Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Nasıl gidiyor?
Ee, sana sormalı görümce.
İkimiz için de hayırlı olacak bir karar verdim Reyyan.
Neymiş o?
Senden sonra evladın anasız, Miran yuvasız kalacak.
Hiç düşündün mü hallerini?
Çıkmıyor aklımdan, merak etme.
Güzel.
Öyleyse dediğimi yapacaksın.
Ne istiyorsan açıkça söyle Dilşah Hanım.
Senden sonra Azra ile Miran'ı evlendireceğim.
Sen de ölmeden önce bunun için bana yardım edeceksin.
Sen ne dediğinin farkında mısın?
Gayet iyi farkındayım.
Ne istediğimi de ne dediğimi de biliyorum.
Bak, bak.
Şunlara iyi bak.
Bak.
Ne olacağı ortada.
Senden sonra biz gerçek bir aile olacağız.
Niyetim onayını almak değil.
Eğer yardım edersen Miran bunu daha kolay atlatır.
Ama etmezsen
ne yapacağımı biliyorum.
Senden sonra benim oğlum da senin oğlun da
emin ellerde olacak.
Ee...
Ne diyorsun?
Yardım edecek misin?
Sus artık.
Sus.
Miran'ın annesisin diye ben saygısızlık etmek istemedikçe
sen haddini aşıyorsun Dilşah Hanım.
Dur, Cihan Ağa'm.
Sakin ol.
Yukarıda insanlar var.
Senin aklın yerinde değil.
Senin bu dediklerinin hiçbiri olmayacak
ama sen en yakın zamanda bir doktora görüneceksin.
Reyyan!
Miran!
Reyyan!
Reyyan, dur kızım!
Ağabey!
Nereden geldi o silah sesi?
Düğünden geldi.
Düğünde sıktılar.
Düğünde sıktılar!
Ağabey!
Sakin, sakin.
Miran, oğlum.
-Reyyan! -Miran, oğlum!
Reyyan!
-Zehra ana! -Reyyan!
Zehra ana dur!
Fırat, kadınları içeri götür!
Kalabalığı dağıt, hadi.
Çabuk, tamam!
Dede dur.
Ne bu oğlum?
Kendine gel Cihan Efendi.
Ne o öyle düşman gibi düğün basmak?
Azat nerede?
O silahı beline sok.
Azat nerede, Azat?
Nerede Azat?
Baba bir şey yap!
Reyyan, dur kızım!
Dur, yapma tamam mı?
-Sakin ol. -Bırak!
Tamam, sakin ol bebeğim ne olur.
Reyyan!
Anne!
Reyyan!
Sakin ol kızım.
Azat nerede lan, Azat?
O silahı cebine sok dedim.
Azat nerede?
Gitti!
Silah sıkıldı.
Baba!
Biz iyiyiz, biz iyiyiz.
Ulan!
Kimsin ulan!
Sen mi sıktın?
Evladımın düğününde silah mı sıktın sen?
Niye yapıyorsun oğlum böyle şey?
Oğluna sor.
Sor oğluna!
Bağırma, insanları tedirgin ediyorsun!
Benim oğlum nerede lan?
Gitti dedim!
Cihan!
Nereye?
Gönül ile birlikte yeni bir hayat kurmaya.
Gönül.
Oğlum, ne diyorsun sen?
Çünkü sen öyle istedin, değil mi ha?
Sen öyle istedin çünkü ha!
Onları sen gönderdin.
Ben Azat'ın kararına saygı duydum sadece.
Saygı.
Saygı ha.
Ama Füsun Aslanbey'in alay ederek elime sıkıştırdığı o fotoğraf öyle demiyor ha!
Öyle demiyor!
Ver şunu.
Al bak!
Saygıymış!
Hepiniz bakın!
Füsun.
Valla senin ne gördüğün benim umurumda bile değil.
Çünkü ben ne yaptığımı biliyorum.
Ben senin niyetini görüyorum, niyetini.
Senin tek derdin var; önüne kim çıkarsa yolundan çekmek.
En başta da Azat'ı.
Yanlış mıyım?
Sen ne dediğini bilmiyorsun.
Olabilir.
Ama senin ne yapmak istediğini biliyorum Miran Efendi.
Senin tek derdin Azat'ı gönderip Şadoğulları'nın tek veliahtı kalmak.
Şşş!
Bu değil mi ha?
Tek istediğin bu.
Lan kes saçmalamayı, çık git şuradan!
Tamam, ne konuşuyorsun ya Cihan?
Al şu kardeşini götür, daha fazla rezillik çıkmasın!
Çık git!
Ne dediğini bilmiyor!
Söz veriyorum hiçbir şey olmayacak, tamam mı?
Sana söz veriyorum, hiçbir şey olmayacak.
Ne olur bak yavrunu düşün anneciğim, ne olur.
Oğlum sen neden izin verdin?
Sen nasıl izin verdin oğlum?
Baba!
Baba!
Neredesin Gönül?
Neredesin?
Biraz daha hızlı git Mahmut.
Ah Füsun, ah...
Ailemi birbirine düşürmeye çalışıyorsun.
Bunu sana ödeteceğim.
Çünkü Azat öyle istedi!
Sizin de ekmeğinize yağ sürüldü, değil mi?
Handan, Allah aşkına ya!
Ne "Handan, Allah aşkına!" ağabey ya?
Ne Allah aşkına?
Oğlunun yaptıklarını görmüyor musun?
Kim verecek bunun hesabını şimdi?
Cihan!
Oğlum, adamlar Azat'ın peşine düştü.
Bulacaklar onu.
Biraz sakin ol.
Ya neyine sakin olacağım baba, beni duymuyor musun?
-Ya yeter artık amca! -Reyyan!
Reyyan!
Azat ağabeyim ile Gönül kararını çoktan vermişti.
Kimse onları yolundan çeviremezdi!
Şimdi bakıyorsunuz ya yüzümüze, niye bir şey demediniz diye.
Onlar zaten bu kavgalar olmasın diye sessizce çekip gittiler!
Reyyan, dur.
Hadi çık şuradan.
Hayır!
Siz artık her şeyin hesabını bizden sormaktan vazgeçeceksiniz!
Azat ağabeyim kimseden, hiçbirinizden göremediği desteği Miran'dan istedi.
Niye?
Biz doğru olanı yaptık.
Duydunuz mu beni?
Neyin doğru neyin yanlış olduğuna siz mi karar veriyorsunuz Reyyan?
Sana daha fazla hesap verecek değiliz Cihan Efendi!
Biz doğru olanı yaptık!
Azat benden yardım istese yine aynısını yaparım!
Ulan senin var ya!
-Tamam! -Seni var ya!
Cihan, tamam oğlum ya!
Ya bırakın ağabey!
Tamam Miran.
Bir dakika!
Doğru olanı yapmışmış!
Sen var ya sen!
Sen işine geleni yaptın!
Hem sen kimsin ki benim ailem hakkında karar veriyorsun lan ha?
Sen kimsin?
Senin gözünü hırs bürümüş lan.
Ama, ama o hırsın onların sevdasına galip gelemeyecek!
Onlar böyle el ele tutuşup çekip gittiler!
Ve bir daha da dönmeyecekler!
Ve Azat senden uzakta olmak istemekte o kadar haklıymış ki,
ben şimdi anlıyorum!
Lan sus!
-Oğlum! -Gel, gel!
-Ne yapıyorsun Cihan?
Dur, dur!
Miran dur!
Ne yapıyorsunuz?
Ulan seni var ya!
Çık git ulan konağımdan!
Hop, Miran!
Herkes sakin olsun!
Reyyan!
Bir durun be!
Reyyan!
Reyyan, iyi misin?
İyiyim.
Tamam.
Sen, sen bundan sonra benim düşmanımsın!
Bunu aklından çıkarma Miran!
Sen de benim düşmanımsın lan!
Ağzından çıkan laflara dikkat et ha!
Beni de karşına alacaksın bak!
Sen zaten bütün bu olanlardan sonra hala onun yanındaysan
benim karşımdasın ağabey!
Sen de baba!
Sen ne diyorsun oğlum?
Çekil git lan konağımdan!
Cihan, yeter Cihan!
Bir daha yaklaştığını görmeyeceğim senin!
Sen dua et benim oğlum geri dönsün!
Elinden geleni ardına koyma lan!
-Oğlum dönmezse geleceğim! -Çık git, çık!
Bak, Gönül'ü de Azat'ı da bulacaksınız!
Yer yarılsa, yerin dibine girse, onu bulup getireceksin!
Görüşeceğiz!
Ya tamam, dur!
Sana bir şey olacak sandım, dur!
Tamam, tamam, tamam.
Özür dilerim.
Özür dilerim.
Ben böyle olsun istemedim, özür dilerim.
Özür dilerim.
Özür dilerim.
Özür dilerim.
Senden sonra Azra ile Miran'ı evlendireceğim.
Sen de ölmeden önce bunun için bana yardım edeceksin.
Ben senden özür dilerim, tamam mı?
Tamam.
Hayırlı haberler de Halit.
Cihan Şadoğlu'nun avucuna bıraktığımız bomba düğünde patlamış, de.
Böyle söyle.
Sadece bomba patlamamış Hanımağam.
Silahlar da patlamış.
Cihan, Miran'a saldırmış.
Ortalık fena karışmış.
Oh...
Ya şu kahveyi orada böyle hani canlı canlı izlerken içmek vardı ama olsun.
Haberi de güzedir.
Uğraş bakalım şimdi Azize, ailenle uğraş.
Ne oluyor ya?
Sakın, aklından bile geçireyim deme!
Oo...
Soluğu burada aldığına göre ortalık harbiden karışmış.
Yemeğe yetişemedin ama.
Acı kahve.
Ne yapmaya çalıştığını biliyorum Füsun.
Seni ezbere biliyorum.
Sen denedikçe ben yanıltacağım.
Ailemi birbirine düşüremeyeceksin.
Geç kaldın.
Yine geç kaldın Azize.
Yapamazsın dediğin her şeyi ben yaptım.
Bir ailedeki insanlar birbirine bir kere düşmeyegörsün.
O düzen daha tutmaz.
Torunum nerede?
Ben anlamıyorum ki, sen benden niye gizliyorsun?
Böyle bir şeyi benden niye gizliyorsun oğlum?
Ya baba, dedim ya!
Azat öyle istedi!
Ne yapacaktım?
Kaç yaşında adamı şikayet mi edecektim?
Ya belli işte, Azat babasından çekindiği için saklamak istemiş.
Ama sen bana deseydin, ben Cihan'ı ikna etmenin bir yolunu bulurdum oğlum!
Böyle gizli saklı daha mı iyi oldu şimdi?
Azat böyle olmasını istedi!
Kimse onlara engel olmadan el ele çıkıp gittiler işte!
O Cihan Efendi ne derse desin!
Sevda kazandı baba!
Oğlum, sevda mevda deyip durma Allah aşkına!
Benim kardeşim oğluma düşman olmuş sen bana sevda diyorsun ya!
Ya var ya, bırak ya!
Onun derdi belli!
O benimle düşman olmaya yer arıyor!
Birbirimizi kandırmayalım.
Yahu Füsun Aslanbey zaten bu fitili ateşlemek için bekliyordu!
Sen çanak tutmuş oldun işte, aha ortada!
Şimdi çanak tutmuş olduk.
Sen Hazar ile Miran'ın peşinde koşmaktan Gönül'ü unuttun.
Torunun, cici torununa kaçtı.
Sen küçük zaferlerinle yetinmeye devam et Füsun.
Bunu sana öyle bir ödeteceğim ki,
darbenin nereden geldiğini anlayamayacaksın.
Buradayım, her zaman beklerim Azize.
Buradayım.
Acele etmeyeceğim.
Ama bu arada Nasuh'un, Miran'ın, Hazar'ın canı bir yansın.
yıkılmaz kale sandığın bu konağı senin başına yıkarım.
Bende ne alışkanlık oldu be, ah ah...
Günün birinde seninle karşı karşıya kalacağız, Azize.
Ya sen beni vuracaksın ya da ben seni.
Bizim başka sonumuz yoktur.
Ağabeyimi, babamı yanına çekti.
Azat'ı da çekecekti tabii.
Önündeki tek engel Azat'tı.
Ne yaptı etti, onu da yolundan kaldırdı.
Ulaşılamıyor, açmayacak o telefonu.
Aklı sıra beni bitirecek.
Ya sen Azize'nin yetiştirdiğini soyun diye evin içine sokarsan
o da seni böyle içten içe oyar.
Cihan, yeter!
Azat gitti, farkında mısın?
Bir tanecik oğlumuz arkasına bile bakmadan çekti gitti.
Sen o Miran'dan alacağın intikamın yerine bizi düşün biraz da.
Ne olacak şimdi?
Azat, hiçbir yere gitmedi.
Bütün adamları arkasından saldım, bulup getirecekler.
Cihan, biz ne yaptık?
