Afrikaans
Akan
Amharic
Armenian
Basque
Belarusian
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Zulu
Köktenci Son Zaman Azizleri, Mormon Kilisesi'nin marjinal bir koludur. Çok eşliliği, çocuk yaşta evlilikleri ve gizlilik perdesi ardında gizlenmiş kült davranışlarını uygularlar. Amerika'da yaklaşık 10.000 üyeleri vardır.
İzleyeceğiniz hikayede, gerçek olaylardan ilham alınmıştır.
Ruhlarınız cennette sevinsin.
Sizi bu ölmüş ruhlar adına
vaftiz ediyoruz.
Bu ölü ruhlar, bedenini bir
kılıf gibi kullanarak cennete girsin.
Bu görevi atayan Kral Emmanuel'e
sonsuz övgü marşları söylesinler.
Ve Mahkumlar serbest kalsınlar diye
onları zindanlarından kurtarmamızı sağla.
Diğer kızlar nerede?
Fazla vaktimiz kalmadı Elise.
Patricia Whitlock.
Patricia Whitlock.
Eleanor Golding.
Eleanor Golding.
Heidi Crowe.
Heidi Crowe.
Bu çok uzak.
Büyüklerin arasından yeni geldim.
Hepsi aynı fikirde.
Larue.
Bana yardım et!
Bana yardım et! Bana yardım et! Yardım...
ŞEYTÂNİ
10 YIL SONRA
Türkçe'ye çeviren; ufukbaba İyi seyirler dilerim.
Adımla.
Ya da ayak uydur.
Tamam, sonra görüşürüz..
-Günaydın güzelim. -Günaydın.
Yeni parça mı? Nasıl gidiyor?
Gidiyor işte.
Bu, bugünkü sen misin?
Ah, bu sabahki.
Öğleden sonra uğraşı bahçede olacak sanırım.
Tamam.
Çok şirin.
Bu geceki işe ne dersin?
- Hmm. - Bu nedir?
Ah, bilmiyorum.
-Acıyor mu? -Ah!
Bilmiyorum, sadece...
Hey, dur.
- Bilirsin. - Hmm?
Biraz daha kalmaya ikna olabilirdim.
Şimdi değil.
Çok yorgunum. Duş almadım.
-İğrençim. -Hayır, iğrenç değilsin.
Muhteşemsin.
Hayır.
Tamam. Güzel. Ah...
gitmeliyim.
Akşam yemeği için bir şeyler getiririm.
Seni seviyorum.
Ben daha çok seviyorum.
Balım?
Hey Elise! Canım! Hey, hey.
Dur! Elise!
İyisin.
Hayır, hayır, hayır. Ben... az önce bahçedeydim.
Az önce bahçedeydim. Az önce bahçedeydim.
Az önce bahçedeydim. Ben...
-Az önce bahçedeydim. -Hey, hey, iyisin.
Sorun yok bebeğim. Tamam.
On yıldır hafızamla ilgili herhangi bir sorun yaşamadım.
Her uyandığımda,
Ya kendimi tamamen küçük düşürür...
kendime zarar verirdim...
...ya da daha kötü bir şey olurdu.
Başka bir şey mi oldu?
Geçen sabah garajdaydım.
Ve korkunç bir şeyin kokusunu aldım.
Ve bir şey buldum.
Komşumuzundu.
O zavallı küçük köpeği öldürmüşüm.
Böyle yaşayamam.
Elise, sana karşı dürüst olacağım.
Bölümler daha uzun sürüyor ve
daha şiddetli hale geliyor gibi görünüyor.
Durum düzelene kadar hastaneye yatırılmanı,
düşünmeye çok yaklaştık...
Nasıl, bir kurum gibi mi?
Hayır, ben... Bunu yapamam.
Hayır, ben... Bunu yapmayacağım. Hayır.
Deneyebileceğimiz son bir şey daha var.
Biliyor musun, kilisedeki deneyimlerinin
çoğunu hatırlayamamanın bir nedeni var.
Zihnin seni korumak için bu anıları bastırıyor.
Ama neden anılardan bazılarını?
Yediğim yemeği ve söylediğim şeyleri hatırlayabiliyorum
ama insanları, isimleri ve yüzleri düşünmeye çalıştığımda,
her şey boş.
Neden bazı anıların net olduğunu, bazılarının
ise kaybolduğunu bilmiyoruz.
Bu kesintiler...
bu çözülmemiş travmanın
yüzeye çıkmasının bir şekli.
FLDS'den ayrılan diğer hayatta kalanlar,
birçoğu benim hastam, ve onların da benzer deneyimleri oldu.
Şimdi bana cinsel istek eksikliğin hakkında söylediklerini düşün.
Adam'ın bıktığı şey.
Yani bencil değildir ama herkesin bir sınırı vardır.
