Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bizim Saza ilk gelişinde.
Bu taraflara pek çıkmam.
Gene de çıkma.
Gelme bir daha.
İçkiye, Saza eğlenceye bir takılırsın, bir hoşlanırsın, bir daha da... Üzme
canını.
Girelim be, siz bilirsiniz.
Girelim be.
Yanımda çalışan bir memur arkadaşımın sürekli borç borç borç. Acaba ne yapıyor
dediğimizde bu aleme takılıp paraları yediğini öğrendik. Onu kurtaralım diye
girmişken 28 yıl geçti.
Gel orada insanlar zaten.
İklimi biliyor anladın mı? Oraya sıkılmaya geldiğini biliyor. Cebine
lira ben bu parayı orada yiyeceğim.
Dün gece ben 400 lira.
E tabi kontrol olmak lazım.
Özellikle bizim sektörde kadınlara zaaf olan insanlar çoktur. Öyle bir sektörde.
İçmişine alkolde girince hemen duyguları daflet.
En şık sen olmalısın. Saçın dikkat çekmeli, makyajın, fiziğin. Göğüsten
ona göre bir dekolte. İşte kalçasını güzel, ona göre bir şort giyiyor. Kimi
oyunuyla dikkat çekiyor, kiminle ağzı bozuk. Küfür seviyor kimi adam. Kimi
şiddet seviyor, kimi adama hanımefendi olacaksın, kibar olacaksın.
Kimi oyun oynamayan bayan seviyor, ağır bayan olacaksın.
Bu işte 42 yıldır devam ediyoruz.
Şimdi bu işe girdiği zaman ses takasını yaptırıyorsun. Buranın kazası var,
belası var.
Allah göstermesin, bir personelin başına dışarı çıktığı zaman kaza olabilir.
Bak, hayatın bana verdiği ilk, bu işin bana bıraktığı ilk, sokakta yürüdüğü
zaman, seni hiç tanımayan vatandaş bile, aa saçası bozuk diyor, bu adam normal
değil diyor. O itibar var toplumumuzda.
Bir oyun aynı bir konsoliyatı, 50 milyon lira. Peçeteye yazıyorlar, sıra kime
gelirse sırasına göre. Yeri geliyor, bir saat, iki saat bekleyen oluyor.
Şimdi burada ne çalınıyorsa şu an köy odasında aynı çalınıyor. O zamanlar bu
sektör başladığı zamanlarda da köy odasında ne çalınıyorsa burada o
Buraya nasıl düştün? Biz oraya düşmüşüz, düşmüş.
Yani gerizekalı sen nasıl buraya düştün? Bir onu açıkla.
Bizim izinli günlerimiz var. Yine o kafamıza göre.
Bir iki gün önceden dükkanı haberdar etmen gerekiyor. Hani ona göre bir ilk
hazırlıyorlar diğer kızlarla ilgili. Ama tabii telefonu açmazsan izin ver.
Ertesi gün biraz da zarar verirler. Başka da bir şey demezler.
Canım ne haber?
İyi.
Sen erken kaçırdın sabah.
Kötü mü oldun sabah?
Dedim ben sana bak.
Erkenden söyledim ama ben sana.
İyi tamam bir tanem. Akşam görüşürüz.
Görüşürüz.
Ilık bir şeyler ye.
Altyazı M .K.
Gerildim acayip bak.
Ayet -i Ergülsü falan okuyayım mı içimden? Sakinleşmek için.
Kaynatıyorsun buradan. Seni aslında işe hazırlıyorlar.
Moralin bozuk bile gelsen bukafere. Burada hani böyle bir eğlence. Burası
çok daha kalabalık oluyor.
Hep bir sıra işte Meloş hadi beni unutma beni al. İşte fönü kim çekecek? Ümit
çekecek. Hadi Ümit benim saçımı al. İşte 10 dakikam kaldı. 15 dakikam kaldı.
Artık buradakiler bir aile gibi oluyorsun. Bir de bunlar senin
oluyor. Sen iş yerinde tanıştığın insanlara psikologluk yapıyorsun böyle
psikiyatri. Kuaförlerine senin psikiyatrin oluyor. Hepsi bizim
biliyor. İşte ailemizi, sevgilimizi, sorunlarımızı.
