarmak için
bir şans vermek adına.
İftira mı?
Biraz sakinleşelim, biraz havyar yiyelim.
Çok özür dilerim.
Çok fazla yoktu.
Cinayet mahallinde dolandığınızı söylemek iftira değil.
O ne demek?
Haberlerde kurban, kuru temizlemecisinde askıda asılı bulundu dendi.
Evet, neden araştırdığınızı anlayamadım.
Ekibim, binadaki cinayetleri sizin işlediğinizi söylüyor.
Bu “bina içinde” kuralı garip bir iş modeli.
Daha geniş ağda ölçütleriniz iyileşir.
Bash hep ölçütlerden bahseder.
Kuru temizleme sokak seviyesinde, teknik olarak bina içinde sayılır.
Dinleyin, kimse kimseye dava açmak istemiyor
ama isimlerimiz gizli kart oyunlarıyla, ölü mafyalarla anılmamalı.
Hisselerim düşüyor, on binlerce yerli dokumacı aç kalıyor.
Çünkü onları kovuyor.
Başka neden aç kalsınlar?
Yani üçünüz Brooklyn’in Kuru Temizleme Kralı’nı tanıyordunuz.
Ölü gangsteri mi? Hiç tanımazdık. Salonun sahibi olduğunu biliyordum.
Binayı ilginç yapan şey mafya işleriydi zaten.
Araştırılacak ne var?
Mafya cinayeti çok net olur. Pek iyi bir sezon olmaz.
Kapıcımızın ölümünü de araştırıyoruz.
Onu tanıyor muydun?
Yani, cumartesi oyunlarında kapıyı tutan bir adam vardı.
Gri bıyıklı?
O Lester’dı. Düşme sonucu doğal sebeplerden öldüğü söylendi.
Evet, düşmeler yaşlılar arasında en yaygın ölüm sebebi.
İkiniz de dikkat edin.
Pilates hocamız yürüyüş dengeniz 46 yaşındakiler gibi dedi.
Yaş geri çevirme düşünüyorsanız plazma değişim tedavisi gerekli.
Genç plazma bağışçılarından oluşan grubum var.
Nicky’nin geçen hafta Lester ile birlikte öldüğüne inanıyoruz.
Nicky dondurulmuştu.
Cinayetleri alakasız göstermek için cesedini saklamışlar.
Cesedi mi kurcaladınız?
Bunu podcast’te itiraf edebilir misiniz? Bu suç değil mi?
Eminim hemen yetkililere gitmişlerdir.
Ne diyeceğim.
- Size havyar getirelim. - Mutfakta olacak.
- Kesinlikle. - Ben istemem.
Salamımız da var.
Sanırım daha yeni bir şişe var.
Bakın, üçüne birden hazır değildim.
Tehdit mi bu, sempati mi? Anlayamıyorum.
Ayıralım, Jay’in parmağı hakkında konuşalım.
Jay bende, yaşlı değiliz.
Charles da Bash’i alsın, ikisi de eskiden “garip çocuk” dediğimiz tipten.
Camila! Sana birkaç sorum daha var. Evi gezdirmemi ister misin?
Peki. Bağırmayı keseceksen akşam yemeğinden önce gezdir bakalım.
Akşam yemeği! Yemek lazım demiştim!
Tabii ki, yedide parti yemek demek.
Sağ ol Bash! Yardım eder misin?
- Hizmetliler için sakıncası yoksa, tabii. - Hizmetliler için sakıncası olmaz.
Bira?
Evet Jay…
Parmağı nasıl kaybettin?
İki ihtiyarla nasıl kanka oldun?
Güzel.
Jay’i ne kadar iyi tanıyorsun? Uzun zamandır beraber oynar mısınız?
Jay hakkında bildiğim tek şey, kaybedince çocuk gibi mızmızlanıyor.
Hem çok trajik hem komik.
Üzgünüm ama bu evdeki her odanın bana ihtiyacı var.
Duvarında asılı şey Statler ve Waldorf'un balkonları mı?
Şey, tiyatro yönetmeniyim de.
“Tiyatro yönetmenliğini duvarlarıma asmalıyım” mı dedin?