FLDS içinde katı bir şekilde yetiştirilmeniz
cinselliğinizdeki bu baskının oluşmasına neden oldu.
Bu alışılmadık bir durum değil.
Ve buradaki en önemli şey bile değil...
ama geçmiş travmanın ortak bir göstergesi.
Bu baskılar hayatında bu
sorunlara neden oluyor Elise.
Ve bu sırları ortaya çıkarman gerekiyor.
Alternatif bir terapi yöntemi denemek isterim.
Eski kilisenden birkaç şifacı buldum.
Haventon'ın hemen dışında bulunuyorlar.
Ve onlarla iletişime geçmek isterim.
- Ne? - Evet.
Bu sorunu kaynağında çözmek gerektiğini düşünüyorum.
Travmanın başladığı yerden.
FLDS'ler mi?
Fundamentalist şifacılar mı?
Seni Mormon kilisesinden kovan
aynı homofobik, çok eşli ucubeler.
Seni sadece onların yanına koymak istemiyor, aynı
zamanda sana halüsinojen vermelerini de istiyor.
Evet biliyorum. Bu delilik.
Datura kökü nedir?
Görünüşe göre ayahuasca'nın yerel versiyonu gibi.
"Datura, Yerli Amerikalılar tarafından yüzyıllardır
vizyonları teşvik için kullanılmıştır".
"Modern kullanımın MS e yardımcı olduğu söyleniyor".
Seni geri göndermenin nasıl bir faydası
olabileceğini anlamıyorum. Bu insanlar deli.
Evet ama ya sırf hastaneden uzak durmak için bunu yapmak zorunda kalırsam?
Daha önce hiç böyle uyuşturucu kullanmamıştım.
Eğer çıldırırsam ya da başka bir şey olursa ne olur?
Hey. Dinle.
Bunu çözeceğiz, tamam mı?
Tek başına yapmak zorunda kalmayacaksın
ve herhangi bir deli evine gitmeyeceksin.
Bu senin seçimin.
Ama eğer yapmaya karar verirsen...
Seninle olacağım..
Tamam?
Elise?
Balım?
İyi misin?
Bunu artık yapamam.
-A ah. Bana ver -Ah evet.
Gwen ile dönüşümlü sürersiniz.
Evet, eğer buraya gelirse.
Başka birine ihtiyacımız olduğundan emin misin?
-Bunu halledebilirim. -Evet biliyorum.
Ama üzerinde fazladan baskı olsun istemiyorum.
Orada başka birinin olması iyi olabilir.
Üstelik O da teklif etti...
Hımm.
Bakın kim ortaya çıkmaya karar verdi.
Hey, kusura bakma geciktim.
Merhaba bebeğim.
Geldiğin için teşekkürler. Çok anlamlı.
-Aman Tanrım, elbette. -Selam Gwen.
Geleceğini bilmiyordum.
Bu hafta sonu katılacak bir kristal kongresi
falan yok mu? Sanırım bunu anladık.
Oh, oh, yani siz ayık olarak,
FLDS fanatiklerine mi güveniyorsunuz?
İyi yakaladın.
Bu yüzden temiz kalacağım ve herkesin
iyi durumda olduğundan emin olacağım.
Kapiş?
O halde, gemiye hoş geldiniz refakatçi.
Ay yükseliyor. Eller tutulmalı.
Bu gösteriyi yolda yapalım diyorum.
Gidelim mi?
Hadi!
Geçen geceki kulağa biraz sert geliyor.
Parmaklarımı sanki peynir rendesine sürtmüşüm gibi hissettim.
Ama bunun dışında her şey yolunda.
Şifacılar onaylandı.
Haventon'da saat tam 19:00'da.
Oluyor.
Vay.
Şuna bakın.
-Durmalı mıyız? -Hayır, vaktimiz yok.
İyi olurlar.
Günaydın anne.
Saçına ne yaptın?
Kestirdim. Hoşuna gitti mi?
Küçük bir çocuğa benziyorsun. On yaşında bir çocuk gibi.
Bir erkeğe benzemezsen nasıl evleneceksin?
Arkadaşın Jacob'ın geçen hafta üçüncü karısını aldığını duydum.
-Anne. -Ve işte karşımdasın. Bekar.
Hala.
Bu nedir?
Yeni hastamız.
Artık hizmet vermiyoruz, mesele bitti.
Anne, bak.
Bu Elise.
Elise Decker.
Öyle olması gerekiyor.
Cennetteki Babanın açık bir eylemi.
-Bize sesleniyor. -Hayır.
Onu hatırlıyorum.
Çok güzeldi.
Nazik bir kız.
Ve eğer ihtiyacı varsa, o zaman yardım etmeliyiz.
Çünkü o benim hatamdı...
Sessizlik!
Cennetteki Baba'ya karşı görevini yaptın.