Oğlumuzu böyle kaybetmeyi hak edecek ne yaptık?
Oğlumuz geri gelecek Handan.
Gelecek.
Gelmezse iki konakta da çok kan dökülür.
Reyyan, annem bak bunu içeceksin.
Sonra hemen uyuyacaksın.
Çok yoruldun bugün.
Hemen gidip dinlenmen lazım senin.
Keşke böyle tatsız bitmeseydi.
Çocuklara iki saatlik mutluluğu bile çok gördüler valla.
Anne!
E oğlumla gelinimin bir suçu yok ki.
Füsun Hanım, Cihan'a o fotoğrafları vermekle kalmamış
onu Miran'a karşı doldurmuş bir de belli ki.
Reyyan zaten üzgün!
Sırası mı şimdi?
Haklısınız.
Zaten avluda yeterince sıkıntı çıktı.
Bir de ben sıkıntı yaratmayayım.
Müsaadenizle.
Reyyan.
Kızım, sen de böyle harap etme ama kendini.
İki canlısın bak.
Sakın unutma, olur mu?
Anneciğim.
Ben bir Miran'a bakacağım anne.
Dilşah Hanım.
Senden korkmuyorum.
Madem senin evladına, onun ailesine merhametin bu.
O zaman ben de bundan sonra farklı davranırım.
Boşuna hayal kurma.
Çünkü o avluda söylediğin hiçbir şey gerçek olmayacak.
Bunu sen de biliyorsun.
Ama eğer beni Miran ile, beni evladımla sınamaya devam edersen
Söyle.
Söyle.
Eğer seni tehdit etmeye devam edersem, ne olur?
Bu evden benden önce sen gidersin.
Miran'i ilk defa üzme pahasına bile olsa yaparım bunu.
Çünkü annesini şimdi tanımazsa sonra daha çok üzülür.
Reyyan!
Bu kadın sana yine ne diyor?
Yok bir şey annem.
Cihan mevzusunu kapatalım artık!
Reyyan için, lütfen.
Çünkü bu gecenin aklında böyle kalmasını istemiyorum!
Ben de Zehra'nın.
İyi misin?
İyiyim, öyle yorulduk ya biraz.
Çıkacağım odaya ben.
Hadi biz de gidelim de rahat etsinler, hadi.
Bekle.
Düğünümüze kaldığımız yerden devam edebilir miyiz?
Bitti düğün işte, avlu--
Şşş.
Ne dedik biz?
Telafi etmediğimiz hiçbir şey kalmayacak dedik.
O zaman kalmayacak.
Öyle ama amcam--
Reyyan.
Ben bu gecenin aklında böyle kalmasını istemiyorum.
Yoksa her şey tam olsun diye 4. düğün yaparım bak.
Haberin olsun.
İyi alıştın sen düğün yapmaya.
Ne yapayım?
Gelinim böyle güzel olunca.
Elimde değil.
Kapanış dansını bana lütfeder misin?
Yine yıldızlar mı söyleyecek şarkıyı?
Mağarada mahsur kaldığımız geceyi hatırlıyor musun?
Ben sende tutuklu kaldım.
Kendi hayatımdan çaldım.
-Yedi cihan dolandım. -Yedi cihan dolandım.
-Bana mısın demiyor. -Bana mısın demiyor.
Benden başka kimseyi sevemezsin, değil mi?
Sevebilirim.
Hayat bu, belli olmaz ki.
İnandın değil mi?
Öyle soruya böyle cevap, Reyyan Hanım.
Hormonlara veriyorum.
Bana okuttuğun kitaplarda yazıyordu.
Böylesi abuk subuk sorular sorabilir.
Üstüne gitmeyin diyordu.
Tamam.
Yersiz bir soru oldu, kabul.
Sevemem.
Herkes aşık olabilir.
Ama biz ömrümüzün sonuna kadar aşık kalacağız.
Daha sıkı sarıl.
Sımsıkı.
Bu arada önceki düğünümüzde eksik kalan bir şey var.
Neymiş o?
Aaa! Miran, ne yapıyorsun?
Adettendir.
Gelin eşikten böyle geçer.
Ya taşıyamazsın beni, indir haydi.
Allah Alllah.
Kaç kilosunuz Reyyan Hanım?
Taşıyamayacağın kadar ağırım Miran Bey.
Ne belli? Ne demek ne belli?
İki kişiyiz artık unuttun herhalde.
Unutur muyum hiç?
Ama
ben sizi kalbimle taşıyorum. Kollarım ne diyecek?
Miran, dur bak, vallahi düşeceğiz ya.
Yaşattığın acı üzerine mutluluk kuramazsın Miran Efendi.
Kursan da yar etmezler.
Miran, indir artık.
Evet.
Gelinimi eşikten de geçirdim.
Ya vallahi delisin sen Miran.
Daha bitmedi.
Ne kaldı başka?
Yüz görümlüğü.
Yüz görümlüğü mü?
Adetler yerini bulsun.
Heyecanlandın Damat Bey galiba.
Olsun o kadar.
Teşekkür ederim.
Bir de
sana hatırlatmak istediğim bir şey var.
Sen bugüne kadar benim annemin yüzüğünü takıyordun.
Ama
düğünümüzde yeni bir başlangıç yaptık.
Eğer bunun sembolü olarak
yeni evlilik yüzüğünü takmak istiyorsan
ben bunu anlarım.
Artık gelini öpebilir miyim?
Ben de zihin albümüne
bir yeni fotoğraf daha ekledim.
Bu gece
umudumuzun yıldızları altında uyuyalım mı?
Nasıl?
Ne yapıyorsun Miran?
Dur, yavaş, yavaş.
Ya sen Umut'un odasına aldığımız oyuncağı mı getirdin buraya?
Rüya gibi.
Senin gibi.
Haydi bakalım, bir, iki. Allah! Hoppa!
Bir daha. Bir, iki, üç. Hoppa!
Daha yüksek, daha yüksek.
Bu daha yükseğe olmaz, annecim.
Belli kime çektiği.
İki aya kalmaz at da koşturur.
Koşturacak tabi.
Ben öğreteceğim oğluma.
Ya dur koşturma terleyeceksin Umut.
Ya Miran, tutsana bak ben yetişemiyorum hasta olacak.
Miran.
Anne, kurtar beni. Anne.
Umut!
Anne.
Bırak! Bırak dokunma oğluma.
Bırak!
Umut!
Bırak. Bırak. Bırak!
Ben seni kimseye vermem.
Kimseye vermem.
Onu benden almayana izin vermeyeceğim.
Ben daha ölmedim.
Sen de korktun, değil mi anneciğim?
Korkma.
Ben her şeyi düzeltmenin bir yolunu bulacağım.
Bulacağım.
Ben de söylesem babana diyorum.
Ama ne olacağını bile bile nasıl diyeceğim ki?
Neyse.
Haydi uyu bakalım sen.
Mışıl mışıl uyu annem.
Ninni söyleyeyim mi sana, ha?
Özlemişsindir belki.
[Ninni söyler]
[Kapı çalıyor]
Bal gününüz kutlu olsun.
Çok sevineceksin.
Çok.
Günaydın bal yüzlüm.
Seni gördüm ya aydı günüm.
O ne ? Bugün bal günümüzmüş.
Yani Lütfü ile Asiye öyle diyor.
Gerçi biz balayına çıkacağız ama
onların haberi yok.
Balayı mı? Yok artık Miran.
Çıkacağız.
Öncekilerde eksik kaldı.
Bu sefer izin vermem.
Ne dedik? Hiçbir şey içimizde kalmayacak.
Ayrıca
balayına çıktığımızda sana küçük bir sürprizim var.
Gerçi küçük bir kağıt parçası ama
dünyalara bedel.
Çok sevineceksin.
Ne kağıdı ki?
Sabret.
Göreceksin.
Oh!
Çok şükür.
Ne oldu?
Yine bir düştü yüzümüz.
Yoksa bu küçük beyefendi mi?
Sıkıntı mı çıkarıyor?
Yok.
Kötü kötü rüyalar gördüm gece de ondan.
Normal.
Yoruldun tabi.
Öyle oğlunla düğün yapmak kolay mı?
Ama
iyi bir kahvaltının üstesinden gelemeceği hiçbir şey yoktur.
Seni çok seviyorum.
Ya tamam ben yedireceğim ya tamam.
Ya ondan mı dedim ben Miran?
Tamam, tamam, tamam ben yedireceğim. Tamam, haydi.
Evet.
Neymiş?
İki günde aşık olmuş sevdalanmış ha?
Yok öyle bir şey.
Miran kendi çıkarları için onu göndermeye çalıştı.
Ama başaramayacak.
Yahu bak, öfkeni anlıyorum senin. Tamam, oğlun kayıp, yok.
Kim bilir nerede.
Ama yani elbet dönmek istiyorsa bulacağız getireceğiz.
Dönecek.
Yahu tamam.
Ama Miran hakkında böyle konuşmana da izin vermem Cihan.
Tamam gizledi. Kusur vardır.
Evet vardır.
Ama senin sandığın gibi de bir niyeti yoktur Miran'ın. Deme şöyle şeyler ya.
Nasıl niyeti yok abi ya? Ha?
Nasıl niyeti yok?
Senin şurda iki aylık oğlun, Azize'nin otuz yıllık torunu.
Neye niyeti yok?
Meseleyi farklı yerden alıyorsun Cihan.
Tam da Füsun karısının istediği gibi.
Hazar haklı.
Füsun'un tek istediği şey
bu ailenin birliğini düzenini bozmak.
Bak baba ben çocuk değilim ha.
Ben o karının ne mal olduğunu biliyorum.
Sütten çıkmış ak kaşık değil elbet.
Ama siz de bana Miran'ı aklamaya çalışıyorsunuz şu an.
Ya şöyle konuşma.
Madem biliyorsun, bak Azat için neler söyledi Füsun, Hasan Bey'e
Aynısını Gönül için de söylemiştir ha.
Yeter ki bunlar birlikte kaçsınlar da
sen de düğünde ne halt ettiysen et diye yapmıştır bunu.
Ya.
Füsun şimdi yalnız.
Onun istediği şey
karşısındaki ailenin gücünü zayıflatmak.
Ya Füsun yaptıysa Miran da çanak tuttu.
Benim oğlum nerede abi? Ha?
Ya nerede benim oğlum?
Bakın.
Oğlum geri dönmezse gerisine ben karışmam.
Füsun ise Füsun, Miran ise Miran.
Benim oğlum geri dönmezse bütün gemileri yakarım.
Hiçbirinizin de hatırı kalmaz üzerimde.
[Telefon çalıyor]
Halef, iyi bir haber ver bana.
Ne?
Tamam, tamam. Sen Azat'ı aramaya devam et. Onu ben halledeceğim.
Tamam? Haydi.
Nedir?
Ben çıkıyorum.
Nereye?
Ya nereye?
Bak.
Bak burada çok güzel çıkmışız.
Ben senin güzelliğinin yanında sönük kalmışım.
Ama güzelmiş.
Bunu albümün en başına koyacağım.
Neden yırttın o fotoğrafı?
Ne oldu? Beğenmedin mi?
Kötü çıkmıştı. Bulanık. Ondan.
Reyyan.
Dün geceyi dert etmiyorsun değil mi?
Cihan Şadoğlu şovunu yaptı bitti.
Azat'In niyetini anlayacak elbet o da.
Ve benimle daha fazla uğraşamaz.
İnşallah.
Başka bir şey yok değil mi, Reyyan Hanım?
Sana her şeyi söylemek istiyorum.
Ama nasıl söyleyeceğim bilmiyorum, Miran.
Bak eğer düğünü beğenmediysen yenisini yaparız.
Ya olur mu hiç öyle şey, Miran?
Hayalimden de güzel oldu her şey.
Ama bir eksiğimiz daha var.
Yok ben istemiyorum balayı falan. Vallahi.
Yapacağız. Aç bakayım ağzını.
Ay Miran o ne, yiyemem ben onu.
Çok güzel ya. Ya hayır. Tamam salatalık yiyeceğim.
[Kapı çalıyor]
Ya rahatsız ettim, kusura kalmayın.
Ne oldu anne, hayırdır?
Ben seninle konuşmak istiyordum da
aşağı ineceksin diye bekliyorum ama işte
gelmeyince...
Odaya daldınız.
Anladım.
E tamam, geliyorum ben.
Yok değil mi bir sıkıntı?
Yok yok, hiçbir sıkıntı yok.
Ben bekliyorum.
Tamam ver sen bana, ben koyarım.
Aç bakalım ağzını, aç.
Tamam, yiyeceğim ben. Sen git hadi.
O zaman bitir bu kahvaltıyı. Ben geliyorum. Tamam mı?
Bitecek onlar.
Ay hadi anne ya. Yani çıkmam lazım, ne konuşacağız?
E dur bir, Miran da gelsin.
Hayırdır annem? Bir sıkıntı yok, değil mi? İyisin sen.
Yok, yok. Gayet iyiyim.