Ona göre.
Tırnaklarımda manikür yok Meloş. Bir hafta da evde yatıyorum. Hiç
şu an.
Adam da geldi orada.
Sen mi yatıyorsun?
Kimi yerde bir gün çalışıyorsun, kimi yerde bir sene.
Hem biraz işin rast gider mi o dükkanda, iş yapabiliyor musun ona bağlı. Ya da
bir bakıyorsun işin çok rast gidiyor, en küçük kavgada çıkıyorsun.
Mesela bu mekandan en son kovuldum ben böyle 8 ay falan önce.
İşlerim de güzeldi. Hatun 'un biriyle kavga ettik. Ben de işte alkol falan.
Hatun 'un başına efes şişesi vurdum.
Saat 3'te dediler sana bay bay. Kapının önüne attılar beni.
3 hafta sonra da geri çağırdılar. Arası o oyunca.
Bir bakarsın saçma sakin. Girdikleri de olmuştu.
Yani boş şeyler işte. Efem püslere şeyleşti.
Ayıldıkları zaman dünkü gibi...
Kaldıkları yerden kanka olmaya devam ederler. Ya da beni işten göndermek
durumunda kalırsın. Çok huzur bozuyordur.
Ondan şikayetçi olan kız arkadaşı gelir sana üç gün sonra ağabey sen onu geri
al. Ben onu çok seviyorum. Onu çok özledim. Bizim aramızda sorun yok gibi
vardır. Bunlara alıştık. Antrenmanlıyız bunlara.
Masa bozmak diye bir tabir var mesela.
Mehmet her gün geliyor bana güzellik yapıyor, para harcıyor.
E bu kız da istiyor ki bu adam bana güzellik yapsın. Ne yapıyor?
Gidiyor adama beni kötülüyor.
Bizim en büyük kötülememiz bizim sevgilimizin olması.
Yani bizim sevgilimiz asla olmamalı bu iş yaparken ya da eşimiz falan filan.
Diyor ki onun diyor sevgilisi var diyor. O seninle görüşmez dışarıda ama benim
sevgilim yok ben senden hoşlanıyorum diyor. İşte buna masa bozmak diyoruz.
Bir de senin masanı bozunca düşman oluyorsun.
Kavgalar çıkıyor her gün.
Saç baş şişeler gidiyor.
Gazete ilanıyla başladım ben bu işe.
İçkili restorantımıza bayan Garton aranıyor. 70 lira yemeye. Aman yarabbim
bir para yani.
Oranın şefi bizi kapıda karşıladı. Buyurun oturun falan.
Dedim ben burada çalışmam.
Bak dedi öyle deme dedi. Burada dedi içki başı dedi.
Bardak gösteriyor bana konsparda. Bunun başına dedi 5 lira alırsın dedi.
Bunu içtiğin kadar. Bunu içmekte ne var ki dedim. 100 tane de içirim.
Öyle değilmiş tabii onu sonradan anladık da.
Adamın yanında içeceksin. Yok dedim ben kimsenin yanına oturmam. Böyle giyinemem
diye böyle saçma ihtiyacı yapamam. İyi dedi sen o zaman gel dedi burada ders
sonluk yap. 50 liraya.
Oradaki rakı masada süs diye durur.
Tadının da ne içtiği belli değil.
Hatta bir tuvalete gidersiniz gelirsiniz masada 6 tane biraç çıksın.
Bu ne?
Üşüdüm ben. Ben işeyip gelinceye kadar ne zaman üşüdüm lan bunların?
Bunların her tanesi para.
Üşüdüm diyor.
Şey yapacaksın,
ödeyeceksin.
Müşterinin zaafı vardır.
Herkesin olmaz. Herkesin bir zaafı vardır. Bazı insanların kadına zaafı
Kadın da mülkeri Yalan bizim
ikinci dilimiz.
Hatta bizim bak şöyle bir tutar özelliğimiz var. Genelde hani sarhoşlar
söyleyemez ya. Bizim en büyük özelliğimiz bu. Sarhoşken de yalan
Hayatım çıkalım, çıkalım. Yalan çıkamaz.