Onun türü burada yardım bulamaz.
Konu kapanmıştır.
Daha ne kadar var?
- "Yoksa geldik mi?" - Kapa çeneni.
Sanırım onu burada görüyorum.
İşte bu.
Burası Haventon.
Pekala.
Sanırım daha az orman ve daha
fazla kasaba bekliyordum ama...
tamam.
Nasıl burada olabilir?
Oradan geçen bir nehir vardı.
1910'da taşmış ve tüm binaları silip süpürmüş.
Ya da bana öyle söylendi.
Vaftizhane, bir şekilde...
kurtulan tek yermiş..
Tamamen aynı.
Bence herşey güzel olacak♥, Elise.
Kendinle, egonla ve seni rahatsız eden şeylerle yüzleşmek.
Bilirsin, maruz kalma terapisi. Bu gerçek bir şey.
Gerçekten işe yarayabilir.
İyi misin?
Evet.
Bunların hepsi biraz yoğun.
Sen ve ben adım adım ilerleyeceğiz.
Tamam.
O zaman sanırım bagajı tek başıma açacağım.
Çılgınca.
Berbat kokuyor.
Nedir?
Bu...
vaftiz su havuzu.
Bilirsin, seni suya batırmak...
seni Cennetteki Baba'nın rahatlatıcı
ellerine teslim etmek gibi bir şey.
Her biri onların
Dert etme.
Mormonlar öldüğünde seni yakalar.
Bekle, bu ne anlama geliyor?
"Bir insan sudan ve Ruh'tan doğmazsa...
Tanrı'nın krallığına giremez".
Şansını kaybettin.
Mormon kilisesinde vaftiz edilmemişsen,
onların cennetine giremezsin.
Yani ölen kişilerin isimlerini kabul ediyorlar.
Mormon olmayan arkadaşlar.
Anne Frank favori.
Daha sonra yaşayan bir kişiyi vekaleten vaftiz
ederek bu zavallı ruhları kurtaracaklar.
Yani, yaşayan bir insanı vekil vücut olarak suya daldırıyorlar ve bu
ölen birini cennete sokmak için mi?
Ölüler için vaftiz bebeğim.
Bu insanlar rıza diye bir şey duymamışlar mı?
Tanrım.
Bazı anıları mı hatırlatıyor?
Pek çok şey bulanık.
Yetiştirilme sürecimin bazı kısımlarını hatırlayabiliyorum...
Babamın toplumun ileri geleni
olduğu için çok katı olduğu gibi ve...
bunun ondan beklendiğini.
Annemin ona çok itaatkar olduğunu.
Ve hatırlayabildiğim son şeylerden biri de vaftizim.
Bu, bazı nedenlerden dolayı o gece her
zamanki gibi kasabada değil de burada yapıldı.
Bunun nasıl bir şey olduğunu hayal edemiyorum.
Hayatının bir kısmını bu yüzden kaçırmak.
Çoğunu hatırlıyorum.
Ama...
Odanın etrafına baktığımda...
Hiçbir yüz göremiyorum.
Orada kimin olduğunu bilmiyorum.
İsa.
Rahatsız edici, değil mi?
Bu arada, ımm...
başka bir yer keşfedebilir miyiz acaba?
Sen git.
Bir dakika daha kalacağım.
Emin misin?
Maruz kalma terapisi, değil mi?
Ben iyiyim.
Tamam.
Mümkün değil.
Beni takip et!
Elise!
Çabuk!
Elise!
Geliyorum baba!
Seni tanıyorum.
Elise!
Anne?
İsmimizi yanında taşıyorsun.
Mormon olmayanlarla, ancak ne yaptığını
bilen biri ilgilenebilir.
Bu işi bitirelim hadi.
Senin arkadaşın mıydı?
Sanırım.
Sanırım adı...
Clara?
Kafam şu anda eritme potası gibi.
Bir sürü anılar akın ediyor.
Bütün bunların hâlâ burada olduğuna inanamıyorum.
Hmm.
Umarım bu daha fazla şeye yol açar.
O zaman gelmemiz iyi oldu.
Evet.
Kamp kurmalıyız.
Hey.
Her şey yolunda mı?
Evet.
Hipster olayını bir hafta sonu yapmasan da normal
bir insan gibi el feneri getirsen olmaz mıydı?
Gazyağı ışığı daha kalitelidir.
Bu ne anlama geliyor?
Spotify yerine plak dinlediğini düşün.
-Tanrım. -Yani.
Biliyor musun, aslında göremiyorum.
- Hı-hı! İşte başlıyoruz. - Mm-hmm.
-Elbette. Yani bu çubuğa giriyor... -İşte.
...buna.
Tam zamanında.
Sen Hyrum olmalısın.
Mesajlaşıyorduk, ben Elise.