Tam tersine.
İkinizi de çok hayırlı bir iş için çağırdım.
Reyyan'dan özür dilemek için ona küçük bir sürpriz yapmaya karar verdim.
Allah Allah. Ne sürpriziymiş bu?
Reyyan'ın çok hoşuna gidecek bir şey.
Ama bunun için ikinizin de yardımına ihtiyacım var.
İyi. Hadi bakalım.
Hayırdır? Bu saatte niye çağırdın?
Gönül ile Azat'tan haber mi var?
Oğlumun peşine taktığın adamların rapor vermedi mi sana?
Bak niyetin ne bilmiyorum.
Ama Azra'ya karşı Azat diyorsan
büyük hata ediyorsun.
Niye böyle bir şey yapayım ki?
Yaren'in aramıza soktuğu hüsumetten sonra
ben kendimi
niye haklıyken haksız duruma düşüreyim?
O zaman Azat'In peşine niye adam takıyorsun?
Gönül için.
Müsadem olmayan bir durum yoktur
toprağını terk etme diyeceğim.
Aslan Beylere yakışır bir şekilde
telli duvaklı gelin olmasını söyleyeceğim.
Ha.
Dönmezlerse
ben sağ, onlar selamet.
Ben böyle bir durum için savaş çıkartmam.
Kaybedecek başka evladım yoktur.
Oğlun senin meselendir.
Ben lafa değil, eyleme bakacağım.
Eğer oğlumun kılına zarar gelsin
senin o yattığın yastığı diken
o konağı da zindan ederim sana.
Sen lafa değil davranışa baksaydın
şimdi Miran'ın karşısında olurdun.
Oğlunu buradan kaçırtan
nikahına şahitlik eden
belli ki cesaretlendiren o'dur, ben değilim.
Dur, dur, dur.
Bak tamam.
Harun'dan sonra kelamımız değişti elbet.
Ama ne olursa olsun
senin ailenin içindekiler kadar sana düşman değilim Şado.
Bunu unutma.
Ne oldu? Ne konuştunuz annenle?
Ha öyle dün gece ile ilgili.
İşte dikkat et, canını sıkma falan.
Yani şimdi deşmek istemiyorum ama bu
doktor meselesi ne oldu?
Hallediyorum ben onu.
Konuştuğum doktor takvimini ayarlayıp İstanbul'dan gelecek.
Artık o ne derse
ona göre bir yol belirleyeceğiz.
Anladım.
Yanlış anlamıyorsun değil mi?
Şimdi annen de mutsuz, rahatsız ya bu durumdan
ben ondan diyorum.
Ben yanlış anlar mıyım hiç?
Sen merak etme.
Halledeceğim ben.
Tamam?
Hadi ben bir üstümü değiştirip çıkayım.
Tamam, aşağıdayım ben. Yolculayacağım seni.
Tamam, tamam.
Öyle kapı arkalarından laf dinlersen
istemeyeceğin şeyler duyarsın inşallah.
Reyyan.
Reyyan.
Annem.
Gel içeri buyur.
Reyyan, Allah aşkına benimle hiçbir şey yokmuş gibi
normal normal konuşma.
Ne oluyor annem? Gel şöyle.
Tamam bak, benim de içim rahat değil ama
yapma böyle, ne olur.
Nasıl yapmayayım kızım?
Evladımın öleceğini bile bile...
Anne.
Sessiz ol biraz, ne olur bak Miran evde.
Haydi git çantanı al gel.
Doktora götüreceğim seni.
Ne doktoru?
Başka bir doktordan randevu aldım.
Burada bir çare bulamazsak bir bahane ile İstanbul'a gideceğiz.
Ya zaten eski doktorum danışmıştı hocalarına.
Annem bak ben seni anlıyorum.
Anlamıyorsun, Reyyan.
Anlamıyorsun.
Daha doğmamış evladına analık edeceğim diye kendi evlatlığını unuttun.
Yapma kızım.
Ölümü gör yapma.
Bir anaya evladın sen yaşarken toprağa girecek demek
ne demek? Anne sus.
Ne demek?
Reyyan.
Ben bir köşede oturup senin ölümünü izleyemem.
Yapamam kızım, elim kolum bağlı duramam.
Duramam, Reyyan.
Sessiz. Tamam, tamam. Gideceğim.
Nereye dersen geleceğim seninle. Tamam mı?
Tamam, Miran'ı bir uğurlayayım. Gideriz.
İyi, haydi.
Hanımım size mektup var.
Azat Ağamdan.
Ama söz vereceksin bana.
Eğer bu doktor da aynı şeyi derse
bebeği aldıralım demeyeceksin, tamam mı?
Ya bunun sözü mü olur, Reyyan?
Ya delirtme beni.
Sen kendinden nasıl vazgeçersin kızım?
Ya anne.
Oğlum arabayı getirsenize benim.
Babam.
Babam.
Ne oluyor, niye konuşmuyorsun benimle?
Bir kusurum mu oldu?
Ya kızım, tamam konuşturtma şimdi beni.
Annenle siz bakın işte, haydi.
Babam.
Kızım ne söyleyeyim istiyorsun Allah aşkına ya?
En mutlu gününde sarılıyorsun Azize'nin boynuna, babaannem diyorsun
benden daha ne duymak istiyorsun ya?
Sen beni zaten yok saymış olmuyor musun kızım?
Baba. Hazar.
Ya ben biliyorum. Ben tanımıyor muyum seni kızım?
Ben büyüttüm seni. Tanıyorum.
Sen sevmezsin. Küslük sevmezsin.
Mutsuz olursun.
Kötülük sevmezsin sen. Mutsuz olursun.
Ya biliyorum ben seni. Biliyorum.
Hah.
Ne oluyor ya?
Miran da öyle.
Ben biliyorum ya siz artık bitsin gitsin istiyorsunuz bu iş.
Tamam eyvallah.
Eyvallah, bitsin. Tamam, kabul.
Ama yani
affetmek başkadır
baş tacı etmek başkadır ha.
Azize'yi babaanne bildiğiniz yerde ben yokum.
Anladınız?
Oğlum hadi getir şu arabayı.
Beni bu evden göndereceksin ha Reyyan?
Tamam artık, ben diyeceğimi dedim.
Mevzu kapandı ya uzatmayın artık ha. Tamam?
Asıl sen uzatma artık Hazar Bey.
Örnek olacağın yerde kendi evlatlarına mı tavır yapıyorsun?
Bu insanlar neler yaşıyorlar, neyin mücadelesini veriyorlar biliyor musun sen?
Ettiğin laflara dikkat et
sonra çok pişman olursun.
Bugün değilse de
yarın
sonra dersin ki...
Anne.
Dur hele.
Ne demek istiyorsun?
De hele bakayım, de.
Zehra ana ne diyorsa haklı baba.
Yüklenme artık her yana.
Ya bu nefret bize zarar vermekten başka ne verdi de
biz devam ettirelim?
Sen söyle.
Hadi gözünü seveyim bırak artık şu işi.
He oğlum he.
Hepiniz doğrusunuz, ben yanlışım.
Ne oluyor yahu ne oluyor?
Sesiniz ta yukarılara geliyor.
Eğer Azize Hanım yüzünden kavga ediyorsanız yapmayın.
Ne olur, dayanamıyorum artık.
Bak. Bak burda beni tek anlayan kişi Dilşah ha.
Ama şimdi biz sizin gibi düşünmediğimiz için Azize hakkında.
Biz kötü oluyoruz, değil mi?
Ben anlayışsız oluyorum, ha oğlum?
Anan da ne oluyor işte biliyorsun.
Eğer Azize yüzünden
size yaşattıklarından ötürü bu hale geldiyseniz
yapmayın, ne olur.
Ben huzurunuzu bozmak istemem.
Ben giderim.
Annem sen ne diyosun şimdi?
Ya dediğin laf mı?
Sen hiçbir yere gitmiyorsun.
Gitmesi gereken, uzak durması gereken belli ama
işte ne diyeyim ya?
Onu da baş tacı ediyorsunuz ya.
Canınız sağolsun ya.
Yok artık ya.
Hazar Bey bu kadın hepimizin merhametiyle oynuyor.
Annem tamam. Tamam.
[Şarkı çalıyor]
Sağolasın.
Afiyet olsun.
Olmadı böyle bir bardak suyla.
Bari bir kahve yapaydım.
Şekerli, bacım.
Kafi, sağol.
Füsun Hanım gelince
kızımı bir bardak suyla ağırlıyorsun diye
vallahi çifte kavurur beni.
Ben kahveyi yapayım.
Siz gene de içiniz almazsa içmeyin.
Orta olsun.
Hoşgeldin Doktor Hanım.
Hoşbuldum, nasılsın Yaren?
Vallahi
Bu konakta ne kadar iyi olunursa
o kadar iyiyim diyelim.
Niye?
Yani bir sıkıntı mı var?
Hamilelikle ilgili.
Doktorunla görüşüyor musun?
Ara ara sıkıntılarım oluyor tabi ama
doktorla da konuşamıyorum.
Neden?
Ya ne bileyim.
Kendimi pek rahat hissetmiyorum.
Şöyle güvenilir, iyi bir doktor arıyorum aslında.
Acaba senle hani...
Haneme güneş doğmuş.
Yavrum hoşgeldin.
Pek hoş gelmedim.
Konuşmamız lazım.
Konuşuruz.
Yaren sen içeri gir.
Serindir, üşütme.
Yo, ben üşümüyorum. İyiyim.
Muhakkak o konuyu sonra konuşalım Yaren.
Yüzün asık.
Avlu soğukmuş
Ben ısıtacağım o avluyu.
Cayır cayır.
Hele dur sen.
Noldu?
Düğünden sonra da gelmedin.
Bir sıkıntı mı var?
Sıkıntı sensin.
Reyyan ile Miran'ın düğününde sebep olduğun olaylar.
Buyurun.
Hazar ile Miran' bekleseydik, Fırat.
Yeterince beklettik Saldun Bey'i.
Sözleşmede her şey konuştuğumuz gibi, Fırat Bey.
Bizim açımızdan da bir sıkıntı yok.
Geç kaldık, kusura bakmayın.
Siz bizi beklemeye gerek duymadan başlamışsınız herhalde.
Saldun Bey'i daha fazla bekletmeyelim dedik, Miran.
Zaten üzerine konuşulmuş anlaşılmış bir sözleşme bu.
İmza attık sadece.
Doğrudur.
Siz diğer toprak sahipleriyle de görüştünüz mü?
Hayır. Neden?
Benim haksız rekabet yaratmakla ilgili endişelerim var da.
Eğer diğer toprak sahipleriyle de benzer bir anlaşma yapılırsa
sanki herkes için daha adaletli bir çalışma olur.
Tabi.
Hem insanların ürünlerini değerlendirmiş olursunuz.
Hem de bölgeye biraz katkınız olur.
Miran haklı.
O zaman sizin yaptığınız anlaşmanın ne değeri kalır ki?
Endişe etmeyin.
İş dünyasında
rekabete her zaman yer vardır.
Verimli bir anlaşma olacak.
Verimli.
Nasıl yani?
Bütün bunları Cihan Bey mi yaptı?
Suçluyu yanlış yerde arıyor.
Zannediyor ki
ben Azat'a bir şey edeceğim.
Ya bana ne?
Sevmişler birbirlerini koskocaman insanlar.
Giderler de gelirler de. Bana ne?
Hem ben
artık
kızıma kavuşmuşum
kızımı tehlikeye atacak bir şey yapar mıyım?
Güneş'im.
Bak o
Azize'den de Cihan'dan da uzak dur.
Rica ediyorum senden.
Hem gelsene sen bu eve.
Gel şöyle dizimin dibine.
Gözümün önüne.
Daha güvendesin burada.
[Telefon çalıyor]
Merhaba hocam. İnceleyebildiniz mi?
Çok önemli belirtiler mi?
Dikkatinizi ne çekti?
Tamam.
Tamam, ben hemen geliyorum.
Kötü bir şey yok ya?
Yok.
Rey...
Bir hastamın acil bir durumu olmuş da
acil hastaneye gitmem lazım.
Bir de ben şu an sizin yanınına taşınamam.
Yani daha buna hazır değilim.
Eyvallah kızım.
Eyvallah.
Tekrar hayırlı olsun.
Bir iki gün içerisinde sipariş listesini size mail olarak yollarım Fırat Bey.
Biz de hemen üretime başlarız.
Hayırlı olsun. Ben müsaadenizi isteyeyim
Müsaade sizin. Buyurun.
Hayrını gör, Fırat.
Hazar.
Oğlum dur.
Ya nedir bu haliniz? Ne oluyor size?
Ne oldu Miran? Niye öyle bakıyorsun?
Ticaret yapıyoruz ya.
Ama biz sadece ticari bir şirket değiliz, Fırat.
Biz aynı zamanda saygı duyulan, güvenilir bir şirketiz.
Evet.