Beni şeyde bekle, Melko 'nun orada geliyorum.
Gelmez.
Şimdi her mekanda saat 6'dan sonra yemek hazırlanır. Kapasitenin
üstünde, çalışanın üstünde.
Tabii bölgedeki taksicisi, kuaförü, ekonomik durumu iyi
olmayan insanlar.
Gelir saat yedi buçuğa kadar yemeğini yer.
Ondan sonra daha akabinde tekrar dışarıda içini bitirir, gelir yemeğini
yer. Akabinde tekrar kızlar yer. Dokuza kadar bütün mekanlarda yemek patlı
vardır. Bu da tabii nimetle insanlara faydalandırmak,
bir sevap kazanmak amacıyla yapılır.
İnsanlar tabii ki sadece içki sattığımız için günah.
Gözüyle bakıyor ama öyle değil. Bu sektörde ekmek yiyen çok insan vardır.
Bir hafta önce arkadaşım 10 milyar para ödedi. 10 milyar, 9 milyar.
Yani bunun sınırı yok.
Kesinlikle yok.
Sen 500 milyon liradan da eğlenirsin, 300 liradan da eğlenirsin, 50 milyon
liradan da eğlenirsin. O senin yapacağın bir şey. Bu oyun havaları ilk
çıktığında insanlar bilinçsizce eğleniyordu. Çünkü bilmiyorlardı.
Köyden geliyor.
Ortamı bilmiyorum ama şimdi öğrendiler. 15 sene, 16 sene oldu aşağı yukarı.
Şimdi herkes bilinçli eğleniyor. Adam tarlanın bir köşesini satıyor ya da
herhangi bir tarlanın yarısını satıyor. İyi de para ediyor. Diyor ki ben bu sene
ya da iki aydan bir tarla yedim.
Öğüne öğüne anlatıyor.
Güzel eğlendim diyor. Her gece 1000 lira, 2000 lira masraf ettim diyor.
İçerideki ortam köy odalarından gelen bir ortam. Bu mekanlar çıkartmış değil
müziği ya da bu ortamı.
Saat gece 11 -12 'ye kadar köy meydanında olurdu düğünler. 12'den sonra
yaşın üzerindeki insanlar köy odalarına çekilirler.
Geç saatlere kadar da orada eğlence yaparlardı.
Eğlencenin tarzı da buydu.
Tüyün eğlencesinden olay kazınaya geldi.
Hani biraz tabii ki burada para kazanmaya döndüğü için farklılıklar
Ben ilk başladığımda adın ne dediler? Hani Gamze.
Gel dediler dükkanda bir Gamze var. Senin adın Sinem olsun.
Sonra belirgin özelliğine, huyuna göre sana bir lakab takıyorlar.
Mesela meşhurlardan ne var?
Sarı tutku var, kirli dilek var.
İşte bana en başta Japon Sinem diyorlardı gözlerim çekik diye. Sonra
benim köpek sevgimi, hayvan sevgimi falan öğrenince adım köpekçi kaldı.
herkes köpekçi diye çağırıyor.
Tutku diğer bir kız vardı.
Konsümatik yapar, oynar ama gereğinden fazla dekolte gelir.
Biraz da oyun havasının dışında insanların dikkatini çekmek için
erotik hareketlerde bulunurdu.
Ben sarı tutkuyla 10 yıl önce çok uçuk fiyata,
çok uçuk yürümeye çalıştım. O benim yanımda çalışırken dükkanım paket
dolardı.
Bizim yaptığımız
müzikte müstehcenlik ön plandaydı. Ankara 'nın namık rahmetli.
Bunu biraz hani öne çıkarttı. Ondan sonra bu yaygınlaştı.
Bir dönem öyle bir kurye oldu yani.
Dedi ki bana Cevat abi bir kaset yapıyorum dedi.
Türkiye 'yi kaynatacağım Türkiye 'yi dedi.
Siz benim kasetim çıktığı zaman kiralamayacaksınız dedi.
Ben içimden he he dedim.
İşte arabada 5 evde 15 kasetimi yapıyordu o zaman.