Beni hatırlamıyorsun.
Hayır, üzgünüm.
-Ben... -Hey.
Ben Adam'ım. Bu Gwen.
Ah, bu benim annem...
Rahibe Jessop. O...
Ona Alma diyebilirsin.
Ekipmanlarımızı toplamaya gideceğiz. Sizinle içeride buluşuruz.
Teşekkürler.
Buna hazır mısın?
İsimlerin okunduğunu hatırlıyorum.
Ve suda üşüdüğümü, ve sonra...
Bu kesintiler hayatımı mahvediyor.
Umarım bu işe yarar.
Yapacağım şeyden korkuyorum.
O kadar çok şey yaşadın ki.
Ama sen bizi doğal düzenin
şifacıları olduğumuz için çağırdın.
Gerçek Mormon inancının takipçileri kurucumuz ve Peygamberimiz
Joseph Smith tarafından ortaya konan ilkelerin
gözetilmesi gerekiyor.
Temel ilkeler, psikedeliklere olan inançtır.
Evet söyledikleriniz doğru.
Ancak Joseph Smith'in kendisi klasik bir şamandı.
Bu sayede, din değiştirenlere Tanrının vizyonlarını vaat etti.
Entheojenle aşılanmış ayinlerin kullanımından başka?
Bu sözü yerine getirmenin en iyi yolu ne olabilir ki?
-Halüsinojenler. -Evet anladım Gwen.
Bu da ilk Mormonların neden meleklerle ilgili
vizyonlar ve ruhsal coşkular yaşadıklarını açıklıyor.
Uyuşturulmuşlardı.
Bunu neden daha önce duymamıştım?
Peki...
bana dikkat etmiş olabilirsin.
Ben...Afedersin?
İlkokulda...
Spring Creek'te senden iki blok ötede oturuyordum.
Hatta bir keresinde sana çam fıstığı tatlısı bile hediye etmiştim.
Ben... Özür dilerim, o zamandan pek bir şey hatırlamıyorum.
Hyrum...
lütfen.
Ne yazık ki, kilise her zaman çekingen davranıyor
dışarıdan gelen önyargılardan dolayı bu tür cihazları
yasakladılar, atalarımın kendi yollarını seçmelerini istediler,
Peygamberimizin kurduğu
gerçek iman yolunu.
Günümüzde görevimiz, ihtiyaç sahiplerinin denge ve
rahatlama bulmalarına ya da rahatsızlıklarını gidermelerine
geleneksel olmayan, ilaçlar
kullanarak yardımcı olmaktır.
Banotu, Datura kökü.
Hepsi Cennetteki Babamızın adına.
Sana ferahlık gelmesi için, elimizden gelen
her şeyi yapacağımıza güven...
Elise.
Ne yapıyor?
Ruhumuzu sana sunuyoruz.
Datura ilacı güçlü bir halüsinojendir.
Bu sizi ruhsal bilincin değişmiş
bir durumuna götürecektir.
Ancak kendiniz hakkında ne öğrenmek istediğinizi bilmelisiniz.
Ne kadar sürer?
Birkaç saat.
Etkilerini yakında hissedeceksiniz.
Daha sonra rüya durumuna alınacaksınız.
Ama gün ağarırken geri döneceksiniz.
Rahatlamaya.
- Rahatlamaya - Rahatlamaya
İyi misin?
İlaçla kavga etmeyin.
Onu dinleyin.
Dünyasına girin.
Ruhlarla ve Rabbimiz ile iletişim kurun.
Çok hastayım.
Ne hissetmem gerekiyor?
Herkes farklıdır. Herkes farklıdır.
Bana bak.
Nefes al. Nefes al.
Bazı insanlar coşku hisseder.
Bazıları tedirginlik.
Bazıları kıyametin yaklaştığını hisseder.
Bunu yapamam.
Yapamam.
Ben kahrolası bir sahtekarım.
Vizyonlara hoş geldiniz.
Her duyguyu kucaklayın.
Temel anlayışınızın derinliklerine ulaşın
ve benliğinizi hissetmenize izin verin.
İyi misin?
Bilmiyorum.
Vay!
Hey!
Sorun ne?
Geliyor.
Kim?
Yakında burada olacak.
Sana gösterecek.
Bana neyi gösterecek?
Her şeyi.
-Elise, ne oldu? - İçi yırtılmış olmalı.
İçi yırtılmış derken ne kastediyorsun?
-Ben... Ben... Bilmiyorum! -Kendimi iyi hissetmiyorum.
-Bir şeyler doğru değil. -Anne! Anne, yardım et.
Elise, iyileşeceksin.
Her şey yoluna girecek.
Ne yapıyorsun?
Bir yanlışı düzeltiyorum.
-Dokunmayı bırak. -Bırak yapsın...