Dekordaki asıl güzellik hikâyelerinde.
Mesela, eski karım şu perdeyi çok severdi. Ben de sırf inadına aldım.
En parlak anım olmayabilir.
Yani, buradaki her hikâye zaten pek parlak değil.
İşte bu harika görünüyor.
Çünkü harika.
Bu benim yeni eşim.
Ve kadın buraya mı taşındı?
Henüz değil.
Yani ama işte…
Duck à l'orange'a bayılırım. Savaş zamanı ördek sadece Noel’de yenirdi.
Hangi savaştı o?
Üç dal maydanoz. Doğrayayım.
Yıllardır yemek yapmadım.
Yani epeydir satır kullanmadın mı?
Başka satır kullanan tanıdığın var mı?
Çok ilginç değil mi? Hiçbirimiz yazılı tarif bırakmayacağız.
Gelecek nesiller aşçı robotlara yer imi ekleyecek.
Evet, doğru, çok üzücü.
Devir değişiyor, özellikle bizim gibi yaşlılar için.
Sen kaç yaşındaydın?
Sorduğun organa bağlı.
Charles, üzülmek hayatından altı yıl alır. Dorothy Parker söylemişti bunu bana.
Bekâretimi de ona verdim.
Önemli olan şu, sadece zamanla değişmezsen yaşlanırsın.
Teknoloji genç kalmama yardımcı oldu ama asıl iş kendini yenilemekte.
Evet. Ayak uydurmak çok enerji istiyor.
Gerçekten öyle.
Eşlerimi bakımevine yerleştirip yeniden başladığımda
kendimden şüphe ettiğim oluyor
ama başarıyorum. Sen de yapabilirsin.
Teşekkür ederim.
Bakalım, büyük büyükannem ne kadar portakal kabuğu…
Aman, hayır, olamaz!
Büyük büyükannem yok oldu. Yok artık. Olamaz!
Charles’ın büyük büyükannesinin tarifinde ne kadar portakal kabuğu var?
O tarifte bir buçuk tatlı kaşığı portakal kabuğu var.
Bunu nasıl bildi?
Bana Charles-Haden Savage’ın duck à l'orange yapışını göster.
Kabuk fazla kaçtı gibi Brazzos.
Bana yetmez Regis.
Evet. Çok yeteneklisin, böyle adamlara hayranım.
- On parmağında on marifet. - Evet.
On dakika içinde inanılmaz bir şey olacak.
Portakallı ördeğini ben yapacağım gibi geliyor.
Çünkü medyum gibisin Regis.
Reklam arasından sonra yemekteyiz.
Bu programı unutmuşum. Büyük büyükannem yaşıyor!
Teşekkürler.
Bu yüzden bu işi yapıyorum.
Teknoloji doğru ellerde geçmişi yaşatmalı, korumalı.
Her gece kolajen tankımda kendimi koruduğum gibi.
- Benim de üzgün bir evim oldu. İlk evim. - Evet.
Güzellik için derin bir tutkusu olan genç bir kız,
bir kumarhane patronu ve eski şov kızı karısından doğar,
Reno’da bir pembe denizinde büyür.
Çok üzüldüm.
Reşit olur olmaz Connecticut’a taşındım.
O evden ayrılmak dünyayı güzelleştirme misyonumu başlattı
ve beni bir milyarder yaptı.
Hiçbir şeyim yoktu başlangıçta.
Loretta ile sıfırdan başlayıp yeni bir yere mi taşınalım diyorsun?
Evin temeli inanılmaz, sadece her şeyi değiştirmen lazım.
Hadi, parmağa gel artık. Çok merak ediyorum.
Tek suçum, atalarımın kan parasıyla
iyilik yapmaya çalışan, rezil, şımarık bir zengin piçi olmak.
Peki o iş nasıl gidiyor?
Kendi sivil toplum kuruluşumu kurdum, bir CEO tuttum,
güvendiğim bir arkadaşımı, o da paranın hepsini aldı.
Herkes beni dolandırıcı sanıyor ama derdim kime güveneceğimi bilememek.
Eminim yine olacak.
Neden hâlâ deniyorsun?
Beceriksizin teki olmadığımı herkese kanıtlamak istiyorum.