Arabada 5 evde 15 parçası mı olur? Bizim yaptığımız müzik türünün sadece ve
sadece ismi Ankara eğlence müziği.
Yani bizim çaldığımız müzikle düğününde de eğleniyor insanlar.
Burada eğlence merkezinde, gazete ortamında da eğlenebiliyorlar yani.
Kaşık ve zillerin olayı, olayın kopma noktası diyebilirim yani.
Olayın kopma noktası diyebilirim Kaşık ve zillerin. Valla Ankaralıların genelde
evinde 4 tane yani bir takım deriz, bir takım kaşığı olur.
Yani o şey gibidir şimdi, silah hani şimdi bölgelerde
silah şeydir ya, belinde silah olur yani kesin olacak.
Bizde de belinde kaşık olacak yani. Düğüne gittiği zaman şöyle bir silah
gibi kaşıkları çıkaracaklar yani.
Kaşık olmazsa olmaz.
Bu alemin aslı görüntü alemidir. Güzellik alemidir.
Stres yapmaya yeridir.
Normalde insanlar gelir dikkat çekecek sanatçıya patlattığı konfetiden, yaktığı
meşaleden ya da masasına attırdığı gülünden tutun da Bunlar hep görüntü
da oturduğu bayana söylediği içki sayesiyle, ışıklarda mumların yanması,
masaların o insana bakmasıyla alakalı bir şeydi.
Bir laf var tamam mı? İna da sikişen kendini siktirir diye. Bizim oradaki
erkeklerin de yaptığı bu.
Mesela bana biri takılıyor, Mehmet.
O bana 4 tane milir söyledi. O benim canlı masam oluyor. Neden? Çünkü mesela
orada bana 400 -500 lira para harcadı.
E Veli de var şimdi.
Veli ne yapacak? O 4 milir söylediyse o 5 tane söyleyecek ki.
Ondan üstüne olacak.
E benim işim de ne? Bu ikisini birbirine kışkırtmak. Bak işte Veli bana 4 tane
milir söyledi. Bak o beni daha çok seviyor. O beni daha çok istiyor.
Veli 'ye gidiyorum bu sefer. Bak diyorum Mehmet bana 5 milir söyledi. Sen beni
bu kadar mı seviyorsun? Beni bu kadar mı istiyorsun ya?
İşte diyor ki o da.
Her şey para mı?
Yok her şey para değil. Ben burada babamla aynı çalışıyorum aslında.
Yok diyorum her şey para değil ama benim de sorunlarım var. Benim de geçindirmem
gereken bir ailem var.
Hani o yüzden yoksa ben diyorum sana kıyabilir miyim? Hem de çatır çatır
affetmem yani.
Köpekçiyim.
Öyle.
Beton.
Bu sektörde eğer bayan çalışmazsa erkek personelinde hiçbir kıymeti yok.
Çünkü bayan personel olmadı mı o dükkanda bir şey yaramaz yani.
Onlar çalışacak ki biz evimize ekmek götüreceğiz başka türlü.
Onların üzerine daha fazla kurulur.
Oraya her bayan isteyerek gelmez.
Canını istediği için çalışmaz, parası için çalışmaz, cezbettiği için çalışmaz.
Zorunlu olduğu için oraya gelir.
Ben seni buradaki kadınlar gibi görmüyorum.
Aslında o gibi de çok bir ağır yani. Ne yani onlar ne ki sen beni öyle
görmüyorsun?
Ben seni aslında burada tanımak istemezdim. Keşke dışarıda tanışsaydık.
nevli olacaktık falan.
Uğruldu ölümden korkarsa, Daraim
başkasına bakarsa,
Uğruldu ölümden korkarsa, Kırrağına kaparsa,
Bir konyak daha getir.
Kapatıyoruz ama.
Getir dedim.
Peki.
Sağ ol.
Sağ ol abicim.
Ben de içmek istiyorum.
Açık bir yer bulur muyuz?
Barların, pavyonların tam açılma saati.
Oralar seyir yeri. İçki içilecek bir yer dedim.
Uyunmaz ki şimdi de.
Gece yarısı.
Olsun. Bütün gece uyudum.
İçince de canım eğlenmek çeker. Çok içmezsem tabii.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.