Diğer toprak sahiplerini yok sayarak para kazanabiliriz.
Ama
itibarımızı kaybederiz.
Senin derdin kendi itibarın, Miran.
Ne diyorsun oğlum sen yine?
Senin derdin
karşı olduğun bir şeyin hayata geçmesi.
Sen kontrolünün dışında hiçbir şey yapılsın istemiyorsun.
Hele ki söz konusu ben olunca.
Bak Fırat.
Ben bugüne kadar ne hayatımda
ne işimde
asla kendim için hareket etmedim.
Eğer sen başka türlü düşünüyorsan
ya sen beni tanımamışsın
ya da ben seni.
Doğrudur, Miran.
Doğrudur.
Ama şimdi tanışıyoruz.
[Kapı çalıyor]
Buyur.
Hocam, kusura bakmayın.
Çok geç kaldım.
Gel Azra gel.
İnceleyebildiniz mi Reyyan'ın raporunu?
Evet.
Tetikleyici unsurlardan dolayı şüphelerinde haklısın.
Reyyanın rahatsızlığı
ve hamileliğin riske girmesini kökeni
büyük ihtimalle
geçmişte yaşadığı zehirlenme
ve mecburi yaşadığı
kürtaj tecrübesi.
Neredesin, Reyyan?
Buyurun, Miran Bey.
Lütfü.
Reyyan'ı verir misin?
Reyyan...
Hanım...
şu an pek konuşacak durumda değiller
Miran Bey.
O ne demek? Anlamadım.
Zehra Hanım ile birlikte
hastaneden çıktılar.
İkisinin de morali pek yok gibi.
Hastaneden mi?
Valla ben
öyle anladım konuşmalarından.
Lütfü, Reyyan nerede?
Anasıyla birlikte yukarı çıktılar.
Ne oldu, var mı bir haber?
Yok abi, kimsenin gördüğü bildiği yok.
Halef?
Halef'ten bir haber var mı?
En son seni aradı ağam.
Tamam.
[Telefon çalıyor]
Handan sen sormadan ben söyleyeyim
bir haber yok.
O Miran dua etsin de
ben oğlumu bulayım.
Tamam. Haydi.
Kızım doktoru duydun.
Ne olur artık vazgeç bu inadından.
İnat mı?
Bebeğimi doğurmak istemem inat mı sence, anne?
Kızım kendi hayatını yok sayıyorsun.
Söz vermiştin.
Doktor aynı şeyi söylerse
ısrar etmeyecektin aldır diye.
Nasıl etmeyecektim kızım?
Doktoru duydun.
Her şey sizin düşündüğünüzden daha kötü...
Nedir o?
Miran.
Sen niye geldin erken?
Seni merak ettim, Reyyan.
Arıyorum açmıyorsun.
Telefonum çantamın dibinde kaldıysa
ben fark etmedim.
Nedir peki bu
doktorun sandığından daha kötü dediği şey?
Sen ayrıca niye doktora gittin?
Ne oluyor, bir söyleyin ya.
Söyleyecektim ben.
Ama...
Söyle o zaman.
Dinliyorum seni.
Benim için gittik.
Benim için gittik oğlum.
Ben dedim Reyyan'a söyleme
kimseye söyleme dedim.
Doğru söylüyorsunuz, değil mi bana?
Doğru söylüyoruz.
Benim doğumdan sonra bir takım sıkıntılarım oldu.
O zaman doktoru görememiştim
ancak şimdi görmek kısmet oldu.
İşte kadın hastalığı.
Anladım.
Peki bu
doktorun daha kötü dediği şey ne Zehra Ana?
Yani ben senin oğlun sayılırım.
Saklama, neyse çaresi bulalım.
Kist, Miran.
Kist.
Oğlum ama
çok önemli değil, küçük bir şey.
Ameliyat olacak inşallah.
Ameliyat olunacak, alınacak.
Babamın haberi var mı?
Yok.
Yok, babanı telaşlandırmayalım şimdi.
Söylemeyelim.
Ben onunla akşam kendim konuşurum oğlum.
Tamam mı?
Tamam.
Ben şimdi çok yoruldum bugün hastanede.
Gideyim de biraz dinleneyim.
Ya da...
daha önemli bir şey var
Siz benden saklıyorsunuz.
Yok.
Ne olacak Miran?
Ne saklayacağız?
Öyle hastane işleri işte.
Yoruyor insanı, biliyorsun. Zaten ben de dinleneceğim şimdi biraz.
Haydi, geç kalmayayım oğlum ben.
Peki.
Gel, ben seni yolculayayım Zehra Ana.
Oğlum hiç gerek yok ben...
Gel, olur mu hiç öyle şey, gel.
A-aa.
Oğlum sen evde miydin?
Yeni geldim anne.
Haa.
Reyyan nerede?
Reyyan odasında.
Annesiyle dışardaymış yorulmuş biraz. Dinleniyor şimdi.
Ben bir Reyyan'a bakayım o zaman. Hem durumunu görmüş olurum.
Buradan, buradan.
Dalgınsın bu aralar, Doktor Hanım.
Miran, ben de seninle konuşmak istiyordum.
Hayırdır anne? Canını sıkan bir şey mi var?
Yo, yo...
Senin canını sıkmak istemiyorum ama...
O nasıl söz anne öyle? Söyle dinliyorum.
Miran ben çok korkuyorum.
O Cihan'ın sana söylediği sözler, laflar
o tavrı beni çok korkutuyor.
Bu mu mesele? Ha?
Sen merak etme. Hiçbir şey yapamaz o. Tamam?
Ben
senin de Azra'nın da başına bir şey gelmesinden
çok korkuyorum, oğlum.
Ne olur kendinizen çok dikkat edin. Annem
Azraya zarar gelmesine izin vermem ben.
Tamam?
Biliyorum, biliyorum.
Biliyorum da
Miran, ne olursun Azra ile daha çok vakit geçir.
Gözün, elin üzerinde olsun.
Hep yanında ol onun, olur mu?
Ama bu arada sakın kimliğini korumayı da ihmal etme.
Tamam, tamam. Canım anam benim.
Ben kimsenin başına bir şey gelmesine izin vermeyeceğim.
Sen bana güven, tamam?
Yeter ki sen iyi ol.
Bu arada doktor geliyor.
Çünkü bir an önce
doktor kontrolüne başlamamız lazım.
Tamam, tamam.
Sen ne dersen o olsun da
şimdi bu iş daha önemli.
Azra ile mutlaka konuş.
Cihan'dan da Füsun'dan da uzak dursun.
Ya tamam, o bende diyorum.
Bende.
Hiçbir şey olmayacak. Sen rahat ol.
Senin tedavin daha önemli.
Gel sen.
Sen sıkma canını.
[Kapı çalıyor]
Gel.
Müsait misin?
Gel Azra, gel.
İyi misin?
İşte
ne kadar iyi olunursa öyle.
Reyyan.
Sen daha önce düşük yaptın mı?
İkizdi bebeklerim.
Birini kaybettik.
Bunu bana niye söylemedin?
Bir nedeni yok.
Peki nasıl oldu bu?
Reyyan.
Ya bana
eğer her şeyi açıkça anlatmazsan ben sana yardım edemem ki.
Nasıl oldu?
Zehirlendim.
Zehirlendin mi?
Yani tamam.
Gebelikte
gıda zehirlenmesi risklidir.
Ama yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı olmadıkça
bebeği pek etkilemez.
Yani tabi biri senin düşük yapmanı isteyerek seni zehirlemedikçe.
Bunu biri yaptı değil mi?
Bak ben bu konuyu konuşmak istemiyorum.
Sen de biraz anlayışlı olursan... Kim yaptı bunu?
Füsun.
Füsun yaptı, değil mi?
İnanamıyorum ya.
Ya inanamıyorum.
Nasıl cani bir insan bu?
Tamam, sakin ol.
Nasıl oldu?
Babamın iş yerinden diye tatlı göndermiş eve.
Ben de yedim.
Azize Hanım son dakika yetişti.
Hem benim hayatımı hem de Umut'un hayatını kurtardı.
Ya tamam bak kızmakta haklısın.
Ben bin yıl geçse de evladımın hayatını elimden aldığı için affedemem onu.
Ama benden aldığı annelik için affettim.
Çünkü o da evladını kaybetti.
Ben de.
Kalan kısacık vaktimi ben birilerine kinlenerek geçirmek istemiyorum.
Sen de kinlenme, ne olur.
Ya nasıl kinlenmeyeyim? Nasıl kinlenmeyeyim, Reyyan?
Ya şu anda bu halde olmanın sebebi
çocuğun için canından vazgeçmenin sebebi
o zehirlenme.
Nasıl?
Şu an bu durumda olmanın sebebi
Füsun'un seni zehirlemesi.
Bak yalvarırım.
Yalvarırım bir an önce bu durumu Miran ile konuş.
Konuşacağım.
Hemen konuşmalısın Reyyan.
Ya bak.
Bir an önce ne yapacağımıza karar vermemiz lazım.
Bir yol izlememiz lazım.
Vakit daralıyor.
Ya böyle
sohbetinizi bölüyorum ama
bir Azra ile konuşmam lazım.
Müsaade var mı, Reyyan Hanım?
O nasıl soru, Miran?
Üstüne bir şeyler giy.
Ben yukarıda bekliyorum, tamam?
Tamam.
Baka sana tam sevdiğin gibi sütlaç yaptım fırında
Az pirinçli, kıvamlı.
Eline sağlık.
Afiyet, şeker olsun.
Fırat'ım.
Allah senden razı olsun.
Düğünde ne kadar sahip çıktın kardeşine.
Ne oldu?
Kötü bir şey mi dedim?
Anne farkında mısın?
Ağzını her açtığında konu Miran'a geliyor.
Biz seninle ana oğul değimişiz gibi davranıyorsun.
Ya bi kere de beni sor ya.
İyi misin, mutlu musun?
Öyle şey olur mu oğlum?
Sen benim bu dünyadaki en değerli varlığımsın.
Emin misin anne?
Biz Zeynep ile o gün sana evleneceğimizin haberini vermeye gelmiştik.
Fırat.
Sen ne yaptın?
Lafı ağzımıza tıktın.
Hevesimizi kursağımızda bıraktın.
Ben.
Kusura bakma oğlum.
Affedersin.
Anne. Anne.
Tamam, tamam.
Özür dilerim.
Özür dilerim.
Kusura bakma annem.
Sen merak etme.
Ben Miran'ı arayacağım.
Nikah şahidim olmasını isteyeceğim.
Güzel oğlum benim.
Seninle kardeşine yakışan budur zaten.
Allah'ıma şükürler olsun.
Bana bu günleri de gösterdin.
Azra ile Miran yukarıda baş başalar.
Konuşacak önemli şeyleri var belli ki.
Sen istedin değil mi Miran'dan?
Ben değil.
Sen istedin Reyyan.
Azize'nin yanında olarak
beni karşına sen aldın.
Senin Azize ile ilgili bilmediğin
anlamayacağın
anlayamayacağın şeyler var.
Senin kalbin kararmış.
Azize de bahanen olmuş.
Değil mi?
Geride bırakacağın evladının anneye ihtiyacı var.
Azra en iyi anne olacaktır onun için.
Beni yolumdan çeviremeyeceksin.
O yolun sonu yok Dilşah.
Sen de göreceksin ama.
Şimdi çık odamdan.
Çık, haydi.
Ben böyle baş başa konuşmak istedim seninle.
Reyyan'ın duyup da üzülmesini istemiyorum.
Son olaylar yordu, daha da fazla etkilenmesin.
Noldu?
Valla olan
aslında tahmin ediyorsundur.
Füsun Aslanbey ile
Cihan Şadoğlu.
Sen ne dersen de Reyyan Hanım.
Olacak bu iş.
Bak.
Annen olduğunun farkındayım.
Aslına baktığında Cihan da benim amcam.
Ama durmayacaklar
ve durulmayacaklar.
Ve ben
senin onların savaşında
zarar görmeni istemiyorum Azra.
Çok dikkat etmen lazım.
Bu ikisi
her şeyi yapabilir diyorsun yani.
Vallahi başka bir şey demek isterdim.
Ama maalesef öyle.
Yani sana anneni kötülemek istemiyorum.
Ama durum bu.
Ben kimsenin zarar görmemesi için her türlü önlemi alacağım zaten.
Ama sen de bu aralar Füsun Aslanbey ile pek sık görüşmesen iyi olur.
Ya belki de tam tersi olması gerekiyordur.
Anlamadım.
Yani eğer bahsettiğiniz gibi bu kadar kötü kalpli bir kadınsa.
Onu bir tek ben durdurabilirim.
Sonuçta hayatta kalan tek evladı benim.
Bana zaafı da olduğu açıkça ortada.
Yani
diyorum ki
ben onun yanında taşınsam...
Seni Cihan'in hedefi haline getiremem.
Ya ama Miran
bunca derdinin arasında
bir de ben sana yük olmak istemiyorum...