Siz Cennetteki Babanın bir aracısınız.
Anne.
Sessizlik.
Bunu ondan çıkarmalıyız.
Artık bunu ondan çıkarmalıyız.
Ondan ne çıkaracaksın?
Elise, nefes al.
Nefes al.
Bir şey söyle.
Elise.
İçinde birisi var.
İyisin. Biz buradayız.
Nasıl hissediyorsun?
- Elise? - Tamam. Ben iyiyim.
Aslında hissediyorum...
daha iyi.
Farklı.
Hastalığın artık seni rahatsız etmemeli.
Teşekkür ederim.
İkinize de.
Artık burayı terk etmelisiniz.
Kötülük burada, Hyrum.
Ve bu benim taşımam gereken bir yük.
Benim yüküm.
Kahretsin. Saat kaç?
Neredeyse öğle vakti.
Ne? Kahretsin.
Bekle, Elise nerede?
Kendi başına gitmesine izin vermedin, değil mi?
Takılma buna.
Tam orada.
O iyi mi?
Açıkçası?
Bilmiyorum.
Dün gece neydi öyle?
Altıma sıçıyordum.
Bir şey öğrendin mi?
Görünüşe göre...
Ben egoist bir canavarım.
Hepimiz öyle değil miyiz?
Sabah. Hey.
- Nasıl hissediyorsun? - Kendimi iyi hissediyorum. Evet.
Gördün mü? Başından beri ne dedim?
- Mistisizmi benimseyin. -Gözlerin çok net.
Sanki bunca yıldır midemde bu ağırlık vardı.
Bu... çok fazla korku ve strese neden oluyordu ve
bayılmalarla bir ilgisi olduğunu biliyordum.
ve şimdi gitti.
Balım. Bu muhteşem.
Hmm.
Seni bir doktora götürelim mi?
Yani dün gece senden çıkan şeyler.
Üzgünüm. Bu konuyu gündeme getirmek istemiyorum.
-Ben sadece.. -Hayır, öyleydi, ımm,
Cidden ortalık karışmıştı.
Ama açıkçası kendimi harika hissediyorum.
Yıllardır sahip olduğum en iyi şey gibi.
Emin olmak için döndüğümde gidip bir
doktora görüneceğim. Söz veriyorum.
ufukbaba©
Doğrusunu söylemek gerekirse bu beklediğimden de iyi.
Gitmeli miyiz?
Yavaşla. Burbon saatine
yakın olmadığını biliyorum ama...
-kutlamamız lazım. -Ne?
Buna hazır mısın?
Siktir et.
Geri döndüğümüzde bunu yapamaz mıyız?
Seninle çok gurur duyuyorum.
Bunu hak ediyorsun.
Seni seviyorum.
Ben daha çok seviyorum.
Elise'e ve iyileşmesine.
-Şerefe. -Şerefe.
Bu Datura birkaç anıyı canlandırdı.
Unuttuğum şeyler.
Ne gibi?
Şey...
Bize her şeyi anlatabilirsin.
Tamam.
Clara.
Daha fazla ayrıntıyı hatırlıyorum.
Hangi ayrıntılar?
O, Piskopos'un kızıydı.
Ve biz...
biz arkadaştan daha fazlasıydık.
Ben... Sanırım bu cinsel bir şeydi.
Bekle. Sen...
Piskoposun kızıyla mı yattın?
Sanırım. Bilmiyorum.
Bekle.
Bekle, ne oldu kızım? Dökül bakalım.
Onu düşündüğümde...
tek hissettiğim...
Bilmiyorum.
Şey, hisler...
seks.
Bu yüzden mi seninle bu konuda sorun yaşıyoruz?
Yani bizimle mi?
- Ne? - Anladın sen onu.
Bu yüzden mi sen ve ben artık seks yapmıyoruz?
Adam, bunu daha sonra konuşabilir miyiz?
Sakladığın başka sırlar var mı?
Bu senin için olduğu kadar benim için de sürpriz.
Çocuklar, belki de yürüyüşe çıkmalıyım.
Yıllardır bana bir kez bile bakmadın.
Attığım her pas boşa gidiyor.
Her biri.
Sanki beni öpme düşüncesi seni utandırıyor.
- Bu doğru değil. - Ve şimdi öğrendim
Sekse o kadar meraklısın ki kiliseden atılmışsın.
Ben öyle demedim, seni pislik!
Ben yürüyüşe çıkacağım.
Hayır, kal.
Ben gidiyorum
Bok.
Nereye gidiyoruz?
Hadi!
Çok şükür.
Harika değil mi?
Ve bak.
- Elise. - Tanrım.
Dinle, ne olduğunu bilmiyorum.
Hayır, hayır, hayır, bekle, bekle, bekle. Dinle...
Orada ne yaptımsa çizgiyi aştım.