Pop yıldızı THĒ'yi biliyor musun?
"THĒ" kızı mı? Evet, neden?
Ben de yanlışlıkla ona güvenmiştim.
Daha sinir bozucu biri olamaz
fakat bir türü kendimi onu etkilemekten alamıyorum.
Wondify ile anlaşma yapıyoruz diye yalan söyledim, öyle bir şey yok.
Şimdi bunu gerçek yapmam gerekiyor.
Biliyorum ki olmayacak ve bu yüzden kendime çok kızıyorum.
Benim yerimde olmak, Tek derdin ben gibi olmak
Seni gerçekten öldürürüm. Sanki beni yazmış gibi geliyor.
Çok iyi, akılda kalıyor.
Nicky'nin öldüğü gece bu mallarlaydım ama kimseyi öldürmedim.
Peki parmağına ne oldu?
Uzun kötü kararlar zincirinde bir kötü karar daha sadece.
Hazır sakin bir an yakalamışken,
küçük hikâyemize karışmaman için yardım etmek istiyorum.
Jay’in parmağına ne oldu?
Tamam.
Lester'ın öldüğü gece Nicky elinde bir satırla ortaya çıktı.
Birine mi kızgındı? Belki Jay’e?
Çok sinirliydi, Sıkı Dostlar filminden bahsedip duruyordu.
Burnunun altında aşırı miktarda bir çeşit beyaz toz vardı.
Tonu için Pamuk Prenses beyazı derim, belki de Noel Baba Sakalı beyazı.
Deli gibiydi, birine vuracaktı.
Durdurmaya çalıştım.
Yani, Bash'i bebek derisiyle kaplıyorlar ama epey yaşı var.
Sakinleştirmeye çalıştım, Jay kahramanlığa kalkıştı.
Nicky de parmağını kesti.
Tabii ki çıktım. Kargaşa yüzünden yani.
Ayrıca partide sona kalmak da kabalıktır.
Jay’e büyütmemesini söyledim ama çat! Sonra hepimiz kaçtık.
Parmağı aramaya vaktimiz olmadı, o yüzden geri döndüm.
Etrafta parmak bırakmak istemedim.
Orada parmak bulmadın, değil mi?
Ördek iki saat 45 dakikaya hazır. Karnı aç olan?
Sabah 11’den sonra yemiyorum. Tüm soruları cevapladık mı?
Jay’in parmağını Nicky’nin kestiğini öğrendim.
Sonra da Bash, Camila ve Jay kaçmış.
Evet, Jay de öyle dedi.
Lester ve Nicky hâlâ hayattaydı.
Bana yıkmamışsınız. Seviyorsunuz beni.
Dosya kapandı.
Netleştirdiğimize göre umarım adımı gelecekteki bölümlerde duymam.
Evet, duck à l'orange iki saat 44 dakikaya hazır.
Sonraki sefere. Unutmuşum, arkadaşlarım kaya tırmanışına geliyor.
Mabel, teşekkürler.
Sohbet çok güzeldi.
Yemeğe tekrar dokunmak hoştu.
Tadilatın tadını çıkar.
Ne tadilatı?
Vay be, cidden çok daha iyi olmuş.
Nasıl hiçbir şey duymadık?
Kadın bir ev dekorasyon cadısı!
Burası daha iyi, evdeki silikon kokusu akşamdan kalmamı tetikledi.
Şampanya bozulabiliyor mu?
İçkiyi biraz azalt artık.
Bash, enzimleri iltihaplandırıyor diyor.
Dorothy Parker cinsel olarak en verimli dönemindeyken hangi savaş çıkmıştı?
İlk dönemi mi, ikinci mi?
Jay Pflug’un parmağının buzluğunda olması çok acayip mi?
Bari onu çözdük.
Ne yani, bu üçüne inanacağız mı?
Camila katil olamaz.
Gerçi Ann-Margret ile Nanette Fabray karışımı biriyle vakit geçirdim sanki.
Az kalsın ölecektim.
Jay de yapmamış. Herkesi korumaya çalışıyormuş.
Beklediğimden tatlı çıktı.