Ben bunu duymamış kabul ediyorum Azra, tamam mı?
Çünkü kardeşler arasında dert olmaz.
Hem bak zaten annem de senin gitmeni hiç istemez.
Böyle bir durumda ona böyle bir şey yapmayalım, tamam mı?
Ayrıca Reyyan'ın da sana ihtiyacı var.
Reyyan'ın sana ihtiyacı var derken?
E hamile ya.
Yani kadın doğumcu halamız var
o kadar da torpilimiz olmasın mı Allah Allah
Ha o manada.
Başka ne manada olacak?
Miran.
Ha?
Benim sana çok önemli bir şey söylemem lazım.
Hayırdır?
[Telefon çalıyor]
Şuna bir bakmam lazım, çok pardon.
Efendim Fırat.
Miran.
Acilen konuşmamız lazım kardeşim. Buluşabilir miyiz?
Çok mu acil Fırat?
Aslında evet.
Çok mühim bir şey paylaşmam lazım seninle.
Peki Fırat. Geliyorum.
Haydi.
Sen ne diyecektin bana söyle.
Yok.
Yok, yok yani. Önemli bir şey değil.
Sonra konuşuruz.
Emin misin?
Hı hı.
İyi tamam, peki.
Sen konuştuklarımı bir düşün. Tamam mı?
Haydi.
Görüşürüz.
Gencecik daha kızım.
Mutlaka bir çaresi vardır. Mutlaka.
Halledeceğim.
Halledeceğim bir şekilde.
Bulacağım bir çaresini.
Hayırdır, neyin var senin?
Hiç.
Yok
bir şeyim.
Ben Reyyan'ı düşünüyordum öyle.
Doğumuydu sağlığıydı derken öyle dalıp gitmişim işte.
Yok bu öyle bir dalıp gitme değil Zehra.
Ne oldu söyle bakayım.
Hazar, benim
aslında ben de seninle ne zamandır konuşmak istiyordum ama
nasıl diyeyim
nereden başlayayım bilemiyorum.
Söyle söyle bak iyice telaş ettiriyorsun adamı.
Dümdüz söyle işte.
Kimle ilgili? Bizle ilgili mi?
Sabah öyle konuştuk diye mi?
Yok E ne o vakit ya? Allah aşkına.
Reyyan.
Reyyan mı?
Ne olmuş? Ha? Kötü bir şey mi?
Söyle, söyle. Nesi var Reyyan'ın?
Ne oldu Handan? Telaş telaş çağırdın beni.
Nedir?
Gel bir otur hele konuşalım.
Anlatacağım ben sana.
Neyi?
Halef.
Cihan.
Adamlar Azat ile Gönül'ü bulmuşlar.
Ne diyorsun sen? Neredelermiş?
Cihan.
Diyarbakır'da.
Akşama Ankara'ya bilet almışlar.
Tamam bak adamları ara. Azat'ın üzerinden gözlerini ayırmasınlar.
Biz de gidelim, haydi. Cihan, bir dur bir şey söyleyeceğim.
Ya sırası mı şimdi Handan. Cihan.
Şimdi tam sırası hiçbir yere gitmiyorsun.
Ya Handan bak gidip oğlumuzu getireceğim. Çekil önümden.
Ya Cihan!
Getirmeyeceksin.
Azat ile Gönül nereye istiyorlarsa oraya gidecekler.
Reyyan'nın...
Ya yeter!
Yeter ama ya!
Handan?
Ne oluyor ki?
Dur ben bir bakayım.
Cihan, peşlerini bırakacaksın.
Bak eğer peşlerini bırakmazsan evladımızı sonsuza kadar kaybedeceğiz.
Azat.
Evine geri dönecek.
O kadar.
Dönmeyecek.
Cihan.
Cihan, dönmeyecek.
Bak.
Eğer şimdi gitmelerine izin verirsen
belki bir gün geri dönerler.
Ama böyle zorbalık edersen
bil ki evladımızı sonsuza kadar kaybedeceğiz.
Oku bak bunu.
Oku.
Bir kerecik olsun öfkeni, kinini değil
evladının sesini duy, Cihan.
Ben gidiyorum baba.
Bir saman kağıdına yazmaktansa
yüzüne söylemek isterdim her şeyi.
Başımı omzuna koyup
hakkını helal et
helal et ki
yolum açık olsun demek isterdim.
Olmadı.
Olmazdı çünkü.
Yine beni duymaz
vazgeçmemi söylerdin.
Vazgeçmeyeceğim baba.
Hayatımda ilk defa
Azat ne ister onu dinleyeceğim.
Bir kere de kendim için doğru bir şey yapmaya gidiyorum.
Sevdiğimin elinden tutup sevdama sahip çıkmaya gidiyorum.
Ben gidiyorum ana.
Hayatta tek derdi evlatları olan bir kadına
anama böyle veda etmek değildi niyetim.
Bu satırların üzerine düşecek yaşlarını hayal ettikçe yüreğim acıyor inan.
Ama demiştin ya bana
bir gün sen de yanına
yarınına yakışacak birini bulacaksın
o zaman gerekeni yapacaksın diye.
Ha işte.
Gönlüme yakışanı buldum.
Gönül'ü buldum.
Ama böyle gerektiği için
affet ana.
Bu yolun dönüşü var mı yok mu ben değil
siz diyeceksiniz bana.
Gerçekten bir gün yanınızda olmamı isterseniz
bunun yine benim kararım olacağı günü bekleyeceksiniz.
O güne kadar
sizi birbirinize ve Allah'a emanet ediyorum.
Hak görmeseniz bile
hakkınızı helal edin.
Azra, kızım.
Miran ile ne güzel sohbet ediyordunuz öyle.
İyi anlaşıyorsunuz ama değil mi?
Evet.
Şey hani Miran ile senden bir şey istemiştim ya ben.
Ha onu söylemek için gelmiştim.
Bence bu gece tam vakti.
Reyyan uyuduktan sonra.
Ha ne dersin?
Yani benim için olur da
Miran'a bence bir daha sor sen.
Yok, yok ben Miran'ı hallederim. Sen merak etme.
Sen bu gece hazır ol sadece.
Tamam.
Miran.
Hoş geldin.
Hoş bulduk.
Sen söylemeden ben söyleyeyim.
Eğer mesele bugün şirkette yaşananlarsa
ben diyeceğimi dedim.
Ben bir süre vaktimi karıma ve aileme ayıracağım Fırat.
Sen bildiğini oku.
İstediğini al, yap.
Zaten sonuçlarını beraber bekleyip göreceğiz.
Buyur.
Söyle sen ne diyeceksen.
Ben kusura bakma diyecektim ya.
Bugün şirkette yaşananlar için.
Miran ben senin karşında ya da sana tavır almak için bir şey yapmıyorum.
Sen benim yanımda olursan doğru şeyler yaptığımı göreceksin zaten.
Ben senin her zaman yanında olurum.
Ama eğer sana hatanı söylemezsem
bizim kardeşliğimizin bir anlamı kalmaz.
[Telefon çalıyor]
Alo, Cihan.
Biraz daha oyalanırsak elimizden kaçacaklar.
Ankara'da onları bulmak samanlıkta iğne aramak olur. Haberin olsun.
Bırak.
Gitsinler.
Ne olmuş Hazar Bey, neymiş sıkıntı?
İşte Azat ya.
Ama duruldular şimdi.
Sen de hele bakayım ya.
Ne oldu Reyyan'a?
Kötü bir şey yok değil mi? Bak sakın bir şey gizleme benden ha.
Bak Hazar Bey.
Reyyan'ın çok üzerine gidiyorsun.
Kızın kalbini kırıyorsun.
Böyle yapma sonra çok pişman olursun.
İkidir aynı lafı ediyorsun. Nedir bu pişmanlık dediğin senin?
Neyden pişman olacağım ben?
Ha?
Eğer oğluma bir şey olursa kıyarım canıma.
Ben de giderim ardından bak kıyarım.
Gözümü bir dakika kırpmam.
Giderim.
O zaman Miran da engel olamaz.
Zehra.
Daha açık ben sana ne diyeyim Hazar Bey?
Öfkeyle kalkıp kalp kırıyorsun.
Kalp kırmaktan daha büyük pişmanlık olur mu insanda?
Ne dedi şimdi bu?
Azize teyze.
Azra.
Ne işin var burada?
Küçük torun Bahar'ı hiç görmedim ben de
dedim Hazar'a fark ettirmeden dışarı çıkar da bir göreyim diye.
Sen nereye?
Seni görünce indim.
Konuşmak için.
Azize teyze biz seninle ne konuştuk?
Hani iş birliği yaptığımız süre boyunca birbirimizden bir şey saklamayacaktık?
Azra burada konuşamayız yavrum.
Ben seni arayacağım.
Neden benden sakladın?
Füsun, Reyyan'ın bebeğini öldürmüş.
Zehirlemiş onu.
Sen de kurtarmışsın.
Ya böyle bir şeyi benden nasıl saklarsın Azize teyze?
Ya hani hiçbir şey bilmiyordun?
Azra, burda konuşulmaz dedim yavrum. Burda konuşulmaz.
Ya şimdi anlatırsın her şeyi
ya da gider ben Miran'a her şeyi bir bir söylerim.
Sakın.
Ben Miran'ı korumak için sustum.
Eğer Füsun'un öyle Reyyan'ı zehirlediğini
Reyyan'ın da bu yüzden bebeğini kaybettiğin öğrenseydi
Füsun'u yaşatmazdı, katil olurdu.
Ya bu nasıl cani bir kadın ya?
Ya valla kusura bakma Azize teyze ama
ben Füsun'dan hesap sormak için daha fazla sabredemicem.
Sakın.
Bana bak.
Füsun'dan hesap soracam diye Miran'ı yakacaksın.
Azra.
Bilemiyorum.
Zehra.
Sakın.
Sakın.
Reyyan
bebeği
Füsun
Şimdi yiyin birbirinizi işte.
Alayınızı yakıp küle çevireceğim.
Alayınızı.
Zehra, ne oluyor?
Zehra!
Zehra, ne oldu ya?
Zehra. Dur.
Dur, dur.
Sakın bir hata yapma. Zehra!
Bas gaza.
Ama Hazar Bey?
Aslanbey konağına git hemen.
Oğlum bassana gaza. Bas.
Daha hızlı git Mahmut.
Zehra, Füsun'u öldürecek.
Yetişmemiz lazım.
Atlat şunu. Haydi, haydi.
[Kapı çalıyor]
Geldim ya geldim.
Çekil dedim. Bırak! Nerede o?
Nerede o?
Nerede, nerede?
Nerede? Nerede?
Nerede, Melike? Nerede?
Füsun Aslanbey!
Füsun Aslanbey!
Bağırma.
Bağırma, Zehra, buradayım. Ne oldu?
Buraya gel!
Bak nasıl bağırıyor ya?
Geldim, buradayım.
Demek sendin.
Allah Allah.
Evladımın canına kıyan demek sendin ha?
Çekil. Sen çekil.
Çık.
Çık.
Siz de mutfağa, haydi.
Yaren odana.
Biz Zehra ile yalnız konuşacağız.
Len çıkın!
Zehra, bak.
Akıllı ol, akıllı, kızım.
Adam doğramak ekmek doğramaya benzemez.
Peki ya neye benzer ha? Neye benzer?
Hamile kadını zehirlemek neye benzer?
Anasının karnındaki çocuğu öldürmek neye benzer?
Hele bir de onu anlat hanımağa.
Öyle mi dediler?
Bak bıçağı bırak.
Konuşalım ha?
Sen nasıl bir insansın?
Sen nasıl bir anasın?
Sen benim kızıma nasıl kıydın?
Anasının karnındaki sabiye nasıl kıydın sen?
Yolun sonuna geldin.
Artık öleceksin Füsun Aslanbey.
Zehra dur!
Sen karışma.
Zehra, dur yavrum. Dur, haklısın.
Haklısın bak.
Biri insanın evladına dokundu mu dünyayı başına yıkmak ister.
Seni en iyi ben bilirim, en iyi ben anlarım, yavrum bak.
Ben bu uğurda bir ömür harcadım, Zehra.
Bir ömür harcadım, yavrum.
Ama bak
ne evladım ne torunlarım benim yüzüme bakmıyor.
Benim yolumdan gitme Zehra.
Füsun'un yolundan gitme.
Bunu da mı yutalım ha?
Bunu da mı sindireceğiz biz?
Canımız alınacak, susacak mıyız?
Öyle mi?
Önce sen
önce sen Azize Aslanbey
senelerce pusu kurdun.
Sonra da sen Füsun Aslanbey.
Sen ne istedin benim kızımdan ha?
Sen doğmamış bebekten ne istedin?
Ne yaptı benim kızım size, ne yaptı?
Zehra, çok haklısın. Çok haklısın.
Zehra'm, güzel gelinim, bak.
Bak ama el kadar sabileri düşün.
Gül'ü düşün.