Tamam mı? Ben...
Eşyaların, geçmişin, senindir.
Yargılamak ya da güvensiz hissetmek bana düşmez.
Bu benim hatamdı ve acısını senden çıkardım. Ve ben bir salağım.
Doğrusunu söylemek gerekirse, kendini daha iyi hissetmene sevindim ve...
Umarım beni affedebilirsin.
Elise.
Hey.
Bir şey istiyorum Adam.
Ne istersen
Ne yapabilirim?
Bu benim için, senin için değil.
Kahretsin.
Merhaba?
Merhaba?
Ah, Elise, seni yaramaz kız.
Hey!
Hey!
Bana yardım edin!
Birisi kapıyı açsın!
Yardım edin!
Kahretsin. Bok.
Cennetteki Babamızı hissediyor musun?
Bırak beni!
Bırak beni!
Bırak beni!
-Bana yardım et! -Gwen, buradayız!
Tamam. Sen iyisin.
Ne oluyor lan?
Tanrım, bu gerçekten beni çok korkuttu.
Buradayız, tamam mı?
Orada ne gördün?
Bilmiyorum. Şey...
Hiçbir şey, hiçbir şey. Ben sadece...
Ah, Tanrım, aklımı kaybediyorum.
Hayır, hayır, kimse aklını kaybetmiyor.
Hepimiz iyiyiz.
Hadi gidelim.
Çocuklar, bu da ne?
Hiçbir yolu yok.
Bunun kafasına şiş geçirilmiş.
Bunun kafası ezilmiş.
Birisi bizimle dalga geçiyor.
Gördünüz mü? Hiç bir şey.
Kesinlikle Akü. Birisi dün gece ışıkları açık bırakmış olmalı.
Dün gece ışıkları açık bıraktın.
AAA'yı arayalım.
Şunu düzeltelim de gidebilelim.
Hayır, hiçliğin ortasındayız.
Buraya gelmeleri sonsuza kadar sürer.
Hyrum'u arayabiliriz.
Ha?
Cidden? O tuhaf adamı aramamı mı istiyorsun?
Ben ararım.
Herkesten daha yakın olması gerekiyor ve
eminim ki yardım etmekten mutluluk duyacaktır.
Harika fikir.
Ne kadar erken o kadar iyi.
Hmm.
En az yarım saat çalışır durumda bırakmalısınız.
Bu yollardan birinin kenarında oyalanmak istemezsiniz.
Dinle, bilmelisin ki,
Annem sana yapışan bir ruh gördüğünü itiraf etti.
Çok çaba harcadı ama sonunda kaldırdı.
Affedersin?
Bunu hissedebiliyorsun, değil mi?
Onun hastalığı oynanacak bir şaka değil.
Bu şaka değil.
İçinde yaşayan bir ruhu uzaklaştırdı.
Dinle, sanırım gitme vaktin geldi.
Gitmelisin.
Mm-hmm.
Hepinize aynısını yapmanızı öneririm.
Çünkü o şey her ne idiyse...
artık istediğini yapmakta
serbest....
Zaten yapılana bir bakın.
Hyrum...
Bunun kulağa tuhaf geleceğini biliyorum ama...
Spring Creek'ten Clara adında bir kızı hatırlıyor musun?
Buradan gitmelisin...
mümkün olan en kısa sürede.
Bu adam tam bir pislik.
Muhtemelen kampı toparlamalıyız.
Etrafa son bir kez bakmamın sakıncası var mı?
Elise, hemen gitmemiz lazım.
Hyrum arabayı yarım saat çalıştırmamız gerektiğini söyledi.
Muhtemelen buna gerek kalmayacak.
Bunun kulağa çılgınca geldiğinii biliyorum...
ama Clara'ya ne olduğu hakkında daha fazlasını öğrenmem gerekiyor.
İlk defa geçmişime dair anılarımı hatırlıyorum.
Kim olduğunu bilmemek nasıl bir şey biliyor musun?
- Elise. - Lütfen?
Karanlık çökmeden yola çıkacağız, söz veriyorum.
Kilisenin doğru olduğuna dair
tanıklığımı sunmak istiyorum.
Bu günah büyük...
ama sadık yaşanmış bir hayat karşılığında
Telestial Krallık'ta af diliyorum
Cennetteki Babamız ve Peygamberimiz Warren Jeffs'e.
Ben... bunun için yalvarmalıyım...
çünkü başka yolu yok.
İsa Mesih adına,
bunları söylüyorum.
Amin.
Teklifimi kabul et.
Aileme huzur ver.
Clara, sana ne oldu?
Döndüm anne.
Mormon olmayanlar konusunda haklıymışsın.
En ufak bir şeyleri bile yok...
Anne!
Ah, hayır, hayır, hayır, hayır!
Ne yaptın?