Mabel, az önce kirpiklerin mi kırpıştı senin?
Bak Oliver, Jay, Mabel’ın kirpiklerini kırpıştırıyor.
Hayır, kes be. Kirpiklerim falan kırpışmıyor.
Parmağını geri mi versek, ne dersiniz?
Şüpheliye mi tutuluyorsun Mabel?
O genelde Charles’ın olayı değil mi?
Siz de çift olursanız ben artık Vince’le kuş gözlerim
veya robotla bir şeyler içerim.
Aman Tanrım, beyler. Wondify sözleşme yapmak istiyor.
Stüdyoyu görmeye çağırmışlar, Wondify ailesinin bir parçası olmamızı istiyorlar.
- E-postan! - Şaka mı?
Bu da sana kapak olsun THĒ.
Kıskananlar çatlasın kaltak.
Öyle demek istememiştim.
Kıskananlar çatlasın hanımefendi. Çok heyecanlıyım.
Ben de.
Hoş geldiniz!
Tebrikler, nur topu gibi podcast’iniz oldu!
Çok heyecanlıyız. Gelin, etrafı gezdireyim.
- Çizgilere bayıldım. Harika. - Sağ ol.
YAYINDA
Küçük stüdyolarımız şurada.
Onlara bayılacaksınız. Sarhoş kaşarlar.
Kızlar inanılmaz, bugün yedi bölüm kaydettiler.
Harikasınız hanımlar!
- Selam! - Evet.
Burası da sizin stüdyonuz.
- Sahi mi? - Peki.
- Evet. - Tanrım.
- Teşekkürler. Su da var. - Merhaba. Nasılsınız?
- Kamera, mühendis. - Selam.
- Merhaba. Ödüllere bak. - İnanılmaz.
İyi. Sanırım yeterli olur.
Peki. Evet.
Sözleşmeye göre sizi bir ay boyunca karşılama sayfamızda göstereceğiz.
Makyaj markalarından ihtiyar güvenlik cihazlarına kadar
tam bir reklam canavarısınız.
Zamanlama da harika.
Yani, araştırdığımız kişiyi düşünürsek biraz ekstra güç lazım olacak.
Hayallere sığmayacak bir kadro, evli, kaçamak yanlısı bir mafya karısı,
mafya Jay Pflug’un parmağını kesince, Sebastian Steed ve Camila White kaçıyor.
İnanılmaz, sadece bir şey var.
Pardon. Beyler, işaret parmaklarınız hangi yöne kıvrılıyor?
- Birbirinden uzağa. - Dikkat etmemişim.
Jay sağ parmağını kaybetti.
Bizdeki parmak sola kıvrılıyor.
Yalancı şerefsiz. Bu onun parmağı değil.
Peki bu parmak kimin?
Demek hepsi bize yalan söyledi.
Ağız birliği yaptılar.
O gece odada başka biri vardı.
Lester’ın kuş defterine yazmadığı biri.
Peki, ben yayına hazırım.
O zengin piçini indireceğim.
Muhteşem sürpriz! Yalnız buradaki kurumsal düzenin
kısıtlamalarını unutmayın.
Pardon, ne kısıtlamaları?
İmzaladığınız sözleşmeye göre şirket yönetimi hakkında podcast yapılamaz.
Çıkar çatışması.
Çok yakın zamanda da çoğunluk hissedarlarımız değişti.
Kim oldu?
Bir oyunu kazanmanın en kolay yolu,
rakibinin farklı bir oyun oynadığına inanmasını sağlamaktır.
Jay’e güvendim.
- Güçlerini birleştirdiler. - Hepsi pis oynuyor.
O oyuna odaklanırken
rakibin, gerçek ödülü kazanman için ihtiyacın olan şeyi sana verebilir.
Merak etmeyin, o üç kişiyi çıkarmak hikâyenin etkisini azaltırsa
sözleşme başka fikirlere kaydırılabilir.
Artık ailenin bir parçasısınız.
Üç yıl boyunca da özel olarak öyle kalacaksınız.
CANLI YAYIN
Ne yaptığını anladıklarında oyun…
…çoktan bitmiş olur.
Alt yazı çevirmeni: Ömer Atalay
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.