Bahar'ı düşün.
Torununu düşün, doğacak torununu düşün.
Umut'umuzu.
Reyyan onu doğurunca sana çok ihtiyacı olacak hem de çok.
Etme Zehra, etme.
Ben onu
önce Allah'a
sonra Miran ile sana emanet ediyorum.
Onu sar.
Sev.
Bak ben senin yokluğunu hiç hissetmedim.
Ömrümce hissetmedim.
Evladım da benim yokluğumu hissetmesin.
Sahip çık ona olur mu?
Ben onu dünyada
Miran ile senden başka kimseye emanet etmem.
Allah'ınızdan bulun.
Annem bunu kaçırdığı için çok üzülecek.
Sakın.
Bak sakın.
Sana şu kadar yer verdim burda bile fitne fücurluk ediyorsun ha?
Anana
babana
herhangi bir Şadoğlu'na
gökte uçan kuşa, yerdeki karıncaya, kimseye
burda olan bitenden bahsetmeyeceksin.
Dünyanı değiştiririm senin.
Füsun annem sen yanlış... Kes sesini!
O telefonu bırak. Odana. Yürü!
Bu hiç iyi olmadı Füsun.
Azize kendi çıkarları için susuyordu.
Reyyan da düşmanlık bitsin diye susuyordu.
Ama Zehra...
Kızını yeni bulmuşken kaybedeceksin.
Ya kızın duyarsa Füsun ya kızın duyarsa.
Bekle.
Bekle, Füsun. Bekle, bekle.
Dikkat çekmeden bekle.
Şadoğullarından biriyle
samimi olmam lazım.
Ona yakın olmam lazım. Elimde Cihan var.
Cihan'a dost olduğumu anlatamam ama
düşman olmadığımı
anlatmak mecburiyetindeyim.
Bu ne ya?
Bize bir müsaade edin, ha?
Ayşe ne oldu? Ha?
Telefonda sesin çok kaygılıydı.
Füsun.
Füsun mu?
Ne olmuş Füsun'a?
Gene ne yaptı bu kadın?
Bir şey yapmadı ama yapacak, rahat durmayacak.
Size, aileme zarar verecek.
Temkinli olmalıyız, evlatlarımızı korumalıyız Nazo
Oğluma
torunuma, gelinlerime
bir şey yapacak diye uykularım kaçıyor, diken üstündeyim.
Sen bunları düşünme Ayşe'm.
O kadın ne ki?
Cürmü ne ki yakacağı yer ne olsun?
Biz bir aileyiz.
Aynı çatı altında olduk mu kimse bizi alt edemez.
Benim de tek dileğim o.
Ama
Hazar beni istemiyor ki.
Bana tahammülü yok, yüzüme bakmıyor.
Aynı çatı altında nasıl olacağız?
Hazar seni kabul edecek Ayşe'm.
Nasıl ben sana yüreğimi açtıysam
nasıl Miran seni geri döndürdüyse
nasıl Reyyan
seni kucaklayıp babaanne dediyse
Hazar da
vakti zamanı gelince seni kabul edecek.
Yumuşayacaktır Ayşe'm.
Sen benim aklıma da, öfkeme de, bana da mukayyet ol Allah'ım.
Allah'ım sen bana sabır ver. Sabır ver, sabır ver.
Sen bana direnme gücü ver. Direnme gücü ver.
Kızım için.
Allah'ım sen kızımı bana bağışla.
Yavrusunu ona, kızıma bağışla.
Zehra?
Hazar Bey, sen burada mıydın?
Ne zaman geldin ki?
Seni duyacak kadar oldu.
Sen korkuyorsun ha?
Reyyan için korkuyorsun.
Doğumda ters bir şey olacak diye endişeleniyorsun.
Yapma ya.
Yapma.
Doğum yapan ilk kız bizim evladımız mı?
Reyyan çok güçlüdür ha.
Bak göreceksin.
Sağlıkla Umut'u kucağına alacak gelecek.
Biz de torun seveceğiz ha. Torun, torun.
Ya ağlama ya.
Ölüm değil, doğum bu doğum.
Ağlama ya.
Hoş geldin.
Hoş bulduk.
Vallaha
böyle bütün gün telaştan koşturmadan yanında olamadım.
Bütün gün hasretini çektim.
Ama
sen beni pek özlememişsin belli ki.
O nasıl laf Miran?
Sen yanımdayken bile ben sana doyamıyorum bilmiyor musun?
Ben de.
Ben sana bir şey diyeceğim.
Dur, önce benim sana söyleyeceğim bir şey var.
Asiye'ye söyle valizleri hazırlasın.
Yarın balayımız başlıyor.
Ya sen ciddisin.
Mevzu bahis sen olunca
şakaya gelmem.
Rüya gibi birkaç gün geçireceğiz.
Sen, ben, Umut.
Yalnız
bazı noktalarda
Umut Bey'in gözlerini kapamamız gerekebilir.
Miran.
Sen ne söyleyecektin?
Ben de orda diyeceğim.
Bak sen.
Misilleme.
Bana?
Miran Şadoğlu'na?
Öyle olsun bakalım.
Miran.
Reyyan, iyi misin sen?
Tekme attı.
Getir getir elini bak.
Hareketli olacak babası gibi belli.
Reyyan.
Ya bu cidden hareket ediyor.
Ya bu nasıl bir mucizedir ya.
İçinde resmen bir canlı büyüyor ve hareket ediyor.
Bir şey diyeyim mi?
Anneler, babalardan daha şanslınız ha.
Niyeymiş o?
Öyle tabi.
İlk andan itibaren tanışıyorsunuz evladınızla.
Kanınız, canınız, ruhunuz birbirinize değiyor.
Anneyi ezberliyor evlat.
Ama
hele bir doğsun oğlum.
En çok ben ilgileneceğim onunla.
Sana bırakmayacağım haberin olsun.
Vallaha aradaki farkı telafi etmem gerek.
Hiç kusura bakma yani.
Bağ kuracak çok zamanınız olacak.
Bak.
Bak.
Vallaha tak diye attı ha.
Bak burdaydı buraya geçti. Sen hissettin mi?
Herhalde hissettim Miran, benim karnımda çocuk.
Miran.
Günaydın.
Günaydın.
Niye uyandırmadın beni?
Vallaha o kadar güzel uyuyordun ki
uyandırmaya kıyamadım.
Ben de en sevdiğim şeyi yapıyordum.
Seni uyurken izlemek.
Nasıl yani?
Hiç farkında değilsin değil mi?
Ben böyle bazı sabahlar uyanıp seni uyurken izliyorum.
Gerçekten mi?
Evet.
Hiç sıkılmadan.
Saatlerce.
Yüzüne
saçlarına bakıyorum.
Ondan sonra soluk alıp verişinden güzel bir rüyada mısın
yoksa kabus mu görüyorsun anlamaya çalışıyorum.
Ondan sonra bazen böyle burnuna dokunuyorum.
İşte aynen böyle kırıştırıyorsun.
Tatlı yanağına dokunuyorum.
Bütün yüzüne huzur yayılıyor.
Ondan sonra dayanamayıp
böyle dudaklarından bir tane öpücük alıyorum.
Sonra şükrediyorum.
Karım olduğun için.
Ömrümün sonuna kadar
bu güzelliğe bakarak uyanacağım için şükrediyorum.
Ne oldu?
Dalgalandı yine o güzel yüzün.
Hiç.
Zaman çabuk akıyor.
Aksın.
Hemen yaşlanalım diyorsun yani.
Eğer böyle el ele
göz göze olacaksak
yaşlanalım.
Neden olmasın?
İnsan yine de üzülüyor öyle.
Yapamadıklarına.
Yaşayamadıklarına.
Haklısın.
Öyle sürekli mücadelenin içinde olmaktan
sevdamızı doya doya yaşayamadık.
Artık her şey istediğimiz gibi olmaya başladı.
Düğünümüz.
Düğünümüz.
Hiçbir şey içinde kalmayacak.
Bütün özel günlerimizi kutlayacağız.
Hatta yenilerini icat edeceğiz.
Tanışma yıl dönümü falan gibi mi?
Tanışma yıl dönümü
ilk seni seviyorum deme yıl dönümü.
Reyyan'ın Miran'a ilk defa kocacım deme yıl dönümü.
Oldu olacak sana ilk yemek yaptığım günü de kutlayalım.
İyiymiş. bak bu da.
Bunu da katalım.
Hadi kalkalım. Ayıp olmasın.
Kahvaltıya bekliyorlar.
Kalkalım.
Gidelim kahvaltımıza.
Ondan sonra
hazırlıklar başlasın.
Çünkü bugün balayına çıkıyoruz.
Ha bu arada unutmadan.
Kahvaltıya inmeden önce
seni oğlumuzun odasında bekliyorum.
Niye, noldu ki?
Görürsün.
Doğum gününe üç ay var.
Umut'un doğumuyla aynı sıralarda.
Ya aşağıya mı indi acaba?
Yok, yok.
Oğlumuzun odasında bekliyorum dedim.
Giyinecekti gelir birazdan.
Miran.
Dünyanın en güzel annesi.
Eee?
Beğendin mi?
Odayı mı yerleştirdin?
Azra ile beraber.
Annem sana sürpriz yapmak istemiş.
Yani annem öyle ısrar edince
Annen mi istedi yerleştirin diye?
Evet, benim fikrimdi kızım.
Reyyan, bak.
Biliyorsun gebeliğin zor geçiyor.
Hem bu odayı yaparken yorulmayasın diye
hem de
senden özür dilemek için bir şeyler yapmak istedim sana.
Bak, Azra ile Miran bütün gece boyunca uğraştılar senin için bu odayı yapmaya.
Reyyan.
Ben ikimiz beraber yaparız diye...
Yanlış anlamıyorsun değil mi Azra? Vallahi senden değil.
Ben babasıyla beraber yaparız diye öyle heveslenmiştim.
Yani annem öyle ısrar edince...
Yani hem sana hem de Umut'a zarar gelmesinden korktum.
Çok özür dileriz.
Reyyan.
Bak ne diyeceğim.
Biz şimdi odayı bozalım.
Ondan sonra beraber yapalım, tamam mı?
Evet, evet. Yok hayır, hayır.
Tamam, bak olur mu öyle şey?
Uğraşmışsınız, o kadar yapmışsınız.
Kalsın böyle, güzel olmuş.
Emin misin?
Eminim.
Ne güzel yapmışsınız işte vallaha.
Elinize sağlık.
Kahvaltı kurmuşlardır aşağıda.
Siz inin Azra ile.
Ben de Dilşah anne ile geliyorum.
Vazgeçmeyeceksin demek.
Ama ben de vazgeçmeyeceğim Dilşah Hanım.
Ne oğlumdan, ne de kocamdan.
Her şeyi anlatacağım Miran'a.
Birlikte aşacağız, birlikte yaşayacağız hepsini.
Miran yaşayacak yaşamasına da
sen...
Reyyan.
Hem evladını hem kocanı aynı anda yaşatamazsın kızım.
Kader.
Ama eğer her şeyi Miran'a anlatırsan
Umut doğacak.
Miran da bizi nelerin beklediğini
annesinin onun için neler planladığını öğrenecek.
Ondan sonra ne olacak biliyor musun?
Miran'ın gözünde en ufak bir değerin bile kalmayacak Dilşah Hanım.
Yani sen
Miran'ı Azra ile...
Evet.
Her şeyi söyleyeceğim.
Ondan sonra artık Miran seni akıl hastanesine mi kapatır
yoksa evden mi kovar göreceğiz.
Ben her şeyi torunum için yapıyorum.
Torunum annesiz mi kalsın?
Senin torunun umrunda bile değil.
Sen torununu düşünmüş olsan
annesinin ölümünü dört gözle beklemezsin.
Senin derdin Azra'yı elinde tutabilmek.
Kızın olmuyorsa gelinin olarak.
Reyyan, bunu yapamazsın.
Anlatamazsın Miran'a, hiçbir şey anlatamazsın. Yapma.
Afiyet olsun.
Ben bir Asiye'ye yardım edeyim.
Ben nasıl bu kadar düşüncesiz olabildim ya?
Ya annem o kadar hevesliydi ki
kıramadık.
Sen zaten kendini suçlama Azra.
Benim düşünmem gerekirdi.
Çocuklar ne oluyor?
Kim neyi düşünmemiş?
Yok bir şey anneannem.
Yani inşallah.
Afiyet olsun.
Günaydın yavrum.
Günaydın anneannem.
Günaydın.
Günaydın tekrar.
Herkes buradayken ben de haberi vereyim o zaman.
Biz Reyyan ile bir seyahate çıkıyoruz.
[Telefon çalıyor]
Günaydın babacım.
Hah.
Oğlum.
Merhaba, günaydın.
Sen fabrikaya gelecek misin bugün?
Bilmen gereken bir şey var da Miran.
Hayırdır ne oldu?
Hayır, hayır, kötü bir şey değil ya.