Hayır ne yaptın? Sen ne yaptın?
Tamam, iyileşeceksin.
İyi olacaksın.
İyi olacaksın.
Amca, annem çok kötü yaralandı.
Aileni topla, çabuk gel.
Tamam.
İşte burada.
Adam sen dönene kadar kampı toplamama izin vermedi.
Artık gidebilir miyiz lütfen?
İyi misin?
Bir dakikalığına yalnız kalmaya ihtiyacım var.
Onunla konuşmam lazım.
Onunla konuşmam lazım! Şimdi!
Neden?
Cadı güçleniyor Hyrum...
ve ev sahibini geri alacak.
Neyden bahsediyorsun? Hangi cadı?
Kaldırdığımız ruh. Larue.
Larue'mu? Larue kimdir?
Bize onun Haventon'dan bir yerleşimci olduğu söylendi...
Kilisenin sadık bir üyesi ve genç kadınların akıl hocası.
Diğer yerleşimciler bunu bilmiyordu,
ancak doktrine ve antlaşmalara olan derin bağlılığı
bir cadının hastalıklı zihnini maskeledi.
Cesetler asla bulunamadı.
Onları tüketti.
O gece, büyük-büyük-büyükbaban
ve arama ekibi
genç kızlardan geriye kalan tek şeyle geri geldi.
Son nefesinde...
Larue, ölümün bile kiliseden intikam
almasını engellemeyeceğine söz verdi.
Elise'in ölü ritüeli için vaftizini
Haventon'daki eski vaftiz havuzunda gerçekleştirdik.
Kendi tapınağımızı onun günahıyla kirletmemek için.
Yaptığı şeyden dolayı Elise adlı kızı utandırmak
için cadının adının söylenmesini sağlayan bendim.
Cadının onu ev sahibi olarak kabul edeceğini bilmiyordum.
Ve şimdi Larue onu tekrar sahiplenecek.
Alma.
Sorun ne?
Anne?
Hayır anne.
Hayır.
Hayır, hayır. Hayır.
Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır.
Gitmemiz gerekiyor. Yaklaşık bir saattir orada. Ne yapıyor?
- Bir şey söyle. - Takma kafana.
Yakında ayrılıyoruz.
Adam.
-Adam. -Bir saniye bekle.
Hey.
Sadece kontrol ediyorum
Her şey yolunda mı?
İyiyim.
Ah.
Gwen biraz tuhaflaştı.
Yola çıkmamız gerektiğini düşünüyor.
Evet, tamam.
Elbette.
Adam...
Teşekkür ederim...
Bugünkü desteğin için.
Garip bir istek olduğunu biliyorum.
Bu kadar berbat olduğum için üzgünüm.
Hayır. Hayır, hayır, hayır. Eğer bir şey olursa...
Özür dilemesi gereken kişi benim.
Belki daha fazla hatıranın aklıma geleceğini
düşünmüştüm. Ne demek istediğimi biliyorsun?
Bir çeşit kapanış gibi?
Evet.
Hayır, ben... anladım.
Ve...
Umudumu kaybettiğim için tekrar özür dilerim.
Korkunç bir sarhoşum.
Kabul ediyorum.
Seni seviyorum.
Ben daha çok seviyorum.
Ah...
Hızlıca bir toplama yapıp arabaya yükleyebilir miyim?
Tamam.
Tanrım, Gwen.
İnsanlara gizlice yaklaşmanın zamanı değil.
Bütün bu zaman boyunca burada sabırla oturuyordum.
Sadece bekliyorum.
Sonsuza dek beklemek.
Yapmamı istediğin şey nedir?
Aman Tanrım, bu çok fazla. Tamam. Ben...
Ben... işim bitti. Daha fazla beklemeyeceğim.
Gwen, elimden gelenin en iyisini yapıyorum.
Lütfen sakinleşmeye çalış.
- Tanrım. - Hey, hey, hey.
Hey...
neredeyse vardık.
- Hayır. - Ah.
Elise sağlıklı ve daha
iyi olduğunda onu bırakacaktın.
Dört ay daha beklemeyeceğim.
Gwen, 24 saatten az zaman oldu. Bu...
Elise, dinle beni.
- Nasıl yapabildin? - Beni dinle.
-Benden uzak dur. -Kahretsin.
-Ne yaptık biz? -Adam, dur.
Elise. Elise.
Yalnız olduğumuza emin misin?
Sürüsünden ayrı bir çoban gibi yalnız.
Seni seviyorum.
Geç kaldığım için üzgünüm. Yağmur başladı da.
Baba?
Baba?
Yuhanna 4:18 diyor ki...
"Aşkta korku yoktur.
Ama kusursuz aşk korkuyu yok eder,
çünkü korkunun azabı vardır."
Onu seviyorum.
Ve o da beni seviyor.