Senin işin yoktu değil mi bugün?
Vallaha aslında işim var.
Birkaç saate Reyyan ile seyahate çıkacağız.
Acil miydi çok?
Seyahate?
E iyi o vakit ya.
İyi boş ver sen döndüğünde konuşuruz.
Hadi size iyi yolculuklar o vakit.
Ne oldu, ne diyor babam?
Fabrikaya gidiyormuş da
mesele var sanırsam.
Öyle sen de gel diye aramış.
Sesi tuhaftı.
E git o zaman sen.
Ben de zaten bir şey diyecektim sana.
Reyyan.
Korkutma beni.
Benim şimdi gebeliğim biraz sorunlu geçiyor ya
biz balayını ertelesek mi?
E daha yeni konuştuk Reyyan.
Doğru söyle.
Sen bana mı kızdın?
Yoksa sancın falan mı var?
Yok, yok vallaha iyiyim.
Şimdi Dilşah Annem ile konuştuk da
zaten telaşlanıyor benim için endişeli biliyorsunuz hepiniz.
Dedi ki siz hiç şimdi boşuna balayı için dışarıya falan gitmeyin
ben dedi annem ile Azra'yı alır köye giderim birkaç günlüğüne.
Değil mi Dilşah anne?
Aslında ben...
Ne iyi olur. Evi de yoklamış oluruz değil mi?
E gitmişken de kalırız biraz, ha?
Ne dersin Azra kızım?
Bence de çok güzel olur.
Hem ben köyü çok seviyorum.
Ayrıca hastaneye de yakın. Bize de değişiklik olmuş olur.
O zaman
biz balayına gitmiyoruz ama balayı bize geliyor.
Öyle mi?
Öyle.
Tamam.
Sen nasıl istiyorsan öyle olsun meleğim.
O zaman ben de şirkete uğrarım.
Annemler de köye gider.
Bizde akşam evde baş başa kalırız.
Ne de olsa
Umut Bey'in sağlıkla gelmesi her şeyden önemli değil mi?
Öyle.
Afiyet olsun.
Halef.
İki üç tane sağlam adam bul.
Azat nereye yerleşmiş
ne yapıyor
keyfi yerinde mi takipte olsunlar.
Tamam, merak etme.
Görünmesinler ama, tamam?
Oğlumun keyfi kaçmasın.
Madem böyle istedi.
Uzakta olsun.
Ama her şeyden de haberim olsun.
Elbet bir gün dönecek.
Kendi isteğiyle.
İnşallah, Cihan.
İnşallah.
Peki bu Miran meselesi ne olacak?
Bak işte o çok güzel olacak.
Miran ila Füsun birbirini yiyecek.
Bizim başımız bile ağrımayacak.
Füsun Aslanbey bana dost ayağı çekmeye devam etsin.
Ben de yermiş gibi görünmeye devam edeyim.
Füsun, Miran'ı, Miran da Füsun'u bitirecek.
Eee nasıl olacak o iş?
Sabır çok güzel bir şeydir Halef.
Yakında ikisinin de hesabını keseceğim.
Sabret.
Göreceksin, az kaldı.
Eyvallah.
Çok az.
Abi. Gel.
Hayırdır? Kimse yok.
Abi normal bugün toplantı vardı, biliyorsun.
Sekretere sordum Fırat'ın işi çıkmış.
Azize karısı yok, babam da yok.
E ben de Füsun'a ses ettirmedim.
Dün akşamdan sonra elimde kalacak çünkü artık.
İyi ettin.
Miran da gelmeyecek.
Seyahate çıkacakmış Reyyan ile.
İsabet olmuş.
İyi, otur o vakit. Ben aldığım kararı sana açıklayayım.
Karar?
Hayırdır?
Ben emekli olacağım, Cihan.
Çekileceğim yönetimden.
Sebep?
Sebep
Azize.
Ben onun olduğu hiçbir yerde olmak istemiyorum.
Bu mudur abi ya?
Bak biz burada iş yapıyoruz.
Aslanbeylere karşı güçsüz kalacağız.
Diyorsun ki biz iş yapıyoruz, seninki küçük meseledir, ha?
Yok abicim, öyle bir şey demiyorum ama
şimdi bak
başkan Aslanbeylerden.
Azat gitti.
E sen de gidersen nasıl olacak o iş?
Yani şirket uzaktan yönetilir mi ya?
Senin sahada olman lazım, yönetim kurulu toplantılarında olman lazım.
Yok oğlum, sen anlamadın beni.
Ben tamamen ayrılıyorum.
Burayla hiçbir ilişiğim kalmayacak.
Hisselerimi de Miran'a devredeceğim.
O ne demek baba?
Ne?
Nefes egzersizi mi yapıyorsun?
Yok, öyle bir hava alayım diye dışarı çıktım.
Reyyan.
Ya Miran'a büyük haksızlık ediyorsun.
Nasıl? Anlamadım.
Anladın.
Yani bence çok iyi anladın.
Ya bu olanı biteni
ne zaman Miran ile paylaşmayı düşünüyorsun?
E söylemeyeceğim demiyorum ki.
Sadece biraz zamana ihtiyacım var.
Ne kadar zamana ihtiyacın var Reyyan?
Operasyon süresi geçinceye kadar mı?
Ya ben anlamadım mı sanıyorsun?
Çok iyi anladım.
Sen...
Sen kendi vaktini doldurmaya çalışıyorsun.
Ya bak lütfen yalvarırım.
Bir an önce Miran ile konuş.
Ve
ona ne kadar geç söylersen onun yaşayacağı acı da o kadar büyük olacak.
Korkuyorum.
Biz Miran ile o kadar çok şey atlattık ki.
Ama hiçbirinde yıkılmadı hep sapasağlam durdu.
Ama şimdi bu
yani ben gidince
benden sonra yaşayacaklarını düşününce...
Ya bunu ona da kendine de yapma Reyyan.
Ya sizin aşkınız o kadar büyük ki
altından kalkamayacağı hiçbir şey yok.
Hem ben aşka sizinle inandım.
Gerçekten.
Ya o kadar isterdim ki
öyle bir aşka düşmeyi
Miran gibi bir adama aşık olabilmeyi
o adamın da beni sevmesini.
Gönlüne göre olur inşallah.
Nerede?
Yani bu devirde öyle sevecek adam bulmak zor.
Azracım biz hazırız.
İstediğin zaman çıkabiliriz canım.
Tamam, tamam.
Anneanne hazır mısın?
Dur, dur, dur. Dur.
Benim muhakkak haberdar et olur mu?
Hadi yolcu yolunda gerek.
Ah yavrum.
Allah'a emanet ol yavrum.
Sen de anneannecim.
Canım.
Hadi kızım.
Gel.
Benden böyle kurtulacağını sanıyorsun ama
beni oğlumdan en fazla iki gün ayırırsın.
Üçüncü günü yine buradayım.
Uğurlar olsun Dilşah Hanım.
Eğer Miran'a söylersen bebeğini doğurmanın yolu yok biliyorsun değil mi?
Orası benim bileceğim iş.
Hadi selametle.
Abi sen ne yaptığının farkında mısın?
He.
Bütün hisselerimi oğluma bırakıyorum işte.
Baba sensiz olmaz.
Kararını bir daha gözden geçir.
Ya bak Allah için.
Ya sen var ya Miran çok kurnaz adamsın ha.
Önce oğlum sonra abim.
Sen ne diyorsun ya?
Ha?
Sen beni kendinle karıştırdın galiba.
Miran.
Derdin ne senin?
Benim öyle senin gibi hesaplarım yok Cihan Efendi.
Babamın da kararını şimdi öğreniyorum.
Ya yeter ya yeter. Yeter ya.
Abi sen bunu Azize'den kurtulmak için yapıyorsun değil mi?
He.
Öyle bir şey olmayacak.
Bu yüzden daha da girecek içimize.
Ne alakası var?
Abi.
Senin oğlunu yetiştirip büyüten Azize.
Onlar et ile tırnak.
Sen ayrılır mı sanıyorsun?
Cihan.
Abi
Senin oğlun babaanne diyerek büyümüş.
Sonra da ortaya çıktı ki zaten gerçeği de bu.
Sen şu an Azize karısının ekmeğine yağ sürüyorsun.
Tamam ver hisseni. Kime istiyorsan ver.
Ama o hisseyi kim yönetecek biliyor musun?
Yeter!
Bak fazla ileri gidiyorsun.
Abi.
Senin bu aldığın karar bizim felaketimiz olacak.
İnşallah demişti demezsin.
Bunları buraya koymayacaktım.
Her şeyi yanlış yerleştirmişler.
Ben yerleştirecektim.
Benden sonra kim katlayacak eşyalarını.
Oyuncaklarının etiketini kim sökecek.
Baban mı?
Görebilecek miyim seni bir kez olsun?
Sütümü verebilecek miyim?
Benden sonra
kim annelik edecek?
Kime anne diyeceksin yavrum?
[Telefon çalıyor]
Efendim annem.
Kızım.
Ne oldu anne?
Reyyan.
Ben Füsun'u öğrendim kızım.
Sana ettiklerini öğrendim.
Ne duyduysan yanlış duymuşsun.
Reyyan.
Anne bak.
Kim sana ne dedi bilmiyorum.
Ama...
Reyyan bana hiç kimse bir şey söylemedi.
Ben her şeyi biliyorum çünkü kendi kulaklarımla duydum.
Azize ile Azra konuşuyorlardı.
Füsun ile yüzleşmeye gittim.
Canını alacaktım onun ama
durdum.
Durdum
çünkü ben bundan önce seni hiç yalnız koymadım Reyyan.
Bundan sonra da koymaya niyetim yok.
Hele ki böyle bir zamanda.
Ben yanındayım kızım.
Yanındayım annem.
Bir şekilde halledeceğiz biz bunu.
Bir şekilde halledeceğiz.
Bir yolunu bulacağız.
Mutlaka bir yolu var.
Belki de bir mucize olacak Reyyan.
Kim bilir?
Ben
ölür müyüm kalır mıyım bilmiyorum anne.
Ama oğlum yaşayacak.
Onu öldürmeye çalışan herkese inat
yaşayacak.
Benim küçük mucizem olacak.
Bir onu biliyorum.
Baba.
Ya ben senin hisselerini falan istemiyorum.
Ben seni istiyorum.
Bizim sana ihtiyacımız var.
Öyle çekip gitmek yok.
Oğlum bak kararımı verdim.
Ben de kararını bir daha gözden geçirmeni istiyorum.
Oğlun olarak.
Oğlum.
Bak.
Ben
o kadınla karşılaşacağım herhangi bir yerde olmak istemiyorum ya.
Ya tamam o zaman karşılaşmazsın sen de.
Bir şekilde ayarlarız.
Yani bütün dert bu mu baba?
He.
Ayarlarız.
Ben ayarlamıştım zaten de
tahammül edemiyorum yüzüne bakmaya.
Dedim göndereyim dedim ama işte.
Baba.
Biz ölümden dönmüştük.
Niye?
Çünkü kin, nefret istemedik.
Hepsi bu baba.
Azize ile can ciğer olmadık ya.
He oğlum olmadınız can ciğer.
O yüzden mi Reyyan boynuna sarılıyor babaanne diye?
Yaptınız işe oğlum tercihinizi. Ben ne diyeyim ya?
Ya o nasıl söz babam?
Böyle tercih ne demek?
Reyyan sana ne kadar düşkün sen biliyorsun.
Sen
ya sen bizim için herkesten ötesin.
Biz senden vazgeçmedik, vazgeçmeyiz.
Sen eğer böyle anladıysan ben senden özür diliyorum.
Sakın oğlum.
Bak hele.
Siz ikiniz de benim evlatlarımsınız.
Canımsınız, canım.
Anladın?
Ne zaman baba desen, dara düşseniz
ben hep oradayım. Elim zaten hep üzerinizdedir ha.
Bu hayat boyu da değişmeyecek.
Ama hayat boyu değişmeyecek bir şey daha diyeyim sana.
O kadının olduğu yerde ben olmayacağım ya.
Anla oğlum beni.
Siz Zeynep Cankat
Sayın Fırat Aslanbeyi
eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?
Evet.
Siz Fırat Aslanbey
Sayın Zeynep Cankat hanımefendiyi
eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?
Evet.
Efendim siz de bu güzel izdivaça şahitlik ediyor musunuz?
Evet. Evet.
O zaman ben de Midyat Belediye Başkanlığı'nın
bana vermiş oldukları yetkiye dayanarak sizleri eş ilan ediyorum.
Allah utandırmasın.
Şuraya mı?
Efendim atmış olduğunuz bu imzalar ile
aile birliğinizi kurdunuz.
Hayırlı uğurlu olsun.
Teşekkür ederiz.
Annem.
Çok teşekkür ederiz.
Allah mesut etsin kızım.
Allah mesut etsin.
Sağ ol büyükana.
Sağ ol.
Hayırlı uğurlu olsun kızım.