Lütfen baba.
Genç kız senin ona zorbalık yaptığını söyledi.
Hepsi senin fikrinmiş.
Hayır, bu doğru değil.
O...
bunu asla söylemez. Ben yanlış bir şey yapmadım.
"Kilisenin gözünde yanlışsa
doğru olanın geçerliliği yoktur."
Hayır, hayır, hayır, hayır.
Lütfen baba, lütfen beni götürmelerine izin verme.
- Lütfen bunu bana yapma. - Özür dilerim. Özür dilerim.
Lütfen, lütfen, daha iyi olacağım.
Yarın öğleden sonra yetimhane
çalışanı seni almaya gelene
kadar tesiste kalacaksın...
Evimden çıkmanı istiyorum.
Hayır, hayır, hayır anne, lütfen beni götürmelerine izin verme.
Lütfen.
Lütfen baba. Hayır.
Lütfen, hayır.
Hayır! Hayır!
Belki sabah onun için geri döneriz.
Kampı kapatalım mı? Ne düşünüyorsun?
Hiçbir yere gitmiyoruz, Gwen.
O dönene kadar burada bekleyeceğiz.
Benimle kalmadığına emin misin?
Hey...
Şu anda gerçekten desteğine ihtiyacım var, tamam mı?
Benim için gerçekten zor bir geceydi.
Ah, siktir git Adam. Git arabada bekle.
Gwen, hadi.
Lütfen.
Göt herif!
İnanılmaz. Nasıl bu kadar dikkatsiz olabiliyorsun, seni kahrolası pislik?
Kahretsin.
Gwen.
Ne oluyor? Sorun ne?
İçeride birisi var! Yemin ederim Allah'a yemin ederim!
Adam, lütfen! Gitmeliyiz!
Orada hiçbir şey yok. Neydi bu?
Yemin ederim orada bir kadın var.
- Siktir et şunu! - Boş.
Gwen!
Hayır! Gwen!
Hey!
Kahretsin!
Merhaba Elise.
-Clara. -Benim. Gerçekten benim.
-Clara, seni özledim. -Kaz!
-Ha? -Kaz!
-Neyi kazıyorum? -Bu bir sürpriz.
Ah, sürprizleri severim.
Seni çok özledim Clara. Kalbim senin için acıyor.
- Keşke kalbim hala atsa. - Evet, keşke.
Çok şükür, nedir bu?
Bu bir kemik.
-Kaburga sanırım. -Müthiş. Daha fazlası olmalı.
Tanrım, umarım öyledir. Kazmaya devam edeyim mi?
Joseph Smith'in on karısı mı vardı?
Ne buldun?
Bu kesinlikle bir kafatası.
Güzel değil miyim?
En güzeli.
Seni arıyorlar.
Burada seni götürecek biri var.
Yaptığım şey için üzgünüm.
Ben sadece... panikledim. Ne yapacağımı bilmiyordum.
Benden nefret mi ediyorsun?
Hayır.
Hayır.
Müteşekkirim.
Elise......ne yapıyorsun?
Elise.
Hayır, hayır, hayır, Ne yaptım?
Ne yaptım? Clara!
Ah, sensin.
Şimdi seni hatırlıyorum.
Bunca zamandır benimle birlikteydin.
Elise Lütfen!
Nasıl hissettiriyor?
Cennetteki Babamızı hissediyor musun?
Elise, lütfen.
Yaptığım şeyin affedilemez olduğunu biliyorum.
Gerçekten özür dilemenin her şeyi düzelteceğini mi sanıyorsun?
Bırak beni Elise.
Türkçe altyazı; ufukbaba Sağlıkla kalın.
Hayır, Elise. Hey!
Hadi.
Elise.
Elise.
Tanrım.
Ah, yüzün. Ne oldu?
Ne yapıyorsun sen?
Elise, dur.
Ona yardım et.
Et, eti doğurur.
Ruh ruhu doğurur.
Ruh ruhu doğurur.
Tanrım!
Kahretsin. Kahretsin! Hayır! Hayır!
Hey! Hey! Bırak beni!
Onu bağışla Larue.
Ruh ruhu doğurur.
Hadi!
Cennetteki Baba adına o masumdur.
Lütfen.
Merhamet lütuftur.
Ah, hayır! Hayır!
Boğul!
Hayır, hayır, hayır.
Hayır, hayır, hayır, hayır!
İçinde boğul!
Kahretsin!
Hadi!
Hayır, hayır! Lütfen. Bırak beni!
Adam.
Adam.
Elise.
Lütfen.
Seni seviyorum.
Ben daha fazla seviyorum.
1 AY SONRA
Eminim hepiniz nefesinizi tutma alıştırması yapmışsınızdır.
Onlar hazır Piskopos Franklin.
Ruhlarınız cennette sevinsin.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.