Çok sağ olun.
En az dokuz çocuk beklerim ha.
Tebrik ederim.
Sağ ol Nasuğ Ağa.
Yalnız bırakmadınız.
Teşekkür ederiz.
Sağ ol büyükana.
Ben dediğini yaptım Fırat.
Sıra sende.
Karını alıp Aslanbey konağına yerleşeceksin.
Bunu yapmak zorundasın.
Füsun'u başka türlü durduramayız.
Yapacak mısın?
E siz çıkmamışsınız.
Önce hazırlıkları bitirmek istedik Reyyan Hanım.
E ne zahmet ettiniz? Ben yapardım zaten.
İzin gününüzde.
Estağfurullah.
Size bunları bırakıp boşu boşuna uğraştırmak istemedik.
Vallahi sağ olun ha.
Allah gönlünüze göre versin.
Amin.
Lütfü.
Hadi.
Çok konuşup da oyalamayalım daha fazla Reyyan Hanım'ı.
Şunu da oraya koy.
Hadi bakalım.
Bize müsaade Reyyan Hanım.
İyi, hadi bakalım. İyi dinlenin.
Teşekkür ederiz.
Görüşürüz.
Evet.
Şimdi sıra
sende Reyyan.
[Mesaj sesi]
Biliyorum, dalında güzeldir.
Ama kızma bana.
Umut, babasının annesine çiçek aldığını görmesin mi?
Albüme bunu da koy.
Geliyorum sürprizlerimle meleğim.
Bekliyoruz.
Şeyda! Çakır!
Ya bu çay nedir?
Sabahtan beri
ekmek, yumurta, süt, peynir yiyorum.
Akşamdan beri de
çay istiyorum, yaptılar.
Demek ki çay aşeriyorum, değil mi?
Değil mi?
Çaya aşermeyeceksin.
Bebeğin için ne faydalıysa ona aşereceksin.
O çayı al. Al o çayı.
Çakır gel al o çayı.
Al. Al git.
Hemen bir bardak süt getir.
Şeyda sen de
şeyi...
Ya Şeyda diye erkek adı mı olur ya?
O şeydendir heybetli bacım.
Anam kız beklerken
erkek olunca
Şeyda kalmıştır adım.
Bacın?
Senin bacını...
Kusura kalmayın.
Aferin, hadi aferin.
Vay, vay, vay.
Yeğenime bak ya.
Midyat'ta da kıyafet balosu oluyor ha?
Vay. Provadan geliyorsunuz.
Konak pek bir ıssız ama
maşallah neşenizden, keyfinizden, espirilerden hiç ödün vermiyorsunuz.
Çok şükür.
Prova değil.
İnanmazsınız ama gerçek.
Ben bugün bu güzel kadınla evlendim.
Evlendin.
E hayırlı uğurlu olsun.
E nikah yapıyorsun
halanı çağırmıyorsun.
Aslanbey.
Olsun, kanın sağ olsun.
Hoş geldin gelin hanım.
Ya ne?
Allah Allah.
Nikah yapıyorsun, çağırmıyorsun.
E el öpmeye de gelmediniz.
Hayırdır?
Karımı da alıp burada yaşamaya geldim.
Burada yaşamaya.
İyi ettiniz.
Senin yerin benim yanımdır.
Ne?
Nasıl böyle bir şey yaparsın?
Yanlış anladın Füsun Hanım.
Ben senin yanına gelmedim.
Kendi konağımda yaşamaya geldim.
Tanıştırayım.
Konağın yeni hanımı
ve gelini.
Karım
Zeynep Aslanbey.
Hah.
Hah.
Geçin.
Hoş geldin.
Ya sen nereden anladın benim geldiğimi?
Arabanın sesini duydum.
Biraz fazla mı güzel olmuşsun sen?
Bana mı çiçekler?
Banaysa versene elime.
Sana.
Sana ama
vallaha güzelliğinin yanında sönük kaldılar.
Ben böyle bir veremedim.
Eee.
Başlasın mı o zaman balayı kutlamaları?
Bunları suya koyayım.
Terasa çıkacağız.
Gel bak.
Valla beni heyecan falan bastı Reyyan.
Reyyan.
Ya sen ne yaptın böyle?
Hep sen sürpriz yapıyorsun.
Bu sefer ben yaptım.
Reyyan.
Ya bu çok güzel olmuş ama.
Bugün sadece balayımızı değil
başka bir şeyi daha kutluyoruz.
Hayırdır?
Başka ne kutluyoruz?
Doğum gününü.
Benim doğum günümü?
Tamam da bugün benim doğum günüm değil ki.
Biliyorum.
Gel oturalım şöyle önce.
Hani bana hayatımda sadece bir kez doğum günü kutladım.
O da mutlu sonla bitmediği için
bir daha kutlamadım demiştin. Hatırlıyor musun?
Evet.
Ben de sana bir söz vermiştim.
Ne olursa olsun
bu sene doğum gününü kutlayacağız demiştin.
Sözümü tutmak zorundaydım.
İyi ki doğdun.
İyi ki benim oldun sevgilim.
Sen de öyle.
Sen de.
Sen de iyi ki benim oldun.
Ama neden şimdi ben onu anlayamadım.
Doğum gününde belki yanında olamazsam
kutlayamazsam diye.
Reyyan.
Germe beni.
Yanında olamazsam ne demek ya?
İşte hani
Umut'un doğumuna falan denk gelirse
Bu mu senin düşündüğün?
E hastanede kutlarız.
Hem bakarsın benimle aynı gün doğar.
Bundan daha güzel hediye mi var?
Miran.
Sen
benim neden hiç doğum günü kutlamak istemediğimi biliyor muydun?
Çünkü ilk kez doğum günümü kutladığım gece
anamla babamın cansız bedenlerini avluya attılar.
Gerçi o hikaye de öyle değilmiş ama
biz de çocuk aklıyla...
Ben de zannettim ki ne zaman doğum günümü kutlasam
çok kötü bir şey olacak.
Ama sonra sen geldin.
Benim bütün korkularım geride kaldı.
Ben ilk defa
doğum günümü kutlamak istedim.
Çünkü biliyorum ki
kötü bir şey olmayacak.
Çünkü Reyyan'ım
yanımda.
Haydi o zaman.
Miran benim sana bir şey söylemem lazım.
[Kapı çalıyor]
Zehra.
Gel Handan, gel.
Ne oldu? Duyguların mı depreşti?
Bahar'a giydireyim diye
Reyyan'ın kıyafetlerini ayıklıyordum da.
Dana dün bebektiler.
Böyle bunların içinde tay tay yürüyorlardı.
Şimdi ikisi de gebe.
Sorma Zehra, zaman dediğin su gibi akıp gidiyor ya.
Öyle.
Zehra'm.
Dün ne oldu öyle?
Apar topar girdin mutfağa bir şey aldın gittin.
Ne aldın mutfaktan?
Ha.
Yok.
Şey.
Reyyan'ın bir makasa ihtiyacı olmuş.
Miran için sürpriz mi ne hazırlıyormuş.
Ona koşturdum hemen.
Makas diyorsun.
Evet, makas.
Koca konakta makas mı kalmamış Zehra?
Kalmamış ki benden istedi.
Neyin peşindesin Handan anlamadım.
Yok öyle merak ettim.
Ondan yani.
İyi, öğrendin işte.
Söyle meleğim.
Diyeceğin bir şey vardı.
Geleceğimizle ilgili.
Geleceğimiz demişken.
Reyyan.
Benim artık bu zarfı sana vermem lazım.
Normalde balayımızda verecektim.
Sürpriz yapmaktı niyetim ama
doğum günümde oldu.
Bu ne diyeceğim ama..
Zaten belli oluyor.
Aç. Sevdiğin şeymiş.
Miran.
Üniversite sınavına giriş belgen.
Artık nerede ne zaman olacağı da belli.
Çok çalışamadın ama
biz de kalan zamanımızı iyi değerlendiririz.
Olmadı en kötü
seneye girersin be ne olacak?
Miran.
Ben bu sınava...
Mutluluktan değil mi?
Mutluluktan de çünkü ben artık
ne yapacağımı şaşırdım yani
üzüleyim mi sevineyim mi...
Reyyan.
Canım benim, tamam.
Tamam, tamam gel hadi yıka yüzünü.
Tamam ben
ben yıkayacağım yüzümü.
Sen dur burda.
Bekle ama burda tamam mı?
Konuşmamız lazım, tamam mı?
Tamam hadi.
Cihan.
Ya ben sana bir şey anlatacağım.
Bak Umut ile ilgiliyse...
Yok.
Zehra ile ilgili.
Ne olmuş yengeme?
Bak şimdi bu dün
bir hışım mutfağa girdi.
Eline bıçak aldı gitti galiba.
Ben tam o sıra göremedim.
Sonra gittim demin sıkıştırdım onu sen ne aldın mutfaktan diye.
Reyyan'a makas lazımmış dedi yalan söyledi yani.
Bir şey saklıyor belli
ama ben anlamadım geleyim sana danışayım dedim.
Füsun'u öğrenmişse...
Neyini öğrenecek ki Füsun'un?
Bu
Reyyan zehirlendiydi ya
Cihan dur bağırma, niye bağırıyorsun?
Herkes duyacak.
Ya kim duyarsa duysun, niye bağırmayacağım? Ne olacak?
İşte Reyyan'ı zehirleyen de
o suçsuz sabinin ölmesine sebep olan da
Füsun Aslanbeymiş.
Bir de hatırlıyorsun beni suçluyorlardı.
Cihan bizim evladımız da onun elinde. Bu ne biçim insandır?
Ne insanı ya? Şeytan o şeytan. Şeytanın ta kendisi.
Hem annesini zehirleyeceksin
hem de karnındaki bebeği öldüreceksin.
Peki sen nereden öğrendin bunu?
Azize'den duydum.
Azize konuşuyordu.
Hatta yengem de oradaydı o da duydu.
Zehra biliyor?
Ha Zehra yengem de oradaydı?
Seni öldüreceğim Füsun Aslanbey.
Yeminim olsun.
Şerefim onurum üstüne hamd olsun seni öldüreceğim.
Miran ne oluyor?
Gideyim bakayım ben o zaman.
Miran, Allah aşkına dur bak.
Miran, dur. Dur.
Dur.
Sen biliyordun değil mi?
Neyi?
Füsun
Füsun'un yaptığını
biliyordun.
Füsun neyi yaptı?
Reyyan.
Sen yalan söyleyemiyorsun bir tanem.
Hiç boşuna uğraşma.
Seni zehirleyenin Füsun olduğunu biliyordun.
Değil mi?
Bizim bebeğimizin katilinin
o olduğunu...
Onu öldüreceğim.
Öldüreceğim.
Geri dönüş yok, ben onu öldüreceğim.
Miran, hayır.
Yapmayacaksın bir şey bak oğlumuzu düşün.
Hayır, Umut'u düşün. İçeri gir.
Hayır, Umut'u düşüneceksin. Bir şey yapmayacaksın.
Arabayı getirin çabuk.
Ya çabuk arabayı getirin.
Miran dur, ne olursun dur.
Reyyan. Reyyan içeri gir.
Yok. Seni almadan girmeyeceğim içeri. Gel.
Reyyan.
Lütfen içeri gir.
Miran, olmaz. Ne olursun gel evimize.
Ya anlamıyor musun? Ben bununla yaşayamam.
Ben buna dayanamam.
Benim yüreğim yanıyor, yüreğim.
O kadın benim evladımı aldı.
Ben o kadını öldüreceğim.
Ya benim içim yanmıyor mu sanıyorsun?
Ama bak geride bir evladımız daha var.
Ona bunu yapamayız.
Onu düşünmek zorundayız Miran.
Lütfen.
Hayır.
Reyyan.
Miran, hayır.
Reyyan lütfen içeri gir. Birlikte gireceğiz, içeri gel ne olur.
Reyyan, lütfen içeri gir.
Miran gitme.
Reyyan, Allah'ını seviyorsan içeri gir.
Eğer o Füsun denen karıyı öldüremezsen
sen de adam değilsin Miran Efendi.
Oğlumu benden alacaksın öyle mi?
Yiyin birbirinizi.
Dur, olmaz.
Olmaz.
Umuta bunu yapamazsın.
Onu babasız bırakamazsın Miran.
Onun sana ihtiyacı var, katil olmayacaksın.
Duydun mu?
Annesiz kalacak bir çocuğu. bir de babasız bırakamazsın.
Yapamazsın. Evladımı tek başına bırakamazsın.
Ya Reyyan sen
ne diyorsun? Ne saçm...
Saçma sapan.
Ya annesiz ne demek? Annesiz ne demek?
Oğlumla sen bu hayatta baş başasınız Miran.
Birbirinize sıkıca tutunmak zorundasınız.
Çünkü
Çünkü?
Çünkü ne? Delirtme be...
Çünkü ben ölüyorum.
Ölüyorum.
Ne?
[Jenerik]
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.